İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Marka tescili ve patent uyuşmazlıkları: itiraz, hükümsüzlük, tecavüz ve dava süreleri

Yayın tarihi:

Marka ve patent hakları Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki tescil süreciyle doğar; uyuşmazlıklar ise ya Kurum kararlarına karşı açılan davalarda ya da hak sahipleriyle üçüncü kişiler arasındaki hükümsüzlük, tecavüz ve tazminat davalarında çözülür. Bu rehber, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile 5000 sayılı Kanunun m. 15/C hükmü çerçevesinde marka tescilinde mutlak ve nispi ret nedenlerini, yayına itiraz ve Kurum kararlarına karşı dava sürelerini, karıştırılma ihtimali ölçütünü, kötü niyetli tescili, hükümsüzlük ve kullanmama nedeniyle iptali, tecavüzde hukuki talepleri ve tazminat hesabını, patent ve faydalı modelin verilme şartları ile hükümsüzlüğünü Yargıtay kararlarıyla birlikte anlatır.

Kısaca

Sınai Mülkiyet Kanunu'nun sağladığı marka koruması, Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuruyla tescil yoluyla elde edilir; koruma başvuru tarihinden itibaren on yıl sürer ve onar yıllık dönemlerle yenilenebilir. Yayımlanan marka başvurusuna yayımdan itibaren iki ay içinde itiraz edilebilir. Kurumun itiraz üzerine verdiği son karara karşı, bildirimden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir. Tescilli markası izinsiz kullanılan marka sahibi, kural olarak kullanımın durdurulmasını ve zararının ödenmesini mahkemeden isteyebilir. Patent başvuru tarihinden itibaren yirmi yıl, faydalı model on yıl korunur ve bu süreler uzatılamaz.

Bu sayfada

Dava, süre ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Görevli mahkeme

Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi. Sınai Mülkiyet Kanunu'nda öngörülen davalarda görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir; bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun belirlediği asliye hukuk mahkemesi bakar. Fikrî mülkiyet mevzuatından doğan davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır (TTK m. 4/1-d); ancak asliye ticaret mahkemesinin genel görevi “aksine hüküm bulunmadıkça” geçerli olduğundan (TTK m. 5/1) SMK m. 156/1'deki özel görev hükmü uygulanır.

Dayanak: SMK m. 156/1; TTK m. 4/1-d, m. 5/1

Yetkili mahkeme

Türk Patent ve Marka Kurumunun kararlarına karşı açılan davalarda (ör. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi kararının iptali) ve Kurum kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacağı davalarda görevli ve yetkili mahkeme Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. Hak sahibinin üçüncü kişilere karşı açtığı davalarda (ör. tecavüz ve tazminat) davacının yerleşim yeri, hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yer veya fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi yetkilidir; davacının Türkiye'de yerleşim yeri yoksa sicilde kayıtlı vekilin işyerinin, vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Üçüncü kişilerin hak sahibine karşı açtığı davalarda (ör. hükümsüzlük) davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; hak sahibinin Türkiye'de yerleşim yeri yoksa sicilde kayıtlı vekilin işyerinin, vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Dayanak: SMK m. 156/2, m. 156/3, m. 156/4, m. 156/5

Dava şartı

Kurum kararına karşı dava, Kurumun nihai kararına karşı açılır. Bu karar, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesinin kararıdır; dolayısıyla önce Kurum nezdindeki itiraz yolu işletilir: yayımlanan başvuruya yayımdan itibaren iki ay içinde itiraz (SMK m. 18/1), Kurum kararına bildirimden itibaren iki ay içinde Kurum nezdinde itiraz (SMK m. 20). Patentte Kurum kararlarına bildirimden itibaren iki ay içinde itiraz edilir (SMK m. 100/1); üçüncü kişiler patentin verilmesi kararının Bültende yayımından itibaren altı ay içinde patente itiraz edebilir (SMK m. 99/1). Zorunlu arabuluculuk bakımından: SMK'dan doğan davalar TTK m. 4/1-d uyarınca ticari davadır ve TTK m. 5/A/1, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı yapar. Bu lafza göre yalnız tazminat istenen davada arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, tazminat istemi tecavüzün tespiti ve men'i gibi arabuluculuğa tabi olmayan istemlerle aynı davada birlikte açıldığında arabuluculuk dava şartının aranmayacağını kabul etmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise talepler aynı davalıya yöneltilmemişse davaların yığılmasından söz edilemeyeceğini ve dava şartının her dava için ayrı arandığını belirtmiştir. Tespit, men, hükümsüzlük ve Kurum kararının iptali gibi konusu bir miktar para olmayan istemler bu hükmün kapsamında değildir. Kurumun yayına itirazı incelerken tarafları uzlaşmaya teşvik etmesi (SMK m. 19/4) dava şartı değildir.

Dayanak: TTK m. 4/1-d, m. 5/A/1; SMK m. 18/1, m. 19/4, m. 20, m. 99/1, m. 100/1; 5000 sayılı Kanun m. 15/C

Süre ve zamanaşımı

Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi kararına karşı dava: kararın bildiriminden itibaren iki ay. Kurum aşamasında yayına itiraz yayımdan itibaren iki ay, Kurum kararına itiraz bildirimden itibaren iki ay içinde yapılır. Patentte Kurum kararlarına bildirimden itibaren iki ay içinde itiraz edilir (SMK m. 100/1); üçüncü kişiler patentin verilmesi kararının Bültende yayımından itibaren altı ay içinde patente itiraz edebilir (SMK m. 99/1). Marka hükümsüzlüğü davası için kanunda genel bir dava açma süresi öngörülmemiştir; ancak sonraki tarihli markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl sessiz kalan marka sahibi, sonraki tescil kötüniyetli değilse markasını hükümsüzlük gerekçesi yapamaz. Patent ve faydalı model hükümsüzlüğü davası koruma süresince veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde açılabilir. Sınai mülkiyet hakkından doğan özel hukuk taleplerinde Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımı hükümleri uygulanır; haksız fiilden doğan tazminat istemi zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden başlayarak iki yıl, her hâlde fiilden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır; marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretmek, satmak gibi fiiller SMK m. 30/1'de hapis cezasını gerektiren suç olarak düzenlenmiştir (bu hüküm yalnız markaya ilişkindir). Kesinleşmiş kararın ilanı hakkı, kesinleşmeden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.

Dayanak: 5000 sayılı Kanun m. 15/C; SMK m. 18/1, m. 20/2, m. 25/6, m. 30/1, m. 99/1, m. 100/1, m. 138/5, m. 144/3, m. 149/3, m. 157; TBK m. 72/1

Yargılama usulü

Sınai Mülkiyet Kanunu'nda bu davalara özgü bir yargılama usulü hükmü yoktur. SMK'dan doğan davalar TTK m. 4/1-d uyarınca ticari dava sayıldığından TTK m. 4/2 uygulanır: miktar veya değeri bu fıkradaki parasal sınırı geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. Sınır HMK ek m. 1/1'e göre artırıldığından tutar burada yazılmamıştır. Bu sınırı aşan davalarda HMK'nın yazılı yargılama usulü uygulanır. Ticari davalarda deliller ve bunların sunulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir.

Dayanak: TTK m. 4/1-d, m. 4/2; HMK m. 316/1

Harç

Yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi, işlemin türü ve niteliğine göre maktu alınır. Tazminat gibi konusu belli bir değerle ilgili davalarda esas hakkında karar verilirse karar ve ilam harcı hüküm altına alınan değer üzerinden nispi; bunun dışında kalan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarda ve davanın reddinde maktu karar ve ilam harcı alınır. Oran ve tutarlar değişebildiği için burada yazılmamıştır.

Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15; (1) sayılı tarife A-III-1-a, A-III-2-a

Kanun yolu

Nihai karara karşı istinaf; m. 341/2'deki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir, ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf süresi ilamın tebliğinden itibaren iki haftadır. Bölge adliye mahkemesinin kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz; kural olarak m. 362/1-a'daki temyiz sınırını geçmeyen davalara ilişkin kararlar temyiz edilemez. Anayasa Mahkemesi bu bendi istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâli yönünden iptal etmiştir (21/5/2026'dan itibaren). 7589 sayılı Kanunla eklenen m. 362/3'e göre (31/7/2026'dan itibaren) bölge adliye mahkemesi istinafı kısmen veya tamamen kabul edip esas hakkında yeniden karar vermişse, kabul veya reddedilen kısım m. 341/2'deki sınırın üzerindeyse karar temyiz edilebilir; m. 362/1-a'daki sınırın altında kalan bu kararlarda ilk derece kararıyla aradaki fark m. 341/2'deki sınırı geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Geçici hukuki korumalar hakkında verilen bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Sınırlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.

Dayanak: HMK m. 341, m. 345, m. 361/1, m. 362/1-a, m. 362/1-f, m. 362/3, ek m. 1

Marka tescili nasıl korunur ve başvuru hangi mutlak ret nedenleriyle reddedilir (Sınai Mülkiyet Kanunu m. 5, 7 ve 23)?

Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 7/1'e göre marka koruması tescil yoluyla elde edilir; tescilden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir (m. 7/2). Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır ve onar yıllık dönemler hâlinde yenilenir (m. 23/1). Yenileme talebi koruma süresinin sona erdiği tarihten önceki altı ay içinde yapılır; bu sürede yapılmazsa sona erme tarihinden itibaren altı ay içinde ek ücret ödenerek de yapılabilir (m. 23/2). Markanın sahibine sağladığı haklar üçüncü kişilere karşı tescilin yayım tarihinden itibaren hüküm ifade eder; başvurunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve tescil ilan edilmiş olsaydı yasaklanabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi tazminat davası açabilir, ancak mahkeme tescil yayımlanmadan iddiaların geçerliliği hakkında karar veremez (m. 7/4).

Mutlak ret nedenleri m. 5/1'de sayılmıştır. Bunların başlıcaları şunlardır: 1) herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler (b), 2) ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak gibi özellikleri münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretler (c), 3) aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescilli ya da daha önce başvurusu yapılmış markayla aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler (ç), 4) ticaret alanında herkes tarafından kullanılan işaretler (d), 5) malın veya hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltacak işaretler (f), 6) kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretler (ı). Başvuru tarihinden önce kullanılarak ayırt edici nitelik kazanmış marka (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez (m. 5/2); önceki marka sahibinin tescile açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belge Kuruma sunulursa başvuru (ç) bendine göre reddedilemez (m. 5/3).

Hukuk Genel Kurulu, mutlak ret nedenlerinin herhangi bir kişinin ileri sürmesine gerek kalmaksızın Kurum ve mahkeme tarafından resen dikkate alınacağını ve Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararlarının iptali için açılan davalarda mutlak ret nedenlerinin başvuru tarihindeki koşullara göre değerlendirileceğini belirtmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2023/694)1 Mutlak ret nedenlerinden birine rağmen tescil edilmiş markanın hükümsüzlüğü mahkemeden istenebilir (m. 25/1).

Yayına itiraz ve Kurum kararlarına karşı dava hangi süre ve şartlara bağlıdır (SMK m. 18-20, 5000 sayılı Kanun m. 15/C)?

Bültende yayımlanan bir marka başvurusunun m. 5 veya m. 6'ya göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar, ilgili kişiler tarafından başvurunun yayımından itibaren iki ay içinde yapılır (SMK m. 18/1). İtiraz yazılı ve gerekçeli olarak Kuruma yapılır; gerekçeler bu süre içinde sunulmazsa itiraz yapılmamış sayılır ve itirazın incelenmesi için ücretin de aynı süre içinde ödenmesi zorunludur (m. 18/2). Önceki markaya dayanan (m. 6/1) itirazlarda, itiraza dayanak marka itiraz edilen başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye'de en az beş yıldır tescilliyse, başvuru sahibinin talebi üzerine itiraz sahibinden önceki beş yıllık dönemde markasını ciddi biçimde kullandığına ya da kullanmamaya dair haklı sebeplerine ilişkin delil sunması istenir; ispat edilemezse itiraz reddedilir (m. 19/2). Kurum gerekli görürse tarafları uzlaşmaya teşvik edebilir (m. 19/4).

Kurum tarafından marka kitabı kapsamında alınan kararlardan zarar gören taraflar, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Kurum nezdinde yazılı ve gerekçeli itirazda bulunabilir; itiraz süresinden sonra gerekçeler değiştirilemez ve yeni gerekçe eklenemez (m. 20). Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesinin kararları Kurumun nihai kararlarıdır; bunlara karşı kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir ve Kurul kararlarının iptaline ilişkin ilam kesinleşmedikçe icra edilemez (5000 sayılı Kanun m. 15/C). Kurumun SMK hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkeme de Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir (SMK m. 156/2).

Hukuk Genel Kurulu, 5000 sayılı Kanun m. 15/C'yi aktararak YİDK kararlarının Kurumun idari açıdan verdiği nihai karar olduğunu, ancak dava açma süresi geçmeden veya açılan dava kesin olarak sona ermeden YİDK kararının kesinleştiğinden söz edilemeyeceğini açıklamıştır. (Yargıtay HGK, E. 2025/60)2 Aynı kararda Kurul, kural olarak itirazda ileri sürülmeyen hususların daha sonra mahkemede ileri sürülemeyeceğini; örneğin itiraz aşamasında markanın tanınmış olduğu ileri sürülmemişse bunun mahkemede ileri sürülemeyeceğini belirtmiştir.2 Hukuk Genel Kurulunun bir başka kararına göre nispi ret nedenleri Kurum veya mahkemece resen dikkate alınmaz; bunların ilgili kişilerce m. 18 uyarınca itiraz olarak ileri sürülmesi gerekir.1

Hukuk Genel Kurulu, YİDK kararı Kurumun nihai kararı olduğundan bu süreçte marka tescil edilmişse YİDK kararının iptali davasından ayrı olarak hükümsüzlük davası da açılabileceğini ve iki dava arasında dava açma süresi, taraflar ve konu bakımından farklar bulunsa da birlikte açılmalarına engel bulunmadığını belirtmiştir.2 Hukuk Genel Kurulu 2026 tarihli bu kararında, bölge adliye mahkemesinin YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki durumun esas alınması gerektiği yönündeki direnme gerekçesini benimsememiş; SMK m. 27'de hükümsüzlüğün etkisini sınırlayan istisnai durumlar arasında sayılmayan YİDK kararının iptali davasında, itiraza dayanak markanın sonradan hükümsüz kılınmasına ilişkin kararın dikkate alınması gerektiğine hükmetmiştir.2 Kanun da hükümsüzlük kararının marka başvuru tarihinden itibaren etkili olduğunu ve markaya sağlanan korumanın hiç doğmamış sayılacağını öngörür (m. 27/1); marka sahibinin ağır ihmali veya kötüniyetli hareketi nedeniyle zarar görenlerin tazminat talepleri saklı kalmak üzere, hükümsüzlüğün geriye etkisi karardan önce kesinleşip uygulanmış tecavüz kararlarını ve kurulup uygulanmış sözleşmeleri etkilemez (m. 27/3).

Nispi ret nedenlerinde karıştırılma ihtimali hangi ölçütlerle belirlenir (SMK m. 6/1 ve m. 6/5)?

SMK m. 6/1'e göre tescil başvurusu yapılan markanın önceki tescilli veya önceki tarihli başvuruya konu markayla aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa, itiraz üzerine başvuru reddedilir. Diğer nispi ret nedenleri şunlardır: 1) ticari vekil veya temsilcinin izinsiz başvurusu (m. 6/2), 2) başvurudan önce tescilsiz marka veya ticarette kullanılan işaret üzerinde elde edilmiş hak (m. 6/3), 3) Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markalar (m. 6/4), 4) Türkiye'de ulaşılan tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız yarar sağlanabilecek, itibarı zarar görebilecek veya ayırt edici karakteri zedelenebilecek markalar, başvuru farklı mal veya hizmetlerde olsa bile (m. 6/5), 5) başkasına ait kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğraf, telif hakkı veya başka bir fikri mülkiyet hakkı (m. 6/6), 6) kötüniyetle yapılan başvurular (m. 6/9).

SMK m. 6/1 lafzı gereği karıştırılma ihtimali için hem işaretler hem de mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik aranır. Hukuk Genel Kurulunun 2023 ve 2026 tarihli kararlarına göre mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken sınıf numaralarına bağlı kalınmaz; karşılaştırılan mal veya hizmetler farklı sınıflarda olsa da “aynı veya benzer” olabilir.1 (Yargıtay HGK, E. 2024/730)3

İşaretlerin benzerliğinde görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin yanında esas olarak halk nezdinde bir bütün olarak uyandırılan izlenim esas alınır; buradaki halk, işin ilgilisi veya uzmanı olmayan ancak doğrudan muhatabı olan ortalama tüketicidir.1 Markalar arasında birçok noktada fark bulunsa bile “umumi intiba” karıştırılabileceklerini gösteriyorsa karıştırma ihtimali kabul edilir; önceki markanın ayırt edici niteliği düşükse küçük farklılıklar bile karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırabilir.1 Aynı ölçütler Hukuk Genel Kurulunun 2026 tarihli kararında da tekrarlanmıştır.3 2023 tarihli karar oy çokluğuyla verilmiştir.

Benzerlik incelemesinde Hukuk Genel Kurulu, mal ve hizmetlerin tür, çeşit, nitelik gibi özelliklerini belirten tanımlayıcı sözcüklerin asıl unsur olarak dikkate alınamayacağını ve bu özellikleri ima yoluyla belirten unsurların ayırt ediciliğinin de zayıf olacağını vurgulamıştır.3 Birden fazla unsurdan oluşan markalarda asıl unsur, markanın bütününün bıraktığı izlenimde, tümüne hâkim görünüşte ve ayırıcılığı vurgulayan imajda aranır; Hukuk Genel Kurulu, esas unsurlarda görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğunda aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırılma ihtimali bulunduğuna hükmetmiştir.3 Önceki markanın tanınmış olması karıştırılma ihtimalini artıran bir unsurdur; ancak tanınmış markanın tescilli olduğu mal ve hizmetlerden farklı mal ve hizmetlerde korunup korunamayacağına m. 6/1'e göre değil, m. 6/5 kapsamında yapılacak değerlendirmeyle karar verilir.1 2026 tarihli karar, başvuru ve dava tarihinde yürürlükte olan mülga 556 sayılı KHK m. 8/1-b'ye göre verilmiştir; bugünkü karşılığı SMK m. 6/1'dir.3

İlgili tüketici kesimi mal türüne göre değişebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, reçeteli ilaçlarda tüketicinin aslında doktor ve eczacı gibi eğitimli kişiler olduğunu ve markaların ayırt edici ekleri nedeniyle bu bilgilenmiş grup açısından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını; buna karşılık aynı sınıflardaki reçete gerektirmeyen kozmetik ve benzeri ürünlerin ortalama tüketici tarafından satın alındığını belirtmiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2022/2963)4 Daireye göre tescili mümkün olan mal ve hizmetlerle ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunan mal ve hizmetler ayrıştırılmadan inceleme yapılması bozma sebebidir; karar mülga 556 sayılı KHK m. 7/1-b ve m. 8/1-b'ye göre verilmiştir; bu hükümlerin bugünkü karşılıkları SMK m. 5/1-ç ve m. 6/1'dir.4

Kötü niyetli tescil ve önceye dayalı kullanım hakkı nasıl ispat edilir (SMK m. 6/3 ve m. 6/9)?

SMK m. 6/9'a göre kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir; m. 6/3'e göre de başvuru veya rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka ya da ticarette kullanılan bir işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. Bu hâller m. 25/1 uyarınca tescilden sonra hükümsüzlük sebebidir. Kullanım ispatı bakımından kanun, önceki markaya dayanan itiraz ve hükümsüzlük davalarında kullanım def'ine de yer verir: hükümsüzlük davasında kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır (m. 25/7).

Hukuk Genel Kurulu, 556 sayılı KHK döneminde öğreti ve uygulamayla hükümsüzlük nedeni olarak kabul edilen kötüniyetli tescilin 6769 sayılı Kanunla açıkça hükümsüzlük hâli olarak düzenlendiğini belirtmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2021/945)5 Kurula göre kötüniyetli marka başvurusu, hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvurulması veya başvurunun tescil ettirilmesidir; başkasının markasından haksız yararlanmak, gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak da kötüniyetli kabul edilir.5

Aynı kararda Hukuk Genel Kurulu ülkesellik ilkesini hatırlatmış; tescilli marka sahibinin haklarının ancak markanın tescilli olduğu ülke sınırları içinde korunacağını belirtmiştir.5 Kurul, davacının yurt dışında tescilli markasındaki ibarenin davalı tarafından Türkiye'de aynı sınıfta tescil ettirilmiş olmasını tek başına yeterli görmemiş; kötüniyetli tescil için örnek olarak sayılan fiillerin ve benzerlerinin somut olarak ortaya konması gerektiğini, bu yapılmadığından hükümsüzlük kararı verilemeyeceğini kabul etmiştir.5 Karar oy çokluğuyla ve dava tarihinde yürürlükte olan mülga 556 sayılı KHK'ya göre verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu 2026 tarihli kararında kötüniyetli tescilin ülkesellik ilkesinin istisnası olduğunu, bu hâlde korunması istenen markanın Türkiye'de tescilli olmasının aranmayacağını, ancak kötüniyeti ispat yükünün davacıda olduğunu belirtmiştir; bu karar da oy çokluğuyla ve mülga 556 sayılı KHK'ya göre verilmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2025/280)6

Önceye dayalı hak (m. 6/3) bakımından Hukuk Genel Kurulu, hükümsüzlük veya tescil engeli için önce öncelik hakkı sahibinin kullandığı işaretle tescilli ya da tescili istenen marka arasında benzerlik bulunmasını, sonra çekişmeli ibare üzerinde önceden elde edilmiş bir hakkın varlığını aramıştır. (Yargıtay HGK, E. 2024/307)7 Kurula göre bir işaretin marka olarak kullanılıp kullanılmadığı ortalama tüketicinin algısına göre belirlenir ve birebir marka gibi kullanım şart değildir; işaretin ticaret sırasında ayırt etme amacıyla kullanılması yeterlidir.7 Somut olayda ibarenin fatura ve iş evrakı ile ticaret unvanında tanıtıcı işaret olarak kullanılması markasal kullanım sayılmış ve öncelik hakkı ispatlanmış kabul edilmiştir.7 Kurul, önceye dayalı hakkın ancak kullanıldığı ispat edilen mal ve hizmetlerle sınırlı olarak tescil engeli veya hükümsüzlük nedeni oluşturduğunu da belirtmiştir.7 Bu kararla Kurul, faturalarda yalnız unvanın yer aldığı gerekçesiyle bilirkişi incelemesi isteyen 11. Hukuk Dairesi bozmasını benimsememiş ve ilk derece mahkemesinin direnme kararını onamıştır.

Markasal kullanım kavramı sessiz kalma savunmasına ilişkin bir başka kararda da ele alınmıştır. Hukuk Genel Kurulu, davalının vergi levhası, idari yaptırım tutanağı, denetim tutanağı ve faturalardaki kullanımının markasal kullanım niteliğini taşımadığını, bu evraktaki kullanımın markasal kullanımdan ziyade ticaret unvanının kullanımı niteliğinde olduğunu ve davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı savunmasını ispata yetmediğini kabul etmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2024/376)8 İlk kararda Kurul, iş evrakında ve ticaret unvanı olarak kullanımın SMK m. 7 kapsamında markasal kullanım sayılabileceğini belirtmiştir;7 ikinci karar ise dava tarihinde yürürlükte olan mülga 556 sayılı KHK'ya göre verilmiştir.8

Hükümsüzlük davası ile kullanmama nedeniyle iptal arasındaki fark nedir (SMK m. 9, 25-27, 192 ve geçici m. 4)?

Hükümsüzlük, m. 5 veya m. 6'da sayılan hâllerden birinin bulunması nedeniyle mahkeme tarafından verilir (SMK m. 25/1). Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları hükümsüzlüğü mahkemeden isteyebilir (m. 25/2); dava, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır ve Kurum taraf gösterilmez (m. 25/3). Hükümsüzlük hâli markanın bir kısım mal veya hizmetine ilişkinse yalnız o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir (m. 25/5). Kesinleşmiş hükümsüzlük ve iptal kararları herkese karşı hüküm doğurur (m. 27/5).

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kötü niyetli tescil iddiasıyla açılan bir davada, m. 25/2 karşısında hükümsüzlük davası açmak için markanın gerçek hak sahibi olmanın gerekmediğini ve davacının menfaatinin araştırılması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2025/2662)9 Daire bu kararda hükümsüzlüğün esasına girmemiş; davayı yalnız gerçek hak sahibinin açabileceği gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan reddeden kararı bozarak, yabancı üreticinin yetkili distribütörü olduğunu ileri süren davacının menfaatinin belgelerle araştırılmasını istemiştir.9

Kanun hükümsüzlük davası için genel bir dava açma süresi öngörmemiş, sessiz kalmayı ise ayrıca düzenlemiştir: marka sahibi, sonraki tarihli markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tescil kötüniyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez (m. 25/6). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de SMK'da tecavüz davaları bakımından sessiz kalmaya ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığını, hükümsüzlük davaları yönünden ise m. 25/6'nın beş yıllık sürenin geçmesini aradığını belirtmiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2024/3651)10

Kullanmama nedeniyle iptal ise Kuruma yapılan talep üzerine Kurum tarafından karara bağlanır (m. 26/1-2). Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetlerde Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir (m. 9/1). Beş yıllık sürenin dolmasından sonra ve talepten önce başlayan ciddi kullanım talebi reddettirir; ancak iptal talebi düşünülerek yapılan ve talepten önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz (m. 26/4). Marka sahibi talebe bir ay içinde cevap verir ve Kurum dosya üzerinden karar verir (m. 26/7). İptal kararı, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir; ancak talep üzerine, iptal hâlleri daha önceki bir tarihte doğmuşsa kararın bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir (m. 27/2).

Kurumun iptal yetkisi, m. 26'nın Kanunun yayımından yedi yıl sonra yürürlüğe girmesiyle başlamıştır (m. 192/1-a); o tarihe kadar iptal yetkisi mahkemelerce kullanılmış, o tarihte görülmekte olan iptal davaları da mahkemelerce sonuçlandırılır (geçici m. 4). Kanun 10/1/2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandığından m. 26, 10/1/2024'te yürürlüğe girmiştir (m. 192/1-a). Kurumun iptal kararına karşı da marka kitabındaki itiraz yolu (m. 20) ve Kurul kararına karşı Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava (SMK m. 156/2; 5000 sayılı Kanun m. 15/C) işler.

Beş yıllık kullanmama süresinin hesabında SMK öncesi dönemin sayılıp sayılmayacağı konusunda 11. Hukuk Dairesi, m. 9/1 ile kanun koyucunun sicili kullanılmayan markalardan arındırmayı amaçladığını belirtmiş; kanunların kural olarak geriye yürümediğini, ancak kanun koyucunun asıl amacının geçmişe etkili olacak şekilde kullanmama nedeniyle iptali öngörmek olduğunu kabul ederek dava tarihinden geriye beş yıllık değerlendirmeyi yapan kararı gerekçeli olarak onamıştır. (Yargıtay 11. HD, E. 2019/1765)11 Daire bu sonucu, mülga 556 sayılı KHK m. 14'ü iptal eden Anayasa Mahkemesi kararının 06.01.2017'de Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla SMK'nın yürürlüğü arasında doğan kanun boşluğunun doldurulması gerektiği gerekçesine dayandırmıştır.11 Karar 10.07.2017'de açılan bir davaya ilişkindir.11

Marka hakkına tecavüzde hangi hukuki talepler ileri sürülebilir, sonraki tarihli tescil ve sessiz kalma savunması ne sonuç doğurur (SMK m. 7, 29, 149 ve 155)?

SMK m. 29/1'e göre marka sahibinin izni olmaksızın markayı m. 7'de belirtilen biçimlerde kullanmak, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanarak taklit etmek, taklit olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu ürünleri satmak, dağıtmak, ithal veya ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak ve lisansla verilen hakları izinsiz genişletmek veya devretmek marka hakkına tecavüz sayılır. Ticaret alanındaki kullanımın biçimleri m. 7/3'te sayılır: işaretin mal veya ambalaj üzerine konulması, iş evrakı ve reklamlarda kullanılması, kullananın işaret üzerinde hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod veya anahtar sözcük olarak kullanılması, ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması bunlar arasındadır. Kullanmamaya ilişkin m. 19/2 hükmü tecavüz davalarında def'i olarak ileri sürülebilir (m. 29/2).

Tecavüze uğrayan hak sahibi mahkemeden 1) fiilin tecavüz olup olmadığının tespitini, 2) muhtemel tecavüzün önlenmesini, 3) tecavüz fiillerinin durdurulmasını, 4) tecavüzün kaldırılmasını ve maddi ve manevi zararın tazminini, 5) tecavüz oluşturan ürünlere ve bunların üretiminde münhasıran kullanılan araçlara el konulmasını, 6) el konulanlar üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını, 7) tecavüzün devamını önleyecek tedbirleri ve 8) kesinleşmiş kararın ilanını isteyebilir (SMK m. 149/1). Mülkiyet talebi kabul edilirse ürünlerin değeri tazminattan düşülür (m. 149/2); ilan hakkı kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer (m. 149/3). Marka hakkına tecavüzün ceza yönü bu rehberin konusu değildir.

SMK m. 155'e göre marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendinden daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açtığı tecavüz davasında kendi sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu hüküm karşısında, kötü niyetle tescil ettirilmemiş olması şartıyla tescilli markanın tescil süresince kullanılmasının tecavüz oluşturmayacağı yönündeki önceki içtihadının sürdürülmesi imkânının bulunmadığını açıkça belirtmiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2021/2797)12 Daire aynı kararda, önceden tescilli ve tanınmış markaya benzer ibarenin aynı alanda kullanılmasının SMK m. 29 ve m. 7 uyarınca tecavüz oluşturduğuna ve m. 25 ile m. 6 uyarınca davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin kararı isabetli bulmuştur.12 Daire 2025 tarihli bir kararında da sonraki tarihli markaya dayanan savunmanın m. 155 gereğince yerinde olmadığını kabul etmiştir.10

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, Hukuk Genel Kuruluna göre önceki marka hakkı sahibinin işareti ticari alanda iyiniyetli şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak markayı koruma hakkını yitirmesidir; dayanağı Türk Medeni Kanunu m. 2'dir.8 Bu savunma için sonradan unvanı tescil ettirip markasal olarak kullanan kişinin iyiniyetli olması gerekir; kötüniyetli kişi yararına sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemez.8 Kurula göre bu savunma bir def'i değil itirazdır ve koşulları dosyadan anlaşılıyorsa hâkim tarafından resen dikkate alınır.8 Dava tarihinde yürürlükte olan mülga 556 sayılı KHK'da süre belirlenmediğinden, o döneme ait uyuşmazlıklarda süre her somut olayın özelliklerine göre belirlenir.8 Bu karar oy çokluğuyla verilmiştir.

SMK döneminde de 11. Hukuk Dairesi, tecavüz davaları bakımından özel bir düzenleme bulunmasa da davalının uzun süreli kullanıma ve davacının sessiz kaldığına dayanan savunmasının incelenmesini istemiştir; Daireye göre davalının ibareyi öne çıkararak kullanımının süresi belirlenip sessiz kalma yoluyla hak kaybının koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılmadan hüküm kurulması eksik incelemedir.10

Tecavüz nedeniyle tazminat ve yoksun kalınan kazanç nasıl hesaplanır (SMK m. 150, 151 ve 157)?

SMK m. 150/1'e göre sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Hakka konu ürün veya hizmetlerin kötü şekilde kullanılması, üretilmesi veya uygun olmayan tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda hakkın itibarı zarar görürse ayrıca tazminat istenebilir (m. 150/2). Hak sahibi, tazminat davasından önce delil tespiti ya da açılmış davada zararın belirlenmesi için hakkın kullanılmasıyla ilgili belgelerin tazminat yükümlüsünce mahkemeye sunulmasına karar verilmesini isteyebilir (m. 150/3).

Zarar fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar (m. 151/1). Yoksun kalınan kazanç, hak sahibinin seçimine göre 1) tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, 2) tecavüz edenin elde ettiği net kazanç veya 3) tecavüz edenin hakkı bir lisans sözleşmesiyle hukuka uygun olarak kullanmış olsaydı ödemesi gereken lisans bedeli üzerinden hesaplanır (m. 151/2). Hesapta özellikle hakkın ekonomik önemi, tecavüz sırasında hakka ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi ile ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur (m. 151/3). İlk iki usulden biri seçilmişse ve mahkeme talebin oluşmasında hakkın belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa kazanca hakkaniyete uygun bir pay daha eklenir (m. 151/4). Patent haklarına tecavüzde mahkeme, patent sahibinin kanundaki patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmediği kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç lisans bedeli usulüyle hesaplanır (m. 151/5).

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 556 sayılı KHK'dan farklı olarak mahkemelerin yoksun kalınan kazancı belirlerken özellikle hakkın ekonomik önemi, lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi değişkenleri göz önünde bulundurması gerektiğini belirtmiştir.12 Daireye göre tanınmış bir markayla tanınmış olmayan bir markadan kaynaklanan yoksun kalınan kazanç aynı olmayacağı gibi, markaların benzerlik düzeyi, kullanım şekli ve süresi ile davalının kullandığı markanın adına tescilli olup olmaması da miktara etki eder; bu olguların varlığı hâlinde hak sahibi m. 151/2'deki hangi seçeneği seçerse seçsin mahkeme yoksun kalınan kazanç miktarına müdahale edebilir.12 Somut olayda davacı net kazanç yöntemini seçmiş ve bilirkişi bir miktar belirlemişti; Daire bu ilkeler çerçevesinde inceleme yapılmadan rapordaki miktara hükmedilmesini davalı yararına bozma sebebi saymıştır.12

Sınai mülkiyet hakkından doğan özel hukuk taleplerinde Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımı hükümleri uygulanır (SMK m. 157). Tazminat istemi kural olarak öğrenmeden başlayarak iki yıl, her hâlde fiilden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar; ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır (TBK m. 72/1). Marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretmek veya satmak gibi fiiller SMK m. 30/1'de hapis cezasını gerektiren suç olarak düzenlenmiştir; bu hüküm yalnız markaya ilişkindir.

Tazminat istemi tek başına açıldığında konusu bir miktar para olan bir ticari dava olduğundan, TTK m. 5/A/1 uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve unvan terkini ile birlikte maddi ve manevi tazminatın istendiği davada, arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılan tahsil davasının da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağını belirterek davayı usulden reddeden kararı bozmuştur. (Yargıtay 11. HD, E. 2019/4851)13 Daire 2025 tarihli bir kararında da, tek başına açıldığında arabuluculuğa tabi olan tazminat isteminin arabuluculuğa tabi olmayan marka hükümsüzlüğü istemiyle birlikte açılması hâlinde ayrıca arabuluculuğa tabi olmayacağını belirtmiştir; bu karar onama kararıdır. (Yargıtay 11. HD, E. 2025/2668)14 Hukuk Genel Kurulu ise davaların yığılması için taleplerin aynı davalıya karşı ileri sürülmüş olmasını ön koşul saymış; talepler aynı davalıya yöneltilmemişse davaların ayrılacağını ve her dava için dava şartlarının ayrı ayrı inceleneceğini belirtmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2025/40)15 Tescilden önce de başvurunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve tescil ilan edilmiş olsaydı yasaklanabilecek fiiller için başvuru sahibi tazminat davası açabilir (m. 7/4).

Patent ve faydalı model hangi şartlarla verilir, patent başvurusu nasıl ilerler, hükümsüzlük davası ne zamana kadar açılabilir (SMK m. 82, 83, 90-101, 138, 142 ve 144)?

SMK m. 82/1'e göre teknolojinin her alanındaki buluşlara, yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilir. Keşifler, bilimsel teoriler ve matematiksel yöntemler, zihni faaliyetler, iş faaliyetleri veya oyunlara ilişkin plan, kural ve yöntemler, bilgisayar programları, estetik mahsuller ve eserler ile bilginin sunumu buluş sayılmaz; ancak başvuru bu konularla ilgiliyse yalnız bu konu veya faaliyetlerin kendisi patentlenebilirliğin dışında kalır (m. 82/2). Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı buluşlara, bitki çeşitleri ve hayvan ırklarına, teşhis, cerrahi ve tedavi yöntemlerine patent verilmez (m. 82/3); buluşun ticari kullanımının sadece mevzuatla yasaklanmış olması kamu düzenine aykırılık anlamına gelmez (m. 82/4).

Tekniğin bilinen durumuna dâhil olmayan buluş yenidir; tekniğin bilinen durumu, başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde toplumca erişilebilir her şeyi kapsar (m. 83/1-2). Tekniğin bilinen durumu dikkate alındığında ilgili teknik alandaki uzmana göre aşikâr olmayan buluş, buluş basamağı içerir (m. 83/4). Koruma süresi başvuru tarihinden başlamak üzere patentte yirmi yıl, faydalı modelde on yıldır ve bu süreler uzatılamaz (m. 101/1). Faydalı model, m. 83/1'e göre yeni olan ve m. 83/6 kapsamında sanayiye uygulanabilen buluşlara verilir (m. 142/1); kimyasal ve biyolojik maddeler, eczacılıkla ilgili maddeler, biyoteknolojik buluşlar ve usuller ile bu usullerle elde edilen ürünler faydalı modelle korunmaz (m. 142/3).

Patent başvurusu Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılır; başvuru formu, buluşu açıklayan tarifname, istemler, atıf yapılan resimler, özet ve başvuru ücretinin ödendiğini gösteren bilgiyi kapsar (m. 90/1). Başvuru sahibi başvuruyla birlikte veya başvuru tarihinden itibaren on iki ay içinde ücretini ödeyerek araştırma talebinde bulunur, aksi hâlde başvuru geri çekilmiş sayılır (m. 96/1); Cumhurbaşkanı bu süreyi yarısına kadar indirmeye yetkilidir (m. 96/4). Başvuru, başvuru veya rüçhan tarihinden itibaren on sekiz ay dolunca ya da erken yayım talebi üzerine Bültende yayımlanır (m. 97/1). Başvuru sahibi araştırma raporunun bildiriminden itibaren üç ay içinde ücretini ödeyerek inceleme talep eder, aksi hâlde başvuru geri çekilmiş sayılır (m. 98/1). İnceleme raporunda başvurunun Kanuna uygun olduğu belirtilirse patentin verilmesine karar verilir ve bu karar Bültende yayımlanır (m. 98/5). Üçüncü kişiler patentin verilmesi kararının yayımından itibaren altı ay içinde patente itiraz edebilir (m. 99/1); bu hüküm saklı kalmak üzere Kurum kararlarına patent başvurusu sahibi, patent sahibi veya ilgili üçüncü kişiler bildirimden itibaren iki ay içinde itiraz edebilir ve itirazı Kurul inceler (m. 100/1).

Kurumun nihai kararından sonra patent konusu m. 82-83'teki şartları taşımıyorsa, buluş yeterince açıklanmamışsa, başvurunun ilk hâlinin kapsamı aşılmışsa, patent sahibinin patent isteme hakkı yoksa veya korumanın kapsamı aşılmışsa patent mahkemece hükümsüz kılınır (m. 138/1). Patentin hükümsüzlüğü davası, patentin koruma süresince veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde, sicilde patent sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılabilir (m. 138/5); menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları ve ilgili kamu kurumları bu davayı açabilir; patent isteme hakkı yokluğuna dayanan hükümsüzlüğü ise yalnız buluşu yapan veya halefleri isteyebilir (m. 138/6). Faydalı model için aynı süre m. 144/3'te, aynı sınırlama m. 144/2'de öngörülmüştür.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022'de açılan faydalı model hükümsüzlüğü davasında mülga 551 sayılı KHK'nın değil 6769 sayılı Kanunun uygulanması gerektiğini belirtmiş ve m. 144/3 uyarınca koruma süresince veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde dava açılabileceğini hatırlatmıştır. (Yargıtay 11. HD, E. 2024/3983)16 Daire, koruma süresi dolduğu için hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddeden kararı bozmuş ve hükümsüzlük talebinin esası hakkında karar verilmesini istemiştir.16

Patent hükümsüzlüğünün esasına ilişkin olarak 11. Hukuk Dairesi, patent konusunun kamu düzenine aykırı sayılması için münhasıran kendisinin, yani ortaya çıkış amacının kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olması gerektiğini ve bu istisnanın dar yorumlanacağını belirtmiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2021/3267)17 Daireye göre başvuru sürecinde tekniğinde uzman farazi kişinin doğrudan ve tereddütsüz çıkarabileceği teknik özellikler yönünden istemlerde değişiklik yapılması veya unutulan bir teknik özelliğin eklenmesi kapsam dışına çıkılma sayılmaz.17 Bilgisayar programları ve iş yapma yöntemleri tek başına patentle korunmasa da, bilgisayar kullanılarak bankacılık, sigortacılık, muhasebe ve e-ticaret gibi alanlarda teknik sonuç doğuran ve daha ileri teknik etki sağlayan yöntemler teknik karakter taşıyabilir.17

Buluş basamağı incelemesinde farazi uzman kişi alandaki her şeyi bilen biri olmadığı gibi sıradan bir işçi de değildir; bu kişinin en yakın dokümandaki bilgiyi bildiği farz edilerek buluş basamağının bulunup bulunmadığına bakılır.17 İspat bakımından Daire, en yakın doküman olarak dayanılan yabancı patent belgesinin Türkçe tercümesi dosyaya sunulmadığından mahkemenin denetimine açık olmadığını belirtmiş; en az biri bankacılık veya finans, en az biri Kurumda görevli bilgisayar, elektronik ve telekomünikasyon alanında patent uzmanı olan üçlü bilirkişi heyetinden rapor alınmasını istemiştir.17 Karar mülga 551 sayılı KHK'ya göre verilmiştir; Daire karşılık hükümleri SMK m. 82 ve m. 103 olarak göstermiştir.

İlgili mevzuat

SMK m. 6 — Marka tescilinde nispi ret nedenleri

MADDE 6- (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.

(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.

(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.

(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.

(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.

Kaynak: Sınai Mülkiyet Kanunu (6769)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

SMK m. 18 — Yayıma itiraz

MADDE 18- (1) Bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun, 5 inci veya 6 ncı maddelere göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayımından itibaren iki ay içinde yapılır.

(2) İtiraz, yazılı ve gerekçeli olarak Kuruma yapılır. İtiraz gerekçelerinin birinci fıkrada belirtilen süre içinde sunulmaması hâlinde itiraz yapılmamış sayılır. İtirazın incelenmesi için itiraz süresi içinde ücretin ödenmesi ve aynı süre içinde ücretin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulması zorunludur.

Kaynak: Sınai Mülkiyet Kanunu (6769)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

5000 sayılı Kanun m. 15/C — Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı

Madde 15/C- (Ek: 22/12/2016-6769/172 md.)

(Mülga birinci fıkra: 2/7/2018-KHK-703/86 md.)

(Mülga ikinci fıkra: 2/7/2018-KHK-703/86 md.)

Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesinin kararları Kurumun nihai kararlarıdır. Bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararlarının iptaline ilişkin ilam kesinleşmedikçe icra edilemez. Bu hüküm ilamın ferileri hakkında da uygulanır. Söz konusu ilamlara ilişkin zamanaşımı süresi kararın kesinleşme tarihinden itibaren başlar.

Kaynak: Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun (5000)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

SMK m. 25 — Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi

Madde 25- (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.

(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.

(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.

(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.

(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.

(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.

(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.

Kaynak: Sınai Mülkiyet Kanunu (6769)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

SMK m. 82 — Patentlenebilir buluşlar ve patentlenebilirliğin istisnaları

MADDE 82- (1) Teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilir.

(2) Aşağıda belirtilenler buluş niteliğinde sayılmaz. Patent başvurusu veya patentin aşağıda belirtilen konu veya faaliyetlerle ilgili olması hâlinde, sadece bu konu veya faaliyetlerin kendisi patentlenebilirliğin dışında kalır:

a) Keşifler, bilimsel teoriler ve matematiksel yöntemler.

b) Zihni faaliyetler, iş faaliyetleri veya oyunlara ilişkin plan, kural ve yöntemler.

c) Bilgisayar programları.

ç) Estetik niteliği bulunan mahsuller, edebiyat ve sanat eserleri ile bilim eserleri.

d) Bilginin sunumu.

(3) Aşağıda belirtilen buluşlara patent verilmez:

a) Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olan buluşlar.

b) Mikrobiyolojik işlemler veya bu işlemler sonucu elde edilen ürünler hariç olmak üzere, bitki çeşitleri veya hayvan ırkları ile bitki veya hayvan üretimine yönelik esas olarak biyolojik işlemler.

c) İnsan veya hayvan vücuduna uygulanacak teşhis yöntemleri ile cerrahi yöntemler dâhil tüm tedavi yöntemleri.

ç) Oluşumunun ve gelişiminin çeşitli aşamalarında insan bedeni ve bir gen dizisi veya kısmi gen dizisi de dâhil olmak üzere insan bedeninin öğelerinden birinin sadece keşfi.

d) İnsan klonlama işlemleri, insan eşey hattının genetik kimliğini değiştirme işlemleri, insan embriyosunun sınai ya da ticari amaçlarla kullanılması, insan ya da hayvanlara önemli bir tıbbi fayda sağlamaksızın hayvanlara acı çektirebilecek genetik kimlik değiştirme işlemleri ve bu işlemler sonucu elde edilen hayvanlar.

(4) Üçüncü fıkranın (a) bendi kapsamında buluşun ticari kullanımının sadece mevzuatla yasaklanmış olması, bu kullanımın kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olduğu anlamına gelmez.

(5) Üçüncü fıkranın (b) bendinde belirtilen mikrobiyolojik işlem, mikrobiyolojik materyal içeren, mikrobiyolojik bir materyalle gerçekleştirilen veya sonucunda mikrobiyolojik materyal oluşan herhangi bir işlemi; esas olarak biyolojik işlem, melezleme ya da seleksiyon gibi tamamen doğal bir olaydan oluşan bitki veya hayvan üretim usulünü ifade eder.

(6) Üçüncü fıkranın (c) bendinde yer alan hüküm, aynı bentte sayılan yöntemlerin herhangi birinde kullanılan ürünler, özellikle madde ve terkipler hakkında uygulanmaz.

Kaynak: Sınai Mülkiyet Kanunu (6769)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

SMK m. 149 — Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler

MADDE 149- (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:

a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.

b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.

c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.

ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.

d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.

e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.

f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.

g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.

(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.

(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.

(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez.

Kaynak: Sınai Mülkiyet Kanunu (6769)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

SMK m. 156 — Görevli ve yetkili mahkeme

MADDE 156- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/61 md.) Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye hukuk mahkemesince; fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye ceza mahkemesince bakılır. Bu dava ve işlere bakacak asliye hukuk ve asliye ceza mahkemeleri ile bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir.

(2) Kurumun bu Kanun hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve Kurumun kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir.

(3) Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.

(4) Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir.

(5) Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Sınai mülkiyet hakkı başvurusu veya sınai mülkiyet hak sahibinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde, dördüncü fıkra hükmü uygulanır.

Kaynak: Sınai Mülkiyet Kanunu (6769)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Karıştırılma ihtimalinin ölçütleri; mutlak ve nispi ret nedenleriYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/694 · K. 2023/1207 ·

    Davacı, tanınmış olduğunu ileri sürdüğü markalarına dayanarak yaptığı itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptalini istemişti. İlk derece mahkemesi markalar arasında benzerlik olmadığını söyleyerek 11. Hukuk Dairesinin bozmasına direndi. Hukuk Genel Kurulu mutlak ret nedenlerinin resen, nispi ret nedenlerinin ise ancak itirazla dikkate alınacağını; karıştırılma ihtimali için işaretler ile mal ve hizmetlerin birlikte benzer olması gerektiğini, sınıf numarasına bağlı kalınmayacağını, ortalama tüketicinin bütünsel izleniminin ve umumi intibanın esas olduğunu, tanınmış markanın farklı mallarda korunmasının m. 6/5'e göre inceleneceğini açıkladı. Şekil ve ilk üç harf benzerliği nedeniyle benzerliği açık bularak direnme kararını oy çokluğuyla bozdu.

    Sonuç: Karıştırılma ihtimalinde ortalama tüketicinin bütünsel izlenimi esastır; tanınmış markanın farklı mallarda korunması ayrıca m. 6/5'e göre incelenir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.YİDK kararının iptali davasında itiraza dayanak markanın sonradan hükümsüz kılınmasıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/60 · K. 2026/98 ·

    Davacının marka başvurusu, davalının önceki markasına dayanan itiraz üzerine bir kısım mal ve hizmetler yönünden reddedilmiş ve YİDK bu kararı onamıştı. Dava sürerken itiraza dayanak marka başka bir mahkeme kararıyla hükümsüz kılındı. Bölge adliye mahkemesi, YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki durumun esas alınması gerektiğini söyleyerek 11. Hukuk Dairesinin bozmasına direndi. Hukuk Genel Kurulu, YİDK kararının dava süresi geçmeden veya dava kesin sonuçlanmadan kesinleşmiş sayılamayacağını, iptal davası ile hükümsüzlük davasının birlikte açılabileceğini ve SMK m. 27'deki istisnalar arasında sayılmayan bu davada hükümsüzlük kararının dikkate alınması gerektiğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: YİDK kararının iptali davasında, itiraza dayanak markanın dava sırasında hükümsüz kılınması dikkate alınır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Karıştırılma ihtimalinde baskın unsur ve tanımlayıcı unsurlarYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/730 · K. 2026/26 ·

    Davacı, önceki markalarına dayanan itirazının kısmen reddine ilişkin YİDK kararının iptalini istemiş; ilk derece mahkemesi markalar arasında benzerlik bulunmadığı yönündeki kararında 11. Hukuk Dairesinin bozmasına karşın direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, benzerlik incelemesinde redde mesnet markanın genel izlenimi ile baskın unsurların ve bunların ayırt edicilik seviyesinin dikkate alınacağını, tanımlayıcı sözcüklerin asıl unsur sayılamayacağını ve asıl unsurun markanın bütününün bıraktığı izlenimde aranacağını belirtti. Esas unsurlar arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğundan aynı mal ve hizmetlerde köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul ederek direnme kararını oy birliğiyle bozdu. Karar mülga 556 sayılı KHK m. 8/1-b'ye göre verilmiştir (bugün SMK m. 6/1).

    Sonuç: Benzerlik incelemesinde markanın baskın unsuru ve ayırt edicilik düzeyi belirleyicidir; tanımlayıcı sözcükler asıl unsur sayılmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Reçeteli ilaçlarda ilgili tüketici ve mal-hizmet ayrıştırmasıYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2022/2963 · K. 2023/6758 ·

    Davacının marka başvurusu, önceki markayla karıştırılma ihtimali gerekçesiyle reddedilmiş, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi de YİDK kararını yerinde bulmuştu. Daire, reçeteli ilaçlarda tüketicinin aslında doktor ve eczacı olduğunu ve bu bilgilenmiş grup için ayırt edici ekler nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunmadığını; aynı sınıflardaki reçete gerektirmeyen kozmetik ve benzeri ürünlerin ise ortalama tüketici tarafından alındığını belirtti. Mal ve hizmetler bu ayrım yapılmadan incelendiği için bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece kararını oy birliğiyle bozdu. Karar mülga 556 sayılı KHK m. 7/1-b ve m. 8/1-b'ye göre verilmiştir.

    Sonuç: Karıştırılma ihtimali, markanın kapsadığı her mal grubunun ilgili tüketicisine göre ayrı ayrı değerlendirilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Kötü niyetli marka tescilinin tanımı, ülkesellik ve somut ispatYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2021/945 · K. 2023/295 ·

    Yurt dışında tescilli bir markanın sahibi, aynı ibarenin Türkiye'de davalı adına aynı sınıfta tescil edilmesinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek hükümsüzlük istemişti. Bölge adliye mahkemesi kötü niyeti kabul ederek 11. Hukuk Dairesinin bozmasına direndi. Hukuk Genel Kurulu kötüniyetli başvuruyu hak sahibi olmadığını bilerek dürüstlük kuralına aykırı tescil olarak tanımladı; yedekleme, marka ticareti ve şantaj amaçlı başvuruları da bu kapsamda saydı. Ülkesellik ilkesi gereği yurt dışı tescilin Türkiye'deki tescile tek başına engel olmadığını, kötü niyete karine oluşturacak fiillerin somut olarak ortaya konması gerektiğini belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozdu. Dava mülga 556 sayılı KHK dönemine aittir.

    Sonuç: Yurt dışında tescilli ibarenin Türkiye'de aynen tescili tek başına kötü niyet sayılmaz; kötü niyet somut fiillerle ispatlanmalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Kötüniyetli tescil ülkesellik ilkesinin istisnasıdır; ispat yükü davacıdadırYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/280 · K. 2026/144 ·

    Yurt dışında pek çok ülkede tescilli, ünlü bir sinema oyuncusunun adından oluşan markaların sahibi şirket, aynı ibarenin Türkiye'de davalı adına tescil edilmesinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek hükümsüzlük istemişti. İlk derece mahkemesi davayı kabul edip 11. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, tanınmış markalar ile kötüniyetli tescilin ülkesellik ilkesinin istisnası olduğunu ve kötüniyetli tescil hâlinde korunması istenen markanın Türkiye'de tescilli olmasının aranmayacağını belirtti. Kötüniyeti ispat yükünün davacıda olduğunu, birçok ülkede tescilin tek başına tanınmışlığı ispatlamadığını ve kötüniyetin ispatlanamadığını kabul ederek direnme kararını oy çokluğuyla bozdu. Karar mülga 556 sayılı KHK'ya göre verilmiştir.

    Sonuç: Kötüniyetli tescil hâlinde Türkiye'de tescil aranmaz; ancak kötüniyeti davacı somut delillerle ispatlamalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.SMK m. 6/3 öncelik hakkı ve markasal kullanımYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/307 · K. 2025/609 ·

    Davacı, davalıların tescil ettirdiği markalardaki esas unsuru onlardan önce giyim ürünlerinin satışında kullandığını ileri sürerek öncelik hakkına dayalı hükümsüzlük istemişti. 11. Hukuk Dairesi faturalarda yalnız unvanın yer aldığı gerekçesiyle bilirkişi incelemesi yapılmasını istemiş, ilk derece mahkemesi direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, markasal kullanımın ortalama tüketicinin algısına göre belirleneceğini, işaretin ticaret sırasında ayırt etme amacıyla kullanılmasının yeterli olduğunu belirtti; somut olayda ibarenin fatura, iş evrakı ve ticaret unvanında tanıtıcı işaret olarak markasal kullanıldığını kabul etti. Öncelik hakkının kullanımı ispatlanan mal ve hizmetlerle sınırlı olduğunu da belirterek direnme kararını oy birliğiyle onadı.

    Sonuç: Öncelik hakkı için işaretin ticarette ayırt etme amacıyla kullanılması yeterlidir; hak, kullanılan mal ve hizmetlerle sınırlıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Tecavüz davasında sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunmasıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/376 · K. 2025/798 ·

    Marka sahibi, işaretini unvanında ve işyerinde kullanan davalıya karşı tecavüz ve haksız rekabet davası açmış; ilk derece mahkemesi davacının uzun süre sessiz kaldığını kabul ederek davayı reddetmiş ve 11. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu sessiz kalma yoluyla hak kaybının TMK m. 2'ye dayandığını, kullananın iyiniyetli olmasını gerektirdiğini ve def'i değil itiraz olduğunu belirtti. Vergi levhası, tutanaklar ve faturalardaki kullanımın markasal değil unvan kullanımı niteliğinde olduğunu, markasal kullanımın başlangıç tarihi ve sessiz kalınan süre tespit edilmeden savunmanın ispatlanmış sayılamayacağını açıklayarak direnme kararını oy çokluğuyla bozdu. Dava mülga 556 sayılı KHK dönemine aittir; uygulanan KHK m. 9 ve m. 61'in bugünkü karşılıkları SMK m. 7 ve m. 29'dur.

    Sonuç: Sessiz kalma savunması için markasal kullanımın başladığı tarih ve sessiz kalınan süre somut olarak belirlenmelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Marka hükümsüzlüğü davasını açabilecek kişilerYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2025/2662 · K. 2025/7383 ·

    Yabancı bir üreticinin Türkiye distribütörü olduğunu ileri süren davacı, aynı ibarenin davalı adına tescil edilmesinin kötü niyetli olduğunu söyleyerek hükümsüzlük istemişti. İlk derece mahkemesi hükümsüzlük davasını ancak gerçek hak sahibinin açabileceği gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı reddetmişti. Daire, SMK m. 25/2 uyarınca markanın hükümsüzlüğünü menfaati olanların da isteyebileceğini, gerçek hak sahibi olmanın şart olmadığını belirterek distribütörlük belgesi getirtilip davacının menfaati değerlendirilmeden verilen kararı oy birliğiyle bozdu. Daire hükümsüzlüğün esasına girmemiştir.

    Sonuç: Kötü niyete dayalı hükümsüzlük davasında davacının gerçek hak sahibi olması gerekmez; menfaati araştırılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.SMK döneminde tecavüz davasında sessiz kalma savunmasının incelenmesiYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2024/3651 · K. 2025/2081 ·

    Davacı, önceki tarihli çay markalarına dayanarak davalının markasındaki bir ibareyi öne çıkarak kullanmasının tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüş; ilk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı reddetmişti. Daire, sonraki tarihli markaya dayanan savunmanın SMK m. 155 gereğince yerinde olmadığını, SMK'da tecavüz davaları için sessiz kalmaya ilişkin özel düzenleme bulunmadığını ve hükümsüzlük davalarında m. 25/6'nın beş yıllık süreyi aradığını belirtti. Davalının uzun süreli kullanım ve sessiz kalma savunması tartışılmadan hüküm kurulmasını eksik inceleme sayarak kararı davalı yararına oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: SMK döneminde de tecavüz davasında sessiz kalma savunması, kullanım süresi belirlenerek incelenmelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Kullanmama nedeniyle iptalde SMK öncesi dönemin hesaba katılmasıYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2019/1765 · K. 2019/4421 ·

    Meyve suyu ürünleri için yaptığı başvuru önceki bir marka nedeniyle reddedilen davacı, 10.07.2017'de açtığı davada o markanın bu ürünlerde kullanılmadığı gerekçesiyle iptalini istemişti. İlk derece mahkemesi dava tarihinden geriye beş yıllık kullanmamayı değerlendirerek markayı meyve suyu ürünleri yönünden iptal etmişti. Daire, SMK m. 9/1 ile kanun koyucunun sicili kullanılmayan markalardan arındırmayı amaçladığını, mülga 556 sayılı KHK m. 14'ü iptal eden Anayasa Mahkemesi kararının 06.01.2017'de yayımlanmasıyla Kanunun 22.12.2016'daki kabulü ile 10.01.2017'deki yayımı arasında öngörülemeyen bir kanun boşluğu doğduğunu ve kanun koyucunun asıl amacının kullanmama nedeniyle iptali geçmişe etkili öngörmek olduğunu belirterek bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle onadı. Karar, m. 26 yürürlüğe girmeden önce mahkemelerce görülen iptal davalarına ilişkindir.

    Sonuç: Geçiş dönemi kararı: SMK'nın yürürlüğü sırasında mahkemede görülen iptal davasında beş yıllık süre, geçiş dönemindeki boşluk nedeniyle SMK öncesini de kapsayacak şekilde hesaplanmıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.SMK m. 155 ve yoksun kalınan kazancın mahkemece belirlenmesiYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2021/2797 · K. 2022/7133 ·

    Eğitim hizmetlerinde önceden tescilli markaların sahibi, benzer ibareyi aynı alanda marka olarak tescil ettirip kullanan davalıya karşı hükümsüzlük, tecavüz ve tazminat davası açmıştı. Daire, SMK m. 155 karşısında tescilli markanın tescil süresince kullanılmasının tecavüz oluşturmayacağı yönündeki önceki içtihadının sürdürülemeyeceğini belirterek hükümsüzlük ve tecavüz yönünden kararı isabetli buldu. Yoksun kalınan kazanç yönünden ise mahkemenin m. 151/3'teki ölçütlerle birlikte markanın tanınmışlığı, benzerlik düzeyi, kullanım süresi ve davalı markasının tescilli olup olmaması gibi olguları değerlendirmesi gerektiğini, bilirkişinin belirlediği net kazanca doğrudan hükmedilemeyeceğini belirterek kararı bu yönden davalı yararına oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Hak sahibi hangi hesap yöntemini seçerse seçsin, mahkeme yoksun kalınan kazanç miktarını m. 151/3 ölçütleriyle denetler.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.Tecavüzün tespiti ve men'i ile birlikte istenen tazminatta arabuluculuk dava şartıYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2019/4851 · K. 2020/2732 ·

    Tescilli marka sahibi, davalıya karşı markaya tecavüzün tespiti, men'i, ticaret unvanından ibarenin terkini ile maddi ve manevi tazminat istemişti. İlk derece mahkemesi, tazminat istemleri TTK m. 5/A uyarınca arabuluculuğa tabi olduğu ve uyuşmazlığın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmişti. Daire, uyuşmazlığın HMK m. 110 anlamında davaların yığılması olduğunu, tespit, men ve unvan terkini istemlerinin arabuluculuğa tabi olmadığını ve bunlarla birlikte açılan tahsil davasının da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağını belirterek bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Tecavüzün tespiti ve men'i ile birlikte açılan tazminat istemi için ayrıca arabulucuya başvurmak gerekmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 14.Hükümsüzlük istemiyle birlikte açılan tazminat davasında arabuluculukYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2025/2668 · K. 2025/7412 ·

    Davacı, tescilli markasına dayanarak davalı markasının hükümsüzlüğünü, tecavüzün tespiti ve men'ini, maddi, manevi ve itibar tazminatını istemişti. İlk derece mahkemesi hükümsüzlük istemini pasif husumet yokluğundan, tazminat istemlerini arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden usulden reddetmiş; kararı yalnız davalı istinaf etmişti. Daire, tek başına açıldığında arabuluculuğa tabi olan tazminat isteminin arabuluculuğa tabi olmayan hükümsüzlük istemiyle birlikte açılması hâlinde ayrıca arabuluculuğa tabi olmayacağının gözetilmemesini doğru bulmadı; ancak temyiz edenin sıfatı ve temyiz sebepleri nedeniyle bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle onadı.

    Sonuç: Daire, hükümsüzlük istemiyle birlikte açılan tazminat isteminin ayrıca arabuluculuğa tabi olmadığını belirtmiş, ancak temyiz edenin sıfatı, temyiz sebepleri ve davanın sonucu nedeniyle tazminat istemlerinin usulden reddine ilişkin kararı onamıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 15.Davaların yığılmasının sınırı: talepler aynı davalıya yöneltilmemişse arabuluculuk her dava için ayrı aranırYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/40 · K. 2025/689 ·

    Ortaklar, genel kurul kararlarının yokluğu, butlanı veya iptali ile şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminatı aynı dilekçede istemişti; genel kurul kararlarına ilişkin talep şirkete, tazminat talebi yöneticilere yöneltilmişti. İlk derece mahkemesi tazminat davasını ayırıp arabulucuya başvurulmadığı için usulden reddetmiş, 11. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, davaların yığılması için taleplerin aynı davalıya karşı ileri sürülmesinin ön koşul olduğunu, aksi hâlde hâkimin davaları ayırıp her dava için dava şartlarını ayrı ayrı inceleyeceğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle onadı. Uyuşmazlık marka davası değildir; arabuluculuğa ilişkin genel bir ilke içerir.

    Sonuç: Davaların yığılması için talepler aynı davalıya yöneltilmiş olmalıdır; aksi hâlde davalar ayrılır ve arabuluculuk dava şartı her dava için ayrı aranır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 16.Faydalı model hükümsüzlüğünde dava süresiYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2024/3983 · K. 2025/2251 ·

    Davacı, koruma süresi 31.05.2020'de sona eren bir faydalı modelin hükümsüzlüğünü 22.10.2022'de açtığı davayla istemişti. İlk derece mahkemesi mülga 551 sayılı KHK'yı uygulayarak koruma süresi dolduğu için hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı reddetmişti. Daire uyuşmazlığa 6769 sayılı Kanunun uygulanması gerektiğini, m. 144/3'e göre dava koruma süresince veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde açılabileceğini belirterek kararı oy birliğiyle bozdu. Daire hükümsüzlük talebinin esasını incelememiş, esas hakkında karar verilmesini istemiştir.

    Sonuç: Faydalı modelin koruma süresi sona erse de, sona ermeyi izleyen beş yıl içinde hükümsüzlük davası açılabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 17.Patent hükümsüzlüğü: kamu düzeni, kapsamın aşılması, teknik karakter ve buluş basamağıYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2021/3267 · K. 2023/128 ·

    Çek ve senetlerin durumunun GSM operatörü üzerinden sorgulanmasını sağlayan yönteme verilen patentin hükümsüzlüğüne bölge adliye mahkemesince karar verilmişti. Daire kamu düzeni istisnasının dar yorumlanacağını ve patent konusunun ancak ortaya çıkış amacı kamu düzenine aykırıysa bu kapsamda kalacağını; uzman kişinin doğrudan çıkarabileceği özelliklerin eklenmesinin kapsamı aşmak sayılmayacağını; bilgisayar kullanılarak teknik sonuç doğuran iş yöntemlerinin teknik karakter taşıyabileceğini belirtti. Buluş basamağının en yakın doküman ve farazi uzman ölçütüyle, yabancı belgenin Türkçe tercümesi alınarak ve nitelikli üçlü bilirkişi heyetiyle incelenmesi gerektiğini açıklayarak kararı davalılar yararına oy birliğiyle bozdu. Karar mülga 551 sayılı KHK'ya göre verilmiştir.

    Sonuç: Buluş basamağı, en yakın dokümanı bilen farazi uzman gözüyle ve teknik alanda uzman bilirkişi heyetiyle incelenir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Marka tescili ne kadar süre korunur?

Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır ve onar yıllık dönemler hâlinde yenilenir. Yenileme talebi koruma süresinin sona ermesinden önceki altı ay içinde yapılır; bu sürede yapılmazsa sona erme tarihinden itibaren altı ay içinde ek ücret ödenerek de yapılabilir.

Yayımlanan bir marka başvurusuna nasıl ve ne zaman itiraz edilir?

İtiraz, başvurunun Bültende yayımlanmasından itibaren iki ay içinde yazılı ve gerekçeli olarak Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılır. Gerekçeler bu süre içinde sunulmazsa itiraz yapılmamış sayılır; itiraz ücretinin de aynı süre içinde ödenmesi ve ödendiğinin Kuruma bildirilmesi gerekir.

Kurumun itiraz üzerine verdiği son karara karşı dava nerede ve ne zaman açılır?

Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesinin kararları Kurumun nihai kararlarıdır. Bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir.

Kurum aşamasında ileri sürülmeyen bir gerekçeye mahkemede dayanılabilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kural olarak itirazda ileri sürülmeyen hususların daha sonra mahkemede ileri sürülemeyeceğini belirtmiştir; örneğin itiraz aşamasında markanın tanınmış olduğu ileri sürülmemişse bu husus mahkemede ileri sürülemez. Aynı kararda, itiraza dayanak markanın dava sırasında hükümsüz kılınmasının ise dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir. Buna karşılık Hukuk Genel Kurulu bir başka kararında, YİDK kararlarının iptali davalarında mutlak ret nedenlerinin mahkemece resen dikkate alınacağını belirtmiştir.

Hangi mahkeme görevlidir?

Sınai Mülkiyet Kanunu'nda öngörülen hukuk davalarında görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun belirlediği asliye hukuk mahkemesi bakar. Kurum kararlarına karşı açılan davalarda görevli ve yetkili mahkeme Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir.

Marka hükümsüzlüğü davasını kimler açabilir?

Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, kötü niyetli tescil iddiasıyla açılan bir davada davacının gerçek hak sahibi olmasının gerekmediğini, menfaatinin araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Dava, sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişiye veya hukuki haleflerine karşı açılır.

Kullanılmayan bir markanın iptali için nereye başvurulur?

Sınai Mülkiyet Kanunu m. 26 yürürlüğe girdikten sonra, tescilinden itibaren beş yıl içinde ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptali Türk Patent ve Marka Kurumundan istenir. Bu madde 10/1/2024'te yürürlüğe girmiştir; o tarihe kadar iptal yetkisi mahkemelerce kullanılmış ve o tarihte görülmekte olan iptal davaları mahkemelerce sonuçlandırılır.

Marka hakkına tecavüz edildiğinde mahkemeden neler istenebilir?

Hak sahibi fiilin tecavüz olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün önlenmesini, tecavüzün durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını ve maddi ve manevi zararının tazminini, tecavüz oluşturan ürünlere el konulmasını, bunlar üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını, tecavüzün devamını önleyecek tedbirleri ve kesinleşmiş kararın ilanını isteyebilir. İlan hakkı kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.

Tecavüz tazminatı davasından önce arabulucuya başvurmak gerekir mi?

Sınai Mülkiyet Kanunu'ndan doğan davalar Türk Ticaret Kanunu'na göre ticari dava sayılır ve ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Tazminat istemi tek başına açılıyorsa arabulucuya başvurmak gerekir; tespit, men, hükümsüzlük ve Kurum kararının iptali gibi konusu para olmayan istemler kapsam dışındadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, tazminat istemi tecavüzün tespiti ve men'i gibi arabuluculuğa tabi olmayan istemlerle aynı davada birlikte açıldığında ayrıca arabuluculuk aranmayacağını kabul etmiştir. Daire bir onama kararında, hükümsüzlük istemiyle birlikte açılan tazminat için de aynı değerlendirmeyi belirtmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise talepler aynı davalıya yöneltilmemişse dava şartlarının her dava için ayrı inceleneceğini belirtmiştir.

Patent ile faydalı model arasındaki fark nedir?

Patent yeni, buluş basamağı içeren ve sanayiye uygulanabilir buluşlara verilir ve başvuru tarihinden itibaren yirmi yıl korunur. Faydalı model ise kanunda yeni olan ve sanayiye uygulanabilen buluşlar için öngörülmüştür ve on yıl korunur; bu süreler uzatılamaz. Usuller, kimyasal ve biyolojik maddeler, eczacılıkla ilgili maddeler ve biyoteknolojik buluşlar faydalı modelle korunmaz.

Patentin veya faydalı modelin süresi dolduktan sonra hükümsüzlük davası açılabilir mi?

Evet. Patentin ve faydalı modelin hükümsüzlüğü davası, koruma süresince veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde, sicilde hak sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, koruma süresi dolduğu için hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddeden kararı bu hüküm nedeniyle bozmuştur.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Ticaret Hukuku sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ticaret Hukuku alanına dön

Rehberler

Bu alandaki diğer rehberler

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp