Sık Sorulan Sorular
Son güncelleme:
Çalışma alanlarımıza ilişkin olarak en sık yöneltilen 215 soru ve yanıtı bu sayfada toplanmıştır. Yanıtlar, yayımlandıkları tarihte yürürlükte bulunan mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır ve genel bilgilendirme amacı taşır; somut uyuşmazlığınıza ilişkin değerlendirme yerine geçmez.
Genel
Fethiye’deki dosyam için kime başvurmalıyım?
Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca’daki dosyalar için Fethiye’deki Av. Ramazan Oğuzhan Kaya’ya, Muğla merkez ve diğer ilçelerdeki dosyalar için Menteşe’deki Av. Deniz Turgut’a ulaşabilirsiniz. Emin değilseniz ikisinden biri yeterlidir; dosya uygun tarafa yönlendirilir.
Fethiye avukat sayfası: çalışma alanları, adliyeler ve iletişim
İki avukat aynı dosyada birlikte mi çalışıyor?
Bir kısım dosyada evet. Duruşma ve adliye işlemlerini dosyanın görüldüğü yere yakın olan avukat yürütür; değerlendirme ortak yapılır. Hangi dosyalarda böyle olacağı ön görüşmede belirlenir.
Ceza Hukuku
Bu alandaki hizmetlerin ayrıntısı için Muğla Ceza Avukatı sayfasına bakabilirsiniz.
İfadeye çağrıldım, avukatsız ifade verebilir miyim?
Verebilirsiniz; kanun her suç için müdafi bulunmasını zorunlu kılmaz. Ancak ifade, dosyaya giren ilk ve çoğu zaman en belirleyici beyandır. Sonradan düzeltilmesi mümkün olsa da mahkemenin beyan değişikliğini nasıl değerlendireceği ayrı bir risktir. Bu nedenle ifade öncesinde en azından bir görüşme yapmanızı öneriyoruz.
Yakınım gözaltına alındı, ne yapmalıyım?
Yakalanan kişinin durumu, kanun gereği bir yakınına bildirilir; bu bildirim size ulaştığında not etmeniz gereken iki şey vardır: hangi kolluk biriminde tutulduğu ve soruşturmayı hangi Cumhuriyet başsavcılığının yürüttüğü. Şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı vardır ve bu görüşme gizlidir. Kritik olan zamanlama, ifade alınmadan önce bu görüşmenin yapılabilmesidir; bu nedenle bildirim ulaşır ulaşmaz iletişime geçilmesini öneriyoruz.
Zorunlu müdafi hangi hâllerde görevlendirilir?
Ceza Muhakemesi Kanunu m.150’ye göre; şüpheli veya sanık çocuksa, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsiz ise istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Aynı kural, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda da uygulanır. Bunun dışında, müdafi seçecek durumda olmadığını beyan eden şüpheli veya sanığa istemi hâlinde müdafi görevlendirilir.
Tutuklama kararına itiraz edilebilir mi, süresi nedir?
Edilebilir. Ceza Muhakemesi Kanunu m.268 uyarınca itiraz, kanunda ayrıca hüküm bulunmayan hâllerde kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına yapılan itirazı, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Ayrıca tutukluluk hâli, itirazdan bağımsız olarak kanunda öngörülen sürelerde resen incelenir ve her aşamada tahliye talebinde bulunulabilir.
Adli kontrol nedir, tutuklama yerine uygulanabilir mi?
Evet. Tutuklama sebepleri bulunsa dahi, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir (CMK m.109). Adli kontrol; yurt dışına çıkamamak, belirli aralıklarla imza vermek, konutu terk etmemek, belirli yerlere gitmemek, sürücü belgesini teslim etmek veya güvence yatırmak gibi yükümlülüklerden bir ya da birkaçını içerir. Kural olarak adli kontrolde geçen süre cezadan mahsup edilmez; ancak konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, mahsupta bir gün olarak sayılır.
Avukatım soruşturma dosyasını inceleyemiyor, bu mümkün mü?
Kural, müdafiin soruşturma evresinde dosyayı inceleyip belgelerden harçsız örnek alabilmesidir. Bu yetki yalnızca soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse, savcılığın istemi ve hâkim kararıyla ve CMK m.153’te sayılan sınırlı suçlar bakımından kısıtlanabilir. Kısıtlama kararı olsa bile şüphelinin ifade tutanağı, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu işlemlere ilişkin tutanaklar kısıtlama dışındadır. İddianame mahkemece kabul edildikten sonra dosyanın tamamı incelenebilir.
Uzlaştırma nedir, hangi suçlarda uygulanır?
Uzlaştırma, kanunda sayılan suçlarda şüpheli ile mağdurun bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasına imkân veren bir yoldur. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar ile CMK m.253’te tek tek sayılan kasten yaralama, taksirle yaralama, tehdidin basit hâli, konut dokunulmazlığının ihlali, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlar kapsamdadır. Buna karşılık cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda ve hakaret suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaşma teklifine yedi gün içinde cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır.
Şikâyetimden vazgeçersem dava düşer mi?
Yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda. Bu suçlarda şikâyetten vazgeçme davayı düşürür. Şikâyete bağlı olmayan suçlarda ise vazgeçme davayı sona erdirmez; savcılık ve mahkeme resen hareket etmeye devam eder. Vazgeçmenin sonucu suç tipine göre değiştiği için karar vermeden önce hukuki değerlendirme almanız gerekir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) hâlâ uygulanıyor mu?
Evet. HAGB kurumu 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanun ile yeniden düzenlendi. Yürürlükteki düzenlemeye göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme HAGB kararı verebilir; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması ve zararın giderilmiş bulunması gibi koşullar aranır. Karar verilmesi hâlinde sanık beş yıl denetim süresine tâbi tutulur. İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği kötü muamele niteliğindeki suçlarda uygulanmaz.
HAGB kararı adli sicil kaydında görünür mü?
HAGB kararları genel adli sicil kaydında yer almaz; bunlara mahsus ayrı bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde ve yalnızca bu amaçla kullanılabilir. Denetim süresi sorunsuz geçerse hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.
Duruşmalara bizzat katılmak zorunda mıyım?
Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık, kendisi veya bu konuda yetkilendirdiği müdafi talep ederse mahkeme tarafından duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulabilir (CMK m.196). Ayrıca hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü hâllerde, görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle sorgu yapılmasına veya duruşmaya katılınmasına karar verilebilir. Bunlar mahkemenin takdirindedir; talep edilmedikçe kendiliğinden uygulanmaz.
Karara karşı istinaf süresi ne kadar?
İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, hükmü veren mahkemeye dilekçe verilerek veya zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılır (CMK m.273). Süre gerekçeli kararın tebliğinden işlediği için, tebligatın ne zaman yapıldığının tespiti kritik önemdedir.
Ceza davası ne kadar sürer?
Standart bir süre yoktur. Dosyanın hacmi, tanık sayısı, bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediği, adli tıp raporu beklenip beklenmeyeceği ve mahkemenin iş yükü süreyi belirler. Basit bir asliye ceza dosyası birkaç celsede sonuçlanabilirken, çok sanıklı bir ağır ceza dosyası yıllara yayılabilir. İlk görüşmede dosyanızın hangi aralıkta olduğunu gerçekçi biçimde değerlendiriyoruz.
Ceza dosyası için vekâletname nasıl düzenlenir?
Vekâletname noterde düzenlenir. Düzenleme sırasında avukatın adı, soyadı, baro sicil numarası ve vergi bilgilerine ihtiyaç duyulur; bu bilgiler ön görüşmede tarafınıza iletilir. Acil hâllerde — örneğin gözaltı sırasında — vekâletname olmaksızın da müdafilik görevi üstlenilebilir; vekâletname sonradan tamamlanır.
Avukatlık ücreti nasıl belirlenir?
Ücret, Muğla Barosu tarafından açıklanan tavsiye niteliğindeki avukatlık ücret tarifesi esas alınarak; işin kapsamı, dosyanın aşaması ve öngörülen çalışma süresi birlikte değerlendirilerek belirlenir. Ön görüşmede hizmet kapsamı, avukatlık ücreti ve harç, bilirkişi, keşif gibi dosya masrafları ayrı ayrı özetlenir.
Gözaltı süresi en fazla ne kadar olabilir?
Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Gönderilme için zorunlu süre de on iki saatten fazla olamaz. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, her defasında bir günü geçmemek üzere gözaltı süresinin üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Uzatma emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir. Süre dolduğunda kişi bırakılmazsa sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir; sorguda müdafi de hazır bulunur.
Gözaltına alma kararına itiraz edilebilir mi?
Edilebilir. Yakalama işlemine, gözaltına almaya ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı; yakalanan kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yapar ve başvuruyu derhâl, en geç yirmi dört saat dolmadan sonuçlandırır. Bu yol, gözaltının hukuka uygunluğunun bağımsız bir hâkim tarafından denetlenmesini sağladığı için erken aşamada değerlendirilmesi gereken bir imkândır.
Yakalanan kişinin ailesine haber verilir mi?
Kanun, yakalanan veya gözaltına alınan kişinin durumunun bir yakınına gecikmeksizin bildirilmesini öngörür. Uygulamada bu bildirim çoğu zaman kısa bir telefon görüşmesi biçiminde yapılır ve ayrıntı içermez; bu nedenle bildirimi alan yakının, kişinin tutulduğu kolluk birimini ve soruşturmayı yürüten Cumhuriyet başsavcılığını ayrıca teyit etmesi gerekir. Bu iki bilgi olmadan müdafi görüşmesinin organize edilmesi güçleşir. Bildirim yapılmamışsa, bu durum başlı başına hukuka aykırılık iddiasının konusunu oluşturabilir.
Şikâyetim hakkında takipsizlik kararı verildi, ne yapabilirim?
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz yolu açıktır. Suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilmelidir. Hâkimlik istemi yerinde bulursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir; yerinde bulmazsa istemi gerekçeli olarak reddeder ve itiraz edeni giderlere mahkûm eder.
Beraat ettim veya tutuklandıktan sonra serbest kaldım; tazminat isteyebilir miyim?
Ceza Muhakemesi Kanunu, hukuka aykırı olarak uygulanan koruma tedbirleri nedeniyle zarara uğrayan kişilere tazminat istemi tanır. Bu istem, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde ileri sürülmelidir. İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. Dilekçeye, zarara uğranılan işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini gösteren belgelerin eklenmesi gerekir; eksiklik bir ay içinde giderilmezse istem reddedilebilir.
İfade ile sorgu arasındaki fark nedir?
İfade alma, şüphelinin soruşturma evresinde kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesidir. Sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim ya da mahkeme tarafından dinlenmesini ifade eder. Ayrım yalnızca terminolojik değildir: sorgu bir yargısal işlemdir, tutanağı duruşmada okunur ve sonraki aşamalarda farklı bir ağırlık taşır. Her iki işlemde de susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı ve isnadın öğrenilmesi hakkı bulunur; bu hakların hatırlatılmamış olması işlemin hukuka aykırılığı sonucunu doğurabilir.
Duruşmaya katılmazsam ne olur?
Sanığın duruşmaya katılmaması hâlinde mahkeme, sanığın zorla getirilmesine karar verebilir; koşulları varsa hakkında yakalama emri de çıkarabilir. Bu nedenle mazeretin duruşma gününden önce yazılı olarak mahkemeye bildirilmesi önemlidir. Sorgusu yapılmış sanık bakımından ise duruşmadan bağışık tutulma imkânı bulunur; ancak bu, mahkemenin takdirine bağlı olup talep edilmeksizin kendiliğinden uygulanmaz. Müdafiin duruşmalara katılması, sanığın katılma yükümlülüğünü her hâlde ortadan kaldırmaz.
Adli para cezası ödenmezse ne olur?
Adli para cezası, ödenmediği takdirde infaz mevzuatı uyarınca hapis cezasına çevrilerek infaz edilir. Bu nedenle adli para cezası, uygulamada zannedildiğinin aksine, ödenmemesi hâlinde sonuçsuz kalan bir yaptırım değildir. Cezanın taksitlendirilmesi talep edilebilir; taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde ise geri kalan kısmın tamamı muaccel hâle gelir. Ödeme emrinin tebliği ve süreler bakımından yapılacak bir hata doğrudan infaz sonucu doğurabileceğinden, tebligatın takibi önemlidir.
Dosyaya tanık gösterebilir miyim?
Gösterebilirsiniz. Sanık ve katılan, lehlerine olan delillerin toplanmasını isteyebilir; tanık dinletme talebi de bu kapsamdadır. Talebin dilekçeyle ve tanığın hangi olguya ilişkin dinleneceği açıkça belirtilerek yapılması gerekir; aksi hâlde mahkeme talebi reddedebilir. Delil taleplerinin mümkün olan en erken aşamada, tercihen ilk duruşmada sunulması, yargılamanın uzamasını önlediği gibi talebin gecikme gerekçesiyle reddedilmesi riskini de azaltır.
Tutuklu yakınımla avukat nasıl görüşür?
Müdafi, tutuklu ya da hükümlü ile vekâletname aranmaksızın ve görüşmeleri denetim altına alınmaksızın görüşebilir. Görüşmenin gizliliği kural olup, yalnızca kanunda öngörülen istisnai hâllerde ve hâkim kararıyla sınırlandırılabilir. Görüşme için ceza infaz kurumundan gün ve saat alınması gerekir. Ailenin ziyareti ise ayrı bir rejime tabidir ve infaz mevzuatındaki gün, süre ve kişi sınırlamaları çerçevesinde yapılır; avukat görüşmesi bu kotadan sayılmaz.
Etkin pişmanlık nedir, her suçta uygulanır mı?
Etkin pişmanlık, failin suç işledikten sonra zararı gidermesi, iade etmesi veya soruşturmaya katkı sağlaması hâlinde cezasında indirim yapılmasını ya da ceza verilmemesini sağlayan bir kurumdur. Genel bir kural değildir: yalnızca kanunun açıkça öngördüğü suçlar bakımından ve o maddedeki koşullarla uygulanır. Hangi aşamada gösterildiği de indirim oranını etkiler; soruşturma aşamasında gösterilen etkin pişmanlık genellikle kovuşturma aşamasındakinden daha yüksek bir indirim sağlar. Bu nedenle karar öncesinde hukuki değerlendirme alınması gerekir.
Suç duyurusunda bulunmanın bir maliyeti var mı?
Cumhuriyet başsavcılığına yapılan ihbar ve şikâyet için harç ödenmez. Ancak soruşturma sırasında bilirkişi incelemesi, keşif veya benzeri işlemlere ihtiyaç duyulması hâlinde bu giderler yargılama giderleri arasında değerlendirilir ve sonucuna göre taraflardan birine yüklenebilir. Ayrıca kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edilmesi ve itirazın reddi hâlinde, itiraz eden giderlere mahkûm edilir. Asılsız olduğu anlaşılan ihbarlar bakımından ise ayrıca hukuki ve cezai sorumluluk gündeme gelebilir.
Şüpheli, sanık, mağdur ve katılan ne anlama gelir?
Şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir. İddianamenin kabulüyle kovuşturma başladığında aynı kişi sanık sıfatını alır. Mağdur, suçtan doğrudan zarar gören kişiyi ifade eder. Katılan ise mağdur veya suçtan zarar görenin, kovuşturma evresinde usulüne uygun biçimde davaya katılma talebinde bulunması ve bu talebin kabul edilmesiyle kazandığı sıfattır. Katılan sıfatının kazanılması önemlidir; çünkü katılan, kanun yollarına başvurma hakkına sahip olur. Katılma talebinde bulunulmaması, karar aleyhe olduğunda başvuru imkânını sınırlandırabilir.
Dosyamı kendim takip edebilir miyim?
Taraflar, kimlik doğrulaması yaparak elektronik ortamda dosyalarına ilişkin temel bilgilere ve duruşma günlerine erişebilir. Ancak bu erişim, müdafi veya vekilin sahip olduğu inceleme ve örnek alma yetkisiyle aynı kapsamda değildir; özellikle soruşturma evresinde erişim sınırlıdır. Ayrıca duruşma gününün öğrenilmesi ile o duruşmaya hangi taleplerin yetiştirilmesi gerektiğinin değerlendirilmesi farklı işlerdir. Takip imkânı, dosyanın hukuki olarak izlenmesinin yerine geçmez.
Yurt dışındayım ve hakkımda ceza davası var; ne yapmalıyım?
Öncelikle dosyanın hangi aşamada olduğu ve hakkınızda yakalama emri bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu hâlinde bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir. Vekâletname, bulunduğunuz ülkedeki Türk konsolosluğunda düzenlenebilir. Ülkeye dönüş planlanmadan önce dosyadaki durumun netleştirilmesi, havalimanında karşılaşılabilecek işlemler bakımından önem taşır.
Mahkûmiyet kaydı ne zaman silinir?
Cezanın infazının tamamlanmasıyla adli sicil kaydı silinerek arşiv kaydına alınır. Arşiv kaydı ise kanunda öngörülen sürelerin geçmesi veya ilgilinin ölümü hâlinde tamamen silinir. Bu ayrım pratikte önemlidir: adli sicil kaydı temizlenmiş olsa dahi arşiv kaydı bazı başvurularda dikkate alınabilir. Silme koşullarının gerçekleşmiş olmasına rağmen kaydın durduğu hâllerde, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne başvurularak kaydın silinmesi talep edilebilir.
Ticaret Hukuku
Bu alandaki hizmetlerin ayrıntısı için Muğla Ticaret Avukatı sayfasına bakabilirsiniz.
Ticari dava hangi mahkemede görülür?
Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakar. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan bir yargı çevresinde ticari bir davada görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki bir görev ilişkisi olduğundan, göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Bu nedenle görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkeme görevli olup olmadığını kendiliğinden inceler; yanlış mahkemede açılan dava, görevsizlik kararı üzerine süresinde yenilenmezse açılmamış sayılır.
Arabulucuya başvurmadan doğrudan ticari dava açabilir miyim?
Konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında açamazsınız. Türk Ticaret Kanunu m.5/A bu davalarda arabuluculuğu dava şartı olarak öngörmektedir; şart yerine getirilmeden açılan dava esasa girilmeksizin usulden reddedilir. Konusu para alacağı olmayan ticari davalarda ise böyle bir zorunluluk bulunmaz.
Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk süreci ne kadar sürer?
Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre, zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. Süreç anlaşmayla sonuçlanırsa düzenlenen anlaşma belgesi icra edilebilirlik bakımından güçlü bir konum sağlar; anlaşma sağlanamazsa son tutanak dava dilekçesine eklenir.
Alacağımı tahsil için icra takibi mi yoksa dava mı daha uygun?
Bu tercih, alacağın hangi belgeye dayandığına ve borçlunun itiraz etme ihtimaline göre yapılır. Elinizde senet gibi kambiyo vasfını haiz bir belge varsa takip yolu daha hızlı sonuç verebilir. Borçlunun itiraz edeceği öngörülüyorsa, itirazın iptali davasının gerektireceği süre baştan hesaba katılmalıdır. İlk görüşmede bu iki yol, belgeleriniz üzerinden karşılaştırılarak değerlendirilir.
İtirazın iptali ile menfi tespit davası arasındaki fark nedir?
İtirazın iptali davası, başlattığı takibe borçlunun itiraz etmesi üzerine alacaklı tarafından açılır ve amacı takibin devamını sağlamaktır. Menfi tespit davası ise borçlu tarafından açılır; amacı, borçlu olunmadığının tespitidir. İki dava da ticari nitelikte olduğunda dava şartı arabuluculuk kapsamındadır.
Ticari defterler lehime delil olur mu?
Usulüne uygun olarak tutulan ticari defterler, kanunda öngörülen koşullar gerçekleştiğinde sahibi lehine de delil teşkil edebilir. Ancak bu, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının bulunmasına, kayıtların birbirini doğrulamasına ve karşı tarafın defterlerinin aksini göstermemesine bağlıdır. Defterlerin usulsüz tutulması hâlinde ise sahibi aleyhine sonuç doğurabilir.
Genel kurul kararına karşı ne kadar sürede dava açılabilir?
Kanuna, esas sözleşmeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilir. Üç aylık süre hak düşürücü niteliktedir; bu nedenle karar tarihinin ve dava açma ehliyetinin tespiti ilk yapılan işlemdir.
Ticari alacaklarda zamanaşımı süresi nedir?
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Bununla birlikte Türk Borçlar Kanunu, kira bedelleri ve bazı periyodik edimler gibi belirli alacaklar için beş yıllık zamanaşımı öngörür. Ticari ilişkinin dayandığı sözleşme tipine göre farklı süreler uygulanabildiğinden, zamanaşımı her dosyada ayrıca değerlendirilir.
Sözleşmede yetkili mahkeme kararlaştırılabilir mi?
Tacirler ve kamu tüzel kişileri, aralarındaki uyuşmazlığın çözümü için belirli bir mahkemeyi yetkili kılan yetki sözleşmesi yapabilirler. Bu nitelikte olmayan taraflar bakımından yetki sözleşmesi yapılması mümkün değildir. Sözleşmeye tahkim kaydı konulması da ayrı bir seçenektir; ancak tahkimin maliyeti ve süreci, dava yoluna göre farklı sonuçlar doğurur.
Ticari sözleşmelerin yazılı yapılması zorunlu mudur?
Kanunda özel bir şekil şartı öngörülmedikçe sözleşmeler sözlü olarak da kurulabilir. Ancak ticari ilişkilerde asıl sorun geçerlilik değil, ispattır. Ödeme koşulu, teslim tarihi ve ayıp bildirimi gibi hususların yazılı olmaması hâlinde bu unsurların sonradan ispatı çoğu zaman mümkün olmamaktadır.
Çek karşılıksız çıktı, hangi yollara başvurulabilir?
Karşılıksızdır işlemi yapılmış bir çek bakımından, alacağın tahsili için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılabilir. Bunun yanında Çek Kanunu, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verilmesi hâlinde ayrı bir yaptırım öngörmekte olup bu yola şikâyet üzerine başvurulur. İki yol birbirinin alternatifi değildir; birlikte yürütülebilir.
Haksız rekabet hangi hâllerde söz konusu olur?
Rakiplerin veya müşterilerin dürüstlük kuralına aykırı davranışlarla yanıltılması, kötülenmesi, ticari sırların hukuka aykırı biçimde kullanılması ya da iş şartlarına uyulmaması gibi hâller haksız rekabet teşkil edebilir. Bu durumlarda tespit, önleme ve maddi durumun ortadan kaldırılması talepleriyle birlikte tazminat istenebilir.
Şirket ortağı olarak bilgi alma hakkım var mıdır?
Pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme hakkı kanunla güvence altına alınmıştır; bu hak esas sözleşme veya organ kararıyla kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz. Talebin reddedilmesi hâlinde mahkemeye başvurularak bilgi verilmesi istenebilir. Talebin kapsamı ve şekli, hakkın kullanılabilmesi bakımından belirleyici olduğundan yazılı olarak yöneltilmesi önerilir.
Faturaya itiraz etmek için ne kadar sürem var?
Bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Bu kural uygulamada en sık gözden kaçan hükümlerden biridir: itiraz edilmeyen fatura, sonraki uyuşmazlıkta içeriği kabul edilmiş bir belge olarak değerlendirilir. Aynı sekiz günlük süre, telefonla veya diğer iletişim araçlarıyla kurulan sözleşmelere ilişkin teyit mektupları bakımından da geçerlidir. İtirazın ispat edilebilir bir yöntemle — noter, iadeli taahhütlü posta veya kayıtlı elektronik posta ile — yapılması gerekir.
Tacirler arasında ayıplı mal ihbarı ne kadar sürede yapılır?
Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı, iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Ayıp açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve inceleme sonucunda ayıp ortaya çıkarsa aynı süre içinde satıcıya ihbarda bulunmakla yükümlüdür. Bu süreler tüketici işlemlerindeki sürelerden farklıdır ve tacirler arası ilişkilerde çok daha kısadır. Süresinde ihbar yapılmaması, alıcının ayıba dayalı haklarını kaybetmesi sonucunu doğurur.
Şirket kuruluşunda avukatla çalışmak zorunlu mu?
Her şirket türü için zorunlu değildir; kuruluş işlemleri ticaret sicili müdürlüğü üzerinden yürütülebilir. Ancak esas sözleşme, ortaklar arasındaki ilişkinin anayasasıdır: pay devri sınırlamaları, temsil yetkisinin kapsamı, genel kurul toplantı ve karar yeter sayıları ile kâr dağıtım esasları bu metinde düzenlenir. Standart örnek metinlerle kurulan şirketlerde bu başlıklar boş bırakıldığı için, ortaklar arasında sonradan doğan uyuşmazlıklarda kanunun genel hükümleri devreye girer ve sonuç çoğu zaman tarafların başlangıçtaki beklentisiyle örtüşmez.
İhtiyati haciz nedir, ne zaman istenir?
İhtiyati haciz, para alacağının tahsilini güvence altına almak amacıyla, dava veya takipten önce ya da bunlarla birlikte borçlunun malvarlığına geçici olarak el konulmasını sağlayan bir tedbirdir. Alacağın rehinle temin edilmemiş ve kural olarak vadesi gelmiş olması aranır. Mahkeme genellikle teminat yatırılmasına karar verir. Uygulamada belirleyici olan zamanlamadır: borçlunun malvarlığını devretmesinden sonra alınan karar çoğu zaman sonuçsuz kalır. Bu nedenle tahsil riski görülen dosyalarda ihtiyati haciz, dava stratejisinin ilk basamağı olarak değerlendirilir.
Ticari işlerde temerrüt faizi nasıl uygulanır?
Ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi, adi işlerdekinden farklıdır. Taraflar sözleşmede faiz oranını serbestçe kararlaştırmamışsa, ticari işler bakımından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli avans işlemlerinde uyguladığı faiz oranı esas alınır. Faizin işlemeye başlaması için kural olarak borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerekir; bu da çoğu hâlde ihtarname ile sağlanır. Vadenin sözleşmede belirlendiği hâllerde ise ayrıca ihtara gerek kalmaksızın temerrüt gerçekleşir.
Limited şirket ortağı şirketin borçlarından sorumlu mudur?
Kural olarak ortak, şirketin borçlarından sorumlu değildir; yalnızca taahhüt ettiği sermaye payını ödemekle yükümlüdür. Bu kuralın önemli bir istisnası kamu alacaklarıdır: limited şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından ortaklar, sermaye payları oranında doğrudan sorumlu tutulur. Şirket müdürleri bakımından ise sorumluluk daha geniştir. Bu nedenle pay devri, müdürlükten ayrılma ve ortaklıktan çıkma işlemlerinde tescil tarihleri ile borcun doğum tarihinin karşılaştırılması gerekir.
Yönetici veya müdürün kişisel sorumluluğu hangi hâllerde doğar?
Şirket yöneticileri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olur. Sorumluluk kusura dayandığından, yöneticinin özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini gösteren kayıtlar — yönetim kurulu karar defteri, muhalefet şerhleri, alınan hukuki ve mali görüşler — savunmanın temelini oluşturur. Bu belgelerin görev süresi boyunca düzenli tutulması, sonradan oluşturulmalarının mümkün olmaması nedeniyle kritik önemdedir.
Konkordato nedir, hangi durumda gündeme gelir?
Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun, alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasına imkân veren bir hukuki yoldur. Mahkemeye sunulan ön proje ve mali tabloların yeterli bulunması hâlinde geçici mühlet verilir ve bu süre içinde borçluya karşı takip yapılamaz. Alacaklı tarafında bulunanlar bakımından ise mühlet kararı, alacağın tahsil takvimini kökten değiştirdiğinden, alacağın süresinde bildirilmesi ve alacaklılar toplantısında temsil edilmek önem taşır.
Ticaret unvanım veya markam izinsiz kullanılıyor; ne yapabilirim?
Ticaret unvanının izinsiz kullanılması hâlinde kanun, kullanımın men edilmesi ve haksız kullanılan unvanın sicilden terkini ile birlikte tazminat istenmesine imkân tanır. Marka bakımından ise sınai mülkiyet mevzuatı ayrıca hukuki ve cezai koruma öngörür. Her iki durumda da öncelikli adım, ihlalin tarih ve kapsam olarak belgelenmesidir; ekran görüntüsü, noter tespiti veya tespit davası bu amaca hizmet eder. Delil güvence altına alınmadan yapılan başvurular çoğu zaman ispat sorunuyla karşılaşır.
Adi ortaklık ile şirket arasındaki fark nedir?
Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur; ortaklar üçüncü kişilere karşı müteselsilen ve kişisel malvarlıklarıyla sorumludur. Ticaret şirketleri ise tüzel kişiliği haizdir ve kural olarak sorumluluk şirket malvarlığıyla sınırlıdır. Uygulamada özellikle inşaat ve ihale işlerinde adi ortaklık sık kullanılır; ancak sorumluluk rejimi farkı çoğu zaman sözleşme imzalandıktan sonra fark edilir. Bu nedenle iş ortaklığı kurulmadan önce hangi yapının tercih edileceği, üstlenilen riskle birlikte değerlendirilmelidir.
Ticari sözleşme yabancı dilde düzenlenebilir mi?
Taraflar sözleşmeyi diledikleri dilde düzenleyebilir. Ancak uyuşmazlık Türk mahkemelerine taşındığında, yabancı dildeki metnin yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilmesi gerekir ve çeviri farklılıkları başlı başına bir tartışma konusu hâline gelebilir. Bu nedenle uluslararası ticari ilişkilerde metnin iki dilli hazırlanması ve hangi dildeki metnin esas alınacağının sözleşmede açıkça belirtilmesi yerinde olur. Uygulanacak hukuk ve yetkili merci de aynı şekilde açık biçimde düzenlenmelidir.
Ticari davada yetkili mahkeme nasıl belirlenir?
Genel kural, davanın davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmasıdır. Sözleşmeden doğan davalarda ayrıca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Tacirler ve kamu tüzel kişileri bakımından ise yetki sözleşmesi yapılarak belirli bir mahkeme yetkili kılınabilir. Yetki itirazının ilk itirazlar arasında ve süresinde ileri sürülmesi gerekir; süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazı dikkate alınmaz ve dava açıldığı yerde görülmeye devam eder.
Ticari defterlerin usulüne uygun tutulmaması ne sonuç doğurur?
Defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmaması ya da kayıtların mevzuata uygun tutulmaması, öncelikle idari yaptırım riski doğurur. Asıl sonuç ise ispat alanında ortaya çıkar: usulüne uygun tutulmayan defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz; buna karşılık aleyhine delil teşkil edebilir. Bu durum, alacağın varlığı tartışmalı olduğu dosyalarda doğrudan sonuç değiştirir. Ayrıca iflas ve konkordato süreçlerinde defter düzeni, borçlunun iyi niyetinin değerlendirilmesinde dikkate alınır.
Bayilik veya tek satıcılık sözleşmem sona erdi; tazminat isteyebilir miyim?
Kanun, acentelik ilişkisinin sona ermesi hâlinde denkleştirme istemi adı altında bir tazminat öngörür. Bunun için müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme sona erdikten sonra da önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, acentenin ise bu müşterilerden doğacak ücret hakkını kaybetmesi ve ödemenin hakkaniyete uygun düşmesi aranır. Tazminat, son beş yıllık faaliyet sonucu alınan yıllık komisyonların ortalamasını aşamaz. Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ve benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşmelere de uygulanır. Talep, sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir.
Şirket satın alırken hukuki inceleme neden gerekir?
Pay devriyle şirket el değiştirdiğinde, şirketin mevcut borçları ve yükümlülükleri de yeni ortakla birlikte devam eder. Bu nedenle devir öncesinde; ortaklık yapısı ve pay defteri kayıtları, devam eden dava ve icra dosyaları, vergi ve prim borçları, süregelen sözleşmeler ile teminat ve rehin kayıtları incelenmelidir. İnceleme sonucunda tespit edilen riskler, ya devir bedeline yansıtılır ya da devir sözleşmesine beyan ve tekeffül hükümleri ile tazminat mekanizmaları eklenerek yönetilir. Devirden sonra ortaya çıkan borçlar bakımından bu hükümler tek dayanak olur.
Ticari sır ve gizlilik sözleşmeleri ne işe yarar?
Müşteri listeleri, fiyat politikaları, üretim yöntemleri ve teknik veriler ticari sır niteliği taşıyabilir. Bu bilgilerin hukuka aykırı biçimde elde edilmesi veya kullanılması haksız rekabet oluşturur. Gizlilik sözleşmesi ise korunacak bilginin kapsamını, süresini ve ihlal hâlinde uygulanacak ceza koşulunu önceden belirleyerek ispat yükünü hafifletir. Sözleşmenin etkili olabilmesi için korunan bilginin belirli biçimde tanımlanması gerekir; “tüm bilgiler gizlidir” türü genel ifadeler uygulamada dar yorumlanmaktadır.
E-ticaret faaliyetinde hangi hukuki yükümlülükler vardır?
Elektronik ortamda satış yapan işletmeler; hizmet sağlayıcı bilgilerini erişilebilir kılmak, sipariş öncesinde ön bilgilendirme yapmak, mesafeli satış sözleşmesini kurmak ve cayma hakkına ilişkin bilgilendirmeyi eksiksiz sunmakla yükümlüdür. Ayrıca ticari elektronik ileti gönderimi önceden onay alınmasına bağlıdır. Kişisel verilerin işlenmesi bakımından da ayrı bir aydınlatma ve veri güvenliği yükümlülüğü doğar. Bu başlıklardaki eksiklikler idari para cezası riski taşıdığı gibi, tüketici uyuşmazlıklarında da işletme aleyhine değerlendirilir.
Sözleşmeye tahkim şartı koymak avantajlı mıdır?
Tahkim, uyuşmazlığın devlet mahkemeleri yerine taraflarca belirlenen hakemlerce çözülmesini sağlar. Süre bakımından daha öngörülebilir olması, uzmanlık gerektiren teknik uyuşmazlıklarda hakem seçilebilmesi ve yargılamanın aleni olmaması başlıca üstünlükleridir. Buna karşılık hakem ücretleri ve kurumsal tahkim masrafları, düşük değerli uyuşmazlıklarda maliyeti mahkeme yoluna göre yükseltir. Tahkim şartının geçerli olabilmesi için yazılı olması ve tarafların iradesini tereddüde yer bırakmayacak biçimde yansıtması gerekir; belirsiz kaleme alınmış tahkim şartları uygulamada geçersiz sayılabilmektedir. Bu nedenle tahkim tercihi, sözleşme değeri ve karşı tarafın bulunduğu ülke birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır.
Borçlar Hukuku
Bu alandaki hizmetlerin ayrıntısı için Muğla Borçlar Hukuku Avukatı sayfasına bakabilirsiniz.
Kira bedeli en fazla ne kadar artırılabilir?
Yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin tarafların anlaşması, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu sınırın üzerinde kararlaştırılan artış, aşan kısım bakımından geçersizdir. Taraflar arasında anlaşma bulunmaması hâlinde kira bedeli, aynı sınır içinde kalmak üzere hâkim tarafından belirlenir.
Kira sözleşmesi on yılı doldurdu, kiracı çıkarılabilir mi?
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren, on yıllık uzama süresinin sonunda, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir. Bildirimin süresinde ve usulüne uygun yapılmaması hâlinde sözleşme bir yıl daha uzar.
Tahliye davası açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu mu?
Kural olarak evet. Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bunun istisnası, kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümlerdir; bu yolda arabuluculuk zorunluluğu bulunmaz.
Haksız fiilden doğan tazminatta zamanaşımı ne kadardır?
Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu daha uzun zamanaşımı süresi uygulanır.
Alacaklarda genel zamanaşımı süresi kaç yıldır?
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Bununla birlikte kira bedelleri, faiz ve periyodik nitelikteki bazı edimler ile belirli meslek gruplarının alacakları için beş yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. Hangi sürenin uygulanacağı alacağın kaynağına göre değiştiğinden, her dosyada ayrıca değerlendirilir.
Dava açmadan önce ihtarname çekmek zorunlu mudur?
Her uyuşmazlıkta zorunlu değildir; ancak birçok hâlde borçlunun temerrüde düşürülmesi için gereklidir. Temerrüdün gerçekleşmesi faizin başlangıç tarihini ve bazı taleplerin ileri sürülebilirliğini etkiler. Kira ilişkisinde ise ihtar, tahliye sebeplerinin bir kısmı bakımından kanunen aranan bir koşuldur. İhtarın noter aracılığıyla gönderilmesi zorunlu değildir; ancak tebliğ tarihinin ve içeriğin ispatı bakımından en güvenli yöntem budur. İadeli taahhütlü posta ve kayıtlı elektronik posta da kullanılabilir. Gönderinin muhatabın güncel adresine yapılması, adres değişikliği hâlinde tebligatın geçerliliği tartışmasını önlemek bakımından önem taşır.
İcra takibine itiraz süresi ne kadardır?
İlamsız icra takibinde ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz edilebilir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur; bu durumda alacaklının itirazın iptali veya itirazın kaldırılması yoluna başvurması gerekir. Sürenin kaçırılması hâlinde takip kesinleşeceğinden, tebliğ tarihinin tespiti öncelikli işlemdir.
Kefil oldum, sorumluluğumun sınırı nedir?
Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Ayrıca kefilin; sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması hâlinde bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Bu şekil şartlarına uyulmaması geçersizlik sonucu doğurur.
Sözleşme koşulları aşırı ağırlaştı; değiştirilebilir mi?
Türk Borçlar Kanunu, sözleşmenin kurulduğu sırada öngörülemeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması ve edimin ifasının borçludan beklenemez hâle gelmesi durumunda, sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme imkânı tanımaktadır. Uyarlama talebi, koşulların gerçekleştiğinin somut olarak ortaya konulmasını gerektirir; genel ekonomik gerekçeler tek başına yeterli görülmemektedir.
Sözleşmeden dönme ile fesih arasındaki fark nedir?
Dönme, sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır; taraflar birbirlerine verdiklerini iade eder. Fesih ise sözleşmeyi ileriye etkili olarak sona erdirir; o ana kadar doğmuş borçlar ayakta kalır. Hangi hakkın kullanılacağı sözleşmenin türüne ve aykırılığın niteliğine göre belirlenir; yanlış hakkın kullanılması talebin reddine yol açabilir.
Manevi tazminat hangi hâllerde istenebilir?
Kişilik hakkının hukuka aykırı biçimde zedelenmesi hâlinde manevi tazminat istenebilir. Bedensel bütünlüğün ihlâlinde zarar görene, ölüm hâlinde ise ölenin yakınlarına manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir. Takdir edilecek miktar; olayın ağırlığı, tarafların ekonomik durumu ve kusur oranı gibi ölçütler dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir.
Trafik kazası sonrasında kime karşı talepte bulunulur?
Talep; kusurlu sürücüye, aracın işletenine ve zorunlu mali sorumluluk sigortası bakımından ilgili sigorta şirketine yöneltilebilir. Sigorta şirketine karşı ileri sürülecek taleplerde, dava açılmadan önce sigortacıya başvuru yapılması gerekmektedir. Bedensel zarara ilişkin taleplerde ise kalıcı sakatlık oranının tespiti sürecin belirleyici aşamasıdır.
Tahliye taahhütnamesi geçerli midir?
Geçerlidir; ancak katı koşullara bağlıdır. Kiracının, kiralananın teslim edilmesinden sonra kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmiş olması gerekir. Taahhüdün kiralananın tesliminden önce alınmış olması hâlinde geçerlilik tartışması doğar. Kiracı taahhüt ettiği tarihte boşaltmazsa kiraya veren, bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sözleşmeyi sona erdirebilir. Bu bir aylık süre kaçırıldığında taahhüde dayanma imkânı o kira yılı bakımından ortadan kalkar.
İki haklı ihtar nedir, tahliye sebebi olur mu?
Kiracı, bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli sözleşmelerde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa, kiraya veren dava yoluyla sözleşmeyi sona erdirebilir. Dava, kira süresinin ve bir yıldan uzun kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde açılmalıdır. İhtarların ayrı ayrı ve haklı olması, yani gerçekten muaccel bir kira borcuna dayanması aranır.
Evi satın aldım, kiracıyı ihtiyacım nedeniyle çıkarabilir miyim?
Kiralananı sonradan edinen kişi; onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir. Bir aylık bildirim süresi kaçırılırsa bu yol kapanır; ancak yeni malik, gereksinim sebebiyle sona erdirme hakkını sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir.
Kiracı kira bedelini ödemezse hangi yol izlenir?
Kiraya veren, kiracıya yazılı olarak bir süre verip bu sürede de ödeme yapılmaması hâlinde sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Sürenin eksik verilmesi bildirimi geçersiz kılar. Bu yolun yanında, kira alacağının icra takibine konu edilmesi ve tahliye talepli takip yürütülmesi de mümkündür.
Depozito en fazla ne kadar olabilir, ne zaman iade edilir?
Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence verme borcu getirilmişse, bu güvence üç aylık kira bedelini aşamaz. Güvence olarak para verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır. Banka güvenceyi ancak iki tarafın rızasıyla, icra takibinin kesinleşmesiyle veya kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak geri verebilir. Kiraya veren, sözleşmenin sona ermesini izleyen üç ay içinde dava açtığını veya takibe giriştiğini bankaya yazılı olarak bildirmezse, banka kiracının istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür.
Kiracı taşınmazı başkasına kiralayabilir mi?
Genel kural, kiracının kiraya verene zarar verecek bir değişikliğe yol açmamak koşuluyla kiralananı tamamen veya kısmen başkasına kiraya verebilmesidir. Ancak konut ve çatılı işyeri kiralarında bu serbestlik yoktur: kiracı, kiraya verenin yazılı rızası olmadıkça kiralananı başkasına kiralayamaz ve kullanım hakkını devredemez. Alt kiracının kiralananı farklı biçimde kullanması hâlinde kiracı, kiraya verene karşı sorumlu olmaya devam eder.
Sebepsiz zenginleşmede zamanaşımı süresi nedir?
Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Bu süreler, sözleşmeden doğan alacaklara ilişkin genel on yıllık süreden farklıdır. Yanlışlıkla yapılan ödemelerin geri istenmesi gibi hâllerde iki yıllık sürenin ne zaman işlemeye başladığının tespiti, talebin kaderini belirler.
Sözleşmedeki cezai şart her hâlde ödenir mi?
Ceza koşulu kural olarak geçerlidir ve alacaklı, zarara uğradığını ispat etmek zorunda kalmaksızın kararlaştırılan cezayı isteyebilir. Ancak hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirmekle yükümlüdür. İndirim değerlendirmesinde borçlunun ekonomik durumu, borcun ifa edilen kısmı ve tarafların menfaat dengesi gözetilir. Ayrıca ceza koşulunun asıl borca bağlı olduğu unutulmamalıdır: asıl borç geçersizse ceza koşulu da istenemez.
İmzaladığım ibraname beni bağlar mı?
İbra, borcun sona erme sebeplerinden biridir; ancak geçerliliği koşullara bağlıdır. Özellikle iş ilişkisi ve benzeri korunan ilişkilerde kanun, ibranın yazılı olmasını, ibra tarihi itibarıyla borcun muaccel olmasını ve ödemenin banka aracılığıyla yapılmasını arar. Miktar içermeyen, matbu ve genel ifadelerle düzenlenmiş ibra belgeleri uygulamada çoğu zaman geçersiz sayılmakta ya da yalnızca makbuz hükmünde kabul edilmektedir. Bu nedenle imzalanan belgenin bir örneğinin saklanması önem taşır.
Satın aldığım mal ayıplı çıktı; hangi haklara sahibim?
Ayıplı ifa hâlinde alıcı; sözleşmeden dönme, satış bedelinin indirilmesi, ayıpsız benzeriyle değiştirme veya onarım isteme haklarından birini seçebilir. Hangi hakkın kullanılacağı, ayıbın niteliğine ve kullanılan hakkın sonuçlarına göre belirlenir. Tüketici işlemleri ile tacirler arası satışlar farklı ihbar sürelerine tabidir; tacirler arası ilişkide süreler çok daha kısadır. Her hâlde ayıbın tespit edildiği anda belgelenmesi ve satıcıya ispat edilebilir bir yöntemle bildirilmesi gerekir.
Müteselsil borçlu olarak tamamını ödemek zorunda mıyım?
Müteselsil borçlulukta alacaklı, borcun tamamını borçlulardan herhangi birinden isteyebilir; borçlular arasında bir sıra gözetmek zorunda değildir. Tamamını ödeyen borçlu, diğer borçlulara kendi paylarına düşen kısım için rücu edebilir. Bu nedenle kefil olurken veya birlikte borç altına girerken, iç ilişkideki pay dağılımının yazılı olarak belirlenmesi, sonradan açılacak rücu davasında ispat kolaylığı sağlar.
Zamanaşımına uğramış borcu ödersem geri alabilir miyim?
Alamazsınız. Zamanaşımı borcu sona erdirmez; yalnızca borçluya ödemeden kaçınma imkânı verir. Bu nedenle zamanaşımı def’i ileri sürülmeden yapılan ödeme geçerli bir ifa sayılır ve geri istenemez. Ayrıca zamanaşımı def’inin süresinde ileri sürülmesi gerekir; davada zamanaşımı savunması yapılmazsa mahkeme bunu kendiliğinden dikkate almaz. Bu nedenle dava dilekçesi tebliğ edildiğinde cevap süresinin kaçırılmaması önemlidir.
Sözleşme imzalarken nelere dikkat etmeliyim?
Öncelikle karşı tarafın kimliği ve temsil yetkisi doğrulanmalıdır; şirket adına imza atan kişinin yetkisi imza sirküleri veya sicil kaydıyla teyit edilmelidir. Ardından edimin kapsamı, ifa yeri ve zamanı, ödeme koşulları, temerrüdün sonuçları, fesih hâlleri ve uyuşmazlık çözümüne ilişkin hükümler tek tek değerlendirilmelidir. Matbu sözleşmelerde karşı tarafça tek yanlı hazırlanan genel işlem koşulları bulunabileceğinden, bunların ayrıca incelenmesi gerekir. Son olarak, sözleşmenin imzalı bir nüshasının ve eklerinin saklanması ispat bakımından zorunludur.
Vekâletname ile yapılan işlemler beni bağlar mı?
Vekâletnamede verilen yetkinin kapsamı içinde kalan işlemler, doğrudan vekâlet vereni bağlar. Bu nedenle vekâletnamenin kapsamı, düzenlenirken sınırlandırılabilir. Taşınmaz satışı, bağışlama, kefil olma ve dava açma gibi bazı işlemler için ise özel yetki aranır; genel vekâletname bu işlemler bakımından yeterli olmaz. Vekâletnamenin azli her zaman mümkündür; ancak azil, karşı tarafa ve ilgili kurumlara bildirilmedikçe iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından sonuç doğurmayabilir.
Yapılan iş ayıplı çıktı; müteahhitten ne isteyebilirim?
Eser sözleşmesinde yüklenici, meydana getirdiği eserin ayıplı olmasından sorumludur. İş sahibi; eserin ücretsiz onarılmasını, ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını ya da ayıp eserin kabulünü imkânsız kılacak veya hakkaniyete aykırı düşecek ölçüde ağırsa sözleşmeden dönmeyi isteyebilir. Bunun için eserin teslim alınmasından sonra gözden geçirilmesi ve ayıbın uygun süre içinde bildirilmesi gerekir. Yüklenicinin ağır kusuru bulunan hâllerde daha uzun süreler uygulanır; bu nedenle teslim ve bildirim tarihlerinin belgelenmesi önem taşır.
Faiz oranı serbestçe kararlaştırılabilir mi?
Taraflar faiz oranını sözleşmeyle belirleyebilir; ancak bu serbestlik sınırsız değildir. Kanun, sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık faiz oranına ve temerrüt faizine üst sınır getirmiştir; bu sınırı aşan kısım geçersizdir. Ticari işlerde ise farklı bir rejim uygulanır. Faiz kararlaştırılmamış olsa dahi, borçlunun temerrüde düşmesi hâlinde kanuni faiz talep edilebilir. Faiz başlangıç tarihi çoğu uyuşmazlıkta anapara kadar tartışma konusu olduğundan, temerrüdün ne zaman gerçekleştiği belgelenmelidir.
Bağışladığım bir malı geri isteyebilir miyim?
Kanun, bağışlamanın geri alınabileceği hâlleri sınırlı olarak sayar. Bağışlanan kişinin, bağışlayana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi, bağışlayana veya ailesine karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması ya da yüklemeli bağışlamada yüklemeyi haklı sebep olmaksızın yerine getirmemesi bu hâller arasındadır. Geri alma hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren kanunda öngörülen kısa süre içinde kullanılmalıdır. Taşınmaz bağışlarında ayrıca resmî şekil şartı aranır.
Ödeme yaptığımı nasıl ispatlarım?
İspat yükü kural olarak ödeme yaptığını iddia eden taraftadır. En güvenli yöntem, ödemenin banka aracılığıyla ve açıklama kısmına hangi borca ilişkin olduğu yazılarak yapılmasıdır. Açıklamasız yapılan havaleler, taraflar arasında birden fazla ilişki bulunduğunda hangi borca mahsup edildiği tartışmasına yol açar. Elden yapılan ödemelerde ise tarih, tutar ve borcun konusu belirtilen imzalı bir makbuz alınması gerekir. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde, kanunda öngörülen parasal sınırın üzerindeki ödemeler kural olarak tanıkla ispat edilemez; bu sınırın altında kalan ödemelerde dahi yazılı belge, uyuşmazlığın süresini belirgin biçimde kısaltır.
Matbu sözleşmedeki maddeler her hâlde bağlayıcı mıdır?
Değildir. Bir tarafça önceden tek başına hazırlanıp karşı tarafa sunulan genel işlem koşulları bakımından kanun özel bir denetim öngörür. Karşı tarafın menfaatine aykırı olan ve dürüstlük kuralına aykırı biçimde ağır sonuç doğuran koşullar yazılmamış sayılabilir. Ayrıca sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan koşullar da aynı sonuca tabidir. Sözleşmenin kurulması sırasında bu koşullara ilişkin bilgilendirme yapılmamış veya inceleme fırsatı tanınmamışsa, denetim daha katı uygulanır. Bu nedenle matbu sözleşmelerin imzalanmadan önce ilgili bölümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Devre tatil sözleşmesi imzaladım; cayma hakkım var mı?
Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayabilir. Cayma süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden hiçbir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan bir belge vermesini isteyemez; bu yasağa rağmen alınan bedel derhâl iade edilir ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belge geçersizdir. Cayma hakkının kullanılmasıyla, bu sözleşmeyle birlikte düzenlenmiş yeniden satım ve değişim sözleşmeleri de kendiliğinden sona erer. Bedel bağlı kredi ile karşılanıyorsa ve bildirim süresi içinde kredi verene de yöneltilirse, kredi sözleşmesi de tazminatsız sona erer.
Devre tatil satışında hangi kurallara uyulması zorunludur?
Sözleşmenin kurulmasından en az bir gün önce Bakanlıkça belirlenen hususları içeren ön bilgilendirme formunun verilmesi zorunludur. Mesafeli yöntemle kurulanlar hariç, satıcı tüketicinin sözleşme tarihini kendi el yazısıyla yazmasını ve sözleşmeyi imzalamasını sağlamakla yükümlüdür. Devre mülk hakkı veren sözleşmeler dâhil olmak üzere tüketicilerle ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kurulamaz; devre mülk hariç devre tatil sözleşmeleri en fazla on yıl için yapılabilir. Ayrıca kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek veya vakıf üyeliği yoluyla devre tatil hakkı tanınamaz ve devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanlar satış yapamaz.
İş Hukuku
Bu alandaki hizmetlerin ayrıntısı için Muğla İş Hukuku Avukatı sayfasına bakabilirsiniz.
Kıdem tazminatına hangi hâllerde hak kazanılır?
Kıdem tazminatı, işçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olması ve iş sözleşmesinin kanunda sayılan hâllerden biriyle sona ermesi durumunda doğar. Bu hâller arasında işveren tarafından haklı sebep dışında yapılan fesih, işçinin haklı nedenle derhâl feshi, askerlik, emeklilik ve kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde yaptığı fesih yer alır. Kıdem tazminatı 1475 sayılı Kanun’un yürürlükte kalan 14. maddesine göre hesaplanır.
İhbar süreleri ne kadardır?
Belirsiz süreli iş sözleşmelerinde bildirim süreleri kıdeme göre belirlenir: işi altı aydan az sürmüş işçi için iki hafta, altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş işçi için dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş işçi için altı hafta, üç yıldan fazla sürmüş işçi için sekiz hafta. Bu süreler asgari olup sözleşmeyle artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat öder.
İstifa eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi?
Kural olarak alamaz. Ancak istifa olarak adlandırılan fesih gerçekte haklı bir nedene dayanıyorsa — örneğin ücretin ödenmemesi, sigorta priminin eksik yatırılması veya çalışma koşullarının esaslı biçimde değiştirilmesi gibi — bu, işçinin haklı nedenle derhâl feshi sayılır ve kıdem tazminatı hakkı doğar. Bu nedenle fesih bildiriminin gerekçesinin yazılı olarak ve doğru biçimde ortaya konulması belirleyicidir.
İşe iade davasını kimler açabilir?
İşe iade hükümlerinden yararlanabilmek için işyerinde otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıyor olması, işçinin en az altı aylık kıdeme sahip bulunması ve iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması gerekir. Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. İşletmenin veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri bu hükümlerden yararlanamaz.
İşe iade davası kazanılırsa ne olur?
Feshin geçersizliğine karar verilmesi hâlinde işçi, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Başvuru üzerine işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmazsa, işçiye en az dört, en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat öder. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. On iş günlük süre içinde başvurulmazsa fesih geçerli hâle gelir.
Fazla çalışma nedir, sınırı var mıdır?
Fazla çalışma, kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır. Her bir saat fazla çalışma için ödenecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesiyle hesaplanır. Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda iki yüz yetmiş saatten fazla olamaz ve fazla çalışma yaptırılabilmesi için işçinin onayının alınması gerekir. İşçi dilerse zamlı ücret yerine serbest zaman kullanabilir.
İş alacaklarında zamanaşımı süresi nedir?
İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla yıllık izin ücreti ile kıdem tazminatı, bildirim şartına uyulmaksızın fesihten kaynaklanan tazminat, kötüniyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine uyulmaksızın fesihten kaynaklanan tazminatın zamanaşımı süresi beş yıldır. Yıllık izin ücretine ilişkin zamanaşımı, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.
İş kazası tazminatı için de arabulucuya başvurmak zorunlu mu?
Hayır. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları dava şartı olarak arabuluculuk kapsamı dışında tutulmuştur. Bu davalar doğrudan iş mahkemesinde açılabilir. Buna karşılık aynı iş ilişkisinden doğan kıdem, ihbar ve fazla çalışma gibi alacaklar için arabuluculuk zorunludur.
Arabuluculuk toplantısına katılmazsam ne olur?
Geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, açılacak davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; ayrıca karşı taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da katılmaması hâlinde yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
Fazla mesai nasıl ispatlanır?
İspat sırası önce yazılı kayıtlardadır: puantaj kayıtları, giriş çıkış kayıtları, bordrolar ve varsa elektronik takip verileri. Bordroda fazla çalışma tahakkuku bulunuyor ve işçi bunu ihtirazi kayıt koymadan imzalamışsa, o döneme ilişkin talep ileri sürmek güçleşir. Yazılı kaydın bulunmadığı hâllerde tanık beyanı değerlendirilir; ancak bu yolla belirlenen sürelerde hâkim tarafından hakkaniyet indirimi uygulanması yerleşik bir uygulamadır.
Rekabet yasağı taahhüdü her hâlde geçerli midir?
Hayır. Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez; süresi de özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki bir rekabet yasağını kapsam veya süre bakımından sınırlandırabilir.
İşveren olarak fesihten önce nelere dikkat etmeliyim?
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. Bu nedenle fesih sebebinin somut olarak belirlenmesi, işçinin davranışından kaynaklanan hâllerde savunmasının alınması ve fesih bildiriminin yazılı olarak, sebebi açık ve kesin biçimde belirtilerek yapılması gerekir. Bu adımlardaki eksiklikler, esas bakımından haklı bir feshi dahi geçersiz hâle getirebilir.
İş sözleşmesinin yazılı yapılması zorunlu mudur?
İş sözleşmesi, kanunda aksi belirtilmedikçe özel bir şekle tabi değildir; ancak süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı yapılması zorunludur. Yazılı sözleşme yapılmayan hâllerde işveren, işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini ve fesih hâlinde uyulacak hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Bu belgenin verilmemesi, uyuşmazlıkta çalışma koşullarının ispatını işveren aleyhine güçleştirir.
Deneme süresi en fazla ne kadar olabilir?
İş sözleşmesine deneme kaydı konulduğunda bunun süresi en çok iki ay olabilir; bu süre yalnızca toplu iş sözleşmeleriyle dört aya kadar uzatılabilir. Deneme süresi içinde taraflar sözleşmeyi bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız feshedebilir; işçinin çalıştığı günlere ait ücret ve diğer hakları saklıdır. Uygulamada sözleşmeye iki ayı aşan deneme süresi yazılması sık rastlanan bir hatadır ve aşan kısım geçersizdir.
Yıllık ücretli izin süreleri ne kadardır?
İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de dâhil olmak üzere en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. İzin süresi; hizmet süresi bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dâhil) olanlar için on dört günden, beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlar için yirmi günden, on beş yıl ve daha fazla olanlar için yirmi altı günden az olamaz. On sekiz yaşından küçük ve elli yaşından büyük işçilere verilecek izin ise yirmi günden az olamaz. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.
Haklı nedenle fesih hakkı ne kadar süreyle kullanılabilir?
Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâllere dayanan derhâl fesih yetkisi, taraflardan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. İşçinin olayda maddi çıkar sağlaması hâlinde bir yıllık süre uygulanmaz. Altı iş günlük süre hak düşürücü niteliktedir; bu nedenle olayın öğrenildiği tarihin belgelenmesi, feshin geçerliliği bakımından belirleyicidir.
Ücretim ödenmiyor; çalışmayı bırakabilir miyim?
Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle çalışmama, sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev sayılmaz. Bu işçilerin iş sözleşmeleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerlerine yeni işçi alınamaz. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Ücretin ödenmemesi ayrıca işçiye haklı nedenle derhâl fesih imkânı da verir.
İşyeri devredilirse haklarım ne olur?
İşyeri veya bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak devredildiğinde, devir tarihinde mevcut iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla birlikte devralana geçer. Devralan işveren, kıdeme bağlı haklarda işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihi esas almak zorundadır. Devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan birlikte sorumludur; devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yılla sınırlıdır. Devir, tek başına fesih için haklı sebep oluşturmaz.
Alt işveren uygulaması ve muvazaa ne anlama gelir?
Asıl işveren, işyerinde yürüttüğü yardımcı işleri veya asıl işin bir bölümünü uzmanlık gerektiren nedenlerle alt işverene verebilir. Bu koşullar gerçekleşmeden kurulan ilişki muvazaalı sayılır ve işçi başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi kabul edilir. Muvazaa tespiti, kıdemin kesintisiz hesaplanması ve asıl işverenin sorumluluğu bakımından sonuç doğurur. Değerlendirmede işin niteliği, talimat veren kişi, ekipman ve iş organizasyonu birlikte incelenir.
Hafta tatili ve genel tatil ücreti nasıl hesaplanır?
Haftalık iş günlerinde çalışmış olan işçiye, yedi günlük süre içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme verilir ve bu süreye ait ücret tam olarak ödenir. Hafta tatilinde çalışılması hâlinde ilave ücret doğar. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılmaması hâlinde ücret tam ödenir; çalışılması hâlinde ise çalışılan her gün için ayrıca bir günlük ücret ödenir. Bu alacaklar da beş yıllık zamanaşımına tabi olup ispatında puantaj ve bordro kayıtları esas alınır.
Sigortam eksik yatırılmış; hizmet tespiti davası nedir?
Sigortalı çalışması bildirilmeyen veya eksik bildirilen işçi, çalışmasının tespiti için hizmet tespiti davası açabilir. Dava işverene karşı açılır ve Sosyal Güvenlik Kurumu davaya dâhil edilir. Bu davalar kamu düzenine ilişkin sayıldığından mahkeme resen araştırma yapar; işyeri kayıtları, komşu işyeri tanıkları ve müfettiş raporları başlıca delillerdir. Emeklilik hesabını doğrudan etkilediği için, çalışma dönemine ilişkin belgelerin saklanması uzun vadede önem taşır.
Mobbing iddiası nasıl ispatlanır?
Mobbing, sistematik ve süreklilik gösteren, işçiyi yıldırmaya yönelik davranışların bütünüdür. Tek bir olay kural olarak yeterli görülmez; davranışın tekrar eden niteliği aranır. İspatta yazışmalar, tanık beyanları, görev değişikliğine ilişkin yazılar, sağlık raporları ve idari şikâyet kayıtları birlikte değerlendirilir. Yargı uygulamasında, olayların bir bütün olarak yıldırma amacını gösterdiğine dair güçlü emare bulunması yeterli sayılabilmektedir. Mobbing, işçiye haklı nedenle fesih ve manevi tazminat talebi imkânı verebilir.
Kıdem ve ihbar tazminatından vergi kesilir mi?
Kıdem tazminatı, kanunda öngörülen tavan tutarı aşmamak kaydıyla gelir vergisinden istisna olup yalnızca damga vergisine tabidir. İhbar tazminatı ise ücret niteliğinde kabul edildiğinden hem gelir vergisi hem damga vergisi kesintisine tabidir. Bu ayrım, arabuluculuk görüşmelerinde üzerinde anlaşılan net tutarın hesaplanmasında sıkça gözden kaçar; anlaşma tutanağında brüt mü net mi anlaşıldığının açıkça yazılması gerekir.
İşveren olarak hangi kayıtları tutmam gerekir?
Uyuşmazlık hâlinde ispat yükünün önemli bir kısmı işveren üzerinde olduğundan; iş sözleşmesi, özlük dosyası, bordrolar, puantaj ve giriş çıkış kayıtları, yıllık izin defteri, fazla çalışma onayları, savunma istem yazıları ve fesih bildirimleri düzenli biçimde tutulmalı ve saklanmalıdır. İş alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıl olduğundan, kayıtların en az bu süre boyunca muhafazası gerekir. Sonradan oluşturulan belgeler yargılamada güven kaybına yol açtığından, kayıt düzeninin ilişki devam ederken kurulması esastır.
İşe iade davası ne kadar sürer?
Kanun, işe iade davalarının ivedilikle sonuçlandırılmasını öngörür ve mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesinin ivedilikle ve kesin olarak karar vermesini düzenler. Bu düzenleme, işe iade uyuşmazlıklarını diğer iş davalarına göre daha hızlı bir sürece bağlar. Buna karşılık süre; bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulup duyulmadığına, tanık sayısına ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Sürecin toplam uzunluğu, arabuluculuk aşaması da eklenerek hesaplanmalıdır.
Belirli süreli iş sözleşmesi her işte yapılabilir mi?
Hayır. Belirli süreli iş sözleşmesi; işin belirli süreli olması, belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşulların bulunduğu hâllerde yapılabilir. Esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste yapılan belirli süreli sözleşmeler baştan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Bu ayrım önemlidir; çünkü belirli süreli sözleşmeyle çalışan işçi kural olarak işe iade hükümlerinden yararlanamaz. Zincirleme sözleşme uygulamasında bu nitelendirme çoğu zaman uyuşmazlığın esasını oluşturur.
Toplu işçi çıkarma nedir, işveren neye dikkat etmelidir?
İşveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri gereklerle toplu işçi çıkarmak istediğinde bunu en az otuz gün önceden yazıyla işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmek zorundadır. İşyerinde çalışan işçi sayısı 20 ile 100 arasındaysa en az 10 işçinin, 101 ile 300 arasındaysa en az yüzde on oranında işçinin, 301 ve daha fazlaysa en az 30 işçinin bir aylık süre içinde işine son verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır. Fesih bildirimleri, bildirimden otuz gün sonra hüküm doğurur. İşveren, çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde aynı nitelikte iş için işçi almak isterse nitelikleri uygun olanları tercihen işe çağırır.
Uzaktan çalışan işçinin hakları farklı mıdır?
Uzaktan çalışma, iş görme ediminin işyeri dışında yerine getirildiği bir çalışma biçimidir ve iş sözleşmesinin yazılı yapılmasını gerektirir. Sözleşmede işin tanımı, çalışma süresi ve yeri, ücret ve ödeme şekli, işveren tarafından sağlanan ekipman ile iletişim yöntemi düzenlenir. Uzaktan çalışan işçi, çalışma süresi ve fazla çalışma dâhil olmak üzere emsal işçiden farklı işleme tabi tutulamaz. Uygulamada en sık tartışma, mesai dışında yapılan yazışmaların fazla çalışma sayılıp sayılmayacağı noktasında doğmakta; bu nedenle iletişim saatlerinin sözleşmede belirlenmesi önerilir.
Kısmi süreli çalışan işçinin hakları nelerdir?
Kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt sözleşmesinin kısmi süreli olması nedeniyle tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz. Ücret ve paraya ilişkin bölünebilir haklar, çalışma süresiyle orantılı olarak ödenir. Yıllık izin, kıdem ve ihbar gibi haklar da kısmi süreli çalışanlar bakımından doğar; hesaplama çalışma süresi esas alınarak yapılır. Sigorta bildirimlerinin fiilî çalışmaya uygun yapılıp yapılmadığı, sonraki hizmet tespiti uyuşmazlıklarının kaynağıdır.
Mevsimlik işte çalışan işçi yıllık ücretli izne hak kazanır mı?
Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara, İş Kanunu’nun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bodrum ve Marmaris’te turizm sezonuna bağlı çalışan işçiler bakımından bu hüküm sık gündeme gelir. Ancak belirleyici olan işin sözleşmede nasıl adlandırıldığı değil, gerçekten niteliği gereği yılın belirli bir döneminde yapılan bir iş olup olmadığıdır. İşyeri yıl boyunca faaliyet gösteriyor ve işçi fiilen kesintisiz çalışıyorsa, sözleşmeye “mevsimlik” yazılmış olması tek başına bu sonucu doğurmaz.
Sezon sonunda sözleşmem askıya alınıyor; bu fesih sayılır mı?
Mevsimlik işlerde sezon sonunda iş sözleşmesi kural olarak sona ermez, askıya alınır. Askı süresince tarafların temel borçları durur; işçi çalışmaz, işveren ücret ödemez. Sözleşmenin sona erdiğinden söz edilebilmesi için açık bir fesih iradesi veya işçinin ertesi sezon çağrıldığı hâlde işe başlamaması gibi bir durum gerekir. Bu ayrım önemlidir, çünkü kıdem ve ihbar tazminatı talepleri ile bunlara ilişkin zamanaşımının başlangıcı, sözleşmenin hangi tarihte sona erdiğine bağlıdır.
Mevsimlik işçinin kıdem tazminatı nasıl hesaplanır?
Kıdem tazminatına esas süre, kural olarak fiilen çalışılan sürelerin toplamı üzerinden belirlenir; askıda geçen ve fiilen çalışılmayan dönemler bu hesaba dâhil edilmez. Buna karşılık bir yıllık kıdem şartının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilirken, işçinin farklı sezonlarda aynı işverene bağlı olarak çalıştığı dönemler birlikte dikkate alınır. Bu nedenle her sezona ait işe giriş ve çıkış kayıtlarının, bordroların ve varsa çağrı yazılarının saklanması, hesabın doğru yapılabilmesi bakımından belirleyicidir.
Mevsimlik çalışan işçi işe iade davası açabilir mi?
İşe iade hükümlerinden yararlanabilmek için işyerinde otuz veya daha fazla işçi çalıştırılması, işçinin en az altı aylık kıdeme sahip olması ve iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması gerekir. Mevsimlik çalışma tek başına sözleşmeyi belirli süreli hâle getirmez; sözleşmenin niteliği somut olarak değerlendirilir. Altı aylık kıdem koşulu bakımından farklı sezonlarda aynı işverene bağlı geçen süreler birlikte hesaba katılır. Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması gerektiği için, sezon sonundaki bildirimin niteliği ve tarihi ilk tespit edilecek husustur.
Yabancılar Hukuku
Bu alandaki hizmetlerin ayrıntısı için Muğla Yabancılar Hukuku Avukatı sayfasına bakabilirsiniz.
İkamet izni türleri nelerdir?
Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu altı tür ikamet izni öngörür: kısa dönem, aile, öğrenci, uzun dönem, insani ve insan ticareti mağduru ikamet izni. Her türün başvuru koşulları, süresi ve sağladığı haklar farklıdır. Yanlış türde yapılan başvuru ret ile sonuçlanabildiğinden, tür seçimi sürecin ilk ve en önemli adımıdır.
İkamet izni başvurum reddedildi, ne yapabilirim?
İkamet izni talebinin reddine ilişkin karar bir idari işlemdir ve idari yargıda iptal davasına konu edilebilir. Dava, ret kararının tebliğinden itibaren genel dava açma süresi içinde açılmalıdır. Ret gerekçesinin hukuki dayanağı, dayanılan bilgi ve belgelerin doğruluğu ile idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullanıp kullanmadığı dava kapsamında incelenir.
Sınır dışı etme kararına karşı ne kadar sürede başvurulur?
Yabancı, yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, başvurusunu sınır dışı etme kararını veren makama da bildirir. Mahkemenin bu konuda verdiği karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.
İdari gözetim en fazla ne kadar sürebilir?
Geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi altı ayı geçemez. Sınır dışı etme işlemlerinin, yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde bu süre en fazla altı ay daha uzatılabilir. Gözetimin devamında zaruret olup olmadığı valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir; zaruret görülmeyen hâllerde gözetim derhâl sonlandırılır.
İdari gözetim kararına itiraz edilebilir mi?
Edilebilir. İdari gözetim altına alınan kişi, yasal temsilcisi ya da avukatı sulh ceza hâkimine başvurabilir; ancak başvuru idari gözetimi durdurmaz. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır ve verdiği karar kesindir. Gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden başvuruda bulunulması mümkündür.
İdari gözetime alternatif yükümlülükler nelerdir?
Kanun; belirli adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, aile temelli geri dönüş, geri dönüş danışmanlığı, kamu yararına hizmetlerde gönüllü görev alma, teminat ve elektronik izleme yükümlülüklerini öngörmektedir. Bu yükümlülüklerden bir ya da birkaçının uygulanması hâlinde süre yirmi dört ayı geçemez. Elektronik izleme yükümlülüğüne karşı sulh ceza hâkimine başvurulabilir.
Yabancı gerçek kişi Türkiye’de taşınmaz satın alabilir mi?
Kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı gerçek kişiler taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilir. Edinilen taşınmazların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez. Askeri yasak ve güvenlik bölgelerine ilişkin sınırlamalar ayrıca uygulanır.
Taşınmaz satın alan yabancının başka bir yükümlülüğü var mı?
Yapısız taşınmaz satın alan yabancı gerçek kişiler ile yabancı ticaret şirketleri, geliştirecekleri projeyi iki yıl içinde ilgili Bakanlığın onayına sunmak zorundadır. Onaylanan proje, tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilir ve projenin süresinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ilgili Bakanlıkça takip edilir. Yükümlülüğün yerine getirilmemesi, taşınmazın tasfiye edilerek bedele çevrilmesi sonucunu doğurabilir.
Türk vatandaşlığı başvurusunda hangi şartlar aranır?
Genel başvuru yolunda; kendi millî kanununa göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, Türkiye’de yerleşmeye karar verdiğini davranışlarıyla teyit etmek, genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, iyi ahlak sahibi olmak, yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak ve millî güvenlik ile kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmamak şartları aranır.
Türk vatandaşı ile evlenmek doğrudan vatandaşlık kazandırır mı?
Hayır. Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde aile birliği içinde yaşama, evlilik birliğiyle bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama ve millî güvenlik ile kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmama şartları aranır.
Taşınmaz yatırımı yoluyla vatandaşlık kazanılabilir mi?
Kanun, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmamak kaydıyla, belirlenen kapsamda yatırım yapan yabancıların Cumhurbaşkanı kararıyla Türk vatandaşlığını kazanabilmesine imkân tanır. Aranan yatırım türü ve asgari tutarlar ikincil düzenlemelerle belirlenmekte ve zaman içinde değişmektedir. Bu nedenle işlem yapılmadan önce güncel tutar ve koşulların teyit edilmesi gerekir.
Tahdit kodu nedir, kaldırılması istenebilir mi?
Tahdit kodu, yabancı hakkında ülkeye giriş veya ikamet bakımından kısıtlama uygulanmasını gerektiren bir kaydı ifade eder. Bu kayıtlar, ikamet izni taleplerinin reddine veya ülkeye girişin engellenmesine yol açabilir. Kodun dayandığı idari işlemin hukuka aykırı olduğu ya da sebebinin ortadan kalktığı hâllerde, idareye başvuru ve gerektiğinde iptal davası yoluyla kaldırılması talep edilebilir.
Süreçler İngilizce yürütülebilir mi?
Görüşmeler İngilizce yapılabilir. Ancak resmî başvurular, dava dilekçeleri ve mahkeme yazışmaları Türkçe yürütülür; yabancı dilde düzenlenmiş belgelerin yeminli tercüman tarafından çevrilmesi ve gerektiğinde noter onayından geçirilmesi gerekir. Duruşmada Türkçe bilmeyen taraf için tercüman görevlendirilir.
Aile ikamet izni için hangi şartlar aranır?
Destekleyici konumundaki kişide; toplam geliri asgari ücretten az olmamak üzere ailedeki fert başına asgari ücretin üçte birinden az olmayan aylık gelir bulunması, ailenin nüfusuna göre genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartlarına sahip olunması ve tüm aile fertlerini kapsayan sağlık sigortası yaptırılmış olması aranır. Ayrıca başvuru tarihi itibarıyla beş yıl içinde aile düzenine karşı suçlardan hüküm giyilmemiş olması, Türkiye’de en az bir yıldır ikamet izniyle kalınıyor olması ve adres kayıt sisteminde kayıt bulunması gerekir. Türk vatandaşlarıyla evli olanlar bakımından bir yıllık ikamet şartı uygulanmaz.
Uzun dönem ikamet iznine hangi şartlarla geçilir?
Uzun dönem ikamet iznine geçişte; kesintisiz en az sekiz yıl ikamet izniyle Türkiye’de kalmış olmak, son üç yıl içinde sosyal yardım almamış olmak, kendisinin veya varsa ailesinin geçimini sağlayacak yeterli ve düzenli gelir kaynağına sahip bulunmak, geçerli sağlık sigortasına sahip olmak ve kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturmamak şartları aranır. Sekiz yıllık sürenin kesintisiz olması gerektiğinden, yurt dışında geçirilen süreler nedeniyle yapılan iptaller bu hakkı doğrudan etkiler.
Kısa dönem ikamet izni hangi hâllerde iptal edilir?
Kanunda aranan şartlardan birinin veya birkaçının yerine getirilmemesi ya da sonradan ortadan kalkması, ikamet izninin veriliş amacı dışında kullanıldığının belirlenmesi ve hakkında geçerli sınır dışı etme veya Türkiye’ye giriş yasağı kararı bulunması hâllerinde kısa dönem ikamet izni verilmez, verilmişse iptal edilir ve süresi bitenler uzatılmaz. Ayrıca iznin yurt dışında kalış süresi bakımından iptaline ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenmiştir; uzun süreli yurt dışı çıkışlar bu nedenle risk oluşturur.
İkamet izninin amacı dışında kullanılması ne demektir?
Örneğin öğrenci ikamet izniyle kalırken öğrenim faaliyetinin fiilen sürdürülmemesi ya da turistik amaçlı kısa dönem izinle kalınırken izinsiz çalışılması bu kapsamda değerlendirilir. Amaç dışı kullanım tespit edildiğinde izin iptal edilir ve kişiden Türkiye’yi terk etmesi istenebilir. İptal kararı bir idari işlem olduğundan iptal davasına konu edilebilir; ancak dava süreci başlamadan önce yeni bir izin türüne geçiş imkânının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi çoğu zaman daha hızlı sonuç verir.
Çalışma izni başvurusunu kim yapar?
Türkiye’de bulunan yabancılar bakımından çalışma izni başvurusu kural olarak yurt içinde işveren tarafından, yabancı adına elektronik ortamda yapılır. Yurt dışından yapılacak başvurularda ise yabancı, bulunduğu ülkedeki Türk dış temsilciliğine başvurur ve işveren aynı süre içinde yurt içinden başvuruyu tamamlar. Çalışma izni, verildiği işveren ve işyeri bakımından geçerlidir; işveren değişikliğinde yeni başvuru gerekir. İzin süresi dolmadan uzatma başvurusu yapılması, çalışma hakkının kesintiye uğramaması için önemlidir.
Turkuaz Kart nedir?
Turkuaz Kart, eğitim düzeyi, mesleki deneyimi, bilim ve teknolojiye katkısı ya da Türkiye’deki yatırım veya istihdam etkisi bakımından nitelikli kabul edilen yabancılara verilen süresiz çalışma izni niteliğinde bir belgedir. İlk üç yıl geçiş süresi olarak uygulanır; bu süre içindeki değerlendirme olumlu sonuçlanırsa geçiş kaydı kaldırılarak süresiz hâle gelir. Turkuaz Kart sahibinin yakınlarına da ikamet imkânı tanınır. Başvuru, kriterlerin belgelerle somut biçimde ortaya konulmasını gerektirdiğinden dosya hazırlığı belirleyicidir.
Uluslararası koruma statüleri nelerdir?
Kanun üç statü öngörür. Mülteci statüsü, Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle zulüm korkusuyla ülkesine dönemeyen yabancılara tanınır. Şartlı mülteci statüsü, aynı korkuyu taşıyan ancak Avrupa dışındaki ülkelerden gelen kişiler için uygulanır. İkincil koruma ise mülteci veya şartlı mülteci sayılmayan, ancak ülkesine gönderildiğinde ölüm cezası, işkence ya da yaygın şiddet nedeniyle ciddi zarar görme riski bulunan yabancılara sağlanır. Statü farkı, sağlanan haklar ve süreler bakımından farklı sonuçlar doğurur.
Geçici koruma ile uluslararası koruma arasındaki fark nedir?
Geçici koruma, ülkesinden ayrılmaya zorlanmış ve acil geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlara gelen yabancılara sağlanan bir korumadır ve bireysel statü belirleme işlemi yapılmaksızın uygulanır. Uluslararası koruma ise bireysel başvuru üzerine, kişinin durumu ayrı ayrı değerlendirilerek karara bağlanır. İki rejim; çalışma, seyahat ve ikamet hakları bakımından farklı kurallara tabidir. Geçici koruma kapsamındaki kişilerin il değişikliği ve çalışma izni işlemleri ayrı izinlere bağlıdır.
Yabancı mahkeme kararı Türkiye’de geçerli olur mu?
Doğrudan geçerli olmaz. Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de hüküm doğurabilmesi için tanıma veya tenfiz davası açılması gerekir. Tanıma, kararın kesin hüküm ve kesin delil etkisinin kabul edilmesini; tenfiz ise kararın Türkiye’de icra edilebilmesini sağlar. Kararın verildiği ülkeyle karşılıklılık bulunması, kararın kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması aranır. Yurt dışında verilen boşanma kararlarının nüfus kaydına işlenebilmesi için de bu yol izlenir.
Yabancının Türkiye’deki mirası hangi hukuka tabidir?
Miras, kural olarak mirasbırakanın millî hukukuna tabidir. Ancak Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır. Bu ayrım, yabancı uyruklu kişilerin Türkiye’deki taşınmazları bakımından, kendi ülkelerindeki miras kurallarından farklı bir sonuç doğurabileceği anlamına gelir. Mirasın açılması, terekenin tespiti ve intikal işlemleri bakımından ayrıca vergi ve tapu mevzuatı devreye girer; bu nedenle mirasçılık belgesi alınmadan önce hangi hukukun uygulanacağının belirlenmesi gerekir.
Vize veya ikamet süresini aşarsam ne olur?
Süre aşımı, idari para cezası uygulanması ve süreye bağlı olarak Türkiye’ye giriş yasağı konulması sonucunu doğurabilir. Yasak süresi, aşımın uzunluğu ve kişinin durumu dikkate alınarak belirlenir. Cezanın ödenmesi ve ülkeden gönüllü çıkış yapılması, yasağın süresini etkileyebilir. Bu nedenle süre aşımı fark edildiğinde beklemek yerine, hukuki durumun ve mevcut seçeneklerin ivedilikle değerlendirilmesi gerekir; sonradan yapılacak ikamet izni başvuruları bu kayıttan doğrudan etkilenir.
İkamet izni reddedilirse Türkiye’de kalmaya devam edebilir miyim?
Ret kararı, kural olarak yabancıdan belirlenen süre içinde Türkiye’den çıkış yapmasını gerektirir. İptal davası açılmış olması tek başına kalış hakkı sağlamaz; bu nedenle dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talebinin de yer alması önem taşır. Ayrıca ret gerekçesine göre, farklı bir izin türüne başvurulmasının mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sınır dışı etme kararı verilmiş hâllerde ise ayrı bir rejim uygulanır: dava açma süresi içinde ve yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.
Yabancı Türkiye’de şirket kurabilir mi?
Kurabilir. Doğrudan yabancı yatırımlar mevzuatı, yabancı yatırımcıların yerli yatırımcılarla eşit muameleye tabi olmasını esas alır; şirket kuruluşu için ayrıca izin aranmaz. Kuruluş sırasında potansiyel vergi kimlik numarası alınması, pasaportun noter onaylı tercümesi ve yabancı ortak veya müdür için gerekli belgelerin hazırlanması gerekir. Şirket ortağı olmak tek başına çalışma izni sağlamaz; şirkette görev alacak yabancının ayrıca çalışma izni alması gerekir. Bu ayrım uygulamada sık gözden kaçmakta ve izinsiz çalışma yaptırımına yol açmaktadır.
Türk vatandaşı anne veya babadan doğan çocuk vatandaş olur mu?
Evet. Türk vatandaşlığı esas olarak soybağı yoluyla kazanılır: Türk vatandaşı ana veya babadan evlilik birliği içinde doğan çocuk Türk vatandaşıdır. Evlilik dışında doğan çocuk bakımından, Türk vatandaşı ana yönünden vatandaşlık doğrudan kazanılır; baba yönünden ise soybağının kurulması gerekir. Yurt dışında doğan çocukların nüfusa tescili için doğum belgesinin usulüne uygun biçimde onaylanması ve konsolosluk aracılığıyla bildirim yapılması gerekir. Tescilin gecikmesi, çocuğun kimlik ve seyahat işlemlerinde sorun doğurur.
Mavi Kart nedir, hangi hakları sağlar?
Mavi Kart, doğumla Türk vatandaşı olup sonradan izin alarak Türk vatandaşlığından çıkan kişilere ve bunların belirli altsoylarına verilen bir belgedir. Kart sahibi; ikamet, seyahat, çalışma, yatırım, ticari faaliyet, miras ve taşınmaz edinimi gibi konularda kural olarak Türk vatandaşlarına tanınan haklardan yararlanır. Ancak seçme ve seçilme hakkı ile kamu görevlerine girme gibi vatandaşlığa bağlı bazı haklar bu kapsamda değildir. Askerlik yükümlülüğü bakımından da ayrı düzenlemeler uygulanır.
Yabancıların Türkiye’de evlenmesi ve boşanması nasıl olur?
Yabancılar Türkiye’de evlenme ehliyetlerini kendi millî hukuklarına göre kazanır; bu nedenle bekârlık belgesi ve doğum kaydı gibi belgelerin usulüne uygun onaylanmış ve tercüme edilmiş hâlleri istenir. Boşanma bakımından ise eşlerin ortak millî hukuku, bu yoksa ortak mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır. Yurt dışında verilen boşanma kararlarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için tanıma davası açılması gerekir; aksi hâlde kişi Türk nüfus kayıtlarında evli görünmeye devam eder.
Yabancı çalıştıran işverenin yükümlülükleri nelerdir?
İşveren, çalıştıracağı yabancı için çalışma izni başvurusunu yapmak ve izin alınmadan istihdama başlamamakla yükümlüdür. İzin verildikten sonra, çalışmaya başlanan tarih ile iş ilişkisinin sona erdiği tarihin idareye süresinde bildirilmesi gerekir. Yabancının sigortalılık bildiriminin de izin kapsamına uygun yapılması zorunludur. İzinsiz yabancı çalıştırılması hâlinde işveren hakkında idari para cezası uygulanır ve tekrarı hâlinde ceza artar; ayrıca yabancının ülkesine dönüş masraflarından işveren sorumlu tutulabilir. Bu nedenle işe alım sürecinde iznin kapsamı, geçerlilik süresi ve hangi işyeri için verildiği baştan kontrol edilmelidir.
Gayrimenkul Hukuku
Bu alandaki hizmetlerin ayrıntısı için Muğla Gayrimenkul Avukatı sayfasına bakabilirsiniz.
Tapuda devir yapılmadan imzalanan satış sözleşmesi geçerli mi?
Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmî şekilde düzenlenmelerine bağlıdır. Bu nedenle taraflar arasında imzalanan adi yazılı sözleşme, ne kadar ayrıntılı olursa olsun mülkiyeti geçirmez ve tapuda devre zorlamak için dayanak oluşturmaz. Böyle bir belge yalnızca ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenmesinde kullanılabilir. Devir taahhüdünün bağlayıcı olması isteniyorsa, noterde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi düzenlenmesi ve bunun tapu kütüğüne şerh edilmesi gerekir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ne işe yarar?
Satış vaadi, tarafların ileride tapuda devir yapma borcunu üstlendikleri bir ön sözleşmedir ve noterde düzenleme şeklinde yapılır. Tapu kütüğüne şerh verildiğinde, taşınmaz üçüncü kişiye devredilse dahi vaat alacaklısı hakkını yeni malike karşı da ileri sürebilir. Şerh verilmemişse hak yalnızca sözleşmenin karşı tarafına karşı ileri sürülebilir; bu da taşınmazın satılması hâlinde çoğu zaman sonuç alınamaması demektir. Bu nedenle sözleşmenin düzenlenmesi kadar şerhin verilip verilmediği de önemlidir.
Tapu iptali ve tescil davası hangi hâllerde açılır?
Tapudaki kaydın hukuka aykırı bir işleme dayandığı iddiasıyla açılır. Uygulamada en sık görülen sebepler; mirastan mal kaçırma amaçlı muvazaalı devirler, işlem tarihinde fiil ehliyetinin bulunmaması, vekâlet yetkisinin kötüye kullanılması, hile ve zorlama ile imar veya kadastro işlemlerinden kaynaklanan hatalardır. Dava taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır. İspat yükü kural olarak iddia edende olduğu için, dava açılmadan önce hangi delillerin toplanabileceğinin belirlenmesi gerekir.
Zilyetlikle mülkiyet kazanmak mümkün mü?
Belirli koşullarda mümkündür. Geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, bu yolla kazandığı mülkiyet hakkına itiraz edilemez. Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız yirmi yıl boyunca malik sıfatıyla elinde bulunduran kişi ise tescil davası açabilir. Bu ikinci davada dava, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine ya da tapu malikinin mirasçılarına karşı açılır ve mahkemece ilan yapılır.
Tapu kaydındaki hata nedeniyle zarara uğradım; kime başvururum?
Kanun, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devleti sorumlu tutar. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere sonradan rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Bu sorumluluk kusura bağlı değildir; sicilin hatalı tutulmuş olması ve buna güvenen kişinin zarara uğraması yeterlidir. Bu nedenle tapu kaydına güvenerek işlem yapan iyiniyetli kişiler bakımından önemli bir güvence oluşturur.
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası nasıl işler?
Paylı mülkiyette paydaşlardan her biri, paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça malın paylaşılmasını isteyebilir. Mahkeme önce aynen taksimin mümkün olup olmadığını araştırır; mümkün değilse taşınmazın satılarak bedelinin paylaştırılmasına karar verir. Satış icra müdürlüğü aracılığıyla açık artırma ile yapılır ve uygulamada rayiç değerin altında sonuçlanabildiği için, dava açılmadan önce paydaşlar arasında anlaşma imkânının değerlendirilmesi yerinde olur. Bu davada arabuluculuk dava şartıdır.
Paylı mülkiyette paylaşma isteme hakkı sınırlandırılabilir mi?
Sınırlandırılabilir. Paylaşmayı isteme hakkı hukuki bir işlemle en çok on yıllık süreyle sınırlandırılabilir. Taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmeler resmî şekle bağlıdır ve tapu kütüğüne şerh verilebilir. Ayrıca uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz. Paydaşlar arasında böyle bir anlaşma varsa, süresi dolmadan açılan ortaklığın giderilmesi davası reddedilir.
Önalım (şufa) hakkı nedir, süresi ne kadardır?
Paylı mülkiyette bir paydaşın payını üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşlar aynı koşullarla o payı satın alma hakkına sahiptir. Yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi gerekir. Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde satışın üzerinden bir yıl geçmekle düşer. Bu süreler 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir; daha önceki iki yıllık süre yerini bir yıla bırakmıştır.
Her satışta önalım hakkı kullanılabilir mi?
Hayır. Devlet İhale Kanunu kapsamında yapılan satışlar ile cebrî artırma yoluyla yapılan satışlarda önalım hakkı kullanılamaz. Ayrıca önalım hakkından resmî şekilde feragat edilip tapu kütüğüne şerh verilmişse hak ortadan kalkar; belirli bir satış bakımından hakkı kullanmaktan vazgeçme ise yazılı şekle tabidir ve satıştan önce veya sonra yapılabilir. Payın satış dışında bir işlemle, örneğin bağışla el değiştirmesi hâlinde de önalım hakkı doğmaz.
Aidat ödemeyen kat maliki hakkında ne yapılabilir?
Ödenmeyen ortak gider ve avans alacağı için icra takibi başlatılabilir veya dava açılabilir; gecikme tazminatı da istenebilir. Bunun ötesinde kanun, kat malikinin diğer maliklerin haklarını çekilmez hâle gelecek derecede ihlal etmesi hâlinde bağımsız bölümün mülkiyetinin devrini talep etme imkânı tanır. Ortak giderlerden ve avanstan kendine düşen borçları ödemediği için iki takvim yılı içinde üç defa icra veya dava takibi yapılmasına sebep olan kat maliki bakımından çekilmezlik her hâlde mevcut sayılır.
Kat mülkiyetinde devir davası hangi sürede açılır?
Devir davasının açılması, aksi kararlaştırılmadıkça diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar vermesine bağlıdır. Dava hakkı, devir konusunda alınan dava açma kararının öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde dava hakkının doğumundan itibaren beş yıl içinde kullanılmazsa düşer. Mahkeme hüküm vermeden önce devir bedelinin bankaya yatırılması için davacılara süre verir; bedel yatırıldığında ve dava kabul edildiğinde mülkiyet, davayı açan kat maliklerine arsa payları oranında devredilir.
Komşum ortak alanda izinsiz tadilat yaptı; ne yapabilirim?
Kat malikleri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anagayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesis yaptıramaz; dış cephede renk değişikliği de bu kapsamdadır. Bu orana uyulmadan yapılan değişikliğin eski hâle getirilmesi talep edilebilir. Ortak yer veya tesislerdeki bir bozukluğun anayapıya zarar verdiği ve acilen onarılması gerektiği ya da güçlendirmenin zorunlu olduğu mahkemece tespit edilmişse, bu işler için kat maliklerinin rızası aranmaz.
Kamulaştırma tebligatı aldım; ne kadar sürem var?
Mahkemece yapılan tebligat gününden, tebligat yapılamayanlar bakımından ise gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde; kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası, maddi hatalara karşı ise adli yargıda düzeltim davası açılabilir. Bu süre içinde iptal davası açıldığının belgelendirilmemesi hâlinde kamulaştırma işlemi kesinleşir ve taşınmaz, mahkemece tespit edilen bedel üzerinden idare adına tescil edilir. Paylı veya elbirliği mülkiyette paydaşların tek başına dava hakkı vardır.
Kamulaştırma bedeli nasıl belirlenir?
İdare, satın alma usulüyle anlaşma sağlanamazsa taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine başvurarak bedelin tespitini ve taşınmazın idare adına tescilini ister. Mahkeme önce tarafları bedelde anlaşmaya davet eder; anlaşma olmazsa bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılır ve rapor alınır. Tescil hükmü kesindir; ancak tarafların bedele ilişkin istinaf ve temyiz hakları saklıdır. Bu nedenle tescil kararı verilmiş olması, bedelin artırılması talebinden vazgeçildiği anlamına gelmez.
Kamulaştırmasız el atma nedir?
İdarenin, usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın taşınmaza fiilen el koyması ya da imar planıyla taşınmazı kamu hizmetine ayırıp uzun süre kamulaştırmaması hâlinde söz konusu olur. Birinci durumda taşınmaz malikinin bedel talebi, ikinci durumda ise hukuki el atma nedeniyle tazminat talebi gündeme gelir. İki hâl farklı yargı kollarında ve farklı hukuki temellerde ileri sürüldüğü için, talebin baştan doğru nitelendirilmesi belirleyicidir.
Ecrimisil nedir, hangi hâllerde istenir?
Ecrimisil, taşınmazı haklı bir sebep olmaksızın kullanan kişiden istenen haksız işgal tazminatıdır. Paydaşlar arasında da söz konusu olabilir; ancak paydaşın diğer paydaştan ecrimisil isteyebilmesi için kural olarak önceden intifadan men edildiğini, yani taşınmazı kullanmaması yönünde uyarıldığını ispat etmesi gerekir. Bu kuralın istisnaları bulunduğundan, talep hazırlanmadan önce taşınmazın niteliği ve kullanım biçimi ayrıca değerlendirilir.
Satın aldığım dairede ayıp çıktı; kime başvururum?
Talep, satıcının kim olduğuna göre değişir. Yapı müteahhidinden veya yapı sahibinden alınan yeni yapılarda eser sözleşmesi ve ayıba karşı tekeffül hükümleri devreye girer; ikinci el alımlarda ise satış sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır. Ayıbın teslim sırasında açıkça belli olup olmadığı ve gözden geçirme ile bildirim yükümlülüğünün süresinde yerine getirilip getirilmediği belirleyicidir. Ağır kusur veya ayıbın kasten gizlenmiş olması hâlinde daha uzun süreler uygulanır.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde nelere dikkat edilmeli?
Sözleşme resmî şekilde düzenlenmelidir. Metinde; paylaşım oranı ve hangi bağımsız bölümlerin kime ait olacağı, teslim tarihi ve gecikme hâlinde uygulanacak ceza koşulu, iskân alınması yükümlülüğü, arsa sahibinin tapu devrini hangi inşaat aşamasında yapacağı ve müteahhidin devir yasağı açıkça düzenlenmelidir. Uygulamadaki uyuşmazlıkların büyük kısmı, tapu devrinin inşaat ilerlemesine bağlanmaması ve gecikme yaptırımının belirlenmemesinden kaynaklanır.
Taşınmaz alırken hangi kayıtlar incelenmelidir?
Tapu kaydının tamamı; mülkiyet durumu, paylı mülkiyet varsa paydaşlar, ipotek, haciz, intifa hakkı, aile konutu şerhi, satış vaadi şerhi ve beyanlar hanesindeki kayıtlar incelenmelidir. Bunun yanında belediyeden imar durumu, yapı ruhsatı ve iskân belgesi, kat mülkiyetine geçilip geçilmediği ve varsa yönetim planı kontrol edilmelidir. Yabancı alıcılar bakımından taşınmazın askeri yasak veya güvenlik bölgesi kapsamında olup olmadığı ayrıca araştırılır.
Aile konutu şerhi ne anlama gelir?
Aile konutu olarak kullanılan taşınmazın maliki olan eş, diğer eşin açık rızası olmadıkça taşınmazı devredemez veya üzerindeki hakları sınırlandıramaz. Rıza alınmadan yapılan işlem geçersizdir. Şerh, bu korumanın tapu kaydından görülebilmesini sağlar; şerh bulunmasa bile korumanın kendisi kanundan doğar. Bu nedenle konut niteliğindeki taşınmaz alımlarında satıcının medeni hâli ve taşınmazın fiilen aile konutu olarak kullanılıp kullanılmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Mirastan mal kaçırma iddiasıyla dava açılabilir mi?
Açılabilir. Miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla taşınmazını görünüşte satış gösterip gerçekte bağışlaması hâlinde muvazaa söz konusu olur ve mirasçılar tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilir. İspatta; devir bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği, devir tarihindeki rayiç değer ile gösterilen bedel arasındaki fark, miras bırakanın devirden sonraki kullanımı ve mirasçılar arasındaki ilişkiler birlikte değerlendirilir. Tanık dâhil her türlü delille ispat mümkündür.
Kadastro tespitine itiraz edilebilir mi?
Edilebilir. Kadastro tutanaklarına karşı, askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açılabilir. Askı süresi geçtikten sonra tutanaklar kesinleşir ve bu aşamadan sonra genel mahkemelerde tapu iptali ve tescil davası yoluna gidilmesi gerekir. Kadastro işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda, taşınmazın öncesinin ne olduğu ve zilyetliğin kim tarafından ne kadar süredir sürdürüldüğü belirleyici olduğu için, eski kayıtların ve tanıkların erken tespit edilmesi önemlidir.
İpotekli taşınmaz satın alınabilir mi?
Alınabilir; ancak ipotek taşınmaz üzerinde kalmaya devam eder ve borç ödenmezse alacaklı taşınmazın satışını isteyebilir. Bu nedenle uygulamada satış bedelinin bir kısmının doğrudan ipotek alacaklısına ödenerek terkin sağlanması ya da devrin ipoteğin kaldırılmasıyla eş zamanlı yapılması tercih edilir. Sözleşmede bu mekanizmanın yazılı olarak düzenlenmemesi, alıcının devirden sonra borçla karşı karşıya kalmasına yol açar.
Tapuda beyan edilen bedeli düşük göstermenin sakıncası var mı?
Vardır. Uyuşmazlık çıktığında ödenen bedelin ispatı güçleşir; tapuda gösterilen bedel, aksi ispatlanmadıkça esas alınır. Örneğin satışın iptali hâlinde iade edilecek tutar veya önalım hakkının kullanılmasında ödenecek bedel bakımından bu fark doğrudan sonuç doğurur. Ayrıca gerçeğe aykırı beyanın kendi hukuki ve mali sonuçları bulunur. Ödemenin banka aracılığıyla ve açıklamalı olarak yapılması, bu riski önemli ölçüde azaltır.
Vekâletle taşınmaz satışı güvenli mi?
Taşınmaz satışı için genel vekâletname yeterli değildir; özel yetki içeren bir vekâletname gerekir. Vekilin yetkisini kötüye kullanarak taşınmazı düşük bedelle ya da yakınına devretmesi hâlinde, tapu iptali ve tescil davası açılabilir; bu davada üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı belirleyicidir. Vekâletnamenin kapsamının dar tutulması, azil hâlinde durumun tapu müdürlüğüne ve ilgili notere bildirilmesi bu riski azaltır.
Taşınmaza haciz konulmuşsa satış yapılabilir mi?
Hukuken devir mümkündür; ancak haciz taşınmaz üzerinde kalır ve alacaklı satış isteyebilir. Alıcı bakımından bu, ödediği bedeli kaybetme riski anlamına gelir. Bu nedenle devirden önce haczin kaldırılması, kaldırılamıyorsa bedelin bir kısmının haciz alacaklısına ödenmesi ya da devrin tamamen ertelenmesi değerlendirilir. Tapu kaydındaki haciz ve şerhlerin devir gününde yeniden kontrol edilmesi, aradaki sürede yeni bir kayıt düşülmüş olabileceği için önemlidir.
İmar planı değişikliği taşınmazımın değerini düşürdü; ne yapabilirim?
İmar planı değişiklikleri idari işlemdir ve idari yargıda iptal davasına konu edilebilir. Askı ilan süresi içinde plana itiraz edilmesi ve itirazın reddi üzerine dava açılması izlenen yoldur; sürelerin kaçırılması dava hakkını ortadan kaldırır. Taşınmazın plan ile kamu hizmetine ayrılmasına rağmen uzun süre kamulaştırılmaması hâlinde ise ayrıca hukuki el atma nedeniyle tazminat talebi gündeme gelebilir.
Yabancı uyruklu kişi Muğla’da taşınmaz alabilir mi?
Kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı gerçek kişiler taşınmaz edinebilir. Edinilen taşınmazların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez. Askeri yasak ve güvenlik bölgelerine ilişkin sınırlamalar ayrıca uygulanır. Yapısız taşınmaz satın alan yabancılar, geliştirecekleri projeyi iki yıl içinde ilgili Bakanlığın onayına sunmak zorundadır.
Taşınmaz davaları ne kadar sürer?
Bu alandaki davalar keşif ve bilirkişi incelemesi gerektirdiğinden diğer hukuk davalarına göre daha uzundur. Ortaklığın giderilmesi gibi görece basit dosyalar bir yılın altında sonuçlanabilirken, tapu iptali ve tescil ya da kamulaştırma bedeline itiraz dosyaları birkaç yıla yayılabilir. Süreyi belirleyen başlıca etkenler; taraf sayısı, tapu ve kadastro kayıtlarının kapsamı, keşif takvimi ve bilirkişi raporuna yapılan itirazlardır.
Bu davalarda masraf ne kadar olur?
Taşınmaz davalarında harç, kural olarak taşınmazın değeri üzerinden nispi olarak hesaplanır; bu da dava açılırken yatırılacak tutarı taşınmazın değerine bağlı olarak yükseltir. Buna keşif, bilirkişi ve tebligat giderleri eklenir. Bu nedenle dava açılmadan önce beklenen kazanç ile öngörülen masrafın karşılaştırılması gerekir. Ön görüşmede avukatlık ücreti ile dosya masrafları ayrı ayrı özetlenir.
Yazlık sitede yılın yalnızca bir kısmında kalıyorum; aidatın tamamını ödemek zorunda mıyım?
Evet. Kat malikleri, ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek ya da bağımsız bölümlerinin durumu nedeniyle bunlardan yararlanmaya ihtiyaç bulunmadığını ileri sürmek suretiyle gider ve avans payını ödemekten kaçınamaz. Bu kural, Bodrum ve Marmaris gibi ilçelerde yaygın olan yazlık sitelerde en sık tartışılan konudur: konutun yılın büyük bölümünde kapalı olması, ortak giderlere katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Ödenmeyen paylar için diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici dava açabilir ya da icra takibi yapabilir.
Sitede aidat kalemleri nasıl paylaştırılır?
Kat Mülkiyeti Kanunu iki ayrı ölçüt kullanır. Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine ve bunlar için toplanacak avansa kat malikleri **eşit olarak** katılır. Buna karşılık anagayrimenkulün sigorta primleri, bütün ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri, yönetici aylığı ve ortak tesislerin işletme giderleri **arsa payı oranında** paylaştırılır. Taraflar aralarında başka türlü anlaşabilir; ancak böyle bir anlaşma yoksa bu dağıtım uygulanır. Havuz ve benzeri ortak tesislerin işletme gideri ikinci gruba girer.
Aidat borcum nedeniyle site yönetimi havuz ve otoparkı kullanımıma kapatabilir mi?
Kanun, ödenmeyen gider ve avans payı için iki yaptırım öngörür: dava veya icra takibi yoluyla tahsil ve ödemede geciktirilen günler için aylık yüzde beş oranında gecikme tazminatı. Ortak yer ve tesislerden yararlandırmama şeklinde bir yaptırım düzenlenmemiştir. Bu nedenle yönetimin kendiliğinden uyguladığı kısıtlamalar tartışmalıdır; yönetim planında böyle bir hüküm bulunması hâlinde dahi hükmün geçerliliği ayrıca değerlendirilmelidir. Uygulamada bu tür kısıtlamalar, borcun varlığından bağımsız olarak ayrı bir uyuşmazlık doğurur.
Site yönetim planı nasıl değiştirilir?
Yönetim planı bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmündedir ve değiştirilmesi için bütün kat maliklerinin **beşte dördünün** oyu şarttır. Kat maliklerinin hâkimin müdahalesini isteme hakkı saklıdır. Yönetim planının ve sonradan yapılan değişikliklerin tarihi, kat mülkiyeti kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilir. Yönetim planı yalnızca mevcut malikleri değil, onların külli ve cüzi haleflerini de bağladığından, taşınmaz alınmadan önce yönetim planının incelenmesi önem taşır.
Dairemi ofis veya işyeri olarak kullanabilir miyim?
Kütükte mesken olarak gösterilen bağımsız bölümde sinema, tiyatro, kahvehane, gazino, pavyon, bar, kulüp, dans salonu gibi eğlence ve toplantı yerleri ile fırın, lokanta, pastahane, süthane gibi gıda ve beslenme yerleri ve imalathane, boyahane, basımevi, dükkân, galeri ve çarşı gibi yerler ancak kat malikleri kurulunun **oybirliğiyle** vereceği kararla açılabilir. Ayrıca mesken, iş veya ticaret yeri olarak gösterilen bağımsız bölümde hastane, dispanser, klinik, poliklinik ve ecza laboratuvarı kurulamaz; bunlara aykırı sözleşmeler hükümsüzdür. Bu nitelikte olmayan muayenehaneler hükmün dışındadır.
“Denize sıfır” arsa satın alıyorum; kıyı kenar çizgisi ne anlama gelir?
Kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır; özel mülkiyete konu olmaz. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Sahil şeridinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla elli metre yaklaşabilir; yaklaşma mesafesi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar yalnızca yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreatif amaçla düzenlenebilir. Bodrum, Marmaris ve Datça kıyılarında satın alma öncesinde kıyı kenar çizgisinin tespit edilip edilmediğinin araştırılması bu nedenle gereklidir.
Askeri yasak bölge kontrolü ne zaman ve kim tarafından yapılır?
Bu kontrol tapu kaydından görülemez; tapu müdürlüğü, işlem sırasında Millî Savunma Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığınca gönderilen harita ve koordinat değerlerine göre sorgulama yapar. Askeri yasak bölgeler, askeri güvenlik bölgeleri ve stratejik bölgelere ilişkin sınırlamalar yabancı alıcılar bakımından ayrıca uygulanır. Sorgulama tamamlanmadan kapora veya bedel ödenmesi risk taşır: taşınmaz kısıtlı çıkarsa devir gerçekleşmez ve ödenen bedelin geri alınması ayrı bir uyuşmazlığa dönüşür.
Turizm Amaçlı Konut Kiralama
Bu alandaki hizmetlerin ayrıntısı için Turizm Amaçlı Konut Kiralama İzin Belgesi sayfasına bakabilirsiniz.
Evimi Airbnb’de kiraya vermek için izin almam gerekiyor mu?
Kiralama süresi yüz günü aşmıyorsa evet. Kanun turizm amaçlı kiralamayı, konutun kullanıcıya en fazla yüz gün süreyle her türlü amaçla kiralanması olarak tanımlıyor ve bu kiralamalar için sözleşme yapılmadan önce izin belgesi alınmasını zorunlu kılıyor. Platformun hangisi olduğunun bir önemi yok; belirleyici olan sürenin yüz günü aşmaması.
Yılda sadece birkaç kez kiraya veriyorum, yine de kapsamda mıyım?
Evet. Kanun bir sayı veya gelir eşiği öngörmüyor; tek bir konutun yüz güne kadar kiralanması da tanımın içinde. “Ticari ölçekte yapmıyorum” savunması kanun metninde karşılık bulmuyor. Sıklığın önem kazandığı tek yer, yüz günden uzun sözleşme yapılan hâllerde bir yıl içinde dört kiralamayı aşma yasağıdır.
İzin belgesini kim verir, nereye başvurulur?
İzin belgesi vermeye Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilidir; Bakanlık bu yetkisini valilik aracılığıyla da kullanabilir. Belge ve plaket ücretleri Bakanlıkça belirlenir. Belge alındıktan sonra Bakanlıkça nitelikleri belirlenen plaketin, turizm amaçlı kiralama yapılan konutun girişine asılması zorunludur.
Komşularımın onayı gerçekten şart mı?
Evet ve bu şart katıdır. Başvuruda, izin belgesine konu bağımsız bölümün bulunduğu binanın tüm kat malikleri tarafından oy birliğiyle alınmış kararın ibrazı zorunludur. Tek bir kat malikinin olumsuz oyu başvuruyu engeller. Birden fazla bina içeren sitelerde yalnızca ilgili binanın kat malikleri aranır; izin belgesinin bir örneği site yönetimine iletilir.
Kat malikleri kararı alınamıyorsa ne yapılabilir?
Oy birliği şartının yerine geçecek bir çoğunluk kararı kanunda öngörülmemiştir. Bu nedenle rıza alınamayan hâllerde izin belgesi düzenlenmesi mümkün olmaz. Değerlendirilebilecek tek yol, binanın yüksek nitelikli konut istisnasına girip girmediğidir; bunun için yönetim planında kısa süreli kiralamaya izin veren bir hüküm bulunması ve kanunda sayılan hizmet ve mekân koşullarının sağlanması gerekir.
Aynı binada birden fazla dairem var; hepsini kiralayabilir miyim?
Üçten fazla bağımsız bölümden oluşan binalarda, aynı kiraya veren adına bağımsız bölümlerin en fazla yüzde yirmi beşi için izin belgesi düzenlenebilir. Aynı binada aynı kişi adına belge düzenlenen bağımsız bölüm sayısı beşi geçerse, başvuruya işyeri açma ve çalışma ruhsatı eklenmesi gerekir; bina bir site içindeyse ayrıca tüm kat maliklerinin oy birliğiyle aldığı karar aranır.
Sözleşmeyi 101 gün üzerinden yaparsam kanun kapsamı dışında kalır mıyım?
Hayır. Kanun bu yolu ayrıca kapatmıştır: her defasında yüz günden uzun süreli sözleşme yapılmış olsa bile, ilk sözleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde aynı konut dörtten fazla kiraya verilirse bir milyon lira idari para cezası uygulanır. Ölçüt sözleşmedeki süre değil, bir yıl içindeki kiralama sayısıdır.
İzinsiz kiralamanın cezası ne kadar?
İzin belgesi olmadan turizm amaçlı kiralanan her konut için yüz bin lira idari para cezası uygulanır ve belge alması için on beş gün süre verilir. Bu sürenin sonunda belgesiz devam edilirse beş yüz bin lira ve bir kez daha on beş gün süre; buna rağmen devam edilirse bir milyon lira uygulanır. Bu tutarlar kanunun kabul tarihindeki değerler olup her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir.
Kiracıyım; oturduğum evi tatilcilere kiralayabilir miyim?
Hayır. Kanun, mesken olarak kullanmak amacıyla kiralanan konutun kiracı tarafından kendi nam ve hesabına turizm amaçlı olarak üçüncü kişilere kiralanmasını açıkça yasaklamıştır. Aynı şekilde, izin belgesi sahibinden kiralanan turizm amaçlı konutun kullanıcı tarafından kendi nam ve hesabına başkasına kiralanması da yasaktır. Her iki hâlde de her sözleşme için yüz bin lira idari para cezası öngörülmüştür.
Emlakçı veya acente aracılığıyla yaparsam sorumluluk kimde olur?
İzin belgesini alma yükümlülüğü her hâlde kiraya verene aittir. Kiraya veren dışında bir kişi tarafından turizm amaçlı kiralama faaliyeti yürütülecekse, bu yalnızca Seyahat Acentaları Kanunu uyarınca belgelendirilmiş (A) grubu seyahat acentaları aracılığıyla yapılabilir. Ayrıca izin belgesi olmayan konutların kiralanmasına aracılık edenler hakkında her sözleşme için yüz bin lira idari para cezası uygulanır.
İlanım yayından kaldırılabilir mi?
Evet. İzin belgesi bulunmayan konutların tanıtımına imkân sağlayan aracı hizmet sağlayıcılar, Bakanlığın uyarısına rağmen yirmi dört saat içinde içeriği çıkarmazsa her konut için idari para cezası uygulanır; ayrıca ilgili yayın bakımından içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verilir ve bu karar Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderilir.
Erişimin engellenmesi kararına itiraz edebilir miyim?
Edebilirsiniz. İçeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Sulh ceza hâkimliğince verilen karara karşı da Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebilir. Süreler kısa olduğundan kararın tebliğ tarihinin tespiti ilk yapılacak iştir.
İdari para cezasına itiraz nasıl yapılır?
Bu kanundaki idari yaptırımların önemli bir kısmı konutun bulunduğu yerin en büyük mülki idare amiri, bir kısmı ise doğrudan Bakanlık tarafından uygulanır. Cezaya karşı Kabahatler Kanunu’ndaki başvuru yolu izlenir ve süre kısadır. Bu nedenle tebligat tarihinin belgelenmesi ve başvurunun süresinde yapılması, itirazın esasından daha belirleyici olabilir.
Yüksek nitelikli konut istisnası ne anlama geliyor?
Yönetim planında kısa süreli kiralama faaliyetine izin verildiğine dair hüküm bulunan; resepsiyon, güvenlik ve günlük temizlik servisi mekânlarının bulunduğu; sağlık, kuru temizleme, çamaşırhane, taşıma, yemek ve alışveriş servisi ile spor salonu ve yüzme havuzu gibi hizmetlerin verilebildiği, birden fazla bağımsız bölüm içeren yüksek nitelikli konutlarda oy birliği ve yüzde yirmi beş şartları aranmaz. Bu konutlarda kiralama bir konut işletmesi eliyle de yapılabilir ve izin belgesi o şirket adına düzenlenir.
İzin belgesi sahibi ölürse belge ne olur?
İzin belgesi sahibi gerçek kişi ise, ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde mirasçılar tarafından başvuruda bulunulmazsa izin belgesi geçersiz hâle gelir. Tüzel kişilerde ise tüzel kişiliğin sona ermesi aynı sonucu doğurur. Her iki hâlde de mevcut kullanıcıların hakları sözleşme süresinin sonuna kadar devam eder.
Evi sattım; bildirim yükümlülüğüm var mı?
Evet. Kiraya verenin miras dışında bir hukuki işlemle değişmesi hâlinde, bu değişikliğin tapu siciline tescil tarihinden itibaren otuz gün içinde bildirilmesi gerekir. Bildirimin yapılmaması hâlinde elli bin lira idari para cezası uygulanır. Aynı şekilde Bakanlıkça istenen bilgi ve belgelerin otuz gün içinde gönderilmemesi, eksik gönderilmesi veya yanıltıcı belge verilmesi de aynı yaptırıma tabidir.
İlanda yazandan farklı bir daire teslim edilirse ne olur?
Konutun konum, nitelik ve fiziksel özelliklerine ilişkin olarak yazı, reklam, afiş, broşür, sosyal medya veya web sayfası gibi araçlarla kullanıcıya yanıltıcı tanıtım yapılması, taahhüt edilen koşulların sağlanmaması veya konutun sözleşmede belirtilenden kısa süreyle tahsis edilmesi hâllerinde izin belgesi sahibine yüz bin lira idari para cezası uygulanır. Konutun sözleşmeye uygun teslim edilmemesi ayrıca yaptırıma bağlanmıştır; verilen on beş gün içinde ödeme iade edilmezse ceza iki yüz bin liraya çıkar.
Komşum izinsiz günlük kiralama yapıyor; ne yapabilirim?
İki yol birlikte değerlendirilir. Birincisi idari yoldur: izin belgesi zaten binanın tüm kat maliklerinin oy birliğine bağlı olduğundan, rızanız alınmadan yürütülen faaliyet izinsiz kiralama olarak ihbara konu edilebilir. İkincisi kat mülkiyeti hukukundan doğan taleplerdir; rahatsızlığın niteliğine göre aykırılığın giderilmesi istenebilir, ihlalin diğer maliklerin haklarını çekilmez hâle getirmesi durumunda ise kanunda öngörülen devir talebi gündeme gelebilir.
Sorunuzun yanıtını bulamadınız mı?
Bu sayfadaki yanıtlar genel niteliktedir. Durumunuza özel değerlendirme için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.