İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Tutukluluk süresi ve tutukluluğun incelenmesi (CMK m. 102)

Yayın tarihi:

Bu sayfada

Kısaca

  • Tutuklu kalınabilecek en uzun süre Ceza Muhakemesi Kanunu m. 102'de yazılıdır.
  • Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok bir yıl, zorunlu hâlde altı ay daha; ağır ceza mahkemesinin işlerinde en çok iki yıl, gerekçeli uzatmalarla en çok üç yıl daha tutukluluk mümkündür.
  • Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü-Yedinci Bölümündeki suçlarda ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda uzatma beş yıla kadar çıkabilir.
  • Soruşturma evresi için daha kısa sınır vardır, fiili çocukken işleyenlerde süreler kısalır.
  • Tutukluluğun devamı soruşturmada en geç otuz günde bir incelenir.

Tutukluluk süresi, bir kişinin tutuklu olarak yargılanabileceği en uzun süredir ve Ceza Muhakemesi Kanunu m. 102 ile sınırlanmıştır. Bu rehber, ağır cezalık olan ve olmayan işlerdeki üst sınırları, Türk Ceza Kanununun CMK m. 102/2'de sayılan bölümlerindeki suçlar ile terör suçlarındaki uzatmayı, soruşturma evresi ve çocuklar için getirilen ayrı sınırları, sürenin nasıl hesaplandığını (dosya bütünü, temyizde geçen süre, bozma), azami süre dolmasa da makul sürenin aşılabileceğini ve CMK m. 108'deki tutukluluk incelemesini Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla anlatır.

Temel bilgiler

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Ağır cezalık olmayan iş

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır; zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

Dayanak: CMK m. 102/1

Ağır cezalık iş

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek uzatılabilir, uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.

Dayanak: CMK m. 102/2

TCK 4-7. bölüm ve terör suçları

TCK İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü-Yedinci Bölüm suçlarında ve 3713 sayılı Kanun kapsamındaki suçlarda uzatma süresi beş yılı geçemez.

Dayanak: CMK m. 102/2

Soruşturma evresi

Soruşturmada tutukluluk ağır cezalık olmayan işte altı ayı, ağır cezalık işte bir yılı geçemez; CMK m. 102/2'de sayılan TCK suçlarında, terör suçlarında ve toplu suçlarda bir yıl altı ay, gerekçeyle altı ay daha.

Dayanak: CMK m. 102/4

Suç tarihinde çocuk olanlar

Süreler, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocukta yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocukta dörtte üç oranında uygulanır.

Dayanak: CMK m. 102/5

Tutukluluk incelemesi

Soruşturmada sulh ceza hâkimi tutukluluğun devamını en geç otuzar günlük sürelerle, şüpheli veya müdafii dinlenerek inceler; kovuşturmada mahkeme her oturumda da karar verir.

Dayanak: CMK m. 108

CMK m. 102/1-2'ye göre tutukluluk süresi en çok ne kadardır?

CMK m. 102 tutukluluğun kanuni üst sınırını işin hangi mahkemenin görevine girdiğine göre ikiye ayırır. 1) CMK m. 102/1 uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır; bu süre zorunlu hâllerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Bu işlerde uzatmayla birlikte üst sınır bir yıl altı aydır. 2) CMK m. 102/2 uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıldır; bu süre de zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir, ancak uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesi CMK m. 102/2'yi, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde uzatmalar dâhil toplam tutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği biçiminde okur. (Yargıtay CGK, E. 2017/862)1 Anayasa Mahkemesi de aynı hesabı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/4/2011 tarihli kararına atıfla yapar. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2012/338)2 Bu kararlar fıkranın sayılan TCK bölümlerindeki suçlar ve terör suçları için getirilen ekten önceki hâlini uygular; o suçlardaki ayrı sınır bir sonraki bölümdedir.

Kanuni süre dolduktan sonra tutukluluğun dayanağı kalmaz. Anayasa Mahkemesi, bir suç isnadına bağlı olarak tutulduğu süre 30/7/2011'de beş yılı dolduran başvurucunun bu tarihten sonraki tutukluluğunun hukuki dayanağı bulunmadığını ve Anayasa m. 19/3'teki kanunilik şartını karşılamadığını belirterek ihlal kararı verdi. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2012/1303)3 Yargıtay Ceza Genel Kurulu da beş yılı aşan sürenin 1 yıl 17 gün olduğu bir koruma tedbiri tazminatı davasında yerel mahkemenin direnme gerekçesini isabetli buldu.1 Tazminatın şartları ve başvuru yolu tutuklama tazminatı konusudur.

Azami süre dolduğu için şüpheli veya sanık hakkında adli kontrol kararı verilmişse CMK m. 112/2 ayrı bir sınır koyar: azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de tutuklama kararı verilebilir; ancak bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

TCK'nın sayılan bölümlerindeki suçlarda ve terör suçlarında CMK m. 102/2'deki uzatma sınırı nedir?

CMK m. 102/2'nin bugünkü metnine göre uzatma süresi, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez. Bu suçlarda da başlangıç süresi en çok iki yıl olduğundan, iki yıllık süreye en çok beş yıllık uzatma eklenebilir; uzatmalar dâhil üst sınır yedi yıldır.

Bu ibare fıkraya sonradan eklendi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022 kararında fıkranın önceki hâlini ("uzatma süresi toplam üç yılı geçemez") ve 694 sayılı KHK'nın 14. maddesiyle "üç yılı" ibaresinden sonra eklenen beş yıllık uzatma ibaresini aktarır.1 CMK'nın yürürlük tablosu m. 102'yi KHK/694 satırında 25/8/2017, 7078 sayılı Kanun satırında 8/3/2018 yürürlük tarihiyle sayar.

Bu sayfadaki 2012-2022 tarihli Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarının "azami beş yıl" anlatımı, fıkranın ek gelmeden önceki hâline dayanır. Bu hesap, sayılan suçlar dışında kalan ağır cezalık işler için bugünkü metinle de örtüşür; TCK'nın sayılan bölümlerindeki suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar için ise bugünkü sınır uzatmada beş yıl, toplamda yedi yıldır.

Sayfadaki kararların hiçbiri beş yıllık uzatmanın hesabına girmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019 kararı, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan sanığın tutukluluğu hakkında yalnız CMK m. 102/2'deki sürenin aşılmamış olmasından söz eder ve tutukluluk incelemesini mahalline bırakır; süreyi yıl olarak yazmaz. (Yargıtay CGK, E. 2018/418)4

CMK m. 102/4-5'e göre soruşturma evresinde ve çocuklarda tutukluluk süresi

CMK m. 102/4 soruşturma evresi için ayrı bir üst sınır koyar. Soruşturma evresinde tutukluluk süresi ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde bir yılı geçemez. Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı aydır ve gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Fıkra yalnız soruşturma evresini düzenler; m. 102/1-2'nin metni ise soruşturma ve kovuşturma evreleri arasında ayrım yapmaz.

CMK m. 102/5 uyarınca bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır. Örneğin ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen bir işte m. 102/1'deki bir yıllık süre, fiili on beş yaşını doldurmadan işleyen çocuk için altı ay, on beş yaşını doldurmuş ama on sekiz yaşını doldurmamış çocuk için dokuz aydır. Ölçüt, kanunun sözüyle fiilin işlendiği sıradaki yaştır.

Her iki fıkra da 7188 sayılı Kanunla eklendi (madde metnindeki şerh: "Ek:17/10/2019-7188/18 md."); CMK'nın yürürlük tablosu 7188 sayılı Kanunun m. 102 değişikliği için 24/10/2019 yürürlük tarihini gösterir. Sayfadaki kararların hiçbiri m. 102/4'teki soruşturma evresi sınırına ya da m. 102/5'teki çocuklara ilişkin orana değinmez; bu iki konuda bugünkü kural doğrudan madde metninden okunur.

CMK m. 102/3'e göre tutukluluk süresinin uzatılması kararı nasıl verilir?

CMK m. 102'deki uzatma, kendiliğinden işleyen bir süre değildir. 1) Uzatma yalnız zorunlu hâllerde yapılabilir (m. 102/1, 102/2). 2) Uzatma kararında gerekçe gösterilir; m. 102/1 "gerekçeleri gösterilerek", m. 102/2 ve m. 102/4 "gerekçesi gösterilerek" der. 3) CMK m. 102/3 uyarınca maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.

Anayasa Mahkemesi gerekçe yükümlülüğünü Anayasa m. 19/7 açısından da arar: başlangıçtaki tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir.3 Aynı ilke, tutukluluğun makul süreyi aştığı sonucuna varılan bir başka kararda da tekrarlanır. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2012/1158)5

Sayfadaki kararların hiçbiri CMK m. 102/3'teki görüş alma kuralının uygulanmasına ya da görüş alınmadan verilen bir uzatma kararının sonucuna değinmez. Tutukluluğun devamına veya salıverilmeye ilişkin kararlara CMK m. 104/2 uyarınca itiraz edilebilir; itirazın usulü tutuklamaya itiraz konusudur.

Birden fazla suçta CMK m. 102'deki süre her suç için ayrı mı hesaplanır?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre birden fazla suça ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların bir dosya üzerinden yürütülmesi veya bir dosyada birleştirilmiş olması hâlinde uygulanan tutuklama tedbiri soruşturma ve kovuşturmaların tamamı açısından sonuç doğurur; tutuklama tedbiri bir yaptırım olmadığından aynı dosya kapsamındaki her bir suç için azami tutukluluk süresinin ayrı ayrı hesaplanması kabul edilemez.1 Ceza Genel Kurulu bu sonuca, örgüt üyeliği, yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi çok sayıda suçtan yargılanan davacının açtığı tazminat davasında ulaştı.1

Anayasa Mahkemesi bir bireysel başvuruda, ilk derece mahkemesinin tahliye talebini tutuklama müzekkeresindeki her bir suç için beş yıllık sürenin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle reddettiğini tespit etti. Mahkemeye göre kanuni tutukluluk süresinin her suç için ayrı ayrı hesaplanması gerektiği yönündeki yorum, bireylerin tutuklu olarak yargılanabileceği azami süreyi belirsiz ve öngörülemez bir şekilde uzatmaya elverişlidir; Mahkeme bu yorumun sonucunda Anayasa m. 19/3'ün ihlal edildiğine karar verdi.3

Suç ve sanık sayısı ya da davanın karmaşıklığı kanuni süreyi uzatmaz. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre bu etkenler tutukluluk süresinin makul olup olmadığı değerlendirmesinde ele alınabilecek faktörlerdir; kanuni tutukluluk süresinin belirlenmesinde esas alınamazlar.1 Makul süre değerlendirmesi aşağıda ayrı bölümde anlatılır.

Bu kararlar aynı dosyada yürütülen ya da bir dosyada birleştirilen yargılamalara ilişkindir. Ayrı dosyalarda verilen ayrı tutuklama kararlarının sürelerinin toplanıp toplanmayacağına sayfadaki kararlarda değinilmemiştir.

Hükümden sonra, temyizde ve bozmadan sonra geçen süre CMK m. 102'ye sayılır mı?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi kararlarına göre temyiz aşamasında geçen süre CMK m. 102'deki azami tutukluluk süresinin hesabında dikkate alınmaz. (Yargıtay CGK, E. 2012/941)6 (Yargıtay 5. CD, E. 2019/3805)7 Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012 kararında, tutuklanma tarihi 08.06.2007 ile yerel mahkeme hüküm tarihi 06.09.2011 arasında beş yıllık sürenin dolmadığını, temyiz aşamasında geçen sürenin de hesaba katılmayacağını belirterek sanığın tahliye istemini reddetti.6 Ceza Genel Kurulu 2019 kararında aynı ölçüte dayanarak tutuklanma tarihi ile yerel mahkeme hüküm tarihi arasını esas aldı.4

Yargıtay 5. Ceza Dairesi de bölge adliye mahkemesinden gelen dosyalarda aynı formülü uygular: hükmü onadığı 2019 kararında da hükmü bozduğu 2021 kararında da temyiz aşamasında geçen sürenin dikkate alınmayacağını, CMK m. 102'deki sınırların aşılmadığını ve tutuklamanın orantılı olduğunu belirterek tahliye istemini reddetti.7 (Yargıtay 5. CD, E. 2021/11709)8

Gerekçe, tutmanın niteliğinin ilk derece hükmüyle değişmesidir. Anayasa Mahkemesine göre azami sürenin hesabında ilk derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen süreler dikkate alınır; kişi ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse hukuki durumu bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma kapsamından çıkar ve tutma, ilk derece mahkemesince verilen hükme bağlı tutmaya dönüşür. Bu hesapla başvurucunun temyiz aşamasında geçen süreler hariç tutuklu kaldığı süre 3 yıl 2 ay 18 gün bulundu ve başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun sayıldı.2 Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022 kararında aynı gerekçeyi benimser.1

Bozma kararı süreyi yeniden işletir. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre bozma kararı sonrasında bireyin durumu tekrar suç isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece mahkemesi önünde geçen süre değerlendirmede dikkate alınır.1 Anayasa Mahkemesi de aynı ilkeyi makul süre hesabı için tekrarlar. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2014/4994)9 Bir olayda ilk derece hükmü ile Yargıtay'ın bozma kararı arasındaki süre hesaptan çıkarılmış, bozmadan sonra yeniden işleyen süreyle bir suç isnadına bağlı tutulma süresi 30/7/2011 tarihinde beş yılı doldurmuştur.3 Hüküm onanırsa böyle bir dönüşüm olmaz: Anayasa Mahkemesi, mahkûmiyet hükmü onanarak kesinleşen başvurucunun tutulmasının yeniden suç isnadına bağlı hâle dönüşmediğini tespit etti.9

Hesaptan düşülen yalnız temyiz süresi değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022 kararındaki olayda, toplam 8 yıl 6 ay 27 gün gözaltı ve tutukluluktan hem başka bir cezanın infazı nedeniyle tutukluluğun infazına ara verilen 1 yıl 4 ay hem de Yargıtay'da geçen 1 yıl 2 ay 10 gün düşüldü; dosya kapsamındaki tutukluluk 6 yıl 17 gün bulundu.1

Sayfadaki Yargıtay kararları bölge adliye mahkemesinden geçmiş dosyalarda da yalnız "temyiz aşamasında geçen süre"den söz eder; istinaf aşamasında geçen sürenin azami süreye sayılıp sayılmadığını ayrıca açıklamaz. Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay'a geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki kararı, CMK m. 104/3 uyarınca bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulu dosya üzerinde yapacağı incelemeden sonra verir; bu karar re'sen de verilebilir.

Azami süre dolmadan tutukluluk makul süreyi aşabilir mi? (Anayasa m. 19/7)

Anayasa m. 19/7'ye göre tutuklanan kişilerin makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Anayasa Mahkemesine göre kanunla tutukluluk süresi için getirilen üst sınırlar makul sürenin aşılmadığı istisnai durumlar için geçerli olabilir ve hiçbir şekilde kişinin bu süre doluncaya kadar tutulabileceği anlamına gelmez; üst sınırın aşılmadığı durumlarda dahi tutukluluk makul süreyi aşmışsa anayasal hakkın ihlal edildiği sonucuna varılır.3 Bu yaklaşımda CMK m. 102'deki süreler tutukluluğun ulaşabileceği en uzun sınırdır; o sınıra kadar tutmanın kendiliğinden haklı olduğu anlamına gelmez.

Anayasa Mahkemesinin makul süre denetimi iki aşamalıdır. 1) Tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeleri ilgili ve yeterli mi? Belirli bir süreyi aşan tutukluluğa ilişkin devam kararlarında tutuklama nedenlerinin soyut olarak belirtilmesi yeterli değildir; tutuklama nedenleri somut olgulara dayalı olarak açıklanmalı, tutuklu kişinin özel durumu da dikkate alınarak kişiselleştirilmelidir. Tutukluluğun ölçülü olduğunun söylenebilmesi için kararlarda öncelikle adli kontrol tedbirlerinin neden yeterli olmadığı ortaya konulmalıdır.9 2) Yargılama özenle yürütüldü mü? Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler bu özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır.3

Makul sürenin hesabında Anayasa Mahkemesine göre sürenin başlangıcı, kişinin ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir; sürenin sonu kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir.3

Sonuç her olayın kendi koşullarına bağlıdır; Anayasa Mahkemesi süreye tek başına bakmaz. 1) Bir kararda 3 yıl 11 ay 24 gün ve 4 yıl 1 ay 16 gün tutuklu kalan başvurucular hakkında, tutukluluğa itiraz ve itirazın reddine dair kararların gerekçelerinin özen ve içerikten yoksun olduğunu ve aynı hususların tekrarı niteliğinde bulunduğunu belirterek Anayasa m. 19/7'nin ihlal edildiğine karar verdi.5 2) Bir başka kararda ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle beş yılı hayli aşan süre boyunca tutulan başvurucu için makul sürenin aşıldığına karar verdi.3 3) Çocuğun cinsel istismarı suçundan yargılanan başvurucunun 2 yıl 4 ay 4 günlük tutukluluğunu ise gerekçeler ilgili ve yeterli olduğu ve davanın yürütülmesinde özensizlik bulunmadığı için somut olayın koşullarında makul buldu ve ihlal olmadığına karar verdi.9

Kanuni sürenin hesabıyla makul sürenin değerlendirmesi ayrı sorulardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu suç ve sanık sayısı ile davanın karmaşıklığını kanuni sürenin değil, makul sürenin değerlendirmesinde ele alınabilecek faktörler sayar.1 Makul süre ihlali hâlinde tazminat yolu ve Anayasa Mahkemesine başvurudan önce tüketilmesi gereken yol, tutuklama tazminatı konusudur.

CMK m. 108'e göre tutukluluk ne zaman ve nasıl incelenir?

CMK m. 108 tutukluluğun belirli aralıklarla, talep beklenmeden incelenmesini öngörür. 1) Soruşturma evresinde: şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, CMK m. 100 hükümlerini göz önünde bulundurarak ve şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verir (m. 108/1). Şüpheli de bu süre içinde tutukluluk durumunun incelenmesini isteyebilir (m. 108/2). 2) Kovuşturma evresinde: hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir (m. 108/3).

Bu inceleme salıverilme isteminden ayrıdır. CMK m. 104/1 uyarınca şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında salıverilmesini isteyebilir. Anayasa Mahkemesi m. 104/1'i serbest bırakılmayı isteme hakkının, m. 108'i ise tutukluluğun soruşturma ve kovuşturma evrelerinde belirli süreleri aşmayacak şekilde resen incelenmesi gereğinin ifadesi olarak anar.9

Anayasa Mahkemesine göre CMK m. 108'e göre şüpheli veya sanığın talebi olmaksızın yapılan resen inceleme, Anayasa m. 19/8'deki yargı merciine başvurma hakkı kapsamında değildir.5 (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2020/35096)10 Buna karşılık tutuklu kişinin makul aralıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı vardır; kişi bu haktan düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla hâkim önünde dinlenilmeyi talep edebilmelidir.5 10

Anayasa Mahkemesinin 2023 tarihli bir kararı bu güvencenin olaya uygulanışını gösterir. Başvurucunun tutukluluğunun incelendiği dönemde 3713 sayılı Kanuna eklenen geçici 19. madde, başvurucunun tutuklandığı terör örgütü üyeliği suçu bakımından tutukluluk incelemesinin en geç otuzar günlük sürelerle dosya üzerinden, doksanar günlük sürelerle kişi veya müdafi dinlenilerek yapılacağını öngörüyordu; Anayasa Mahkemesi bu kuralı 30/6/2022 tarihli, E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararıyla Anayasa m. 13 ve 19'a aykırı bularak iptal etti. Mahkeme, bu düzenleme tutukluluk incelemelerinde şüpheli veya sanığın talebinin de dikkate alınmasını sağladığından, geçici 19. madde kapsamındaki suçlarda CMK m. 108'e göre resen yapılan incelemelerin de Anayasa m. 19/8 kapsamında incelenebileceğini belirtti. Mahkeme, kurala uygun olsa da başvurucunun tutukluluğunun 2 ay 15 gün boyunca duruşmasız incelenmesini olağan dönemde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle bağdaşmaz buldu ve Anayasa m. 19/8'in ihlal edildiğine karar verdi.10 Geçici 19. madde bugünkü inceleme usulü değildir; bugünkü kural CMK m. 108'in metnidir.

Aynı kararda Anayasa Mahkemesi önceki kararlarını da sayar: 7 ay 2 gün, 3 ay 17 gün ve 13 ay boyunca duruşmasız yapılan incelemelerde olağan dönemde Anayasa m. 19/8 ihlal edilmiş, buna karşılık mevzuata uygun şekilde 1 ay 26 gün hâkim önüne çıkarılmadan yapılan incelemelerde ihlal bulunmamıştır; olağan dönemde duruşmasız inceleme için azami bir süre belirlenmesi söz konusu değildir.10 Bu rakamlar o başvuruların koşullarına bağlıdır, genel bir süre sınırı değildir. Tutukluluk kararlarına itirazın incelenmesi ve itirazda duruşma yapılıp yapılmayacağı tutuklamaya itiraz konusudur.

İlgili mevzuat

CMK m. 102 — Tutuklulukta geçecek süre

Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.

(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.

(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 108 — Tutukluluğun incelenmesi

Madde 108 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.

(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.

(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 104 — Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri

Madde 104 – (1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Bu kararlara itiraz edilebilir.

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

Anayasa m. 19 — Kişi hürriyeti ve güvenliği

Madde 19 – Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hakim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

(Değişik birinci cümle: 3/10/2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal (…) ve savaş hallerinde uzatılabilir.

(Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.

Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (2709)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

Kararlar

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1. Azami tutukluluk süresi dosya bütünü için hesaplanır; temyiz süresi düşülür, bozmadan sonra süre yeniden işlerYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2017/862 · K. 2022/829 ·

    Davacı, beş yıllık azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle tutukluluğun yasal dayanağının kalmadığı iddiasıyla koruma tedbiri tazminatı istemiş; ağır ceza mahkemesi manevi tazminata hükmetmiş, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin oy çokluğuyla verdiği bozmaya direnmişti. Ceza Genel Kurulu, tutuklama tedbiri bir yaptırım olmadığından aynı dosyadaki her suç için azami sürenin ayrı ayrı hesaplanamayacağını, suç ve sanık sayısı ile davanın karmaşıklığının yalnız makul süre değerlendirmesinde ele alınabileceğini, temyiz aşamasında geçen sürenin sayılmayacağını ama bozmadan sonra ilk derece mahkemesi önünde geçen sürenin yeniden dikkate alınacağını belirtti. Toplam 8 yıl 6 ay 27 günden tutukluluğa ara verilen 1 yıl 4 ay ile Yargıtay'da geçen 1 yıl 2 ay 10 gün düşülerek 6 yıl 17 gün bulundu; direnme gerekçesi isabetli görülüp esas için dosya Daireye gönderildi. Karar, CMK m. 102/2'nin 694 sayılı KHK ile değişmeden önceki ve sonraki hâlini de aktarır.

    Sonuç: Aynı dosyada birden fazla suç olması azami tutukluluk süresini çoğaltmaz; süre dosya bütünü için bir kez hesaplanır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2. Ağır cezalık işte azami süre ve temyiz aşamasında geçen sürenin hesaba katılmamasıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2012/338 ·

    Başvurucu beş yıllık azami tutukluluk süresinin dolduğunu ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi, CMK m. 102/2'nin (o tarihteki hâliyle) uzatmalar dâhil toplam tutukluluk süresini azami beş yıl öngördüğünü, bu sürenin hesabında ilk derece mahkemesi önünde geçen sürelerin dikkate alınacağını, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararından sonra tutmanın hükme bağlı tutmaya dönüştüğünü belirtti. Temyiz aşamasında geçen süreler hariç tutukluluk 3 yıl 2 ay 18 gün bulunduğundan kanuni süre aşılmamıştı; başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun, makul süre şikâyeti ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulundu.

    Sonuç: İlk derece mahkemesi hüküm verdikten sonra temyizde geçen süre azami tutukluluk süresine eklenmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3. Her suç için ayrı azami süre yorumu ve beş yılı aşan tutuklulukAnayasa Mahkemesi · B. No. 2012/1303 ·

    İlk derece mahkemesi, tutuklama müzekkeresindeki her bir suç için beş yıllık sürenin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle başvurucunun tahliye talebini reddetmişti. Anayasa Mahkemesi bu yorumun azami süreyi belirsiz ve öngörülemez biçimde uzatmaya elverişli olduğunu belirtti. İlk derece hükmü ile Yargıtay'ın bozma kararı arasındaki süreyi hesaptan çıkardı; bozmadan sonra yeniden suç isnadına bağlı tutulan başvurucunun süresi 30/7/2011'de beş yılı doldurmuştu ve sonraki tutukluluğun hukuki dayanağı yoktu. Mahkeme ayrıca kanuni üst sınırların kişinin bu süre doluncaya kadar tutulabileceği anlamına gelmediğini, tekrara dayanan gerekçelerle beş yılı hayli aşan tutukluluğun makul olmadığını belirterek iki yönden ihlal kararı ve 19.000 TL manevi tazminat verdi.

    Sonuç: Azami süre dolduktan sonraki tutukluluğun kanuni dayanağı yoktur; süre dolmasa da gerekçesiz uzayan tutukluluk makul süreyi aşabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4. Silahlı terör örgütü üyeliği dosyasında tutukluluğun CMK m. 102/2 süresi aşılmadan mahalline bırakılmasıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2018/418 · K. 2019/513 ·

    Uyuşmazlık, temyiz incelemesi sırasında dosyaya giren ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile tanık beyanının duruşmada sanığa anlatılmasının gerekli olup olmadığıydı; Ceza Genel Kurulu bu konuda oy çokluğuyla Başsavcılığın itirazını reddetti. Sanığın tutukluluğu hakkında ise oy birliğiyle karar verdi: tutuklanma tarihi 23.02.2017 ile yerel mahkeme hüküm tarihi 24.04.2017 arasında CMK m. 102/2'deki sürenin dolmadığını ve 2011 tarihli Ceza Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere temyiz aşamasında geçen sürenin azami sürenin hesabında dikkate alınmayacağını belirterek tutukluluk incelemesinin mahallinde değerlendirilmesine karar verdi.

    Sonuç: Ceza Genel Kurulu azami süreyi tutuklanma tarihi ile yerel mahkeme hükmü arasındaki süreye göre değerlendirdi; temyiz süresini saymadı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5. Tutukluluğun devamında tekrara dayanan gerekçe ve makul süreAnayasa Mahkemesi · B. No. 2012/1158 ·

    Başvurucular 3/1/2009'da tutuklanmış, biri 3 yıl 11 ay 24 gün, diğeri 4 yıl 1 ay 16 gün tutuklu kalmıştı. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğa itiraz ve itirazın reddine dair kararların gerekçelerinin tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olmadığını ve aynı hususların tekrarı niteliğinde bulunduğunu belirterek Anayasa m. 19/7'nin ihlal edildiğine karar verdi. CMK m. 108'e göre resen yapılan incelemenin Anayasa m. 19/8'deki itiraz hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek bu yöndeki şikâyeti konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez buldu; tutuklu kişinin makul aralıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı olduğunu da vurguladı.

    Sonuç: Her devam kararında aynı kalıp cümleleri tekrarlamak, tutukluluğun uzamasını haklı göstermez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6. Temyiz aşamasında geçen sürenin CMK m. 102/2 hesabına katılmaması ve tahliye isteminin reddiYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2012/941 · K. 2012/1780 ·

    Ceza Genel Kurulu, kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs olayında yerel mahkemenin direnme hükmünü suç niteliğinin hatalı belirlenmesi nedeniyle bozdu. Hüküm tarihinden sonra CMK m. 102/2'ye dayanarak tahliye isteyen sanık hakkında, tutuklanma tarihi 08.06.2007 ile yerel mahkeme hüküm tarihi 06.09.2011 arasında beş yıllık sürenin dolmadığını ve 12.04.2011 tarihli Ceza Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere temyiz aşamasında geçen sürenin azami tutukluluk süresinin hesabında dikkate alınmayacağını belirterek tahliye istemini oy birliğiyle reddetti.

    Sonuç: Azami süre tutuklanmadan yerel mahkeme hükmüne kadar hesaplanır; dosyanın Yargıtay'da beklediği süre bu hesaba girmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7. Onama kararıyla birlikte tahliye isteminin reddi: temyiz süresi sayılmazYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2019/3805 · K. 2019/8399 ·

    Zincirleme nitelikli zimmet suçundan verilen mahkûmiyete karşı istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, karar temyiz edilmişti. Daire temyiz istemlerini esastan reddederek hükmü onadı; Ceza Genel Kurulunun 18/09/2012 ve 12/04/2011 tarihli kararlarında belirtildiği üzere temyiz aşamasında geçen sürenin CMK m. 102'deki azami tutukluluk süresinin hesabında dikkate alınmayacağını, m. 102'deki sınırların aşılmadığını ve tutuklamanın orantılı olduğunu belirterek sanığın tahliye istemini oy birliğiyle reddetti.

    Sonuç: Bölge adliye mahkemesinden geçen dosyada da Yargıtay, temyizde geçen süreyi azami süreye saymadan tahliye istemini değerlendirir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8. Bozma kararıyla birlikte tahliye isteminin reddiYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2021/11709 · K. 2021/5554 ·

    Bölge adliye mahkemesi rüşvet alma suçundan kurulan üç mahkûmiyet hükmünü duruşma açmadan zincirleme suç hükümleriyle tek hükme çevirmişti. Daire, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için duruşma açılması gerektiğini belirterek hükmü bozdu (göçmen kaçakçılığı yönünden temyiz istemi, hüküm temyiz edilemez olduğu için reddedildi). Aynı kararda Ceza Genel Kurulu kararlarına atıfla temyiz aşamasında geçen sürenin CMK m. 102'deki azami sürenin hesabında dikkate alınmayacağını, sınırların aşılmadığını ve tutuklamanın orantılı olduğunu belirterek sanığın tahliye istemini oy birliğiyle reddetti.

    Sonuç: Yargıtay hükmü bozarken de tahliye istemini aynı ölçütle, temyizde geçen süreyi saymadan değerlendirdi.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9. Devam kararlarında somut gerekçe, özen yükümlülüğü ve makul sürenin aşılmamasıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2014/4994 ·

    Başvurucu çocuğun cinsel istismarı suçundan tutuklu yargılanmış ve tutukluluğunun makul süreyi aştığını ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi, belirli bir süreyi aşan tutukluluğa ilişkin devam kararlarında tutuklama nedenlerinin soyut olarak belirtilmesinin yeterli olmadığını, nedenlerin somut olgularla açıklanıp kişiselleştirilmesi ve adli kontrolün neden yetmediğinin gösterilmesi gerektiğini belirtti. Temyiz aşamasında geçen sürenin makul süre hesabına girmediğini, bozma hâlinde ise bozma sonrası sürenin dikkate alınacağını hatırlattı. Mahkûmiyet onanarak kesinleştiği için tutukluluk 28/12/2011-2/5/2014 arasıyla, 2 yıl 4 ay 4 günle sınırlıydı; gerekçeler ilgili ve yeterli, yargılama özenli bulundu ve ihlal olmadığına karar verildi.

    Sonuç: Makul süre süreye tek başına bakılarak değil, devam kararlarının gerekçesine ve yargılamanın özenine bakılarak değerlendirilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10. Tutukluluk incelemesinin 2 ay 15 gün boyunca duruşmasız yapılmasıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2020/35096 ·

    Başvurucunun tutukluluk incelemeleri, itirazları ve tahliye talebi, o dönemde terör örgütü üyeliği suçu için uygulanan 3713 sayılı Kanun geçici 19. maddesine göre dosya üzerinden karara bağlanmıştı; kural, incelemenin otuzar günde dosya üzerinden, doksanar günde kişi veya müdafi dinlenerek yapılmasını öngörüyordu ve Anayasa Mahkemesi kuralı 2022'de iptal etmişti. Mahkeme, CMK m. 108'e göre resen yapılan incelemenin kural olarak Anayasa m. 19/8 kapsamında olmadığını, ama bu kural kapsamındaki suçlarda kapsamda incelenebileceğini belirtti; tutuklu kişinin makul aralıklarla dinlenilmeyi talep edebilmesi gerektiğini hatırlatarak başvurucunun 2 ay 15 gün hâkim önüne çıkarılmadan incelenmesini olağan dönemde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle bağdaşmaz buldu; 12.000 TL manevi tazminata hükmetti.

    Sonuç: Kanundaki aralığa uyulsa bile tutuklu kişinin uzun süre hâkim önüne çıkarılmadan incelenmesi Anayasa m. 19/8'i ihlal edebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Tutukluluk süresi en fazla ne kadar olabilir?

CMK m. 102'ye göre ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk en çok bir yıldır ve zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok iki yıldır; uzatma toplam üç yılı geçemez. Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü-Yedinci Bölümündeki suçlarda ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda uzatma beş yıla kadar çıkabilir.

Ağır ceza davasında tutukluluk en çok beş yıl mıdır?

Kural olarak evet: iki yıllık süreye en çok üç yıllık uzatma eklenir ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Anayasa Mahkemesi bu sınırı uzatmalar dâhil beş yıl olarak hesaplar. Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü-Yedinci Bölümündeki suçlarda ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda ise CMK m. 102/2 beş yıla kadar uzatmaya izin verdiği için üst sınır yedi yıldır.

Soruşturma aşamasında, dava açılmadan ne kadar tutuklu kalınabilir?

CMK m. 102/4'e göre soruşturma evresinde tutukluluk, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde bir yılı geçemez. Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü-Yedinci Bölümündeki suçlarda, terör suçlarında ve toplu olarak işlenen suçlarda bu süre en çok bir yıl altı aydır ve gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

Suçu çocukken işleyenler için tutukluluk süresi farklı mıdır?

Evet. CMK m. 102/5'e göre maddedeki tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklarda yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklarda dörtte üç oranında uygulanır. Ölçüt fiilin işlendiği sıradaki yaştır.

İlk derece mahkemesi hüküm verdikten sonra Yargıtay'da geçen süre tutukluluk süresine sayılır mı?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi kararlarına göre temyiz aşamasında geçen süre CMK m. 102'deki azami sürenin hesabında dikkate alınmaz. Anayasa Mahkemesine göre ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kararı verdikten sonra tutma, suç isnadına bağlı tutukluluk olmaktan çıkar ve verilen hükme bağlı tutmaya dönüşür.

Yargıtay hükmü bozarsa tutukluluk süresi yeniden işler mi?

Evet. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna ve Anayasa Mahkemesine göre bozma kararından sonra kişinin durumu yeniden suç isnadına bağlı tutmaya dönüşür ve bozmadan sonra ilk derece mahkemesi önünde geçen süre hesaba katılır. İlk derece hükmü ile bozma kararı arasındaki süre ise hesaba girmez.

Birden fazla suçtan yargılanan kişi için azami süre her suç için ayrı mı hesaplanır?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre tutuklama bir yaptırım olmadığından aynı dosyadaki her bir suç için azami tutukluluk süresi ayrı ayrı hesaplanamaz; süre dosyadaki bütün suçlar için birlikte işler. Anayasa Mahkemesi de her suç için ayrı süre yorumunun azami süreyi öngörülemez biçimde uzattığını belirterek bir başvuruda ihlal kararı vermiştir.

Azami süre dolmadıysa tutukluluk her zaman hukuka uygun mudur?

Hayır. Anayasa Mahkemesine göre kanundaki üst sınırlar kişinin bu süre doluncaya kadar tutulabileceği anlamına gelmez; üst sınır aşılmasa da tutukluluk makul süreyi aşabilir. Mahkeme, tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin somut olay bakımından ilgili ve yeterli olup olmadığına ve yargılamanın özenle yürütülüp yürütülmediğine bakar.

Azami tutukluluk süresi dolarsa ne olur?

Anayasa Mahkemesi, kanuni süreyi dolduran başvurucunun bu tarihten sonraki tutukluluğunun hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek Anayasa m. 19/3'ün ihlal edildiğine karar vermiştir. Azami süre dolduğu için verilen adli kontrolün ihlali hâlinde CMK m. 112/2'ye göre yeniden tutuklama mümkündür; bu durumda süre ağır cezalık işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

Tutukluluk ne sıklıkla incelenir?

CMK m. 108'e göre soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine en geç otuzar günlük sürelerle ve şüpheli veya müdafii dinlenerek tutukluluğun devamının gerekip gerekmediğine karar verir. Kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme bu kararı her oturumda, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da otuz günlük süre içinde re'sen verir. Şüpheli veya sanık da her aşamada salıverilmesini isteyebilir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Diğer ceza usulü rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.