İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Tutuklamaya itiraz ve tahliye talebi (CMK m. 101)

Yayın tarihi:

Bu sayfada

Kısaca

  • Tutuklama kararına, tutukluluğun devamına veya tahliye talebinin reddine karşı başvurulan kanun yolu itirazdır.
  • Bugünkü kanuna göre itiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren hâkimliğe ya da mahkemeye dilekçeyle veya zabıt kâtibine beyanla yapılır; tutuklu, ceza infaz kurumu müdürüne de başvurabilir.
  • Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına itirazı asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler.
  • İtiraz tutukluluğu kendiliğinden durdurmaz ve kural olarak dosya üzerinden karara bağlanır.
  • İtiraz merciinin kararı kesindir; ancak merci ilk kez tutuklama kararı verirse bu karara da itiraz edilebilir.

Tutuklama kararına, tutukluluğun devamına ya da tahliye talebinin reddine karşı başvurulan kanun yolu itirazdır. Bu rehber, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 101, 104, 105 ve 267-271'deki itiraz edilebilen kararları, itiraz süresini ve yerini, itirazı inceleyen merciyi, itirazın tutukluluğa etkisini, Cumhuriyet savcısının görüşünün bildirilmesini ve soruşturma dosyasına erişim kısıtlamasını Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla anlatır.

Temel bilgiler

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

İtiraz edilebilen kararlar

Tutuklama kararına, tutukluluk hâlinin devamına ve salıverilme istemi hakkında verilen kararlara itiraz edilebilir.

Dayanak: CMK m. 101/5 ve 104/2

İtiraz süresi

Kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde kararın CMK m. 35'e göre öğrenildiği günden itibaren iki hafta.

Dayanak: CMK m. 268/1

İtirazın verileceği yer

Kararı veren hâkimliğe ya da mahkemeye dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanla; tutuklu, ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanla ya da dilekçeyle de başvurabilir.

Dayanak: CMK m. 268/1 ve 263/1

İnceleyen merci

Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına itirazı yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi, asliye ceza mahkemesinin kararına itirazı ağır ceza mahkemesi, ağır ceza mahkemesinin kararına itirazı kural olarak numara olarak kendisini izleyen daire inceler.

Dayanak: CMK m. 268/3-b ve 268/3-c

İtirazın etkisi

İtiraz kararın yerine getirilmesini geri bırakmaz; kararına itiraz edilen makam ya da itirazı inceleyecek merci geri bırakmaya karar verebilir.

Dayanak: CMK m. 269

Savcı görüşü

Tutuklamaya ve salıverilme istemine ilişkin kararlara itirazda Cumhuriyet savcısından görüş alınırsa bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir; onlar üç gün içinde görüş bildirebilir.

Dayanak: CMK m. 270/2

Merciin kararı

İtiraz kural olarak duruşma yapılmaksızın karara bağlanır; merciin kararı kesindir, ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararına itiraz edilebilir.

Dayanak: CMK m. 271/1 ve 271/4

CMK m. 101'e göre tutuklama kararında neler gösterilir ve karar size nasıl bildirilir?

CMK m. 101/1 uyarınca soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya resen mahkeme karar verir. Tutuklama istemlerinde gerekçe gösterilmesi ve adli kontrol uygulamasının neden yetersiz kalacağının hukuki ve fiilî nedenleriyle belirtilmesi zorunludur.

CMK m. 101/2'ye göre tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu konudaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda 1) kuvvetli suç şüphesini, 2) tutuklama nedenlerinin varlığını, 3) tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, 4) adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Dördüncü bent 7331 sayılı Kanunla eklenmiştir. Aynı fıkraya göre kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, bir örneği yazılarak kendisine verilir ve bu husus kararda belirtilir.

Anayasa m. 19'a göre yakalanan veya tutuklanan kişiye yakalama veya tutuklama sebepleri ve hakkındaki iddialar her hâlde yazılı, bu hemen mümkün olmazsa sözlü olarak derhâl bildirilir; kişinin yakalandığı veya tutuklandığı yakınlarına da derhâl bildirilir. CMK m. 101/3 uyarınca tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanık, kendi seçeceği ya da baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. CMK m. 101/4'e göre tutuklama kararı verilmezse şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.

Tutuklamanın şartları ve tutuklama kararının içeriği tutuklama rehberinin, tutukluluğun azami süresi ve resen yapılan otuz günlük inceleme tutukluluk süresi rehberinin konusudur. Bu sayfa, verilen karara karşı başvurulan itiraz yolunu ve tahliye talebini anlatır.

Hangi tutuklama kararlarına itiraz edilir? (CMK m. 101/5, 104/2, 105 ve 267)

CMK m. 267'ye göre hâkim kararlarına ve kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. Tutuklama bakımından kanun bu yolu açıkça gösterir: 1) CMK m. 101/5 uyarınca m. 101 ile m. 100 gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir; 2) CMK m. 104/2'ye göre şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine ilişkin hâkim ya da mahkeme kararlarına itiraz edilebilir; 3) CMK m. 105/1 uyarınca salıverilme istemi üzerine verilen kabul, ret ya da adli kontrol kararlarına da itiraz edilebilir.

İtiraz yolu yalnız tutukluya açık değildir. Anayasa Mahkemesinin 2025'te incelediği bir olayda sulh ceza hâkimliği tutuklama talebini reddedip adli kontrol tedbirlerine karar vermiş, Cumhuriyet başsavcılığının bu karara itirazı üzerine asliye ceza mahkemesi itirazı kabul ederek şüphelinin tutuklanmasına karar vermişti. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2022/84854)1

Anayasa Mahkemesine göre Anayasa m. 19/8'deki yargı merciine başvurma hakkı, tahliye talebinin yanı sıra tutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesinde de uygulanması gereken bir güvencedir. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2020/35096)2

CMK m. 108 uyarınca şüpheli veya sanığın talebi olmaksızın yapılan resen tutukluluk incelemesi ise Anayasa Mahkemesine göre bu hakkın kapsamında değildir; Mahkeme 2013'te resen incelemenin duruşmasız yapıldığı yönündeki şikâyeti konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2012/1158)3 2023 tarihli Önder Çetin kararında aynı ilke tekrarlanmış; tutukluluğun devamı kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesinin bu güvencenin kapsamında olduğunda tereddüt bulunmadığı da belirtilmiştir.2

Tutuklamaya itiraz ne kadar sürede ve nereye yapılır? (CMK m. 268/1-2, 263 ve geçici m. 6)

CMK m. 268/1 uyarınca itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde ilgililerin kararı CMK m. 35'e göre öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır. İtiraz, kararı veren mercie verilecek bir dilekçeyle ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılır; tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar.

CMK m. 35/1'e göre ilgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutukluysa tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır. Maddenin ikinci fıkrası, hazır bulunamayan ilgiliye tebliğ zorunluluğundan koruma tedbirlerine ilişkin kararları ayrık tutar.

Tutuklu için ayrı bir başvuru yolu vardır: CMK m. 268/1, m. 263 hükmünü saklı tutar. CMK m. 263/1'e göre tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine ya da tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak veya bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. m. 263/3 uyarınca kurum müdürüne yapılan başvuruda tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir; m. 263/4'e göre zabıt kâtibi veya kurum müdürü ikinci fıkraya göre işlem yaptığında kanun yolları için öngörülen süreler kesilmiş sayılır.

CMK geçici m. 6/1-c'ye göre 7499 sayılı Kanunla m. 268'de kanun yollarına başvuru şekli ve sürelerine ilişkin yapılan değişiklikler 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır; bu tarihten önce verilen kararlarda değişiklikten önceki hükümler uygulanmaya devam eder. Bu sayfadaki kararların hiçbiri itiraz süresini ele almaz; hepsi 1/6/2024'ten önce verilmiş tutuklama ve itiraz kararlarına ilişkindir.

CMK m. 268/2'ye göre kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir. İtiraz kararı veren mercie verildiği için itirazı ilk değerlendiren de kararı veren hâkim ya da mahkemedir.

Tutuklamaya itirazı hangi merci inceler? (CMK m. 268/3)

CMK m. 268/3-b uyarınca sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazları yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. İtirazı incelemeye yetkili merciler farklıysa itirazların gecikmeksizin incelenmesi için kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği gerekli tedbirleri alır. Sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.

Bu bent 7331 sayılı Kanunla değiştirilmiştir; CMK yürürlük tablosuna göre bu Kanunun m. 268'e ilişkin değişikliği 1/1/2022'de yürürlüğe girmiştir. Sulh ceza hâkimliğinin diğer kararlarına itiraz ise m. 268/3-a uyarınca, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliği varsa numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe gider. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2016'da incelediği olayda Tosya Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararına yapılan itirazı Kastamonu Sulh Ceza Hâkimliği incelemişti; olay (b) bendinin bugünkü hâlinden öncesine aittir. (Yargıtay 16. CD, E. 2016/5166)4

CMK m. 268/3-c'ye göre asliye ceza mahkemesi hâkiminin kararlarına yapılan itirazı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi inceler. Ağır ceza mahkemesi ve başkanının kararlarına yapılan itirazı, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesi varsa numara olarak kendisini izleyen daire, son numaralı daire için birinci daire, tek dairesi varsa en yakın ağır ceza mahkemesi inceler. Anayasa Mahkemesinin incelediği olaylarda İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluğun devamı kararına yapılan itirazı İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi,3 Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yapılan itirazı Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi incelemiştir. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2015/6974)5

CMK m. 268/3-e uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararlarına ve Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi, son numaralı daire söz konusuysa birinci ceza dairesi inceler. Dosya istinaf ya da temyiz aşamasındayken verilen salıverilme kararları için aşağıdaki tahliye talebi bölümüne bakılabilir.

İtiraz tutukluluğu durdurur mu, itiraz merciinin kararına yeniden itiraz edilebilir mi? (CMK m. 269 ve 271)

CMK m. 269/1 uyarınca itiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz; itiraz yapılmış olması tek başına tahliye sonucunu doğurmaz. Ancak m. 269/2'ye göre kararına itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar verebilir. Bu sayfadaki kararların hiçbiri m. 269'un uygulanmasını ele almaz.

CMK m. 271/2 uyarınca itiraz yerinde görülürse merci aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir; m. 271/3'e göre karar mümkün olan en kısa sürede verilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin incelediği dosyada tutukluluğun devamı kararına yapılan itirazı inceleyen asliye ceza mahkemesi, itirazı kabul ederek şüphelinin kefalet karşılığında salıverilmesine karar vermişti. (Yargıtay 15. CD, E. 2014/10066)6

CMK m. 271/4'e göre merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2014'te incelediği aynı dosyada Cumhuriyet başsavcılığı merciin salıverme kararına itiraz etmiş, ağır ceza mahkemesi bu itirazı kabul ederek salıverme kararını kaldırmıştı. Kanun yararına bozmaya dayanak ihbarname, itiraz merciinin kararının kesin olduğunu ve itiraz konusunda artık karar verilemeyeceğinin gözetilmediğini belirtmiş; Daire ihbarnamedeki düşünceyi yerinde görerek ağır ceza mahkemesinin kararını bozmuştur.6

Merciin ilk kez tutuklama kararı verdiği bir olay Anayasa Mahkemesinin 2025 tarihli Muhammed Cihad Cemre kararında görülür: sulh ceza hâkimliği tutuklama talebini reddetmiş, Başsavcılığın itirazı üzerine asliye ceza mahkemesi başvurucunun tutuklanmasına karar vermiş; başvurucunun bu tutuklama kararına itirazı ise ağır ceza mahkemesince kesin olarak reddedilmiştir.1 Turgut Tan kararındaki olayda da itiraz mercii itirazın kesin olarak reddine karar vermişti.5

İtiraz merciinde duruşma yapılır mı, tutuklu dinlenir mi? (CMK m. 270/1 ve 271/1)

CMK m. 271/1 uyarınca kanunda yazılı hâller saklı kalmak üzere itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir; gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. CMK m. 270/1'e göre itirazı inceleyecek merci, yazıyla cevap verebilmeleri için itirazı Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa bildirebilir; inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir.

Anayasa Mahkemesine göre tutukluluğun devamına ilişkin kararlara yapılan her itirazda tutuklunun dinlenmesi gerekli değildir; ancak tutuklu kişinin makul aralıklarla dinlenmeyi talep etme hakkı vardır.3 Duruşma yapmayı gerektirecek özel bir durum olmadığı sürece, tutukluluğa karşı yapılacak itirazlar için her durumda duruşma yapılması gerekmez; Mahkeme her itirazda duruşma yapılmasının ceza yargılaması sistemini işlemez hâle getirebileceğini belirtmiştir.3 (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2013/1279)7

Bu ölçüt olaya göre uygulanmıştır. Firas Aslan ve Hebat Aslan kararında (2013) başvurucular itiraz incelemesinden 11 gün önceki duruşmada tutukluluklarına ilişkin sözlü savunma yapabilmişti; Anayasa Mahkemesi itiraz incelemesinde ayrıca duruşma yapılmamasını Anayasa m. 19/8'in ihlali saymamıştır.3 Hikmet Yayğın kararında (2014) duruşma ile itiraz merciinin karar tarihi arasında 1 ay 2 gün vardı; Mahkeme bu süreye bakarak tutuklunun makul aralıklarla dinlenmesi kuralının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Aynı kararda aktarılan AİHM içtihadına göre bir ayın altındaki sürede (28 gün) tutukluluğun ilgili dinlenmeden incelenmesi ihlal sayılmamış, 2 ay 13 gün boyunca şüphelinin dinlenmeden itirazının reddedilmesi ise ihlal sayılmıştır.7

Önder Çetin kararında (2023) başvurucunun tutukluluk durumu, itirazları ve tahliye talebi 2 ay 15 gün boyunca hâkim önüne çıkarılmadan dosya üzerinden incelenmişti. Bu süre olay tarihinde uygulanan 3713 sayılı Kanun geçici m. 19'a uygundu; Anayasa Mahkemesi yine de tutukluluk durumunun bu süre boyunca duruşmasız incelenmesinin olağan dönemde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle bağdaşmadığını belirterek ihlal kararı vermiştir.2 Kararda, Mahkemenin 30/6/2022 tarihli norm denetimi kararıyla o geçici maddedeki kuralı iptal ettiği; Tarık Korkmaz kararında ise olağan dönemde duruşmasız inceleme için azami bir süre belirlenmediği ve mevzuata uygun olarak 1 ay 26 gün boyunca hâkim önüne çıkarılmadan yapılan incelemenin ihlal sayılmadığı da aktarılmıştır.2

İtiraz merciinin ret kararındaki gerekçe konusunda Anayasa Mahkemesi Hikmet Yayğın kararında, kanun yolu incelemesinde itirazın reddine karar verildiğinde alt derece mahkemesinin kararındaki gerekçelerin kabul edilmiş olacağını ve bu kararlarda ayrıca gerekçe gösterilmesine gerek bulunmadığını belirtmiştir. Olayda tutukluluğun devamına karar veren mahkeme gerekçesini duruşma tutanağında göstermişti; itiraz merciinin kararı tek başına ele alınarak gerekçesiz sayılmamıştır.7

Cumhuriyet savcısının itiraz hakkındaki görüşü tutukluya bildirilir mi? (CMK m. 270/2 ve 105/1)

CMK m. 270/2 uyarınca m. 101 ve 105 uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir; şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir. Fıkra 6459 sayılı Kanunla eklenmiştir; CMK yürürlük tablosuna göre bu Kanunun m. 270'e ilişkin değişikliği 30/4/2013'te yürürlüğe girmiştir.

Fıkradan önceki olaylarda Anayasa Mahkemesi, silahların eşitliği ilkesinin tarafların beyanlarının birbirlerine bildirilmesini ve bu beyanlara cevap verebilme imkânını gerektirdiğini belirtmiş;3 tutukluluğa itiraz incelemesinde savcılıktan alınan görüşün tutukluya bildirilmemesini iki kararında Anayasa m. 19/8'in ihlali saymıştır.37 Hikmet Yayğın kararında Mahkeme, başvurudan sonra 6459 sayılı Kanunla görüşün şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilmesi hükmünün 5271 sayılı Kanuna eklendiğini de belirtmiştir.7

Fıkra yürürlüğe girdikten sonraki bir olayda sonuç farklı olmuştur. Turgut Tan kararında (2018) itiraz mercii savcılığın yazılı görüşünü tutukluya tebliğ etmeden, dosya üzerinden yaptığı incelemeyle itirazı kesin olarak reddetmişti. Anayasa Mahkemesi, görüşün yalnızca usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını söylediğini, tutuklunun cevap vermesini gerektiren yeni bir olgudan hatta hiçbir olgu veya gerekçeden söz etmediğini ve mahkemenin görüşteki bir olguya dayanmadığını belirterek bu şikâyeti anayasal ve kişisel önemden yoksun bulmuş ve kabul edilemez saymıştır.5 Kararda, Genel Kurulun Devran Duran kararında bu tür başvuruların genel bir soruna işaret etmediği sonucuna vardığı da aktarılmıştır.5 Dolayısıyla fıkra yürürlüğe girdikten sonraki bu olayda Anayasa Mahkemesi, bu tür şikâyetlerin genel bir soruna işaret etmediğini ve görüş yeni bir olgu içermediği, karar da ona dayanmadığı için başvurucu bakımından önemli bir zarar bulunmadığını belirterek şikâyeti kabul edilemez bulmuştur.

Salıverilme istemlerinde kural farklıdır. CMK m. 105/1'e göre m. 103 ve 104 uyarınca yapılan istem üzerine merci Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşünü aldıktan sonra karar verir; ancak 6459 sayılı Kanunla eklenen cümleye göre duruşma dışında bu karar verilirken bu görüşler alınmaz. Anayasa Mahkemesi de bu değişiklikle 30/4/2013'ten sonraki salıverilme taleplerinin duruşma dışında değerlendirilmesi hâlinde incelemenin dosya üzerinden yapılacağını ve tarafların görüşlerinin alınmayacağını belirtmiştir.3

m. 270/2'deki üç günlük sürenin nasıl işlediği ve süre beklenmeden verilen kararın sonucu bu sayfadaki kararlarda ele alınmamıştır.

Soruşturma dosyasına erişim kısıtlıyken tutuklamaya itiraz nasıl değerlendirilir? (CMK m. 153 ve Anayasa m. 19/8)

CMK m. 153/1 uyarınca müdafi soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir. m. 153/2'ye göre bu yetki, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir; kısıtlama kararı ancak fıkrada sayılan suçlara ilişkin soruşturmalarda verilebilir (kasten öldürme, birinci fıkra dışındaki cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu imal ve ticareti, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, silah kaçakçılığı, Bankacılık Kanunundaki zimmet ve Kaçakçılıkla Mücadele Kanunundaki suçlar).

m. 153/3 uyarınca yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak, bilirkişi raporları ve onların hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında kısıtlama uygulanmaz. m. 153/4'e göre müdafi, iddianamenin mahkemece kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir, bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız alabilir.

Anayasa Mahkemesi Genel Kuruluna göre m. 153'e dayanılarak soruşturma dosyasına şüpheli veya müdafilerin erişimini engelleyen kararlar da itiraz kanun yoluna tabidir. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2023/102251)8 2025 tarihli Hüda Kaya kararında başvurucu, erişimin engellenmesine ilişkin karara tutuklama kararına yaptığı itirazla birlikte itiraz etmiş; itiraz mercii bu taleplerle ilgili bir değerlendirme yapmadan itirazı reddetmişti. Genel Kurul bu durumda başvurucunun olağan kanun yollarını tükettiğini oyçokluğuyla kabul etmiştir.8 Kısıtlama kararına ayrıca itiraz edilmesinin zorunlu olup olmadığı kararda ele alınmamıştır.

Genel Kurul bu kararda önceki içtihadını gözden geçirmiştir. Önceki kararlarda tutukluya bildirim yükümlülüğünün suçlamalara esas bütün bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş, başvurucunun suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip bilmediğine bakılmıştı; ifade veya sorgu sırasında erişimi kısıtlanan belgelerin içeriğine ilişkin soru sorulmuşsa ya da tutuklama kararında bu delillere atıf yapılmışsa tutukluluğa yeterince itiraz edilebildiği kabul ediliyordu.8 Genel Kurul, terör örgütüne üyelik gibi bazı suçlardan soruşturma başlatıldığında m. 153/2'nin neredeyse otomatik biçimde uygulanmasının yaygın bir uygulama gibi göründüğünü saptamıştır.8

Yeni ölçüte göre tutuklu kişinin soruşturma dosyasındaki bilgi, belge ve delillere sınırsız erişim hakkı yoktur; erişim, üçüncü kişilerin temel haklarını korumak ya da soruşturmanın selametine zarar verilmesini engellemek gibi amaçlarla kısıtlanabilir, ancak kısıtlama bu amaçlar ışığında kesinlikle gerekli olmalı ve bu yeterli bir gerekçeyle ortaya konmalıdır. Kısıtlamanın savunmaya getirdiği zorluklar yeterince telafi edilmeli; tutuklamaya neden olan ve tutuklamanın hukukiliğinin tartışılmasında temel oluşturacak deliller tutuklu tarafından incelenebilmelidir.8 Olayda kısıtlama talebi kanun maddesini aynen tekrarlamış, hâkimlik de bu talebi gerekçesine aktarmıştı; Genel Kurul m. 153'teki ifadeleri tekrar eden böyle bir gerekçeyi yeterli görmemiş ve başvurucunun tutuklanmasını haklı göstermek için ileri sürülen gerekçelere tatmin edici biçimde itiraz etme imkânı bulamadığı sonucuna vararak Anayasa m. 19/8'in ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar vermiştir.8

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü aynı ölçütü Muhammed Cihad Cemre kararında (2025) uygulamıştır: kısıtlama "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" gerekçesiyle istenmiş ve verilmiş, başvurucunun belgelere erişiminin soruşturmanın amacını nasıl tehlikeye düşürebileceği açıklanmamıştı; Mahkeme oyçokluğuyla Anayasa m. 19/8'in ihlal edildiğine karar vermiştir.1 Kararda iddianamenin kabul edildiği tarih itibarıyla kısıtlılığın m. 153/4 uyarınca kendiliğinden sona erdiği de belirtilmiştir.1

İtiraz merciinin delilleri hangi ölçüde değerlendirebileceğini Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016'da ele almıştır. Olayda itiraz mercii, arama kararlarını hukuka aykırı bulup bu kararlara dayanılarak elde edilen delillerin tutuklamaya da esas alınamayacağı gerekçesiyle tutuklama kararını kaldırmıştı. Daireye göre itiraz mercii, CMK m. 100'deki tutuklama sebeplerinin ve kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcudiyetini ve hukuki sıhhatini denetleme yetkisine sahiptir.4 Ancak delillerin hukuka uygunluğu kural olarak yargılama aşamasında görevli mahkemece tartışılır; soruşturma aşamasında hâkim, tutuklama taleplerinde delillerin hukuka uygunluğunu ve kuvvetli suç şüphesi oluşturup oluşturmadığını takdir edebilirse de yargılama yapacak mahkemenin yerine geçerek delilin hukuka uygunluğu hakkında kesin yargı oluşturamaz.4 Daire, olaydaki arama kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığını da tespit ederek itiraz merciinin kararını kanun yararına bozmuştur.4

Tahliye talebi ne zaman yapılır, itiraz da reddedilirse ne olur? (CMK m. 104-105 ve Anayasa m. 19)

CMK m. 104/1 uyarınca soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir; m. 104/2'ye göre tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmeye hâkim veya mahkeme karar verir ve bu kararlara itiraz edilebilir. m. 104/3 uyarınca dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi, Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar resen de verilebilir.

CMK m. 105/1'e göre istem üzerine merci üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adli kontrol uygulanmasına karar verir; m. 103/1'in birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda bu süre yedi gün olarak uygulanır. Bu kararlara da itiraz edilebilir. Salıverilme yerine adli kontrol kararı verilebildiği için tedbirin türleri adli kontrol, ev hapsi ve elektronik kelepçe rehberlerinin konusudur.

Anayasa m. 19'a göre tutuklanan kişilerin makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır; her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Bu sayfadaki Anayasa Mahkemesi kararları, itiraz yolu tüketildikten sonra yapılan bireysel başvurularda bu güvenceleri incelemiştir.

Bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesi önce olağan başvuru yollarının tüketilip tüketilmediğine bakar; tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyetlerinde 2013 tarihli kararla bugünkü kararlar arasında yaklaşım farkı vardır. 2013 tarihli Firas Aslan ve Hebat Aslan kararında iki başvurucu da tahliye edilmişti, ancak dava sürüyordu; Mahkeme o tarihte, tutukluluğun devamının formül gerekçelere dayandığı şikâyeti bakımından CMK m. 141 ve 142'deki yolun hüküm kesinleşmeden önce etkili olduğuna yönelik uygulamada bir örnek bulunmadığını belirterek başvuruyu esastan incelemiş ve Anayasa m. 19/7'nin ihlal edildiğine karar vermişti.3 Sonraki kararlardaki yaklaşım farklıdır. 2018 tarihli Abdullah Çetin ve diğerleri kararında başvurucular formül gerekçelerle tutukluluklarının sürdürüldüğünü ve tutukluluğun makul süreyi aştığını ileri sürmüştü; Mahkeme bu iddiaların tamamını Anayasa m. 19/7 kapsamında incelemiştir. Mahkeme, tutukluluk hâli sona erdikten sonra makul süre şikâyetinde bulunan başvurucunun, devam eden tutukluluk hâlinden farklı olarak, ihlalin tespitini ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir yol varsa onu tüketmesi gerektiğini; bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmişse asıl dava sonuçlanmamış olsa da m. 141'deki tazminat davasının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmiştir. Başvurudan sonra tahliye edilen ve davaları ilk derece mahkemesinde süren başvurucuların bu şikâyetini, yol tüketilmeden yapıldığı için oybirliğiyle kabul edilemez bulmuştur. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2014/2524)9 Turgut Tan kararında (2018) ilk derece mahkemesi mahkûmiyet hükmü vermişti; Mahkeme, hüküm kesinleşmemiş olsa da tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyeti için m. 141'deki tazminat davasının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirterek bu kısmı kabul edilemez saymıştır.5 Muhammed Cihad Cemre kararında başvurucu beraat etmişti; Mahkeme tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyetini, CMK m. 141/1-e'deki tazminat yolu tüketilmeden yapıldığı için kabul edilemez bulmuştur.1 Tutukluluk nedeniyle tazminat, tutuklama tazminatı rehberinin konusudur.

Başvuru süresine ilişkin bir tespit de olaya bağlıdır: Önder Çetin kararında Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim önüne çıkarılmaksızın yapılmasından yakınılan başvurularda müdahalenin kişinin hâkim önüne çıkarılmasıyla sona ereceğini ve bireysel başvurunun en geç tutuklunun mahkeme önüne çıkarılmasından itibaren otuz gün içinde yapılması gerektiğini belirtmiştir.2 Bireysel başvurunun genel süresi ve usulü bu sayfanın konusu değildir.

İlgili mevzuat

CMK m. 101 — Tutuklama kararı

Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

d) (Ek:8/7/2021-7331/14 md.) Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.

(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.

(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.

(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 104 — Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri

Madde 104 – (1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Bu kararlara itiraz edilebilir.

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 105 — Usul

Madde 105 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/13 md.)

(1) 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 267 — İtiraz olunabilecek kararlar

Madde 267 – (1) Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 268 — İtiraz usulü ve inceleme mercileri

Madde 268 – (1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.

(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:

a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.

b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.

c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.

d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.

e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 263 — Tutuklunun kanun yollarına başvurması

Madde 263 – (1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.

(2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir.

(3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder.

(4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 269 — İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi

Madde 269 – (1) İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz.

(2) Ancak, kararına itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar verebilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 270 — İtirazın Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma yapılması

Madde 270 – (1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir.

(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 271 — Karar

Madde 271 – (1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.

(2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.

(3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.

(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 153 — Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi

Madde 153 – (Değişik: 2/12/2014-6572/44 md.)

(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.

(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir:

a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

2. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),

3. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

5. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),

6. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),

7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),

8. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 326, 327, 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337).

b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160 ıncı maddesinde tanımlanan zimmet suçu.

d) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan suçlar.

(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.

(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir.

(5) Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

Anayasa m. 19 — Kişi hürriyeti ve güvenliği

Madde 19 – Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hakim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

(Değişik birinci cümle: 3/10/2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal (…) ve savaş hallerinde uzatılabilir.

(Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.

Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (2709)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

Kararlar

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1. Kanun maddesini tekrar eden kısıtlama gerekçesi, merciin ilk kez verdiği tutuklama ve beraat sonrası tazminat yoluAnayasa Mahkemesi · B. No. 2022/84854 ·

    Sulh ceza hâkimliği tutuklama talebini reddedip adli kontrole karar vermiş, Başsavcılığın itirazı üzerine asliye ceza mahkemesi başvurucunun tutuklanmasına karar vermiş, bu tutuklamaya itiraz ağır ceza mahkemesince kesin olarak reddedilmişti. Soruşturma dosyasına erişim "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği" gerekçesiyle kısıtlanmıştı. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Hüda Kaya ölçütünü uygulayarak erişimin soruşturmanın amacını nasıl tehlikeye düşürebileceğinin açıklanmadığını belirtti ve oyçokluğuyla Anayasa m. 19/8'in ihlal edildiğine karar verdi; iddianamenin kabulüyle kısıtlılığın CMK m. 153/4 uyarınca kendiliğinden sona erdiğini de not etti. Beraat eden başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyetini ise CMK m. 141/1-e'deki tazminat yolu tüketilmediği için oybirliğiyle kabul edilemez buldu.

    Sonuç: Kanun maddesini tekrar eden gerekçeyle verilen erişim kısıtlaması tutuklamaya etkili itiraz imkânını ortadan kaldırabilir; beraatten sonra tutuklamanın hukukiliği şikâyeti için önce tazminat yolu tüketilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2. Tutukluluğun 2 ay 15 gün duruşmasız incelenmesi ve tutukluluk kararlarına itirazda dinlenme hakkıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2020/35096 ·

    Başvurucunun tutukluluk durumu, tutukluluğun devamı kararlarına itirazları ve tahliye talebi 2 ay 15 gün boyunca hâkim önüne çıkarılmadan dosya üzerinden incelenmişti; bu, olay tarihinde uygulanan 3713 sayılı Kanun geçici m. 19'a uygundu. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, yargı merciine başvurma güvencesinin tutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına yapılan itirazlarda da uygulandığını, kişinin makul aralıklarla dinlenmeyi talep edebilmesi gerektiğini belirtti ve bu süre boyunca duruşmasız incelemenin olağan dönemde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle bağdaşmadığına oybirliğiyle karar verdi. Kararda, tutukluluk incelemelerinin hâkim önüne çıkarılmadan yapılmasından yakınılan başvurularda başvurunun en geç tutuklunun mahkeme önüne çıkarılmasından itibaren otuz gün içinde yapılması gerektiği de belirtildi.

    Sonuç: Kanuna uygun olsa bile tutukluluğun iki ayı aşan bir süre hâkim önüne çıkarılmadan dosya üzerinden incelenmesi bu olayda Anayasa m. 19/8'in ihlali sayıldı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3. Tutukluluğa itirazda duruşma, savcı görüşünün bildirilmemesi ve resen incelemenin kapsamıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2012/1158 ·

    Başvurucuların tutukluluğun devamı kararına itirazı, ağır ceza mahkemesince Cumhuriyet savcısının yazılı görüşü alınarak ve bu görüş başvuruculara bildirilmeden, duruşma yapılmaksızın reddedilmişti. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, her itirazda tutuklunun dinlenmesinin gerekmediğini ama makul aralıklarla dinlenmeyi talep etme hakkı bulunduğunu belirtti; itirazdan 11 gün önce duruşmada sözlü savunma yapan başvurucular için duruşmasız incelemeyi ihlal saymadı. Savcı görüşünün bildirilmemesini ise silahların eşitliğine aykırı bularak Anayasa m. 19/8'in ihlal edildiğine karar verdi. CMK m. 108'e göre resen yapılan incelemeyi itiraz hakkı kapsamında saymadı; formül gerekçelerle tutukluluğun sürdürülmesi şikâyetini, CMK m. 141 ve 142'deki yolun hüküm kesinleşmeden önce etkili olduğuna yönelik uygulamada o tarihte bir örnek bulunmadığını belirterek esastan inceledi ve m. 19/7'nin ihlali buldu. Olay, savcı görüşünün bildirilmesini düzenleyen CMK m. 270/2'nin eklenmesinden öncedir.

    Sonuç: Her itirazda duruşma gerekmez, ama itiraz incelemesinde alınan savcı görüşü tutukluya bildirilmeden karar verilmesi bu olayda ihlal sayıldı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4. İtiraz merciinin delil denetimi: tutuklamaya dayanak delillerin hukuki sıhhati ve sınırıYargıtay 16. Ceza Dairesi · E. 2016/5166 · K. 2016/7735 ·

    Tutuklamaya itirazı inceleyen sulh ceza hâkimliği, arama kararlarını hukuka aykırı bulup elde edilen delillerin tutuklamaya da esas alınamayacağı gerekçesiyle tutuklama kararını kaldırmıştı. Daire, tutuklama ve tahliye kararlarının kural olarak kanun yararına bozma konusu olamayacağı düşünülebilirse de bu kararın gerçeği yansıtmayan tespitleri ve dili nedeniyle işin esastan incelenmesi gerektiğini belirtti. İtiraz merciinin tutuklama sebeplerini ve kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin mevcudiyetini ve hukuki sıhhatini denetleyebileceğini, ancak yargılama yapacak mahkemenin yerine geçerek delilin hukuka uygunluğu hakkında kesin yargı oluşturamayacağını açıkladı. Arama kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığını tespit ederek kararı oybirliğiyle kanun yararına bozdu.

    Sonuç: İtiraz mercii tutuklamaya dayanak delillerin hukuki sıhhatini denetler, ama delilin hukuka uygunluğu hakkında kesin yargıyı yargılama mahkemesi kurar.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5. Yeni olgu içermeyen savcı görüşünün tebliğ edilmemesi ve mahkûmiyetten sonra tazminat yoluAnayasa Mahkemesi · B. No. 2015/6974 ·

    Ağır ceza mahkemesinin mahkûmiyetle birlikte verdiği tutukluluğun devamı kararına itirazı inceleyen merci, Cumhuriyet savcısının yazılı görüşünü başvurucuya tebliğ etmeden dosya üzerinden itirazı kesin olarak reddetmişti. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, görüşün yalnızca usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını belirttiğini, cevap verilmesini gerektiren yeni bir olgu içermediğini ve mahkemenin görüşteki bir olguya dayanmadığını tespit ederek bu şikâyeti anayasal ve kişisel önemden yoksun buldu. Tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyetinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyet hükmü verildiği için, hüküm kesinleşmemiş olsa da CMK m. 141'deki tazminat davasının tüketilmesi gerektiğini belirtti. Başvurunun iki kısmı da oybirliğiyle kabul edilemez bulundu.

    Sonuç: Savcı görüşünün bildirilmemesi, görüş yeni bir olgu içermiyor ve karar ona dayanmıyorsa bu olayda Anayasa Mahkemesinde sonuç doğurmadı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6. İtiraz merciinin kararının kesinliği: salıverme kararına karşı ikinci itirazYargıtay 15. Ceza Dairesi · E. 2014/10066 · K. 2014/10816 ·

    Tutukluluğun devamına ilişkin karara yapılan itirazı inceleyen asliye ceza mahkemesi itirazı kabul ederek şüphelinin kefalet karşılığında salıverilmesine karar vermiş; Cumhuriyet başsavcılığının bu karara itirazı üzerine ağır ceza mahkemesi salıverme kararını kaldırmıştı. Kanun yararına bozma istemini içeren ihbarname, CMK m. 267 ve 271'e dayanarak itiraz merciinin kararının kesin olduğunu ve itiraz konusunda artık karar verilemeyeceğinin gözetilmediğini belirtti. Daire ihbarnamedeki düşünceyi yerinde görerek ağır ceza mahkemesinin kararını oybirliğiyle kanun yararına bozdu.

    Sonuç: İtiraz merciinin salıverme kararı kesindir; CMK m. 271/4'teki istisna yalnız merciin ilk defa verdiği tutuklama kararı içindir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7. İtiraz merciinin ret gerekçesi, duruşmasız incelemede süre ve savcı görüşünün bildirilmemesiAnayasa Mahkemesi · B. No. 2013/1279 ·

    Ağır ceza mahkemesinin duruşmada verdiği tutukluluğun devamı kararına itiraz, 1 ay 2 gün sonra duruşma yapılmadan ve Cumhuriyet savcısının görüşü başvurucuya bildirilmeden reddedilmişti. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, AİHM içtihadındaki süreleri de aktararak bu sürede duruşmasız incelemenin makul aralıklarla dinlenme kuralını ihlal etmediğine; itiraz merciinin ret kararında alt derece mahkemesinin gerekçesi kabul edilmiş olacağından ayrıca gerekçe gerekmediğine karar verdi. Savcı görüşünün bildirilmemesini ise Anayasa m. 19/8'in ihlali saydı ve başvurudan sonra 6459 sayılı Kanunla görüşün bildirilmesi hükmünün eklendiğini belirtti. Karar oybirliğiyle verildi.

    Sonuç: İtirazın reddi alt mahkemenin gerekçesini benimsemek sayılır; ama itirazda alınan savcı görüşü tutukluya bildirilmelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8. Soruşturma dosyasına erişim kısıtlaması altında tutuklamaya itiraz: içtihat değişikliğiAnayasa Mahkemesi · B. No. 2023/102251 ·

    Başvurucu, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına tutuklama kararına yaptığı itirazla birlikte itiraz etmiş, itiraz mercii bu talebi değerlendirmeden itirazı reddetmişti. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, CMK m. 153'e dayanan kısıtlama kararlarının da itiraz yoluna tabi olduğunu belirterek yolun tüketildiğini oyçokluğuyla kabul etti. Başvurucunun suçlamaların temel unsurlarını bilip bilmediğine bakan önceki içtihadını gözden geçirdi: kısıtlama kesinlikle gerekli olmalı ve yeterli gerekçeyle gösterilmeli, savunmaya getirdiği zorluk telafi edilmeli, tutuklamaya temel oluşturan deliller tutuklu tarafından incelenebilmelidir. Kanun maddesini tekrar eden kısıtlama gerekçesini yeterli görmeyerek oyçokluğuyla Anayasa m. 19/8'in ihlal edildiğine karar verdi; tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle m. 19/3'ün ihlaline de oyçokluğuyla hükmetti.

    Sonuç: Tutuklamaya temel oluşturan deliller tutuklu tarafından incelenebilmelidir; kanun maddesini tekrar eden gerekçeyle verilen erişim kısıtlaması yeterli sayılmadı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9. Tahliyeden sonra tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyeti: dava sürerken tazminat yoluAnayasa Mahkemesi · B. No. 2014/2524 ·

    Tutuklu başvurucuların tahliye talebi ağır ceza mahkemesince reddedilmiş, bu karara itirazları da reddedilmişti. Başvurucular bireysel başvurudan sonra tahliye edildi; dava, başvurunun incelendiği tarihte ilk derece mahkemesinde sürüyordu. Başvurucular formül gerekçelerle tutukluluklarının sürdürüldüğünü ve tutukluluğun makul süreyi aştığını ileri sürmüştü; Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü bu iddiaların tamamını Anayasa m. 19/7 kapsamında inceledi. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmişse asıl dava sonuçlanmamış olsa da CMK m. 141'deki tazminat davasının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirterek bu kısmı başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle oybirliğiyle kabul edilemez buldu.

    Sonuç: Anayasa Mahkemesine göre başvurunun incelendiği tarihte tahliye edilmiş başvurucu bakımından, dava sürse de tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyeti için CMK m. 141'deki tazminat davası tüketilmesi gereken etkili bir yoldur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Tutuklama kararına itiraz süresi kaç gündür?

Bugünkü CMK m. 268/1'e göre, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde itiraz süresi kararın CMK m. 35'e göre öğrenildiği günden itibaren iki haftadır. CMK geçici m. 6/1-c uyarınca 7499 sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlara uygulanır; daha önce verilen kararlarda değişiklikten önceki hükümler uygulanmaya devam eder.

Tutuklamaya itiraz nereye yapılır?

CMK m. 268/1 uyarınca itiraz, kararı veren hâkimliğe ya da mahkemeye verilecek bir dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanla yapılır. Tutuklu ise CMK m. 263/1'e göre tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak ya da dilekçe vererek de kanun yoluna başvurabilir.

Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararına itirazı kim inceler?

CMK m. 268/3-b'ye göre yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanınındır. Bent bugünkü hâlini 7331 sayılı Kanunla almıştır ve CMK yürürlük tablosuna göre değişiklik 1/1/2022'de yürürlüğe girmiştir.

İtiraz edince tutuklu serbest kalır mı?

İtiraz tek başına tahliye sonucunu doğurmaz. CMK m. 269/1'e göre itiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz; ancak m. 269/2 uyarınca kararına itiraz edilen makam veya itirazı inceleyecek merci geri bırakmaya karar verebilir. İtiraz yerinde görülürse merci, CMK m. 271/2'ye göre itiraz konusu hakkında da karar verir.

İtirazın reddine karşı yeniden itiraz edilebilir mi?

CMK m. 271/4'e göre itiraz merciinin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir. İstisna, ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararıdır; bu karara karşı itiraz yoluna gidilebilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2014 tarihli kararında, itiraz merciinin salıverme kararına Cumhuriyet başsavcılığının yaptığı itirazı kabul eden ağır ceza mahkemesi kararını, ihbarnamedeki merciin kararının kesin olduğu yönündeki düşünceyi yerinde görerek kanun yararına bozmuştur.

Tutuklamaya itirazda duruşma yapılır mı, tutuklu dinlenir mi?

CMK m. 271/1'e göre itiraz kural olarak duruşma yapılmaksızın karara bağlanır; gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. Anayasa Mahkemesine göre her itirazda tutuklunun dinlenmesi gerekmez, ancak tutuklu kişinin makul aralıklarla dinlenmeyi talep etme hakkı vardır. Mahkeme 2023 tarihli Önder Çetin kararında tutukluluğun 2 ay 15 gün boyunca hâkim önüne çıkarılmadan incelenmesini ihlal saymıştır.

Savcının itiraz hakkındaki görüşü tutukluya bildirilir mi?

CMK m. 270/2'ye göre tutuklamaya ve salıverilme istemine ilişkin kararlara itirazda Cumhuriyet savcısından görüş alınırsa bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir; onlar üç gün içinde görüş bildirebilir. Anayasa Mahkemesi bu hüküm eklenmeden önceki olaylarda görüşün bildirilmemesini ihlal saymış, 2018 tarihli Turgut Tan kararında ise yeni bir olgu içermeyen ve karara dayanak yapılmayan görüşün tebliğ edilmemesine ilişkin şikâyeti kabul edilemez bulmuştur.

Soruşturma dosyasında kısıtlama kararı varken itiraz nasıl değerlendirilir?

CMK m. 153/2'ye göre müdafiin dosyayı inceleme yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse ve yalnız maddede sayılan suçlarda hâkim kararıyla kısıtlanabilir; m. 153/3 uyarınca yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak, bilirkişi raporları ve onların hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında kısıtlama uygulanmaz. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 2025 tarihli Hüda Kaya kararında, tutuklamaya temel oluşturan delillerin tutuklu tarafından incelenebilmesi gerektiğini belirtmiş ve kanun maddesini tekrar eden gerekçeyle verilen kısıtlama nedeniyle oyçokluğuyla Anayasa m. 19/8'in ihlal edildiğine karar vermiştir.

Tahliye talebi ne zaman yapılabilir ve ne kadar sürede karara bağlanır?

CMK m. 104/1'e göre şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında salıverilmesini isteyebilir. CMK m. 105/1 uyarınca merci üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adli kontrol uygulanmasına karar verir; örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda bu süre kural olarak yedi gündür. Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alınmaz ve karara itiraz edilebilir.

Tutuklamaya itiraz reddedilirse Anayasa Mahkemesine başvurulabilir mi?

Anayasa m. 19, hürriyeti kısıtlanan kişiye durumu hakkında kısa sürede karar verilmesini sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı tanır; bu sayfadaki Anayasa Mahkemesi kararları itiraz yolu tüketildikten sonra yapılan bireysel başvurularda bu güvenceyi incelemiştir. Mahkeme önce olağan yolların tüketilip tüketilmediğine bakar; örneğin beraat eden başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyetini, CMK m. 141'deki tazminat yolu tüketilmediği için kabul edilemez bulmuştur. Bireysel başvurunun genel usulü bu sayfanın konusu değildir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Diğer ceza usulü rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.