Adli sicil ve arşiv kaydı (5352 sayılı Kanun m. 9)
Yayın tarihi:
Bu sayfada
- Başa dön
- Kısaca
- Temel bilgiler
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na göre adli sicil kaydı ile arşiv kaydı arasındaki fark nedir?
- Adli sicile hangi kararlar işlenir, hangileri işlenmez? (5352 sayılı Kanun m. 4, 5 ve 6)
- 5352 sayılı Kanun m. 9'a göre adli sicil kaydı hangi koşullarda silinip arşive alınır?
- 5352 sayılı Kanun m. 12'ye göre arşiv kaydı ne zaman tamamen silinir?
- Arşivden silinme koşulu oluşmuş eski bir mahkûmiyet yeni bir yargılamada sanığın aleyhine kullanılabilir mi?
- Adli sicil ve arşiv kayıtlarını kimler görebilir? (5352 sayılı Kanun m. 7, 10, 11 ve 13)
- Adli sicil veya arşiv kaydının silinmesi için nereye başvurulur, silme kendiliğinden mi olur?
- Yasaklanmış hakların geri verilmesi (5352 sayılı Kanun m. 13/A) arşiv kaydını nasıl etkiler?
- İlgili mevzuat
- Kararlar
- Sık sorulan sorular
Kısaca
- Adli sicil, kesinleşen mahkûmiyet hükümlerinin Adalet Bakanlığında tutulan kaydıdır.
- Ceza infaz edilince, ceza zamanaşımı dolunca ya da genel af çıkınca kayıt adli sicilden silinir ve arşiv kaydına alınır.
- Arşiv kaydı kural olarak beş yıl sonra tamamen silinir; milletvekili seçilmeye veya başka kanunlardaki haklara engel mahkûmiyetlerde süre on beş ya da otuz yıldır.
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları ayrı tutulur ve kural olarak yalnız yargı mercilerine verilir; kamu görevine atamada yapılan arşiv araştırması bunları da kapsar.
- Kişi öldüğünde kayıtlar tamamen silinir.
Adli sicil, kesinleşmiş mahkûmiyetlerin devlet tarafından tutulan kaydıdır; arşiv kaydı ise adli sicilden silinen bilginin bir süre daha saklandığı ikinci katmandır. Bu rehber, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na göre hangi kararların sicile işlendiğini, kaydın hangi koşullarda arşive alınıp ne zaman tamamen silindiğini, kayıtları kimlerin görebileceğini ve Yargıtay, Danıştay ile Anayasa Mahkemesi kararlarında bu kuralların nasıl uygulandığını anlatır.
Temel bilgiler
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Sicile ne işlenir?
Türk mahkemelerince verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri; hapis, adli para cezası, erteleme, seçenek yaptırım, hak yoksunluğu ve akıl hastalığı nedeniyle verilen güvenlik tedbiri kararları.
Dayanak: 5352 sayılı Kanun m. 4/1
- Arşive alınma
Cezanın infazı tamamlanınca, mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla kaldıran şikâyetten vazgeçme ya da etkin pişmanlıkta, ceza zamanaşımı dolunca veya genel afta kayıt adli sicilden silinip arşiv kaydına alınır.
Dayanak: 5352 sayılı Kanun m. 9/1
- Arşivden silinme
Kural olarak arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçince; Anayasa m. 76 ve TCK dışındaki kanunlarda hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde yasaklanmış hakların geri verilmesi kararıyla on beş yıl, bu karar olmadan otuz yıl geçince.
Dayanak: 5352 sayılı Kanun m. 12/1
- Ölüm
Adli sicil bilgileri de arşiv bilgileri de ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir.
Dayanak: 5352 sayılı Kanun m. 9/2, m. 12/1-a
- HAGB ve KDAE kararları
Ayrı tutulur ve kural olarak yalnız bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığı isterse verilir; kamu görevine atanacaklar hakkında yapılan arşiv araştırması bu kararları da kapsar (7315 sayılı Kanun m. 4/1-ç).
Dayanak: 5352 sayılı Kanun m. 6/1
- Sicile işlenmeyenler
Disiplin suçları ve sırf askerî suçlardan mahkûmiyetler, disiplin veya tazyik hapsi ile idari para cezası kararları.
Dayanak: 5352 sayılı Kanun m. 5/1
- Arşivi kim isteyebilir?
Kişinin kendisi veya vekâletnamede açıkça yetkili vekili, soruşturma ve kovuşturma kapsamında yargı mercileri, yetkili seçim kurulları ve özel kanunun gösterdiği hâllerde kamu kurumları; on sekiz yaşından küçüklerle ilgili kayıtları ise yalnız soruşturma ve kovuşturma kapsamında yargı mercileri.
Dayanak: 5352 sayılı Kanun m. 10
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na göre adli sicil kaydı ile arşiv kaydı arasındaki fark nedir?
5352 sayılı Kanun m. 1, kanunun konusunu kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin toplanması, saklanması ve gerektiğinde ilgililere bildirilmesi olarak tanımlar. m. 2'ye göre bu bilgiler, mahallinde bilgisayar ortamına aktarıldıktan sonra Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğündeki Merkezî Adli Sicilde tutulur. Kayıt, bir soruşturma ya da kovuşturma açılmasıyla değil, mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesiyle oluşur.
Kanun aynı bilgiyi iki katmanda tutar. Birinci katman adli sicildir. m. 9/1'de sayılan dört hâlden biri gerçekleşince, yani cezanın veya güvenlik tedbirinin infazı tamamlanınca, mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık olunca, ceza zamanaşımı dolunca ya da genel af çıkınca bilgi adli sicilden silinir ve ikinci katmana, arşiv kaydına alınır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 5352 sayılı Kanun'un önceki kanundan farkını, infazın tamamlanması, ceza zamanaşımı ve af gibi hâllerde ek bir süre beklenmeden kaydın adli sicilden silinmesi ve silinen bilgilerin tamamının arşiv kaydına alınması olarak açıkladı; Genel Kurula göre adli sicil kayıtları adli sicilden silinir, ancak kural olarak arşivde muhafaza edilir. (Yargıtay CGK, E. 2018/616)1 Danıştay 12. Dairesi de yeni kanunla kayıtların infazın tamamlanmasıyla kendiliğinden silinip arşiv kaydına alınması usulünün getirildiğini belirtti. (Danıştay 12. Daire, E. 2008/7785)2
Arşiv kaydı da sonsuza kadar tutulmaz. m. 12 arşiv bilgilerinin hangi sürelerin sonunda tamamen silineceğini düzenler; bu süreler aşağıda ayrıca anlatılır. Kanun m. 11'e göre adli sicil ve arşiv bilgileri gizlidir; görevlilerce açıklanamaz ve bilgiyi alan kişi, kurum ve kuruluşlarca veriliş amacı dışında kullanılamaz.
Kayıtların neden tutulduğunu Anayasa Mahkemesi şöyle açıkladı: tekerrür, erteleme, temel cezanın belirlenmesi, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumların uygulanabilmesi, milletvekili seçilmeye engel bir mahkûmiyetin saptanabilmesi ve mahkûmiyete hak yoksunluğu bağlayan özel kanunların işletilebilmesi için mahkûmiyet kararlarının kayıt altına alınması gerekir. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2013/5199)3
Adli sicile hangi kararlar işlenir, hangileri işlenmez? (5352 sayılı Kanun m. 4, 5 ve 6)
m. 4/1'in ilk cümlesine göre adli sicile Türk mahkemelerince vatandaş veya yabancı hakkında verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. Fıkra bunu bentler hâlinde ayrıntılandırır ve koşullu salıverilme, zamanaşımının tespiti ya da af gibi mahkûmiyetten sonra verilen kararları da sayar. Bentlerde sayılmayan kararlar ya hiç kaydedilmez ya da kanunun öngördüğü ayrı bir sistemde tutulur. Aşağıdaki liste her karar türünü dayandığı maddeyle verir:
- Hapis cezasına mahkûmiyet: mahkûmiyet kararı, koşullu salıverilme kararı, denetim süresinin uzatılması ve koşullu salıverilmenin geri alınması kararları ile infazın tamamlandığı adli sicile kaydedilir (m. 4/1-a).
- Ertelenen hapis cezası: denetim süresi, sürenin iyi hâlle geçirilmesi nedeniyle cezanın infaz edilmiş sayıldığı ve ertelenen cezanın infaz kurumunda çektirilmesine ilişkin karar kaydedilir (m. 4/1-b).
- Adli para cezası: mahkûmiyet hükmü ile cezanın ödenerek ya da tazyik hapsiyle infaz edildiği kaydedilir (m. 4/1-c).
- Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım: adli para cezasına veya güvenlik tedbirine çevirme hükmü ve tedbirle ilgili sonraki kararlar kaydedilir (m. 4/1-d).
- Hak yoksunlukları: mahkûmiyetle bağlantılı olarak verilen belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının, belli bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanması ya da sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin kararlar kaydedilir (m. 4/1-e).
- Mahkûmiyetten sonra verilen kararlar: mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık kararı, ceza zamanaşımının dolduğunun tespiti ve genel veya özel af da sicile işlenir (m. 4/1-g, h, i).
- Güvenlik tedbirleri: akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kararlar kaydedilir (m. 4/1-k); bu kayıtlar infazın tamamlanmasıyla tamamen silinir (m. 12/4).
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): karar bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir ve kural olarak ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme isterse kullanılabilir (CMK m. 231/13; 5352 sayılı Kanun m. 6/1); kamu görevine atanacaklar hakkındaki arşiv araştırması bu kararları da kapsar (7315 sayılı Kanun m. 4/1-ç).
- Kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE): karar bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir; kayıt kural olarak yalnız soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenebilir (CMK m. 171/5; 5352 sayılı Kanun m. 6/1); kamu görevine atanacaklar hakkındaki arşiv araştırması bu kararları da kapsar (7315 sayılı Kanun m. 4/1-ç).
- Önödeme: ödeme üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığı ve düşme kararları bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir ve yalnız soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak kullanılabilir (TCK m. 75/7).
- Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlık: bu nedenle verilen kararlar adli sicilde ayrı bir sisteme kaydedilir ve on beş yıl saklanır (m. 6/2).
- Kaydedilmeyenler: disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyetler, disiplin veya tazyik hapsi kararları ve idari para cezası kararları adli sicile kaydedilmez (m. 5/1).
- Beraat, kovuşturmaya yer olmadığı, uzlaşma üzerine verilen ve düşme kararları: m. 4'te sayılmaz; m. 4/1 kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerini ve bentlerde sayılan kararları kaydettirir, bu kararlar bentlerde yer almaz. Önödeme, HAGB ve KDAE dışındaki bu kararlar için 5352 sayılı Kanun'da, CMK m. 253'te ya da TCK'da ayrı bir kayıt hükmü bulunmamaktadır. Bu kural adli sicile ilişkindir: ilk defa veya yeniden memuriyete ya da kamu görevine atanacaklar hakkında yapılan arşiv araştırması, kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturmalardaki olguları da kapsar (7315 sayılı Kanun m. 3/1, m. 4/1-ç).
5352 sayılı Kanun m. 9'a göre adli sicil kaydı hangi koşullarda silinip arşive alınır?
m. 9/1 dört hâl sayar: 1) cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, 2) ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, 3) ceza zamanaşımının dolması, 4) genel af. Bu hâllerde bilgi Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek arşiv kaydına alınır. Kanunun lafzında bu işlem için kişinin başvurması koşulu yoktur. m. 9/2'ye göre ilgilinin ölümü üzerine adli sicil bilgileri tamamen silinir; bu hâlde arşive alınma söz konusu değildir.
Ertelenen hapis cezasında arşive alınma koşulunun ne zaman oluştuğunu Yargıtay Ceza Genel Kurulu açıkladı: erteli cezada hükmün kesinleşmesiyle denetim süresi başlar, süre dolunca hüküm infaz edilmiş sayılır ve arşiv kaydına alınma koşulları infaz edilmiş sayılmayla oluşur. Genel Kurul somut olayda bir yıllık denetim süresi 13.12.2007'de dolan cezada arşivden silinme koşulunun beş yıl sonra, 13.12.2012'de oluştuğunu hesapladı.1
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 19.01.2011'de kesinleşip 22.07.2013'te infaz edilen adli para cezalarında, m. 12/1-c'ye göre arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçtiğini ve bu kayıtların 2018 Aralık ayında işlenen yeni suç tarihi itibarıyla kasıtlı suçtan mahkûmiyet olarak değerlendirilemeyeceğini kabul etti. (Yargıtay 4. CD, E. 2020/31891)4 Daire, adli para cezasında arşive alınma koşulunun kesinleşme tarihinde mi infaz tarihinde mi oluştuğunu ayrıca açıklamadı; somut olayda iki tarihten itibaren de suç tarihine kadar beş yıl geçmişti.
m. 9/3'ün ilk cümlesi yabancı mahkemelerden verilip m. 4/1-f uyarınca kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezalarda arşive alınmayı mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesine bağlar. Aynı fıkranın son cümlesine göre adli para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler adli sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir; bu cümle, yabancı mahkeme kararlarını düzenleyen fıkranın içinde yer alır. Kanun aynı kararları m. 4/1-b ve c'de adli sicile kaydedilecek bilgiler arasında da sayar; Ceza Genel Kurulu erteli cezada arşive alınma koşulunu denetim süresinin bitimine bağlayarak hesap yaptı.1
5352 sayılı Kanun 1 Haziran 2005'te yürürlüğe girdi ve 3682 sayılı eski Adli Sicil Kanunu'nu kaldırdı (m. 18, m. 19). Eski kanun döneminde kayıt, belli sürelerin geçmesinden sonra talep üzerine mahkemece duruşma yapılmaksızın verilen kararla çıkarılıyordu. (Yargıtay 17. CD, E. 2019/12443)5 Geçici m. 2/1, suç tarihi yeni kanunun yürürlük tarihinden önce olan kayıtlarda 3682 sayılı Kanun'a göre süre yönünden silinme koşulu oluşanların silineceğini, diğerleri için yeni kanuna göre işlem yapılacağını düzenler. 6290 sayılı Kanun'la değiştirilen ve eklenen fıkralara göre Anayasa m. 76 ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerin kayıtlarına m. 12/1 uygulanır (geçici m. 2/2); bunların dışında birinci fıkraya göre arşive alınan kayıtlar, 3682 sayılı Kanun m. 8'deki sürelerin dolduğu ya da ertelenmiş mahkûmiyetin esasen vaki olmamış sayıldığı tarih esas alınarak Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinir (geçici m. 2/3).
5352 sayılı Kanun m. 12'ye göre arşiv kaydı ne zaman tamamen silinir?
m. 12/1, 5 Nisan 2012 tarihli 6290 sayılı Kanun'la değiştirilmiş hâliyle arşiv bilgilerinin üç durumda tamamen silineceğini düzenler: 1) ilgilinin ölümü üzerine, 2) Anayasa m. 76 ile TCK dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerde, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş yıl, bu karar alınmamışsa otuz yıl geçmesiyle, 3) diğer mahkûmiyetlerde kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle.
Sürelerin başlangıcı kaydın arşive fiilen alındığı gün değil, arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihtir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu beş yıllık süreyi bu tarihten, erteli cezada cezanın infaz edilmiş sayıldığı günden başlattı.1
m. 12'nin diğer fıkraları süreye bağlı olmayan silinme hâllerini düzenler: fiil kanunla suç olmaktan çıkarılırsa bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kayıtları talep aranmaksızın tamamen silinir (m. 12/2); kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse önceki mahkûmiyetin kaydı tamamen silinir (m. 12/3); akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar infazın tamamlanmasıyla tamamen silinir (m. 12/4).
On beş ve otuz yıllık süreler, Anayasa m. 76 ile TCK dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerde uygulanır (m. 12/1-b); Anayasa m. 76 milletvekili seçilmeye engel olan suç ve cezaları gösterir.3 Danıştay 12. Dairesi, 6290 sayılı Kanun'la yapılan 2012 değişikliğinden önce, 19.01.2011'de verdiği kararda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48/A-5'in işlem tarihindeki metninin belli suçlara affa uğramış olsalar bile süresiz hak yoksunluğu bağladığını ve bu yoksunluğun adli sicil kaydının silinmesiyle ortadan kalkmayacağını kabul etti.2 Anayasa Mahkemesi de 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'ndaki süresiz ihale yasağının giderilmesinin hukuki yolunun 5352 sayılı Kanun m. 13/A'daki yasaklanmış hakların geri verilmesi olduğunu belirtti.3
Arşivden silinme koşulu oluşmuş eski bir mahkûmiyet yeni bir yargılamada sanığın aleyhine kullanılabilir mi?
Yargılamada sanığın adli geçmişi, suçu işleyip işlemediği konusunda değil, kurulacak hükümde rol oynar: Ceza Genel Kuruluna göre failin mükerrir ya da itiyadi suçlu olup olmadığı, hakkında erteleme kararı verilip verilemeyeceği ve hapis cezasının TCK m. 50'deki yaptırımlardan birine çevrilip çevrilemeyeceği failin adli geçmişi göz önünde bulundurularak belirlenir.1 HAGB'de de sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması aranır (CMK m. 231/6-a). Bu nedenle eski bir kaydın arşivden silinme koşulunun oluşup oluşmadığı yeni davada doğrudan sonuç doğurur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, arşiv kaydından silinme koşulları oluşmuş bir mahkûmiyetin, yargılamaya konu suç tarihi itibarıyla HAGB'ye yasal engel oluşturmayacağını açıkça belirtti; ancak Genel Kurula göre bu kayıt, sanığın suç işleme eğilimini belirleme yönünden mahkemece değerlendirilebilir. (Yargıtay CGK, E. 2016/1061)6 Yani kayıt objektif bir engel olmaktan çıkar, ama mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönündeki kanaatini oluştururken göz önüne alabileceği bir bilgi olarak kalabilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi aynı yaklaşımla, arşivden silinme koşulları oluşmuş adli para cezalarını kasıtlı suçtan mahkûmiyet olarak değerlendirmedi ve kayıtları yasal engel sayarak HAGB'yi reddeden kararı kanun yararına bozdu.4
TCK m. 50/3 bakımından da sonuç aynıdır. Ceza Genel Kurulu, erteli 5 ay hapis cezasının arşivden silinme koşulları suç tarihinden önce oluştuğu için suç tarihinde 65 yaşından büyük olan sanığın engel sabıkası bulunmadığını ve kısa süreli hapis cezalarının seçenek yaptırıma çevrilmesinin zorunlu olduğunu kabul etti.1
Yargıtay 8. Ceza Dairesi ise adli sicil kaydında 13.12.2008'de infaz edilen erteli 25 günlük hapis cezası dışında suç tarihinden önce kesinleşmiş adli sicil ve arşiv kaydı bulunmayan hükümlüye verilen 18 günlük hapis cezasının TCK m. 50/3 uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmemesini kanuna aykırı buldu. (Yargıtay 8. CD, E. 2023/1817)7 Kanun yararına bozma isteminde ölçüt, eski mahkûmiyetin suç tarihinden önce adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınma koşullarının oluşması ve tekerrüre esas alınma süresinin geçmesi olarak gösterilmişti; Daire istemi yerinde buldu, ancak kendi gerekçesinde eski kaydın arşivden silinme koşulunun oluşup oluşmadığını tartışmadı.7 Bu yönüyle karar, arşivden silinme koşulunun oluştuğu tarihi hesaplayan Ceza Genel Kurulu kararından ayrılır.
Adli sicil ve arşiv kayıtlarını kimler görebilir? (5352 sayılı Kanun m. 7, 10, 11 ve 13)
Adli sicil bilgileri m. 7/1'e göre, kullanılış amacı belirtilerek, ilgili kişiye veya vekâletnamede açıkça belirtilmek koşuluyla vekiline ve kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilebilir. Yabancı devletlerin istediği bilgiler karşılıklılık esasına göre verilir (m. 7/2). Bilgiyi mahallî adli sicillerde Cumhuriyet başsavcılıkları ve kaymakamlıklar, yurt dışında elçilik ve konsolosluklar, merkezde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verir (m. 8).
Arşiv bilgilerini isteyebilecekler daha dar tutulmuştur. m. 10/1'e göre arşiv bilgilerini 1) kullanılış amacını belirterek kişinin kendisi veya vekâletnamede açıkça belirtilmiş vekili, 2) bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler, 3) yetkili seçim kurulları, 4) özel kanunlarda gösterilen hâllerde ilgili kamu kurum ve kuruluşları isteyebilir. Kanunda açıkça belirtilmedikçe kişi hakkındaki bir karar veya işlem için bir yakınının adli sicil ve arşiv kayıtları istenemez ve kişiyi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak yapılamaz (m. 10/2).
Anayasa Mahkemesi, adli sicil belgesinde kullanılış amacının ve verileceği merciin belirtilmesinin zorunlu olduğunu hatırlattı; ihale yasağı öngören kanunun gereği olarak ve konuyla sınırlı kalarak arşiv kaydını Cumhuriyet başsavcılığından alan idarenin yetkisi dışında hareket etmediğine ve özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine oyçokluğuyla karar verdi.3 Mahkeme ceza mahkûmiyetine ilişkin verilerin kişisel veri olduğunu da vurguladı. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2014/7256)8
On sekiz yaşından küçüklerin kayıtları ayrı bir korumaya tabidir: m. 10/3'e göre bu kayıtlar ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, bu hükme göre kişinin on sekiz yaşından küçükken işlediği bir suça ait kayıtların idari makamlara bildirilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek, böyle bir kaydın idareye verilip atamaya engel sayılmasını özel hayata saygı hakkının ihlali saydı.8 Danıştay 8. Dairesi de çocukken işlenen suça ilişkin kaydın m. 10/3 gereğince idareye verilmemesi ve idarece kullanılmaması gereken bir bilgi olduğunu kabul etti; Daire, 4045 sayılı Kanun'da ve onu kaldıran 7315 sayılı Kanun'da çocukların kayıtlarının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birimlerince görülüp görülemeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını da belirtti. Karar oyçokluğuyla verildi. (Danıştay 8. Daire, E. 2020/653)9
HAGB ve KDAE kararlarının kaydı için 5352 sayılı Kanun m. 6/1 daha da dar bir çerçeve çizer: bu kararlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığı isterse verilmek üzere kaydedilir. Bu kuralın kanunla getirilmiş bir istisnası vardır: 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu m. 3/1'e göre ilk defa veya yeniden memuriyete ya da kamu görevine atanacaklar hakkında arşiv araştırması yapılır; m. 4/1-ç'ye göre bu araştırma CMK m. 171/5 ve m. 231/13 kapsamında alınan kararları ve kişi hakkında devam eden veya sonuçlanmış soruşturma ya da kovuşturmalardaki olguları da kapsar.
Danıştay 8. Dairesi, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birimlerinin HAGB kararlarını görme yetkisini zaman bakımından ayırdı. Daireye göre 4045 sayılı Kanun'un ilk hâlinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birimleri, 5352 sayılı Kanun ve CMK karşısında HAGB kararlarını görmeye yetkili değildi; 7148 sayılı Kanun'la 4045 sayılı Kanun'a eklenen fıkra 5352 sayılı Kanun m. 6'ya göre daha özel ve sonraki tarihli olduğundan, bu birimler 26.10.2018'den itibaren HAGB kararlarını görme yetkisi kazandı.9 Fıkra Anayasa Mahkemesince 19.02.2020'de iptal edildi ve yetki 7315 sayılı Kanun m. 4 ile yeniden düzenlendi; Daire, 26.10.2018'den önce ve 19.02.2020 ile 7315 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 17.04.2021 arasında tesis edilen işlemlerde HAGB kararlarının bu birimlerce görülemeyeceği sonucuna vardı. Somut olayda 20.09.2018 tarihli ilişik kesme işlemine dayanak yapılan HAGB kaydının, bu yetki yokken elde edildiği için hukuka aykırı biçimde ulaşılmış bir bilgi olduğunu belirtti.9
Sorgulama yetkisi m. 13'te düzenlenir. Bir suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma kapsamında mahkeme, hâkim ve Cumhuriyet başsavcılığı adli sicil ve arşiv kayıtlarını doğrudan, kolluk ve diğer kamu kurumları Adalet Bakanının onayıyla sorgulayabilir (m. 13/1). Mevzuatın adli sicil ve arşiv kaydı alınmasını öngördüğü hâllerde kamu kurumları da Bakanlığın belirlediği usul ve esaslara göre sorgulama yapabilir. Gerçek kişiler kendileriyle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarını güvenli kimlik doğrulama araçlarıyla sorgulayabilir ve sonucu fiziki veya elektronik ortamda ilgili mercie verebilir (m. 13/2).
Adli sicil veya arşiv kaydının silinmesi için nereye başvurulur, silme kendiliğinden mi olur?
m. 9/1 adli sicilden silip arşive alma işlemini Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne verir: kanunda sayılan koşul oluşunca kayıt Genel Müdürlükçe adli sicilden silinip arşive alınır. m. 12 ise arşiv kaydının hangi sürenin sonunda ya da hangi hâlde tamamen silineceğini düzenler. Fiilin suç olmaktan çıkarılması hâlinde kanun silmenin talep aranmaksızın yapılacağını ayrıca belirtir (m. 12/2). m. 14'e göre adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesiyle ilgili kararları almak üzere Genel Müdürlüğün teklifi ve Bakan onayıyla üç hâkimden oluşan bir komisyon kurulur.
Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 2005'te 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'na göre verilmiş bir mahkûmiyetin kaydında, 6290 sayılı Kanun'la 5352 sayılı Kanun geçici m. 2'ye eklenen üçüncü fıkra uyarınca, 6290 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 11.04.2012'den itibaren arşiv kaydının silinmesi işlemlerinin Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yerine getirileceğini belirterek, hükümlünün talebi üzerine mahkûmiyetin arşiv kaydından çıkarılmasına karar veren asliye ceza mahkemesinin ek kararını kanun yararına bozdu.5
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, arşiv kaydının silinmediği şikâyetini kabul edilebilirlik aşamasında inceledi: şikâyeti derece mahkemesine hiç taşımadan bireysel başvuru yapan başvurucunun 5352 sayılı Kanun kapsamındaki taleplerini önce Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne iletmesi gerektiğini belirterek bu kısmı, diğer kabul edilebilirlik koşullarını incelemeden, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez buldu; şikâyetin esasına girmedi. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2014/5671)10 Kanun, Genel Müdürlüğün ya da komisyonun bir talebi reddetmesine karşı izlenecek yolu ayrıca düzenlemez.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi (5352 sayılı Kanun m. 13/A) arşiv kaydını nasıl etkiler?
m. 13/A, TCK dışındaki kanunların belli bir suça veya cezaya bağladığı hak yoksunluklarının giderilmesi için öngörülmüş bir yoldur. Koşullar 1) cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıl geçmiş olması, 2) kişinin bu sürede yeni bir suç işlememiş olması ve iyi hâlli yaşadığı konusunda mahkemede kanaat oluşmasıdır (m. 13/A-1). İnfaz genel af veya etkin pişmanlık dışındaki bir hukuki nedenle sona ermişse hükmün kesinleşmesinden itibaren beş yıl geçmesi gerekir; bu süre hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz (m. 13/A-2).
Karar, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine hükmü veren mahkeme ya da hükümlünün ikametgâhındaki aynı derecedeki mahkeme tarafından verilir (m. 13/A-3) ve kesinleşince adli sicil arşivine kaydedilir (m. 13/A-6). Bu kararın arşiv kaydı bakımından sonucu m. 12/1-b'dedir: hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde arşiv kaydı yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş yılda, alınmamışsa otuz yılda silinir.
Danıştay 12. Dairesi, 6290 sayılı Kanun'dan önce, 19.01.2011'de verdiği kararda adli sicil kaydının silinmesinin 657 sayılı Kanun'daki süresiz yoksunluğu kendiliğinden kaldırmadığını belirtti; Daire, m. 13/A'daki yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunun da, maddenin içeriği ve geçici m. 2'nin o tarihteki metni karşısında, bu suçlar bakımından sonucu değiştirmeyeceği kanaatine vardı.2 Anayasa Mahkemesi ise 2016'da, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'ndaki süresiz ihale yasağının giderilmesinin hukuki yolunun m. 13/A olduğunu belirtti.3 İki karar farklı dönemlerde ve farklı kanunlardaki yoksunluklar hakkında verildi. Bugün geçici m. 2/2 ve m. 12/1-b, Anayasa m. 76 ile özel kanunlarda hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerin arşiv kaydının silinmesini yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş, alınmamışsa otuz yıllık süreye bağlar. Bu nedenle bir kaydın arşive alınmış olması, özel kanunların bağladığı hak yoksunluklarının sona erdiği anlamına gelmez.
İlgili mevzuat
5352 sayılı Kanun m. 9 — Adlî sicil bilgilerinin silinmesi
Madde 9- (1) Adlî sicildeki bilgiler;
a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,
b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,
c) Ceza zamanaşımının dolması,
d) Genel af,
Halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır.
(2) Adlî sicil bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir.
(3) Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiş olup 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (f) bendine göre adlî sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adlî sicil kayıtlarından çıkartılarak arşiv kaydına alınır. Adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adlî sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir.
Kaynak: Adli Sicil Kanunu (5352)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5352 sayılı Kanun m. 12 — Adlî sicil ve arşiv bilgilerinin silinmesi
Madde 12- (1) (Değişik: 5/4/2012-6290/2 md.) Arşiv bilgileri;
a) İlgilinin ölümü üzerine,
b) Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;
1. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle,
2. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle,
c) Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle,
tamamen silinir.
(2) Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adlî sicil ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen silinir.
(3) Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararına ilişkin adlî sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.
(4) (Ek: 24/11/2016-6763/40 md.) Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar, infazının tamamlanmasıyla tamamen silinir.
Kaynak: Adli Sicil Kanunu (5352)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5352 sayılı Kanun m. 4 — Adlî sicile kaydedilecek bilgiler
Madde 4- (1) Türk mahkemeleri tarafından vatandaş veya yabancı hakkında verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri adlî sicile kaydedilir. Bu bağlamda;
a) Hapis cezaları ile ilgili olarak;
1. Hapis cezasına mahkûmiyet kararı,
2. Koşullu salıverilme kararı,
3. Koşullu salıverilmede denetim süresinin uzatılmasına ilişkin karar,
4. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair karar,
5. Hapis cezasının infazının tamamlandığı hususu,
b) Hapis cezasının ertelenmesi halinde;
1. Denetim süresi,
2. Denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirilmesi dolayısıyla cezanın infaz edilmiş sayıldığı hususu,
3. Ertelenen hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine ilişkin karar,
c) Adlî para cezası ile ilgili olarak;
1. Adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmü,
2. Adlî para cezasının ödenmek suretiyle infaz edildiği hususu,
3. Adlî para cezasının tazyik hapsi suretiyle kısmen veya tamamen infaz edildiği hususu,
4. Adlî para cezasının tazyik hapsinden sonra kalan kısmının ödenmek suretiyle infaz edildiği hususu,
d) Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırıma mahkûmiyet halinde;
1. Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak, adlî para cezasına mahkûmiyet veya güvenlik tedbiri uygulanması hükmü,
2. (Değişik: 26/2/2008-5739/7 md.) Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak hükmedilen güvenlik tedbirinin gereklerinin yerine getirilmemesi dolayısıyla hapis cezasının infazına ilişkin karar,
3. Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak hükmedilen güvenlik tedbirinin değiştirilmesine ilişkin karar,
e) Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma ile ilgili olarak;
1. Kasten işlenen bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak yoksun kalınan haklara cezanın ertelenmesi dolayısıyla getirilen istisnaya ilişkin karar,
2. Mahkûmiyet hükmüyle bağlantılı olarak verilen, belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının veya belli bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin karar,
f) Türk vatandaşı hakkında yabancı mahkemeden verilmiş ve kesinleşmiş olan mahkûmiyet kararının Türk hukuku bakımından doğurduğu hak yoksunluklarına ilişkin olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkemece verilen karar,
g) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık dolayısıyla verilen karar,
h) Ceza zamanaşımının dolduğunun tespitine ilişkin karar,
i) Genel veya özel affa ilişkin kanun; özel affa ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararı,
j) Askerî Ceza Kanununa göre verilmiş mahkûmiyet kararlarındaki ferî cezalar,
k) (Ek: 24/11/2016-6763/39 md.) Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kararlar,
Adlî sicile kaydedilir.
(2) Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen mahkûmiyet hükmü ya da eski hükümde değişiklik yapan tüm hüküm ve kararlar açısından da birinci fıkra hükümleri uygulanır.
(3) Kanun gereği olarak gerçek kimliği saklı tutulan kişilerin adlî sicil ve arşiv kayıtlarına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.
Kaynak: Adli Sicil Kanunu (5352)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5352 sayılı Kanun m. 5 — Adlî sicile kaydedilmeyecek bilgiler
Madde 5- (1) Türk mahkemeleri tarafından verilmiş olsa bile;
a) Disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümleri,
b) Disiplin veya tazyik hapsine ilişkin kararlar,
c) İdarî para cezasına ilişkin kararlar,
Adlî sicile kaydedilmez.
Kaynak: Adli Sicil Kanunu (5352)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5352 sayılı Kanun m. 6 — Diğer bilgilerin kaydı
Madde 6- (1) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir.
(2) (Ek: 2/7/2012-6352/103 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Onbeş yıl süreyle muhafaza edilen bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından istenmesi halinde verilebilir.
Kaynak: Adli Sicil Kanunu (5352)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5352 sayılı Kanun m. 7 — Adlî sicil bilgileri verilebilecek olanlar
Madde 7- (1) Adlî sicil bilgileri, kullanılış amacı belirtilmek suretiyle;
a) İlgili kişiye veya vekâletnamede açıkça belirtilmek koşuluyla vekiline,
b) Kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına,
Verilebilir.
(2) Yabancı devletler tarafından istenilen adlî sicil bilgileri mütekabiliyet esasına göre verilir.
Kaynak: Adli Sicil Kanunu (5352)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5352 sayılı Kanun m. 10 — Arşiv bilgilerinin istenmesi
Madde 10- (1) Arşiv bilgileri;
a) Kullanılış amacı belirtilmek suretiyle, kişinin kendisi veya vekâletnamede açıkça belirtilmiş olmak koşuluyla vekili,
b) Bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler,
c) Yetkili seçim kurulları,
d) Özel kanunlarda gösterilen hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşları,
Tarafından istenebilir.
(2) Kanunda açıkça belirtilmediği takdirde, kişi hakkında alınacak bir karar veya yapılacak bir işlemle ilgili olarak, bir yakınının adlî sicil ve arşiv kayıtları istenemez ve bu bilgiler, kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz.
(3) Onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adlî sicil ve arşiv kayıtları; ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir.
Kaynak: Adli Sicil Kanunu (5352)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5352 sayılı Kanun m. 13 — Adlî sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulama yetkisi verilmesi
Madde 13- (1) Bir suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma kapsamında adlî sicil ve arşiv kayıtlarında;
a) Mahkeme, hâkim ve Cumhuriyet Başsavcılığı doğrudan doğruya,
b) Kolluk ve diğer kamu kurum ve kuruluşları Adalet Bakanının onayı ile,
Sorgulama yapabilirler.
(2) (Ek: 4/7/2012-6353/32 md.) Kamu kurum ve kuruluşları, mevzuatın adli sicil ve arşiv kaydı alınmasını öngördüğü hallerde, Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ilgili kişiler hakkında adli sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulama yapabilirler. Gerçek kişiler de kendileriyle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarını, Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ve güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak sorgulayabilir, sonucu fiziki veya elektronik ortamda merciine verebilirler.
Kaynak: Adli Sicil Kanunu (5352)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5352 sayılı Kanun m. 13/A — Yasaklanmış hakların geri verilmesi
Madde 13/A – (Ek: 6/12/2006-5560/38 md.)
(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması,
gerekir.
(2) Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz.
(3) Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.
(4) Mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir.
(5) Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
(6) Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde, adlî sicil arşivine kaydedilir.
(7) Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır.
Kaynak: Adli Sicil Kanunu (5352)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 171 — Kamu davasını açmada takdir yetkisi
Madde 171 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/22 md.)
(1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.
(2) (Değişik:17/10/2019-7188/19 md.) Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir.
(3) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için;
a) Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm olmamış bulunması,
b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi,
c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından kamu davası açılmasından daha yararlı olması,
d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
(4) Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez.
(5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(6) (Ek:17/10/2019-7188/19 md.) Bu madde hükümleri;
a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar,
b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar,
c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar,
hakkında uygulanmaz.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 231 — Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
TCK m. 75 — Önödeme
Madde 75- (1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;
a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,
b) Hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak her gün için yüz Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı,
c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını,
Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz. (Ek cümleler:17/10/2019-7188/16 md.) Failin on gün içinde talep etmesi koşuluyla bu miktarın birer ay ara ile üç eşit taksit hâlinde ödenmesine Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde önödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/12 md.) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, önödemeye bağlı olarak kovuşturmaya yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde önödemeye tabi bir suçu işleyen faile bu fıkra uyarınca teklif edilecek önödeme miktarı yarı oranında artırılır.
(2) Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi halinde de fail, hakim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer.
(3) Cumhuriyet savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle önödeme işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi suretiyle madde kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de yukarıdaki fıkra uygulanır.
(4) Suçla ilgili kanun maddesinde yukarı sınırı altı ayı aşmayan hapis cezası veya adlî para cezasından yalnız birinin uygulanabileceği hallerde ödenmesi gereken miktar, yukarıdaki fıkralara göre adlî para cezası esas alınarak belirlenir.
(5) Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması, kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin hükümleri etkilemez.
(6) (Ek: 24/11/2016-6763/12 md.) Bu madde hükümleri;
a) Bu Kanunda yer alan;
1. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (98 inci maddenin birinci fıkrası),
2. (Ek:7/11/2024-7531/15 md.) (Değişik:24/12/2025-7571/16 md.) Hakaret (üçüncü fıkranın (a) bendi hariç, madde 125),
3. Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması (madde 171),
4. Çevrenin taksirle kirletilmesi (182 nci maddenin birinci fıkrası),
5. Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma (264 üncü maddenin birinci fıkrası),
6. Suçu bildirmeme (278 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları),
suçları,
b) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 108 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suç,
c) (Ek:17/10/2019-7188/16 md.) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan suç,
d) (Ek:17/10/2019-7188/16 md.) 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun 32 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan suç,
bakımından da uygulanır. Bu fıkra kapsamındaki suçların beş yıl içinde tekrar işlenmesi hâlinde fail hakkında aynı suçtan dolayı önödeme hükümleri uygulanmaz.
(7) (Ek: 24/11/2016-6763/12 md.) Ödemede bulunulması üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile düşme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Kararlar
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1. Erteli cezada arşive alınma ve beş yıllık arşiv süresinin başlangıcıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2018/616 · K. 2022/446 ·
Suç tarihinde 65 yaşını bitirmiş sanığın kısa süreli hapis cezalarının TCK m. 50/3 uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmesine eski bir erteli mahkûmiyetin engel olup olmadığı tartışılmıştı. Ceza Genel Kurulu, 5352 sayılı Kanun'la kaydın infazın tamamlanması, zamanaşımı ve af hâllerinde ek süre beklenmeden adli sicilden silindiğini ve kural olarak arşivde saklandığını açıkladı. Erteli 5 ay hapis cezasında denetim süresinin bitimiyle hükmün infaz edilmiş sayıldığını, arşive alınma koşulunun o tarihte oluştuğunu ve beş yıl sonra arşivden silinme koşulunun gerçekleştiğini hesaplayarak sanığın engel sabıkası bulunmadığına karar verdi ve direnme kararını bozdu.
Sonuç: Arşivden silinme süresi, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten, erteli cezada denetim süresinin bittiği günden başlar.
2. Adli sicil kaydının silinmesi ve özel kanundaki süresiz hak yoksunluğuDanıştay 12. Daire · E. 2008/7785 · K. 2011/136 ·
Zimmet suçundan mahkûmiyeti nedeniyle memurluğuna son verilen ve kaydı arşive alınan davacı, adli sicil kaydının silindiğini ileri sürerek göreve iadesini istemişti. Danıştay 12. Dairesi, 5352 sayılı Kanun'la kayıtların infazın tamamlanmasıyla kendiliğinden silinip arşive alınması usulünün getirildiğini belirtti; ancak 657 sayılı Kanun'un belli suçlara affa uğramış olsalar bile süresiz hak yoksunluğu bağladığını ve bu yoksunluğun adli sicil kaydının silinmesiyle ortadan kalkmadığını kabul etti. Daire, m. 13/A'daki yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunun da maddenin içeriği ve geçici m. 2 karşısında bu suçlar bakımından sonucu değiştirmeyeceğini belirterek davanın reddini gerekçesi değiştirilerek onadı. Karar, 6290 sayılı Kanun'la m. 12 ve geçici m. 2'de yapılan 2012 değişikliğinden önce ve 657 sayılı Kanun m. 48/A-5'in işlem tarihindeki metnine göre verilmiştir.
Sonuç: Kaydın arşive alınması, başka kanunların bağladığı süresiz hak yoksunluğunu kendiliğinden sona erdirmez.
3. Arşiv kaydına dayanılarak ihale sözleşmesinin feshi ve özel hayata saygıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2013/5199 ·
Örgüt üyeliğinden mahkûm olan ve cezası infaz edilerek kaydı arşive alınan başvurucunun idareyle yaptığı ihale sözleşmesi, Cumhuriyet başsavcılığından alınan adli sicil ve arşiv kaydına dayanılarak feshedilmişti. Anayasa Mahkemesi, 5352 sayılı Kanun'un kayıtların kimlere ve hangi koşullarla verileceğini ayrıntılı düzenlediğini, müdahalenin kanuni dayanağı bulunduğunu, kayıtların ceza adalet sistemindeki kurumların ve hak yoksunluğu öngören kanunların uygulanması için tutulduğunu belirtti. 4734 sayılı Kanun'daki süresiz ihale yasağının giderilme yolunun 5352 sayılı Kanun m. 13/A olduğunu ve idarenin yetkisi dışında hareket etmediğini kabul ederek oyçokluğuyla ihlal bulunmadığına karar verdi.
Sonuç: Özel kanunun gösterdiği hâlde kamu idaresi arşiv kaydını konuyla sınırlı olarak isteyebilir; 4734 sayılı Kanun'daki süresiz ihale yasağı m. 13/A yoluyla giderilir.
4. Arşivden silinme koşulu oluşmuş adli para cezası ve HAGBYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2020/31891 · K. 2021/10426 ·
Sanığın hakaret suçundan yargılandığı davada ilk derece mahkemesi, adli sicildeki eski adli para cezalarını yasal engel sayarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vermişti. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2013'te infaz edilen adli para cezalarında 5352 sayılı Kanun m. 12/1-c uyarınca arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçtiğini, bu kayıtların 2018'de işlenen suç tarihi itibarıyla kasıtlı suçtan mahkûmiyet olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek kararı kanun yararına bozdu.
Sonuç: Arşivden silinme koşulu oluşmuş adli para cezası, HAGB için kasıtlı suçtan mahkûmiyet sayılmaz.
5. 2012'den sonra arşiv kaydının silinmesinde yetkili makamYargıtay 17. Ceza Dairesi · E. 2019/12443 · K. 2019/15262 ·
Hükümlünün talebi üzerine asliye ceza mahkemesi, 2005'te 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'na göre verilmiş mahkûmiyetinin adli sicil arşiv kaydından çıkarılmasına ek kararla karar vermişti. Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 6290 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 11.04.2012'den itibaren arşiv kaydının silinmesi işlemlerinin 5352 sayılı Kanun geçici m. 2/3 uyarınca Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yerine getirileceğini belirterek ek kararı kanun yararına bozdu.
Sonuç: Suç tarihi 5352 sayılı Kanun'dan önceki döneme ait kayıtlarda 11.04.2012'den sonra arşiv kaydı mahkeme ek kararıyla değil, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinir.
6. Arşivden silinme koşulu oluşmuş kayıt HAGB'ye yasal engel mi?Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2016/1061 · K. 2020/177 ·
Kasten yaralama ve tehdit suçlarından yargılanan sanık hakkında mahkeme, sanığın sabıkalı geçmişini gerekçe göstererek HAGB'ye yer olmadığına karar vermişti. Ceza Genel Kurulu, sanığın arşiv kaydındaki bir mahkûmiyetin 5352 sayılı Kanun m. 12/1-c uyarınca arşivden silinme koşullarının oluştuğunu ve bunun HAGB'ye yasal engel oluşturmayacağını belirtti; ancak bu kayıtların sanığın suç işleme eğilimini belirleme yönünden değerlendirilebileceğini kabul ederek mahkemenin gerekçesini yeterli buldu ve itirazı reddetti.
Sonuç: Arşivden silinme koşulu oluşmuş kayıt HAGB'ye yasal engel değildir, ama suç işleme eğiliminin değerlendirilmesinde kullanılabilir.
7. Arşive alınmış eski erteli ceza ve seçenek yaptırıma çevirme zorunluluğuYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2023/1817 · K. 2024/7744 ·
Hükümlü hakkında verilen 18 günlük hapis cezası seçenek yaptırıma çevrilmemişti; adli sicil kaydında 13.12.2008'de infaz edilen erteli 25 günlük bir hapis cezası vardı. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 5352 sayılı Kanun m. 9/1 ve m. 12/1-c'yi aktararak suç tarihinden önce başka kesinleşmiş adli sicil ve arşiv kaydı bulunmayan hükümlünün cezasının TCK m. 50/3 uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmesi gerektiğini belirtti, kararı kanun yararına bozdu ve cezayı adli para cezasına çevirdi. Kararda eski kaydın arşivden silinme koşulunun oluşup oluşmadığı ayrıca tartışılmadı.
Sonuç: Daireye göre infazı tamamlanmış eski bir erteli kısa hapis cezası dışında kaydı bulunmayan hükümlüye verilen otuz gün ve daha az süreli hapis cezası TCK m. 50/3 uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmelidir.
8. On sekiz yaşından küçükken işlenen suçun kaydının idareye verilmesiAnayasa Mahkemesi · B. No. 2014/7256 ·
Sınavı kazanan başvurucunun ataması, on sekiz yaşından küçükken işlediği hırsızlık suçuna ilişkin kararın idareye bildirilmesi üzerine yapılmamıştı. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, ceza mahkûmiyetine ilişkin verilerin kişisel veri olduğunu, 5352 sayılı Kanun m. 10/3'e göre on sekiz yaşından küçüklerin kayıtlarının yalnız soruşturma ve kovuşturma kapsamında yargı mercilerince istenebileceğini ve bu kayıtların idari makamlara bildirilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirtti. Kaydın bu hükme açıkça aykırı biçimde verildiğini tespit ederek oybirliğiyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
Sonuç: Çocukken işlenen suçun adli sicil ve arşiv kaydı idari makamlara verilemez.
9. Çocukken işlenen suçun ve HAGB kararının kaydının idarece kullanılmasıDanıştay 8. Daire · E. 2020/653 · K. 2023/424 ·
Polis meslek eğitim merkezi öğrenci adayının ilişiği, hakkındaki iki HAGB kararı gerekçe gösterilerek kesilmişti; kararlardan biri çocukken işlenen suça ilişkindi. Danıştay 8. Dairesi, çocukken işlenen suça ait kaydın 5352 sayılı Kanun m. 10/3 gereğince idareye verilmemesi ve idarece kullanılmaması gereken bir bilgi olduğunu belirtti. Diğer HAGB kararı yönünden Daire, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birimlerine HAGB kararlarını görme yetkisinin 7148 sayılı Kanun'la 4045 sayılı Kanun'a eklenen fıkrayla 26.10.2018'de verildiğini, bu fıkranın 19.02.2020'deki iptalinden sonra yetkinin 7315 sayılı Kanun m. 4 ile yeniden düzenlendiğini, 20.09.2018 tarihli işleme dayanak yapılan kaydın ise bu yetki yokken elde edildiğini kabul etti. İdarenin 7315 sayılı Kanun'a göre yeniden araştırma yapabileceğini de belirterek bölge idare mahkemesi kararını oyçokluğuyla bozdu.
Sonuç: Çocukken işlenen suçun kaydı idareye verilemez; HAGB kaydının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında görülebilmesi işlem tarihinde yürürlükte olan kanuna bağlıdır ve Daireye göre bu yetki bugün 7315 sayılı Kanun m. 4'te düzenlidir.
10. Arşiv kaydının silinmesi talebinin muhatabı (arşiv kısmı kabul edilemez)Anayasa Mahkemesi · B. No. 2014/5671 ·
1990'da verilen ertelenmiş cezaları sonradan adli sicilden silinen başvurucu, belgelerde arşiv kaydına yer verilmesinin özel hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, başvurucunun bu şikâyeti derece mahkemesinde hiç ileri sürmediğini, 5352 sayılı Kanun kapsamındaki taleplerini önce Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne iletmesi gerektiğini belirterek başvurunun arşiv kaydına ilişkin kısmını oybirliğiyle başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez buldu; bu kısımda şikâyetin esasına girilmedi. Genel Bilgi Toplama Sistemi'ndeki kayda ilişkin şikâyeti ise kabul edilebilir bulup esastan inceledi ve bu yönden özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine oyçokluğuyla karar verdi.
Sonuç: Arşiv kaydına ilişkin talepler bireysel başvurudan önce Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne yöneltilmelidir; Mahkeme başvurunun bu kısmını başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez buldu.
Sık sorulan sorular
Adli sicil kaydı ile arşiv kaydı arasındaki fark nedir?
Adli sicil, kesinleşmiş mahkûmiyetlerin tutulduğu ana kayıttır. 5352 sayılı Kanun m. 9'a göre ceza infaz edilince, mahkûmiyeti tümüyle kaldıran şikâyetten vazgeçme veya etkin pişmanlıkta, ceza zamanaşımı dolunca ya da genel afta kayıt adli sicilden silinir ve arşiv kaydına alınır. Arşiv kaydı daha dar bir çevreye açıktır ve m. 12'deki sürenin sonunda tamamen silinir.
Arşiv kaydı ne zaman tamamen silinir?
5352 sayılı Kanun m. 12'ye göre kural olarak kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçince silinir. Anayasa m. 76 ile TCK dışındaki kanunlarda hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde süre, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş, alınmamışsa otuz yıldır. Kişinin ölümü, fiilin suç olmaktan çıkarılması ve yargılamanın yenilenmesiyle beraat gibi hâllerde kayıt süre beklenmeden silinir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı adli sicil kaydında görünür mü?
HAGB kararı CMK m. 231/13 uyarınca bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. 5352 sayılı Kanun m. 6/1'e göre bu kayıt kural olarak ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığı isterse verilir. Kamu görevine atanacaklar hakkında yapılan arşiv araştırması ise 7315 sayılı Kanun m. 4/1-ç uyarınca bu kararları da kapsar.
Kovuşturmaya yer olmadığı, beraat veya uzlaşma kararı sicile işlenir mi?
5352 sayılı Kanun m. 4 adli sicile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin ve bentlerinde sayılan kararların kaydedileceğini söyler; beraat, kovuşturmaya yer olmadığı ve uzlaşma kararları bu bentlerde yer almaz. Ayrı kayıt öngörülen istisnalar kamu davasının açılmasının ertelenmesi (CMK m. 171/5), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m. 231/13) ve önödeme üzerine verilen kovuşturmaya yer olmadığı ile düşme kararlarıdır (TCK m. 75/7); bu kayıtlar kural olarak yalnız bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak yargı mercilerine verilir. Kamu görevine atanacaklar hakkında yapılan arşiv araştırması ise kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarını ve kişi hakkında sonuçlanmış soruşturma ve kovuşturmalardaki olguları da kapsar (7315 sayılı Kanun m. 4/1-ç).
Adli para cezası adli sicilde ne kadar kalır?
Adli para cezası ödenerek ya da tazyik hapsiyle infaz edildiğinde kayıt 5352 sayılı Kanun m. 9/1 uyarınca arşive alınır ve m. 12/1-c uyarınca arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl sonra silinir, hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde daha uzun süre uygulanır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, arşivden silinme koşulları oluşmuş adli para cezalarını yeni suç tarihinde kasıtlı suçtan mahkûmiyet olarak değerlendirmedi.
Ertelenen hapis cezası sicilden ne zaman çıkar?
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre erteli cezada denetim süresi dolunca hüküm infaz edilmiş sayılır ve arşiv kaydına alınma koşulları o tarihte oluşur; arşivden silinme için bu tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. 5352 sayılı Kanun m. 9/3'ün son cümlesi adli para cezası ve cezanın ertelenmesine ilişkin hükümlerin adli sicile alınmadan doğrudan arşive kaydedileceğini söyler; ancak bu cümle yabancı mahkeme kararlarını düzenleyen fıkranın içindedir ve Ceza Genel Kurulu Türk mahkemesinin verdiği erteli cezada arşive alınma tarihini denetim süresinin bitimine göre hesapladı.
Arşivden silinme koşulu oluşmuş eski bir mahkûmiyet yeni davada HAGB'ye engel olur mu?
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre arşivden silinme koşulları suç tarihinden önce oluşmuş bir mahkûmiyet HAGB'ye yasal engel oluşturmaz. Genel Kurul, mahkemenin bu kaydı sanığın suç işleme eğilimini değerlendirirken göz önüne alabileceğini de kabul etti.
Adli sicil ve arşiv bilgileri kimlere verilir?
5352 sayılı Kanun m. 7'ye göre adli sicil bilgileri, kullanılış amacı belirtilerek ilgili kişiye, vekâletnamede açıkça belirtilmişse vekiline, kamu kurum ve kuruluşlarına ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilebilir. Arşiv bilgilerini m. 10 uyarınca kişinin kendisi veya vekili, soruşturma ve kovuşturma kapsamında yargı mercileri, yetkili seçim kurulları ve özel kanunun gösterdiği hâllerde kamu kurumları isteyebilir.
On sekiz yaşından küçükken işlenen suçun kaydını kim görebilir?
5352 sayılı Kanun m. 10/3'e göre on sekiz yaşından küçüklerle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtları ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, böyle bir kaydın idari makamlara bildirilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirtti.
Arşiv kaydının silinmesi için mahkemeye mi başvurulur?
Hayır. 5352 sayılı Kanun m. 9/1 adli sicilden silip arşive alma işlemini Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne verir; m. 14'e göre adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesiyle ilgili kararları almak için Genel Müdürlüğün teklifi ve Bakan onayıyla üç hâkimden oluşan bir komisyon kurulur. Yargıtay 17. Ceza Dairesi, eski kanun döneminden kalan bir kayıtta 11 Nisan 2012'den sonra arşiv kaydının mahkeme ek kararıyla silinmesini isabetsiz buldu. Anayasa Mahkemesi de bu konudaki taleplerin önce Genel Müdürlüğe iletilmesi gerektiğini belirtti.
Kişi öldüğünde adli sicil kayıtları ne olur?
5352 sayılı Kanun m. 9/2'ye göre adli sicil bilgileri, m. 12/1-a'ya göre de arşiv bilgileri ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir. Kanun ölümden sonra ayrıca bir süre beklenmesini öngörmez.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer ceza usulü rehberleri
- Hak yoksunluğu ve yasaklanmış hakların geri verilmesi (TCK m. 53)
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB, CMK m. 231)
- Memuriyete engel suçlar (657 sayılı Kanun m. 48)
- Avukat olmadan ifade vermek: kolluk ifadesinin değeri (CMK m. 148)
- Ceza duruşması nasıl yapılır (CMK m. 191)
- Duruşmadan bağışık (vareste) tutulma (CMK m. 196)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.