Ceza duruşması nasıl yapılır (CMK m. 191)
Yayın tarihi:
Bu sayfada
- Başa dön
- Kısaca
- Temel bilgiler
- CMK m. 175 ve 176'ya göre duruşmadan önce ne olur: iddianamenin kabulü, tebliğ ve çağrı
- CMK m. 188 ve 191'e göre duruşma nasıl açılır, kimlerin hazır bulunması zorunludur?
- CMK m. 193, 196 ve 203-204'e göre sanık gelmezse ya da duruşmanın düzeni bozulursa ne olur?
- CMK m. 201 ve 206-217'ye göre deliller duruşmada nasıl ortaya konur, tanık neden dinlenir, ona kim soru sorabilir?
- CMK m. 216'ya göre deliller nasıl tartışılır: esas hakkında mütalaa, savunma ve son söz
- CMK m. 190'a göre duruşmaya ara verilebilir mi, savunma hazırlamak için süre istenebilir mi?
- CMK m. 225 ve 226'ya göre suçun niteliği değişirse ek savunma ne zaman gerekir?
- CMK m. 223, 231 ve 232'ye göre hüküm nasıl açıklanır, kısa karar sonradan değiştirilebilir mi?
- CMK m. 182-185 ve 219-222'ye göre duruşma herkese açık mıdır, duruşma tutanağı neyi ispatlar?
- İlgili mevzuat
- Kararlar
- Sık sorulan sorular
Kısaca
- Ceza duruşması, mahkemenin yoklama yapıp iddianamenin kabulü kararını okumasıyla başlar.
- Ardından sanığın kimliği saptanır, suçlama anlatılır, susma hakkı dahil hakları bildirilir ve sanık açıklama yapmaya hazır olduğunu bildirirse sorgusu yapılır.
- Sonra deliller ortaya konur ve tartışılır; savcı esas hakkındaki görüşünü bildirir, sanık ve müdafii savunma yapar.
- Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.
- Suçun hukuki niteliği değişirse sanığa haber verilip savunma imkânı tanınmadıkça başka bir kanun hükmüyle mahkûmiyet kurulamaz.
Ceza davasında duruşma, iddianamenin kabulünden sonra mahkemenin sanığı, tanıkları ve bilirkişileri dinleyip delilleri taraflarla birlikte tartıştığı ve sonunda hükmü açıkladığı aşamadır. Bu rehber, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun duruşma hükümlerini sırasıyla anlatır: duruşma hazırlığı ve çağrı, duruşmanın açılışı ve hazır bulunması zorunlu kişiler, kimlik tespiti, suçlamanın anlatılması ve sorgu, delillerin ortaya konması, tanık ve bilirkişinin dinlenmesi, doğrudan soru, esas hakkında mütalaa, savunma ve son söz, ara verme, suçun niteliği değişirse ek savunma, hükmün açıklanması, kısa karar ile gerekçeli kararın ilişkisi, duruşmanın açıklığı ve duruşma tutanağı. Aşamalar, karar bulunan konularda Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alınır.
Temel bilgiler
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Çağrı süresi
Çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir; iddianame de çağrı kâğıdıyla birlikte sanığa tebliğ olunur.
Dayanak: CMK m. 176/4
- Duruşmanın açılışı
Sanığın, müdafiin, tanık ve bilirkişilerin hazır olup olmadığı saptanır, sanık duruşmaya bağsız alınır, hâkim iddianamenin kabulü kararını okur ve tanıklar salondan çıkarılır.
Dayanak: CMK m. 191/1-2
- Sorgudan önceki sıra
Sırasıyla 1) kimlik saptanır, 2) suçlamanın dayanağı eylemler, deliller ve hukuki nitelendirme anlatılır, 3) susma hakkı ve diğer haklar bildirilir, 4) sanık hazır olduğunu bildirirse sorgusu yapılır.
Dayanak: CMK m. 191/3
- Son söz
Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.
Dayanak: CMK m. 216/3
- Ek savunma
Suçun hukuki niteliği değişecekse sanığa önceden haber verilip savunma imkânı tanınır; istem üzerine ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
Dayanak: CMK m. 226
- Hükmün açıklanması
Tutanağa geçirilen hüküm fıkrası okunur ve gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır; hazır bulunan sanığa kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.
Dayanak: CMK m. 231/1-2
- Tutanağın gücü
Duruşmanın usule uygun yapılıp yapılmadığı ancak tutanakla ispat olunabilir; tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir.
Dayanak: CMK m. 222
CMK m. 175 ve 176'ya göre duruşmadan önce ne olur: iddianamenin kabulü, tebliğ ve çağrı
CMK m. 175/1 uyarınca iddianamenin kabulüyle kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar. Mahkeme, iddianamenin kabulünden sonra duruşma gününü belirler ve duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır (CMK m. 175/2).
CMK m. 176/1'e göre iddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur. 7331 sayılı Kanunla eklenen cümle uyarınca iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi, dosyada telefon, faks veya elektronik posta gibi iletişim bilgileri varsa bu araçlarla da bildirilir; ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar bu bildirim için uygulanmaz. Tutuklu olmayan sanığa gönderilen çağrı kâğıdına, mazereti olmaksızın gelmezse zorla getirileceği yazılır (CMK m. 176/2). Tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliğiyle yapılır; sanıktan savunması için bir istemi olup olmadığını bildirmesi istenir ve müdafii de sanıkla birlikte davet olunur (CMK m. 176/3).
CMK m. 176/4 uyarınca çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir. Bu süreye uyulmamışsa, CMK m. 190/2'ye göre duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.
Sanık veya katılan, duruşmaya tanık ya da uzman kişi çağrılmasını isteyebilir. CMK m. 178/1'e göre mahkeme başkanı veya hâkim bu dilekçeyi reddederse sanık veya katılan o kişileri mahkemeye getirebilir ve bu kişiler duruşmada dinlenir; davayı uzatmak amacıyla yapılan talepler ise reddedilir.
Hastalık, malullük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle uzun ve önceden bilinmeyen bir süre duruşmaya gelemeyecek tanık veya bilirkişi, CMK m. 180/1 uyarınca bir naiple veya istinabe yoluyla, yani başka bir mahkemeden dinlemenin istenmesiyle dinlenebilir; konutu başka yargı çevresinde olduğu için getirilmesi zor olanlar için de aynı hüküm uygulanır (CMK m. 180/2). CMK m. 180/3'e göre büyükşehir belediye sınırları içinde bulunanların istinabe yoluyla dinlenmesine zorunluluk olmadıkça karar verilemez. Tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen gün Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilir (CMK m. 181/1). CMK m. 180/5'e göre bu hâllerde tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle dinlenebilmesi olanağı varsa ifade bu yöntemle alınır; yurt içinde bulunan sanığın bu teknikle sorgusunun yapılması veya duruşmalara katılması ise CMK m. 196/4 uyarınca hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlara bağlıdır.
CMK m. 188 ve 191'e göre duruşma nasıl açılır, kimlerin hazır bulunması zorunludur?
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre ceza yargılamasının özünü, yargılamanın asıl süjelerince silahların eşitliği, yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkeleri doğrultusunda yürütülen ve çelişmeli yargılamaya imkân sağlayan aleni duruşma oluşturur; Genel Kurul duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verildiğini ve sanığın sorgusundan sonra delillerin ortaya konmasına başlandığını hatırlatır. (Yargıtay CGK, E. 2022/307)1
CMK m. 188/1 uyarınca duruşmada hükme katılacak hâkimlerin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde de müdafiin hazır bulunması şarttır. Aynı fıkraya 7070 sayılı Kanunla kabul edilen cümleye göre müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlinde duruşmaya devam edilebilir. Zorunlu müdafilik CMK m. 150'de düzenlenir: müdafii bulunmayan sanık çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir (CMK m. 150/2); alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da aynı hüküm uygulanır (CMK m. 150/3). CMK m. 289/1-e, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılmasını hukuka kesin aykırılık sayar.
CMK m. 191/1'e göre sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak duruşmaya başlanır; sanık duruşmaya bağsız olarak alınır ve mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar. Tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılır (CMK m. 191/2).
CMK m. 191/3 duruşmanın ilk adımlarını sırasıyla sayar: 1) sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır; 2) iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır; 3) sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu ve CMK m. 147'deki diğer hakları bildirilir; 4) sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde usulüne göre sorgusu yapılır. Suçlamanın anlatılmasına ilişkin (b) bendi 6763 sayılı Kanunla değiştirilmiştir; bugünkü metin, eylemlerin, delillerin ve hukuki nitelendirmenin anlatılmasını öngörür.
CMK m. 147/1'deki haklar sorguda da geçerlidir: sanık kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür (CMK m. 147/1-a), ancak yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamak kanuni hakkıdır (CMK m. 147/1-e). Müdafi seçme hakkı ve müdafiin sorguda hazır bulunabileceği kendisine bildirilir (CMK m. 147/1-c); şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır (CMK m. 147/1-f).
Sanık veya mağdur meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa, CMK m. 202/1 uyarınca mahkemenin atadığı tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir; engelli sanığa veya mağdura bu noktalar anlayabileceği biçimde anlatılır (CMK m. 202/2). CMK m. 202/4'e göre sanık, iddianamenin anlatılması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde de yapabilir; bu durumda seçtiği tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz.
CMK m. 193, 196 ve 203-204'e göre sanık gelmezse ya da duruşmanın düzeni bozulursa ne olur?
CMK m. 193/1 uyarınca kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz; gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir. 7445 sayılı Kanunla değişik CMK m. 193/2'ye göre toplanan delillere göre sanık hakkında mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir. Mahkemece sorgusu yapılmış sanık veya bu konuda yetkili kıldığı müdafii isterse mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir (CMK m. 196/1).
CMK m. 206/1'e göre sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması delillerin ortaya konulmasına engel olmaz; ortaya konulan deliller sonradan gelen sanığa bildirilir.
Duruşmanın düzeni mahkeme başkanı veya hâkim tarafından sağlanır (CMK m. 203/1). Düzeni bozan kişinin, savunma hakkının kullanılmasını engellememek koşuluyla salondan çıkarılması emredilir (CMK m. 203/2); çıkarılırken direnç gösteren veya karışıklığa neden olan kişi, avukatlar hariç, dört güne kadar disiplin hapsine konulabilir, çocuklar hakkında disiplin hapsi uygulanmaz (CMK m. 203/3).
Davranışları nedeniyle hazır bulunması duruşmanın düzenli yürütülmesini tehlikeye sokacak sanık, CMK m. 204/1 uyarınca salondan çıkarılır; mahkeme sanığın hazır bulunmasını savunması bakımından zorunlu görmezse oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Sanığın müdafii yoksa mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister; oturuma yeniden alınan sanığa yokluğunda yapılan işlemler açıklanır. Bundan ayrı olarak CMK m. 200/1'e göre sanığın yüzüne karşı bir tanığın veya suç ortağının gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, sorgu ve dinleme sırasında sanık salondan çıkarılabilir; sanık tekrar getirildiğinde tutanaklar okunur ve gerektiğinde içeriği anlatılır (CMK m. 200/2).
CMK m. 183/1 uyarınca adliye binası içinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz; bu yasak, CMK m. 180/5 ve 196/4'teki görüntülü ve sesli iletişim hükümlerini etkilemez.
CMK m. 201 ve 206-217'ye göre deliller duruşmada nasıl ortaya konur, tanık neden dinlenir, ona kim soru sorabilir?
CMK m. 206/1 uyarınca sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. Ortaya konulması istenen bir delil CMK m. 206/2'ye göre şu hâllerde reddolunur: 1) delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse, 2) delil ile ispat edilmek istenen olayın karara etkisi yoksa, 3) istem sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa. Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse tanığın dinlenmesinden veya başka bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir (CMK m. 206/3).
CMK m. 209/1'e göre naip veya istinabe yoluyla yapılan sorgu ve dinleme tutanakları, muayene ve keşif tutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgeler, adli sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin belgeler duruşmada anlatılır; sanığa veya mağdura ait kişisel verilerin yer aldığı belgelerin, açıkça istemeleri hâlinde kapalı oturumda anlatılmasına karar verilebilir (CMK m. 209/2). Bir tanığın, suç ortağının veya bilirkişinin dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine bunlara karşı diyecekleri olup olmadığı sorulur (CMK m. 215/1).
CMK m. 210/1 uyarınca olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaretse bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir; daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu fıkrada doğrudan doğruyalık ilkesinin açık bir şekilde ortaya konduğunu belirtir; kural olarak sanık, tanık ve bilirkişiler mahkeme huzurunda dinlenir ve önceki tutanağın okunması dinleme yerine geçmez. (Yargıtay CGK, E. 2021/138)2 Tanıklıktan çekinebilecek kişi duruşmada tanıklıktan çekinirse önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz (CMK m. 210/2).
Bu kuralın istisnası CMK m. 211'dir: tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş, akıl hastalığına tutulmuş ya da bulunduğu yer öğrenilemiyorsa (a), hastalık, malullük veya giderilemeyen başka bir nedenle belli olmayan bir süre duruşmaya gelemiyorsa (b) ya da ifadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa (c), dinleme yerine önceki tutanaklar ve kendilerinin yazdığı belgeler okunabilir (CMK m. 211/1). Bu hâller dışındaki tutanakların okunmasına Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanık veya müdafii birlikte rıza gösterebilir (CMK m. 211/2). Ceza Genel Kurulu CMK m. 211'i doğrudan doğruyalık ilkesinin istisnalarından biri sayar; zorunlu hâllerde tanığın veya suç ortağının soruşturma aşamasındaki beyanlarını içeren tutanakların okunmasıyla yetinilebilir.2
Ceza Genel Kurulunun 2024 tarihli kararındaki olayda ilk derece mahkemesi sanığı beraat ettirmiş, bölge adliye mahkemesi istinafta duruşma açarak sanığın savunmasını almış ancak olayın tek tanığı konumundaki katılan mağdureyi dinlemeden mahkûmiyet hükmü kurmuştu. Genel Kurul, ispatta belirleyici delil niteliğindeki bu tanığın CMK m. 210/1 ve 217/1 gereğince duruşmaya getirilip bizzat dinlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırmayla karar verildiğini kabul ederek hükmü bozdu; suçun sabit olup olmadığına ilişkin uyuşmazlığı ise bu sonuç karşısında değerlendirmedi.2 Genel Kurul, CMK m. 282/1-d uyarınca bölge adliye mahkemesi duruşmasında da dinlenmesi gerekli görülen tanık ve bilirkişilerin çağrıldığını hatırlatır.2
Sanığın önceki açıklamaları ile duruşmadaki açıklamaları arasında çelişki varsa, CMK m. 213/1 uyarınca hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısının aldığı veya müdafiin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanaklar duruşmada okunabilir. Hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir; bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir (CMK m. 217/1). Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir (CMK m. 217/2).
CMK m. 201/1 uyarınca Cumhuriyet savcısı ile müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilir. Sanık ve katılan ise mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıyla soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine mahkeme başkanı karar verir; gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir. Heyet hâlinde görev yapan mahkemelerde heyeti oluşturan hâkimler de bu kişilere soru sorabilir (CMK m. 201/2).
Soru hakkının kullanılabilmesi için dinlemeden haberdar olmak gerekir: CMK m. 181/1'e göre tanık veya bilirkişinin dinlenmesi için belirlenen gün sanığa ve müdafiine de bildirilir ve düzenlenen tutanağın örneği hazır bulunan Cumhuriyet savcısına ve müdafie verilir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tanıkların sanık ve müdafiinin yokluğunda dinlendiği bir dosyada, sonradan atanan müdafiin istemi de dikkate alınarak tanıkların müdafi huzurunda yeniden dinlenmesi gerektiği düşünülmeden müdafiin tanıklara doğrudan soru yöneltme hakkının kısıtlanmasını CMK m. 201'e aykırı bulmuş ve hükmü sair yönlerini incelemeden bozmuştur. (Yargıtay 1. CD, E. 2011/110)3
CMK m. 216'ya göre deliller nasıl tartışılır: esas hakkında mütalaa, savunma ve son söz
CMK m. 216/1 uyarınca ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz sırasıyla 1) katılana veya vekiline, 2) Cumhuriyet savcısına, 3) sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilcisine verilir. Cumhuriyet savcısı ve katılan taraf sanık tarafının açıklamalarına, sanık ve müdafii de Cumhuriyet savcısının ve katılan tarafın açıklamalarına cevap verebilir (CMK m. 216/2). CMK m. 33/1'e göre duruşmada verilecek kararlar Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten sonra verilir.
Cumhuriyet savcısının bu aşamada bildirdiği son görüşe esas hakkında mütalaa denir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iddia makamının son görüşünün bilinmesinin etkin bir savunma hakkının kullanılması bakımından büyük önem taşıdığını belirtir; mütalaa, doğrudan ya da iddianameye veya önceki bir mütalaaya atfen, sanığa isnat edilen maddi vakıayı, bunun hukuki nitelendirmesini ve mahkûmiyete ilişkinse ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde göstermelidir.1 Genel Kurul, bozmadan sonraki yargılamada savcının yalnız bozma ilamına uyulmasını talep etmesini geçerli ve yeterli bir esas hakkında mütalaa saymamış; mütalaa usulüne uygun alınmadan kurulan direnme hükmünü savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle diğer yönlerini incelemeden bozmuştur.1 Bozmaya karşı diyeceklerin bildirilmesi ile esas hakkında mütalaa, Genel Kurula göre farklı işlevi ve sonucu olan savcılık işlemleridir.1
Mütalaadan sonra sanık ve müdafii savunmasını yapar. CMK m. 216/3 uyarınca hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre sanık duruşmaya katılmışsa son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilir; son sözün sanığa ait olduğuna ilişkin kural emredicidir ve uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturur. (Yargıtay CGK, E. 2021/21)4 Genel Kurul, müdafi sanık adına savunma yapmış olsa bile sanığa savunmaya ekleyeceği bir şey olup olmadığının sorulmasını öngören eski kanun hükmünün anlamının da CMK m. 216/3'teki son söz ibaresinin kapsamında olduğunu belirtir.4
Son söz kuralı bozmadan sonraki yargılamada da geçerlidir. Ceza Genel Kurulu, bozmadan sonraki oturumda bozma ilamına karşı sanığın, müdafiinin ve mağdurun görüşü alındıktan sonra hazır bulunan sanığa son söz verilmeden kurulan direnme hükmünü diğer yönlerini incelemeden bozmuştur; Genel Kurula göre bu aykırılık temyiz incelemesinde hükmün esasına geçilmeden önce bozma nedenidir.4
CMK m. 216/3'e 7078 sayılı Kanunla kabul edilen cümleye göre bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel değildir. Ceza Genel Kurulu bu cümlenin uygulanması için, düzenlemenin gerekçesinden anlaşıldığı üzere, sanığın esas hakkındaki sorgusunun ve savunmasının zorunlu müdafiin hukuki yardımından yararlandırılarak alınmış ve bütün usul işlemlerinin tamamlanmış olmasını arar. (Yargıtay CGK, E. 2026/85)5
CMK m. 190'a göre duruşmaya ara verilebilir mi, savunma hazırlamak için süre istenebilir mi?
CMK m. 190/1 uyarınca duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir; ancak zorunlu hâllerde, davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir. Çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasındaki en az bir haftalık süreye (CMK m. 176/4) uyulmamışsa, duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır (CMK m. 190/2). Suçun niteliği değiştiği için ek savunma verilmesi gereken hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir (CMK m. 226/3).
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2026 tarihli kararındaki olayda sanık, zorunlu müdafilik gerektiren bir suçtan ilk altı oturumda müdafisiz yargılanmış, son oturumdan önce barodan müdafi atanmıştı. Son oturumda müdafi, dosyaya son aşamada katıldığını belirterek savunmasını hazırlamak için süre istedi; sanık ise davanın stresini daha fazla yaşamak istemediğini ve bir an önce karar verilmesini istediğini söyledi; mahkeme süre vermeden hüküm kurdu.5 Genel Kurula göre etkin bir müdafi yardımından söz edebilmek için müdafi atanan sanığa müdafiiyle birlikte savunmasını yapma imkânı tanınmalıdır; son aşamada görevlendirilen müdafie, sanığın beyanıyla bağlı kalınmaksızın savunmasını hazırlamak için talep ettiği makul bir süre verilmeden hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.5 Genel Kurul ayrıca müdafi bulunmaksızın yapılan esaslı işlemlerin müdafie okunarak diyeceğinin ve taleplerinin sorulmadığına dikkat çekmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını oy çokluğuyla reddetmiştir.5
Bu dosyada hükmü bozan Özel Daire CMK m. 176/4, 190/2 ve 216'ya dayanmıştı; Ceza Genel Kurulu ise sonucu savunma hakkı ve CMK m. 150'deki zorunlu müdafilik üzerinden kurdu.5 Kararda ne kadar sürenin makul sayılacağına değinilmemiştir.
CMK m. 225 ve 226'ya göre suçun niteliği değişirse ek savunma ne zaman gerekir?
CMK m. 225/1 uyarınca hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir; mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir (CMK m. 225/2). Mahkemenin fiili iddianameden farklı nitelendirme yetkisinin karşılığı CMK m. 226'dır: 1) sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip savunmasını yapabilecek hâle getirilmedikçe iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez (CMK m. 226/1); 2) cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektiren hâller ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında da aynı hüküm uygulanır (CMK m. 226/2); 3) ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir (CMK m. 226/3).
14/11/2024 tarihli 7532 sayılı Kanunla değiştirilen ve 27/11/2024'te yürürlüğe giren CMK m. 226/4'e göre bu bildirimler sanığa ve varsa müdafie yapılır; müdafi sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyadaki son adresine bildirim yapılamaz veya sanık bildirime rağmen duruşmaya gelmezse müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir. Aşağıdaki iki Ceza Genel Kurulu kararı CMK m. 226/4'ün bu değişiklikten önceki metnini aktarır: 2023 tarihli karar o tarihteki metni, (Yargıtay CGK, E. 2022/154)6 2026 tarihli karar ise maddeyi uygulama tarihi itibarıyla aktarır. (Yargıtay CGK, E. 2025/347)7
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre CMK m. 226 ile sanığın hukuki savunmasını yapma bakımından dezavantajlı bir konuma düşmesinin önüne geçilmek istenmiştir; hükmün uygulanması bakımından suç vasfının lehe ya da aleyhe değişmesinin bir önemi yoktur ve bu hâllerde sanığa ek savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve imkân sağlanmalıdır.7 Cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektiren hâller ilk defa duruşmada ortaya çıkarsa da sanığa ek savunma imkânı tanınmalıdır.7 Genel Kurul başka bir kararında, savunma hakkının sınırlandığından söz edebilmek için savunmanın hükmü etkileyecek nitelik taşıması ve yargılaması yapılan fiile ilişkin olması gerektiğini, CMK m. 226'daki hâller ortaya çıktığında kanunun öngördüğü biçimde savunmasını yapamayan kişi hakkında mahkûmiyet hükmü kurulamayacağını belirtir.6
Ek savunmanın gerektiği hâle örnek, Ceza Genel Kurulunun 2023 tarihli kararıdır. İddianamede sanıkların mağdura söyledikleri sözler nedeniyle şantaj suçundan (TCK m. 107/1) cezalandırılmaları istenmiş, mahkeme ise ek savunma vermeden eylemi birden fazla kişi tarafından birlikte işlenen nitelikli tehdit (TCK m. 106/2-c) sayarak mahkûmiyet kurmuştu. Genel Kurul, iddianamede istenmeyen bu hükmün sanıklar aleyhine olacak şekilde uygulandığını, bu nedenle CMK m. 226 uyarınca ek savunma hakkı verilmesi gerektiğini ve aksi uygulamanın savunma hakkının sınırlanması niteliğinde olduğunu kabul etti; Özel Dairenin onama kararını kaldırıp mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle bozdu.6
Ceza Genel Kurulu 2026 tarihli kararının genel açıklamalar bölümünde ek savunma yükümlülüğünün sınırına da değindi. Genel Kurula göre iddianamede kanun maddesi gösterilen, bu suretle olgusal temelleri itibarıyla da tartışma ve savunmaya açılan ve yargılama sonunda şartları oluşmadığından uygulanmaması nedeniyle cezanın artırılması sonucunu doğuracak hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkmamışsa ek savunmayı zorunlu kılan hâllerden sayılmaz; aksinin kabulü maddenin kapsamını amacından saparak genişletir ve yargılamanın makul sürede bitirilememesi riskini doğurur.7 Bu açıklama iddianamede istenen bir maddenin uygulanmaması hâline ilişkindir; karardaki olay ise iddianamede gösterilmeyen TCK m. 87/1 son cümlesinin uygulanmasıdır.
Bu karardaki olayda iddianamede kasten yaralama suçundan TCK m. 86/1, 86/3-e ve 87/1-d'nin uygulanması istenmiş, mahkeme sanığa ek savunma vermeden TCK m. 87/1'in son cümlesini de uygulamıştı. Genel Kurul, suç vasfını değiştirmeyen ve sırf cezanın belirlenmesi amacıyla uygulanan bu hükmün ilk kez duruşmada ortaya çıkan bir hâl olmadığını, suçun unsurlarında değişiklik öngörmediği için artırım maddesi de sayılamayacağını belirtti; iddianamede istenen TCK m. 87/1-d'nin doğal sonucu olan bu hükmün ek savunma verilmeden uygulanmasını CMK m. 226'ya aykırı görmedi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı kabul edildi, Özel Dairenin bozma kararı kaldırıldı ve bölge adliye mahkemesinin hükmü oy çokluğuyla onandı.7
İki kararın sonucu şöyledir: iddianamede istenmeyen başka bir suç tanımının sanık aleyhine uygulanması ek savunma gerektirmiş,6 iddianamede istenen maddenin doğal sonucu olan ve suç vasfını değiştirmeyen ceza belirleme hükmü gerektirmemiştir.7 Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektiren bir hâlin ilk defa duruşmada ortaya çıkması ise CMK m. 226/2 uyarınca ayrıca ek savunma gerektirir. Bu iki kararda, esas hakkındaki mütalaada nitelendirme değişikliğinin belirtilmesinin ek savunma yerine geçip geçmediğine ve ek savunma için verilecek sürenin uzunluğuna değinilmemiştir.
CMK m. 223, 231 ve 232'ye göre hüküm nasıl açıklanır, kısa karar sonradan değiştirilebilir mi?
CMK m. 223/1 uyarınca duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları hükümdür. Beraat kararında CMK m. 223/2'deki hâllerden hangisine dayanıldığı gerekçede gösterilir (CMK m. 230/2); mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde ise iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen deliller, ulaşılan kanaat ve cezanın belirlenmesi gösterilir (CMK m. 230/1).
CMK m. 231/1'e göre duruşma sonunda, CMK m. 232'deki esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır. Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir (CMK m. 231/2); beraat eden sanığa tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir (CMK m. 231/3). Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir (CMK m. 231/4). CMK m. 232/6 uyarınca hüküm fıkrasında verilen kararın ne olduğu, uygulanan kanun maddeleri, verilen ceza miktarı, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve mercii tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilir. Uygulamada duruşmada okunan bu hüküm fıkrasına kısa karar denir.
Hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy gerekçesi tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç on beş gün içinde dava dosyasına konur (CMK m. 232/3). Hüküm sonucu tefhim edildikten, yani duruşmada açıklandıktan sonra gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya kararı imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar (CMK m. 232/5).
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre yargılamanın sonunda verilen, duruşma tutanağına geçirilen ve tefhim edilen hüküm, yani kısa karar, hiçbir surette değiştirilemez. (Yargıtay CGK, E. 2023/389)8 Genel Kurul bunu hata türlerine göre ayırır: uygulama ve hesap hataları dışında kalan ve sonuç cezada değişikliğe yol açmayan maddi yazım hataları, hatayı yapan merci tarafından kendiliğinden veya denetim muhakemesi sonunda verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebilir; hükmün özüne ve nihai ceza miktarına temas eden hatalar ise ancak başka bir merci tarafından ve kanun yolu başvurusuyla giderilebilir.8
Genel Kurulun 2025 tarihli kararındaki olayda kısa kararda TCK m. 62 uyarınca altıda bir oranında indirim yapılmasına karar verildiği hâlde, gerekçeli kararda indirim yapılmaksızın belirlenen ceza üzerinden hapis cezası adli para cezasına çevrilmişti; mahkeme gerekçeli kararda bu farkın sehven oluştuğunu, ancak hükümde değişiklik yapılamayacağını belirtmişti. Genel Kurul, kısa ve gerekçeli karar arasında ceza değişikliği oluşturan bu durumun maddi hata niteliği taşımadığını kabul etti; Özel Dairenin düzeltilerek onama kararını kaldırıp hükümleri, hüküm bölümleri ile gerekçe bölümleri arasındaki çelişki nedeniyle sair yönlerini incelemeden oy birliğiyle bozdu.8
CMK m. 182-185 ve 219-222'ye göre duruşma herkese açık mıdır, duruşma tutanağı neyi ispatlar?
CMK m. 182/1 uyarınca duruşma herkese açıktır. Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir (CMK m. 182/2); ancak kapalılık konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır (CMK m. 182/3). Bunun kanundaki istisnası CMK m. 185'tir: sanık on sekiz yaşını doldurmamışsa duruşma kapalı yapılır ve hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. CMK m. 289/1-f, duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlal edilmesini hukuka kesin aykırılık sayar.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, duruşmanın bir kısmı veya tamamı kapalı yapılsa dahi CMK m. 182/3 uyarınca hükmün açık duruşmada açıklanmasının zorunlu olduğunu belirtmiş; hükmün kapalı oturumda verilmesiyle aleniyet ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle hükmü esasını incelemeden bozmuştur. (Yargıtay 9. CD, E. 2021/1250)9
CMK m. 219/1'e göre duruşma için tutanak tutulur ve tutanak mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır; duruşmadaki işlemler teknik araçlarla kayda alınmışsa bu kayıtlar vakit geçirilmeden yazılı tutanağa dönüştürülerek imzalanır. Mahkeme başkanının mazereti bulunursa tutanağı üyelerin en kıdemlisi imzalar (CMK m. 219/2). Tutanağın başlığında mahkemenin adı, oturum tarihleri ve hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı yer alır (CMK m. 220/1). CMK m. 221/1 tutanağın içeriğini sayar: oturuma katılanlar, duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlar, sanık açıklamaları, tanık ifadeleri, bilirkişi ve teknik danışman açıklamaları, okunan veya okunmasından vazgeçilen belge ve yazılar, istemler ve reddi hâlinde gerekçesi, verilen kararlar ve hüküm.
CMK m. 222/1 uyarınca duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı ancak tutanakla ispat olunabilir; tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir. Bu nedenle son söz, ek savunma, mütalaa ya da soru hakkı gibi usul işlemlerinin yapılıp yapılmadığı tutanaktan anlaşılır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesine göre muhakemeyi sonlandıran ve tutanağa geçirilip duruşmada okunan son kararın da oturuma katılan hâkimler ile tutanağı yazmakla görevli zabıt kâtibi tarafından imzalanması gerekir. (Yargıtay 4. CD, E. 2021/40089)10 Dairenin incelediği dosyada hükmün tefhim edildiği tutanakta karar oturumuna çıkan hâkimin ve kâtibin ıslak ya da elektronik imzası yoktu ve kısa karar sonradan görevlendirilen hâkimin elektronik imzasıyla tamamlanmıştı; Daire, mahallinde giderilebilecek nitelikte olmayan bu eksikliğin tutanağın güvenilirliği konusunda duraksamaya yol açtığını belirterek hükmü başkaca yönlerini incelemeden bozdu.10 Kararda elektronik imzanın tek başına geçerliliğine değinilmemiştir.
İlgili mevzuat
CMK m. 191 — Duruşmanın başlaması
Madde 191 – (1) Sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak duruşmaya başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız olarak alınır. Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar.
(2) Tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılırlar.
(3) Duruşmada, sırasıyla;
a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır,
b) (Değişik: 24/11/2016-6763/29 md.) İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır,
c) Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve 147 nci maddede belirtilen diğer hakları bildirilir,
d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 176 — İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması
Madde 176 – (1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur. (Ek cümle:8/7/2021-7331/20 md.) Ayrıca, iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de bildirilir, ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar bu durumda uygulanmaz.
(2) Tutuklu olmayan sanığa tebliğ olunacak çağrı kâğıdına mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği yazılır.
(3) Tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliği suretiyle yapılır. Sanıktan duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmesi istenir; müdafii de sanıkla birlikte davet olunur. Bu işlem, tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır.
(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 188 — Duruşmada hazır bulunacaklar
Madde 188 – (1) Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/5 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/5 md.) Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir.
(2) (Mülga: 18/6/2014 - 6545/103 md.)
(3) Bir oturumda bitmeyecek davada, herhangi bir nedenle bulunamayacak üyenin yerine geçmek ve oya katılmak üzere yedek üye bulundurulabilir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 190 — Ara verme
Madde 190 – (1) Duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir.
(2) 176 ncı maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 182 — Duruşmanın açıklığı
Madde 182 – (1) Duruşma herkese açıktır.
(2) Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir.
(3) Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 185 — Zorunlu kapalılık
Madde 185 – (1) Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 201 — Doğrudan soru yöneltme
Madde 201 – (1) Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir.
(2) Heyet halinde görev yapan mahkemelerde, heyeti oluşturan hâkimler, birinci fıkrada belirtilen kişilere soru sorabilir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 206 — Delillerin ortaya konulması ve reddi
Madde 206 – (1) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 - 5353/29 md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.
(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
(3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.
(4) (Mülga: 25/5/2005 - 5353/29 md.)
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 210 — Duruşmada okunmayacak belgeler
Madde 210 – (1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.
(2) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 211 — Duruşmada okunmasıyla yetinilebilecek belgeler
Madde 211 – (1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş veya akıl hastalığına tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,
b) Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada hazır bulunması, hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı değilse,
c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa,
Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir.
(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanık veya müdafii birinci fıkrada belirtilenlerin dışında kalan tutanakların okunmasına birlikte rıza gösterebilirler.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 216 — Delillerin tartışılması
Madde 216 – (1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.
(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.
(3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. (Ek cümle: 15/8/2017-KHK-694/148 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/143 md.) Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 217 — Delilleri takdir yetkisi
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 226 — Suçun niteliğinin değişmesi
Madde 226 – (1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
(3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
(4) (Değişik:14/11/2024-7532/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 225 — Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi
Madde 225 – (1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.
(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 231 — Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) (Değişik:16/7/2026-7589/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 232 — Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
Madde 232 – (1) Hükmün başına, "Türk Milleti adına" verildiği yazılır.
(2) Hükmün başında;
a) Hükmü veren mahkemenin adı,
b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği,
c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı,
Yazılır.
(3) Hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur.
(4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır.
(5) (Değişik: 24/11/2016-6763/31 md.) Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına diğer hâkimin imza edememesinin sebebi yazılarak imza olunur.
(6) Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
(7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 219 — Duruşma tutanağı
Madde 219 – (1) Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır. Duruşmada yapılan işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması halinde, bu kayıtlar vakit geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.
(2) Mahkeme başkanının mazereti bulunursa tutanak, üyelerin en kıdemlisi tarafından imzalanır.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 222 — Duruşma tutanağının ispat gücü
Madde 222 – (1) Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Kararlar
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1. Duruşmanın akışı ve esas hakkında mütalaanın usulüne uygun alınmasıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/307 · K. 2024/233 ·
Bozmadan sonraki yargılamada Cumhuriyet savcısı yalnız bozma ilamına uyulmasına karar verilmesini talep etmiş, mahkeme esas hakkındaki görüşü ayrıca almadan bozmaya direnerek hüküm kurmuştu. Ceza Genel Kurulu duruşmanın akışını (ara vermeden devam, sorgudan sonra delillerin ortaya konması, doğrudan soru, tartışma) hatırlatarak iddia makamının son görüşünün etkin savunma bakımından büyük önem taşıdığını, mütalaanın maddi vakıayı, hukuki nitelendirmeyi ve mahkûmiyete ilişkinse kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde göstermesi gerektiğini belirtti. Bozmaya karşı diyeceklerin bildirilmesini esas hakkında mütalaadan ayrı bir savcılık işlemi saydı ve direnme hükmünü savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle diğer yönlerini incelemeden oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Savcının yalnız "bozmaya uyulsun" demesi esas hakkında mütalaa değildir; mütalaa usulüne uygun alınmadan kurulan hüküm savunma hakkını kısıtlar.
2. Tek tanığın duruşmada dinlenmesi ve doğrudan doğruyalık ilkesiYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2021/138 · K. 2024/146 ·
İlk derece mahkemesinin beraat kararı istinaf edilmiş; bölge adliye mahkemesi duruşma açarak sanığın savunmasını almış, ancak olayın tek tanığı konumundaki katılan mağdureyi dinlemeden mahkûmiyet hükmü kurmuş ve bozmaya direnmişti. Ceza Genel Kurulu, CMK m. 210/1'in yalnız bir tanığın beyanından başka delil bulunmayan hâllerde bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesini isteyerek doğrudan doğruyalık ilkesini açıkça ortaya koyduğunu, CMK m. 211'in ise zorunlu hâllerde önceki tutanakların okunmasıyla yetinmeye imkân veren istisna olduğunu belirtti. Tanığın CMK m. 210/1 ve 217/1 gereğince duruşmaya getirilip bizzat dinlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırmayla karar verildiğini kabul ederek hükmü oy birliğiyle bozdu; suçun sabit olup olmadığını değerlendirmedi.
Sonuç: Olayın delili tek bir tanığın anlatımından ibaretse o tanık duruşmada dinlenir; önceki tutanağın okunması dinlemenin yerine geçmez.
3. Müdafiin tanığa doğrudan soru yöneltme hakkıYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2011/110 · K. 2012/6595 ·
Kasten öldürmeye teşebbüs davasında iki tanığın ifadesi sanık ve müdafiinin yokluğunda alınmış, sonradan atanan müdafi tanıkların yeniden dinlenmesini istemişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu istem de dikkate alınarak tanıkların müdafi huzurunda yeniden dinlenmesi gerektiği düşünülmeden müdafiin tanıklara doğrudan soru yöneltme hakkının kısıtlanmasını CMK m. 201'e aykırı buldu ve hükmü sair yönlerini incelemeden, tebliğnamedeki düşünce gibi oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Müdafiin yokluğunda dinlenen tanık, müdafiin istemi varsa onun huzurunda yeniden dinlenir; aksi CMK m. 201'deki soru hakkını kısıtlar.
4. Son sözün hazır bulunan sanığa verilmesi, bozmadan sonraki yargılama dahilYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2021/21 · K. 2021/37 ·
Bozmadan sonraki oturumda bozma ilamına karşı sanığın, müdafiinin ve mağdurun görüşü alınmış, ardından hazır bulunan sanığa son söz verilmeden direnme hükmü kurulmuştu. Ceza Genel Kurulu, sanık duruşmaya katılmışsa son sözün mutlaka sanığa verilerek duruşmanın bitirileceğini, bu usul kuralının emredici olduğunu ve uyulmamasının kanuna mutlak aykırılık oluşturduğunu belirtti. Kuralın, kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği ilkesinin sonucu olarak bozmadan sonraki yargılamada da geçerli olduğunu, ihlalinin temyizde hükmün esasına geçilmeden bozma nedeni sayılacağını kabul etti; hükmü diğer yönlerini incelemeden oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Hükümden önce son söz hazır bulunan sanığındır; bozmadan sonraki oturumda da verilmezse hüküm esasa girilmeden bozulur.
5. Son aşamada atanan zorunlu müdafie savunma hazırlamak için süre verilmesiYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2026/85 · K. 2026/312 ·
Zorunlu müdafilik gerektiren bir suçtan yargılanan sanığın sorgusu ve esaslı usul işlemleri müdafisiz yapılmış, son oturumdan önce atanan müdafiin savunma hazırlamak için istediği süre, sanığın bir an önce karar verilmesini istemesi üzerine verilmeden hüküm kurulmuştu. Ceza Genel Kurulu, CMK m. 216/3'teki zorunlu müdafiin yokluğunda hüküm açıklanabileceğine ilişkin cümlenin, sorgu ve savunmanın müdafi yardımıyla alınmış ve bütün usul işlemlerinin tamamlanmış olmasını gerektirdiğini belirtti. Etkin müdafi yardımı için sanığa müdafiiyle birlikte savunma yapma imkânı tanınması gerektiğini, son aşamada görevlendirilen müdafie sanığın beyanıyla bağlı kalınmadan makul süre verilmeden hüküm kurulmasının savunma hakkını kısıtladığını kabul ederek Başsavcılık itirazını oy çokluğuyla reddetti; Özel Dairenin bozma kararı yerinde görüldü.
Sonuç: Sorgusu ve esaslı işlemleri müdafisiz yapılan sanığa son aşamada atanan zorunlu müdafi savunma hazırlamak için makul süre isterse, sanık "bir an önce karar verilsin" dese de süre verilmeden hüküm kurulması savunma hakkını kısıtlar.
6. Suçun niteliği değişince ek savunma: şantajdan nitelikli tehdideYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/154 · K. 2023/551 ·
İddianamede şantaj suçundan (TCK m. 107/1) cezalandırılmaları istenen sanıklar, ek savunma hakkı verilmeden birden fazla kişi tarafından birlikte işlenen nitelikli tehditten (TCK m. 106/2-c) mahkûm edilmiş, Özel Daire hükmü onamıştı. Ceza Genel Kurulu, savunma hakkının sınırlandığından söz edebilmek için savunmanın hükmü etkileyecek nitelik taşıması ve yargılanan fiile ilişkin olması gerektiğini, CMK m. 226'daki hâller ortaya çıktığında kanunun öngördüğü biçimde savunmasını yapamayan kişi hakkında mahkûmiyet kurulamayacağını belirtti. İddianamede istenmeyen hükmün sanıklar aleyhine uygulandığını, bu nedenle ek savunma hakkı verilmesi gerektiğini kabul ederek itirazı kabul etti, onama kararını kaldırdı ve hükmü oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: İddianamede istenmeyen başka bir suç tanımı sanık aleyhine uygulanacaksa önce ek savunma hakkı verilir.
7. Ek savunmanın sınırı: iddianamedeki maddenin doğal sonucu olan ceza belirleme hükmüYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2025/347 · K. 2026/11 ·
İddianamede kasten yaralama suçundan TCK m. 86/1, 86/3-e ve 87/1-d'nin uygulanması istenmiş, mahkeme sanığa ek savunma vermeden TCK m. 87/1'in son cümlesini de uygulamıştı. Ceza Genel Kurulu, CMK m. 226'nın sanığın hukuki savunma bakımından dezavantajlı duruma düşmesini önlediğini ve güvenlik tedbiri gerektiren hâllerin ilk defa duruşmada ortaya çıkmasında da ek savunma gerektiğini belirtti; iddianamede kanun maddesi gösterilip tartışmaya açılan ve şartları oluşmadığı için uygulanmaması cezanın artırılması sonucunu doğuran hâllerin, ilk defa duruşmada ortaya çıkmamışsa ek savunmayı zorunlu kılan hâl sayılmayacağını da belirtti. Suç vasfını değiştirmeyen, sırf cezanın belirlenmesine yarayan ve TCK m. 87/1-d'nin doğal sonucu olan bu hükmün ek savunma verilmeden uygulanmasını CMK m. 226'ya aykırı görmedi; itirazı kabul edip Özel Dairenin bozma kararını kaldırdı ve bölge adliye mahkemesinin hükmünü oy çokluğuyla onadı.
Sonuç: Suç vasfını değiştirmeyen ve iddianamede istenen maddenin doğal sonucu olan ceza belirleme hükmü için ek savunma gerekmez.
8. Kısa kararın değiştirilemezliği ve kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkiYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/389 · K. 2025/322 ·
Taksirle ölüme neden olma davasında kısa kararda TCK m. 62 uyarınca altıda bir indirim yapılmasına karar verildiği hâlde gerekçeli kararda indirimsiz ceza üzerinden adli para cezasına çevirme yapılmış, Özel Daire hükmü düzelterek onamıştı. Ceza Genel Kurulu, duruşma tutanağına geçirilen ve tefhim edilen hükmün, yani kısa kararın, hiçbir surette değiştirilemeyeceğini; sonuç cezayı değiştirmeyen maddi yazım hatalarının hatayı yapan mercice düzeltilebileceğini, hükmün özüne ve nihai cezaya dokunan hataların ise ancak kanun yoluyla giderilebileceğini belirtti. Kısa ve gerekçeli karar arasında ceza değişikliği oluşturan bu durumun maddi hata sayılamayacağını kabul ederek itirazı kabul etti, düzeltilerek onama kararını kaldırdı ve hükümleri oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Duruşmada açıklanan kısa karar değiştirilemez; gerekçeli karar cezayı değiştirecek biçimde ondan ayrılırsa hüküm bozulur.
9. Kapalı duruşmada da hükmün açık duruşmada açıklanmasıYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2021/1250 · K. 2021/7840 ·
İlk derece mahkemesi hükmü kapalı oturumda vermişti. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, CMK m. 182/2 uyarınca duruşmanın bir kısmı veya tamamı kapalı yapılsa dahi CMK m. 182/3 gereğince hükmün açık duruşmada açıklanmasının zorunlu olduğunu belirterek aleniyet ilkesinin ihlal edildiğini kabul etti ve hükmü esasını incelemeden oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Duruşmanın bir kısmı veya tamamı kapalı yapılsa bile hüküm açık duruşmada açıklanır.
10. Hükmün açıklandığı oturum tutanağında hâkim ve kâtip imzasının bulunmamasıYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2021/40089 · K. 2024/4920 ·
Hakaret davasında hükmün tefhim edildiği tutanakta karar oturumuna çıkan hâkimin ve zabıt kâtibinin ıslak ya da elektronik imzası bulunmuyor, kısa karar sonradan görevlendirilen hâkimin elektronik imzasıyla tamamlanmış görünüyordu. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, duruşma tutanaklarının yargılamanın kanuna uygun yapılıp yapılmadığının yegâne delili olduğunu, muhakemeyi sonlandıran son kararın da oturuma katılan hâkimler ile tutanağı yazan zabıt kâtibi tarafından imzalanması gerektiğini belirtti. Mahallinde giderilebilecek nitelikte olmayan bu eksikliğin tutanağın güvenilirliği konusunda duraksamaya yol açtığını kabul ederek hükmü, tebliğnameye aykırı olarak, başkaca yönlerini incelemeden oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Hükmün açıklandığı oturumun tutanağı o oturuma katılan hâkim ve kâtip tarafından imzalanır; bu imzaların yokluğu mahallinde giderilemiyorsa hüküm bozulur.
Sık sorulan sorular
Ceza duruşması hangi sırayla yapılır?
CMK m. 191'e göre duruşma yoklamayla başlar; hâkim iddianamenin kabulü kararını okur ve tanıklar salondan çıkarılır. Sonra sanığın kimliği saptanır, suçlamanın dayanağı eylemler, deliller ve hukuki nitelendirme anlatılır, susma hakkı ve diğer hakları bildirilir ve sanık hazır olduğunu bildirirse sorgusu yapılır. CMK m. 206 ve 216'ya göre ardından deliller ortaya konur ve tartışılır; hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir.
Çağrı kâğıdının tebliği ile duruşma günü arasında ne kadar süre olmalıdır?
CMK m. 176/4'e göre çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunmalıdır. Bu süreye uyulmamışsa CMK m. 190/2 uyarınca duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.
Duruşmada iddianame baştan sona okunur mu?
6763 sayılı Kanunla değişik CMK m. 191/3-b, iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemlerin, delillerin ve suçlamanın hukuki nitelendirmesinin anlatılmasını öngörür. Duruşmanın başında okunan, CMK m. 191/1'e göre iddianamenin kabulü kararıdır.
Sanık duruşmada susabilir mi?
Evet. CMK m. 191/3-c uyarınca sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu bildirilir. Bununla birlikte CMK m. 147/1-a'ya göre sanık kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
Avukat tanığa doğrudan soru sorabilir mi, sanık nasıl soru sorar?
CMK m. 201/1'e göre Cumhuriyet savcısı ve müdafi veya vekil olarak duruşmaya katılan avukat sanığa, katılana, tanıklara ve bilirkişilere doğrudan soru yöneltebilir; sanık ve katılan ise mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıyla soru sorar. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, müdafiin yokluğunda dinlenen tanıkların sonradan atanan müdafiin istemine rağmen yeniden dinlenmemesini bu hakkın kısıtlanması sayarak hükmü bozmuştur.
Tanığın önceki ifadesi okunarak hüküm kurulabilir mi?
Olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaretse CMK m. 210/1'e göre bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir ve önceki tutanağın okunması dinleme yerine geçmez. Tanık ölmüşse, bulunduğu yer öğrenilemiyorsa ya da hastalık gibi bir nedenle belli olmayan bir süre gelemeyecekse CMK m. 211'deki hâllerde önceki tutanak okunabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, olayın tek tanığını dinlemeden mahkûmiyet kuran istinaf hükmünü eksik araştırma nedeniyle bozmuştur.
Son söz kime verilir, verilmezse ne olur?
CMK m. 216/3'e göre hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre bu kural emredicidir ve bozmadan sonraki duruşmada da uygulanır; hazır bulunan sanığa son söz verilmeden kurulan hüküm, esasına girilmeden bozulur.
Ek savunma nedir, ne zaman verilir?
CMK m. 226'ya göre suçun hukuki niteliği değişecekse ya da cezanın artırılmasını veya güvenlik tedbirini gerektiren bir hâl ilk defa duruşmada ortaya çıkarsa, sanığa önceden haber verilip savunma imkânı tanınır; buna ek savunma denir ve istem üzerine hazırlık için süre verilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iddianamede istenen maddenin doğal sonucu olan ve suç vasfını değiştirmeyen bir ceza belirleme hükmü için ek savunmayı gerekli görmemiştir.
Son duruşmada yeni gelen avukat savunma hazırlamak için süre isteyebilir mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2026 tarihli kararında, sorgusu ve esaslı usul işlemleri müdafisiz yapılmış sanığa son aşamada görevlendirilen zorunlu müdafie, sanığın bir an önce karar verilmesini istemesine bakılmaksızın, savunmasını hazırlamak için talep ettiği makul bir süre verilmeden hüküm kurulmasını savunma hakkının kısıtlanması saymıştır. CMK m. 190/1 de zorunlu hâllerde duruşmaya ara verilebileceğini düzenler.
Kısa karar ile gerekçeli karar farklı olursa ne olur?
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre duruşma tutanağına geçirilip açıklanan kısa karar değiştirilemez. Sonuç cezayı değiştirmeyen basit yazım hataları düzeltilebilir; ancak gerekçeli karar cezayı değiştirecek biçimde kısa karardan ayrılırsa bu maddi hata sayılmaz ve hüküm bozulur.
Ceza duruşması kapalı yapılabilir mi?
CMK m. 182'ye göre duruşma kural olarak herkese açıktır; genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde kısmen ya da tamamen kapalı yapılabilir, ancak hüküm açık duruşmada açıklanır. Sanık on sekiz yaşını doldurmamışsa CMK m. 185 uyarınca duruşma kapalı yapılır ve hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.
Duruşma tutanağına itiraz edilebilir mi?
CMK m. 222'ye göre duruşmanın nasıl yapıldığı ve usule uygun yapılıp yapılmadığı ancak tutanakla ispat olunabilir; tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir. Tutanak CMK m. 219'a göre mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer ceza usulü rehberleri
- SEGBİS ile duruşmaya katılma ve e-duruşma (CMK m. 196/4)
- Duruşmadan bağışık (vareste) tutulma (CMK m. 196)
- Esas hakkında mütalaa ve mütalaaya karşı savunma (CMK m. 216)
- İfadeye çağrıldım: şüpheli olarak ifade vermek (CMK m. 147)
- İstinabe yoluyla ifade ve sorgu (CMK m. 180 ve 196)
- Polis ifadesine gitmezsem ne olur? (CMK m. 145)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.