İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

İfadeye çağrıldım: şüpheli olarak ifade vermek (CMK m. 147)

Yayın tarihi:

Bu sayfada

Kısaca

  • Şüpheli olarak ifadeye çağrılan kişiye, çağrılma nedenini ve gelmezse zorla getirileceğini yazan bir davetiye gönderilir.
  • İfadeyi kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısı alır; hâkimin dinlemesine ise sorgu denir.
  • İfadenin başında kişiye kendisine yüklenen suç anlatılır; avukat yardımından yararlanabileceği, açıklama yapmama hakkı ve lehine delillerin toplanmasını isteyebileceği bildirilir.
  • Baskı, aldatma ve kanuna aykırı vaat yasaktır.
  • Avukat yokken kollukta verilen ifade, hâkim önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
  • İfade, okunup imzalanan bir tutanağa bağlanır.

Şüpheli olarak ifadeye çağrılan kişi, yürütülen bir soruşturmada kolluk ya da Cumhuriyet savcılığı tarafından bu sıfatla dinlenmek üzere davet edilmiştir. Bu rehber, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ifade hükümlerini sırasıyla anlatır: ifade alma ile sorgu arasındaki fark (CMK m. 2), çağrının biçimi (CMK m. 145), kolluğun bilgi toplamasının hangi anda ifade almaya dönüştüğü, ifade sırasında bildirilen haklar (CMK m. 147), yasak usuller ve müdafi olmadan kollukta alınan ifadenin değeri (CMK m. 148), ifade tutanağı (CMK m. 147 ve 169) ve ifadeden sonraki aşama. Konular, karar bulunan yerlerde Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alınır.

Temel bilgiler

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Çağrı biçimi

İfadesi alınacak kişi davetiye ile çağrılır; davetiyede çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelmezse zorla getirileceği yazılır.

Dayanak: CMK m. 145/1

İfadeyi kim alır

Şüphelinin ifadesini kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı alır; hâkim veya mahkemenin dinlemesi ise sorgudur.

Dayanak: CMK m. 2/1-g

Bildirilen haklar

Yüklenen suç anlatılır; müdafi seçme, açıklamada bulunmama ve şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasını isteme hakları bildirilir.

Dayanak: CMK m. 147/1

Avukat

Soruşturma evresinde ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir; avukatın ifade alma süresince yanında olma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.

Dayanak: CMK m. 149

Yasak usuller

Kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehdit ve kanuna aykırı yarar vaadi yasaktır; bu yollarla alınan ifade rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.

Dayanak: CMK m. 148/1-3

Avukatsız kolluk ifadesi

Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Dayanak: CMK m. 148/4

Tutanak

İfade bir tutanağa bağlanır; tutanak ifade veren ve hazır olan müdafi tarafından okunup imzalanır, imzadan çekinme hâlinde nedenleri yazılır.

Dayanak: CMK m. 147/1-i

CMK m. 2'ye göre ifade alma ile sorgu arasındaki fark nedir?

CMK m. 2/1-a şüpheliyi, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişi olarak tanımlar; aynı kişi kovuşturmanın başlamasından itibaren sanık adını alır (CMK m. 2/1-b). Soruşturma, yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir (CMK m. 2/1-e). Şüpheli olarak ifadeye çağrılan kişi, bu evrede bu sıfatla dinlenmek üzere çağrılmıştır.

Kanun, dinleyen makama göre iki ayrı kavram kullanır. CMK m. 2/1-g uyarınca ifade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesidir. CMK m. 2/1-h uyarınca sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesidir. Kollukta ya da savcılıkta yapılan işlem ifade almadır; soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminin ve duruşmada mahkemenin şüpheliyi ya da sanığı dinlemesi sorgudur.

CMK m. 147'deki usul ifade ile sorguda ortaktır. Delil değeri bakımından kanunun çizdiği sınır ise ifade ile sorgu arasında değil, müdafi hazır bulunmaksızın alınan kolluk ifadesi ile öteki beyanlar arasındadır: CMK m. 148/4, müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadeyi hâkim veya mahkeme önünde doğrulanma şartına bağlar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısınca alınan ifade ile sulh ceza hâkiminin yaptığı sorgudaki beyanların, müdafi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın delil niteliğini koruduğunu ve hükme esas alınabileceğini belirtmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2024/33)1

Kolluğun her soru sorması da ifade alma değildir. Ceza Genel Kurulu, kolluğun bilgi toplama faaliyeti sırasında henüz suç şüphesi altında olmayan kişilerin verdikleri bilgileri ifade alma ya da sorgu saymamış; şüphenin belirli kişiler üzerinde somutlaşmasından sonra bu kişilere soru sorulmasını ise ifade alma olarak nitelemiştir. (Yargıtay CGK, E. 2022/388)2 Bu sınır aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmıştır.

CMK m. 145'e göre şüpheli ifadeye nasıl çağrılır?

CMK m. 145/1 uyarınca ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır. Hüküm çağrı için üç unsur sayar: 1) çağrının davetiye ile yapılması, 2) çağrılma nedeninin açıkça belirtilmesi, 3) kişi gelmezse zorla getirileceğinin yazılması.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, başka bir olay nedeniyle görevli polis memurunca telefonla aranarak emniyete davet edilen kişiye yapılan bu çağrıyı CMK m. 145/1'deki hükme aykırı saymıştır. (Yargıtay 18. CD, E. 2015/19376)3 Daire, kamu görevlisinin bu usule aykırı eylemine yönelik tehdit içerikli sözler nedeniyle görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşmayacağını, eylemin TCK m. 106'daki tehdit suçu yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.3 Kararda telefonla yapılan çağrıya gitmemenin başka bir sonucu olup olmadığına değinilmemiştir; Daire tehdit suçunun oluşup oluşmadığına da kendisi karar vermemiş, bunu yerel mahkemeye bırakmıştır.

CMK m. 146/1 uyarınca CMK m. 145'e göre çağrıldığı hâlde gelmeyen şüphelinin zorla getirilmesine karar verilebilir; aynı fıkra, hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan şüpheli için de zorla getirme kararına imkân tanır.

Kolluğun soru sorması ne zaman CMK m. 147'ye tabi ifade alma sayılır?

Bir suçun işlendiği öğrenildikten sonra kolluk bilgi toplar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, öğretiye de dayanarak, bu bilgi toplama faaliyeti sırasında henüz suç şüphesi altında olmayan kişilerin verdikleri bilgilerin ifade alma ya da sorgu olarak değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir.2 Genel Kurula göre şüphelinin kendiliğinden yaptığı açıklamalar ve Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca bilgi toplama kapsamında kolluğa verilen cevaplar da ifade alma ya da sorgu kapsamında kalmaz; bunların delil olarak kabul edilmesi kural olarak mümkündür.2

Sınır, şüphenin somutlaştığı andır. Ceza Genel Kurulu, kolluğun belirli kimseler üzerinde şüphenin somutlaşmasını takiben bu kimselere soru sormasını artık ifade alma saymış ve bunun ifade alma usulüne tabi olması gerektiğini belirtmiştir.2 Aynı kararda, kendisine yüklenen isnat bildirilmeden ve hakları hatırlatılmadan "ön görüşme", "dostane sohbet" ya da "ifade öncesi mülakat" gibi yöntemlerle alınan beyanların ifade alma ve dolayısıyla delil olarak kabul edilemeyeceği öğretiye atıfla aktarılmıştır.2

Somut olayda Genel Kurul, olay yerine gelen kolluk görevlilerinin karşılaştığı durum nedeniyle şüphenin sanık üzerinde somutlaştığını kabul etmiştir. CMK m. 147'deki hakları hatırlatılmadan ve müdafi bulunmadan kolluğa verilen, sonradan da sanık tarafından doğrulanmayan beyanların tutanağı ile bu tutanağı düzenleyen kolluk görevlilerinin tanık olarak verdikleri ifadelerin CMK m. 148/4, 206 ve 217 uyarınca hükme esas alınamayacağına karar vermiştir.2 Böylece usule aykırı alınan beyan, onu dinleyen görevlinin tanıklığı yoluyla da hükme taşınamamıştır. Karar ikinci müzakerede oy çokluğuyla verilmiştir.

Ceza Genel Kurulu şüphenin hangi anda somutlaştığı için genel bir ölçü koymamış, bunu somut olayın olgularına bağlamıştır.

CMK m. 147'ye göre ifade alınırken hangi haklar bildirilir?

CMK m. 147 hem ifade hem sorgu için uygulanır: madde, şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde uyulacak hususları sayar. Kollukta, savcılıkta ve hâkim önünde aynı liste izlenir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, CMK m. 147 ile isnadı ve hakları öğrenme, müdafiden yararlanma, susma ve delillerin toplanmasını isteme hakkı gibi en temel hakların ceza muhakemesinde güvence altına alındığını belirtmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2014/728)4 Genel Kurul, bu hakları hatırlatılmadan ya da hatırlatılmış olsa bile bu husus tutanağa geçirilmeden savunması alınan sanık hakkında hüküm kurulmasını usul ve kanuna aykırı bulmuş, hükmü savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle diğer yönlerini incelemeden bozmuştur.4 Bu karar duruşmadaki sorguya ilişkindir; ifade alma bakımından CMK m. 147/1-i-3 de tutanakta bu işlemlerin yerine getirilip getirilmediğinin, getirilmemişse nedenlerinin yazılmasını ister.

Avukat bakımından CMK m. 149/1, şüphelinin soruşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabileceğini; CMK m. 149/2, soruşturma evresinde ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabileceğini düzenler. CMK m. 149/3 uyarınca avukatın şüpheliyle görüşme, ifade alma süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz. CMK m. 154/2 uyarınca ise Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarında gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla yirmi dört saat süreyle kısıtlanabilir; bu süre içinde ifade alınamaz. Müdafii bulunmayan şüpheli çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise ya da soruşturma alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan yapılıyorsa istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir (CMK m. 150/2 ve 150/3).

Açıklamada bulunmama hakkı (CMK m. 147/1-e) yüklenen suça ilişkindir; CMK m. 147/1-a ise kimliğe ilişkin sorulara doğru cevap verme yükümlülüğünü ayrıca düzenler.

CMK m. 147/1 şu hususları sırayla sayar:

  • 1) Kimlik saptanır; şüpheli kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür (CMK m. 147/1-a).
  • 2) Kendisine yüklenen suç anlatılır (CMK m. 147/1-b).
  • 3) Müdafi seçme hakkının bulunduğu, müdafiin hukuki yardımından yararlanabileceği ve ifadede hazır bulunabileceği bildirilir; müdafi seçecek durumda olmayan ve müdafi yardımından faydalanmak isteyen kişiye baro tarafından müdafi görevlendirilir (CMK m. 147/1-c).
  • 4) Yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir (CMK m. 147/1-d).
  • 5) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu söylenir (CMK m. 147/1-e).
  • 6) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır; aleyhindeki şüphe nedenlerini ortadan kaldırma ve lehine olan hususları ileri sürme olanağı tanınır (CMK m. 147/1-f).
  • 7) Kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır (CMK m. 147/1-g).
  • 8) İfadenin kaydında teknik imkânlardan yararlanılır (CMK m. 147/1-h).
  • 9) İfade bir tutanağa bağlanır (CMK m. 147/1-i).

CMK m. 148'e göre ifade almada hangi usuller yasaktır?

CMK m. 148/1 uyarınca şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz. CMK m. 148/2 kanuna aykırı bir yarar vaat edilmesini de yasaklar.

Yasağın sonucu CMK m. 148/3'tedir: yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, görevsiz mahkemede alınan savunmanın delil değerini incelediği bir kararında, savunmaya ya da ifadeye değer atfedilemeyecek hâl olarak CMK m. 148'de düzenlenen ve özgür iradeyle beyanda bulunmayı engelleyen yöntemlere başvurulmasını göstermiş; aynı maddedeki müdafisiz kolluk ifadesine ilişkin doğrulama şartını da hatırlatmıştır.1

CMK m. 148/5 uyarınca şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.

Müdafi olmadan kollukta alınan ifade hükme esas alınabilir mi (CMK m. 148/4)?

CMK m. 148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Fıkra kolluk ifadesine ilişkindir; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, görevsiz mahkemedeki savunmanın delil değerine ilişkin bir kararının gerekçesinde, Cumhuriyet savcısınca alınan ifadenin müdafi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın delil niteliğini koruduğunu belirtmiştir.1

Ceza Genel Kurulu, şüpheli veya sanığın kolluk ifadesini de bir delil saymış; ancak müdafi hazır olmaksızın alınan ifadenin doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağını ve müdafisiz kolluk ifadesinin Cumhuriyet savcılığında doğrulanmasının hükme esas alınması için yeterli olmadığını belirtmiştir.2 Genel Kurula göre ifade hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanırsa hükme esas alınabilir.2

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, müdafi hazır bulunmadan kollukta verdiği ifadede suçlamayı kabul eden, mahkemede ise bu beyanı reddeden sanık hakkında, mahkûmiyete yeterli kesin ve inandırıcı delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmadan bu kolluk ifadesine dayanılarak kurulan hükmü CMK m. 148/4'e aykırı bulup bozmuştur. (Yargıtay 4. CD, E. 2014/44789)5

CMK m. 213/1 de aynı ayrımı izler: aralarında çelişki bulunması hâlinde duruşmada okunabilecek tutanaklar, sanığın hâkim veya mahkeme huzurundaki açıklamaları ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanaklardır. Müdafisiz kolluk ifadesi bu sayımda yer almaz.

İfade tutanağında neler yer alır (CMK m. 147/1-i ve 169)?

CMK m. 147/1-i uyarınca ifade bir tutanağa bağlanır. Tutanakta 1) ifade alma işleminin yapıldığı yer ve tarih, 2) hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade verenin açık kimliği, 3) CMK m. 147'deki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, getirilmemişse nedenleri, 4) tutanak içeriğinin ifade veren ve hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı, 5) imzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri yer alır.

CMK m. 169 soruşturma işlemlerinin tutanağa bağlanmasını genel olarak düzenler. Şüphelinin ifadesinin alınması veya sorgusu sırasında Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkiminin yanında bir zabıt kâtibi bulunur (CMK m. 169/1). Her soruşturma işlemi tutanağa bağlanır; tutanak adli kolluk görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt kâtibi tarafından imza edilir (CMK m. 169/2). Müdafi hazır bulunmuşsa tutanakta avukatın isim ve imzasına da yer verilir (CMK m. 169/3). Tutanak işlemin yapıldığı yeri, tarihi, başlama ve bitiş saatini içerir (CMK m. 169/4); ilgililere okunur veya okumaları için verilir, imzadan kaçınılırsa nedenleri tutanağa geçirilir (CMK m. 169/5 ve 169/6).

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, ayrı soruşturulan kişilerin kollukta şüpheli sıfatıyla verdikleri ve hükme esas alınan ifadelerin aslı veya onaylı suretleri dosyada bulunmadan kurulan hükmü CMK m. 169'a aykırı bularak bozmuştur. (Yargıtay 10. CD, E. 2022/16839)6

Ceza Genel Kurulu da duruşmadaki sorgu bakımından, hakların hatırlatıldığının tutanağa geçirilmemesini hatırlatılmamasıyla aynı sonuca bağlamıştır.4

İfadeden sonra soruşturma nasıl devam eder (CMK m. 160, 170 ve 172)?

İfade, soruşturmanın son işlemi değildir. CMK m. 160/2 uyarınca Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamak ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. İfade sırasında şüpheliye, şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır (CMK m. 147/1-f).

Soruşturma sonunda savcının verebileceği kararlardan ikisi şunlardır: 1) Toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler (CMK m. 170/2); iddianamenin sonuç kısmında şüphelinin yalnız aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür (CMK m. 170/5). 2) Kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse ya da kovuşturma olanağı yoksa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir; bu karar suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir ve kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir (CMK m. 172/1).

İfadesi alınmadan dava açılıp açılamayacağı konusunda Yargıtay 4. Ceza Dairesi, CMK m. 170 ve 174'te şüphelinin savunmasının alınmasını zorunlu kılan açık bir hüküm bulunmadığını, ancak kendisine ulaşmanın mümkün olduğu durumlarda savunmanın alınması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 4. CD, E. 2018/3144)7 Yargıtay 11. Ceza Dairesi de aramalara rağmen bulunamayan ve hakkında yakalama kararı çıkarılan şüpheli bakımından, iddianamenin iadesi sebepleri arasında savunmanın alınmamış olmasının sayılmadığını kabul etmiştir. (Yargıtay 11. CD, E. 2024/6406)8

İlgili mevzuat

CMK m. 147 — İfade ve sorgunun tarzı

Madde 147 – (1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:

a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.

b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.

c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.

d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir.

e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.

f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.

g) İfade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.

h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.

i) İfade veya sorgu bir tutanağa bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:

1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.

2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.

3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.

4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı.

5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 145 — İfade veya sorgu için çağrı

Madde 145 – (1) İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla getirileceği yazılır.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 148 — İfade alma ve sorguda yasak usuller

Madde 148 – (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.

(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.

(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.

(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 2 — Tanımlar

Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,

b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,

c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı,

d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı,

e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,

f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi,

g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,

h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,

i) Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,

j) Suçüstü:

1. İşlenmekte olan suçu,

2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu,

3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu,

k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu,

l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,

İfade eder.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 169 — Soruşturma evresinde yapılan işlemlerin tutanağa bağlanması

Madde 169 – (1) Şüphelinin ifadesinin alınması veya sorgusu, tanık ve bilirkişinin dinlenmesi veya bir keşif ve muayene sırasında Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkiminin yanında bir zabıt kâtibi bulunur. Acele hâllerde, yemin vermek koşuluyla, başka bir kimse, yazman olarak görevlendirilebilir.

(2) Her soruşturma işlemi tutanağa bağlanır. Tutanak, adlî kolluk görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt kâtibi tarafından imza edilir.

(3) Müdafi veya vekil sıfatıyla hazır bulunduğu işlemlerle ilgili tutanakta avukatın isim ve imzasına da yer verilir.

(4) Tutanak, işlemin yapıldığı yeri, tarihi, başlama ve bitiş saatini ve işleme katılan veya ilgisi bulunan kimselerin isimlerini içerir.

(5) İşlemde hazır bulunan ilgililerce onanmak üzere tutanağın kendilerini ilgilendiren kısımları okunur veya okumaları için kendilerine verilir. Bu husus tutanağa yazılarak ilgililere imza ettirilir.

(6) İmzadan kaçınma hâlinde nedenleri tutanağa geçirilir.

(7) (Ek: 21/2/2014 – 6526/16 md.)Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlarla ilgili yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlilerin açık kimlikleri yerine sadece sicil numaraları yazılır. Kolluk görevlilerinin ifadesine başvurulması gerektiği hâllerde çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı, kolluk görevlisinin iş yeri adresine tebliğ edilir. Bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında adres olarak iş yeri adresleri gösterilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

Kararlar

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1. Görevsiz mahkemede alınan savunmanın delil değeri; gerekçede savcılık ifadesi ve sulh ceza sorgusuYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/33 · K. 2025/490 ·

    Uyuşmazlıklardan biri, o tarihte görevli olan mahkemede alınan ve kanun değişikliğinden sonra verilen görevsizlik kararıyla dosya başka mahkemeye geçtikten sonra da tekrarlanan savunmanın hükme esas alınıp alınamayacağıydı. Ceza Genel Kurulu, görevsiz mahkemede yapılan işlemlerin salt görevsizlik nedeniyle delil değerini kaybettiği görüşünü hukuki dayanaktan yoksun buldu. Gerekçede sanığın savunmasına ya da ifadesine değer atfedilemeyecek tek hâlin CMK m. 148'deki yasak yöntemler olduğunu, müdafisiz kolluk ifadesinin hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanırsa hükme esas alınabileceğini, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısınca alınan ifade ile sulh ceza hâkiminin sorgusundaki beyanların ise müdafi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın delil niteliğini koruduğunu belirtti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek Özel Daire bozma kararını kaldırdı ve dosyayı uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderdi; karar ikinci müzakerede oy çokluğuyla verildi.

    Sonuç: Görevsizlik kararından önce alınan savunma salt görevsizlik nedeniyle delil değerini kaybetmez; Genel Kurul gerekçede savcının aldığı ifade ile sulh ceza hâkiminin sorgusundaki beyanların müdafi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın delil niteliğini koruduğunu belirtmiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2. Şüphe somutlaştıktan sonra hakları hatırlatılmadan alınan kolluk beyanı ve tutanak tanıklarıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/388 · K. 2022/824 ·

    Olayın hemen ardından sanığın olay yerine gelen kolluk görevlilerine yaptığı açıklamalar tutanağa bağlanmış ve hükme esas alınmıştı. Ceza Genel Kurulu, öğretiye de dayanarak, bilgi toplama faaliyeti sırasında henüz suç şüphesi altında olmayan kişilerin verdiği bilgileri ve şüphelinin kendiliğinden yaptığı açıklamaları ifade alma ya da sorgu saymadı; şüphenin belirli kişiler üzerinde somutlaşmasından sonra onlara soru sorulmasını ise ifade alma olarak niteledi. Müdafisiz kolluk ifadesinin Cumhuriyet savcılığında doğrulanmasını yeterli görmedi. Somut olayda şüphenin sanık üzerinde somutlaştığını, CMK m. 147'deki haklarının hatırlatılmadığını, beyanların müdafi yokken alındığını ve sonradan doğrulanmadığını belirterek bu tutanağın ve tutanağı düzenleyen kolluk görevlilerinin tanık ifadelerinin CMK m. 148/4, 206 ve 217 uyarınca hükme esas alınamayacağına karar verdi. İtirazı değişik gerekçeyle kabul edip düzeltilerek onama kararını kaldırdı ve hükmü bozdu; karar ikinci müzakerede oy çokluğuyla verildi.

    Sonuç: Şüphe somutlaştıktan sonra hakları hatırlatılmadan ve müdafi yokken alınan, sonradan doğrulanmayan beyan ne tutanakla ne de tutanağı düzenleyen görevlinin tanıklığıyla hükme esas alınabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3. Telefonla emniyete davet ve CMK m. 145/1'deki çağrı biçimiYargıtay 18. Ceza Dairesi · E. 2015/19376 · K. 2016/4483 ·

    Başka bir olay nedeniyle görevli polis memuru sanığı telefonla arayarak emniyete davet etmiş; sanık gelmeyeceğini söyleyip tehdit içerikli sözler sarf etmiş ve görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkûm edilmişti. Yargıtay 18. Ceza Dairesi, ifadesi alınacak kişinin davetiye ile çağrılacağını, çağrılma nedeninin açıkça belirtileceğini ve gelmezse zorla getirileceğinin yazılacağını düzenleyen CMK m. 145/1'i aktararak telefonla yapılan bu davetin hükme aykırı olduğunu belirtti. Kamu görevlisinin usule aykırı eylemine yönelik tehdit nedeniyle görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşmayacağını, eylemin TCK m. 106'daki tehdit suçu yönünden değerlendirilmesi gerektiğini kabul ederek hükmü oy birliğiyle bozdu; tehdit suçunun oluşup oluşmadığına kendisi karar vermedi.

    Sonuç: Telefonla emniyete davet CMK m. 145/1'deki davetiye biçimine uymaz; bu davete karşı söylenen sözler görevi yaptırmamak için direnme değil, tehdit suçu yönünden değerlendirilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4. Hakların hatırlatılması ve bunun tutanağa geçirilmesi (CMK m. 147 ve 191/3-c)Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2014/728 · K. 2016/389 ·

    Uyuşmazlık suçun unsurlarına ilişkindi; Ceza Genel Kurulu önce sanığın sorgusunun yasal hakları hatırlatılarak yapılıp yapılmadığını inceledi. Duruşmada sanığın kimliği saptanıp kişisel ve ekonomik durumu sorulduktan sonra açıklamada bulunmama hakkı ve CMK m. 147'deki diğer hakları bildirilmeden sorgusu yapılmış, sonraki oturumda da haklar bildirilmeden yeniden dinlenmişti. Genel Kurul, CMK m. 147 ile isnadı ve hakları öğrenme, müdafiden yararlanma, susma ve delillerin toplanmasını isteme hakkı gibi en temel hakların güvence altına alındığını; bu haklar hatırlatılmadan ya da hatırlatılmış olsa bile bu husus tutanağa geçirilmeden savunma alınarak hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirtti. Özel Daire bozma kararını kaldırdı ve yerel mahkeme hükmünü savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle diğer yönlerini incelemeden oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Haklar bildirilmeden ya da bildirildiği tutanağa geçirilmeden alınan savunmayla hüküm kurulamaz; karar duruşmadaki sorguya ilişkindir, CMK m. 147 ifade almada da aynı hakları sayar.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5. Mahkemede reddedilen müdafisiz kolluk ikrarı (CMK m. 148/4)Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2014/44789 · K. 2019/2280 ·

    Sanık, müdafi hazır bulunmadan kollukta verdiği ifadede suçlamayı kabul etmiş, mahkemede ise bu beyanı reddederek suçlamayı kabul etmediğini savunmuştu. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, mahkûmiyete yeterli kesin ve inandırıcı delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmadan müdafi huzurunda alınmayan kolluk ifadesinin hükme esas alınmasını CMK m. 148/4'e aykırı buldu. Bu suçtan kurulan hükmü oy birliğiyle bozdu; aynı dosyada başka bir suçtan kurulan hükmü onadı.

    Sonuç: Mahkemede reddedilen müdafisiz kolluk ikrarı, başka kesin delil gösterilmeden mahkûmiyetin dayanağı yapılamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6. Hükme esas alınan kolluk ifade tutanaklarının aslı (CMK m. 169)Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2022/16839 · K. 2023/3064 ·

    Bozmaya uyularak yapılan yargılamada mahkeme, ayrı soruşturulan kişilerin kollukta şüpheli sıfatıyla verdikleri ifadeleri ve olay tutanaklarını hükme esas almıştı. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, bu ifadelerin ve tutanakların aslı veya onaylı suretlerinin dosyada bulunmadığını tespit ederek hükme esas alınan belgelerin aslı veya onaylı örneklerinin dosyada bulundurulmamasını CMK m. 169'a aykırı buldu. İki sanık bakımından ayrıca TCK m. 51'in uygulanmamasında ceza miktarının gerekçe gösterilmesini de hukuka aykırı saydı ve hükümleri oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Hükme esas alınan ifade tutanağının aslı ya da onaylı örneği dosyada bulunmalıdır; bulunmaması CMK m. 169'a aykırıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7. Şüphelinin ifadesi alınmadan dava açılması ve iddianamenin iadesiYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2018/3144 · K. 2018/10263 ·

    Savunması alınmadan hakkında dava açılan şüpheli için mahkeme iddianameyi iade etmiş, savcının itirazı da reddedilmişti. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, CMK m. 170 ve 174'te şüphelinin savunmasının alınmasını zorunlu kılan açık bir hüküm bulunmadığını, ancak bunun her koşulda savunma alınmadan dava açılabileceği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirtti. Kendisine ulaşılamayan şüpheli hakkında deliller yeterli şüphe oluşturuyorsa savunma alınmadan dava açılabileceğini, savunmanın alınması için hiçbir girişimde bulunulmadığında ise bu ilkenin işletilemeyeceğini, kendisine ulaşmanın mümkün olduğu durumlarda savunmanın alınması gerektiğini kabul etti. Somut olayda savcılığın adrese talimat yazdığını, yakalama emri aldırdığını ve şüpheliye ulaşılamadığını tespit ederek, uzlaştırmaya ilişkin itiraz gerekçesini de ayrıca değerlendirip merci kararını oy birliğiyle kanun yararına bozdu.

    Sonuç: Ulaşılabilen şüphelinin savunması alınmalıdır; aranıp bulunamayan şüpheli hakkında deliller yeterliyse ifadesi alınmadan dava açılabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8. Aramalara rağmen bulunamayan şüpheli ve iddianamenin iadesiYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2024/6406 · K. 2025/7057 ·

    Mahkeme, şüphelinin ifadesine başvurulmadan kamu davası açıldığı gerekçesiyle iddianameyi CMK m. 170/4 ve 174/1-b uyarınca iade etmiş, itiraz reddedilmişti. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, iddianamede nelerin gösterileceğinin CMK m. 170/3'te, iade hâllerinin CMK m. 174/1'de belirtildiğini ve deliller yeterli şüphe oluşturuyorsa savcının dava açmasının zorunlu olduğunu hatırlattı. Şüphelinin yapılan aramalara rağmen bulunamadığını ve hakkında yakalama kararı çıkarıldığını, iddianamenin iadesi sebepleri arasında savunmanın alınmamış olmasının sayılmadığını belirterek merci kararını oy birliğiyle kanun yararına bozdu.

    Sonuç: Aramalara rağmen bulunamayan şüphelinin ifadesinin alınmamış olması, iddianamenin iadesi sebebi değildir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Şüpheli olarak ifadeye çağrılmak ne demektir?

Şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir (CMK m. 2/1-a). İfade alma ise şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesidir (CMK m. 2/1-g). Şüpheli olarak ifadeye çağrılan kişi, hakkında yürütülen bir soruşturmada bu sıfatla dinlenmek üzere çağrılmıştır.

İfade ile sorgu arasındaki fark nedir?

Fark dinleyen makamdadır. Kolluk görevlilerinin veya Cumhuriyet savcısının dinlemesi ifade alma, hâkim veya mahkemenin dinlemesi sorgudur (CMK m. 2/1-g ve 2/1-h). İfade alma ve sorguda uyulacak usul aynı maddede düzenlenmiştir (CMK m. 147); müdafi olmadan alınan beyanın hâkim veya mahkeme önünde doğrulanma şartı ise kollukça alınan ifade için öngörülmüştür (CMK m. 148/4).

İfade davetiyesinde neler yazar?

CMK m. 145/1 uyarınca ifadesi alınacak kişi davetiye ile çağrılır; davetiyede çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelmezse zorla getirileceği yazılır. Yargıtay 18. Ceza Dairesi bir kararında, polis memurunun kişiyi telefonla arayarak emniyete davet etmesini bu hükme aykırı bir çağrı olarak değerlendirmiştir.

İfade verirken avukat bulundurulabilir mi?

Evet. İfadenin başında şüpheliye müdafi seçme hakkı olduğu ve müdafiin ifadede hazır bulunabileceği bildirilir; müdafi seçecek durumda olmayan ve müdafi yardımı isteyen kişiye baro tarafından müdafi görevlendirilir (CMK m. 147/1-c). Soruşturma evresinde ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir ve avukatın ifade süresince yanında olma hakkı engellenemez (CMK m. 149/2 ve 149/3).

İfade sırasında hangi haklar bildirilir?

CMK m. 147/1'e göre şüpheliye kendisine yüklenen suç anlatılır; müdafi seçme hakkı, yakalanmışsa yakınlarına haber verilmesi, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkı ve şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği bildirilir. Kimliğe ilişkin sorular ise doğru olarak cevaplandırılmak zorundadır (CMK m. 147/1-a).

Kollukta verilen ifade ile savcılıkta verilen ifade arasında fark var mı?

Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m. 148/4). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, görevsiz mahkemedeki savunmanın delil değerine ilişkin bir kararının gerekçesinde, Cumhuriyet savcısınca alınan ifadenin müdafi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın delil niteliğini koruduğunu belirtmiştir. Aynı Kurul, müdafisiz kolluk ifadesinin savcılıkta doğrulanmasını hükme esas alınması için yeterli saymamıştır.

Haklar bildirilmeden alınan beyan delil olur mu?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kolluğun bilgi toplama sırasında henüz şüpheli olmayan kişilerden aldığı bilgileri ifade saymamış, ancak şüphe belirli bir kişi üzerinde somutlaştıktan sonra ona soru sorulmasını ifade alma olarak nitelemiştir. Şüphe somutlaştıktan sonra CMK m. 147'deki hakları hatırlatılmadan ve müdafi yokken alınan, sonradan doğrulanmayan beyanın, onu düzenleyen görevlilerin tanıklığıyla da hükme esas alınamayacağına karar vermiştir.

İfade almada hangi yöntemler yasaktır?

CMK m. 148/1 ve 148/2 uyarınca kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler ile kanuna aykırı yarar vaadi yasaktır. Bu yöntemlerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez (CMK m. 148/3).

İfade tutanağı imzalanmazsa ne olur?

Tutanak, içeriğinin ifade veren ve hazır olan müdafi tarafından okunduğunu ve imzalarının alındığını gösterir; imzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri tutanağa yazılır (CMK m. 147/1-i). Soruşturma işlemlerine ilişkin genel hüküm de imzadan kaçınma hâlinde nedenlerin tutanağa geçirileceğini düzenler (CMK m. 169/6).

Kolluk aynı olay için ikinci kez ifade alabilir mi?

CMK m. 148/5 uyarınca şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.

İfade verdikten sonra ne olur?

Cumhuriyet savcısı şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplar (CMK m. 160/2). Deliller yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenler (CMK m. 170/2); oluşturmuyorsa ya da kovuşturma olanağı yoksa kovuşturmaya yer olmadığına karar verir ve bu karar önceden ifadesi alınmış şüpheliye bildirilir (CMK m. 172/1). Belirli koşullarda yeterli şüpheye rağmen kamu davasının açılmasının ertelenmesine de karar verilebilir (CMK m. 171/2).

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Diğer ceza usulü rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.