Susma hakkı: ifadede ve sorguda açıklama yapmama (CMK m. 147)
Yayın tarihi:
Bu sayfada
- Başa dön
- Kısaca
- Temel bilgiler
- Anayasa m. 38/5 ve CMK m. 147/1-e susma hakkını nasıl düzenler?
- Susma hakkı kime, ne zaman ve nasıl hatırlatılır? (CMK m. 90/4, m. 147, m. 191/3)
- Kimlik sorularında susma hakkı var mı? (CMK m. 147/1-a, Kabahatler Kanunu m. 40, TCK m. 206 ve m. 268)
- Yanlış isim vermek ne zaman kabahat, ne zaman suçtur?
- CMK m. 148'e göre ifade alırken hangi yöntemler yasaktır?
- Susma hakkını kullanmak aleyhe delil ya da ikrar sayılabilir mi?
- Konuşmayı seçen şüphelinin ikrarı tek başına yeterli midir?
- "Avukat tutacağım, şimdi beyanda bulunmam" demek susma hakkını kullanmak mıdır?
- Haklar hatırlatılmadan yapılan "mülakat" ve kendiliğinden açıklama delil olur mu?
- İlgili mevzuat
- Kararlar
- Sık sorulan sorular
Kısaca
- Şüpheli ve sanık, kolluk ve savcılıktaki ifadede, hâkim veya mahkeme önündeki sorguda kendisine yüklenen suç hakkında açıklama yapmak zorunda değildir; bu hak Anayasa m. 38/5 ve CMK m. 147/1-e'ye dayanır ve ifadeden önce kendisine söylenir.
- Kimlik soruları bunun dışındadır: kimlik bilgilerini doğru cevaplamak zorunludur.
- Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre susma hakkının kullanılması aleyhe delil ya da örtülü ikrar sayılamaz.
- Şüphe belli bir kişide somutlaştıktan sonra haklar hatırlatılmadan yapılan ön görüşmede alınan ve sonradan doğrulanmayan beyanlar da Yargıtay kararlarına göre hükme esas alınamaz.
Susma hakkı, suç şüphesi altındaki kişinin kendisine yüklenen suç hakkında açıklama yapmama hakkıdır. Bu rehber, hakkın Anayasa m. 38/5 ve Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147'deki dayanağını, hakkın kim tarafından ve ne zaman hatırlatıldığını, kimlik sorularındaki yükümlülüğü ve yanlış kimlik bildirmenin sonuçlarını, CMK m. 148'deki yasak usulleri, susmanın aleyhe yorumlanamayacağına ilişkin Yargıtay kararlarını, "avukat tutacağım" sözünün değerini ve haklar hatırlatılmadan yapılan ön görüşmede alınan beyanların durumunu anlatır.
Temel bilgiler
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Anayasal dayanak
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Dayanak: Anayasa m. 38/5
- Kapsam
Şüpheliye ve sanığa ifade ve sorguda, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu söylenir.
Dayanak: CMK m. 147/1-e
- Kimlik soruları
Susma hakkı kimliği kapsamaz: şüpheli veya sanık kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
Dayanak: CMK m. 147/1-a
- Yanlış kimlik
Görevle bağlantılı olarak soran kamu görevlisine kimlik veya adres bilgisi vermekten kaçınmak ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunmak idari para cezası gerektiren kabahattir; bu yüzden kimliği belirlenemeyen kişi tutulur ve durum derhal Cumhuriyet savcısına bildirilir.
Dayanak: 5326 sayılı Kanun m. 40
- Hakların bildirilmesi
Kolluk, gerekli güvenlik tedbirlerini aldıktan sonra yakalanan kişiye kanuni haklarını derhal bildirir.
Dayanak: CMK m. 90/4
- Yasak usuller
Beyan özgür iradeye dayanmalıdır; yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.
Dayanak: CMK m. 148
Anayasa m. 38/5 ve CMK m. 147/1-e susma hakkını nasıl düzenler?
Susma hakkının anayasal dayanağı Anayasa m. 38/5'tir: hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Aynı maddenin dördüncü fıkrası suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağını, altıncı fıkrası kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini söyler.
Ceza Muhakemesi Kanununda hak, ifade ve sorgunun nasıl yapılacağını düzenleyen CMK m. 147'dedir. CMK m. 147/1-e uyarınca şüpheliye veya sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu söylenir. Kanun hakkı "susma" diye değil "açıklamada bulunmama" diye adlandırır; Yargıtay Ceza Genel Kurulu da susma hakkını Anayasa m. 38/5 ile CMK m. 147/1-e'de güvence altına alınan, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkı olarak tanımlar. (Yargıtay CGK, E. 2017/980)1
Hak iki aşamada da geçerlidir. CMK m. 2'deki tanımlara göre 1) ifade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesidir; 2) sorgu, şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından dinlenmesidir. CMK m. 147'nin giriş cümlesi her ikisini de kapsar: şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aynı hususlara uyulur. Şüpheli soruşturma evresinde, sanık kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir (CMK m. 2/1-a, b).
Anayasa Mahkemesi, kendini suçlamama ve susma haklarını müdafi yardımıyla birlikte ele alır: şüpheliye kolluk tarafından ilk kez sorgulanmasından itibaren avukata erişim sağlanması, bu hakların etkili biçimde korunması için gereklidir. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2014/15163)2 Anayasa Mahkemesine göre kendi aleyhine tanıklık etmeme ve delil vermeye zorlanmama hakkı, suç isnadını zorla veya baskıyla sanığın isteğine aykırı olarak elde edilen delillere başvurmadan kanıtlamaya çalışmayı gerektirir.2
Susma hakkı kime, ne zaman ve nasıl hatırlatılır? (CMK m. 90/4, m. 147, m. 191/3)
Hak üç ayrı anda hatırlatılır; hatırlatmanın yapılıp yapılmadığı da tutanağa geçer:
- 1) Yakalama: CMK m. 90/4 uyarınca kolluk, yakalanan kişinin kaçmasını ve zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra ona kanuni haklarını derhal bildirir. Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m. 6 bunu ayrıntılandırır: yakalanan kişiye yakalama sebebi ve hakkındaki iddialar ile susma ve müdafiden yararlanma hakları, herhâlde yazılı, bu hemen mümkün değilse sözlü olarak derhal bildirilir; ayrıca "Yakalama ve Gözaltına Alma Tutanağı Şüpheli ve Sanık Hakları Formu" düzenlenerek imzalı bir örneği kişiye verilir.
- 2) İfade ve sorgu: CMK m. 147/1 uyarınca, kimlik saptandıktan ve yüklenen suç anlatıldıktan sonra müdafi seçme hakkı bildirilir ve yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni hak olduğu söylenir. Kollukta alınan ifade için aynı sıra Yönetmelik m. 23'te tekrar edilir; aynı maddenin (d) bendine göre ifade sırasında hazır bulunan müdafi şüpheliye bütün kanuni haklarını hatırlatabilir.
- 3) Duruşma: CMK m. 191/3-c uyarınca duruşmada sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu ve CMK m. 147'deki diğer hakları bildirilir; sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde usulüne göre sorgusu yapılır (CMK m. 191/3-d). Duruşmanın akışı bu sayfanın konusu değildir.
- 4) Tutanak: CMK m. 147/1-i uyarınca ifade veya sorgu bir tutanağa bağlanır; tutanakta, hakların bildirilmesi dahil yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, getirilmemişse nedenleri yer alır. Tutanağın ifade veren ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı da tutanağa yazılır; imzadan çekinilirse bunun nedenleri gösterilir.
Kimlik sorularında susma hakkı var mı? (CMK m. 147/1-a, Kabahatler Kanunu m. 40, TCK m. 206 ve m. 268)
Yoktur. CMK m. 147/1-a uyarınca ifade ve sorguda önce şüpheli veya sanığın kimliği saptanır ve şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür. Aynı kural kolluktaki ifade için Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m. 23/a'da tekrar edilir. Susma hakkı CMK m. 147/1-e'de "yüklenen suç hakkında" açıklamada bulunmama olarak tanımlandığından kimlik bilgilerini kapsamaz.
CMK m. 147 kimlik yükümlülüğüne uyulmamasının yaptırımını düzenlemez. Kimlik konusunda susmanın ya da yanlış beyanın sonucu, fiilin niteliğine göre şu hükümlerdedir:
- 1) Kabahatler Kanunu m. 40/1: görevle bağlantılı olarak sorulması hâlinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye idari para cezası verilir. Kanundaki tutar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılarak uygulandığından (Kabahatler Kanunu m. 17/7) bu sayfada tutar yazılmamıştır. Kimliği bu yüzden belirlenemeyen kişi tutulur, durum derhal Cumhuriyet savcısına bildirilir ve kişi kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır (m. 40/2); kimlik belirlenince bu nedenle yapılan gözaltı veya tutuklamaya derhal son verilir (m. 40/3).
- 2) TCK m. 206: bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
- 3) TCK m. 268: işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kişi, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.
Yanlış isim vermek ne zaman kabahat, ne zaman suçtur?
Yargıtay 11. Ceza Dairesine göre Kabahatler Kanunu m. 40/1'deki kabahat ile TCK m. 206'daki suç arasındaki fark, beyanın resmî belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. (Yargıtay 11. CD, E. 2019/7397)3 Daire, kamu görevlisine görevi nedeniyle resmî belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması hâlinde TCK m. 206'nın, resmî belge düzenlenmesi sırasında olmayıp kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması üzerine kimlik hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması hâlinde ise Kabahatler Kanunu m. 40/1'in uygulanacağını belirtmiştir.3
Aynı kararda kontrol sırasında kendisini başka bir isimle tanıtan, ancak bu isimle adına hiçbir resmî belge düzenlenmeyen sanığın eyleminin kabahat niteliğinde olduğu ve TCK m. 206'daki suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmiş, mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.3 Daire ayrıca TCK m. 206'nın oluşması için kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından, beyanın doğruluğunu ispat edici güce sahip bir resmî belge düzenlenmesi gerektiğini; görevlinin araştırma yapması gerekiyorsa veya kandırılamayıp doğru belge oluşturmuşsa suçun oluşmayacağını belirtmiştir.3
Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmışsa Kabahatler Kanunu m. 15/3 uyarınca yalnız suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir; suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hâllerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır.
CMK m. 148'e göre ifade alırken hangi yöntemler yasaktır?
CMK m. 148/1 uyarınca şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır; bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz. Kanuna aykırı bir yarar da vaat edilemez (m. 148/2). Bu yöntemlerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez (m. 148/3). Aynı yasaklar kolluktaki ifade için Yönetmelik m. 24'te tekrarlanır; maddenin son fıkrası Anayasa m. 38/5'teki kuralı tekrarlar.
CMK m. 148/4 uyarınca müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre müdafisiz alınan kolluk ifadesinin Cumhuriyet savcılığında doğrulanması, hükme esas alınması için yeterli değildir. (Yargıtay CGK, E. 2022/388)4 Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması gerekirse bu işlemi ancak Cumhuriyet savcısı yapabilir (m. 148/5).
Yasağın yargılamadaki karşılığı delil yasağıdır: CMK m. 206/2-a uyarınca kanuna aykırı olarak elde edilen delil reddolunur; CMK m. 217/2 uyarınca yüklenen suç ancak hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delille ispat edilebilir. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre CMK m. 217 hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğini, CMK m. 206/2-a ise hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceğini ve hükme esas alınmayacağını ortaya koyar.4
Anayasa Mahkemesine göre suç isnadı altındaki kişinin müdafi hazır bulunmadığı hâlde kendini suçlayıcı beyanlarda bulunup bulunmadığı, bu itirafların aleyhinde kullanılıp kullanılmadığı, susmasından mahkemece olumsuz sonuçlar çıkarılıp çıkarılmadığı ve kendisine herhangi bir baskı uygulanıp uygulanmadığı her somut olayda değerlendirilmelidir.2 Gözaltında avukata erişimin tanınmadığı 1998 tarihli devlet güvenlik mahkemesi dosyasına ilişkin başvuruda Mahkeme, müdafi olmaksızın alınan kolluk ifadesinin mahkûmiyet için tek ve belirleyici kanıt olarak kullanılmadığını ve sonraki aşamalarda müdafi yardımı sağlandığını tespit ederek bu yönden ihlal bulunmadığına, yargılamanın süresi yönünden ise ihlal bulunduğuna karar vermiştir.2
Susma hakkını kullanmak aleyhe delil ya da ikrar sayılabilir mi?
Sayılamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ilk derece mahkemesinin sanığın "suçsuzluğunu ispat amacıyla beyanda bulunmak yerine" susma hakkını kullanmasını suçun sübutu bakımından aleyhine değerlendiren gerekçesini yasal saymamış; susma hakkının kullanılmasının örtülü ikrar olarak yorumlanmasının hukuken kabul edilebilir bir yönü bulunmadığını belirtmiştir.1 Kurula göre böyle bir değerlendirme, kişinin kendi suçsuzluğunu ispat etmek ya da sorulan sorulara cevap vermek zorunda olmamasını güvence altına alan ve ispat yükünü suçla itham edilen kişiye değil iddia makamına bırakan masumiyet karinesine açıkça aykırıdır.1
Bu kararda bozma yalnız susma gerekçesine dayanmamıştır: Kurul, susma hakkına ilişkin bu tespiti dosyadaki öteki delillerle birlikte değerlendirmiş ve sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine hükmolunmasını bozma nedeni yapmıştır.1
Aynı ilke cezanın belirlenmesinde de geçerlidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, CMK m. 147'ye göre susma hakkı bulunan sanık hakkında "inkara yönelik savunmaları ve pişmanlık göstermemesi" gerekçesiyle TCK m. 62'deki takdiri indirimin uygulanmamasını yasal ve yeterli gerekçe saymamıştır. (Yargıtay 5. CD, E. 2024/10005)5 Daire bu noktayı, asıl bozma nedeni olan suç vasfındaki yanılgının yanında "kabule göre de" başlığı altında ayrı bir hukuka aykırılık olarak göstermiştir.5
Konuşmayı seçen şüphelinin ikrarı tek başına yeterli midir?
Susma hakkı bir haktır, yükümlülük değildir; şüpheli veya sanık açıklama yapmayı da seçebilir ve CMK m. 147/1-f uyarınca şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebilir, aleyhindeki şüphe nedenlerini ortadan kaldırma ve lehine olan hususları ileri sürme olanağına sahiptir.
Yapılan açıklama suçu kabul ediyorsa bile hâkim onu öteki deliller gibi serbestçe takdir eder. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre bir kimsenin suçlu olmadığı hâlde kendisini suçlu sayması veya bir başkasının suçunu kabullenmesi mümkündür; bu yüzden ikrarın hangi aşamada gerçekleştiği, özgür iradeye dayalı olup olmadığı, ikrarda bulunanın beyanın ciddiyetini ve sonuçlarını bilip bilmediği, başka delillerle desteklenip desteklenmediği, hayatın olağan akışına uygun düşüp düşmediği ve ikrardan dönülüp dönülmediği gözetilerek ikrarın delil değeri ortaya konulmalıdır. (Yargıtay CGK, E. 2015/669)6 Kurul, uyuşturucu kullandığını söyleyen sanık hakkında soyut ikrarı dışında şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığını kabul ederek Özel Dairenin bozma kararını isabetli bulmuştur.6
"Avukat tutacağım, şimdi beyanda bulunmam" demek susma hakkını kullanmak mıdır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun incelediği dosyada sanık, yurt dışında istinabe yoluyla, yani başka bir mahkeme aracılığıyla kovuşturma aşamasında dinlenmiş; Türkiye'de avukat tutmak istediğini, kendine bir avukat arayacağını ve dava konusuyla ilgili olarak o mahkemede herhangi bir beyanda bulunmak istemediğini söylemişti. Yerel mahkeme bunu susma hakkının kullanılması sayarak mahkûmiyet hükmü kurmuştu.
Kurula göre sanığın susma hakkını kullanmak istediğini açıkça ileri sürmemesi ve savunmasını müdafii huzurunda yapmak istediğini beyan etmesi, savunmasını yaptığı anlamına gelmez; bu beyanlara savunma anlamı verilerek mahkûmiyet hükmü kurulması savunma hakkını kısıtlar. (Yargıtay CGK, E. 2021/6)7 Kurul, sanığın sorgusu yapılmadan hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasını bozma nedeni yapmış ve hükmü sair yönleri incelenmeksizin bozmuştur.7
Karar, kovuşturma aşamasında istinabe yoluyla yapılan sorguya ilişkindir ve bu aşama için verilmiştir. Müdafi seçme ve müdafiin ifade veya sorguda hazır bulunması hakkı ayrıca CMK m. 147/1-c'dedir.
Haklar hatırlatılmadan yapılan "mülakat" ve kendiliğinden açıklama delil olur mu?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bir ayrım yapar. Bir suçun işlendiği öğrenildikten sonra kolluğun bilgi toplama faaliyeti sırasında, henüz suç şüphesi altında olmayan kişilerin verdiği bilgiler ifade alma ya da sorgu sayılmaz; ancak şüphe belirli kimseler üzerinde somutlaştıktan sonra bu kimselere soru sorulması artık ifade almadır ve ifade alma usulüne tabidir.4 Kurul, öğretiye atıfla, şüpheliye yüklenen isnat bildirilmeksizin ve hakları hatırlatılmaksızın "ön görüşme", "dostane sohbet" ya da "ifade öncesi mülakat" gibi yöntemlerle alınan beyanların ifade ve delil olarak kabul edilemeyeceğini belirtir.4
Aynı kararda şüphelinin kendiliğinden yaptığı açıklamalar ve Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu m. 15 uyarınca bilgi toplama faaliyeti kapsamında kolluğa verilen cevaplar, ifade alma ya da sorgu kapsamında kalmadıkları için delil olarak kabul edilebilir sayılmıştır.4 Sınır, şüphenin somutlaşmasıdır: olay yerinde kişi üzerinde somutlaşan bir şüphe bulunmasına rağmen bilgisine başvurulmadan önce CMK m. 147'deki hakları hatırlatılmamış, müdafi bulunmaksızın alınmış ve sonradan doğrulanmamış beyanlar ile bu beyanları aktaran kolluk görevlilerinin anlatımları, CMK m. 148/4, m. 206 ve m. 217 uyarınca hükme esas alınamaz.4
Tutanakta müdafi imzasının bulunması da sonucu değiştirmez. Yargıtay 13. Ceza Dairesi, üzerinde sanık müdafiinin imzası bulunsa da kanunda yer alan hakları hatırlatılmadan yapılan ve "mülakat" adı verilen ön görüşmenin tutanağını, CMK m. 147'de aranan şartları taşımayan ve hukuka aykırı bir ifade alma usulüyle elde edilen delil saymıştır. (Yargıtay 13. CD, E. 2018/5917)8 Daire, resmî ifade alınmasına geçildiğinde susma hakkını kullanan, savcılıkta suçu inkâr eden ve tutanağı kabul etmeyen sanık hakkında bu tutanağa dayanılarak kurulan mahkûmiyeti CMK m. 148/4'ü de gözeterek, beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi nedeniyle bozmuştur.8
İlgili mevzuat
CMK m. 147 — İfade ve sorgunun tarzı
Madde 147 – (1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.
g) İfade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.
i) İfade veya sorgu bir tutanağa bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:
1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.
3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.
4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı.
5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Anayasa m. 38 — Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 38 – Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.
(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md; Mülga fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.)
(Değişik onuncu fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(Değişik son fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.
Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (2709)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 148 — İfade alma ve sorguda yasak usuller
Madde 148 – (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.
(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.
(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 90 — Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler
Madde 90 – (1) Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:
a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.
b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.
(2) Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.
(3) Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir.
(5) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/7 md.) Birinci fıkraya göre yakalanıp kolluğa teslim edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır.
(6) Yakalama emrine konu işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama emrinin çıkarılma amacının ortadan kalkması durumunda mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama emrinin derhâl iadesi istenir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m. 6 — Yakalama işlemi
Madde 6 – Yakalama 5 inci maddede belirtilen yetkiler çerçevesinde, hâkim kararı veya Cumhuriyet savcısının emriyle veya doğrudan kolluk kuvveti veya suçüstü hâlinde herkes tarafından yapılabilir.
Yakalanan kişinin kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önlemek amacıyla kaba üst araması yapılarak, silâh ve bunun gibi unsurlardan arındırılması sağlanır.
Yakalama sırasında suçun iz, emare, eser ve delillerinin yok edilmesini veya bozulmasını önleyecek tedbirler alınır.
Yakalanan kişiye, suç ayrımı gözetilmeksizin yakalama sebebi ve hakkındaki iddialar ile susma ve müdafiden yararlanma, yakalanmaya itiraz etme hakları ile diğer kanunî hakları ve itiraz hakkını nasıl kullanacağı, herhâlde yazılı, bunun hemen mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhâl bildirilir.
Kolluk kuvveti tarafından yapılan yakalama hâlinde işlem, yakalanan kişi ve uygulanan tedbirler derhâl Cumhuriyet savcısına bildirilir.
Yakalamadan ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin emirden, yakalananın bir yakınına veya belirlediği bir kişiye Cumhuriyet savcısının emriyle gecikmeksizin haber verilir.
Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır. Bu tutanağa yakalananın, hangi suç nedeniyle, hangi koşullarda, hangi yer ve zamanda yakalandığı, yakalamayı kimlerin yaptığı, hangi kolluk mensubunca tespit edildiği, haklarının tam olarak anlatıldığı açıkça yazılır, bu tutanağın bir sureti yakalanan kişiye verilir. Bu kişiye ayrıca haklarının yazılı olarak bildirildiğini ve kendisi tarafından da bu hususun anlaşıldığını belirten bu Yönetmeliğe ekli "Yakalama ve Gözaltına Alma Tutanağı Şüpheli ve Sanık Hakları Formu" (EK-A) tanzim edilerek imzalı bir örneği verilir.
Suç işlerken rastlanması veya suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması ihtimalinin bulunması veya hemen kimliğini belirleme imkânının bulunmaması nedeniyle başkaları tarafından yakalanıp kolluk görevlilerine teslim edilen veya bu hâllerde kolluk görevlilerince yakalanan ya da haklarında tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma imkânı bulunmaması sebebiyle kolluk görevlilerince yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen sözlü emir, en kısa zamanda yazılı hâle dönüştürülerek mümkün olması hâlinde en seri iletişim vasıtasıyla ilgili kolluğa bildirilir; aksi hâlde ilgili kolluk görevlilerince alınmasına hazır edilir. Ancak, kolluk görevlisi emrin yazılı hâle getirilmesini beklemeden sözlü emrin gereğini yerine getirir.
Yakalanan kişi, Cumhuriyet savcısının emri ile serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınır.
Muhafaza altına alınmak amacıyla yakalanan kişiler hakkında da bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulandıktan sonra, yakalama sebebi, yakalamaya itiraz etme hakkı ve bu hakkı nasıl kullanılacağı derhâl bildirilir. Bu kişilerden ıslah veya tedavi kurumuna götürülmesi gerekenlerin ilgili kurumlarca teslim alınmaları sağlanır. Teslim alınmaması hâlinde, durum bir tutanakla tespit edilir ve tutanağın bir sureti mülkî amire gönderilir.
Kaynak: Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği (8197)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m. 23 — İfade almanın esasları
Madde 23 – Şüphelinin ifadesinin alınmasında aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüphelinin kimliği saptanır. Şüpheli, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafiîn ifade sırasında hazır bulunabileceği kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
d) Müdafi sadece hukukî yardımda bulunabilir, şüphelinin ifadesi alınırken şüpheliye sorulan soruya doğrudan cevap veremez, onun yerini aldığı izlenimi veren herhangi bir müdahalede bulunamaz. Hukukî yardım maddî olayı karartabilecek müdahalelerin yapılması anlamına gelmez. (Değişik cümle:RG-22/7/2022-31900) Müdafi şüpheliye bütün kanunî haklarını hatırlatabilir. (Ek cümle:RG-22/7/2022-31900) Müdafiîn beyanı ve her türlü müdahalesi tutanağa geçirilir.
e) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 95 inci maddesi hükmü saklı kalmak üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir.
f) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.
g) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek imkânı tanınır.
h) İfade verenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
i) İfade işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılabilir.
j) İfade bir tutanağa bağlanır. Bu tutanakta şunlar yer alır:
1) İfade alma işleminin yapıldığı yer ve tarih,
2) İfade alma sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade veren kişinin açık kimliği,
3) İfade alma sırasında, yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri,
4) Tutanak içeriğinin ifade veren ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu ve imzaları,
5) İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.
İfade esasları bu Yönetmeliğe ekli İfade Tutanağı (EK-D) formatına uygun olarak yerine getirilir.
Kaynak: Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği (8197)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 191 — Duruşmanın başlaması
Madde 191 – (1) Sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmedikleri saptanarak duruşmaya başlanır. Sanık, duruşmaya bağsız olarak alınır. Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını, iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar.
(2) Tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılırlar.
(3) Duruşmada, sırasıyla;
a) Sanığın açık kimliği saptanır, kişisel ve ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır,
b) (Değişik: 24/11/2016-6763/29 md.) İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi anlatılır,
c) Sanığa, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve 147 nci maddede belirtilen diğer hakları bildirilir,
d) Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde, usulüne göre sorgusu yapılır.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 206 — Delillerin ortaya konulması ve reddi
Madde 206 – (1) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 - 5353/29 md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.
(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
(3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.
(4) (Mülga: 25/5/2005 - 5353/29 md.)
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 217 — Delilleri takdir yetkisi
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
TCK m. 206 — Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
Madde 206- (1) Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
TCK m. 268 — Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
Madde 268- (1) İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5326 sayılı Kanun m. 15 — İçtima
Madde 15- (1) Bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezası verilir. Bu kabahatlerle ilgili olarak kanunda idarî para cezasından başka idarî yaptırımlar da öngörülmüş ise, bu yaptırımların her birinin uygulanmasına karar verilir.
(2) Aynı kabahatin birden fazla işlenmesi halinde her bir kabahatle ilgili olarak ayrı ayrı idarî para cezası verilir. Kesintisiz fiille işlenebilen kabahatlerde, bu nedenle idarî yaptırım kararı verilinceye kadar fiil tek sayılır.
(3) Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanır.
Kaynak: Kabahatler Kanunu (5326)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Kararlar
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1. Susma hakkının kullanılması aleyhe değerlendirilemez ve örtülü ikrar sayılamazYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2017/980 · K. 2020/448 ·
Uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûm edilen sanık kollukta susma hakkını kullanmıştı; ilk derece mahkemesi, sanığın suçsuzluğunu ispat için beyanda bulunmak yerine susmasını öteki delillerle birlikte aleyhine değerlendirmişti. Ceza Genel Kurulu, Anayasa m. 38/5 ve CMK m. 147/1-e'deki susma hakkının kullanılmasının örtülü ikrar olarak yorumlanmasının hukuken kabul edilebilir bir yönü bulunmadığını, bunun ispat yükünü iddia makamına bırakan masumiyet karinesine açıkça aykırı olduğunu belirtti. Dosyadaki öteki delillerle birlikte değerlendirerek şüpheden uzak, kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle mahkûmiyeti beraat yerine mahkûmiyet nedeniyle bozdu. Karar oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: Susma hakkını kullanan sanığın bu tutumu sübut bakımından aleyhine yorumlanamaz; ispat yükü iddia makamındadır.
2. Kendini suçlamama ve susma hakkı, müdafi yardımı ve susmadan olumsuz sonuç çıkarılmasıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2014/15163 ·
Başvurucu, devlet güvenlik mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda gözaltında avukata erişimin tanınmadığı 1998 tarihinde müdafi yokluğunda ve işkence altında alınan ifadelerin mahkûmiyete esas alındığını ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kolluk tarafından ilk sorgudan itibaren avukata erişimin kendisini suçlamama ve susma hakları bakımından gerekli olduğunu; müdafisiz kendini suçlayıcı beyan, bu beyanların aleyhe kullanılması, susmadan olumsuz sonuç çıkarılması ve baskı uygulanıp uygulanmadığının her somut olayda değerlendirileceğini belirtti. Somut olayda kolluk ifadesinin mahkûmiyet için tek ve belirleyici kanıt olmadığını, sonraki aşamalarda müdafi yardımı sağlandığını tespit ederek bu yönden ihlal bulunmadığına, makul sürede yargılanma hakkının ise ihlal edildiğine karar verdi.
Sonuç: Anayasa Mahkemesine göre kişinin susmasından olumsuz sonuç çıkarılıp çıkarılmadığı ve kendisine baskı uygulanıp uygulanmadığı her somut olayda ayrıca incelenir.
3. Kimlik hakkında yalan beyan: Kabahatler Kanunu m. 40 ile TCK m. 206 ayrımıYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2019/7397 · K. 2023/2393 ·
Sanık, kolluk kontrolünde kimlik belgesi göstermeden kendisini başka bir isimle tanıtmış, gerçek kimliği parmak izi incelemesiyle belirlenmiş ve söylediği isimle hiçbir belge düzenlenmemişti. İlk derece mahkemesi TCK m. 206'dan mahkûmiyet kurmuştu. Daire, Kabahatler Kanunu m. 40/1'deki kabahat ile TCK m. 206'daki suç arasındaki farkın beyanın resmî belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığı olduğunu belirtti; adına resmî belge düzenlenmediği için eylemin kabahat olduğunu kabul ederek mahkûmiyeti Tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle bozdu ve zamanaşımı dolduğundan idari para cezası verilmesine yer olmadığına karar verdi.
Sonuç: Kamu görevlisine yanlış kimlik bildirmek, o beyana dayanılarak resmî belge düzenlenmemişse TCK m. 206'daki suçu değil, Kabahatler Kanunu m. 40/1'deki kabahati oluşturur.
4. Şüphe somutlaştıktan sonra sorulan soru ifade almadır; hak hatırlatılmadan alınan beyan delil olmazYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/388 · K. 2022/824 ·
Sanığın olayın hemen ardından jandarmaya verdiği ve bir tutanağa geçirilen beyanı, mahkûmiyetin dayanakları arasındaydı. Ceza Genel Kurulu, kolluğun bilgi toplama faaliyetinde henüz şüpheli olmayan kişilerin bilgileri ile şüphelinin kendiliğinden yaptığı açıklamaların ifade sayılmadığını, ancak şüphe belirli bir kişide somutlaştıktan sonra sorulan soruların ifade alma usulüne tabi olduğunu belirtti. Sanık üzerinde şüphe somutlaştığı hâlde CMK m. 147'deki hakları hatırlatılmadan ve müdafi olmadan alınan, sonradan doğrulanmayan beyanın ve onu aktaran jandarma anlatımlarının CMK m. 148/4, m. 206 ve m. 217 uyarınca hükme esas alınamayacağına karar vererek onamayı kaldırdı ve hükmü bozdu. Karar ikinci müzakerede oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: Şüphe belirli bir kişide somutlaştıktan sonra kolluğun sorduğu her soru ifade almadır; haklar hatırlatılmadan ve müdafi olmadan alınan, sonradan doğrulanmayan cevaplar hükme esas alınamaz.
5. İnkâr ve pişmanlık göstermeme, takdiri indirimin reddine gerekçe olamazYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2024/10005 · K. 2025/10111 ·
Bölge adliye mahkemesi, zincirleme nüfuz ticareti mahkûmiyetine yönelik istinaf başvurularını esastan reddetmişti. Daire asıl olarak suç vasfında yanılgı bulunduğunu, eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu belirtti. "Kabule göre de" başlığı altında, CMK m. 147'ye göre susma hakkı bulunan sanık hakkında inkâra yönelik savunmaları ve pişmanlık göstermemesi gerekçesiyle TCK m. 62'deki takdiri indirimin uygulanmamasını yasal ve yeterli gerekçe saymadı. Kararı Tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle bozdu.
Sonuç: Sanığın suçlamayı inkâr etmesi ve pişmanlık göstermemesi, takdiri indirimi reddetmenin yasal gerekçesi olamaz.
6. İkrar tek başına yetmez: kişi suçsuz olduğu hâlde kendini suçlayabilirYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2015/669 · K. 2016/38 ·
Kullanmak için uyuşturucu bulundurmaktan mahkûm edilen sanığın uyuşturucu kullandığını söylemesi dışında, kullandığına dair tıbbi bulgu ya da başka bir kanıt yoktu. Ceza Genel Kurulu, bir kimsenin suçlu olmadığı hâlde kendisini suçlu sayabileceğini veya başkasının suçunu kabullenebileceğini; ikrarın aşaması, özgür iradeye dayanıp dayanmadığı, sonuçlarının bilinip bilinmediği, başka delillerle desteklenip desteklenmediği, hayatın olağan akışına uyup uymadığı ve ikrardan dönülüp dönülmediği gözetilerek değerlendirileceğini belirtti. Soyut ikrar dışında kesin ve yeterli delil bulunmadığından Özel Dairenin bozma kararını isabetli buldu ve itirazı oybirliğiyle reddetti.
Sonuç: Suçu kabul eden beyan da öteki deliller gibi takdir edilir; destekleyen delil yoksa soyut ikrar mahkûmiyete yetmez.
7. "Avukat tutacağım, şimdi beyanda bulunmam" sözü susma hakkının kullanılması ve savunma sayılmazYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2021/6 · K. 2021/263 ·
Yurt dışında istinabe yoluyla dinlenen sanık, Türkiye'de avukat tutmak istediğini ve o mahkemede dava hakkında beyanda bulunmak istemediğini söylemişti; yerel mahkeme bunu susma hakkının kullanılması sayıp mahkûmiyet hükmü kurmuş ve Özel Daire bozmasına karşı direnmişti. Ceza Genel Kurulu, susma hakkını kullanmak istediğini açıkça ileri sürmeyen ve savunmasını müdafii huzurunda yapmak istediğini bildiren sanığın bu beyanının savunma yaptığı anlamına gelmeyeceğini, buna savunma anlamı verilerek hüküm kurulmasının savunma hakkını kısıtlayacağını belirtti. Direnme hükmünü, sanığın sorgusu yapılmadan mahkûmiyet kurulması nedeniyle sair yönleri incelenmeksizin oy çokluğuyla bozdu.
Sonuç: Savunmasını avukatıyla yapmak istediğini söyleyen sanığın bu sözü savunma sayılamaz; sorgusu yapılmadan mahkûmiyet hükmü kurulamaz.
8. Haklar hatırlatılmadan yapılan mülakat tutanağı, müdafi imzası olsa da hükme esas alınamazYargıtay 13. Ceza Dairesi · E. 2018/5917 · K. 2018/17025 ·
Hırsızlık ve mala zarar verme mahkûmiyeti, emniyette düzenlenen ve üzerinde müdafi imzası bulunan bir tutanağa dayanıyordu. Daire, tutanağın kanunda yer alan haklar hatırlatılmadan yapılan ve mülakat adı verilen ön görüşmenin yazıya geçirilmiş hâli olduğunu; sanığın resmî ifade alınmasına geçildiğinde susma hakkını kullandığını, savcılıkta suçu inkâr ettiğini ve tutanağı kabul etmediğini tespit etti. CMK m. 147'deki şartları taşımayan, hukuka aykırı ifade alma usulüyle elde edilen bu delile dayanılarak ve CMK m. 148/4 de gözetilerek beraat yerine mahkûmiyet kurulmasını bozma nedeni yaptı. Karar oybirliğiyle verildi.
Sonuç: Hakları hatırlatılmadan yapılan ön görüşmenin tutanağı, müdafi imzası taşısa bile susma hakkını kullanan sanık aleyhine hükme esas alınamaz.
Sık sorulan sorular
Susma hakkı nedir?
Susma hakkı, şüphelinin ve sanığın kendisine yüklenen suç hakkında açıklama yapmama hakkıdır. Anayasa m. 38/5'e göre hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanamaz; CMK m. 147/1-e uyarınca da ifade ve sorgudan önce kişiye bu hakkı olduğu söylenir.
Susma hakkı polis ifadesinde de geçerli midir?
Evet. CMK m. 147 kolluk ve Cumhuriyet savcısının aldığı ifadeye de, hâkim veya mahkemenin yaptığı sorguya da uygulanır. Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m. 23/f kolluktaki ifade için aynı hatırlatmayı ayrıca öngörür.
Susma hakkı ne zaman hatırlatılır?
Yakalanan kişiye kolluk, CMK m. 90/4 uyarınca gerekli tedbirleri aldıktan sonra kanuni haklarını derhal bildirir; Yönetmelik m. 6'ya göre bu bildirim kural olarak yazılı yapılır ve haklar formunun imzalı bir örneği kişiye verilir. İfade ve sorgunun başında CMK m. 147/1-e, duruşmada CMK m. 191/3-c uyarınca hak yeniden söylenir.
Kimlik bilgilerimi söylemeyi reddedebilir miyim?
Hayır. CMK m. 147/1-a uyarınca şüpheli veya sanık kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür; susma hakkı yalnız yüklenen suç hakkındaki açıklamayı kapsar. Görevle bağlantılı olarak soran kamu görevlisine kimlik bilgisi vermemek veya yanlış bilgi vermek Kabahatler Kanunu m. 40/1'e göre idari para cezası gerektirir.
Polise başkasının adını vermek suç mudur?
Duruma göre değişir. Yargıtay 11. Ceza Dairesine göre beyan üzerine resmî belge düzenlenmemişse eylem Kabahatler Kanunu m. 40/1'deki kabahattir; resmî belge düzenlenirken yapılan yalan beyan ise TCK m. 206'daki suçtur. İşlediği suç nedeniyle soruşturmayı engellemek amacıyla başkasının kimlik bilgilerini kullanmak ayrıca TCK m. 268'de düzenlenmiştir.
Susmam mahkemede aleyhime yorumlanır mı?
Yorumlanamaz. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre susma hakkının kullanılmasını suçun sübutu bakımından sanığın aleyhine değerlendirmek ya da örtülü ikrar saymak hukuken kabul edilemez ve ispat yükünü iddia makamına bırakan masumiyet karinesine aykırıdır.
Susmak ya da suçu inkâr etmek cezada indirim alınmasını engeller mi?
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, CMK m. 147'ye göre susma hakkı bulunan sanık hakkında inkâra yönelik savunmaları ve pişmanlık göstermemesi gerekçesiyle TCK m. 62'deki takdiri indirimin uygulanmamasını yasal ve yeterli gerekçe saymamıştır. Daireye göre mahkeme, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama süresindeki davranışları gibi takdiri indirim nedenlerini tartışıp kararda göstermelidir.
"Avukatım gelmeden konuşmayacağım" demek susma hakkını kullanmak mıdır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kovuşturma aşamasında istinabe yoluyla dinlenen ve avukat tutmak istediğini, o an beyanda bulunmayacağını söyleyen sanığın bu sözünün susma hakkını açıkça kullanması ya da savunma yapması anlamına gelmediğine karar vermiştir; sanığın sorgusu yapılmadan mahkûmiyet kurulmasını savunma hakkının kısıtlanması saymıştır.
İfadeden önce polisle yapılan "sohbet" delil olur mu?
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre şüphe belli bir kişide somutlaştıktan sonra ona soru sorulması ifade almadır; isnat bildirilmeden ve haklar hatırlatılmadan ön görüşme, dostane sohbet ya da ifade öncesi mülakat yoluyla alınan beyanlar ifade ve delil sayılmaz. Şüphelinin kendiliğinden yaptığı açıklamalar ise aynı karara göre delil olarak kabul edilebilir.
Baskıyla ya da vaatle alınan ifade, ben kabul etsem bile delil olur mu?
Olmaz. CMK m. 148/1-2 kötü davranma, işkence, yorma, aldatma, cebir, tehdit gibi müdahaleleri ve kanuna aykırı yarar vaadini yasaklar; CMK m. 148/3 uyarınca bu yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer ceza usulü rehberleri
- Tanık olarak çağrıldım: tanıklık yükümlülüğü ve tanığın hakları (CMK m. 43)
- İfadeye çağrıldım: şüpheli olarak ifade vermek (CMK m. 147)
- Polis ifadesine gitmezsem ne olur? (CMK m. 145)
- Zorla getirme kararı (CMK m. 146)
- İstinabe yoluyla ifade ve sorgu (CMK m. 180 ve 196)
- Avukat olmadan ifade vermek: kolluk ifadesinin değeri (CMK m. 148)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.