İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Esas hakkında mütalaa ve mütalaaya karşı savunma (CMK m. 216)

Yayın tarihi:

Bu sayfada

Kısaca

  • Esas hakkında mütalaa, duruşmanın sonunda Cumhuriyet savcısının toplanan delillere göre davanın esasına ilişkin görüşünü açıklamasıdır.
  • Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre mütalaa açık ve anlaşılır olmalı, mahkûmiyet isteniyorsa uygulanacak kanun maddelerini göstermelidir.
  • Mütalaadan sonra sanık ve müdafii buna karşı savunma yapar; hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.
  • Mütalaa alınmadan, savunma için yeterli süre tanınmadan ya da son söz verilmeden kurulan hükümler Yargıtay kararlarında savunma hakkının kısıtlanması sayılarak bozulmuştur.
  • Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.

Ceza yargılamasında delillerin tartışılmasından sonra Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünü açıklar; sanık ve müdafii bu görüşe karşı savunma yapar. Bu rehber, mütalaanın yargılamadaki yerini, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun aradığı asgari içeriği, bozma kararından sonra yeniden mütalaa alınmasını, mütalaaya karşı savunma için süre talebini, son söz hakkını, duruşmadan bağışık tutulan sanığın durumunu, katılanın görüşünü ve bu kurallara uyulmadan kurulan hükmün akıbetini Ceza Muhakemesi Kanunu maddeleri ve Yargıtay kararlarıyla anlatır.

Temel bilgiler

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Söz sırası

Delillerin tartışılmasında söz sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine verilir; taraflar birbirinin açıklamalarına cevap verebilir.

Dayanak: CMK m. 216/1-2

Savcının dinlenmesi

Duruşmada verilecek kararlar Cumhuriyet savcısı ile duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten sonra verilir.

Dayanak: CMK m. 33/1

Son söz

Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel değildir.

Dayanak: CMK m. 216/3

Mahkemeyi bağlar mı?

Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir; hüküm ise iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.

Dayanak: CMK m. 225

Hazırlık süresi

Kanunda mütalaaya karşı savunma için ayrı bir gün sayısı yazılı değildir. Çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir; bu süreye uyulmamışsa sanığa ara verilmesini isteme hakkı hatırlatılır (m. 190/2).

Dayanak: CMK m. 176/4

Başka dilde savunma

Sanık, esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir; bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz.

Dayanak: CMK m. 202/4-b

Kanun yolunda

Hüküm için önemli hususlarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılmış olması, temyiz dilekçesinde gösterilmese de hukuka kesin aykırılık sayılır.

Dayanak: CMK m. 289/1-h

CMK m. 216'ya göre esas hakkında mütalaa yargılamanın hangi aşamasında verilir?

CMK m. 216/1 uyarınca ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilcisine verilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu esas hakkındaki görüşlerin sırasını da buna göre kurar: delillerin tartışılması tamamlandıktan sonra önce bireysel iddia makamını temsil eden katılan ve vekili, sonra kamusal iddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünü bildirir; sanık veya müdafii de buna ilişkin savunmasını yapar. (Yargıtay CGK, E. 2022/203)1

CMK m. 216/2'ye göre Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili sanığın ve müdafiinin açıklamalarına; sanık ve müdafii de Cumhuriyet savcısının ve katılanın açıklamalarına cevap verebilir. Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir (CMK m. 216/3). Ceza Genel Kurulu bu düzeni, kanun koyucunun önce iddia, sonra savunma makamındaki kişilerin söz almasını kabul etmesi ve tez ile antitezin çatışmasıyla karara ulaşılması olarak açıklar. (Yargıtay CGK, E. 2021/294)2

Mütalaanın biçimi kanunda ayrıca düzenlenmemiştir. Ceza Genel Kurulu, eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu m. 251'de de CMK m. 216'da da Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının ne şekilde olacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, düzenlenmeyen alanların yorumla doldurulduğunu ve mahkûmiyet istenirken uygulanması talep edilen kanun maddelerinin açıkça belirtilmesinin yerleşik bir yöntem olduğunu belirtir.1 CMK'da esas hakkındaki mütalaa, sanık bakımından yalnız m. 202/4-b'de anılır: sanık, mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir; bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz ve bu imkân yargılamayı sürüncemede bırakmak için kötüye kullanılamaz.

CMK m. 188/1'e göre duruşmada hükme katılacak hâkimlerin ve Cumhuriyet savcısının hazır bulunması şarttır. CMK m. 33/1 uyarınca duruşmada verilecek kararlar Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten sonra verilir. Ceza Genel Kuruluna göre bu hüküm Cumhuriyet savcısı yönünden emredicidir; hüküm aşamasında iddia makamının son görüşünün ne olduğunun bilinmesi, etkin bir savunma hakkının kullanılması bakımından büyük önem taşır. (Yargıtay CGK, E. 2023/394)3

Ceza Genel Kuruluna göre esas hakkındaki mütalaada neler bulunmalıdır?

Ceza Genel Kuruluna göre kamusal iddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısı, karar verilmeden önce toplanan kanıtlara göre esasa ilişkin görüşünü açık ve anlaşılır biçimde açıklamak, görüşü mahkûmiyete ilişkinse mevzuattaki kanun ve maddeleri de göstermek zorundadır.1 Kurul aynı ölçüyü başka bir kararında da tekrarlar ve gerekçesini tek cümleyle verir: sağlıklı bir savunma ancak sağlıklı bir iddia üzerine kurulabilir.2

Ceza Genel Kurulu 2025 tarihli kararında asgari içeriği üç unsurla tarif etti. Mütalaa 1) sanığa yüklenen maddi vakıayı, 2) bu vakıanın hukuki nitelendirmesini ve 3) mahkûmiyete ilişkinse nitelendirmeyle ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde göstermelidir. Mütalaa doğrudan verilebileceği gibi iddianameye ya da bu özellikleri taşıyan önceki bir mütalaaya atıfla da verilebilir.3 Bu karar oy çokluğuyla verilmiştir.

Aynı kararda Kurul, Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunmasının ilke olarak farklı işlevleri ve sonuçları olan iki ayrı savcılık işlemi olduğunu belirtir. Davaya yeniden bakan mahkeme bozma kararına uysa da önceki kararında direnmeyi seçse de mütalaanın, savunma hakkının etkin kullanılmasına imkân verecek açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir zorunluluktur.3

Bozma kararından sonra yeniden esas hakkında mütalaa alınması gerekir mi?

CMK m. 307/1 uyarınca Yargıtay'ın bozma kararı üzerine davaya yeniden bakan bölge adliye ya da ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. Ceza Genel Kurulu bu beyanı ve esas hakkındaki mütalaayı ilke olarak farklı işlevleri ve sonuçları olan iki ayrı savcılık işlemi sayar.3

Ceza Genel Kurulunun 29.06.2022 tarihli kararına konu dosyada bölge adliye mahkemesi bozmadan sonraki oturumda bozma ilamını okutmuş, Cumhuriyet savcısı bozmaya ilişkin beyanında bozma ilamına uyulmasını ve önceki tarihli mütalaası doğrultusunda sanığın cezalandırılmasını istemiş, mahkeme de önceki hükümde direnmişti. Kurul bu sözlerin esas hakkında mütalaa olarak geçerli ve yeterli kabul edilemeyeceğine karar verdi; Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve hazır bulunan katılanlar vekili ile sanık müdafiine esasa ilişkin savunma imkânı tanınmadan kurulan hüküm bozuldu.2

Ceza Genel Kurulunun 2025 tarihli kararına konu dosyada ise bozmadan sonraki oturumda Cumhuriyet savcısı, sanığın taklit ürünü satışa arz ettiğinin sabit olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddini istemişti. Kurul, bozma kararıyla ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarının ortadan kalkacağını, mahkûmiyet isteyen Cumhuriyet savcısının nitelendirmeyle ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde göstermesi gerektiğini belirterek bu beyanı geçerli ve yeterli bir mütalaa saymadı; esas hakkındaki görüş usulüne uygun alınmadan hüküm kurulmasıyla sanığın savunma hakkının kısıtlandığını kabul etti.3

Her iki kararda Kurul ayrıca, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan hüküm kurulmasını ayrı bir bozma nedeni saydı.23 CMK m. 307/2'ye göre dosyadaki adresine davetiye tebliğ edilemeyen ya da tebliğe rağmen duruşmaya gelmeyen sanığın bozmaya karşı beyanı saptanmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir; ancak verilecek ceza bozmaya konu cezadan daha ağırsa sanığın her hâlde dinlenmesi gerekir.

Esas hakkındaki mütalaa mahkemeyi bağlar mı? CMK m. 225 ve m. 226

CMK m. 225/1'e göre hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Ceza Genel Kurulu da kovuşturmanın sınırlarını iddianameyi hazırlayan iddia makamının belirlediğini, kovuşturma sonunda iddia makamının duruşmada tartışılan kanıtları değerlendirerek esasa ilişkin iddialarını ortaya koyduğunu belirtir.1

CMK m. 225/2 uyarınca mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Kanunda mütalaaya bundan farklı bir bağlayıcılık tanıyan hüküm yoktur. Bu sayfadaki kararların hiçbiri mütalaanın mahkemeyi bağlayıp bağlamadığını ayrıca tartışmamıştır; sorunun dayanağı madde metinleridir.

Nitelendirmenin değişmesi hâlinde sanık için ayrı bir güvence vardır. CMK m. 226/1'e göre sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip savunmasını yapabilecek hâle getirilmedikçe iddianamede gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez. Ek savunma gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir (m. 226/3); bildirimler sanığa ve varsa müdafiine yapılır (m. 226/4).

Mütalaaya karşı savunma için süre istenebilir mi? CMK m. 176/4 ve m. 190/2

Kanunda mütalaaya karşı savunma için ayrıca belirlenmiş bir süre yoktur. CMK m. 176/4 çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunmasını arar; m. 190/2'ye göre bu süreye uyulmamışsa sanığa duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu hatırlatılır. CMK m. 190/1 ise duruşmaya kural olarak ara verilmeden devam edilmesini, zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlanmasını sağlayacak biçimde ara verilebilmesini öngörür.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2022 tarihli kararına konu dosyada Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını oturumda sunmuş, sanık müdafii buna karşı savunma için süre istemişti. Mahkeme talebi, mütalaanın iddianame doğrultusunda olduğu, müdafiin mütalaadan önceki 29.05.2018 havale tarihli dilekçesiyle esas hakkındaki savunmasını bildirdiği ve yeniden süre verilmesinin yargılamayı uzatacağı gerekçesiyle reddetti. Daire bu reddi, savunma hakkının kullanılmasını etkisiz kılacak biçimde makul süre verilmemesi olarak değerlendirdi ve CMK m. 176/4, 190/2 ve 216'ya aykırılık nedeniyle hükmü bozdu. (Yargıtay 3. CD, E. 2021/21513)4

Ceza Genel Kurulunun 08.12.2022 tarihli kararında Cumhuriyet savcısı mütalaasını duruşma dışında hazırlayıp 31.10.2019'da dosyaya sunmuş, mütalaa aynı gün tutuklu sanıklara ve müdafilerine tebliğ edilmiş, hüküm 04.11.2019 tarihli oturumda kurulmuştu. Kurul iki soruyu birbirinden ayırdı: 1) sanıklar ve müdafileri mütalaadan haberdar olduğu ve CMK m. 216/1'deki sıraya göre söz verildiği için, bu dosyada mütalaanın duruşma tutanağına geçirilmemesi savunma hakkını kısıtlamadı; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının mütalaanın sanıkların yüzüne karşı okunmadığına dair itirazı reddedildi; 2) sanıklara yeterince süre verilmemesi ise, Özel Dairenin itiraz üzerine verdiği kararda da belirtildiği üzere, savunma hakkını kısıtladı. Hüküm bu nedenle ve eksik araştırma nedeniyle bozuldu.1

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2025 tarihli kararında mahkeme, mütalaa içeren duruşma tutanağının sanığa tebliğine ve savunmasını hazırlaması için gelecek oturuma kadar süre verilmesine ara karar kurmuş, ancak tebliğ yapılmadan yargılamaya devam ederek hüküm kurmuştu. Daire, ara karar gereğince mütalaanın sanığa tebliğinin sağlanması gerektiğini belirterek bunu savunma hakkının kısıtlanması ve CMK m. 216'ya aykırılık saydı; hüküm başka nedenlerle birlikte bozuldu. (Yargıtay 3. CD, E. 2022/29374)5

Kararlar gün sayısını ayrıca yazmaz; ancak 3. Ceza Dairesi mütalaaya karşı savunma için makul süre verilmemesini CMK m. 176/4, 190/2 ve 216'ya aykırılık saymıştır.4 Ceza Genel Kurulunun 08.12.2022 tarihli kararına konu dosyada da Özel Daire (3. Ceza Dairesi), Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, mütalaanın sanık müdafilerine Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen süreye uyularak tebliğ edilmediğine ve bu sebeple savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin itirazını kabul etmişti; Kurul hükmünde bu kabulü gözeterek onama kararını kaldırdı.1

CMK m. 216/3'e göre son söz kimindir ve sıra bozulursa ne olur?

CMK m. 216/3 uyarınca hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. Ceza Genel Kuruluna göre savunma hakkıyla yakından ilgili olan bu usul kuralı emredicidir ve kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturur. (Yargıtay CGK, E. 2020/129)6

Kurulun 2020 tarihli kararına konu dosyada Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasından sonra önce sanığa son sözü sorulmuş, ardından sırasıyla iki müdafie mütalaaya karşı diyecekleri sorulmuş ve sanığa yeniden söz verilmeden hüküm kurulmuştu. Kurul, müdafilerin konuşmasından sonra sanık için son söz hakkının yeniden zorunlu hâle geldiğini, bu hak tanınmadan hükmün kurulmasının CMK m. 216/3'e açıkça aykırı olduğunu belirtti; katılan vekillerinin temyiz ettiği beraat hükümlerini diğer yönleri incelemeden bozdu.6

Aynı kararda Kurul, son sözün sanığa verilmesi kuralının bozmadan sonra başlayan yargılamada da aynen geçerli olduğunu ve kurala uyulmamasının temyiz incelemesinde hükmün esasına geçilmeden önce bozma nedeni sayılacağını belirtir.6

CMK m. 216/3'ün 2017'de KHK ile eklenen ve 7078 sayılı Kanunla aynen kabul edilen son cümlesine göre bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel değildir. Bu sayfadaki Ceza Genel Kurulu kararları bu cümleyi yalnız aktarır; uygulamasına dair bir değerlendirme yapmaz.

Duruşmadan bağışık tutulan ya da duruşmada bulunmayan sanık mütalaaya nasıl cevap verir?

CMK m. 193/1'e göre kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Sorgusu yapılmış sanık ya da bu konuda yetkili kıldığı müdafii isterse mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir (CMK m. 196/1); hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda yurt içinde bulunan sanığın görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle duruşmalara katılmasına karar verilebilir (m. 196/4). Sanık hazır bulunmasa da müdafii bütün oturumlarda hazır bulunmak yetkisine sahiptir (m. 197/1).

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2010 tarihli kararına konu dosyada başka suçtan başka yer cezaevinde hükümlü bulunan sanık, aleyhine olan bozmaya karşı savunması alındıktan sonra talebi üzerine duruşmalardan bağışık tutulmuş, ancak mütalaaya karşı beyanı alınmamıştı. Daire, mütalaaya karşı savunmasının alınması ve son sözünün tespiti için bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılması yerine duruşmada bulunan müdafiin beyanıyla yetinilmesini savunma hakkının kısıtlanması saydı ve hükmü bozdu. (Yargıtay 1. CD, E. 2009/8090)7

Bu karar 2010'da verilmiş, bozma 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu m. 321 uyarınca yapılmıştır ve karar talimat yolunu anar; görüntülü ve sesli iletişimle katılmayı düzenleyen m. 196/4'ün bugünkü metni 2017'de değiştirilmiştir. Karar, talebi üzerine bağışık tutulan ve başka yer cezaevinde bulunan sanığa ilişkindir.7

Ceza Genel Kurulunun 2013 tarihli kararına konu dosyada ise sorgusu yapılmış ve başka suçtan tutuklu olan sanık, yargı çevresi dışındaki bir cezaevine nakledilmiş ve hükmün açıklandığı oturuma getirilmemişti; bu oturumda Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünü açıklamış, sanık müdafii esasa ilişkin savunmasını yapmıştı. Sanık daha önce 17.07.2007 tarihli dilekçesiyle duruşmalara katılmak istediğini bildirmiş, 21.09.2007 ve 27.12.2007 tarihli oturumlara müdafiiyle birlikte katılmıştı. Kurul, CMK m. 196/5'e göre sorgusu yapılmış ve zorunlu nedenlerle yargı çevresi dışındaki bir tutukevine nakledilmiş sanığın getirilmemesine mahkemece karar verilebileceğini, bu kararın sanığın bulunmadığı oturumda duruşmaya devam edilmesiyle örtülü olarak da verilebileceğini belirtti. Müdafiin sanığın getirilmesi yönünde bir talebi olmadığını, mahkemenin de sanığın hazır bulunmasına gerek görmeyerek duruşmaya devam ettiğini ve sanığa son oturumda müdafii vasıtasıyla yeterince savunma imkânı verildiğini kabul ederek bu uygulamanın CMK m. 196'ya aykırı olmadığına ve savunma hakkını kısıtlamadığına karar verdi; Özel Dairenin bozma kararını kaldırdı. Bu karar oy çokluğuyla verilmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2013/106)8

Kurul kararı 1. Ceza Dairesinin 2010 tarihli kararına değinmez. İki dosyada sanığın son oturumda bulunmamasının nedeni farklıdır: 2010 kararında sanık talebi üzerine duruşmalardan bağışık tutulmuştu,7 2013 kararında ise yargı çevresi dışındaki cezaevine nakledilip getirilmemişti.8

Ceza Genel Kurulunun 2018 tarihli kararına konu dosyada ise sanık, aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan tutukluydu. Sorgusu sırasında kendisine duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmamış, sanığın da bu yönde bir beyanı olmamıştı. Sanık, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı oturumlarda hazır bulundurulmadan mahkûm edilmiş, Özel Daire hükmü onamıştı. Kurul bunu savunma hakkının sınırlandırılması saydı. Kurula göre duruşmada hazır bulunmak, yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle sanık için bir haktır ve sanık bu haktan ancak açıkça söyleyerek vazgeçebilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı kabul edildi, onama kararı kaldırıldı ve hükümler diğer yönleri incelenmeden oy birliğiyle bozuldu. (Yargıtay CGK, E. 2018/122)9 Kurul bu kararda 2013 tarihli karara değinmez; 2013 kararındaki sanık yargı çevresi dışındaki bir cezaevine nakledilmişti (CMK m. 196/5).8

Ceza Genel Kurulunun 2025 tarihli kararına konu dosyada bozmadan sonraki oturuma taraflar gelmemiş, sanık adına çıkarılan çağrı kâğıdı iade edilmişti. Kurul, duruşmadan haberdar edilmeyen sanığın yokluğunda aleyhine olan bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan hüküm kurulmasını kanuna açıkça aykırı buldu.3

Katılan ve vekili esas hakkındaki mütalaaya karşı görüş bildirebilir mi?

CMK m. 216/1'e göre delillerin tartışılmasında ilk söz katılana veya vekiline verilir; m. 216/2'ye göre katılan veya vekili sanığın ve müdafiinin açıklamalarına cevap verebilir. Ceza Genel Kuruluna göre katılan ve vekili bireysel iddia makamı olarak esas hakkındaki görüşünü Cumhuriyet savcısından önce bildirir.1

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015 tarihli kararında taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılanlar vekillerinin temyizi üzerine incelendi. Daire, duruşmada hazır olan katılan ve katılanlar vekillerine iddia makamının esas hakkındaki mütalaasına karşı diyecekleri sorulmadan karar verilmesini kanuna aykırı buldu ve hükmü eksik inceleme ile birlikte bu nedenle de bozdu. (Yargıtay 12. CD, E. 2014/21204)10

Ceza Genel Kurulunun 29.06.2022 tarihli kararında da bozma nedeni, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün sorulmamasıyla birlikte hazır bulunan katılanlar vekili ve sanık müdafiine esasa ilişkin savunma imkânı tanınmamasıdır.2 Katılanın mütalaaya karşı görüşünün sorulmamasının yalnız sanığın temyizi üzerine bozma nedeni olup olmadığı bu kararlarda tartışılmamıştır.

Mütalaa alınmadan ya da savunma imkânı tanınmadan kurulan hükmün sonucu nedir?

CMK m. 289/1-h uyarınca hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılmış olması, temyiz dilekçesinde gösterilmemiş olsa da hukuka kesin aykırılık sayılır. Cumhuriyet savcısının veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması da aynı maddenin (e) bendinde sayılır.

Ceza Genel Kuruluna göre Cumhuriyet savcısının davanın esasına ilişkin görüşü alınmadan ve hazır bulunan sanığa esas hakkında savunma yapma imkânı tanınmadan hüküm kurulması, sanığın en önemli haklarından biri olan savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.1 Ceza Genel Kurulunun 29.06.2022 ve 2020 tarihli kararlarında bu tür usul hataları, hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasına yol açmıştır.26

Usul hatası yalnız mahkûmiyet hükümlerini etkilemez. 2020 tarihli Ceza Genel Kurulu kararında ve 2015 tarihli 12. Ceza Dairesi kararında bozulan hükümler, katılan tarafın temyizi üzerine incelenen beraat hükümleriydi.610

İlgili mevzuat

CMK m. 216 — Delillerin tartışılması

Madde 216 – (1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.

(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.

(3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir. (Ek cümle: 15/8/2017-KHK-694/148 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/143 md.) Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 33 — Kararların verilmesi usulü

Madde 33 – (1) Duruşmada verilecek kararlar, Cumhuriyet savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililer dinlendikten; duruşma dışındaki kararlar, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra verilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 188 — Duruşmada hazır bulunacaklar

Madde 188 – (1) Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/5 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/5 md.) Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halinde duruşmaya devam edilebilir.

(2) (Mülga: 18/6/2014 - 6545/103 md.)

(3) Bir oturumda bitmeyecek davada, herhangi bir nedenle bulunamayacak üyenin yerine geçmek ve oya katılmak üzere yedek üye bulundurulabilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 176 — İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması

Madde 176 – (1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur. (Ek cümle:8/7/2021-7331/20 md.) Ayrıca, iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de bildirilir, ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar bu durumda uygulanmaz.

(2) Tutuklu olmayan sanığa tebliğ olunacak çağrı kâğıdına mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği yazılır.

(3) Tutuklu sanığın çağrılması duruşma gününün tebliği suretiyle yapılır. Sanıktan duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmesi istenir; müdafii de sanıkla birlikte davet olunur. Bu işlem, tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen personel yanına getirilerek tutanak tutulmak suretiyle yapılır.

(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 190 — Ara verme

Madde 190 – (1) Duruşmaya, ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir.

(2) 176 ncı maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 225 — Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi

Madde 225 – (1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.

(2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 226 — Suçun niteliğinin değişmesi

Madde 226 – (1) Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.

(2) Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.

(3) Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.

(4) (Değişik:14/11/2024-7532/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, sanığa ve varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafie yapılan bildirimler yeterli kabul edilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 202 — Tercüman bulundurulacak hâller

Madde 202 – (1) Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.

(2) Engelli olan sanığa veya mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır.

(3) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, soruşturma evresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da uygulanır. Bu evrede tercüman, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır.

(4) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Ayrıca sanık;

a) İddianamenin anlatılması,

b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,

üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme hizmetleri, beşinci fıkra uyarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği tercüman tarafından yerine getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılamaz.

(5) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.) Tercümanlar, il adlî yargı adalet komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan kişiler arasından seçilirler. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler yalnız bulundukları il bakımından oluşturulmuş listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de tercüman seçebilirler. Bu listelerin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 196 — Sanığın duruşmadan bağışık tutulması

Madde 196 – (1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.

(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.

(3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.

(4) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/147 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/142 md.) Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir.

(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.

(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 197 — Sanığın müdafi gönderebilmesi

Madde 197 – (1) Sanık hazır bulunmasa da müdafii bütün oturumlarda hazır bulunmak yetkisine sahiptir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 193 — Sanığın duruşmada hazır bulunmaması

Madde 193 – (1) Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.

(2) (Değişik: 28/3/2023-7445/20 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 289 — Hukuka kesin aykırılık hâlleri

Madde 289 – (1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:

a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.

b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması.

c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.

d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi.

e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.

f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.

g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.

h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması.

i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 307 — Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri

Madde 307 – (1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.

(2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir.

(3) (Ek:20/2/2019-7165/9 md.) Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir.

(4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. (Değişik ikinci cümle: 24/11/2016-6763/36 md.) Direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. (Ek iki cümle: 24/11/2016-6763/36 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.

(5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

Kararlar

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1. Mütalaanın içeriği, okunmaması ile savunmaya süre verilmemesinin ayrımıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/203 · K. 2022/776 ·

    Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını duruşma dışında hazırlayıp 31.10.2019'da dosyaya sunmuş, mütalaa aynı gün tutuklu sanıklara ve müdafilerine tebliğ edilmiş, hüküm 04.11.2019 tarihli oturumda kurulmuştu. Ceza Genel Kurulu, Cumhuriyet savcısının esasa ilişkin görüşünü açık ve anlaşılır biçimde, mahkûmiyet istiyorsa kanun maddelerini göstererek açıklamak zorunda olduğunu belirtti. Sanıklar ve müdafileri mütalaadan haberdar olduğu ve söz sırasına uyulduğu için mütalaanın duruşma tutanağına geçirilmemesini savunma hakkının kısıtlanması saymadı ve Başsavcılığın bu yöndeki itirazını reddetti; sanıklara yeterince süre verilmemesini ise, Özel Dairenin bu yöndeki itirazı kabul eden kararında da belirtildiği üzere, savunma hakkının kısıtlanması kabul etti. Hüküm bu nedenle ve eksik araştırma nedeniyle oy birliğiyle bozuldu.

    Sonuç: Önceden tebliğ edilen mütalaanın duruşmada okunmaması bu dosyada tek başına bozma nedeni sayılmadı; mütalaaya karşı savunma için yeterli süre verilmemesi bozma nedeni oldu.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2. Bozmadan sonra önceki mütalaaya yalnız atıf geçerli mütalaa sayılmadıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2021/294 · K. 2022/504 ·

    Bozmadan sonra duruşma açan bölge adliye mahkemesinde Cumhuriyet savcısı, bozmaya ilişkin beyanında bozma ilamına uyulmasını ve önceki tarihli mütalaası doğrultusunda sanığın cezalandırılmasını istemiş, mahkeme önceki hükümde direnmişti. Ceza Genel Kurulu, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü açık ve anlaşılır biçimde ve uygulanması talep edilen kanun maddelerini göstererek açıklamak zorunda olduğunu belirterek bu sözleri geçerli ve yeterli mütalaa saymadı. Esas hakkındaki görüş sorulmadan, hazır bulunan katılanlar vekili ile sanık müdafiine esasa ilişkin savunma imkânı tanınmadan ve aleyhe bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan kurulan hüküm, diğer yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle bozuldu.

    Sonuç: Bozmadan sonra savcının bozmaya ilişkin beyanında yalnız bozma ilamına uyulmasını ve önceki tarihli mütalaası doğrultusunda sanığın cezalandırılmasını istemesi geçerli ve yeterli mütalaa sayılmadı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3. Mütalaanın asgari içeriği: maddi vakıa, nitelendirme ve kanun maddeleriYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/394 · K. 2025/81 ·

    Marka hakkına tecavüz dosyasında bozmadan sonraki oturumda Cumhuriyet savcısı, sanığın taklit ürünü satışa arz ettiğinin sabit olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddini istemişti. Ceza Genel Kurulu, CMK m. 33'ün Cumhuriyet savcısı yönünden emredici olduğunu, mütalaanın doğrudan ya da iddianameye veya önceki mütalaaya atıfla verilebileceğini, ancak maddi vakıayı, hukuki nitelendirmeyi ve mahkûmiyete ilişkinse kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde göstermesi gerektiğini belirtti. Bozmaya karşı beyan ile esas hakkındaki mütalaayı ilke olarak ayrı işlemler saydı. Hüküm, mütalaa usulüne uygun alınmadığı ve aleyhe bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadığı için oy çokluğuyla bozuldu.

    Sonuç: Mütalaa, sanığa yüklenen vakıayı, nitelendirmesini ve istenen kanun maddelerini açıkça göstermelidir; "istinaf başvurusunun esastan reddi" talebi bunu karşılamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4. Mütalaaya karşı savunma için süre talebinin reddiYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2021/21513 · K. 2022/5190 ·

    Cumhuriyet savcısı oturumda esas hakkındaki mütalaasını sunmuş, sanık müdafii buna karşı savunma için süre istemişti. Mahkeme talebi, mütalaanın iddianame doğrultusunda olduğu, müdafiin daha önce dilekçeyle esas hakkındaki savunmasını bildirdiği ve yeniden süre verilmesinin yargılamayı uzatacağı gerekçesiyle reddetti. Daire, savunma hakkının kullanılmasını etkisiz kılacak şekilde makul süre verilmeyerek CMK m. 176/4, 190/2 ve 216'ya aykırı hüküm kurulduğunu belirtti; hüküm bu ve iki başka nedenle sanık müdafiinin temyizi üzerine oy birliğiyle bozuldu.

    Sonuç: Mütalaanın iddianameyle aynı olması ve müdafiin önceden yazılı savunma vermiş olması, süre talebinin reddi için yeterli gerekçe sayılmadı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5. Ara karara rağmen mütalaa sanığa tebliğ edilmeden hüküm kurulmasıYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2022/29374 · K. 2025/19360 ·

    Mahkeme, mütalaa içeren duruşma tutanağının sanığa tebliğine ve mütalaaya karşı savunmasını hazırlaması için gelecek oturuma kadar süre verilmesine ara karar kurmuş, ancak mütalaa sanığa tebliğ edilmeden yargılamaya devam ederek hüküm kurmuştu. Daire, ara karar gereğince mütalaanın sanığa tebliğinin sağlanması gerektiğini, aksi hâlde savunma hakkının kısıtlandığını ve CMK m. 216'ya aykırı davranıldığını belirtti. Hüküm, müdafi görevlendirilmemesi ve eksik araştırma gibi başka nedenlerle birlikte tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle bozuldu.

    Sonuç: Mahkeme mütalaanın tebliğine ve savunma için süreye karar vermişse, tebliğ yapılmadan hüküm kurulamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6. Mütalaadan sonra müdafiler konuşursa son söz yeniden sanığa verilirYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2020/129 · K. 2020/230 ·

    Rüşvet dosyasında Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasından sonra önce sanığa son sözü sorulmuş, ardından iki müdafie mütalaaya karşı diyecekleri sorulmuş ve sanığa yeniden söz verilmeden beraat hükümleri kurulmuştu. Ceza Genel Kurulu, son sözün sanığa ait olduğuna ilişkin kuralın emredici olduğunu, uyulmamasının kanuna mutlak aykırılık oluşturduğunu ve kuralın bozmadan sonraki yargılamada da geçerli olduğunu belirtti. Sanığa yeniden zorunlu hâle gelen son söz hakkı tanınmadan kurulan hükümler, katılan vekillerinin temyizi üzerine sair yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle bozuldu.

    Sonuç: Son söz sırası bozulursa, hüküm beraat olsa bile katılanın temyizi üzerine bozulabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7. Duruşmadan bağışık tutulan sanığın mütalaaya karşı savunmasıYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2009/8090 · K. 2010/6236 ·

    Kasten öldürme dosyasında başka suçtan başka yer cezaevinde hükümlü bulunan sanık, aleyhine olan bozmaya karşı savunması alındıktan sonra talebi üzerine duruşmalardan bağışık tutulmuş, mütalaaya karşı beyanı ise alınmamıştı. Daire, mütalaaya karşı savunmasının alınması ve son sözünün tespiti için bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılması yerine duruşmada bulunan müdafiin beyanıyla yetinilmesini savunma hakkının kısıtlanması saydı. Hüküm sair yönleri incelenmeksizin, 1412 sayılı Kanun m. 321 uyarınca oy birliğiyle bozuldu.

    Sonuç: Talebi üzerine duruşmalardan bağışık tutulan, başka yer cezaevindeki sanık için Daire, mütalaaya karşı savunmanın ve son sözün talimatla alınmasını aradı; duruşmadaki müdafiin beyanıyla yetinilmesini savunma hakkının kısıtlanması saydı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8. Yargı çevresi dışına nakledilip son oturuma getirilmeyen sanık ve müdafiin savunmasıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2013/106 · K. 2013/284 ·

    Yağma dosyasında sorgusu yapılmış ve başka suçtan tutuklu olan sanık, yargı çevresi dışındaki bir cezaevine nakledilmiş, hükmün açıklandığı oturuma getirilmemişti; bu oturumda Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünü açıklamış, sanık müdafii esasa ilişkin savunmasını yapmıştı. Özel Daire, sanığın 17.07.2007 tarihli dilekçesinde duruşmaları takip etmek istediğini belirtmesi karşısında son oturumda hazır bulundurulmadan yokluğunda hüküm kurulmasını CMK m. 196'ya aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması sayıp hükmü bozmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz etmişti. Ceza Genel Kurulu, CMK m. 196/5'e göre bu durumdaki sanığın getirilmemesine mahkemece örtülü olarak da karar verilebileceğini belirtti. Müdafiin sanığın getirilmesi yönünde talebi olmadığını, mahkemenin de sanığın hazır bulunmasına gerek görmeyerek duruşmaya devam ettiğini ve sanığa son oturumda müdafii vasıtasıyla yeterince savunma imkânı verildiğini kabul ederek uygulamanın CMK m. 196'ya aykırı olmadığına ve savunma hakkını kısıtlamadığına karar verdi. Bozma kararı oy çokluğuyla kaldırıldı; dosya hükmün esastan incelenmesi için Özel Daireye gönderildi.

    Sonuç: Yargı çevresi dışındaki cezaevine nakledilip son oturuma getirilmeyen, sorgusu yapılmış sanık için Kurul, müdafiin sanığın getirilmesini istemediği ve mahkemenin sanığın hazır bulunmasına gerek görmediği bu dosyada, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünden sonra müdafiin esasa ilişkin savunma yapmasıyla sanığa yeterince savunma imkânı verildiğini kabul etti; karar oy çokluğuyla verildi.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9. Aynı yargı çevresinde tutuklu, bağışık tutulma beyanı olmayan sanık mütalaa ve hüküm oturumlarına getirilmelidirYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2018/122 · K. 2018/613 ·

    Kasten öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından yargılanan sanık, yargılama sırasında aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan tutukluydu. Sorgusu sırasında kendisine duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmamış, sanığın da bu yönde bir beyanı olmamıştı. Sanık, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı oturumlarda hazır bulundurulmadan mahkûm edilmiş, Özel Daire hükmü onamış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etmişti. Ceza Genel Kurulu, duruşmada hazır bulunmanın yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle sanık için bir hak olduğunu ve sanığın bu haktan ancak açıkça söyleyerek vazgeçebileceğini belirtti; sanığın bu oturumlarda hazır bulundurulmadan mahkûm edilmesini savunma hakkının sınırlandırılması saydı. İtiraz kabul edildi, onama kararı kaldırıldı ve hükümler diğer yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle bozuldu.

    Sonuç: Aynı yargı çevresinde başka suçtan tutuklu olup bağışık tutulma yönünde beyanı bulunmayan sanığın, mütalaa ve hüküm oturumlarında hazır bulundurulmadan mahkûm edilmesi savunma hakkının sınırlandırılması sayıldı; Kurula göre sanık duruşmada bulunma hakkından ancak açıkça söyleyerek vazgeçebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10. Katılan ve vekiline mütalaaya karşı diyecekleri sorulmalıdırYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2014/21204 · K. 2015/10899 ·

    Taksirle yaralama suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılanlar vekillerinin temyizi üzerine incelendi. Daire, eksik incelemenin ve katılma talebine karşı sanığa diyeceklerinin sorulmamasının yanında, duruşmada hazır olan katılan ve katılanlar vekillerine iddia makamının esas hakkındaki mütalaasına karşı diyecekleri sorulmadan karar verilmesini de kanuna aykırı buldu. Hüküm bu nedenlerle oy birliğiyle bozuldu.

    Sonuç: Duruşmada hazır olan katılana ve vekiline mütalaaya karşı diyecekleri sorulmadan karar verilemez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Esas hakkında mütalaa nedir?

Esas hakkında mütalaa, delillerin tartışılmasından sonra Cumhuriyet savcısının toplanan delillere göre davanın esasına ilişkin görüşünü açıklamasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre savcı bu görüşü açık ve anlaşılır biçimde açıklamak, mahkûmiyet istiyorsa uygulanmasını istediği kanun maddelerini de göstermek zorundadır.

Mütalaa duruşmanın hangi aşamasında verilir?

CMK m. 216/1'e göre delillerin tartışılmasında söz sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine verilir. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre delillerin tartışılması tamamlandıktan sonra önce katılan ve vekili, sonra Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünü bildirir; ardından sanık ve müdafii savunma yapar. Hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir (CMK m. 216/3).

Esas hakkındaki mütalaa mahkemeyi bağlar mı?

CMK m. 225/2'ye göre mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir; hüküm ise iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir (m. 225/1). Sanık, suçun hukuki niteliğinin değişeceği önceden haber verilip savunmasını yapabilecek hâle getirilmedikçe iddianamede gösterilen kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez (m. 226/1).

Mütalaaya karşı savunma için süre istenebilir mi?

Kanunda mütalaaya karşı savunma için ayrı bir gün sayısı yazılı değildir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, mütalaanın iddianame doğrultusunda olduğu ve yeniden süre verilmesinin yargılamayı uzatacağı gerekçesiyle müdafiin süre talebinin reddedilmesini savunma hakkının kısıtlanması sayarak hükmü bozmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da, mütalaanın tebliğinden dört gün sonra hüküm kurulan bir dosyada, Özel Dairenin kabulüne katılarak sanıklara yeterince süre verilmemesini bozma nedeni saymıştır.

Mütalaa duruşmada okunmazsa hüküm bozulur mu?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mütalaanın önceden sanıklara ve müdafilerine tebliğ edildiği ve söz sırasına uyulduğu bir dosyada mütalaanın duruşmada okunmamasına ve tutanağa geçirilmemesine dair itirazı reddetmiştir. Aynı dosyada sanıklara mütalaaya karşı savunma için yeterince süre verilmemesi ise bozma nedeni olmuştur.

Bozmadan sonra savcının önceki mütalaasına atıf yapması yeterli mi?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bozmadan sonra savcının bozmaya uyulmasını ve önceki tarihli mütalaası doğrultusunda cezalandırma istemesini geçerli ve yeterli bir mütalaa saymamıştır. Kurula göre mütalaa önceki bir mütalaaya atıfla da verilebilir, ancak atıf yapılan metin de sanığa yüklenen vakıayı, nitelendirmesini ve mahkûmiyet isteniyorsa kanun maddelerini açıkça göstermelidir.

Son söz verilmeden hüküm kurulursa ne olur?

CMK m. 216/3'e göre hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre bu kural emredicidir ve uyulmaması kanuna mutlak aykırılıktır; mütalaadan sonra müdafiler konuştuysa son söz sanık için yeniden zorunlu hâle gelir. Kurul, bu kurala uyulmadan kurulan beraat hükümlerini katılanın temyizi üzerine bozmuştur.

Duruşmalardan bağışık tutulan sanığın mütalaaya karşı savunması nasıl alınır?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2010 tarihli kararında, başka yer cezaevinde bulunan ve duruşmalardan bağışık tutulan sanığın mütalaaya karşı savunmasının ve son sözünün bulunduğu yer mahkemesine talimat yazılarak alınması gerektiğini o dosyada belirtmiştir. Bugün CMK m. 196/4, hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda yurt içindeki sanığın görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle duruşmalara katılmasına da imkân verir.

Müdafiin mütalaaya karşı savunması sanığın savunması yerine geçer mi?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2010 tarihli kararında, talebi üzerine duruşmalardan bağışık tutulan ve başka yer cezaevinde bulunan sanık için duruşmadaki müdafiin beyanıyla yetinilmesini savunma hakkının kısıtlanması saymıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 2013 tarihli kararında, yargı çevresi dışındaki cezaevine nakledilip son oturuma getirilmeyen sanık bakımından, müdafiin sanığın getirilmesini istemediği, mahkemenin sanığın hazır bulunmasına gerek görmediği ve müdafiin mütalaadan sonra esasa ilişkin savunma yaptığı o dosyada savunma hakkının kısıtlanmadığına oy çokluğuyla karar vermiştir. Kurul 2018 tarihli kararında, aynı yargı çevresinde başka suçtan tutuklu bulunan ve bağışık tutulma konusunda beyanı olmayan sanığın, mütalaanın bildirildiği ve hükmün açıklandığı oturumlarda hazır bulundurulmadan mahkûm edilmesini savunma hakkının sınırlandırılması saymış; sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından ancak açıkça söyleyerek vazgeçebileceğini belirtmiştir. Kararda müdafiin bu oturumlarda bulunup bulunmadığına ve savunma yapıp yapmadığına değinilmemiştir. Bu karar 2013 tarihli karara değinmez. Hazır bulunan sanığa son sözün verilmesi ise ayrı bir kuraldır (CMK m. 216/3).

Katılanın mütalaaya karşı görüşü sorulmalı mı?

CMK m. 216'ya göre katılan veya vekili tartışmada ilk sözü alır ve sanığın açıklamalarına cevap verebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, duruşmada hazır olan katılan ve vekillerine mütalaaya karşı diyecekleri sorulmadan karar verilmesini kanuna aykırı bulmuş ve beraat hükmünü katılanlar vekillerinin temyizi üzerine bozmuştur.

Sanık mütalaaya karşı başka bir dilde savunma yapabilir mi?

CMK m. 202/4-b'ye göre sanık, esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Tercüman, il adli yargı adalet komisyonlarının listesinden sanığın seçtiği kişidir ve giderleri Devlet Hazinesince karşılanmaz; bu imkân yargılamayı sürüncemede bırakmak amacıyla kötüye kullanılamaz.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Diğer ceza usulü rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.