İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Tutuklama nedenleri ve katalog suçlar (CMK m. 100)

Yayın tarihi:

Bu sayfada

Kısaca

  • Tutuklama bir ceza değil, şüpheli veya sanığın kaçmasını, delilleri karartmasını ya da tanık ve mağdurlar üzerinde baskı kurmasını önlemeye yönelik bir koruma tedbiridir.
  • Kanun tutuklamayı kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillere, bir tutuklama nedenine ve ölçülülüğe bağlar.
  • Kanunda sayılan katalog suçlarda tutuklama nedeni var sayılabilir, ancak tutuklama zorunlu değildir.
  • Hapis cezasının üst sınırı iki yılı aşmayan suçlarda kural olarak tutuklama yasaktır.
  • Soruşturmada kararı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi verir ve karar gerekçeli olmalıdır.

Tutuklama, hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunan şüpheli veya sanığın hâkim kararıyla özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Bu rehber, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100 ve 101 ile Anayasa m. 19'a göre tutuklamanın koşullarını, kaçma ve delil karartma şüphesinin nasıl gösterileceğini, katalog suçların anlamını, tutuklama yasaklarını ve tutuklama kararının gerekçesini Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla anlatır.

Temel bilgiler

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Temel koşul

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni bulunmalıdır; işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü değilse tutuklama kararı verilemez.

Dayanak: CMK m. 100/1

Tutuklama nedenleri

1) Kaçma, saklanma veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular; 2) şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri karartma ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişimi hususunda kuvvetli şüphe oluşturması.

Dayanak: CMK m. 100/2

Katalog suçlar

Maddede sayılan suçların işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri varsa tutuklama nedeni var sayılabilir; kanun "var sayılır" demez.

Dayanak: CMK m. 100/3

Tutuklama yasağı

Sadece adli para cezası gerektiren suçlarda ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

Dayanak: CMK m. 100/4

Gerekçede gösterilecekler

Kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerini, tedbirin ölçülü olduğunu ve adli kontrolün yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Dayanak: CMK m. 101/2

Kararı veren

Soruşturmada Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi; kovuşturmada savcının istemi üzerine veya re'sen mahkeme karar verir.

Dayanak: CMK m. 101/1

Tutuklama nedir ve hangi koşullara bağlıdır? (Anayasa m. 19/3, CMK m. 100/1)

Anayasa m. 19/3'e göre suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. CMK m. 100/1 bu güvenceyi kanun düzeyinde kurar: kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir; işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemez.

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre tutuklama, şüpheli veya sanığın kaçmasını ya da delillerin karartılmasını yahut tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurulmasını önlemek amacıyla başvurulan bir koruma tedbiridir. Kurul tutuklama kararı için şu koşulları sayar: 1) kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunmalı, 2) bir tutuklama nedeni olmalı, 3) ölçülülük ilkesine uyulmalı, 4) tutuklama yasağı bulunmamalı; ayrıca sanığa güvence belgesi verilmemiş olmalı, muhakeme şartı gerçekleşmeli ve muhakeme ehliyeti bulunmalıdır. (Yargıtay CGK, E. 2021/232)1 Aynı çerçeve, tutuklama nedeniyle açılan bir tazminat davasında 2025'te verilen Ceza Genel Kurulu kararında da tekrarlanmıştır. (Yargıtay CGK, E. 2024/286)2

Anayasa Mahkemesi de tutuklamanın bir ceza değil koruma tedbiri olduğunu vurgular; bu nedenle tedbire başvurulmamasının cezasızlık algısına yol açacağı söylenemez. (Anayasa Mahkemesi, E. 2023/69)3 Mahkemeye göre tutuklama tedbiriyle şüphelinin veya sanığın kaçması, delillerin karartılması ve suçun mağduru, tanığı veya diğer kişiler üzerinde baskı yapılmasının engellenmesi amaçlanır.3

Koşulların bulunması tutuklamayı zorunlu kılmaz. Ceza Genel Kuruluna göre hâkim veya mahkeme, kanunda yazılı tutuklama nedenleri bulunsa dahi tutuklama kararı vermek zorunda değildir.1 Bu takdirin katalog suçlardaki anlamı aşağıda ayrıca anlatılmıştır.

CMK m. 100/1'e göre kuvvetli suç şüphesi ve somut delil şartı ne demektir?

CMK m. 100/1 tutuklamayı kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunmasına bağlar. Bu ifade kanunun ilk metninde yoktu: Ceza Genel Kurulunun aktardığı değişiklik tarihçesine göre 6526 sayılı Kanunla maddenin birinci fıkrasında yer alan “olguların” ibaresi “somut delillerin” şeklinde değiştirilmiştir.1 Kurul bu nedenle iki dönemi ayırır: 6526 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesinde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların, sonrasında ise kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması gerekir.2 CMK'nın yürürlük tablosuna göre 6526 sayılı Kanunun m. 100'e ilişkin değişikliği 6/3/2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Eski metin döneminde verilen kararlar da somutluk arıyordu. Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna göre tutuklamanın koşulları arasındaki “olgu” kavramı soyut değil somut durumların varlığını ifade eder; tutuklama veya tutukluluğun devamı için kuvvetli suç şüphesinin bulunması yetmez, bunun varlığını ortaya koyan olguların ve sebeplerin de açıklanması gerekir. (Yargıtay HGK, E. 2010/554)4 Bu karar 2010 tarihlidir, oyçokluğuyla verilmiştir ve m. 100/1'in 6526 sayılı Kanundan önceki metnine dayanır.

Aynı şart katalog suçlar için de açıkça yazılmıştır. 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 13. maddesiyle m. 100/3'e “somut delillere dayanan” ibaresi eklenmiş; Anayasa Mahkemesi bu ibarenin cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçları yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesi, E. 2021/96)5 Mahkemenin aktardığı kanun gerekçesine göre maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları birlikte değerlendirildiğinde üçüncü fıkrada sayılan suçlar bakımından da tutuklamaya başvurulabilmesi için birinci fıkrada belirtilen kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması gerekir.5 Mahkemeye göre kural, tutuklamanın usul, esas ve sınırlarına ilişkin Anayasa m. 19'daki şartı somutlaştırmak dışında bir yenilik ya da farklılık getirmemektedir.5 CMK'nın yürürlük tablosuna göre 7331 sayılı Kanunun m. 100 ve m. 101'e ilişkin değişiklikleri 14/7/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Anayasa Mahkemesine göre kişinin tutuklanması için ön koşul olan suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunması, Anayasa m. 19/3'ün sözünden kaynaklanan ek bir güvencedir. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2021/35038)6 Bireysel başvurularda Mahkeme önce bu ön koşula bakar: Genel Kurulun incelediği bir olayda, tutuklama kararında MASAK raporuna ve tanık beyanlarına dayanılarak yapılan kuvvetli belirti değerlendirmesinin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemeyeceği kabul edilmiş, inceleme tutuklamanın meşru bir amacının, yani bir tutuklama nedeninin gösterilip gösterilmediği üzerinden sürdürülmüştür (ihlal kararı oyçokluğuyla verilmiştir). (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2023/7631)7

CMK m. 100/2-a'ya göre kaçma şüphesi nasıl gösterilir? Suçun ağırlığı yeter mi?

CMK m. 100/2-a'ya göre şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa bir tutuklama nedeni var sayılabilir. Kanun burada da soyut bir ihtimal değil somut olgu arar; CMK m. 101/2-b de tutuklama nedenlerinin varlığını gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmesini ister.

Anayasa Mahkemesine göre bir suçun niteliği veya bu suça ilişkin olarak verilebilecek cezanın ağırlığı her zaman kaçma tehlikesinin bulunduğunu ortaya koyan bir durum olarak kabul edilemez.6 Kaçma şüphesinin belirlenmesinde suçun ya da cezanın niteliğinin yanı sıra kişinin durumu da özellikle dikkate alınır. Mahkemenin saydığı kişisel unsurlar şunlardır: sabit bir yerleşim yerinin olup olmadığı, mesleği, mal varlığı, ailesinden veya işinden kaynaklanan bağlantıları, yakalanma şekli, süreç içindeki tavır ve davranışları, başka bir ülkeye gitmesini veya orada barınmasını kolaylaştıran özel koşulların bulunup bulunmadığı, kişilik özellikleri ve ahlaki durumunu gösteren tutum ve eylemleri. Aynı ölçüt hem Birinci Bölüm hem Genel Kurul kararında yer alır.67

Bir başvuruda suç tarihinde on beş yaşında olan başvurucu hakkında soruşturmada yurt dışına çıkamama ve haftada bir gün imza şeklinde adli kontrol uygulanmış, ağır ceza mahkemesi sekiz ayı aşkın süre sonra onu atılı suçun vasıf ve mahiyeti, adli kontrolün yetersiz kalacağı, mevcut delil durumu ve suçun katalog suçlardan olduğu gerekçesiyle tutuklamıştı. Anayasa Mahkemesi, tutuklama kararında kaçma şüphesine, delilleri yok etme veya değiştirme riskine ya da adli kontrole uymamaya değinilmediğini, dosyaya bu yönde bir verinin de yansımadığını belirterek katalog suça ve adli kontrolün yetersizliğine dayanılmasını o tutuklama kararı için yeterli görmedi ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdi.6

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun incelediği başka bir başvuruda tutuklama kararlarında kaçma şüphesi yönünden bir değerlendirme yapılmamış, yalnız suçun vasıf ve mahiyetine ve muhtemel ceza miktarına değinilmişti. Başvurucu hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol bulunuyordu ve bu tedbire uymadığı yönünde bir tespit yoktu; soruşturmadan tutuklanmadan önce haberdar olduğu süre içinde kaçma girişiminde bulunduğuna ilişkin bir olgu da görülmedi. Genel Kurul bu durumda başvurucunun kaçma riski taşıdığı sonucunu haklı çıkaracak kişisel bir değerlendirmenin tutuklama kararında bulunmadığını kabul etti.7

Suçun ağırlığı her olayda önemsiz de sayılmaz. Anayasa Mahkemesi, terör örgütü üyeliği isnadıyla tutuklanan bir başvurucuda olayın özel koşulları ile kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde suçun ağırlığına atfen kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedeninin olgusal temellerinin olduğunu kabul etmiştir; o olaydaki ihlal sonucu tutuklama nedeninden değil, adli kontrolün neden yetersiz kaldığının gösterilmemesinden, yani ölçülülükten çıkmıştır. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2022/63179)8 İki karar arasındaki fark, kişinin önceki davranışlarına ve tutuklama kararının gerekçesine ilişkindir; Mahkeme katalog suçu ne genel olarak yeterli ne genel olarak yetersiz saymıştır.

CMK m. 100/2-b'ye göre delil karartma ve baskı şüphesi ne zaman vardır?

CMK m. 100/2-b'ye göre şüpheli veya sanığın davranışları delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa bir tutuklama nedeni var sayılabilir. Kanunun ölçütü kişinin kendi davranışlarıdır.

Anayasa Mahkemesi Genel Kuruluna göre delilleri karartma riski soyut bir biçimde değerlendirilemez, olgusal bir temelinin bulunması gerekir; delilleri karartma şüphesinin temelinde şüpheli veya sanığın davranışları olmalıdır.7

Aynı başvuruda tutuklama kararı, başvurucunun serbest bırakılması hâlinde müşteki üzerinde baskı kurma ihtimaline dayanıyordu. Genel Kurul, müştekinin kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğunu ve başvurucunun bu yönde somut bir eyleminin bulunmadığını belirtti. Ayrıca şikâyete konu deliller müşteki tarafından ayrıntılı biçimde Başsavcılığa sunulmuş, Başsavcılık ek delil ihtiyacı duymadan iddianame düzenlemiş, başvurucunun serbest olduğu dönemde delilleri karartma girişimine ilişkin bir bulgu bulunmamış ve başvurucunun çalıştığı kurumla ilişiği kesilmişti. Genel Kurul bu koşullar altında başvurucunun delillerin karartılmasını sağlayabilecek bir konumda olduğunun söylenemeyeceğini kabul etti.7

Anayasa Mahkemesinin incelediği terör örgütü üyeliği başvurusunda tutuklama kararında delil karartma şüphesinin varlığına ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemişti; tutuklama orada kaçma şüphesine dayanıyordu.8 Ceza Genel Kurulu da tutukluluğa itiraz üzerine iki şüpheliyi tahliye eden hâkim hakkındaki beraat hükmünü onarken, şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma yönünde hareket ettiklerine dair somut olguların mevcut olmamasını tahliye kararının dayanakları arasında saymıştır.1

CMK m. 100/3'teki katalog suçlarda tutuklama zorunlu mu?

CMK m. 100/3, işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklama nedeninin var sayılabileceği suçları sayar. Liste Türk Ceza Kanunundaki soykırım ve insanlığa karşı suçları, göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretini, kasten öldürmeyi, bazı nitelikli kasten yaralama hâllerini, işkenceyi, cinsel saldırıyı (birinci fıkra hariç), çocukların cinsel istismarını, hırsızlık ve yağmayı, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretini, suç işlemek amacıyla örgüt kurmayı (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç), Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçları; ayrıca 6136, 4389, 4926, 2863, 6831, 2911 ve 3713 sayılı kanunlardaki belirli suçları kapsar. Listeye 7406 sayılı Kanunla kadına karşı işlenen kasten yaralama ile sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama, 7528 sayılı Kanunla resmî ve özel eğitim kurumlarında görev yapan yönetici, öğretmen ve öğreticiler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama eklenmiştir. CMK'nın yürürlük tablosuna göre 7406 sayılı Kanunun m. 100 değişikliği 27/5/2022, 7528 sayılı Kanunun değişikliği 18/10/2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Tam liste sayfanın altındaki madde metnindedir.

Katalog suçta tutuklama zorunlu değildir. Anayasa Mahkemesine göre bu suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde yalnızca tutuklama nedeni var sayılabilir, tutuklama zorunlu hâle getirilmemektedir; hâkim, şüpheli ya da sanığın kaçmayacağı, delilleri karartmayacağı veya tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunmayacağı kanaatine ulaşırsa tutuklama kararı vermeyebilir.5 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da kanun koyucunun “tutuklama nedeni var sayılabilir” ibaresini kullandığını, “var sayılır” şeklinde bağlayıcı bir ifade kullanmadığını ve katalog suçlarda da tutuklamanın zorunlu değil ihtiyari olduğunu belirtmiştir.4

Ceza Genel Kurulu kararlarında aynı ilke takdir yetkisiyle açıklanır: CMK tutuklamada zorunluluk yerine hâkimin takdirine dayanan bir sistem getirmiştir; m. 100'de sayılan bütün koşulların varlığı hâlinde bile tutuklama kararı verilip verilmemesi hâkimin takdirindedir ve suçun katalog suçlardan olması bunun istisnasını oluşturmaz. (Yargıtay CGK, E. 2021/298)9 (Yargıtay CGK, E. 2008/225)10 Kurul 2008 tarihli kararında ilkeyi tutuklamaya sevk konusunda Cumhuriyet savcısına da uyguladı: savcının sahip olduğu takdir hakkı keyfilik anlamına gelmez; hâkimin değerlendirmesine benzer şekilde savcı da m. 100'deki koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini gözeterek tutuklamaya sevk edip etmeme konusunda takdir hakkını kullanır. Aksinin kabulü bazı suç tiplerinde şüphelilerin mutlaka tutuklamaya sevk edilmesi sonucunu doğurur ve bunun yasal dayanağı yoktur.10 Bu karar oyçokluğuyla verilmiştir ve m. 100'ün o tarihteki metnine dayanır.

Takdirin de sınırı vardır. Ceza Genel Kurulu, tutukluluğa itiraz üzerine polis memurlarını ve amirlerini tahliye eden bir hâkimin görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyetini onarken, örgütsel saikle tahliye kararı verme eyleminin takdir hakkı kapsamında kalmadığını ve hâkimin delillerin takdirinde keyfilik gösterdiğini kabul etti.9 Aynı yıl verilen başka bir kararda ise isnat edilen suçların tutuklama nedeninin var sayılabileceği katalog suçlar arasında sayılmaması ve suç vasfının değişme ihtimali de gözetilerek, şüphelileri tahliye eden hâkimin kararı yargı yetkisi ve takdir hakkı kapsamında görüldü ve beraat hükmü onandı.1

Suçun gerçekten katalogda olup olmadığı da denetlenir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, tutuklama ve itirazın reddi kararlarında katalog suç olduğu belirtilen nitelikli dolandırıcılık suçunun katalog suçlardan olmadığını tespit etti; bu nedenle kaçma riski, delilleri değiştirme ya da tanıklara, mağdurlara ve diğer kişilere baskı yapılması riski gibi bir tutuklama nedeninin varlığının varsayılamayacağını, tutuklama nedeninin mevcut olup olmadığını mahkemelerin ortaya koyması gerektiğini belirtti.7

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da katalog suç gerekçesine dayanan bir itiraz reddi kararını incelediği davada, sadece katalog suç nedeniyle yargılanıyor olmanın mutlak tutukluluk anlamına gelmediğini ve tutukluluğun ihtiyari olduğunu vurgulamıştır.4 Bu davada hâkimlerin hukuki sorumluluğu o tarihteki usul kanununun (HUMK m. 573/2) hükümlerine göre incelenmiştir. Bugün CMK m. 141/3'e göre suç soruşturması veya kovuşturması sırasında hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. Bu sayfa kararı yalnız katalog suçta gerekçe ilkesi için kullanır.

Ölçülülük ve tutuklama yasakları: CMK m. 100/1 ikinci cümle, m. 100/4 ve 5395 sayılı Kanun m. 21

CMK m. 100/1'in ikinci cümlesine göre işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemez. Anayasa Mahkemesine göre bu ölçülülük şartı katalog suçların yer aldığı üçüncü fıkra bakımından da geçerli olmaya devam eder.5

Anayasa Mahkemesi ölçülülüğü üç alt ilkeyle açıklar: 1) elverişlilik — müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması, 2) gereklilik — aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmaması, 3) orantılılık — bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi.8 Mahkemeye göre ölçülülük ilkesi ceza yargılamasında kişi özgürlüğüne mümkün olan en hafif sınırlamayı getirecek koruma tedbirinin tercih edilmesini gerektirir.3

CMK m. 100/4'e göre sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Ceza Genel Kuruluna göre tutuklama konusunda zorunluluk sistemi getirmeyip hâkime takdir hakkı tanıyan kanun koyucu, m. 100/4 kapsamındaki suçlarda tutuklama yasağı getirmiştir.9 Fıkranın bugünkü hâli iki değişikliğin ürünüdür: Kurulun aktardığı tarihçeye göre ilk metin üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklamayı yasaklıyordu; 6352 sayılı Kanun bu sınırı iki yıla çıkarmış, 6763 sayılı Kanun “vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere” istisnasını eklemiştir.1 Bu istisnanın hangi suçları kapsadığı bu sayfadaki kararlarda yorumlanmamıştır.

Çocuklar için ayrı bir yasak vardır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 21'e göre on beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez. Anayasa Mahkemesi, suç tarihinde 15 yaşını doldurmuş ve isnat edilen suçun üst sınırı beş yıldan fazla olan bir başvurucu bakımından tutuklama yasağı bulunmadığını belirtmiştir; Başsavcılığın tutuklama yasağı bulunduğu düşüncesiyle tutuklama talep etmemesi bu sonucu değiştirmemiştir.6

Tutuklama yasağı kişiyi her tedbirden muaf tutmaz: CMK m. 109/2'ye göre kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. Adli kontrolün türleri ve süresi ayrı bir rehberin konusudur.

CMK m. 101/2'ye göre tutuklama kararının gerekçesinde neler gösterilir? Adli kontrol neden yetmiyor?

CMK m. 101/2'ye göre tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda 1) kuvvetli suç şüphesini, 2) tutuklama nedenlerinin varlığını, 3) tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, 4) adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Dördüncü bent 8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 14. maddesiyle eklenmiştir.

Anayasa Mahkemesi bu bendin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi. Mahkemeye göre adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek ortaya konulmadan tutuklama tedbirinin uygulanmasına veya uygulanmakta olan tutuklamanın devamına ya da bu husustaki bir tahliye talebinin reddine karar verilmesi mümkün değildir.3 Mahkeme, tutuklama sebeplerinin bulunduğu durumlarda tutuklama kararının verilmesini zorunlu kılan düzenlemeler yapılmasını gerektiren anayasal bir hüküm bulunmadığını da belirtmiştir.3

Bireysel başvurularda da aynı ölçüt uygulanır. Anayasa Mahkemesine göre tutukluluğa ilişkin kararlarda öncelikle adli kontrol tedbirleri değerlendirilmeli ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağı gerekçelendirilmelidir.8 Mahkeme, benzer eylemleri nedeniyle daha önce tahliye edilip adli kontrole uygun olarak duruşmanın bir sonraki oturumuna katılan başvurucunun yeniden tutuklanmasında adli kontrolün neden yetersiz kaldığına ilişkin somut bir değerlendirme yapılmamasını eksiklik saydı ve tutuklamanın ölçülü olduğuna dair olgular yeterince ortaya konulmadığı için kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdi.8

Adli kontrole uymak tutuklamaya kanuni bir engel oluşturmaz. Anayasa Mahkemesi, adli kontrol tedbirlerine uyulsa bile soruşturma veya kovuşturma aşamasında tutuklamaya başvurulmasının önünde kanundan kaynaklanan bir engel bulunduğunu tespit etmemiştir.6 Ancak aynı kararda, sekiz ayı aşkın süredir adli kontrol altında bulunan ve tedbire uymadığına ilişkin bir veri olmayan başvurucu için yalnız katalog suça ve adli kontrolün yetersiz kalacağına dayanılması yeterli görülmemiştir.6

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010 tarihli kararında, başka tedbirlerle yargılamanın amacına ulaşılamayacağının açıklıkla gerekçelendirilmesi ve en ağır tedbir olan tutuklamanın tercih edilme nedenlerinin de açıklıkla ortaya konulması gerektiğini belirtmişti.4 Kararın aktardığı m. 101/2 metni bugünkü bentli metinden öncedir; bugünkü kural madde metnindedir.

Ceza Genel Kuruluna göre tutuklama kararı verildiği zamanki koşullar ileride değişip tutuklama nedenleri ortadan kalktığında tutuklama kararının derhal geri alınması gerekir; bunun için kararın hukuki temellerinin aradan geçen sürede varlığını koruyup korumadığı araştırılmalıdır.2 Tutukluluğun süresi ve periyodik incelemesi ayrı bir rehberde anlatılır.

Tutuklama kararını kim verir, müdafi ve itiraz: CMK m. 101/1, 101/3-5

CMK m. 101/1'e göre soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkeme karar verir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiilî nedenlere yer verilir. Anayasa m. 19/3 de tutuklamayı hâkim kararına bağlar.

CMK m. 101/2'nin son cümlesine göre kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendisine verilir ve bu husus kararda belirtilir. Anayasa m. 19'a göre yakalanan veya tutuklanan kişilere tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar yazılı, bunun hemen mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhal bildirilir; kişinin tutuklandığı yakınlarına da derhal bildirilir. CMK m. 101/4'e göre tutuklama kararı verilmezse şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.

CMK m. 101/3'e göre tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. Bu sayfadaki kararlarda m. 101/3'teki müdafi yardımı ayrıca yorumlanmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yalnız tutuklamaya itirazın incelenmesine ilişkin olarak, tutuklu sanığın müdafiinin gerektiği biçimde savunma yapabilmesi için soruşturma dosyasına ulaşabilmesinin sağlanması gerektiğini belirtmiştir.4 Bugünkü CMK m. 153/2'ye göre müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir; bu karar yalnız maddede sayılan suçlara ilişkin soruşturmalarda verilebilir ve m. 153/3'te sayılan tutanaklar kısıtlamanın dışındadır. Erişim kısıtlıyken tutuklamaya itiraz ayrı bir rehberde anlatılır.

CMK m. 101/5'e göre m. 100 ve m. 101 gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir. İtirazın süresi, inceleyen merci ve tahliye talebi ayrı bir rehberde anlatılır. Anayasa m. 19'a göre bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zarar tazminat hukukunun genel prensiplerine göre Devletçe ödenir; tutuklama nedeniyle tazminatın koşulları da ayrı bir rehberin konusudur.

İlgili mevzuat

CMK m. 100 — Tutuklama nedenleri

Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),

2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.) Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)

3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),

5. İşkence (madde 94, 95)

6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),

7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),

9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),

11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),

12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.

d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.

e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.

f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.

g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.

h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.

i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu.

j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu.

k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 101 — Tutuklama kararı

Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

d) (Ek:8/7/2021-7331/14 md.) Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.

(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.

(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.

(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

Anayasa m. 19 — Kişi hürriyeti ve güvenliği

Madde 19 – Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hakim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

(Değişik birinci cümle: 3/10/2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal (…) ve savaş hallerinde uzatılabilir.

(Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.

(Değişik: 3/10/2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.

Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (2709)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

5395 sayılı Kanun m. 21 — Tutuklama yasağı

Madde 21- (1) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez.

Kaynak: Çocuk Koruma Kanunu (5395)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 3 Kasım 2026 tarihinde alınmıştır.

Kararlar

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1. Tutuklamanın koşulları, hâkimin tutuklama zorunluluğunun bulunmaması ve katalog dışı suçta tahliyeYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2021/232 · K. 2022/415 ·

    Nöbetçi asliye ceza hâkimi, sulh ceza mahkemesince tutuklanan iki şüpheliyi tutuklamaya itiraz üzerine tahliye etmiş, hakkında görevi kötüye kullanma suçundan dava açılmıştı. Ceza Genel Kurulu, CMK m. 100 ve 101'in değişiklik tarihçesini aktardıktan sonra tutuklamanın bir koruma tedbiri olduğunu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil, tutuklama nedeni, ölçülülük ve tutuklama yasağı bulunmaması koşullarını saydı ve hâkimin tutuklama nedenleri bulunsa dahi tutuklama kararı vermek zorunda olmadığını belirtti. Şüphelilerin kaçma ve delil karartma yönünde hareket ettiklerine dair somut olgu bulunmaması, isnat edilen suçların katalog suçlar arasında sayılmaması ve suç vasfının değişme ihtimali karşısında tahliye kararı takdir hakkı kapsamında görüldü; beraat hükmü oybirliğiyle onandı.

    Sonuç: Tutuklama nedenleri bulunsa bile hâkim tutuklamak zorunda değildir; katalog dışı suçta somut kaçma ve karartma olgusu yokken verilen tahliye takdir yetkisi içindedir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2. 6526 sayılı Kanun öncesi ve sonrası kuvvetli şüphe ölçütü; tutuklama nedeni kalkınca kararın geri alınmasıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/286 · K. 2025/72 ·

    Karar bir tazminat davasında verilmiştir; Ceza Genel Kurulu genel açıklama bölümünde tutuklamanın koşullarını özetledi. Kurula göre tutuklama kararı için 6526 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesinde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların, sonrasında ise somut delillerin bulunması gerekir; ayrıca bir tutuklama nedeni olmalı, ölçülülüğe uyulmalı ve tutuklama yasağı bulunmamalıdır. Tutuklama kararı verildiği zamanki koşullar değişip tutuklama nedenleri ortadan kalktığında karar derhal geri alınmalıdır. Uyuşmazlığın kendisi tazminata ilişkindir ve bu sayfada anlatılmamıştır; direnme kararı oybirliğiyle bozuldu.

    Sonuç: 6526 sayılı Kanundan sonra kuvvetli suç şüphesi somut delillerle gösterilmelidir; tutuklama nedeni ortadan kalkınca karar derhal geri alınır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3. CMK m. 101/2-d: adli kontrolün yetersizliğinin somut olgularla gösterilmesi Anayasa'ya uygunAnayasa Mahkemesi · E. 2023/69 · K. 2023/165 ·

    Bir ağır ceza mahkemesi, tutuklama kararlarında adli kontrolün yetersiz kalacağını gösteren delillerin somut olgularla gösterilmesini isteyen CMK m. 101/2-d'nin tutuklamayı güçleştirdiğini ve cezasızlık algısı yarattığını ileri sürerek iptalini istemişti. Anayasa Mahkemesi, kurala göre bu deliller somut olgularla ortaya konulmadan tutuklamaya, tutukluluğun devamına ya da tahliye talebinin reddine karar verilemeyeceğini; tutuklamanın ceza değil koruma tedbiri olduğunu ve tedbire başvurulmamasının cezasızlık algısına yol açacağının söylenemeyeceğini; tutuklama sebepleri bulunduğunda tutuklamayı zorunlu kılan bir düzenleme yapılmasını gerektiren anayasal bir hüküm bulunmadığını belirtti. İtiraz oybirliğiyle reddedildi.

    Sonuç: Tutuklama kararı, adli kontrolün neden yetmeyeceğini somut olgularla göstermek zorundadır; Anayasa Mahkemesi bu şartı Anayasa'ya uygun buldu.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4. Katalog suçta tutuklamanın ihtiyari olması ve gerekçe zorunluluğu (hâkimlerin hukuki sorumluluğu davası)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2010/554 · K. 2010/600 ·

    Tutukluluğa itirazı katalog suç ve delil durumu gibi ifadelerle reddeden ağır ceza hâkimlerine karşı eski usul kanununa (HUMK m. 573/2) dayanan hukuki sorumluluk davası açılmıştı (bugün bu tür davalar CMK m. 141/3'e göre ancak Devlet aleyhine açılır). Hukuk Genel Kurulu, sorumluluğun nedeninin red kararının yerinde olup olmaması değil kararın yasal gerekçe taşıyıp taşımaması olduğunu belirtti. Kurula göre katalog suçlarda da tutuklama zorunlu değil ihtiyaridir, kanun “var sayılır” şeklinde bağlayıcı bir ifade kullanmamıştır; kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan olgu ve sebepler açıklanmalı, başka tedbirlerle yargılama amacına ulaşılamayacağı gerekçelendirilmelidir. Tazminat koşullarına ilişkin bölüm değişik gerekçeyle onandı, tazminat miktarı bozuldu; karar oyçokluğuyla verildi ve m. 100/1 ile m. 101/2'nin o tarihteki metnine dayanır.

    Sonuç: Katalog suç gerekçesi tek başına tutuklama ya da tutukluluğun devamı için yeterli değildir; tutuklamanın nedenleri somut olarak açıklanmalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5. CMK m. 100/3'e eklenen “somut delillere dayanan” ibaresi ve katalog suçta tutuklamanın zorunlu olmamasıAnayasa Mahkemesi · E. 2021/96 · K. 2022/8 ·

    7331 sayılı Kanunla CMK m. 100/3'e eklenen “somut delillere dayanan” ibaresinin cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçları yönünden iptali istenmişti. Anayasa Mahkemesi, ibarenin m. 100/1'deki somut delil şartını bu suçlar için yinelediğini ve Anayasa m. 19'daki kuvvetli belirti şartını somutlaştırdığını belirtti. Mahkemeye göre katalog suçlarda yalnızca tutuklama nedeni var sayılabilir, tutuklama zorunlu hâle getirilmez; hâkim kaçma, karartma veya baskı olmayacağı kanaatindeyse tutuklama kararı vermeyebilir ve m. 100/1'deki ölçülülük şartı üçüncü fıkra bakımından da geçerlidir. İptal talebi oybirliğiyle reddedildi.

    Sonuç: Katalog suçta da tutuklama somut delile dayanan kuvvetli şüphe ister ve zorunlu değildir; ölçülülük şartı aynen uygulanır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6. Adli kontrole uyan çocuğun katalog suç ve “adli kontrol yetersiz” gerekçesiyle tutuklanmasıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2021/35038 ·

    Suç tarihinde on beş yaşında olan başvurucu, soruşturmada yurt dışına çıkamama ve imza şeklinde adli kontrol altına alınmış; ağır ceza mahkemesi sekiz ayı aşkın süre sonra onu suçun vasıf ve mahiyeti, adli kontrolün yetersiz kalacağı, delil durumu ve katalog suç gerekçesiyle tutuklamıştı. Anayasa Mahkemesi, adli kontrole uyulmasının tutuklamaya kanuni engel olmadığını ve başvurucu 15 yaşını doldurduğu, suçun üst sınırı da beş yılı aştığı için tutuklama yasağı bulunmadığını kabul etti. Ancak suçun niteliği veya cezanın ağırlığının tek başına kaçma tehlikesini göstermeyeceğini, dosyada kaçma, delil karartma ya da adli kontrole uymama verisi bulunmadığını belirterek katalog suça ve adli kontrolün yetersizliğine dayanılmasını yeterli görmedi. Ölçülülük ayrıca incelenmedi; oybirliğiyle ihlal kararı verildi.

    Sonuç: Katalog suç ve “adli kontrol yetersiz” ifadesi, kaçma ya da karartma olgusu gösterilmeden tutuklamayı haklı kılmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7. Katalog suç sanılan nitelikli dolandırıcılık; kaçma ve delil karartma şüphesinin kişisel olgulara dayanmasıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2023/7631 ·

    Başvurucu, sulh ceza hâkimliğince dolandırıcılık suçundan tutuklanmış; tutuklama ve itirazın reddi kararları suçun katalog suç olmasına, muhtemel cezaya ve müşteki üzerinde baskı ihtimaline dayanmıştı. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, kuvvetli belirti değerlendirmesini keyfî bulmadı; ancak nitelikli dolandırıcılık suçunun katalog suçlardan olmadığını, bu nedenle tutuklama nedeninin varsayılamayacağını belirtti. Yurt dışı çıkış yasağına uyan ve kaçma girişimi bulunmayan başvurucu için kaçma riskini haklı çıkaracak kişisel bir değerlendirme yapılmadığını, delil karartma riskinin soyut değerlendirilemeyeceğini ve şüphelinin davranışlarına dayanması gerektiğini kabul etti. Meşru amaç gösterilmediği için ölçülülük ayrıca incelenmedi; ihlal kararı oyçokluğuyla verildi.

    Sonuç: Katalog dışı bir suçta tutuklama nedeni varsayılamaz; kaçma ve karartma şüphesi kişinin kendi durumu ve davranışlarıyla gösterilmelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8. Önceki dosyada adli kontrole uyan kişinin yeniden tutuklanmasında ölçülülükAnayasa Mahkemesi · B. No. 2022/63179 ·

    Başvurucu terör örgütü üyeliği isnadıyla tutuklanmıştı. Anayasa Mahkemesi kuvvetli belirti değerlendirmesini keyfî bulmadı ve olayın özel koşullarında suçun ağırlığına atfen kaçma şüphesinin olgusal temeli olduğunu kabul etti; kararda delil karartma şüphesine ilişkin bir açıklama bulunmadığını da tespit etti. Ölçülülük yönünden ise başvurucunun benzer eylemleri nedeniyle daha önce tahliye edilip adli kontrole uygun olarak bir sonraki duruşmaya katıldığını, yeni tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kaldığına ilişkin somut bir değerlendirme yapılmadığını belirtti. Tutuklamanın ölçülü olduğuna dair olgular yeterince ortaya konulmadığı için oybirliğiyle ihlal kararı verildi.

    Sonuç: Tutuklama nedeni bulunsa bile, adli kontrolün neden yetmeyeceği somut olarak değerlendirilmeden verilen tutuklama ölçülü sayılmayabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9. Tutuklamada hâkimin takdiri, katalog suç ve tutuklama yasağı; takdirin örgütsel saikle kullanılmasıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2021/298 · K. 2022/791 ·

    Nöbetçi sulh ceza hâkimi olarak görevlendirilen sanık, tutukluluğa itiraz üzerine bir kısım polis memurunu ve amirini tahliye etmiş, görevi kötüye kullanma suçundan mahkûm edilmişti. Ceza Genel Kurulu, CMK'nın tutuklamada zorunluluk yerine hâkimin takdirine dayanan bir sistem getirdiğini, m. 100'deki bütün koşullar bulunsa bile tutuklamanın hâkimin takdirinde olduğunu, katalog suçun bunun istisnası olmadığını ve m. 100/4 kapsamındaki suçlarda tutuklama yasağı bulunduğunu belirtti. Somut olayda ise örgütsel saikle tahliye kararı verilmesinin takdir hakkı kapsamında kalmadığını ve delillerin takdirinde keyfilik gösterildiğini kabul ederek mahkûmiyeti oybirliğiyle onadı.

    Sonuç: Tutuklama ve tahliye hâkimin takdirindedir; ancak takdir keyfî ya da yargı dışı bir amaçla kullanılırsa takdir kapsamında sayılmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10. Tutuklamaya sevkte Cumhuriyet savcısının takdiri; katalog suçta sevk zorunluluğunun bulunmamasıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2008/225 · K. 2008/231 ·

    Eşini hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı bildirilen şüpheliyi tutuklamaya sevk etmeyen nöbetçi Cumhuriyet savcısı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan dava açılmıştı. Ceza Genel Kurulu, tutuklamada zorunluluk yerine hâkimin takdirine dayanan sistemin katalog suçlarda da geçerli olduğunu, savcının tutuklamaya sevk konusundaki takdir hakkının keyfilik anlamına gelmeyeceğini belirtti; savcı da m. 100'deki koşulları somut olayda gözeterek takdirini kullanır. Bazı suç tiplerinde şüphelilerin mutlaka tutuklamaya sevk edilmesini gerektiren bir yasal dayanak bulunmadığını da belirtti. Savcının eyleminde suçun manevi unsurunun oluşmadığı kabul edildi ve beraat hükmü oyçokluğuyla onandı. Karar m. 100'ün 2008'deki metnine dayanır.

    Sonuç: Suçun katalogda olması, Cumhuriyet savcısını şüpheliyi tutuklamaya sevk etmekle yükümlü kılmaz; sevk takdiri de keyfî olamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Tutuklama nedir, bir ceza mıdır?

Hayır. Tutuklama, şüpheli veya sanığın kaçmasını, delilleri karartmasını ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurmasını önlemek için başvurulan bir koruma tedbiridir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesi tutuklamanın ceza değil koruma tedbiri olduğunu vurgular. Anayasa m. 19/3'e göre tutuklama ancak hâkim kararıyla yapılabilir.

Tutuklama kararı için hangi koşullar gerekir?

CMK m. 100/1'e göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir. Tutuklama işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmalıdır; ölçülü değilse tutuklama kararı verilemez. Ayrıca CMK m. 100/4 veya 5395 sayılı Kanun m. 21'deki gibi bir tutuklama yasağı bulunmamalıdır.

Tutuklama nedenleri nelerdir?

CMK m. 100/2 iki tutuklama nedeni sayar: şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular bulunması ve şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması. Anayasa Mahkemesine göre delil karartma şüphesinin temelinde kişinin kendi davranışları olmalıdır.

Katalog suç işlendiğinde tutuklama zorunlu mudur?

Hayır. CMK m. 100/3'e göre katalog suçların işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa tutuklama nedeni var sayılabilir; kanun var sayılır demez. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu durumda da tutuklamanın zorunlu olmadığını, kararın hâkimin takdirinde olduğunu kabul eder. Ölçülülük şartı katalog suçlarda da geçerlidir.

Suçun cezası ağırsa kaçma şüphesi var sayılır mı?

Kendiliğinden sayılmaz. Anayasa Mahkemesine göre suçun niteliği veya verilebilecek cezanın ağırlığı her zaman kaçma tehlikesinin bulunduğunu göstermez; kişinin yerleşim yeri, mesleği, mal varlığı, aile ve iş bağlantıları, yakalanma şekli ve süreç içindeki davranışları gibi kişisel unsurlar birlikte değerlendirilir. Mahkeme bir olayda suçun ağırlığına dayanan kaçma şüphesini olgusal temelli bulmuş, başka bir olayda yeterli görmemiştir; sonuç olayın koşullarına göre değişir.

Hangi suçlarda tutuklama kararı verilemez?

CMK m. 100/4'e göre sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda ve hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bu iki yıllık sınırın dışında tutulmuştur. Tutuklama yasağı olan hâllerde de CMK m. 109/2'ye göre adli kontrol uygulanabilir.

On beş yaşından küçük bir çocuk tutuklanabilir mi?

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 21'e göre on beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez. Üst sınırı beş yılı aşan suçlarda bu yasak yoktur; on beş yaşını doldurmuş çocuk için de bu madde uygulanmaz. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ise ceza sorumluluğu yoktur ve haklarında ceza kovuşturması yapılamaz; yalnız çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir (TCK m. 31/1). Anayasa Mahkemesi, suç tarihinde 15 yaşını doldurmuş bir başvurucuda tutuklama yasağı bulunmadığını belirtmiştir.

Adli kontrole uyan kişi tutuklanabilir mi?

Anayasa Mahkemesine göre adli kontrol tedbirlerine uyulması tutuklamaya kanuni bir engel değildir. Ancak CMK m. 101/2-d'ye göre tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağı somut olgularla gösterilmelidir. Anayasa Mahkemesi, uzun süre adli kontrole uyan ya da önceki dosyada adli kontrole uygun davranan kişilerin bu değerlendirme yapılmadan tutuklandığı olaylarda ihlal kararı vermiştir.

Tutuklama kararının gerekçesinde neler bulunmalıdır?

CMK m. 101/2'ye göre tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını, tutuklamanın ölçülü olduğunu ve adli kontrolün yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir ve bir örneği kendisine verilir.

Tutuklama kararını kim verir, karara itiraz edilebilir mi?

CMK m. 101/1'e göre soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde savcının istemi üzerine veya re'sen mahkeme tutuklama kararı verir. Tutuklama istenen kişi, CMK m. 101/3'e göre seçeceği ya da baronun görevlendireceği müdafiin yardımından yararlanır. CMK m. 101/5'e göre m. 100 ve m. 101 gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Diğer ceza usulü rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.