Cezanın infazının ertelenmesi: hastalık, gebelik ve hükümlünün istemi (5275 sayılı Kanun m. 16 ve 17)
Yayın tarihi:
Bu sayfada
- Başa dön
- Kısaca
- Temel bilgiler
- 5275 sayılı Kanun m. 16 ve 17'deki infazın ertelenmesi, TCK m. 51'deki hapis cezasının ertelenmesinden nasıl ayrılır?
- 5275 sayılı Kanun m. 16/1'e göre akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezası nasıl geri bırakılır?
- Diğer hastalıklarda 5275 sayılı Kanun m. 16/2 ve 16/6 hangi şartları arar?
- 5275 sayılı Kanun m. 16/3'e göre rapor, geri bırakma kararı ve takip nasıl işler?
- Gebelik, doğum ve çocuğun hastalığında 5275 sayılı Kanun m. 16/4, 16/5 ve 16/A ne öngörür?
- Hükümlünün istemiyle erteleme ve infaza ara verme (5275 sayılı Kanun m. 17) hangi şartlara bağlıdır?
- Kimler 5275 sayılı Kanun m. 17'deki ertelemeden yararlanamaz, adli para cezasından çevrilen hapiste durum nedir?
- Erteleme talebinin reddine karşı hangi yola başvurulur ve 2020'de ne değişti? (4675 sayılı Kanun m. 4-6)
- İlgili mevzuat
- Kararlar
- Sık sorulan sorular
Kısaca
- Kesinleşmiş hapis cezasının infazı bazı hâllerde geri bırakılabilir veya ertelenebilir.
- Akıl hastalığında ve infazın hükümlünün hayatı için kesin bir tehlike oluşturduğu hastalıkta infaz geri bırakılır; gebe kadınlarda ve doğumdan sonraki bir yıl altı ay içinde de kural olarak geri bırakılır.
- Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az hapis cezasında Cumhuriyet Başsavcılığı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemiyle infazı her defasında bir yıla kadar, en fazla iki kez erteleyebilir.
- Bu kurum, mahkemenin hükümle verdiği hapis cezasının ertelenmesinden farklıdır.
Kesinleşmiş hapis cezasının infazı bazı hâllerde geri bırakılır, ertelenir ya da infaza ara verilir. Bu rehber, hastalık ve gebelik nedeniyle geri bırakmayı düzenleyen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 16'yı, çocuğunun hastalığı nedeniyle kadın hükümlü için getirilen m. 16/A'yı, hükümlünün istemiyle erteleme ve infaza ara vermeyi düzenleyen m. 17'yi ve ret kararlarına karşı başvuru yolunu gösteren 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m. 4-6'yı birlikte ele alır; kararı kimin verdiğini, hangi raporun arandığını, sürelerin nasıl hesaplandığını ve kimlerin yararlanamadığını Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla gösterir.
Temel bilgiler
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Karar mercii
Hastalık nedeniyle geri bırakma kararını (m. 16/1, 16/2, 16/6) infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığı verir; hükümlünün istemiyle erteleme kararı da Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir (m. 17/1).
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 16/3, 17/1
- Hastalıkta ölçüt
İnfaz mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa iyileşinceye kadar geri bırakılır (m. 16/2); ağır hastalık veya engellilik nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmda geri bırakılabilir (m. 16/6).
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 16/2, 16/6
- Gebelik ve doğum
Gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş kadının cezasının infazı geri bırakılır; kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlarda m. 16/5'teki istisna vardır.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 16/4
- İstemle erteleme sınırı
Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az süreli hapis cezası; erteleme çağrı üzerine gelen hükümlünün istemiyle verilir.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 17/1
- Erteleme süresi
İstemle erteleme her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanır (m. 17/2); infaza başlandıktan sonra ara verme bir yılı geçmeyen sürelerle ve iki defadan fazla olmamak üzere verilir (m. 17/4).
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 17/2, 17/4
- Yararlanamayanlar
Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan mahkûm olanlar, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulananlar ve disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar m. 17'den yararlanamaz.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 17/6
- Başvuru yolu
Cumhuriyet savcısının infaza ilişkin kararlarına karşı öğrenmeden itibaren on beş gün, her hâlde otuz gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet yoluna gidilebilir; infaz hâkiminin kararına tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilir (m. 6).
Dayanak: 4675 sayılı Kanun m. 5, 6
5275 sayılı Kanun m. 16 ve 17'deki infazın ertelenmesi, TCK m. 51'deki hapis cezasının ertelenmesinden nasıl ayrılır?
TCK m. 51/1'e göre işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir; fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde bu sınır üç yıldır. Bu erteleme, yargılama sonunda mahkemenin kişi hakkında oluşan kanaate göre verdiği bir karardır. Bu sayfanın konusu başka bir kurumdur: kesinleşmiş hapis cezasının infazının geri bırakılması, ertelenmesi ya da infaza ara verilmesi. Bu kurumu 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun düzenler: hastalık ve gebelik nedeniyle geri bırakma m. 16'da, çocuğunun hastalığı nedeniyle kadın hükümlünün cezasının infazının ertelenmesi m. 16/A'da, hükümlünün istemiyle erteleme ve infaza ara verme m. 17'dedir.
Kararı veren merci de farklıdır. 5275 sayılı Kanun m. 16/3'e göre hastalık nedeniyle geri bırakma kararını (m. 16/1 ve 16/2; m. 16/6 da bu usule bağlanır) infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığı verir; m. 16/A'daki erteleme ve m. 17/1'deki hükümlünün istemiyle erteleme de Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Gebelik ve doğum nedeniyle ertelemenin de Başsavcılık kararıyla verildiği Yargıtay kararlarındaki olaylardan görülür. (Yargıtay 1. CD, E. 2021/9888)1 Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bir infaz savcısının yargılandığı davada, m. 17'de düzenlenen infazın ertelenmesi kararını verme görevinin kâtibe değil Cumhuriyet savcısına ait olduğunu belirtti. (Yargıtay CGK, E. 2023/82)2
Kanunun kullandığı fiiller de farklıdır: akıl hastalığında (m. 16/1), hayati tehlikede (m. 16/2) ve gebelik ile doğumda (m. 16/4) infaz "geri bırakılır"; ağır hastalık veya engellilikte (m. 16/6) "geri bırakılabilir"; çocuğunun hastalığı nedeniyle kadın hükümlüde (m. 16/A) ve hükümlünün isteminde (m. 17/1) infaz "ertelenebilir". M. 17/4 ise infaza başlandıktan sonra infaza "ara verilebilir" der.
Mahkemenin infazı ertelemesi ayrı hükümlere bağlıdır. 5275 sayılı Kanun m. 17/A'ya göre birlikte işlenmiş suçlarda CMK m. 280/3 ve m. 306'nın uygulanma olanağı bulunan hâllerde hükmü veren ilk derece mahkemesinden infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilmesi istenebilir; bu karar duruşma açılmaksızın verilir ve itiraz yoluna gidilebilir. M. 98/2'ye göre ise mahkûmiyet hükmünün yorumu veya cezanın hesabı için yapılan başvurular infazı ertelemez; ancak mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
5275 sayılı Kanun m. 16/1'e göre akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezası nasıl geri bırakılır?
5275 sayılı Kanun m. 16/1 uyarınca akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geri bırakılır ve hükümlü iyileşinceye kadar TCK m. 57'de belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır (m. 16/1 son cümle).
Yargıtay 1. Ceza Dairesine göre infaz sırasında akıl hastalığına tutulan hükümlü hakkında Adli Tıp Kurumundan ya da Adli Tıp Kurumunca onaylanmak şartıyla Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarından rapor aldırılması, cezanın infazının geri bırakılmasına karar verilmesi, hükümlünün TCK m. 57'deki sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınması, geri bırakmanın devam edip etmeyeceği ve sağlık durumunun takibi Cumhuriyet Başsavcılığının işidir. Daire, olayı bu madde çerçevesinde değerlendiren itiraz mercii kararına yönelik kanun yararına bozma istemini bu gerekçeyle reddetti. (Yargıtay 1. CD, E. 2016/3844)3
Anayasa Mahkemesi de akıl hastalığının bulgularının ağırlaştığı koşullarda hükümlüler için mevzuatta öngörülen seçeneğin serbest kalmak değil, bir sağlık kuruluşuna yatırılarak cezaevinden çıkarılmak olduğunu belirtti. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2014/20289)4 Aynı kararda, akıl hastalıklarında hastalığın şiddeti kritik seviyeyi aştığında cezaevinde tutulmanın alternatifinin ilgilinin serbest kalması da olmadığı vurgulandı.4
Diğer hastalıklarda 5275 sayılı Kanun m. 16/2 ve 16/6 hangi şartları arar?
5275 sayılı Kanun m. 16/2'ye göre diğer hastalıklarda kural, cezanın infazına resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam edilmesidir. Ancak hapis cezasının infazı mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa, mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.
M. 16/6 ikinci bir yol açar: maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı, m. 16/3'teki usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir. Anayasa Mahkemesine göre bu fıkrada hayatını yalnız idame ettiremeyeceğinin tespit edilmiş olması yanında, ilgilinin toplum güvenliği için tehlike oluşturmayacağına dair bir kanaatin geliştirilmiş olması da aranır; "ağır ve somut" ibaresi fıkraya 6545 sayılı Kanunla eklenmiştir.4
Anayasa Mahkemesi, cezanın infazı biçimine dair mevzuatın nasıl yorumlanacağını belirlemenin kendi görevi olmadığını; buna karşılık hükümlünün bulunduğu koşulların, sağlık durumu nedeniyle hükümlülüğün getirdiği olağan acı ve ızdırabın ötesinde sonuçlara yol açıp açmadığını değerlendireceğini belirtti. Mahkemeye göre insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağıyla çelişen bir muamele saptanırsa, ilgilinin toplum güvenliği açısından ağır ve somut tehlike oluşturacağı kanaatinin tahliye gerekliliğinin önünde engel olması mazur görülemez.4
Aynı kararda Anayasa Mahkemesi, bedensel engeli nedeniyle yaşamını tek başına idame ettiremeyen kişinin durumunun tutulduğu koşullarla uyumsuz hâle gelmesinin o kişinin mutlak surette salıverilmesini gerektirmediğini, ancak bu uyumsuzluğun sonuçlarının insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşmaması için tedbir alınması gerektiğini belirtti. Sağlık durumu nedeniyle cezasının infazının ertelenerek tahliyesini isteyen hükümlünün Anayasa m. 17 kapsamındaki iddialarında Mahkeme; cezaevinde tutulma koşullarına, uygulanan tedavinin yeterliliğine ve bunların sağlık durumuyla karşılaştırılmasıyla cezaevinde tutulmanın uygun olup olmadığına bakar.4
Somut olayda Adli Tıp Kurumu raporu, şizofreni tanılı başvurucunun hayatını yalnız idame ettiremeyeceğini ve bir başkasının destek ve bakımına ihtiyacı olduğunu belirtmişti. Anayasa Mahkemesi; başvurucunun bir süre bakım ve tedavi amacıyla kurulmuş R tipi bir ceza infaz kurumunda tutulduğunu, tedavinin genel olarak yetersiz kaldığına dair somut veri sunulmadığını ve kendi isteğiyle nakledildiği kurumda kontrol muayenelerindeki aksamanın tek başına yeterli olmadığını gözeterek insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edilmediğine karar verdi.4
5275 sayılı Kanun m. 16/3'e göre rapor, geri bırakma kararı ve takip nasıl işler?
M. 16/3'e göre geri bırakma kararı, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Karar, mahkûmun tabi olacağı yükümlülükler belirtilerek kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir; mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir.
Mahkûmun sağlık durumu, sağlık raporunda belirtilen sürelere, rapor bir süre göstermiyorsa birer yıllık dönemlere göre aynı usulle yeniden incelettirilir; inceleme sonuçlarına göre geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığı karar verir. Mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerdeki kolluk tarafından yerine getirilir. Yükümlülüklere aykırı hareket edilirse geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır ve bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir (m. 16/3 son cümle).
Rapor sağlanmadan karar verilemez. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sağlık nedeniyle erteleme talebinin değerlendirilmesi için Başsavcılığın hükümlünün Adli Tıp Kurumuna sevkini istediği bir dosyada, düzenlenecek Adli Tıp raporu doğrultusunda talebin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itiraz merciinin talebin esasına girmesini hukuka aykırı bulan kanun yararına bozma istemini yerinde gördü. (Yargıtay 1. CD, E. 2020/2653)5
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin yerinde gördüğü bir isteme göre, geri bırakmaya gerek olmadığını belirten raporda Adli Tıp Kurumu onayı aranmaz. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tam teşekküllü hastanenin sağlık kurulunca verilen ve hastalık nedeniyle infazın geri bırakılmasına gerek bulunmadığını belirten raporun Adli Tıp Kurumu onayına sunulmasının gerekli olmadığı gerekçesine dayanan kanun yararına bozma istemini yerinde gördü. O dosyada itiraz mercii, dosyada Adli Tıp Kurumu raporu ya da onaylı rapor bulunmadığı gerekçesiyle infaz hâkimliği kararını kaldırmıştı. İstemdeki gerekçeye göre kanun, Adli Tıp Kurumu onayını ertelemeyi gerektiren hastane raporu için öngörür; ertelemeye gerek olmadığını belirten raporun onaydan geçtikten sonra hukuki sonuç doğuracağına dair kanunda düzenleme yoktur. (Yargıtay 1. CD, E. 2022/8138)6
Gebelik, doğum ve çocuğun hastalığında 5275 sayılı Kanun m. 16/4, 16/5 ve 16/A ne öngörür?
M. 16/4'e göre hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.
M. 16/5 bu kuralın istisnasıdır: kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.
İstisna yalnız kurumda gebe kalanlar içindir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kapalı ceza infaz kurumu dışında gebe kalıp doğum yapan ve çocuğu sağ olan hükümlü hakkında m. 16/5'in uygulanma olanağı bulunmadığını, doğum tarihi dikkate alınarak m. 16/4 uyarınca cezasının ertelenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri süren kanun yararına bozma istemini yerinde gördü.1 O dosyada Başsavcılık talebi, hükümlünün doğum nedeniyle verilen ertelemeden sonra yeniden suç işlemesi nedeniyle tutuklanıp tahliye edildiği gerekçesiyle reddetmiş; şikâyet ve itiraz da m. 16/5'e dayanılarak reddedilmişti.1
Gebelik ve doğum nedeniyle geri bırakma, ayrı bir istem ve ayrı bir karar konusudur. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, denetimli serbestlik sırasında hakkında kamu davası açılan hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine ilişkin infaz hâkimliği kararını, gebelik ve doğum sebebiyle infazın geri bırakılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle kaldıran merci kararını kanun yararına bozdu. Daireye göre hükümlü cezasının infazının ertelenmesi için her zaman talepte bulunabilir; geri bırakmanın zorunlu olduğu hâller varsa bu talep ve hâller yetkili idari birimler ve yargı makamlarınca değerlendirilir, şartlar gerçekleşirse erteleme veya geri bırakma kararı alınabilir. (Yargıtay 1. CD, E. 2025/490)7
Çocuğunun hastalığı nedeniyle kadın hükümlü için ayrı bir hüküm 7445 sayılı Kanunla 2023'te eklendi (m. 16/A). Buna göre infazına başlanmış olsa bile, toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen kadın hükümlünün, engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan on sekiz yaşını doldurmamış çocuğunun bulunması ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi hâlinde cezasının infazı Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yıla kadar ertelenebilir. Erteleme süresi her defasında altı ayı geçmemek üzere en çok dört kez uzatılabilir; erteleme süresi içinde zamanaşımı işlemez. Çocuğun bakıma muhtaçlığı veya ağır hastalığı m. 16/3'teki rapor usulüyle belirlenir.
M. 16/A'daki erteleme; hükümlünün ertelemenin amacına veya yükümlülüklere aykırı davrandığının denetimli serbestlik müdürlüğü veya kolluk birimlerince tespit edilmesi, hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması ya da çocuğun iyileşmesi hâlinde kaldırılır ve ceza derhâl infaz olunur. Hükümlü erteleme süresince 1) belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek, 2) belirlenen yerlere belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak, 3) ekonomik durumu göz önünde bulundurularak belirlenen güvence miktarını yatırmak yükümlülüklerinden en az birine tabi tutulur; ayrıca hakkında yurt dışına çıkamama yükümlülüğü konulur.
Hükümlünün istemiyle erteleme ve infaza ara verme (5275 sayılı Kanun m. 17) hangi şartlara bağlıdır?
M. 17/1'e göre kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca ertelenebilir. Erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir (m. 17/2). Erteleme süresi içinde hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılırsa erteleme kararı kaldırılarak ceza derhal infaz olunur (m. 17/3).
Süre şartında tek bir ceza değil, infaza verilen cezaların toplamı esas alınır. Yargıtay 1. Ceza Dairesine göre m. 17'deki süre şartı değerlendirilirken hükümlünün kesinleşen ve infaza verilen birden fazla cezası varsa her bir ceza ayrı ayrı değil, cezaların toplam süresi dikkate alınır. Daire, kasten işlenen suçlardan infaza konu cezaların toplamı üç yılı geçtiği için yalnız bir cezaya yönelik erteleme talebini reddeden Başsavcılık kararını hukuka uygun buldu ve aksi yöndeki merci kararını kanun yararına bozdu. (Yargıtay 1. CD, E. 2024/5581)8
Ceza Genel Kurulu da kasten işlenen iki suçtan verilen cezaların toplam süresi 3 yıldan fazla olduğunda hükümlü hakkında 5275 sayılı Kanun m. 19 uyarınca doğrudan yakalama emri düzenlenmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Kurul, düzenlediği yakalama emrini kaldırıp hükümlüye çağrı kâğıdı çıkarılmasını sağlayan ve sonra teminat karşılığında iki kez erteleme kararı veren Cumhuriyet savcısının görevde yetkiyi kötüye kullanmaktan mahkûmiyetini onadı.2 M. 17/1'deki erteleme çağrı üzerine gelen hükümlü içindir; m. 19/2'ye göre ise kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır.
Erteleme takdire bağlıdır: m. 17/1 "ertelenebilir" der. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, m. 17'nin erteleme veya infaza ara verme konusunda karar verme yönünden infazı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığına tamamen takdir hakkı verdiğini ve takdir hakkının olumlu ya da olumsuz yönde kullanılmasına ilişkin kararların kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceğini belirtti. (Yargıtay 1. CD, E. 2016/6276)9 Aynı kararın başvuru yoluna ilişkin kısmı 2020'deki kanun değişikliğinden öncedir; bugünkü yol aşağıdaki son bölümde anlatılır.
İstemin zamanı çağrı kâğıdıyla bağlantılıdır. M. 19/1'e göre hükümlü, çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır. Yargıtay 19. Ceza Dairesinin yerinde gördüğü kanun yararına bozma isteminde, çağrı kâğıdının tebliğinden itibaren işleyen 10 günlük erteleme talep süresinin son günü cumartesiye rastladığı için süre CMK m. 39/4 uyarınca tatilin ertesi günü biter kabul edildi; talebin esastan incelenmesi için dosyayı Başsavcılığa gönderen infaz hâkimliği kararı sonucu bakımından hukuka uygun bulundu. (Yargıtay 19. CD, E. 2015/10648)10
M. 17/4, infaza başlanmış olsa bile birinci fıkradaki hapis cezaları için infaza ara vermeyi düzenler. Hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi; ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi; hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları ya da hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerle infaza ara verilebilir; ara verme iki defadan fazla olamaz. 2014 ve 2018 tarihli kararlarda aktarılan "6 ayı geçmeyen sürelerle" ifadesi bugünkü metinde "bir yılı geçmeyen sürelerle" biçimindedir. (Yargıtay 7. CD, E. 2014/17363)119
M. 17/5'e göre erteleme isteminin kabulü güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesine göre bu güvence, hükümlünün erteleme süresinin sonunda teslim olmasını sağlamak amacına yöneliktir ve CMK m. 113 ve devamında düzenlenen güvence değildir. Hükümlü teslim olmazsa güvencenin akıbeti hakkında mahkeme değil, infazı erteleyip güvence takdir eden Cumhuriyet Başsavcılığı karar verir. (Yargıtay 8. CD, E. 2015/9345)12
Kimler 5275 sayılı Kanun m. 17'deki ertelemeden yararlanamaz, adli para cezasından çevrilen hapiste durum nedir?
M. 17/6'ya göre maddenin hükümleri 1) terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar, 2) mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler, 3) disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar hakkında uygulanmaz. Bu liste m. 17 içindir; m. 16'daki geri bırakma hâlleri kendi şartlarına bağlıdır: gebelikte m. 16/5, ağır hastalık veya engellilikte m. 16/6 ayrı sınırlar koyar.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, başka bir suçtan verilen ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilen kesinleşmiş cezası bulunan hükümlü hakkında m. 17'deki şartların oluşmadığını ve infazın ertelenmesine karar verilemeyeceğini ileri süren kanun yararına bozma istemini yerinde gördü; Başsavcılığın ret kararını kaldıran infaz hâkimliği kararına yapılan itirazı reddeden merci kararı bu nedenle bozuldu. (Yargıtay 1. CD, E. 2022/10733)13
Toplam süre sınırı da bir yararlanamama hâlidir: kasten işlenen suçlardan infaza verilen cezaların toplamı üç yılı aşan hükümlü, toplamın altında kalan tek bir ceza için m. 17'den yararlanamaz.8
Adli para cezasından çevrilen hapis için ayrı kural vardır. 5275 sayılı Kanun m. 106/9'a göre 16. madde hükümleri saklı kalmak üzere adli para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez. Buna göre m. 17'deki istem üzerine erteleme bu hapis için uygulanmaz; hastalık ve gebelik nedeniyle geri bırakma (m. 16) ise saklıdır. M. 16/A da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen kadın hükümlüyü açıkça kapsar.
Erteleme talebinin reddine karşı hangi yola başvurulur ve 2020'de ne değişti? (4675 sayılı Kanun m. 4-6)
4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m. 4'e 14/4/2020 tarihli 7242 sayılı Kanunla eklenen 5. bende göre infaz hâkimliği, Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikâyetleri inceler. M. 5/1'e göre bu kararlara karşı, kararın öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, her hâlde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir. Şikâyet yoluna, kendisiyle ilgili olmak kaydıyla hükümlü ya da eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanuni temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu başvurabilir (m. 5/3).
Şikâyet, verilen kararın yerine getirilmesini durdurmaz; ancak infaz hâkimi, giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması ve kararın açıkça hukuka aykırı olması koşulları birlikte gerçekleşirse kararın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir (m. 5/4). İnfaz hâkimi şikâyeti duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karara bağlar (m. 6/2). İnfaz hâkiminin kararına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz yoluna gidebilir; itiraz, infaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine yapılır (m. 6/5-6). İtiraz süresi 7499 sayılı Kanunla değiştirilmiştir; 7499 sayılı Kanun geçici m. 1/1-b'ye göre itiraz süresine ilişkin bu değişiklik 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır, bu tarihten önce verilen kararlar hakkında değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. Hastalık nedeniyle verilen geri bırakma kararının yükümlülüklere aykırılık nedeniyle kaldırılmasına karşı infaz hâkimliğine başvurulabileceği ayrıca m. 16/3'te yazılıdır.
2020 sonrasındaki Yargıtay kararlarında erteleme talebinin reddi bu yoldan geçmiştir: Başsavcılığın ret kararına karşı infaz hâkimliğine başvurulmuş, infaz hâkimliğinin kararına karşı ağır ceza mahkemesine itiraz edilmiş, merci kararları da Adalet Bakanlığının istemiyle kanun yararına bozma yoluyla Yargıtay 1. Ceza Dairesince esastan denetlenmiştir. Bu zincir doğum nedeniyle,1 sağlık nedeniyle6 ve m. 17 uyarınca8 yapılan taleplerde görülür.
2020 öncesinde durum farklıydı ve bu dönemin kararları bugünkü başvuru yolunu göstermez. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018'de, ceza infaz kurumunda bulunmayan hükümlünün erteleme istemi üzerine Başsavcılığın verdiği kararlara karşı yapılan itirazı inceleme yetkisinin, o tarihteki 4675 sayılı Kanun m. 1 ve 4 karşısında infaz hâkimliğinde bulunmadığını belirtmişti.9 Buna karşılık Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2014'te, infaza başlandıktan sonra m. 17/4 uyarınca istenen ara vermenin reddine karşı genel hüküm niteliğindeki 4675 sayılı Kanun m. 4 ve 5 uyarınca infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurulabileceğini ileri süren istemi yerinde görmüştü.11 Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2015'te yerinde gördüğü istem de m. 17'de infazın ertelenip ertelenmeyeceğinin takdir edilmesi dışındaki usul işlemlerinin 4675 sayılı Kanun m. 4 uyarınca şikâyete tabi olması gerektiği görüşüne dayanıyordu.10
Hastalık nedeniyle erteleme talebinin reddinde ise 5275 sayılı Kanun m. 98'in eski ikinci fıkrası hükmü veren mahkemeyi gösteriyordu; bu eski metin 2021 tarihli bir kanun yararına bozma kararında "16 ncı madde gereğince cezasının ertelenmesi isteminin reddi hâlinde de aynı hüküm uygulanır" biçiminde aktarılmıştır.5 M. 98, 7242 sayılı Kanunla bütünüyle değiştirildi; bugünkü m. 98/2 hükmün yorumu ve cezanın hesabı için yapılan başvuruların infazı ertelemeyeceğini, mahkeme veya infaz hâkimliğinin olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebileceğini düzenler ve 16. maddeden söz etmez.
Yargıtay da bu geçişi kararlarında gözetmiştir. 1. Ceza Dairesi, 7242 sayılı Kanunla 4675 sayılı Kanun m. 4'te değişiklik yapıldığını, ancak kanun yararına bozmanın kesinleşen kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan hukuka aykırılıklarla sınırlı olduğunu ve incelemeyi karar tarihindeki mevzuata göre yaptığını açıkça yazdı. (Yargıtay 1. CD, E. 2021/75)14 Bu nedenle 2020 öncesine ait "Başsavcılığın erteleme kararına karşı yasa yolu yoktur" yönündeki görüşler bugünkü kural olarak okunmaz; bugünkü yol 4675 sayılı Kanun m. 4/5, m. 5 ve m. 6 metninden çıkar.
İlgili mevzuat
5275 sayılı Kanun m. 16 — Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi
Madde 16- (1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.
(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.
(5) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.
(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 16/A — Çocuğunun hastalığı nedeniyle kadın hükümlünün cezasının infazının ertelenmesi
Madde 16/A- (Ek: 28/3/2023-7445/23 md.)
(1) İnfazına başlanmış olsa bile, toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen kadın hükümlünün, engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan on sekiz yaşını doldurmamış çocuğunun bulunması ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi hâlinde, cezasının infazı Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yıla kadar ertelenebilir. Erteleme süresi her defasında altı ayı geçmemek üzere en çok dört kez uzatılabilir. Erteleme süresi içinde zamanaşımı işlemez. Çocuğun engellilik nedeniyle bakıma muhtaç olma veya ağır hastalık hâli, 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasına göre belirlenir. Erteleme süresi içinde; hükümlünün ertelemenin amacına veya yükümlülüklere aykırı davrandığının denetimli serbestlik müdürlüğü veya kolluk birimlerince tespit edilmesi, hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması veya çocuğun iyileşmesi hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak ceza derhâl infaz olunur. Hükümlü, Cumhuriyet savcısı tarafından erteleme süresi içinde;
a) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek,
b) Belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak,
c) Ekonomik durumu göz önünde bulundurularak belirlenen güvence miktarını yatırmak,
yükümlülüklerinden en az birine tâbi tutulur. Hükümlü hakkında ayrıca Cumhuriyet savcısı tarafından yurt dışına çıkamama yükümlülüğü konulur.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 17 — Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi
Madde 17 – (Değişik: 24/1/2013-6411/4 md.)
(1) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca ertelenebilir.
(2) Erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir.
(3) Erteleme süresi içinde, hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak ceza derhal infaz olunur.
(4) Birinci fıkrada belirtilen hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi veya hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları ya da hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilir. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamaz.
(5) Erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir.
(6) Bu madde hükümleri;
a) Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar,
b) Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler,
c) Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar,
hakkında uygulanmaz.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 17/A — Mahkemece infazın ertelenmesi veya durdurulması
Madde 17/A- (Ek:17/10/2019-7188/32 md.)
(1) Birlikte işlenmiş olup da 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 306 ncı maddesinin uygulanma olanağının bulunduğu hâllerde, hükmü veren ilk derece mahkemesinden infazın ertelenmesine veya durdurulmasına ilişkin karar verilmesi istenebilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmesi istenebilir. Karar, duruşma açılmaksızın verilir ve bu karara karşı itiraz yoluna gidilebilir. Erteleme veya durdurma talebinin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
4675 sayılı Kanun m. 4 — İnfaz hâkimliklerinin görevleri
Madde 4 – İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:
1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindeki tespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporları inceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar vermek.
5. (Ek:14/4/2020-7242/4 md.) Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikâyetleri incelemek.
6. (Ek:14/4/2020-7242/4 md.) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mahsup, ceza zamanaşımı ve hükümlünün ölümü hâllerinde verilecek kararlar da dahil olmak üzere hâkim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak ve işleri yapmak.
7. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır.
Kaynak: İnfaz Hâkimliği Kanunu (4675)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
4675 sayılı Kanun m. 5 — İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü
Madde 5 – Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.
Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.
Şikâyet yoluna, kendisi ile ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu başvurabilir.
Şikâyet yoluna başvurulması, verilen kararın, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve karar, işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda karar, işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Kaynak: İnfaz Hâkimliği Kanunu (4675)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
4675 sayılı Kanun m. 6 — İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar
Madde 6 – Şikâyet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalan bir karar, işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden reddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o mercie gönderir.
Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında re’sen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ek cümleler: 22/7/2010 - 6008/5 md.) Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.
İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, verilen kararın veya yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.
İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.
(Değişik beşinci fıkra:14/4/2020-7242/6 md.) İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren iki hafta içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Kanunlarda infaz hâkiminin onayına tabi olduğu belirtilen hususlarda da bu hüküm uygulanır.
İtiraz, infaz hakimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine (…) yapılır. İnfaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemenin üyesi olduğu takdirde itirazla ilgili karara katılamaz.
Kaynak: İnfaz Hâkimliği Kanunu (4675)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 98 — Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama
Madde 98- (Değişik:14/4/2020-7242/41 md.)
(1) a) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü veren mahkemeden,
b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hâkimliğinden,
duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Kararlar
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1. Kurum dışında gebe kalan hükümlüde m. 16/5'in değil m. 16/4'ün uygulanmasıYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2021/9888 · K. 2021/12928 ·
Hükümlünün cezası gebelik ve doğum nedeniyle birkaç kez ertelenmiş, son ertelemesi başka suçtan tutuklanınca kaldırılmıştı. Tahliyeden sonra yeniden erteleme talebi, Başsavcılıkça doğum nedeniyle verilen ertelemeden sonra yeniden suç işleyip tutuklandığı gerekçesiyle reddedildi; infaz hâkimliğine şikâyet ve ağır ceza mahkemesine itiraz m. 16/5'e dayanılarak reddedildi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, hükümlünün kapalı ceza infaz kurumu dışında gebe kaldığını ve çocuğunun sağ olduğunu, bu durumda m. 16/5'in uygulanma olanağı bulunmadığını ve doğum tarihine göre m. 16/4 uyarınca erteleme kararı verilmesi gerektiğini ileri süren kanun yararına bozma istemini yerinde gördü.
Sonuç: Yargıtay 1. Ceza Dairesinin yerinde gördüğü istemde, kurum dışında gebe kalıp doğum yapan hükümlüde m. 16/5 değil m. 16/4 uygulanacağı kabul edildi.
2. İnfaz savcısının yakalama emrini kaldırıp istemle erteleme vermesi: toplam ceza ve görevYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/82 · K. 2026/93 ·
Bir Cumhuriyet savcısı ve kâtibi, görevde yetkiyi kötüye kullanmaktan yargılanmıştı. Hükümlünün kasten işlenen iki suçtan cezalarının toplamı 3 yıldan fazlaydı; savcı düzenlediği yakalama emrini kısa süre sonra kaldırmış, hükümlüye çağrı kâğıdı çıkarılmasını sağlamış, ardından teminat karşılığında iki kez infazın ertelenmesine karar vermişti. Ceza Genel Kurulu, toplam süre 3 yılı aştığından 5275 sayılı Kanun m. 19 uyarınca doğrudan yakalama emri düzenlenmesinin zorunlu olduğunu belirterek savcının mahkûmiyetini onadı. Kâtip yönünden hükmü bozdu: m. 17'deki infazın ertelenmesi kararını verme ve m. 19 uyarınca yakalama emri düzenleme görevi Cumhuriyet savcısına aitti, kâtibin bu işlemlerde görevi yoktu.
Sonuç: Ceza Genel Kuruluna göre infazın ertelenmesi kararını verme görevi Cumhuriyet savcısınındır; kasten işlenen suçlardan cezaların toplamı 3 yılı aşınca doğrudan yakalama emri zorunludur.
3. Akıl hastalığında geri bırakma, rapor ve takip işlemlerinin Başsavcılığa ait olmasıYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2016/3844 · K. 2017/158 ·
Hastanede tedavi sırasında firar eden ve sonradan sağlık kurulu raporuyla akıl hastalığına tutulduğu belirlenen hükümlüye disiplin cezası verilmişti; dosyada üç merci kararı kanun yararına bozma istemine konu oldu. Daire iki kararı disiplin cezasına ilişkin usul nedenleriyle bozdu. Üçüncü karar yönünden 5275 sayılı Kanun m. 16'yı aktararak, infaz sırasında akıl hastalığına tutulan hükümlü hakkında Adli Tıp Kurumundan ya da onaylanmak şartıyla tam teşekküllü hastane sağlık kurulundan rapor aldırılması, geri bırakma kararı, TCK m. 57'deki sağlık kurumuna yerleştirme, geri bırakmanın devamı ve sağlık durumunun takibine ilişkin işlemlerin Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılması gerektiğini belirtti ve bu yönde değerlendirme yapan merci kararına yönelik istemi reddetti.
Sonuç: Yargıtay 1. Ceza Dairesine göre akıl hastalığında rapor aldırma, geri bırakma ve takip Cumhuriyet Başsavcılığının işidir.
4. Ağır hastalık nedeniyle infazın ertelenmemesi ve kötü muamele yasağı (5275 sayılı Kanun m. 16/6)Anayasa Mahkemesi · B. No. 2014/20289 ·
Müebbet hapis cezasını çeken başvurucu hakkında Adli Tıp Kurumu raporu, şizofreni tanısıyla hayatını yalnız idame ettiremeyeceğini ve bir başkasının bakımına ihtiyacı olduğunu belirtmişti; başvurucu cezaevinde tutulmaya devam etti. Anayasa Mahkemesi, m. 16/6'nın hayatını yalnız idame ettirememe yanında toplum güvenliği için tehlike oluşturmama kanaatini de aradığını, mevzuatın yorumunun kendi görevi olmadığını, ancak kötü muamele yasağıyla çelişen bir durumda toplum güvenliği kanaatinin tahliyenin önünde engel olmasının mazur görülemeyeceğini belirtti. Tutulma koşulları ile tedavinin yeterliliğine bakarak, başvurucunun bakım amaçlı bir kurumda tutulduğunu ve tedavinin yetersizliğine dair somut veri sunulmadığını gözetti; insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edilmediğine, diğer iddiaların kabul edilemez olduğuna oybirliğiyle karar verdi.
Sonuç: Anayasa Mahkemesine göre yaşamını tek başına sürdüremeyen hükümlünün durumu tek başına salıverilmeyi gerektirmez; belirleyici olan tutulma koşulları ve tedavinin yeterliliğidir.
5. Sağlık nedeniyle erteleme talebinde Adli Tıp raporu beklenmeden karar verilmemesiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2020/2653 · K. 2021/8664 ·
Hükümlünün sağlık nedeniyle erteleme talebi Başsavcılıkça reddedilmiş, hükümlü yakalanıp ceza infaz kurumuna sevk edilince Başsavcılık 16. maddedeki şartların tespiti için Adli Tıp Kurumuna sevk istemişti; itiraz mercii ise talebin esasına girerek infazın ertelenmesine karar verdi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, düzenlenecek Adli Tıp raporu doğrultusunda talebin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden esas hakkında karar verilmesini hukuka aykırı bulan kanun yararına bozma istemini yerinde gördü. İstem ayrıca "kabule göre" m. 98'in o tarihteki ikinci fıkrasına dayanıyordu; m. 98 7242 sayılı Kanunla 2020'de değiştirilmiştir.
Sonuç: Yargıtay 1. Ceza Dairesinin yerinde gördüğü istemde, sağlık nedeniyle erteleme talebinin istenen Adli Tıp raporu doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği kabul edildi.
6. Ertelemeye gerek olmadığını belirten hastane raporunda Adli Tıp Kurumu onayının aranmamasıYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2022/8138 · K. 2022/6704 ·
Başsavcılık, ruh sağlığı hastanesi sağlık kurulu raporuna dayanarak sağlık nedeniyle erteleme talebini reddetmiş, infaz hâkimliği bu karara itirazı reddetmişti. Ağır ceza mahkemesi, dosyada Adli Tıp Kurumu raporu ya da onaylı rapor bulunmadığı gerekçesiyle infaz hâkimliği kararını kaldırdı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kanunun Adli Tıp Kurumu onayını ertelemeyi gerektiren hastane raporu için aradığını, ertelemeye gerek olmadığını belirten raporun onaydan geçtikten sonra hukuki sonuç doğuracağına dair düzenleme bulunmadığını ileri süren kanun yararına bozma istemini yerinde gördü.
Sonuç: Yargıtay 1. Ceza Dairesinin yerinde gördüğü istemde, geri bırakmaya gerek olmadığını belirten hastane sağlık kurulu raporunun Adli Tıp Kurumu onayına sunulmasının gerekmediği kabul edildi.
7. Açık kuruma gönderme kararının gebelik ve doğum gerekçesiyle kaldırılamamasıYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2025/490 · K. 2025/7419 ·
Denetimli serbestlik tedbiri uygulanırken hakkında kasıtlı suçtan kamu davası açılan hükümlünün 5275 sayılı Kanun m. 105/A-7 uyarınca açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine infaz hâkimliğince karar verilmişti. İtiraz mercii, m. 16/4'teki düzenleme gereği gebelik ve doğum sebebiyle infazın geri bırakılmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle bu kararı kaldırdı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi merci kararını bozdu: hükümlü cezasının infazının ertelenmesi için her zaman talepte bulunabilir; geri bırakmanın zorunlu olduğu hâller varsa talep ve bu hâller yetkili idari birimler ve yargı makamlarınca değerlendirilir ve şartlar gerçekleşirse erteleme ya da geri bırakma kararı alınabilir.
Sonuç: Gebelik ve doğum nedeniyle geri bırakma, açık kuruma gönderme kararına itirazda değil, yetkili makamlara yapılacak ayrı bir istemle değerlendirilir.
8. İstemle ertelemede süre şartının cezaların toplamına göre belirlenmesiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2024/5581 · K. 2025/2052 ·
Kasten işlenen üç suçtan verilen ve toplamı 3 yılı aşan cezalardan yalnız biri için infazın ertelenmesi istenmiş, Başsavcılık talebi cezaların toplamı 3 yılı geçtiği için reddetmişti. İnfaz hâkimliği cezaların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle şikâyeti kabul etti, itiraz mercii de bu karara itirazı reddetti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, m. 17'deki süre şartında hükümlünün kesinleşen ve infaza verilen birden fazla cezası varsa her bir cezanın ayrı ayrı değil cezaların toplam süresinin dikkate alınması gerektiğini, Başsavcılık kararının hukuka uygun olduğunu belirterek merci kararını kanun yararına bozdu.
Sonuç: Yargıtay 1. Ceza Dairesine göre m. 17'deki üç ve beş yıllık sınır, infaza verilen cezaların toplamına göre uygulanır.
9. İstemle ertelemede Başsavcılığın takdiri ve 2020 öncesi başvuru yoluYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2016/6276 · K. 2018/3757 ·
Teminat yatırmak için süresinde başvurulmadığından erteleme talebi Başsavcılıkça reddedilmiş, infaz hâkimliği bu kararı kaldırmış, itiraz mercii ise erteleme kararlarına karşı kanun yolu düzenlenmediği gerekçesiyle itirazı kabul etmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, m. 17'nin erteleme veya infaza ara verme konusunda infazı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığına tamamen takdir hakkı verdiğini, o tarihteki 4675 sayılı Kanun m. 1 ve 4 karşısında ceza infaz kurumunda bulunmayan hükümlünün erteleme istemi üzerine verilen kararlara karşı itirazı inceleme yetkisinin infaz hâkimliğinde bulunmadığını ve takdir hakkının kullanılmasına ilişkin kararların kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceğini belirterek istemi reddetti. Başvuru yoluna ilişkin kısım, 4675 sayılı Kanun m. 4'e 2020'de eklenen 5. bentten öncedir.
Sonuç: M. 17'de ertelenip ertelenmeyeceği Başsavcılığın takdirindedir; kararın 2020 öncesi başvuru yolu görüşü bugünkü kural değildir.
10. Çağrı kâğıdından itibaren erteleme talep süresinin tatile rastlaması ve şikâyet yoluYargıtay 19. Ceza Dairesi · E. 2015/10648 · K. 2015/4163 ·
Taksirli suçtan hükümlünün erteleme talebi Başsavcılıkça reddedilmiş, infaz hâkimliği itirazı kabul edip talebin esastan incelenmesi için dosyayı Başsavcılığa göndermiş, ağır ceza mahkemesi ise infaz hâkimliği kararını kaldırmıştı. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, ihbarnamedeki gerekçeyi yerinde görerek merci kararını bozdu. İhbarnameye göre m. 17'de yalnız infazın ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin takdir kesindir, bunun dışındaki usul işlemleri 4675 sayılı Kanun m. 4 uyarınca şikâyete tabidir; çağrı kâğıdının tebliğinden itibaren 10 günlük talep süresinin son günü cumartesiye rastladığından süre CMK m. 39/4 uyarınca tatilin ertesi günü biter ve infaz hâkimliği kararı sonucu bakımından hukuka uygundur.
Sonuç: Yargıtay 19. Ceza Dairesinin benimsediği istemde, takdir dışındaki usul işlemleri şikâyete tabi sayıldı ve son günü tatile rastlayan talep süresi tatilin ertesi gününe uzadı.
11. İnfaza ara verme talebinin reddine karşı infaz hâkimliğine şikâyet (eski metin)Yargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2014/17363 · K. 2014/20586 ·
Cezasını infaz eden hükümlünün yasal temsilcisinin m. 17/4 uyarınca yaptığı talep Başsavcılıkça reddedilmiş, infaz hâkimliği bu konuda karar vermenin görevi dışında olduğu gerekçesiyle başvuruyu reddetmiş, ağır ceza mahkemesi de itirazı reddetmişti. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, ihbarnamedeki gerekçeyi yerinde görerek merci kararını bozdu. İhbarnameye göre ara verme talebinin reddine karşı itiraz yolunu gösteren özel bir düzenleme yoktur, bu nedenle genel hüküm niteliğindeki 4675 sayılı Kanun m. 4 ve 5 uyarınca infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurulabilir. İhbarnamede m. 17/4'ün o tarihteki "6 ayı geçmeyen sürelerle" ifadesi aktarılmıştır.
Sonuç: Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2014'te yerinde gördüğü istemde, infaza başlandıktan sonra ara verme talebinin reddine karşı infaz hâkimliğine şikâyet yolu kabul edildi; m. 17/4'teki süre bugün bir yıldır.
12. İstemle ertelemede alınan güvencenin niteliği ve akıbetine karar veren merciYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2015/9345 · K. 2015/18565 ·
Başsavcılık infazı teminat yatırılması şartıyla ertelemiş, hükümlü erteleme süresinin sonunda teslim olmayınca teminatın CMK m. 115/2 uyarınca hazineye gelir yazılmasını istemişti; asliye ceza mahkemesi karar verilmesine yer olmadığına karar verdi, ağır ceza mahkemesi itirazı kabul etti. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, ihbarnamenin gerekçesinden farklı olarak, m. 17/5'teki güvencenin hükümlünün erteleme süresi sonunda teslim olmasını sağlamaya yönelik olduğunu, CMK m. 113 ve devamındaki güvence olmadığını, mahkemelerin bu güvencenin akıbeti hakkında karar verme yetkisi bulunmadığını ve akıbete infazı erteleyip güvence takdir eden Cumhuriyet Başsavcılığının karar vermesi gerektiğini belirterek merci kararını bozdu.
Sonuç: Yargıtay 8. Ceza Dairesine göre istemle ertelemedeki güvencenin akıbetine mahkeme değil, ertelemeyi veren Cumhuriyet Başsavcılığı karar verir.
13. Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanan hükümlünün m. 17'den yararlanamamasıYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2022/10733 · K. 2022/8382 ·
Ertelenen cezası denetim süresinde işlenen suç nedeniyle aynen infaza dönüşen hükümlünün, yurt dışında olduğundan bahisle yapılan erteleme talebi Başsavcılıkça reddedilmiş; infaz hâkimliği ret kararını kaldırmış, itiraz mercii de bu karara itirazı reddetmişti. Hükümlünün başka bir suçtan verilen ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilen kesinleşmiş cezası vardı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu durumda m. 17'deki şartların oluşmadığını ve infazın ertelenmesine karar verilemeyeceğini ileri süren kanun yararına bozma istemini yerinde görerek merci kararını bozdu.
Sonuç: Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilen hükümlü m. 17/6-b uyarınca istemle ertelemeden yararlanamaz.
14. Kanun yararına bozmada karar tarihindeki mevzuat: 7242 sayılı Kanun öncesi doğum nedenli ertelemeYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2021/75 · K. 2021/12921 ·
Ceza infaz kurumundaki hükümlünün doğum nedeniyle erteleme talebi, koşullu salıverilme tarihine 6 yıldan fazla süre bulunduğu ve salıverilirse tehlike arz edebileceği gerekçesiyle Başsavcılıkça reddedilmişti; infaz hâkimliği karar verme yetkisinin Başsavcılıkta olduğu gerekçesiyle başvuruyu reddetti, ağır ceza mahkemesi itirazı kabul edip kararı kaldırdı ama itiraz konusu hakkında karar vermedi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, merciin itirazı kabul ettiğinde CMK m. 271/2 uyarınca itiraz konusu hakkında da karar vermesi gerektiğini ileri süren istemi yerinde gördü. Daire, 7242 sayılı Kanunla 4675 sayılı Kanun m. 4'ün değiştiğini, ancak kanun yararına bozmanın karar tarihinde yürürlükte bulunan hukuka göre yapıldığını açıkça yazdı.
Sonuç: 2020 öncesi infaz kararları kanun yararına bozmada o tarihteki mevzuata göre incelenir; o dönemin başvuru yolu görüşü bugünkü kuralı göstermez.
Sık sorulan sorular
İnfazın ertelenmesi nedir?
Kesinleşmiş hapis cezasının infazının belirli bir süre geri bırakılması ya da infaza ara verilmesidir. 5275 sayılı Kanun m. 16 hastalık ve gebelik nedeniyle geri bırakmayı, m. 16/A çocuğunun hastalığı nedeniyle kadın hükümlü için ertelemeyi, m. 17 hükümlünün istemiyle erteleme ve infaza ara vermeyi düzenler. Bu kararları kural olarak Cumhuriyet Başsavcılığı verir.
İnfazın ertelenmesi ile hapis cezasının ertelenmesi aynı şey mi?
Hayır. Hapis cezasının ertelenmesi (TCK m. 51) mahkemenin yargılama sonunda, iki yıl veya daha az hapis cezasında verdiği bir karardır; fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde sınır üç yıldır. İnfazın ertelenmesi ise hüküm kesinleştikten sonra, 5275 sayılı Kanun m. 16 ve 17'deki şartlarla Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir.
Hükümlü hangi cezalarda kendi isteğiyle infazın ertelenmesini isteyebilir?
5275 sayılı Kanun m. 17/1'e göre kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarında, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemiyle. Yargıtay 1. Ceza Dairesine göre birden fazla kesinleşmiş ve infaza verilmiş ceza varsa bu sınır her ceza için ayrı ayrı değil, cezaların toplamına göre uygulanır. Erteleme Cumhuriyet Başsavcılığının takdirine bağlıdır.
İstemle erteleme ne kadar sürer, kaç kez verilir?
5275 sayılı Kanun m. 17/2'ye göre erteleme her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir. İnfaza başlandıktan sonra m. 17/4'te sayılan zorunlu ve çok ivedi hâllerde de bir yılı geçmeyen sürelerle, en fazla iki defa infaza ara verilebilir. Erteleme güvence gösterilmesine veya başka bir şarta bağlanabilir (m. 17/5).
Hastalık nedeniyle cezanın infazı nasıl geri bırakılır?
5275 sayılı Kanun m. 16'ya göre akıl hastalığında ve infazın hayatı için kesin bir tehlike oluşturduğu hastalıkta infaz geri bırakılır; ağır hastalık veya engellilik nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen hükümlüde geri bırakılabilir. Karar, Adli Tıp Kurumu raporu ya da Adli Tıp Kurumunca onaylanmış tam teşekküllü hastane sağlık kurulu raporu üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir (m. 16/3).
Hamile veya yeni doğum yapmış kadının cezası ertelenir mi?
Kural olarak evet. 5275 sayılı Kanun m. 16/4'e göre hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş kadınlar hakkında geri bırakılır; çocuk ölmüş veya başkasına verilmişse doğumdan iki ay sonra ceza infaz olunur. Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar bu kuraldan yararlanamaz (m. 16/5).
Çocuğu ağır hasta olan kadın hükümlünün cezası ertelenebilir mi?
5275 sayılı Kanun m. 16/A'ya göre toplam on yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olan ya da adli para cezası hapse çevrilen kadın hükümlünün, engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç veya ağır hasta on sekiz yaşından küçük çocuğu varsa ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilirse, Cumhuriyet Başsavcılığı infazı bir yıla kadar erteleyebilir. Süre her defasında altı ayı geçmemek üzere en çok dört kez uzatılabilir.
Kimler hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesinden yararlanamaz?
5275 sayılı Kanun m. 17/6'ya göre terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan mahkûm olanlar, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler ve disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar. Bu istisna m. 17 içindir; hastalık ve gebelik nedeniyle geri bırakma m. 16'nın kendi şartlarına bağlıdır.
Adli para cezasından çevrilen hapis cezasının infazı ertelenebilir mi?
5275 sayılı Kanun m. 106/9'a göre adli para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez; ancak hastalık ve gebelik nedeniyle geri bırakmayı düzenleyen 16. madde hükümleri saklıdır. Ayrıca m. 16/A, adli para cezası infaz sürecinde hapse çevrilen kadın hükümlüyü de kapsar.
Erteleme talebi reddedilirse hangi yola başvurulur?
4675 sayılı Kanun m. 5'e göre Cumhuriyet savcısının infaza ilişkin kararlarına karşı, öğrenmeden itibaren on beş gün, her hâlde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet yoluna gidilebilir. İnfaz hâkiminin kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir (m. 6). Bu süre 7499 sayılı Kanunla değiştirilmiştir; değişiklik 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır, bu tarihten önce verilen kararlarda değişiklikten önceki hükümler uygulanmaya devam eder (7499 sayılı Kanun geçici m. 1/1-b). Bu şikâyet yolu 2020'de 7242 sayılı Kanunla açıkça düzenlendi; öncesine ait "yasa yolu yoktur" yönündeki kararlar bugünkü kuralı göstermez.
Erteleme süresinde yeni bir suçtan dava açılırsa ne olur?
5275 sayılı Kanun m. 17/3'e göre hükümlünün istemiyle verilen erteleme süresi içinde hakkında kasten işlenen bir suçtan kamu davası açılırsa erteleme kararı kaldırılır ve ceza derhal infaz olunur. Çocuğunun hastalığı nedeniyle verilen ertelemede de kasten işlenen bir suçtan kamu davası açılması kaldırma sebebidir (m. 16/A).
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer ceza usulü rehberleri
- Müddetname ve müddetnameye itiraz (5275 sayılı Kanun m. 20/4 ve m. 98)
- İnfaz hâkimliği ve infaz hâkimliğine şikâyet (4675 sayılı Kanun m. 4, 5, 6; 5275 sayılı Kanun m. 98-101)
- Cezaevine giriş ve teslim olma: çağrı kâğıdı ve yakalama emri (5275 sayılı Kanun m. 19)
- Adli sicil ve arşiv kaydı (5352 sayılı Kanun m. 9)
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB, CMK m. 231)
- Hak yoksunluğu ve yasaklanmış hakların geri verilmesi (TCK m. 53)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.