Müddetname ve müddetnameye itiraz (5275 sayılı Kanun m. 20/4 ve m. 98)
Yayın tarihi:
Bu sayfada
- Başa dön
- Kısaca
- Temel bilgiler
- 5275 sayılı Kanun m. 20/4'e göre müddetname nedir ve kanunda adı ne?
- Müddetnameyi kim, ne zaman düzenler ve içinde neler yazar? (İnfaz Yönetmeliği m. 54)
- Aynı hükümlü için birden çok müddetname düzenlenebilir mi?
- Birden fazla ceza varsa: 5275 sayılı Kanun m. 99'a göre toplama kararı ve tek koşullu salıverilme tarihi
- Müddetnamedeki hesaba kim bakar? 5275 sayılı Kanun m. 98 ve 7242 sayılı Kanundan önceki düzen
- Müddetnameye itiraz için süre var mı? 4675 sayılı Kanun m. 5'teki on beş günle farkı
- Hangi infaz hâkimliği yetkilidir, karara kim bakar? (4675 sayılı Kanun m. 2 ve m. 6)
- Yargıtay kararlarında görülen hesap hataları: mahsup, suç tarihi, artık yıl ve lehe kanun
- Müddetnameye itiraz ya da müddetnamenin tebliğ edilmemesi infazı durdurur mu? (5275 sayılı Kanun m. 98/2)
- İlgili mevzuat
- Kararlar
- Sık sorulan sorular
Kısaca
- Müddetname, hapis cezası infaz edilen hükümlüye Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği ve cezaevine alındığı tarihi, ceza süresini ve salıverileceği tarihi gösteren belgedir.
- Kanun bu belgeye ad vermez, yönetmelik ona süre belgesi der.
- Cezanın hesabında duraksama varsa infaz hâkimliğinden karar istenir; hükmün yorumu ve sonradan çıkan lehe kanun ise hükmü veren mahkemenin işidir.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, müddetnamedeki hesaba itirazın on beş günlük şikâyet süresine bağlı olmadığını kabul etmektedir.
- Başvuru, kural olarak infazı durdurmaz.
Müddetname, hapis cezasının infazında Cumhuriyet Başsavcılığının hükümlüye verdiği ve cezaevine giriş, koşullu salıverilme ve tahliye tarihlerini gösteren belgenin uygulamadaki ve Yargıtay kararlarındaki adıdır. Bu rehber, belgenin Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 20/4 ve yönetmelikteki dayanağını, içinde neler yazdığını, birden fazla cezada toplama kararını, hesap hatasına karşı hangi mercie gidildiğini, sürenin ve yetkili yerin nasıl belirlendiğini ve Yargıtay kararlarında görülen hesap hatalarını anlatır.
Temel bilgiler
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Düzenleyen
Hükümlünün cezaevine alındığı ve salıverileceği tarihi, ceza süresini ve cezanın hangi hükme ilişkin olduğunu gösteren belgeyi Cumhuriyet Başsavcılığı düzenler; Kanun bu belgeye ad vermez.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 20/4
- Belgede yazanlar
Yönetmelik belgeye süre belgesi der: kimlik ve iletişim bilgileri, infaz defteri numarası, kuruma alınma tarihi, tutuklulukta veya gözaltında geçen süre, ceza süresi, hakederek ve koşullu salıverilme tarihi, cezanın hangi hükme ilişkin olduğu.
Dayanak: İnfaz Yönetmeliği m. 54/3
- Hesap itirazı
Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse infaz hâkimliğinden karar istenir.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 98/1-b
- Hüküm yorumu ve lehe kanun
Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa ya da sonradan yürürlüğe giren kanunun TCK m. 7 kapsamında değerlendirilmesi gerekirse karar hükmü veren mahkemeden istenir.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 98/1-a
- İtiraz mercii ve süresi
İnfaz hâkiminin kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir; itiraz, infaz hâkimliğinin yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesine yapılır.
Dayanak: 4675 sayılı Kanun m. 6/5-6
- İnfaza etkisi
Başvuru cezanın infazını ertelemez; mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 98/2
5275 sayılı Kanun m. 20/4'e göre müddetname nedir ve kanunda adı ne?
Müddetname, hapis cezasının infazında hükümlüye verilen ve cezanın ne zaman başlayıp ne zaman biteceğini gösteren belgenin uygulamadaki adıdır. 5275 sayılı Kanun m. 20/4 bu belgeyi ad vermeden tarif eder: hükümlüye, Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen, ceza infaz kurumuna alındığı ve salıverileceği tarih ile ceza süresini ve cezanın hangi hükme ilişkin bulunduğunu belirten bir belge verilir.
Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik (bu sayfada kısaca İnfaz Yönetmeliği) m. 54/3 aynı belgeye süre belgesi der. “Müddetname” sözcüğü ne 5275 sayılı Kanunda ne İnfaz Yönetmeliğinde geçer; bu ad Yargıtay kararlarında ve uygulamada kullanılır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, müddetnameye itiraza ilişkin 2024 tarihli kararında uygulanacak hükümler arasında 5275 sayılı Kanun m. 20/4'ü saymış ve belgeyi Cumhuriyet savcılığında düzenlenip hükümlüye tebliğ edilen bir belge olarak ele almıştır. (Yargıtay 1. CD, E. 2024/6621)1
Müddetname mahkemenin değil, Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği bir belgedir (m. 20/4). Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2022 tarihli bir kararında, 4675 sayılı Kanun m. 5/1'deki düzenlemenin, müddetnamenin hukuki niteliği itibarıyla o maddede sayılan işlem ve kararlardan olmaması nedeniyle müddetnameyi kapsamadığı yönündeki kanun yararına bozma istemini yerinde görmüştür. (Yargıtay 1. CD, E. 2022/8130)2 Bu ayrımın pratik sonucu, aşağıda anlatılan süre meselesidir.
Kanun ve İnfaz Yönetmeliği, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak salıverilme tarihini belgede gösterilecekler arasında ayrıca saymaz; İnfaz Yönetmeliği m. 54/3-d'de geçen tarihler ceza süresi ile hakederek ve koşullu salıverilme tarihidir.
Müddetnameyi kim, ne zaman düzenler ve içinde neler yazar? (İnfaz Yönetmeliği m. 54)
Süreç mahkemeden başlar. 5275 sayılı Kanun m. 20/1'e göre hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, hangi hükümlü ve hangi cezanın infazına ilişkin olduğu açıkça belirtilerek mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. İnfaz Yönetmeliği m. 54/1'e göre kararın kesinleşme şerhinde, karar birden çok hapis cezası içeriyorsa süreli hapis cezalarının toplamı da gösterilir. Başsavcılık ilamı infaz defterine kaydeder ve cezanın süresini gözeterek çağrı kâğıdı veya yakalama emri çıkarır (m. 20/2). Çağrı kâğıdı ve yakalama emri bu sayfanın konusu değildir.
İnfaz Yönetmeliği m. 54/3'e göre süre belgesi, hükümlü kuruma alındıktan sonra Cumhuriyet başsavcılığınca verilir. Belgede hükümlünün şu bilgileri yer alır:
- 1) Kimlik, tebligat ve iletişim bilgileri (m. 54/3-a).
- 2) İnfaz defteri numarası (m. 54/3-b).
- 3) Kuruma alındığı tarih (m. 54/3-c).
- 4) Tutuklulukta veya gözaltında geçirdiği süre (m. 54/3-ç).
- 5) Ceza süresi, hakederek ve koşullu salıverileceği tarih (m. 54/3-d).
- 6) Cezanın hangi hükme ilişkin olduğu (m. 54/3-e).
Aynı hükümlü için birden çok müddetname düzenlenebilir mi?
Kanun ve İnfaz Yönetmeliği belgenin kaç kez düzenleneceğini söylemez. Kararlarda aynı hükümlü için birden çok müddetname düzenlendiği görülür; örneğin hükmü veren mahkeme müddetnamenin yanlış hesaplandığı itirazını kabul ettikten sonra başka bir Başsavcılık yeni müddetname düzenlemiştir. Bu dosyada Yargıtay 1. Ceza Dairesinin benimsediği kanun yararına bozma isteminde, yalnız eksik infazın tespiti için hazırlanan ve üzerine “Örnek” kaydı düşülen müddetname, hükümlü hakkındaki son müddetname sayılmamıştır. (Yargıtay 1. CD, E. 2021/11588)3
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 2021 tarihli kararında, incelediği dosyada toplama (içtima) kararı alınarak hükümlü hakkında yeniden bir müddetname düzenlenmesine hükmetmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2019/434)4
Birden fazla ceza varsa: 5275 sayılı Kanun m. 99'a göre toplama kararı ve tek koşullu salıverilme tarihi
5275 sayılı Kanun m. 99/1'e göre bir kişi hakkında hükmolunan her ceza diğerinden bağımsızdır ve varlığını ayrı korur. Ancak bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunursa, koşullu salıverilmeye ilişkin m. 107'nin uygulanabilmesi yönünden infaz hâkimliğinden bir toplama kararı istenir. 7242 sayılı Kanunla eklenen cümleye göre adli para cezasından çevrilen ve ceza infaz kurumunda infaz edilme aşamasına gelen hapis cezaları da toplama kararına dahil edilir.
Toplama kararı vermeye yetkili infaz hâkimliği m. 101/2'de gösterilir: kural olarak en fazla cezaya hükmetmiş mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliği; bu durumda birden çok infaz hâkimliği yetkiliyse son hükmü vermiş olan mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliği karar verir. En fazla ceza Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmişse Ankara infaz hâkimliği, bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece sıfatıyla verilmişse bölge adliye mahkemesinin bulunduğu il infaz hâkimliği, bölge adliye mahkemesi duruşma açarak vermişse hükmü kaldırılan ilk derece mahkemesinin bulunduğu yer infaz hâkimliği yetkilidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, m. 99'daki toplamanın amacını, birden çok kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan hükümlü için infazı gereken tüm hapis cezalarının toplam süresi üzerinden tek bir şartla tahliye tarihi, deneme süresi ve bihakkın tahliye tarihi saptamak ve cezaların infazları ile deneme sürelerinin çakışmasını önlemek diye açıklamıştır.4 Kurula göre suç tarihi veya türü nedeniyle farklı koşullu salıverilme sürelerine tabi ilamlar toplanmalı ve tek bir koşullu salıverilme tarihi belirlenmelidir.4 Kurul, 647 ve 765 sayılı Kanunlara göre infaz edilecek cezalarla 5275 sayılı Kanuna göre infaz edilecek cezaların toplanmasında üst sınır gibi sorunlar çıkabileceğini belirtmiş; üst sınırın aşılmadığı ve geceli gündüzlü hücrede tecrit gerektiren bir cezanın bulunmadığı somut olayla sınırlı değerlendirmesinde, yalnız infaz rejimlerinin farklı olmasının cezaların toplanmasına engel olmadığı sonucuna varmıştır.4
Aynı kararda Kurul, böyle bir durumda hükümlünün farklı süre ve rejimlere tabi her bir cezası açısından cezaevinde geçireceği sürelerin Cumhuriyet Başsavcılığınca müddetnamede gösterilmesinin yeterli olacağını, tahliye tarihlerinin ise toplam ceza süresi üzerinden hesaplanacağını belirtmiştir.4
Ceza Genel Kurulu aynı kararda, koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmadığı cezaların diğer cezalarla toplanmaması gerektiğini söylemiş ve buna ikinci defa mükerrirlik hâlini örnek vermişti.4 5275 sayılı Kanun m. 108/3, 4/6/2025 tarihli 7550 sayılı Kanunla değişti; maddenin bugünkü metnine göre ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda da birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır, ancak süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2026 tarihli kararında, bu değişiklikten sonra ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilecek cezanın öncelikle infaz edilmesine gerek kalmadığını, bu cezanın diğer cezalarla içtima edilerek infaz edilmesi gerektiğini kabul etmiştir. (Yargıtay 1. CD, E. 2025/6068)5 Koşullu salıverilme oranları bu sayfanın konusu değildir.
Müddetnamedeki hesaba kim bakar? 5275 sayılı Kanun m. 98 ve 7242 sayılı Kanundan önceki düzen
5275 sayılı Kanun m. 98/1, 14/4/2020 tarihli 7242 sayılı Kanunla değişmiştir ve bugün iki ayrı merci gösterir: 1) mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün TCK m. 7 kapsamında değerlendirilmesi gerekirse hükmü veren mahkemeden (m. 98/1-a); 2) çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse infaz hâkimliğinden (m. 98/1-b) karar istenir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, müddetnamedeki ceza hesabına yönelik itirazı m. 98/1-b kapsamında, infaz hâkimliğinin karar vereceği bir başvuru olarak değerlendirmektedir.1
5275 sayılı Kanun m. 101/1'e göre m. 98-100 uyarınca mahkemeden veya infaz hâkimliğinden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir; karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
7242 sayılı Kanundan önce m. 98/1 bütün bu durumlar için hükmü veren mahkemeyi gösteriyordu. Bu dönemde Yargıtay'ın yerinde gördüğü kanun yararına bozma istemlerinde, birden fazla ceza toplanmışsa müddetnameye itirazın toplama (içtima) kararını veren mahkemece incelenmesi gerektiği ileri sürülmüştü: 5. Ceza Dairesi 13/01/2020 tarihli kararında, müddetnameye itirazın eski m. 98/1 uyarınca içtima kararını veren mahkemece incelenmesi gerektiği, başka bir mahkemenin itirazı esastan reddetmesinin isabetsiz olduğu yönündeki ihbarnameyi yerinde görerek kararları bozmuştur. (Yargıtay 5. CD, E. 2019/9441)6 1. Ceza Dairesinin 2016 tarihli bir kararında yerinde görülen istemde ise “mahsup, tutukluluk süresi ve benzeri” itirazların müddetnameye itiraz sayılabileceği, infaz oranının yanlış uygulandığı yönündeki itirazın ise müddetname içeriğine değil infazın yapılış şekline ve hüküm mahkemesi kararına yönelik olduğu ayrımı yapılmıştı. (Yargıtay 1. CD, E. 2016/5331)7 Bu iki karar eski metne göre verilmiştir; bugünkü merci m. 98/1'in yukarıdaki iki bendinden belirlenir. Yeni merci düzeni 4675 sayılı Kanun geçici m. 2 uyarınca 1/9/2020'den itibaren uygulanmıştır.
7242 sayılı Kanundan sonra Yargıtay 1. Ceza Dairesi, müddetnamedeki mahsup isteğine ilişkin bir şikâyeti, müddetnameye itirazın m. 98/1 uyarınca içtima kararını veren mahkemece incelenmesi gerektiği gerekçesiyle başka bir infaz hâkimliğine gönderen yetkisizlik kararını kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 1. CD, E. 2023/7900)8
Hükmün yorumu ve lehe kanun değerlendirmesi bugün de hükmü veren mahkemenin işidir (m. 98/1-a). Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2021 tarihli kararına konu dosyada, suç tarihine göre farklı bir infaz oranı uygulanması gerektiği yönündeki müddetname itirazı, Başsavcılıkça infaza konu mahkûmiyet hükümlerini veren ağır ceza mahkemesine gönderilmiş ve bu mahkeme itirazı 17.07.2020'de, yani infaz hâkimliğinin yeni görevlerinin uygulanmaya başladığı 1/9/2020'den önce incelemişti; Daire esasa ilişkin değerlendirmeyi yapmış, merci konusuna ayrıca değinmemiştir. (Yargıtay 1. CD, E. 2021/6991)9
Müddetnameye itiraz için süre var mı? 4675 sayılı Kanun m. 5'teki on beş günle farkı
4675 sayılı Kanun m. 5/1, ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlere veya Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kararlarına karşı şikâyeti, öğrenme tarihinden itibaren on beş gün, her hâlde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde kabul eder. Yargıtay'a gelen dosyalarda infaz hâkimlikleri, müddetnameye itirazı bu süreye bağlayıp müddetnamenin tebliğinden itibaren on beş gün geçti diye esasa girmeden reddetmiş, itiraz mercileri de bu kararlara karşı yapılan itirazları reddetmişti.2 1
Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu uygulamayı kanun yararına bozmuştur. 2022 tarihli kararda Daire, müddetnamede belirlenen cezanın hesabına yönelik itiraz için herhangi bir süre belirlenmediği, m. 98/1-b uyarınca bu hususta infaz hâkimliğinden her zaman karar istenebileceği ve 4675 sayılı Kanun m. 5/1'in müddetnameyi kapsamadığı yönündeki istemi yerinde görmüştür.2 2024 tarihli kararda Daire aynı sonuca kendi gerekçesiyle ulaşmıştır: m. 98/1-b'ye göre infaz hâkimliğinden her zaman karar istenebileceğini dikkate alarak, hükümlüye tebliğ edilen müddetnameye her zaman itiraz edilebileceğini ve müddetnameye itiraz konusunda mevzuatta bir süre sınırlaması bulunmadığını kabul etmiştir.1 Bu dosyada müddetname hükümlüye 11.04.2023'te tebliğ edilmiş, hükümlü vekili 07.08.2023 havale tarihli dilekçeyle itiraz etmişti.1
Süre sınırı olmadığı kabul edilen başvuru, müddetnameye karşı infaz hâkimliğine yapılan başvurudur. İnfaz hâkiminin bu başvuru üzerine verdiği karar için ise itiraz yolu açıktır (5275 sayılı Kanun m. 101/3) ve 4675 sayılı Kanun m. 6/5 infaz hâkiminin kararlarına karşı itirazı tebliğden itibaren iki hafta içinde öngörür.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024 tarihli bir başka kararında, infaz hâkimliğinin ret kararına itiraz eden hükümlünün, müddetnamede yattığı sürenin hatalı hesaplandığını ve çocuk yaşta ceza infaz kurumunda geçen süresinin dikkate alınmadığını ileri sürmesini “yeni talep” sayıp karar verilmesine yer olmadığına hükmeden ağır ceza mahkemesi kararını bozmuştur. Daireye göre bu itiraz, müddetnamede gösterilen tutukluluk ve hükümlülükte geçen sürenin hesaplanmasına ve mahsubu gereken süreye ilişkindi ve esastan incelenmeliydi. (Yargıtay 1. CD, E. 2023/8294)10
Hangi infaz hâkimliği yetkilidir, karara kim bakar? (4675 sayılı Kanun m. 2 ve m. 6)
4675 sayılı Kanun m. 2'ye göre infaz hâkimliğinin yetkisi hükmün infazına ilişkin işlemin yapıldığı yere göre belirlenir. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında idarece yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere ilişkin şikâyetlerde ise işlemin yapıldığı veya faaliyetin gerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yer infaz hâkimliği yetkilidir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023 tarihli kararında, Batman'daki ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün, Batman Cumhuriyet savcılığınca düzenlenen müddetnamede başka dosyalarda tutuklu kaldığı ve infaz edilen 251 günlük sürenin mahsup edilmesini istediği şikâyette, m. 2 gereğince infaza ilişkin işlemin yapıldığı yer olan Batman İnfaz Hâkimliğini yetkili ve görevli saymış, aksi yöndeki yetkisizlik kararını kanun yararına bozmuştur.8
Daire 2021 tarihli bir kararında da, denetimli serbestlikle infazı Manavgat'ta süren hükümlü hakkında eksik infazın tamamlanması isteminde, infazın Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde gerçekleştiği ve m. 2 uyarınca Manavgat İnfaz Hâkimliğinin yetkili olduğu yönündeki istemi yerinde görmüştür; başka bir Başsavcılığın düzenlediği “Örnek” müddetname yetkiyi değiştirmemiştir.3
İnfaz hâkiminin kararına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir (4675 sayılı Kanun m. 6/5). İtiraz, infaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine yapılır; infaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemenin üyesiyse itirazla ilgili karara katılamaz (m. 6/6). İnfaz hâkimliğine şikâyetin genel düzeni (kurum işlemleri, disiplin, nakil) bu sayfanın konusu değildir.
Bu sayfadaki Yargıtay kararlarının çoğu, Adalet Bakanlığının istemi üzerine kanun yararına bozma yoluyla verilmiştir. Bu yol, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümler içindir; Yargıtay'ın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse kararı kanun yararına bozar (CMK m. 309/1 ve 309/3).
Yargıtay kararlarında görülen hesap hataları: mahsup, suç tarihi, artık yıl ve lehe kanun
TCK m. 63/1'e göre hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler hükmolunan hapis cezasından indirilir; İnfaz Yönetmeliği m. 54/3-ç de tutuklulukta veya gözaltında geçirilen süreyi belgede gösterilecekler arasında sayar. Başka bir dosyadaki tutukluluğun mahsubunda Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 1940 ve Ceza Genel Kurulunun 2006 tarihli kararlarına dayanarak, mahsup istenen mahkûmiyete ait suçun tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmasını arar. (Yargıtay 1. CD, E. 2025/7601)11 Aynı ölçüt Dairenin başka bir 2026 kararında da tekrarlanmıştır.5
Daire 22.05.2026 tarihli kararında, mahsubu istenen mahkûmiyete ilişkin suç tarihinin 08.07.2005 olduğunu ve bu tarihin tutukluluğa ilişkin kararın kesinleştiği 15.03.2010'dan önce kaldığını belirtmiş; mahsubu istenen suçun tutukluluğa ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra, 04.02.2015'te işlendiği kabulüyle yapılan değerlendirmeyi hatalı bulmuş ve itiraz mercii kararını kanun yararına bozmuştur.11
Daire 08.05.2026 tarihli kararında, hükümlünün infazı sırada bekleyen ikinci bir içtimalı cezası için düzenlenen müddetnamede muhtemel kuruma alınma, şartla tahliye ve bihakkın tahliye tarihleri gösterildiği hâlde, mahsubu gereken gözaltı, tutukluluk, denetimli serbestlik ya da kısmen infaz edilen bir süre olup olmadığı konusunda hiçbir açıklama bulunmamasını itirazı bu yönüyle haklı kılan bir eksiklik saymıştır.5 Daire aynı kararda, mahsubu istenen sürenin suç tarihleri sonraki olan ve hâlen infaz edilen cezadan düşülemeyeceğini, ancak sırada bekleyen içtimalı cezanın infazına başlandığında mahsubun mümkün olduğunu belirtmiştir.5
Artık yıl hatası: Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024 tarihli kararında, müddetnamede bihakkın tahliye tarihinin Şubat ayının 29 gün olduğu yıllarda hükümlü lehine 1 gün mahsup yapılmadan, aleyhe sonuç doğuracak şekilde belirlendiğini tespit etmiştir. Başsavcılığın artık yılları dikkate alarak sonradan düzenlediği müddetnamede tarih 05.05.2028 yerine 02.05.2028 olmuştu; Daire, şartla tahliyenin geri alınmasında aynen infaz edilecek sürenin hükümlünün lehine belirlenen bu tarih esas alınarak yeniden kararlaştırılması gerektiğini belirterek hükümlünün talebini reddeden infaz hâkimliği kararını kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 1. CD, E. 2024/4110)12
Lehe infaz kanunu: Yargıtay 1. Ceza Dairesine göre TCK m. 7/3 infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhâl uygulanacağını söylerken koşullu salıverilmeyi bu kuralın istisnaları arasında saydığından, koşullu salıverilme bakımından da lehe infaz kanununun tespit edilmesi gerekir. Daire 2021 tarihli kararında, 2003 yılında örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlarda suç tarihindeki hükümlerle 7242 sayılı Kanunla değişen 5275 sayılı Kanun hükümlerini karşılaştırmış, ikincisini lehe bulmuş ve buna göre düzenlenen müddetnameye yapılan itirazın reddinde isabetsizlik görmeyerek kanun yararına bozma istemini reddetmiştir.9
Müddetnameye itiraz ya da müddetnamenin tebliğ edilmemesi infazı durdurur mu? (5275 sayılı Kanun m. 98/2)
5275 sayılı Kanun m. 98/2'ye göre birinci fıkra uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak mahkeme veya infaz hâkimliği, olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir. Bu sayfadaki Yargıtay kararlarında m. 98/2 anılarak verilmiş bir erteleme veya durdurma kararı tartışılmamıştır. Ceza Genel Kurulunun 2021 tarihli kararında ise, cezaları toplanmadığı için şartla tahliyesi geri alınan hükümlü hakkında mahkemenin verdiği infazın durdurulması kararı isabetli bulunmuş ve şartla tahliyenin geri alınmasına ilişkin ek kararın infazının durdurulmasına hükmedilmiştir; Kurul bu kararda m. 98/2'yi anmamıştır.4
Müddetnamenin hükümlüye tebliğ edilmemiş olması da tek başına sonucu değiştirmemiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025 tarihli kararında, son düzenlenen müddetname ve şartla tahliye kararı hükümlüye tebliğ edilmediği için şartla tahliyenin geri alınamayacağını ve aynen infazın daha önce tebliğ edilen müddetnamedeki tarihe göre yapılması gerektiğini ileri süren kanun yararına bozma istemini haklı sebebe dayanmayan istem sayarak reddetmiştir; Daire, uyarlama yargılaması sonucu belirlenen bihakkın tahliye tarihi esas alınarak verilen aynen infaz kararında isabetsizlik görmemiştir. (Yargıtay 1. CD, E. 2024/5586)13
Hükümlünün istemiyle cezanın infazının ertelenmesi (5275 sayılı Kanun m. 16 ve 17) ayrı bir kurumdur ve bu sayfanın konusu değildir.
İlgili mevzuat
5275 sayılı Kanun m. 20 — Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılacak işlemler
Madde 20- (1) Hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, mahkemece, hangi hükümlü ve hangi cezanın infazına ilişkin olduğu açıkça belirtilmek suretiyle Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
(2) Cumhuriyet Başsavcılığınca infaz defterine kaydedilen ilâmdaki cezanın süresi gözetilerek hükümlü hakkında çağrı kâğıdı veya yakalama emri çıkarılır.
(3) Çağrı kâğıdı, hükümde gösterilen adrese tebliğ edilir. Hükümlü, adres değişikliklerini mahkemeye veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle yükümlüdür. Aksi hâlde hükümde gösterilen adreste yapılan tebligat geçerlidir.
(4) Hükümlüye, Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ceza infaz kurumuna alındığı ve salıverileceği tarih ile ceza süresini ve cezanın hangi hükme ilişkin bulunduğunu belirten bir belge verilir.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 98 — Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama
Madde 98- (Değişik:14/4/2020-7242/41 md.)
(1) a) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü veren mahkemeden,
b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hâkimliğinden,
duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
İnfaz Yönetmeliği m. 54 — Cumhuriyet başsavcılığınca yapılacak işlemler
MADDE 54- (1) Hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Mahkûmiyet kararının kesinleşme şerhinde;
a) Mahkûmiyetin hangi hükümlü hakkında verildiği ve hangi ceza veya tedbirin infazına ilişkin olduğu,
b) Kararın kesinleşme şekli ve tarihi,
c) Cumhuriyet başsavcılığına infaz için kararın gönderiliş tarihi,
ç) Mahkûmiyet kararı birden çok hapis cezasını içeriyorsa;
1) Süreli hapis cezalarında bunların toplamı,
2) Süreli hapis cezası, müebbet hapis cezası veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında bunlardan hangilerinin infaz edileceği,
gösterilir.
(2) Cumhuriyet başsavcılığınca mahkeme tarafından gönderilen ve birinci fıkrada sayılan hususları içeren ilâm, geciktirilmeksizin ilgisine göre infaz veya denetimli serbestlik genel defterine kaydedilir. İlâmdaki cezanın süresi gözetilerek hükümlü hakkında çağrı kâğıdı veya yakalama emri çıkarılır.
(3) Kuruma alındıktan sonra Cumhuriyet başsavcılığınca hükümlüye bir süre belgesi verilir. Düzenlenecek bu belgede hükümlünün;
a) Kimlik, tebligat ve iletişim bilgileri,
b) İnfaz defteri numarası,
c) Kuruma alındığı tarih,
ç) Tutuklulukta veya gözaltında geçirdiği süre,
d) Ceza süresi, hakederek ve koşullu salıverileceği tarih,
e) Cezanın hangi hükme ilişkin olduğu,
belirtilir.
(4) Hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa, Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır. Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır. Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir. (Ek cümle:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/22 md.) Hükümlünün yakalanması ile ilgili olarak gerektiğinde 5275 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 99 — Birden fazla hükümdeki cezaların toplanması
Madde 99- (1) Bir kişi hakkında hükmolunan herbir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar. Ancak, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise, 107 nci maddenin uygulanabilmesi yönünden infaz hâkimliğinden bir toplama kararı istenir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/42 md.) Adli para cezasından çevrilen ve ceza infaz kurumunda infaz edilme aşamasına gelen hapis cezaları da toplama kararına dahil edilir.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 101 — İnfaz sırasında verilecek kararların mercii ve usulü
Madde 101- (1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden veya infaz hâkimliğinden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(2) (Değişik:14/4/2020-7242/44 md.) 99 uncu madde gereğince cezaların toplanması gerektiğinde bu hususta hüküm verme yetkisi, en fazla cezaya hükmetmiş bulunan mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliğine, bu durumda birden çok infaz hâkimliği yetkili ise son hükmü vermiş olan mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliğine aittir. En fazla cezanın;
a) Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde Ankara infaz hâkimliğince,
b) Bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde bölge adliye mahkemesinin bulunduğu il infaz hâkimliğince,
c) Bölge adliye mahkemesi tarafından duruşma açmak suretiyle verilmesi hâlinde ise hükmü kaldırılan ilk derece mahkemesinin bulunduğu yer infaz hâkimliğince,
bu hususta karar verilir.
(3) (Değişik:20/7/2017-7035/24 md.) Bu madde uyarınca verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
4675 sayılı Kanun m. 2 — İnfaz hâkimliklerinin kuruluşu ve yetkisi
Madde 2 – (Başlığı ile Birlikte Değişik:14/4/2020-7242/2 md.)
Bu Kanunla ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek amacıyla her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca infaz hâkimliği kurulur.
İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla infaz hâkimliği kurulabilir. Bu durumda infaz hâkimlikleri numaralandırılır. Müstakilen infaz hâkimliğine atanan hâkimler, adli yargı adalet komisyonlarınca başka mahkemelerde veya işlerde görevlendirilemez.
İnfaz hâkimliği bulunduğu il veya ilçenin adı ile anılır.
İnfaz hâkimliğinin yargı çevresi, kurulduğu il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır.
Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan infaz hâkimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenir.
Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir infaz hâkimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca karar verilir.
İnfaz hâkimliğinin yetkisi, hükmün infazına ilişkin işlemin yapıldığı yere göre belirlenir.
Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında idarece yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere ilişkin yapılan şikâyetler bakımından işlemin yapıldığı veya faaliyetin gerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yer infaz hâkimliği yetkilidir.
İnfaz hâkimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel bulunur.
Kaynak: İnfaz Hâkimliği Kanunu (4675)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
4675 sayılı Kanun m. 5 — İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü
Madde 5 – Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren onbeş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.
Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir.
Şikâyet yoluna, kendisi ile ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi, anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii, kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu başvurabilir.
Şikâyet yoluna başvurulması, verilen kararın, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkansız sonuçların doğması ve karar, işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda karar, işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Kaynak: İnfaz Hâkimliği Kanunu (4675)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
4675 sayılı Kanun m. 6 — İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar
Madde 6 – Şikâyet başvurusu, 5 inci maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalan bir karar, işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden reddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o mercie gönderir.
Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında re’sen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ek cümleler: 22/7/2010 - 6008/5 md.) Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.
İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, verilen kararın veya yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.
İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.
(Değişik beşinci fıkra:14/4/2020-7242/6 md.) İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren iki hafta içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir. Kanunlarda infaz hâkiminin onayına tabi olduğu belirtilen hususlarda da bu hüküm uygulanır.
İtiraz, infaz hakimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine (…) yapılır. İnfaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemenin üyesi olduğu takdirde itirazla ilgili karara katılamaz.
Kaynak: İnfaz Hâkimliği Kanunu (4675)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
TCK m. 63 — Mahsup
Madde 63- (1) Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Kararlar
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1. Müddetnamedeki ceza hesabına itiraz süreye bağlı değildir (7242 sonrası m. 98/1-b)Yargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2024/6621 · K. 2024/7422 ·
İnfaz hâkimliği, hükümlüye 11.04.2023'te tebliğ edilen müddetnameye vekilin 07.08.2023'te yaptığı itirazı, 4675 sayılı Kanun m. 5 ve 6/1'e dayanarak on beş günlük süre geçtiği gerekçesiyle esasa girmeden reddetmiş, ağır ceza mahkemesi de itirazı reddetmişti. 1. Ceza Dairesi kendi gerekçesinde, 5275 sayılı Kanun m. 98/1-b'ye göre cezanın hesabında duraksama olursa infaz hâkimliğinden her zaman karar istenebileceğini dikkate alarak, hükümlüye tebliğ edilen müddetnameye her zaman itiraz edilebileceğini ve bu konuda mevzuatta süre sınırlaması bulunmadığını kabul etti; itiraz merciinin kararını oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: Müddetnamedeki hesaba itiraz, 4675 sayılı Kanun m. 5'teki on beş günlük şikâyet süresine bağlı tutulamaz; infaz hâkimliği esastan karar vermelidir.
2. 4675 sayılı Kanun m. 5/1 müddetnameyi kapsamaz; hesaba itiraz için süre belirlenmemiştirYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2022/8130 · K. 2022/7302 ·
İnfaz hâkimliği, müddetnameye itirazı tebliğden itibaren on beş günlük süre geçtiği gerekçesiyle usulden reddetmiş, itiraz mercii de itirazı reddetmişti. Kanun yararına bozma isteminde, müddetnamede belirlenen cezanın hesabına yönelik itiraz için süre belirlenmediği, m. 98/1-b uyarınca infaz hâkimliğinden her zaman karar istenebileceği ve 4675 sayılı Kanun m. 5/1'in, müddetnamenin hukuki niteliği itibarıyla o maddede sayılan işlem ve kararlardan olmaması nedeniyle müddetnameyi kapsamadığı ileri sürüldü. 1. Ceza Dairesi istemi açıklanan sebeple yerinde gördü ve itiraz merciinin kararını oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: Daire, müddetnamenin 4675 sayılı Kanun m. 5/1'deki işlem ve kararlardan olmadığı ve hesaba itirazın süreye bağlı olmadığı yönündeki istemi benimsedi.
3. Yetkili infaz hâkimliği infaz işleminin yapıldığı yerdir; “örnek” müddetname son müddetname sayılmazYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2021/11588 · K. 2021/13534 ·
Denetimli serbestlikle infazı Manavgat'ta süren hükümlü hakkında eksik infazın tamamlanması istemi, son müddetnamenin başka bir Başsavcılıkça düzenlendiği gerekçesiyle yetki yönünden reddedilmişti. Kanun yararına bozma isteminde, o müddetnamenin yalnız 37 günlük eksik infazın tespiti için oluşturulan “Örnek” müddetname olduğu, infazın Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde gerçekleştiği ve 4675 sayılı Kanun m. 2 uyarınca Manavgat İnfaz Hâkimliğinin yetkili olduğu ileri sürüldü. 1. Ceza Dairesi istemi yerinde gördü ve itirazı reddeden kararı oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: Yetki, 4675 sayılı Kanun m. 2'ye göre infaza ilişkin işlemin yapıldığı yere göre belirlenir; Daire, yalnız eksik infazın tespiti için hazırlanan “örnek” müddetnamenin yetkiyi değiştirmediği yönündeki istemi yerinde gördü.
4. Farklı infaz rejimine tabi cezaların toplanması ve yeniden müddetname düzenlenmesiYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2019/434 · K. 2021/155 ·
647 sayılı mülga Kanuna göre infaz edilen 20 yıl hapis cezası ile 5275 sayılı Kanuna göre infaz edilecek 2 yıl 6 ay hapis cezası toplanmamış; hükümlü şartla tahliye edildiği hâlde diğer ceza nedeniyle cezaevinden çıkmamış ve cezaevinde işlediği suç yüzünden şartla tahliyesi geri alınmıştı. Ceza Genel Kurulu, m. 99'daki toplamanın tek bir şartla tahliye, deneme ve bihakkın tahliye tarihi saptamaya yönelik olduğunu; üst sınırın aşılmadığı bu somut olayda yalnız infaz rejimlerinin farklı olmasının toplamaya engel olmadığını, her cezanın cezaevinde geçirilecek süresinin müddetnamede gösterilmesinin yeterli, tahliye tarihlerinin toplam ceza üzerinden hesaplanacağını kabul etti. Kurul Başsavcılık itirazını kabul edip Özel Dairenin kanun yararına bozma kararını kaldırdı, istemi reddetti; geri alma kararının infazının durdurulmasına ve toplama kararı alınarak yeniden müddetname düzenlenmesine oy birliğiyle karar verdi.
Sonuç: Ceza Genel Kuruluna göre farklı koşullu salıverilme sürelerine tabi cezalar toplanarak tek bir koşullu salıverilme tarihi belirlenir; somut olayda yalnız infaz rejiminin farklı olması toplamaya engel sayılmadı.
5. 7550 sayılı Kanundan sonra ikinci kez mükerrir cezası ve sırada bekleyen müddetnamede mahsupYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2025/6068 · K. 2026/3758 ·
Hükümlünün ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi cezaları bir müddetnamede, diğer cezaları sırada bekleyen ayrı bir müddetnamede toplanmıştı; hükümlü eski bir dosyadaki tutukluluğunun mahsubunu istedi. 1. Ceza Dairesi, 7550 sayılı Kanunla 5275 sayılı Kanun m. 108/3 değiştikten sonra ikinci kez mükerrir cezasının öncelikle infaz edilmesine gerek kalmadığını ve diğer cezalarla içtima edilmesi gerektiğini belirtti. Mahsup için suçun tutukluluğa ilişkin hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi gerektiğinden sürenin hâlen infaz edilen cezadan düşülemeyeceğini, ancak sırada bekleyen müddetnamede mahsubu gereken süre olup olmadığına dair hiçbir açıklama bulunmaması nedeniyle itirazın bu yönüyle yerinde olduğunu kabul ederek itiraz merciinin kararını oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: Müddetnamede mahsubu gereken süre olup olmadığı açıklanmamışsa itiraz bu yönüyle haklıdır; 7550 sonrası ikinci kez mükerrir cezası diğer cezalarla toplanır.
6. 7242 öncesi düzen: müddetnameye itirazın içtima kararını veren mahkemece incelenmesi gerektiği yönündeki ihbarname yerinde görüldüYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2019/9441 · K. 2020/51 ·
Isparta'daki mahkemenin toplama kararına dayanarak Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği müddetnameye hükümlü itiraz etmiş, Burdur'daki asliye ceza mahkemesi itirazı esastan reddetmişti. İhbarnamede, eski 5275 sayılı Kanun m. 98/1 uyarınca müddetnameye itiraz hakkında karar verme görev ve yetkisinin içtima kararını veren mahkemeye ait olduğu ileri sürüldü. 5. Ceza Dairesi 13/01/2020'de ihbarnameyi yerinde gördü ve kararları oy birliğiyle bozdu. Karar, 7242 sayılı Kanunla m. 98'in değiştirildiği 15/04/2020'den önceki metne göre verilmiştir.
Sonuç: 5. Ceza Dairesi, 7242 sayılı Kanundan önceki m. 98/1'e göre müddetnameye itirazın içtima kararını veren mahkemece incelenmesi gerektiği yönündeki ihbarnameyi yerinde gördü; bugün hesap itirazında merci m. 98/1-b'ye göre infaz hâkimliğidir.
7. 7242 öncesi düzen: hesaba itiraz ile infaz oranına itiraz ayrımıYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2016/5331 · K. 2016/4073 ·
Toplama kararına dayanan müddetnamede bazı cezalara uygulanan infaz oranına hükümlü itiraz etmişti. Kanun yararına bozma isteminde, “mahsup, tutukluluk süresi ve benzeri” itirazların müddetnameye itiraz sayılabileceği, hükümlünün itirazının ise müddetname içeriğine değil infazın yapılış şekline ve hüküm mahkemesi kararına yönelik olduğu, bu nedenle eski m. 98/1 uyarınca içtima kararını veren mahkemenin karar vermesi gerektiği ileri sürüldü. 1. Ceza Dairesi istemi yerinde gördü ve kararı oy birliğiyle kanun yararına bozdu. Karar 7242 sayılı Kanundan önceki metne göre verilmiştir.
Sonuç: Daire, eski düzende mahsup ve tutukluluk gibi itirazların müddetnameye itiraz, infaz oranına itirazın ise hükme yönelik sayılması gerektiği yönündeki istemi yerinde gördü; bugünkü merci m. 98/1'den belirlenir.
8. Müddetnamedeki mahsup şikâyetinde yetkili infaz hâkimliğiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2023/7900 · K. 2023/7386 ·
Batman'daki ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü, Batman Cumhuriyet savcılığınca düzenlenen müddetnamede başka dosyalarda tutuklu kaldığı ve infaz edilen 251 günlük sürenin mahsubunu istemişti. Batman İnfaz Hâkimliği, müddetnameye itirazın m. 98/1 uyarınca içtima kararını veren mahkemece incelenmesi gerektiği gerekçesiyle dosyayı başka bir infaz hâkimliğine gönderdi. 1. Ceza Dairesi kendi gerekçesinde, 4675 sayılı Kanun m. 2 gereğince infaza ilişkin işlemin yapıldığı yer olan Batman İnfaz Hâkimliğinin yetkili ve görevli olduğunu, şikâyetin esastan incelenmesi gerektiğini belirterek yetkisizlik kararını oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: Müddetnamedeki mahsup şikâyetinde yetki, 4675 sayılı Kanun m. 2'ye göre infaza ilişkin işlemin yapıldığı yere göre belirlenir; Daire bu dosyada Batman İnfaz Hâkimliğini yetkili saydı.
9. Koşullu salıverilmede lehe infaz kanunu ve müddetnameye itirazın reddiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2021/6991 · K. 2021/14245 ·
2003 yılında örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan verilen cezalar için 7242 sayılı Kanundan sonra düzenlenen müddetnameye hükümlü, suç tarihine göre farklı bir infaz oranı uygulanması gerektiğini ileri sürerek itiraz etmiş, itiraz reddedilmişti. 1. Ceza Dairesi, TCK m. 7/3'te koşullu salıverilmenin derhâl uygulanan infaz rejimi hükümlerinin istisnası sayıldığını, bu nedenle koşullu salıverilme bakımından da lehe infaz kanununun tespit edilmesi gerektiğini belirtti; suç tarihindeki hükümlerle 7242 sayılı Kanunla değişen 5275 sayılı Kanunu karşılaştırarak ikincisini lehe buldu, müddetnameye itirazın reddinde isabetsizlik görmeyerek kanun yararına bozma istemini oy birliğiyle reddetti.
Sonuç: Koşullu salıverilmede de lehe infaz kanunu belirlenir; müddetname buna göre doğru düzenlenmişse itirazın reddi isabetlidir.
10. Müddetnamedeki tutukluluk ve mahsup hesabına itiraz “yeni talep” sayılamazYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2023/8294 · K. 2024/4803 ·
Hükümlünün, müddetnamede tutukluluk ve hükümlülükte geçen sürenin hatalı hesaplandığı itirazı infaz hâkimliğince reddedilmiş; hükümlü bu karara süresinde itiraz ederek yattığı sürenin yanlış hesaplandığını ve çocuk yaşta ceza infaz kurumunda geçen süresinin dikkate alınmadığını ileri sürmüştü. Ağır ceza mahkemesi bunu yeni bir talep sayıp karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. 1. Ceza Dairesi kendi gerekçesinde, itirazın müddetnamede gösterilen sürenin hesaplanmasına ve mahsubu gereken süreye ilişkin olduğunu, esastan incelenmesi gerektiğini belirterek kararı oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: Müddetnamedeki tutukluluk ve mahsup hesabına itiraz yeni talep sayılamaz; itiraz mercii esastan karar vermelidir.
11. Mahsupta suç tarihinin belirlenmesi ve kesinleşme ölçütüYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2025/7601 · K. 2026/4226 ·
Hükümlü, zamanaşımı nedeniyle düşme kararıyla biten eski bir dosyadaki gözaltı ve tutukluluk süresinin içtimalı cezasından mahsubunu istemiş, infaz hâkimliği mahsup şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle reddetmişti. 1. Ceza Dairesi, İçtihadı Birleştirme Kurulunun 1940 ve Ceza Genel Kurulunun 2006 tarihli kararlarına dayanarak mahsup için mahsup istenen mahkûmiyete ait suçun tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi gerektiğini belirtti; mahsubu istenen mahkûmiyete ilişkin suç tarihinin 08.07.2005, düşme kararının kesinleşme tarihinin 15.03.2010 olduğunu, suçun 04.02.2015'te işlendiği kabulüyle yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu belirterek itiraz merciinin kararını oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: Mahsupta belirleyici olan, mahsubu istenen cezaya ait suçun tutukluluğa ilişkin hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmasıdır; suç tarihi doğru belirlenmelidir.
12. Artık yıllar hesaba katılmadan belirlenen bihakkın tahliye tarihiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2024/4110 · K. 2024/5261 ·
Hükümlünün 2012 tarihli müddetnamesinde bihakkın tahliye tarihi, Şubat ayının 29 gün olduğu yıllarda hükümlü lehine 1 gün mahsup yapılmadan belirlenmiş; şartla tahliyenin geri alınmasında aynen infaz edilecek süre bu tarihe göre hesaplanmıştı. Başsavcılığın artık yılları dikkate alarak 2022'de düzenlediği müddetnamede tarih 05.05.2028 yerine 02.05.2028 oldu. 1. Ceza Dairesi, hükümlünün lehine belirlenen bu tarih esas alınarak aynen infaza ilişkin yeniden karar verilmesi gerektiğini belirterek talebi reddeden infaz hâkimliği kararını oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: Bihakkın tahliye tarihi hesaplanırken artık yıllar hükümlü lehine hesaba katılır; aleyhe hesaplanmış tarih esas alınamaz.
13. Son müddetnamenin tebliğ edilmemesi aynen infaza engel değildirYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2024/5586 · K. 2025/2055 ·
Uyarlama yargılamasından sonra hükümlünün cezaları yeniden toplanmış, örnek bir müddetnameyle bihakkın tahliye tarihi 14.11.2008 olarak belirlenmiş ve denetim süresinde işlediği suç nedeniyle şartla tahliyesi geri alınmıştı. Kanun yararına bozma isteminde, son müddetname hükümlüye tebliğ edilmediği için daha önce tebliğ edilen müddetnamedeki tarihin esas alınması gerektiği ileri sürüldü. 1. Ceza Dairesi, uyarlama sonucu belirlenen tarih esas alınarak verilen aynen infaz kararında ve itirazın reddinde isabetsizlik görmedi; istemi haklı sebebe dayanmadığı gerekçesiyle oy birliğiyle reddetti.
Sonuç: Son müddetnamenin ve şartla tahliye kararının hükümlüye tebliğ edilmemiş olması, şartla tahliyenin geri alınmasına ve aynen infaza tek başına engel sayılmadı.
Sık sorulan sorular
Müddetname nedir?
Müddetname, hapis cezası infaz edilen hükümlüye Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen ve ceza infaz kurumuna alındığı ve salıverileceği tarihi, ceza süresini ve cezanın hangi hükme ilişkin olduğunu gösteren belgedir. Dayanağı 5275 sayılı Kanun m. 20/4'tür; Kanun belgeye ad vermez, İnfaz Yönetmeliği m. 54/3 ona süre belgesi der. Müddetname adı uygulamada ve Yargıtay kararlarında kullanılır.
Müddetnameyi kim düzenler?
5275 sayılı Kanun m. 20/4'e göre belgeyi Cumhuriyet Başsavcılığı düzenler. İnfaz Yönetmeliği m. 54/3'e göre belge, hükümlü kuruma alındıktan sonra verilir. Müddetname bir mahkeme kararı değildir.
Müddetnamede hangi bilgiler yazar?
İnfaz Yönetmeliği m. 54/3'e göre belgede hükümlünün kimlik, tebligat ve iletişim bilgileri, infaz defteri numarası, kuruma alındığı tarih, tutuklulukta veya gözaltında geçirdiği süre, ceza süresi ile hakederek ve koşullu salıverileceği tarih ve cezanın hangi hükme ilişkin olduğu yazılır.
Müddetnamedeki hesap yanlışsa nereye başvurulur?
5275 sayılı Kanun m. 98/1-b'ye göre çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa infaz hâkimliğinden karar istenir. Mahkûmiyet hükmünün yorumu ya da sonradan yürürlüğe giren lehe kanunun değerlendirilmesi ise m. 98/1-a'ya göre hükmü veren mahkemenin işidir. 7242 sayılı Kanun 15 Nisan 2020'de yürürlüğe girdi; ancak infaz hâkimliğine yeni görev ve yetki veren değişiklikler 4675 sayılı Kanun geçici m. 2 uyarınca 1/9/2020'den itibaren uygulandı. Bu tarihe kadar bu konularda hükmü veren mahkemeye başvuruluyordu.
Müddetnameye itiraz süresi var mı?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024 tarihli kararında kendi gerekçesiyle, müddetnamede belirlenen cezanın hesabına yönelik itiraz için mevzuatta bir süre sınırlaması bulunmadığını ve infaz hâkimliğinden her zaman karar istenebileceğini kabul etmiş; 2022 tarihli kararında da aynı yöndeki istemi yerinde görmüştür. Daireye göre 4675 sayılı Kanun m. 5'teki on beş günlük şikâyet süresi bu itiraza uygulanamaz. İnfaz hâkiminin itiraz üzerine verdiği karara karşı ise tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir.
Müddetnameye itiraz hangi infaz hâkimliğine yapılır?
4675 sayılı Kanun m. 2'ye göre infaz hâkimliğinin yetkisi hükmün infazına ilişkin işlemin yapıldığı yere göre belirlenir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023 tarihli bir kararında, Batman'daki ceza infaz kurumunda bulunan ve müddetnamesi Batman'da düzenlenen hükümlünün mahsup şikâyetinde, infaza ilişkin işlemin yapıldığı yer olan Batman İnfaz Hâkimliğini yetkili saymıştır. Daire 2021 tarihli bir kararında da, infazın sürdüğü Manavgat'taki infaz hâkimliğinin yetkili olduğu yönündeki istemi yerinde görmüştür.
İnfaz hâkiminin kararına itiraz nereye ve ne kadar sürede yapılır?
4675 sayılı Kanun m. 6'ya göre infaz hâkiminin kararına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir. İtiraz, infaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine yapılır. 5275 sayılı Kanun m. 101/3 de m. 98-100 uyarınca verilen kararlara karşı itiraz yolunu açar.
Müddetnameye itiraz etmek infazı durdurur mu?
Kural olarak hayır. 5275 sayılı Kanun m. 98/2'ye göre bu başvurular cezanın infazını ertelemez; ancak mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Birden fazla cezam varsa ayrı ayrı müddetname mi düzenlenir?
5275 sayılı Kanun m. 99'a göre hakkında birden fazla kesinleşmiş hüküm bulunan kişi için koşullu salıverilmenin uygulanabilmesi yönünden infaz hâkimliğinden toplama kararı istenir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021 tarihli kararında, farklı koşullu salıverilme sürelerine tabi cezaların toplanarak tek bir koşullu salıverilme tarihi belirlenmesi gerektiğini ve tahliye tarihlerinin toplam ceza süresi üzerinden hesaplanacağını belirtmiştir. Kararlarda aynı hükümlü için birden çok müddetname düzenlendiği de görülür.
Tutuklulukta geçen süre müddetnamede düşülür mü?
TCK m. 63/1'e göre hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlayan hâllerde geçen süreler hapis cezasından indirilir; İnfaz Yönetmeliği m. 54/3 de tutuklulukta veya gözaltında geçen süreyi belgede gösterilecekler arasında sayar. Başka bir dosyadaki tutukluluk için Yargıtay 1. Ceza Dairesi, mahsup istenen cezaya ait suçun tutukluluğa ilişkin hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmasını aramaktadır.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer ceza usulü rehberleri
- İnfaz hâkimliği ve infaz hâkimliğine şikâyet (4675 sayılı Kanun m. 4, 5, 6; 5275 sayılı Kanun m. 98-101)
- Cezaevine giriş ve teslim olma: çağrı kâğıdı ve yakalama emri (5275 sayılı Kanun m. 19)
- Cezanın infazının ertelenmesi: hastalık, gebelik ve hükümlünün istemi (5275 sayılı Kanun m. 16 ve 17)
- Adli sicil ve arşiv kaydı (5352 sayılı Kanun m. 9)
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB, CMK m. 231)
- Hak yoksunluğu ve yasaklanmış hakların geri verilmesi (TCK m. 53)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.