Cezaevine giriş ve teslim olma: çağrı kâğıdı ve yakalama emri (5275 sayılı Kanun m. 19)
Yayın tarihi:
Bu sayfada
- Başa dön
- Kısaca
- Temel bilgiler
- 5275 sayılı Kanun m. 4'e göre ceza hangi andan itibaren infaz edilebilir?
- Kesinleşen hüküm kime gönderilir, infazı kim yürütür? (5275 sayılı Kanun m. 5 ve m. 20/1-2)
- Çağrı kâğıdı hangi adrese tebliğ edilir? (5275 sayılı Kanun m. 20/3)
- Çağrı kâğıdı tebliğ edilince ne olur? On günlük süre (5275 sayılı Kanun m. 19/1)
- Hangi cezalarda doğrudan yakalama emri çıkarılır? (5275 sayılı Kanun m. 19/2-4)
- Yakalama emrine ya da çağrı tebligatına itiraz edilebilir mi? İnfazda duraksama (5275 sayılı Kanun m. 98)
- Çağrıya uymamak suç mudur, ceza zamanaşımını ne keser? (TCK m. 292 ve m. 71)
- Cezaevine alınınca hangi işlemler yapılır? (5275 sayılı Kanun m. 21, m. 20/4 ve TCK m. 63)
- İlgili mevzuat
- Kararlar
- Sık sorulan sorular
Kısaca
- Mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden ceza infaz edilemez.
- Kesinleşen hüküm Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir ve cezanın infazını Cumhuriyet savcısı izler.
- Savcılık, cezanın süresine göre hükümlüye çağrı kâğıdı gönderir ya da yakalama emri çıkarır.
- Çağrı kâğıdı hükümde gösterilen adrese tebliğ edilir; tebliğden sonra on gün içinde gelmeyen hükümlü hakkında yakalama emri çıkarılır.
- Kasten işlenen suçlarda üç yıldan, taksirle işlenen suçlarda beş yıldan fazla hapis cezasında doğrudan yakalama emri çıkarılır.
- Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre yakalama emri çıkarılması tek başına ceza zamanaşımını kesmez.
Hapis cezasına mahkûm olan kişinin cezaevine girişi, hükmün kesinleşmesinden sonra Cumhuriyet başsavcılığının çıkardığı çağrı kâğıdı ya da yakalama emriyle başlar. Bu rehber, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 4, 5, 19, 20 ve 21. maddelerine göre kesinleşme şartını, infazı kimin yürüttüğünü, çağrı kâğıdının hangi adrese tebliğ edildiğini, on günlük süreyi, doğrudan yakalama emrini, teslim olmamanın sonuçlarını ve Yargıtay'ın bu konulardaki kararlarını anlatır.
Temel bilgiler
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- İnfazın koşulu
Mahkûmiyet hükmü kesinleşmedikçe infaz olunamaz; cezaevine giriş hükmün kesinleşmesinden sonra gündeme gelir.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 4
- İnfazı izleyen
Mahkeme kesinleşen hükmü Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir; cezanın infazını Cumhuriyet savcısı izler ve denetler.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 5
- Çağrı kâğıdının adresi
Çağrı kâğıdı hükümde gösterilen adrese tebliğ edilir; adres değişikliğini mahkemeye veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmeyen hükümlüye bu adreste yapılan tebligat geçerlidir.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 20/3
- Teslim süresi
Çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmeyen, kaçan ya da kaçacağına dair şüphe uyandıran hükümlü hakkında Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 19/1
- Doğrudan yakalama
Kasten işlenen suçlarda üç yıldan, taksirle işlenen suçlarda beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır; adli para cezasından çevrilen hapiste önce çağrı kâğıdı gönderilir.
Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 19/2-3
- Ceza zamanaşımını kesen
İnfaz için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat ya da bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.
Dayanak: TCK m. 71/1
5275 sayılı Kanun m. 4'e göre ceza hangi andan itibaren infaz edilebilir?
5275 sayılı Kanun m. 4 uyarınca mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz. Hapis cezası için cezaevine giriş bu nedenle hükmün kesinleşmesinden sonra gündeme gelir. 5275 sayılı Kanun m. 21/1'e göre hakkında kesinleşmiş hapis cezasını içeren mahkûmiyet ya da ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine ilişkin karar bulunan kişi, Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emriyle ceza infaz kurumuna gönderilir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, m. 4 uyarınca infazın ancak kararın kesinleşmesiyle başlayacağını vurguladı. Dosyada sanığın önceki mahkûmiyetindeki tutukluluk süresi "mevkufen infaz" kabul edilmiş, ceza kesinleşmeden önceki bir tarih itibarıyla infaz edilmiş sayılmış ve adli sicil belgesinde de bu tarih esas alınmıştı. Daire, TCK m. 58/2-b'deki üç yıllık sürenin kesinleşme tarihinden itibaren geçtiğini, bu nedenle tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek hükmü bozdu. (Yargıtay 3. CD, E. 2014/31388)1 Tutuklulukta geçen sürenin hapis cezasından indirilmesi (mahsup) bundan ayrı bir konudur; aşağıda TCK m. 63'le birlikte anılır.
Kesinleşme şartı cezanın eklentilerine de uzanır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesine göre mahkûmiyet kararının eklentisi olarak hükmolunan tazminat, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin infazı da hüküm kesinleşmedikçe istenemez. (Yargıtay 12. HD, E. 2011/19187)2 Daire 2011 tarihli aynı kararda, ceza mahkûmiyeti içermeyen haksız tutuklama tazminatı kararının takibe konulması için kesinleşme aramamıştı; bu, 2017'deki değişiklikten önce verilmiş bir karardır. 15/8/2017 tarihli 694 sayılı KHK ile CMK m. 142'ye eklenen ve 7078 sayılı Kanunla aynen kabul edilen onuncu fıkraya göre tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Aynı Daire 2023'te, hakikate aykırı beyan suçundan verilen mahkûmiyetle birlikte İcra ve İflas Kanunu m. 89/4 uyarınca hükmedilen tazminat için de dayanak ilam kesinleşmeden infazın mümkün olmadığına karar verdi. (Yargıtay 12. HD, E. 2023/1388)3
Kesinleşen hüküm kime gönderilir, infazı kim yürütür? (5275 sayılı Kanun m. 5 ve m. 20/1-2)
5275 sayılı Kanun m. 5/1'e göre mahkeme, kesinleşen ve yerine getirilmesini onayladığı cezaya ilişkin hükmü Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir; cezanın infazı Cumhuriyet savcısı tarafından izlenir ve denetlenir. Hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, m. 20/1 uyarınca hangi hükümlü ve hangi cezanın infazına ilişkin olduğu açıkça belirtilerek verilir. Cumhuriyet Başsavcılığı ilamı infaz defterine kaydeder ve m. 20/2 uyarınca ilamdaki cezanın süresini gözeterek hükümlü hakkında çağrı kâğıdı veya yakalama emri çıkarır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, m. 5'i aktardıktan sonra cezaların infazında yetkili merciin Cumhuriyet savcılığı olduğunu belirtti. (Yargıtay CGK, E. 2021/222)4 Ceza Genel Kurulunun 2026 tarihli bir kararına göre de m. 17'deki infazın ertelenmesi kararını verme, m. 19 uyarınca yakalama emri düzenleme ve m. 99 uyarınca kesinleşen hükümlere ait cezaların toplanmasını isteme görevi Cumhuriyet savcısına aittir. Kurul bu nedenle, bu işlemlerde kanundan ya da idari düzenlemelerden doğan bir görevi bulunmayan zabıt kâtibinin, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçuna müşterek fail olarak katılamayacağını kabul etti ve eylemin suça yardım etme kapsamında kalıp kalmadığının tartışılması için kâtip hakkındaki hükmü bozdu. (Yargıtay CGK, E. 2023/82)5
Çağrı kâğıdı hangi adrese tebliğ edilir? (5275 sayılı Kanun m. 20/3)
5275 sayılı Kanun m. 20/3'e göre çağrı kâğıdı hükümde gösterilen adrese tebliğ edilir. Hükümlü, adres değişikliklerini mahkemeye veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle yükümlüdür; bildirmezse hükümde gösterilen adreste yapılan tebligat geçerlidir. Adli para cezasında da Cumhuriyet savcısı ödeme emrini m. 106/2 uyarınca aynı fıkraya göre tebliğ eder.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, m. 20/3 uyarınca çağrı kâğıdının öncelikle hükümde gösterilen adrese tebliğ edilmesi, bu adrese çıkarılan tebligat iade edilirse Tebligat Kanunu m. 21'e göre tebligat yapılması gerektiğini belirtti. Olayda çağrı kâğıdı doğrudan MERNİS adresine çıkarılıp iade edilmiş, ardından hükümdeki adrese Tebligat Kanunu m. 35'e göre tebliğ edilmişti. Daire bu tebliği usulsüz saydı ve hükümlünün çağrıya uymadığı için açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacağını ileri süren kanun yararına bozma istemini bu yönden reddetti. (Yargıtay 19. CD, E. 2015/94)6
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da m. 20/3'ü infaza ilişkin özel bir düzenleme olarak gördü. Kurula göre hükümde gösterilen adreste yapılan tebligat geçerli sayıldığından Tebligat Kanunu'na göre ayrıca adres araştırması yapma ve yeni bir tebligat çıkarma mecburiyeti getirilmemiştir; TCK m. 71/1'deki "kanuna göre yapılan tebligat" ifadesinden de öncelikle özel norm olan 5275 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri, tamamlayıcı norm olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu anlaşılmalıdır.4
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2022 tarihli kararına konu dosyada çağrı kâğıdı ilamda gösterilen adrese çıkarılmış, bu adres aynı zamanda hükümlünün MERNİS adresi olduğu için Tebligat Kanunu m. 21/2'ye göre tebliğ edilmişti. Kanun yararına bozma isteminde m. 20/3'ün Tebligat Kanunu'na göre özel nitelikte olduğu ve bu tebligatın usulüne uygun bulunduğu ileri sürüldü; Daire istemi açıklanan sebeple yerinde gördü ve infaz savcılığının itirazını reddeden merci kararını kanun yararına bozdu. (Yargıtay 1. CD, E. 2022/8161)7
Tebligat Kanunu m. 21/2'nin şartlarını taşımayan bir çağrı tebligatına ise sonuç bağlanmadı. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin karar tarihindeki 9/4. maddesini (çağrıya uymayan hükümlü yakalandığında kapalı kuruma alınır) anarak, infaz savcılığının çağrı kâğıdı tebligatı bu şartları taşımadığı için itiraz merciinin kararını yerinde buldu ve kanun yararına bozma istemini reddetti. (Yargıtay 7. CD, E. 2014/17355)8 Yönetmeliğin bu hükmü 22/8/2015'te değiştirildi; bugünkü m. 9/3-b'ye göre, cezası Yönetmeliğin 5. maddesi kapsamında doğrudan açık kurumda yerine getirilecek hükümlülerden çağrıya uymayan ya da belirlenen açık kuruma teslim olmayan hükümlü hakkında 5275 sayılı Kanun m. 19/1 uyarınca yakalama emri çıkarılır ve hükümlü yakalandığında kolluk marifetiyle açık kuruma teslim edilir.
Çağrı kâğıdı tebliğ edilince ne olur? On günlük süre (5275 sayılı Kanun m. 19/1)
5275 sayılı Kanun m. 19/1'e göre hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır. Süre kanun metninde çağrı kâğıdının tebliğine bağlanmıştır; bu nedenle bu sayfadaki çağrı kâğıdı kararlarında tartışma tebliğin usulüne uygun olup olmadığı üzerindedir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2021 tarihli kararına konu dosyada, kanun yararına bozma isteminde aktarıldığına göre çağrı kâğıdında hükümlüye teslim olması için 10 günlük süre verilmiş ve teslim olmazsa m. 19/1'e göre yakalama emri çıkarılacağı ihtar edilmişti. Çağrı kâğıdı MERNİS adresine Tebligat Kanunu m. 21/2 uyarınca tebliğ edilmiş, ardından düzenlenen yakalama emri infaz edilmişti. Hükümlü çağrı kâğıdının usulüne uygun tebliğ edilmediğini ileri sürerek eski hâle getirme istemiş, mahkeme bu talebin Cumhuriyet başsavcılığının ilamat masasınca değerlendirilmesi gerektiğine karar vermişti. İstemde, talep hakkında mahkemece değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği ileri sürüldü; Daire istemi yerinde gördü ve itirazı reddeden merci kararını kanun yararına bozdu. (Yargıtay 1. CD, E. 2019/2932)9
Hangi cezalarda doğrudan yakalama emri çıkarılır? (5275 sayılı Kanun m. 19/2-4)
5275 sayılı Kanun m. 19/2'ye göre kasten işlenen suçlarda üç yıldan, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır. Fıkra bugünkü hâlini 6411 sayılı Kanunla 2013'te aldı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun aktardığı önceki metin, kasıt ve taksir ayrımı yapmadan üç yıldan fazla hapis cezalarında doğrudan yakalama emri öngörüyordu.4
Adli para cezasından çevrilen hapsin infazında ise m. 19/3 uyarınca hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir. Ceza Genel Kurulu bu fıkranın gerekçesini, m. 20/3'ü ve m. 106'yı birlikte değerlendirerek adli para cezasının infazında hükümlüye önce ödeme emri gönderileceğini, ödemezse çağrı kâğıdı tebliğ edileceğini, gelmezse yakalama emri çıkarılacağını belirtti.4 Bugünkü m. 106/3'e göre ödeme emrine rağmen ödenmeyen kısım hapse çevrilir ve hükümlünün önce kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir; programa uymazsa çalıştığı günler mahsup edilerek kalan kısım açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.
Ceza Genel Kurulu, m. 19/2'deki doğrudan yakalama emrini savcı için zorunlu bir işlem olarak değerlendirdi. Olayda infazı süren 2 yıllık hapis cezası bulunan hükümlü hakkında 1 yıl 3 aylık ikinci bir kesinleşmiş hapis cezası infaza verilmişti. Kurula göre kasıtlı iki suçtan verilen cezaların toplam süresi üç yıldan fazla olduğundan infaz savcısının m. 19 uyarınca doğrudan yakalama emri düzenlemesi zorunluydu. Savcı düzenlediği yakalama emrini kaldırıp çağrı kâğıdı çıkarılmasını sağlamış, ardından infazı teminat karşılığında iki kez ertelemişti; Kurul savcı hakkındaki görevde yetkiyi kötüye kullanma mahkûmiyetini onadı.5
Kurul bu sonuca somut olaydaki iki ilamın toplam süresine bakarak ulaştı; m. 19/2'deki sınırın birden çok ilam bulunan her durumda cezaların toplamına mı, her ilama ayrı ayrı mı uygulanacağını genel bir kural olarak tartışmadı.
7242 sayılı Kanunla 2020'de eklenen m. 19/4'e göre hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanabilmesi için gerektiğinde konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu m. 119 uygulanır; hâkim tarafından verilecek arama kararlarını sulh ceza hâkimi verir.
Yakalama emrine ya da çağrı tebligatına itiraz edilebilir mi? İnfazda duraksama (5275 sayılı Kanun m. 98)
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2017 tarihli kararına konu olayda, davetnamenin tebliğinden sonra süresinde başvurulmadığı gerekçesiyle hükümlü hakkında yakalama emri çıkarılmış, hükümlünün annesi çağrı kâğıdının usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek yakalama kararının kaldırılmasını istemişti. İnfaz hâkimliği talebi reddetmiş, itiraz mercii annenin yakalama kararına itiraz hakkı bulunmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmişti. Daire, annenin yakalama kararının usulsüz tebligat nedeniyle iptali istemi yanında infaz usulüne ilişkin de itirazda bulunduğunu, itirazın esastan incelenerek karar verilmesi gerektiğini belirterek usulden ret kararını kanun yararına bozdu. (Yargıtay 1. CD, E. 2016/6191)10
Dairenin kendi gerekçesi usulden ret üzerinedir: çağrı tebligatının geçerli olup olmadığını ve yakalama emrine itirazın hangi süreye bağlı olduğunu kendisi değerlendirmedi.
5275 sayılı Kanun m. 98/1, 7242 sayılı Kanunla 2020'de değişen hâliyle iki merci öngörür: 1) mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa ya da sonradan yürürlüğe giren kanunun TCK m. 7 kapsamında değerlendirilmesi gerekirse hükmü veren mahkemeden; 2) çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse infaz hâkimliğinden karar istenir. m. 98/2'ye göre bu başvurular cezanın infazını ertelemez; mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020 tarihli kararında, onamayla kesinleşen hükümde tekerrüre esas alınan başka bir hükmün sonradan adli sicil kaydından çıkarılmasını, infaz aşamasında ortaya çıkan ve yalnız çektirilecek cezanın hesabında tereddüde yol açabilecek bir sorun saydı. Kurula göre bu konuda m. 98 uyarınca her zaman karar verilebildiğinden olağanüstü bir kanun yolu olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi bulunmuyordu; yargılamanın yenilenmesi şartları da gerçekleşmemişti. Karar oy çokluğuyla verildi. (Yargıtay CGK, E. 2017/38)11 Karar m. 98'in 7242 sayılı Kanundan önceki metnine dayanır ve kararın "mahkemesince" demesi o metne göredir; bugünkü m. 98/1-b cezanın hesabındaki duraksamada infaz hâkimliğini gösterir.
Ceza Genel Kurulunun 2024 tarihli kararına göre de Cumhuriyet savcısı cezanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda tereddüde düşer ya da hükümlü cezanın zamanaşımına uğradığını ileri sürerse m. 98/1-b uyarınca infaz hâkimliğinden karar istenir.4 İnfaz hâkimliğine şikâyet ve itirazın usulü ayrı bir rehberin konusudur.
Çağrıya uymamak suç mudur, ceza zamanaşımını ne keser? (TCK m. 292 ve m. 71)
5275 sayılı Kanun m. 19/1, çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmeyen hükümlü için yakalama emrini öngörür. Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu ise TCK m. 292/1'de tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü için düzenlenmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, cezasının infazı için süresinde Cumhuriyet Başsavcılığına başvuran ve savcının yazılı talimatıyla, görevli refakati olmaksızın açık cezaevine gönderilen ama oraya gitmeyen hükümlünün eylemini bu suç kapsamında görmedi. Daireye göre TCK m. 292'deki suçun oluşması için failin tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçması gerekir; bunun dışındaki hâllerde suçun oluşması için fiili suç sayan özel bir düzenleme şarttır. Daire kıyas ve genişletici yorum yasağını hatırlatarak beraat yerine verilen mahkûmiyet hükmünü bozdu. (Yargıtay 8. CD, E. 2018/4766)12
Daire kararında 5275 sayılı Kanun m. 105/A'nın karar tarihindeki sekizinci fıkrasını da aktardı: kapalı ceza infaz kurumuna iade kararına rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında firar suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Daireye göre m. 105/A'da, savcının talimatıyla açık cezaevine gönderilen hükümlünün oraya gitmemesine ilişkin böyle bir düzenleme yoktu.12 Karar, Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş hükümlüye ilişkindir; çağrı kâğıdı tebliğ edildiği hâlde hiç başvurmayan hükümlünün durumu kararda ayrıca tartışılmadı.
TCK m. 71/1'e göre mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser; m. 71/2'ye göre hükümlünün üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi de zamanaşımını keser. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre ceza zamanaşımının kesilmesiyle o güne kadar işlemiş süre sıfırlanır ve süre kesilme gününden itibaren yeniden işler; dava zamanaşımının aksine ceza zamanaşımının kesilmesinde bir üst sınır yoktur.4
Aynı kararda Kurul, kanun koyucunun yakalama emri çıkarılmasını yeterli görmeyip "yakalama"yı aradığını belirterek hükmün infazı için yakalama emri ya da davetiye çıkarılmasının ceza zamanaşımını kesmeyeceğini kabul etti. Adresi meçhul hükümlüye son çare olarak yapılan ilanen tebligatın da TCK m. 71/1 kapsamında zamanaşımını kesmeyeceğine karar verdi ve dosyadaki hapis ve adli para cezalarının infaz edilmemesine hükmetti; karar oy çokluğuyla verildi.4
Kurul, uyuşmazlık konusu olmadığını ve görüşmede tartışılmadığını belirttiği bir bölümde, TCK m. 71/1'in lafzının tebligatın bizzat hükümlüye tebliğ edilmesini gerekli kıldığı görüşüne de yer verdi.4 Hüküm fıkrası ise yalnız ilanen tebligata ilişkindir; hükümlünün MERNİS adresine Tebligat Kanunu m. 21/2 uyarınca yapılan çağrı tebliğinin zamanaşımını kesip kesmediği Kurulca karara bağlanmadı.
Cezaevine alınınca hangi işlemler yapılır? (5275 sayılı Kanun m. 21, m. 20/4 ve TCK m. 63)
5275 sayılı Kanun m. 21/1'e göre hükümlü Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emriyle ceza infaz kurumuna gönderilir; üstü ve eşyası arandıktan sonra kabul odasına konulur ve hekim muayenesinden sonra kuruma yerleştirme işlemleri yapılır. m. 21/2 uyarınca hükümlünün adı ve soyadı, işlediği suç, cezasının türü ve süresi, mahkûmiyet ilamının tarih ve numarası ve infaza başlandığı gün "hükümlü defteri"ne kaydedilir; defterdeki sıra numarası hükümlünün numarasıdır. m. 21/3'e göre tanıya yönelik olarak parmak ve avuç içi izleri alınır, fotoğraf çekilir; bu bilgiler Kanunun zorunlu kıldığı hâller dışında hiçbir kurum ve kişiye verilemez.
5275 sayılı Kanun m. 20/4'e göre hükümlüye, Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ve ceza infaz kurumuna alındığı ve salıverileceği tarih ile ceza süresini ve cezanın hangi hükme ilişkin bulunduğunu belirten bir belge verilir; bu belgenin içeriği ve hesabı ayrı bir rehberde anlatılır. TCK m. 63/1 uyarınca hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler hükmolunan hapis cezasından indirilir.
5275 sayılı Kanun m. 17/1'e göre kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca ertelenebilir; m. 17/6'ya göre bu imkân terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan mahkûm olanlara, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulananlara ve disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlara uygulanmaz. Hastalık nedeniyle erteleme m. 16'da düzenlenmiştir. İnfazın ertelenmesinin şartları ve usulü ayrı bir rehberin konusudur.
İlgili mevzuat
5275 sayılı Kanun m. 19 — Yakalama emri
Madde 19- (1) Hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa, Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır.
(2) (Değişik: 24/1/2013-6411/5 md.) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır.
(3) (Ek: 24/1/2013-6411/5 md.) Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir.
(4) (Ek:14/4/2020-7242/21 md.) Hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanabilmesi amacıyla gerektiğinde konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun 119 uncu maddesi hükümleri uygulanır. Hâkim tarafından verilecek arama kararları sulh ceza hâkimi tarafından verilir.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 4 — İnfazın koşulu
Madde 4- (1) Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 5 — İnfazın dayanakları ve kimin tarafından izleneceği
Madde 5- (1) Mahkeme, kesinleşen ve yerine getirilmesini onayladığı cezaya ilişkin hükmü Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Bu hükme göre cezanın infazı Cumhuriyet savcısı tarafından izlenir ve denetlenir.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 20 — Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılacak işlemler
Madde 20- (1) Hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, mahkemece, hangi hükümlü ve hangi cezanın infazına ilişkin olduğu açıkça belirtilmek suretiyle Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
(2) Cumhuriyet Başsavcılığınca infaz defterine kaydedilen ilâmdaki cezanın süresi gözetilerek hükümlü hakkında çağrı kâğıdı veya yakalama emri çıkarılır.
(3) Çağrı kâğıdı, hükümde gösterilen adrese tebliğ edilir. Hükümlü, adres değişikliklerini mahkemeye veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle yükümlüdür. Aksi hâlde hükümde gösterilen adreste yapılan tebligat geçerlidir.
(4) Hükümlüye, Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ceza infaz kurumuna alındığı ve salıverileceği tarih ile ceza süresini ve cezanın hangi hükme ilişkin bulunduğunu belirten bir belge verilir.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 21 — Kuruma alınma ve kayıt işlemleri
Madde 21- (1) Haklarında kesinleşmiş hapis cezasını içeren mahkûmiyet ve ödenmeyen adlî para cezalarının hapse çevrilmesine ilişkin karar bulunanlar, Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emriyle ceza infaz kurumuna gönderilirler. Üstleri ve eşyaları arandıktan sonra kabul odalarına konulur ve hekim muayenesinden sonra kuruma yerleştirme işlemleri yapılır.
(2) Ceza infaz kurumuna alınan hükümlülerin adı ve soyadı, işledikleri suç, cezalarının türü ve süresi, mahkûmiyet ilâmının tarih ve numarası ve infaza başlandığı gün "hükümlü defteri"ne kayıt olunur. Bu defterdeki sıra numarası, hükümlünün numarasını oluşturur.
(3) Tanıya yönelik olarak hükümlülerin parmak ve avuç içi izleri alınır, fotoğrafları çekilir, kan grupları, vücutlarının dış özellikleri ve ölçüleri belirlenir. Kayıt altına alınan söz konusu bilgiler hükümlünün kişisel dosyasında veya elektronik ortamda saklanır. Bu bilgiler, Kanunun zorunlu kıldığı hâller dışında hiçbir kurum ve kişiye verilemez.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
5275 sayılı Kanun m. 98 — Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama
Madde 98- (Değişik:14/4/2020-7242/41 md.)
(1) a) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olursa veya sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirse, hükmü veren mahkemeden,
b) Çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse, infaz hâkimliğinden,
duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için karar istenir.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme veya infaz hâkimliği olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
TCK m. 71 — Ceza zamanaşımının kesilmesi
Madde 71- (1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.
(2) Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 27 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
TCK m. 63 — Mahsup
Madde 63- (1) Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Kararlar
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1. İnfaz kesinleşmeyle başlar: tutukluluk süresi infaz tarihini kesinleşmeden öne çekmez (5275 sayılı Kanun m. 4)Yargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2014/31388 · K. 2015/9006 ·
Yerel mahkeme, sanığın önceki mahkûmiyetini tekerrüre esas almıştı; o dosyadaki tutukluluk süresi "mevkufen infaz" kabul edilerek ceza kesinleşmeden önceki bir tarih itibarıyla infaz edilmiş sayılmış, adli sicilde de bu tarih yazılmıştı. Daire, 5275 sayılı Kanun m. 4 uyarınca infazın ancak kararın kesinleşmesiyle başlayacağını, TCK m. 58/2-b'deki üç yıllık sürenin kesinleşme tarihinden itibaren geçtiğini ve tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek hükmü bozdu.
Sonuç: Tutuklulukta geçen süre cezayı karşılasa bile ceza, kesinleşmeden önceki bir tarihte infaz edilmiş sayılamaz; Daire bu nedenle TCK m. 58/2-b'deki üç yıllık süreyi kesinleşme tarihinden saydı.
2. Mahkûmiyetin eklentisi olan tazminat ve giderler kesinleşmeden icraya konamazYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2011/19187 · K. 2011/26516 ·
Haksız tutuklama nedeniyle verilen tazminat kararı kesinleşmeden icra takibine konmuş, icra mahkemesi ilamın kesinleşmediği gerekçesiyle takibi iptal etmişti. Daire, 5275 sayılı Kanun m. 4 uyarınca mahkûmiyet hükümlerinin ve onların eklentisi olarak hükmolunan tazminat, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin kesinleşmeden infaz edilemeyeceğini; ceza mahkûmiyeti içermeyen haksız tutuklama tazminatının takibe konulması için ise kesinleşme gerekmediğini belirterek kararı bozdu. Karar 2017'deki değişiklikten önce verilmiştir: haksız tutuklama tazminatına ilişkin bu sonuç, 2017'de CMK m. 142'ye eklenen onuncu fıkrayla aşılmıştır; bugün bu kararlar da kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz.
Sonuç: Kesinleşme şartı mahkûmiyete bağlı tazminat ve giderleri de kapsar; Dairenin haksız tutuklama tazminatı için kesinleşmeyi aramaması 2017'de CMK m. 142/10 ile aşılmıştır.
3. İİK m. 89/4 uyarınca mahkûmiyetle birlikte verilen tazminat kesinleşmeden takibe konamazYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2023/1388 · K. 2023/8217 ·
Hakikate aykırı beyan suçundan verilen mahkûmiyetle birlikte İİK m. 89/4 uyarınca hükmedilen tazminat, ilam kesinleşmeden takibe konmuştu. Bölge adliye mahkemesi tazminatın cezanın eklentisi olmadığını kabul ederek şikâyeti reddetmişti. Daire, 5275 sayılı Kanun m. 4'ü anarak dayanak ilamın kesinleşmeden infazının mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesinin takibi iptal eden kararının yerinde olduğunu belirterek bölge adliye mahkemesi kararını bozdu.
Sonuç: Ceza mahkûmiyetiyle birlikte hükmedilen İİK m. 89/4 tazminatı, ilam kesinleşmeden icraya konulamaz.
4. Ceza zamanaşımı: yakalama emri ve ilanen tebligat zamanaşımını kesmez; çağrı kâğıdında 5275 özel normdurYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2021/222 · K. 2024/360 ·
Kesinleşmiş hapis ve adli para cezası bulunan hükümlü hakkında hapis cezası için yakalama emri çıkarılmış, adli para cezasından çevrilen yaptırıma ilişkin karar ise Resmî Gazete'de ilanen tebliğ edilmişti. Ceza Genel Kurulu, cezaların infazında yetkili merciin Cumhuriyet savcılığı olduğunu, çağrı kâğıdının tebliğinde öncelikle özel norm olan 5275 sayılı Kanun'un, tamamlayıcı olarak Tebligat Kanunu'nun uygulanacağını, yakalama emri ya da davetiye çıkarılmasının ceza zamanaşımını kesmeyeceğini ve ilanen tebligatın TCK m. 71/1 kapsamında zamanaşımını kesen tebligat sayılamayacağını kabul etti. Kanun yararına bozma yapılarak hapis ve adli para cezalarının infaz edilmemesine karar verildi; asıl uyuşmazlık değerlendirilmedi. Karar oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: Ceza zamanaşımını yakalama emrinin çıkarılması değil hükümlünün yakalanması keser; ilanen tebligat da zamanaşımını kesmez.
5. Doğrudan yakalama emri zorunluluğu ve infaz işlemlerinde Cumhuriyet savcısının görevi (5275 sayılı Kanun m. 17, 19, 99)Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/82 · K. 2026/93 ·
İnfaz savcısı, cezası infaz edilmekte olan hükümlü hakkında infaza verilen ikinci kesinleşmiş ilam için düzenlediği yakalama emrini kaldırmış, çağrı kâğıdı çıkarılmasını sağlamış ve infazı teminat karşılığında iki kez ertelemişti. Ceza Genel Kurulu, kasıtlı iki suçtan verilen cezaların toplam süresi üç yıldan fazla olduğundan 5275 sayılı Kanun m. 19 uyarınca doğrudan yakalama emri düzenlemenin zorunlu olduğunu belirterek savcı hakkındaki görevde yetkiyi kötüye kullanma mahkûmiyetini onadı. Yakalama emri düzenleme, infazı erteleme ve cezaların toplanmasını isteme görevi savcıya ait olduğundan, bu konuda görevi bulunmayan zabıt kâtibinin müşterek fail olamayacağını kabul ederek kâtip hakkındaki hükmü suça yardım etme yönünden tartışılmak üzere bozdu. Karar oy birliğiyle verildi.
Sonuç: Kasten işlenen suçlardan üç yılı aşan hapis cezasında doğrudan yakalama emri infaz savcısının zorunlu görevidir; emri kaldırıp çağrı kâğıdı çıkarmak suç oluşturabilir.
6. Çağrı kâğıdı önce hükümdeki adrese tebliğ edilir; doğrudan MERNİS adresine çıkarılan tebligat usulsüzdürYargıtay 19. Ceza Dairesi · E. 2015/94 · K. 2015/3317 ·
İnfaz hâkimliği hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebini kabul etmişti; kanun yararına bozma isteminde hükümlünün usulüne uygun çağrıya uymadığı için açık kuruma ayrılma şartlarının oluşmadığı ileri sürüldü. Daire, 5275 sayılı Kanun m. 20/3 uyarınca çağrı kâğıdının öncelikle hükümde gösterilen adrese, iade olunursa Tebligat Kanunu m. 21'e göre tebliğ edilmesi gerektiğini; doğrudan MERNİS adresine çıkarılıp iade edildikten sonra hükümdeki adrese Tebligat Kanunu m. 35'e göre yapılan tebliğin usulsüz olduğunu belirterek bu nedeni reddetti. Yetkiye ilişkin diğer nedenden kararı bozdu.
Sonuç: Çağrı kâğıdının usulsüz tebliğ edildiği bir dosyada hükümlünün çağrıya uymadığı sonucuna varılamaz.
7. Hükümdeki adres aynı zamanda MERNİS adresiyse Tebligat Kanunu m. 21/2'ye göre yapılan çağrı tebliği (istem benimsendi)Yargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2022/8161 · K. 2022/6718 ·
Hükümlüye çağrı kâğıdı ve ödeme emri gönderilmişti; çağrı kâğıdı ilamda gösterilen adrese çıkarılmış, bu adres MERNİS adresi de olduğu için Tebligat Kanunu m. 21/2'ye göre tebliğ edilmişti. İtiraz mercii infaz savcılığının itirazını reddetmişti. Kanun yararına bozma isteminde 5275 sayılı Kanun m. 20/3'ün Tebligat Kanunu'na göre özel düzenleme olduğu, hükümdeki adrese yapılan tebligatın geçerli ve bu tebligatın usulüne uygun olduğu ileri sürüldü. Daire istemi açıklanan sebeple yerinde gördü ve merci kararını kanun yararına bozdu; gerekçe istemdedir.
Sonuç: Hükümdeki adres hükümlünün MERNİS adresiyle aynıysa, bu adrese Tebligat Kanunu m. 21/2 uyarınca yapılan çağrı tebliğini usule uygun sayan istem Yargıtay'ca yerinde görüldü.
8. Tebligat Kanunu m. 21/2 şartlarını taşımayan çağrı tebligatına sonuç bağlanamazYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2014/17355 · K. 2014/20590 ·
Kanun yararına bozma ihbarnamesinde, usulüne uygun davetnameye uymayan hükümlünün açık cezaevine alınma şartlarının oluşmadığı ileri sürülmüştü. Daire, çağrıya uymayan hükümlüler hakkında Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin karar tarihindeki m. 9/4 hükmünü anarak, infaz savcılığınca yapılan çağrı kâğıdı tebligatının Tebligat Kanunu m. 21/2'deki şartları taşımadığını, bu nedenle itiraz merciinin kararının yerinde olduğunu belirtti ve istemi reddetti.
Sonuç: Çağrıya uymamanın sonuçları, çağrı kâğıdının usulüne uygun tebliğ edilmesine bağlıdır.
9. Çağrı kâğıdının usulsüz tebliği iddiasıyla eski hâle getirme talebi hakkında mahkeme karar vermelidir (istem benimsendi)Yargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2019/2932 · K. 2021/5911 ·
Hükümlüye gönderilen çağrı kâğıdında teslim için 10 günlük süre verilmiş ve teslim olmazsa 5275 sayılı Kanun m. 19/1'e göre yakalama emri çıkarılacağı ihtar edilmişti. Çağrı kâğıdı MERNİS adresine Tebligat Kanunu m. 21/2 uyarınca tebliğ edilmiş, sonra yakalama emri infaz edilmişti. Hükümlünün çağrı kâğıdının usulüne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle eski hâle getirme talebini mahkeme, ilamat masasınca değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek karara bağlamamış, merci itirazı reddetmişti. Kanun yararına bozma isteminde talep hakkında mahkemece değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği ileri sürüldü; Daire istemi yerinde gördü ve merci kararını bozdu. Gerekçe istemdedir.
Sonuç: Çağrı kâğıdının usulsüz tebliğ edildiği iddiasıyla yapılan eski hâle getirme talebini mahkemenin karara bağlaması gerektiğini ileri süren istem yerinde görüldü.
10. Yakalama kararına usulsüz tebligat nedeniyle yapılan itiraz usulden reddedilemez, esastan incelenirYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2016/6191 · K. 2017/1940 ·
Davetnamenin tebliğinden sonra süresinde başvurmadığı gerekçesiyle hükümlü hakkında yakalama emri çıkarılmış, hükümlünün annesi çağrı kâğıdının usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek yakalama kararının kaldırılmasını istemişti. İnfaz hâkimliği talebi reddetmiş, itiraz mercii annenin yakalama kararına itiraz hakkı olmadığı gerekçesiyle itirazı reddetmişti. Daire, annenin yakalama kararının iptali istemi yanında infaz usulüne ilişkin de itirazda bulunduğunu, itirazın esastan incelenmesi gerektiğini belirterek usulden ret kararını kanun yararına bozdu. Daire çağrı tebligatının geçerliliğini kendisi değerlendirmedi.
Sonuç: Çağrı kâğıdının usulsüz tebliği nedeniyle yakalama kararına yöneltilen itirazın esası incelenmelidir.
11. İnfaz aşamasında çıkan ceza hesabı tereddüdü 5275 sayılı Kanun m. 98 ile çözülür; Başsavcılık itirazı yolu yokturYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2017/38 · K. 2020/9 ·
Onamayla kesinleşen hükümde tekerrüre esas alınan başka bir mahkûmiyet, infaz aşamasında kesinleşmediği kabul edilerek adli sicil kaydından çıkarılmış; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tekerrüre başka bir hükmün esas alınması için itiraz yoluna başvurmuştu. Ceza Genel Kurulu, bu durumun infaz aşamasında ortaya çıkan ve yalnız çektirilecek cezanın hesabında tereddüde yol açabilecek bir sorun olduğunu, 5275 sayılı Kanun m. 98 uyarınca her zaman karar verilebildiğini, bu nedenle olağanüstü bir kanun yolu olan Başsavcılık itirazının ve yargılamanın yenilenmesi şartlarının bulunmadığını belirterek itirazı reddetti. Karar m. 98'in 7242 sayılı Kanundan önceki metnine dayanır; oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: İnfaz aşamasında ortaya çıkan ceza hesabı tereddüdü olağanüstü kanun yollarıyla değil 5275 sayılı Kanun m. 98'deki başvuruyla çözülür.
12. Savcının talimatıyla gönderildiği açık cezaevine gitmeyen hükümlü firar suçunu işlemiş olmaz (TCK m. 292)Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2018/4766 · K. 2018/6154 ·
Cezasının infazı için süresinde Cumhuriyet Başsavcılığına başvuran hükümlü, savcının yazılı talimat ve uyarısıyla görevli refakati olmaksızın açık cezaevine gönderilmiş, ancak teslim olmamıştı; hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan mahkûm edilmişti. Daire, TCK m. 292'deki suçun tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya görevlilerin elinden kaçmayı gerektirdiğini, bunun dışındaki hâllerde fiili suç sayan özel bir düzenleme bulunması gerektiğini, 5275 sayılı Kanun m. 105/A'da bu eyleme ilişkin bir düzenleme olmadığını ve kıyas yasağını belirterek beraat yerine kurulan mahkûmiyeti bozdu.
Sonuç: Kurumdan ya da görevlilerin elinden kaçma olmadıkça, özel bir kanun hükmü bulunmayan teslim olmama hâli TCK m. 292'deki suçu oluşturmaz.
Sık sorulan sorular
Hüküm kesinleşmeden cezaevine girmek gerekir mi?
Hapis cezasının infazı için hayır. 5275 sayılı Kanun m. 4'e göre mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz. Yargıtay 3. Ceza Dairesi de infazın ancak kararın kesinleşmesiyle başlayacağını belirtmiştir. Hüküm kesinleşmeden önce tutuklulukta geçen süreler ise TCK m. 63/1 uyarınca hükmolunan hapis cezasından indirilir.
Çağrı kâğıdı nedir, kim gönderir?
Çağrı kâğıdı, 5275 sayılı Kanun m. 19/1'deki ifadeyle hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için hükümlüye gönderilen belgedir. 5275 sayılı Kanun m. 20/2'ye göre Cumhuriyet Başsavcılığı infaz defterine kaydettiği ilamdaki cezanın süresini gözeterek hükümlü hakkında çağrı kâğıdı veya yakalama emri çıkarır. Cezanın infazını m. 5 uyarınca Cumhuriyet savcısı izler ve denetler.
Çağrı kâğıdı tebliğ edildikten sonra kaç gün içinde gidilmesi gerekir?
5275 sayılı Kanun m. 19/1'e göre çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmeyen, kaçan ya da kaçacağına dair şüphe uyandıran hükümlü hakkında Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır. Süre çağrı kâğıdının tebliğine bağlıdır; bu nedenle tebliğin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı önem taşır.
Çağrı kâğıdı hangi adrese gönderilir, adresim değiştiyse ne olur?
5275 sayılı Kanun m. 20/3'e göre çağrı kâğıdı hükümde gösterilen adrese tebliğ edilir. Hükümlü adres değişikliklerini mahkemeye veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle yükümlüdür; bildirmezse hükümde gösterilen adreste yapılan tebligat geçerlidir. Yargıtay 19. Ceza Dairesine göre çağrı kâğıdı önce hükümdeki adrese gönderilir, iade olunursa Tebligat Kanunu m. 21'e göre tebligat yapılır.
Hangi cezalarda çağrı kâğıdı yerine doğrudan yakalama emri çıkarılır?
5275 sayılı Kanun m. 19/2'ye göre kasten işlenen suçlarda üç yıldan, taksirle işlenen suçlarda beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır. Adli para cezasından çevrilen hapiste ise m. 19/3 uyarınca hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sınırı aşan cezada doğrudan yakalama emri düzenlemeyi infaz savcısı için zorunlu saymıştır.
Çağrı kâğıdına uymamak ayrı bir suç mudur?
5275 sayılı Kanun m. 19/1, çağrıya uymayan hükümlü için yakalama emrini öngörür. Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu TCK m. 292/1'de kurumdan ya da görevlilerin elinden kaçma olarak tanımlanmıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, savcının talimatıyla gönderildiği açık cezaevine gitmeyen hükümlünün bu suçu işlemediğine karar vermiştir; karar savcılığa başvurmuş hükümlüye ilişkindir.
Hakkımda yakalama emri çıkarılması ceza zamanaşımını keser mi?
TCK m. 71/1'e göre ceza zamanaşımını, infaz için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat ya da bu maksatla hükümlünün yakalanması keser. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024 tarihli kararında yakalama emri ya da davetiye çıkarılmasının ceza zamanaşımını kesmeyeceğini, kanunun yakalamanın kendisini aradığını kabul etmiştir. Aynı kararda ilanen tebligatın da zamanaşımını kesmediğine hükmedilmiştir.
Çağrı kâğıdının usulsüz tebliğ edildiği iddiasına Yargıtay nasıl baktı?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, çağrı kâğıdının usulsüz tebliği nedeniyle yakalama kararının kaldırılması için yapılan başvuruda itirazın usulden reddedilemeyeceğini, esastan incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Aynı Dairenin başka bir kararında, usulsüz tebliğ iddiasıyla yapılan eski hâle getirme talebi hakkında mahkemece karar verilmesi gerektiğini ileri süren kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
İnfaz sırasında cezanın hesabında tereddüt çıkarsa nereye başvurulur?
5275 sayılı Kanun m. 98/1-b'ye göre çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa ya da cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülürse infaz hâkimliğinden karar istenir. Hükmün yorumunda duraksamada ise m. 98/1-a uyarınca hükmü veren mahkemeye başvurulur. m. 98/2'ye göre başvuru infazı kendiliğinden ertelemez.
Cezaevine alınırken hangi işlemler yapılır?
5275 sayılı Kanun m. 21'e göre hükümlü Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı emriyle ceza infaz kurumuna gönderilir; üstü ve eşyası aranır, kabul odasına konulur ve hekim muayenesinden sonra kuruma yerleştirilir. Kimlik ve ceza bilgileri ile infaza başlandığı gün hükümlü defterine kaydedilir, parmak izi alınır ve fotoğraf çekilir. m. 20/4'e göre hükümlüye ceza süresini ve salıverileceği tarihi gösteren bir belge verilir.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer ceza usulü rehberleri
- Cezanın infazının ertelenmesi: hastalık, gebelik ve hükümlünün istemi (5275 sayılı Kanun m. 16 ve 17)
- Müddetname ve müddetnameye itiraz (5275 sayılı Kanun m. 20/4 ve m. 98)
- İnfaz hâkimliği ve infaz hâkimliğine şikâyet (4675 sayılı Kanun m. 4, 5, 6; 5275 sayılı Kanun m. 98-101)
- Adli sicil ve arşiv kaydı (5352 sayılı Kanun m. 9)
- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB, CMK m. 231)
- Hak yoksunluğu ve yasaklanmış hakların geri verilmesi (TCK m. 53)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.