Hakkı olmayan yere tecavüz suçu (TCK m. 154)
Yayın tarihi:
Bu suçun üç fıkrası üç ayrı dünyayı düzenler: özel kişinin taşınmazına tecavüz, köyün ortak kullandığı mera ve yola tecavüz, bir de suların mecrasının değiştirilmesi. Şikâyet koşulu yalnız birincisinde vardır. Bu rehber, Türk Ceza Kanunu'nun 154. maddesinin kurduğu bu üçlü yapıyı, suçun kesintisiz niteliğinin şikâyet süresine ve suç tarihine yaptığı etkiyi, hukuki uyuşmazlık ile suç arasındaki sınırı ve Yargıtay 8. Ceza Dairesi ile Ceza Genel Kurulunun aradığı ölçütleri anlatır.
Kısaca
Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmazı malikmiş gibi işgal etmek, sınırlarını değiştirmek veya bozmak ya da hak sahibinin ondan yararlanmasına engel olmak Türk Ceza Kanunu'nun 154. maddesinde suç sayılmıştır. Cezası altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasıdır; ikisi birlikte hükmedilir. Birinci fıkradaki suç ancak suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine soruşturulur. Köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş mera, harman yeri, yol ve sulak gibi yerlere tecavüz ile suların mecrasını değiştirme ise şikâyet aranmadan soruşturulur. Yargıtay bu suçu kesintisiz suç sayar.
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- Türk Ceza Kanunu m. 154 hakkı olmayan yere tecavüzü nasıl tanımlıyor?
- TCK m. 154/2 hangi yerleri koruyor: mera, harman yeri, yol ve sulak
- TCK m. 154/3 suların mecrasını değiştirme neyi cezalandırıyor?
- Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun cezası nedir?
- Şikâyet, temadi ve suç tarihi: süreler nasıl işliyor?
- Hukuki uyuşmazlık mı, suç mu? Paydaşlar, miras ve fiili taksim
- Hakkı olmayan yere tecavüz suçu nasıl ispatlanır?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Fıkraya göre değişir. TCK m. 154/1'deki suç yalnız suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine soruşturulur; madde metni cezayı "suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine" verileceğini söyler. TCK m. 154/2 (mera, harman yeri, yol, sulak) ve m. 154/3 (suların mecrası) bakımından ise kanun yalnızca "birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır" der; şikâyet koşulunu tekrarlamaz, bu iki fıkrada soruşturma resen yürütülür.
Dayanak: TCK m. 154/1, m. 154/2, m. 154/3
- Şikâyet süresi
TCK m. 154/1 bakımından altı ay. Süre suçun işlendiği günden değil, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar ve dava zamanaşımı süresini geçemez. Yargıtay bu suçu kesintisiz suç saydığı için, işgal sürdüğü müddetçe altı aylık sürenin işlemeye başlamadığını kabul eder. TCK m. 154/2 ve m. 154/3 şikâyete bağlı olmadığından o fıkralarda şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür.
Dayanak: TCK m. 73/1, m. 73/2
- Uzlaştırma
Yine fıkraya göre değişir. TCK m. 154/1'deki suç şikâyete bağlı olduğu için uzlaştırma kapsamındadır: kanun, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda uzlaştırma girişiminde bulunulacağını söyler. TCK m. 154/2 ve m. 154/3 şikâyete bağlı değildir ve CMK m. 253/1-b'nin tek tek saydığı suçlar arasında m. 154 yer almaz; bu iki fıkrada uzlaştırma yoluna gidilmez.
Dayanak: CMK m. 253/1-a, m. 253/1-b
- Görevli mahkeme
Asliye ceza mahkemesi. Cezanın üst sınırı üç yıl hapistir; görev belirlenirken kanunda yer alan cezanın üst sınırına bakılır ve bu sınır on yılı aşmaz. TCK m. 154, ağır ceza mahkemesine cezadan bağımsız olarak verilen suçların listesinde de yer almaz.
- Dava zamanaşımı
Olağan dava zamanaşımı sekiz yıl. Cezanın üst sınırı beş yılı aşmadığı için TCK m. 66/1-e uygulanır ve süre kanundaki üst sınıra göre belirlenir. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre yeniden işlemeye başlar ve kesilme hâlinde en fazla yarısına kadar uzayarak on iki yıla çıkar. Süre TCK m. 66/6 uyarınca kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği günden itibaren işlemeye başlar; bu suçta o an, temadiyi kesen iddianamenin düzenlendiği gündür.
- Adli para cezası
Hayır, seçenek değil. TCK m. 154/1 hapis cezası ile birlikte bin güne kadar adli para cezası öngörür; mahkeme ikisi arasında seçim yapmaz, ikisine birden hükmeder. Bundan ayrı olarak, hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha az ise kısa süreli hapis cezasıdır ve koşulları varsa TCK m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir; uygulamada bu suçta sıkça yapılan da budur.
Dayanak: TCK m. 154/1, m. 49/2, m. 50/1-a
- HAGB ve erteleme
İkisi de mümkündür. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir; kararı savcı değil mahkeme verir ve sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur. Erteleme de aynı eşiğe bağlıdır: iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Suçun alt sınırı altı ay olduğundan somut cezanın iki yılın altında kalması bu suçta olağandır.
Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8; TCK m. 51/1
Türk Ceza Kanunu m. 154 hakkı olmayan yere tecavüzü nasıl tanımlıyor?
TCK m. 154 malvarlığına karşı suçlar arasında yer alır. Yargıtay 8. Ceza Dairesine göre bu düzenleme ile taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve zilyetliğin haksız saldırılara karşı korunması amaçlanmaktadır. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/98)1 Korunan şey yalnız tapu değildir: Daire, hak sahipliğinin mülkiyet hakkından kaynaklanabileceği gibi zilyetlikten de kaynaklanabileceğini, taşınmaz üzerinde zilyetliği bulunan kişilerin zilyetliğinin de korunduğunu belirtir.1
Madde üç fıkradan oluşur ve her fıkra ayrı bir durumu düzenler. Daire bu yapıyı şöyle özetler: 1) birinci fıkrada gerçek kişilere ait taşınmazlar veya eklentilerine yapılmış olan tecavüzler cezalandırılır, 2) ikinci fıkrada köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş taşınmazlara yönelik tecavüzler cezalandırılır, 3) üçüncü fıkrada sular üzerindeki mülkiyet hakkını ihlal eden hareketler yaptırım altına alınır.1
TCK m. 154/1 üç ayrı seçimlik hareket sayar. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin sıralaması şöyledir: birincisi malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal etme, ikincisi sınırlarını değiştirme veya bozma, üçüncüsü ise hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olma. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/21676)2 Bu hareketlerden herhangi birinin gerçekleşmesi yeterlidir; üçünün birlikte bulunması gerekmez.
İşgalin ne olduğunu Daire, gerekçesinde benimsediği öğreti tanımı üzerinden somut örneklerle anlatır: işgal bir taşınmaza fiili olarak müdahale etmektir, aktif bir harekette bulunmayı gerektirir ve bir kimsenin taşınmazına duvar örmek, ekip sürmek, yol geçirmek, o taşınmaza ev veya bina yapmak, ağaç dikmek bu anlamda işgal sayılır.2 Buradaki ayırt edici sözcük "malikmiş gibi"dir; Daireye göre eylemin işgal olarak nitelendirilebilmesi için malikmiş gibi işgalde bulunulmuş olması gerekir ve bu, içeriğinde bir sürekliliği ifade eder.2
Süreklilik vurgusunun pratik sonucu büyüktür. Yargıtay bu suçu kesintisiz (mütemadi) suç sayar; suç eylemin yapılması ile oluşur, ancak işgal hâlinin ortadan kalkması ile sona erer.2 Ceza Genel Kurulu da TCK m. 154/2'deki suç bakımından aynı niteliği kabul eder ve suçun kesintisiz olduğunu belirtir. (Yargıtay CGK, E. 2022/218)3 Rehberin ilerleyen bölümlerinde görüleceği gibi bu tespit hem şikâyet süresini hem suç tarihini belirler.
Maddenin başlığındaki "hakkı olmayan" ifadesi de bir unsurdur, süs değildir. Kanun "bir hakka dayanmaksızın" der; kira, ortaklık, intifa ya da fiili taksim gibi bir hukuki dayanağı bulunan kullanım bu maddeye girmez. Daire bunu tersinden kurar: kişi herhangi bir hakka dayanmaksızın başkasının mülkiyetinde veya zilyetliğinde bulunan taşınmaz mal veya eklentilerini ele geçirir ve o kişinin bu taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını engellerse taşınmazı işgal etmiş sayılır.1
TCK m. 154/2 hangi yerleri koruyor: mera, harman yeri, yol ve sulak
İkinci fıkra kendi konusunu kendi sayar: köy tüzel kişiliğine ait olduğu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğu bilinerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malların kısmen veya tamamen zapt edilmesi, bunlar üzerinde tasarrufta bulunulması ya da sürülüp ekilmesi. Ceza Genel Kurulu bu üç hareketi tanımlar: zapt etme, taşınmazdan başkalarının kısmen veya tamamen yararlanmasını engellemek, taşınmazı fiilen el altında tutmaktır; tasarruf etmek ise taşınmazın devamlı bir biçimde kullanılmasıdır ve kısa süreli tasarruflar kanunun aradığı anlamda tasarruf değildir; sürüp ekmek de Kurula göre taşınmaz üzerinde tasarruf etme şekillerinden biridir.3
Sayım kapalı değildir. Kurul, maddede söz konusu yerlerin tahdidi olarak sayılmadığını, "gibi" ibaresi kullanılarak benzer özelliklere sahip yerlerin de suçun konusu olabileceğini belirtir; buna karşılık köylünün ortak kullanımında olmayan tarla veya arsa vasfındaki taşınmazlar bu suçun konusunu oluşturmaz.3
Uygulamada en çok tartışılan nokta "köy" kelimesidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, TCK m. 154/2'de tanımlanan suçun köy mülki sınırları içerisinde bulunan mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz mallara ilişkin bulunduğunu, eylemin belediye sınırlarında veya mücavir alanlardaki taşınmazlar üzerinde gerçekleştirilmesi hâlinde ise suçun oluşmayacağını belirterek bir mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/21516)4
Ceza Genel Kurulu aynı çizgiyi 2025 yılında verdiği kararla pekiştirdi. Bir beldede Hazine adına "Otlakiye" olarak kayıtlı parsele ev yapan sanıklar bakımından Kurul, suç tarihi itibarıyla taşınmazın kullanım hakkının idari işlemle herhangi bir köye tahsis edildiğine ilişkin bir kayda rastlanmadığını, mahalli bilirkişi beyanlarına göre yerin köy halkı tarafından değil belde halkı tarafından ortaklaşa kullanıldığını saptamış ve suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına karar vermiştir.3 Kurul ayrıca taşınmazın suç tarihinden sonra, 2017 yılında mera komisyonunca beldeye tahsis edilmiş olmasının sonucu değiştirmediğini vurgulamıştır.3
Bu boşluğun bir tarihi vardır. Kurul, TCK m. 154/1'in 14.03.2009'da yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanun'un birinci maddesiyle yeniden düzenlendiğini, bu düzenlemeyle kamuya ait taşınmaz mal veya eklentilerinin birinci fıkra kapsamından çıkarıldığını ve fıkradaki suçun takibinin şikâyete bağlı hâle getirildiğini belirtmektedir.3 Değişikliğin gerekçesine göre kamuya ait taşınmazların korunması ilgili özel kanunlara bırakılmıştır; ormanlar bakımından 6831 sayılı Orman Kanunu, kıyılar bakımından 3621 sayılı Kıyı Kanunu, köylünün ortak yararlanmasına ayrılmış yerler bakımından ise TCK m. 154'ün ikinci ve üçüncü fıkraları.3 Sonuç şudur: kamuya ait ama köyün ortak kullanımında olmayan bir taşınmaza tecavüz, TCK m. 154 ile değil o taşınmaza ilişkin özel kanunla karşılanır.
Kurul, mera kavramını 4342 sayılı Mera Kanunu üzerinden ikiye ayırır: tahsisli mera, Devlete ait olup kullanım hakkı idari bir işlemle bir veya birkaç köy veya belediyeye bırakılan yerdir; kadim mera ise böyle bir tahsis işlemi bulunmamasına karşın köy veya kasaba halkı tarafından başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için kullanılan taşınmazdır.3 Her iki hâlde de bu yerlerin alınıp satılamayacağını, üzerine bina yapılamayacağını, ağaç dikilerek koru, bağ ve bahçe tesis edilemeyeceğini Kurul açıkça belirtmiştir.3
Somut olayda tecavüzün ne kadar sürdüğü ve neye dönüştüğü de önemlidir. Bir dosyada mera vasıflı taşınmazda yalnızca taşların toplandığı, ekim ve biçim işlemi yapılmadığı için taşınmazda bozulma olmadığı bilirkişi raporlarıyla saptanmış; Daire bu nedenle verilen beraat kararında isabetsizlik görmemiştir. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/19653)5 Başka bir dosyada ise mera parselinin bir kısmına ağaçtan hayvan barınağı ve çadır yapılıp 110,15 m²'lik kısmın tel örgü ile çevrilmesi söz konusuydu; Daire burada kendi önceki bozma kararını kaldırıp bölge adliye mahkemesinin beraat yönündeki direnme kararını yerinde görmüştür. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/22032)6
TCK m. 154/3 suların mecrasını değiştirme neyi cezalandırıyor?
Üçüncü fıkra kısa bir cümledir: kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştiren kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır. Burada korunan, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin deyişiyle sular üzerindeki mülkiyet hakkıdır.1
Fıkranın uygulama alanı sanıldığından dardır çünkü cezalandırılan fiil suyu kullanmak değil, mecrasını değiştirmektir. Köylünün ortak kullanımındaki bir çeşmenin kaynağından evlerine su hattı çeken sanıklar hakkında ilk derece mahkemesi TCK m. 154/3'ten mahkûmiyet kurmuş, bölge adliye mahkemesi beraat vermişti. Daire, boru hattının çeşitli yerlerinden kesilip ekleme yapılarak borudan su alma şeklindeki eylemlerin suyun mecrasını değiştirme olmadığını, sanıkların suyun doğal akarlarını değiştirmediğini belirterek beraat kararlarını onamıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2023/3262)7
Ayrım pratikte şuraya oturur: suyun doğal yatağı ya da yerleşik akış güzergâhı fiilen başka bir yöne çevrilmişse fıkra uygulanır; mevcut bir isale hattından su alınması, hattın delinmesi veya ek yapılması ise tek başına mecra değiştirme sayılmaz. Bu tür fiiller koşulları varsa başka suçlara veya hukuki taleplere konu olabilir, ancak TCK m. 154/3'ün maddi unsuru gerçekleşmez.
Üçüncü fıkra bakımından şikâyet aranmaz. Kanun bu fıkrada yalnızca birinci fıkradaki cezalara atıf yapar; birinci fıkradaki şikâyet koşulunu tekrarlamaz. Bu nedenle suların mecrasının değiştirilmesi iddiası, mağdurun şikâyeti olmasa da Cumhuriyet başsavcılığınca resen soruşturulur.
Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun cezası nedir?
TCK m. 154/1'e göre ceza altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasıdır. İki yaptırım seçenek değildir; madde "veya" değil "ve" der, dolayısıyla mahkûmiyet hâlinde ikisine birden hükmedilir. İkinci ve üçüncü fıkralar için ayrı bir ceza aralığı öngörülmemiştir: her iki fıkrada da "birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır" denir. Uygulamada mahkemeler bunu TCK m. 154/2 delaletiyle m. 154/1 biçiminde kurar. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/15874)8
Kanunda bu suça özgü bir nitelikli hâl ya da artırım sebebi yoktur. Cezanın miktarını belirleyen şey, TCK'nın genel hükümleridir: tecavüzün büyüklüğü ve süresi temel cezanın alt sınırdan ne kadar uzaklaşacağını, TCK m. 62'deki takdiri indirim nedenleri ise cezanın altıda birine kadar indirilip indirilmeyeceğini etkiler.
Bunun yanında ikinci ve üçüncü fıkralar için usul hukukundan gelen ayrı bir indirim yolu vardır. CMK m. 250/1-a uyarınca hakkı olmayan yere tecavüz suçu, maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları bakımından seri muhakeme usulü kapsamındadır; birinci fıkra bu kapsamda değildir. Usul, Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye teklif edilir ve şüpheli müdafii huzurunda kabul ederse uygulanır (CMK m. 250/3).
Bu usulün cezaya etkisi büyüktür. CMK m. 250/4 uyarınca Cumhuriyet savcısı, kanuni tanımdaki alt ve üst sınır arasında belirlediği temel cezadan yarı oranında indirim yaparak yaptırımı saptar. Belirlenen hapis cezası koşulları varsa TCK m. 50'ye göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya TCK m. 51'e göre ertelenebilir (CMK m. 250/5); hükmün açıklanmasının geri bırakılması da kıyasen uygulanabilir (CMK m. 250/6). Mahkeme, talep yazısındaki yaptırımdan daha ağırına hükmedemez.
Somut cezaların düzeyi bu yüzden düşüktür. Bir dosyada mera arazisine taşan kulübe yapan sanık m. 154/2 delaletiyle m. 154/1 ve m. 62/1 uygulanarak 5 ay hapis ve 80 TL adli para cezasına mahkûm edilmiş, hüküm onanmıştır.8 Başka bir dosyada aynı köyün mera parsellerine tecavüz eden sanıklardan ikisi hakkında hapis cezası TCK m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilerek 3.000 TL ve 4.500 TL adli para cezasına, bir sanık hakkında ise 1 yıl 3 ay hapis ve 1.660 TL adli para cezasına hükmedilip ceza ertelenmiş; Daire bu hükümleri onamıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/17178)9
Adli para cezasının iki ayrı görünümü bu noktada karışabilir. Birincisi maddenin kendi öngördüğü, hapisle birlikte hükmedilen bin güne kadar adli para cezasıdır. İkincisi, hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha az olduğunda, yani kısa süreli hapis cezası niteliği taşıdığında, TCK m. 50/1-a uyarınca ayrıca adli para cezasına çevrilmesidir. Yukarıdaki dosyada mahkemenin yaptığı ikincisidir.9
Cezanın üst sınırının üç yıl olması iki sonucu birden doğurur: dava asliye ceza mahkemesinde görülür ve dava zamanaşımı TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıldır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, bu suç için belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü açıkça saptamıştır.4 Zamanaşımını kesen işlemleri TCK m. 67/2 sayar: ifade alma veya sorgu, tutuklama kararı, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı. Dairenin incelediği dosyada süreyi kesen son işlem mahkûmiyet kararı olmuştur.4
Zamanaşımı bu suçta göründüğünden daha sık sonuç doğurur, çünkü dosyalar çoğu zaman yıllar önceki bir işgale dayanır. Bir dosyada hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan Maliye Hazinesine ihbar edilmediği ve tebliğ olunmadığı için usulünce kesinleşmemişti; Daire, kesinleşmeyen bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle zamanaşımının durmadığını ve denetim süresinin başlamadığını belirterek verilen düşme kararını onamıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/15814)10
Şikâyet, temadi ve suç tarihi: süreler nasıl işliyor?
TCK m. 154/1'deki suç şikâyete bağlıdır ve şikâyet süresi TCK m. 73/1 uyarınca altı aydır. Süre, m. 73/2'ye göre suçun işlendiği günden değil, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar; dava zamanaşımı süresini de geçemez.
Suçun kesintisiz niteliği bu kuralı doğrudan etkiler. Yargıtay 8. Ceza Dairesine göre hakkı olmayan yere tecavüz suçu niteliği itibarıyla temadi eden suçlardandır ve temadinin devam ettiği süre içerisinde suçtan zarar görenin şikâyet hakkı da devam eder; altı aylık şikâyet süresi temadinin devam ettiği sürece işlemez.2 Daire bu sonucu gerekçelendirirken şunu söyler: aksi hâlde fiilin işlenmeye devam etmesine rağmen şikâyet hakkının kullanılamaması gibi hukuk sisteminin kabul etmeyeceği bir durum ortaya çıkacaktır.2 Bu karar bir direnme incelemesidir ve Daire, bölge adliye mahkemesinin direnmesini yerinde görmeyerek dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göndermiştir; uyuşmazlık orada karara bağlanacaktır.2
Bu ölçüt soruşturma aşamasında da bağlayıcıdır. Bir dosyada Cumhuriyet başsavcılığı, ağaçların on yıldan fazla süre önce dikildiğini ve şikâyetçinin bundan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek altı aylık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti. Daire bu kararı kanun yararına bozdu; temadi devam ettiği sürece şikâyet hakkının devam ettiğini, bu nedenle tecavüzün hâlen devam edip etmediğinin araştırılması ve sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir edilmesi gerektiğini belirtti. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/6428)11
Aynı nitelik suç tarihini de kaydırır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, suçun kesintisiz suçlardan olması nedeniyle suç tarihinin hukuki kesintinin gerçekleştiği iddianame tarihi olacağını, gerekçeli karar başlığında daha eski bir tarihin yazılmasının maddi hata sayılacağını belirtmiştir.8 Uygulamada bu, lehe kanun değerlendirmesinden zamanaşımının başlangıcına kadar pek çok konuyu etkiler.
Şikâyet hakkının kime ait olduğu ayrı bir sorundur. Şikâyet hakkı, taşınmaz üzerinde mülkiyet ya da zilyetlik biçiminde korunmaya değer bir hakkı bulunan kişiye aittir.1 Bu hak bizzat kullanılmak zorunda da değildir: bir dosyada paydaşlardan biri cezaevinde olduğu için mahkeme kararıyla vasi tayin edilen kişinin, hak sahibi adına şikâyet hakkını kullanabileceği kabul edilmiştir.1 Köy ortak alanlarına ve Hazine taşınmazlarına ilişkin dosyalarda ise suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılma hakkı Maliye Hazinesine tanınır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, dava Hazineye ihbar olunmadan ve karar ona tebliğ edilmeden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulünce kesinleşmediğini belirtmiştir.10
Şikâyetten vazgeçme davayı düşürür, ama tek başına yetmez. TCK m. 73/6'ya göre kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, müştekilerin şikâyetten vazgeçtiğini bildirdiği bir dosyada, suçun şikâyete bağlı olduğu gözetilerek sanığın şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorulması ve sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/2207)12
Hukuki uyuşmazlık mı, suç mu? Paydaşlar, miras ve fiili taksim
Bu suçun dosyaları çoğu zaman komşular, kardeşler ya da mirasçılar arasında çıkar. Bu yüzden Yargıtay 8. Ceza Dairesi, hakkı olmayan yere tecavüz suçu açısından özellik arz eden bir konunun uyuşmazlığın niteliğinin belirlenmesi olduğunu söyler: taraflar arasındaki uyuşmazlık hukuki nitelikte bir uyuşmazlık ise, yapılmış olan hareketler hakkı olmayan yere tecavüz suçunu ve ceza davasının konusunu oluşturmayacaktır; niteliğin belirlenmesinde taraflar arasındaki ilişki göz önünde bulundurulmalıdır.1
Daire bu ölçütü somut bir dosyada uygulamıştır. Bir taşınmaz üzerinde mirasçılar arasında ortaklığın giderilmesi ve muhdesat davaları sürerken açılan hakkı olmayan yere tecavüz soruşturmasında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı kanun yararına bozma istemine konu olmuştu. Daire, taraflar arasında söz konusu parsellere ilişkin hukuk mahkemelerinde devam eden davaların bulunduğunu ve aralarındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğunu belirterek kanun yararına bozma istemini reddetti. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/13701)13
Buradan "paydaşlar arasında bu suç işlenmez" sonucu çıkarılmamalıdır. Daire tersini söyler: elbirliği veya paylı mülkiyete konu olan eşya üzerinde ortaklardan birinin eşyanın tamamı üzerinde istediği gibi tasarruf etme yetkisi söz konusu değildir ve ortaklardan biri, diğer ortakların rızasına muhalif bir şekilde maddede belirtilen hareketleri gerçekleştirirse, yapmış olduğu hareketler herhangi bir hakka dayanmadığı sürece suç oluşacaktır.1
İki sonucu birbirine bağlayan halka fiili taksimdir. Paydaşlar taşınmazı aralarında fiilen bölüşmüş ve herkes kendi kısmını kullanıyorsa, o bölüşmeye aykırı kullanım bir paydaşın diğerinin yararlanmasını engellemesi anlamına gelir. Fiili taksim yoksa her paydaş kural olarak taşınmazın tamamından yararlanma hakkına sahiptir ve aynı davranış suç oluşturmayabilir. Daire, bir dosyada eksik soruşturma nedeniyle kanun yararına bozma yaparken tam bu iki ihtimali sıralamıştır: fiili taksim varsa şikâyetçiye bırakılan kısma şüphelilerin tecavüzünün bulunup bulunmadığı, fiili taksim yoksa şüphelilerin şikâyetçinin tasarrufunu engelleyip engellemediği ve taşınmazda kendi payından fazla yeri kullanıp kullanmadığı araştırılmalıdır.1
Tapu kaydına güven de savunma olarak tek başına yetmez. Bir dosyada sanık, babasının altmış yıl boyunca taşınmaza zilyet olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında ölçü ve sınır hatası yapıldığını, iyiniyetle taşınmazın kendi parseli içinde kaldığı zannıyla hareket ettiğini ve kastının bulunmadığını ileri sürmüştü; Yargıtay 2. Ceza Dairesi bu temyiz nedenlerini yerinde görmeyerek TCK m. 154/1'den kurulan mahkûmiyet hükmünü onadı. (Yargıtay 2. CD, E. 2022/4884)14
Hakkı olmayan yere tecavüz suçu nasıl ispatlanır?
İspat bu suçta üç ayrı halkadan geçer: taşınmazın vasfı, tecavüzün varlığı ve sınırı, failin dayandığı bir hakkın bulunup bulunmadığı. Üçünü de dosyaya taşıyan asıl araç keşiftir. Yargıtay kararlarından çıkan ölçütler şunlardır:
- 1) Taşınmazın vasfı tapu kaydı, mera kütüğü, tahsis kararı ve zirai bilirkişi raporu ile birlikte belirlenir; TCK m. 154/2 bakımından belirleyici olan, yerin suç tarihinde köy tüzel kişiliğine ait ya da köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş olmasıdır — suç tarihinden sonraki bir tahsis yeterli değildir.3
- 2) Yerin köy mülki sınırları içinde mi, belediye sınırları veya mücavir alanda mı bulunduğu ayrıca saptanır; belediye sınırlarındaki taşınmaz üzerinde gerçekleşen eylemde TCK m. 154/2'deki suç oluşmaz.4
- 3) Mahallinde teknik bilirkişiler ile yöreyi iyi bilen tanık ve tarafsız mahalli bilirkişiler marifetiyle keşif yapılır; malikler arasında fiili taksim bulunup bulunmadığı ve varsa şikâyetçiye bırakılan kısma tecavüz edilip edilmediği bu keşifle belirlenir.1
- 4) Tecavüzün taşınmazda somut bir değişiklik yaratıp yaratmadığına bakılır; bilirkişi raporlarında yalnızca taşların toplandığı, ekim ve biçim işlemi yapılmadığı ve taşınmazda bozulma olmadığı saptanmışsa beraat kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmaz.5
- 5) Şikâyet hakkının kimde olduğu araştırılır: mülkiyet ya da zilyetlikten kaynaklanan korunmaya değer bir hakkı bulunan kişi şikâyet edebilir; hak sahibi ehliyetsizse vasisi bu hakkı onun adına kullanabilir.1
- 6) Tecavüzün hâlen sürüp sürmediği tespit edilir; suç temadi eden suçlardan olduğu için şikâyet süresinin geçtiği gerekçesiyle esasa girilmeden karar verilemez.11
- 7) Uyuşmazlığın ceza mahkemesinin mi hukuk mahkemesinin mi konusu olduğu değerlendirilir; ortaklığın giderilmesi, muhdesat veya miras taksimi davaları sürüyorsa uyuşmazlık hukuki ihtilaf mahiyetinde kabul edilebilir.13
- 8) Suçtan zarar gören kamu kurumu varsa dava ona ihbar edilir ve katılma olanağı sağlanır; bu yapılmadan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı usulünce kesinleşmez, dolayısıyla zamanaşımını durdurmaz.10
İlgili mevzuat
Madde 154- (1) (Değişik: 25/2/2009-5841/1 md.) Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir.
(2) Köy tüzel kişiliğine ait olduğunu veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş bulunduğunu bilerek mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmaz malları kısmen veya tamamen zapt eden, bunlar üzerinde tasarrufta bulunan veya sürüp eken kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır.
(3) Kamuya veya özel kişilere ait suların mecrasını değiştiren kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 7 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8 md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 7 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 11- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 7 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Korunan hak mülkiyet ve zilyetliktir; paydaşlar arasında suç fiili taksime göre belirlenirYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/98 · K. 2025/2288 ·
Paylı mülkiyete konu bir parselde rızai taksime aykırı ekim yapıldığı iddiasıyla verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itiraz reddedilmişti. Daire, maddenin taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve zilyetliği koruduğunu, hak sahipliğinin zilyetlikten de doğabileceğini, elbirliği veya paylı mülkiyette ortaklardan birinin diğerlerinin rızasına aykırı hareketlerinin bir hakka dayanmadığı sürece suç oluşturacağını açıkladı. Uyuşmazlığın hukuki nitelikte olması hâlinde ceza davasına konu olmayacağını da belirterek, mahallinde teknik ve yerel bilirkişilerle keşif yapılıp fiili taksimin varlığı ile payından fazla yer kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle kararı kanun yararına bozdu.
Sonuç: Paydaş olmak dokunulmazlık vermez; ölçüt fiili taksim ve kendi payından fazlasının kullanılıp kullanılmadığıdır.
2.Suç temadi ettiği sürece altı aylık şikâyet süresi işlemezYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/21676 · K. 2025/10784 ·
Bölge adliye mahkemesi, şikâyetin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın düşmesine karar vermiş ve Dairenin bozma ilamına direnmişti. Daire, TCK m. 154/1'in üç seçimlik hareketini ve işgal kavramını tanımladıktan sonra, malikmiş gibi işgalin süreklilik içerdiğini ve suçun işgal hâlinin ortadan kalkmasıyla sona erdiğini belirtti. Buradan hareketle temadi devam ettiği sürece suçtan zarar görenin şikâyet hakkının da devam ettiğini, altı aylık sürenin bu süre boyunca işlemeyeceğini; aksi hâlde fiil işlenmeye devam ederken şikâyet hakkının kullanılamaması gibi hukuk sisteminin kabul etmeyeceği bir durumun doğacağını saptayarak direnme kararını yerinde görmedi. Direnme yerinde görülmediğinden dosya, uyuşmazlığı karara bağlaması için Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Sonuç: Temadi sürdükçe şikâyet hakkı da sürer; Daireye göre altı aylık süre bu süre boyunca işlemez.
3.TCK m. 154/2 yalnız köyün ortak kullandığı yerleri korur; belde halkının kullanımı yetmezYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/218 · K. 2025/385 ·
Sanıklar, bir beldede Maliye Hazinesi adına "Otlakiye" niteliğiyle kayıtlı parsele ev yapmış ve temel atmıştı. Kurul, TCK m. 154/2'deki suçun konusunu köy tüzel kişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş yerlerin oluşturabileceğini, suç tarihi itibarıyla taşınmazın idari işlemle herhangi bir köye tahsis edildiğine ilişkin kayda rastlanmadığını ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre yerin köy halkı tarafından değil belde halkı tarafından kullanıldığını saptadı. Taşınmazın suç tarihinden sonra, 2017 yılında mera komisyonunca beldeye tahsis edilmiş olmasını da yeterli görmedi; 5841 sayılı Kanun'la kamuya ait taşınmazların m. 154/1 kapsamından çıkarıldığını hatırlatarak suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına karar verdi.
Sonuç: Mera niteliği tek başına yetmez; yerin suç tarihinde köyün ortak kullanımında bulunması gerekir.
4.Belediye sınırları ve mücavir alandaki taşınmazda TCK m. 154/2 uygulanmazYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/21516 · K. 2025/775 ·
Sanık, TCK m. 154/2 uyarınca adli para cezasına mahkûm edilmişti. Daire önce Tebliğnamedeki zamanaşımı nedeniyle düşme görüşüne katılmadı ve suç için TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan zamanaşımı öngörüldüğünü, süreyi kesen son işlemin mahkûmiyet tarihi olduğunu belirtti. Esas bakımından ise m. 154/2'deki suçun köy mülki sınırları içerisindeki mera, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmazlara ilişkin olduğunu, eylemin belediye sınırlarında veya mücavir alanlardaki taşınmazlar üzerinde gerçekleşmesi hâlinde suçun oluşmayacağını belirterek beraat yerine mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı buldu ve hükmü bozdu.
Sonuç: İkinci fıkra köy sınırlarıyla sınırlıdır; belediye sınırındaki mera bu fıkranın konusu değildir.
5.Merada taş toplanması, ekim ve bozulma yoksa tecavüz sayılmazYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/19653 · K. 2025/1327 ·
Sanığın köye ait meraya tarla açmak suretiyle tecavüzde bulunduğu iddia edilmiş, ilk derece mahkemesi beraat kararı vermişti. Daire önce Tebliğnamedeki düşme görüşüne katılmayarak iddianame tarihinden ilk sorgu tarihine kadar sekiz yıllık dava zamanaşımının dolmadığını saptadı. Esas bakımından, taşınmazın tapu kaydında vasfının mera olduğunu ancak keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında mera alanlarında sadece taşların toplatıldığının, ekim ve biçim işlemi yapılmadığından taşınmazda bozulma olmadığının belirtildiğini gözeterek beraat kararında isabetsizlik görmedi ve hükmü onadı.
Sonuç: Zapt veya tasarruf sayılacak somut bir kullanım yoksa mera dosyası beraatle sonuçlanır.
6.Daire kendi bozma kararını kaldırarak mera dosyasındaki beraati onadıYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/22032 · K. 2025/10786 ·
Sanığın mera parselinin bir kısmına ağaçtan hayvan barınağı ve sac kaplı çadır yapıp 110,15 m²'lik kısmı tel örgü ile çevirdiği iddia edilmişti. Daire 2023 yılında beraat kararını bozmuş, bölge adliye mahkemesi bu bozmaya direnerek yeniden beraat vermişti. Daire, direnme kararını yerinde görerek kendi bozma kararını kaldırdı ve Tebliğnamedeki bozma görüşüne katılmayarak beraat hükmünü onadı.
Sonuç: Daire, bu dosyada kendi bozma kararını kaldırarak bölge adliye mahkemesinin beraat yönündeki kabulünü yerinde görmüştür.
7.Borudan su almak suların mecrasını değiştirme değildirYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2023/3262 · K. 2024/872 ·
Sanıklar, köylünün ortak kullanımındaki çeşmenin kaynağından evlerine plastik borularla su hattı çekmişti. İlk derece mahkemesi bilirkişi raporuna dayanarak TCK m. 154/3'ten mahkûmiyet kurmuş, bölge adliye mahkemesi ise suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermişti. Daire, boru hattının çeşitli yerlerinden kesilip ekleme yapılarak borudan su alma şeklindeki eylemlerin suyun mecrasını değiştirme olmadığını ve sanıkların suyun doğal akarlarını değiştirmediğini belirterek beraat kararlarını onadı.
Sonuç: Üçüncü fıkra suyu kullanmayı değil, doğal akışını başka yöne çevirmeyi cezalandırır.
8.Kesintisiz suçta suç tarihi hukuki kesintinin gerçekleştiği iddianame tarihidirYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/15874 · K. 2025/2625 ·
Sanık, köydeki mera arazisine taşan kulübe yapmak suretiyle tecavüzden TCK m. 154/2 delaletiyle m. 154/1 ve m. 62/1 uygulanarak 5 ay hapis ve 80 TL adli para cezasına mahkûm edilmişti. Daire, suçun kesintisiz suçlardan olması nedeniyle suç tarihinin hukuki kesintinin gerçekleştiği iddianame tarihi olacağını, gerekçeli karar başlığında daha eski bir tarihin yazılmasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata sayılacağını belirtti ve hükmü onadı.
Sonuç: Suç tarihi, işgalin başladığı gün değil iddianamenin düzenlendiği gündür.
9.Ceza TCK m. 154/2 atfıyla m. 154/1'den belirlenir; kısa süreli hapis adli paraya çevrilebilirYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/17178 · K. 2025/9191 ·
Bir köyün ortak kullanımındaki mera vasıflı parsellere tecavüz eden sanıklar hakkında mahkeme, TCK m. 154/2 atfıyla m. 154/1 ve m. 62 uygulayarak iki sanık bakımından hapis cezasını m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevirdi, bir sanığa 1 yıl 3 ay hapis ve 1.660 TL adli para cezası verip cezayı erteledi, bir sanık hakkında beraat kararı kurdu. Daire mahkûmiyet hükümlerinde hukuka aykırılık görmeyerek onadı; hüküm tarihinden sonra ölen sanık bakımından ise TCK m. 64/1 uyarınca kamu davasının düşmesine karar verdi.
Sonuç: İkinci fıkrada ceza birinci fıkradan alınır; sonuç ceza çoğu dosyada adli para cezasına dönüşmekte ya da ertelenmektedir.
10.Hazineye ihbar edilmeyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı zamanaşımını durdurmazYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/15814 · K. 2025/6681 ·
Sanığın mera vasıflı taşınmazları sürüp ekmek suretiyle tasarrufta bulunduğu iddiasıyla açılan davada 2013 yılında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, ancak dava suçtan zarar gören ve katılma hakkı bulunan Maliye Hazinesine ihbar edilmemiş ve karar tebliğ olunmamıştı. Daire, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulünce kesinleşmediğini, kesinleşmeyen karar sebebiyle zamanaşımının durmadığını ve denetim süresinin başlamadığını belirterek verilen düşme kararında isabetsizlik görmedi; Tebliğnamedeki bozma görüşüne katılmayarak hükmü onadı.
Sonuç: Zarar gören kuruma ihbar edilmeyen bir HAGB kararı süreleri işletmez ve dosya zamanaşımına uğrayabilir.
11.Şikâyet süresi geçti denilerek esasa girilmeden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilemezYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/6428 · K. 2025/7338 ·
Cumhuriyet başsavcılığı, meyve ağaçlarının on yıldan fazla süre önce dikildiğini ve şikâyetçinin bundan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek altı aylık şikâyet süresinin geçtiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, itiraz da reddedilmişti. Daire, suçun temadi eden suçlardan olduğunu ve temadi devam ettiği sürece suçtan zarar görenin şikâyet hakkının devam ettiğini belirterek tecavüzün hâlen devam edip etmediğinin araştırılması ve sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdiri gerektiğini saptadı; eksik soruşturmaya dayanan karara yönelik itirazın reddini kanun yararına bozdu.
Sonuç: Eski tarihli bir işgalde bile önce tecavüzün sürüp sürmediği araştırılır; süre savunması araştırmanın yerine geçmez.
12.Şikâyetten vazgeçmede sanığın kabul edip etmediği sorulmadan hüküm kurulamazYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/2207 · K. 2025/4408 ·
Temyiz aşamasında müştekiler vekili, müştekilerin şikâyetten vazgeçtiğini bir dilekçeyle bildirdi. Daire, hakkı olmayan yere tecavüz suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olduğunu gözeterek TCK m. 73/6 uyarınca sanığın şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorulması ve sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtti; bunu bozma nedeni sayarak hükmün sair yönlerini incelemeden bozdu.
Sonuç: Vazgeçme tek başına dosyayı kapatmaz; sanık kabul etmezse yargılama sürer.
13.Ortaklığın giderilmesi ve miras davaları sürüyorsa uyuşmazlık hukuki ihtilaftırYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/13701 · K. 2026/2005 ·
Mirasçılar arasındaki bir taşınmazda şüphelilerin evi boşaltmadığı ve parselleri işgal ettiği iddiasıyla yapılan şikâyet üzerine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, itiraz reddedilmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı hak sahipliğinin araştırılmadığını ileri sürerek kanun yararına bozma istedi. Daire, taraflar arasında söz konusu parsellere ilişkin hukuk mahkemelerinde devam eden davaların bulunduğunu ve aralarındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğunu belirterek istemi yerinde görmedi ve reddetti.
Sonuç: Mülkiyet çekişmesi hukuk mahkemesinde sürerken aynı olay ceza davasına dönüşmez.
14.Kadastro hatası ve iyiniyet savunması mahkûmiyeti engellemediYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2022/4884 · K. 2025/5055 ·
İlk derece mahkemesinin beraat kararları istinaf incelemesinde kaldırılmış, sanık dikili ağaca zarar verme ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarından TCK m. 152/1-c ve m. 154/1 uyarınca ertelenmiş hapis cezaları ile adli para cezasına mahkûm edilmişti. Sanık müdafii, taşınmaza babası tarafından altmış yıl zilyet olunduğunu, kadastro çalışmalarında ölçü ve sınır hatası yapıldığını, sanığın taşınmazın kendi parseli içinde kaldığı zannıyla iyiniyetle hareket ettiğini ve kastının bulunmadığını ileri sürdü. Daire bu temyiz nedenlerini yerinde görmeyerek mahkûmiyet hükümlerini onadı.
Sonuç: Sınır hatası iddiası, dosyada karşılığı bulunmadıkça kastı ortadan kaldırmaz.
Sık sorulan sorular
Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun cezası nedir?
Türk Ceza Kanunu'nun 154. maddesinin birinci fıkrasına göre ceza altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezasıdır. İki yaptırım seçenek değildir; madde ikisini birlikte öngörür, mahkûmiyet hâlinde ikisine birden hükmedilir. Maddenin ikinci fıkrasındaki köy ortak alanlarına tecavüz ile üçüncü fıkrasındaki suların mecrasını değiştirme için ayrı bir aralık yoktur; her ikisinde de birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır. Bu iki fıkra Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi uyarınca seri muhakeme usulü kapsamındadır; bu usulün uygulandığı dosyalarda Cumhuriyet savcısı belirlediği temel cezadan yarı oranında indirim yapar.
Bu suç şikâyete bağlı mı?
Fıkraya göre değişir. TCK m. 154/1'deki suç, yani başkasına ait taşınmazın işgali, sınırının değiştirilmesi veya hak sahibinin yararlanmasının engellenmesi, ancak suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine soruşturulur. TCK m. 154/2'deki köy ortak alanlarına tecavüz ile TCK m. 154/3'teki suların mecrasını değiştirme için kanun şikâyet koşulu aramaz; bu iki fıkrada soruşturma resen yürütülür.
Şikâyet süresi kaç aydır ve ne zaman başlar?
TCK m. 73/1 uyarınca altı aydır. Süre suçun işlendiği günden değil, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar ve dava zamanaşımı süresini geçemez. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu suçu temadi eden suçlardan saydığı için, işgal sürdüğü müddetçe altı aylık sürenin işlemeyeceğini kabul etmektedir. Bu nedenle yıllar önce başlamış ama hâlâ süren bir tecavüzde şikâyet hakkı yaşamaya devam eder.
Yıllar önce başlayan bir işgal için hâlâ şikâyette bulunabilir miyim?
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin yaklaşımı buna elverişlidir. Daire, on yıldan uzun süre önce dikilen ağaçlar nedeniyle şikâyet süresinin geçtiği gerekçesiyle verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararını kanun yararına bozmuş; suçun temadi eden suçlardan olduğunu, temadi devam ettiği sürece suçtan zarar görenin şikâyet hakkının da devam ettiğini ve tecavüzün hâlen sürüp sürmediğinin araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Belirleyici olan işgalin ne zaman başladığı değil, hâlâ sürüp sürmediğidir.
Kardeşimle aramızdaki tarla anlaşmazlığı bu suça girer mi?
Girmeyebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık hukuki nitelikteyse yapılan hareketler bu suçu ve ceza davasının konusunu oluşturmaz; niteliğin belirlenmesinde taraflar arasındaki ilişki dikkate alınır. Daire, mirasçılar arasında ortaklığın giderilmesi ve muhdesat davaları sürerken açılan bir soruşturmada uyuşmazlığı hukuki ihtilaf saymıştır. Buna karşılık paydaş olmak tek başına dokunulmazlık vermez: ortaklardan biri diğerlerinin rızasına aykırı hareket eder ve bir hakka dayanmazsa suç oluşabilir.
Meraya ev yapmak veya tel örgü çekmek suç mu?
Koşulları varsa TCK m. 154/2 kapsamına girer, ancak yerin niteliği belirleyicidir. Ceza Genel Kuruluna göre bu fıkranın konusunu köy tüzel kişiliğine ait olan veya öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş yerler oluşturur; suç tarihinde böyle bir tahsis veya kadim kullanım yoksa suç oluşmaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi de eylemin belediye sınırlarında veya mücavir alanlardaki taşınmazlar üzerinde gerçekleşmesi hâlinde bu suçun oluşmayacağını belirtmektedir.
Tapuda mera görünen yerde sadece taş topladım, suç işlemiş olur muyum?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi böyle bir dosyada beraat kararını onamıştır. O dosyada keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında mera alanlarında sadece taşların toplatıldığı, ekim ve biçim işlemi yapılmadığı için taşınmazda bozulma olmadığı belirtilmiş; Daire beraat kararında isabetsizlik görmemiştir. Ceza Genel Kurulu da kısa süreli tasarrufların kanunun aradığı anlamda tasarruf sayılmadığını belirtmektedir.
Komşumun su borusundan su almam suların mecrasını değiştirme sayılır mı?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, köylünün ortak kullanımındaki çeşmeye gelen boru hattının çeşitli yerlerinden kesilip ekleme yapılarak borudan su alınmasını suyun mecrasını değiştirme saymamış ve beraat kararlarını onamıştır. Dairenin ölçütü suyun doğal akarlarının değiştirilip değiştirilmediğidir. Mevcut bir hattan su alınması bu ölçüte girmez; koşulları varsa başka hukuki yollara konu olabilir.
Bu suçta uzlaştırma yapılır mı?
TCK m. 154/1 bakımından evet. Ceza Muhakemesi Kanunu, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda uzlaştırma girişiminde bulunulacağını söyler ve birinci fıkradaki suç şikâyete bağlıdır. TCK m. 154/2 ve m. 154/3 şikâyete bağlı olmadığı gibi, kanunun şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın tek tek saydığı suçlar arasında da yer almaz; bu iki fıkrada uzlaştırma yoluna gidilmez.
Şikâyetimden vazgeçersem dava düşer mi?
Kural olarak evet, ama tek başına yetmez. TCK m. 73/4'e göre şikâyete bağlı suçlarda suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür. Ancak m. 73/6 uyarınca kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Yargıtay 8. Ceza Dairesi bir dosyada, vazgeçme bildirildikten sonra sanığa bunu kabul edip etmediğinin sorulması ve sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
Hangi mahkeme bakar ve zamanaşımı ne kadardır?
Asliye ceza mahkemesi bakar. Sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen dava ve işlere asliye ceza mahkemeleri bakar; görev belirlenirken kanundaki cezanın üst sınırına bakılır ve bu suçta üst sınır üç yıldır. Dava zamanaşımı TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıldır; zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre yeniden işler ve en fazla yarısına kadar uzayarak on iki yıla çıkar.
Hapis cezası alırsam ertelenir mi, hükmün açıklanması geri bırakılır mı?
İkisi de mümkündür. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir; bu hâlde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Erteleme de iki yıl sınırına bağlıdır. Suçun alt sınırı altı ay olduğu için somut cezanın bu eşiklerin altında kalması olağandır; Yargıtay kararlarında hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği ya da ertelendiği hükümler sıkça görülmektedir.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Güveni kötüye kullanma suçu (TCK m. 155)
- Dolandırıcılık suçu (TCK m. 157-159)
- Karşılıksız yararlanma suçu (TCK m. 163)
- Hırsızlık suçu (TCK m. 141-147)
- Yağma suçu (TCK m. 148-150)
- Mala zarar verme suçu (TCK m. 151-152)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.