Güveni kötüye kullanma suçu (TCK m. 155)
Yayın tarihi:
Başkasına ait bir malı muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere teslim alan kişi, o malı devrin amacı dışında kullanır ya da teslim aldığını inkâr ederse altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile karşı karşıya kalır; mal görevi veya hizmeti nedeniyle teslim edilmişse ceza yedi yıla kadar çıkar. Bu rehber, Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesinin kurduğu üç fıkralı düzeni, fıkralar arasındaki ceza farklılıklarını, zimmet ve dolandırıcılık suçlarından nasıl ayrıldığını, uzlaştırmanın hangi hallerde mümkün olduğunu ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin bu suçu nasıl değerlendirdiğini anlatır.
Kısaca
Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesi, bir başkasının malını muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere teslim alan kişinin bu malı devrin amacı dışında kullanmasını ya da devir olgusunu inkâr etmesini cezalandırır. Suçun basit şekli (m. 155/1) altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektirir ve şikâyete bağlıdır; mal meslek, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da malları idare etme yetkisinin gereği olarak teslim edilmişse (m. 155/2) ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapistir ve şikâyet aranmaz. Suçun konusu motorlu bir taşıtsa ceza bir kat artırılır. Uygulamada en çok tartışılan nokta bu suçun zimmet ve dolandırıcılıktan nasıl ayrıldığıdır: zimmeti yalnız kamu görevlisi işleyebilir, dolandırıcılıkta ise mal baştan itibaren hileyle alınmıştır.
İlgili rehberler: Dolandırıcılık suçu (TCK m. 157-159)
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- Türk Ceza Kanunu m. 155 hangi durumları cezalandırıyor?
- Güveni kötüye kullanma suçunun cezası nedir ve fıkralar arasında hangi fark var?
- Zimmet suçu ile güveni kötüye kullanma arasındaki sınır nedir?
- Dolandırıcılık ile güveni kötüye kullanma suçu nasıl ayrılır?
- Güveni kötüye kullanma suçunun ispatında Yargıtay ne aramaktadır?
- Uzlaştırma (arabuluculuk) bu suçta mümkün müdür?
- Delillerin toplanma biçimi bu suçta neden belirleyicidir?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
m. 155/1 bakımından evet: kanun bu fıkrayı şikâyete bağlamıştır. m. 155/2 resen soruşturulur. m. 155/3 ayrı bir suç değil, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezayı bir kat artıran hâldir; şikâyet koşulu hangi fıkraya dayanıldığına göre belirlenir.
Dayanak: TCK m. 155/1; m. 73/1
- Şikâyet süresi
m. 155/1 bakımından altı ay. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar ve zamanaşımı süresini geçemez. Resen soruşturulan m. 155/2 bakımından şikâyet süresi işlemez.
Dayanak: TCK m. 73/1-2
- Uzlaştırma
Evet. CMK m. 253/1-b uzlaştırma kapsamına giren suçlar arasında güveni kötüye kullanmayı "üçüncü fıkra hariç, madde 155" biçiminde saymıştır: m. 155/1 ve m. 155/2 kapsamdadır, m. 155/3 (motorlu taşıt) kapsam dışındadır. Uzlaşma sonucunda şüpheli edimini def'aten yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; edim taksite bağlanırsa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir (CMK m. 253/19).
Dayanak: CMK m. 253/1-b; m. 253/19
- Görevli mahkeme
Asliye ceza mahkemesi. m. 155/2'nin üst sınırı yedi yıl olup ağır ceza mahkemesinin görev sınırının altında kalır. 5235 sayılı Kanun m. 14 uyarınca görev belirlenirken ağırlaştırıcı nedenler gözetilmediğinden m. 155/3'teki artırım bu sonucu değiştirmez.
Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11, m. 14
- Dava zamanaşımı
m. 155/1 bakımından sekiz yıl: cezanın üst sınırı iki yıldır. m. 155/2 bakımından on beş yıl: üst sınır yedi yıldır. Süre, cezanın kanundaki üst sınırına göre belirlenir.
Dayanak: TCK m. 66/1-d,e; m. 66/4
- Adli para cezası
m. 155/1'de hapis cezasıyla birlikte adli para cezası zorunludur (kanun "ve adlî para cezası ile" demektedir). m. 155/2'de adli para cezası en fazla üçbin güne kadarıdır. Seçenek değil, yaptırımın bileşeni olarak hüküm verilir.
Dayanak: TCK m. 155/1, 155/2
- HAGB ve erteleme
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olmasına bağlıdır. m. 155/1'in cezası bu sınırın içinde kalabilir; m. 155/2'de ceza somut olarak iki yılı aşarsa iki yol da kapanır. Geri bırakma kararı verilirse denetim süresi beş yıldır.
Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8; TCK m. 51/1
Türk Ceza Kanunu m. 155 hangi durumları cezalandırıyor?
TCK m. 155'in ilk fıkrasında tanımlanan temel durum şudur: başkasına ait bir mal, muhafaza edilmek veya belirli bir şekilde kullanılmak üzere kişiye teslim edilmiş olmalı; o kişi de zilyetliğin devri amacı dışında bu malı kendisinin veya bir başkasının yararına kullanmalı ya da devir olgusunu inkâr etmelidir. Üç fıkra arasındaki fark cezanın ağırlığındadır: basit şekil (m. 155/1) altı aydan iki yıla kadar hapis, hizmet ilişkisi hâli (m. 155/2) bir yıldan yedi yıla kadar hapis, motorlu taşıt hâli (m. 155/3) ise bu cezaların bir kat artırılmasıdır.
Suçun belirleyici unsuru zilyetliğin devredilmiş olmasıdır. Ayrım buradan kurulur: hırsızlıkta zilyetlik hiç devredilmez, fail malı zilyedin rızası dışında alır; dolandırıcılıkta devir vardır ama hileyle sağlanmıştır; güveni kötüye kullanmada devir hukuka uygun biçimde yapılmış, sonradan amacı dışında kullanılmıştır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi m. 155/2'nin unsurlarını şöyle sıralamaktadır: 1) eşyanın meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş olması, 2) failin o mal üzerinde kendisinin veya bir başkasının yararına olarak zilyetliğin devri amacının dışında tasarrufta bulunması ya da bu devir olgusunu inkâr etmesi. Bu iki unsurdan biri kanıtlanamazsa suç oluşmaz; site yöneticisinin yönetim usulüne aykırı davranması, tek başına ve mala yönelik bir tasarruf ortaya konulmadan bu suçu kurmaz. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/37317)1
Motorlu taşıtlar bu suçta ayrı bir fıkraya bağlanmıştır. Kara, deniz veya hava taşıtı suçun konusu ise ceza bir kat artırılır (m. 155/3). Bu fıkra 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla eklenmiştir ve ayrı bir suç değil, yukarıdaki iki fıkraya göre verilecek cezayı artıran bir hâldir.
Güveni kötüye kullanma suçunun cezası nedir ve fıkralar arasında hangi fark var?
Üç fıkra farklı ceza aralıkları öngörür. Birinci fıkra (m. 155/1): basit şekilde işlenen suçta ceza altı aydan iki yıla kadar hapistir ve kanun "ve adlî para cezası" dediği için adli para cezası da birlikte hükmedilir. Bu fıkra şikâyete bağlıdır; şikâyet yoksa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
İkinci fıkra (m. 155/2): eşya, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmişse ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adli para cezasıdır. Bu fıkra şikâyete bağlı değildir, resen soruşturulur. Kasiyer, depo sorumlusu, muhasebeci, site yöneticisi gibi görevi gereği mal veya para teslim alan kişiler hakkında açılan davalar bu fıkraya dayanır.
Üçüncü fıkra (m. 155/3): suçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtı ise yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır. Bir kat artırım cezanın iki katına çıkması demektir: m. 155/1'de alt sınır bir yıla, m. 155/2'de iki yıla çıkar.
Cezanın miktarı belirlenirken TCK m. 61 uyarınca suçun işleniş biçimi ve meydana gelen zarar gözetilir; ayrıca TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim uygulanabilir. Takdiri indirimin uygulanmaması Yargıtay'a göre mahkemenin takdir yetkisi kapsamındadır; bozma öncesi hükümde de uygulanmamışsa ve hükmü yalnız sanık müdafii temyiz etmişse, bozma sonrası kurulan hükümde kazanılmış hakkın korunması yeterlidir. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/36923)2
Zimmet suçu ile güveni kötüye kullanma arasındaki sınır nedir?
Bu iki suçu ayıran ilk ve belirleyici ölçüt failin sıfatıdır. TCK m. 247 zimmeti, görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı zimmetine geçiren kamu görevlisi bakımından düzenler. Fail kamu görevlisi değilse zimmet suçu hiçbir hâlde oluşmaz; özel bir şirketin kasiyeri, depo sorumlusu veya yöneticisi hakkında ancak güveni kötüye kullanma söz konusu olabilir.
İkinci ölçüt malın hangi ilişki nedeniyle teslim edildiğidir. Kamu görevlisine mal görevi nedeniyle geçmişse zimmet, kişisel bir güven ilişkisi veya özel hukuk ilişkisi nedeniyle teslim edilmişse güveni kötüye kullanma gündeme gelir. Zimmetin cezası da çok daha ağırdır: beş yıldan oniki yıla kadar hapis (m. 247/1), zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenirse ceza yarı oranında artırılır (m. 247/2).
Uygulamada bu nitelendirme sıklıkla tartışma konusu olur. Bir dosyada katılan vekili eylemin nitelikli zimmet (TCK m. 247/2) sayılması gerektiğini ileri sürerek temyiz etmiş; Yargıtay 11. Ceza Dairesi, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiğini kabul ederek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmadan kurulan hükmü onamıştır. (Yargıtay 11. CD, E. 2025/5408)3
Sınırın hangi tarafında bulunulduğu çoğu zaman malın kimin kontrolünde olduğunun aydınlatılmasına bağlıdır. Bir dosyada satış elemanı olan sanığın aynı zamanda depodan sorumlu olduğu ve depo anahtarının yalnız kendisinde bulunduğu ileri sürülmüş, ancak depoda başka bir şirkete ait malların da bulunduğu iddia edilmiştir. Daire, şirketin diğer ortağı ile çalışanların tanık sıfatıyla dinlenerek depo anahtarının kimde bulunduğunun ve depoya ne şekilde giriş yapıldığının ayrıntılı biçimde tespit edilmesi gerektiğine, bu yapılmadan hüküm kurulamayacağına karar vermiştir. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/36998)4
Dolandırıcılık ile güveni kötüye kullanma suçu nasıl ayrılır?
İki suç benzer görünse de temelleri farklıdır. Dolandırıcılık (TCK m. 157), hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır; malın verilmesini sağlayan şey hiledir. Güveni kötüye kullanma ise hukuka uygun biçimde teslim alınan malın sonradan devir amacı dışında kullanılmasıdır.
Yargıtay bu ayrımı failin baştan itibaren kastının ne olduğu sorusuna bağlamaktadır. (Yargıtay 11. CD, E. 2024/880)5 Yapı kayıt belgesi çıkartmak üzere katılandan para alan sanığın dolandırıcılıktan mahkûm edildiği bir dosyada Daire, sanığın baştan itibaren dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğinin sabit olmadığını, kendisine teslim edilen parayı veriliş amacı dışında kullanan sanığın eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu belirterek hükmü bozmuştur.
Bu ayrım yapılırken deliller belirleyicidir: işin yapılmaya başlandığını gösteren belgeler, taraflar arasındaki yazışmalar, paranın hangi tarihte ve hangi amaçla gönderildiği, sanığın katılana ne zaman ve ne verdiği incelenir. Yukarıdaki dosyada Daire, sanığın belgeyi paranın tesliminden sonra vermesi ve katılanın sanığa bir tanıdık aracılığıyla ulaşmış olması gibi somut olguları tartışarak sonuca varmıştır.
Sonuç olarak baştan itibaren hileli kastın kanıtlanamadığı hâllerde eylem dolandırıcılık değil güveni kötüye kullanma olarak nitelendirilir. Nitelendirmenin sonucu yalnız cezanın miktarı değildir: m. 155/1 şikâyete bağlıdır ve TCK m. 155 uzlaştırma kapsamındadır, bu nedenle ayrım şikâyet süresinden uzlaştırmaya kadar bütün süreci etkiler.
Güveni kötüye kullanma suçunun ispatında Yargıtay ne aramaktadır?
Birinci olarak, zilyetliğin devredilmiş olduğunun ve malın hangi ilişkiye dayanarak teslim edildiğinin ortaya konulması gerekir. Bu kanıtlanamazsa m. 155/2'nin unsurları oluşmaz; teslim edilmiş bir mal üzerinde amacı dışında tasarrufta bulunulduğuna dair somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadıkça mahkûmiyet kurulamaz.1
İkinci olarak, malın gerçekten kötüye kullanıldığının kanıtlanması gerekir. Sanığın banka kayıtları, şirketin bilgisayar kayıtları, ticari defter ve belgeler, kasa açığı, tanık beyanları ve kamera görüntüleri toplanmalıdır. Tek kişilik bir bilirkişi raporu yeterli değildir; Daire, şirkete ait defter, belge ve kayıtlar celbedilerek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasını ve kasa açığı ile zararın miktarının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesini aramaktadır. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/43384)6 Aynı biçimde, sanığın gelir ve harcamaları arasındaki uyumsuzluk tek başına yeterli görülmemiş; şirketin ne şekilde zarara uğradığının ve sanığın ne kadar haksız menfaat sağladığının banka ve bilgisayar kayıtları ile ticari defter ve belgeler bilirkişi marifetiyle incelenerek belirlenmesi istenmiştir. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/36616)7
Üçüncü olarak, sanığın savunması doğrultusundaki araştırmaların yapılmış olması şarttır. Mağazada kasiyer olarak çalışan bir sanık hakkında karar verilirken suç tarihinde görev yapan mağaza müdürü ve çalışanlarının tanık sıfatıyla ayrıntılı beyanları alınmadan, varsa kasa teslim tutanakları ve kamera görüntüleri getirtilmeden ve taraflar arasında hukuk davası bulunup bulunmadığı araştırılmadan mahkûmiyet hükmü kurulamaz. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/38621)8
Dördüncü olarak, etkin pişmanlık (TCK m. 168) hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılması gerekir. Sanığın katılana ödeme yapıp yapmadığı, yapmışsa bu ödemelerin hangi ad altında yapıldığı ve kısmi ödeme varsa katılanın muvafakat gösterip göstermediği belirlenmeden hüküm kurulamaz. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/42237)9
Bu ölçütler karşılanmadığında sonuç mahkûmiyet değil beraat olur; ve beraat kararı yeterli gerekçeye dayanıyorsa Yargıtay bunu değiştirmez. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen bir beraat hükmü, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere göre suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kabul edildiği gerekçesiyle onanmıştır. (Yargıtay 11. CD, E. 2026/919)10
Uzlaştırma (arabuluculuk) bu suçta mümkün müdür?
Evet. CMK m. 253/1-b'nin yedinci bendi uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında güveni kötüye kullanmayı "üçüncü fıkra hariç, madde 155" biçiminde saymıştır. Yani m. 155/1 ve m. 155/2 uzlaştırma kapsamındadır, m. 155/3 (motorlu taşıt) kapsam dışındadır. m. 155/1 zaten şikâyete bağlı olduğu için ayrıca m. 253/1-a uyarınca da kapsamdadır.
m. 155/2'nin uzlaştırma kapsamına alınması 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile olmuştur. Yargıtay, bu tarihten önce kurulmuş hükümlerde karar tarihi itibarıyla suç uzlaştırma kapsamında olmasa bile, yeni düzenleme uyarınca yeniden uzlaştırma işlemi yapılmasını zorunlu görmüş ve bunun gözetilmemesini tek başına bozma nedeni saymıştır. (Yargıtay 15. CD, E. 2018/4719)11 Aynı yönde bir değerlendirme, asıl konusu başka olan bir dosyada "kabule göre" de yapılmıştır. (Yargıtay 11. CD, E. 2021/28967)12 Uygulamada Daire, temyiz incelemesine geçmeden önce dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edilip edilmediğini ve uzlaşmanın sağlanıp sağlanmadığını denetlemektedir.
Uzlaşmanın sağlanması hâlinde sonuç edimin nasıl yerine getirileceğine bağlıdır (CMK m. 253/19). Şüpheli edimini def'aten yerine getirirse hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesi ileri tarihe bırakılmış, taksite bağlanmış veya süreklilik arz ediyorsa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir ve erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gerekleri sonradan yerine getirilmezse kamu davası açılır.
Delillerin toplanma biçimi bu suçta neden belirleyicidir?
Delillerin çoğu iş yerinden gelir: bilgisayar kayıtları, muhasebe belgeleri, kasa sayım tutanakları, çalışan beyanları. Bu kaynakların tamamı taraflardan birinin elinde bulunduğu için Yargıtay, tek bir belgeye veya tek bir rapora dayanan hükümleri düzenli biçimde bozmaktadır. Kasa açığı bulunduğunu söylemek yetmez; açığın miktarının ve kimden kaynaklandığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesi gerekir.
Elektronik yazışmalar (WhatsApp, e-posta ve benzeri) bu davalarda önemli bir delildir; paranın hangi hesaba ne zaman aktarıldığını gösterir ve savunmayla tutarlılığını sınamaya yarar. Bir dosyada Daire, katılan tarafından dosyaya ibraz edilen whatsapp yazışmalarının içeriğini ve bu yazışmaların silinmeden durduğuna dair mahkemenin gözlemini, paranın gönderilme ve ödenme tarihleri arasındaki uyumsuzlukla birlikte değerlendirerek suçun sübut bulduğu sonucuna varmış ve beraat hükmünü bozmuştur. (Yargıtay 11. CD, E. 2025/5619)13
Taraflar arasında iş mahkemesinde görülen bir hukuk davası varsa o dosyanın getirtilmesi ve esasa etkili belgelerin ceza dosyasına alınması gerekir. Bu suçun konusu olan iddialar çoğu zaman işten çıkarma ve tazminat uyuşmazlıklarıyla iç içe geçtiği için, iki dosyanın birlikte değerlendirilmesi maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından önem taşır.
Son olarak, toplanan bütün deliller sanığa sorulmalı, savunması ayrıntılı biçimde alınmalı ve mahkemenin vicdani kanaati bu delillere cevap veren bir gerekçeyle kurulmalıdır. Yargıtay'ın bu suçta verdiği bozmaların büyük bölümü suçun hukuki nitelendirilmesine değil, araştırmanın eksik bırakılmasına dayanmaktadır.
İlgili mevzuat
Madde 155- (1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(3) Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Zimmet
Madde 247- (1) Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(3) Zimmet suçunun, malın geçici bir süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 10 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Etkin pişmanlık
Madde 168 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.)
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Uzlaştırma
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit (madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık (madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık (madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, adli süreçteki çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek cümle: 26/6/2009 - 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.) Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 7 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmanın unsurları: site yöneticisiYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/37317 · K. 2026/2595 ·
Site başkanı olan sanığın işletme projesi hazırlamaması, harcamaları genel kurulda onaylatmaması ve karar defterindeki kararı tahrif ederek bir çalışanı işten çıkarması nedeniyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmadan mahkûm edildiği olayda. Daire, m. 155/2'nin oluşabilmesi için eşyanın meslek, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak teslim edilmiş olmasını ve failin o mal üzerinde zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmasını ya da devir olgusunu inkâr etmesini aramış; sanığın siteye ait maddi varlığı veya parayı teslim amacı dışında kullandığına dair somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğini belirtmiştir.
Sonuç: Yönetim usulüne aykırılık tek başına bu suçu oluşturmaz; mala yönelik, amaç dışı bir tasarruf kanıtlanmalıdır.
2.Takdiri indirimin uygulanmaması ve kazanılmış hakYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/36923 · K. 2026/3766 ·
Bozma öncesi hükümde TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim uygulanmamış, hükmü yalnız sanık müdafii temyiz etmiş, bozma sonrası kurulan hükümde de indirim uygulanmamıştır. Daire, kazanılmış hakkın korunduğunu ve takdiri indirimin uygulanmamasının mahkemenin takdir yetkisi kapsamında olduğunu belirterek tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak etmemiş; hükmü yalnızca bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceği yönünden düzelterek onamıştır.
Sonuç: Takdiri indirimin uygulanmaması başlı başına bozma nedeni değildir; sanık lehine bozmadan sonra yargılama giderleri sanığa yükletilemez.
3.Zimmet iddiasına karşı suç vasfının güveni kötüye kullanma olarak korunmasıYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2025/5408 · K. 2026/6036 ·
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmadan mahkûmiyet kurulan dosyada katılan vekili, eylemin TCK m. 247/2 kapsamında nitelikli zimmet sayılması gerektiğini ileri sürerek temyiz etmiştir. Daire, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun yapıldığını, iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışıldığını ve eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiğini kabul ederek temyiz istemlerini esastan reddetmiş, hükmü onamıştır.
Sonuç: Suç vasfının zimmet mi güveni kötüye kullanma mı olduğu temyizde denetlenir; burada güveni kötüye kullanma nitelendirmesi yerinde bulunmuştur.
4.Depo anahtarı kimdeydi: zilyetliğin devrinin aydınlatılmasıYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/36998 · K. 2026/5944 ·
Katılan şirkette satış elemanı olan ve aynı zamanda depodan sorumlu bulunan sanığın, depo anahtarının yalnız kendisinde olduğu ve depodaki bir kısım malları alarak zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunduğu iddiasıyla açılan davada, söz konusu depoda başka bir şirkete ait malların da bulunduğu ileri sürülmüştür. Daire, şirketin diğer ortağı ile çalışanlarının tanık sıfatıyla dinlenerek depo anahtarının kimde bulunduğunun ve depoya ne şekilde giriş yapıldığının ayrıntılı biçimde tespit edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Sonuç: Malın kimin fiilî kontrolünde olduğu aydınlatılmadan eksik araştırma ile hüküm kurulamaz.
5.Dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma: başlangıçtaki kast ölçütüYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2024/880 · K. 2026/3700 ·
Yurt dışında yaşayan katılanın binası için yapı kayıt belgesi çıkartmak üzere sanığa 8.600 TL gönderdiği, sanığın ilgili birime ödeme yapmadığı ve katılana başka bir yapıya ait belgenin çıktısını verdiği olayda, Bölge Adliye Mahkemesi sanığı dolandırıcılıktan cezalandırmıştır. Daire, sanığın baştan itibaren dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğinin sabit olmaması karşısında, kendisine teslim edilen parayı veriliş amacı dışında kullanan sanığın eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu belirterek hükmü bozmuştur.
Sonuç: Baştan itibaren hileli kast kanıtlanamıyorsa eylem dolandırıcılık değil güveni kötüye kullanmadır.
6.Kasa açığının hesabı: üç kişilik bilirkişi heyetiYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/43384 · K. 2026/5775 ·
Alışveriş merkezindeki mağazada çalışan sanığın kasa açığına neden olduğu iddiasında soruşturmada tek kişilik bilirkişi raporu alınmış, sanık ise kasa açığı bulunmadığını ve şikâyetin işten çıkarma uyuşmazlığından kaynaklandığını savunmuştur. Daire, şirkete ait defter, belge ve kayıtlar celbedilerek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınmasını, kasa açığının ve şirketin zararının miktarının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesini, tanık dinlenmesini ve iş mahkemesi dosyasının getirtilmesini aramıştır.
Sonuç: Kasa açığı tek kişilik bilirkişi raporuyla değil, defter ve kayıtlar üzerinde uzman heyet incelemesiyle belirlenir.
7.Gelir-harcama uyumsuzluğu tek başına yeterli miYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/36616 · K. 2026/3652 ·
Katılanın yetkilisi olduğu şirkette bilgi işlem personeli olarak çalışan sanığın yaklaşık 2 milyon dolar parayı uhdesine geçirdiği iddiasında, bilirkişi raporunda sanığın kayıtlı geliri ile harcamaları arasındaki uyumsuzluk tespit edilmiş ve mahkûmiyet kurulmuştur. Daire, şirketin ne şekilde zarara uğradığının araştırılmasını ve bu zarar ile sanığın haksız menfaat temin ettiğine dair banka kayıtları, şirketin bilgisayar kayıtları ile ticari defter ve belgelerin bilirkişi marifetiyle incelenmesini isteyerek hükmü bozmuştur.
Sonuç: Lüks harcama ve gelir uyumsuzluğu tek başına mahkûmiyete yetmez; zarar ve haksız menfaat kayıtlar üzerinden belirlenmelidir.
8.Kasiyerin savunması: tanık beyanları ve kasa teslim tutanaklarıYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/38621 · K. 2026/6445 ·
Katılan şirkete ait mağazada kasiyer olarak çalışan sanığın, başka personelin satış kodlarını kullanarak usulsüz iade ve iptal işlemleri yaptığı ve 11.321,00 TL'yi uhdesinde tuttuğu kabul edilmiştir. Sanık, çalışanların birbirinin şifresiyle işlem yaptığını ve kasayı sayım, tutanak ve kamera görüntüsüyle teslim aldığını savunmuştur. Daire, suç tarihinde görev yapan mağaza müdürü ve çalışanlarının tanık sıfatıyla ayrıntılı beyanlarının alınmasını, varsa kasa teslim tutanakları ile kamera görüntülerinin getirtilmesini ve taraflar arasında hukuk davası bulunup bulunmadığının araştırılmasını gerekli görmüştür.
Sonuç: Sanığın somut savunması doğrultusundaki araştırmalar yapılmadan mahkûmiyet hükmü kurulamaz.
9.Etkin pişmanlık araştırması: kısmi ödeme ve mağdurun muvafakatiYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/42237 · K. 2026/3682 ·
Ganyan bayisinde çalışan sanığın bir haftalık hasılat olan 55.000 TL'yi bankaya yatırmayarak kendisine mal edindiği kabul edilen olayda, sanık katılanla bayinin devri konusunda anlaştıklarını ve katılanın hesabına 20.000 TL'nin üzerinde havale yaptığını savunmuştur. Daire, sanık tarafından katılana ödeme yapılıp yapılmadığının, yapılmışsa hangi ad altında yapıldığının ve kısmi ödeme varsa katılanın muvafakat gösterip göstermediğinin belirlenmesini, buna göre TCK m. 168 uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesini istemiştir.
Sonuç: Ödeme iddiası varsa etkin pişmanlık araştırması yapılmadan hüküm kurulamaz; kısmi ödemede mağdurun rızası aranır.
10.Yeterli gerekçeye dayanan beraat hükmünün onanmasıYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2026/919 · K. 2026/5994 ·
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmış ve CMK m. 223/2-e uyarınca beraat kararı verilmiştir. Katılan vekili suçun sübuta erdiğini ileri sürerek temyiz etmiştir. Daire, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere ve açıklanan gerekçeye göre suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığının mahkemece kabul edildiğini belirterek temyiz istemini esastan reddetmiş ve hükmü onamıştır.
Sonuç: Delilleri tartışan yeterli bir gerekçeye dayanan beraat hükmü temyizde bozulmaz.
11.Karar tarihinden sonra uzlaştırma kapsamına girmesi tek başına bozma nedenidirYargıtay 15. Ceza Dairesi · E. 2018/4719 · K. 2019/14467 ·
Kavun taşıma işi için anlaştığı katılanı yol ortasında araçtan indirip emvalle birlikte kaybolan sanık, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûm edilmişti. Daire, karar tarihi itibarıyla TCK m. 155/2'nin uzlaştırma kapsamında olmadığını, ancak 24.10.2019'da yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik CMK m. 253 ve 254 gereğince suçun uzlaştırmaya tabi hâle geldiğini belirlemiş; yeniden uzlaştırma işlemi yapılması zorunluluğunu tek bozma sebebi sayarak sair hususları incelemeksizin hükmü bozmuştur.
Sonuç: Hüküm kurulduktan sonra suçun uzlaştırma kapsamına alınması, başka bir hukuka aykırılık aranmaksızın bozmayı gerektirir.
12.TCK m. 155/2'nin 7188 sayılı Kanunla uzlaştırma kapsamına alınmasıYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2021/28967 · K. 2026/3653 ·
Nitelikli dolandırıcılık ve resmî belgede sahtecilik suçlarından yargılanan sanık hakkında Daire, dolandırıcılık hükmünü eksik araştırma nedeniyle bozmuş; kabule göre de, sanığın mahkeme kabulünde belirtilen eyleminin, 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik CMK m. 253 ve 254 gereğince uzlaştırma kapsamına alınan TCK m. 155/2'de düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağının gözetilmemesini yasaya aykırı bulmuştur.
Sonuç: m. 155/2 24.10.2019'dan itibaren uzlaştırma kapsamındadır; eylemin bu fıkraya girdiği gözetilmeden hüküm kurulamaz.
13.Elektronik yazışmalar ve para hareketi tarihleriYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2025/5619 · K. 2026/6047 ·
Katılanın, yurt dışındaki bir kişiye ulaştırılmak üzere sanığa 139.000 Euro teslim ettiği, sanığın parayı katılanın talimatı doğrultusunda göndermeyip kendi menfaatine kullandığı iddiasıyla açılan davada Bölge Adliye Mahkemesi beraat kararı vermiştir. Daire, paranın gönderildiği tarih ile sanığın savunmasında belirttiği ödemenin yapıldığı tarih arasındaki uyumsuzluğu, katılanın dosyaya ibraz ettiği whatsapp yazışmalarının içeriğini ve bu yazışmaların silinmeden durduğuna dair mahkemenin gözlemini birlikte değerlendirerek suçun sübut bulduğu sonucuna varmış ve beraat hükmünü bozmuştur.
Sonuç: Yazışmaların içeriği ve para hareketlerinin tarih sırası, savunmanın tutarlılığını sınamada belirleyici olabilir.
Sık sorulan sorular
Güveni kötüye kullanma suçunun cezası ne kadar?
Suçun şekline göre değişir. Basit şekilde (m. 155/1): altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası; bu fıkra şikâyete bağlıdır. Hizmet, meslek, ticaret ilişkisi veya malları idare etme yetkisi nedeniyle işlenirse (m. 155/2): bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adli para cezası; resen soruşturulur. Suçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtı ise (m. 155/3) yukarıdaki cezalar bir kat artırılır.
Zilyetliğin devredilmesi ne demek?
Bir malın, muhafaza edilmek veya belirli bir şekilde kullanılmak üzere başkasına teslim edilmesidir. Kiracının kirayı ev sahibine ödemesi, müşterinin kuyumcuya altın bırakması, işverenin kasiyere kasayı teslim etmesi, şirketin depo sorumlusuna malları bırakması bu niteliktedir. Mal bu devrin amacı dışında kullanılırsa veya devir olgusu inkâr edilirse TCK m. 155'teki suç gündeme gelir.
Zimmet suçu ile güveni kötüye kullanma arasında ne fark var?
En temel fark failin sıfatıdır. TCK m. 247'ye göre zimmet suçunu ancak kamu görevlisi işleyebilir; görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı zimmetine geçiren kamu görevlisi beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fail kamu görevlisi değilse zimmet oluşmaz; özel bir şirketin çalışanı veya yöneticisi bakımından ancak TCK m. 155'teki güveni kötüye kullanma söz konusu olabilir.
Dolandırıcılık ile güveni kötüye kullanma nasıl ayrılır?
Dolandırıcılıkta mal veya para, baştan itibaren hileli davranışlarla aldatılan kişiden alınır. Güveni kötüye kullanmada ise mal hukuka uygun biçimde teslim edilmiş, sonradan devrin amacı dışında kullanılmıştır. Ayrım failin baştan itibaren kastının ne olduğuna bakılarak yapılır; işin yapılmaya başlandığını gösteren belgeler, taraflar arasındaki yazışmalar ve paranın hangi amaçla kullanıldığı bu değerlendirmede esas alınır.
Bu suçta şikâyet süresi ne kadar?
m. 155/1 bakımından altı aydır. TCK m. 73/2 uyarınca bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar ve dava zamanaşımı süresini geçemez. m. 155/2 şikâyete bağlı değildir; şikâyet olmasa da soruşturma yapılır. m. 155/3 ayrı bir suç değil artırım hâli olduğundan, şikâyet koşulu hangi fıkraya dayanıldığına göre belirlenir.
Etkin pişmanlık bu suçta uygulanır mı?
Evet. TCK m. 168/1 uyarınca suç tamamlandıktan sonra fakat kovuşturma başlamadan önce fail pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirse, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce gösterilirse, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde indirim yapılabilmesi için m. 168/4 uyarınca ayrıca mağdurun rızası aranır.
Uzlaştırma (arabuluculuk) bu suçta mümkün müdür?
Evet. CMK m. 253/1-b güveni kötüye kullanmayı 'üçüncü fıkra hariç, madde 155' biçiminde uzlaştırma kapsamına almıştır: m. 155/1 ve m. 155/2 kapsamdadır, m. 155/3 kapsam dışındadır. Uzlaşma sağlanır ve şüpheli edimini def'aten yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edim ileri tarihe bırakılır veya taksite bağlanırsa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir ve erteleme süresince zamanaşımı işlemez.
Aynı olay için açılmış bir hukuk davası varsa ne olur?
Taraflar arasında iş mahkemesinde veya başka bir hukuk mahkemesinde görülen bir dava varsa, o dosyanın getirtilmesi ve esasa etkili belgelerin ceza dosyasına alınması gerekir. Bu suçtaki iddialar çoğu zaman işten çıkarma ve tazminat uyuşmazlıklarıyla iç içe geçtiğinden, Yargıtay hukuk dosyasının araştırılmadan hüküm kurulmasını eksik araştırma saymaktadır.
Deliller nasıl toplanmalıdır?
Deliller çoğunlukla iş yerinden gelir: bilgisayar kayıtları, muhasebe belgeleri, kasa sayım ve teslim tutanakları, kamera görüntüleri, banka kayıtları ve çalışan beyanları. Yargıtay tek kişilik bilirkişi raporuna veya tek bir belgeye dayanan hükümleri bozmakta; şirkete ait defter, belge ve kayıtların uzman bir heyet tarafından incelenmesini ve zararın miktarının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesini aramaktadır.
Suçun konusu araç olursa ceza neden değişir?
TCK m. 155/3, 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla eklenmiştir ve suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezanın bir kat artırılmasını öngörür. Bir kat artırım cezanın iki katına çıkması demektir: m. 155/1'de alt sınır altı aydan bir yıla, m. 155/2'de bir yıldan iki yıla yükselir. Bu hâl ayrıca CMK m. 253/1-b uyarınca uzlaştırma kapsamı dışındadır.
Bu suça hangi mahkeme bakar?
Asliye ceza mahkemesi. 5235 sayılı Kanun m. 11 uyarınca sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır; sulh ceza hâkimliği dava görmez, soruşturma evresindeki işlere bakar. m. 155/2'nin üst sınırı yedi yıl olup ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmez. 5235 sayılı Kanun m. 14 uyarınca görev belirlenirken ağırlaştırıcı nedenler gözetilmediğinden m. 155/3'teki artırım da bu sonucu değiştirmez.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Dolandırıcılık suçu (TCK m. 157-159)
- Karşılıksız yararlanma suçu (TCK m. 163)
- Hırsızlık suçu (TCK m. 141-147)
- Yağma suçu (TCK m. 148-150)
- Mala zarar verme suçu (TCK m. 151-152)
- Hakkı olmayan yere tecavüz suçu (TCK m. 154)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.