İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Yağma suçu (TCK m. 148-150)

Yayın tarihi:

Yağma suçu, tehdit veya cebir kullanarak bir başkasını malını teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılma suçudur. TCK m. 148-150 suçun temel şeklini, nitelikli hallerini ve daha az cezayı gerektiren hallerini düzenler. Davalar ağır ceza mahkemesinde görülür, ceza altı yıldan on beş yıla kadar değişir. Bu rehber suçun unsurlarını, hırsızlıktan ayrımını, suçun ne zaman tamamlandığını ve Yargıtay 6. Ceza Dairesinin bu konularda kurduğu ölçütleri açıklar.

Kısaca

Yağma, tehdit veya cebir kullanarak bir başkasını mal teslim etmeye ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmaktır. Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinde suçun temel şekli, 149. maddesinde nitelikli halleri, 150. maddesinde daha az cezayı gerektiren haller düzenlenmiştir. Temel yağmanın cezası altı yıldan on yıla kadar hapistir; silahla, birden fazla kişiyle, gece vakti veya konutta işlenmesi halinde ceza on yıldan on beş yıla kadar hapse çıkar. Suç şikayete tabi değildir, uzlaştırma kapsamına girmez ve davalara ağır ceza mahkemesi bakar.

İlgili rehberler: Hırsızlık suçu (TCK m. 141-147)

Bu sayfada

Süreler ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Şikâyete tabi mi?

Hayır. Kanun yağma suçu için şikâyet koşulu öngörmez; soruşturma resen yürütülür.

Dayanak: TCK m. 73/1

Şikâyet süresi

Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez. Soruşturma Cumhuriyet savcısı tarafından resen yürütülür.

Dayanak: TCK m. 73/1

Uzlaştırma

Hayır. CMK m. 253/1-b'de sayılan suçlar arasında yağma yer almaz; hırsızlık (m. 141), dolandırıcılık (m. 157) ve kasten yaralama (m. 86, 88) listede olduğu hâlde yağma listeye alınmamıştır.

Dayanak: CMK m. 253/1-b

Görevli mahkeme

Ağır ceza mahkemesi. 5235 sayılı Kanun m. 12 TCK m. 148'deki yağmayı adıyla saymıştır; TCK m. 149'daki nitelikli yağma ise cezasının üst sınırı on beş yıl olduğundan aynı maddedeki "on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlar" ölçütüyle ağır ceza mahkemesine aittir.

Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 12

Dava zamanaşımı

Hem temel yağmada hem nitelikli yağmada dava zamanaşımı on beş yıldır. Temel yağmada cezanın üst sınırı on yıl, nitelikli yağmada on beş yıldır; her ikisi de TCK m. 66/1-d bendinin kapsamına girer.

Dayanak: TCK m. 66/1-d, m. 148/1, m. 149/1, m. 66/4

Adli para cezası

Hayır, seçenek değil. TCK m. 148 ve 149 yaptırım olarak yalnızca hapis cezası öngörür; kanun yağma suçunda adli para cezasını seçenek olarak düzenlememiştir.

Dayanak: TCK m. 148/1, m. 149/1

HAGB ve erteleme

Tamamlanmış yağmada uygulanamaz. HAGB, CMK m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az olduğunda; erteleme ise TCK m. 51/1 uyarınca aynı sınırda mümkündür. Erteleme bakımından bu üst sınır, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde üç yıldır. Yağmanın alt sınırı altı yıl olduğundan tamamlanmış suçta bu eşiklere inilmez; ancak teşebbüs (TCK m. 35), değer azlığı (m. 150/2) ve etkin pişmanlık (m. 168) indirimleri birlikte uygulandığında somut ceza eşiğin altına inebilir. HAGB'de denetim süresi CMK m. 231/8 uyarınca beş yıldır.

Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8; TCK m. 51/1

TCK m. 148 yağma suçunu nasıl tanımlıyor?

TCK m. 148/1 uyarınca yağma suçunun oluşması için üç unsurun bir arada bulunması gerekir: 1) failin tehdit veya cebir kullanması, 2) bu tehdit veya cebrin mağduru malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılması, 3) malın başkasına ait olması. Tehdit veya cebir, yağmayı hırsızlıktan ayıran ilave unsurdur; Yargıtay 6. Ceza Dairesine göre yağma esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir ve iki suç bu nokta dışında aynı ortak unsurlara sahiptir. (Yargıtay 6. CD, E. 2023/19096)1

Failin yağma suçunu işlemiş sayılması için faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir; ayrıca aldığı maldan faydalanmış olması aranmaz. Daireye göre fayda kavramı izafidir, kişiden kişiye ve olaydan olaya değişebilir; faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi manevi nitelikte de olabilir. Buna karşılık failin ekonomik yarar sağlamak amacıyla, faydalanma kastıyla hareket ettiğini gösteren delil bulunmuyorsa eylemin yağma değil tehdit veya kasten yaralama suçlarını oluşturup oluşturmadığı tartışılmalıdır.1

Tehdidin yönelebileceği değerler kanunda sınırlı sayıda belirlenmiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, tehdidin yalnız kişinin yaşama hakkına, vücut dokunulmazlığına, cinsel dokunulmazlığına veya mal varlığı hakkına yönelik olabileceğini; hürriyet, haysiyet, şeref veya özel hayat gibi başka değerlere yönelik tehditle mal alınması hâlinde yağma suçunun oluşmayacağını belirtmiştir. Nitekim mağduru, senedi imzalamaması hâlinde kızını uyuşturucu bağımlısı yapmakla tehdit eden sanığın eyleminde yağmanın tehdit unsurunu bulunmamış saymıştır. (Yargıtay 6. CD, E. 2023/20329)2

Tehdidin ayrıca elverişli olması gerekir. Daireye göre tehdit, malı teslime zorlamaya veya iade edilmesini istemekten vazgeçirmeye elverişli olmalı; objektif ve orta seviyedeki herkes bu hareketi tehdit olarak anlayıp etkilenebilecek nitelikte bulunmalıdır. Mağdurun aşırı korkaklığı ya da evhamları nedeniyle korkuya kapılıp eşyayı teslim etmesi hâlinde yağma değil hırsızlık oluşur. (Yargıtay 6. CD, E. 2023/15271)3

TCK m. 148/3 bir cebir karinesi getirir: mağdurun herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi de yağma suçunda cebir sayılır. Maddedeki "herhangi bir vasıta" ifadesi, uyutucu veya sarhoş edici madde verilmesi gibi mağdurun karşı koyma yeteneğini ortadan kaldıran her yolu kapsayacak genişliktedir.

TCK m. 148/2 senedin yağmasını ayrıca düzenler ve temel şekille aynı cezayı öngörür. Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun kendisini ya da başkasını borç altına sokabilecek bir senedi vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ileride senet hâline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye mecbur edilmesi bu fıkra kapsamındadır.

Suçun konusu yalnızca taşınır maldır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, madde metninde yalnızca "mal" denmiş olsa da m. 148 gerekçesinin suçun konusunu taşınır mal olarak tanımladığını ve TCK m. 141'in hırsızlığı taşınır mallara özgülediğini gözeterek taşınmazların yağmanın konusunu oluşturamayacağını kabul etmiştir. Taşınmazın cebir veya tehditle işgali cebir, tehdit ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarını oluşturur; taşınmaz cebir veya tehditle tapuda devrettirilmişse suçun konusu taşınmaz değil, mülkiyeti geçiren ve taşınır mal niteliğindeki tapu senedidir ve eylem m. 148/2'deki senedin yağması suçuna vücut verir. (Yargıtay 6. CD, E. 2024/4377)4

Yağma suçunun cezası nedir?

Temel yağmanın cezası TCK m. 148/1 uyarınca altı yıldan on yıla kadar hapistir. Aynı ceza m. 148/2'deki senedin yağması için de öngörülmüştür. Kanun bu suçta adli para cezasını seçenek yaptırım olarak düzenlememiştir.

TCK m. 149/1 nitelikli hâlleri sekiz bentte sayar: suçun a) silahla, b) kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, c) birden fazla kişi tarafından birlikte, d) yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde, e) beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, f) var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, g) suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla, h) gece vaktinde işlenmesi. Bu hâllerde ceza on yıldan onbeş yıla kadar hapistir. Ayrıca m. 149/2 uyarınca yağma sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse kasten yaralama hükümleri ayrıca uygulanır.

Bir olayda birden fazla nitelikli hâl bir arada bulunabilir; bu durumda ceza yine m. 149/1'deki tek aralıktan belirlenir, her bent ayrı bir artırım doğurmaz. Ancak Yargıtay 6. Ceza Dairesi nitelikli hâl sayısının temel cezanın belirlenmesinde gözetilmesi gerektiğini kabul etmektedir: silahla, birden fazla kişiyle ve gece vakti işlenen, yani üç nitelikli hâlin bir arada bulunduğu bir olayda, orantılılık ilkesi gereği alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması gerekirken bunun yapılmamasını eksik ceza tayini saymıştır. Daire ayrıca, istinaf mahkemesinin duruşma açmaksızın yeni bir nitelikli hâl bendini (m. 149/1-c) uygulamasını bozma sebebi yapmıştır. (Yargıtay 6. CD, E. 2026/3130)5

TCK m. 150/2 uyarınca yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir. Madde "indirilebilir" dediğine göre indirim zorunlu değildir; uygulanıp uygulanmayacağı ve oranı mahkemenin takdirindedir.

TCK m. 150/1 ise cezayı indirmez, uygulanacak suç hükmünü değiştirir: kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Bu hükmün koşulları aşağıda ayrı bir bölümde ele alınmaktadır.

Yağma ile hırsızlık arasındaki sınır nerede?

Yağma ve hırsızlık aynı malı hedef alır; aralarındaki tek fark tehdit veya cebirdir. Hırsızlıkta mal mağdurun rızası olmadan alınır; yağmada ise mağdurun rızası tehdit veya cebir kullanılarak ortadan kaldırılır ve mağdur malı teslime ya da alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılır.3

Hırsızlık olarak başlayan bir eylem, fail mal alma işlemini tamamlamadan mağdura karşı tehdit veya cebre başvurursa yağmaya dönüşür. Yargıtay 6. Ceza Dairesine göre bu dönüşüm, zilyedin tasarruf olanağının ortadan kalkmasına kadar geçen aşamada kullanılan cebir veya tehditle gerçekleşir; evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibiyle karşılaşan hırsızın ona karşı cebir veya tehdit kullanması bu duruma örnektir.3

Buna karşılık hırsızlık tamamlandıktan sonra, malı geri almak isteyen kişiye karşı başvurulan cebir veya tehdit yağma suçunu oluşturmaz. Daire bu hâlde gerçek içtima hükümlerinin uygulanacağını, yani tamamlanan hırsızlığın yanında ayrıca tehdit veya kasten yaralama suçlarından ceza verileceğini belirtmiştir.3

Belirleyici olan, cebir veya tehdidin hangi amaçla kullanıldığıdır. Cebir malın kendisine teslimine ya da geri alınmasını engellemeye yönelikse eylem yağmaya dönüşür; kendini kurtarmaya veya olay yerinden kaçmaya yönelikse dönüşmez. Daire, gece 2.30 sıralarında çaldığı aracı durdurup kaçmaya çalışırken kolluk görevlilerine ateş eden sanığın eyleminde, bu cebir ve tehdidin bir malı almaya yahut bir malın kendisinden alınmasını önlemeye yönelik olmadığını, sanığın yalnızca kaçmak maksadıyla hareket ettiğini belirlemiş ve eylemin hırsızlık ile görevi yaptırmamak için direnme suçlarını oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan nitelikli yağmaya teşebbüsten hüküm kurulmasını bozma sebebi saymıştır. (Yargıtay 6. CD, E. 2024/4205)6

Dairenin somut olaylardaki ölçütü sözün içeriğine bakmaktır. Aracının içindeyken yanına gelen sanığın kapıyı açıp "Çabuk in araçtan ve sesini çıkartma" demesi ve aracı alıp uzaklaşması şeklinde gelişen olayda Daire, sarf edilen sözlerin malı teslim etmeye yönelik tehdit boyutunda olmadığını, dolayısıyla eylemin yağma değil hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.3

Yağma suçu ne zaman tamamlanır, ne zaman teşebbüste kalır?

Yağma, cebir veya tehdidin etkisiyle malın teslim edilmesi ya da alınmasıyla tamamlanır. Tamamlanma, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade eder. (Yargıtay 6. CD, E. 2025/4433)7

Yağmada tamamlanma ölçütü hırsızlıktakinden farklıdır. Yargıtay 6. Ceza Dairesine göre yağmada, failin mal üzerinde serbestçe kullanım imkânı sağlayacak biçimde fiili hâkimiyet kurması aranmaz; cebir veya tehdidin etkisiyle mağdurun direncinin kırıldığı an tamamlanma anıdır. Bu nedenle malı alıp kaçmaya başlayan failin, mağdur ve çevredeki kişilerce kesintisiz takip edildiği sırada malı yere atması suçu teşebbüs aşamasına çevirmez. (Yargıtay 6. CD, E. 2025/2350)8

Buna karşılık mal mağdurun hâkimiyet alanından hiç çıkmamışsa eylem teşebbüs aşamasında kalır. Daire, kendisinden zorla alınmak istenen telefonu mücadele ederek geri alan mağdurun olayında, telefonun hâkimiyetinin sanığa geçmediğini belirleyerek eylemi teşebbüs saymış ve tamamlanmış suçtan kurulan hükmü bozmuştur.8 Aynı yaklaşımla, borcun tahsili için zorla alınan bilgisayar, telefon ve kol saatinin mağdurun zilyetliğinden çıkmadan olay yerinde ele geçirildiği ve istenen paranın hiç tahsil edilemediği olayda da eylem teşebbüs aşamasında kabul edilmiştir.7

İki karar birlikte okunduğunda ölçüt şudur: bakılacak olan malın failde ne kadar kaldığı değil, mağdurun mal üzerindeki tasarruf olanağının fiilen sona erip ermediğidir. Mağdur direncini koruyup malı bırakmamışsa ya da mal hiç yer değiştirmeden olay yerinde ele geçmişse suç teşebbüste kalır; direnç kırılıp mal alınmışsa, sonradan kesintisiz takiple geri alınsa bile suç tamamlanmıştır. Teşebbüs hâlinde cezadan TCK m. 35 uyarınca indirim yapılır.

TCK m. 150/1 alacağın tahsili amacıyla işlenen yağmayı nasıl değiştirir?

TCK m. 150/1 uyarınca kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Yargıtay 6. Ceza Dairesine göre eylem yine yağma suçunu oluşturur; bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılır. Kanun koyucu böylece failin saikine önem vermiş, 765 sayılı Kanun'daki "kendiliğinden hak alma" suçu yerine malvarlığına ilişkin bu hükmü getirmiştir. (Yargıtay 6. CD, E. 2025/5768)9

Hükmün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran bir hukuksal ilişkinin bulunması gerekir. Bu ilişkinin kanunda öngörülen şekil şartına uygun kurulmuş olması zorunlu değildir; hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir.9

Daire, uygulama birliği sağlamak ve kötüye kullanmaların önüne geçmek için dört ölçüt belirlemiştir: 1) hukuken tahsil edilebilir bir alacağın bulunması, 2) bu alacağı almak için cebir veya tehdit uygulanması, 3) talep edilen miktar ile alacak miktarının orantılı olması, 4) tarafların, hukuki ilişkinin doğduğu anda bu ilişkide taraf sıfatı taşıyan kişilerden olmaları. Buna göre sanığın alacaklı, müştekinin borçlu sıfatını borcun doğduğu anda taşıması gerekir.7

Kural olarak borç ilişkisi doğduğu anda alacaklı veya borçlu sıfatı taşımayan kişiler bu maddeden yararlanamaz. Daire bu kuralı yumuşatmıştır: borç doğduğu anda taraf sıfatı taşıyan kişilerin yakın akrabaları ve çalışanları ile, kendisi için menfaat gütmeden arkadaşına yardım ve dayanışma amacıyla eyleme katılan arkadaş da m. 150/1'den yararlanır. Daireye göre yararlananlar akraba, işçi ve işverenle sınırlı değildir; çek senet tahsilatçısı, mafya ve benzeri amaçla hareket edip kendisine menfaat sağlamaya çalışmadığı müddetçe yakın arkadaşlar da "geleneksel yakınlık ilişkileri" kapsamında değerlendirilir.97

Failin iştirakteki sıfatı da sonucu değiştirir. Daire, alacaklı olan kişi suça yalnızca azmettiren olarak katılmışsa m. 150/1'den yararlanamayacağını, işlenen nitelikli yağmaya azmettirmeden sorumlu tutulacağını; buna karşılık azmettirenin aynı zamanda müşterek fail olarak cebir veya tehdit kullanması hâlinde "failliğin şerikliğe nazaran önceliği prensibi" uyarınca müşterek fail sıfatıyla cezalandırılacağını ve bu hâlde m. 150/1'den yararlanacağını belirtmiştir. Hukuki ilişkinin tarafı olmayan diğer failler ise kendi işledikleri m. 149 kapsamındaki nitelikli yağmadan sorumlu olur. (Yargıtay 6. CD, E. 2025/77)10

Daire bu ölçütü somut olayda da uygulamıştır: senetlerini tahsil etmeleri için üç kişiyi görevlendiren alacaklı sanık yalnızca azmettiren sıfatıyla hareket ettiğinden, hakkında m. 38 delaletiyle m. 149 uyarınca nitelikli yağmaya teşebbüsten hüküm kurulması gerektiğini, bunun yerine m. 150/1 uygulanmasını eksik ceza tayini sayarak hükmü bozmuştur.10

Yağma suçunun ispatında Yargıtay'ın aradığı ölçütler nelerdir?

İspatın ilk ölçütü, tehdit veya cebrin malı teslim ettirmeye elverişli nitelikte olduğunun gösterilmesidir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi tehdidin objektif ve orta seviyedeki bir kişiyi etkilemeye uygun olması gerektiğini; mağdurun aşırı korkaklığı ya da evhamları nedeniyle malını teslim etmesi hâlinde yağmanın değil hırsızlığın oluşacağını aramaktadır. Somut olayda sarf edilen sözün gerçekten tehdit boyutuna ulaşıp ulaşmadığı ayrıca tartışılmalıdır.3

İkinci ölçüt cebir veya tehdidin zamanlamasıdır. Daire, hırsızlığın başlangıcından tamamlanmasına kadar geçen aşamada kullanılan cebir veya tehdidin eylemi yağmaya dönüştürdüğünü; hırsızlık tamamlandıktan sonra malı geri almak isteyen kişiye karşı kullanılan cebir veya tehdidin ise ayrı suçlar oluşturduğunu kararlı biçimde uygulamaktadır. Bu nedenle dosyada malın hangi anda zilyedin tasarruf olanağından çıktığı belirlenmelidir.3

Üçüncü ölçüt suçun tamamlanıp tamamlanmadığıdır. Burada aranan, failin malı egemenlik alanına sokması değil, mağdurun mal üzerindeki tasarruf olanağının sona ermesidir. Malın failde kalıp kalmadığı değil, mağdurun direncinin kırılıp kırılmadığı ve malın hâkimiyet alanından çıkıp çıkmadığı belirlenmelidir.87

TCK m. 150/1 savunması ileri sürüldüğünde ispatın konusu değişir. Fail ile mağdur arasında hukuken tahsil edilebilir bir alacağın bulunduğu, alacağın tahsili amacıyla hareket edildiği ve talep edilen miktarın alacak miktarıyla orantılı olduğu gösterilmelidir. Taraf sıfatı borcun doğduğu ana göre belirlenir; alacaklının yanındaki kişinin akraba, çalışan ya da menfaat gütmeyen yakın arkadaş olup olmadığı ayrıca araştırılır.97

Tehdidin konusu da ispat aşamasında denetlenir. Tehdit yaşam, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık veya mal varlığı dışındaki bir değere yönelmişse yağma suçu oluşmaz; bu hâlde eylem başka suçlar bakımından değerlendirilir. Daire bu sınırı somut olayda uygulayarak, konusu bu değerlerin dışında kalan bir tehditle senet alınmasında yağmanın tehdit unsurunu bulunmamış saymıştır.2

Son olarak manevi unsur ispatlanmalıdır. Failin faydalanma kastıyla hareket ettiği ortaya konmalıdır; bunun için maldan fiilen faydalanmış olması aranmaz. Buna karşılık dosyadaki beyanlar failin ekonomik yarar sağlama amacı taşımadığını gösteriyorsa, eylemin yağma değil tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturup oluşturmadığı karar yerinde tartışılmalıdır.1

Yağma davalarında görevli mahkeme ve usul kuralları nelerdir?

Yağma davaları ağır ceza mahkemesinin görevine girer. 5235 sayılı Kanun m. 12, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçları sayarken TCK m. 148'deki yağmayı adıyla anmıştır. TCK m. 149'daki nitelikli yağma bu açık listede yer almaz; ancak cezasının üst sınırı on beş yıl olduğu için aynı maddedeki "on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlar" ölçütü uyarınca yine ağır ceza mahkemesinde görülür.

Suç şikâyete tabi değildir; Cumhuriyet savcısı soruşturmayı resen yürütür. Şikâyet koşulu bulunmadığı için TCK m. 73/1'deki altı aylık şikâyet süresi de işlemez ve mağdurun şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürmez.

Yağma uzlaştırma kapsamında değildir. CMK m. 253/1-b, uzlaştırmaya tabi suçları tek tek sayar; bu listede hırsızlık (TCK m. 141), dolandırıcılık (TCK m. 157) ve kasten yaralama (TCK m. 86, 88) bulunmasına karşın yağma yer almaz. Suç şikâyete de bağlı olmadığından m. 253/1-a yoluyla da uzlaştırmaya gidilemez.

Dava zamanaşımı hem temel yağmada hem nitelikli yağmada on beş yıldır. TCK m. 66/1-d uyarınca beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda zamanaşımı on beş yıldır; sürenin belirlenmesinde m. 66/4 uyarınca cezanın üst sınırı esas alınır. Temel yağmada üst sınır on yıl, nitelikli yağmada on beş yıl olduğundan her iki şekil de bu bende girer.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme, tamamlanmış yağmada uygulanamaz. CMK m. 231/5 hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olmasını, TCK m. 51/1 de aynı sınırı arar; erteleme bakımından bu sınır, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde üç yıla çıkar. Yağmanın alt sınırı altı yıl olduğu için tamamlanmış suçta bu eşiklere inilmez. Buna karşılık teşebbüs (TCK m. 35), değer azlığı (m. 150/2) ve etkin pişmanlık (m. 168) indirimleri bir arada uygulandığında somut ceza eşiğin altına inebilir. HAGB kararı verilirse denetim süresi CMK m. 231/8 uyarınca beş yıldır.

İlgili mevzuat

TCK m. 148 — Yağma

Madde 148- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.

(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 149 — Nitelikli yağma

Nitelikli yağma

Madde 149- (1) Yağma suçunun;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,

e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

h) Gece vaktinde,

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 150 — Daha az cezayı gerektiren hal

Madde 150- (1) Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Faydalanma kastı ve yağmanın manevi unsuruYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2023/19096 · K. 2025/5184 ·

    Sanığın, aralarında ilişki bulunan mağdurun cep telefonunu zorla aldığı sabit olmakla birlikte, mağdurun aşamalardaki beyanları telefonun menfaat sağlamak için değil görüntü ve mesajları silmek amacıyla alındığını göstermektedir. Daire, faydalanma amacıyla hareket etmenin yeterli olduğunu, maldan fiilen faydalanmanın aranmadığını, fayda kavramının izafi ve maddi ya da manevi nitelikte olabileceğini açıkladıktan sonra; somut olayda ekonomik yarar sağlama ve faydalanma kastının varlığını gösteren delil bulunmadığını belirtmiştir.

    Sonuç: Yağma faydalanma kastıyla işlenir; bu kastın bulunmadığını gösteren deliller varsa eylemin yağma yerine tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturup oluşturmadığı karar yerinde tartışılmalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Tehdidin yönelebileceği değerlerin sınırlı olmasıYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2023/20329 · K. 2025/6309 ·

    Daire, kanunda tehdidin yönelebileceği değerlerin yaşama hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve mal varlığı hakkıyla sınırlı tutulduğunu; hürriyete, haysiyet veya şerefe ya da özel hayata yönelik tehditle yağma suçunun işlenemeyeceğini açıklamıştır. Bu ölçüt uyarınca, mağduru senedi imzalamaması hâlinde kızını uyuşturucu bağımlısı yapmakla tehdit eden sanığın eyleminde yağmanın tehdit unsurunun bulunmadığı belirlenmiş ve mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.

    Sonuç: Tehdit TCK m. 148/1'de sayılan değerlere yönelmiş olmalıdır; bunların dışındaki bir değere yönelik tehditle mal alınması yağma suçunu oluşturmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Hırsızlıktan yağmaya dönüşüm ve tehdidin elverişliliğiYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2023/15271 · K. 2025/1200 ·

    Katılan aracının içindeyken yanına gelen sanık kapıyı açmış, "Çabuk in araçtan ve sesini çıkartma" diyerek aracı alıp uzaklaşmıştır. Daire, sarf edilen sözlerin malı teslim etmeye yönelik tehdit boyutunda olmadığını, aracı almaya yönelik tehdit ve cebir bulunmadığını belirleyerek eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul etmiş ve yağmadan kurulan mahkûmiyeti bozmuştur. Karar ayrıca hırsızlığın yağmaya dönüşme anını ve tehdidin elverişlilik ölçütünü ayrıntılı biçimde açıklamaktadır.

    Sonuç: Mal alma işlemi tamamlanıncaya kadar kullanılan cebir veya tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürür; ancak sarf edilen söz malı teslime zorlayacak nitelikte değilse eylem hırsızlık olarak kalır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Yağmanın konusu taşınır maldır; taşınmaz devrinde tapu senediYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2024/4377 · K. 2025/10641 ·

    Daire, madde metninde yalnızca "mal" denmiş olsa da m. 148 gerekçesinde suçun konusunun taşınır mal olduğunun açıkça belirtildiğini ve TCK m. 141'in hırsızlığı taşınır mallara özgülediğini gözeterek, taşınmazların yağmanın konusunu oluşturamayacağını kabul etmiştir. Taşınmazın cebir veya tehditle işgali cebir, tehdit ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarını oluşturur; mağdurun tehditle taşınmazını sattırıp parasının alınmasında suçun konusu elde edilen paradır. Taşınmazın tapuda devrettirilmesi hâlinde ise suçun konusu taşınmaz değil, mülkiyeti geçiren ve taşınır mal niteliğindeki tapu senedidir.

    Sonuç: Yağmanın konusu yalnızca taşınır maldır; cebir veya tehditle taşınmazın tapuda devrettirilmesi TCK m. 148/2'deki senedin yağması suçunu oluşturur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Birden fazla nitelikli hâlde temel cezanın belirlenmesiYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2026/3130 · K. 2026/4615 ·

    İlk derece mahkemesi silahla ve gece vakti yağmadan (m. 149/1-a-h) temel cezayı on bir yıl belirlemiş, bölge adliye mahkemesi buna birden fazla kişiyle birlikte işleme bendini (m. 149/1-c) eklemesine karşın temel cezayı değiştirmemiştir. Daire, olayda üç nitelikli hâlin bulunduğunu, cezada orantılılık ilkesi gereği alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması gerektiğini, bunun yapılmamasının eksik ceza tayini olduğunu belirtmiş; aleyhe temyiz bulunmadığı için bu hususu bozma nedeni yapmayıp eleştirmekle yetinmiştir. Daire aynı dosyada, istinaf mahkemesinin duruşma açmaksızın yeni bir nitelikli hâl bendi uygulamasını daha önce bozma sebebi yapmıştı.

    Sonuç: Birden fazla nitelikli hâl ayrı ayrı artırım doğurmaz, ceza tek aralıktan belirlenir; ancak nitelikli hâl sayısı temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasında gözetilmelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Kaçmak amacıyla kullanılan cebir ve yağmanın sınırıYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2024/4205 · K. 2026/831 ·

    Gece 2.30 sıralarında müştekiye ait aracı evin önünden çalan sanık, ihbar üzerine kendisini takip eden kolluk görevlilerinden kaçmak amacıyla aracı durdurup inmiş, görevlilere ateş etmiş ve kafa atmaya çalışmıştır. Daire, kolluk görevlilerine yönelik cebir ve tehdidin bir malı almaya yahut bir malın kendisinden alınmasını önlemeye yönelik olmadığını, sanığın yalnızca olay yerinden kaçmak maksadıyla hareket ettiğini belirleyerek; eylemin hırsızlık ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan nitelikli yağmaya teşebbüsten hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Karar ayrıca, kabule göre eylemin hem m. 149/1-a hem m. 149/1-h kapsamında olmasına karşın yalnız birinin uygulanmasını eksik ceza tayini saymıştır.

    Sonuç: Cebir veya tehdit, malı almaya ya da alınan malın geri alınmasını önlemeye yönelik olmalıdır; yalnızca kaçmak amacıyla kullanılan cebir yağma suçunu oluşturmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.TCK m. 150/1 ölçütleri ve zilyetlik çıkmadan teşebbüsYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2025/4433 · K. 2025/7335 ·

    Daire, m. 150/1'in uygulanmasında dört ölçüt belirlemiştir: hukuken tahsil edilebilir bir alacağın bulunması, alacağı almak için cebir veya tehdit uygulanması, talep edilen miktarın alacakla orantılı olması ve tarafların hukuki ilişkinin doğduğu anda taraf sıfatı taşıması. Somut olayda sanıkların, arkadaşlarının alacağını tahsil amacıyla hareket ettiklerini kabul ederek eylemi m. 150/1 yollamasıyla kasten yaralama ve nitelikli tehdit kapsamında görmüştür. Teşebbüs yönünden ise zorla alınan bilgisayar, telefon ve kol saatinin mağdurun zilyetliğinden çıkmadan olay yerinde ele geçtiğini, istenen paranın da tahsil edilemediğini belirleyerek eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı sonucuna varmış ve Başsavcılığın itirazını reddetmiştir.

    Sonuç: TCK m. 150/1 için alacağın hukuken tahsil edilebilir ve talebin orantılı olması gerekir; zorla alınan mal zilyetlikten çıkmadan olay yerinde ele geçmişse eylem teşebbüs aşamasında kalır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Yağmanın tamamlanma anı ve teşebbüs sınırıYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2025/2350 · K. 2026/561 ·

    Daire, cebir veya tehdidin etkisiyle mağdurun direncinin kırıldığı anı yağmanın tamamlanma anı saymakta; hırsızlıktan farklı olarak failin mal üzerinde serbestçe kullanım imkânı sağlayacak biçimde fiili hâkimiyet kurmasını aramamaktadır. Bu nedenle malı alıp kaçan failin kesintisiz takip sırasında malı yere atması suçu teşebbüse çevirmez. Somut olayda ise mağdur, kendisinden zorla alınmak istenen telefonu mücadele ederek geri almış, telefonun hâkimiyeti sanığa geçmemiştir; Daire eylemin teşebbüs aşamasında kaldığını belirterek tamamlanmış suçtan kurulan hükmü bozmuştur.

    Sonuç: Ölçüt failin mala hâkim olması değil, mağdurun tasarruf olanağının sona ermesidir; mağdur direncini koruyup malı bırakmamışsa eylem teşebbüs aşamasında kalır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.TCK m. 150/1'den kimlerin yararlanabileceğiYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2025/5768 · K. 2025/9509 ·

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, borçluyla arasında alacak ilişkisi bulunmayan sanıkların m. 150/1 kapsamında sayılamayacağını ileri sürerek itiraz etmiştir. Daire, hükmün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran bir hukuksal ilişki bulunması gerektiğini, bu ilişkinin şekil şartına uygun kurulmuş olmasının zorunlu olmadığını açıklamış; ardından Ceza Genel Kurulu kararlarına dayanarak yararlananların akraba, işçi ve işverenle sınırlı olmadığını, çek senet tahsilatçısı veya mafya benzeri amaçla hareket edip kendisine menfaat sağlamaya çalışmayan yakın arkadaşların da "geleneksel yakınlık ilişkileri" kapsamında değerlendirileceğini belirterek itirazı reddetmiştir.

    Sonuç: TCK m. 150/1 alacaklının yanı sıra yakın akrabalarını, çalışanlarını ve menfaat gütmeksizin dayanışma amacıyla eyleme katılan yakın arkadaşlarını da kapsar; profesyonel tahsilatçılar kapsam dışındadır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Azmettirenin TCK m. 150/1'den yararlanamamasıYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2025/77 · K. 2025/4350 ·

    Alacaklı olan sanık, müştekiye ait senetleri tahsil etmeleri için üç kişiyi görevlendirmiş; bu kişiler müştekinin bürosuna giderek silahla tehdit yoluyla yağmaya teşebbüs suçunu işlemiştir. İlk derece mahkemesi alacaklı sanığı m. 150/1 yollamasıyla tehdide azmettirmeden cezalandırmıştır. Daire, iştirak teorisini açıklayarak azmettirenin işlenen suçun cezasıyla cezalandırılacağını, ancak azmettiren aynı zamanda müşterek fail olarak suçu işlemişse failliğin şerikliğe önceliği prensibi uyarınca yalnız müşterek fail sıfatıyla cezalandırılacağını belirtmiş; somut olayda sanığın azmettiren sıfatıyla nitelikli yağmaya teşebbüsten cezalandırılması gerekirken m. 150/1 uygulanmasını eksik ceza tayini sayarak hükmü bozmuştur.

    Sonuç: Alacaklı olan kişi suça yalnızca azmettiren olarak katılmışsa TCK m. 150/1'den yararlanamaz; bu hükümden yararlanabilmesi için cebir veya tehdidi müşterek fail olarak kendisinin kullanmış olması gerekir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Yağma suçunun temel şekli ile nitelikli halleri arasındaki fark nedir?

Temel yağmanın cezası altı yıldan on yıla kadar hapistir. Suçun silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hale koyması suretiyle, birden fazla kişi tarafından birlikte, yol kesmek suretiyle ya da konutta veya işyerinde, kendisini savunamayacak durumdaki kişiye karşı, suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak, suç örgütüne yarar sağlamak amacıyla veya gece vaktinde işlenmesi halinde TCK m. 149 uygulanır ve ceza on yıldan on beş yıla kadar hapse çıkar.

Yağma ile hırsızlık arasındaki fark nedir?

Temel fark tehdit veya cebirdir. Hırsızlıkta mal mağdurun rızası olmadan alınır; yağmada ise mağdurun rızası tehdit veya cebirle ortadan kaldırılır. Hırsızlık olarak başlayan bir eylem, mal alma işlemi tamamlanmadan mağdura karşı tehdit veya cebre başvurulursa yağmaya dönüşür. Hırsızlık tamamlandıktan sonra malı geri almak isteyen kişiye karşı kullanılan cebir ise yağma değil, ayrı bir suç oluşturur.

Yağma suçu şikayete tabi midir?

Hayır. Kanun yağma suçu için şikâyet koşulu öngörmez; Cumhuriyet savcısı soruşturmayı ve kovuşturmayı resen yürütür. Şikâyet koşulu bulunmadığı için TCK m. 73/1'deki altı aylık şikâyet süresi işlemez ve mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez.

TCK m. 150/1 hangi hallerde uygulanır?

Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde uygulanır; bu halde yağma hükümleri yerine tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi bunun için alacağın hukuken tahsil edilebilir olmasını, talep edilen miktarın alacakla orantılı olmasını ve tarafların borcun doğduğu anda alacaklı ve borçlu sıfatını taşımasını aramaktadır.

Malın değerinin azlığı cezayı etkiler mi?

Evet. TCK m. 150/2 uyarınca yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir. Madde indirimi zorunlu tutmaz, indirilebileceğini söyler; indirimin uygulanıp uygulanmayacağına ve oranına mahkeme karar verir.

Yağma davalarına hangi mahkeme bakar?

Ağır ceza mahkemesi. 5235 sayılı Kanun m. 12, ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar arasında TCK m. 148'deki yağmayı adıyla saymıştır. TCK m. 149'daki nitelikli yağma bu listede geçmez; ancak cezasının üst sınırı on beş yıl olduğundan aynı maddedeki on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ölçütü uyarınca yine ağır ceza mahkemesinde görülür.

Yağma suçunda dava zamanaşımı kaç yıldır?

On beş yıl. TCK m. 66/1-d uyarınca beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı on beş yıldır. Temel yağmada cezanın üst sınırı on yıl, nitelikli yağmada on beş yıl olduğundan her iki şekil de bu bende girer; sürenin belirlenmesinde m. 66/4 uyarınca üst sınır esas alınır.

Yağma suçu uzlaştırma kapsamında mıdır?

Hayır. CMK m. 253/1-b uzlaştırmaya tabi suçları tek tek sayar; bu listede hırsızlık, dolandırıcılık ve kasten yaralama bulunmasına karşın yağma yer almaz. Suç şikâyete de bağlı olmadığı için aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi yoluyla da uzlaştırmaya gidilemez.

Mağdurun uyuşturucu veya ilaçla bilinçsiz hale getirilmesi cebir sayılır mı?

Evet. TCK m. 148/3 uyarınca mağdurun herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi yağma suçunda cebir sayılır. Uyutucu veya sarhoş edici madde verilmesi gibi mağdurun karşı koyma yeteneğini ortadan kaldıran yollar bu fıkranın kapsamındadır.

Yağma suçu ne zaman teşebbüs aşamasında kalır?

Fail cebir veya tehditle icra hareketlerine başladığı halde mal mağdurun tasarruf olanağından çıkmamışsa suç teşebbüs aşamasında kalır. Yargıtay 6. Ceza Dairesine göre belirleyici olan failin mala hakim olması değil, mağdurun direncinin kırılıp malın hakimiyet alanından çıkmasıdır. Teşebbüs halinde cezadan TCK m. 35 uyarınca indirim yapılır.

Yağma suçunda adli para cezası verilebilir mi?

Hayır. TCK m. 148 ve 149 yaptırım olarak yalnızca hapis cezası öngörür; kanun yağma suçunda adli para cezasını seçenek yaptırım olarak düzenlememiştir. Suçtan doğan zararın giderilmesi ise ceza davasından ayrı bir konudur ve tazminat talebi hukuk mahkemesinde ileri sürülür.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ceza hukuku alanına dön

Rehberler

Diğer suç rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp