Karşılıksız yararlanma suçu (TCK m. 163)
Yayın tarihi:
Bu suç uygulamada üç ayrı görünümle karşımıza çıkar: otomattan bedelini ödemeden yararlanmak, şifreli yayını izinsiz izlemek ve elektriği, suyu ya da doğal gazı ölçüm dışı bırakarak kullanmak. Bu rehber, üç fıkranın ayrı cezalarını, kaçak kullanım dosyalarında Yargıtay 2. Ceza Dairesinin aradığı delilleri ve zararın ödenmesinin kamu davasını nasıl engellediğini anlatır.
Kısaca
Türk Ceza Kanunu'nun 163. maddesi üç ayrı fiili karşılıksız yararlanma sayar: otomatlar aracılığıyla sunulan bir hizmetten bedelini ödemeden yararlanmak, telefon hatlarından veya şifreli yayınlardan sahibinin rızası olmadan yararlanmak ve abonelik esasına göre yararlanılan elektriği, suyu ya da doğal gazı tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketmek. Ceza fıkraya göre değişir. Zararın soruşturma tamamlanmadan önce tamamen ödenmesi hâlinde kamu davası açılmaz; hüküm verilinceye kadar ödenirse ceza indirilir. Kişi bu imkândan iki defadan fazla yararlanamaz.
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- Türk Ceza Kanunu m. 163 hangi fiilleri karşılıksız yararlanma sayıyor?
- Karşılıksız yararlanma suçunun cezası nedir?
- Elektrik, su ve doğal gazda m. 163/3 ne zaman oluşur?
- Zararın ödenmesi kamu davasını nasıl engelliyor? (TCK m. 168/5)
- Karşılıksız yararlanma suçu nasıl ispatlanır?
- Mühür bozma ve zincirleme suç: bir dosyada birden fazla hüküm
- 2012'den önce işlenen elektrik hırsızlığı dosyalarına ne oldu?
- Dava zamanaşımı ve süreler nasıl işliyor?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Kural olarak hayır; TCK m. 163 üç fıkrasının hiçbirinde şikâyet koşulu aramaz ve soruşturma resen yürütülür. İstisnası TCK m. 167/2'dir: suç, ayrılık kararı verilmiş eşlerden birinin, aynı konutta yaşamayan kardeşlerden birinin ya da aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına işlenmişse ilgili akraba yalnız şikâyet üzerine cezalandırılır ve ceza yarısı oranında indirilir. m. 167/1'deki daha yakın akrabalar (ayrılık kararı verilmemiş eş, üstsoy, altsoy, aynı konutta yaşayan kardeş) bakımından ise cezaya hiç hükmolunmaz. Bu ihtimal kaçak kullanım dosyalarında ancak mağdur bir dağıtım şirketi ya da idare değil, kendi hattından hukuka aykırı olarak enerji nakledilen gerçek kişi olduğunda doğar. Ayrıca TCK m. 168/5 ayrı bir kapı açar: zarar soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilirse kamu davası açılmaz.
Dayanak: TCK m. 163, m. 167, m. 168/5
- Şikâyet süresi
Kural olarak şikâyet süresi işlemez; suç şikâyete bağlı olmadığından soruşturma resen yürütülür. TCK m. 73/1'deki altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için öngörülmüştür. Suç TCK m. 167/2'deki yakınlardan birinin zararına işlenmişse o akraba bakımından kovuşturma şikâyete bağlı olduğundan bu altı aylık süre işler; süre TCK m. 73/2 uyarınca şikâyet hakkı olanın fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar.
Dayanak: TCK m. 73/1-2, m. 167/2
- Uzlaştırma
Kural olarak hayır. Uzlaştırma kapsamındaki suçlar CMK m. 253/1'de sayılmıştır; suç şikâyete bağlı olmadığı için m. 253/1-a uygulanmaz ve TCK m. 163 m. 253/1-b'de tek tek sayılan suçlar arasında da yer almaz. İki durumda kapsama girer: 1) suç TCK m. 167/2'deki yakınlardan birinin zararına işlenmişse kovuşturma şikâyete bağlı hâle geldiğinden m. 253/1-a devreye girer; 2) m. 253/1-c, mağdurun gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen suçları da kapsar ve m. 163'ün üç fıkrası da bu ölçütün içindedir; Yargıtay 2. Ceza Dairesi m. 163/3 bakımından bunu açıkça kabul etmiştir.
Dayanak: CMK m. 253/1-a, m. 253/1-b, m. 253/1-c; TCK m. 167/2
- Görevli mahkeme
Asliye ceza mahkemesi. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar 5235 sayılı Kanun m. 12'de tek tek sayılmıştır; karşılıksız yararlanma bu listede yoktur ve en ağır fıkrasının üst sınırı olan üç yıl, aynı maddedeki on yıldan fazla hapis ölçütünün de altındadır. Görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin cezanın üst sınırı esas alınır.
- Dava zamanaşımı
Olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Üç fıkranın da üst sınırı beş yılı aşmadığı için TCK m. 66/1-e uygulanır. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre, kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar; olağanüstü zamanaşımı böylece on iki yıla çıkar.
Dayanak: TCK m. 66/1-e, m. 67/4, m. 163
- Adli para cezası
Fıkraya göre değişir. m. 163/1 ve m. 163/2'de kanun "veya adlî para cezası" diyerek adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngörür; m. 163/3'te böyle bir seçenek yoktur, yalnız hapis cezası vardır. Suç tanımında seçenek öngörülen fıkralarda hapis cezasına hükmedilmişse bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez; m. 163/3'ten hükmolunan hapis cezası kısa süreliyse TCK m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir.
Dayanak: TCK m. 163, m. 50/1-a, m. 50/2
- HAGB ve erteleme
İkisi de mümkündür. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; bu hâlde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Erteleme de iki yıl sınırına tabidir. m. 163/3'ün alt sınırı bir yıl olduğundan somut ceza bu eşiklerin altında kalabilir.
Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8; TCK m. 51/1
Türk Ceza Kanunu m. 163 hangi fiilleri karşılıksız yararlanma sayıyor?
TCK m. 163 tek bir suç değil, üç ayrı suç tanımı içerir ve her fıkranın kendi cezası vardır. 1) m. 163/1, otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanmayı; 2) m. 163/2, telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanmayı; 3) m. 163/3, abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın ölçümü engellenerek tüketilmesini cezalandırır.
Üçüncü fıkra maddenin özgün metninde yoktu. Ceza Genel Kurulu, 6352 sayılı Kanun'un 83. maddesiyle eklenen bu fıkra ile abonelik esasına göre yararlanılan su ve elektrik enerjisine karşı gerçekleştirilen eylemlerin karşılıksız yararlanma suçu kapsamında kaldığının belirtildiğini saptamıştır. (Yargıtay CGK, E. 2019/112)1
Maddenin ortak mantığı, suçun konusunun taşınabilir bir mal olmamasıdır. Ceza Genel Kurulunun kararında aktardığı madde gerekçesine göre, otomatın teknik işleyişini devre dışı bırakan bir müdahaleyle bedel ödenmeksizin yararlanılması durumunda ortada taşınabilir bir mal bulunmadığı için hırsızlık suçu oluşmaz; aynı gerekçede, başkasına ya da kamuya ait telefon şebekesinden bedeli ödenmeksizin yararlanmanın karşılıksız yararlanmanın tipik bir örneğini oluşturduğu belirtilmiştir.1 Aynı yerde, otomata yapılan müdahalede bir hilenin varlığından söz edilemeyeceği, çünkü dolandırıcılık suçu bakımından hilenin muhatabının insan olması gerektiği açıklanmıştır.
Suçun mağduru her zaman dağıtım şirketi değildir. Ceza Genel Kuruluna göre m. 163/3'te mağdur, kendi hattından hukuka aykırı olarak enerji nakli yapılan gerçek veya tüzel kişi olabileceği gibi bu hizmeti sağlayan şirket de olabilir; belirleyici olan, mağdurun elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibi olmasıdır.1 Buna paralel olarak TCK m. 168/5, zararın "mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin" zararı olabileceğini söyleyerek her üç ihtimali birlikte düzenler.
Soruşturmanın ilk işi kaçak kullanımı fiilen kimin gerçekleştirdiğini belirlemektir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, bu kişi belirlendikten sonra zararı tazmin etmemesi hâlinde hakkında kamu davası açılması gerektiğini kabul etmektedir. (Yargıtay 2. CD, E. 2026/2534)2
Karşılıksız yararlanma suçunun cezası nedir?
Ceza, hangi fıkranın uygulandığına göre değişir ve üç aralık birbirinden hayli uzaktır. m. 163/1'de ceza iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. m. 163/2'de altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. m. 163/3'te ise seçenek yoktur; ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.
Bu ayrımın pratik sonucu vardır. Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde hapis cezasına hükmedilmişse, TCK m. 50/2 uyarınca bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez. m. 163/3'te ise kanun adli para cezasını seçenek yapmamıştır; buradan hükmolunan hapis cezası kısa süreliyse TCK m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir.
Kanun karşılıksız yararlanma için ayrı bir nitelikli hâl saymaz; ceza miktarını belirleyen unsurlar genel hükümlerden gelir. TCK m. 62 uyarınca fail yararına takdiri indirim nedenleri varsa ceza altıda birine kadar indirilir. TCK m. 43 uyarınca zincirleme suç kabul edilirse tek cezaya hükmedilir, ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. TCK m. 168/5 uygulanırsa ceza üçte birine kadar indirilir.
Mağdurun failin yakını olduğu hâllerde TCK m. 167 devreye girer; karşılıksız yararlanma da malvarlığına karşı suçların düzenlendiği bölümde yer aldığı için bu madde m. 163'ün üç fıkrasını da kapsar. m. 167/1 uyarınca suç, haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyunun ya da bu derecede kayın hısımlarından birinin, evlat edinen veya evlatlığın ya da aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmişse ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. m. 167/2 uyarınca suç, ayrılık kararı verilmiş eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin ya da aynı konutta beraber yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına işlenmişse ilgili akraba hakkında şikâyet üzerine verilecek ceza yarısı oranında indirilir. Bu ihtimal kaçak kullanım dosyalarında ancak mağdur bir kurum değil, kendi hattından hukuka aykırı olarak enerji nakledilen gerçek kişi olduğunda doğar.
Adli para cezası, belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarla çarpılması suretiyle hesaplanır. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin incelediği bir dosyada m. 163/2 ve m. 62/1 uyarınca belirlenen 150 gün adli para cezasından CMK m. 251/3 uyarınca dörtte bir oranında indirim yapılırken hesap hatası yapılmış, Daire hükmü kanun yararına bozarak gün sayısını ve neticeten hükmolunan miktarı kendisi düzeltmiştir. (Yargıtay 2. CD, E. 2026/1236)3 Bu karar m. 163/2'de adli para cezası seçeneği kullanıldığında hesabın nasıl kurulduğunu gösterir.
Elektrik, su ve doğal gazda m. 163/3 ne zaman oluşur?
Fıkra iki koşulu birlikte arar: tüketimin sahibinin rızası olmaksızın gerçekleşmesi ve tüketim miktarının belirlenmesinin engellenmesi. Ceza Genel Kurulu bu yapıyı şöyle kurar: suçun oluşabilmesi için sahibinin rızası olmaksızın, abonelik esasına göre kurulması gereken tesisattan abonelik ilişkisi kurulmadan yararlanılması ya da geçerli bir abonelik ilişkisi bulunmakla birlikte tüketim miktarını gösteren tesisata müdahale edilmesi sonucu tesisatın tüketim miktarını hiç göstermemesi veya daha az göstermesi gerekir; buna ek olarak gerçek tüketim miktarının tespitinin de engellenmiş olması aranır.1
İkinci koşul çoğu dosyada sonucu belirler. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, mühürlenen sayacın açılarak kesilen elektriğin sayaçtan geçirilerek kullanıldığı bir olayda, ek bilirkişi raporunda sayaca herhangi bir müdahale olmadığının belirtilmesi karşısında tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde bir kullanım bulunmadığını ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığını kabul etmiş; mahkûmiyet hükmünü kanun yararına bozarak hükümlünün beraatine karar vermiştir. (Yargıtay 2. CD, E. 2026/1207)4
Ölçüm devre dışı bırakılmışsa sonuç terse döner. Aynı Daire, borç nedeniyle kesik ve sökük durumdaki sayacın koluna plastik boru bağlanarak sayaçtan geçmeden su tüketilen bir olayda, bu tür sayaçsız kullanımlarda tüketim miktarının belirlenmesi engellendiğinden suçun unsurları itibarıyla oluştuğunu belirtmiş ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin kararı kanun yararına bozmuştur.2 İki karar birlikte okunduğunda ölçüt nettir: fiilin adı değil, sayacın ölçmeye devam edip etmediği belirleyicidir.
Unsurların oluşmaması suçun hiç doğmadığı anlamına gelir; bu, etkin pişmanlıktan farklı bir sonuçtur. Ceza Genel Kurulunun incelediği dosyada suçtan zarar gören kurum kendi düzenlediği iki kaçak kullanım tutanağını yaptığı inceleme sonucunda iptal etmiş, Kurul bu nedenle atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığını kabul etmiş ve failin kastının bulunduğuna ilişkin delil de olmadığını belirtmiştir.1
Sayaca müdahale ile abonesiz kullanım ayrımı, fıkranın iki alternatifidir ve ikisi de aynı sonuca varır. Abonelik ilişkisi hiç kurulmadan tesisattan yararlanılması da, geçerli abonelik varken sayacın az veya hiç göstermesi de fıkra kapsamındadır; ortak koşul, gerçek tüketimin tespitinin engellenmiş olmasıdır.1
Zararın ödenmesi kamu davasını nasıl engelliyor? (TCK m. 168/5)
Bu suçun omurgası TCK m. 168/5'tir. Hükme göre fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi hâlinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi hâlinde ise verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Kişi bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi bu hükmü bir usul zinciri olarak uygular. Daireye göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılmalı, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle, bu zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına dair bildirimde bulunulmalıdır; bildirim sonrası verilen sürede zarar tamamen tazmin edilirse bu bir dava şartı olduğundan kamu davası açılamaz. (Yargıtay 2. CD, E. 2024/1478)5
Bildirimin içeriği de denetlenir. Daire, ödeme ihtarının usulüne uygun sayılabilmesi için ödeme yerinin ve verilecek makul sürenin açık şekilde belirtilmesini aramaktadır. (Yargıtay 2. CD, E. 2026/485)6
İhtar hiç yapılmamışsa dosya kapanmaz, aksine sanık lehine sonuç doğurur. Daireye göre soruşturma aşamasında bu ihtar yapılmamış olmasına rağmen sanık kovuşturma aşamasında kurumun zararını tamamen karşılamışsa, bu ödeme soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilir ve CMK m. 223/8 uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden davanın düşmesine karar verilir.6 Böyle bir dosyada Daire hükmü bozarak kamu davasının düşürülmesine kendisi karar vermiştir.
Ödemenin etkisi yalnız ödeyen sanıkla sınırlı kalmayabilir. Birden fazla sanığın yargılandığı bir dosyada sanıklardan biri kurum zararını kovuşturma aşamasında gidermiş; Daire, ödemeye açıkça karşı çıkmayan diğer sanık hakkında da kamu davası açılamayacağını belirterek her iki sanık yönünden düşme kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 2. CD, E. 2025/9754)7
İki defa sınırı kâğıt üzerinde kalan bir kayıt değildir. Daire, sanığın suç tarihindeki adli sicil kaydına bakarak hakkında daha önce TCK m. 168/5'in uygulanmadığını ve hüküm tarihinde maddenin sanık lehine uygulanabileceğini saptamış; bu yönde bozma isteyen tebliğname görüşüne iştirak etmeyerek düşme kararını onamıştır. (Yargıtay 2. CD, E. 2025/590)8 Kaydın nerede tutulduğu da kararlardan anlaşılır: Daire, düşme kararıyla birlikte kararın bir suretinin Adli Sicil Kanunu m. 6/2 uyarınca kendine özgü siciline kaydı için gönderilmesine hükmetmektedir.6
Zararın nasıl hesaplanacağı ayrı bir tartışma konusudur. Daire, hesabın konusunu kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı olarak tanımlar ve birden çok tutanak varsa hesabın her bir tutanak için ayrı ayrı yapılmasını ister.2
Karşılıksız yararlanma suçu nasıl ispatlanır?
Kaçak kullanım dosyalarında tek başına tutanak yeterli görülmez. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, sözleşmesiz enerji kullanımı nedeniyle usulsüz elektrik tutanağı düzenlenen bir dosyada, kaçak elektrik kullanılan sürenin tespit edilmesini; bu süreye göre sayaçtaki tüketimin kurulu güçle ve eski dönemdeki tüketimlerle uyumlu olup olmadığının, tutanak tarihinden sonra bariz bir artışın bulunup bulunmadığının bilirkişi raporuyla belirlenmesini; buna göre sanığın sayaca müdahale edip etmediğinin ve karşılıksız yararlanma kastının bulunup bulunmadığının saptanmasını aramıştır. Kast bulunmuyorsa sonuç beraattir.5
Soruşturma aşaması da aynı ölçüde denetlenir. Daire, kaçak su tutanağı ve tutanağı destekleyen fotoğrafların bulunduğu bir dosyada şüphelinin ifadesine başvurulmadan ve kaçak kullanımlara ilişkin vergili cezasız tüketim bedelleri belirlenmeden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini eksik soruşturma saymış, itiraz merciinin soruşturmanın genişletilmesine karar vermesi gerektiğini belirtmiştir.2
Suçtan zarar gören kurumun kendi kayıtları da delildir ve her zaman iddianın lehine değildir. Ceza Genel Kurulunun incelediği dosyada kurum, yerinde yaptığı denetim sonucunda tutanağa konu yerde usulsüz kullanım bulunmadığını tespit ederek iki kaçak tutanağını iptal etmiş; Kurul bu bildirim karşısında suçun yasal unsurlarının oluşmadığını kabul etmiştir.1
- Kaçak veya usulsüz kullanım tespit tutanağı ve tutanağı destekleyen fotoğraflar
- Kaçak kullanımın hangi tarih aralığında sürdüğü
- Sayaçtaki tüketimin kurulu güçle ve önceki dönem tüketimleriyle karşılaştırılması
- Tutanak tarihinden sonra tüketimde bariz bir artış olup olmadığı
- Sayaca müdahale edilip edilmediği — ölçümün sürüp sürmediği
- Kaçak kullanımı fiilen gerçekleştirenin kim olduğu
- Kurumun vergili ve cezasız gerçek zararının bilirkişi raporuyla, her tutanak için ayrı hesaplanması
Mühür bozma ve zincirleme suç: bir dosyada birden fazla hüküm
Kaçak kullanım çoğu zaman m. 163 ile sınırlı kalmaz. Sayaç veya tesisat kurum görevlilerince mühürlenmişse mührün kaldırılması TCK m. 203'te ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir ve cezası altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, karşılıksız yararlanma ile mühür bozmayı ayrı ayrı açılan kamu davalarına konu iki ayrı suç saymakta ve zamanaşımını her biri için ayrı hesaplamaktadır. (Yargıtay 2. CD, E. 2025/15727)9
Buna karşılık aynı suçun tekrarı ayrı davaların konusu olmaz. Aynı adreste birden fazla kaçak elektrik tutanağı tutulmuş ve eylemlerin tamamı ilk iddianamenin düzenlendiği tarihten önce işlenmişse arada hukuki kesinti yoktur. Daireye göre bu durumda eylemler bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmiş sayılır; dosyalar birleştirilerek TCK m. 43 uyarınca tek suçtan hüküm kurulmalıdır. (Yargıtay 2. CD, E. 2025/16563)10 Daire bu değerlendirmede eylemlerin aynı mahiyette olmasını ve suç tarihlerinin yakınlığını ölçüt almıştır.
Zincirleme suç kabul edildiğinde ceza tek belirlenir ama artırılır: TCK m. 43/1 uyarınca hükmedilen ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Maddenin son cümlesi, mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkranın uygulanacağını söyler; karşılıksız yararlanmada mağdurun çoğu kez bir kurum olması bu nedenle m. 43'ün uygulanmasına engel değildir.
2012'den önce işlenen elektrik hırsızlığı dosyalarına ne oldu?
5 Temmuz 2012'den önce kaçak elektrik kullanımı hırsızlık suçu sayılıyordu. Yargıtay 2. Ceza Dairesi kararlarında bu geçiş açıkça görülür: Daire, elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçunu "TCK m. 163/3 (mülga 142/1-f)" biçiminde anmakta, yani eski nitelikli hırsızlık bendinin yürürlükten kaldırıldığını ve fiilin m. 163/3'e taşındığını esas almaktadır.9
Kesinleşmiş eski hükümler bu değişiklikten etkilenir. Daireye göre elektrik enerjisi hırsızlığına ilişkin suç, 6352 sayılı Kanun'un 83. maddesiyle m. 163'e eklenen üçüncü fıkra uyarınca karşılıksız yararlanma suçuna dönüştüğünden mahkemesince uyarlama yargılaması yapılması gerekir. (Yargıtay 2. CD, E. 2025/2684)11
Uyarlamanın kendine özgü bir sırası vardır. Daire, 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının birlikte değerlendirilmesi hâlinde kurum zararının giderilmesi durumunda öncelikle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceğini; bu nedenle hükümlüye bu sonuca ilişkin bildirimde bulunulup ödeme için makul bir süre verilmesini aramıştır. Zarar giderilmezse m. 163/3 uyarınca değerlendirme yapılır ve 5252 sayılı Kanun m. 9/3 uyarınca önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak lehe kanun belirlenir.11
Dava zamanaşımı ve süreler nasıl işliyor?
Zamanaşımı bu suçta sık sık sonucu belirler, çünkü dosyalar uzun sürer ve ceza sınırları düşüktür. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, m. 163/3'te öngörülen cezanın üst sınırına göre TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan dava zamanaşımının uygulanacağını kabul etmekte; süre dolmuşsa yargılamaya devam edilmesini bozma nedeni sayarak davanın düşmesine karar vermektedir. (Yargıtay 2. CD, E. 2025/2130)12
Kesilme hâlinde süre uzar ama sınırsız değildir. TCK m. 67/2'ye göre şüpheli veya sanığın savcı huzurunda ifadesinin alınması ya da sorguya çekilmesi, tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı verilmesi zamanaşımını keser; m. 67/4'e göre kesilme hâlinde süre kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar. Sekiz yıllık süre bakımından bu, olağanüstü dava zamanaşımının on iki yıl olması sonucunu doğurur.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı zamanaşımını durdurur. Daire, geri bırakma kararının kesinleştiği tarih itibarıyla zamanaşımının durduğunu, denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suçtan verilen hükmün kesinleşmesi karşısında sürenin o suçun işlendiği günden itibaren kaldığı yerden yeniden işlemeye başladığını kabul etmiş ve sonuçta hem karşılıksız yararlanma hem mühür bozma davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar vermiştir.9
Şikâyet süresi bu suçta işlemez. Suç şikâyete bağlı olmadığından soruşturma resen yürütülür; TCK m. 73/1'deki altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için öngörülmüştür. Kurumun suç duyurusunda bulunmamış olması da soruşturmayı engellemez.
İlgili mevzuat
Madde 163- (1) Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) (Ek: 2/7/2012-6352/83 md.) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Etkin pişmanlık
Madde 168 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.)
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep
Madde 167- (1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların;
a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın,
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 10 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Zincirleme suç
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Suçun unsurları: ölçümün engellenmesi ayrı bir koşuldurYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2019/112 · K. 2023/275 ·
İnşaat sahasında abonesiz olarak düz boru çekilerek kaçak su kullanıldığı iddiasıyla şirket genel müdürü hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne karşı yerel mahkeme direnmişti. Ceza Genel Kurulu, suçun oluşabilmesi için abonelik ilişkisi kurulmadan tesisattan yararlanılması ya da tesisata müdahale edilerek tüketimin hiç veya az gösterilmesi koşullarının yanı sıra gerçek tüketim miktarının tespitinin de engellenmiş olması gerektiğini belirtti. Suçtan zarar gören kurumun yerinde yaptığı inceleme sonucunda iki kaçak tutanağını iptal etmiş olması karşısında suçun yasal unsurlarının oluşmadığını, failin kastına ilişkin delil de bulunmadığını kabul etti. Kurul ayrıca mağdurun, enerjinin sahibi olan gerçek veya tüzel kişi ya da hizmeti sağlayan şirket olabileceğini saptadı.
Sonuç: Ölçümün engellenmesi bağımsız bir unsurdur; kurum kendi tutanağını iptal etmişse suç oluşmaz.
2.Sayaç dışından yapılan bağlantıda suç oluşur; eksik soruşturmayla takipsizlik verilemezYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2026/2534 · K. 2026/6974 ·
Borç nedeniyle kesik ve sökük durumdaki sayacın koluna plastik boru bağlanarak su tüketildiğine ilişkin tutanaklar ve fotoğraflar bulunmasına rağmen savcılık, suyun sayaçtan geçtiği ve miktarının belirlenebilir olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti. Daire, bu tür sayaçsız kullanımlarda tüketim miktarının belirlenmesi engellendiğinden suçun unsurları itibarıyla oluştuğunu; şüphelinin ifadesi alınmadan ve vergili cezasız tüketim bedelleri her bir tutanak için ayrı ayrı belirlenmeden karar verilemeyeceğini belirterek itirazın reddine ilişkin kararı kanun yararına bozdu.
Sonuç: Sayacı devre dışı bırakan bağlantı suçu oluşturur; zarar her tutanak için ayrı hesaplanmalıdır.
3.m. 163/2'den verilen adli para cezasında hesap hatası düzeltildiYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2026/1236 · K. 2026/4574 ·
Mahkeme, TCK m. 163/2 ve m. 62/1 uyarınca belirlediği 150 gün adli para cezasından CMK m. 251/3 gereği dörtte bir oranında indirim yaparken 112 gün yerine 125 güne hükmetmiş, bu hata neticeten fazla adli para cezası tayin edilmesine yol açmıştı. Daire, fazla ceza tayinini kanuna aykırı bularak hükmü kanun yararına bozdu ve gün sayısı ile neticeten hükmolunan miktarı kendisi düzelterek infazın bu miktar üzerinden yapılmasına karar verdi.
Sonuç: m. 163/2'de adli para cezası seçeneği kullanıldığında indirim oranındaki hesap hatası kanun yararına bozma nedenidir.
4.Tüketim sayaçtan geçiyorsa suçun yasal unsurları oluşmazYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2026/1207 · K. 2026/3468 ·
İş yerinde daha önce mühürlenen sayacı açarak kesilen elektriği sayaçtan geçirerek kullandığı gerekçesiyle mahkûm edilen hükümlü hakkında Daire, dosyadaki ek bilirkişi raporunda sayaca herhangi bir müdahale olmadığının belirtildiğini saptadı. Buna göre tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde bir elektrik kullanımı bulunmadığını, karşılıksız yararlanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığını belirterek hükmü kanun yararına bozdu ve hükümlünün beraatine, tayin olunan cezanın kaldırılmasına karar verdi.
Sonuç: Sayaç ölçmeye devam ediyorsa m. 163/3 uygulanmaz; sonuç mahkûmiyet değil beraattir.
5.Kaçak kullanımda kast, bilirkişi raporuyla tüketim karşılaştırması yapılmadan saptanamazYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2024/1478 · K. 2025/10455 ·
Sözleşmesiz enerji kullanımı nedeniyle usulsüz elektrik tutanağı düzenlenen dosyada Daire, kaçak elektrik kullanılan sürenin tespit edilmesini, bu süreye göre sayaçtaki tüketimin kurulu güçle ve eski dönem tüketimleriyle uyumlu olup olmadığının ve tutanak tarihinden sonra bariz bir artış bulunup bulunmadığının bilirkişi raporuyla belirlenmesini, buna göre sanığın sayaca müdahale edip etmediğinin ve karşılıksız yararlanma kastının saptanmasını aradı. Kast yoksa beraat kararı verilmesi, kast varsa TCK m. 168/5'in gerektirdiği ödeme bildiriminin yapılması gerektiğini belirterek hükmü bozdu.
Sonuç: Tutanak tek başına yetmez; kast, tüketim verilerinin bilirkişi eliyle karşılaştırılmasıyla belirlenir.
6.Usulüne uygun ödeme ihtarı yapılmamışsa kovuşturmadaki ödeme davayı düşürürYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2026/485 · K. 2026/8552 ·
Daire, soruşturma aşamasında sanığa ödeme yerinin ve verilecek makul sürenin açık şekilde belirtildiği usulüne uygun bir ödeme ihtarı yapılmadığını, buna karşılık sanığın müşteki kurumun zararını kovuşturma aşamasında giderdiğini saptadı. Bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edileceğini, TCK m. 168/5 uyarınca kamu davası açılamayacağını ve CMK m. 223/8 gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davanın düşürülmesi gerektiğini belirterek hükmü bozdu ve davanın düşmesine kendisi karar verdi. Kararın bir suretinin Adli Sicil Kanunu m. 6/2 uyarınca kendine özgü siciline kaydı için gönderilmesine hükmetti.
Sonuç: İhtar usulüne uygun değilse geç yapılan ödeme de kamu davasını düşürür; ihtarda yer ve süre açıkça gösterilmelidir.
7.Bir sanığın ödemesi, ödemeye karşı çıkmayan diğer sanığa da yarar sağlarYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2025/9754 · K. 2025/16605 ·
İki sanığın yargılandığı dosyada soruşturma aşamasında usulünce ödeme ihtarı yapılmamış, sanıklardan biri katılan kurumun zararını kovuşturma aşamasında gidermişti. Daire, zararı gideren sanık hakkında ve ödemeye açıkça karşı çıkmayan diğer sanık hakkında kamu davası açılamayacağını belirterek her iki sanık yönünden mahkûmiyet hükümlerini bozdu ve davaların düşürülmesine karar verdi.
Sonuç: TCK m. 168/5'in etkisi ödemeyi yapan sanıkla sınırlı değildir; ödemeye karşı çıkmayan sanık da yararlanır.
8.Daha önce m. 168/5'ten yararlanmamış sanık hakkındaki düşme kararı onandıYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2025/590 · K. 2025/18263 ·
Katılan kurumun vekili, suçun sübuta erdiğini ve ödemelerin soruşturma aşamasında yapılmış sayılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek düşme kararını temyiz etmişti. Tebliğnamede de bozma isteniyordu. Daire, sanığın suç tarihindeki adli sicil kaydına göre hakkında daha önce TCK m. 168/5'in uygulanmadığını ve hüküm tarihinde maddenin sanık lehine uygulanabileceğini belirterek bozma isteyen tebliğname görüşüne iştirak etmedi; katılan vekilinin temyiz nedenlerini yerinde görmeyip düşme kararını onadı.
Sonuç: İki defa sınırı adli sicil kaydından denetlenir; daha önce yararlanılmamışsa düşme kararı yerindedir.
9.Mühür bozma ayrı bir davadır; geri bırakma kararı zamanaşımını durdururYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2025/15727 · K. 2025/23873 ·
Karşılıksız yararlanma (mülga TCK m. 142/1-f yerine m. 163/3) ve mühür bozma (m. 203/1) suçlarından açılan davalarda Daire, iki suç için de m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan zamanaşımını hesapladı; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte sürenin durduğunu, denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suçun tarihinde yeniden işlemeye başladığını belirtti. Zamanaşımını kesen son işlemden mahkûmiyet tarihine kadar sürenin dolduğunu saptayarak hükmü kanun yararına bozdu ve her iki davanın düşmesine karar verdi.
Sonuç: Kaçak kullanım ile mühür bozma ayrı davalardır; geri bırakma kararı zamanaşımını durdurur.
10.Aynı adreste birden fazla tutanak varsa zincirleme suç hükümleri uygulanırYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2025/16563 · K. 2026/1554 ·
Aynı adreste tutulan iki ayrı kaçak elektrik tutanağı için ayrı davalar açılmış ve iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulmuştu. Daire, her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlendiği tarihten önce işlendiğini ve hukuki kesinti bulunmadığını, eylemlerin aynı mahiyette olduğunu ve suç tarihlerinin yakın olduğunu belirterek bunların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiğini kabul etti. Dosyaların birleştirilerek TCK m. 43 uyarınca tek suçtan hüküm kurulması gerektiğini belirtip her iki kararı kanun yararına bozdu.
Sonuç: İlk iddianameden önceki tekrar eden kaçak kullanımlar tek suçtur; ayrı ayrı ceza verilemez.
11.2012 öncesi elektrik hırsızlığı hükümleri uyarlama yargılamasına tabidirYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2025/2684 · K. 2025/6426 ·
Elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan 2011'de kesinleşen hüküm için yapılan uyarlama yargılamasında mahkeme, uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve önceki hükmün aynen infazına karar vermişti. Daire, fiilin 6352 sayılı Kanun'un 83. maddesiyle m. 163'e eklenen üçüncü fıkra uyarınca karşılıksız yararlanma suçuna dönüştüğünü; aynı Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca kurum zararının giderilmesi hâlinde öncelikle ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğinin hükümlüye bildirilmesi ve ödeme için makul süre verilmesi gerektiğini belirtti. Zarar giderilmezse 5252 sayılı Kanun m. 9/3 uyarınca lehe kanunun belirlenmesi gerektiğini ekleyerek kararı kanun yararına bozdu.
Sonuç: Eski elektrik hırsızlığı hükümleri kendiliğinden geçerli kalmaz; uyarlama ve lehe kanun karşılaştırması zorunludur.
12.m. 163/3'te olağan dava zamanaşımı sekiz yıldırYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2025/2130 · K. 2025/10483 ·
Daire, TCK m. 163/3'te öngörülen cezanın üst sınırına göre m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin ilk mahkûmiyet tarihi ile ikinci mahkûmiyet tarihi arasında dolduğunu saptadı. Kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi yerine yargılamaya devam edilmesini bozma nedeni sayarak hükmü bozdu ve davanın CMK m. 223/8 uyarınca düşürülmesine karar verdi.
Sonuç: Sekiz yıllık süre dolmuşsa mahkeme yargılamaya devam edemez; sonuç düşmedir.
13.Suça sürüklenen çocukta m. 163/3 uzlaştırma kapsamındadırYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2016/19817 · K. 2017/8039 ·
Suça sürüklenen çocuk hakkında karşılıksız yararlanma suçundan mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlendiğini hatırlatarak, suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCK m. 163/3'teki suçun öngörülen cezaların türü ve üst sınırı itibarıyla uzlaştırma kapsamına alındığını saptadı; uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre çocuğun hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğini belirledi. Aynı kararda, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş suça sürüklenen çocuk hakkında belirlenen kısa süreli hapis cezasının TCK m. 50/3 uyarınca seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesini de bozma nedeni saydı.
Sonuç: Fail suça sürüklenen çocuksa m. 163/3'te uzlaştırma denenmeden hüküm kurulamaz.
Sık sorulan sorular
Karşılıksız yararlanma suçunun cezası ne kadar?
Ceza fıkraya göre değişir. TCK m. 163/1'de otomatla sunulan bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanmanın cezası iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. TCK m. 163/2'de telefon hatlarından veya şifreli ya da şifresiz yayınlardan izinsiz yararlanmanın cezası altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. TCK m. 163/3'te abonelik esasına göre yararlanılan elektrik, su veya doğal gazın ölçüm engellenerek tüketilmesinin cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir; bu fıkrada adli para cezası seçenek olarak öngörülmemiştir.
Kaçak elektrik kullanmak hırsızlık mı, karşılıksız yararlanma mı?
5 Temmuz 2012'den sonra işlenen fiiller bakımından karşılıksız yararlanmadır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi kararlarında elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçu, mülga TCK m. 142/1-f yerine m. 163/3 gösterilerek anılmaktadır. Bu tarihten önce işlenen ve kesinleşen hükümler bakımından ise mahkemesince uyarlama yargılaması yapılması gerekir.
Sayaçtan geçen elektrik kullanımı suç oluşturur mu?
Yargıtay 2. Ceza Dairesine göre oluşturmaz. Bilirkişi raporunda sayaca herhangi bir müdahale olmadığının belirtildiği bir dosyada Daire, tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde bir kullanım bulunmadığını, dolayısıyla suçun yasal unsurlarının oluşmadığını kabul etmiş ve hükümlünün beraatine karar vermiştir. Belirleyici olan sayacın ölçmeye devam edip etmediğidir.
Kurumun zararını ödersem dava açılmaz mı?
TCK m. 168/5'e göre zararın soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde kamu davası açılmaz. Yargıtay 2. Ceza Dairesi bunu bir dava şartı olarak nitelendirmektedir. Zarar hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilirse kamu davası açılmış olur ama verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ödemenin konusu, kurumun vergili ve cezasız gerçek zararıdır.
Savcılık bana ödeme ihtarı yapmadıysa ne olur?
Yargıtay 2. Ceza Dairesine göre soruşturma aşamasında usulüne uygun ödeme ihtarı yapılmamışsa ve sanık kovuşturma aşamasında kurumun zararını tamamen karşılamışsa, bu ödeme soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilir ve CMK m. 223/8 uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden davanın düşmesine karar verilir. Daire ihtarın usulüne uygun sayılabilmesi için ödeme yerinin ve verilecek makul sürenin açıkça belirtilmesini aramaktadır.
Bu haktan kaç kez yararlanılabilir?
TCK m. 168/5'in son cümlesine göre kişi bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz. Yargıtay 2. Ceza Dairesi bu sınırı sanığın suç tarihindeki adli sicil kaydı üzerinden denetlemektedir. Etkin pişmanlıktan yararlanma nedeniyle verilen kararlar adli sicilde kendine özgü bir sisteme kaydedilir; Daire düşme kararlarında kararın bir suretinin bu sicile kaydı için gönderilmesine hükmetmektedir.
Bu suçta şikâyet veya uzlaştırma var mı?
Kural olarak suç şikâyete bağlı değildir; soruşturma resen yürütülür ve şikâyet süresi işlemez. Uzlaştırma da kural olarak mümkün değildir, çünkü TCK m. 163 CMK m. 253/1-b'de tek tek sayılan suçlar arasında yer almaz ve suç şikâyete bağlı olmadığı için m. 253/1-a da uygulanmaz. İki istisna vardır. Birincisi TCK m. 167/2'dir: suç, ayrılık kararı verilmiş eşlerden birinin, aynı konutta yaşamayan kardeşlerden birinin ya da aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına işlenmişse o akraba yalnız şikâyet üzerine cezalandırılır, ceza yarısı oranında indirilir ve kovuşturma şikâyete bağlı hâle geldiği için uzlaştırma kapsamına girer. Bu ihtimal kaçak kullanım dosyalarında ancak mağdur bir dağıtım şirketi ya da idare değil, kendi hattından hukuka aykırı olarak enerji nakledilen gerçek kişi olduğunda doğar. İkincisi CMK m. 253/1-c'dir: mağdurun gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla adli süreçteki çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen suçlar da uzlaştırma kapsamındadır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi de bir dosyada TCK m. 163/3'teki suçun, öngörülen cezaların türü ve üst sınırı itibarıyla suça sürüklenen çocuk bakımından uzlaştırma kapsamında bulunduğunu kabul etmiştir. TCK m. 167/1'deki daha yakın akrabalar bakımından ise cezaya hiç hükmolunmaz.
Aynı adreste birden fazla kaçak tutanağı tutulduysa ayrı ayrı ceza mı verilir?
Hayır. Yargıtay 2. Ceza Dairesine göre eylemlerin tamamı ilk iddianamenin düzenlendiği tarihten önce işlenmişse arada hukuki kesinti yoktur ve bu eylemler bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmiş sayılır. Bu durumda dosyalar birleştirilir ve TCK m. 43 uyarınca tek suçtan hüküm kurulur; ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Sayacın mührünü açmak ayrı bir suç mu?
Evet. Mührün kaldırılması TCK m. 203'te mühür bozma olarak ayrıca düzenlenmiştir ve cezası altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi karşılıksız yararlanma ile mühür bozmadan açılan kamu davalarını ayrı ayrı ele almaktadır.
Bu suçta zamanaşımı ne kadar?
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, TCK m. 163/3'te öngörülen cezanın üst sınırına göre m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin uygulanacağını kabul etmektedir. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre TCK m. 67/4 uyarınca kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar; sekiz yıllık sürede bu, olağanüstü dava zamanaşımının on iki yıl olması sonucunu doğurur.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün mü?
Mümkündür. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir ve sanık beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Erteleme de iki yıl sınırına tabidir. TCK m. 163/3'ün alt sınırı bir yıl olduğu için somut ceza bu eşiklerin altında kalabilir.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Hırsızlık suçu (TCK m. 141-147)
- Yağma suçu (TCK m. 148-150)
- Mala zarar verme suçu (TCK m. 151-152)
- Hakkı olmayan yere tecavüz suçu (TCK m. 154)
- Güveni kötüye kullanma suçu (TCK m. 155)
- Dolandırıcılık suçu (TCK m. 157-159)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.