Cinsel saldırı suçu (TCK m. 102)
Yayın tarihi:
Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesi tek bir suç değil, ağırlığı birbirinden çok farklı üç kademe kurar: sarkıntılık, temel şekil ve vücuda organ veya sair bir cisim sokulması. Dosyanın hangi kademede görüleceği cezayı, görevli mahkemeyi, şikâyetin rol oynayıp oynamadığını ve zamanaşımını birlikte değiştirir. Bu rehber o kademeleri, aralarındaki sınırı ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bu sınırı çizerken kullandığı ölçütleri anlatır.
Kısaca
Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal etmek Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinde suç sayılmıştır. Temel şeklin cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir; cinsel davranış sarkıntılık düzeyinde kalırsa iki yıldan beş yıla kadar hapis verilir. Fiil vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleşmişse ceza on iki yıldan az olamaz. Birinci fıkradaki hâllerde soruşturma kural olarak mağdurun şikâyeti üzerine yürütülür; eylem üçüncü fıkradaki nitelikli hâllerden biriyle işlenmişse şikâyet aranmaz. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez.
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- Türk Ceza Kanunu m. 102 cinsel saldırıyı nasıl tanımlıyor?
- Sarkıntılık ile cinsel saldırının temel şekli arasındaki sınır nerede?
- TCK m. 102/2 nitelikli hâli ve suçun eşe karşı işlenmesi
- Cinsel saldırı suçunun cezası nedir?
- Şikâyet ve şikâyetten vazgeçme nasıl işliyor?
- Teşebbüs ile gönüllü vazgeçme arasındaki fark
- Cinsel saldırı suçu nasıl ispatlanır?
- Yargılamada öne çıkan usul kuralları
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Fıkraya göre değişir. TCK m. 102/1'de düzenlenen temel şekil ile sarkıntılık kural olarak mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur; ancak eylem TCK m. 102/3'teki nitelikli hâllerden biriyle işlenmişse soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlı değildir, resen yürütülür. TCK m. 102/2'deki vücuda organ veya sair bir cisim sokma resen soruşturulur; bu fiil yalnızca eşe karşı işlendiğinde soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlanmıştır.
Dayanak: TCK m. 102/1, m. 102/2, m. 102/3
- Şikâyet süresi
Şikâyete bağlı hâllerde altı ay. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar ve dava zamanaşımı süresini geçemez. TCK m. 102/2'nin eşe karşı işlenmediği hâllerde suç şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür.
Dayanak: TCK m. 73/1, m. 73/2
- Uzlaştırma
Hayır. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez. TCK m. 102 Kanunun cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bölümünde yer alır; bu nedenle sarkıntılık dâhil hiçbir fıkrası uzlaştırma kapsamına girmez.
Dayanak: CMK m. 253/3
- Görevli mahkeme
Fıkraya göre değişir. TCK m. 102/1'de cezanın üst sınırı on yıl olup on yılı aşmadığından hem temel şekle hem sarkıntılığa asliye ceza mahkemesi bakar. TCK m. 102/2 ile m. 102/5'te ceza on yıldan fazla hapsi veya ağırlaştırılmış müebbet hapsi gerektirdiği için görev ağır ceza mahkemesindedir. TCK m. 102/3'teki artırım görev belirlenirken hesaba katılmaz: ölçüt, ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanundaki üst sınırdır.
- Dava zamanaşımı
Fıkranın kendi üst sınırına göre belirlenir. Sarkıntılıkta üst sınır beş yıl olduğundan olağan dava zamanaşımı TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıldır; eylem TCK m. 102/3'teki bir nitelikli hâlle işlenmişse üst sınır yedi yıl altı aya çıkacağından süre m. 66/3 ile birlikte m. 66/1-d uyarınca on beş yıl olur. TCK m. 102/1'in temel şeklinde üst sınır on yıl olduğundan süre m. 66/1-d uyarınca on beş yıldır. TCK m. 102/2'de ise süreli hapsin kanundaki üst sınırı yirmi yıl olduğu ve bu sınır "yirmi yıldan az" sayılmadığı için süre m. 66/1-d değil m. 66/1-c uyarınca yirmi yıldır. TCK m. 102/5'te ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörüldüğü için süre m. 66/1-a uyarınca otuz yıldır.
Dayanak: TCK m. 66/1-a, m. 66/1-c, m. 66/1-d, m. 66/1-e, m. 66/3, m. 66/4, m. 49/1
- Adli para cezası
Hayır, seçenek değil. TCK m. 102'nin hiçbir fıkrası adli para cezasını hapse seçenek olarak öngörmez; yaptırım yalnızca hapistir. Adli para cezası ancak hükmolunan hapis cezası bir yıl veya daha az kalıp kısa süreli hapis cezası sayıldığında, seçenek yaptırıma çevirme yoluyla gündeme gelebilir (TCK m. 49/2, m. 50/1-a).
Dayanak: TCK m. 102, m. 49/2, m. 50/1
- HAGB ve erteleme
Sarkıntılıkta alt sınır iki yıl olduğundan, hükmolunan ceza indirimlerle iki yıl veya daha az kalırsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; bu hâlde denetim süresi beş yıldır. Erteleme için de sınır iki yıldır, ancak fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerde üst sınır üç yıla çıkar (TCK m. 51/1). TCK m. 102/1'in temel şeklinde alt sınır beş yıl, m. 102/2'de on iki yıl olduğundan bu fıkralarda eşiğe inilmesi beklenmez.
Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8
Türk Ceza Kanunu m. 102 cinsel saldırıyı nasıl tanımlıyor?
TCK m. 102/1'e göre suçun temel şeklini oluşturan hareket, cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal etmektir. Kanun hangi davranışların bu kapsama girdiğini tek tek saymaz; ölçütü uygulama belirler.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin kullandığı tanım şudur: suçun temel şekline ilişkin maddi unsuru, kişinin vücudu üzerinde gerçekleştirilen, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik ve fakat cinsel ilişkiye varmayan cinsel davranışlar oluşturur. (Yargıtay 9. CD, E. 2024/1277)1 Aynı kararda Daire, suçun oluşması için hareketlerin objektif olarak şehevi nitelikte bulunmasının yeterli olduğunu, failin arzularının fiilen tatmin edilmiş olmasının gerekmediğini belirtmiştir.1
Bu tanımın iki pratik sonucu vardır. 1) Failin sonuca ulaşamamış olması suçu ortadan kaldırmaz; bakılan şey davranışın kendisidir. 2) Fiziksel temas içermeyen söz ve davranışlar bu maddeye değil, cinsel taciz suçunu düzenleyen TCK m. 105'e girer.
Maddenin bugünkü hâli 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun'un 58. maddesiyle getirilmiştir. Değişiklikten önce temel şeklin cezası iki yıldan yedi yıla kadar hapisken, değişiklikle beş yıldan on yıla kadar hapse çıkarılmış ve maddeye sarkıntılık için ayrı bir aralık eklenmiştir.1 Suç tarihi 28.06.2014'ten önce olan dosyalarda hangi metnin uygulanacağı bu yüzden ayrıca tartışılır.
TCK m. 102 Kanunun cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bölümünde yer alır. Mağdurun onsekiz yaşını doldurmamış olması hâlinde eylem bu maddeye değil, çocukların cinsel istismarını düzenleyen TCK m. 103'e girer; iki madde birbirine paralel kurulmuş olsa da ceza aralıkları ve usul sonuçları farklıdır.
Sarkıntılık ile cinsel saldırının temel şekli arasındaki sınır nerede?
TCK m. 102/1'in ikinci cümlesi, cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde cezanın iki yıldan beş yıla kadar hapis olacağını söyler. Aynı fıkranın birinci cümlesindeki temel şeklin cezası ise beş yıldan on yıla kadar hapistir. Aradaki fark bir nitelikli hâl farkı değil, iki ayrı ceza aralığıdır; bu yüzden sınırın nereden geçtiği dosyanın en belirleyici sorusudur.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin ölçütü hareketin süresi ve devamlılığıdır. Daire, kıyafet üzerinden göğse, bele ve kalçaya dokunmaktan ibaret eylemleri, kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleştiği için TCK m. 102/1'in ikinci cümlesindeki sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı saymış; aynı fiilden birinci cümle uyarınca hüküm kurulmasını suç vasfının tayininde yanılgı olarak nitelendirip hükmü bozmuştur. (Yargıtay 9. CD, E. 2022/286)2
Buradan çıkan üç ölçüt şudur: 1) hareketin kısa süreli olması, 2) ani gerçekleşmesi, 3) kesintili olması, yani süreklilik göstermemesi. Bu üçü birlikte gerçekleştiğinde eylem sarkıntılık kademesinde kalır.
Nitelendirme yalnızca cezayı değil, davanın ne kadar süreyle görülebileceğini de değiştirir. Daire, sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunda TCK m. 102/1'in ikinci cümlesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre TCK m. 66/1-e gereği sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü belirlemiş ve süre dolduğu için kamu davasının düşmesine karar vermiştir. (Yargıtay 9. CD, E. 2024/5279)3
Sekiz yıllık süre sarkıntılığın yalın hâli içindir. Daire, sarkıntılık suretiyle cinsel saldırının ceza infaz kurumunda işlenmesi nedeniyle TCK m. 102/3-e'nin koşullarının oluştuğu bir dosyada, bu nedenle TCK m. 66/1-d gereği on beş yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü belirlemiştir. (Yargıtay 9. CD, E. 2025/3775)4
Aynı sonuç temel şekil için geçerli değildir: orada üst sınır on yıl olduğundan zamanaşımı TCK m. 66/1-d uyarınca on beş yıla çıkar. Nitelendirmedeki bir kademe fark, dosyanın zamanaşımından düşüp düşmeyeceğini tek başına belirleyebilir.
TCK m. 102/2 nitelikli hâli ve suçun eşe karşı işlenmesi
TCK m. 102/2, fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesini ayrı ve daha ağır bir kademe olarak düzenler; ceza on iki yıldan az olmamak üzere hapistir. Kanun üst sınır göstermediği için sınır, süreli hapis cezasının genel üst sınırı olan yirmi yıldır (TCK m. 49/1).
Yargıtay 9. Ceza Dairesine göre bu nitelikli hâl için vücuda vajinal, anal veya oral yoldan organ veya sair bir cismin ithal edilmesi gerekir.1 Daire, temel şeklin aksine bu fıkrada davranışın cinsel arzuların tatmini amacına yönelik olmasının şart olmadığını ayrıca belirtmiştir.1 Bu ayrım, cinsel amaç bulunmadığı savunmasının ikinci fıkra bakımından sonuç doğurmadığı anlamına gelir.
Maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde soruşturma ve kovuşturmanın yapılmasını mağdurun şikâyetine bağlar. Daire bu cümleyi dar okumaktadır: eşe karşı işlenen cinsel suçlarda eylemin yalnızca nitelikli hâlinin TCK m. 102/2'nin ikinci cümlesine göre düzenlendiğini ve takibinin şikâyete bağlı olduğunu, TCK m. 102/1'de düzenlenen cinsel saldırı suçunun eşe karşı işlenmesi hâline ilişkin ise herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığını saptamıştır.1
Aynı kararda Daire, cinsel saldırı için başvurulan cebrin ayrıca kasten yaralama suçunu oluşturduğu bir olayda, kasten yaralamadan verilen beraat kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve bu suçtan hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir.1 TCK m. 102/4 de aynı yönde bir kural koyar: cebir ve şiddet kasten yaralama suçunun ağır neticelerine yol açmışsa ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.
Cinsel saldırı suçunun cezası nedir?
Ceza fıkraya göre değişir. TCK m. 102/1'in birinci cümlesindeki temel şekilde beş yıldan on yıla kadar, ikinci cümlesindeki sarkıntılıkta iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörülmüştür. TCK m. 102/2'de ceza on iki yıldan az olmamak üzere hapistir. TCK m. 102/5'e göre suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Kanun hiçbir fıkrada adli para cezasını seçenek olarak öngörmez.
TCK m. 102/3 beş artırım sebebi sayar: 1) fiilin beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi, 2) kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması, 3) üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi, 4) silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, 5) insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanılması. Bu hâllerde yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.
Artırım bentlerinin doğru bende oturtulması önemlidir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, eylemin silahla gerçekleştirildiği kabul edilmesine rağmen hükümde uygulama maddesinin TCK m. 102/3-d yerine m. 102/3-b olarak gösterilmesini hukuka aykırı bulmuş ve bu ibareyi düzelterek hükmü onamıştır. (Yargıtay 9. CD, E. 2024/10233)5 Silah TCK m. 102/3-d'nin, kamu görevinin, vesayetin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması ise m. 102/3-b'nin konusudur.
TCK m. 102/3-a'daki "kendisini savunamayacak durum" bakımından Daire, alkolün etkisi altında bulunan mağdura yönelik eylemde, mağdurun eylemin bir aşamasında uyanmış olmasının kendini savunabilecek durumda olduğu anlamına gelmeyeceğini belirtmiş ve cezadan m. 102/3-a uyarınca artırım yapılması gerektiğini saptamıştır. (Yargıtay 9. CD, E. 2025/5595)6 Dairenin bu dosyada dayandığı olgular, olay günü alkol kullanımının sabit olması ve sanığın kabul ettiği mesaj içeriklerine göre mağdurun alkol nedeniyle kendinde olmamasıdır.6
Sonuç cezayı belirleyen son unsur genel hükümlerdir. Eylemler bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı tekrarlanmışsa zincirleme suça ilişkin TCK m. 43/1 uyarınca artırım yapılır; ancak bu artırımın yargılama sırasında sanığa duyurulmuş olması gerekir. (Yargıtay 9. CD, E. 2025/3205)7
Şikâyet ve şikâyetten vazgeçme nasıl işliyor?
TCK m. 102/1 soruşturma ve kovuşturmayı mağdurun şikâyeti koşuluna bağlar. Bu kural fıkranın her iki cümlesi için geçerlidir: Yargıtay 9. Ceza Dairesi hem temel şekil bakımından (Yargıtay 9. CD, E. 2025/6610)8 hem de TCK m. 102/1'in ikinci cümlesindeki sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı bakımından (Yargıtay 9. CD, E. 2025/1700)9 suçun soruşturma ile kovuşturmasının şikâyete tabi olduğunu belirtmiştir. TCK m. 102/2'de ise şikâyet yalnızca fiil eşe karşı işlenmişse aranır.
Şikâyet koşulu TCK m. 102/3'teki nitelikli hâller bakımından ortadan kalkar. Daire, hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle işlenen ve TCK m. 102/1 ile m. 102/3-b kapsamında kalan bir eylemde, atılı suçun soruşturma ile kovuşturmasının şikâyete bağlı olmadığını belirtmiş; suçun takibini şikâyete tabi sayıp vazgeçme nedeniyle düşme kararı veren mahkemenin yaklaşımını hukuka aykırı bulmuş, aleyhe temyiz bulunmadığı için bunu bozma sebebi yapmamıştır. (Yargıtay 9. CD, E. 2025/1139)10 Bunun pratik sonucu şudur: artırım bentlerinden biri gerçekleşmişse şikâyet yokluğu ya da şikâyetten vazgeçme dosyayı kapatmaz.
Şikâyet süresi TCK m. 73/1 uyarınca altı aydır ve m. 73/2'ye göre bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar; dava zamanaşımı süresini geçemez.
Şikâyetten vazgeçme dosyayı kendiliğinden kapatmaz. Daire, hükümden sonra temyiz aşamasında sunulan bir vazgeçme dilekçesi üzerine iki ayrı araştırma istemektedir: 1) vazgeçmenin tehdit, baskı gibi iradeyi sakatlayan bir nedene dayalı olup olmadığı, 2) TCK m. 73/6 uyarınca sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediği.8 Bu iki nokta aydınlatılmadan hukuki durum belirlenemez.
Aynı çizgi sarkıntılık dosyalarında da uygulanır. Daire, mağdur vekilinin temyiz aşamasında sunduğu vazgeçme dilekçesi üzerine iradenin sakatlanıp sakatlanmadığının araştırılmasını ve sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorulmasını zorunlu görerek hükmü bozmuştur.9 Bir başka dosyada aynı gerekçe, vasfın sarkıntılık olarak düzeltilmesi gereğiyle birlikte bozma sebebi yapılmıştır.2
Uzlaştırma bu suçta hiçbir fıkra bakımından mümkün değildir. CMK m. 253/3, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğini açıkça yazar; TCK m. 102 bu bölümde düzenlenmiştir.
Teşebbüs ile gönüllü vazgeçme arasındaki fark
TCK m. 102/2'ye yönelen bir icra hareketi tamamlanmadan kesilmişse iki ihtimal vardır. Fail, elinde olmayan nedenlerle sonuca ulaşamamışsa teşebbüsten sorumlu tutulur (TCK m. 35). Buna karşılık icra hareketlerini kendi iradesiyle kesmişse TCK m. 36'daki gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır ve fail yalnız o ana kadar gerçekleşen eylemlerden sorumlu olur.
Yargıtay 9. Ceza Dairesinin ayrımı yaparken kullandığı ölçüt, failin eylemini sonuna kadar götürebilme imkânının bulunup bulunmadığıdır. Daire, sanığın eylemlerini sonuna kadar götürebilme imkânı bulunduğu hâlde mağdurun aşılabilir mukavemeti dışında ciddi bir engel neden olmaksızın eylemine kendiliğinden son verdiği olayda, TCK m. 36'daki gönüllü vazgeçme hükümleri gözetilerek o ana kadar gerçekleşen eylemlerin TCK m. 102/1 ve m. 102/3-a kapsamında cinsel saldırı suçunu oluşturduğunu belirtmiş ve nitelikli cinsel saldırıya teşebbüsten kurulan hükmü bozmuştur. (Yargıtay 9. CD, E. 2025/1156)11
Ölçütün pratik anlamı şudur: mağdurun direnci tek başına "engel neden" sayılmaz. Direnç failin aşabileceği ölçüde kalmış ve fail buna rağmen durmuşsa, ortada teşebbüs değil gönüllü vazgeçme vardır. Buna karşılık üçüncü bir kişinin müdahalesi, yakalanma veya benzeri harici bir engel devreye girmişse eylem teşebbüs aşamasında kalmış sayılır.
Bu ayrım cezanın hesabını kökten değiştirir: gönüllü vazgeçmede TCK m. 102/2'nin on iki yıldan başlayan aralığı hiç uygulanmaz, sorumluluk gerçekleşen eylemlerin karşılığı olan fıkra üzerinden kurulur.
Cinsel saldırı suçu nasıl ispatlanır?
Bu dosyalarda çoğu zaman tek doğrudan delil mağdurun beyanıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin kararlarından çıkan ölçütler, o beyanın nasıl toplanacağı ve neyle destekleneceği üzerinde yoğunlaşır.
- 1) Beyan duruşmada alınmalıdır. Daire, CMK m. 217/1 ve m. 210/1'i birlikte anarak, mağdur ve tanık beyanları suçun sübutu ile maddi gerçeğin ortaya çıkması açısından belirleyici delil niteliğindeyse bu kişilerin olaya ilişkin ayrıntılı beyanları alınmadan hüküm kurulamayacağını belirtmiştir. (Yargıtay 9. CD, E. 2021/25284)12
- 2) Olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaretse o tanık duruşmada mutlaka dinlenir; daha önceki dinlemeye ilişkin tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçmez (CMK m. 210/1).12
- 3) Mağdurun olayı ilk anlattığı kişiler dinlenmelidir. Daire, olayın geçtiği evde bulunanların, mağdurun yakınlarının ve olayı anlattığı rehber öğretmeninin tanık olarak dinlenmesi gerektiğini, bu yapılmadan kurulan hükmün eksik araştırmaya dayandığını saptamıştır. (Yargıtay 9. CD, E. 2022/13764)13
- 4) Adli raporlar, tutanaklar ve aşamalardaki ifadeler birlikte değerlendirilir; nitelendirme bu bütünden çıkarılır.11
- 5) Mesaj içerikleri gibi yazılı kayıtlar, mağdurun olay anındaki durumunu ortaya koymakta kullanılabilir; Daire alkolün etkisiyle kendinde olmama hâlini sanığın kabul ettiği mesaj içeriklerine dayandırmıştır.6
- 6) Eylemin süresi ve devamlılığı ayrıca tespit edilmelidir; kısa süreli, ani ve kesintili olup olmadığı sarkıntılık ile temel şekil arasındaki nitelendirmeyi belirler.2
Yargılamada öne çıkan usul kuralları
Cezanın ağırlığı bu dosyalarda bazı usul güvencelerini kendiliğinden devreye sokar. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, TCK m. 102/1'in birinci cümlesi ile m. 102/3-d uyarınca yargılanan bir sanık bakımından, öngörülen hapis cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle, istemi olup olmadığına bakılmaksızın CMK m. 150/3 uyarınca müdafi atanmasının zorunlu olduğunu; müdafi tayin edilmeden yargılamaya devam edilip mahkûmiyet kurulmasının savunma hakkını kısıtladığını belirterek hükmü bozmuştur. (Yargıtay 9. CD, E. 2025/3383)14
İkinci güvence ek savunma hakkıdır. Daire, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez gerçekleşen eylemlerde, sanığa ya da müdafiine CMK m. 226 uyarınca ek savunma hakkı verilmeksizin temel cezanın zincirleme suça ilişkin TCK m. 43/1 ile artırılmasını savunma hakkının kısıtlanması saymış ve hükmü bozmuştur.7 Aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca bu bildirimler sanığa ve varsa müdafiine yapılır.
Üçüncüsü, erteleme değerlendirmesinin sanığın yaşına göre yapılmasıdır. Daire, suç tarihi itibarıyla altmışbeş yaşından büyük olan sanık bakımından TCK m. 51/1'in ikinci cümlesi uyarınca erteleme üst sınırının üç yıl olduğunu; bu gözetilmeden cezanın iki yıldan fazla olması gerekçesiyle erteleme hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. (Yargıtay 9. CD, E. 2025/879)15
Zamanaşımı denetimi ise resen yapılır. Bozma üzerine yeniden yargılanan dosyalarda, zamanaşımını kesen son işlemden sonraki sürenin dolup dolmadığı her aşamada gözetilir; süre dolmuşsa CMK m. 223/8 uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilir.3
Son olarak görev kuralı: TCK m. 102/1'de üst sınır on yıl olduğu ve on yılı aşmadığı için dava asliye ceza mahkemesinde görülür; TCK m. 102/2 ve m. 102/5'te ise görev ağır ceza mahkemesindedir. 5235 sayılı Kanun m. 14 uyarınca m. 102/3'teki artırım görev belirlenirken hesaba katılmaz.
İlgili mevzuat
Madde 102- (Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.)
(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
(3) Suçun;
a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 7 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 10 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 14- Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Cinsel saldırının tanımı, m. 102/2'nin kapsamı ve suçun eşe karşı işlenmesiYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2024/1277 · K. 2025/565 ·
Daire, TCK m. 102'nin 6545 sayılı Kanun öncesi ve sonrası metinlerini karşılaştırdıktan sonra suçun temel şeklinin maddi unsurunu tanımladı: kişinin vücudu üzerinde gerçekleştirilen, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik ve cinsel ilişkiye varmayan cinsel davranışlar. Hareketlerin objektif olarak şehevi nitelikte bulunmasının yeterli olduğunu, failin arzularının fiilen tatmin edilmesinin gerekmediğini belirtti. İkinci fıkra bakımından vücuda vajinal, anal veya oral yoldan organ ya da sair bir cismin ithal edilmesinin arandığını, bu fıkrada davranışın cinsel amaca yönelik olmasının şart olmadığını saptadı. Eşe karşı işlenen cinsel suçlarda yalnızca nitelikli hâlin m. 102/2'nin ikinci cümlesinde düzenlendiğini ve şikâyete bağlı olduğunu, m. 102/1'in eşe karşı işlenmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını belirterek hükmü bozdu.
Sonuç: Temel şekilde cinsel amaç aranır, m. 102/2'de aranmaz; eşe karşı şikâyet koşulu yalnız m. 102/2 için öngörülmüştür.
2.Kısa süreli, ani ve kesintili temas sarkıntılık sayılırYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2022/286 · K. 2026/818 ·
Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin sarkıntılık kabulünü kaldırarak sanığı TCK m. 102/1'in birinci cümlesindeki cinsel saldırı suçundan mahkûm etmişti. Daire, kıyafet üzerinden göğse, bele ve kalçaya dokunmaktan ibaret eylemlerin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle m. 102/1'in ikinci cümlesindeki sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğunu, suç vasfının tayininde yanılgıya düşüldüğünü belirtti. Dosyada ayrıca temyiz aşamasında sunulan bir şikâyetten vazgeçme dilekçesi bulunduğundan, hukuki durumun bu yönden de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini saptadı.
Sonuç: Sarkıntılık ile temel şekli ayıran ölçüt hareketin kısa süreli, ani ve kesintili olup olmadığıdır.
3.Sarkıntılıkta olağan dava zamanaşımı sekiz yıldırYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2024/5279 · K. 2025/2345 ·
Bozma üzerine yeniden kurulan mahkûmiyet hükmünün temyizinde Daire, eylemin TCK m. 102/1'in ikinci cümlesindeki sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğunu ve bu madde uyarınca belirlenecek cezanın türü ile üst haddine göre TCK m. 66/1-e gereği sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü belirledi. Zamanaşımını kesen son işlemin bozma öncesi mahkûmiyet tarihi olduğunu, o tarihten ikinci mahkûmiyet tarihine kadar sekiz yılın dolduğunu saptayarak hükmü bozdu ve kamu davasının düşmesine karar verdi.
Sonuç: Sarkıntılıkta üst sınır beş yıl olduğu için dava sekiz yılda zamanaşımına uğrar; nitelendirme doğrudan düşme sonucunu doğurabilir.
4.Nitelikli hâlle işlenen sarkıntılıkta zamanaşımı on beş yıldırYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2025/3775 · K. 2025/6680 ·
Bozma üzerine yeniden kurulan mahkûmiyet hükmünün temyizinde Daire, sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunun ceza infaz kurumunda işlenmesi nedeniyle TCK m. 102/3-e'nin koşullarının oluştuğunu, bu nedenle TCK m. 66/1-d gereği on beş yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü ve ilk mahkûmiyet ile bozma sonrası ikinci mahkûmiyet arasında bu sürenin dolmadığını belirledi. Koşulları oluştuğu hâlde m. 102/3-e'nin uygulama dışı bırakılmasını aleyhe temyiz bulunmadığı için bozma nedeni yapmayarak hükmü onadı; aynı dosyada hakaret suçundan kurulan hüküm bakımından TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık sürenin dolduğunu saptayarak kamu davasının düşmesine karar verdi.
Sonuç: Sarkıntılık m. 102/3'teki bir nitelikli hâlle işlenmişse olağan zamanaşımı sekiz yıl değil on beş yıldır.
5.Silahla işleme m. 102/3-d'dir, m. 102/3-b değilYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2024/10233 · K. 2025/3292 ·
Mahkeme, sanığın eylemini silahla gerçekleştirdiğini kabul etmiş, ancak hüküm kısmında uygulama maddesini TCK m. 102/3-d yerine m. 102/3-b olarak göstermişti. Daire bunu Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün bir hukuka aykırılık saydı; hükmü bozup ilgili ibareyi m. 102/3-d ile değiştirerek düzelterek onadı. Aynı dosyada tehdit suçundan kurulan hüküm bakımından TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan zamanaşımının dolduğunu saptayarak kamu davasının düşmesine karar verdi.
Sonuç: Artırım bendinin doğru gösterilmesi zorunludur; silah m. 102/3-d, nüfuzun kötüye kullanılması m. 102/3-b kapsamındadır.
6.Eylemin bir aşamasında uyanmak m. 102/3-a artırımını kaldırmazYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2025/5595 · K. 2025/9121 ·
Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, TCK m. 102/3-a artırımı uygulanmamıştı. Daire, tarafların beyanlarından olay günü alkol kullanımının sabit olduğunu, sanığın kabul ettiği mesaj içeriklerine göre mağdurun alkol nedeniyle kendinde olmadığını; eylem başladıktan sonra mağdurun bir aşamada uyanmış olmasının kendini savunabilecek durumda olduğu anlamına gelmeyeceğini belirterek hükmolunan cezadan m. 102/3-a uyarınca artırım yapılması gerektiğini saptadı ve kararı oy çokluğuyla bozdu.
Sonuç: Eylem başladıktan sonra mağdurun bir aşamada uyanmış olması, kendini savunabilecek durumda olduğu anlamına gelmez.
7.Zincirleme suç artırımı ek savunma hakkı verilmeden uygulanamazYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2025/3205 · K. 2025/5129 ·
Mahkeme, sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan belirlediği temel cezayı zincirleme suça ilişkin TCK m. 43/1 ile artırmıştı. Daire, CMK m. 226/4'ün bildirimlerin sanığa ve varsa müdafiine yapılacağına ilişkin hükmünü anarak, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez gerçekleşen eylemlerde sanığa ya da müdafiine m. 226 uyarınca ek savunma hakkı verilmeksizin zincirleme suç artırımı yapılmasının savunma hakkını kısıtladığını belirterek hükmü bozdu.
Sonuç: Zincirleme suç artırımı duruşmada duyurulmadan uygulanırsa hüküm savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozulur.
8.Şikâyetten vazgeçmede irade ve sanığın kabulü araştırılmalıdırYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2025/6610 · K. 2025/8681 ·
Daire önce hükmü onamış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise katılanın hükümden sonra sunduğu şikâyetten vazgeçme dilekçesi nedeniyle bozma gerektiğini ileri sürerek itiraz etmişti. Daire itirazı yerinde buldu: TCK m. 102/1'de düzenlenen cinsel saldırı suçunun soruşturma ile kovuşturmasının şikâyete tabi olduğunu, vazgeçmenin tehdit veya baskı gibi iradeyi sakatlayan bir nedene dayalı olup olmadığının araştırılması ve TCK m. 73/6 uyarınca sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorulması gerektiğini belirtti; kendi onama ilâmını kaldırarak hükmü bozdu.
Sonuç: Vazgeçme dilekçesi tek başına dosyayı kapatmaz; iradenin serbestliği ve sanığın kabulü ayrıca denetlenir.
9.Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı da şikâyete tabidirYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2025/1700 · K. 2025/6770 ·
İlk derece mahkemesi beraat kararı vermiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırarak sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan mahkûmiyet kurmuştu. Daire, TCK m. 102/1'in ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunun soruşturma ile kovuşturmasının şikâyete tabi olduğunu belirtti; temyiz aşamasında sunulan vazgeçme dilekçesi karşısında iradenin sakatlanıp sakatlanmadığı araştırılmadan ve TCK m. 73/6 uyarınca sanığa sorulmadan hukuki durumun belirlenemeyeceğini saptayarak hükmü bozdu.
Sonuç: Şikâyet koşulu m. 102/1'in her iki cümlesi için geçerlidir; sarkıntılık ayrık tutulmamıştır.
10.Nitelikli hâlle işlenen m. 102/1 suçu şikâyete bağlı değildirYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2025/1139 · K. 2025/4184 ·
İlk derece mahkemesi, şikâyetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşmesine karar vermişti. Daire, hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle işlenen eylemin TCK m. 102/1 ile m. 102/3-b kapsamında cinsel saldırı suçunu oluşturduğunu ve atılı suçun soruşturma ile kovuşturmasının şikâyete bağlı olmadığını belirtti; suçun takibinin şikâyete tabi sayılarak düşme kararı verilmesini hukuka aykırı buldu, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bunu bozma nedeni yapmayıp hükmü onadı.
Sonuç: TCK m. 102/3'teki bir nitelikli hâl varsa şikâyet yokluğu veya vazgeçme davayı düşürmez; takip resendir.
11.Aşılabilir direnç karşısında durmak teşebbüs değil gönüllü vazgeçmedirYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2025/1156 · K. 2025/6349 ·
Sanık nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkûm edilmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire, mağdurun aşamalardaki ifadeleri ile adli raporları ve tutanakları birlikte değerlendirerek, sanığın eylemlerini sonuna kadar götürebilme imkânı bulunduğu hâlde mağdurun aşılabilir mukavemeti dışında ciddi bir engel neden olmaksızın eylemine kendiliğinden son verdiğini saptadı. TCK m. 36'daki gönüllü vazgeçme hükümleri gözetilerek o ana kadar gerçekleşen eylemlerin m. 102/1 ve m. 102/3-a kapsamında cinsel saldırı suçunu oluşturduğunu belirterek hükmü bozdu.
Sonuç: Mağdurun aşılabilir direnci engel neden sayılmaz; fail kendi iradesiyle durmuşsa m. 102/2'ye teşebbüs kurulamaz.
12.Belirleyici mağdur ve tanık beyanı duruşmada alınmadan hüküm kurulamazYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2021/25284 · K. 2025/3444 ·
Daire, CMK m. 217/1'deki hâkimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceği kuralı ile m. 210/1'deki olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaretse o tanığın duruşmada mutlaka dinleneceği kuralını birlikte andı. Somut olayda mağdur ve tanık beyanlarının suçun sübutu ile maddi gerçeğin ortaya çıkması açısından belirleyici delil niteliğinde olduğunu, bu kişilerin olaya ilişkin ayrıntılı beyanları alınmadan eksik araştırma ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek hükmü bozdu.
Sonuç: Tek belirleyici delil beyansa, tutanağın okunması dinleme yerine geçmez; beyan duruşmada alınır.
13.Mağdurun olayı anlattığı kişiler tanık olarak dinlenmelidirYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2022/13764 · K. 2025/5339 ·
Sanık cinsel saldırı suçundan mahkûm edilmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire, olay günü olayın geçtiği evde bulunan kişilerin, mağdurun yakınlarının ve mağdurun olayı anlattığı rehber öğretmeninin tanık olarak dinlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğini; bu yapılmadan eksik araştırma ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Mağdurun olayı ilk anlattığı kişilerin beyanı dosyada toplanmadan sübut değerlendirmesi tamamlanmış sayılmaz.
14.Alt sınırı beş yılı aşan cinsel saldırıda müdafi zorunludurYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2025/3383 · K. 2025/6970 ·
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, TCK m. 102/1'in birinci cümlesi ile m. 102/3-d uyarınca yargılanan sanığa zorunlu müdafi atanmadığı gerekçesiyle Dairenin onama ilâmına itiraz etmişti. Daire itirazı kabul etti: suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle, adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında ve sanığın istemi olup olmadığına bakılmaksızın CMK m. 150/3 uyarınca müdafi atanmasının zorunlu olduğunu, müdafi tayin edilmeden yargılamaya devam edilmesinin savunma hakkını kısıtladığını belirterek kendi onama ilâmını kaldırdı ve hükmü bozdu.
Sonuç: Alt sınırı beş yılı aşan cinsel saldırı yargılamasında müdafi, sanık istemese de resen görevlendirilir.
15.Altmışbeş yaşını bitirenlerde erteleme üst sınırı üç yıldırYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2025/879 · K. 2025/4961 ·
Mahkeme, sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan hükmettiği cezanın iki yıldan fazla olduğu gerekçesiyle erteleme hükümlerini uygulamamıştı. Daire, suç tarihi itibarıyla altmışbeş yaşından büyük olan sanık bakımından TCK m. 51'in birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca hapis cezasının erteleme üst sınırının üç yıl olduğunu, erteleme koşullarının buna göre değerlendirilip tartışılması gerektiğini belirterek hükmü bozdu. Aynı dosyada cinsel taciz suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bakımından TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık zamanaşımının dolduğunu saptayarak kamu davasının düşmesine karar verdi.
Sonuç: Erteleme sınırı herkes için iki yıl değildir; onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş sanıkta üç yıldır.
Sık sorulan sorular
Cinsel saldırı suçunun cezası nedir?
Ceza fıkraya göre değişir. TCK m. 102/1'in birinci cümlesindeki temel şekilde beş yıldan on yıla kadar, ikinci cümlesindeki sarkıntılıkta iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörülmüştür. Fiil vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmişse TCK m. 102/2 uyarınca ceza on iki yıldan az olamaz. Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde TCK m. 102/5 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Sarkıntılık ile cinsel saldırı arasındaki fark nedir?
Fark hareketin süresi ve devamlılığındadır. Yargıtay 9. Ceza Dairesine göre kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşen cinsel davranışlar TCK m. 102/1'in ikinci cümlesindeki sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturur; bu ölçütü karşılamayan davranışlar ise aynı fıkranın birinci cümlesindeki temel şekle girer. Ayrım cezayı değiştirdiği gibi dava zamanaşımı süresini de değiştirir.
Cinsel saldırı suçu şikâyete tabi mi?
TCK m. 102/1'de düzenlenen temel şekil ile sarkıntılık kural olarak mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur. Eylem TCK m. 102/3'teki nitelikli hâllerden biriyle işlenmişse şikâyet aranmaz; Yargıtay 9. Ceza Dairesine göre bu hâlde suçun soruşturma ile kovuşturması şikâyete bağlı değildir. TCK m. 102/2'deki vücuda organ veya sair bir cisim sokma ise kural olarak resen soruşturulur; bu fiil yalnızca eşe karşı işlendiğinde soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
Şikâyet süresi ne kadardır?
TCK m. 73/1 uyarınca altı aydır. TCK m. 73/2'ye göre bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar ve dava zamanaşımı süresini geçemez. Suçun şikâyete bağlı olmadığı hâllerde şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür.
Şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Kendiliğinden düşmez. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, şikâyete bağlı cinsel saldırı dosyalarında sunulan vazgeçme dilekçesi üzerine iki noktanın araştırılmasını istemektedir: vazgeçmenin tehdit veya baskı gibi iradeyi sakatlayan bir nedene dayanıp dayanmadığı ve TCK m. 73/6 uyarınca sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediği. Bu iki husus aydınlatılmadan sanığın hukuki durumu belirlenemez.
Bu suçta uzlaştırma mümkün mü?
Hayır. CMK m. 253/3, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğini düzenler. TCK m. 102 Kanunun cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bölümünde yer aldığından, sarkıntılık dâhil hiçbir fıkrası uzlaştırma kapsamına girmez.
Cinsel saldırı davasına hangi mahkeme bakar?
TCK m. 102/1'de cezanın üst sınırı on yıldır ve on yılı aşmadığından hem temel şekle hem sarkıntılığa asliye ceza mahkemesi bakar. TCK m. 102/2 ve m. 102/5'te ceza on yıldan fazla hapsi veya ağırlaştırılmış müebbet hapsi gerektirdiği için görev ağır ceza mahkemesindedir. 5235 sayılı Kanun m. 14 uyarınca görev belirlenirken ağırlaştırıcı nedenler gözetilmez; bu nedenle TCK m. 102/3'teki artırım hesaba katılmaz.
Cinsel saldırı suçunda dava zamanaşımı kaç yıldır?
Fıkranın üst sınırına göre değişir. Sarkıntılıkta üst sınır beş yıl olduğundan TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıldır; Yargıtay 9. Ceza Dairesi de bu süreyi uygulamaktadır. Sarkıntılık TCK m. 102/3'teki bir nitelikli hâlle işlenmişse üst sınır yedi yıl altı aya çıkar ve TCK m. 66/3 ile m. 66/1-d uyarınca süre on beş yıl olur. TCK m. 102/1'in temel şeklinde üst sınır on yıl olduğundan süre TCK m. 66/1-d uyarınca on beş yıldır. TCK m. 102/2'de süreli hapsin genel üst sınırı yirmi yıldır; bu sınır yirmi yıldan az sayılmadığı için süre TCK m. 66/1-c uyarınca yirmi yıldır. TCK m. 102/5'te ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörüldüğü için süre TCK m. 66/1-a uyarınca otuz yıldır.
Bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün mü?
Yalnız hükmolunan ceza eşiğin altında kalırsa. CMK m. 231/5'e göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; bu hâlde denetim süresi beş yıldır. Alt sınırı iki yıl olan sarkıntılıkta bu eşiğe inilebilir, alt sınırı beş yıl olan temel şekilde ve on iki yıl olan m. 102/2'de beklenmez. Erteleme sınırı da iki yıldır; ancak fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerde TCK m. 51/1 uyarınca üç yıla çıkar.
Cinsel saldırı suçunda adli para cezası verilebilir mi?
TCK m. 102 hiçbir fıkrasında adli para cezasını hapse seçenek olarak öngörmez; yaptırım yalnızca hapistir. Adli para cezası ancak hükmolunan hapis cezası bir yıl veya daha az kalıp TCK m. 49/2 anlamında kısa süreli hapis cezası sayıldığında, TCK m. 50/1-a uyarınca seçenek yaptırıma çevirme yoluyla gündeme gelebilir.
Sanığa avukat atanması zorunlu mu?
Cezanın alt sınırı belirleyicidir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, TCK m. 102/1'in birinci cümlesi ile m. 102/3-d uyarınca yargılanan bir sanık bakımından, öngörülen hapis cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olması nedeniyle sanığın istemi olup olmadığına bakılmaksızın CMK m. 150/3 uyarınca müdafi atanmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Müdafi tayin edilmeden kurulan mahkûmiyet savunma hakkının kısıtlanması sayılır.
Eylem tamamlanmadan sona ermişse ne olur?
İki ihtimal ayrılır. Fail elinde olmayan bir nedenle sonuca ulaşamamışsa TCK m. 35 uyarınca teşebbüsten sorumlu olur. Buna karşılık Yargıtay 9. Ceza Dairesine göre, eylemi sonuna kadar götürebilme imkânı bulunduğu hâlde mağdurun aşılabilir direnci dışında ciddi bir engel olmaksızın kendiliğinden duran fail bakımından TCK m. 36'daki gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır ve sorumluluk yalnız o ana kadar gerçekleşen eylemler üzerinden kurulur.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Çocukların cinsel istismarı suçu (TCK m. 103)
- Cinsel taciz suçu (TCK m. 105)
- Tehdit suçu (TCK m. 106)
- Şantaj suçu (TCK m. 107)
- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK m. 109)
- Konut dokunulmazlığının ihlali suçu (TCK m. 116)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.