İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK m. 109)

Yayın tarihi:

Bu rehber, bir kimsenin bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılması suçunun kanuni tanımını, cezasını, nitelikli hâllerini ve Yargıtay'ın uygulamada aradığı ölçütleri anlatır. Suçun başka bir suçun yanında ne zaman ayrıca cezalandırıldığı, tek fiille birden fazla mağdura karşı işlenmesinin sonucu ve TCK m. 110'daki etkin pişmanlık hükmünün koşulları üzerinde durur.

Kısaca

Türk Ceza Kanunu m. 109, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakma suçunu düzenler. Temel şekli bir yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılır. Fail fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa ceza iki yıldan yedi yıla çıkar. Silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte ya da çocuğa karşı işlenmesi gibi hâllerde ceza bir kat artırılır. Suç cinsel amaçla işlenirse cezalar ayrıca yarı oranında artırılır. Soruşturmaya başlanmadan önce mağduru şahsına zarar vermeksizin güvenli bir yerde kendiliğinden serbest bırakan failin cezasının üçte ikisine kadarı indirilir.

Bu sayfada

Süreler ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Şikâyete tabi mi?

Hayır. TCK m. 109 metninde soruşturma ve kovuşturmayı şikâyete bağlayan bir hüküm yoktur; suç resen soruşturulur. Mağdurun şikâyetten vazgeçmesi kamu davasını düşürmez.

Dayanak: TCK m. 109

Şikâyet süresi

Şikâyet süresi işlemez. TCK m. 73/1'deki altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir; TCK m. 109 bu suçlardan değildir.

Dayanak: TCK m. 73/1

Uzlaştırma

Hayır. CMK m. 253/1-a yalnız şikâyete bağlı suçları kapsar; TCK m. 109 şikâyete bağlı değildir. CMK m. 253/1-b'de Türk Ceza Kanunu'ndan tek tek sayılan suçlar arasında da TCK m. 109 yer almaz.

Dayanak: CMK m. 253/1-a, m. 253/1-b

Görevli mahkeme

Asliye ceza mahkemesi. 5235 sayılı Kanun m. 14 uyarınca görev belirlenirken artırım ve indirim sebepleri gözetilmez; TCK m. 109/2'nin üst sınırı yedi yıl olduğundan m. 12'deki on yıl eşiği aşılmaz. Alıkoyma, ağır cezanın görevine giren yağma veya cinsel istismar gibi bir suçla birlikte işlenmişse, CMK m. 9 uyarınca davalar birleştirilmek suretiyle yüksek görevli ağır ceza mahkemesinde açılabilir.

Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11, m. 12, m. 14; CMK m. 9

Dava zamanaşımı

TCK m. 109/1 bakımından sekiz yıl, m. 109/2 bakımından on beş yıldır. TCK m. 66/3 uyarınca süre belirlenirken dosyadaki delillere göre m. 109/3'teki nitelikli hâller de gözetilir; nitelikli hâl varsa süre on beş yıla çıkar. Bu süreler m. 109/3'teki nitelikli hâller bakımındandır; m. 109/5'teki cinsel amaç artırımının uygulandığı dosyalarda süre ayrıca değerlendirilir. Zamanaşımı kesilirse süre en fazla yarısına kadar uzar.

Dayanak: TCK m. 66/1-d,e; m. 66/3-4; m. 67/4

Adli para cezası

Seçenek değil. TCK m. 109 hapis cezasının yanında adli para cezasını seçenek olarak öngörmez. TCK m. 109/4'teki bin güne kadar adli para cezası yalnız mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybı varsa ve hapis cezasına ek olarak hükmedilir.

Dayanak: TCK m. 109/4

HAGB ve erteleme

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olması gerekir (CMK m. 231/5); erteleme eşiği de TCK m. 51/1'e göre iki yıldır. Belirleyici olan maddedeki sınır değil hükmolunan cezadır: m. 109/2'de ve nitelikli hâllerde de somut ceza takdiri indirimle iki yılın altına inebilir. Geri bırakma kararı verilirse denetim süresi beş yıldır.

Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8

Türk Ceza Kanunu m. 109 hangi fiilleri cezalandırıyor?

TCK m. 109/1 tek bir suç tanımlar ama bu suç iki ayrı hareketle işlenebilir: bir kimseyi bir yere gitmek hürriyetinden yoksun bırakmak ya da bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak. İkisi de tek başına yeterlidir. Korunan değer kişinin bir yerde kalma ve bir yere gitme konusunda tercihte bulunma serbestisidir; suç, bu serbestinin fiilen ortadan kaldırılmasıyla oluşur.

Fiilin hukuka aykırı olması şarttır. Ceza muhakemesi kurallarına uygun bir gözaltı veya tutuklama hukuka uygundur ve suç oluşturmaz. Aynı şekilde mağdur o yerde kendi rızasıyla bulunuyorsa suç yoktur. Belirleyici olan, rızanın hangi ana kadar sürdüğüdür: başlangıçta rızayla kurulan bir durum, rızanın sona erdiği andan itibaren suça dönüşür. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, katılanın sanığın aracına kendi rızasıyla bindiği, tartışma çıkması üzerine sanığın araçtan inmesine müsaade etmediği olayda suçun oluştuğunu kabul etmiştir. (Yargıtay 8. CD, E. 2023/4499)1

TCK m. 109/2, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanılmasını daha ağır cezayı gerektiren hâl saymıştır. Suçun temel şekli için bu araçlara gerek yoktur; kişi içeride uyurken kapının kilitlenmesi de suçu oluşturur. Hilenin ne olduğu somut olayda belirlenir: servis şoförü olan sanığın, eniştesine uğrayacağını söyleyerek okul servisinde en son mağdurenin kalmasını sağlaması Yargıtay tarafından hile olarak nitelendirilmiştir. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/17787)2

Suçun mağduru başka bir kimsedir; kişi kendisini alıkoyamaz. Fiil kapatma, bir yere götürme, çıkışı engelleme, fiziki güç kullanma ya da tehditle yerinde tutma biçiminde gerçekleşebilir. Her hâlde aranan, mağdurun istediği anda gidememesi veya kalmak zorunda bırakılmasıdır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cezası nedir?

TCK m. 109/1'e göre temel şekil bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Kanun bu suçta adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngörmez.

Cebir, tehdit veya hile kullanılırsa (m. 109/2) ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapse çıkar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın araç içinde ruhsatsız silahını çıkarıp katılanı tehdit ettiği ve dışarıda havaya ateş ederek baskısını sürdürdüğü olayda m. 109/2 ile m. 109/3-a'dan kurulan hükmü onamıştır.1

TCK m. 109/3'teki nitelikli hâllerde ceza bir kat artırılır. Artırım, olayda m. 109/1 mi yoksa m. 109/2 mi uygulanıyorsa ona yapılır: m. 109/2 ile birlikte nitelikli hâl varsa aralık dört yıldan on dört yıla çıkar.

TCK m. 109/5 uyarınca suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar ayrıca yarı oranında artırılır. Cinsel amaç, failin güttüğü amaca ilişkin ayrı bir nitelikli unsurdur ve ispatlanması gerekir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, on beş yaşından küçük ve kendini savunamayacak durumda bulunan mağdurun gezdirme bahanesiyle hile ile alıkonulduğu olayda eylemin m. 109/1 değil m. 109/2, m. 109/3-f, m. 109/5 ve m. 43 kapsamında nitelendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/6390)3

TCK m. 109/4 ayrı bir yaptırım getirir: suç mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına yol açmışsa hapis cezasının yanında ayrıca bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Bu ceza hapsin yerine geçmez, ona eklenir.

TCK m. 109/6'ya göre suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır. Yaralamanın yalnızca temel şeklinin gerçekleşmesi hâlinde ise ayrı ceza verilmez, m. 109/2'ye göre hüküm kurulur.

TCK m. 109/3'teki nitelikli hâller: silah, birden fazla kişi, çocuk

TCK m. 109/3 altı nitelikli hâl sayar ve her biri cezayı bir kat artırır. Uygulamada en sık tartışılanlar (a), (b) ve (f) bentleridir.

Silahla işlenmesi (m. 109/3-a): Silahın mağdur üzerinde baskı kurmak için kullanılması yeterlidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin onadığı olayda sanık ruhsatsız silahını araç içinde çıkarmış, sonra da araçtan inip havaya bir el ateş ederek baskı ve tehdidini sürdürmüştür.1

Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi (m. 109/3-b): Suçun icra hareketlerinin birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi, yani müşterek faillik gerekir. İcra hareketini tek kişi gerçekleştirmiş, diğerleri yalnızca azmettiren ya da yardım eden ise bu bentten artırım yapılamaz.

Birden fazla nitelikli hâlin bir arada bulunması cezanın kaç kez artırılacağını değil, temel cezanın nereden belirleneceğini etkiler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, suçun hem silahla hem birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği olayda TCK m. 61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. (Yargıtay CGK, E. 2022/144)4

Çocuğa ya da kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi (m. 109/3-f): Mağdurun şahsından kaynaklanan bir nitelikli hâldir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, on beş yaşından küçük mağdurun hile ile alıkonulduğu olayda bu bendin uygulanması gerektiğine karar vermiştir.3 Bölge adliye mahkemesinin m. 109/2 ile m. 109/3-f'yi birlikte uyguladığı bir başka olayda da Daire, nitelikli hâl uygulamasında isabetsizlik görmemiştir. (Yargıtay 8. CD, E. 2024/22299)5

Failin mağdurun yaşı konusunda yanıldığını ileri sürmesi hâlinde mahkemenin TCK m. 30'daki hata hükümlerinin koşullarını ayrıca tartışması gerekir; Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu tartışmanın yapılmamasını gerekçe eksikliği sayarak hükmü bozmuştur. (Yargıtay 9. CD, E. 2021/26088)6

Alıkoyma ne zaman ayrı suç olur? Yağma ve cinsel suçlarla içtima

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma çoğu zaman başka bir suça eşlik eder. Uygulamadaki asıl soru, alıkoymanın o suçun yanında ayrıca cezalandırılıp cezalandırılmayacağıdır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Ceza Genel Kurulunun 04.04.2022 tarihli kararını aktararak ölçütü şöyle kurar: amaç suçun icra edilebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kalması hâlinde ayrı bir fiilin varlığından söz edilemez; buna karşılık amaç suçun öncesinde veya sonrasında mağdurun gitme ya da kalma özgürlüğü kaldırılmışsa ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşur. (Yargıtay 6. CD, E. 2026/1363)7

Bu ölçüt sonucu değiştirebilir. Sanıkların otostop çeken katılanı araçlarına alıp ormanlık alanda tuttukları, gitmek isteyince bıçakla tehdit ederek geri getirdikleri ve eşyalarını aldıkları olayda Daire, alıkoymanın yağma eyleminin icrası sırasında, bu eylemin doğasında olacak şekilde kısa süreli kaldığını saptamış ve eylemin bir bütün hâlinde yalnızca nitelikli yağma suçunu oluşturduğunu belirterek ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılmadan kurulan mahkûmiyeti bozmuştur.7 Yani mağdurun bir süre tutulmuş olması tek başına ikinci bir suç doğurmaz; tutmanın amaç suçun icrasını aşıp aşmadığına bakılır.

Alıkoymanın kesintisiz mi yoksa yenilenmiş mi olduğu da ayrı bir sorudur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, şikâyetçinin kafeden çıkarılıp darp edildikten sonra gitmesine izin verilmesiyle temadinin kesildiğini, şikâyetçinin geri dönmesinin ardından yeniden zorla dışarı çıkarılmasının ise ayrı bir fiil olduğunu kabul etmiştir. (Yargıtay 2. CD, E. 2023/29077)8

TCK m. 109/6 yaralama bakımından özel bir içtima kuralı getirir: alıkoyma amacıyla veya sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşmişse ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır. Ceza Genel Kurulu, bu fıkranın suçların içtimaına ilişkin özel bir düzenleme olduğunu ve TCK m. 110'un uygulanmasıyla doğrudan bir ilgisinin bulunmadığını belirtmiştir.4

Zincirleme suç: tek fiil, birden fazla mağdur ve değişik zamanlar

Alıkoyma birden fazla mağdura karşı tek hareketle gerçekleştirilmişse mağdur sayısınca ayrı hüküm kurulmaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin zincirleme şekilde kurduğu mahkûmiyet hükümlerinin bölge adliye mahkemesince kaldırılarak mağdure sayısınca hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuş ve kararı bozmuştur.6 Ölçüt TCK m. 43'tür: aynı suçun tek bir fiille birden fazla kişiye karşı işlenmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri uygulanır.

Aynı Daire, katılan mağdurlara karşı ayrı ayrı cezalandırma talebiyle yapılan temyiz başvurusunu reddederek, ilk derece mahkemesinin zincirleme şekilde kurduğu tek mahkûmiyet hükmünü onamıştır. (Yargıtay 9. CD, E. 2025/8761)9

Suç aynı suç işleme kararıyla değişik zamanlarda işlenmişse yine TCK m. 43 uygulanır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, şikâyetçinin kısa aralıklarla iki kez zorla dışarı çıkarıldığı olayda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtmiş, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bunu bozma nedeni yapmamıştır.8

Zincirleme suç, cinsel amaçlı alıkoymalarda da gündeme gelir. Yıllara yayılan ve tekrarlanan alıkoyma eylemlerinde Yargıtay 8. Ceza Dairesi, nitelendirmenin m. 43 ile birlikte yapılması gerektiğine karar vermiştir.3

Alıkoyma suçu nasıl ispatlanır?

Yargıtay, bu suçta soyut iddiayla yetinmez; mağdurun hareket özgürlüğünün fiilen kısıtlandığının somut delillerle ortaya konmasını arar. Kararlarda tekrar eden ölçütler şunlardır:

  • 1) Fiilen kısıtlanma: Mağdurun bir yere zorla götürüldüğü ya da orada tutulduğu gösterilmelidir. Sanığın katılanın önünü kesip vurmaya başladığı ve boynundan tutmak suretiyle zorla araca bindirdiği olayda Daire, suçun sübutunu isabetli bulmuştur.5
  • 2) Rızanın sona erdiği an: Mağdur o yerde başlangıçta rızasıyla bulunuyorsa, hangi andan itibaren ayrılmak istediği ve failin buna engel olup olmadığı belirlenmelidir. Sanığın katılanın araçtan inmesine müsaade etmediği anın tespiti belirleyici olmuştur.1
  • 3) Mağdurun sıcağı sıcağına beyanı ve adli rapor: Daire, mahkûmiyeti onarken katılanın soruşturma aşamasına alınan sıcağı sıcağına beyanı, adli rapor içeriği ve tanık beyanlarını birlikte değerlendirmiştir.5
  • 4) Beyanların istikrarı: Kararlarda mağdurun aşamalardaki beyanlarının birbiriyle uyumlu olup olmadığına ağırlık verilir; içtima değerlendirmesi de katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanlarına dayandırılmıştır.7
  • 5) Mağdurun yaşı ve rızası: On beş yaşını doldurmamış mağdurun rıza gösterdiğini söylemesi tek başına suçu ortadan kaldırmaz; Yargıtay 8. Ceza Dairesi, mağdurenin yaşı itibarıyla rıza göstermiş olsa bile hürriyetinden yoksun kılındığı kabulüyle kurulan mahkûmiyeti onamıştır. (Yargıtay 8. CD, E. 2025/7818)10

Etkin pişmanlık (TCK m. 110): koşulları ve uygulanmadığı hâller

TCK m. 110, bu suça özgü bir indirim sebebidir: failin soruşturmaya başlanmadan önce, mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakması hâlinde cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. İndirim zorunlu değil, oran bakımından takdiridir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu koşulları beş başlıkta toplamıştır: 1) suç tamamlanmış olmalıdır (icra hareketleri sürerken bırakma gönüllü vazgeçmedir), 2) mağdur soruşturmaya başlanmadan önce serbest bırakılmalıdır, 3) bırakma herhangi bir baskı veya zorlama olmaksızın kendiliğinden olmalıdır, 4) mağdur zarar görmeyeceği ve istediği yere rahatlıkla ulaşabileceği güvenli bir yerde bırakılmalıdır, 5) failin mağdurun şahsına bir zarar vermemiş olması şarttır.4

Kurulun tanımına göre mağdurun şahsına verilmemesi gereken zarar, mağdurun bedensel veya cinsel bütünlüğüne yönelmiş fiziksel ya da patolojik bir bulguya dayanan psikolojik bir zarardır. Buna karşılık mağdurun malvarlığına ya da başka birine zarar verilmiş olması indirime engel değildir.4

Cebir kullanılması indirimi tek başına kapatmaz. Ceza Genel Kurulu, suçun işlenmesi için zorunlu olduğu ölçüde ve bununla sınırlı olmak kaydıyla (itmek, çekmek, tutmak, taşımak gibi) cebir kullanılması hâlinde de m. 110'un uygulanabileceğini, bu zorunluluğun her olayda hâkim tarafından değerlendirilip gerekçede gösterilmesi gerektiğini kabul etmiştir.4 Ölçüt cebrin vücutta bıraktığı izin ağırlığı değil, cebrin suçun işlenmesi için gerekli olup olmadığıdır.

Bu nedenle yaralamanın hafifliği kurtarıcı değildir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, yaralama basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olsa da, darp eyleminin alıkoymanın işlenmesi için zorunlu olmadığı ve failin zaten şikâyetçiyi dövmek amacıyla hürriyetinden yoksun bıraktığı olayda m. 110'un koşullarının oluşmadığını belirtmiştir.8

Mağdurun cinsel bütünlüğüne yönelen bir eylem de indirimi kapatır: sanığın mağdureye karşı cinsel taciz suçunu işlemek suretiyle şahsına zararı dokunması karşısında, koşulları oluşmadığı hâlde etkin pişmanlık uygulanması eksik ceza tayini sayılarak hüküm bozulmuştur.2 Buna karşılık koşulların oluşmadığı gerekçesiyle indirim uygulanmayan bir hükümde de isabetsizlik görülmemiştir.5

İlgili mevzuat

TCK m. 109 — Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

Madde 109- (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Bu suçun;

a) Silahla,

b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı,

f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 110 — Etkin pişmanlık

Madde 110- (1) Yukarıdaki maddede tanımlanan suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Rızayla binilen araçtan inmeye izin verilmemesi; silahla alıkoymaYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2023/4499 · K. 2026/3550 ·

    Katılan, aralarında önceden duygusal arkadaşlık ilişkisi bulunan sanığın aracına kendi rızasıyla binmiş; bir süre sonra tartışma çıkması üzerine sanık katılanın araçtan inmesine izin vermemiş, araç içinde ruhsatsız silahını çıkararak tehditte bulunmuş, aracı durdurduktan sonra da havaya bir el ateş ederek baskısını sürdürmüştür. Eylem kolluğun müdahalesiyle sona ermiştir. Daire, TCK m. 109/2 ve m. 109/3-a uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde hukuka aykırılık görmemiş ve hükmü onamıştır.

    Sonuç: Başlangıçtaki rıza, mağdurun ayrılmak istediği andan sonra failin engel olması hâlinde suçu ortadan kaldırmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Hile ile alıkoyma ve etkin pişmanlığın uygulanamayacağı hâlYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/17787 · K. 2025/7930 ·

    Servis şoförü olan sanık, okul çıkışında eniştesine uğrayacağını söyleyerek araçta en son mağdurenin kalmasını sağlamıştır. Daire, eylemin hile kullanılarak işlendiği yönündeki kabulü ve temel cezanın belirlenmesini isabetli bulmuş; ancak sanığın mağdurenin şahsına karşı cinsel taciz suçunu işlemek suretiyle zararı dokunması karşısında TCK m. 110'un yasal şartları oluşmadığı hâlde etkin pişmanlık indirimi uygulanmasını eksik ceza tayini sayarak hükmü bozmuştur.

    Sonuç: Mağdurun şahsına cinsel bir zarar verilmişse TCK m. 110'daki etkin pişmanlık indirimi uygulanamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Çocuğa karşı hile ile zincirleme alıkoyma ve cinsel amaç artırımıYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/6390 · K. 2025/10398 ·

    İlk derece mahkemesi, mağdura yönelik alıkoyma eylemlerini TCK m. 109/1 kapsamında değerlendirmişti. Daire, sanığın suç tarihinde on beş yaşından küçük ve kendisini savunamayacak durumda bulunan mağduru gezdirmek bahanesiyle hile ile zincirleme şekilde alıkoyduğunun sabit olması karşısında, eyleme uyan hükümlerin TCK m. 109/2, m. 109/3-f, m. 109/5 ve m. 43 olduğunu belirterek hükmü bozmuştur. Temel cezanın alt sınırdan belirlenmesini de orantılılık ilkesine aykırı bulmuştur.

    Sonuç: Hile, mağdurun çocuk olması ve cinsel amaç aynı olayda birlikte bulunabilir; her biri ayrı ayrı uygulanır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Etkin pişmanlığın beş koşulu ve cebir kullanılmasının etkisiYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/144 · K. 2025/289 ·

    Kurul, TCK m. 110'un uygulanabilmesi için gereken beş koşulu sayarak, mağdurun şahsına verilmemesi gereken zararın mağdurun bedensel veya cinsel bütünlüğüne yönelmiş fiziksel ya da patolojik bulguya dayanan psikolojik bir zarar olduğunu belirlemiştir. Suçun işlenmesi için zorunlu olduğu ölçüde ve bununla sınırlı kalmak kaydıyla cebir kullanılmasının indirime engel olmadığını kabul etmiş; somut olayda mağdurun sorgulanmak amacıyla darbedilmesinin suçun işlenmesi için zorunlu olmadığı gerekçesiyle koşulların oluşmadığına karar vermiştir.

    Sonuç: Cebir tek başına etkin pişmanlığı kapatmaz; kapatan, cebrin suçun işlenmesi için zorunlu olanı aşmasıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Zorla araca bindirme, nitelikli hâl ve indirim taleplerinin reddiYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/22299 · K. 2026/3560 ·

    Sanık, aralarında husumet bulunan katılanın önünü kesmiş, birlikte yürümeye başladıktan sonra vurmaya başlayarak katılanı boynundan tutmak suretiyle zorla araca bindirmiştir. Bölge adliye mahkemesi TCK m. 109/2 ve m. 109/3-f uyarınca hüküm kurmuştur. Daire, katılanın soruşturma aşamasındaki sıcağı sıcağına beyanı, adli rapor ve tanık anlatımlarına dayanan sübut kabulünü isabetli bulmuş; temel cezanın belirlenmesinde ve etkin pişmanlık ile hata hükümlerinin uygulanmamasında isabetsizlik görmeyerek hükmü onamıştır.

    Sonuç: Sıcağı sıcağına alınan mağdur beyanı, adli rapor ve tanık anlatımı birlikte sübut için yeterli sayılmıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Tek hareketle birden fazla mağdur: mağdur sayısınca hüküm kurulamazYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2021/26088 · K. 2026/1996 ·

    Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin zincirleme şekilde kurduğu kişiyi hürriyetinden yoksun kılma hükümlerini kaldırarak mağdure sayısınca ayrı hüküm kurmuştu. Daire, alıkoyma fiilinin tek hareketle birden fazla mağdura karşı gerçekleştirildiğinin gözetilmediğini belirterek bu uygulamayı hukuka aykırı bulmuştur. Ayrıca sanıkların mağdurelerin yaşı konusunda yanıldıkları savunması karşısında TCK m. 30'daki hata hükümlerinin koşullarının tartışılmamasını gerekçe eksikliği saymıştır.

    Sonuç: Alıkoyma tek hareketle birden fazla mağdura karşı işlenmişse mağdur sayısınca değil, zincirleme suçtan tek hüküm kurulur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Yağmanın icrası sırasındaki kısa süreli alıkoyma ayrı suç değildirYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2026/1363 · K. 2026/2209 ·

    Sanıklar otostop çeken katılanı araçlarına almış, ormanlık alanda oyalamış, katılan uzaklaşmak isteyince bıçakla tehdit ederek geri getirmiş ve eşyalarını alarak onu çitlerle kapalı bir alana bırakmışlardır. Daire, Ceza Genel Kurulunun 04.04.2022 tarihli kararındaki ölçütü aktardıktan sonra, alıkoymanın yağma eyleminin icrası sırasında ve bu eylemin doğasında olacak şekilde kısa süreli kaldığını saptamış; eylemin bir bütün hâlinde yalnızca nitelikli yağma suçunu oluşturduğunu belirterek ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılmadan kurulan hükmü bozmuştur.

    Sonuç: Amaç suçun icrasının zorunlu sonucu olan tutma ayrı suç değildir; ayrı suç, amaç suçun öncesinde veya sonrasındaki alıkoymadır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Temadinin kesilmesi, zincirleme suç ve hafif yaralamanın etkin pişmanlığa etkisiYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2023/29077 · K. 2026/3931 ·

    Şikâyetçi cebir ve tehditle kafeden çıkarılıp darp edilmiş, gitmesine izin verilmesiyle temadi kesilmiş, kafeye döndükten sonra bir kez daha zorla dışarı çıkarılıp darbedilmiştir. Daire, yaralamanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmasının sonucu değiştirmediğini, darp eyleminin alıkoymanın işlenmesi için zorunlu olmadığını ve failin zaten şikâyetçiyi dövmek amacıyla onu hürriyetinden yoksun bıraktığını belirterek TCK m. 110'un koşullarının oluşmadığını saptamıştır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması ise aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

    Sonuç: Alıkoyma sona erip yeniden başlıyorsa temadi kesilir ve TCK m. 43 gündeme gelir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Zincirleme alıkoyma hükmünün onanması ve ayrı ayrı cezalandırma talebinin reddiYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2025/8761 · K. 2026/1159 ·

    Sanık hakkında katılan mağdurlara karşı ayrı ayrı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada, ilk derece mahkemesi bozma üzerine zincirleme şekilde tek mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Katılan mağdurlar vekili, sanığın her iki mağdura karşı ayrı ayrı cezalandırılmasını ve artırımların üst sınırdan yapılmasını istemiştir. Daire, suç vasfı ile yaptırımların doğru belirlendiğini saptayarak bütün temyiz istemlerini esastan reddetmiş ve hükmü onamıştır.

    Sonuç: Zincirleme kurulan tek hüküm, mağdur başına ayrı ceza istenmesine rağmen onanmıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Yaş küçüklüğünde rıza ehliyeti ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıYargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2025/7818 · K. 2026/2372 ·

    Sanık hakkında aynı dosyada yargılandığı diğer suçtan beraat kararı verilmiş, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise TCK m. 109/1, m. 109/3-f ve m. 62/1 uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Daire, suç tarihinde on beş yaşını doldurmamış mağdurenin yaşı itibarıyla rıza göstermiş olsa bile hürriyetinden yoksun kılındığı yönündeki kabulde hukuka aykırılık görmemiş ve hükmü **oy çokluğuyla** onamıştır.

    Sonuç: Nitelikli hâl uygulanan bir alıkoyma hükmünde de somut ceza iki yılın altında kalırsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cezası nedir?

TCK m. 109/1'e göre temel şekli bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Fail fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit ya da hile kullanırsa ceza iki yıldan yedi yıla çıkar (m. 109/2). Silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte veya çocuğa karşı işlenmesi gibi hâllerde ceza bir kat artırılır (m. 109/3). Suç cinsel amaçla işlenirse cezalar ayrıca yarı oranında artırılır (m. 109/5).

Mağdurun bir süre tutulması her zaman ayrı bir suç mudur?

Hayır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, alıkoyma başka bir suçun icrası sırasında ve o eylemin doğasında olacak şekilde kısa süreli kalmışsa eylemin bir bütün hâlinde yalnızca o suçu oluşturduğunu kabul etmektedir. Ayrı bir kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, mağdurun gitme veya kalma özgürlüğünün amaç suçun öncesinde ya da sonrasında kaldırılması hâlinde oluşur.

Alıkoyma ile yağma arasındaki sınır nasıl çizilir?

Ölçüt sürenin uzunluğu değil, tutmanın yağmanın icrası için zorunlu olup olmadığıdır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, mağduru araçta tutup eşyalarını alan sanıkların eyleminde alıkoymanın yağmanın doğasında kısa süreli kaldığını saptayarak yalnızca nitelikli yağmadan hüküm kurulması gerektiğine karar vermiş ve ayrıca alıkoymadan verilen mahkûmiyeti bozmuştur.

Çocuğa karşı işlenmesi cezayı nasıl etkiler?

TCK m. 109/3-f uyarınca suçun çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılır. Failin mağdurun yaşı konusunda yanıldığını ileri sürmesi hâlinde mahkemenin TCK m. 30'daki hata hükümlerinin koşullarını ayrıca tartışması gerekir; Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu tartışmanın yapılmamasını bozma sebebi saymıştır.

On beş yaşından küçük bir çocuğun rızası suçu ortadan kaldırır mı?

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, on beş yaşını doldurmamış mağdurenin yaşı itibarıyla rıza göstermiş olsa bile hürriyetinden yoksun kılındığı kabulüyle kurulan mahkûmiyet hükmünü onamıştır. Bu yaş grubunda rızanın hukuka uygunluk sebebi sayılmaması yerleşik uygulamadır.

Suç birden fazla kişiye karşı işlenirse kaç ceza verilir?

Alıkoyma tek hareketle birden fazla mağdura karşı gerçekleştirilmişse mağdur sayısınca ayrı hüküm kurulmaz; TCK m. 43 uyarınca zincirleme suçtan tek hüküm kurulur. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, zincirleme kurulan hükümleri kaldırıp mağdure sayısınca hüküm kuran kararı bozmuştur.

Etkin pişmanlıkla ceza indirilebilir mi?

Evet. TCK m. 110 uyarınca fail, soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakırsa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu indirim için beş koşulun birlikte gerçekleşmesini aramaktadır ve indirimin oranı mahkemenin takdirindedir.

Mağdur hafif de olsa yaralanmışsa etkin pişmanlık uygulanır mı?

Kural olarak hayır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, yaralama basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olsa bile, darp eylemi alıkoymanın işlenmesi için zorunlu değilse indirimin uygulanamayacağını belirtmiştir. Ceza Genel Kurulu ise itmek, çekmek, tutmak, taşımak gibi suçun işlenmesi için zorunlu olan cebrin indirime engel olmadığını kabul etmektedir.

Bu suç şikâyete bağlı mı?

Hayır. TCK m. 109 metninde soruşturma ve kovuşturmayı şikâyete bağlayan bir hüküm yoktur; suç resen soruşturulur. Bu nedenle TCK m. 73/1'deki altı aylık şikâyet süresi işlemez ve şikâyetten vazgeçme kamu davasını düşürmez.

Uzlaştırma mümkün mü?

Hayır. CMK m. 253/1-a yalnız şikâyete bağlı suçları kapsar; TCK m. 109 şikâyete bağlı değildir. CMK m. 253/1-b'de Türk Ceza Kanunu'ndan tek tek sayılan suçlar arasında da bu suç bulunmaz, dolayısıyla uzlaştırma yoluna gidilemez.

Dava zamanaşımı ne kadar?

TCK m. 109/1 bakımından sekiz yıl, m. 109/2 bakımından on beş yıldır. TCK m. 66/3 uyarınca süre belirlenirken dosyadaki delillere göre nitelikli hâller de gözetilir; nitelikli hâl varsa süre on beş yıla çıkar. Bu süreler m. 109/3'teki nitelikli hâller bakımındandır; m. 109/5'teki cinsel amaç artırımının uygulandığı dosyalarda süre ayrıca değerlendirilir. Zamanaşımı kesilirse TCK m. 67/4 uyarınca süre en fazla yarısına kadar uzar.

Hangi mahkeme bakar?

Asliye ceza mahkemesi. 5235 sayılı Kanun m. 14 uyarınca görev belirlenirken artırım ve indirim sebepleri gözetilmez ve TCK m. 109/2'nin yedi yıllık üst sınırı, m. 12'deki on yıl eşiğinin altındadır. Alıkoyma, ağır cezanın görevine giren yağma veya cinsel istismar gibi bir suçla birlikte işlenmişse, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 9 uyarınca davalar birleştirilmek suretiyle yüksek görevli ağır ceza mahkemesinde açılabilir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ceza hukuku alanına dön

Rehberler

Diğer suç rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp