İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK m. 134)

Yayın tarihi:

Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesi tek bir suç değil, birbirine bağlı iki suç kurar: özel hayata ilişkin görüntü veya sesin kaydedilmesi ve aynı görüntü veya sesin başkalarının bilgisine sunulması. Bu rehber, ikisi arasındaki farkı, kamuya açık yerde çekilen görüntünün ne zaman özel hayat sayıldığını, kişisel verilere ilişkin TCK m. 136 ile sınırı ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin aradığı ölçütleri anlatır.

Kısaca

Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal etmek Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinde suç sayılmıştır. Temel ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir; ihlal görüntü veya seslerin kayda alınmasıyla gerçekleşirse verilecek ceza bir kat artırılır. Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa etmenin cezası ise iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Şikâyete bağlı olduğu için uzlaştırma da uygulanır. Davaya asliye ceza mahkemesi bakar.

Bu sayfada

Süreler ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Şikâyete tabi mi?

Evet, her iki fıkra bakımından da. TCK m. 139/1 dokuzuncu bölümdeki suçların şikâyete bağlı olduğunu söyler ve istisna listesinde yalnızca kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçlarını sayar; m. 134 bu listede yer almaz.

Dayanak: TCK m. 139/1

Şikâyet süresi

Altı ay. Süre suç tarihinden değil, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar ve zamanaşımı süresini geçemez. Kovuşturma sırasında şikâyetten vazgeçilmesi ve sanığın bunu kabul etmesi hâlinde davanın düşmesine karar verilir.

Dayanak: TCK m. 73/1, m. 73/2, m. 73/4, m. 73/6

Uzlaştırma

Evet. Suç şikâyete bağlı olduğu için CMK m. 253/1-a uyarınca uzlaştırma kapsamındadır; uzlaştırmanın yapılamayacağı suçları sayan m. 253/3'te de yer almaz. Uzlaştırma kapsamına giren bu suç, kapsama girmeyen başka bir suçla aynı mağdura karşı birlikte işlenmişse uzlaşma hükümleri uygulanmaz.

Dayanak: CMK m. 253/1-a, m. 253/3

Görevli mahkeme

Asliye ceza mahkemesi. Cezanın üst sınırı en fazla altı yıl olduğundan (m. 134/1'in ikinci cümlesindeki bir kat artırımla) ağır ceza mahkemesinin görev sınırı olan on yıl aşılmaz; m. 134 ağır ceza mahkemesine cezadan bağımsız olarak verilen suçlar arasında da sayılmamıştır.

Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11, m. 12, m. 14

Dava zamanaşımı

Fıkraya göre değişir. Temel şekilde (m. 134/1'in birinci cümlesi, üst sınır üç yıl) ve ifşa suçunda (m. 134/2, üst sınır beş yıl) olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Görüntü veya seslerin kayda alınması hâlinde ceza bir kat artırıldığından üst sınır altı yıla çıkar ve zamanaşımı on beş yıl olur; zamanaşımı belirlenirken suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.

Dayanak: TCK m. 66/1-d, m. 66/1-e, m. 66/3, m. 66/4

Adli para cezası

Hayır, seçenek değil. TCK m. 134 her iki fıkrada da yaptırım olarak yalnızca hapis cezası öngörür; maddede "veya adlî para cezası" ibaresi geçmez. Hükmedilen ceza kısa süreli hapis cezasına inerse TCK m. 50/1-a uyarınca adlî para cezasına çevrilmesi ayrı bir olasılıktır.

Dayanak: TCK m. 134/1, m. 134/2

HAGB ve erteleme

İkisi de mümkündür. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir; bu kararla sanık beş yıl denetim süresine tâbi tutulur. Hapis cezasının ertelenmesi de iki yıl sınırına tabidir ve daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmiş olan kişi hakkında erteleme kararı verilemez.

Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8; TCK m. 51/1

Türk Ceza Kanunu m. 134 özel hayatın gizliliğini nasıl tanımlıyor?

TCK m. 134 iki fıkradan oluşur ve aslında üç ayrı hareket düzenler. Birinci fıkranın birinci cümlesi özel hayatın gizliliğinin ihlalini, ikinci cümlesi bu ihlalin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle gerçekleşmesini, ikinci fıkra ise özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin ifşasını cezalandırır.

Kanun "özel hayat" kavramını tanımlamaz; tanımı Yargıtay yapar. Yargıtay 12. Ceza Dairesine göre özel hayat, kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değildir; herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. (Yargıtay 12. CD, E. 2022/5295)1

Bir olayın bu kapsama girip girmediği belirlenirken Daire şu ölçütleri sayar: kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri ve müdahalenin derecesi.1

Birinci fıkranın birinci cümlesindeki suç için bir cihaz kullanılması gerekmez. Daireye göre bir özel hayat olayının çıplak gözle seyredilmesi ya da özel hayat kapsamına giren seslerin, anlaşılmaz olsa dahi, gizlice dinlenilmesi suçun oluşması için yeterlidir.1

İkinci cümledeki hâl, bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin ilgilisinin bilgisi ve rızası dışında resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip bir aletle belli bir elektronik, dijital, manyetik yere sabitlenmesidir. Daire burada iki noktanın altını çizer: 1) kaydedilen görüntüdeki kişinin tanınabilir ya da sesin anlaşılabilir olması gerekmez, 2) suç kaydetmeyle tamamlanır; failin kaydettiği görüntüleri izlememiş ya da sesleri dinlememiş olması suçun oluşumunu etkilemez.1

İkinci fıkradaki ifşa ise birinci fıkradan bağımsız ayrı bir suçtur. Görüntü veya ses taksirle ya da tamamen hukuka uygun biçimde elde edilmiş olsa dahi, ilgilisinin rızası dışında yayılması, açığa vurulması, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması — özetle içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişilerin bilgisine sunulması — bu suçu oluşturur.1

Bunun pratik sonucu, bir olayda hem kayıt hem ifşa varsa iki ayrı hükmün kurulmasıdır. Bölge adliye mahkemesinin yalnızca ifşa yönünden değerlendirme yaptığı bir dosyada Daire, kaydetme yönünden de değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek m. 134/1'in ikinci cümlesi ile m. 134/2 uyarınca ayrı ayrı mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.1

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun cezası nedir?

TCK m. 134/1'in birinci cümlesinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi hâlinde, aynı fıkranın ikinci cümlesi uyarınca verilecek ceza bir kat artırılır. Bu bir bağımsız ceza aralığı değil, temel cezaya uygulanan bir artırımdır.

TCK m. 134/2'de ifşa suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Aynı fıkranın son cümlesi, ifşa edilen verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı cezaya hükmolunacağını söyler; yani basın yayın yoluyla ifşa cezayı artıran bir hâl değildir.

Ceza aralıkları 2012'de değişti ve suç tarihi bugün hâlâ önem taşıyor. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 6352 sayılı Kanun'un 81. maddesinin yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinden sonra işlenen bir eylemde mahkemenin m. 134/1'in birinci cümlesi gereğince 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası tayin etmesi gerekirken, değişiklikten önceki metinde asgari had olan altı ay hapis cezasını esas almasını eksik ceza tayini sayarak hükmü bozmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/6533)2

Aynı kararda Daire, değişiklikten önceki metinde m. 134/1'in birinci cümlesinde hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğünü ve TCK m. 50/2 uyarınca seçenek cezalardan tercih edilen hapis cezasının adlî para cezasına çevrilemeyeceğini belirtmiştir.2 Bugünkü metinde adlî para cezası seçenek değildir; kısa süreli hapis cezasına inen bir cezanın TCK m. 50/1-a uyarınca adlî para cezasına çevrilmesi ise ayrı bir konudur.

Zincirleme suç hükümleri bu suçta sık uygulanır. Tek bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı mağdura karşı birden fazla ihlalde ceza TCK m. 43 uyarınca artırılır; bir görüntünün ardışık hareketlerle birden çok kişiye karşı paylaşılması hâlinde ise m. 43/2 devreye girer. Daire, iki katılana ait bir videonun tek bir iradi karara dayalı ve birbirini takip eden ardışık hareketlerle paylaşıldığı olayda m. 43/2'deki zincirleme suç koşullarının oluştuğunu kabul etmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/2170)3

Suç genel kastla işlenir. Daire, failin saikinin önemli olmadığını açıkça belirtir: paylaşımın merak, ilgi çekicilik ya da eleştiri amacıyla yapılmış olması suçun oluşumunu engellemez. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/978)4 Aynı ölçüt, bir sokak videosunun "ilgi çekici olduğu düşünülerek" paylaşıldığı olayda da uygulanmıştır.3

Kamuya açık yerde çekilen görüntü özel hayat kapsamında mıdır?

Uygulamada en çok tartışılan soru budur ve cevabı tek cümleye sığmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin ölçütü şudur: kamuya açık alanda bulunmak, o alandaki her görüntü veya sesin kaydedilmesine ve sürekli, izinsiz biçimde elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez.1

Daire bunu bir ilkeyle adlandırır: kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi "kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik" prensibi geçerlidir. Kamuya açık alandaki kişinin gün içinde yaptıkları, gittiği yerler, kiminle nerede görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilen bilgiler ile onun başkalarınca görülmesini istemeyeceği faaliyetleri özel hayat kapsamındadır; süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez.1

İki karar bu ilkenin nasıl uygulandığını gösterir. Birincisinde bir kişi, sokakta önünde yürüyen iki kadının giydiği ayakkabılar dikkatini çektiği için beli ile belden aşağısını kaydedip sosyal medyada paylaşmıştı. Daire, kişilerin toplum içinde hangi ayakkabı ve kıyafeti giydiklerinin özel hayatlarına ilişkin tercihler olduğunu belirterek ifşa edilen görüntülerin özel yaşam alanına girdiğinde kuşku bulunmadığını saptadı.3

İkincisinde bir kişi, komşusunun kendi evinin bahçesinde çalıştığı sırada arkadan çektiği fotoğrafları sosyal medya hesabından paylaşmıştı. Daire aynı prensibi tekrarlayarak, katılanın hangi kıyafeti giydiğinin özel hayatına ilişkin bir tercih olduğunu ve ifşa edilen görüntülerin özel yaşam alanına girdiğini belirtti.4

Adliye koridorunda çekilen fotoğraflar da bu tartışmanın içindedir. Bir dosyada ilk derece mahkemesi, duruşmanın aleni olması nedeniyle koridorda beklerken çekilen resimlerin özel hayata dahil olmadığı gerekçesiyle beraat, bölge adliye mahkemesi ise görüntülerin özel yaşam alanına ilişkin olmadığı ama kişisel veri niteliğinde olduğu gerekçesiyle TCK m. 136/1'den mahkûmiyet kararı vermişti. Daire her iki kabulü de yerinde bulmadı: cep telefonunun kamerasını katılanlara yönelterek rızaları dışında arda arda resim çekilmesi eyleminin TCK m. 134/1'in ikinci cümlesindeki görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunu belirterek hükmü bozdu. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/4367)5

Bu kararların ortak yanı, ölçütün "yerin kamuya açık olup olmaması" değil, görüntünün içeriği ve elde ediliş biçimi olmasıdır. Bir alışveriş merkezinde başkasıyla yemek yerken çekilen fotoğrafta da Daire aynı sonuca varmış; mağdurun arkadaşlık ilişkisinin varlığını ve boyutunu kendisinde saklı tuttuğunu, dolayısıyla görüntünün başkalarınca görülmesini ve bilinmesini istemeyeceği özel görüntü olduğunu belirtmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2021/4277)6

TCK m. 134 ile kişisel verilere ilişkin m. 136 arasındaki sınır nerede?

Bu ayrım dosyanın kaderini belirler, çünkü iki suçun usulü farklıdır: m. 134 şikâyete bağlıdır ve uzlaştırmaya tabidir, m. 136 ise TCK m. 139/1'in istisna listesinde yer aldığı için şikâyete bağlı değildir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kuralı açıktır. Bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin kişisel veri olduğunda kuşku yoktur; ancak bunların kaydedilmesi m. 134/1'in ikinci cümlesinde, ifşa edilmesi m. 134/2'de düzenlendiğinden, kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesi yasal anlamda m. 136/1 kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemez. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/438)7

Bu sonuca Daire başka bir gerekçeyle de ulaşır: özel normun önceliği ilkesi. Bir kişinin fotoğrafının rızası dışında çekilmesi iddianamede kişisel verilerin kaydedilmesi suçu olarak nitelendirilmiş olsa bile, görüntü özel hayata ilişkinse nitelendirme m. 134/1 yönünde düzeltilir.6 Aynı ilke ifşa bakımından da işler: paylaşılan görüntü kişisel veri niteliğinde olsa da aynı zamanda özel hayata ilişkinse eylem m. 134/2 kapsamında değerlendirilir.3

Bunun aynası da doğrudur. Özel hayata ilişkin olmayan bir kişisel veri paylaşıldığında suç m. 136'da kalır. Daire, bir kişinin eşine ait boşanma dosyasından aldığı üçüncü kişiye ait aile nüfus kayıt örneğinin fotoğrafını bir tanığa göndermesini m. 136/1 kapsamında değerlendirmiş ve mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesini hukuka aykırı bularak hükmü bozmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/4733)8

Kişisel veri kavramının kapsamı geniştir. Daire, herkes tarafından bilinen veya kolaylıkla ulaşılabilen bilgilerin de yasal anlamda kişisel veri sayıldığını belirtir; ancak suçun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilmemesi için somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılmasını, bir hukuka uygunluk nedeninin bulunup bulunmadığının saptanmasını ve failin hukuka aykırı hareket ettiğini bildiğinin ya da bilebilecek durumda olduğunun tespit edilmesini arar.7

Bu son ölçüt gerçekten sonuç doğurur. Çift terapisi veren bir psikoloğun, seanslara ilişkin raporu yalnızca boşanma davasına delil olarak sunulmak üzere düzenleyip taraflardan birinin vekiline verdiği olayda Daire, raporun gerektiğinde mahkemece de temin edilebilecek nitelikte olduğunu ve failin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığını belirterek beraat kararını onamıştır.7

İfşa suçu (TCK m. 134/2) ne zaman oluşur?

İfşa, görüntü veya sesin içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulmasıdır. Görüntünün kaç kişiye ulaştığı belirleyici değildir: Daire, bir kişinin çıplak fotoğraflarının tek bir kişiye gönderilmesini de ifşa saymıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/2903)9

İfşanın kabulü için tek bir koşul aranır: ses veya görüntüyle özel hayatı ihlale uğrayan kişi anlaşılmalı, en azından anlaşılabilir olmalı ya da açıklanmalıdır.1 Bu ölçüt, yüzü görünmeyen mağdurlar bakımından iki kararda ayrıntılandırılmıştır.

Birincisinde bölge adliye mahkemesi, sokakta arkadan çekilen videoda katılanların yüzleri görünmediği için suç kastının bulunmadığı sonucuna varmıştı. Daire bunu kabul etmedi: videonun yaklaşık iki saniyelik kısmında katılanların başlarının, saçlarının, sırtlarının ve giysilerinin görüntülendiğini, dolayısıyla görüntülerdeki kişilerin katılanlar olduğunun anlaşılabildiğini belirtti.3

İkincisinde bölge adliye mahkemesi, fotoğraflarda teşhisin mümkün olmadığı gerekçesiyle beraat vermişti. Daire yine bozdu: görüntülerin çekildiği yer ve içerik birlikte değerlendirildiğinde, katılanın saçlarını, sırtını ve kıyafetlerini gösteren fotoğraflardaki kişinin katılan olduğunun anlaşılabildiğini; nitekim görüntüyü gören katılanın eşinin durumu ona bildirdiğini saptadı.4

Görüntünün rızayla verilmiş olması ifşayı hukuka uygun kılmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi bunu açıkça söyler: görüntü ya da ses "taksirle ya da tamamen hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi", ilgilisinin rızası dışında ifşası suçtur.1 Daire, tanışma sürecinde mağdurun kendi rızasıyla gönderdiği mahrem görüntülerin iletişim kesildikten sonra bir yakınına gönderilmesini m. 134/2 kapsamında değerlendirmiş ve mahkûmiyet hükmünün suç vasfının doğru belirlendiğini kabul etmiştir.9

Yazılı anlatım da ifşa aracı olabilir. Bir kitapta bir sporcunun özel hayatına ilişkin ifadelere yer verilmesi m. 134/1 kapsamında değerlendirilmiş; ancak Daire, sanığın gazeteci olduğunu ve kamuoyunu aydınlatma görevi bulunduğunu savunması karşısında, kitapta yer alan açıklamaların doğru ya da asılsız olup olmadığı araştırılmadan ve eylemin basın özgürlüğü çerçevesinde haber verme, düşünce ve kanaat açıklama ve eleştiride bulunma hakkının kullanılması kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılmadan mahkûmiyet kararı verilemeyeceğini belirterek hükmü bozmuştur.2

Şikâyet, uzlaştırma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması nasıl işliyor?

TCK m. 139/1, dokuzuncu bölümdeki suçların soruşturulması ve kovuşturulmasını şikâyete bağlar ve bu kuralın dışında yalnızca kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçlarını sayar. TCK m. 134 bu listede olmadığı için hem kayıt hem ifşa suçu şikâyete bağlıdır; Yargıtay 12. Ceza Dairesi bunu her iki suç bakımından ayrı ayrı belirtmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/6358)10

Şikâyet süresi altı aydır ve suç tarihinden değil, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar (TCK m. 73/2). Süre zamanaşımı süresini geçemez.

Şikâyetten vazgeçme davayı sona erdirir. Mağdurun kovuşturma sırasında şikâyetinden vazgeçmesi ve sanığın vazgeçmeyi kabul etmesi hâlinde, derhal beraat koşulları da yoksa TCK m. 73/4 ve 73/6 ile CMK m. 223/8 uyarınca davanın düşmesine karar verilir. Daire iki ayrı dosyada, mahkûmiyet hükmü kurulmasını hukuka aykırı bularak bozma yapmış ve doğrudan düşme kararı vermiştir.610

Sanığın vazgeçmeye açıkça karşı çıkmaması yeterlidir; Daire bir dosyada temyiz dilekçesinin kapsamına göre sanığın vazgeçmeden haberdar olduğu hâlde buna karşı çıkmadığını saptayarak düşme kararı vermiştir.6

Uzlaştırma bu suçta zorunlu bir usul adımıdır. Suç şikâyete bağlı olduğu için CMK m. 253/1-a kapsamındadır ve uzlaştırma işlemleri tamamlanmadan hüküm kurulamaz. Daire, soruşturma veya kovuşturma evresinde usulüne uygun bir uzlaştırma teklifi yapılmadan verilen bir kararı, Adalet Bakanlığının istemi üzerine açılan kanun yararına bozma yolunda bozmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/3226)11

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına gelince: Daire bu kurumu koşullu bir düşme nedeni sayar ve objektif koşulların varlığı hâlinde diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. Kısa süreli hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesine göre daha lehe olduğu için, mahkeme "yasal koşulları oluşmadığından" gibi gerekçeden yoksun ibarelerle bu değerlendirmeyi atlayamaz.2

Karar birden fazla suç için verilmişse her biri ayrı değerlendirilir. Bir dosyada hem kayıt hem ifşa suçundan hükmün açıklanması geri bırakılmış, denetim süresinde yeni suç işlenmesi üzerine mahkeme yalnızca kayıt suçundan hükmü açıklamıştı. Daire, ifşa suçundan açıklanması geri bırakılan hüküm bakımından da CMK m. 231/11 uyarınca ayrıca değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek hükmü bozdu. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/335)12

Erteleme ise TCK m. 51/1'e tabidir ve önceki mahkûmiyet bir engel oluşturur. Daire, daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmiş bir sanık hakkında hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesini m. 51/1-a'ya aykırı bulmuş ve hükmü bozmuştur.9

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu nasıl ispatlanır?

İspat üç düzlemde yürür: görüntünün ya da sesin özel hayata ilişkin olduğu, mağdurun görüntüden anlaşılabildiği ve eylemin fail tarafından gerçekleştirildiği. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararlarından çıkan ölçütler şunlardır:

  • 1) Görüntünün içeriği ve çekim açısı incelenir. Dairenin kararlarında cep telefonunun çekim açısının nereye odaklandığı, yakınlaştırma yapılıp yapılmadığı ve görüntünün hangi vücut bölgelerini kapsadığı ayrı ayrı tespit edilmektedir.4
  • 2) Görüntünün çekildiği yer ve olayın gelişimi birlikte değerlendirilir; yalnızca yerin kamuya açık olması sonucu belirlemez.3
  • 3) Mağdurun anlaşılabilir olup olmadığı araştırılır. Yüzün görünmemesi tek başına yeterli değildir; saç, sırt, boy ve giysi gibi ayırt edici unsurların görüntülenmesi anlaşılabilirlik için yeterli sayılmıştır.34
  • 4) Görüntüyü görenlerin mağduru tanıyıp tanımadığı somut bir gösterge olarak kullanılır; Daire, görüntüyü gören yakınların durumu mağdura bildirmesini bu yönde bir veri saymıştır.3
  • 5) Görüntünün mağdura aidiyeti tartışmalıysa uygulamada bilirkişi raporuna başvurulur; Dairenin incelediği bir dosyada mahrem görüntülerin mağdura ait olduğu bilirkişi raporuyla tespit edilmişti.9
  • 6) Failin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranıp davranmadığı ayrıca saptanır; bir hukuka uygunluk nedeninin bulunup bulunmadığı somut olayın özelliklerine göre titizlikle değerlendirilir.7
  • 7) Nitelendirme yapılırken iddianamedeki anlatım esas alınır ve suç vasfı değişiyorsa sanığa ek savunma hakkı verilir.6
  • 8) Basın veya yayın yoluyla yapılan açıklamalarda, iddiaların doğru ya da asılsız olup olmadığı araştırılmadan ve eylemin haber verme ile eleştiri hakkı kapsamında kalıp kalmadığı tartışılmadan hüküm kurulamaz.2

TCK m. 132 ve m. 133 ile ilişkisi nedir?

Aynı bölümde yer alan üç madde çoğu zaman birlikte anılır ama konuları farklıdır. TCK m. 132 haberleşmenin gizliliğini, m. 133 kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınmasını, m. 134 ise özel hayatın gizliliğini korur.

TCK m. 132/1, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal edeni bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırır ve ihlal haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse cezanın bir kat artırılacağını söyler. İkinci fıkra, haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa edeni iki yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırır. Üçüncü fıkra ise kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kişiyi ayrıca cezalandırır; buradaki ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

TCK m. 133/1, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları taraflardan birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya ses alma cihazıyla kaydeden kişiye iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verir. İkinci fıkra, katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi diğer konuşanların rızası olmadan kayda alan kişi için altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası öngörür — bu bölümde adlî para cezasının seçenek olarak yer aldığı tek hükümdür. Üçüncü fıkra bu kayıtların ifşasını iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırır.

Ayrımın pratik ölçütü şudur: konu bir haberleşmenin içeriğiyse m. 132, aleni olmayan bir konuşmanın dinlenmesi veya kaydıysa m. 133, kişinin özel hayatına ilişkin bir görüntü veya sesse m. 134 uygulanır. Şikâyet bakımından üçü de aynı rejime tabidir; TCK m. 139/1 üçünü de istisna listesine almamıştır.

Bir eylem birden çok maddeye girer görünüyorsa Yargıtay 12. Ceza Dairesinin özel normun önceliği ilkesi devreye girer ve olayın niteliğine en uygun madde uygulanır.6 Aynı ilke, kişisel verilere ilişkin genel hükümler ile özel hayata ilişkin m. 134 arasındaki ilişkide de kullanılmaktadır.3

İlgili mevzuat

TCK m. 134 — Özel hayatın gizliliğini ihlal

Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 139 — Şikayet

Madde 139- (1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 136 — Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 132 — Haberleşmenin gizliliğini ihlal

Madde 132- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

(4) (Mülga: 2/7/2012-6352/79 md.)

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 133 — Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması

Madde 133- (1) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/80 md.) Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Özel hayatın sınırı ve kayıt ile ifşanın ayrı suç olmasıYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2022/5295 · K. 2025/88 ·

    Bir iş yerinde çalışan sanık, müşteri olarak gelip tartışan bir çiftin fotoğrafını çekip kendi Instagram hesabından paylaşmıştı. Bölge adliye mahkemesi yerin kamuya açık olduğu ve eylemin eleştiri sınırında kaldığı gerekçesiyle beraat vermişti. Daire, özel hayatın yalnızca kapalı kapılar ardındaki yaşantıdan ibaret olmadığını, kamuya açık alanda dahi kalabalığın içinde tanınmazlık prensibinin geçerli olduğunu belirtti; m. 134/1'in ikinci cümlesindeki kayıt suçunun kaydetmeyle tamamlandığını, m. 134/2'deki ifşanın ise birinci fıkradan bağımsız ayrı bir suç olduğunu açıkladı ve iki suçtan ayrı ayrı mahkûmiyet gerektiğini belirterek beraat hükmünü bozdu.

    Sonuç: Aynı olayda hem kayıt hem paylaşım varsa iki ayrı suçtan hüküm kurulur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Yazılı anlatımda basın özgürlüğü tartışılmadan mahkûmiyet kurulamazYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/6533 · K. 2025/7496 ·

    Bir sporcunun özel hayatına ilişkin ifadeler taşıyan kitabı yazıp bir turnuvada dağıtan sanık m. 134/1'den mahkûm edilmişti. Daire, sanığın gazeteci olduğu ve kamuoyunu aydınlatma görevi bulunduğu savunması karşısında, kitaptaki açıklamaların doğru ya da asılsız olup olmadığı araştırılmadan ve eylemin basın özgürlüğü çerçevesinde haber verme, düşünce açıklama ve eleştiri hakkı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılmadan hüküm kurulamayacağını belirtti. Ayrıca suç tarihi 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra olduğu hâlde eski metindeki asgari haddin uygulanmasını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekçesiz reddini hukuka aykırı bularak hükmü bozdu.

    Sonuç: Suç tarihi cezayı belirler; basın yoluyla yapılan açıklamalarda hak kullanımı ayrıca tartışılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Sokakta çekilen videonun paylaşımı zincirleme ifşa sayıldıYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/2170 · K. 2025/182 ·

    Sanık, önünde yürüyen iki kişinin giydiği ayakkabılar dikkatini çektiği için beli ile belden aşağısını kaydedip Facebook hesabında yayınlamış, katılanların kaldırma isteğine rağmen paylaşımı sürdürmüştü. Bölge adliye mahkemesi yüzler görünmediği için kastın bulunmadığı sonucuna varmıştı. Daire, ifşa için mağdurun anlaşılabilir olmasının yeterli olduğunu, videonun iki saniyelik kısmında baş, saç, sırt ve giysilerin görüntülendiğini; toplum içinde giyilen kıyafetin özel hayata ilişkin bir tercih olduğunu ve kamuya açık alanda tanınmazlık prensibinin geçerliliğini belirtti. Görüntülerin kişisel veri niteliği de bulunmakla birlikte özel normun önceliği gereği eylemin m. 134/2 kapsamında olduğunu ve m. 43/2'deki zincirleme suç koşullarının gerçekleştiğini saptayarak beraat hükmünü bozdu.

    Sonuç: Kamuya açık yerde çekilen görüntü de özel yaşam alanına girebilir; ardışık paylaşımlar zincirleme suç sayılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Yüzü görünmeyen kişinin anlaşılabilir olması ifşa için yeterlidirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/978 · K. 2026/4128 ·

    Sanık, komşusunun kendi evinin bahçesinde çalıştığı sırada arkadan ve yakınlaştırma yaparak çektiği fotoğrafları Instagram hesabından paylaşmıştı. Bölge adliye mahkemesi fotoğraflarda teşhisin mümkün olmadığı gerekçesiyle beraat vermişti. Daire, ifşanın kabulü için kişinin anlaşılabilir olmasının yeterli olduğunu; saç, sırt ve kıyafetlerin görüntülendiği fotoğraflardaki kişinin katılan olduğunun anlaşılabildiğini, nitekim görüntüyü gören eşinin durumu katılana bildirdiğini belirtti. Kamuya açık alanda dahi tanınmazlık prensibinin geçerli olduğunu ve genel kastla işlenen bu suçta failin saikinin önemli olmadığını ekleyerek beraat hükmünü bozdu.

    Sonuç: Teşhis değil anlaşılabilirlik aranır; paylaşımın amacı suçu ortadan kaldırmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Adliye koridorunda çekilen fotoğraf m. 134/1'e girer, m. 136'ya değilYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/4367 · K. 2025/4072 ·

    Sanık, taraf olduğu davanın duruşması sonunda adliye koridorunda bekleyen karşı tarafın ve vekilinin rızaları dışında arda arda resimlerini çekmişti. İlk derece mahkemesi duruşmanın aleni olması nedeniyle beraat, bölge adliye mahkemesi ise görüntülerin özel yaşam alanına ilişkin olmadığı ama kişisel veri niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle TCK m. 136/1'den mahkûmiyet kararı vermişti. Daire, eylemin TCK m. 134/1'in ikinci cümlesindeki görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunu belirterek suç vasfındaki yanılgı nedeniyle hükmü bozdu.

    Sonuç: Adliye koridoru kamuya açık olsa da izinsiz çekilen görüntü m. 134/1 kapsamında değerlendirilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Kişisel verilerin kaydedilmesi değil, özel normun önceliğiyle m. 134/1Yargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2021/4277 · K. 2025/7494 ·

    Sanık, bir alışveriş merkezinde tanıdığı bir kişiyi başka biriyle yemek yerken görüp rızaları dışında fotoğraflarını çekmiş, iddianamede eylem kişisel verilerin kaydedilmesi olarak nitelendirilmişti. Daire, mağdurun arkadaşlık ilişkisinin varlığını ve boyutunu kendisinde saklı tuttuğunu, görüntünün başkalarınca görülmesini istemeyeceği özel görüntü olduğunu ve özel normun önceliği ilkesi gereği eylemin TCK m. 134/1 kapsamına girdiğini belirtti. Suçun m. 139/1 gereği şikâyete tabi olması ve mağdurun son oturumda şikâyetinden vazgeçmesi karşısında mahkûmiyet hükmünü bozarak davanın düşmesine karar verdi.

    Sonuç: Nitelendirme iddianameyle sınırlı değildir; görüntü özel hayata ilişkinse m. 134 uygulanır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Özel hayat görüntüsü TCK m. 136 kapsamında kişisel veri sayılmazYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/438 · K. 2025/2522 ·

    Çift terapisi veren psikolog, seanslara ilişkin düzenlediği raporu taraflardan birinin vekiline vermiş, rapor boşanma davasına delil olarak sunulmuştu. Daire, bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin kişisel veri olduğunda kuşku bulunmamakla birlikte bunların kaydı ve ifşasının TCK m. 134'te düzenlenmesi nedeniyle m. 136/1 kapsamında kişisel veri sayılamayacağını belirtti. Somut olayda ise raporun gerektiğinde mahkemece de temin edilebilecek nitelikte olduğunu, üçüncü kişilerle paylaşıldığına dair delil bulunmadığını ve sanığın hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığını saptayarak beraat hükmünü onadı.

    Sonuç: Özel hayata ilişkin görüntü ve ses m. 134'e, kalan kişisel veriler m. 136'ya girer.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Nüfus kayıt örneğinin paylaşılması m. 136/1'e girerYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/4733 · K. 2026/957 ·

    Sanık, boşanma davası dosyasından edindiği üçüncü bir kişiye ait aile nüfus kayıt örneğinin fotoğrafını bir tanığa göndermişti. Bölge adliye mahkemesi sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği gerekçesiyle beraat vermişti. Daire, kişisel veri kavramının nüfus bilgilerini de kapsadığını, verilerin kaydedilmiş hâliyle başkasına verilmesinin m. 136/1'deki suçu oluşturduğunu belirterek zincirleme şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle beraat hükmünü bozdu.

    Sonuç: Nüfus kaydı gibi özel hayat görüntüsü olmayan veriler m. 136 kapsamındadır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Rızayla gönderilen mahrem görüntünün sonradan ifşasıYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/2903 · K. 2026/1223 ·

    İnternet üzerinden tanışan taraflardan biri, bilirkişi raporuyla da tespit edilen mahrem görüntülerini karşı tarafa göndermiş; iletişim kesildikten sonra sanık bu görüntüleri mağdurun bir yakınına göndererek ifşa etmişti. Daire, m. 134/2'den kurulan mahkûmiyette suç vasfının doğru belirlendiğini kabul etti; ancak sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmiş olması karşısında hapis cezasının ertelenmesini TCK m. 51/1-a'ya aykırı buldu ve tekerrür hükümlerinin uygulanmaması ile birlikte hükmü bozdu. Aynı dosyadaki hakaret suçundan açılan davanın ise sekiz yıllık zamanaşımının dolması nedeniyle düşmesine karar verdi.

    Sonuç: Görüntünün rızayla verilmiş olması sonradan ifşayı hukuka uygun kılmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Şikâyetten vazgeçme kayıt ve ifşa suçlarının ikisini birden düşürürYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/6358 · K. 2025/2376 ·

    Boşanma sürecindeki sanık, eşi ile bir başkasının görüntülerini gizlice kaydedip sonradan eski eşinin yakınlarına göndermiş, hem kayıt hem ifşa suçundan mahkûm edilmişti. Karar tarihinden sonra mağdur vekili şikâyetten vazgeçmiş, sanık müdafii vazgeçmeyi kabul etmiş ve taraflar arasındaki uzlaşma protokolü dosyaya sunulmuştu. Daire, her iki suçun da TCK m. 139/1 gereği şikâyete tabi olduğunu belirtti; derhal beraat koşulları da bulunmadığından kovuşturmada şikâyet koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle hükümleri bozdu ve kamu davalarının düşmesine karar verdi.

    Sonuç: Şikâyetten vazgeçme kabul edilirse dava, kayıt ve ifşa suçlarının ikisi bakımından da düşer.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Uzlaştırma teklifi yapılmadan kurulan hüküm kanun yararına bozulurYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/3226 · K. 2026/1738 ·

    Hakaret ve ifşa suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan mahkûmiyet hükmü, uzlaştırma işlemleri yapılmadan verilmiş ve kesinleşmişti. Adalet Bakanlığının istemi üzerine açılan kanun yararına bozma yolunda Daire, her iki suçun da CMK m. 253/1-a gereğince uzlaştırmaya tabi olduğunu, sanığa ve müştekiye soruşturma veya kovuşturma evresinde usulüne uygun bir uzlaştırma teklifi yapılmadığını belirtti; m. 253 ve m. 254 uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle istemi kabul edip kararı bozdu.

    Sonuç: Uzlaştırma bu suçta atlanamayacak bir usul adımıdır; eksikliği kesinleşmiş hükmü bile bozdurur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.Geri bırakılan hüküm açıklanırken her suç ayrı değerlendirilirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/335 · K. 2026/1982 ·

    Sanık hakkında hem kayıt hem ifşa suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi üzerine mahkeme yalnızca kayıt suçundan hükmü açıklamıştı. Daire, ifşa suçundan açıklanması geri bırakılan hüküm bakımından da CMK m. 231/11 uyarınca ayrıca değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti; ayrıca katılan ve vekili duruşmadan haberdar edilmeden yargılama yapılmasını, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının maddi vakıayı ve hukuki nitelendirmeyi göstermemesini ve hükmün gerekçesiz kurulmasını hukuka aykırı bularak bozma kararı verdi.

    Sonuç: Birden çok suçtan verilen geri bırakma kararında her hüküm için ayrı karar gerekir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Birinin fotoğrafını izinsiz çekmek suç mu?

Çekilen görüntü kişinin özel hayatına ilişkinse evet. Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, bir özel hayat görüntüsünün ilgilisinin bilgisi ve rızası dışında kaydedilmesini suç sayar ve bu hâlde temel cezanın bir kat artırılacağını söyler. Yargıtay 12. Ceza Dairesine göre kaydedilen görüntüdeki kişinin tanınabilir olması gerekmez ve suç kaydetme anında tamamlanır; failin görüntüyü sonradan izlememiş olması sonucu değiştirmez.

Sokakta veya alışveriş merkezinde çekilen görüntü de özel hayat sayılır mı?

Sayılabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesine göre kamuya açık alanda bulunmak, o alandaki her görüntünün kaydedilmesine rıza gösterildiği anlamına gelmez; kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık ve bilinmezlik prensibi kamuya açık alanda da geçerlidir. Daire, sokakta yürüyen kişilerin ve evinin bahçesinde çalışan bir komşunun izinsiz çekilip paylaşılan görüntülerini özel yaşam alanına dahil saymıştır. Belirleyici olan yerin niteliği değil, görüntünün içeriği ve elde ediliş biçimidir.

Kayıt suçu ile ifşa suçu arasındaki fark nedir?

Kayıt, görüntü veya sesin bir cihazla sabitlenmesidir ve Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenmiştir. İfşa ise görüntü veya sesin, içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişilerin bilgisine sunulmasıdır ve aynı maddenin ikinci fıkrasındadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi ifşayı birinci fıkradan bağımsız ayrı bir suç sayar; bir olayda hem kayıt hem paylaşım varsa iki ayrı hüküm kurulması gerekir.

Rızamla gönderdiğim fotoğrafı sonradan paylaşan kişi cezalandırılır mı?

Evet. Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinin ikinci fıkrası, görüntü veya sesin hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması hâlinde bile rıza dışı ifşayı suç sayar. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, tanışma sürecinde rızayla gönderilen mahrem görüntülerin iletişim kesildikten sonra bir yakına gönderilmesini bu madde kapsamında değerlendirmiş ve mahkûmiyet hükmünde suç vasfının doğru belirlendiğini kabul etmiştir. Görüntünün tek bir kişiye gönderilmiş olması da ifşa için yeterlidir.

Görüntüde yüzüm görünmüyorsa suç oluşmaz mı?

Oluşabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesine göre ifşanın kabulü için görüntüyle özel hayatı ihlale uğrayan kişinin anlaşılması ya da en azından anlaşılabilir olması yeterlidir; teşhise elverişli bir yüz görüntüsü aranmaz. Daire, saç, sırt, boy ve giysi gibi unsurların görüntülendiği dosyalarda kişinin anlaşılabildiğini kabul etmiş, görüntüyü görenlerin durumu mağdura bildirmesini de bu yönde bir gösterge saymıştır.

Bu suç şikâyete bağlı mı, şikâyet süresi ne kadar?

Şikâyete bağlıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 139. maddesi bu bölümdeki suçların şikâyete bağlı olduğunu söyler ve istisna listesinde yalnızca kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçlarını sayar; m. 134 bu listede yoktur. Şikâyet süresi altı aydır ve suç tarihinden değil, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.

Şikâyetimden vazgeçersem dava düşer mi?

Kovuşturma aşamasında vazgeçmenin geçerli olması için sanığın da vazgeçmeyi kabul etmesi gerekir; kabul edilirse ve derhal beraat koşulları yoksa davanın düşmesine karar verilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu durumda mahkûmiyet hükmü kurulmasını hukuka aykırı bulmakta ve doğrudan düşme kararı vermektedir. Bir dosyada sanığın vazgeçmeden haberdar olduğu hâlde açıkça karşı çıkmamasını yeterli saymıştır.

Bu suçta uzlaştırma uygulanır mı?

Evet. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçları uzlaştırma kapsamına alır; özel hayatın gizliliğini ihlal suçu da bu kapsamdadır ve uzlaştırma yoluna gidilemeyecek suçları sayan üçüncü fıkrada yer almaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, usulüne uygun uzlaştırma teklifi yapılmadan verilen kesinleşmiş bir hükmü kanun yararına bozmuştur. Uzlaştırma kapsamına girmeyen başka bir suçun aynı mağdura karşı birlikte işlenmesi hâlinde ise uzlaşma hükümleri uygulanmaz.

Özel hayatın gizliliğini ihlal ile kişisel verileri yayma suçu nasıl ayrılıyor?

Yargıtay 12. Ceza Dairesine göre bir özel hayat görüntüsü ya da sesi kişisel veri niteliği taşısa da, bunların kaydı ve ifşası Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinde düzenlendiğinden m. 136 kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemez. Buna özel normun önceliği ilkesi denir. Özel hayata ilişkin olmayan veriler, örneğin nüfus kayıt bilgileri, m. 136 kapsamında kalır. Ayrım usul bakımından da önemlidir: m. 134 şikâyete bağlıyken m. 136 değildir.

Bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün mü?

Mümkündür. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir ve bu kararla sanık beş yıl denetim süresine tâbi tutulur. Hapis cezasının ertelenmesi de iki yıl sınırına tabidir; daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmiş kişi hakkında erteleme kararı verilemez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Bu suçta dava zamanaşımı ne kadar?

Fıkraya göre değişir. Temel şekilde cezanın üst sınırı üç yıl, ifşa suçunda beş yıl olduğu için olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Görüntü veya seslerin kayda alınması hâlinde ceza bir kat artırıldığından üst sınır altı yıla çıkar ve zamanaşımı on beş yıl olur; Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesi zamanaşımı süresi belirlenirken suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin de göz önünde bulundurulacağını söyler.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ceza hukuku alanına dön

Rehberler

Diğer suç rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp