İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Taksirle öldürme suçu (TCK m. 85)

Yayın tarihi:

Bir insanın ölümüne istenmeden sebep olmak Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinde ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu rehber, cezanın hangi fıkraya göre belirlendiğini, bilinçli taksirin Yargıtay uygulamasında hangi eşiklerle kabul edildiğini, olası kastla öldürmeden nerede ayrıldığını, kusurun nasıl saptandığını ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin aradığı ölçütleri anlatır.

Kısaca

Taksirle öldürme, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranış sonucu bir kişinin ölümüne sebep olmaktır. Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesine göre ceza, bir kişinin ölümünde iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Ölen birden fazlaysa ya da ölümle birlikte yaralanma da varsa ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapse çıkar. Ölümün öngörülmüş ama istenmemiş olması hâlinde bilinçli taksir vardır ve ceza artırılır. Suç şikâyete bağlı değildir; soruşturma kendiliğinden yürütülür. Ceza failin kusuruna göre belirlenir ve kusur çoğunlukla bilirkişi raporlarıyla saptanır.

Bu sayfada

Süreler ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Şikâyete tabi mi?

Hayır. TCK m. 85 şikâyet koşulu öngörmez; soruşturma resen yürütülür. Şikâyetin bu suçtaki tek etkisi dolaylıdır: m. 85/2'nin "ölüm ile birlikte yaralanma" hâlinde, yaralamanın soruşturulması TCK m. 89/5 uyarınca kural olarak şikâyete bağlıdır ve yaralananlar şikâyetçi değilse geriye yalnız ölüm kalır. Bilinçli taksir bu koşulu kaldırır; ancak m. 89/5, birinci fıkra kapsamına giren — yani basit — yaralamayı bu istisnanın dışında tutar.

Dayanak: TCK m. 85, m. 89/5

Şikâyet süresi

Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür. Kanun yalnız şikâyete bağlı suçlarda altı aylık bir süre öngörür ve bu süre fiili ve failin kim olduğunun öğrenildiği günden başlar.

Dayanak: TCK m. 73/1, m. 73/2

Uzlaştırma

Hayır. Uzlaştırma kapsamına giren suçlar Türk Ceza Kanunu içinden tek tek sayılmıştır; o listede taksirle yaralama (m. 89) yer alır, taksirle öldürme (m. 85) yer almaz. Suç şikâyete de bağlı olmadığından uzlaştırmanın diğer yolu da kapalıdır.

Dayanak: CMK m. 253/1-a, m. 253/1-b

Görevli mahkeme

Fıkraya göre değişir. TCK m. 85/1'de cezanın üst sınırı altı yıl olduğu için asliye ceza mahkemesi görevlidir. TCK m. 85/2'de üst sınır on beş yıla çıktığından ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara ağır ceza mahkemeleri baktığından görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmez, maddedeki üst sınır esas alınır.

Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11, m. 12, m. 14

Dava zamanaşımı

Her iki fıkrada da on beş yıl. Dava zamanaşımı, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıldır; m. 85/1'in üst sınırı altı yıl, m. 85/2'nin üst sınırı on beş yıl olduğundan ikisi de bu aralığa girer. Sürenin belirlenmesinde maddedeki cezanın yukarı sınırı göz önünde bulundurulur.

Dayanak: TCK m. 66/1-d, m. 66/4, m. 85

Adli para cezası

Suç tanımında seçenek değil: TCK m. 85 yaptırım olarak yalnız hapis cezası öngörür. Buna karşılık taksirli suçlarda ayrı bir imkân vardır — hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa diğer koşullar varsa adlî para cezasına çevrilebilir. Bu hüküm bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz.

Dayanak: TCK m. 85, m. 50/4

HAGB ve erteleme

İkisi de somut cezaya bağlıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkemece karar verilebilir; denetim süresi beş yıldır ve bu hükümde ceza ertelenemez, kısa süreli olsa dahi seçenek yaptırımlara çevrilemez. Erteleme için de sınır iki yıldır. TCK m. 85/1'in alt sınırı iki yıl olduğundan eşiğe ancak takdiri indirimle inilebilir; TCK m. 62'ye göre cezanın altıda birine kadarı indirilir.

Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/7, m. 231/8; TCK m. 51/1, m. 62

Türk Ceza Kanunu m. 85 taksirle öldürmeyi nasıl tanımlıyor?

TCK m. 85/1 suçu tek cümleyle kurar: taksirle bir insanın ölümüne neden olmak. Kasten öldürmeden ayıran şey neticenin istenmemiş olmasıdır; fail ölümü ne ister ne de amaçlar, ama dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışıyla ona sebep olur.

Taksirin tanımı ayrı bir maddededir. TCK m. 22/2'ye göre taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesinin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. TCK m. 22/1 ise taksirle işlenen fiillerin ancak kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılacağını söyler; öldürme bakımından bu açık hüküm m. 85'tir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Ceza Genel Kurulunun benimsediği ölçütü aktararak maddenin iki sınırını birlikte koyuyor: taksirli suçlarda gerek icrai gerek ihmâli hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekir; iradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden söz edilemeyeceği gibi, öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi hâlinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemez. (Yargıtay 12. CD, E. 2022/2655)1

Bunun pratik anlamı şudur: 1) hareketin kendisi (araç kullanmak, ilaç uygulamak, iş makinesi çalıştırmak) isteyerek yapılmış olmalıdır, 2) ölüm o hareketin öngörülebilir bir sonucu olmalıdır. İkisinden biri yoksa ortada bu suç yoktur.

Uygulamada dosyaların büyük çoğunluğu trafik kazalarından gelir; ama madde yalnız trafiğe özgü değildir. İş kazaları, tıbbi uygulamalar, ev içi olaylar ve inşaat işleri de aynı maddeye göre değerlendirilir. Bu rehberde her biri ayrı bir başlıkta ele alınıyor.

Taksirle öldürme suçunun cezası nedir?

Ceza fıkraya göre ikiye ayrılır. TCK m. 85/1'e göre taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. TCK m. 85/2'ye göre fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir. Alt sınır değişmez; değişen üst sınırdır ve bu değişiklik görevli mahkemeyi de belirler.

İkinci fıkranın "ölüm ile birlikte yaralanma" ayağı göründüğü kadar otomatik değil. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bir kişinin öldüğü ve iki kişinin yaralandığı bir kazada, yaralananların sanıktan şikâyetçi olmadıkları ve eylemde bilinçli taksirin koşulları bulunmadığı için fiilin TCK m. 85/1'de tanımlanan suçu oluşturacağını, m. 85/2'nin uygulanamayacağını belirterek hükmü bozmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/276)2 Sebebi TCK m. 89/5'tir: taksirle yaralamanın soruşturulması kural olarak şikâyete bağlıdır. Bilinçli taksir şikâyet koşulunu kaldırır, ama madde birinci fıkra kapsamına giren yaralamayı bu istisnanın dışında bıraktığı için basit yaralanmalarda bilinçli taksir hâlinde de şikâyet aranır.

TCK m. 85 bakımından cezayı artıran sebep bilinçli taksirdir. TCK m. 22/3, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi hâlinde cezanın üçte birden yarısına kadar artırılacağını söyler. Hangi hâllerde bilinçli taksir kabul edildiği rehberin ilerleyen bölümünde ayrıca ele alınıyor.

Cezayı ortadan kaldıran ya da azaltan bir hüküm de var. TCK m. 22/6'ya göre taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi maddenin uygulanabilmesi için neticenin münhasıran sanığın kişisel ve ailevi durumu bakımından cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması gerektiğini vurgulamış; bebeğinin ölümüne sebep olan ebeveyn bakımından koşulların gerçekleştiğini kabul ederek ceza verilmesine yer olmadığı kararını onamıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2020/12340)3

Cezanın miktarı serbestçe değil, kusura göre belirlenir. TCK m. 22/4 taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek cezanın failin kusuruna göre belirleneceğini açıkça söyler. Buna ek olarak TCK m. 62 uyarınca fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenler varsa cezanın altıda birine kadarı indirilir; yani ceza en çok altıda bir oranında azalır.

Hapis cezasının yanında bir güvenlik tedbiri gündeme gelir. TCK m. 53/6'ya göre trafik düzeninin ya da bir meslek veya sanatın gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere o meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu tedbirin kapsamını daraltıyor: on bir ayrı sınıfta sürücü belgesi bulunan ve kazaya çekiciyle sebep olan sanık bakımından, yalnızca çekici kullanmasını mümkün kılan sınıfların geri alınması gerektiğini belirterek hükmü düzeltmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2022/8910)4

Eşya müsaderesi bu suçta kural olarak gündeme gelmez. TCK m. 54/1 müsadereyi kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan, suça tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyaya bağlar. Daire de TCK m. 54'e göre eşya müsaderesinin kasten işlenen suçlarda uygulanmasının mümkün olduğunu belirterek, taksirle öldürme hükmünde müsadereye karar verilmesini hukuka aykırı bulmuş ve müsadere ibaresini hükümden çıkarmıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/1622)5 Bunun dışında kalan bir hâl vardır: TCK m. 54/4 uyarınca üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya kast aranmaksızın müsadere edilir. Ceza Dairesi, taksirle öldürme suçundan kurulan bir hükümde bulundurulması bizatihi suç teşkil eden silah ve şarjör bakımından m. 54/1 yerine m. 54/4'ün uygulanması gerektiğini belirterek hükmü bu yönden düzeltmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2017/1823)6

Bilinçli taksir hangi hâllerde kabul ediliyor: alkol, hız ve ehliyet

Bilinçli taksir, cezayı doğrudan üçte birden yarısına kadar artırdığı için dosyanın merkezindeki konudur. TCK m. 22/3 ölçütü tek cümlede verir: kişi neticeyi öngörmüş ama istememiştir. Sorun bu öngörünün somut olayda neye dayandırılacağıdır ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi trafik dosyaları için sayısal eşikler kullanıyor.

Alkolde eşik 1,00 promildir. Daire, Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanan görüşlerine ve kendi yerleşmiş uygulamalarına göre bu miktardan fazla alkolün güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağını, bu miktar ve üzeri için bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir; eşik kararların bir kısmında kanda ölçülen karşılığıyla, yani "100 promil" (100 mg/dl) biçiminde yazılmaktadır.2 Aynı kararda alkol miktarının saatte 0,15 promil düştüğünü kabul ederek kaza anındaki düzeyi geriye doğru hesaplamış, sonuç eşiğin altında kaldığı için bilinçli taksir koşullarının oluşmadığını saptamıştır.2 Başka bir dosyada kaza anında yaklaşık 0,87 promil alkollü olan sanık bakımından, 1,00 promilin altında kalındığı için TCK m. 22/3'ün uygulanamayacağını belirtmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/2552)7

Hızda da sayısal bir ölçüt var. Daire'nin yerleşik kararlarına göre hız limitinin aşılmasıyla ilgili olarak bilinçli taksirin kabul edilebilmesi için kaza sırasında mahal koşullarının gerektirdiği hız sınırının iki katının aşılması gerekir.2 Hız sınırının 80 km olduğu yerde fren izine göre yaklaşık 95-100 km hızla seyreden sanık bakımından bu ölçüt gerçekleşmediğinden hız yönünden bilinçli taksir kabul edilmemiştir.7

Ehliyetsizlik tek başına yetmez. Daire'nin yerleşik uygulamasına göre ehliyetsizlik tek başına bilinçli taksirli eylem olarak kabul edilemez.2 Aynı yaklaşım iş makineleri için de geçerlidir: vinçli açık kasa kamyonet bakımından (G) sınıfı ehliyetin yalnız operatörlük işlemi sırasında gerekli olduğunu, kaza vincin kullanılması sırasında meydana gelmediğinden bu hususun bilinçli taksir gerekçeleri arasında değerlendirilemeyeceğini belirtmiş ve Tebliğname'deki aksi görüşe katılmamıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/5049)8

Bu üçünün dışında kalan sürüş davranışları da bilinçli taksir sayılabiliyor. Alkol ve hız yönünden koşullar gerçekleşmemiş olsa bile, boş yolda lüzum olmamasına rağmen zigzag çizerek ilerleyen sanığın bu eyleminin bilinçli taksir olarak değerlendirilmesi Daire tarafından yerinde bulunmuştur.7

Artırımın oranı ayrı bir denetim konusu. Daire, bilinçli taksir oluşturan tek bir ihlalin bulunduğu bir dosyada, bu husus gözetilmeksizin temel cezada en üst sınır olan 1/2 oranında artırım yapılmasını fazla ceza tayini sayarak hükmü bozmuştur.7 Yani bilinçli taksirin kabul edilmesi ile artırımın azami oranda uygulanması iki ayrı karardır ve ikincisi gerekçe ister.

Trafik dışında da bilinçli taksir kurulabiliyor. Bir okul bahçesinde vinçli kamyonun manevrası sırasında duvarın yıkılmasıyla iki çocuğun öldüğü olayda Daire, aracı yardımcı eleman bulundurmadan kiraya veren ve sola manevrayı gözcü olmaksızın kontrolsüz yapan sanıklar bakımından, çok sayıda çocuk olay yerindeyken çalışmaya devam edilmesi karşısında sevk ve idarenin ciddî tehlike yarattığının öngörülmesi gerektiğini belirterek TCK m. 22/3'ün uygulanması gerektiğine hükmetmiştir.8

Bilinçli taksir ile olası kastla öldürme arasındaki sınır nerede?

İki kurum aynı noktada başlar: her ikisinde de fail neticeyi öngörmüştür. Ayrım öngörüden sonrasındadır ve sonucu ağırdır — olası kastla öldürmede kişi kasten öldürme hükümlerine göre cezalandırılır, dosya ağır ceza mahkemesine gider.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Ceza Genel Kurulunun benimsediği ölçütü aktararak sınırı şöyle çiziyor: öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen neticenin istenmemesine rağmen meydana gelmesinin engellenemediği hâllerde bilinçli taksir söz konusu olur.1 Daire aynı kararda ayrımı failin tutumuna bağlıyor: neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak, gerektiğinde önlem de alarak hareketini sürdüren kişi bilinçli taksirle; duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenen kişi olası kastla hareket etmiş sayılır.1

Ölçütün uygulandığı somut bir örnek var. Alkollü olarak, makas atarak, hız limitinin çok üzerinde ve aynı anda telefonuyla sosyal medyadan canlı yayın yaparak araç kullanan sanığın bir bisikletliye çarparak ölümüne sebep olduğu olayda Daire, sanığın ölümle sonuçlanabilecek bir kazaya neden olabileceğini öngördüğünü, buna karşılık zararlı neticenin gerçekleşmemesi adına herhangi bir davranışının bulunmadığını, neticeyi göze alıp kabullenerek eylemini sürdürdüğünü saptamış ve olası kast koşullarının oluştuğunu belirterek bilinçli taksirle öldürmeden kurulan hükmü bozmuştur.1

Sınırın öbür tarafında duran bir karar da var. Seyir hâlindeki aracın arka koltuğunda tabancasıyla havaya ateş eden, şarjörü boşalınca mermi doldurmaya çalışırken silahın ateşlenmesiyle sürücünün ölümüne sebep olan sanık bakımından Daire, silahın ateşlenebileceğinin ve yakın mesafedeki kişiye isabet edebileceğinin öngörülebilir olduğunu, ancak olası kast için aranan sonucu kabullenme hâlinin değil, bilinçli taksir için söz konusu olan neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik inanç hâlinin bulunduğunu belirtmiş; sonucu kabullendiğine dair somut bulgu olmadığından eylemin olası kastla değil bilinçli taksirle işlendiğini kabul ederek Tebliğname'deki bozma önerisine katılmamıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/2302)9

İki karar birlikte okunduğunda ölçüt görünür hâle geliyor: mahkemeler failin öngörüsünü değil, öngörüden sonra ne yaptığını arıyor. Neticeyi önlemeye dönük hiçbir davranış yoksa ve fail hareketini kayıtsızca sürdürmüşse olası kast; failin dayandığı bir inanç ya da aldığı bir önlem varsa bilinçli taksir kabul ediliyor.

Kusur nasıl belirleniyor: bilirkişi raporları ve mağdurun kusuru

Taksirli suçta ceza kusura göre belirlendiği için (TCK m. 22/4), dosyanın merkezinde kusur raporu vardır. Trafik dosyalarında bu rapor genellikle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınır; kolluğun düzenlediği kaza tespit tutanağı ise ilk değerlendirmedir.

İkisi çeliştiğinde mahkeme birini seçip diğerini görmezden gelemez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kaza tespit tutanağında sanığın tali kusurlu görüldüğü, buna karşılık Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda kusursuz sayıldığı bir dosyada, dört kişinin öldüğü kazada bu çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonundan, üniversitelerin ilgili bölümlerinden oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden veya Karayolları Genel Müdürlüğünden yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek beraat hükmünü eksik araştırmadan bozmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2020/10199)10

Ölenin ya da yaralananın kendi kusuru da tartışılır, ama etkisi sanıldığı kadar geniş değil. Daire, Ceza Genel Kurulunun ölçütünü aktararak, sonucun gerçekleşmesinde mağdurun taksirli davranışının da etkisi olması hâlinde, bu davranış nedensellik bağını kesmediği sürece failin sorumluluğunun ortadan kalkmayacağını, taksirin niteliğinin de değişmeyeceğini belirtiyor.1 Aynı kararda kanunda kusurun derecelendirilmesi suretiyle bir ceza indirimi öngörülmediği, bu hâlin ancak temel cezanın tayininde dikkate alınabileceği söyleniyor.1

Yani "karşı taraf da kusurluydu" savunması kural olarak beraatle değil, cezanın alt sınıra yaklaştırılmasıyla sonuçlanır. Beraat, ancak sanığa atfedilebilecek bir kusur hiç bulunmadığında ya da mağdurun davranışı nedensellik bağını tamamen kestiğinde gündeme gelir.

Kusursuzluk hâlinde verilecek kararın türü de denetleniyor. Daire, kazada kusuru bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle CMK m. 223/2-a uyarınca beraat kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuş; kusursuzluk hâlinde beraatin CMK m. 223/2-c'ye dayandırılması gerektiğini belirterek hükmü düzeltmiştir.8 Bu ayrım okura teknik görünebilir; ancak beraatin gerekçesi tazminat davaları bakımından sonuç doğurur.

Birden fazla kişi kusurluysa ne olur: iş kazaları ve işveren sorumluluğu

Taksirli suçta her fail kendi kusurundan sorumludur. TCK m. 22/5, birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkesin kendi kusurundan dolayı sorumlu olacağını, her failin cezasının kusuruna göre ayrı ayrı belirleneceğini söyler. Bu, aynı olaydan yargılanan kişilerin farklı cezalar almasının kural olduğu anlamına gelir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu maddeden bir usul sonucu da çıkarıyor. Üç işçinin öldüğü bir maden göçüğü dosyasında, bilirkişi raporunda tali kusurlu görülen bir başka şirket yetkilisi hakkında dava açılıp dosyaların birleştirilmesi gerektiği yönündeki Tebliğname görüşüne katılmamış; bu kişi hakkında dava açılıp açılmamasının incelenen dosya bakımından sübuta, kusur durumuna ve suçun nitelendirilmesine katkı sağlamayacağını, ceza muhakemesinde açılan her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasının genel kural, birleştirmenin ise istisna olduğunu belirterek TCK m. 22/4 ve m. 22/5'e dayanmıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/4375)11

İş kazalarında sorumluluk zinciri işverenle sınırlı kalmıyor. Okul bahçesindeki vinç olayında Daire, aracı şoförlü olarak kiraya veren şirket yetkilisini de sorumlu tutmuştur: ağır tonajlı ve yüksek manevra kabiliyeti gerektiren aracı, sürücüye gözcülük yapacak ve çevreyi kontrol edecek bir yardımcı eleman bulundurmadan kiraya vermesi kusurlu davranış sayılmıştır.8 Aracı kullanan sanık bakımından ise sola manevranın yardımcı bir görevli olmaksızın kontrolsüz yapılması esas alınmıştır.8

Zincir birden fazla halkadan da oluşabilir. Bir sürücünün telefon direğine çarpıp durmadan yoluna devam ettiği ve kırılan direği kimseye bildirmediği, saatler sonra başka bir sürücünün aracına takılan kablonun direği bir yayanın üzerine düşürdüğü olayda, ilk sürücü asli, ikinci sürücü tali kusurlu kabul edilerek her ikisi de TCK m. 85/1'den cezalandırılmış; Daire ise ilgili kurum görevlilerinin hizmet kusurunun araştırılmamasını bozma nedeni yapmamış, bunun sanığın kusur durumuna etki etmediğini ve o kişiler hakkında ayrıca işlem yapılmasının mümkün olduğunu belirtmiştir.5

Kusurun sonradan farklı değerlendirilmesi tek başına yeniden dava açmayı sağlamaz. Dört işçinin öldüğü bir şantiye kazasında hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı kesinleşen genel müdür, sonradan alınan bir bilirkişi raporunda kusurlu görülünce yeniden yargılanmıştı. Daire, kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığı kararının ardından yeni bir delil elde edilmeden açılan kamu davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, raporlardaki görüş değişikliklerinin yeni delil niteliğinde kabul edilemeyeceğini belirtmiş ve davanın reddi hükmünü onamıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/562)12

Tıbbi uygulama hatalarında taksirle öldürme nasıl değerlendiriliyor?

Sağlık personeli bakımından dosya iki suç arasında gider gelir ve ayrımı yapan şey illiyet bağıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik uygulamasına göre, sanığın tıp kurallarına uygun olmayan eylemi ile meydana gelen netice arasında uygun illiyet bağının kurulması hâlinde eylem taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçuna vücut verir; illiyet bağının bulunmaması hâlinde ise eylem TCK m. 257'de düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur. (Yargıtay 12. CD, E. 2021/2392)13

Daire aynı kararda bir sınır daha koyuyor: aynı fiil nedeniyle hem taksirle yaralama veya öldürme suçundan hem de görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet kararı verilemez.13 İki suç birbirinin alternatifidir, toplamı değil.

İlliyet bağının kurulup kurulamayacağı çoğu zaman uzman raporlarına kalıyor ve bu raporlar çelişebiliyor. Hastayı görmeden, muayene etmeden telefonda verdiği talimatla tedavi düzenleyen bir dahiliye uzmanı bakımından Daire, meslekî özen yükümlülüğüne uygun davranılsaydı hastanın kurtulmasının mümkün olup olmadığının tespiti ile ölüm sebebi hakkında çelişki taşıyan iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için bir kez de Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınması gerektiğini belirterek mahkûmiyet hükmünü eksik araştırmadan bozmuştur.13

Karardan çıkan pratik sonuç şu: tıbbi dosyalarda mahkûmiyet için hatanın saptanması yetmiyor; hata ile ölüm arasındaki bağın, hatasız davranılsaydı sonucun değişip değişmeyeceği sorusu üzerinden kurulması aranıyor.

Taksirle öldürme suçu nasıl ispatlanır?

İspat üç ayrı düzlemde yürür: neticenin öngörülebilir olması, failin kusurunun saptanması ve kusurun derecesi. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararlarından çıkan ölçütler şunlar:

  • 1) Hareketin iradi, neticenin öngörülebilir olduğu ortaya konmalıdır; iradi davranış yoksa taksirden söz edilemeyeceği gibi öngörülemeyecek bir sonuçtan da sorumluluk doğmaz.1
  • 2) Kusur, uzman raporuyla saptanır; kaza tespit tutanağı ile Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu çelişiyorsa çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz, genişletilmiş komisyondan veya öğretim üyelerinden yeniden rapor alınır.10
  • 3) Bilinçli taksir iddiası sayısal olarak denetlenir: kaza anındaki alkol düzeyi 1,00 promilin üzerinde mi, hız mahal sınırının iki katını aşıyor mu, bu ikisi dışında bilinçli taksir sayılabilecek bir sürüş ihlali var mı.2
  • 4) Bilinçli taksir kabul edilse bile artırımın oranı ayrıca gerekçelendirilir; tek bir ihlal varken azami oranda artırım fazla ceza sayılır.7
  • 5) Olası kast iddiasında failin neticeyi kabullendiğine dair somut bulgu aranır; önlem alma çabası ya da neticenin gerçekleşmeyeceğine yönelik inanç varsa nitelendirme bilinçli taksir yönünde yapılır.9
  • 6) Mağdurun kusuru araştırılır, ama nedensellik bağını kesmediği sürece failin sorumluluğunu kaldırmaz; yalnız temel cezanın tayininde dikkate alınır.1
  • 7) Birden fazla fail varsa her birinin kusuru ayrı ayrı belirlenir; başka kusurlu kişiler hakkında dava açılmamış olması, önündeki dosyanın karara bağlanmasına engel değildir.11
  • 8) Sağlık personeli bakımından hata ile ölüm arasındaki uygun illiyet bağı kurulmalı, kurulamıyorsa nitelendirme görevi kötüye kullanma yönünde yapılmalıdır.13
  • 9) Hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı kesinleşmiş kişi bakımından yeni bir delil aranır; bilirkişi raporundaki görüş değişikliği yeni delil sayılmaz.12

İlgili mevzuat

TCK m. 85 — Taksirle öldürme

Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 22 — Taksir

Madde 22- (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.

(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

(3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.

(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.

(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 53 — Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma

(6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Taksirin iki koşulu, olası kastla sınırı ve mağdurun kusurunun etkisiYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2022/2655 · K. 2026/2041 ·

    Alkollü olarak, makas atarak, hız limitinin çok üzerinde ve aynı anda telefonundan sosyal medya canlı yayını yaparak araç kullanan sanık, kendi şeridinde ilerleyen bisikletliye çarpmış ve bisiklet sürücüsü ölmüştü. Daire önce ölçütleri kurdu: taksirli suçlarda hareketin iradi, neticenin öngörülebilir olması gerekir; mağdurun taksirli davranışı nedensellik bağını kesmediği sürece failin sorumluluğunu kaldırmaz ve yalnız temel cezanın tayininde dikkate alınır; öngörülen neticeye kayıtsız kalınmışsa olası kast, neticenin gerçekleşmeyeceğine inanılmışsa bilinçli taksir vardır. Somut olayda sanığın neticeyi göze alıp kabullendiğini saptayarak bilinçli taksirle öldürmeden kurulan hükmü bozdu.

    Sonuç: Öngörüden sonra hiçbir önlem alınmamış ve hareket kayıtsızca sürdürülmüşse nitelendirme taksir değil olası kasttır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Alkol, hız ve ehliyet ölçütleri ile m. 85/2'nin uygulanma koşuluYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/276 · K. 2025/3221 ·

    Tek taraflı kazada bir yolcu ölmüş, iki yolcu yaralanmış, sanık hakkında TCK m. 85/2 ve m. 22/3 uygulanmıştı. Daire, 1,00 promilden (kararın yazımıyla "100 promil") fazla alkolün güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldırdığını ve bu miktardan itibaren bilinçli taksir uygulandığını hatırlattı; kan testindeki 0,34 promile saatlik düşüş eklendiğinde bile eşiğin altında kalındığını hesapladı. Hız yönünden bilinçli taksir için mahal hız sınırının iki katının aşılması gerektiğini, ehliyetsizliğin ise tek başına bilinçli taksir sayılamayacağını belirtti. Ayrıca yaralananlar şikâyetçi olmadığı ve bilinçli taksir bulunmadığı için eylemin m. 85/2 değil m. 85/1 kapsamında kaldığını saptayarak hükmü bozdu.

    Sonuç: Bilinçli taksir sayısal eşiklere bağlanmıştır; yaralananlar şikâyetçi değilse ölüm ile yaralanmanın birleşmesi m. 85/2'yi doğurmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.TCK m. 22/6'nın uygulanma koşulu: münhasıran kişisel ve ailevi mağduriyetYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2020/12340 · K. 2024/5996 ·

    Dokuz aylık bebeğini mamayla besleyip uyutan sanığın ev işleriyle uğraştığı sırada bebek mide içeriği aspirasyonuna bağlı solunum ve dolaşım durması sonucu ölmüş, yerel mahkeme TCK m. 22/6 ile ceza verilmesine yer olmadığına karar vermişti. Daire, maddenin uygulanabilmesi için taksirli hareket sonucu neden olunan neticenin münhasıran sanığın kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması gerektiğini belirtti ve somut olayda koşulların gerçekleştiğini kabul ederek hükmü onadı.

    Sonuç: Failin kendisi neticenin ağırlığını taşıyorsa TCK m. 22/6 ceza verilmesine engeldir; ölçüt mağduriyetin münhasıran kişisel ve ailevi olmasıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Sürücü belgesi yalnız kazaya sebep olunan aracın sınıfı bakımından geri alınırYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2022/8910 · K. 2026/2010 ·

    Römork bağlı çekiciyle önündeki motosiklete arkadan çarpan ve iki kişinin ölümüne sebep olan sanık hakkında TCK m. 85/2 ve m. 53/6 uygulanarak sürücü belgesinin iki yıl süreyle geri alınmasına karar verilmişti. Sanığın on bir ayrı sınıfta sürücü belgesi bulunuyordu. Daire, kazaya çekiciyle sebep olunduğu gözetildiğinde yalnızca çekici kullanmasını mümkün kılan C, C1, C1E ve CE sınıflarının geri alınması gerektiğini belirterek hükümdeki sınıf ibaresini düzeltti.

    Sonuç: TCK m. 53/6 tedbirinin kapsamı, kazanın işlendiği araç türüyle sınırlıdır; bütün sürücü belgesi sınıfları geri alınamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Taksirli suçta müsadere uygulanamaz; iki failli nedensellik zinciriYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/1622 · K. 2026/828 ·

    Bir sürücü telefon direğine çarpıp durmadan yoluna devam etmiş ve kırılan direği kimseye bildirmemiş, saatler sonra ikinci bir sürücünün aracına takılan kablo direği bir yayanın üzerine düşürerek ölümüne sebep olmuştu. Daire, ilgili kurum görevlilerinin hizmet kusurunun araştırılmamasını, bu hususun sanığın kusur durumuna etki etmemesi ve o kişiler hakkında ayrıca işlem yapılabilmesi nedeniyle bozma sebebi saymadı. Buna karşılık TCK m. 54'e göre eşya müsaderesinin kasten işlenen suçlarda uygulanabileceğini belirterek taksirle öldürme hükmünde müsadereye karar verilmesini hukuka aykırı buldu ve ibareyi hükümden çıkardı.

    Sonuç: TCK m. 54/1 müsaderesi kasıtlı suçlara özgüdür; taksirle öldürme hükmünde bu fıkraya dayanılarak müsadereye karar verilemez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Bulundurulması suç olan silahta müsadere m. 54/1'e değil m. 54/4'e dayanırYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2017/1823 · K. 2018/11240 ·

    Bilinçli taksirle öldürme suçundan kurulan mahkûmiyette, olayda kullanılan silah ve şarjörün müsaderesine TCK m. 54/1 uyarınca karar verilmişti. Daire, sanık müdafiinin bilinçli taksire ve ceza miktarına ilişkin itirazlarını reddetti; ancak bulundurulması bizatihi suç teşkil eden silah ve şarjör bakımından müsaderenin m. 54/4'e dayanması gerektiğini belirledi ve hükümdeki "TCK'nın 54/1. maddesi" ibaresini "TCK'nın 54/4. maddesi gereğince" ibaresiyle değiştirerek hükmü düzelterek onadı.

    Sonuç: Taksirli suçta m. 54/1 müsaderesi uygulanamaz; eşyanın bulundurulması başlı başına suçsa müsadere m. 54/4'e dayanır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Bilinçli taksir artırımı: tek ihlal varken azami oran uygulanamazYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/2552 · K. 2025/7320 ·

    Alkollü olarak zigzag çizerek ilerleyen sanık, aynı istikametteki motosiklete çarpmış ve sürücü ölmüştü. Daire kaza anındaki alkol düzeyini yaklaşık 0,87 promil olarak hesapladı ve 1,00 promilin altında kalındığı için alkol yönünden bilinçli taksir uygulanamayacağını, hızın da mahal sınırının iki katını aşmadığını belirtti. Buna karşılık boş yolda lüzum olmamasına rağmen zigzag çizilmesini bilinçli taksir saydı. Bilinçli taksiri oluşturan tek bir ihlal bulunduğu gözetilmeksizin temel cezada en üst sınır olan 1/2 oranında artırım yapılmasını fazla ceza tayini sayarak hükmü bozdu.

    Sonuç: Bilinçli taksirin kabulü ile artırımın oranı ayrı kararlardır; ihlal sayısı oranı belirler.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.İş kazasında işveren ve aracı kiraya verenin sorumluluğu; beraatin doğru gerekçesiYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/5049 · K. 2026/4080 ·

    Okul bahçesinde manevra yapan vinçli kamyonetin bahçe duvarına çarpması sonucu duvar yıkılmış, iki öğrenci ölmüş, bir kişi yaralanmıştı. Daire, ağır tonajlı aracı gözcülük yapacak yardımcı eleman bulundurmadan kiraya veren şirket yetkilisi ile sola manevrayı kontrolsüz yapan sürücü bakımından, çok sayıda çocuk olay yerindeyken çalışmanın sürdürülmesi karşısında bilinçli taksir hükmünün uygulanması gerektiğine hükmetti. Vinç operatörlüğü ehliyetinin bulunmamasının, kaza vincin kullanılması sırasında meydana gelmediğinden bilinçli taksir gerekçesi yapılamayacağını belirterek Tebliğname görüşüne katılmadı. Ayrıca kusuru bulunmayan sanık hakkında suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat verilmesini hukuka aykırı bularak gerekçeyi CMK m. 223/2-c olarak düzeltti.

    Sonuç: İş kazasında sorumluluk aracı kullananla sınırlı değildir; kusursuzluğa dayanan beraatin gerekçesi CMK m. 223/2-c'dir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Kabullenme yoksa olası kast değil bilinçli taksir vardırYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/2302 · K. 2026/3687 ·

    Seyir hâlindeki aracın arka koltuğunda tabancasıyla havaya ateş eden sanık, şarjörü boşalınca mermi doldurmaya çalışırken silahın ateşlenmesi sonucu şoför koltuğundaki kişinin ölümüne sebep olmuştu. Tebliğnamede eylemin olası kastla öldürme sayılması gerektiği görüşü ileri sürülmüştü. Daire, silahın ateşlenebileceğinin ve yakındaki kişiye isabet edebileceğinin öngörülebilir olduğunu kabul etmekle birlikte, olası kast için aranan sonucu kabullenme hâlinin değil, neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik inanç hâlinin bulunduğunu; sonucu kabullendiğine dair somut bulgu olmadığını belirterek eylemin bilinçli taksirle işlendiği sonucuna vardı ve Tebliğname görüşüne katılmadı.

    Sonuç: Neticenin öngörülebilir olması olası kast için yetmez; ayrıca kabullenmenin somut bulgularla ortaya konması aranır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Kaza tespit tutanağı ile Adli Tıp raporu çelişiyorsa çelişki giderilmeden hüküm kurulamazYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2020/10199 · K. 2025/3094 ·

    Karşı şeritten virajı alamayarak gelen aracın çarpması sonucu dört kişinin öldüğü, iki kişinin nitelikli şekilde yaralandığı kazada, kaza tespit tutanağı sanığı tali kusurlu göstermiş, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi raporu ise kusursuz saymış ve mahkeme beraat kararı vermişti. Daire, bu çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonundan, üniversitelerin ilgili bölümlerinden oluşturulacak öğretim üyelerinden ya da Karayolları Genel Müdürlüğünden yeniden rapor alınarak kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini saptayarak hükmü eksik araştırmadan bozdu.

    Sonuç: Kusur raporları çelişiyorsa mahkeme birini seçemez; çelişki üst bir uzman merciine gidilerek giderilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Herkes kendi kusurundan sorumludur; dosyaların birleştirilmesi zorunlu değildirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/4375 · K. 2025/1800 ·

    Maden ocağında yaklaşık kırk metre yüksekliğindeki şevin altında çalışılırken kopan kaya kütlesinin düşmesiyle üç işçi ölmüş, bir işçi hafif yaralanmıştı. Rödövansçı şirket yetkilisi, üretim işini devralan şirket yetkilisi, fiilî işletme müdürü, ustabaşı ve daimî nezaretçi hakkında kusur dereceleri ayrı ayrı belirlenerek hükümler kurulmuştu. Tebliğnamede, bilirkişi raporunda tali kusurlu görülen ruhsat sahibi şirket yetkilisi hakkında da dava açılıp dosyaların birleştirilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüştü. Daire, TCK m. 22/4 ve m. 22/5'e dayanarak bu görüşe katılmadı; her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasının genel kural, birleştirmenin istisna olduğunu belirterek hükümleri onadı.

    Sonuç: Her fail kendi kusurundan sorumludur; başka kusurlu kişiler yargılanmamış olsa da önündeki dosya karara bağlanır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.Kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığı kararından sonra yeni delil olmadan dava açılamazYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/562 · K. 2025/6331 ·

    Bir inşaat şantiyesinde asansör platformunun halatının kopmasıyla dört kaynak işçisi ölmüştü. Şirket genel müdürü hakkında kusuru bulunmadığı gerekçesiyle verilen ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı, itirazın reddiyle kesinleşmişti. Sonradan yargılama sırasında alınan bir bilirkişi raporunda kusurlu görülünce hakkında yeniden kamu davası açılmış ve mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, CMK m. 172/2'deki usul işletilmeden dava açıldığını ve raporlardaki görüş değişikliklerinin yeni delil sayılamayacağını belirterek daha önce hükmü bozmuş; bozmaya uyularak verilen davanın reddi kararını bu kez onamıştır.

    Sonuç: Bilirkişinin fikir değiştirmesi yeni delil değildir; kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığı kararını aşmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.Tıbbi uygulama hatasında illiyet bağı: m. 85 ile görevi kötüye kullanmanın sınırıYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2021/2392 · K. 2025/944 ·

    Acil serviste dahiliye konsültasyonu istenen hasta, nöbetçi uzmanın telefonla verdiği talimat üzerine uygulanan ilaç tedavisinin ardından yoğun bakıma alınmış ve on üç gün sonra ölmüştü. Daire, tıp kurallarına aykırı eylem ile netice arasında uygun illiyet bağı kurulursa eylemin taksirle öldürme, kurulamazsa görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağını, aynı fiilden her ikisinden birden mahkûmiyet verilemeyeceğini belirtti. Adli Tıp İhtisas Kurulu ile Yüksek Sağlık Şûrası raporları ölüm sebebi ve kusur konusunda çeliştiğinden, çelişkinin giderilmesi ve özenli davranılsaydı hastanın kurtulup kurtulamayacağının saptanması için Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınması gerektiğini belirterek mahkûmiyeti bozdu.

    Sonuç: Tıbbi dosyada hatanın saptanması yetmez; hata ile ölüm arasındaki illiyet bağı ayrıca kurulmalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Taksirle öldürmenin cezası ne kadar?

Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir. Alt sınır her iki fıkrada da iki yıldır; değişen üst sınırdır.

Bilinçli taksir ne demek, cezayı ne kadar artırır?

TCK m. 22/3'e göre kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın netice meydana gelmişse bilinçli taksir vardır ve taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi trafik dosyalarında bu değerlendirmeyi sayısal ölçütlere bağlamaktadır: kaza anında 1,00 promilin üzerinde alkol veya mahal hız sınırının iki katının aşılması bilinçli taksir sayılırken, ehliyetsizlik tek başına yeterli görülmemektedir. Bu ikisi dışında kalan sürüş ihlalleri de bilinçli taksir sayılabilir.

Kaza sırasında alkollüydüm, cezam otomatik artar mı?

Hayır. Yargıtay 12. Ceza Dairesine göre alkol yönünden bilinçli taksir hükümlerinin uygulanabilmesi için kaza anındaki alkol düzeyinin 1,00 promilin üzerinde olması gerekir. Ölçüm kazadan sonra yapıldığı için Daire, alkol miktarının saatte 0,15 promil düştüğü kabulüyle geriye dönük hesap yapmakta ve kaza anındaki düzeyi bulmaktadır. Bu düzey eşiğin altında kalıyorsa alkol yönünden bilinçli taksir kabul edilmez; ancak alkol eşiğin altında kalsa bile başka bir sürüş ihlali bilinçli taksire yol açabilir.

Ölen kişinin de kusuru varsa ceza almaz mıyım?

Kural olarak alırsınız. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sonucun gerçekleşmesinde mağdurun taksirli davranışının da etkisi olması hâlinde bu davranışın nedensellik bağını kesmediği sürece failin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, taksirin niteliğini de değiştirmeyeceğini belirtmektedir. Kanunda kusurun derecelendirilmesi yoluyla bir ceza indirimi öngörülmediği için bu durum ancak temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.

Taksirle öldürme suçunda uzlaşma veya şikâyetten vazgeçme var mı?

Hayır. Suç şikâyete bağlı değildir; soruşturma resen yürütülür ve vazgeçilecek bir şikâyet bulunmaz. Uzlaştırma da mümkün değildir: Ceza Muhakemesi Kanunu uzlaştırma kapsamına giren suçları Türk Ceza Kanunu içinden tek tek saymıştır ve bu sayımda taksirle yaralama yer alırken taksirle öldürme yer almaz.

Hangi mahkeme bakar?

Fıkraya göre değişir. TCK m. 85/1'de cezanın üst sınırı altı yıl olduğundan asliye ceza mahkemesi görevlidir. TCK m. 85/2'de üst sınır on beş yıla çıktığı ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara ağır ceza mahkemeleri baktığı için görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler değil, maddede yazılı cezanın üst sınırı esas alınır.

Bu suçta zamanaşımı ne kadar?

Her iki fıkrada da on beş yıldır. Türk Ceza Kanunu, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımını on beş yıl olarak belirlemiştir. TCK m. 85/1'in üst sınırı altı yıl, m. 85/2'nin üst sınırı on beş yıl olduğu için ikisi de bu aralığa girer. Sürenin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur.

Hapis cezası paraya çevrilebilir mi?

TCK m. 85 adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngörmez; maddede yalnız hapis cezası vardır. Buna karşılık taksirli suçlara özgü bir imkân bulunur: TCK m. 50/4'e göre taksirli suçlardan hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa, diğer koşulların varlığı hâlinde adlî para cezasına çevrilebilir. Bu hüküm bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da erteleme mümkün mü?

İkisi de hükmolunan somut cezaya bağlıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkemece karar verilebilir ve denetim süresi beş yıldır. Erteleme için de sınır iki yıldır. TCK m. 85/1'in alt sınırı iki yıl olduğundan eşiğe ancak takdiri indirim uygulanarak inilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde ceza ayrıca ertelenemez ve seçenek yaptırımlara çevrilemez.

Ehliyetim ne kadar süreyle geri alınır?

TCK m. 53/6'ya göre trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Süre cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar. Yargıtay 12. Ceza Dairesi tedbirin kapsamını da sınırlamaktadır: yalnızca kazaya sebep olunan aracı kullanmayı mümkün kılan sürücü belgesi sınıfları geri alınır.

İş kazasında yalnız işveren mi sorumlu olur?

Hayır. TCK m. 22/5'e göre birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararlarında işveren, alt işveren, fiilî işletme müdürü, ustabaşı, daimî nezaretçi ve aracı kiraya veren gibi kişilerin kusur dereceleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Aynı Daire, kusurlu görülen başka kişiler hakkında dava açılmamış olmasının önündeki dosyanın karara bağlanmasına engel olmadığını belirtmektedir.

Doktorun hatası taksirle öldürme sayılır mı?

Ölçüt illiyet bağıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik uygulamasına göre tıp kurallarına uygun olmayan eylem ile ölüm arasında uygun illiyet bağı kurulabiliyorsa eylem taksirle öldürme suçunu, kurulamıyorsa görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur; aynı fiil nedeniyle her ikisinden birden mahkûmiyet verilemez. Uzman raporları ölüm sebebi konusunda çelişiyorsa Daire, çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulundan alınacak raporla giderilmesini aramaktadır.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ceza hukuku alanına dön

Rehberler

Diğer suç rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp