İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Kasten yaralama suçu (TCK m. 86-87)

Yayın tarihi:

Aynı yumruk, mağdurda bıraktığı ize göre bambaşka cezalara yol açar. Bu rehber, Türk Ceza Kanunu'nun 86 ve 87. maddelerinin yaralamayı nasıl derecelendirdiğini, hangi hâllerde şikâyetin arandığını, haksız tahrik ve meşru savunmanın sınırlarını ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bu sorularda aradığı ölçütleri anlatır.

Kısaca

Kasten yaralama, başkasının vücuduna acı vermek ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmaktır (TCK m. 86/1). Temel cezası bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapistir. Fiilin etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek kadar hafifse ceza düşer ve suç şikâyete bağlı hâle gelir (m. 86/2). Silahla ya da eşe, üstsoya karşı işlenmesi gibi hâllerde şikâyet aranmaz, ceza yarı oranında artar. Yaralama kemik kırığına, hayati tehlikeye veya ölüme yol açarsa TCK m. 87 devreye girer.

Bu sayfada

Süreler ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Şikâyete tabi mi?

Duruma göre değişir. Yaralamanın etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifse suç mağdurun şikâyetine bağlıdır (TCK m. 86/2). TCK m. 86/3'teki nitelikli hâllerde — silahla, eşe, üstsoya, altsoya veya kardeşe karşı işlenmesi gibi — şikâyet aranmaz.

Dayanak: TCK m. 86/2, m. 86/3

Şikâyet süresi

Şikâyete bağlı hâlde altı ay; süre, fiili ve failin kim olduğunu öğrenmekten itibaren işler. Şikâyetten vazgeçme davayı düşürür (TCK m. 73/4); ancak vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez (m. 73/6).

Dayanak: TCK m. 73/1-2, m. 73/4, m. 73/6

Uzlaştırma

Evet. Kasten yaralama uzlaştırma kapsamındadır; kanun bunu üçüncü fıkra hariç diyerek sınırlar, yani TCK m. 86/3'teki nitelikli hâller kapsam dışıdır. İhmali davranışla işlenen yaralama (TCK m. 88) kapsamdadır.

Dayanak: CMK m. 253/1-b-1

Görevli mahkeme

Asliye ceza mahkemesi. Sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen dava ve işlere asliye ceza mahkemeleri bakar.

Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11

Dava zamanaşımı

Sekiz yıl. Temel şekilde cezanın üst sınırı üç yıl olduğu için sekiz yıllık süre işler. TCK m. 87'nin uygulandığı ağırlaşmış hâllerde üst sınır beş yılı aştığından süre on beş yıla çıkar.

Dayanak: TCK m. 66/1-d, m. 66/1-e, m. 66/4

Adli para cezası

Yalnız basit yaralamada. TCK m. 86/2 hapis ile adli para cezasını seçenek olarak öngörür; m. 86/1'in temel şeklinde yaptırım yalnızca hapistir. Adli para cezası gün karşılığı usulüyle belirlenir (TCK m. 52).

Dayanak: TCK m. 86/1-2, m. 52/1-2

HAGB ve erteleme

İki yıl veya daha az ceza için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; bu hâlde denetim süresi beş yıldır. Erteleme de iki yıl sınırına tabidir.

Dayanak: CMK m. 231/5, 231/8; TCK m. 51/1

Türk Ceza Kanunu m. 86 kasten yaralamayı nasıl tanımlıyor?

TCK m. 86/1 suçu üç ayrı sonuçtan biriyle tanımlar. Bir kişinin vücuduna acı vermek, sağlığının bozulmasına neden olmak veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmak. Üçünden herhangi biri gerçekleşmişse suç oluşmuştur; failin ayrıca bir iz bırakmayı amaçlaması gerekmez.

Tanımın kapsamı geniştir. Görünür bir yara bırakmayan bir itme de, sağlığı bozan bir davranış da aynı fıkraya girer. Kanunun asıl ayrımı fiilde değil, fiilin mağdur üzerinde bıraktığı etkidedir: aynı hareket, doğurduğu sonuca göre m. 86/2'ye, m. 86/1'e veya m. 87'ye taşınır.

Suç ihmali bir davranışla da işlenebilir. TCK m. 88 bu hâlde cezanın üçte ikisine kadar indirilebileceğini söyler ve uygulamada kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşulların göz önünde bulundurulmasını ister.

Kasten yaralama suçunun cezası nedir?

Ceza, üç katmanlı bir yapıya göre belirlenir.

1) Temel şekil (TCK m. 86/1): bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis. Kanun burada adli para cezasını seçenek olarak öngörmez.

2) Basit yaralama (TCK m. 86/2): fiilin kişi üzerindeki etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifse ceza altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Suç kadına karşı işlenmişse alt sınır dokuz aydan az olamaz.

3) Nitelikli hâller (TCK m. 86/3): suç üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı; beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumdaki kişiye karşı; kişinin kamu görevi nedeniyle; kamu görevlisinin nüfuzu kötüye kullanılarak ya da silahla işlenmişse ceza yarı oranında artırılır. Canavarca hisle işlenmişse artırım bir kattır. Bu hâllerde şikâyet aranmaz.

Nitelikli hâller içinde uygulamada en çok tartışılanı silahtır, çünkü silahın ne olduğu m. 86'da değil TCK m. 6/1-f'de tanımlanır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu tanımın son bendine dayanarak, saldırı ve savunma amacıyla yapılmamış olsa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli bir cismi silahtan saymaktadır. (Yargıtay 1. CD, E. 2025/8563)1 Daire başka bir dosyada da eylemin silahtan sayılan bir cisimle gerçekleştirildiğinin saptanmasını mahkûmiyet için yeterli bulmuştur. (Yargıtay 1. CD, E. 2024/6998)2

Bu nitelendirme yalnız kâğıt üzerinde kalmaz. Daire, gerekçesinde eylemin silahtan sayılan cisimle işlendiğini kabul edip hüküm fıkrasında TCK m. 86/3-e artırımını uygulamayan bir kararı, kendi içinde çelişki yarattığı için kanuna aykırı bulmuştur.1

Alt ve üst sınır arasında hangi cezanın verileceği mahkemenin takdirindedir, ama takdir serbest değildir. Daire, temel ceza belirlenirken meydana gelen tehlikenin ağırlığı da dikkate alınarak TCK m. 61'deki ölçütler ve m. 3'teki orantılılık ilkesi gözetilerek makul bir ceza tayin edilmesini arar; (Yargıtay 1. CD, E. 2024/3983)3 bu ölçüt gözetilmeden temel cezanın doğrudan üst sınır olan üç yıl olarak belirlenmesini fazla ceza saymıştır.3

Şikâyet, uzlaştırma ve zamanaşımı hangi hâlde işler?

Şikâyetin gerekip gerekmediği, dosyanın hangi fıkraya oturduğuna bağlıdır. Eylem m. 86/2 kapsamında kalıyorsa suç şikâyete tabidir; mağdur şikâyetinden vazgeçmiş ve sanık bunu kabul etmemiş değilse dava düşer. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu koşullar gerçekleştiği hâlde mahkûmiyet kuran bir kararı kanun yararına bozmuş ve davanın düşmesine hükmetmiştir. (Yargıtay 1. CD, E. 2026/40)4

Fiil m. 86/3'e giriyorsa tablo tersine döner. Daire, silahtan sayılan bir cisimle işlenen yaralamanın ne şikâyete bağlı suçlardan olduğunu ne de uzlaşma kapsamında düzenlenen suçlardan bulunduğunu belirtmiştir.1 Uzlaştırmayı düzenleyen CMK m. 253/1-b-1 zaten kasten yaralamayı kapsama alırken parantez içinde "üçüncü fıkra hariç" der; yani m. 86/3'ün nitelikli hâlleri uzlaştırma dışıdır.

İddianamedeki nitelendirme ile hükümdeki nitelendirme ayrışabilir ve bu ayrışma usulü doğrudan etkiler: silahla yaralamadan dava açılıp basit yaralamadan mahkûmiyet kurulduğunda dosya artık şikâyete ve uzlaştırmaya tabi bir suçun rejimine girer.

Dava zamanaşımı, temel şekilde sekiz yıldır. Fail suç tarihinde çocuksa süre kısalır: Daire, sekiz yıllık olağan zamanaşımının 12-15 yaş grubundaki çocuklar için dört yıl, 15-18 yaş grubundaki çocuklar için beş yıl dört ay olarak uygulanacağını belirtmiştir. (Yargıtay 1. CD, E. 2026/226)5

Yaralama ağırlaşırsa ne olur? (TCK m. 87)

TCK m. 87, yaralamanın sonucuna göre cezayı katlar. Duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan bir durum veya gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğması hâlinde ceza bir kat artırılır ve dört yıldan az olamaz. İşlevin büsbütün yitirilmesi, yüzün sürekli değişmesi veya çocuğun düşmesi gibi daha ağır sonuçlarda artırım iki kattır.

Kemik kırığı ve çıkık ayrı bir fıkrada, m. 87/3'te düzenlenmiştir ve buradaki artırım sabit değildir: ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarısına kadar artırılır. Uygulamada bu esneklik en çok bozulan noktadır.

Yargıtay, adli tıp ölçütleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırıldığını belirtir; TCK m. 87/3 artırımın en fazla yarı oranında yapılmasını öngördüğü için oran, kırığın bu ölçekteki derecesine göre belirlenmelidir.3

Ölçütün pratikteki karşılığı iki yönlüdür. Hafif (1.) derecede etkileyen bir kırıkta doğrudan yarı oranında artırım yapılması orantılılık ilkesine aykırı bulunmuş; (Yargıtay 1. CD, E. 2024/4855)6 orta (2) derecede bir kırıkta altıda bir yerine üçte bir oranında artırım yapılması da fazla ceza sayılmıştır.3 Buna karşılık Daire, kemik kırığı nedeniyle yapılan artırımı orantılılık ilkesine uygun bulduğu dosyalarda hükmü bu yönden ayakta tutmaktadır. (Yargıtay 1. CD, E. 2024/1687)7

Bir yaralama aynı anda birden çok ağırlaşma sonucunu doğurabilir; Daire, mağdurun hem hayati tehlike geçirmesine hem de hayat fonksiyonlarına etkisi orta (3.) derecede olan kemik kırığına neden olacak şekilde yaralandığı bir olayı bu şekilde nitelendirmiştir. (Yargıtay 1. CD, E. 2024/8116)8

En ağır hâl m. 87/4'tür: yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse ceza on yıldan on dört yıla kadar, fiil m. 86/3'ün nitelikli hâllerinden birine giriyorsa on dört yıldan on sekiz yıla kadar hapistir.

Haksız tahrik cezayı ne kadar düşürür?

TCK m. 29, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kişinin cezasında indirim yapılmasını öngörür. Yaralama dosyalarında bu hüküm neredeyse her zaman tartışılır, çünkü sonucu çok değiştirir: indirim oranı dörtte bir ile dörtte üç arasındadır ve oran, tahrikin ulaştığı boyuta göre belirlenir. (Yargıtay 1. CD, E. 2025/3266)9

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararlarından çıkan çerçeve şöyle:

  • 1) İndirim için mağdurdan faile yönelen haksız bir söz veya davranış bulunmalıdır. Böyle bir davranışın saptanmadığı bir dosyada, koşulları oluşmadığı hâlde TCK m. 29'un uygulanması eksik ceza tayini sayılmış ve hüküm bozulmuştur.7
  • 2) İlk haksız hareket failden kaynaklanmışsa, mağdurun sonraki davranışı etki-tepki dengesini fail lehine bozmaz; bu durumda haksız tahrik koşulları oluşmaz. (Yargıtay 1. CD, E. 2024/6869)10
  • 3) İlk haksız hareketin kimden kaynaklandığı belirlenemiyorsa şüpheli kalan bu hâl sanık lehine değerlendirilir ve haksız tahrik hükmü uygulanır.2
  • 4) Tahrik vardır ama verilen tepki tahrikle orantısızdır: bu hâlde denge sanık lehine bozulur ve asgari oranda indirim uygulanır. Daire, hesap sormak için baskın yapar gibi olay yerine gelinmesi üzerine işlenen suçta bu sonuca varmıştır.8

Meşru savunma hangi hâlde ceza vermeyi engeller?

TCK m. 25/1 meşru savunmayı dört koşula bağlar: bir hakka yönelmiş haksız bir saldırı bulunmalı, saldırı gerçekleşmiş ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olmalı, savunma o anda hâl ve koşullara göre yapılmalı ve saldırı ile orantılı olmalıdır. Koşullar birlikte gerçekleşirse faile ceza verilmez.

Uygulamada dosyaların çoğu orantı ölçütünde düğümlenir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, saldırı ile savunma arasında orantı bulunmadığı gerekçesiyle meşru savunma koşullarının oluşmadığına karar vermektedir.8

Meşru savunma kabul edilmezse dosya çoğu zaman haksız tahrike döner; ikisi birbirinin yerine geçen değil, birbirini izleyen değerlendirmelerdir. Daire, önce beraatle sonuçlanan ve bozulan bir dosyada meşru savunma ile sınırın aşılması koşullarının bulunmadığını saptayarak haksız tahrik altında kurulan mahkûmiyeti yerinde bulmuş;9 benzer bir dosyada da koşulların gerçekleşmediğini belirterek asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulanan hükmü onamıştır. (Yargıtay 1. CD, E. 2026/1802)11

Sonuç olarak "bana saldırdı, ben de karşılık verdim" savunması iki eşikten geçer: önce meşru savunmanın koşulları, sonra haksız tahrikin koşulları. İlkinden geçemeyen dosya çoğu zaman ikincisinde indirim bulur.

Kasten yaralama ile kasten öldürme arasındaki sınır nerede?

Mağdurun öldüğü her olay kasten öldürme değildir. Fail yaralama kastıyla hareket etmiş ve ölüm bunun sonucu olarak meydana gelmişse suç TCK m. 87/4 kapsamında kalır. Ayrım kastın nerede durduğuna göre yapılır ve kast, failin beyanından değil olayın nesnel verilerinden çıkarılır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, öldürme kastının bulunmadığı sonucuna varırken şu verileri birlikte değerlendirmektedir: hedef alınan vücut bölgesi, ölüme neden olan yaranın niteliği, taraflar arasında öldürmeyi gerektirir bir husumet bulunup bulunmadığı ve engel bir durum yokken failin eylemine kendiliğinden son verip vermediği. Bu ölçütler karşısında öldürme kastını gösteren kesin ve inandırıcı kanıt yoksa suç, kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma olarak nitelendirilir. (Yargıtay 1. CD, E. 2025/6783)12

Aynı yöntem ters yönde de işler. Daire, kullanılan aletlerin elverişliliği, atış mesafeleri ve sayısı ile hedef alınan vücut bölgelerini birlikte değerlendirerek failin kastının öldürmeye yönelik olduğu sonucuna varmış ve suçu kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirmiştir.8

Aradaki fark cezada büyüktür: aynı olayda nitelendirme değiştiğinde uygulanacak madde de, ceza aralığı da, görevli mahkeme de değişir.

Kasten yaralama suçu nasıl ispatlanır?

Yaralama dosyalarında ispat, tanık beyanından çok adli rapora dayanır; çünkü hangi fıkranın uygulanacağını belirleyen şey mağdurdaki sonucun tıbbi niteliğidir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararlarından çıkan ölçütler şunlar:

  • 1) Yaralanmanın niteliği duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin adli raporla saptanmalıdır. Rapor, yaralanmanın duyu ya da organ işlevinin sürekli zayıflamasına veya yitirilmesine ve iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa neden olup olmadığını göstermelidir; (Yargıtay 1. CD, E. 2025/650)13 bu yapılmadan kurulan hüküm eksik araştırmaya dayanır.13
  • 2) Rapor, değerlendirme için henüz erken olduğunu söylüyorsa beklenmelidir. Adli tıp biriminin yorum yapabilmek için olay tarihinden itibaren en az on iki ay geçmesi gerektiğini bildirdiği bir dosyada Daire, bu eksiklik giderilmeden hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.13
  • 3) Silahla işlendiği iddiası tek başına yeterli değildir; adli muayene raporundaki yaralanma bulguları ile mağdurun beyanı karşılaştırılarak eylemin silahtan sayılan bir cisimle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği belirlenir.1
  • 4) Olayın başlangıcı taraflarca farklı anlatılıyor ve başlangıcı gören tanık bulunmuyorsa, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı konusunda şüphe doğar; bu şüphe sanık lehine sonuç doğurur.2
  • 5) Mahkûmiyet gerekçesi hangi delile dayanıldığını göstermek zorundadır; hükme esas alınan ve reddedilen deliller açıkça gösterilmeli, vicdani kanı dosyadaki belge ve bilgilerle uyumlu kesin verilere dayandırılmalıdır.12

İlgili mevzuat

TCK m. 86 — Kasten yaralama

Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

(3) Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silahla,

f) (Ek:14/4/2020-7242/11 md.) Canavarca hisle,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 87 — Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

Madde 87- (1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde dört yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde altı yıldan az olamaz.

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde altı yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde dokuz yıldan az olamaz.

(3) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/4 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde on yıldan ondört yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise ondört yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 88 — Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi

Madde 88- (1) Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 29 — Haksız tahrik

Madde 29- (1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 25 — Meşru savunma ve zorunluluk hali

Madde 25- (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Silahtan sayılan cisim: şikâyet ve uzlaştırma dışında kalmaYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2025/8563 · K. 2026/1186 ·

    Sanık hakkında silahla kasten yaralamadan dava açılmış, mahkeme gerekçesinde eylemin silahtan sayılan bıçakla işlendiğini kabul etmesine rağmen hüküm fıkrasında TCK m. 86/3-e artırımını uygulamamıştı. Daire, adli muayene raporundaki yaralanma bulguları karşısında eylemin silahtan sayılan cisimle gerçekleştirildiğini, bu nedenle suçun ne şikâyete bağlı ne de uzlaşma kapsamında olduğunu belirterek şikâyet ve uzlaştırmaya ilişkin bozma istemlerini reddetti; gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki çelişki nedeniyle kararı kanun yararına bozdu.

    Sonuç: Bir cismin silahtan sayılması yalnız cezayı artırmaz; suçu şikâyet ve uzlaştırma rejiminin tamamen dışına çıkarır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.İlk haksız hareket belirlenemiyorsa şüphe sanık lehinedirYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2024/6998 · K. 2025/9120 ·

    Olayın başlangıcı taraflarca farklı anlatılmış, başlangıcı gören tanık bulunmamıştı. Bölge adliye mahkemesi buna rağmen sanıklar hakkında haksız tahrik indirimi uygulamamıştı. Daire, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığına ilişkin şüphe oluştuğunu, Ceza Genel Kurulunun kararına göre bu şüphenin sanıklar lehine değerlendirilerek haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğini belirtti ve indirim uygulanmamasını fazla ceza tayini sayarak hükmü bozdu.

    Sonuç: Kavgayı kimin başlattığı ispatlanamıyorsa bu belirsizlik sanığın lehine sonuç doğurur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Temel cezanın orantılılığı ve orta derecedeki kırıkta artırım oranıYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2024/3983 · K. 2025/9709 ·

    Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin taksirle yaralama nitelendirmesini kaldırarak sanığı kasten yaralamadan cezalandırmış, temel cezayı üst sınır olan üç yıl olarak belirlemiş ve orta (2) derece kemik kırığı için üçte bir oranında artırım yapmıştı. Daire iki noktada bozdu: temel ceza belirlenirken meydana gelen tehlikenin ağırlığı da dikkate alınarak TCK m. 61'deki ölçütler ile m. 3'teki orantılılık ilkesi gözetilmeli ve makul bir ceza tayin edilmeliydi; ayrıca adli tıp ölçütlerinde kırıkların etkisi hafif (1) ila ağır (6) derece olarak sınıflandırıldığından, orta (2) derecedeki kırıkta altıda bir yerine üçte bir oranında artırım yapılması orantılılık ilkesine aykırıydı.

    Sonuç: Hem temel ceza hem m. 87/3 artırımı, kırığın adli tıp ölçeğindeki derecesiyle orantılı olmak zorundadır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Basit yaralamada şikâyetten vazgeçme davayı düşürürYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2026/40 · K. 2026/554 ·

    Mağdur, talimat yoluyla alınan ifadesinde şikâyetçi olmadığını beyan etmiş, buna rağmen mahkeme sanığı adli para cezasıyla cezalandırmıştı. Daire, eylemin TCK m. 86/2 kapsamında kaldığını ve mağdurun şikâyetten vazgeçtiğini saptadı; suçun şikâyete tabi olması ve mağdurun şikâyetçi olmaması karşısında davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü kanun yararına bozdu ve davanın düşmesine hükmetti.

    Sonuç: Basit yaralamada mağdurun vazgeçmesi dosyayı bitirir; mahkemenin bunu resen gözetmesi gerekir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Suça sürüklenen çocuklarda dava zamanaşımının kısalmasıYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2026/226 · K. 2026/3323 ·

    Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan yargılanan suça sürüklenen çocuklar hakkında yerel mahkeme zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermiş, katılan vekili sürenin dolmadığını ileri sürerek temyiz etmişti. Daire, TCK m. 86/1 ve 87/3 uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre sekiz yıllık olağan zamanaşımının, suç tarihinde 12-15 yaş grubundaki çocuklar için dört yıl, 15-18 yaş grubundaki çocuk için beş yıl dört ay olarak öngörüldüğünü belirtti; süreyi kesen son işlemden itibaren bu sürelerin dolduğunu saptayarak düşme kararlarını onadı.

    Sonuç: Fail suç tarihinde çocuksa dava zamanaşımı yarıya yakın kısalır; bu, yaralama dosyalarında sonucu tek başına belirleyebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Hafif derecedeki kemik kırığında yarı oranında artırım fazla cezadırYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2024/4855 · K. 2025/5785 ·

    Olası kastla yaralama suçundan kurulan hükümde, mağdurun adli raporunda kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1.) derece olduğu belirtilmesine rağmen TCK m. 87/3 uygulanırken cezada yarı oranında artırım yapılmıştı. Cumhuriyet savcısı bu oranın fazla olduğunu ileri sürerek temyiz etti. Daire, hafif derecedeki bir kırık için yarı oranında artırım yapılmasını TCK m. 3'teki orantılılık ilkesine aykırı bularak fazla ceza tayini saydı; hesap hatası ve kazanılmış hakkın gözetilmemesiyle birlikte hükmü bozdu.

    Sonuç: Kırığın derecesi hafifse artırım da hafif olmak zorundadır; üst orana çıkmak tek başına bozma nedenidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Haksız tahrik koşulu yokken indirim uygulanamazYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2024/1687 · K. 2025/7829 ·

    Aralarında gönül ilişkisi bulunan taraflar arasında çıkan tartışmada sanık, katılanın parmağını kıvırarak hayat fonksiyonlarına etkisi hafif derecede kemik kırığına neden olacak şekilde yaralamıştı. Daire, kemik kırığı nedeniyle yapılan artırımı orantılılık ilkesine uygun buldu; ancak katılandan sanığa yönelen haksız bir söz veya davranış bulunmadığını, koşulları oluşmadığı hâlde TCK m. 29 uyarınca haksız tahrik indirimi uygulanmasının eksik ceza tayini olduğunu belirterek hükmü bozdu.

    Sonuç: Haksız tahrik, tartışmanın varlığıyla değil mağdurdan gelen haksız bir söz veya davranışla kurulur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Orantı yoksa meşru savunma yoktur; öldürme kastının belirlenmesiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2024/8116 · K. 2025/4494 ·

    Aile içi bir tartışmanın ardından hesap sormak için gelen mağdurun aracına av tüfekleriyle ateş edilmiş, mağdur hayati tehlike geçirecek ve hayat fonksiyonlarına etkisi orta derecede kemik kırığına neden olacak şekilde yaralanmıştı. Daire, kullanılan aletlerin elverişliliği, atış mesafeleri ve sayısı ile hedef alınan vücut bölgelerini değerlendirerek kastın öldürmeye yönelik olduğunu, saldırı ile savunma arasında orantı bulunmadığından meşru savunma koşullarının oluşmadığını belirtti; mağdurların baskın yapar gibi olay yerine gelmesi nedeniyle etki-tepki dengesinin sanıklar lehine bozulduğunu saptayarak asgari oranda haksız tahrik uygulanması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozdu.

    Sonuç: Tahrike verilen tepki orantısızsa indirim asgari orana iner; orantısız savunma ise meşru savunma sayılmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Meşru savunma yerine haksız tahrik: indirim oranının belirlenmesiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2025/3266 · K. 2025/7717 ·

    Sanık müdafii, eylemin meşru savunma kapsamında kaldığını ileri sürerek temyiz etmişti. Daire, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının bulunmadığını saptayarak haksız tahrik altında kurulan mahkûmiyeti yerinde buldu. Ayrıca TCK m. 29'un dörtte bir ile dörtte üç arasında indirim öngördüğünü hatırlatarak, katılandan sanığa yönelen tahrikin ulaştığı boyut karşısında asgari oran yerine yarı oranında indirim yapılmasının eksik ceza tayini olduğunu belirtti; aleyhe temyiz bulunmadığından bunu bozma nedeni yapmadı.

    Sonuç: Haksız tahrik indiriminin oranı serbest değildir; tahrikin ağırlığıyla orantılı olmak zorundadır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.İlk haksız hareket failden kaynaklanmışsa haksız tahrik yokturYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2024/6869 · K. 2026/2953 ·

    Sanık ile katılan arasında geçmişe dayalı husumet bulunduğu, olaydan bir gün önce sanığın katılanın işlettiği dükkânın kapısını tekmelediği, ertesi gün katılanın bu olay nedeniyle sanığın yanına gittiği bir dosyada mahkeme sanık lehine haksız tahrik indirimi uygulamıştı. Daire, ilk haksız hareketin sanıktan kaynaklandığını, sanığın katılanın kendisini tehdit ettiğine ilişkin anlatımlarının haksız tahrikte etki-tepki dengesini sanık lehine bozmayacağını belirtti ve haksız tahrik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle hükmü bozdu.

    Sonuç: Kavgayı kendisi başlatan fail, karşı tarafın tepkisini haksız tahrik olarak ileri süremez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Meşru savunma reddedildikten sonra asgari oranda haksız tahrikYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2026/1802 · K. 2026/3948 ·

    Sanık müdafii, eylemin meşru savunma kapsamında kaldığını, aksi hâlde sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürerek temyiz etmişti. Daire, sanık hakkında meşru savunma ya da sınırın aşılması hükümlerinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediğini, sanık lehine asgari oranda haksız tahrik indiriminin uygulandığını ve uygulanabilecek başkaca lehe hüküm bulunmadığını saptayarak hükmü onadı.

    Sonuç: Meşru savunma koşulları yoksa dosya kapanmaz; çoğu zaman asgari oranda haksız tahrikli bir mahkûmiyete döner.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.Öldürme kastı ile yaralama kastı arasındaki ayrımın ölçütleriYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2025/6783 · K. 2025/8611 ·

    Sanık, kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçundan mahkûm edilmiş, tebliğnamede suç vasfı yönünden bozma istenmişti. Daire, hedef alınan vücut bölgesini, ölüme neden olan yaranın niteliğini, taraflar arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunmamasını ve engel bir durum yokken sanığın eylemine kendiliğinden son vermesini birlikte değerlendirdi; öldürme kastıyla hareket edildiğini gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı sonucuna vararak suç vasfının kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma olarak belirlenmesini isabetli buldu.

    Sonuç: Ölümle sonuçlanan her olay kasten öldürme değildir; kast, olayın nesnel verilerinden çıkarılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.Kesin adli rapor alınmadan hüküm kurulamazYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2025/650 · K. 2026/1151 ·

    Katılanın yangın söndürme tüpleriyle darbedilerek hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda, adli tıp şube müdürlüğü raporu duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması bakımından değerlendirme yapmak için henüz erken olduğunu, olay tarihinden itibaren en az on iki ay geçtikten sonra muayene gerektiğini bildirmişti. Daire, bu eksiklik giderilmeden hüküm kurulduğunu saptadı; yaralanmanın organ işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine ve iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa neden olup olmadığı hususlarında duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin adli rapor aldırılması gerektiğini belirterek hükmü eksik inceleme yönünden bozdu.

    Sonuç: Adli rapor "değerlendirmek için erken" diyorsa mahkeme beklemek zorundadır; erken kurulan hüküm eksik araştırmadır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Kasten yaralama suçunun cezası nedir?

TCK m. 86/1'e göre temel ceza bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapistir. Yaralamanın etkisi basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifse m. 86/2 uyarınca ceza altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasına iner; suç kadına karşı işlenmişse alt sınır dokuz aydan az olamaz. Suç m. 86/3'teki nitelikli hâllerden biriyle işlenmişse ceza yarı oranında, canavarca hisle işlenmişse bir kat artırılır.

Basit yaralama ile nitelikli yaralama arasındaki fark nedir?

Fark hem cezada hem usulde. Basit yaralama, fiilin mağdur üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif kaldığı hâldir (TCK m. 86/2) ve şikâyete tabidir. Nitelikli hâller m. 86/3'te sayılmıştır: üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı, kendini savunamayacak durumdaki kişiye karşı, kamu görevi nedeniyle, kamu görevlisinin nüfuzu kötüye kullanılarak, silahla veya canavarca hisle. Bu hâllerde şikâyet aranmaz.

Kasten yaralama şikâyete bağlı mı, süresi ne kadar?

Yalnızca TCK m. 86/2 kapsamındaki basit yaralama şikâyete bağlıdır; şikâyet süresi TCK m. 73/1-2 uyarınca fiili ve failin kim olduğunu öğrenmekten itibaren altı aydır. TCK m. 86/3'teki nitelikli hâllerde kanun açıkça şikâyet aranmayacağını söyler, soruşturma resen yürütülür. Şikâyete bağlı hâlde mağdurun vazgeçmesi davayı düşürür (m. 73/4); ancak vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez (m. 73/6).

Kasten yaralamada uzlaştırma var mı?

Evet, ama sınırlı. CMK m. 253/1-b-1 kasten yaralamayı uzlaştırma kapsamına alırken parantez içinde üçüncü fıkrayı hariç tutar; yani TCK m. 86/3'teki nitelikli hâller uzlaştırmaya tabi değildir. Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi (TCK m. 88) kapsamdadır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, silahtan sayılan bir cisimle işlenen yaralamanın uzlaşma kapsamında düzenlenen suçlardan bulunmadığını belirtmiştir.

Bıçak, sopa ya da taş silah sayılır mı?

TCK m. 6/1-f, silah deyimini ateşli silahlar ve patlayıcı maddelerle sınırlamaz. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış kesici, delici veya bereleyici aletlerin yanında, saldırı ve savunma amacıyla yapılmamış olsa bile fiilen bu işte kullanılmaya elverişli diğer şeyler de silah sayılır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu tanıma dayanarak bıçağı silahtan saymış, başka bir dosyada da eylemin silahtan sayılan bir cisimle gerçekleştirildiğinin saptanmasını yeterli görmüştür.

Kemik kırığı cezayı ne kadar artırır?

TCK m. 87/3, kemik kırılması veya çıkığı hâlinde cezanın kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarısına kadar artırılacağını söyler. Oran sabit değildir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, adli tıp ölçütleri açısından kırıkların hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırıldığını belirterek artırımın bu dereceye göre belirlenmesini arar; hafif derecedeki bir kırıkta yarı oranında, orta derecedeki bir kırıkta üçte bir oranında artırım yapılmasını orantılılık ilkesine aykırı bulmuştur.

Yaralama sonucunda mağdur ölürse ne olur?

Fail yaralama kastıyla hareket etmiş ve ölüm bunun sonucu olarak meydana gelmişse TCK m. 87/4 uygulanır: ceza on yıldan on dört yıla kadar, fiil m. 86/3'ün nitelikli hâllerinden birine giriyorsa on dört yıldan on sekiz yıla kadar hapistir. Failin öldürme kastıyla hareket edip etmediği, Yargıtay 1. Ceza Dairesine göre hedef alınan vücut bölgesi, yaranın niteliği, taraflar arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunup bulunmadığı ve failin eylemine kendiliğinden son verip vermediği birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Önce bana vurdular, ben de karşılık verdim; ceza alır mıyım?

Bu savunma iki eşikten geçer. Önce TCK m. 25/1'deki meşru savunma değerlendirilir; saldırı ile savunma arasında orantı yoksa koşullar oluşmaz. Meşru savunma kabul edilmezse TCK m. 29'daki haksız tahrik gündeme gelir ve ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir. Yargıtay, tahrike verilen tepki tahrikle orantısızsa etki-tepki dengesinin fail aleyhine döndüğünü ve asgari oranda indirim uygulanması gerektiğini belirtmektedir.

Kavgayı kimin başlattığı belli değilse ne olur?

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, olayın başlangıcının taraflarca farklı anlatıldığı ve başlangıcı gören tanık bulunmadığı dosyalarda ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı konusunda şüphe oluştuğunu kabul etmekte, Ceza Genel Kurulunun kararına dayanarak bu şüpheyi sanık lehine değerlendirip haksız tahrik hükmünün uygulanmasını aramaktadır. Buna karşılık ilk haksız hareketin failden kaynaklandığı belirlenirse haksız tahrik koşulları oluşmaz.

Adli rapor yetersizse dava nasıl sonuçlanır?

Yaralamanın derecesi hangi maddenin uygulanacağını belirlediği için rapor dosyanın merkezindedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, yaralanmanın duyu ya da organ işlevinin sürekli zayıflamasına veya yitirilmesine ve iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa neden olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin adli raporla saptanmasını arar. Rapor değerlendirme için henüz erken olduğunu bildiriyorsa bu eksiklik giderilmeden hüküm kurulması eksik araştırma sayılır ve karar bozulur.

Kasten yaralama davasına hangi mahkeme bakar, zamanaşımı ne kadar?

5235 sayılı Kanun m. 11 uyarınca asliye ceza mahkemesi görevlidir; sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen dava ve işlere asliye ceza mahkemeleri bakar. Dava zamanaşımı temel şekilde sekiz yıldır (TCK m. 66/1-e); zamanaşımı belirlenirken kanundaki cezanın üst sınırı esas alınır (m. 66/4). TCK m. 87'nin uygulandığı ağırlaşmış hâllerde üst sınır beş yılı aştığı için süre on beş yıla çıkar.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün mü?

CMK m. 231/5 uyarınca iki yıl veya daha az hapis cezasına ya da adli para cezasına hükmedilmesi hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; bu hâlde denetim süresi beş yıldır (m. 231/8). Cezanın ertelenmesi de TCK m. 51/1'e göre iki yıl sınırına tabidir. Kasten yaralamanın temel şeklinde üst sınır üç yıl olduğundan, verilen sonuç cezanın bu eşiklerin altında kalıp kalmadığı dosyadan dosyaya değişir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ceza hukuku alanına dön

Rehberler

Diğer suç rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp