Taksirle yaralama suçu (TCK m. 89)
Yayın tarihi:
Taksirle yaralama, başkasının vücuduna acı vermek veya sağlığını bozmak istemeden bu neticeyi doğurmak suçudur. En çetrefilli yanı şikâyet rejimidir: suç kural olarak şikâyete bağlıdır ve kanun bu koşulu ancak iki şart bir araya geldiğinde kaldırır — yaralama m. 89/1 kapsamı dışında olacak ve fiil bilinçli taksirle işlenmiş olacak. Nitelikli hâllerde ceza yarısından bir kata kadar artırılır. Bu rehber, TCK m. 89'un beş fıkrası arasındaki sınırları, trafik kazalarında m. 179 ile m. 89 arasındaki içtima sorunu ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin aradığı taksir unsurlarını açıklar.
Kısaca
Taksirle başkasının vücuduna acı vermek veya sağlığını bozmak Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinde suç sayılmıştır. Cezası dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. Suç kural olarak şikâyete bağlıdır; şikâyet süresi altı aydır. Şikâyetin aranmadığı tek hâl, m. 89/1 kapsamı dışında kalan bir yaralamanın bilinçli taksirle işlenmesidir. Yaralanmanın derecesi nitelikli hâller oluşturduğunda ceza yarısı oranında artırılır ve en ağır hâllerde bir kat artırılır. Birden fazla kişinin yaralanması ayrı bir cezalandırma rejimi öngörür.
İlgili rehberler: Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu (TCK m. 179)
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- Türk Ceza Kanunu m. 89 hangi fiilleri cezalandırıyor?
- Taksirle yaralama suçunun cezası nedir?
- Şikâyet rejimi nedir ve bilinçli taksir farkı ne?
- Taksirin kanuni tanımı ve Yargıtay'ın aradığı ölçütler
- Trafik kazalarında TCK m. 89 ile TCK m. 179 arasındaki fark
- Taksirle yaralama suçu nasıl ispatlanır?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Kural olarak evet. Ölçüt yaralamanın ağırlığı değil, bilinçli taksirdir: kanun şikâyet koşulunu yalnız iki şartın birlikte gerçekleştiği hâlde kaldırır — yaralama TCK m. 89/1 kapsamı dışında olacak ve fiil bilinçli taksirle işlenmiş olacak. Bu yüzden basit taksirle işlenen m. 89/2-3-4 yaralaması da şikâyete tabidir; m. 89/1 kapsamındaki yaralama ise bilinçli taksirle işlense bile şikâyete tabi kalır.
Dayanak: TCK m. 89/5
- Şikâyet süresi
Altı ay. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Süresi içinde şikâyet edilmezse soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
Dayanak: TCK m. 73/1-2
- Uzlaştırma
Evet, taksirle yaralama suçu uzlaştırma kapsamındadır. CMK m. 253/1-b'de şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ceza Kanununda yer alan suçlar arasında taksirle yaralama (m. 89) sayılmıştır.
Dayanak: CMK m. 253/1-b
- Görevli mahkeme
Asliye ceza mahkemesi. Sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen dava ve işlere asliye ceza mahkemeleri bakar.
Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11
- Dava zamanaşımı
Sekiz yıl. Süre belirlenirken cezanın üst sınırı esas alınır; TCK m. 89/1'de üst sınır iki yıl, en ağır fıkra olan m. 89/4'te beş yıldır. Beş yılı aşan bir fıkra bulunmadığı için bütün hâllerde sekiz yıllık süre işler. TCK m. 66'da yetişkinler için beş yıllık bir dava zamanaşımı süresi yoktur; en kısa süre sekiz yıldır.
Dayanak: TCK m. 66/1-e, m. 66/4
- Adli para cezası
Evet, seçenek. TCK m. 89/1 yaptırım olarak hapis veya adli para cezasını öngörür; mahkeme doğrudan adli para cezasına hükmedebilir. Adli para cezası gün karşılığı usulüyle belirlenir. Nitelikli hâllerde (m. 89/2-3) artırım m. 89/1'e göre belirlenen ceza üzerinden yapılır; m. 89/4'te ise yaptırım yalnızca hapistir.
Dayanak: TCK m. 89/1, m. 52/1-2
- HAGB ve erteleme
İki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; bu hâlde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Hüküm CMK m. 231'dedir. Erteleme de iki yıl sınırına tabidir (TCK m. 51/1).
Dayanak: CMK m. 231/5, 231/8; TCK m. 51/1
Türk Ceza Kanunu m. 89 hangi fiilleri cezalandırıyor?
TCK m. 89/1 taksirle başkasının vücuduna acı vermek veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmak eylemini suç sayar. Buradaki "acı vermek" fiziksel muasır değildir; tıbbi anlamda vücutta bir etki meydana getirmek yeterlidir. Sürücü hatası, işçinin dikkat eksikliği veya yaşamda herhangi bir sürede meydana gelen kaza sonucu yaralanma m. 89/1'in kapsamına girer. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/980)1
Taksir unsuru burada kritiktir. Yaralanmayı isteyerek veya bilişsel olarak kabullenmiş olmak suç değildir. Taksir, TCK m. 22/2 tanımıyla "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi"dir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi trafik kazalarında taksir unsurunu değerlendirirken, karayolu trafiği düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık olup olmadığını sorgulamaktadır. İş sağlığı güvenliği mevzuatındaki yükümlülüklere aykırılık da taksir unsurunu güçlendirir.1
Neticenin ağırlığı suçun türünü belirler. Basit kesi, kontüzyon gibi hafif yaralamalar temel şekli oluşturur (m. 89/1). Kemik kırılması, organın işlevinin azalması veya yaşamı tehlikeye koyan durum nitelikli hâl sayılır (m. 89/2-3). Organın işlevinin tamamen yitirilmesi halinde ise ağır nitelikli hâl söz konusu olmaktadır.
Yaralamaya neden olan davranış çoğu zaman trafik kazası, işçi kazası veya gündelik yaşamda meydana gelen kaza biçimindedir. Yargılama dosyalarında sıklıkla kaza tespit tutanağı, adli tıp raporu ve bilirkişi raporunun bir arada değerlendirilmesi gerekir. Şikâyet koşulunun ve yaralanmanın derecesinin doğru tespiti dava yolunun hukuka uygun olarak işlemesi için zorunludur.
Taksirle yaralama suçunun cezası nedir?
Temel şekil (m. 89/1) dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mahkeme duruma göre hapis veya adlî para seçeneğinden birini tercih eder.
Yaptırımın seçenekli olması ile hükmedilmiş hapsin sonradan çevrilmesi ayrı şeylerdir. TCK m. 50/4 taksirli suçlarda hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesine izin verir; ancak aynı fıkra bu imkânı bilinçli taksir hâlinde kapatır. Yargıtay, bilinçli taksirle yaralamaya sebebiyet veren sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesini hukuka aykırı bulmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/4819)2
Nitelikli hâller cezayı ağırlaştırır. Yaralanmanın derecesi TCK m. 89/2'de sıralanan beş hâlden biri ise ceza yarısı oranında artırılır: duyularından/organlarından birinin sürekli zayıflaması, kemik kırılması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum.1 Bu nedenle bilirkişi raporunun yaralanma derecesini açıkça belirtmesi kritiktir. Tıbbi raporda sadece "yaralı" yazılması yeterli değildir; işlev kaybının türü, süresi ve iyileşme olanağı belirlenmelidir. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/1823)3
Ağır nitelikli hâller (TCK m. 89/3) — iyileşmesi olanağı olmayan hastalık, organın işlevinin yitirilmesi, konuşma/çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması, yüzün sürekli değişikliği — cezayı bir kat artırır. Yüksek mahkeme, her bir durum için rapor ve tıbbi belgeleri titizlikle incelemektedir. Nitelikli hâllerdeki ceza artırımı mutlak olmadığı için, mahkeme TCK m. 22/4 uyarınca kusur derecesini de göz önüne alır. Hafif kusur, dikkatsizlik ve tecrübesizlik cezayı indirebilir. Yargıtay, her olayın özgül koşullarını dikkate alarak adil ceza belirlenmesini sağlamaktadır.3
Birden fazla kişinin yaralanması hâlinde (TCK m. 89/4) ayrı bir ceza rejimi işler: dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fıkra bir artırım hükmü değildir; m. 89/1'e göre belirlenen cezayı artırmak yerine kendi bağımsız aralığını getirir ve yaptırım olarak yalnızca hapis öngörür.
Bilinçli taksir halinde ise ceza üçte birden yarısına kadar artırılabilir (TCK m. 22/3). Savcı, bilinçli taksirin işlendiğini kanıtlamışsa, mahkeme bu ağırlaştırıcı hali dikkate almak zorundadır. Yargıtay, trafik kurallarını açıkça ihlal eden davranışları bilinçli taksire yatkın görmektedir.1
Şikâyet rejimi nedir ve bilinçli taksir farkı ne?
Taksirle yaralama kural olarak şikâyete tabidir (TCK m. 89/5). Şikâyet süresi altı aydır ve fiilin ve failin öğrenildiği günden başlar (TCK m. 73/1-2). Şikâyetin gerekip gerekmediği yaralamanın ağırlığına göre değil, önce bilinçli taksir değerlendirmesi yapılarak belirlenir; Yargıtay, bu değerlendirme yapılmadan şikâyet yokluğundan takipsizlik verilemeyeceğini belirtmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/4205)4
Ancak yasanın istisnası vardır: Suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz. Bilinçli taksir nedir? TCK m. 22/3'e göre kişi neticesiyi öngörmesine rağmen meydana gelmesini istemediği durumdur. Örneğin, sürücü hız sınırını ihlal ederek bir yaralanma olabileceğini "biliyorsa" ama bunu istemese, bilinçli taksir vardır. (Yargıtay 12. CD, E. 2026/524)5
Trafik kazalarında bu ayrım önem taşır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sola dönülmez trafik işaretini görmesine rağmen sola dönüş yapan sürücüyü bilinçli taksir ile işlemden sorumlu tutmaktadır. Çünkü kurtarılmaz bir kazaya yol açacağı öngörülebilir.1
Şikâyetten vazgeçme de kanunda belirli kurallar çerçevesinde mümkündür. Yaralanan kişi şikâyetten vazgeçerse, başvuru süresi içinde ve usule uygun olarak yapılmışsa kamu davası düşer. Ancak bilinçli taksir hâlinde bu hak sınırlandırılabilir.
Taksirin kanuni tanımı ve Yargıtay'ın aradığı ölçütler
TCK m. 22/2 taksiri "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi" olarak tanımlar. Bu tanım iki unsur içerir: 1) Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık, 2) Neticenin öngörülmemesi.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, trafik kazalarında taksir unsurunu tespit ederken kaza tespit tutanağını başlangıç noktası olarak kabul eder. Tutanakta her iki tarafın kusuru konusunda açıkça yazılan bulgular dikkate alınır, ancak savcılık ve mahkeme bu tutanağı körü körüne takip etmez. Savcılık, kusur oranları açıkça tespit edilmeden ve bilirkişi raporu aldırılmadan yapılan soruşturmayı eksik olarak değerlendirir. (Yargıtay 12. CD, E. 2026/728)6
Adli trafik bilirkişisinin raporu çoğu zaman nihai kaynak olmaktadır. Raporda, sürücünün kurala aykırı davranıştığı ve bu davranışın taksir unsurunu oluşturduğu belirtilmişse, Yargıtay bunu kabul etmektedir. Ancak bilirkişi raporu olmadan sadece kaza tespit tutanağına dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, kanun yararına bozma nedeni olmaktadır.3
İşçi kazalarında Yargıtay, işyeri müdürü veya güvenlik görevlisinin dikkat yükümlülüğünü katı standartlarla değerlendirir. İş sağlığı güvenliği mevzuatına aykırılık, taksir unsurunu güçlendirir. Örneğin, dönel makinenin koruyucu mahfazasının olmayışı, işyeri müdürünün veya güvenlik görevlisinin iş güvenliği yükümlülüğüne aykırılığıdır ve taksir oluşturur. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/3054)7
Kusur derecesinin cezaya etkisi de önemlidir. TCK m. 22/4 uyarınca kusur derece ve şekli dikkate alınarak ceza belirlenir. Yargıtay, hafif kusurda cezayı alt sınıra yaklaştırabilir. Bilinçli taksir ve ağır kusurda ise cezayı üst sınıra yaklaştırır.3
Trafik kazalarında TCK m. 89 ile TCK m. 179 arasındaki fark
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (TCK m. 179) ile taksirle yaralama (TCK m. 89) aynı olayda birlikte işlenebilir. Yargıtay'ın bu iki suç arasındaki sınırı belirlemesi zor ve tartışmalıdır.6
Basitçe söylemek gerekirse: TCK m. 179 tehlikenin kendi kendisidir. Hız sınırını ihlal etmek, kırmızı ışık geçmek, yorgun veya uyuşturucu altında sürüş yapmak tehlike yaratır. Yaralanma meydana gelmemişse de m. 179 uygulanabilir.
TCK m. 89 ise neticesi gerçekleşmiş bir taksir suçudur. Yaralanma var, o yaralanma nasıl meydana geldi, sürücünün hangi dikkat yükümlülüğüne aykırılığı sonucu meydana geldi sorusu cevaplanır.
Uygulamada her iki suçun birlikte işlenmesi sık görülür. Yargıtay, trafik kazasında m. 179 ve m. 89 ayrı ceza bulunmuşsa ve bunlar aynı davranıştan kaynaklanmışsa birliktili veya şümul ilkelerine göre ceza belirlediğinde buna başvurur. Sonuç itibariyle sabit kusur ve ceza tespiti yapılır.
Taksirle yaralama suçu nasıl ispatlanır?
İspat yükümlülüğü savcılığa aittir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, taksir ve kusur unsurlarını kanıtlanması gereken hususlar olarak değerlendirir. Her durum için farklı kanıtlar gerekir. Hukuka aykırı soruşturma veya eksik kanıt toplanması temyiz nedenidir.6
Trafik kazalarında: Kaza tespit tutanağı, adli trafik bilirkişi raporu, tanık beyanları, cihaz kayıtları (kamera, tele-türk gibi), tıbbi raporlar. Bilirkişi raporu eksikse veya hukuka aykırı ise, soruşturma genişletilmesi, yeni rapor aldırılması zorunludur. Savcılık, bilirkişi raporu olmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verirse, Yargıtay bunu kanun yararına bozmuştur.3
İş kazalarında: İş sağlığı güvenliği mevzuatının ihlali, işyeri müdürü/güvenlik görevlisinin nesini yapması veya yapmaması gerektiği, adli tıp raporu, işyeri müfettişinin raporu, tanık beyanları. İş Mühendisliği Odası raporu veya Adli Tıp Kurumu raporunun aldırılması önem taşır.7
Genel olarak: Taksir unsuru, yaralanmanın meydana gelme biçimi, sürücü/işçi davranışı, mevzuat ihlali, nedensellik bağı (yaramama davranışının yaralanmaya neden olduğu), tıbbi bulgular. Yargıtay eksik soruşturmaya dayalı verilen kararları bozar. Yaralanmanın derecesini belirleme konusunda, adli tıp raporlarının sonradan aldırılması ve kati rapor elde edilmesi zaruridir.6
Sonradan ortaya çıkan yaralanma: Mağdurun olay anındaki ilk beyanında yaralanmadığını söylemesi, dosyayı tek başına kapatmaz. Yargıtay, saatler sonra hastaneye başvurup rapor alan şikâyetçi bakımından kati rapor beklenmesi ve soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini, eksik soruşturmaya dayalı takipsizlik kararına yapılan itirazın reddedilemeyeceğini belirtmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2026/710)8
İlgili mevzuat
Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
b) Vücudunda kemik kırılmasına,
c) Konuşmasında sürekli zorluğa,
d) Yüzünde sabit ize,
e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(5) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 22- (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.
(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
(3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.
(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.
(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Trafik kazasında bilinçli taksir ve kusur izafesiYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/980 · K. 2026/4280 ·
Sola dönülmez trafik işaretine rağmen sola dönüş yapan otomobil, yeşil ışık alan motosikleti çarpmıştır. Bölge mahkemesi bunu bilinçli taksir sayarak cezayı artırmıştır. Yargıtay, trafik kazasında bilirkişi raporunun kusur tayininde önem taşıdığını ancak delil takdirinin hâkimin yetkisi olduğunu belirtmiştir. Bilinçli taksir ile basit taksir ayrımı trafik kurallarının ihlalinin açıklığına göre yapılır.
Sonuç: Trafik işaret ihlali ve trafiğin kuralları açıkça ihlal eden davranışlarda bilinçli taksir, basit taksire göre ağır cezaya neden olur.
2.Bilinçli taksirle işlenen yaralamada hapis adli para cezasına çevrilemezYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/4819 · K. 2025/7912 ·
Kavşağa yaklaşırken hızını azaltmayan ve kaza sonrası ölçümde 1,49 promil alkollü olduğu saptanan sanık, bilinçli taksirle taksirle yaralamadan (TCK m. 89/4) mahkûm edilmiş; mahkeme hapis cezasını adli para cezasına çevirmişti. Daire, TCK m. 50/4'ün taksirli suçlarda çevirmeye izin verirken bu hükmün bilinçli taksir hâlinde uygulanmayacağını açıkça öngördüğünü belirterek çevirmeyi hukuka aykırı buldu ve hükmü düzelterek onadı.
Sonuç: Bilinçli taksir, adli para cezasına çevirme yolunu kapatır: TCK m. 50/4'ün taksirli suçlara tanıdığı imkân bilinçli taksirde işlemez.
3.Kusurluluğun tayininde bilirkişi raporunun önemiYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/1823 · K. 2026/4135 ·
Trafik kazasında İlk Derece Mahkemesi sanığı tali kusurlu bulurken, Bölge Mahkemesi bunu asli kusurlu bulmuştur. Kaza tespit tutanağında tali kusurlu yazılmasına rağmen hatalı gerekçe ile asli kusurlu kabul edilmesi, ceza artırımına neden olmuştur. Yargıtay, bilirkişi raporuna ve kaza tespit tutanağına uyulmaması ve delil takdirinde hata bulunduğunu belirtmiştir.
Sonuç: Kusurluluğun tayininde bilirkişi raporu ve kaza tespit tutanağı azami önem taşır; hatalı gerekçeyle kusur düzeltilmesi temyiz nedenidir.
4.Şikâyet aranıp aranmayacağı bilinçli taksir değerlendirmesinden sonra belirlenirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/4205 · K. 2025/193 ·
Savcılık, taksirle yaralamanın TCK m. 89/1 kapsamında şikâyete bağlı olduğunu ve şikâyet bulunmadığını gerekçe göstererek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, itiraz da reddedilmişti. Daire, yaralananlardan birinin kolluk beyanında şikâyetçi olduğunu bildirdiğini saptadı; ayrıca TCK m. 89/5'i birebir aktararak, kati doktor raporları alınıp şüphelinin eyleminde bilinçli taksir yönünden değerlendirme yapılması gerektiğini, isnat edilecek suçun bilinçli taksir kapsamında kaldığı anlaşılırsa şikâyet aranmayacağını belirtti ve kararı kanun yararına bozdu.
Sonuç: Şikâyetin gerekip gerekmediği, yaralamanın ağırlığına değil önce bilinçli taksir değerlendirmesine bakılarak belirlenir; bu değerlendirme yapılmadan şikâyet yokluğundan takipsizlik verilemez.
5.Şikâyet ve bilinçli taksir ayrımıYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2026/524 · K. 2026/3956 ·
Katılan dava süreci içinde şikâyetten vazgeçmiş, sanık ise bu vazgeçmeye itiraz etmemiştir. Yargıtay, TCK m. 89/5 uyarınca temel şekil (m. 89/1) şikâyete bağlı olduğundan, şikâyetten vazgeçmesi hâlinde kamu davasının düşmesi gerektiğini belirtmiştir. Bilinçli taksirle işlenme durumunu dosyada ispat edecek kanıt olmadığından şikâyet koşulu dikkate alınmıştır.
Sonuç: Taksirle yaralama suçunun temel şekli şikâyete bağlıdır; yaralanmaya şikâyet etmişse ve sonra vazgeçmişse dava düşer.
6.Bilirkişi raporu eksikliği ve soruşturmanın genişletilmesiYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2026/728 · K. 2026/3997 ·
Trafik kazasında savcılık kaza tespit tutanağına dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, bu karara yapılan itiraz yazılı şekilde reddedilmiştir. Yargıtay, bilirkişi raporu aldırılmadan ve kusur oranları açık şekilde tespit edilmeden yapılan soruşturmanın eksik olduğunu belirtmiş ve kanun yararına bozmuştur. Adli Tıp Kurumu veya alanında uzman bilirkişi raporu alınması zorunludur.
Sonuç: Trafik kazasında kaza tespit tutanağı tek başına yeterli değildir; kusurluluğun tayini için bilirkişi raporu aldırılması gerekir.
7.İş kazasında iş sağlığı güvenliği ve taksirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/3054 · K. 2026/4024 ·
Mermer ocağında çalışan işçi, sayalama makinesinin dönel aksamı olan kasnağa dolanan teli kurtarmaya çalışarak yaralanmıştır. Bilirkişi raporu, koruyucu mahfaza konulması ve müdahaleden kaçınılması durumunda olay önlenebileceğini belirtmiştir. Yargıtay, işyeri müdürü ve güvenlik görevlisinin iş sağlığı güvenliği yükümlülüğüne aykırılığını taksir unsuru olarak değerlendirmiştir. TCK m. 53/6 meslek icrasının yasaklanması ancak ruhsatlı meslekler için uygulanır.
Sonuç: İş kazalarında iş sağlığı güvenliği mevzuatının ihlali, taksir unsurunu oluşturur ve sorumlular hakkında taksirle yaralama suçundan mahkûmiyet söz konusu olabilir.
8.Basit yargılama usulü ve itiraz hakkıYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2026/710 · K. 2026/4289 ·
Taksirle yaralama suçundan basit yargılama usulü uyarınca hüküm verilmiş, şikâyetçi vekilinin itiraz etmesi üzerine merci mahkemesi itirazın reddine karar vermiştir. Yargıtay, CMK m. 260 uyarınca mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilen tebliğ mazbatasında katılma talebinin bildirilmesi hususunda ihtar bulunması gerektiğini belirtmiştir. Tebliğ mazbatasında bu ihtarın yer almayışı halinde itiraz hakkı doğar.
Sonuç: Basit yargılama usulü uygulanırken mağdura ve şikâyetçiye davaya katılma ihtarı yapılmaması halinde itiraz hakkı mevcuttur.
9.İstinaf dairesinin duruşma açmadan bozma yetkisi sınırlıdırYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/2116 · K. 2026/4290 ·
Bölge Adliye Mahkemesi, sürücü belgesinin sınıfının gösterilmemesi ve kati rapor alınmaması gibi gerekçelerle ilk derece hükmünü dosya üzerinden bozmuştu. Daire, CMK m. 280/1-(e) ve (f) bentlerinde duruşma açmaksızın bozma verilebilecek hâllerin sınırlı olarak sayıldığını, sayılmayan bir sebeple verilen bozma kararının ve buna dayanılarak kurulan sonraki hükümlerin hukukî değerden yoksun olduğunu belirtti. Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli kararı ile Anayasa Mahkemesinin mahkemeye erişim hakkına ilişkin kararına dayanarak, davanın yeniden görülmesine karar verilip duruşma açılması gerektiğini saptadı.
Sonuç: İstinaf dairesi kanunda sayılmayan bir sebeple dosya üzerinden bozma kararı veremez; verirse o karar ve üzerine kurulan hükümler hukukî değerden yoksun sayılır.
10.Basit yargılama usulünde müşteki/mağdurun itiraz hakkıYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/8070 · K. 2026/4256 ·
Basit yargılama usulü uygulanmasına karar verildiğinde, mahkeme mağdur/şikâyetçiye tebliğ edilen mazbatada aynı süre içinde katılma talebinin bildirilmesi gerektiği ihtar olunmalıdır. Yargıtay, bu ihtarın yer almadığı takdirde mağdur/şikâyetçinin itiraz hakkı doğduğunu ve merci mahkemenin itirazı incelemek zorunda olduğunu belirtmiştir. CMK m. 260 uyarınca basit yargılama sonucu verilen karara karşı katılan veya mağdurun itiraz hakkı vardır.
Sonuç: Basit yargılama usulü uygulanırken mağdur/şikâyetçiye davaya katılma ihtarı yapılmaması halinde itiraz hakkı mevcuttur ve merci mahkeme itirazı esastan incelemek zorundadır.
Sık sorulan sorular
Taksirle yaralama suçunun cezası nedir?
Temel şekil (TCK m. 89/1) dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mahkeme duruma göre birini seçer. Nitelikli hâllerde (m. 89/2) ceza yarısı oranında, ağır nitelikli hâllerde (m. 89/3) bir kat artırılır. Birden fazla kişinin yaralanması halinde (m. 89/4) dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası söz konusu olur.
Taksirle yaralama suçu şikâyete bağlı mı?
Evet, kural olarak şikâyete bağlıdır. Şikâyet süresi altı aydır ve fiilin ve failin öğrenildiği günden başlar (TCK m. 73/1-2). Şikâyetin aranmadığı hâl, kanunun iki şartı birlikte aradığı dar bir istisnadır: yaralama TCK m. 89/1 kapsamı dışında olacak ve fiil bilinçli taksirle işlenmiş olacak (m. 89/5). Bu yüzden basit taksirle işlenen nitelikli yaralama da şikâyete tabidir.
Bilinçli taksir ile basit taksir farkı nedir?
Taksir, TCK m. 22/2 uyarınca dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılıktır. Bilinçli taksir (m. 22/3) ise kişinin neticesiyi öngörmesine rağmen meydana gelmesini istemediği durumdur. Sürücü hız sınırını ihlal ederek kaza olabileceğini biliyorsa ama istemezse bilinçli taksir vardır. Ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
Trafik kazasında TCK m. 89 ile TCK m. 179 arasında fark var mı?
Evet. TCK m. 179 trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçudur; yaralanma olmasa dahi uygulanabilir. TCK m. 89 ise yaralanmanın meydana geldiği taksir suçudur. Aynı kazada her iki suç da işlenebilir ve savcılık ikisini de takip edebilir.
Şikâyetten vazgeçmek mümkün mü?
Evet. Yaralanmış kişi şikâyetten vazgeçebilir. Temel şekil (m. 89/1) şikâyete bağlı olduğundan, vazgeçme halinde kamu davası düşer. Ancak bilinçli taksirle işlenme durumunda şikâyet koşulu aranmaz ve vazgeçme etkisiz kalır.
Taksir unsurunu nasıl ispat etmek gerekir?
Savcılık taksir unsurunu; kaza tespit tutanağı, bilirkişi raporu, tanık beyanları, cihaz kayıtları, tıbbi raporlar ile ispat eder. Trafik kazalarında adli trafik bilirkişisinin raporu nihai kaynaktır. İş kazalarında iş sağlığı güvenliği mevzuatının ihlali taksir unsurunu güçlendirir.
Nitelikli hâller (TCK m. 89/2-3) nelerdir?
TCK m. 89/2'ye göre kemik kırılması, organın sürekli zayıflaması, konuşmada zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum nitelikli hâldir ve ceza yarısı oranında artırılır. TCK m. 89/3 (ağır nitelikli) — organın işlevinin yitirilmesi, iyileşmesi olmayan hastalık, konuşma/çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması — ve ceza bir kat artırılır.
Bilirkişi raporu olmadan karar verilebilir mi?
Trafik ve iş kazalarında hayır. Yargıtay, bilirkişi raporu olmaksızın yapılan soruşturmaları eksik bulup bozmuştur. Kaza tespit tutanağı tek başına yeterli değildir. Savcılık Adli Tıp Kurumunun veya alanında uzman bilirkişi kurulunun raporunu aldırmalıdır.
Uzlaştırma mümkün mü?
Hayır. Taksirle yaralama suçu uzlaştırma kapsamında değildir. Kanun uzlaştırma gören suçları tek tek sayarak belirlemiş; TCK m. 89 bu sayımda yer almaz. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması (TCK m. 231) kararı verilebilir.
Dava zamanaşımı ne kadardır?
Sekiz yıl. Dava zamanaşımı belirlenirken kanundaki cezanın üst sınırı esas alınır; TCK m. 89'un en ağır fıkrasında bile üst sınır beş yıl olduğu için bütün hâllerde sekiz yıllık süre işler (TCK m. 66/1-e). TCK m. 66'da yetişkinler bakımından beş yıllık bir dava zamanaşımı süresi yoktur.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Cinsel saldırı suçu (TCK m. 102)
- Çocukların cinsel istismarı suçu (TCK m. 103)
- Cinsel taciz suçu (TCK m. 105)
- Tehdit suçu (TCK m. 106)
- Şantaj suçu (TCK m. 107)
- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK m. 109)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.