Şantaj suçu (TCK m. 107)
Yayın tarihi:
Şantaj, Türk Ceza Kanunu'nun hürriyete karşı suçlar arasında düzenlediği ve tehdidin özel bir görünüm biçimi sayılan suçtur. Uygulamada asıl tartışma cezanın miktarında değil, aynı sözlerin şantaj mı, tehdit mi, yoksa yağma mı sayılacağındadır. Bu rehber, m. 107'nin iki fıkrasını, iki fıkranın da aradığı yarar unsurunu, komşu suçlarla sınırı ve Yargıtay 6. Ceza Dairesinin bu sınırı çizerken kullandığı ölçütleri anlatır.
Kısaca
Şantaj, Türk Ceza Kanunu'nun 107. maddesinde iki ayrı biçimde düzenlenmiştir. Birinci fıkrada fail, yapmaya hakkı olan veya yapmakla yükümlü olduğu bir şeyi baskı aracı olarak kullanır ve karşısındakini kanuna aykırı bir şeye ya da haksız çıkar sağlamaya zorlar. İkinci fıkrada ise kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla, kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususların açıklanacağı tehdidinde bulunulur. Her iki hâlde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Suç şikâyete bağlı değildir; soruşturma resen yürütülür.
İlgili rehberler: Tehdit suçu (TCK m. 106)Yağma suçu (TCK m. 148-150)
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- Türk Ceza Kanunu m. 107 şantajı nasıl tanımlıyor?
- Şantaj suçunun cezası nedir?
- Şantaj ile tehdit suçu arasındaki sınır nerede?
- Şantaj ile yağma suçu arasındaki sınır nerede?
- Şantaj suçu hangi anda tamamlanır?
- Görüntü ve fotoğraf ifşası tehdidinde hangi suçlar birlikte gündeme gelir?
- Şantaj suçu nasıl ispatlanır?
- Şantaj davası hangi mahkemede görülür ve ne kadar sürede zamanaşımına uğrar?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Hayır. TCK m. 107 şantaj için şikâyet koşulu öngörmez; soruşturma ve kovuşturma resen yürütülür. Bu ayrım pratikte belirleyicidir: aynı sözler tehdit sayılırsa TCK m. 106/1'in ikinci cümlesi kapsamında şikâyet aranabilir, şantaj sayılırsa aranmaz.
Dayanak: TCK m. 107, m. 106/1
- Şikâyet süresi
Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür. TCK m. 73/1'deki altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar bakımından geçerlidir.
Dayanak: TCK m. 73/1
- Uzlaştırma
Hayır. Şantaj şikâyete bağlı olmadığı için CMK m. 253/1-a kapsamına girmez; m. 253/1-b'nin Türk Ceza Kanunu içinden tek tek saydığı suçlar arasında da TCK m. 107 yer almaz.
Dayanak: CMK m. 253/1
- Görevli mahkeme
Asliye ceza mahkemesi. TCK m. 107'nin üst sınırı üç yıl olduğundan ağır ceza mahkemesinin on yılı aşan cezalara ilişkin görev alanına girmez; m. 107, 5235 sayılı Kanun m. 12'nin suç adıyla saydığı hükümler arasında da bulunmaz. Eylemin yağma sayılması ihtimali doğduğunda görev değişir ve dosya ağır ceza mahkemesine gider.
Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11, m. 12
- Dava zamanaşımı
Olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır; cezanın üst sınırı üç yıl olduğu için TCK m. 66/1-e uygulanır. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre yeniden işlemeye başlar ve TCK m. 67/4 uyarınca en fazla yarısına kadar uzayarak on iki yıla çıkar.
Dayanak: TCK m. 66/1-e, m. 67/3-4, m. 107/1
- Adli para cezası
Hayır, seçenek değil. TCK m. 107/1 hapis ile adli para cezasını birbirine seçenek olarak değil birlikte öngörür: ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Hükmolunan hapis cezası bir yıl veya daha azsa kısa süreli hapis cezası sayılır ve TCK m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir; m. 50/2'deki çevirme yasağı yalnız hapis ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü suçlara ilişkindir.
Dayanak: TCK m. 107/1, m. 49/2, m. 50
- HAGB ve erteleme
İkisi de mümkündür. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkemece karar verilebilir; denetim süresi beş yıldır. Erteleme için de sınır iki yıldır. TCK m. 107/1'in alt sınırı bir yıl olduğundan somut ceza her iki eşiğin de altında kalabilir.
Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8; TCK m. 51/1
Türk Ceza Kanunu m. 107 şantajı nasıl tanımlıyor?
Şantaj tek bir davranış biçimi değildir; TCK m. 107 iki ayrı fıkrada iki ayrı görünüm düzenler ve fıkraların unsurları birbirinden farklıdır. Hangi fıkranın uygulandığı cezayı değiştirmez, çünkü ikinci fıkra da birinci fıkradaki cezaya yollama yapar; ama suçun oluşup oluşmadığı tartışması fıkraya göre bambaşka yürür.
Birinci fıkra, failin elindeki meşru bir imkânı baskı aracına dönüştürmesini cezalandırır. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin tanımıyla, m. 107/1'de maddi unsur, failin yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından söz ederek, bu durumları mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp mağduru kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamasıdır. (Yargıtay 6. CD, E. 2023/12044)1 Şikâyet etmek, ihbarda bulunmak, tanıklık yapmak gibi kişinin hakkı ya da yükümlülüğü olan davranışlar bu fıkranın tipik konusudur.
İkinci fıkra 29/6/2005 tarihli 5377 sayılı Kanun'la eklenmiştir ve konusu daha dardır: kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla, bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunmak. Daire, bu fıkrada failin kendisine veya bir başkasına menfaat temin etmek için, bir başkasının şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunduğunu belirtir.1
Birinci fıkranın uygulanabilmesi için failin dayandığı hakkın veya yükümlülüğün gerçekten var olması gerekir; bu, dosyada araştırılması gereken bir olgudur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, trafik kazasına tanıklık karşılığında para istendiği bir olayda, m. 107/1'in unsuru olan yükümlülüğün doğup doğmadığının tespiti için ilgili soruşturma dosyasının getirtilip incelenmesini; tanık olma yükümlülüğü varsa şantaj suçundan, yoksa dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 6. CD, E. 2023/18361)2 Dayanak hak veya yükümlülük yoksa nitelendirme başka bir suça kayar.
Her iki fıkra da tehdit üzerine kuruludur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, Ceza Genel Kurulunun 21.10.2014 tarihli ve 2014/292 Esas, 436 Karar sayılı kararına dayanarak şantajı tehdit suçunun özel bir görünüm şekli olarak niteler ve m. 107/2'deki seçimlik hareketleri, mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması olarak tanımlar. (Yargıtay 6. CD, E. 2023/12130)3
Açıklanacağı söylenen hususun doğru olması suçu ortadan kaldırmaz; madde "açıklanacağı veya isnat edileceği" diyerek her ikisini de kapsar. Belirleyici olan hususun gerçekliği değil, şeref veya saygınlığa zarar verecek nitelikte olması ve bir yarar için kullanılmasıdır.
Şantaj suçunun cezası nedir?
TCK m. 107/1'e göre ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Buradaki bağlaç önemlidir: kanun iki yaptırımı birbirine seçenek olarak sunmaz, ikisine birlikte hükmedilmesini öngörür. TCK m. 107/2'deki hâlde de "birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur" denildiği için aynı ceza uygulanır; ikinci fıkranın kendine özgü bir ceza aralığı yoktur.
Adli para cezasının gün sayısı üst sınırla belirlenmiştir, alt sınır kanunda ayrıca gösterilmemiştir; genel hüküm olan TCK m. 52/1 adli para cezasının beş günden az olamayacağını söyler. Gün sayısı belirlendikten sonra bir gün karşılığı tutar, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak en az yüz ve en fazla beşyüz Türk lirası arasında takdir edilir (TCK m. 52/2).
Maddede nitelikli hâl yoktur. Cezayı asıl etkileyen genel hükümlerdir: takdiri indirim (TCK m. 62), zincirleme suç (TCK m. 43) ve fiilin birden çok mağdura yönelmesi. İncelenen dosyalarda somut hapis cezalarının 10 ay ile 2 yıl arasında değiştiği, adli para cezasının ise seksen lira ile on bin lira arasında hükmedildiği görülmektedir; fark, temel cezanın alt sınırdan mı yoksa yukarısından mı belirlendiğinden ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığından doğar.
Zincirleme suç bu suçta sık tartışılır, çünkü şantaj çoğu zaman art arda gönderilen mesajlarla işlenir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, karşılıklı olarak art arda gönderilen ve sanık tarafından da kabul edilen iletiler bakımından eylemin hukuken tek bir eylem sayılması gerektiğini, bu durumda zincirleme suç hükümlerini tatbik şartlarının bulunmadığını ve fazla ceza tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. (Yargıtay 6. CD, E. 2025/1090)4 Buna karşılık para isteme eyleminin farklı zamanlarda birden çok kez gerçekleştirildiği bir olayda zincirleme suç hükümlerini bölge adliye mahkemesi uygulamış, Yargıtay 12. Ceza Dairesi eyleme uyan suç vasfının doğru belirlendiğini kabul ederek bu kapsamdaki temyiz sebeplerini reddetmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/2152)5 Ayrım TCK m. 43/1'in kendi şartındadır: madde aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesini arar; tek bir yazışma içinde art arda gönderilen iletiler bu şartı karşılamaz.
Adli para cezasının suç tanımında hapisle birlikte öngörülmüş olması, TCK m. 50 bakımından da sonuç doğurur. Hükmolunan hapis cezası bir yıl veya daha azsa TCK m. 49/2 uyarınca kısa süreli hapis cezasıdır ve m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir; m. 50/2'deki çevirme yasağı yalnızca hapis ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü suçlara ilişkin olduğundan burada devreye girmez. Ceza Dairesi bu ayrımı bir dosyada açıkça yapmış, aynı sanık hakkında suç tarihinde seçenekli yaptırım taşıyan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda çevirmeyi m. 50/2 nedeniyle bozarken şantaj suçunda çevirmenin kendisine dokunmamıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2019/1886)6
Hapis cezası iki yıl veya daha az süreliyse TCK m. 51/1 uyarınca ertelenebilir. İncelenen bir dosyada ilk derece mahkemesi 10 ay hapis ve 80 Türk lirası adli para cezasına hükmetmiş, hapis cezasını m. 51/1 uyarınca ertelemiştir. (Yargıtay 6. CD, E. 2025/1811)7
Şantaj ile tehdit suçu arasındaki sınır nerede?
Bu, rehberin en çok karşılığı olan bölümüdür: incelenen kararların yarısından çoğunda bozma sebebi, eylemin hangi suça uyduğunun yanlış belirlenmesidir — şantaj yerine tehdit, tehdit yerine şantaj ya da şantaj yerine yağma. Tehdit ile şantaj arasındaki ayrımın tek bir düğüm noktası vardır ve o da yarardır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin kuralı açıktır: fail herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunursa, eylem şantaj değil sair tehdit suçunu oluşturur.1 Aynı ölçüt, mağduruna "yarın basında resimleri görürsün" türünden mesajlar gönderen sanık hakkında kurulan şantaj mahkûmiyetinin kanun yararına bozulmasına yol açmıştır: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ihbarnamesinde, sanığın mağduru şeref ve saygınlığına zarar verecek fotoğrafları televizyonda yayımlatacağından bahisle tehdit ettiğinin anlaşıldığını, ancak bu yolla herhangi bir fayda elde etmeye çalıştığına dair veri bulunmadığını belirterek eylemin sair tehdit sayılması gerektiğini ileri sürmüş; Daire bu ihbarnameyi dosya içeriğine göre yerinde görerek kabul etmiş ve kararı bozmuştur.7
Aynı ölçüt ters yönde de işler. Kırk soruya doğru cevap vermesini isteyen mesajlar gönderen sanığın eyleminde kendisine veya başkasına yarar sağlama öğesinin bulunmadığını belirleyen Daire, m. 107/2'deki şantaj suçunun oluşmadığını, eylemin TCK m. 123'teki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu kapsamında kalabileceğini ve unsurları yönünden oluşmayan şantaj suçundan beraat kararı verilmesi gerektiğini saptamıştır.3
Yarar kavramı dar anlaşılmaz. Daire, m. 107/2'nin öğelerinden olan "yarar" kavramının sadece maddi çıkarları değil, fail veya üçüncü kişinin yararına olan her durumu kapsadığını belirtir.1 Ceza Genel Kurulunun aktardığı ölçüte göre de elde edilmek istenen yarar; para, mal veya bir hizmet sağlanması gibi maddi bir değer olabileceği gibi, örneğin cinsel ilişkiye girmeyi temin etme gibi maddi değer dışında başka bir fayda da olabilir.3
Bunun en açık örneği, hiç para istenmeyen bir olayda görülür. Ablasının özel görüntülerini yayan sanık, ablasının polise gitmesini engellemek için tanık aracılığıyla "Polise giderse, bu resimleri yarın gazeteye veririm" haberini göndermiştir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi bu sözlerin kendisini adli soruşturmadan kurtarmak suretiyle yarar sağlamak amacına yönelik olduğunu ve bu hâliyle m. 107/2'deki şantaj suçunu oluşturacağını belirterek, eylemi TCK m. 106/1-3 kapsamında tehdit sayan ve şikâyet yokluğu nedeniyle düşme kararı veren hükmü bozmuştur. (Yargıtay 6. CD, E. 2023/14493)8 Soruşturmadan kurtulmak da bir yarardır.
Ters yönde bir bozma da aynı ölçüte dayanır: eski ilişkisinden ayrılmak isteyen şikâyetçinin babasına ve tanığa çıplak fotoğrafları internete yükleyeceğini söyleyen sanığın eylemi hakkında tehdit suçundan hüküm kurulmuştu. Daire, sanığın kastını bir bütün hâlinde değerlendirerek eylemin "kendisine yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı" niteliğinde olduğunu ve bu hâliyle şantaj suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. (Yargıtay 6. CD, E. 2023/11659)9
Yarar açıkça dile getirilmemişse mahkemenin araştırma yükümlülüğü doğar. Katılanın anne ve babasını arayıp "her şeyi anlatacağı" yönünde mesajlar gönderen sanık hakkında tehdit suçundan hüküm kuran mahkemeye Daire, bu beyanın araştırılarak eylemin m. 107/2'deki şantaj suçunu oluşturup oluşturmadığının tespiti ile sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğini belirtmiş ve hükmü bozmuştur. (Yargıtay 6. CD, E. 2023/13726)10
Ayrımın pratik sonucu ağırdır. Şantaj resen soruşturulur ve cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır; TCK m. 106/1'in ikinci cümlesindeki sair tehdit ise mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur ve iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir. Kanun yararına bozma yoluyla incelenen bir dosyada, Dairenin yerinde görerek kabul ettiği ihbarnamede sair tehdit suçunun uzlaştırma ve basit yargılama usulü kapsamında yer aldığına da işaret edilmiştir.7
Şantaj ile yağma suçu arasındaki sınır nerede?
İkinci sınır, sonucu bakımından çok daha ağırdır: şantajda ceza bir yıldan üç yıla kadar hapisken, yağmada TCK m. 148/1 uyarınca altı yıldan on yıla kadar hapistir ve dava ağır ceza mahkemesinde görülür.
Ayrımı yapan şey, tehdidin konusudur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi bunu şöyle koyar: fail, TCK m. 148/1'de belirtilen değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edip menfaat sağlamaya çalışırken yağma; TCK m. 107/2'de ise "şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği" biçiminde tehdit ederek menfaat sağlamaya çalışmaktadır. (Yargıtay 6. CD, E. 2024/512)11 Aynı kararda Daire, tehdidin mağdurun veya yakınının hayatına, beden veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı itibarıyla esaslı bir zarara uğratılacağı yönündeki irade beyanı olduğunu ve yasada sayılanlar dışındaki değerlere yönelik tehdidin yağma suçunu oluşturmayacağını belirtir.11
Daire bu ölçütü, yasak ilişkiyi gerekçe göstererek mağdurdan senet imzalatan sanıklar hakkında uygulamış; olayın somut özellikleri karşısında m. 107/2'nin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekliliği gözetilmeksizin nitelikli yağma suçundan hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.11
Cebrin bulunup bulunmaması da ayrımı belirler. "Olanları kimseye anlatmamamı istemiyorsan, 5.000,00 Türk Lirası vereceksin" biçimindeki sözler bakımından Daire, bu ifadelerde yağma suçunda aranan tehdit ve cebrin bulunmadığını, dolayısıyla eylemin şantaj suçunu ihlal ettiğini belirterek nitelikli yağmaya teşebbüsten kurulan hükmü bozmuştur. (Yargıtay 6. CD, E. 2024/3134)12
Sınır ters yönde de işleyebilir. Bir dosyada sanık, senetten vazgeçmesi için şikâyetçiyi rezil etmekle tehdit etmiş, ancak tanık beyanında sanığın şikâyetçinin çocuğuna yönelik ağır sözler de sarf ettiği anlaşılmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, eylemin sübutu hâlinde yağma suçunu oluşturup oluşturmadığına dair delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli ağır ceza mahkemesince yapılması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devam edilerek suç vasfında yanılgıya düşülmesini hukuka aykırı bulmuştur. (Yargıtay 6. CD, E. 2024/3838)13 Şantaj sanılan bir dosya, tehdidin içeriği genişledikçe görev bakımından da yer değiştirebilir.
Kısaca: tehdit "seni rezil ederim" düzeyinde kalıyorsa şantaj, "seni öldürürüm", "malını yakarım" gibi m. 148/1'de sayılan değerlere yöneliyorsa ve bir malın teslimine bağlanıyorsa yağma söz konusu olur.
Şantaj suçu hangi anda tamamlanır?
Şantajda failin istediğini elde edip etmediği, suçun oluşması bakımından belirleyici değildir. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin aktardığı Ceza Genel Kurulu ölçütüne göre yararın elde edilmiş olması suçun tamamlanması bakımından gerekli olmayıp, yarar sağlamak maksadıyla şeref ve saygınlığa zarar verebilecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceğine ilişkin tehdidin mağdura ulaştırılması suçun tamamlanması açısından yeterlidir.3
Bu ölçütün iki sonucu vardır. Birincisi, mağdurun boyun eğmemesi suçu teşebbüs aşamasında bırakmaz; tehdit ulaştığı anda suç tamamlanmıştır. İkincisi, tehdidin mağdura ulaşması aranır — yalnızca kurulan bir plan ya da yazılıp gönderilmemiş bir mesaj yeterli değildir.
Tehdidin mağdura doğrudan iletilmesi de şart değildir. Daire, sanığın mağdura iletilmesi kastıyla tanığa söylediği sözleri esas alarak şantaj suçunun oluşacağını kabul etmiştir.8 Üçüncü kişi aracılığıyla ulaştırılan tehdit de suçu oluşturur.
Buna karşılık talep hiç ortaya konmamışsa suç oluşmaz. Katılana ait özel görüşme kayıtlarını flaş bellekle teslim edip kendilerini aramasını isteyen sanıklar bakımından Daire, m. 107'de tanımlı şantaj suçundaki talep unsurunun eksik kaldığını ve suçun unsurları itibarıyla oluşmadığını saptamıştır.1 Aynı kararda Daire, elde edilen kayıtların hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesine yönelik eylemin TCK m. 132'deki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturup oluşturmayacağının araştırılması gerektiğini belirtmiştir.1
Yararın haksız olması da aranır. Ceza Genel Kurulunun aktarılan ölçütüne göre, m. 107/1'de "haksız bir çıkar", m. 107/2'de yalnızca "yarar" denilmiş olması iki kavramın farklı olduğu anlamına gelmez; ikinci fıkradaki yararın da haksız olması gerekir ve talep edilen yararın failin zaten hakkı olan bir hususa ilişkin olması durumunda şantaj suçu oluşmaz.3 Alacağını tahsil etmek isteyen kişinin borçlusunu icra takibiyle korkutması bu nedenle şantaj değildir.
Görüntü ve fotoğraf ifşası tehdidinde hangi suçlar birlikte gündeme gelir?
Uygulamadaki şantaj dosyalarının büyük bölümü, sona ermiş bir ilişkiden kalan fotoğraf, video veya mesajların ifşa edilmesi tehdidiyle kurulur. Bu dosyalarda şantaj tek başına kalmaz; görüntünün kaydedilmesi, ele geçirilmesi ve yayılması ayrı suçların konusudur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin incelediği bir dosyada sanık, eski nişanlısıyla birlikte çekilmiş fotoğrafları para vermezse sosyal medyada paylaşacağına dair mesajlar göndermiş, sonra da görüntüleri paylaşmıştır. Sanık hakkında hem TCK m. 107/2'den şantaj hem TCK m. 134/2'den özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal suçundan mahkûmiyet kurulmuş, Daire eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiğini kabul ederek bu yöndeki temyiz sebeplerini reddetmiştir.5 İfşa tehdidi ile ifşanın kendisi ayrı suçlardır ve ayrı cezalandırılır.
Kayıtların hukuka aykırı yolla ele geçirilmiş olması da ayrıca değerlendirilir. Şantaj suçunun unsurlarının oluşmadığı bir dosyada Daire, sanığın haberleşme kayıtlarını hukuka aykırı olarak ele geçirmeye yönelik eyleminin TCK m. 132'de tanımlı haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturup oluşturmayacağının tespiti gerektiğini belirtmiştir.1 Şantajdan beraat, dosyanın kapanması anlamına gelmeyebilir.
Şantaj başka suçlarla birlikte de yargılanır; bu durumda dosyada birden çok suç birlikte görülür. İncelenen kararlarda şantaj, nitelikli cinsel saldırı (Yargıtay 9. CD, E. 2021/26776)14 ve hakaret4 suçlarıyla aynı iddianamede yer almıştır. Nitelikli yağma iddiasıyla açılan bir davada ise şantaj iddianamede bulunmamış; Yargıtay 6. Ceza Dairesi eylemin TCK m. 107/2 kapsamında kalıp kalmadığının tartışılmamasını bozma sebebi saymıştır.11
Bu dosyalarda mağdurun kimliğine ilişkin bilgiler kararlarda maskelenmiş biçimde yer alır ve öyle kalır. Rehberde aktarılan olay anlatımları da kararların kendi ifadeleriyle sınırlıdır.
Şantaj suçu nasıl ispatlanır?
Şantaj çoğunlukla yazılı iz bırakan bir suçtur ve dosyalar da bu iz üzerine kurulur: mesaj dökümleri, telefon inceleme tutanakları, sosyal medya yazışmaları, banka kayıtları ve tanık beyanları.
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin beraat hükmünü bozarken kurduğu delil zinciri bu yapıyı gösterir. Daire; katılanın aşamalarda özde değişmeyen tutarlı ve istikrarlı anlatımlarını, sanığın söz konusu fotoğrafları tanığın sosyal medya hesabına göndermesini ve katılanla birlikte olduğuna ilişkin mesajlarıyla banka dekontlarının bu iddiayı desteklemesini birlikte değerlendirerek suçun sabit görüldüğü sonucuna varmış; delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. (Yargıtay 6. CD, E. 2023/17168)15 Katılanın istikrarlı anlatımı tek başına değil, para transferi ve mesaj kayıtlarıyla desteklendiği ölçüde sonuca bağlanmıştır.
Sözlerin içeriği kadar bağlamı da incelenir. Daire, tehdide ilişkin beyanları değerlendirirken sanığın kastını bir bütün hâlinde ele almış ve yalnız tek bir cümleye değil, sözlerin tamamına ve kimlere söylendiğine bakmıştır.9 Aynı biçimde, art arda gönderilen iletilerin karşılıklı bir yazışmanın parçası olup olmadığı da dosyadan belirlenmiştir.4
Birinci fıkraya dayanan dosyalarda ispatın konusu farklıdır: orada tartışılan şey sözün söylenip söylenmediği değil, failin dayandığı hakkın veya yükümlülüğün gerçekten var olup olmadığıdır. Daire, tanıklık karşılığında para istendiği iddiasında, ilgili soruşturma dosyasının getirtilerek sanığın o dosyada beyanının bulunup bulunmadığının ve beyanının kaza ile uyuşup uyuşmadığının belirlenmesini istemiştir.2 Eksik araştırma bu suçta bozma sebebidir.
Yarar unsuru bakımından ispat yükü özellikle dikkatle ele alınır. "Herhangi bir fayda elde etmeye çalıştığına dair veri bulunmadığı" saptaması, kanun yararına bozmayla mahkûmiyetin ortadan kalkmasına yol açmıştır.7 Dosyada bir talep görünmüyorsa m. 107 yerine m. 106 veya m. 123 gündeme gelir.
Son olarak, ispat edilen fiilin hangi mahkemenin görev alanına girdiği de ispat faaliyetinin bir parçasıdır: tanık beyanıyla ortaya çıkan yeni bir tehdit içeriği, dosyayı asliye ceza mahkemesinden ağır ceza mahkemesine taşıyabilir.13
Şantaj davası hangi mahkemede görülür ve ne kadar sürede zamanaşımına uğrar?
Görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir. 5235 sayılı Kanun m. 11, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılacağını söyler; aynı Kanun'un 12. maddesi ağır ceza mahkemesinin görevini hem suç adıyla sayarak hem de on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından belirler. TCK m. 107 bu sayımda yer almaz ve üst sınırı üç yıldır.
Bu durum, eylemin yağma olarak nitelendirilme ihtimali doğduğunda değişir: yağma, m. 12'de adıyla sayılan suçlardandır ve dosya ağır ceza mahkemesine gider. Yargıtay 6. Ceza Dairesi bu nedenle, tanık beyanıyla ortaya çıkan içerik karşısında eylemin yağma suçunu oluşturup oluşturmadığına dair delilleri takdir ve tartışmanın ağır ceza mahkemesince yapılması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.13
Dava zamanaşımı sekiz yıldır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, TCK m. 107/1 uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre m. 66/1-e gereği sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü belirtmiştir.14
Zamanaşımı kesilebilir. TCK m. 67/2 sayılan işlemleri kesme nedeni sayar; kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar ve m. 67/4 uyarınca en fazla yarısına kadar uzar. Şantaj bakımından bu, olağanüstü zamanaşımının on iki yıl olması demektir. Daire de kesme nedenini m. 67/2-d uyarınca mahkûmiyet kararı olarak saptamış ve bu tarihten temyiz incelemesine kadar sekiz yıllık olağan sürenin dolduğunu belirleyerek kamu davasının düşmesine karar vermiştir.14
Süreler bakımından şikâyetin bir rolü yoktur. Suç şikâyete bağlı olmadığından TCK m. 73/1'deki altı aylık şikâyet süresi işlemez; mağdurun şikâyetten vazgeçmesi de davayı düşürmez. Nitekim bir dosyada bölge adliye mahkemesi eylemi tehdit sayıp şikâyet yokluğu nedeniyle düşme kararı vermiş, Yargıtay 6. Ceza Dairesi eylemin şantaj olduğunu belirterek bu kararı bozmuştur.8
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme, somut cezanın miktarına göre gündeme gelir. CMK m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir ve sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur; TCK m. 51/1 uyarınca erteleme için de sınır iki yıldır. TCK m. 107/1'in alt sınırı bir yıl olduğu için somut ceza bu eşiklerin altında kalabilir; incelenen bir dosyada 10 aylık hapis cezası ertelenmiştir.7
İlgili mevzuat
Şantaj
Madde 107- (1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14 md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Tehdit
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yağma
Madde 148- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.
(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Zincirleme suç
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Talep ortaya konmamışsa şantaj oluşmazYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2023/12044 · K. 2025/2084 ·
Daire önce m. 107'nin iki fıkrasının unsurlarını ayırdı: birinci fıkrada maddi unsur, failin yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi baskı aracı olarak kullanıp mağduru zorlamasıdır; ikinci fıkrada fail menfaat temin etmek için şeref ve saygınlığa zarar verecek hususların açıklanacağı tehdidinde bulunur ve fayda elde etmeye çalışılmıyorsa eylem sair tehdit olur. Daireye göre ikinci fıkradaki "yarar" kavramı sadece maddi çıkarları değil, fail veya üçüncü kişinin yararına olan her durumu kapsar. Somut olayda katılana ait görüşme kayıtlarını flaş bellekle katılana verip kendilerini aramasını isteyen sanıklar bakımından Daire, şantaj suçundaki talep unsurunun eksik kaldığını ve suçun unsurları itibarıyla oluşmadığını; kayıtların hukuka aykırı ele geçirilmesine yönelik eylemin TCK m. 132 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini saptadı.
Sonuç: Şeref ve saygınlığa zarar verecek bir husus gösterilse bile, mağdurdan bir şey talep edilmemişse şantaj suçu oluşmaz.
2.Birinci fıkrada dayanak yükümlülüğün varlığı araştırılmalıdırYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2023/18361 · K. 2025/10304 ·
Mağdurun anneannesinin öldüğü trafik kazasına ilişkin soruşturmada tanıklık yapılması karşılığında para istendiği iddiasıyla açılan davada bölge adliye mahkemesi m. 107/1'den mahkûmiyet kurmuştu. Daire, m. 107/1'in unsuru olan yükümlülüğün doğup doğmadığına ilişkin tespit yapılabilmesi için sanığın söz konusu soruşturma dosyasında beyanı bulunup bulunmadığının ve beyanının kaza ile uyuşup uyuşmadığının belirlenmesi gerektiğini; tanık olma yükümlülüğü varsa şantaj suçundan, yoksa dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerektiğini belirterek hükmü oy çokluğuyla bozdu.
Sonuç: Birinci fıkrada failin dayandığı hak veya yükümlülüğün gerçekten bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulamaz.
3.Yarar unsuru yoksa beraat; suç tehdidin ulaşmasıyla tamamlanırYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2023/12130 · K. 2025/2896 ·
Daire, Ceza Genel Kurulunun 21.10.2014 tarihli ve 2014/292 Esas, 436 Karar sayılı kararına dayanarak şantajı tehdit suçunun özel bir görünüm şekli olarak niteledi ve tehdit edilen mağdurdan yarar sağlanmasının istenmesini suçun oluşumu için şart saydı. Aktardığı ölçüte göre yarar maddi bir değer olabileceği gibi maddi değer dışında bir fayda da olabilir; yararın haksız olması gerekir ve talep failin zaten hakkı olan bir hususa ilişkinse suç oluşmaz. Yine aynı ölçüte göre yararın elde edilmiş olması tamamlanma için gerekli değildir, tehdidin mağdura ulaştırılması yeterlidir. Somut olayda katılanın telefonuna gönderilen ve kırk soruya doğru cevap verilmesini isteyen mesajlarda yarar sağlama öğesi bulunmadığı gerekçesiyle şantajdan beraat kararı verilmesi gerektiği belirtildi.
Sonuç: Yarar sağlama öğesi yoksa m. 107/2 uygulanmaz; suç ise yarar elde edilmese de tehdidin mağdura ulaşmasıyla tamamlanır.
4.Karşılıklı art arda gönderilen mesajlar tek eylemdirYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2025/1090 · K. 2026/3032 ·
Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin şantajdan verdiği beraat kararını kaldırıp m. 107/2 ve m. 43/1 uyarınca zincirleme şantaj suçundan mahkûmiyet kurmuştu. Daire, istinaf incelemesinin kapsamının şantaj suçundan verilen hükümle sınırlı olduğu gözetilmeksizin kapsamın genişletilmesini ve tehdit suçunun işlendiğinin de kabul edilmesine karşın o suçtan verilen mahkûmiyetin kaldırılmasını çelişki saydı. Kabule göre de, iddianamede gösterilen fiille sınırlı olan hükümde, sanık tarafından da kabul edilen iletilerin mağdurla karşılıklı olarak art arda gönderildiği ve eylemin hukuken tek bir eylem sayılması gerektiği gözetildiğinde zincirleme suç hükümlerini tatbik şartlarının bulunmadığını belirledi.
Sonuç: Tek bir yazışma içinde art arda gönderilen mesajlar tek eylemdir; zincirleme suç hükümleri uygulanamaz.
5.İfşa tehdidi ile ifşanın kendisi ayrı suçlardırYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/2152 · K. 2025/2820 ·
Eski nişanlısıyla birlikte çekilmiş fotoğrafları para verilmezse sosyal medyada paylaşacağına dair mesajlar gönderen ve sonrasında görüntüleri paylaşan sanık hakkında hem m. 107/2'den şantaj hem m. 134/2'den özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal suçundan mahkûmiyet kurulmuş; bölge adliye mahkemesi para isteme eyleminin farklı zamanlarda birden çok kez gerçekleştirilmesi nedeniyle şantaj bakımından zincirleme suç hükümlerini uygulamıştı. Daire, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiğini kabul ederek bu kapsamdaki temyiz sebeplerini reddetti; hükmü yalnızca katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle düzelterek onadı.
Sonuç: İfşa tehdidi şantajı, ifşanın kendisi TCK m. 134/2'yi oluşturur; iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir.
6.Şantajda kısa süreli hapis adli para cezasına çevrilebilirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2019/1886 · K. 2019/7742 ·
Aynı sanık hakkında şantajın yanı sıra özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan da mahkûmiyet kurulmuş, iki suçta da kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilmişti. Daire, suç tarihinde hapis ile adli para cezasını seçenek olarak öngören özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda TCK m. 50/2 uyarınca çevirme yapılamayacağını belirterek o hükmü bozdu; şantaj bakımından çevirmenin kendisine ise itiraz etmedi, yalnız taksirli suçlara özgü TCK m. 50/4'ün de uygulama maddesi olarak gösterilmesini CMK m. 232/6'ya aykırı buldu.
Sonuç: TCK m. 50/2'deki çevirme yasağı yalnız hapis ile adli para cezasının seçenek olduğu suçlara ilişkindir; şantajda ikisi birlikte öngörüldüğü için kısa süreli hapis adli para cezasına çevrilebilir.
7.Fayda elde etme çabası yoksa eylem sair tehdittirYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2025/1811 · K. 2025/5333 ·
Mağduruna "yarın basında resimleri görürsün" türünden mesajlar gönderen sanık, m. 107/2 delaletiyle m. 107/1 uyarınca 10 ay hapis ve 80 lira adli para cezasına mahkûm edilmiş, hapis cezası m. 51/1 uyarınca ertelenmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesinde, sanığın mağduru şeref ve saygınlığına zarar verecek fotoğrafları televizyonda yayımlatacağından bahisle tehdit ettiği anlaşılmakla birlikte bu yolla herhangi bir fayda elde etmeye çalıştığına dair veri bulunmadığı, eylemin uzlaştırma ve basit yargılama usulü kapsamındaki sair tehdit suçunu oluşturduğu ileri sürülmüştü. Daire bu ihbarnameyi dosya içeriğine göre yerinde görerek kabul etti ve kararı kanun yararına bozdu.
Sonuç: Fayda amacı bulunmadan kurulan şantaj mahkûmiyeti, kesinleşmiş olsa da kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırılabilir.
8.Soruşturmadan kurtulmak da bir yarardırYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2023/14493 · K. 2025/4827 ·
Ablasının özel görüntülerini sahte bir hesaptan yayan sanık, ablasının kolluğa başvurmasını engellemek için tanık aracılığıyla "Polise giderse, bu resimleri yarın gazeteye veririm" haberini göndermişti. Bölge adliye mahkemesi eylemi TCK m. 106/1-3 kapsamında tehdit sayarak şikâyet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşmesine karar vermişti. Daire, mağdura iletilmesi kastıyla tanığa söylenen bu sözlerin sanığı adli soruşturmadan kurtarmak suretiyle yarar sağlamak amacına yönelik olduğunu ve m. 107/2'deki şantaj suçunu oluşturacağını belirterek düşme kararını bozdu.
Sonuç: Para istenmese de kendini soruşturmadan kurtarmaya yönelik ifşa tehdidi şantajdır; dava şikâyete bağlı değildir.
9.Fotoğrafları yayımlama tehdidi tehdit değil şantajdırYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2023/11659 · K. 2025/403 ·
Kendisinden ayrılmak isteyen şikâyetçinin babasına ve bir tanığa telefonla, şikâyetçinin çıplak fotoğraf ve videolarını internette yayımlayacağını söyleyen sanık hakkında tehdit suçundan mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, beyanları ve sanığın kastını bir bütün hâlinde değerlendirerek eylemin tehdit dışında "kendisine yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı" niteliğinde olduğunu ve bu hâliyle şantaj suçunu oluşturduğunu belirterek, tehdit suçundan hüküm kurulmasını hukuka aykırı buldu.
Sonuç: Ayrılmak isteyen kişiye yönelik ifşa tehdidi, bir yarar amacı taşıdığında tehdit değil şantaj sayılır.
10.Aileye anlatma tehdidinde m. 107/2 araştırılmalıdırYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2023/13726 · K. 2025/3684 ·
Katılana gönderdiği mesajlarda hakaret ve tehdit içeren sözlerin yanı sıra "aç yoksa babanı arayıp her şeyi anlatırım, perşembe gecesini de söylerim" ifadelerini kullanan sanık hakkında tehdit suçundan mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, katılanın anne ve babasını arayarak her şeyi anlatacağı yönündeki beyanın araştırılarak eylemin m. 107/2'de düzenlenen, kendisine yarar sağlamak maksadıyla şeref veya saygınlığa zarar verecek hususların açıklanacağı niteliğinde şantaj suçunu oluşturup oluşturmadığının tespiti ile sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğini belirterek hükmü bozdu.
Sonuç: Aileye anlatma tehdidi otomatik olarak tehdit sayılamaz; şantaj ihtimali araştırılmadan hüküm kurulamaz.
11.Yağma ile şantajda tehdidin konusu farklıdırYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2024/512 · K. 2026/2404 ·
Daire, yağma suçunda tehdidin mağdurun veya yakınının hayatına, beden veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı itibarıyla esaslı bir zarara uğratılacağı yönündeki irade beyanı olduğunu, yasada sayılanlar dışındaki değerlere yönelik tehdidin yağma suçunu oluşturmayacağını belirtti. Daireye göre m. 107/2 yağmaya benzemekle birlikte tehdidin içeriği farklıdır: yağmada m. 148/1'de belirtilen değerlere yönelik saldırı, şantajda ise şeref veya saygınlığa zarar verecek hususların açıklanacağı tehdidi söz konusudur. Gizli ilişkiyi gerekçe göstererek mağdura senet imzalatan sanıklar hakkında m. 107/2'nin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan nitelikli yağmadan hüküm kurulması bozma sebebi sayıldı.
Sonuç: Tehdit m. 148/1'de sayılan değerlere yönelmiyorsa yağma değil, şeref ve saygınlığa yöneliyorsa şantaj gündeme gelir.
12.Cebir ve tehdit yoksa eylem yağma değil şantajdırYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2024/3134 · K. 2026/3962 ·
Sanıklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5 yıl 6 ay hapis cezası verilmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmişti. Daire, mağdurun kollukta verdiği ifadede sanıkların işyerine geldiklerinde "olanları kimseye anlatmamamı istemiyorsan, 5.000,00 Türk Lirası vereceksin" dediklerini belirttiğini; bu ifadelerde yağma suçunda aranan tehdit ve cebrin bulunmadığını, dolayısıyla eylemin şantaj suçunu ihlal ettiğinin gözetilmemesini hukuka aykırı buldu ve hükmü bozdu.
Sonuç: "Anlatırım" biçimindeki bir talep yağmanın cebir ve tehdit unsurunu karşılamaz; nitelendirme şantaja döner.
13.Yağma ihtimalinde ağır ceza mahkemesine görevsizlik verilirYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2024/3838 · K. 2025/2178 ·
Şikâyetçiden icra takibinden vazgeçmesini isteyen sanıklar, şikâyetçinin arkadaşlarına onu rezil edecek sözler söyleyip bunların iletilmesini istemiş ve m. 107/2 delaletiyle m. 107/1'den mahkûm edilmişlerdi. Daire, tanığın kolluk beyanında sanığın şikâyetçinin çocuğuna yönelik ağır ifadeler de kullandığının anlaşılması karşısında, eylemin sübutu hâlinde yağma suçunu oluşturup oluşturmadığına dair delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli ağır ceza mahkemesince yapılması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini; duruşmaya devamla suç vasfında yanılgıya düşülmesini hukuka aykırı bulduğunu belirterek hükmü bozdu.
Sonuç: Tehdidin içeriği yağmaya uzanıyorsa asliye ceza mahkemesi hüküm kuramaz, görevsizlik kararı vermelidir.
14.Zamanaşımı sekiz yıldır ve mahkûmiyet kararıyla kesilirYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2021/26776 · K. 2026/531 ·
Nitelikli cinsel saldırı ve şantaj suçlarından açılan davada bölge adliye mahkemesi her iki suçtan beraat kararı vermiş, katılanlar temyiz etmişti. Daire, şantaj yönünden TCK m. 107/1 uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre m. 66/1-e gereği sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü; m. 67/2-d uyarınca süreyi kesen son işlemin 26.04.2017 tarihli mahkûmiyet kararı olduğunu ve bu tarihten temyiz incelemesine kadar sekiz yıllık sürenin dolduğunu belirledi. Beraat hükmünü bozarak kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verdi.
Sonuç: Şantajda olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır; mahkûmiyet kararı süreyi keser ve süre yeniden işlemeye başlar.
15.İstikrarlı anlatım, mesaj ve para transferiyle desteklenmelidirYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2023/17168 · K. 2025/8776 ·
Sanık, katılanla birlikteliği sırasında çektiği fotoğrafları ifşa edeceğinden bahisle birlikteliğin sürdürülmesini ve 10.000 lira verilmesini istemiş, katılan 150 lira göndermiş, sanık fotoğrafları sahte bir profilden katılanın akrabasına yollamıştı. Bölge adliye mahkemesi ilk derecenin mahkûmiyetini kaldırıp beraat kararı vermişti. Daire; katılanın aşamalarda özde değişmeyen tutarlı ve istikrarlı anlatımlarını, fotoğrafların tanığın hesabına gönderilmesini, mesajları ve banka dekontlarını birlikte değerlendirerek suçun sabit görüldüğünü, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yeterli olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtti.
Sonuç: Şantajda mağdurun istikrarlı anlatımı, mesaj kayıtları ve para transferiyle desteklendiğinde mahkûmiyete esas alınır.
Sık sorulan sorular
Şantaj suçunun cezası nedir?
TCK m. 107/1'e göre ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Kanun bu iki yaptırımı birbirine seçenek olarak değil birlikte öngörür; hem hapis hem adli para cezasına hükmedilir. Maddenin ikinci fıkrasındaki hâlde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunacağı yazdığı için aynı ceza uygulanır. Adli para cezasının gün karşılığı tutar, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak en az yüz, en fazla beşyüz Türk lirası arasında belirlenir.
Şantaj ile tehdit arasındaki fark nedir?
Fark, failin bir yarar peşinde olup olmamasındadır. Yargıtay 6. Ceza Dairesine göre fail herhangi bir fayda elde etmeye çalışmadan yalnızca şeref ve saygınlığa zarar verecek hususların açıklanacağı tehdidinde bulunursa eylem şantaj değil sair tehdit suçunu oluşturur. Fark sonuç bakımından da önemlidir: şantaj resen soruşturulur ve cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır; TCK m. 106/1'in ikinci cümlesindeki sair tehdit ise mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulur ve iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir.
İstenen yarar mutlaka para mı olmalı?
Hayır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, m. 107/2'nin öğelerinden olan yarar kavramının sadece maddi çıkarları değil, fail veya üçüncü kişinin yararına olan her durumu kapsadığını belirtir. Ceza Genel Kurulunun aktardığı ölçüte göre yarar; para, mal veya hizmet gibi maddi bir değer olabileceği gibi, cinsel ilişkiye girmeyi temin etme gibi maddi değer dışında bir fayda da olabilir. Daire bir kararında, kendisini adli soruşturmadan kurtarmak amacını da yarar saymıştır.
Şantaj suçu şikâyete bağlı mı?
Hayır. TCK m. 107 bu suç için şikâyet koşulu öngörmez; soruşturma ve kovuşturma resen yürütülür. Bu nedenle TCK m. 73/1'deki altı aylık şikâyet süresi de işlemez ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Nitekim bir dosyada bölge adliye mahkemesi eylemi tehdit sayıp şikâyet yokluğu nedeniyle düşme kararı vermiş, Yargıtay 6. Ceza Dairesi eylemin şantaj olduğunu belirterek bu kararı bozmuştur.
Şantajda uzlaştırma mümkün mü?
Hayır. Uzlaştırma öncelikle soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda gündeme gelir; şantaj şikâyete bağlı değildir. Kanun ayrıca uzlaştırma kapsamına giren Türk Ceza Kanunu suçlarını tek tek saymıştır ve TCK m. 107 bu sayımda yer almaz.
İstediğini elde edemeyen kişi de cezalandırılır mı?
Evet. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin aktardığı Ceza Genel Kurulu ölçütüne göre yararın elde edilmiş olması suçun tamamlanması bakımından gerekli değildir; yarar sağlamak maksadıyla şeref ve saygınlığa zarar verebilecek hususların açıklanacağı veya isnat edileceğine ilişkin tehdidin mağdura ulaştırılması tamamlanma için yeterlidir. Mağdurun boyun eğmemesi suçu ortadan kaldırmaz. Buna karşılık hiçbir talep ortaya konmamışsa suçun talep unsuru eksik kalır ve şantaj oluşmaz.
Tehdidi bana değil de bir arkadaşıma söylediyse suç oluşur mu?
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, sanığın mağdura iletilmesi kastıyla tanığa söylediği sözleri esas alarak şantaj suçunun oluşacağını kabul etmiştir. Başka bir dosyada da sanıkların şikâyetçinin arkadaşlarına şantaj içerikli sözler söyleyip bunların şikâyetçiye iletilmesini istedikleri olay şantaj kapsamında değerlendirilmiştir. Belirleyici olan, sözlerin mağdura ulaştırılması kastıyla söylenmesi ve mağdura ulaşmasıdır.
Fotoğraflarımı ifşa etmekle tehdit eden kişi ifşa da ederse ne olur?
İki ayrı suç oluşur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin incelediği bir dosyada sanık hakkında hem TCK m. 107/2'den şantaj hem TCK m. 134/2'den özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal suçundan mahkûmiyet kurulmuş, Daire eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiğini kabul etmiştir. Görüntülerin hukuka aykırı yolla ele geçirilmiş olması hâlinde ayrıca haberleşmenin gizliliğini ihlal gibi suçlar da gündeme gelebilir.
Şantaj davası hangi mahkemede görülür?
Kural olarak asliye ceza mahkemesinde. 5235 sayılı Kanun m. 11, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılacağını söyler; şantajın üst sınırı üç yıl olduğu için ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmez. Ancak eylemin yağma suçunu oluşturma ihtimali doğarsa görev değişir: Yargıtay 6. Ceza Dairesi böyle bir dosyada delilleri takdir ve tartışmanın ağır ceza mahkemesince yapılması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Şantaj suçunda zamanaşımı ne kadar?
Olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, TCK m. 107/1 uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre m. 66/1-e gereği sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü belirtmiştir. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre yeniden işlemeye başlar ve TCK m. 67/4 uyarınca en fazla yarısına kadar uzayarak on iki yıla çıkar. Aynı Daire, kesme nedeni olarak mahkûmiyet kararını saptamış ve sonrasında sekiz yıl geçtiği için kamu davasının düşmesine karar vermiştir.
Şantajda hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün mü?
İkisi de mümkündür. CMK m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; bu hâlde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. TCK m. 51/1 uyarınca erteleme için de sınır iki yıldır. TCK m. 107/1'in alt sınırı bir yıl olduğundan somut ceza bu eşiklerin altında kalabilir; incelenen bir dosyada 10 aylık hapis cezası ertelenmiştir.
Alacağımı isterken icra takibi yapacağımı söylersem şantaj olur mu?
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin aktardığı Ceza Genel Kurulu ölçütüne göre ikinci fıkradaki yararın da haksız olması gerekir ve talep edilen yararın failin zaten hakkı olan bir hususa ilişkin olması durumunda şantaj suçu oluşmaz. Birinci fıkrada da zorlamanın konusu, kişinin kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapması ya da haksız bir çıkar sağlamasıdır. Hakkı olan bir alacağın yasal yollarla isteneceğinin bildirilmesi bu tanımların dışında kalır.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK m. 109)
- Konut dokunulmazlığının ihlali suçu (TCK m. 116)
- Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu (TCK m. 123)
- Israrlı takip suçu (TCK m. 123/A)
- Hakaret suçu (TCK m. 125)
- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK m. 134)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.