İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu (TCK m. 136)

Yayın tarihi:

Bu suç, kişisel verinin nasıl elde edildiğiyle değil, ne yapıldığıyla ilgilidir: veriyi bir başkasına vermek, yaymak ya da ele geçirmek. Bu rehber, Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinin kapsamını, cezasını, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçlarıyla arasındaki sınırı, bir eylemin hangi hâllerde hukuka uygun sayıldığını ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin aradığı ölçütleri anlatır.

Kısaca

Kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinde suç sayılmıştır ve cezası iki yıldan dört yıla kadar hapistir. Bu suç şikâyete bağlı değildir; soruşturma savcılık tarafından kendiliğinden yürütülür ve şikâyetten vazgeçme davayı sona erdirmez. Fiil kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır. Uzlaştırma bu suçta uygulanmaz. Davaya asliye ceza mahkemesi bakar.

İlgili rehberler: Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK m. 134)

Bu sayfada

Süreler ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Şikâyete tabi mi?

Hayır. TCK m. 139, bu bölümdeki suçların şikâyete bağlı olduğunu söylerken verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu bu kuralın dışında bırakmıştır. Soruşturma ve kovuşturma resen yürütülür; şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Dayanak: TCK m. 139/1

Şikâyet süresi

Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür. TCK m. 73/1'deki altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir ve TCK m. 136 bu suçlardan değildir.

Dayanak: TCK m. 73/1, m. 139/1

Uzlaştırma

Hayır. Uzlaştırma kapsamına 1) şikâyete bağlı suçlar ile 2) CMK m. 253/1-b'de Türk Ceza Kanunu içinden tek tek sayılan suçlar girer. TCK m. 136 şikâyete bağlı değildir ve bu sayımda da yer almaz. CMK m. 253/1-c'deki çocuklara özgü hüküm de üst sınırı üç yılı geçmeyen suçlar içindir; burada üst sınır dört yıldır.

Dayanak: CMK m. 253/1-a, m. 253/1-b, m. 253/1-c

Görevli mahkeme

Asliye ceza mahkemesi. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar arasında TCK m. 136 sayılmamıştır ve cezanın üst sınırı dört yıl olduğu için on yıl eşiği de aşılmaz. Görev belirlenirken artırım ve indirim sebepleri hesaba katılmaz.

Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11, m. 12, m. 14

Dava zamanaşımı

Temel şekilde olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır; cezanın üst sınırı beş yılı aşmamaktadır. TCK m. 66/3 zamanaşımı hesabında suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin de gözetileceğini söyler: m. 137'deki nitelikli hâllerde ceza yarı oranında artırıldığı için üst sınır beş yılı aşar ve süre on beş yıla çıkar. TCK m. 136/2'deki bir kat artırım da cezanın üst sınırını sekiz yıla yükseltir; daha ağır cezayı gerektiren bu hâl de hesaba katıldığında süre yine on beş yıl olur. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre en fazla yarısına kadar uzar.

Dayanak: TCK m. 66/1-d, m. 66/1-e, m. 66/3, m. 66/4, m. 67/4

Adli para cezası

Hayır, seçenek değil. TCK m. 136/1 yaptırım olarak yalnızca hapis cezası öngörür; adli para cezası seçenek olarak düzenlenmemiştir. Adli para cezasına çevirme yalnızca kısa süreli hapis cezaları için mümkündür ve kısa süreli hapis, hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapistir.

Dayanak: TCK m. 136/1, m. 49/2, m. 50/1

HAGB ve erteleme

Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; kararı mahkeme verir ve denetim süresi beş yıldır. Hapis cezasının ertelenmesi de iki yıl veya daha az süreyle hapse mahkûmiyet hâlinde mümkündür. TCK m. 136/1'in alt sınırı iki yıl olduğundan, temel cezanın alt sınırdan belirlendiği ve artırım uygulanmadığı hâllerde hükmolunan ceza iki yıl olur ve bu eşiklerin içinde kalır; alt sınırın üzerine çıkılan ya da TCK m. 136/2 veya m. 137 uyarınca artırım yapılan hâllerde eşiğe ancak indirim sebepleriyle inilebilir.

Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8; TCK m. 51/1

Türk Ceza Kanunu m. 136 hangi fiilleri cezalandırıyor?

TCK m. 136/1 üç seçimlik hareket sayar: kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına vermek, yaymak ya da ele geçirmek. Bunlardan herhangi birinin gerçekleşmesi suçun oluşması için yeterlidir; üçünün bir arada bulunması aranmaz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi maddenin konusunu şöyle tarif ediyor: TCK m. 136/1'de belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi suç olarak tanımlanmıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/3331)1

Maddenin uygulanabilmesi için bir ön koşul aranır. Daire, m. 136/1'in gerekçesindeki "hukuka uygun olarak kaydedilmiş olsun veya olmasın" ifadesinden hareketle, kişisel verilerin verildiğinin, yayıldığının veya ele geçirildiğinin kabul edilebilmesi için verilerin kaydedilmiş hâlde bulunması ve kaydedilmiş hâliyle başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerektiğini belirtmektedir.1

"Ele geçirme"nin ne olduğu da kararlarla netleşmiştir. Daireye göre kişisel verilerin, üzerinde yazılı olduğu belgenin bulunduğu yerden alınması ya da kaydedilmiş hâliyle başka bir nesne üzerine taşınarak sabitlenmesi — yazının başka bir kâğıda geçirilmesi, taşınabilir belleğe veya CD'ye aktarılması gibi — böylece istenildiğinde tekrar kullanılabilmesi olanağını sağlayan her türlü faaliyet ele geçirme kapsamındadır.1

Bu tanımın çekirdeğinde hâkimiyet fikri vardır. Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun benimsediği ölçütü aktararak, ele geçirmenin başkasının hâkimiyeti altında bulunan kişisel veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hâkimiyeti altına almakla gerçekleşeceğini belirtmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2022/8863)2 Zaten kendi hâkimiyetinde bulunan bir veriye bakmak, bu anlamda ele geçirme sayılmaz.

Maddenin ikinci fıkrası 2019'da eklenmiştir. TCK m. 136/2 uyarınca suçun konusu, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 236. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler ise verilecek ceza bir kat artırılır.

Yargıtay neyi "kişisel veri" sayıyor?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi kişisel veri kavramını geniş tutuyor. Daireye göre kişisel veriden; kişinin yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri, adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, sağlık bilgileri, etnik kökeni gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi diğer bireylerden ayıran her türlü bilgi anlaşılmalıdır.1

Verinin gizli olması gerekmez. Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2014 tarihli kararına dayanarak, m. 135 ve m. 136'daki düzenlemelerde yalnızca sır niteliğindeki verilerin korunacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını; bu nedenle herkes tarafından bilinen ve kolaylıkla ulaşılması mümkün olan kişisel bilgilerin de yasal anlamda kişisel veri sayıldığını belirtmektedir.1

Bunun somut sonucu şudur: kişinin kendi sosyal medya hesabında daha önce paylaştığı bir fotoğraf da kişisel veri olma niteliğini korur. Daire, katılanın kendi hesabında yayımladığı bir fotoğrafı başkasının rızası dışında üçüncü kişilerin görebileceği şekilde yayımlamayı suç saymış; yayımlayanın "kamuoyunu aydınlatma amacıyla haber yaptığı" savunmasına dayanan beraat kararını bozmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/4940)3 Kişilerin gözlerinin siyah şeritle kapatılmış olması da sonucu değiştirmemiştir.

Telefon numarası da bu kapsamdadır. Bir olayda katılanın fotoğrafı, yorum kısmına cep telefonu numarası da yazılarak izinsiz paylaşılmış; Daire bu eylem yönünden kurulan mahkûmiyeti onamıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/76)4

Daire aynı zamanda bir fren koyuyor. Suçun uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için somut olayın özelliklerinin titizlikle değerlendirilmesi, herhangi bir hukuk dalı tarafından kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeni bulunup bulunmadığının saptanması ve failin hukuka aykırı hareket ettiğini bildiğinin ya da bilebilecek durumda olduğunun tespit edilmesi gerekir.1 Bu üçüncü halka, yani hukuka aykırılık bilinci, beraat kararlarında sık karşılaşılan gerekçedir.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun cezası nedir?

TCK m. 136/1'e göre temel ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir. Kanun bu suçta adli para cezasını seçenek olarak öngörmez.

Alt sınır uygulamada sıkça gözden kaçıyor. Bir dosyada ilk derece mahkemesi temel cezayı bir yıl olarak belirlemiş, bölge adliye mahkemesi TCK m. 136/1'deki alt sınırın iki yıl olduğunu belirterek hükmü kaldırmış ve cezayı yeniden kurmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/1456)5

İki artırım sebebi vardır ve ikisi farklı işler. 1) TCK m. 136/2 uyarınca suçun konusu CMK m. 236'nın beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler ise ceza bir kat artırılır. 2) TCK m. 137 uyarınca fiil, kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle (m. 137/1-a) ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle (m. 137/1-b) işlenmişse ceza yarı oranında artırılır.

Bu artırımın somut sonucu bir kararda şöyle görülüyor: adliyede görevli bir personelin görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak adli sicil kaydı çıkarıp üçüncü kişiye vermesi olayında temel ceza iki yıl belirlenmiş, TCK m. 137/1-a uyarınca yarı oranında artırılarak üç yıla çıkarılmış, ardından TCK m. 62/1'deki takdiri indirimle iki yıl altı ay hapse hükmedilmiştir; bu hüküm Daire tarafından, delilin hukuka aykırılığı nedeniyle ayrıca bozulmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/4138)6

Aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde zincirleme suç hükümleri devreye girer. Daire, ayrıldığı kız arkadaşının fotoğrafını kullanarak farklı hesaplar açan sanık bakımından TCK m. 43/1'in uygulanması gerektiğini saptamış; ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bu hukuka aykırılığı bozma nedeni yapmayıp eleştirmekle yetinmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2021/7143)7 Tek hareketle birden fazla kişiye karşı işlenen fiillerde ise TCK m. 43/2 gündeme gelir; Daire, bir kararın başlığındaki birden çok katılanın kimlik ve adres bilgilerinin tek paylaşımla yayılmasını zincirleme suç olarak nitelendirmiştir.1

Bir indirim sebebi ise bu suça uymuyor. Daire, taraflar arasındaki hakaret içeren yazışmaların bu suç yönünden sanık lehine haksız tahrik nedeni olarak kabul edilemeyeceğini belirterek TCK m. 29'un uygulandığı hükmü bozmuştur.5

TCK m. 136 ile özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134) arasındaki sınır nerede?

Bu ayrım rehberin en pratik konusudur, çünkü sonucu doğrudan etkiler: TCK m. 134 şikâyete bağlıdır ve uzlaştırmaya açılabilir, TCK m. 136 ise değildir.

Daire genel kuralı açıkça koymuştur: bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin kişisel veri olduğunda kuşku bulunmamakla birlikte, bunların kaydedilmesi TCK m. 134/1'in ikinci cümlesinde, ifşa edilmesi ise TCK m. 134/2'de düzenlendiğinden, kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesi yasal anlamda TCK m. 136/1 kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemez. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/438)8

Ayrım, görüntünün özel yaşam alanına girip girmediğine bakılarak yapılır. Daire, kamuya açık alanda bulunmanın oradaki her görüntünün kaydedilmesine rıza gösterildiği anlamına gelmediğini, kamuya açık alanda dahi "kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik" prensibinin geçerli olduğunu; bir olay ya da bilginin özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, dışa yansıyan davranışları, rızası, sosyal ilişkileri ve müdahalenin derecesi gibi ölçütlerin göz önüne alınması gerektiğini belirtmektedir. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/6406)9

İki karar sınırın iki yakasını gösteriyor. Birincisinde sanık, ayrıldığı katılanın fotoğraflarını kullanarak sahte hesaplar açmış ve bu hesaplardan katılanın özel hayatına ilişkin görüntüler paylaşmıştı. Daire, paylaşılan görüntülerin özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun konusu olacağını, ancak fotoğrafı kullanarak sahte hesap açma eyleminin katılanın kişisel verisi kapsamında kaldığını ve TCK m. 136/1'i oluşturduğunu belirterek, eylemi bütünüyle m. 134'e sokup şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı veren hükmü bozmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2023/5777)10

İkincisinde ise yön terstir. Sanık, park tartışması sırasında karşısındakilerin görüntüsünü rızaları dışında kaydetmiş ve bu kaydı WhatsApp gruplarında paylaşmıştı. Daire, kaydetme eyleminin TCK m. 134/1'in ikinci cümlesini, paylaşma eyleminin ise TCK m. 134/2'yi oluşturduğunu belirterek, olayı TCK m. 136/1'den cezalandıran hükmü suç vasfında yanılgı nedeniyle bozmuştur.9

Görüntünün mahrem olmaması ise eylemi m. 136 tarafına taşır. Bir dosyada katılanın yalnız baş ve yüz kısmını gösteren, gündelik kıyafetlerle çekilmiş fotoğrafları söz konusuydu; bunlar özel yaşam alanına ilişkin görüntü sayılmamış ve sahte hesaplarda kullanılmaları TCK m. 136/1 kapsamında değerlendirilmiştir.7

TCK m. 135 (kişisel verilerin kaydedilmesi) ile TCK m. 136 arasındaki fark nedir?

İki madde aynı bölümde yer alır ve aynı hukuki değeri korur; ayıran şey harekettir. TCK m. 135/1 kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmeyi cezalandırır ve cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir. TCK m. 136/1 ise kaydetmeyi değil, veriyi başkasına vermeyi, yaymayı ya da ele geçirmeyi cezalandırır ve cezası iki yıldan dört yıla kadar hapistir.

TCK m. 135/2 kaydetme suçuna özgü bir artırım getirir: kişisel veri, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine, ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkinse birinci fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. TCK m. 136 için böyle bir fıkra yoktur; oradaki artırımlar m. 136/2 ve m. 137'dedir.

İki suç arasındaki bağ, m. 136'nın ön koşulunda görünür. Verinin verilmiş, yayılmış veya ele geçirilmiş sayılabilmesi için kaydedilmiş hâlde bulunması gerektiğine göre, çoğu olayda önce bir kaydetme, sonra bir verme veya yayma bulunur.1 Bu iki eylem aynı kişi tarafından gerçekleştirilmişse ayrı ayrı değerlendirilir; kaydeden ile yayan farklı kişilerse her biri kendi fiilinden sorumlu olur.

Şikâyet bakımından ikisi aynı yerdedir. TCK m. 139, kişisel verilerin kaydedilmesi ile verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını şikâyet kuralının dışında tutar; ikisi de resen soruşturulur.

Bir paylaşım hangi hâllerde hukuka uygun sayılıyor?

TCK m. 136 metninde "hukuka aykırı olarak" ifadesi bulunur; yani her paylaşım suç değildir. Daire bu değerlendirmeyi iki basamakta yapıyor: olayda kabul edilebilir bir hukuka uygunluk nedeni bulunup bulunmadığı ve failin hukuka aykırı hareket ettiğini bilip bilmediği ya da bilebilecek durumda olup olmadığı.1

Verinin bir yargılamada delil olarak kullanılması bu değerlendirmede belirleyici olabiliyor. Çift terapisi veren bir psikoloğun seanslara ilişkin raporu, yalnızca boşanma davasına delil olarak sunulmak üzere düzenleyip tarafın vekiline vermesi olayında Daire, raporu üçüncü kişilerle paylaştığına veya çoğaltarak dağıttığına dair delil bulunmayan sanığın hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığını kabul ederek beraat kararını onamış; bozma isteyen Tebliğnamedeki görüşe katılmamıştır.8

Aynı ölçüt tersine de işliyor. Bir olayda sanık, kendisine zarar verileceği endişesiyle başlattığı video kaydını adli makamlara delil olarak sunmak yerine WhatsApp gruplarında paylaşmıştı. Daire, bu eylemin hukuka uygunluk sınırları kapsamında değerlendirilemeyeceğini tespit etmiştir.9 Belirleyici olan kaydın alınması değil, nereye götürüldüğüdür.

Haber verme savunması da tek başına yeterli görülmemiştir. Daire, kamuoyunu aydınlatma amacıyla haber yapıldığı gerekçesiyle kurulan beraat kararını, fotoğrafın katılanın rızası dışında üçüncü kişilerin görebileceği şekilde yayımlandığını belirterek bozmuştur.3

Rıza ise verinin sahibinden gelmelidir. İncelenen kararlarda eylemin hukuka aykırılığı, düzenli olarak "katılanın bilgisi ve rızası dışında" ifadesiyle kurulmaktadır.3 Kişinin veriyi bir kez paylaşmış olması, sonraki her paylaşıma rıza gösterdiği anlamına gelmez.

Kamu görevlisinin sistemde sorgulama yapması bu suçu oluşturur mu?

Bu, kamu görevlileri bakımından en çok karşılaşılan sorudur ve cevabı yapılan işin niteliğine göre değişir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli kararı ile kendi uyuşmazlığın giderilmesine dair kararlarına dayanarak şu sonuca varmıştır: kamu kurumlarında görev yapan ve kurumun bilişim sistemindeki kişisel verilere hizmet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin, hizmetin yerine getirilmesiyle hiçbir ilgisi bulunmadığı hâlde merak, beğeni ve benzeri saiklerle sistemdeki kişisel verileri sorgulamaları ve bu verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmaları Türk Ceza Kanunu kapsamında suç oluşturmaz.2

Gerekçe, ele geçirme kavramının tanımına dayanır: ele geçirme başkasının hâkimiyeti altındaki veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hâkimiyeti altına almakla gerçekleşir; kuruma ait şifreyle kendi hâkimiyeti altındaki veriye bakan görevli bu anlamda veriyi ele geçirmiş sayılmaz.2 Daire, bu tür eylemlerin ilgili kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilebileceğini belirtmektedir.

Sınır, verinin sistemden çıkarılıp bir başkasına aktarıldığı noktada geçilir. Adliyede adli sicil kaydı çıkarmaya yetkili bir personelin, görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak bir kişinin adli sicil kaydını çıkarıp üçüncü kişiye teslim ettiği olayda ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri mahkûmiyet kurmuş, ceza TCK m. 137/1-a uyarınca yarı oranında artırılmıştır.6 Burada eylem "bakmak" değil, veriyi kaydedilmiş hâliyle dışarı çıkarıp vermektir.

Bu ayrım kamu görevlileri için pratik bir sonuç doğurur: aynı ekranda yapılan iki işlemden biri disiplin, diğeri hapis cezası gerektiren bir suç olabilir.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu nasıl ispatlanır?

İspat bu suçta iki ayrı düzlemde yürür: eylemin gerçekten sanık tarafından yapıldığının ortaya konması ve delillerin hukuka uygun yolla elde edilmiş olması.

Failin aidiyeti en kırılgan halkadır, çünkü paylaşımlar çoğunlukla sahte hesaplardan yapılır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararlarından ve incelediği dosyalardan çıkan ölçütler şunlardır:

  • 1) Sahte hesapla sanık arasında somut bir bağlantı kurulamıyorsa mahkûmiyet verilemez. Daire, sanığın cep telefonunda yapılan incelemede ilgili sayfaya girilmediğinin tespit edilmesi ve hesapla sanık arasında bağlantı kurulamaması karşısında şüpheden sanığın yararlanacağı gerekçesiyle verilen beraat kararını onamış; bozma isteyen Tebliğnamedeki görüşe katılmamıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2022/8221)11
  • 2) Katılanın sunduğu ekran görüntüleri, mesaj içerikleri ve ses kayıtları birlikte değerlendirilir; bir dosyada mahkûmiyet bu delil grubuna dayandırılmıştır.5
  • 3) Kurum sistemleri üzerinden işlenen fiillerde eylemin kamu görevlisi sıfatıyla ve görevin verdiği yetki kötüye kullanılarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ayrıca belirlenir6; bu tespit yapılırsa ceza TCK m. 137/1-a uyarınca yarı oranında artırılır.
  • 4) Failin hukuka aykırı hareket ettiğini bildiğinin ya da bilebilecek durumda olduğunun tespit edilmesi gerekir; bu tespit yapılmadan mahkûmiyet kurulamaz.1
  • 5) Delilin hukuka uygunluğu ayrıca denetlenir. Daire, TCK m. 136'nın CMK m. 135/8'de sayılan katalog suçlardan olmadığını; iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında bu suça ilişkin elde edilen tape kayıtlarının yasak delil niteliğinde olduğunu ve bu kayıtlara dayanılarak kurulan mahkûmiyetin hukuka aykırı olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.6
  • 6) Suçun şikâyete bağlı olmaması usul bakımından da denetlenir. Bir dosyada ilk derece mahkemesi eylemi özel hayatın gizliliğini ihlal sayarak şikâyet süresinde başvurulmadığı gerekçesiyle düşme kararı vermiş; bölge adliye mahkemesi eylemi TCK m. 136/1 kapsamında görüp mahkûmiyet kurmuş ve Daire bu hükmü onamıştır.4
  • 7) Uzlaştırma yapılmadığı gerekçesiyle hüküm kaldırılamaz. Daire, mercinin TCK m. 136/1'i uzlaştırma kapsamında sayarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kaldırmasını, TCK m. 139 karşısında suçun uzlaşma kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2024/2295)12

İlgili mevzuat

TCK m. 136 — Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 137 — Nitelikli haller

Nitelikli haller

Madde 137- (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 139 — Şikayet

Şikayet

Madde 139- (1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 135 — Kişisel verilerin kaydedilmesi

Kişisel verilerin kaydedilmesi

Madde 135- (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 9 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 134 — Özel hayatın gizliliğini ihlal

Özel hayatın gizliliğini ihlal

Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Kişisel verinin kaydedilmiş hâlde bulunması ve "ele geçirme"nin tanımıYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/3331 · K. 2025/6857 ·

    Sanık, şüpheli sıfatıyla taraf olduğu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı, karar başlığında katılanların adı, soyadı, anne-baba adı, doğum tarihi ve ikamet bilgileri görünecek şekilde kendi Facebook hesabından paylaşmıştı. Bölge adliye mahkemesi, kararın kişisel veri sayılamayacağı ve sanığın taraf olduğu için onu hukuka aykırı yolla ele geçirmiş sayılamayacağı gerekçesiyle beraat kararı vermişti. Daire, kişisel veri kavramını tanımladıktan sonra verilerin verilmiş, yayılmış veya ele geçirilmiş sayılabilmesi için kaydedilmiş hâlde bulunması gerektiğini, ele geçirmenin ise verinin kaydedilmiş hâliyle başka bir nesneye taşınarak sabitlenmesini kapsadığını belirtti ve söz konusu bilgilerin kişisel veri olduğunu saptayarak zincirleme yayma suçundan mahkûmiyet gerektiğini tespit etti.

    Sonuç: Bir kararın başlığındaki kimlik ve adres bilgileri kişisel veridir; dosyaya taraf olmak onu sosyal medyada yayma hakkı vermez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Kamu görevlisinin yetkili olduğu sistemde sorgulama yapması suç değil, disiplin konusudurYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2022/8863 · K. 2025/2116 ·

    Kurumu tarafından kendisine verilen şifreyle Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden katılanın bilgilerini görüntüleyen görevli hakkında bölge adliye mahkemesi mahkûmiyet kurmuştu. Daire, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli kararı ile kendi uyuşmazlığın giderilmesine dair kararlarına dayanarak ele geçirmenin başkasının hâkimiyeti altındaki veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hâkimiyetine almakla gerçekleşeceğini, kuruma ait şifreyle kendi hâkimiyetindeki veriye bakmanın ele geçirme sayılamayacağını belirtti; bu tür eylemlerin disiplin soruşturmasına konu edilebileceğini, ancak suç oluşturmadığını tespit ederek mahkûmiyeti bozdu.

    Sonuç: Yetkili olduğu sistemde merak saikiyle sorgulama yapmak ele geçirme değildir; sorumluluk disiplin hukukunda kalır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Kendi hesabında paylaşılmış fotoğraf da kişisel veridir; haber savunması beraat gerekçesi olmazYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/4940 · K. 2026/4133 ·

    Sanık, katılan ile eşinin birlikte çekilmiş ve daha önce katılanın kendi sosyal medya hesabında yayımladığı fotoğrafı, gözlerini siyah şeritle kapatarak başka bir hesaptan paylaşmıştı. Bölge adliye mahkemesi, sanığın kamuoyunu aydınlatma amacıyla haber yaptığı ve hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği gerekçesiyle beraat kararı vermişti. Daire, katılanın kendi hesabında paylaşmış olması nedeniyle fotoğrafın kişisel veri niteliğini koruduğunu ve rıza dışında üçüncü kişilerin görebileceği şekilde yayımlandığını belirterek beraat kararını bozdu.

    Sonuç: Kişinin kendi paylaştığı fotoğraf kamuya mal olmaz; haber amacı iddiası hukuka uygunluk nedeni olarak kendiliğinden kabul edilmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Fotoğrafla birlikte telefon numarasının paylaşılması ve şikâyet süresine dayalı düşme kararıYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/76 · K. 2025/4104 ·

    Katılanın kendi hesabında paylaştığı bir fotoğrafı, yorum kısmına cep telefonu numarası da yazılarak izinsiz paylaşılmıştı. İlk derece mahkemesi eylemi özel hayatın gizliliğini ihlal sayarak şikâyet süresi içinde başvurulmadığı gerekçesiyle davanın düşmesine karar vermiş; bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırarak sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiklerini kabul edip TCK m. 136/1'den ayrı ayrı mahkûmiyet kurmuş ve hapis cezasını ertelemişti. Daire, suç vasfı ile yaptırımların doğru belirlendiğini saptayarak hükümleri onadı.

    Sonuç: Fotoğraf ve telefon numarasının birlikte paylaşılması TCK m. 136 kapsamındadır; şikâyet süresine dayalı düşme kararı bu suçta yerinde değildir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Temel cezanın alt sınırı iki yıldır ve haksız tahrik indirimi uygulanamazYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/1456 · K. 2026/3399 ·

    Sanık, katılanın kendisini reddetmesi üzerine açtığı hesapta katılanın fotoğrafı ile telefon numarasını paylaşmıştı. İlk derece mahkemesi temel cezayı bir yıl belirlemiş, bölge adliye mahkemesi TCK m. 136/1'deki alt sınırın iki yıl olduğunu belirterek hükmü kaldırmış ve cezayı yeniden kurmuştu. Daire, sübuta ilişkin temyiz sebeplerini reddetti; ancak taraflar arasındaki hakaret içeren yazışmaların bu suç yönünden sanık lehine haksız tahrik nedeni sayılamayacağını belirterek TCK m. 29'un uygulandığı hükmü bozdu.

    Sonuç: Mağdurla yaşanan tartışma bu suçta haksız tahrik indirimi doğurmaz; temel ceza iki yılın altına inemez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.TCK m. 136 katalog suç olmadığından iletişimin denetlenmesinden çıkan kayıt yasak delildirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/4138 · K. 2025/5484 ·

    Adliyede adli sicil kaydı çıkarmaya yetkili personel, görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak bir kişinin adli sicil kaydını çıkarıp üçüncü kişiye teslim etmişti; ceza TCK m. 137/1-a uyarınca yarı oranında artırılarak üç yıla çıkarılmış, takdiri indirimle iki yıl altı ay hapis olarak belirlenmişti. Daire, suçun izine başka bir dosyada uygulanan iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında ulaşıldığını, TCK m. 136'nın CMK m. 135/8'de sayılan katalog suçlar arasında yer almadığını ve bu nedenle söz konusu tape kayıtlarının yasak delil niteliğinde olduğunu belirterek mahkûmiyeti bozdu.

    Sonuç: Bu suçun delili iletişim dinlemesinden çıkamaz; katalog dışı olduğu için elde edilen kayıt hükme esas alınamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Aynı kişiye karşı birden çok paylaşımda zincirleme suç hükmüYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2021/7143 · K. 2025/8086 ·

    Sanık, ayrıldığı katılanın gündelik kıyafetlerle çekilmiş ve yalnız baş ile yüz kısmını gösteren fotoğraflarını kullanarak birden çok sahte hesap açmıştı; bu görüntüler özel yaşam alanına ilişkin sayılmadığı için eylem TCK m. 136/1 kapsamında değerlendirilmişti. Daire, suçu birden fazla işleyen sanık hakkında TCK m. 43/1'deki zincirleme suç hükmünün uygulanması gerektiğini saptadı; ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bu hukuka aykırılığı bozma nedeni yapmayarak eleştirmekle yetindi ve hükmü onadı.

    Sonuç: Birden çok sahte hesap açılması zincirleme suçtur; aleyhe temyiz yoksa Daire bu eksikliği yalnızca eleştirir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Özel hayata ilişkin görüntü ve ses TCK m. 136 kapsamında kişisel veri sayılmazYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/438 · K. 2025/2522 ·

    Çift terapisi veren psikolog, seanslara ilişkin düzenlediği raporu tarafın vekiline vermiş, rapor boşanma davasına delil olarak sunulmuştu. Daire, özel hayata ilişkin görüntü ve seslerin TCK m. 134'te düzenlenmesi nedeniyle TCK m. 136/1 kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemeyeceği kuralını koyduktan sonra, raporu üçüncü kişilerle paylaştığına dair delil bulunmayan ve yalnız davada delil olarak sunulması amacıyla düzenleyen sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediğini kabul etti; beraat kararını onadı ve bozma isteyen Tebliğnamedeki görüşe katılmadı.

    Sonuç: Mahremiyete ilişkin görüntü ve ses m. 134'e, diğer kişisel veriler m. 136'ya girer; yargılamada delil olarak sunma amacı hukuka aykırılık bilincini ortadan kaldırabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Kaydı adli makamlara sunmak yerine yaymak hukuka uygunluk sınırları dışındadırYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/6406 · K. 2026/1238 ·

    Sanık, park tartışması sırasında kendisine zarar verileceği endişesiyle karşısındakilerin görüntüsünü rızaları dışında kaydetmiş, ardından bu kaydı WhatsApp gruplarında paylaşmıştı. Daire, özel hayatın sınırlarını belirleyen ölçütleri sıraladıktan sonra, kaydı delil olarak adli makamlara sunmak yerine gruplarda paylaşan sanığın eyleminin hukuka uygunluk sınırları kapsamında değerlendirilemeyeceğini tespit etti; ancak eylemin TCK m. 134/1'in ikinci cümlesi ile TCK m. 134/2'yi oluşturduğunu belirterek TCK m. 136/1'den kurulan mahkûmiyeti suç vasfında yanılgı nedeniyle bozdu.

    Sonuç: Delil amacıyla alınan kayıt yargı makamına sunulmak yerine yayılırsa hukuka uygunluk savunması düşer; konu özel hayat görüntüsü ise nitelendirme m. 134'tür.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Başkasının fotoğrafıyla sahte hesap açmak TCK m. 136'yı oluşturur, şikâyetten vazgeçme davayı düşürmezYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2023/5777 · K. 2026/1737 ·

    Sanık, ayrıldığı katılanın fotoğraflarını kullanarak sahte hesaplar açmış ve bu hesaplardan katılanın özel hayatına ilişkin görüntüler paylaşmıştı. Bölge adliye mahkemesi eylemin tamamını TCK m. 134/2 kapsamında görmüş, suçun şikâyete bağlı olduğu ve şikâyetten vazgeçildiği gerekçesiyle davanın düşmesine karar vermişti. Daire, paylaşılan görüntülerin özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun konusu olacağını, ancak fotoğrafı kullanarak sahte hesap açma eyleminin katılanın kişisel verisi kapsamında kaldığını ve yerleşik içtihatları gereği TCK m. 136/1'i oluşturduğunu belirterek düşme kararını bozdu.

    Sonuç: Başkasının fotoğrafını profil resmi yaparak sahte hesap açmak m. 136 kapsamındadır; bu suçta şikâyetten vazgeçme sonuç doğurmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Sahte hesapla fail arasında bağlantı kurulamazsa şüpheden sanık yararlanırYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2022/8221 · K. 2025/5328 ·

    Katılanın fotoğrafı bir sahte Facebook hesabından yorumlu biçimde paylaşılmış, ilk derece mahkemesi sanığın daha önce çektiği bir resmin aynı hesaptan paylaşılmasına dayanarak hesabın sanık tarafından kullanıldığını kabul edip mahkûmiyet kurmuştu. Bölge adliye mahkemesi, sanığın telefonunda yapılan incelemede ilgili sayfaya girilmediğinin tespit edilmesi ve hesapla sanık arasında bağlantı kurulamaması karşısında şüpheden sanığın yararlanacağı gerekçesiyle beraat kararı verdi. Daire, dosya üzerinden inceleme sonunda beraat kararı verilmesinde isabetsizlik görmedi ve bozma isteyen Tebliğnamedeki görüşe katılmayarak hükmü onadı.

    Sonuç: Failin sahte hesapla bağı somut delille kurulmadıkça mahkûmiyet verilemez; dolaylı benzerlikler yeterli sayılmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.TCK m. 136 uzlaştırma kapsamında değildirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2024/2295 · K. 2025/9085 ·

    Sanık hakkında TCK m. 136/1'den bir yıl sekiz ay hapis cezasına hükmedilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişti. İtiraz mercii, suçun uzlaştırma kapsamında olmasına rağmen uzlaştırma işlemlerine başvurulmadığı gerekçesiyle itirazı kabul ederek kararı kaldırmıştı. Daire, TCK m. 139'un kişisel verilerin kaydedilmesi ile verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını şikâyet kuralının dışında bıraktığını, dolayısıyla suçun uzlaşma kapsamında bulunmadığını belirterek itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesini hukuka aykırı buldu ve mercii kararını kanun yararına bozdu.

    Sonuç: Bu suçta uzlaştırma yoluna gidilmez; uzlaştırma yapılmadığı gerekçesiyle hüküm kaldırılamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun cezası nedir?

Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinin birinci fıkrasına göre ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir. Suçun konusu, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 236. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler ise ceza bir kat artırılır. Fiil kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetki kötüye kullanılarak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmişse TCK m. 137 uyarınca ceza ayrıca yarı oranında artırılır. Kanun bu suçta adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngörmez.

Bu suç şikâyete bağlı mı?

Hayır. TCK m. 139, bu bölümdeki suçların soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olduğunu söylerken kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme suçlarını bu kuralın dışında bırakmıştır. Soruşturma savcılık tarafından kendiliğinden yürütülür. Bunun pratik sonucu, şikâyetten vazgeçmenin davayı sona erdirmemesidir; Yargıtay 12. Ceza Dairesi de şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararını, eylemin TCK m. 136/1 kapsamında kaldığını belirterek bozmuştur.

Şikâyet için süre var mı?

Bu suç şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez. TCK m. 73/1'deki altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir. Olay savcılığa herhangi bir zamanda bildirilebilir; sınırı belirleyen şey şikâyet süresi değil, dava zamanaşımıdır.

Bu suçta uzlaştırma uygulanır mı?

Hayır. Uzlaştırma kapsamına şikâyete bağlı suçlar ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde Türk Ceza Kanunu içinden tek tek sayılan suçlar girer. TCK m. 136 şikâyete bağlı değildir ve bu sayımda da yer almaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, suçu uzlaştırma kapsamında sayarak hükmü kaldıran mercii kararını kanun yararına bozmuştur.

Davaya hangi mahkeme bakar?

Asliye ceza mahkemesi. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar 5235 sayılı Kanun'un 12. maddesinde sayılmıştır ve TCK m. 136 bu sayımda yoktur; cezanın üst sınırı dört yıl olduğu için on yıl eşiği de aşılmaz. Görev belirlenirken artırım ve indirim sebepleri hesaba katılmaz, kanunda yer alan cezanın üst sınırına bakılır.

Dava zamanaşımı ne kadar?

Temel şekilde olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır, çünkü cezanın üst sınırı beş yılı aşmaz. Zamanaşımı süresi belirlenirken suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur; TCK m. 137'deki nitelikli hâllerde ceza yarı oranında artırıldığı için üst sınır beş yılı aşar ve süre on beş yıla çıkar. TCK m. 136/2'deki bir kat artırım da cezanın üst sınırını sekiz yıla yükseltir; daha ağır cezayı gerektiren bu hâl de hesaba katıldığında süre yine on beş yıl olur. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre en fazla yarısına kadar uzar.

Sosyal medyada birinin fotoğrafını izinsiz paylaşmak bu suçu oluşturur mu?

Duruma göre değişir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kişinin özel hayatına ilişkin görüntü ve seslerinin TCK m. 134'te düzenlendiğini, bu nedenle TCK m. 136 kapsamında kişisel veri sayılmadığını belirtmektedir. Buna karşılık gündelik hayata ilişkin, mahremiyet taşımayan fotoğraflar kişisel veridir ve rıza dışında yayımlanmaları TCK m. 136'yı oluşturur. Daire, katılanın kendi hesabında daha önce paylaştığı bir fotoğrafın da kişisel veri niteliğini koruduğunu kabul etmiştir.

Başkasının fotoğrafıyla sahte hesap açmak hangi suçtur?

Yargıtay 12. Ceza Dairesine göre başkasının fotoğrafını kullanarak sahte hesap açmak ve o fotoğrafı profil resmi yapmak, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur. Daire bunu yerleşik içtihadı olarak nitelendirmektedir. Aynı hesaptan mağdurun özel hayatına ilişkin görüntüler de paylaşılmışsa, o paylaşımlar ayrıca özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun konusunu oluşturur.

Kişisel verinin gizli olması gerekir mi?

Gerekmez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014 tarihli kararına dayanarak, TCK m. 135 ve m. 136'daki düzenlemelerde yalnızca sır niteliğindeki verilerin korunacağına dair bir hüküm bulunmadığını belirtmektedir. Bu nedenle herkes tarafından bilinen veya kolaylıkla ulaşılabilen kişisel bilgiler de yasal anlamda kişisel veri sayılır.

Memurun kurum sisteminde birinin bilgilerine bakması suç mu?

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kurumun bilişim sistemindeki verilere hizmet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin, görevleriyle ilgisi olmadığı hâlde merak gibi saiklerle sorgulama yapmalarını ve verilere yalnızca bakmalarını suç saymamaktadır; ele geçirme başkasının hâkimiyetindeki veriyi kendi hâkimiyetine almakla gerçekleşir. Daire bu tür eylemlerin kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilebileceğini belirtmektedir. Verinin sistemden çıkarılıp bir başkasına verilmesi ise suçtur ve kamu görevlisi bakımından ceza yarı oranında artırılır.

Elimdeki kaydı delil olarak kullanmam suç oluşturur mu?

Belirleyici olan verinin nereye götürüldüğüdür. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bir raporu yalnızca boşanma davasına delil olarak sunulmak üzere düzenleyip tarafın vekiline veren sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediğini kabul ederek beraat kararını onamıştır. Buna karşılık, kendisine zarar verileceği endişesiyle alınan bir video kaydını adli makamlara sunmak yerine WhatsApp gruplarında paylaşan sanığın eyleminin hukuka uygunluk sınırları kapsamında değerlendirilemeyeceğini tespit etmiştir.

Bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün mü?

Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; kararı mahkeme verir ve denetim süresi beş yıldır. Hapis cezasının ertelenmesi de iki yıl veya daha az süreyle hapse mahkûmiyet hâlinde mümkündür. TCK m. 136/1'in alt sınırı iki yıl olduğundan, temel cezanın alt sınırdan belirlendiği ve artırım uygulanmadığı hâllerde hükmolunan ceza iki yıl olur ve bu eşiklerin içinde kalır; alt sınırın üzerine çıkılan ya da TCK m. 136/2 veya m. 137 uyarınca artırım yapılan hâllerde eşiğe ancak indirim sebepleriyle inilebilir. İncelenen dosyalarda takdiri indirim sonrası bir yıl sekiz aya inen cezalar hakkında hem hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hem de ertelemeye karar verildiği görülmektedir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ceza hukuku alanına dön

Rehberler

Diğer suç rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp