Tapusuz arazi tescil davası: zilyetliğe dayalı tescilin şartları, süresi ve ispatı
Yayın tarihi:
Tapu kütüğünde kaydı olmayan bir taşınmazı uzun süre malik gibi kullanan kişi, mahkemeden bu yerin kendi adına tapuya yazılmasını isteyebilir. Bu rehber, zilyetliğe dayalı tescilin Türk Medeni Kanunu ve Kadastro Kanunu'ndaki şartlarını, belgesiz tescildeki yüzölçümü sınırını, imar-ihya yoluyla kazanmayı, orman, mera ve yol gibi kazanılamayan yerleri, kadastroda tescil harici bırakılan yerde dava açma süresini, davada Hazinenin yerini, ilanı ve Yargıtay'ın aradığı delilleri Yargıtay kararlarıyla anlatır.
Kısaca
Tapuda kaydı olmayan bir araziyi yirmi yıl boyunca kimseyle davalı olmadan, ara vermeden ve sahibi gibi kullanan kişi, mahkemeden bu yerin kendi adına tapuya yazılmasını isteyebilir. Dava Hazineye ve ilgili kamu kuruluşlarına karşı açılır ve dava konusu ilan edilir. Orman, mera ve yol gibi kamuya ait yerler bu yolla kazanılamaz. Belgesiz tescilde aynı bölgede kazanılabilecek toplam alan sınırlıdır. Kullanımın süresi ve arazinin eski durumu keşif, tanık, bilirkişi ve eski hava fotoğraflarıyla araştırılır.
Bu sayfada
- Kısaca
- Dava, süre ve usul
- Tapusuz arazi zilyetlikle nasıl tescil edilir; Türk Medeni Kanunu m. 713/1 neyi düzenler?
- Zilyetliğe dayalı tescilin şartları nelerdir; kaç dönüme kadar belgesiz tescil istenebilir (TMK m. 713/1, Kadastro Kanunu m. 14)?
- Hangi yerler zilyetlikle kazanılamaz: orman, mera, yol ve dere yatağı (TMK m. 715, Kadastro Kanunu m. 16 ve m. 18)?
- İmar-ihya yoluyla kazanmanın koşulları nelerdir ve süre ne zaman başlar (Kadastro Kanunu m. 17)?
- Kadastroda tescil harici bırakılan yer için dava açma süresi var mı (Kadastro Kanunu m. 12/3)?
- Taşınmaz sonradan Hazine adına tescil edildiyse ya da tapuluysa ne olur (TMK m. 713/2)?
- Tescil davası kime karşı açılır; ilan, itiraz ve yargılama giderleri nasıl işler (TMK m. 713/3-7)?
- Zilyetlik ve imar-ihya nasıl ispat edilir; Yargıtay hangi araştırmayı ve delilleri arıyor?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Dava, süre ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Görevli mahkeme
Kural olarak asliye hukuk mahkemesi: dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Tescil davası, HMK m. 4/1'de sulh hukuk mahkemesine verilen davalar (kira, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, yalnız zilyetliğin korunması ile kanunların sulh hukuk mahkemesini görevlendirdiği davalar) arasında sayılmaz; dava mülkiyetin tapuya yazılmasını amaçlar. Kadastro çalışması yapılan yerde, kadastro komisyonunca gönderilen tutanaklara ait davalar ve askı ilanı içinde açılan davalar kadastro mahkemesinde görülür; kadastro mahkemesine dava açıldıktan sonra tespitten önceki haklara dayanarak asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlıklara da kadastro mahkemesi bakar. Asliye hukuk mahkemesinde görülmekte olan, kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bir taşınmaz davasında, taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemenin görevi sona erer ve dosya kadastro mahkemesine devredilir.
Dayanak: HMK m. 2/1, m. 4/1; Kadastro Kanunu m. 26/1, m. 27/1
- Yetkili mahkeme
Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir: taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar bu kurala tabidir.
Dayanak: HMK m. 12/1
- Dava şartı
Zorunlu arabuluculuk yoktur: tapusuz taşınmazın tescili, 6325 sayılı Kanun m. 18/B/1'in dava şartı arabuluculuğa bağladığı uyuşmazlıklar (kira, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu, komşu hakkı) arasında yer almaz. Dava ise Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılmak zorundadır (TMK m. 713/3); bu bir ön başvuru değil, doğru taraf gösterme kuralıdır.
- Süre ve zamanaşımı
Aranan süre zilyetliğin süresidir: taşınmaz davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetlikte bulundurulmuş olmalıdır. Kadastro tutanağı düzenlenmiş taşınmazlarda, tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamaz; bu, tapulu hâle gelmiş yerdeki tapu iptali ve tescil davasının süresidir. Dava konusu ilan edildikten sonra itiraz, son ilandan başlayarak üç ay içinde yapılır.
- Yargılama usulü
Asliye hukuk mahkemesinde yazılı yargılama usulü: tescil davası HMK m. 316/1'de basit yargılama usulüne bağlanan dava ve işler arasında sayılmaz. Kadastro mahkemesinde ise Kadastro Kanunu'nda ayrıca açıklık bulunmayan hâllerde basit yargılama usulü uygulanır.
- Harç
Nispi harç: yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden alınır; tescil gibi taşınmazın aynına ilişkin davalarda harca esas değer taşınmazın değeridir. Genel bütçeye dahil idarelerin (Hazine) 1 ve 3 sayılı tarifelere giren işlemleri harçtan müstesnadır.
- Kanun yolu
Nihai karara karşı istinaf; m. 341/2'deki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bölge adliye mahkemesinin kararı, m. 362/1-a'daki temyiz sınırını geçmeyen davalarda kural olarak temyiz edilemez. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul edip yeniden esas hakkında karar vermişse, kabul edilen ya da reddedilen kısım m. 341/2'deki sınırın üzerindeyse karar temyiz edilebilir (m. 362/3); temyiz sınırının altında kalan bu kararlarda iki karar arasındaki fark m. 341/2'deki sınırı geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Parasal sınırlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. Kadastro mahkemesinin kararları ile otuz günlük askı ilan süresinden sonra kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlara ve orman kadastrosuna ilişkin davalardaki kararlara karşı ise miktar veya değere bakılmaksızın istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilir (Kadastro Kanunu ek m. 6). Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin hükümleri uygulanır (HMK geçici m. 3/2).
Dayanak: HMK m. 341/1-a, m. 341/2, m. 362/1-a, m. 362/3, ek m. 1, geçici m. 3; Kadastro Kanunu ek m. 6
Tapusuz arazi zilyetlikle nasıl tescil edilir; Türk Medeni Kanunu m. 713/1 neyi düzenler?
Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazın mülkiyeti olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılabilir. TMK m. 713/1'e göre tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Kadastro çalışmasında aynı ölçütün karşılığı Kadastro Kanunu m. 14/1'dir: tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir. Hukuk Genel Kurulu, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmasına ilişkin temel koşulların bu iki maddede düzenlendiğini belirtmektedir. (Yargıtay HGK, E. 2023/1003)1
Mülkiyet mahkeme kararıyla tapuya yazılır, ancak kanun kazanma anını ayrıca belirler. TMK m. 713/5'in son cümlesine göre mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur. TMK m. 705/2 de mahkeme kararı hâlinde mülkiyetin tescilden önce kazanıldığını, ancak malikin tasarruf işlemleri yapabilmesinin mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlı olduğunu söyler. Hukuk Genel Kurulu, TMK m. 713/5'in son cümlesini, imar-ihya yoluyla kazanmaya dayanan bir davada dikkat çekilmesi gereken bir düzenleme olarak anmıştır. (Yargıtay HGK, E. 2024/529)2
Bu rehberin konusu tapusu olmayan yerin tescilidir. Kadastroda bir kişi adına tespit edilip tapuya yazılmış taşınmazda kadastrodan önceki sebeplere dayanan istek, tapu iptali ve tescil davasıdır; Kadastro Kanunu m. 12/3'teki on yıllık süreye tabidir ve tapu iptali ve tescil rehberinde anlatılır. Tapulu bir taşınmazda olağanüstü zamanaşımına dayanan tescil davası TMK m. 713/2'deki hâllerde istenebilir; bu hâller aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmıştır. Kadastro sırasında kayıt malikinden tapu dışı bir yolla edinilen taşınmazın zilyet adına tespiti için ise Kadastro Kanunu m. 13/B ayrı kurallar koyar.
Zilyetliğe dayalı tescilin şartları nelerdir; kaç dönüme kadar belgesiz tescil istenebilir (TMK m. 713/1, Kadastro Kanunu m. 14)?
Hukuk Genel Kurulu, TMK m. 713/1 ve Kadastro Kanunu m. 14'teki koşulları taşınmaza ilişkin koşullar ve zilyetliğe ilişkin koşullar olarak ikiye ayırmaktadır. Kurula göre tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın zamanaşımıyla kazanılabilmesi için 1) taşınmazın özel mülkiyete elverişli olması, 2) zamanaşımıyla kazanılmasını yasaklayan bir kanun hükmünün bulunmaması, 3) taşınmazın kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmazlardan olmaması gerekir; taşınmaz üzerindeki zilyetliğin ise 4) malik sıfatıyla, 5) davasız ve aralıksız, 6) yirmi yıl süreyle sürdürülmüş olması gerekir.1
Yüzölçümü sınırı Kadastro Kanunu m. 14'tedir. Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan bir veya birden fazla taşınmaz, toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar (40 ve 100 dönüm dahil) zilyedi adına tespit edilir (m. 14/1). Bu sınırın dışında kalan kısmın zilyet adına tespit edilebilmesi için zilyetliğin ayrıca m. 14'te (A)-(H) bentlerinde sayılan belgelerden birine dayandırılması gerekir; bentlerin ilki 31/12/1981 tarihine veya daha önceki tarihlere ait vergi kayıtlarıdır. Sulu veya kuru arazi ayrımı, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümlerine göre yapılır (m. 14/2).
Kadastro Kanunu m. 33/3'e göre bu Kanunun uygulandığı yerler dışında bulunan taşınmazlar hakkında da m. 14, 15, 17, 18, 20 ve 21 uygulanır. Yargıtay kararlarında bu sınır dava yoluyla istenen tescilde de uygulanmaktadır. 7. Hukuk Dairesi, zilyetliğin Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilemeyen hâllerde zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktarın sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemeyeceğini belirtmiştir. (Yargıtay 7. HD, E. 2024/5143)3 1. Hukuk Dairesi, davacı, mirasbırakanları ve mirasçıları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başka taşınmaz tespit ya da tescil edilip edilmediğinin tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden sorulmasını, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenerek kanuni sınırlamanın aşılıp aşılmadığının saptanmasını istemiştir. (Yargıtay 1. HD, E. 2025/5675)4 8. Hukuk Dairesi de 40 ve 100 dönüm norm kısıtının aşılıp aşılmadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. (Yargıtay 8. HD, E. 2024/9)5
Önceki zilyedin süresi eklenebilir. TMK m. 996'ya göre kazandırıcı zamanaşımından yararlanma hakkına sahip olan zilyet, zilyetliği kendisine devreden aynı yetkiye sahip idiyse onun zilyetlik süresini kendi süresine ekleyebilir. 1. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin, taşınmazı 1998 yılında babasından devraldığını ileri süren davacı lehine dava tarihi olan 2011 yılına kadar yirmi yıllık sürenin dolmadığı gerekçesiyle reddettiği bir davada, davacının babasından gelen eklemeli zilyetliğine neden değer verilmediğinin açıklanmadığını belirterek gerekçeyi düzeltmiş; babası adına daha önce hükmen tescil edilen 63.865,05 metrekarelik sulu tarım arazisi nedeniyle Kadastro Kanunu m. 14'teki norm sınırının aşıldığını ve davacının eklemeli zilyetliğe dayanamayacağını kabul etmiştir. Daire, sulu tarım arazisinin tanımını 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndan almıştır. (Yargıtay 1. HD, E. 2025/2)6
Hangi yerler zilyetlikle kazanılamaz: orman, mera, yol ve dere yatağı (TMK m. 715, Kadastro Kanunu m. 16 ve m. 18)?
TMK m. 715/1'e göre sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz (m. 715/2). Kadastro Kanunu m. 18/2'ye göre orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmazlar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez. Mera, yaylak, kışlak, otlak, harman ve panayır yerleri gibi orta malı taşınmazlar sınırlandırılıp özel siciline yazılır ve özel kanunlarında yazılı hükümler saklı kalmak kaydıyla özel mülkiyete konu teşkil etmez; yol, meydan, köprü gibi orta malları ise haritasında gösterilmekle yetinilir (m. 16/B).
Hukuk Genel Kurulu'na göre kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin olağanüstü zamanaşımı veya başka bir yoldan kazanılması ve tapu siciline tescil edilmesi mümkün değildir; Kurul, bu yerlerin kazanılmasının TMK m. 715'in son fıkrası uyarınca özel kanun hükümlerine tabi olduğunu belirtmektedir. (Yargıtay HGK, E. 2024/137)7 7. Hukuk Dairesi, aynı ilkenin bir sonucu olarak Kadastro Kanunu m. 16/A'daki hizmet mallarının, m. 16/B'deki orta mallarının, yolların, meydanların ve m. 16/C ile m. 16/D'de belirtilen taşınmazların imar ve ihya ile kazanılamayacağını belirtmiştir.3
Akarsu yataklarında ayrım yapılır. 7. Hukuk Dairesi'ne göre nehir ve çay gibi akarsuların eski (terk edilmiş, metruk) yatakları kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir, ancak koşulları oluştuğu takdirde imar ve ihya ile kazanılabilir; aktif nehir ve çay yataklarının etki alanında bulunan yerler ise imar ve ihya ile kazanılamaz.3
Orman sayılan yerde zilyetlik mülkiyet sağlamaz. Kadastro Kanunu m. 17/1 imar ve ihyayı yalnız orman sayılmayan arazi için düzenler; m. 18/2 ormanların kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğini açıkça söyler. Hukuk Genel Kurulu, makilik ve fundalık yerlerin orman toprağı ise imar ve ihya ile kazanılamayacağını, kanun koyucunun Anayasa m. 169 ve 170'i gözeterek ormanların imar ve ihya ile kazanılmasını yasakladığını belirtmiştir.7 8. Hukuk Dairesi, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan Kadastro Kanunu m. 45'in ilgili fıkralarının Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini ve kalan fıkralarının 5304 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırıldığını, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağını ve öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunu belirtmiştir.5
Dava açıldıktan sonra yörede orman kadastrosu yapılırsa bunun etkisi de incelenir. Hukuk Genel Kurulu, 1973'te tapulama mahkemesince orman olarak tapulama harici bırakılan bir taşınmazda, dava tarihinden sonra 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp ilan edilen orman kadastrosunun eldeki davaya etkisi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiş ve direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.7 Kurul önündeki uyuşmazlık, tapulama mahkemesinin taşınmazı orman olarak tapulama harici bırakan kararının davacı hakkında kesin hüküm teşkil edip etmediğiydi; Kurul, tapulama mahkemesi kararının davacı yönünden kesin hüküm oluşturmadığı ve direnmenin yerinde olduğu, bu kararın kuvvetli delil niteliğinde olduğu ve taşınmazın hükmen orman olarak kesinleştiği yönünde ileri sürülen görüşlerin hiçbirini benimsememiş; bozmayı dava tarihinden sonra yapılan orman kadastrosunun etkisinin değerlendirilmesi gereğine dayandırmıştır.7
İmar-ihya yoluyla kazanmanın koşulları nelerdir ve süre ne zaman başlar (Kadastro Kanunu m. 17)?
Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler için Kadastro Kanunu imar ve ihya yoluyla kazanma imkânı tanır; Hukuk Genel Kurulu da bu kurumun Kadastro Kanunu m. 17 ile getirildiğini belirtmektedir.7 Kadastro Kanunu m. 17/1'e göre orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hâle getirilen taşınmazlar, m. 14'teki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir. İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlarda bu hüküm uygulanmaz (m. 17/2).
Hüküm kadastro dışında açılan tescil davalarında da uygulanır: Kadastro Kanunu m. 33/3'e göre bu Kanunun uygulandığı yerler dışında bulunan taşınmazlar hakkında da m. 14, 15, 17, 18, 20 ve 21 uygulanır. Hukuk Genel Kurulu da m. 17'nin aynı Kanunun 33/3. maddesi gereğince genel hüküm niteliğinde olduğunu ve Kanunun uygulandığı yerler dışındaki taşınmazlar hakkında da uygulanacağını belirtmiştir.7 7. Hukuk Dairesi de aynı ilkeyi tekrar etmiştir.3
Neyin imar-ihya sayıldığı konusunda Hukuk Genel Kurulu'na göre bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarfedilerek tarım arazisi hâline getirilmesi gerekir; ekime, dikime ve ürün yetiştirmeye müsait olmayan yerler ihya edilecek taşınmazlardır.2 7. Hukuk Dairesi, emek ve masraf gerektirmeyen, zilyetliğin sürdürülmesi seviyesindeki, taşınmazın daha verimli hâle getirilmesi gibi çalışmaların imar ve ihya sayılmadığını; imar-ihyaya gerek olmayan yerlerin TMK m. 713/1 ve Kadastro Kanunu m. 14 gereğince kazanılabileceğini belirtmiştir.3 Hukuk Genel Kurulu'na göre kamu hizmetine tahsis hukuken olabileceği gibi fiilen de olabilir; kamu hizmetine tahsis edilmeyen taşlık, orman sayılmayan çalılık, makilik ve fundalık gibi topraklar imar ve ihyaya müsait yerlerdir.7
Süre imar-ihyanın bitiminden başlar. Hukuk Genel Kurulu'na göre imar ve ihya tek başına taşınmazın mülkiyetinin kazanılması için yeterli bir olgu değildir; m. 17'deki yollama uyarınca taşınmazın m. 14 gereğince en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetlik altında bulundurulması gerekir ve yirmi yıllık süre imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanır.23 8. Hukuk Dairesi de imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak taşınmazın tarıma elverişli hâle getirilmesinin ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir.5
Kayıt ve imar planı da sonucu belirler. 7. Hukuk Dairesi'ne göre taşınmazın imar ve ihya ile edinilebilecek yerlerden olmasının yanında tapu sicilinde kayıtlı olmaması da gerekir; tapuda Hazine ya da gerçek ve tüzel kişiler adına kayıtlı taşınmazlar ile il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlar imar ve ihya ile kazanılamaz.3 Aynı Daire başka bir kararında, taşınmazın ne zaman imar planına alındığının açıklığa kavuşturulmasını istemiştir. (Yargıtay 7. HD, E. 2023/23)8 Koşulların Hazine adına tescilden önce tamamlandığı durum aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Kadastroda tescil harici bırakılan yer için dava açma süresi var mı (Kadastro Kanunu m. 12/3)?
Kadastro Kanunu m. 12/3'e göre kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Maddenin sözü, hakkında tutanak düzenlenmiş taşınmazlara ilişkindir.
Yargıtay kararlarında, hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeden tescil harici bırakılan yer için bu sürenin uygulanmayacağı kabul edilmektedir. Hukuk Genel Kurulu, tescil harici bırakmanın bir tespit işlemi olmadığını, bu nedenle m. 12/3'ün uygulama yerinin bulunmadığını belirtmiştir.1 16. Hukuk Dairesi, m. 12/3'te kadastro sırasında haklarında tutanak düzenlenen taşınmazlar yönünden dava açma hakkının 10 yılla sınırlandığını, tutanak düzenlenmeyen taşınmazlar yönünden ise kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açma hakkını sınırlayan herhangi bir yasa hükmü bulunmadığını belirterek, 2-3 yıllık makul sürenin geçtiği ve tespit tarihinden dava tarihine kadar yirmi yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle verilen ret kararını bozmuştur. (Yargıtay 16. HD, E. 2016/7197)9
Hukuk Genel Kurulu 2015 tarihli kararında, paftasında yol olarak gösterilip tespit dışı bırakılan bir yer için açılacak davalarda kanunda herhangi bir süre öngörülmediğini belirtmiş ve Özel Dairenin davanın makul sürede açılmadığına ilişkin belirlemesini isabetli bulmamıştır. (Yargıtay HGK, E. 2013/2061)10 Kurul aynı kararda, tespit dışı bırakılan yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeden pafta düzenlenmesi suretiyle işlem tamamlanmışsa paftanın düzenlendiği tarihin kazanma süresinin ve koşullarının hesaplanmasında esas alınacağını; paftasında yol olarak gösterilen bir yerin tesciline karar verilebilmesi için paftanın düzenlendiği ve terk edildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle tasarruf edilmiş olması gerektiğini belirtmiştir.10 Kurul direnmeyi makul süre yönünden uygun bulmuş; Özel Daire bozma nedenine göre işin esasına ilişkin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden dosyayı Özel Daireye göndermiştir.10
Bu konuda farklı yönde bir karar da vardır. 7. Hukuk Dairesi 2021 tarihli bir kararında, kural olarak kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan bir yer için tespit öncesi zilyetliğe dayanılması hâlinde tespit dışı bırakılma tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar makul sürenin kaçırılmaması gerektiğini; tespit sonrası imar-ihya ve zilyetliğe dayanan isteklerde ise imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren yirmi yıllık sürenin dolması gerektiğini belirtmiştir. Daire, imar uygulamasıyla paftasına yol olarak işlenen bir yerde, kesinleşmiş imar uygulamasından sonra zilyetlik yoluyla kazanıma ilişkin dava makul sürede açılmadığından dinlenemeyeceğini kabul ederek kabul kararını bozmuştur. (Yargıtay 7. HD, E. 2021/153)11
16. Hukuk Dairesi'nin 2019 tarihli kararı ile 7. Hukuk Dairesi'nin 2021 tarihli kararı karar düzeltme yolu açık olarak, yani HMK geçici m. 3 uyarınca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun temyiz düzeninde verilmiştir; 16. Hukuk Dairesi daha sonra kapatılmıştır. Dayandığı TMK m. 713 ve Kadastro Kanunu m. 12 bugün de yürürlüktedir ve tescil harici bırakmanın bir tespit işlemi olmadığı ilkesi 2025 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararında tekrarlanmıştır.1
Taşınmaz sonradan Hazine adına tescil edildiyse ya da tapuluysa ne olur (TMK m. 713/2)?
Yargıtay kararlarındaki olaylarda tescil harici bırakılan yer, zilyet dava açmadan önce ihdasen Hazine adına tescil edilmiştir.23 Hukuk Genel Kurulu, imar-ihya suretiyle kazanma koşullarının Hazine adına ihdasen tescil tarihinden önce oluştuğunun tartışmaya kapalı olduğu bir davada, taşınmaz Hazinece dava tarihinden önce devredilip imar uygulamasıyla dava dışı kişiler adına tescil edildiğinden tapu iptali ve tescil isteminin dinlenemeyeceğini belirtmiştir; Kurula göre tapu iptali ve tescil istemlerinin tapu kayıt maliklerine yöneltilmesi zorunludur. Bu durumda "çoğun içinde az da vardır" prensibi gereğince mülkiyetin tespitine karar verilmesi gerekli ve yeterlidir ve davacının elde ettiği mülkiyetin tespiti kararı Hazine'ye karşı açılabilecek bir tazminat davasının dayanağını oluşturur. Hazine vekilinin temyizinin reddi ve direnme kararının onanması oy çokluğuyla verilmiştir.2
Taşınmaz hâlâ Hazine adına kayıtlıysa tapu iptali ve tescil istemi kayıt maliki Hazineye yöneltilir; Hazine adına tescilden önce koşulların dolduğu ise delille ortaya konmalıdır. 7. Hukuk Dairesi, 1927 kadastrosunda dere yatağı olarak tapulama harici bırakıldığı ve 1995'te ham toprak vasfıyla Hazine adına tescil edildiği ileri sürülen bir yerde, imar-ihya olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve süresi hakkında birbiriyle uyumlu olmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak verilen ret kararını eksik araştırma nedeniyle bozmuş, imar-ihyanın başlangıç ve tamamlanma tarihleri ile zilyetliğin yirmi yıla ulaşıp ulaşmadığı tespit edildikten sonra işin esası hakkında karar verilmesini istemiştir; karar oy çokluğuyla verilmiştir.3
Tapulu taşınmazda zilyetlikle kazanmanın yolu dardır. TMK m. 713/2'ye göre aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de tescil isteyebilir. Fıkrada yer alan "… ölmüş ya da…" ibaresi Anayasa Mahkemesinin 17/3/2011 tarihli, E. 2009/58, K. 2011/52 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; TMK'nın yürürlük tablosuna göre iptal 23/7/2011'de yürürlüğe girmiştir. Bu iptalle ölmüş bir kişi adına kayıtlı olma hâli fıkranın metninden çıkmıştır.
7. Hukuk Dairesi'ne göre bu fıkraya dayanan bir davanın dinlenebilmesi için tapu kütüğünde malikin kim olduğunun anlaşılamaması gerekir; kadastro tutanakları da tapu kütüğü kapsamında tapunun eki belgelerindendir. Daire, bu hâli taşınmazın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkânsız olması olarak tanımlamış; malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış olması gibi hâlleri örnek göstermiştir. Kayıt malikinin kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılan bir olayda Daire, davanın kabulüne ilişkin kararı bozmuştur. (Yargıtay 7. HD, E. 2023/2183)12
Tescil davası kime karşı açılır; ilan, itiraz ve yargılama giderleri nasıl işler (TMK m. 713/3-7)?
TMK m. 713/3'e göre tescil davası Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır. Hukuk Genel Kurulu'na göre bu davalarda Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliği "kanuni hasım" sıfatını taşır.1 Kurul, davanın yalnız bir komşu parselin maliklerine yöneltildiği bir olayda yasal hasımlara yöneltilmemesini "haklı bir yanılma" olarak kabul etmiş, davacıya davayı Hazine ile ilgili kamu tüzel kişiliğine yöneltmesi için süre ve imkân tanınması gerektiğini belirtmiştir; aynı kararda bir hakkı dava etme yetkisinin başka, iddianın ispat edilip edilememesinin başka bir husus olduğunu vurgulamıştır.1
Yargılama giderlerinde de bu nitelik belirleyicidir. 1. Hukuk Dairesi, kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan taşınmazın tescili davalarında Hazine ve ilgisi bakımından diğer kamu tüzel kişilerinin yasal hasım durumunda bulunduklarından yargılama gideri, harç ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacaklarının Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında benimsendiğini belirtmiş; davalı Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine hükmedilen harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretini hükümden çıkararak kararı düzelterek onamıştır. (Yargıtay 1. HD, E. 2024/4576)13 Daire aynı gün verdiği başka bir kararda da, yol olarak tescil harici bırakılan yerin tescili davasında aynı yerleşmiş içtihadı aktarmış, davalı Hazinenin yasal hasım konumunda bulunduğundan vekâlet ücreti de dahil hiçbir yargılama giderinden sorumlu tutulamayacağını belirterek hükmü düzelterek onamıştır. (Yargıtay 1. HD, E. 2024/5035)14 Hazinenin kendi harcı bakımından ayrıca Harçlar Kanunu m. 13/j vardır: genel bütçeye dahil idarelerin Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri harçtan müstesnadır.
TMK m. 713/4'e göre davanın konusu mahkemece bir gazete ve bir internet haber sitesinde ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan olunur. Bu biçim 7418 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle getirilmiştir; önceki metinde "gazeteyle bir defa" ilan öngörülüyordu ve değişiklik TMK'nın yürürlük tablosuna göre 1/4/2023'te yürürlüğe girmiştir. Son ilandan başlayarak üç ay içinde koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa hâkim tescile karar verir (m. 713/5). Davalılar ve itiraz edenler aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler (m. 713/6). Kararda tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi karara eklenir (m. 713/7). 16. Hukuk Dairesi, süre gerekçesiyle verilen ret kararını bozarken hükmün TMK m. 713/4 ve 5 de göz önünde bulundurularak kurulmasını istemiştir.9
Zilyetlik ve imar-ihya nasıl ispat edilir; Yargıtay hangi araştırmayı ve delilleri arıyor?
Kadastro Kanunu m. 14/1 zilyetliğin belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat edileceğini söyler. 7. Hukuk Dairesi, maddi bir olgu olan imar ve ihyanın her türlü delille kanıtlanabileceğini, her somut olayın özelliğine göre yerel bilirkişi, tanık beyanları ve teknik bilirkişi raporları gibi delillerin kullanılabileceğini belirtmiştir.3
Yargıtay'ın bozma kararlarında aradığı araştırma ayrıntılıdır. 7. Hukuk Dairesi bir kararında 1) taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin, düzenlenmemişse ilk defa ne zaman ve ne şekilde tapu kaydının oluştuğunun araştırılmasını, 2) kadastro tespitinde komşu taşınmazların tutanakları ile bunlara uygulanan tapu kayıtlarının getirtilmesini, 3) taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığının ilgili belediyeden sorulmasını, 4) tapuya ilk tesis tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait, farklı dönemlerde çekilmiş en az üç stereoskopik hava fotoğrafının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesini, 5) yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarıyla birlikte bir jeodezi-fotogrametri mühendisi, üç ziraatçı bilirkişi ve bir fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmasını istemiş; yerel bilirkişi ve tanıkların sözlerinin komşu parsellere ait tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi gerektiğini belirtmiştir.8
Aynı yöntem sonraki kararlarda da aranmaktadır. 7. Hukuk Dairesi, mahalli bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılarak dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az 3 hava fotoğrafı ile ortofoto ve uydu fotoğraflarının incelenmesini, imar-ihyanın başlangıç ve tamamlanma tarihlerinin belirlenmesini istemiştir.3 1. Hukuk Dairesi, yerel bilirkişilerin yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan kişiler arasından seçilmesini, keşfe 3 kişilik ziraat mühendisi ve 3 kişilik harita ve jeodezi mühendisi bilirkişi kurullarının katılmasını ve dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilmesini aramıştır.4
Orman iddiası bulunan dosyalarda bilirkişi kurulu genişler. 8. Hukuk Dairesi, uyulan bozma kararında belirtildiği gibi, orman kadastrosunun seri bazda yapıldığı bu yörede taşınmazın orman niteliğinin eski tarihli hava fotoğrafları ile memleket haritaları ve amenajman planının yöntemine uygun şekilde uygulanmasıyla belirlenmesi gerektiğini tekrarlamış ve bu gereğin yerine getirilmemesini bozma nedeni saymış; incelemenin üç orman bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle yapılmasını istemiştir.5
Bu bölümde anılan 7. ve 8. Hukuk Dairesi kararları HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı Kanunun 428. maddesine göre verilmiştir; 1. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli kararı ise karar düzeltme yolu açık olarak verilmiştir. Aranan deliller yürürlükteki TMK m. 713 ile Kadastro Kanunu m. 14 ve m. 17'ye dayanır.
İlgili mevzuat
Madde 713- Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.
Davanın konusu, mahkemece bir gazete ve bir internet haber sitesinde ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur.
Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.
Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.
Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir.
Özel kanun hükümleri saklıdır.
Kaynak: Türk Medeni Kanunu (4721)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 14 – Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.
(Değişik ikinci fıkra: 3/7/2005 - 5403/26 md.) Sulu veya kuru arazi ayrımı, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümlerine göre yapılır.
(Değişik : 3/7/2005 - 5403/26 md.) 4342 sayılı Mera Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereği 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacak işlemlerde Kadastro Komisyonlarına konu uzmanı Ziraat Mühendisi dâhil edilir.
Taşınmaz malın, yukarıdaki fıkranın kapsamı dışında kalan kısmının zilyedi adına tespit edilebilmesi için, birinci fıkra gereğince delillendirilen zilyetliğin ayrıca aşağıdaki belgelerden birine dayandırılması lazımdır.
A) 31/12/1981 tarihine veya daha önceki tarihlere ait vergi kayıtları,
B) Tasdikli irade suretleri ile fermanlar,
C) Muteber mütevelli, sipahi, mültezim temessük veya senetleri,
D) Kayıtları bulunmayan tapu veya mülga hazinei hassa senetleri veya muvakkat tasarruf ilmuhaberleri,
E) Tasdiksiz tapu yoklama kayıtları,
F) Mülkname, muhasebatı atika kalemi kayıtları,
G) Mubayaa, istihkam ve ihbar hüccetleri,
H) Evkaf idarelerinden tapuya devredilmemiş tasarruf kayıtları.
Kaynak: Kadastro Kanunu (3402)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 17 – Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.
İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz.
Kaynak: Kadastro Kanunu (3402)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 18 – Yukarıdaki maddelerin hükümleri dışında kalan ve tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur.
Orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez.
Kaynak: Kadastro Kanunu (3402)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 996- Kazandırıcı zamanaşımından yararlanma hakkına sahip olan zilyet, zilyetliği kendisine devreden aynı yetkiye sahip idiyse onun zilyetlik süresini kendi süresine ekleyebilir.
Kaynak: Türk Medeni Kanunu (4721)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Tescil harici yerde dava ehliyeti, tescilin iki grup koşulu ve Hazinenin kanuni hasım sıfatıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/1003 · K. 2025/34 ·
Davacı, tesis kadastrosunda yol fazlası olarak tescil harici bırakılan ve yenileme kadastrosunda komşu parsele eklenen bölümün kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle adına tescilini istemişti. Kurul, tescil harici bırakmanın bir tespit işlemi olmadığını ve Kadastro Kanunu m. 12/3'ün uygulanmayacağını; zilyedin dava açma sıfatının bulunduğunu, dava ehliyeti ile ispatın ayrı konular olduğunu belirtti. TMK m. 713/1 ve Kadastro Kanunu m. 14'teki koşulları taşınmaza ve zilyetliğe ilişkin koşullar olarak ikiye ayırdı; Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliğinin kanuni hasım olduğunu, hasım eksikliğinin haklı yanılma sayılıp davacıya süre verilmesi gerektiğini kabul ederek direnme kararını oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Tescil harici yerde on yıllık kadastro süresi işlemez; dava Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişisine yöneltilmelidir.
2.İmar-ihya, mülkiyetin kazanılma anı ve Hazine adına tescil sonrası mülkiyetin tespitiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/529 · K. 2025/816 ·
1955 kadastrosunda ekilemez arazi olarak tescil harici bırakılan yer 2001'de ihdasen Hazine adına tescil edilmiş, sonra devredilip imar uygulamasıyla dava dışı kişilere geçmişti. Kurul, imar-ihyanın taşınmazın emek ve para sarfıyla tarım arazisi hâline getirilmesi olduğunu, tek başına yeterli olmadığını ve yirmi yıllık sürenin imar-ihyanın tamamlandığı tarihten hesaplanacağını; TMK m. 713/5'in son cümlesine dikkat çekilmesi gerektiğini belirtti. Tapu iptali ve tescil istemlerinin kayıt maliklerine yöneltilmesi zorunlu olduğundan, koşulların Hazine adına tescilden önce oluştuğu kısımlar için mülkiyetin tespitinin yeterli olduğunu ve bu kararın Hazine'ye karşı tazminat davasının dayanağı olacağını kabul etti. Davacının temyizi hukuki yarar yokluğundan oy birliğiyle reddedildi; Hazine temyizinin reddi ve onama oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: Koşullar Hazine adına tescilden önce dolmuşsa, taşınmaz üçüncü kişiye geçmiş olsa bile mülkiyetin tespitine karar verilebilir.
3.Kazanılamayan yerler, imar-ihyanın tanımı, 40/100 dönüm sınırı ve ispatYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2024/5143 · K. 2025/513 ·
Dava, 1927 kadastrosunda dere yatağı olarak tescil harici bırakıldığı ve 1995'te Hazine adına tescil edildiği ileri sürülen yerde imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindi. Daire, Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerin kural olarak kazanılamayacağını, hizmet ve orta mallarının, yolların, meydanların ve aktif akarsu yataklarının imar-ihya ile kazanılamayacağını, eski yatakların koşulları oluşursa kazanılabileceğini; verimi artırmanın imar-ihya sayılmadığını, imar-ihyanın her türlü delille ispatlanabileceğini, yirmi yıllık sürenin imar-ihyanın tamamlanmasından başlayacağını ve belgesiz kazanımın 40/100 dönümü geçemeyeceğini belirtti. Birbiriyle uyumsuz bilirkişi raporlarına dayanan ret kararını bozdu. Karar oy çokluğuyla ve karar düzeltme yolu açık olarak verildi (dönem notu).
Sonuç: İmar-ihya süresi tamamlanma tarihinden işler; aktif dere yatağı ve kamu malları imar-ihya ile kazanılamaz.
4.Belgesiz edinim sınırının araştırılması ve keşif heyetiYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2025/5675 · K. 2026/3237 ·
1967 kadastrosunda tescil harici bırakılan yerin satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tescili istenmiş; Hazine ve belediye kendi adlarına tescil talep etmişti. Daire, bozmaya uyulduğu hâlde gereklerinin yerine getirilmediğini belirterek dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilmesini, tarafsız yerel bilirkişiler, 3 kişilik ziraat ve 3 kişilik harita ve jeodezi mühendisi kurullarıyla keşif yapılmasını, davacı ve mirasbırakanları adına aynı çalışma alanında belgesiz başka taşınmaz tespit ya da tescil edilip edilmediğinin sorulup Kadastro Kanunu m. 14'teki sınırın aşılıp aşılmadığının saptanmasını istedi. Hükmün bilirkişi raporuyla çeliştiğini de belirterek kararı oy birliğiyle bozdu; karar düzeltme yolu açık olarak verildi (dönem notu).
Sonuç: Mahkeme, zilyedin aynı çalışma alanındaki başka belgesiz edinimlerini kendiliğinden araştırmalıdır.
5.Orman toprağı, Kadastro Kanunu m. 45'in kaldırılması ve orman bilirkişi kuruluYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2024/9 · K. 2024/6178 ·
1957 arazi kadastrosunda fundalık olarak tespit harici bırakılan yerin eklemeli zilyetlik ve imar-ihyaya dayanılarak tescili istenmiş, mahkeme bozmaya uyduğu hâlde gereklerini yerine getirmeden davayı kısmen kabul etmişti. Daire, uyulan bozma kararında yörede orman kadastrosu seri bazda yapıldığı için orman niteliğinin eski hava fotoğrafları, memleket haritaları ve amenajman planıyla belirlenmesi gereğine değinildiği hâlde bilirkişi raporlarında stereoskopik inceleme yapılmadığını; Kadastro Kanunu m. 45 iptal edilip kaldırıldığından ormandan zilyetlikle yer kazanılamayacağını ve bitki örtüsü yok edilse de orman toprağının orman sayılacağını; imar-ihya tamamlandıktan sonra zilyetlik süresinin geçmesi gerektiğini ve 40/100 dönüm sınırının değerlendirilmesini belirterek üç orman bilirkişisini içeren kurulla yeniden inceleme yapılmasını istedi. Hükmü HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı Kanunun 428. maddesine göre oy birliğiyle bozdu (dönem notu).
Sonuç: Öncesi orman olan yer, üzerindeki ağaçlar yok edilmiş olsa da zilyetlikle kazanılamaz.
6.Eklemeli zilyetlik, sulu tarım arazisi ve Kadastro Kanunu m. 14'teki norm sınırıYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2025/2 · K. 2026/898 ·
1978 kadastrosunda nehir olarak tescil harici bırakılan yerin satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tescili istenmiş, mahkeme davacının 1998'deki devralmadan 2011'deki dava tarihine kadar yirmi yılı dolduramadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, sulu tarım arazisinin tanımını 5403 sayılı Kanundan aktararak, davacının babası adına hükmen tescil edilen 63.865,05 metrekare sulu tarım arazisi nedeniyle Kadastro Kanunu m. 14'teki norm sınırının aşıldığını ve davacının eklemeli zilyetliğe dayanamayacağını belirtti; ret kararının gerekçesini ve vekâlet ücretine ilişkin hüküm fıkrasını düzelterek oy birliğiyle onadı. Karar düzeltme yolu açık olarak verildi (dönem notu).
Sonuç: Devredenin belgesiz edinimi norm sınırını aşmışsa, onun zilyetlik süresi eklenemez.
7.Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerler, orman toprağı ve dava sonrası orman kadastrosuYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/137 · K. 2025/322 ·
1973'te tapulama mahkemesince orman olarak tapulama harici bırakılan taşınmazın TMK m. 713/1'e göre tescili istenmişti. Kurul, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kural olarak zamanaşımıyla kazanılamayacağını, Kadastro Kanunu m. 17'nin m. 33/3 gereğince genel hüküm olarak kadastro dışındaki taşınmazlara da uygulanacağını, kamu hizmetine tahsisin fiilen de olabileceğini ve orman toprağı olan makilik ve fundalıkların imar-ihya ile kazanılamayacağını belirtti. Dava tarihinden sonra yapılıp ilan edilen orman kadastrosunun davaya etkisi değerlendirilmeden karar verilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararını değişik gerekçeyle bozdu. Kurul önündeki uyuşmazlık tapulama mahkemesinin orman olarak tapulama harici bırakma kararının davacı hakkında kesin hüküm teşkil edip etmediğiydi; Kurul, tapulama mahkemesi kararının davacı yönünden kesin hüküm oluşturmadığı ve direnmenin yerinde olduğu, bu kararın kuvvetli delil niteliğinde olduğu ve taşınmazın hükmen orman olarak kesinleştiği yönünde ileri sürülen görüşlerin hiçbirini benimsemedi; bozmayı dava tarihinden sonra yapılan orman kadastrosunun etkisinin değerlendirilmesi gereğine dayandırdı. Karar oy çokluğuyla ve HMK geçici m. 3 atfıyla 1086 sayılı Kanunun 429. maddesine göre verildi (dönem notu).
Sonuç: Orman toprağı imar-ihya ile kazanılamaz; dava sırasında yapılan orman kadastrosunun etkisi araştırılmalıdır.
8.Tescil harici yerde imar-ihya davasında yapılacak araştırma ve keşifYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2023/23 · K. 2023/1735 ·
Kadastro tespiti sırasında tescil harici bırakılan taşınmazın imar-ihya ve zilyetliğe dayanılarak tescili istenmiş; mahkeme bozmaya uyduğu hâlde keşif yapmadan ek raporla davayı reddetmişti. Daire, taşınmazın hangi parselden geldiğinin açıklığa kavuşturulmadığını belirterek kadastro tutanağı ve ilk tapu kaydının araştırılmasını, imar planı durumunun sorulmasını, ilk tesis tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait en az üç stereoskopik hava fotoğrafının getirtilmesini, jeodezi-fotogrametri mühendisi, üç ziraatçı ve fen bilirkişisiyle keşif yapılmasını ve taşınmazın ne zaman imar planına alındığının belirlenmesini istedi. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı Kanunun 428. maddesine göre oybirliğiyle verildi (dönem notu).
Sonuç: Zilyetlik ve imar-ihya iddiası hava fotoğrafı, uzman bilirkişi kurulu ve komşu parsel kayıtlarıyla denetlenmelidir.
9.Tutanak düzenlenmeyen yerde on yıllık sürenin uygulanmamasıYargıtay 16. Hukuk Dairesi · E. 2016/7197 · K. 2019/1670 ·
2005 kadastrosunda yol olarak tescil harici bırakılan bölüm için 2014'te dava açılmış, mahkeme 2-3 yıllık makul sürenin geçtiği ve tespitten dava tarihine kadar yirmi yıl dolmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, Anayasa m. 36 ve m. 13'e dayanarak, Kadastro Kanunu m. 12/3'teki on yıllık sınırın tutanak düzenlenen taşınmazlara ilişkin olduğunu, tutanak düzenlenmeyen taşınmazlar yönünden kadastrodan önceki nedenlere dayanan dava hakkını sınırlayan bir hüküm bulunmadığını belirtti ve Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/1256 sayılı kararına atıfla, TMK m. 713/4 ve 5 de gözetilerek karar verilmesi gerektiğini kabul edip hükmü oybirliğiyle bozdu. Karar düzeltme yolu açık olarak verildi (dönem notu; Daire sonradan kapatılmıştır).
Sonuç: Kadastroda tutanağı düzenlenmemiş yerde kadastro öncesi nedenlere dayanan dava hakkını sınırlayan bir kanun hükmü yoktur; Daire makul süre gerekçesiyle verilen reddi bozdu.
10.Tespit dışı bırakılan yerde dava süresi ve kazanma süresinin başlangıcıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2013/2061 · K. 2015/1256 ·
Kadastroda paftasında yol olarak gösterilip tespit dışı bırakılan bir bölümün tescili istenmiş, Özel Daire davanın makul sürede açılmadığı gerekçesiyle kabul kararını bozmuştu. Kurul, tespit dışı bırakmanın bir tespit işlemi olmasa da kadastro işlemi olduğunu, tutanak düzenlenmeden pafta düzenlenmişse paftanın düzenlendiği tarihin kazanma süresi ve koşullarının hesaplanmasında esas alınacağını, paftasında yol olarak gösterilen yerin tescili için ise paftanın düzenlendiği ve terk edildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla tasarruf edilmiş olması gerektiğini belirtti. Bu tür taşınmazlar için açılacak davalarda kanunda süre öngörülmediğini kabul ederek direnmeyi makul süre yönünden oybirliğiyle uygun buldu; işin esasına ilişkin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden dosyayı 8. Hukuk Dairesine gönderdi.
Sonuç: Tutanaksız tespit dışı bırakılan yer için kanunda dava açma süresi öngörülmemiştir; paftasında yol olarak gösterilen yerde 20 yıldan fazla tasarruf, paftanın düzenlendiği ve terk edildiği tarihten itibaren aranır.
11.Tespit dışı bırakılan yerde makul süre ve imar uygulamasıyla yola ayrılan yerYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2021/153 · K. 2021/1988 ·
Davacı, kadastro tespitinde tarla iken 1989'da 3194 sayılı Kanuna göre yapılan ifrazla yola ayrılan ve 1990'da paftasında yol olarak gösterilen yerin, 25 yılı aşkın tarımsal kullanıma dayanarak adına tescilini istemiş; mahkeme davayı kabul etmişti. Daire, kural olarak tespit dışı bırakılan yerde tespit öncesi zilyetliğe dayanılıyorsa tespit dışı bırakılma tarihinden dava tarihine kadar makul sürenin kaçırılmaması gerektiğini, tespit sonrası imar-ihya ve zilyetliğe dayanan isteklerde ise imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren yirmi yıllık sürenin dolması gerektiğini belirtti. Somut olayda 1990 öncesi zilyetlik ispatlanamadığından ve kesinleşmiş imar uygulamasından sonra açılan dava makul sürede açılmadığından hükmü oy birliğiyle bozdu. Karar düzeltme yolu açık olarak verildi (dönem notu).
Sonuç: 7. Hukuk Dairesi bu kararda tespit öncesi zilyetliğe dayanan tescil davasının makul sürede açılmasını aramıştır.
12.TMK m. 713/2: maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan taşınmazYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2023/2183 · K. 2023/3132 ·
Davacı, Hazine adına kayıtlı taşınmazlarda önceki kayıt malikinin kim olduğunun anlaşılamadığını ileri sürerek TMK m. 713/2'ye dayanmış, ilk derece mahkemesi davayı kabul etmişti. Daire, böyle bir davanın dinlenebilmesi için malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması gerektiğini, kadastro tutanaklarının da tapunun eki belgelerinden olduğunu belirtti; bu hâli malikin kim olduğunu bilmeye yarayacak bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkânsızlığı olarak tanımladı ve malik sütununun boş bırakılması, adın müphem gösterilmesi, silinip yenisinin yazılmaması gibi örnekler verdi. Kayıt malikinin kütükten anlaşıldığı olayda kabul kararını bozdu. Karar HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı Kanunun 428. maddesine göre oy birliğiyle verildi (dönem notu).
Sonuç: Tapulu taşınmazda TMK m. 713/2'nin "maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan" hâli, malikin kim olduğu sicilden hiç anlaşılamıyorsa uygulanır; malik kütükten anlaşılıyorsa bu yola gidilemez.
13.Yasal hasım Hazine ve köy tüzel kişiliğinin yargılama giderinden sorumlu olmamasıYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2024/4576 · K. 2025/5368 ·
Kadastro sırasında tespit harici bırakılan 215,15 m²'lik bölümün davacı adına kayıtlı parsele eklenerek tescili istenmiş, ilk derece mahkemesi davayı kabul edip Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmetmişti. Daire, Hazinenin esasa ilişkin temyiz itirazlarını yerinde görmedi; tespit dışı bırakılan taşınmazın tescili davalarında Hazine ve diğer kamu tüzel kişilerinin TMK m. 713/3 gereğince yasal hasım olduklarından yargılama gideri, harç ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacaklarını belirterek hükmü HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı Kanunun 438/7. maddesine göre oy birliğiyle düzelterek onadı (dönem notu).
Sonuç: Tescil davasını kazanan davacı, yasal hasım Hazineden yargılama gideri ve vekâlet ücreti alamaz.
14.Yol olarak tescil harici bırakılan yerde yasal hasım Hazinenin yargılama gideriYargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2024/5035 · K. 2025/5400 ·
2007 kadastrosunda yol olarak tescil harici bırakılan yerin bir bölümünün miras, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tescili istenmiş, mahkeme bozmalardan sonra davayı kabul edip davalı ve müdahil aleyhine harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmetmişti. Daire, temyiz itirazlarını bu yön dışında yerinde görmedi; Yargıtay'ın yerleşmiş içtihadını aktararak yasal hasım konumundaki Hazinenin vekâlet ücreti de dahil hiçbir yargılama giderinden sorumlu tutulamayacağını belirtti ve hükmü HMK geçici m. 3 yollamasıyla 1086 sayılı Kanunun 438/7. maddesine göre oy birliğiyle düzelterek onadı (dönem notu).
Sonuç: Tespit dışı bırakılan yerin tescili davasında yasal hasım Hazine aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemez.
Sık sorulan sorular
Tapusuz bir tarlaya zilyetlikle tapu almak için kaç yıl kullanmak gerekir?
Türk Medeni Kanunu'na göre tapuda kayıtlı olmayan taşınmazı yirmi yıl süreyle, kimseyle davalı olmadan, ara vermeden ve malik gibi kullanan kişi tescil isteyebilir. Hukuk Genel Kurulu'na göre taşınmazın ayrıca özel mülkiyete elverişli olması gerekir. Kadastro Kanunu'na göre orman, mera ve yol gibi yerler kazandırıcı zamanaşımıyla kazanılamaz. Yer ancak emek ve masrafla tarıma elverişli hâle getirilebiliyorsa (imar-ihya), Yargıtay kararlarına göre yirmi yıl bu çalışmanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanır. Önceki zilyedin süresi, devreden aynı yetkiye sahipse eklenebilir.
Tapusuz arazi tescil davası kime karşı açılır?
Dava Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine (örneğin köy tüzel kişiliği veya belediye), tapuda malik gözüken biri varsa onun mirasçılarına karşı açılır. Hukuk Genel Kurulu bu davalarda Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisini kanuni hasım saymaktadır. Dava yalnız komşu parsel sahiplerine açılmışsa Kurul, davacıya davayı Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişisine yöneltmesi için süre verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Kaç dönüme kadar belgesiz tapu alınabilir?
Kadastro Kanunu m. 14'e göre aynı çalışma alanı içindeki taşınmazların toplamı sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar zilyetlik belgesiz olarak ispatlanabilir. Bu sınırı aşan kısım için zilyetliğin ayrıca kanunda sayılan belgelerden birine, örneğin 31/12/1981 veya daha önceki tarihli vergi kayıtlarına dayanması gerekir. Yargıtay kararlarına göre mahkeme, davacının ve mirasbırakanlarının aynı bölgede başka belgesiz edinimi olup olmadığını araştırır.
Kadastroda tescil harici bırakılan yer için dava açma süresi geçer mi?
Kadastro Kanunu'ndaki on yıllık süre, hakkında kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlar içindir. Hukuk Genel Kurulu ve 16. Hukuk Dairesi, tutanak düzenlenmeden tescil harici bırakılan yer için bu sürenin uygulanmayacağını ve kanunda dava açma süresi bulunmadığını kabul etmiştir; 7. Hukuk Dairesi'nin 2021 tarihli bir kararında ise tespitten önceki zilyetliğe dayanan davanın makul sürede açılması aranmıştır. Hukuk Genel Kurulu, kadastroda tutanak düzenlenmeden paftasında yol olarak gösterilip tespit dışı bırakılan bir yerde, tescil için paftanın düzenlendiği ve terk edildiği tarihten itibaren yirmi yıldan fazla kullanım aramıştır.
Orman veya fundalık bir alanı temizleyip ekersem tapu alabilir miyim?
Orman sayılan yerler zilyetlikle kazanılamaz. Yargıtay kararlarına göre öncesi orman olan bir yerin üzerindeki ağaçlar yok edilmiş olsa bile orman toprağı orman sayılır; makilik ve fundalık yerler de orman toprağıysa imar-ihya ile kazanılamaz. Orman sayılmayan, kamu hizmetine ayrılmamış, tapuda kayıtlı olmayan ve imar planı alanı dışında kalan (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, taşınmazın imar planına ne zaman alındığının açıklığa kavuşturulmasını istemiştir) bir yer ise emek ve masrafla tarıma elverişli hâle getirilip bu çalışmanın tamamlanmasından sonra yirmi yıl malik gibi kullanılmışsa, Kadastro Kanunu m. 14'teki şartlar da bulunmak kaydıyla kazanılabilir; belgesiz edinimdeki alan sınırı bu şartlardandır.
Mera, yol veya dere yatağında zilyetlikle tapu alınabilir mi?
Kural olarak hayır. Kadastro Kanunu'na göre mera, yaylak ve kışlak gibi orta malları, yol ve meydanlar, hizmet malları ve kamu hizmetine ayrılan yerler kazandırıcı zamanaşımıyla edinilemez. Yargıtay kararlarına göre aktif nehir ve çay yataklarının etki alanındaki yerler de kazanılamaz; akarsuyun terk ettiği eski yatak ise koşulları oluşursa imar-ihya ile kazanılabilir.
Arazi sonradan Hazine adına tapuya yazıldıysa ne olur?
7. Hukuk Dairesi'ne göre tapuda Hazine adına kayıtlı bir yer kural olarak imar-ihya yoluyla kazanılamaz. Kazanma koşullarının Hazine adına tescilden önce dolduğu ileri sürülürse bu araştırılır: 7. Hukuk Dairesi, bu iddiayla Hazineye karşı açılan tapu iptali ve tescil davasında birbiriyle uyumlu olmayan bilirkişi raporlarına dayanan ret kararını bozmuş, zilyetliğin yirmi yıla ulaşıp ulaşmadığının tespit edilmesini istemiştir. Taşınmaz dava dışı kişilere geçmişse Hukuk Genel Kurulu, kazanma koşullarının Hazine adına tescilden önce tamamlandığı kabul edilen bir davada, taşınmaz dava dışı kişilere geçtiği için tapu iptali yerine mülkiyetin tespitine karar verilebileceğini ve bu kararın Hazineye karşı tazminat davasına dayanak olacağını oy çokluğuyla kabul etmiştir.
Davayı kazanırsam Hazineden yargılama gideri ve vekâlet ücreti alabilir miyim?
Yargıtay kararlarına göre tespit dışı bırakılan taşınmazın tescili davalarında Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri yasal hasım olduğundan yargılama gideri, harç ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamaz. 1. Hukuk Dairesi, bu kalemlerin Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine hükmedildiği bir kararı bu yönden düzeltmiştir.
Tapusuz arazi tescil davası hangi mahkemede açılır ve hâkim ne zaman tescile karar verir?
Dava kural olarak taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır; yetki kesindir. Kadastro çalışması yapılan yerde kadastro komisyonunca gönderilen tutanaklara ait davalara ve askı ilanı süresi içinde açılan davalara kadastro mahkemesi bakar. Dava konusu bir gazete ve bir internet haber sitesinde ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan edilir ve son ilandan başlayarak üç ay içinde itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve iddia ispatlanırsa hâkim tescile karar verir.
Tapuda ölmüş birinin adına kayıtlı araziyi zilyetlikle kendi adıma yazdırabilir miyim?
Türk Medeni Kanunu m. 713/2 tapulu taşınmazda olağanüstü zamanaşımına dayanan tescili, malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kişi adına kayıtlı olduğu hâllerde tanır. Fıkradaki ölmüş kişiye ilişkin ibare Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ve iptal 23/7/2011'de yürürlüğe girmiştir. 7. Hukuk Dairesi, malikin kim olduğu tapu kütüğünden (kadastro tutanakları dahil) anlaşılabiliyorsa bu fıkraya dayanan davanın kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Gayrimenkul Hukuku alanına dön
Bu alandaki diğer rehberler
- Geçit hakkı: zorunlu geçit, mecra ve zorunlu su hakkı davası
- Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davaları
- Reddi miras, tenkis, vasiyetnamenin iptali ve mirasçılık belgesi
- Ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu): aynen taksim, satış ve muhdesat
- Tahliye davası: kiracının hangi sebeplerle ve hangi sürede çıkarılabileceği
- Ecrimisil davası: haksız işgal tazminatının şartları, hesaplanması ve zamanaşımı
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.