İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

2B arazisi: orman vasfını yitirmiş yerlerde hak sahipliği, satış ve kullanım kadastrosu davaları

Yayın tarihi:

Bu sayfada

Kısaca

  • Orman niteliğini 1981 yılı sonundan önce tamamen kaybetmiş bazı yerler orman sınırı dışına çıkarılır ve Hazine adına kaydedilir.
  • Bu yerleri kullanan kişiler, kayıtta kullanıcı olarak gösterilmişlerse yeri Devletten satın alma hakkı kazanabilir.
  • Satış bedeli rayiç değerin bir oranıdır ve taksitle ödenebilir.
  • Kayıtta adı yanlış yazılan ya da hiç yazılmayan kişi mahkemeye başvurabilir.
  • Mahkeme bu davada yeri fiilen kimin kullandığını keşif, tanık ve bilirkişiyle araştırır.

Orman niteliğini kaybettiği için Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler halk arasında 2B arazisi diye anılır. Bu rehber, 6831 sayılı Orman Kanunu m. 2/B'deki çıkarma şartlarını, 6292 sayılı Kanun'a göre kimin hak sahibi sayıldığını, başvuru sürelerini ve uzatmalarını, satış bedelini ve ödeme koşullarını, kullanım kadastrosunda kullanıcı ve muhdesat şerhine itirazı, Hazinenin açtığı davaların akıbetini ve bu davalarda Yargıtay'ın aradığı delilleri Yargıtay kararlarıyla anlatır.

İlgili rehberler: Orman kadastrosuna itiraz: süre, görevli mahkeme, tapusu orman çıkan arazi ve tazminatTapusuz arazi tescil davası: zilyetliğe dayalı tescilin şartları, süresi ve ispatıOrman Kanunu suçları (6831 sayılı Kanun m. 91-93)

Dava, süre ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Görevli mahkeme

Kullanım kadastrosu tutanağına (kullanıcı ve muhdesat şerhine) 30 günlük askı ilanı içinde açılan davalar kadastro mahkemesinde görülür. Askı süresinden sonra açılan davalarda ve tescil, şerh terkini gibi diğer malvarlığı davalarında görevli mahkeme, aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir; bu davalar HMK m. 4/1'de sulh hukuk mahkemesine verilen davalar arasında sayılmaz. Orman kadastro komisyonunun 2/B uygulamasına (orman sınırı dışına çıkarma işlemine) itiraz ise askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemesinde, kadastro mahkemesi olmayan yerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemede açılır; bu davada hasım Hazine ve Orman Genel Müdürlüğüdür. 6292 sayılı Kanun m. 7'ye dayanan bedelsiz iade, olmadığı takdirde rayiç bedel istemlerinde ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun benimsediği Özel Daire bozmasında idarenin yapacağı belirlemelerin idari işlem olduğu, uyuşmazlığın idari yargıda çözümlenmesi gerektiği ve adli yargıda açılan tapu iptali ve tescil isteğinin dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu gerekçe bozmada “Kabule göre de” diye ikinci gerekçe olarak kurulmuştur; Kurulun önündeki uyuşmazlık harçtı ve Kurul yargı yolunu ayrıca tartışmamıştır. İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2/1'e göre idari dava türleri arasında idari işlemlere karşı iptal davası ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanların açtığı tam yargı davası yer alır.

Dayanak: Kadastro Kanunu m. 11/1, m. 26/1, ek m. 4; HMK m. 2/1, m. 4/1; 6831 sayılı Kanun m. 11/1-2; İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2/1-a, b

Yetkili mahkeme

Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir: taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine ilişkin davalar bu kurala tabidir. Kadastro mahkemesinin yetkisi her taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar ve bölgenin idari sınırlarına göre belirlenir.

Dayanak: HMK m. 12/1; Kadastro Kanunu m. 26/4

Dava şartı

Zorunlu arabuluculuk yoktur: kullanım kadastrosuna itiraz, şerh ve tescil davaları 6325 sayılı Kanun m. 18/B/1'in dava şartı arabuluculuğa bağladığı uyuşmazlıklar (kira, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu, komşu hakkı) arasında yer almaz. Taşınmazın hak sahibine doğrudan satışı için başvuru mahkemeye değil idareye (defterdarlık, malmüdürlüğü) yapılır. İdarenin 6292 sayılı Kanun uyarınca satın alma başvurusunu reddetmesine karşı açılan iptal davası, incelenen bir Danıştay kararına konu dosyada idare mahkemesinde görülmüş; bölge idare mahkemesi davacının m. 6'ya göre hak sahibi olup olmadığını da değerlendirmiş ve karar temyizde Danıştayca onanmıştır. Satış bedeline itirazın yargı yolu incelenen kararlarda ele alınmamıştır. 6292 sayılı Kanun m. 7'deki iade istemleri için görevli mahkeme satırına bakınız.

Dayanak: 6325 sayılı Kanun m. 18/B/1; 6292 sayılı Kanun m. 2/1-d, m. 6/3; İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2/1-a

Süre ve zamanaşımı

Kullanım kadastrosu tutanağına karşı dava, askı ilanının 30 gün süresi içinde kadastro mahkemesinde açılır. Tutanak kesinleştikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanan itiraz ve davalar, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl içinde açılabilir. 6292 sayılı Kanun kapsamındaki 2/B alanları hakkında yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar bu alanların aynına yönelik olarak dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez; kullanıcı şerhi davalarının bu kapsama girip girmediği incelenen Yargıtay kararlarında çözülmemiştir. Satın alma başvurusunun süresi ayrıdır: Kanunun yürürlüğünden önceki listeler ve tutanaklar için altı ay, sonradan tescil edilen listeler ve kesinleşen tutanaklar için tescil veya kesinleşmeden itibaren sekiz ay.

Dayanak: Kadastro Kanunu m. 11/1, m. 12/3; 6292 sayılı Kanun m. 9/4, m. 6/3

Yargılama usulü

Asliye hukuk mahkemesinde yazılı yargılama usulü: bu davalar HMK m. 316/1'de basit yargılama usulüne bağlanan dava ve işler arasında sayılmaz. Kadastro mahkemesinde ise Kadastro Kanunu'nda ayrıca açıklık bulunmayan hâllerde basit yargılama usulü uygulanır.

Dayanak: HMK m. 316/1; Kadastro Kanunu m. 29/3

Harç

Yargı harcı, değer ölçüsüne göre nispi, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır; tescil ve tapu kayıt iptali gibi taşınmazın aynına ilişkin davalarda harca esas değer taşınmazın değeridir. Kadastro mahkemesinde ise kadastro hâkimi dava harcı ve yargılama giderlerinin tespit ve hesaplanmasında taşınmazın son beyan dönemi emlak vergisi değerini esas alır (Kadastro Kanunu m. 36). Kadastro işlemiyle oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemelerinde ve genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil yargılama giderine hükmolunmaz (m. 36/A). Kullanıcı şerhi davasının maktu mu nispi mi harca tabi olduğuna ilişkin bir Yargıtay kararına incelenen kararlarda rastlanmamıştır. 6292 sayılı Kanun m. 7'ye dayanan bedelsiz iade, olmadığı takdirde rayiç bedel davası için Hukuk Genel Kurulu harç uyuşmazlığında davanın maktu harca tabi olduğunu kabul etmiş; aynı kararın benimsediği bozmada ise uyuşmazlığın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Genel bütçeye dahil idarelerin (Hazine) 1 ve 3 sayılı tarifelere giren işlemleri harçtan müstesnadır. 6292 sayılı Kanun'a göre yapılan satış, tescil, devir, terkin ve ipotek işlemleri ise 492 sayılı Kanun kapsamındaki harçlardan muaftır; bu muafiyet idari işlemlere ilişkindir, mahkeme harcına değil.

Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15, m. 16/1, m. 13/j; Kadastro Kanunu m. 36, m. 36/A; 6292 sayılı Kanun m. 10/6

Kanun yolu

Nihai karara karşı istinaf; m. 341/2'deki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bölge adliye mahkemesinin kararı, m. 362/1-a'daki temyiz sınırını geçmeyen davalarda kural olarak temyiz edilemez. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul edip yeniden esas hakkında karar vermişse, kabul edilen ya da reddedilen kısım m. 341/2'deki sınırın üzerindeyse karar temyiz edilebilir (m. 362/3); temyiz sınırının altında kalan bu kararlarda iki karar arasındaki fark m. 341/2'deki sınırı geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Parasal sınırlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. Kadastro mahkemesinin kararları ile otuz günlük askı ilan süresinden sonra kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlara ve orman kadastrosuna ilişkin davalardaki kararlara karşı ise miktar veya değere bakılmaksızın istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilir (Kadastro Kanunu ek m. 6).

Dayanak: HMK m. 341/1-a, m. 341/2, m. 362/1-a, m. 362/3, ek m. 1; Kadastro Kanunu ek m. 6

6831 sayılı Orman Kanunu m. 2/B'ye göre hangi yerler orman sınırı dışına çıkarılır ve 2/A'dan farkı nedir?

6831 sayılı Kanun m. 2/1 orman sayılan yerlerden iki grubu orman sınırları dışına çıkarır. (A) bendi, öncelikle orman içindeki köyler halkının yerleştirilmesi amacıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerleri kapsar. (B) bendi ise 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık gibi tarım alanları, otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlarını kapsar. Halk arasındaki 2B arazisi deyimi bu ikinci bentten gelir.

Tarih şartı zaman içinde değişmiştir. Hukuk Genel Kurulu, 1973 yılında 1744 sayılı Kanunla 15.10.1961 tarihinden önce orman niteliğini tam olarak kaybetmiş alanların orman sınırı dışına çıkartılmasına olanak sağlandığını, son düzenleme olan 3302 sayılı Kanunla bu tarihin 31.12.1981 olarak belirlendiğini açıklamıştır. (Yargıtay HGK, E. 2025/100)1 6292 sayılı Kanun m. 2/1-b de 2/B alanlarını, 6831 sayılı Kanunun 1744, 2896 ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine veya kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ve çıkarılacak yerler olarak tanımlar; 2/A alanları ise m. 2/1-a'ya göre (A) bendine göre çıkarılan yerlerdir.

İki grubun idaresi ve akıbeti farklıdır. 6292 sayılı Kanun m. 3/1'e göre 2/A alanları köy halkının yerleştirilmesi için Orman Genel Müdürlüğünün, 2/B alanları ise bu Kanun kapsamında değerlendirilmek üzere Maliye Bakanlığının tasarrufuna geçer. Bu rehber 2/B alanlarını anlatır. 6831 sayılı Kanun m. 2'ye göre bu hükümler muhafaza ormanı, millî park, tabiat parkı, tabiatı koruma alanı, izin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlık alanlarda bu niteliklerin devamı süresince, yanan orman sahalarında ise hiçbir şekilde uygulanmaz; bu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir suretle daraltma yapılamaz.

Çıkarma işlemi idarenin işidir. Hukuk Genel Kurulu, bir kadastro çalışması olarak görülen 2/B uygulamasının, yani orman vasfını yitiren alanların orman sınırları dışına çıkarılmasının bir idari işlem niteliğini taşıdığını belirtmiştir.1 Kurul aynı kararda, orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 2/B gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğunu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının teknik olarak mümkün olmadığını kabul etmiş ve tapuya 2/B şerhi verilmesinde direnen ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.1 Orman kadastrosuna ve orman sınırına itiraz ayrı bir konudur ve orman kadastrosuna itiraz rehberinde anlatılır; ormanda izinsiz yapı ve açma gibi fiillerin cezai yönü ise orman kanunu suçları rehberinin konusudur.

2B arazisinde hak sahibi olmanın şartları nelerdir (6292 sayılı Kanun m. 6/1-2)?

6292 sayılı Kanun m. 6 hak sahipliğini tapu kütüğünün beyanlar hanesine bağlar. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre taşınmazın 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden, taşınmazı satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler hak sahibi sayılır (m. 6/1). Kanunun yürürlüğünden sonra düzenlenecek listeler, tutanaklar ve mahkeme kararları için aynı tarih şartı m. 6/2'de tekrarlanır.

Bu şartları sırayla saymak gerekirse: 1) taşınmaz 2/B alanında bulunmalı, 2) kişi güncelleme listesi, kadastro tutanağı veya kesinleşmiş mahkeme kararına göre beyanlar hanesinde kullanıcı ya da muhdesat sahibi olarak gösterilmiş olmalı, 3) bu kullanıcılık veya muhdesat sahipliği 31/12/2011 tarihinden önceye dayanmalı, 4) kişi süresi içinde idareye başvurmalıdır. Birinci fıkradaki grup için ayrıca satış bedelinin itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabulü aranır. İkinci fıkradaki aynı ibare ise Anayasa Mahkemesinin 26/11/2025 tarihli ve E.: 2025/236, K.: 2025/227 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; madde metninde bu yer (…) işaretiyle gösterilir.

Hak sahipliği kendiliğinden mülkiyet vermez. Hukuk Genel Kurulu, beyanlar hanesinde kullanıcı veya muhdesat sahibi olarak gösterilen kişilere tanınan hakkın taşınmazı öncelikli alım hakkı konusunda kişiye bir şahsi hak olduğunu, doğrudan doğruya mülkiyet hakkı kazanımı sağlamadığını belirtmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2025/509)2 Bu yüzden 2B arazisi zilyetlikle tescil yoluyla kazanılamaz; tapusuz arazinin zilyetliğe dayalı tescili tapusuz arazi tescili rehberinde ayrıca anlatılır.

Hak devredilebilir. 6292 sayılı Kanun m. 6/10'a göre hak sahibi olunmasında kanuni halefiyet, hak sahibinin veya mirasçılarının Kanunun yürürlüğünden sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri hâlinde ise akdî halefiyet hükümleri geçerlidir. Hukuk Genel Kurulu, hak sahipliğinin noter huzurunda devri mümkün ise de birden fazla kişiye devrin mümkün olmadığını, ilk devirden sonra hak sahipliği kalmayan mirasçının yaptığı ikinci devrin geçerli sayılamayacağını kabul etmiştir.2 Kurul, bu muvafakatnamelerin şahsi hak tanıdığını, bu nedenle elbirliği mülkiyetine tâbi durumlarda tüm mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğunun 6292 sayılı Kanun kapsamında verilen muvafakatnamelerde bulunmadığını da belirtmiş; mirasçının kendi payına düşen hakkı tek başına devredebileceğini kabul eden direnme kararını yerinde bulmuştur.2

Hak sahipliğinin dayanağı kesinleşmiş kullanım kadastrosudur. 8. Hukuk Dairesi, 6292 sayılı Kanunun uygulanması aşamasında kesinleşen kullanım kadastrosu sonucu belirlenen kullanıcıların esas alınacağını; orman kadastro komisyonunca yapılan 2/B çalışma tutanaklarında yer alan kullanıcı isimlerinin ise tarafların hak ve borçlarını etkileyecek mahiyette olmadığını belirterek bu tutanaklardaki isimlerin düzeltilmesi istemiyle açılan davada hukuki yarar bulunmadığını kabul etmiştir. (Yargıtay 8. HD, E. 2021/8639)3

2B satış başvurusu ne kadar sürede yapılırdı, süre kaç kez uzatıldı ve bugün başvuru yapılabilir mi (6292 sayılı Kanun m. 6/3, geçici m. 2, 4, 7, 9)?

6292 sayılı Kanun m. 6/3 iki ayrı süre koyar. Birinci fıkra kapsamındaki hak sahipleri, yani Kanunun yürürlüğünden önce düzenlenmiş listelere ve tutanaklara göre kullanıcı olarak gösterilenler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde; ikinci fıkra kapsamındakiler ise güncelleme listelerinin tescil edildiği veya kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren sekiz ay içinde idareye başvurarak taşınmazın kendilerine doğrudan satılmasını isteyebilirler. Satış işlemleri idarece, başvuru süresinin bittiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır (m. 6/6). m. 6/16'ya göre bu sürelerin iki katına kadar artırılmasına Cumhurbaşkanı yetkilidir.

Süre kanunla dört kez yeniden açılmıştır: 1) geçici m. 2 (26/2/2014, 6527) süresi içinde başvurmayanlara altı ay başvuru süresi, tebligattaki bedeli ödemeyenlere altı ay ödeme süresi verdi; 2) geçici m. 4 (20/8/2016, 6745) yine altı ay başvuru ve ödeme süresi verdi ve bu maddedeki sürelerin iki katına kadar artırılmasına yetki tanıdı (bugünkü metinde yetki Cumhurbaşkanınındır; bu maddedeki sürelerin uzatılması için mevzuat metni 22/9/2017 tarihli ve 2017/10842 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına atıf yapar); 3) geçici m. 7 (16/5/2018, 7144) başvuru ve ödeme sürelerini 30/11/2018 tarihine kadar uzattı; 4) geçici m. 9 (4/7/2019, 7181) bunları 16/12/2019 tarihine kadar uzattı. Geç başvuranlar için satış bedeli, başvuru süresinin son gününü izleyen üç aylık sürenin bittiği günden ödeme için başvurulan güne kadar TÜFE aylık değişim oranları toplamında artırılarak hesaplanır; geçici m. 9'dan yararlanmak için bu bedelin yüzde ellisinin tebligattan itibaren üç ay içinde ödenmesi gerekir.

Kanunun 16 Ekim 2026 itibarıyla yürürlükteki metninde 16/12/2019 tarihinden sonra başvuru süresini yeniden açan bir geçici madde yer almamaktadır. Bu nedenle Kanunun yürürlüğünden önceki listeler ve tutanaklar kapsamındaki birinci gruptan süresinde başvurmamış olanlar için kanuni süreler geçmiştir. Geçici m. 8 ayrıca, 7. madde kapsamındaki taşınmazların kullanıcılarının ve kayıt maliklerinin farklı kişiler olmaları nedeniyle satın alma veya iade hakkından yararlanamayanların 31/12/2020 tarihine kadar başvurmaları hâlinde durumlarına göre m. 6/12 veya m. 7/4 hükümlerinden yararlandırılacağını öngörmüştü; bu süre de geçmiştir. İkinci grupta ise süre her taşınmaz için ayrıca işler: başvuru süresi listenin tescili veya tutanağın kesinleşmesiyle başlar. Bu yüzden kullanım kadastrosu ya da güncelleme çalışması yeni yapılan veya yeni kesinleşen bir yerde sekiz aylık başvuru süresi bugün de işleyebilir; hangi grubun söz konusu olduğu tapu kaydı ve tutanağın kesinleşme tarihinden anlaşılır.

Süresi içinde başvurulmayan ya da yükümlülükleri yerine getirilmeyen taşınmazların sonucunu da Kanun düzenler. m. 6/14'e göre hak sahibi bulunmayan veya doğrudan satın almaya ilişkin hak sahipliği kalmayan taşınmazların tapu kütüklerindeki 2/B, kullanıcı ve muhdesat belirtmeleri Maliye Bakanlığının talebi üzerine terkin edilir ve bu taşınmazlar satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir. m. 9/3'e göre de bu taşınmazlar hakkında açılmamış davalar açılır, durdurulan davalara devam edilir ve kesinleşmiş yargı kararları yerine getirilir.

2B arazisinin satış bedeli rayiç değerin yüzde kaçıdır; peşin ve taksitli ödeme nasıl yapılır (6292 sayılı Kanun m. 6/4, 6/8, 6/9)?

6292 sayılı Kanun m. 6/4'ün 30/1/2013 tarihli 6412 sayılı Kanunla değişik hâline göre hak sahiplerine doğrudan satılacak taşınmazların satış bedeli, dört yüz metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde ellisi, fazlası için rayiç bedelin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanır. Birden fazla taşınmazda hak sahibi olunması hâlinde yüzde elli hesaplaması hak sahibinin tercih edeceği yalnız bir taşınmaz için uygulanır. 6/3/2013 tarihli 6444 sayılı Kanunla eklenen cümleye göre tamamen ve münhasıran bilfiil tarımsal amaçla kullanılan ve üzerinde tarımsal amaçlı yapılar ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut dışında yapı bulunmayan yerlerde satış bedeli rayiç bedelin yüzde ellisi üzerinden hesaplanır; bu yer sonradan farklı amaçla kullanılırsa aradaki fark yüzde yetmiş oranına göre kanuni faiziyle kayıt malikinden tahsil edilir.

Rayiç bedel m. 2/1-g'de, satılacak taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu veya 4706 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit ve takdir edilen bedeli olarak tanımlanmıştır. Kanunun yürürlüğünden önce düzenlenen güncelleme listeleri veya kadastro tutanakları kapsamındaki taşınmazların satışı 1/5/2010 tarihinden itibaren tespit edilen rayiç bedeller üzerinden yapılır (m. 6/7).

Ödeme peşin veya taksitle yapılabilir (m. 6/8). Bedelin tamamı peşin ödenirse yüzde yirmi, en az yarısı ödenirse yüzde on indirim uygulanır ve bu bedeller yazılı tebligattan itibaren en geç üç ay içinde ödenir. Peşinat alınmadan yapılan taksitli satışlarda tarımsal amaçlı yerler için bedelin yüzde onu, diğer yerler için yüzde yirmisi tebligattan itibaren üç ay içinde, kalanı belediye ve mücavir alan sınırları içinde en fazla beş yılda on eşit taksitte, dışında en fazla altı yılda on iki eşit taksitte faizsiz ödenir. Taksit oranları ve süreleri 6444 sayılı Kanunla bu hâle getirilmiştir; aynı fıkranın bir cümlesi de Anayasa Mahkemesinin 18/5/2023 tarihli ve E.: 2023/27, K.: 2023/100 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Taksitli satışta kalan miktar için banka teminat mektubu verilirse veya taşınmaz üzerinde Hazine lehine kanuni ipotek kurulursa taşınmaz tapuda hak sahibi adına devredilir; bu satış ve ipotek sözleşmelerinde resmî şekil şartı aranmaz (m. 6/8). Peşin satışta bedelin tamamını, taksitli satışta peşinatı veya taksitleri vadesinde ödemeyenlerin doğrudan satın alma hakkı düşer; ancak taksit süresinin sonuna kadar ödenmek kaydıyla taksitlerden ikisinin vadesinde ödenmemesi yükümlülüğün ihlali sayılmaz ve vadesinde ödenmeyen taksitlere 6183 sayılı Kanun m. 51'deki oranda gecikme zammı uygulanır (m. 6/9). 6292 sayılı Kanun m. 10/6'ya göre bu Kanunun uygulanmasında yapılacak satış, tescil, devir, terkin ve ipotek işlemleri 492 sayılı Kanun kapsamındaki harçlardan muaftır.

Kullanım kadastrosu (Kadastro Kanunu ek m. 4) nedir; kullanıcı ve muhdesat şerhine itiraz nereye ve hangi süre içinde yapılır?

Kadastro Kanunu ek m. 4/1'e göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan 2/B yerleri, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, m. 11'deki askı ilanı dışındaki ilanlar yapılmaksızın kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir. Hukuk Genel Kurulu, kullanım kadastrosu denilen bu çalışmanın amacının 2/B sahalarını fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak, Hazine adına tescil ederken taşınmazlar üzerinde fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek beyanlar hanesinde göstermek olduğunu belirtmektedir.12 Ek m. 4'e göre taşınmaz Hazine adına tescil edilir; üzerindeki muhdesatın kime ait olduğu ise beyanlar hanesinde gösterilir. Yargıtay kararlarına konu bir olayda beyanlar hanesine yazılan muhdesat ev ve ahırdır. (Yargıtay 8. HD, E. 2023/17)4 Taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarını kimin diktiği ise başka bir kararda kullanıcının belirlenmesinde delil olarak değerlendirilmiştir. (Yargıtay 8. HD, E. 2022/1413)5

İtirazın yeri zamana göre değişir. 8. Hukuk Dairesi, kullanım kadastrosu tutanağı düzenlenen taşınmazlarda beyanlar hanesinde yer alan ya da alması gereken kullanıcı ve muhdesat şerhlerine ilişkin olarak askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde, askı ilanından sonra ise genel mahkemelerde kullanım kadastrosuna itiraz davası açılabileceğini belirtmektedir.34 Kadastro Kanunu m. 11/1'e göre askı süresi 30 gündür; m. 11/4'e göre bu Kanun gereğince yapılan ilanlar ilgililere şahsen tebliğ edilmiş sayılır. 16. Hukuk Dairesi, kullanım kadastrosu yapılmış bir taşınmazda zilyetlik şerhi istemiyle açılan davayı zilyetliğin korunması davası sayıp görevsizlik kararı veren mahkemenin kararını bozmuş; tapu kaydının oluştuğu tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kullanım kadastrosuna itiraz için asliye hukuk mahkemesinde dava açılabileceğini kabul etmiştir. (Yargıtay 16. HD, E. 2013/13851)6

Kullanım kadastrosuna konu edilmemiş taşınmazda durum farklıdır. 16. Hukuk Dairesinin 2020 tarihli kararına konu olayda mahallenin tamamında 2010 yılında Kadastro Kanunu ek m. 4 uyarınca kullanım kadastrosu yapılmış, ancak kadastro parselinden ifrazen gelen taşınmazlarda bu çalışma yapılmamıştı; dava konusu taşınmazın da kadastro parselinden ifrazen oluştuğu ve 2/B parseli olmadığı bildirilmişti. (Yargıtay 16. HD, E. 2019/4658)7 Daire, kullanım kadastrosu yapılmasının idari bir tasarruf olduğunu ve kullanım kadastrosu yapılmayan taşınmazların beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesine ilişkin davanın dinlenme olanağı bulunmadığını belirterek verilen kabul kararını bozmuştur.7 Hukuk Genel Kurulu kararında aktarılan 8. Hukuk Dairesi bozma kararında da kullanım veya güncelleme kadastrosuna konu olmayan taşınmazda zilyetlik şerhi verilmesinin hukuken mümkün olmadığı belirtilmiştir; Kurulun önüne gelen uyuşmazlık ise yalnız taşınmazın 2/B alanı olup olmadığına ilişkindi.1

Kullanım kadastrosu yapılan bir poligonda tutanak dışında kalan bölümler ise 8. Hukuk Dairesi kararlarında ayrı değerlendirilir. Daire, 2/B poligonunun bir kısmı hakkında kullanım kadastrosu yapılıp bir bölümünün çalışma alanı dışında bırakılma yetkisi bulunmadığını; bu poligon içindeki bir taşınmaz için kullanım kadastrosu talebinin mahkemece değerlendirilmesinin idareyi zorlayıcı karar sayılamayacağını belirtmiştir. (Yargıtay 8. HD, E. 2021/14951)8 Başka bir kararında, tapuya tescilli olmasa da Hazinenin mülkiyetindeki 2/B parseli içinde kaldığı belirlenen bölüm için fiili kullanıma göre kadastro parseli oluşturulup Hazine adına tescil edilerek davacı lehine kullanım şerhi verilmesinin hukuken mümkün olduğunu kabul etmiştir. (Yargıtay 8. HD, E. 2021/3578)9 Yol olarak bırakılan ve iki 2/B parseli arasında kalan bir bölüm için de kullanım kadastrosu yapılmak üzere belirlenen alanda kaldığı gerekçesiyle davacının fiili kullanıcı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.4 Olgular karşılaştırıldığında 16. Hukuk Dairesinin olayında taşınmazın 2/B parseli olmadığı bildirilmişken, 8. Hukuk Dairesinin bu kararlarında dava konusu bölüm kullanım kadastrosu yapılan 2/B poligonu veya parseli içindedir.789 İncelenen kararlar arasında bu iki çizgiyi birlikte değerlendiren bir Hukuk Genel Kurulu kararı yoktur.

Kullanıcı olunduğunun ispatı: Yargıtay 2B davalarında hangi delillere bakıyor?

İspatın konusu, tespit günündeki fiili kullanımdır. 8. Hukuk Dairesi, kullanım kadastrosunda beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişilerin kadastro tespiti sırasında taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullanan kişiler olduğunu belirtmektedir.59 Hukuk Genel Kurulu da kullanıcı olarak gösterilebilecek kişilerin kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı fiilen kullanan kişiler olduğunu tekrar etmiştir.2 Hak sahipliği için 6292 sayılı Kanun m. 6/1-2'deki 31/12/2011 öncesi kullanım şartı ayrıca aranır; Kadastro Kanunu ek m. 4 de taşınmazın kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığının tutanağa yazılmasını ister.

Yargıtay'ın aradığı delil düzeni keşfe dayanır. 8. Hukuk Dairesi, mahallinde yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve fen bilirkişisiyle keşif yapılarak çekişmeli bölümün niteliğinin, fiili kullanım bulunup bulunmadığının, varsa ne kadar süreyle kim veya kimler tarafından ne amaçla kullanıldığının etraflıca sorulmasını ve maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmasını; fen bilirkişisinden çekişmeli bölümün 2/B parseli içinde kalıp kalmadığı konusunda denetime elverişli rapor alınmasını istemiştir.9 Daire başka bir kararında, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarının yanında hava fotoğrafları ve memleket haritasında yerin yol olarak görünmediğini ve kadimden beri yol olarak kullanılmadığını dikkate alarak davanın kabulü gerektiğine karar vermiştir.4

Kullanım, kişinin bizzat orada oturmasını gerektirmez. 8. Hukuk Dairesi, uzun seferlere çıkan davacının, komşuların taşınmazı fer'i zilyet sıfatıyla bahçe olarak kullanmalarına izin verdiği ve bu nedenle Kanunun aradığı anlamda asli zilyetliğinin bulunduğu bir olayda davanın reddini bozmuştur. (Yargıtay 8. HD, E. 2021/7961)10 Muhdesat da kullanımın delilidir: Daire, keşifte dinlenen kişilerin taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının davacının babası tarafından dikildiğini beyan ettiği bir davada, davacının kullanıcılığını kabul etmeyen bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur.5

Davanın hukuki dayanağı da doğru kurulmalıdır. Hukuk Genel Kurulu, kesinleşen kullanım kadastrosundan sonra kullanıcı şerhi sahibinin mirasçısının aynı hakkı iki kişiye muvafakatnameyle devretmesinden doğan davayı kullanım kadastrosuna itiraz değil, 6292 sayılı Kanun kapsamındaki hak sahipliğinin tespiti davası olarak nitelemiş; davacının güncelleme sonrası bir satın almaya dayandığı gerekçesiyle idareye başvurması gerektiği ve davanın dinlenmeyeceği yönündeki Özel Daire gerekçesini yerinde görmemiştir.2 Kurula göre bu davada çözülmesi gereken, taraflara verilen muvafakatnamelerden hangisine üstünlük tanınacağıdır.2

Hazinenin açtığı 2B davaları ne olur: durdurma, vazgeçme ve tapulu taşınmazlar (6292 sayılı Kanun m. 7 ve m. 9)?

6292 sayılı Kanun m. 9/2'ye göre Kanuna göre yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar 2/B alanları hakkında Hazine tarafından kişiler aleyhine açılması gereken davalar açılmaz, açılmış ve devam eden davalar durdurulur. Hak sahipleri süresinde başvurmazsa veya yükümlülüklerini yerine getirmezse mahkemeler bu davalara devam ederek genel hükümlere göre karar verir. m. 9/4'e göre işlemler sonuçlanıncaya kadar 2/B alanlarının aynına yönelik olarak dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez; kullanıcı şerhi davalarının bu kapsama girip girmediği incelenen Yargıtay kararlarında çözülmemiştir.

Hukuk Genel Kurulu, kullanım kadastrosunda konulan zilyetlik şerhinin usulsüz olduğu iddiasıyla Hazinenin açtığı şerhin iptali davasında, m. 9/2 gereğince durma kararı verilmesinin yasadan kaynaklanan bir zorunluluk olduğunu ve davanın esastan sonuçlandırılmasının doğru olmadığını kabul etmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2013/2440)11 Kurul 2021 tarihli kararında da aynı sonuca varmış; ilk derece mahkemesinin, zilyetliğe ilişkin şerh davasının taşınmazın aynına yönelik olmadığı için durdurulacak davalar arasında bulunmadığı yönündeki direnmesini bozmuştur. (Yargıtay HGK, E. 2017/475)12

Tapulu taşınmazlarda ise m. 7 uygulanır. m. 7/1-a'ya göre tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre kişiler adına oluşturulan ve halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir, belirtmeler terkin edilir; aynı gerekçeyle dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir. Hazine adına tescil kararı infaz edilmiş taşınmazlar ise Kanunun yürürlüğünden itibaren iki yıl içinde başvurulması hâlinde önceki maliklere bedelsiz iade edilir. Kanun 26/4/2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2023/627)13 Bu nedenle iki yıllık başvuru süresi dolmuştur; m. 7/3'e göre süresi içinde idareye başvurmayan ilgililerin hakları bu süre sonunda sona erer, bu kişiler hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. 20. Hukuk Dairesi, m. 9'un Hazinenin taşınmazın 2/B alanında kaldığı iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil davalarına uygulanmayacağını; Hazine bu davadan vazgeçmez ve 2/B belirtmesi terkin edilmemiş olursa davayı durdurmak yerine Hazinenin 6292 sayılı Kanun gereğince davadan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 20. HD, E. 2014/964)14 Daire, m. 7/1-a ve b kapsamındaki kayıt maliklerine idareye başvurma yükümlülüğü getirilmediğini ve 6292 sayılı Kanuna göre sonuçlanan davalarda yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılması, vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini de eklemiştir.14 Karar kapatılan 20. Hukuk Dairesine aittir; dayandığı m. 7 ve m. 9 bugün de aynı metinle yürürlüktedir.

m. 7'ye dayanan iade isteğinin yargı yolu ve harcı Hukuk Genel Kurulunun 2025 tarihli kararında ele alınmıştır. İlk derece mahkemesi, bedelsiz iade, olmadığı takdirde rayiç bedel istemiyle açılan davaları nispi harç tamamlanmadığı gerekçesiyle açılmamış saymış ve 8. Hukuk Dairesinin bozmasına karşı direnmişti; Kurulun önüne gelen uyuşmazlık davanın maktu harca mı nispi harca mı tabi olduğuydu.13 Kurul, bu davaların bünyesinde mülkiyet ihtilafı barındıran klasik tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olmadığını, m. 7'deki bedelsiz iade koşullarının mevcut olup olmadığının belirlenmesiyle çözümlenecek, özel yasadan kaynaklanan bir tespit davası olduğunu ve bir hakkın tespitine yönelik bu davaların maktu harca tabi olduğunu kabul etmiştir; karar oy çokluğuyla verilmiştir.13 Kurul direnme kararını Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozmuş ve ilk derece mahkemesinin Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyması gerektiğini belirtmiştir.13 Benimsenen bozma kararında 8. Hukuk Dairesi, taşınmazın bedelsiz iade şartlarını taşıyıp taşımadığının, yerine rayiç bedel ödenip ödenmeyeceğinin ya da rayiç bedele uygun taşınmaz verilip verilmeyeceğinin belirlenmesi şeklindeki faaliyetlerin birer idari işlem olduğunu; davanın İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2/1-a ve b'deki iptal ve tam yargı davaları kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiğini ve davacının ilk talebi olan tapu iptali ve tescil talebi bakımından dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.13 Daire, Uyuşmazlık Mahkemesinin 2019 ve 2020 tarihli iki kararının da bu doğrultuda olduğunu belirtmiştir.13 Bozmada idari yargıya ilişkin gerekçe “Kabule göre de” diye ikinci gerekçe olarak kurulmuştur; Kurul yargı yolunu ayrıca tartışmamış, bozmayı bütünüyle benimsemiştir.13 Benimsenen bozmaya göre m. 7 kapsamında iade veya rayiç bedel istemi adli yargıda tapu iptali ve tescil davası olarak değil, idarenin işlemine karşı idari yargıda ileri sürülür. m. 9/5'e göre de hak sahipleri taşınmazı satın alır veya devralırsa Hazine ile bu kişiler arasında açılan ve durdurulan davalarda yargılama giderleri taraflar üzerinde bırakılır ve Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.

Tapuya 2/B şerhi verilmesi davası: mahkeme bir taşınmazı 2/B alanı sayabilir mi?

6292 sayılı Kanundan yararlanmak isteyen kullanıcılar bazen taşınmazın 2/B alanı olduğunun tapuya şerh verilmesini dava eder; çünkü 6292 sayılı Kanun m. 6 hak sahipliğini ve doğrudan satışı 2/B alanlarında bulunan taşınmazlara bağlar. Hukuk Genel Kurulu böyle bir davada uyuşmazlığı, taşınmazın 6831 sayılı Kanun m. 2/B ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı ve bu hususun beyanlar hanesine şerh verilmesinin gerekip gerekmediği olarak tespit etmiştir.1

Kurul, 1942'de kesinleşen orman tahdidi içinde kalan, 1976'daki 2. madde uygulamasının itiraz üzerine komisyonca kaldırıldığı ve 1989 çalışmalarında 2/B uygulamasına konu edilmeyen bir taşınmazın 2/B alanı sayılamayacağını kabul etmiştir.1 Kurula göre, taşınmazın hükmen tesciline ilişkin önceki kararın hüküm fıkrasında belirtilmeyen ancak gerekçesinde yer alan ve taşınmazın 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir.1 Özel Dairenin aktarılan bozma kararında da kesin hükümle bağlılığın kural olarak hüküm fıkrasına münhasır olduğu ve gerekçeye sirayet etmediği belirtilmiştir.1

Bu kararlar iki sonuç doğurur: 1) 2/B niteliği orman kadastrosu ve 2/B uygulaması tutanaklarından ve haritalarından araştırılır, 2) idarenin usulüne uygun bir çıkarma işlemi yoksa mahkeme taşınmazı 2/B alanı sayarak şerh veremez.1 Orman kadastrosunun kendisine ya da orman sınırına itiraz ise 6831 sayılı Kanun m. 11'deki otuz günlük askı süresine tabidir; m. 11/2'ye göre 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı açılacak itiraz davalarında hasım Hazine ve Orman Genel Müdürlüğüdür.

İlgili mevzuat

6831 sayılı Kanun m. 2 — Orman sınırları dışına çıkarılacak yerler

Madde 2 – (Değişik : 5/6/1986 - 3302/1 md.)

Orman sayılan yerlerden:

A) Öncelikle orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen yerleştirilmesi maksadıyla, orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler ile halen orman rejimi içinde bulunan funda ve makilerle örtülü yerlerden tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler,

B) 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları,

Orman sınırları dışına çıkartılır.

Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.

Bu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir suretle daraltma yapılamaz.

(Değişik dördüncü fıkra: 5/11/2003-4999/2 md.) Bu madde hükümleri; muhafaza ormanı, millî park alanları, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, izin ve irtifak hakkı tesis edilen ormanlık alanlar ve 3 üncü madde ile orman rejimi içine alınan yerlerde bu niteliklerinin devamı süresince; yanan orman sahalarında ise hiçbir şekilde uygulanmaz.

(Ek fıkra: 22/5/1987 - 3373/1 md.) Bu maddenin (B) bendi ile orman sınırları dışına çıkarılıp, 2924 sayılı Kanunun 11 ve 12 nci maddeleri gereğince fiili durumlarına göre ifraz edilerek bedeli karşılığı satılacak yer, yapı ve tesisleri kullananlardan, satış işlemleri tamamlanıncaya kadar ecri misil alınmaz.

Kaynak: Orman Kanunu (6831)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

6292 sayılı Kanun m. 6 — Hak sahibi, başvuru ve doğrudan satış

MADDE 6 – (1) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu Kanuna göre hak sahibi sayılır.

(2) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilecek kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran (…) hak sahibi sayılır.

(3) Hak sahiplerinden birinci fıkra kapsamında olanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, ikinci fıkra kapsamında olanlar ise, güncelleme listelerinin tescil edildiği veya kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren sekiz ay içinde idareye başvurarak, bu taşınmazların bedeli karşılığında kendilerine doğrudan satılmasını isteyebilirler.

(4) (Değişik: 30/1/2013-6412/1) Hak sahiplerine doğrudan satılacak olan taşınmazların satış bedeli; dört yüz metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde ellisi, fazlası için rayiç bedelin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanır. Birden fazla taşınmazda hak sahibi olunması hâlinde yüzde elli satış bedeli hesaplaması, hak sahibinin tercih edeceği sadece bir taşınmaz için uygulanır. Bir taşınmazdaki hak sahipliğinin devredilmesi hâlinde yüzde elli satış bedeli hesaplaması, taşınmazın sadece dört yüz metre karesi için ve hak sahiplerinin hisselerine oranlanarak uygulanır. (Ek cümle: 6/3/2013-6444/1) Ancak, tamamen ve münhasıran bilfiil tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve üzerinde tarımsal amaçlı yapılar (mandıra, sera, ağıl, kümes vb.) ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut hariç yapı bulunmayan yerler için satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisi üzerinden hesaplanır, bu şekilde satılan taşınmazların sonradan farklı amaçla kullanılması hâlinde, taşınmazın satış tarihi itibarıyla rayiç bedelinin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanacak bedel esas alınarak aradaki fark kanuni faiziyle birlikte ecrimisilin tarh, tahakkuk ve tahsiline ilişkin hükümler uyarınca kayıt malikinden tahsil edilir.

(5) Başvuru sahiplerinden satış bedellerine mahsup edilmek üzere; belediye ve mücavir alan sınırları içinde olan yerler için iki bin Türk Lirası, dışında olan yerler için bin Türk Lirası başvuru bedeli alınarak ilgilileri adına emanet hesabına kaydedilir. (Ek cümle: 30/1/2013-6412/1) Daha önce başvuru bedeli yatırmadan yapılan başvurular ile bundan sonra yapılacak başvurular başvuru bedeli alınmaksızın geçerli kabul edilir.

(6) Hak sahiplerine satış işlemleri idarece, başvuru süresinin bittiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.

(7) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listeleri veya kadastro tutanakları kapsamında kalan taşınmazların satış işlemleri, 1/5/2010 tarihinden itibaren tespit edilen rayiç bedeller üzerinden yapılır.

(8) Satış bedeli peşin veya taksitle ödenebilir. Satış bedelinin tamamının peşin ödenmesi hâlinde yüzde yirmi, en az yarısının ödenmesi hâlinde yüzde on oranında indirim uygulanır ve bu bedeller idarece yapılan yazılı tebligat tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ödenir. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesinin 18/5/2023 tarihli ve E.: 2023/27, K.: 2023/100 sayılı Kararı ile) (…) Peşinat alınmadan yapılan taksitle satışlarda ise satış bedelinin tamamen ve münhasıran bilfiil tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve üzerinde tarımsal amaçlı yapılar (mandıra, sera, ağıl, kümes vb.) ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut hariç yapı bulunmayan yerler için yüzde onu, diğer yerler için yüzde yirmisi, yapılan yazılı tebligat tarihinden itibaren en geç üç ay içinde, kalanı ise belediye ve mücavir alan sınırları içinde en fazla beş yılda on eşit taksitte, belediye ve mücavir alan sınırları dışında ise en fazla altı yılda on iki eşit taksitte faizsiz olarak ödenir. Taksitli satışlarda kalan miktarı karşılayacak tutarda kesin ve taksitlendirmeye uygun süreli banka teminat mektubu verilmesi veya satışı yapılan taşınmazın üzerinde 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümleri uyarınca Hazine lehine kanuni ipotek tesis edilmesi hâlinde; taşınmaz, tapuda hak sahibi adına devredilir. İdare tarafından yapılan taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan taşınmaz satış sözleşmeleri ile kanuni ipotek sözleşmelerinde resmî şekil şartı aranmaz. Hak sahipliği belgesi; hak sahibinin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, imzası, fotoğrafı ve nüfus bilgilerini içerecek şekilde idarece düzenlenir. Düzenlenen hak sahipliği belgelerinin idarece yazılı olarak tapu idaresine bildirilmesi üzerine, devir ve kanuni ipotek tapu siciline resen tescil edilir. İpotek tesis edilerek devredilen taşınmazların üçüncü kişilere satılması hâlinde borcun kalan tutarından alıcılar sorumludur. Bu hususta tapu kütüğünde gerekli belirtme yapılır. Hak sahibi adına mülkiyet devredilmeden yapılan taksitli satışlarda, hak sahibi tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda, tahsil edilen tutar hak sahibine aynen ve faizsiz olarak iade edilir.

(9) Peşin satışlarda satış bedelinin tamamını, taksitli satışlarda ise peşinatı veya taksitleri vadesinde ödememek suretiyle yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin doğrudan satın alma hakları düşer. Ancak, taksitli satışlarda, taksit süresinin sonuna kadar ödenmek kaydıyla taksitlerden ikisinin vadesinde ödenmemesi yükümlülüklerin ihlali anlamına gelmez. Vadesinde ödenmeyen taksit tutarlarına 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranda gecikme zammı uygulanır.

(10) Hak sahibi olunmasında kanuni halefiyet, hak sahibinin veya mirasçılarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri hâlinde ise akdî halefiyet hükümleri geçerlidir. Bu fıkraya göre noter tarafından düzenlenecek muvafakatnamelerden 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre elli Türk Lirası maktu noter harcı alınır.

(11) Hak sahibi olmadığı belirlenen başvuru sahiplerine, bu Kanundan yararlanamayacakları gerekçeleriyle birlikte bildirilerek başvuru bedeli aynen ve faizsiz olarak iade edilir.

(12) Bu maddeye göre hak sahiplerine doğrudan satılması gereken taşınmazlardan ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan ya da Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ile ilgili idarelerce bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç üç ay içerisinde idareye bildirilmesi şartıyla özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gerekenler ile içme ve kullanma suyu havzalarında maksimum su seviyesinden itibaren üç yüz metrelik bant içerisinde kalan yerler hak sahiplerine satılmaz. Bu taşınmazların yerine istenilmesi hâlinde hak sahiplerine, hak sahibi oldukları taşınmazın rayiç değerine eşdeğer öncelikle aynı il sınırları içerisinde bulunan 2/B alanlarındaki taşınmaz, bu maddenin dördüncü fıkrasına göre hesaplanacak satış bedeli karşılığında doğrudan satılabilir.

(13) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 21/4/2022 tarihli ve E.: 2021/46, K.: 2022/47 sayılı Kararı ile.)

(14) Bu maddeye göre hak sahibi bulunmayan veya doğrudan satın almaya ilişkin hak sahipliği kalmayan taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan 2/B, kullanıcı ve muhdesat belirtmeleri Maliye Bakanlığının talebi üzerine tapu idaresince terkin edilir ve bu taşınmazlar Maliye Bakanlığınca satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir.

(15) Hak sahipliği kalmayan taşınmazların değerlendirilmesi amacıyla, 4706 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin son fıkrası kapsamında kalanlar hariç olmak üzere, üzerlerinde bulunan kişilere ait yapı ve eklentiler; o yıla ait Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapı birim fiyatlarından eksik imalat bedelleri ve yıpranma payı düşüldükten sonra kalan bedeli ilgililerine ödenmek suretiyle yıktırılır veya bu şekilde belirlenen bedel, taşınmazın değerine eklenerek son müracaat tarihinden itibaren üç yıl içinde satılarak satıştan elde edilen gelirden yapı ve eklenti sahiplerine ödenir ve idare tarafından yapıların tahliyesi sağlandıktan sonra ferağ işlemleri gerçekleştirilir.

(16) Bu maddenin üçüncü ve altıncı fıkralarında belirtilen süreleri iki katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

6292 sayılı Kanun m. 9 — Davalar

MADDE 9 – (1) 2/A alanları için orman sınırları dışına çıkartma ile orman sınırlandırması ve tespit, tefrik ve tescil işlemlerine karşı yapılan itirazlar ve açılan davalar bu Kanuna göre yapılacak işlemleri durdurmaz. Bu konuyla ilgili davalarda yürütmeyi durdurma ve tedbir kararı verilemez. Bu yerlerde hak iddia edenlerin açtıkları davalar davacılar lehine sonuçlandığında bu taşınmazlar genel hükümlere göre kamulaştırılır. Bu taşınmazlarda hak sahipliği iddiasında bulunanların itirazları ile rayiç bedellere itirazlar yapılan işlemleri durdurmaz, itiraz mahkemeye intikal etmiş ise kesinleşen mahkeme kararına göre işlem yapılır.

(2) Bu Kanuna göre yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar 2/B alanları hakkında Hazine tarafından kişiler aleyhine açılması gereken davalar açılmaz, açılmış ve devam eden davalar durdurulur. Durdurulan bu davalara konu taşınmazlar hakkında hak sahipleri veya ilgilileri tarafından bu Kanunda belirtilen süreler içinde gerekli başvuruların yapılmaması veya başvuru yapılmasına rağmen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde mahkemelerce bu davalara devam edilerek genel hükümlere göre karar verilir.

(3) Bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılmak üzere ilgilileri tarafından süresi içerisinde başvuruda bulunulmaması veya başvuruda bulunulmasına rağmen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sebebiyle hakkında işlem yapılamayan taşınmazlara ilişkin olarak ikinci fıkra uyarınca açılmamış davalar açılır, durdurulan davalara devam edilir ve kesinleşmiş yargı kararları yerine getirilir.

(4) Bu Kanun kapsamında kalan 2/B alanları hakkında yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar, bu alanların aynına yönelik olarak dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez.

(5) Hak sahipleri veya ilgilileri tarafından taşınmazın satın veya devralınması hâlinde; satışa veya devre konu taşınmazlar hakkında bu kişiler tarafından Hazine aleyhine ya da Hazine tarafından bu kişiler aleyhine açılan ve durdurulan davalarda mahkemelerce verilecek kararlarda yargılama giderlerinin tarafların üzerlerine bırakılmasına karar verilir ve Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmez, verilmiş olan kararlardan henüz infaz edilmeyenlerle Hazine lehine hüküm altına alınan bu alacaklar tahsil edilemez.

Kadastro Kanunu ek m. 4 — Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin kadastrosu ve tescili

Ek Madde 4 – (Ek: 15/1/2009-5831/8 md.)

6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.

Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.

Bu maddeye göre yapılacak kadastro sırasında orman ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin sınır nokta ve hatları; orman kadastro tutanakları esas alınmak suretiyle orman işletme müdürlüğünce görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi ya da orman mühendisinin iştirak ettirildiği kadastro ekibince zemine aplike edilir. Bu çalışmalar sırasında kadastro veya orman haritalarında düzeltmeyi gerektiren tutanak, pafta ve zemin uyumsuzluğunun tespiti halinde, yukarıda oluşturulan kadastro ekibince teknik mevzuata uygun hale getirilir. Bu çalışmalara kadastro kontrol mühendisi de iştirak ettirilir. Çalışma sonucunda bir zabıt düzenlenir ve bu zabıt ekip görevlileri ile kontrol mühendisi tarafından birlikte imzalanır. Düzeltme işlemleri, orman mevzuatı ile tapu ve kadastro mevzuatına göre yapılmış ve bu Kanuna göre yapılacak askı ilanı ile de ilan ve tebliğ edilmiş sayılır.

Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, daha öncesi tescil edilmiş olduğuna bakılmaksızın Maliye Bakanlığının talebi üzerine, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle ifraz ve/veya tevhit de yapılabilir. Bu işlemler sırasında, orman ve kadastro haritalarında tespit edilen fenni hatalar, yukarıdaki üçüncü fıkrada belirtilen usul ve esaslara göre düzeltilir.

(İptal beşinci fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 12/5/2011 tarihli ve E.: 2009/24, K.: 2011/75 sayılı Kararı ile.)

Kadastro çalışmalarına başlanılmadan önce, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin içerisinde özel kanunlarına göre değerlendirilmesi gereken alanlar bulunup bulunmadığı kadastro müdürlüğünce ilgili kurum ve kuruluşlarına yazı ile sorulur. İlgili idarelerce 15 gün içerisinde kadastro müdürlüğüne bilgi verilir. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde, söz konusu alanların bulunmadığı yönünde cevap verilmiş sayılır. Bu bilgilere veya ilgili idarelerce zeminde gösterilen sınırlara göre bu yerler içindeki bu alanların sınırları ölçülerek krokisinde gösterilir ve beyanlar hanesinde belirtilir.

Kaynak: Kadastro Kanunu (3402)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1. 2/B uygulamasının idari işlem niteliği; mahkemenin taşınmazı 2/B alanı sayamamasıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/100 · K. 2026/42 ·

    Davacılar, satın alabilmek için taşınmazın 2/B alanı olduğunun ve kendilerinin kullanıcı olduğunun tapuya şerh verilmesini istemişti. Kurul, 2/B uygulamasının bir idari işlem olduğunu, orman tahdidi içindeki bir yerin orman sınırı dışına çıkarılmasının ancak idarenin usulüne uygun işlemiyle mümkün olduğunu ve mahkemenin bunu kendiliğinden yapamayacağını belirtti. Önceki tescil kararının yalnız gerekçesinde geçen 2/B belirlemesinin kesin hüküm sayılamayacağını kabul etti; 31.12.1981 tarih şartının 3302 sayılı Kanunla getirildiğini açıkladı ve direnme kararını oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Bir yerin 2/B alanı olduğu idarenin çıkarma işlemiyle belirlenir; mahkeme şerh davasında bu işlemin yerine geçemez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2. Hak sahipliğinin şahsi hak niteliği, muvafakatnameyle devir ve mükerrer devirYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/509 · K. 2026/356 ·

    Kullanıcı şerhi sahibinin mirasçısı, 6292 sayılı Kanundan doğan hakkını önce davacı tarafa, sonra davalıya noter muvafakatnamesiyle devretmişti. Kurul davayı kullanım kadastrosuna itiraz değil, 6292 sayılı Kanun kapsamında hak sahipliğinin tespiti davası olarak niteledi. Beyanlar hanesindeki kullanıcıya tanınan hakkın öncelikli alım hakkı konusunda şahsi hak olduğunu, doğrudan mülkiyet sağlamadığını; hak sahipliğinin noterde devrinin mümkün, birden fazla kişiye devrinin ise mümkün olmadığını, elbirliği mülkiyetindeki birlikte hareket zorunluluğunun bu muvafakatnamelerde aranmadığını kabul ederek direnmeyi oy birliğiyle uygun buldu; sair itirazlar için dosyayı 8. Hukuk Dairesine gönderdi.

    Sonuç: 2B hak sahipliği bir satın alma hakkıdır, mülkiyet değildir; noterde bir kez devredilebilir, ikinci devir geçersizdir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3. Kullanıcı şerhine itirazın yeri ve 2/B orman tutanağındaki ismin etkisizliğiYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2021/8639 · K. 2022/6743 ·

    Taraflardan biri, orman kadastro komisyonunun 2/B çalışma tutanaklarında taşınmazın karşı tarafın kullanımında yazıldığını ileri sürerek tutanakların iptalini ve kendisinin kullanıcı olduğunun tespitini istemişti. Daire, kullanım kadastrosu tutanağındaki kullanıcı ve muhdesat şerhlerine askı süresinde kadastro mahkemesinde, sonra genel mahkemelerde itiraz edilebileceğini; 6292 sayılı Kanunun uygulanmasında kesinleşen kullanım kadastrosu sonucu belirlenen kullanıcıların esas alınacağını, orman kadastro tutanaklarındaki kullanıcı isimlerinin hak ve borç doğurmadığını belirterek hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gereken davayı kabul eden kararı bozdu.

    Sonuç: 2/B'de hak doğuran tutanak kullanım kadastrosu tutanağıdır; orman kadastro tutanağındaki kullanıcı ismi için dava açmakta hukuki yarar yoktur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4. Yol olarak bırakılan bölümde fiili kullanıcı şerhi; hava fotoğrafı ve haritalarYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2023/17 · K. 2024/7270 ·

    Davacı, 6292 sayılı Kanunla satın aldığı iki 2/B parseli arasında haritada yol olarak bırakılan bölümün kendi kullanımında olduğunu ileri sürmüştü. Bölge adliye mahkemesi kullanım kadastrosuna tabi tutulmayan yer için idareye başvurulması gerektiği gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, kullanıcı ve muhdesat şerhlerine askı süresinde kadastro mahkemesinde, sonra genel mahkemelerde dava açılabileceğini; dava konusu yerin kullanım kadastrosu yapılmak üzere belirlenen 2/B alanında kaldığını belirtti; mahalli bilirkişi beyanları, hava fotoğrafları ve memleket haritasına göre yerin yol olarak kullanılmadığı sabit olduğundan davanın kabulü gerektiğine karar verdi.

    Sonuç: Haritada yol görünen ama fiilen yol olmayan 2/B bölümünde kullanıcı lehine şerh verilebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5. Ekonomik amaca uygun fiili kullanım ve ağaçların delil değeriYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2022/1413 · K. 2022/3925 ·

    Davacı, kullanım kadastrosunda başkası adına kullanıcı şerhi verilen taşınmazın babasından kendisine intikal ettiğini ve üzerindeki zeytin ağaçlarının kendisine ait olduğunu ileri sürmüştü. Kadastro mahkemesi davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi ispat edilemediği gerekçesiyle reddetmişti. Daire, kullanıcı olarak gösterilebilecek kişilerin tespit sırasında taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullananlar olduğunu belirtti ve keşifte dinlenenlerin ağaçların davacının babası tarafından dikildiğini beyan etmesi karşısında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.

    Sonuç: Taşınmaz üzerindeki ağaçları kimin diktiği, 2/B kullanıcısının belirlenmesinde belirleyici bir delil olabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6. Kullanım kadastrosuna itiraz davasının niteliği ve on yıllık süreYargıtay 16. Hukuk Dairesi · E. 2013/13851 · K. 2013/13239 ·

    Davacı, kullanım kadastrosu yapılmış bir taşınmazın kendi zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek lehine zilyetlik şerhi verilmesini istemiş, mahkeme davayı zilyetliğin korunması davası sayarak görevsizlik kararı vermişti. Daire, taşınmazda Kadastro Kanunu ek m. 4 kapsamında kullanım kadastrosu yapıldığını ve tutanağın askıya çıkarıldığını belirtti; tapu kaydının oluştuğu tarihten itibaren on yıllık hak düşürücü süre içinde kullanım kadastrosuna itiraz için asliye hukuk mahkemesinde dava açılabileceğini kabul ederek işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.

    Sonuç: Askı süresinden sonra kullanım kadastrosuna itiraz, tapu kaydının oluşmasından itibaren on yıl içinde asliye hukuk mahkemesinde açılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7. Kullanım kadastrosuna konu edilmemiş taşınmazda zilyetlik şerhi davasıYargıtay 16. Hukuk Dairesi · E. 2019/4658 · K. 2020/2354 ·

    Davacı, 2/B şerhli bir taşınmazın bir bölümünün kendi kullanımında olduğunun beyanlar hanesine yazılmasını istemiş, mahkeme davayı kabul etmişti. Daire, tapu ve kadastro müdürlüklerinin yazılarından mahallede 2010 yılında kullanım kadastrosu yapıldığını, ancak kadastro parselinden ifrazen gelen taşınmazlarda bu çalışmanın yapılmadığını, dava konusu taşınmazın da kadastro parselinden ifrazen oluştuğunu ve 2/B parseli olmadığının bildirildiğini tespit etti. Kullanım kadastrosu yapılmasının idari bir tasarruf olduğunu, kullanım kadastrosu yapılmayan taşınmazların beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesine ilişkin davanın dinlenme olanağı bulunmadığını belirterek kabul kararını bozdu.

    Sonuç: Kullanım kadastrosuna konu edilmemiş ve 2/B parseli olmadığı bildirilen taşınmazda mahkemeden doğrudan kullanıcı şerhi istenemez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8. Poligonun bir kısmının kullanım kadastrosu dışında bırakılamamasıYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2021/14951 · K. 2024/1881 ·

    Davacılar, 6292 sayılı Kanunla satın aldıkları parseller arasında kalan ve kullanım kadastrosunda çalışma dışı bırakılan alanda kullanım şerhi istemişti; mahkemeler idareyi zorlayıcı karar verilemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, 2/B yerlerinin hâlihazır vasfıyla Hazine mülkiyetinde olduğunu, kullanıcı olarak gösterilecek kişilerin tespit sırasında taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullananlar olduğunu belirtti. Poligonun bir kısmında kullanım kadastrosu yapılıp bir bölümünün dışarıda bırakılma yetkisi bulunmadığını, bu talebin değerlendirilmesinin idareyi zorlayıcı karar sayılamayacağını kabul ederek kararı bozdu.

    Sonuç: Kullanım kadastrosu yapılan 2/B poligonu içinde dışarıda bırakılan bölüm için kullanıcı şerhi davası dinlenir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9. Kullanım kadastrosu yapılmayan bölümde kullanım şerhi; keşif ve fen bilirkişisiYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2021/3578 · K. 2022/3340 ·

    Davacı, 2/B parselinde kullandığı ve kullanım kadastrosunda dere olarak bırakılan bölümün Hazine adına tescilini ve lehine kullanım şerhi verilmesini istemiş; bölge adliye mahkemesi idarenin yerine geçilemeyeceği gerekçesiyle davayı usulden reddetmişti. Daire, kullanıcı olarak gösterilecek kişilerin tespit sırasında taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullananlar olduğunu belirtti; keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan kullanımın süresinin, kimin tarafından ve ne amaçla yapıldığının sorulmasını, fen bilirkişisinden 2/B parseli içinde kalıp kalmadığına ilişkin rapor alınmasını istedi ve parsel oluşturularak kullanım şerhi verilmesinin mümkün olduğunu belirterek kararı bozdu.

    Sonuç: 2/B parseli içinde kalan ama tutanak dışında bırakılan bölüm için mahkeme parsel oluşturup kullanım şerhi verebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10. Fer'i zilyet aracılığıyla kullanım: asli zilyet kullanıcı sayılırYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2021/7961 · K. 2022/5191 ·

    Kullanım kadastrosunda başka biri adına kullanıcı şerhi verilen taşınmazın kendi fiili kullanımında olduğunu ileri süren davacı, uzun seferlere çıkan bir gemi kaptanıydı. Daire, kullanım kadastrosunun amacının tespit günü itibarıyla fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları belirlemek olduğunu hatırlattı; komşuların taşınmazı davacının izniyle fer'i zilyet sıfatıyla bahçe olarak kullanmasının davacının asli zilyetliğini ortadan kaldırmadığını kabul ederek davanın reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararını bozdu.

    Sonuç: Yeri izin verdiği komşuları aracılığıyla kullandıran kişi de kullanım kadastrosunda kullanıcı sayılabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11. Hazinenin zilyetlik şerhinin iptali davasında 6292 m. 9/2 durma kararı (2015)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2013/2440 · K. 2015/1543 ·

    Hazine, kullanım kadastrosunda davalılar lehine verilen zilyetlik şerhinin usulsüz olduğu iddiasıyla iptalini istemiş, mahkeme davayı kabul ederek Özel Daire bozmasına karşı direnmişti. Kurul, uyuşmazlığı 6292 sayılı Kanun m. 9/2 gereğince durma kararı verilmesinin gerekip gerekmediği olarak belirledi; Hazinenin davalılara karşı açtığı bu davada durma kararı verilmesinin yasadan kaynaklanan bir zorunluluk olduğunu, davanın esastan sonuçlandırılmasının doğru olmadığını kabul ederek direnme kararını oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: 6292 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra Hazinenin 2/B şerhlerine karşı davaları esastan değil, durma kararıyla ele alınır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12. Hazinenin zilyetlik şerhinin iptali davasında 6292 m. 9/2 durma kararı (2021)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/475 · K. 2021/382 ·

    Hazine, kullanım kadastrosunda kayalık ve çalılık bir yere usulsüz zilyetlik şerhi verildiğini ileri sürerek şerhin iptalini istemişti. İlk derece mahkemesi, şerh davasının taşınmazın aynına yönelik olmadığı için durdurulacak davalar arasında bulunmadığını kabul ederek direnmişti. Kurul, 6292 sayılı Kanun m. 9/2 gereğince Hazinenin kişiler aleyhine açtığı bu davada durma kararı verilmesinin yasadan kaynaklanan bir zorunluluk olduğunu belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Hazinenin kullanıcı şerhine karşı açtığı dava, 6292 sayılı Kanun işlemleri sonuçlanıncaya kadar durdurulur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13. 6292 m. 7 iade isteğinin niteliği, yargı yolu ve harcıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/627 · K. 2025/69 ·

    Davacılar, 2/B iddiasıyla Hazine adına tescil edilmiş taşınmazların 6292 sayılı Kanun m. 7 uyarınca bedelsiz iadesini, olmazsa rayiç bedelini istemişti; ilk derece mahkemesi nispi harç tamamlanmadığı için davayı açılmamış saymış ve 8. Hukuk Dairesinin bozmasına karşı direnmişti. Kurul, bu davaların mülkiyet ihtilafı barındıran klasik tapu iptali ve tescil davası olmadığını, özel yasadan kaynaklanan bir tespit davası olduğunu ve maktu harca tabi olduğunu kabul etti. Direnme kararını Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle oy çokluğuyla bozdu. Kurulca benimsenen bozmada, m. 7 kapsamındaki belirlemelerin idari işlem olduğu, uyuşmazlığın idari yargı yerince çözümlenmesi ve tapu iptali ve tescil talebinin dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiği belirtilmişti; bu gerekçe bozmada ikinci gerekçeydi ve Kurul yargı yolunu ayrıca tartışmadı.

    Sonuç: 6292 m. 7 iade davası maktu harca tabidir; Kurulun benimsediği bozmada bu uyuşmazlığın idari yargıda çözümlenmesi, adli yargıdaki tapu iptali ve tescil isteğinin usulden reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 14. Hazinenin 2/B iddiasıyla tapulu taşınmaza karşı açtığı davada vazgeçmiş sayılmaYargıtay 20. Hukuk Dairesi · E. 2014/964 · K. 2014/2955 ·

    Hazine, davalı adına tapulu bir taşınmazın 2/B uygulaması sonucu orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil istemiş, mahkeme 6292 sayılı Kanun m. 9'a göre davayı durdurmuştu. Daire, m. 9'un bu tür tapu iptali davalarına uygulanmayacağını, m. 7/1-a ve b kapsamındaki kayıt maliklerine başvuru yükümlülüğü getirilmediğini; Hazine vazgeçmez ve 2/B belirtmesi terkin edilmezse Hazinenin davadan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılması ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.

    Sonuç: Tapulu taşınmaza 2/B iddiasıyla açılan Hazine davası durdurulmaz; Hazine 6292 sayılı Kanun gereğince davadan vazgeçmiş sayılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

2B arazisi ne demektir?

Orman Kanunu'nun 2. maddesinin (B) bendine göre, 31 Aralık 1981'den önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş tarla, bağ, bahçe, zeytinlik gibi tarım alanları, hayvancılıkta kullanılmasında yarar görülen araziler ve toplu yerleşim alanları orman sınırları dışına çıkarılır. Devlete ait bu yerler Hazine adına çıkarılır. Halk arasında bu yerlere 2B arazisi denir.

2B arazisini kullanan herkes hak sahibi midir?

Hayır. 6292 sayılı Kanun'a göre hak sahibi, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde güncelleme listesi, kadastro tutanağı veya kesinleşmiş mahkeme kararına göre 31 Aralık 2011'den önce kullanıcı ya da muhdesat sahibi olarak gösterilen ve süresi içinde idareye başvuran kişidir. Kanunun yürürlüğünden önceki listeler kapsamındakiler için ayrıca idarece belirlenen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeden kabul etme şartı vardır. Hukuk Genel Kurulu'na göre bu hak bir satın alma hakkıdır, kendiliğinden mülkiyet vermez.

2B arazisi için başvuru süresi geçti mi?

Kanunun yürürlüğünden önceki listeler ve tutanaklar kapsamındaki hak sahipleri için kanuni süre altı aydı; bu süre kanunla dört kez yeniden açıldı ve son olarak 16 Aralık 2019'a kadar uzatıldı. Kanunun bugünkü metninde bu tarihten sonra süreyi yeniden açan bir hüküm yoktur. Kanunun yürürlüğünden sonra tescil edilen güncelleme listeleri ve kesinleşen kadastro tutanakları için ise süre, tescil veya kesinleşme tarihinden itibaren sekiz aydır; bu nedenle yeni kesinleşen bir yerde süre hâlâ işleyebilir.

2B arazisinin satış bedeli ne kadardır?

Satış bedeli, taşınmazın dört yüz metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde ellisi, fazlası için yüzde yetmişi üzerinden hesaplanır. Yüzde elli hesaplaması birden fazla taşınmazda yalnız birine uygulanır. Yalnız tarımsal amaçla kullanılan ve üzerinde tarımsal yapı ile konut dışında yapı bulunmayan yerlerde bedel rayiç bedelin yüzde ellisidir; bu yer sonradan farklı amaçla kullanılırsa fark faiziyle tahsil edilir.

2B arazisi taksitle alınabilir mi, peşin ödemede indirim var mı?

Evet. Bedelin tamamı peşin ödenirse yüzde yirmi, en az yarısı ödenirse yüzde on indirim uygulanır ve bu bedel tebligattan itibaren üç ay içinde ödenir. Peşinatsız taksitli satışta tarımsal yerler için bedelin yüzde onu, diğer yerler için yüzde yirmisi üç ay içinde, kalanı belediye ve mücavir alan sınırları içinde en fazla beş yılda on, dışında en fazla altı yılda on iki eşit taksitte faizsiz ödenir. Taksit süresi sonuna kadar ödenmek kaydıyla iki taksitin gecikmesi hakkı düşürmez.

Kullanım kadastrosunda adım yazılmadıysa ne olur?

Kullanım kadastrosu tutanağındaki kullanıcı ve muhdesat şerhine, otuz günlük askı ilanı içinde kadastro mahkemesinde dava açılabilir. Yargıtay kararlarına göre askı süresinden sonra da genel mahkemede, yani asliye hukuk mahkemesinde kullanım kadastrosuna itiraz davası açılabilir; kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren on yıllık süre gözetilir. Mahkeme, tespit tarihinde yeri ekonomik amacına uygun olarak fiilen kimin kullandığını keşif, yerel bilirkişi, tanık ve fen bilirkişisiyle araştırır.

Kullanım kadastrosuna konu edilmemiş 2B yerinde dava açılabilir mi?

16. Hukuk Dairesine göre kullanım kadastrosu yapmak idarenin işidir; kullanım kadastrosuna konu edilmemiş ve 2B parseli olmadığı bildirilen bir taşınmazda mahkemeden doğrudan kullanıcı şerhi istenemez. Ancak kullanım kadastrosu yapılan bir 2B alanı içinde tutanak dışında bırakılan, yol ya da dere olarak ayrılan bir bölüm için 8. Hukuk Dairesi, mahkemenin fiili kullanımı araştırarak parsel oluşturulup kullanıcı şerhi verilmesine karar verebileceğini kabul etmektedir.

2B arazisi üzerindeki ev ve ağaçlar kime aittir?

Kadastro Kanunu'na göre 2B yerleri Hazine adına tescil edilir; taşınmaz üzerindeki muhdesatın kime ait olduğu ve yerin kim tarafından ne zamandan beri kullanıldığı tapunun beyanlar hanesinde gösterilir. Yargıtay kararlarına konu bir olayda beyanlar hanesine yazılan muhdesat ev ve ahırdır. Muhdesat sahibi olarak gösterilen kişi de 6292 sayılı Kanun'daki şartlarla hak sahibi sayılabilir. Yargıtay kararlarında ağaçların kimin tarafından dikildiği, kullanıcının belirlenmesinde delil olarak değerlendirilmektedir.

Hazinenin 2B yerleri için açtığı davalar ne oldu?

6292 sayılı Kanun'a göre işlemler sonuçlanıncaya kadar Hazinenin 2B alanları hakkında kişiler aleyhine açması gereken davalar açılmaz, açılmış davalar durdurulur; hak sahipleri süresinde başvurmaz veya yükümlülüklerini yerine getirmezse davalara devam edilir. Kişiler adına tapulu olup 2B belirtmesi konulan taşınmazlarda ise tapu kaydı geçerli kabul edilir ve Hazine açtığı davadan vazgeçer. Hak sahibi taşınmazı satın alırsa bu davalarda yargılama giderleri taraflar üzerinde bırakılır. Hazine adına tescil kararı infaz edilmiş taşınmazların önceki maliklerine bedelsiz iadesi için Kanunun öngördüğü iki yıllık başvuru süresi ise dolmuştur.

2B nedeniyle Hazineye geçen taşınmazın iadesi için hangi mahkemede dava açılır?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2025 tarihli kararında benimsenen Özel Daire bozmasına göre, 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca taşınmazın bedelsiz iade şartlarını taşıyıp taşımadığının ya da yerine rayiç bedel ödenip ödenmeyeceğinin belirlenmesi idari işlemdir ve bu uyuşmazlık idari yargıda çözümlenmelidir; adliye mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil isteğinin dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kurulun önündeki uyuşmazlık harçtı; yargı yolu Kurul gerekçesinde ayrıca tartışılmamıştır. Aynı kararda Kurul, harç uyuşmazlığında bu davaların maktu harca tabi olduğunu kabul etmiştir. Kanunun iade için öngördüğü iki yıllık başvuru süresi 2014 yılında dolmuştur.

Mahkeme bir taşınmazın 2B arazisi olduğuna karar verebilir mi?

Hukuk Genel Kurulu'na göre orman vasfını yitiren yerlerin orman sınırı dışına çıkarılması bir idari işlemdir ve idarenin usulüne uygun bir işlemi olmadan mahkeme orman sınırı içindeki bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkaramaz. Bu nedenle tapuya 2B şerhi verilmesi davalarında taşınmazın gerçekten bir 2B uygulamasıyla orman sınırı dışına çıkarılıp çıkarılmadığı orman kadastrosu tutanakları ve haritalarından araştırılır.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla Gayrimenkul Avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Bu alandaki diğer rehberler

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.