Orman kadastrosuna itiraz: süre, görevli mahkeme, tapusu orman çıkan arazi ve tazminat
Yayın tarihi:
Bu sayfada
- Başa dön
- Kısaca
- Dava, süre ve usul
- Orman kadastrosu nedir; 6831 sayılı Orman Kanunu m. 7 ve m. 10'a göre kim yapar ve nasıl ilan edilir?
- Orman kadastrosuna itiraz davası hangi sürede açılır; 6831 sayılı Kanun m. 11/1'deki otuz günlük ve on yıllık süreler nasıl işler?
- Orman kadastrosuna itiraz davasının şartları nelerdir; dava kime karşı ve hangi mahkemede açılır?
- Bir yerin orman sayılıp sayılmadığı nasıl ispat edilir; Yargıtay hangi delilleri ve keşif yöntemini arar?
- Kesinleşmiş orman kadastrosu ile tapu kaydı çatıştığında hangisi üstündür; Hazine'nin tapu iptali davası nasıl görülür?
- Tapusu orman çıkan malik TMK m. 1007'ye göre tazminat isteyebilir mi; hangi koşulla ve nasıl hesaplanır?
- Yargıtay orman kadastrosuna itiraz davalarında en çok hangi eksiklikler nedeniyle bozma kararı veriyor?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Kısaca
- Orman kadastrosunda bir yer orman sınırları içine alınırsa, bu karar köyde veya mahallede asılarak otuz gün ilan edilir.
- Bu ilan ilgililere tebliğ edilmiş sayılır.
- Karara itirazı olan, askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemesinde dava açabilir.
- Dava açılmazsa kadastro kesinleşir; kesinleşmeden itibaren on yıl içinde kadastrodan önceki sebeplere dayanarak dava açmak hâlâ mümkündür.
- Bir yerin orman olup olmadığı eski hava fotoğrafları, haritalar ve uzman bilirkişilerle yapılan keşifle araştırılır.
- Tapusu orman nedeniyle iptal edilen malik, şartları varsa Devletten tazminat isteyebilir.
Orman kadastro komisyonu bir yeri orman sınırları içine aldığında, o yerde tapusu ya da zilyetliği bulunan kişi bu sınırlandırmaya karşı dava açabilir. Bu rehber, orman kadastrosunun nasıl yapılıp ilan edildiğini, itiraz davasının otuz günlük ve on yıllık sürelerini, davanın kime karşı ve hangi mahkemede açılacağını, bir yerin orman sayılıp sayılmadığını Yargıtay'ın hangi delillerle araştırdığını, kesinleşmiş orman kadastrosu karşısında tapu kaydının durumunu, Hazinenin ve Orman İdaresinin açtığı tapu iptali davasını ve tapusu iptal edilen malikin Türk Medeni Kanunu m. 1007'ye göre tazminat isteyip isteyemeyeceğini Yargıtay kararlarıyla anlatır.
İlgili rehberler: 2B arazisi: orman vasfını yitirmiş yerlerde hak sahipliği, satış ve kullanım kadastrosu davalarıTapusuz arazi tescil davası: zilyetliğe dayalı tescilin şartları, süresi ve ispatıOrman Kanunu suçları (6831 sayılı Kanun m. 91-93)
Dava, süre ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Görevli mahkeme
Askı ilanı içinde açılan itiraz davasında kadastro mahkemesi; kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkeme. Orman kadastrosu kesinleştikten sonra on yıllık süre içinde açılan dava ile Hazinenin veya Orman İdaresinin kesinleşmiş orman kadastrosuna dayanarak açtığı tapu iptali ve tescil davası, aksine bir düzenleme bulunmadığından asliye hukuk mahkemesinde görülür; tapusu iptal edilen malikin Türk Medeni Kanunu m. 1007'ye dayanan tazminat davası da asliye hukuk mahkemesinin görevindedir.
- Yetkili mahkeme
Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir: taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar bu kurala tabidir. Kadastro mahkemesinin yetkisini bölgenin idari sınırları belirler. Devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluğuna ilişkin tazminat davası, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
- Dava şartı
Zorunlu arabuluculuk yoktur: orman kadastrosuna itiraz ve tapu iptali davaları, 6325 sayılı Kanun m. 18/B/1'in dava şartı arabuluculuğa bağladığı uyuşmazlıklar (kira, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu, komşu hakkı) arasında sayılmaz. Davanın doğru kişiye yöneltilmesi ise kanunda ayrıca düzenlenmiştir: hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin açtığı sınırlamaya itiraz davalarında hasım Orman Genel Müdürlüğü, orman sınırları dışına çıkarma (2/B) işlemlerine karşı açılan itiraz davalarında hasım Hazine ve Orman Genel Müdürlüğüdür.
Dayanak: 6325 sayılı Kanun m. 18/B/1; 6831 sayılı Kanun m. 11/2
- Süre ve zamanaşımı
Tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün ilan edilir; itiraz davası askı tarihinden itibaren otuz gün içinde açılır ve ilan ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Dava açılmazsa tutanak ve haritalar kesinleşir; kesinleşme tarihinden itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Kesinleşmiş orman kadastrosundaki fennî hata düzeltmelerine karşı dava süresi ilan tarihinden itibaren otuz gündür.
Dayanak: 6831 sayılı Kanun m. 11/1, m. 9/7; Kadastro Kanunu m. 12/3
- Yargılama usulü
Kadastro mahkemesinde Kadastro Kanunu'nda ayrıca açıklık bulunmayan hâllerde basit yargılama usulü uygulanır; kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir. Asliye hukuk mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davası ile tazminat davası, HMK m. 316/1'de basit yargılamaya bağlanan dava ve işler arasında sayılmadığından yazılı yargılama usulüne tabidir.
- Harç
Nispi harç: yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden alınır ve tapu kayıt iptali, tescil gibi taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın değeri esas alınır. Kadastro hâkimi dava harcının hesaplanmasında taşınmazın son beyan dönemi emlak vergisi değerini esas alır. Genel bütçeye dahil idarelerin (Hazine) 1 ve 3 sayılı tarifelere giren işlemleri harçtan müstesnadır. Orman Genel Müdürlüğü 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan muaftır. Kadastro işlemiyle oluşan kayıtların iptali için kamu kurumlarınca kayıt lehtarına karşı açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaz.
Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15, m. 16/1, m. 13/j; 3234 sayılı Kanun m. 33/2; Kadastro Kanunu m. 36/2, m. 36/A
- Kanun yolu
Orman kadastrosuna ilişkin davalarda verilen kararlara karşı miktar veya değere bakılmaksızın HMK hükümlerine göre istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilir; aynı kural kadastro mahkemesinin kararları ve otuz günlük askı ilan süresinden sonra kadastro öncesi nedene dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davalardaki kararlar için de geçerlidir. Tazminat davası gibi bu kapsamda olmayan davalarda genel kural uygulanır: m. 341/2'deki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir; bölge adliye mahkemesinin kararı m. 362/1-a'daki temyiz sınırını geçmeyen davalarda kural olarak temyiz edilemez, istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verilen kararlarda m. 362/3 ayrıca uygulanır. Parasal sınırlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.
Dayanak: Kadastro Kanunu ek m. 6; HMK m. 341/2, m. 362/1-a, m. 362/3, ek m. 1
Orman kadastrosu nedir; 6831 sayılı Orman Kanunu m. 7 ve m. 10'a göre kim yapar ve nasıl ilan edilir?
Orman kadastrosu, ormanların sınırlarının ve ormanlara bitişik taşınmazlarla ortak sınırlarının belirlenmesidir. 6831 sayılı Kanun m. 7/1'e göre Devlet ormanlarının, kamu tüzel kişilerine ait ormanların ve hususi ormanların kadastrosu ile bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmazın ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır. Komisyon, m. 7/3 uyarınca bir başkan ve üç üyeden oluşur: orman mühendisi başkanın yanında bir orman mühendisi veya teknikeri, bir ziraat mühendisi veya teknisyeni ile mahalle ve köylerde muhtarlığın, beldelerde belediye encümeninin bildirdiği bir temsilci yer alır.
Orman kadastrosu her zaman bu komisyonlarca yapılmaz. Kadastro Kanunu m. 4/3'e göre çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Kanun'a göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması hâlinde, orman kadastrosu ve ormanlarla müşterek sınırların tespiti genel kadastroyu yapan kadastro ekibi tarafından yapılır; bu ekibe orman ve ziraat mühendisi katılır. Ekipçe sınırlandırılan ormanlar otuz günlük kısmi ilana alınır ve bu alanlarda orman kadastrosu yapılmış sayılır (m. 4/5). 6831 sayılı Kanun m. 7/1'e 2009'da eklenen cümle de henüz orman kadastrosuna başlanılmamış yerlerde Kadastro Kanunu'na göre belirlenen orman sınırının orman kadastro komisyonunca belirlenen sınır niteliğini kazandığını söyler. Hukuk Genel Kurulu, kanun koyucunun Kadastro Kanunu m. 4'ün ilk ve değişik metninde bir yerin orman, mera, yayla ya da kültür arazisi olarak belirlenmesi bakımından ilan, ilan süresi ve hak düşürücü süreler yönünden hiçbir fark öngörmediğini belirtmiş ve kadastro ekibince orman olarak tespit edilen taşınmaz hakkında da on yıllık sürenin işlediğini kabul etmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2014/235)1
İlan, itiraz süresinin başlangıcıdır. 6831 sayılı Kanun m. 10/1'e göre sınırlaması bitirilen köy, belde veya mahallelere ait kadastro tutanak suretleri haritalarıyla birlikte ilgili köy, belde veya mahallelerin uygun yerlerine asılmak suretiyle ilan edilir; asılma tarihi köylerde ihtiyar heyetlerinin, beldelerde belediye encümenlerinin tasdik ettiği belgelerle tevsik olunur (m. 10/2). 8. Hukuk Dairesi, Muğla'da iki mahalle arasındaki sınırda kalan taşınmazlar hakkında, orman kadastrosu sonuçlarının taşınmazın bulunduğu mahallede ilan edilip edilmediğinin kesin olarak tespit edilmesini istemiş; ilan edilmemişse davacılar yönünden kesinleşmiş orman kadastrosundan söz edilemeyeceğini ve davanın askı süresi içinde açılmış sayılacağını belirterek hak düşürücü süre nedeniyle verilen ret kararını bozmuştur. (Yargıtay 8. HD, E. 2025/5697)2
Bu rehber, orman sınırlandırmasına itirazı, kesinleşmiş orman kadastrosu karşısında tapu kaydının durumunu ve tazminatı anlatır. Orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin (6831 sayılı Kanun m. 2/B) satışı ve hak sahipliği sitedeki 2/B arazileri rehberinde ele alınır; burada yalnız bu işleme karşı açılan itiraz davasının hasmı anılır. Orman alanında ağaç kesme, işgal ve yapı gibi fiillerin cezai yönü orman kanunu suçları rehberinin konusudur. Orman sayılmayan tapusuz bir yerin zilyetlik yoluyla tescili ise tapusuz arazi tescili rehberinde anlatılır.
Orman kadastrosuna itiraz davası hangi sürede açılır; 6831 sayılı Kanun m. 11/1'deki otuz günlük ve on yıllık süreler nasıl işler?
6831 sayılı Kanun m. 11/1'e göre orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün süreyle ilan edilir ve bu ilan ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara karşı itirazı olanlar askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemelerde dava açabilir. İlan süresi geçtikten sonra dava açılmayan kararlara ilişkin tutanak ve haritalar kesinleşir. Süre, ilanın asıldığı tarihten başlar; kişiye ayrıca tebligat yapılması beklenmez.
Kesinleşme her hakkı sona erdirmez. Aynı fıkranın son cümlesine göre tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Bu cümle, Kadastro Kanunu m. 12/3'teki genel kuralın orman kadastrosundaki karşılığıdır: kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. 8. Hukuk Dairesi, hükmüne uyulan bozma ilamında davalılar tarafından orman kadastrosuna yönelik olarak askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde, on yıllık süre içinde ise asliye hukuk mahkemesinde açılmış bir dava bulunmadığının belirtildiğini aktarmıştır. (Yargıtay 8. HD, E. 2021/12900)3
Bugünkü metin 2014'ten beri yürürlüktedir. Önceki metinde askı ilan süresi altı aydı, bu süre hak düşürücü süre olarak nitelendirilmişti ve sonradan dava açma hakkı yalnız tapulu taşınmaz sahiplerine on yıl içinde tanınmıştı. Hukuk Genel Kurulu, eski metinden tapusuz taşınmaz sahiplerinin yalnız askı süresinde itiraz edebileceği sonucunun çıktığını, bunun tapuya dayananlarla zilyetliğe dayananlar arasında farklılık yarattığını belirtmiş; Anayasa Mahkemesinin 22.05.2013 tarihli, 2012/108 E., 2013/64 K. sayılı kararıyla "Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir." cümlelerinin iptal edildiğini ve 6527 sayılı Kanunla m. 11/1'in bugünkü hâlini aldığını aktarmıştır. Kurula göre yeni düzenlemeyle tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren Kadastro Kanunu m. 12/3'teki on yıllık süre içinde, tapuya dayalı olsun veya olmasın, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılabilir.1
Bu değişiklik görülmekte olan davalara da uygulanır. 8. Hukuk Dairesi, 2007'de altı ay süreyle ilan edilen orman kadastrosuna karşı 2008'de zilyetliğe dayanarak açılan davada, ilk derece mahkemesinin altı aylık askı süresinin geçtiği gerekçesiyle verdiği ret kararını bozmuştur. Daireye göre Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve 6527 sayılı Kanunla yapılan değişiklik usulî kazanılmış hakkın istisnalarındandır ve derdest davalarda da uygulanır; orman kadastrosuna itiraz davaları on yıl içinde zilyetliğe dayalı olarak da açılabilir ve tapu kaydı koşulu aranmaksızın işin esası incelenmelidir. (Yargıtay 8. HD, E. 2025/1576)4 Kesinleşmiş orman haritalarında yalnız yüzölçümü ve fennî hataların düzeltilmesi ayrı bir yoldur: 6831 sayılı Kanun m. 9/7'ye göre düzeltme ilan edilir, ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde dava açılmazsa kesinleşir ve düzeltmelerde m. 11'deki hak düşürücü süre aranmaz.
Orman kadastrosuna itiraz davasının şartları nelerdir; dava kime karşı ve hangi mahkemede açılır?
Davanın şartlarının ilki süredir: askı ilanı içinde kadastro mahkemesinde, kesinleşmeden sonra ise on yıl içinde ve kadastrodan önceki bir hukuki sebebe dayanarak dava açılır (6831 sayılı Kanun m. 11/1). İkinci şart doğru hasımdır. m. 11/2'ye göre hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin açtığı sınırlamaya itiraz davalarında hasım Orman Genel Müdürlüğüdür; m. 2'ye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı açılacak itiraz davalarında ise hasım Hazine ve Orman Genel Müdürlüğüdür. Orman Genel Müdürlüğünün açacağı davalarda hasım hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerdir (m. 11/3).
Görevli mahkeme davanın zamanına göre değişir. Askı ilanı içinde açılan dava 6831 sayılı Kanun m. 11/1'e göre kadastro mahkemesinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemede görülür. Kesinleşmeden sonra açılan davalar için kanunda özel bir görev kuralı yoktur; HMK m. 2/1'e göre malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. 8. Hukuk Dairesi de hükmüne uyulan bozma ilamını aktarırken askı süresi içindeki davayı kadastro mahkemesinde, on yıllık süre içindeki davayı asliye hukuk mahkemesinde açılan dava olarak anmıştır.3
Daha önce verilmiş bir mahkeme kararı orman kadastrosunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulu, tapu malikleri lehine ve orman idaresinin de taraf olduğu kesin hüküm bulunan bir taşınmazda, orman kadastro komisyonunun bu kararı dikkate alması gerektiğini; dikkate almadığı takdirde ilgililerin kanunun öngördüğü süre içinde tahdide itiraz davası açabileceklerini, ancak kesin hükmün varlığının tahdidin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmadığını belirtmiştir. Kurula göre hak sahipleri on yıllık süre içinde orman kadastrosuna itiraz ederek dava açmamışsa, kesinleşen orman sınırları içinde kalan tapu kayıtları yasal değerini yitirir ve hak düşürücü süreden sonra açılan davada kesin hükmün varlığı ileri sürülemez. (Yargıtay HGK, E. 2017/2431)5
Yasal düzenleme, zilyetlikle ve tapu kaydıyla ormandan yer kazanma yolunu da kapatmıştır. 8. Hukuk Dairesi, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan Kadastro Kanunu m. 45'in ilgili fıkralarının Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, kalan fıkralarının da 5304 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırıldığını hatırlatarak bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağını belirtmiştir. (Yargıtay 8. HD, E. 2021/12584)6 Aynı Daire başka bir kararında zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağını ve öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunu vurgulamıştır. (Yargıtay 8. HD, E. 2021/12148)7 Bu nedenle itiraz davasında asıl tartışma, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığıdır.
Bir yerin orman sayılıp sayılmadığı nasıl ispat edilir; Yargıtay hangi delilleri ve keşif yöntemini arar?
Kanuni tanım 6831 sayılı Kanun m. 1'dedir: tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır. Aynı madde orman sayılmayan yerleri (A)-(K) bentlerinde sayar. Bunlar arasında sazlıklar, step bitkileriyle örtülü yerler, parklar, orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya küme hâlindeki ağaçlarla örtülü yerler (F), orman sınırları dışında olup yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazilerde tabii olarak yetişen ağaçlarla örtülü yerler (G), sahipli arazideki zeytinlikler (İ), funda veya makilerle örtülü olup orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerler (J) ve 2020'de eklenen (K) bendiyle orman sınırları dışında olup alan büyüklüğüne bakılmaksızın sahipli arazilerde ekim ve dikim yoluyla yetiştirilen ağaçlarla örtülü yerler vardır.
8. Hukuk Dairesine göre orman kadastrosuna itiraz davalarında bir taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritası uygulamasıyla belirlenir. 8. Hukuk Dairesi, 1956 tarihli hava fotoğrafına göre tarımsal faaliyete konu edildiği belirtilen taşınmazda hava fotoğrafı orman bilirkişisince stereoskopik olarak incelenmediği için bu hususun denetlenemediğini belirterek ret kararını bozmuş ve yeniden keşif yöntemini ayrıntılı biçimde göstermiştir: 1) yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı, amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtları getirtilmeli, 2) yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen kişilerden üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları dinlenmeli, 3) Tarım ve Orman Bakanlığında görev yapmayan uzman üç orman mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ile keşif yapılmalı, 4) harita ve fotoğraflar çevre araziyle birlikte ve ölçekleri birbirine çevrilerek uygulanmalı, 5) taşınmazın gerçek eğimi ölçülmeli ve hava fotoğrafları stereoskopla üç boyutlu incelenmelidir.7
Bilirkişi raporunun içeriği de denetlenir. 8. Hukuk Dairesi, bozma kararına uyulduğu hâlde hava fotoğraflarındaki bitki örtüsünün tek tek tarif edilmediği, ağaçların cinsi, ortalama yaşı ve kapalılık oranının Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği m. 14'teki kapalılık ve topluluk tanımları çerçevesinde irdelenmediği, taşınmazın orman toprağı olup olmadığının tereddütsüz belirlenmediği bir raporla verilen kabul kararını bozmuştur. Daire, komşu parseller hakkında kişilerce açılan orman kadastrosuna itiraz davalarının reddedilip bu parsellerin öncesinin orman olduğunun kesinleştiği durumda, dava konusu taşınmazın bu komşu parsellerden hangi unsurlarla ayrıldığının belirlenmesini istemiştir.6 Aynı kararlarda taşınmazın 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun da saptanması istenmiştir.7
Kesinleşmiş bir orman kadastrosu bulunan yerde araştırma biçimi değişir. Hukuk Genel Kurulu, tapuda kayıtlı olan ve hakkında 6831 sayılı Kanun'a göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunan taşınmaza karşı Hazine veya Orman İdaresince açılan tapu iptali ve tescil davalarında orman araştırmasının kesinleşen orman kadastrosu esas alınarak yapılacağını belirtmiştir. Kurula göre orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve askı ilan tutanakları ile onaylı tahdit haritası getirtilmeli; bir veya üç orman mühendisi bilirkişi ve bir fen elemanıyla keşif yapılarak orman sınır noktaları bulunmalı, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki varsa bu çelişki tahdit tutanaklarına değer verilerek giderilmelidir.5 Kurula göre malik tarafından orman kadastrosuna itiraz davası açılmamışsa dava kesinleşmiş tahdide göre çözülür.5
Kesinleşmiş orman kadastrosu ile tapu kaydı çatıştığında hangisi üstündür; Hazine'nin tapu iptali davası nasıl görülür?
Türkiye'nin pek çok yerinde arazi kadastrosu ile orman kadastrosu farklı yıllarda yapılmıştır. Hukuk Genel Kurulu, bazı bölgelerde orman kadastrosunun kesinleşmesinden yıllar sonra arazi kadastrosunun, bazı bölgelerde ise arazi kadastrosundan yıllar sonra orman kadastrosunun yapıldığını; bu nedenle orman iddiasıyla Hazine ve Orman İdaresince açılan tapu iptali ve tescil davalarında orman araştırmasının, taşınmaz hakkında kesinleşmiş bir orman kadastrosu bulunup bulunmadığı dikkate alınarak yapıldığını belirtmiştir.5 Genel kadastroda bir kişi adına tapuya yazılmış taşınmaz sonradan yapılan orman kadastrosunda orman sınırı içine alınmışsa, tapu sahibinin bu sınırlandırmaya karşı askı süresinde veya on yıl içinde dava açması gerekir.5
Süre geçince kesinleşmiş orman sınırı tapu kaydına üstün gelir. Hukuk Genel Kurulu, hak sahipleri on yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosuna itiraz ederek dava açmamışsa kesinleşen orman sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının yasal değerini yitireceğini ve taşınmazın hâlen orman sınırları içinde bulunduğunun kabulü gerektiğini belirtmiştir.5 Bu yüzden Hazine veya Orman İdaresinin açtığı davada malikin dayandığı eski bir mahkeme kararı da tek başına sonucu değiştirmez; mahkeme önce malik tarafından orman kadastrosuna itiraz davası açılıp açılmadığını araştırır, açılmışsa o davanın sonucunu bekler, açılmamışsa davayı kesinleşmiş tahdide göre çözer.5
On yıllık süre Hazineyi bağlamaz; 6831 sayılı Kanun m. 11/1 süreyi "Hazine hariç" diye kurar. Orman İdaresinin davası için ayrı bir gerekçe vardır: 8. Hukuk Dairesi, Orman İdaresinin kesinleşmiş orman kadastrosuna dayanarak tapu iptali ve tescil istediği davada, ilk derece mahkemesinin Orman İdaresini sanki orman kadastrosuna itiraz etmiş gibi değerlendirip on yıllık süreyi geçirdiğinden bahisle davayı reddetmesini doğru bulmamış; Orman İdaresinin taraflar yönünden kesinleşen orman kadastrosuna dayanarak dava açtığı gözetilerek işin esasına girilmesi gerektiğini belirtmiştir.3 Kesinleşmiş orman sınırı taşınmazın yalnız bir bölümünden geçiyorsa hüküm de o bölümle sınırlı kurulur. 5. Hukuk Dairesi, taşınmazın kaç metrekaresinin kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı belirlendikten sonra tapu kaydının kısmen iptal edilerek iptal edilen kısım yönünden Hazine adına tescil hükmü kurulması gerekirken, infazda tereddüt uyandıracak ve hisse iptaline yol açabilecek şekilde karar verilmesini bozma sebebi saymıştır. (Yargıtay 5. HD, E. 2021/206)8
Kesinleşmiş orman kadastrosu sonradan tapuya da yansıtılır. 6831 sayılı Kanun m. 11/4'e göre kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlete ait ormanlar orman vasfıyla, kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç üç ay içinde hiçbir harç ve bedel alınmaksızın Hazine adına tapu kütüklerine kaydedilir. Kadastro Kanunu m. 4/6 da orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulacağını söyler. Kamu kurumlarının açtığı iptal davalarının giderleri için Kadastro Kanunu m. 36/A'ya göre kadastro işlemiyle oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurumlarınca kayıt lehtarına karşı açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaz.
Tapusu orman çıkan malik TMK m. 1007'ye göre tazminat isteyebilir mi; hangi koşulla ve nasıl hesaplanır?
TMK m. 1007/1'e göre tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur; Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder (m. 1007/2); Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür (m. 1007/3). Hukuk Genel Kurulu bu sorumluluğu kusursuz sorumluluk olarak nitelendirmiştir: tapu sicilinin tutulmasında hukuka aykırı bir işlem ile zararlı sonuç arasında nedensellik bağı gerekir, eylemin kusura dayanıp dayanmamasının önemi yoktur; idare illiyet bağının kesildiğini ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamaz ve illiyet bağı zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuruyla ya da öngörülemeyen bir hâlle kesilebilir. (Yargıtay HGK, E. 2020/16)9 Kurul, kadastro işlemleri ile tapu işlemlerinin bir bütün oluşturduğunu ve kadastro görevlilerinin taşınmazın niteliğinde yaptığı yanlışlıkların da bu kapsamda düşünülmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2023/644)10
Tazminatın ilk koşulu, malik adına oluşmuş geçerli bir tapu kaydının orman nedeniyle iptal edilmesidir. Hukuk Genel Kurulu aynı davada iki grup parseli ayırmıştır: kadastro tespitinden sonra tapu kaydı oluşmuş, malikin satın alıp adına tescil edilmiş ve sonra orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş parseller yönünden TMK m. 1007'deki tazminat şartları oluşmuştur; kadastro tespitine itiraz nedeniyle tapuda malik hanesi boş bırakıldıktan sonra Hazine adına tesciline karar verilen parseller yönünden ise bu şartlar oluşmamıştır. Kurul ayrıca 4785 sayılı Kanun m. 5'teki bir yıllık başvuru süresini yerine getirmeyenlerin devletleştirilen ormanın karşılığını alma hakkını kaybettiğini ve bu hükme göre 1949 tarihli tapu kaydından dolayı da tazminat talep hakkının bulunmadığını belirtmiştir.9
Tapuda orman şerhi varken taşınmazı satın alan kişinin durumu farklıdır. Hukuk Genel Kurulu, tapu kaydına orman sınırları içinde kaldığına dair şerh konulduktan sonra taşınmazı satın alan davacının TMK m. 1020 uyarınca sicildeki kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğini, devir sırasında taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğunu bilecek durumda olduğunu ve bu nedenle zarar ile Devletin tapu sicilinin doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu arasında sebep-sonuç ilişkisi kurulmadığını belirterek tazminat isteminin reddi gerektiğine oy çokluğuyla karar vermiştir. Kurulda, kötü niyeti kanıtlanmamış yeni malikin de tazminattan yararlanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş, ancak çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.10
Tazminatın tutarı gerçek zarardır. Hukuk Genel Kurulu, eylemli orman olduğu gerekçesiyle tapusu iptal edilen tarla hakkında tazmini gereken gerçek zararın tapu kaydının iptali nedeniyle malikin malvarlığında meydana gelen azalma olduğunu; değerin Kamulaştırma Kanunu m. 11'deki yönteme göre, arazi niteliğindeki taşınmazlarda net gelir yöntemiyle, arsa niteliğindeki taşınmazlarda emsal karşılaştırmasıyla belirleneceğini; değerlendirme tarihinin ise tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarih olduğunu belirtmiştir. Kurul, bölge adliye mahkemesinin bilirkişi raporu almadan komşu parsellerdeki birim değer üzerinden kendiliğinden hesap yapmasını eksik inceleme sayarak direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur. (Yargıtay HGK, E. 2024/270)11 Bu davada davalı taraf Hazineydi ve direnme kararını Hazine vekili temyiz etmişti.11
Yargıtay orman kadastrosuna itiraz davalarında en çok hangi eksiklikler nedeniyle bozma kararı veriyor?
İncelenen kararlarda bozma sebepleri dört grupta toplanmaktadır. Bu rehber Yargıtay kararlarını saymaz; aşağıdaki gruplar, rehbere alınan kararlardaki bozma gerekçelerinden çıkarılmıştır ve bir istatistik değildir.
- 1) Eksik keşif ve denetlenemeyen bilirkişi raporu: hava fotoğraflarının stereoskopla incelenmemesi, en eski harita ve fotoğrafların çevre araziyle birlikte uygulanmaması, kapalılık oranının ve orman toprağı niteliğinin belirlenmemesi, komşu parsellerle karşılaştırma yapılmaması.7 6
- 2) Sürenin yanlış hesaplanması: 6527 sayılı Kanunla gelen on yıllık sürenin görülmekte olan davaya uygulanmaması, kesinleşmiş kadastroya dayanan Orman İdaresinin davasında on yıllık sürenin işletilmesi, ilanın taşınmazın bulunduğu köy veya mahallede yapılıp yapılmadığının araştırılmaması.4 3 2
- 3) Kesin hükmün yanlış değerlendirilmesi: kesinleşmiş orman kadastrosu karşısında, malik tarafından orman kadastrosuna itiraz davası açılıp açılmadığı araştırılmadan eski bir mahkeme kararına dayanılarak davanın reddedilmesi.5
- 4) Hüküm ve tazminat hesabındaki hatalar: kesinleşmiş sınır içinde kalan bölüm belirlenip kısmi iptal ve tescil hükmü kurulmadan infazda tereddüt uyandıracak ve hisse iptaline yol açabilecek biçimde karar verilmesi, tazminatta bilirkişi raporu yerine kendiliğinden hesap yapılması.8 11
İlgili mevzuat
6831 sayılı Kanun m. 11 — Orman kadastrosunun ilanı, itiraz davası ve kesinleşme
Madde 11 – (Değişik : 5/11/2003-4999/6 md.)
(Değişik birinci fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün süre ile ilan edilir. Bu ilan ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara karşı itirazı olanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemelerde dava açabilirler. İlan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar kesinleşir. Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz.
(Değişik ikinci fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler tarafından açılacak sınırlamaya itiraz davalarında hasım Orman Genel Müdürlüğü; 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı açılacak itiraz davalarında ise hasım Hazine ve Orman Genel Müdürlüğüdür.
(Değişik üçüncü fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Orman Genel Müdürlüğünce açılacak davalarda hasım, hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerdir.
(Değişik dördüncü fıkra: 26/2/2014-6527/1 md.) Kadastrosu yapılıp kesinleşen Devlete ait ormanlar orman vasfı ile, 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarılan yerler ise kaydında belirtme yapılarak hâlihazır vasfı ile; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle, en geç üç ay içinde hiçbir harç ve bedel alınmaksızın Hazine adına tapu kütüklerine kaydedilir.
Bu Kanunun;
a) 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi,
b) 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5.6.1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi,
Uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tespit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsisi yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir.
Sınır noktaları ile ölçü işinde kullanılan tüm noktalardaki taş, beton kazık ve diğer işaretler Orman Genel Müdürlüğünce korunur. Noktaların tahribatı veya yerlerinin değiştirilmesi yasaktır.
Kaynak: Orman Kanunu (6831)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
6831 sayılı Kanun m. 1 — Orman sayılan ve sayılmayan yerler
Ormanların Tarifi, Taksimi, İdare ve Murakabesi
Madde 1 – Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.
Ancak :
A) Sazlıklar;
B) Step nebatlariyle örtülü yerler;
C) Her çeşit dikenlikler;
Ç) Parklar;
D) (Değişik: 23/9/1983 - 2896/1 md.) Şehir mezarlıklarıyla kasaba ve köylerin hudutları içerisinde bulunan eski (kadim) mezarlıklardaki ağaç ve ağaçlıklarla örtülü yerler,
E) Sahipli arazide bulunan ve civarındaki ormanlarda tabii olarak yetişmiyen ağaç ve ağaççık nevilerinin bulunduğu yerler;
F) (Değişik : 22/5/1987 - 3373/1 md.) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halinde ki her nevi ağaç ve ağaçcıklarla örtülü yerler,
G) (Değişik : 22/5/1987 - 3373/1 md.) Orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazilerde tabii olarak yetişen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler,
H) (Değişik: 5/11/2003-4999/1 md.) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve muhitin hususiyetlerine göre yetişmiş veya yetiştirilecek olan (…) fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklar;
İ) (Değişik : 23/9/1983 - 2896/1 md.) Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel kanunu gereğince Devlet Ormanlarından tefrik edilmiş ve imar, ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 9/7/1956 tarih ve 6777 sayılı Kanunda tasrih edilen yabani veya aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar.
J) Funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımıyan yerler,
K) (Ek: 28/10/2020-7255/3 md.) Orman sınırları dışında olup, alan büyüklüğüne bakılmaksızın sahipli arazilerde, ekim ve dikim yolu ile yetiştirilen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler,
orman sayılmaz.
Kaynak: Orman Kanunu (6831)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
6831 sayılı Kanun m. 7 — Orman kadastrosunu yapan komisyonlar
Orman kadastrosu
Madde 7 – (Değişik : 5/6/1986 - 3302/2 md.)
(Değişik birinci fıkra: 5/11/2003-4999/3 md.) Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmî şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2 nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fennî hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.(Ek cümle: 15/1/2009-5831/2 md.) Ancak, henüz orman kadastrosuna başlanılmamış yerlerde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonunca belirlenen orman sınırı niteliğini kazanır.
(Ek fıkra: 5/11/2003-4999/3 md.) Orman kadastro komisyonlarınca ormanların kadastrosu ve Devlet ormanlarında yapılacak 2 nci maddenin (B) bendi uygulamaları resen, 2 nci maddenin (A) bendi uygulamaları müracaatın değerlendirilmesi ve Bakanlığın onayı ile bedelsiz olarak, hükmî şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ve hususi ormanlarda 2 nci maddenin (B)bendi uygulamaları ise bu ormanların sahiplerinin müracaatı üzerine bedeli karşılığında yapılır.
(Değişik üçüncü fıkra: 19/4/2018-7139/9 md.) Orman kadastro komisyonları, Orman Genel Müdürlüğünce atanacak bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisinin başkanlığında, bir orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi veya bunların bulunmaması halinde orman teknikeri, bir ziraat yüksek mühendisi veya ziraat mühendisi veya bunların bulunmaması halinde ziraat teknisyeni ile beldelerde belediye encümenince, mahalle ve köylerde muhtarlıkça bildirilecek bir temsilci olmak üzere bir başkan ve üç üyeden teşekkül eder.
(Değişik fıkra: 5/11/2003-4999/3 md.) Orman kadastro komisyonları ve amenajman heyetleri başkan ve üyelerine ödenecek tazminat ve harcırah miktarları her yıl bütçe kanunu ile belirlenir. Arazi çalışmalarının atama merkezleri dışında yapılması halinde arazi tazminatı yerine yurt içi gündelikler ödenir.
Komisyonların çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.
Kaynak: Orman Kanunu (6831)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
6831 sayılı Kanun m. 10 — Orman kadastrosu tutanaklarının asılarak ilanı
Madde 10 – (Değişik : 19/4/2012 - 6292/13 md.)
Sınırlaması ve bu Kanunun 2 nci maddesine göre, orman sınırları dışına çıkarma işlemleri bitirilen köy, belde veya mahallelere ait düzenlenen kadastro dosyaları Orman Genel Müdürlüğüne gönderilir. Orman Genel Müdürlüğünce bulunan şeklî ve hukuki noksanlıklar komisyonlarca düzeltildikten sonra, kadastro tutanak suretleri haritaları ile birlikte orman kadastro komisyonlarınca ilgili köy, belde veya mahallelerin uygun yerlerine asılmak suretiyle ilan edilir. Ayrıca, tutanak suretleri Maliye Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğünün mahalli kuruluşlarına intikal ettirilir.
Asılma tarihi, beldelerde belediye encümenlerinin, mahalle ve köylerde ihtiyar heyetlerinin tasdik edecekleri belgelerle tevsik olunur. Bu belgeler komisyon dosyalarında saklanır.
Kadastrosu tamamlanan veya devam eden ormanlara ait haritaların yapılmasında ölçme, hesap, tersimat ve aplikasyon işleri harita ve kadastro mühendisleri veya teknikerleri tarafından yapılır, sorumluluk harita ve kadastro mühendislerine aittir. Çalışma alanlarında yapılan ölçüm ve haritalama işlemlerinin usulüne uygun olarak yapılmasını sağlamak ile kontrol onayını yapmak üzere Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü taşra teşkilatınca kontrol mühendisi görevlendirilir. Kadastro teknik standartlarına uygun üretilen bu haritalar, harita ve kadastro mühendislerinin kontrol onayından sonra komisyon başkanınca tasdik olunur.
Kaynak: Orman Kanunu (6831)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Kadastro Kanunu m. 12 — Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre
Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre:
Madde 12 – 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir.
Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir.
Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. (Ek cümle: 25/2/2009-5841/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 12/5/2011 tarihli ve E.: 2009/31, K.: 2011/77 sayılı Kararı ile.)
Kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz.
Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda medeni kanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar.
Kaynak: Kadastro Kanunu (3402)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Kadastro Kanunu ek m. 6 — Kadastro ve orman kadastrosu davalarında kanun yolu
Ek Madde 6- (Ek:22/7/2020-7251/53 md.)
Kadastro mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.
Kaynak: Kadastro Kanunu (3402)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
TMK m. 1007 — Tapu sicilinin tutulmasından Devletin sorumluluğu
2. Sorumluluk
Madde 1007- Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.
Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Kaynak: Türk Medeni Kanunu (4721)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1. Kadastro ekibince yapılan orman sınırlaması, 6527 sayılı Kanun sonrası on yıllık süre ve zilyetliğe dayalı davaYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2014/235 · K. 2015/2729 ·
Davacı, Kadastro Kanunu m. 4'e göre kadastro ekibince orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilip 2008'de kesinleşen taşınmazdaki bağ ve tarla bölümlerinin zilyetlik nedeniyle adına tescilini istemişti. Özel Daire, eski 6831 sayılı Kanun m. 11'e göre zilyetliğe dayalı davanın reddi gerektiğini söyleyerek kararı bozmuş, yerel mahkeme direnmişti. Kurul, Anayasa Mahkemesinin 2013/64 K. sayılı iptal kararını ve 6527 sayılı Kanunla yapılan değişikliği aktararak, tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık süre içinde tapuya dayalı olsun veya olmasın kadastrodan önceki sebeplere dayanarak dava açılabileceğini kabul etti; direnmeyi süre yönünden uygun buldu ve esasa ilişkin itirazların incelenmesi için dosyayı Özel Daireye gönderdi.
Sonuç: Orman olarak tespit edilen taşınmaza karşı on yıllık süre içinde zilyetliğe dayanarak da dava açılabilir.
2. Askı ilanının taşınmazın bulunduğu mahallede yapılmaması ve kesinleşmenin araştırılmasıYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2025/5697 · K. 2025/6695 ·
Muğla'da iki mahalle sınırında kalan taşınmazlar, komşu mahallede 2005'te altı ay süreyle ilan edilen orman kadastrosunda orman parseli içinde kalmıştı. İlk derece mahkemesi on yıllık süre geçtiği için davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı reddetmişti. Daire, geri çevirme üzerine gelen belgelerde kadastro sonuçlarının taşınmazın bulunduğu mahallede ilan edildiğine dair evrak bulunmadığını tespit etti. İlan edilmişse ret kararının doğru olduğunu, edilmemişse davacılar yönünden kesinleşmiş orman kadastrosundan söz edilemeyeceğini ve davanın askı süresinde açılmış sayılarak esasa girilmesi gerektiğini belirterek hükmü oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: İlan taşınmazın bulunduğu yerde yapılmamışsa orman kadastrosu o malik yönünden kesinleşmiş sayılmaz.
3. Kesinleşmiş orman kadastrosuna dayanan Orman İdaresinin davasında on yıllık sürenin işlememesiYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2021/12900 · K. 2023/5722 ·
Orman İdaresi, 1990'da kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalan tapulu bölümün iptali ve Hazine adına tescili için dava açmıştı. İlk derece mahkemesi, bozma kararına uyduğu hâlde Orman İdaresinin m. 11'deki süre içinde dava açmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, bozma kararında davalılar tarafından askı süresinde kadastro mahkemesinde, on yıllık süre içinde asliye hukuk mahkemesinde dava açılmadığının ve orman kadastrosunun kesinleştiğinin belirtildiğini; Orman İdaresinin kesinleşen kadastroya dayanarak dava açtığı gözetilerek esasa girilmesi gerektiğini belirterek hükmü oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Kesinleşmiş orman kadastrosuna dayanarak dava açan Orman İdaresi, kadastroya itiraz etmiş gibi on yıllık süreyle karşılaştırılamaz.
4. AYM iptali ve 6527 sayılı Kanunun görülmekte olan davalara uygulanmasıYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2025/1576 · K. 2025/5854 ·
Davacı, zilyetliğindeki yerin 2007'de altı ay ilan edilen orman kadastrosunda orman parseli içinde kaldığını ileri sürerek 2008'de tescil istemişti. İlk derece mahkemesi, altı aylık askı süresinin geçtiği ve zilyetliğe dayalı dava hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, Anayasa Mahkemesinin 2013/64 K. sayılı iptal kararını ve 6527 sayılı Kanunla m. 11/1'in değiştirildiğini aktardı; bu değişikliğin usulî kazanılmış hakkın istisnası olarak derdest davalarda da uygulanacağını, orman kadastrosuna itiraz davalarının on yıl içinde zilyetliğe dayalı olarak açılabileceğini belirterek tapu kaydı koşulu aranmaksızın esasın incelenmesi için hükmü oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Eski altı aylık süreyle reddedilen zilyetlik davası, on yıl içinde açılmışsa esastan incelenir.
5. Kesin hüküm ile sonradan kesinleşen orman kadastrosu; tapu kaydının yasal değerini yitirmesiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/2431 · K. 2021/1097 ·
Orman İdaresi, 2006'da yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna dayanarak tapulu taşınmazın orman sınırı içinde kalan bölümünün iptalini ve Hazine adına tescilini istemişti. Yerel mahkeme, taşınmazın Orman İdaresinin davasının reddine ilişkin 1995 tarihli ve 1998'de onanarak kesinleşen kararla malik adına tescil edildiğini belirterek kesin hüküm nedeniyle davayı reddetmiş ve bozmaya direnmişti. Kurul, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunan yerde orman araştırmasının bu kadastro esas alınarak yapılacağını, kesin hükmün tahdidi kendiliğinden geçersiz kılmadığını, hak sahipleri on yıllık süre içinde dava açmamışsa kesinleşen sınır içindeki tapu kayıtlarının yasal değerini yitireceğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Kesinleşmiş orman sınırına karşı süresinde dava açılmamışsa eski mahkeme kararı da tapu kaydını korumaz.
6. Bilirkişi raporunda kapalılık oranı, orman toprağı ve komşu parsellerle karşılaştırmaYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2021/12584 · K. 2023/2604 ·
Tapu kaydına dayanan davacı, 2005'te ilk kez yapılan orman kadastrosunda taşınmazının orman sınırı içine alınmasına itiraz etmiş, ilk derece mahkemesi davayı kabul etmişti. Daire, hükmüne uyulan bozma kararının gerekleri yerine getirilmeden, hava fotoğraflarındaki bitki örtüsü ve kapalılık oranı yönetmelikteki tanımlar çerçevesinde irdelenmeden ve orman toprağı niteliği belirlenmeden karar verildiğini belirtti. Komşu parseller hakkında açılan itiraz davaları reddedilip bu yerlerin orman olduğu kesinleştiğinden, dava konusu parselin onlardan hangi unsurlarla ayrıldığının belirlenmesini istedi; Kadastro Kanunu m. 45'in iptal ve yürürlükten kaldırılmasıyla tapu ve zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağını hatırlatarak hükmü oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Kabul kararı da kapalılık oranı ve komşu parsellerle karşılaştırma yapılmadan verilemez.
7. Orman sayılma araştırması: en eski hava fotoğrafı, memleket haritası, bilirkişi kurulu ve stereoskopik incelemeYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2021/12148 · K. 2023/5155 ·
Davacılar, adlarına tarla olarak tescil edilen taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları içine alındığını ileri sürerek sınır dışına çıkarılmasını istemişti; dava reddedilmişti. Daire, orman kadastrosuna itiraz davalarında bir yerin orman sayılıp sayılmadığının en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritası uygulamasıyla belirleneceğini, 1956 tarihli hava fotoğrafının stereoskopik olarak incelenmediğini belirtti. Yerel bilirkişi kurulu, üç orman mühendisi, fen elemanı ve jeodezi ve fotogrametri mühendisiyle yeniden keşif yapılmasını, zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış tapuyla ormandan yer kazanılamayacağının ve salt orman toprağının orman sayıldığının gözetilmesini isteyerek hükmü oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Orman niteliği, en eski hava fotoğrafı ve haritaların uzman kurulca yerinde uygulanmasıyla belirlenir.
8. Kısmen orman sınırında kalan tapulu taşınmazda kısmi iptal ve infaza elverişli hükümYargıtay 5. Hukuk Dairesi · E. 2021/206 · K. 2022/262 ·
Orman kadastrosuna itiraz ve TMK m. 1007'ye dayalı tazminat davasında, 1952'de tapulamayla tescil edilip 1994 orman kadastrosunda bir bölümü orman sınırı içine alınan taşınmaz söz konusuydu. Daire, karar düzeltme istemi üzerine önceki bozma kararını ıslah yönünden kaldırdı ve yeniden inceleme yaptı. Taşınmazın kaç metrekaresinin kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı belirlendikten sonra tapu kaydının kısmen iptal edilip iptal edilen kısmın Hazine adına tescili gerekirken, hüküm fıkrasında infazda tereddüt uyandıracak ve hisse iptaline yol açabilecek biçimde karar verilmesini doğru bulmayarak hükmü oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Kesinleşmiş sınır taşınmazın yalnız bir bölümünden geçiyorsa iptal o bölümle sınırlı ve infaza elverişli kurulur.
9. Tapu kaydı oluşmuş ve oluşmamış parseller ayrımı; TMK m. 1007 tazminatının koşullarıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2020/16 · K. 2022/1720 ·
Davacı, satın aldığı payların orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilmesi nedeniyle TMK m. 1007'ye göre tazminat istemişti. Kurul, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğunu ve illiyet bağının ancak zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru ya da öngörülemeyen hâlle kesilebileceğini açıkladı. Kadastro sonrası tapu kaydı oluşup davacı adına tescil edilmiş parseller yönünden tazminat şartlarının oluştuğunu; kadastro tespitine itiraz nedeniyle malik hanesi boş kalan parseller yönünden ise oluşmadığını, ayrıca 4785 sayılı Kanun m. 5 nedeniyle 1949 tarihli tapu kaydından dolayı tazminat hakkı bulunmadığını belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Tazminat için malik adına oluşmuş ve sonra iptal edilmiş geçerli bir tapu kaydı gerekir.
10. Orman şerhi varken taşınmazı satın alanın TMK m. 1007 tazminatıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/644 · K. 2025/129 ·
Davacı, tapuya 2012'de orman sınırları içine alındığı şerhi konulan taşınmazları 2013'te satın almış, orman kadastrosuna açtığı itiraz davası reddedilince TMK m. 1007'ye göre tazminat istemişti. Bölge adliye mahkemesi kötü niyeti kanıtlanmamış yeni malikin de tazminattan yararlanması gerektiğini söyleyerek direnmişti. Kurul, kadastro işlemlerindeki hatalardan da Devletin sorumlu olduğunu, ancak TMK m. 1020 uyarınca kimsenin sicildeki kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğini, şerhi görerek satın alan davacının zararı ile sicilin doğru tutulmaması arasında sebep-sonuç ilişkisi kurulmadığını belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozdu.
Sonuç: Hukuk Genel Kuruluna göre (oy çokluğuyla) tapuda orman şerhi varken taşınmazı satın alan kişinin zararı ile sicilin tutulması arasında sebep-sonuç ilişkisi kurulmaz.
11. TMK m. 1007 tazminatında gerçek zarar, net gelir yöntemi ve değerlendirme tarihiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/270 · K. 2025/681 ·
Davacının tarla vasıflı taşınmazının tapusu eylemli orman olduğu gerekçesiyle iptal edilip Hazine adına tescil edilmiş, davacı TMK m. 1007'ye göre tazminat istemişti. Bölge adliye mahkemesi, komşu parseller için kesinleşen birim değeri esas alarak kendiliğinden hesap yapmış ve bozmaya direnmişti. Kurul, tazminat koşullarının oluştuğunu, gerçek zararın tapu iptali nedeniyle malvarlığındaki azalma olduğunu, değerin Kamulaştırma Kanunu m. 11'e göre arazide net gelir, arsada emsal yöntemiyle ve tapu iptal kararının kesinleştiği tarihe göre belirleneceğini belirtti; resmî verilerle bilirkişi raporu alınması ve komşu emsal dosyaların da değerlendirilmesi gerektiğinden direnme kararını oy çokluğuyla bozdu.
Sonuç: Tazminat, tapu iptal kararının kesinleştiği tarihteki değere göre bilirkişi raporuyla hesaplanır.
Sık sorulan sorular
Orman kadastrosuna itiraz davası kaç gün içinde açılır?
Orman Kanunu'na göre orman kadastro komisyonunun tutanak ve haritaları köyde veya mahallede asılarak otuz gün ilan edilir. İtirazı olan kişi askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemesinde dava açabilir. Bu ilan kişiye şahsen tebliğ edilmiş sayılır, ayrıca tebligat beklenmez. Süre geçerse kadastro kesinleşir; ancak kesinleşmeden itibaren on yıl içinde kadastrodan önceki sebeplere dayanarak dava açmak hâlâ mümkündür.
Tapulu arazim orman çıktı, kesinleşmiş orman kadastrosuna karşı hâlâ dava açabilir miyim?
Orman Kanunu'na göre orman kadastrosu tutanak ve haritalarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl içinde, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılabilir. Hukuk Genel Kurulu'na göre bu on yıllık süre, tapuya dayalı olsun veya olmasın işler. On yıl geçtikten sonra Hazine dışında kimse itiraz edemez ve dava açamaz; Hukuk Genel Kurulu'na göre bu durumda kesinleşen orman sınırı içindeki tapu kaydı yasal değerini yitirir.
Orman kadastrosuna itiraz davası hangi mahkemede ve kime karşı açılır?
Askı ilanı içindeki dava kadastro mahkemesinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemede açılır. Kesinleşmeden sonraki on yıllık süre içindeki dava, aksine düzenleme bulunmadığından asliye hukuk mahkemesinde görülür. Orman Kanunu'na göre sınırlamaya itiraz davasında hasım Orman Genel Müdürlüğüdür; orman sınırları dışına çıkarma işlemine karşı açılan davada hasım Hazine ve Orman Genel Müdürlüğüdür. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Bir yerin orman olup olmadığına mahkeme nasıl karar verir?
Yargıtay kararlarına göre mahkeme yöreye ait en eski hava fotoğraflarını, memleket haritalarını ve amenajman planını getirtir ve bunları uzman orman mühendisleri, fen elemanı ve harita mühendisinden oluşan bilirkişilerle yerinde, çevre araziyle birlikte uygular. Hava fotoğrafları üç boyutlu incelenir, ağaçların cinsi, yaşı ve kapalılık oranı ile toprağın yapısı ve eğim belirlenir. Kesinleşmiş orman kadastrosu varsa araştırma, kesinleşmiş sınırın yerine uygulanmasıyla yapılır.
Arazimde zeytin veya meyve ağaçları var, yine de orman sayılır mı?
Orman Kanunu bazı yerleri orman saymaz: sahipli arazideki zeytinlikler, kanundaki koşullarla özel mülkiyette bulunan meyveli ağaçlıklar, tapulu tarım arazisindeki dağınık ağaçlar, orman sınırı dışında üç hektarı aşmayan sahipli arazideki doğal ağaçlar ve orman sınırı dışında sahipli arazide ekim ve dikimle yetiştirilen ağaçlarla örtülü yerler bunlar arasındadır. Her istisnanın kendi koşulları vardır; yerin bu koşulları taşıyıp taşımadığı davada bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
Hazine tapumun iptali için dava açtı, on yıl geçtiğini söyleyerek davayı durdurabilir miyim?
Orman Kanunu'ndaki on yıllık süre Hazineyi kapsamaz; kanun süreyi açıkça Hazine hariç olarak düzenler. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bir kararında, kesinleşmiş orman kadastrosuna dayanarak dava açan Orman İdaresinin kadastroya itiraz etmiş gibi değerlendirilip davasının on yıllık süre geçtiği gerekçesiyle reddedilmesini doğru bulmamıştır. Bu davada belirleyici olan, taşınmazın kesinleşmiş orman sınırı içinde kalıp kalmadığı ve tapu sahibinin bu kadastroya karşı süresinde dava açıp açmadığıdır.
Tapum orman olduğu gerekçesiyle iptal edildi, Devletten tazminat alabilir miyim?
Türk Medeni Kanunu'na göre tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumludur. Hukuk Genel Kurulu'na göre adınıza oluşmuş geçerli bir tapu kaydı orman nedeniyle iptal edilmişse tazminat şartları oluşabilir. Kadastro sırasında itiraz nedeniyle hiç tapu kaydı oluşmamışsa Hukuk Genel Kurulu tazminat şartlarının oluşmadığını kabul etmiştir. Taşınmazı tapuda orman şerhi varken satın alan kişi bakımından da Kurul, oy çokluğuyla verdiği bir kararda, zarar ile sicilin tutulması arasında sebep-sonuç ilişkisi kurulmadığını belirtmiştir. Dava tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Orman nedeniyle iptal edilen tapunun tazminatı nasıl hesaplanır?
Hukuk Genel Kurulu'na göre tazmin edilecek zarar, tapunun iptali nedeniyle malvarlığında meydana gelen azalmadır. Değer, Kamulaştırma Kanunu'ndaki yönteme göre belirlenir: tarım arazisinde taşınmazın olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir, arsada ise emsal satışlar esas alınır. Değerlendirme tarihi, tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği tarihtir. Tutar, resmî verilere dayanan bilirkişi raporuyla belirlenir.
Orman kadastrosu ilanı benim köyümde yapılmadıysa ne olur?
Orman Kanunu'na göre orman kadastrosu tutanakları haritalarıyla birlikte ilgili köy, belde veya mahallenin uygun yerlerine asılarak ilan edilir. Yargıtay, sonuçların taşınmazın bulunduğu mahallede ilan edilip edilmediğinin kesin olarak araştırılmasını istemektedir. Bir kararda, ilan bu mahallede yapılmamışsa davacılar yönünden kesinleşmiş orman kadastrosundan söz edilemeyeceği ve davanın askı süresi içinde açılmış sayılacağı belirtilmiştir.
Orman kadastrosuna itiraz davasında zorunlu arabuluculuk ve harç var mı?
Orman kadastrosuna itiraz ve tapu iptali davaları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun dava şartı arabuluculuğa bağladığı kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları arasında sayılmaz; bu nedenle zorunlu arabuluculuk yoktur. Harç, taşınmazın değeri üzerinden nispi olarak alınır; kadastro mahkemesinde emlak vergisi değeri esas alınır. Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü harçtan muaftır.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Muğla Gayrimenkul Avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası
Bu alandaki diğer rehberler
- Tarım arazisi ifraz yasağı, hisseli satış ve miras: 5403 sayılı Kanun m. 8
- Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davaları
- Reddi miras, tenkis, vasiyetnamenin iptali ve mirasçılık belgesi
- Ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu): aynen taksim, satış ve muhdesat
- Tahliye davası: kiracının hangi sebeplerle ve hangi sürede çıkarılabileceği
- Ecrimisil davası: haksız işgal tazminatının şartları, hesaplanması ve zamanaşımı
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.