Tarım arazisi ifraz yasağı, hisseli satış ve miras: 5403 sayılı Kanun m. 8
Yayın tarihi:
Bu sayfada
- Başa dön
- Kısaca
- Dava, süre ve usul
- 5403 sayılı Kanun m. 8 tarım arazisinin bölünmesini hangi koşullarda yasaklar; asgari tarımsal arazi büyüklüğü ne kadardır?
- Hisseli tarla satışı serbest mi; pay satışı ile metrekare satışı arasındaki fark nedir?
- Yasağa aykırı satış vaadi, harici satış ve tescil kararlarının hukuki sonucu nedir?
- Ortaklığın giderilmesi davasında tarım arazisi hangi koşullarda aynen taksim edilir, hangi koşulda satılır?
- Miras kalan tarım arazisi nasıl paylaşılır: 5403 sayılı Kanun m. 8/B, 8/C ve 8/D'deki süreler ve ehil mirasçı
- Sınırdaş tarla sahibinin önalım hakkı kaldırıldı mı; açılmış davalarda ne oldu?
- İmar planı içindeki ya da belediye sınırındaki tarım arazisinde 5403 sayılı Kanun uygulanır mı?
- Tarım arazisi davalarında ispat: arazinin niteliği, Müdürlük yazısı ve ehil mirasçılık nasıl ispatlanır?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Kısaca
- Tarım arazileri, Bakanlığın belirlediği en küçük büyüklüğün altında parçalara bölünemez ve kural olarak paydaş sayısı artırılamaz.
- Bu sınırın üzerindeki araziler bölünmemek şartıyla hisseli olarak satılabilir.
- Tarım arazisinde bölme, hisselendirme ve pay devri gibi işlemler Bakanlığın iznine bağlıdır.
- Miras kalan tarım arazisinde esas olan mülkiyetin devridir: bir mirasçıya, mirasçıların kuracağı bir ortaklık veya şirkete ya da üçüncü kişilere.
- Mirasçılar anlaşamazsa her biri sulh hukuk mahkemesine başvurabilir.
- Arazi bölünemiyorsa ortaklık satış yoluyla giderilir.
Tarla, bağ ya da bahçe niteliğindeki bir taşınmaz, belirli bir büyüklüğün altında parçalara ayrılamaz ve kural olarak yeni paydaşlar eklenerek hisselendirilemez. Bu rehber, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8 ilâ 8/D maddelerini, hisseli satışın ve satış vaadinin bu yasak karşısındaki durumunu, miras kalan tarım arazisinin mirasçılar arasında nasıl devredildiğini ve Yargıtay'ın ortaklığın giderilmesi davalarında bu hükümleri nasıl uyguladığını anlatır.
İlgili rehberler: Ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu): aynen taksim, satış ve muhdesatReddi miras, tenkis, vasiyetnamenin iptali ve mirasçılık belgesiTarlaya ev yapılır mı? Tarım dışı kullanım izni ve cezası (5403 sayılı Kanun m. 13, 21)
Dava, süre ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Görevli mahkeme
Sulh hukuk mahkemesi: tarım arazisinde ortaklığın giderilmesi davası, değere bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinin görevindedir. Miras kalan tarım arazisinin bir mirasçıya devri konusunda anlaşma sağlanamazsa açılacak dava da 5403 sayılı Kanun m. 8/C uyarınca sulh hukuk mahkemesinde açılır. Satış vaadine ya da harici satışa dayanan tapu iptali ve tescil davaları bu hükümlerin dışındadır: malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça, değere bakılmaksızın asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
- Yetkili mahkeme
Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (m. 12/1); bu davalar birden fazla taşınmaza ilişkinse taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğerleri hakkında da açılabilir (m. 12/3). Terekenin paylaşılmasına ilişkin davalarda ve terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak davalarda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (m. 11/1). Miras kalan bir taşınmazda bu iki kesin yetki kuralından hangisinin öncelikli olduğunu kanun ayrıca söylemez. 5403 sayılı Kanun m. 8/C yalnız yetkili sulh hukuk mahkemesinden söz eder; ayrı bir yetki kuralı koymaz.
Dayanak: HMK m. 11, m. 12
- Dava şartı
Ortaklığın giderilmesinde zorunlu arabuluculuk vardır: taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; başvurmadan açılan dava usulden reddedilir. Arabuluculukta varılan anlaşma, taşınmazla ilgili kanuni sınırlamalar gözetilerek düzenlenir; tarım arazisinde 5403 sayılı Kanun m. 8 ve 8/B'deki sınırlar burada da geçerlidir. 5403 sayılı Kanun m. 8/C uyarınca açılan devir davasının bu kapsama girip girmediğini kanun ayrıca söylemez.
Dayanak: 6325 sayılı Kanun m. 18/B, m. 18/A
- Süre ve zamanaşımı
Mirasçılar anlaşırsa devir işlemleri mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde tamamlanır. Bu süre içinde devir yapılmaz ve m. 8/C'ye göre dava da açılmazsa Bakanlık mirasçılara üç ay süre verir; süre sonunda devir olmazsa sulh hukuk mahkemesinde kendisi dava açabilir. Mirasın paylaşılmasını isteme hakkı ise bir süreye bağlı değildir.
- Yargılama usulü
Basit yargılama usulü: sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler basit yargılama usulüne tabidir.
Dayanak: HMK m. 316/1-a
- Harç
Mirasçıların veya Bakanlığın 5403 sayılı Kanun kapsamında sulh hukuk mahkemesinde açtığı davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Bu muafiyetin mirasçılar arasında genel hükümlere göre açılan ortaklığın giderilmesi davasına uygulanıp uygulanmadığını kanun ayrıca söylemez. Harç tarifesi ortaklığın giderilmesinde nispi karar ve ilam harcı öngörür: satış yoluyla giderilmede satış bedeli üzerinden binde 11,38, aynen taksimde taksim edilen taşınmazın değeri üzerinden binde 4,55 (tarifedeki oranlar).
Dayanak: 5403 sayılı Kanun m. 8/Ç; Harçlar Kanunu (1) sayılı tarife A-III-1
- Kanun yolu
Nihai karara karşı istinaf. Miktar veya değeri m. 341/2'deki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin ilk derece kararları kesindir; kanun metninde bu sınır üç bin Türk Lirasıdır, ancak her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır (ek m. 1). Bölge adliye mahkemesinin HMK m. 4'te gösterilen davalar ile özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalardaki kararları kural olarak temyiz edilemez (m. 362/1-b). 7589 sayılı Kanunla eklenen m. 362/3, bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği kararın kabul veya reddedilen kısmı m. 341/2'deki parasal sınırı aşıyorsa temyiz yolunu açar; bu fıkranın m. 362/1-b davalarına uygulanıp uygulanmayacağı kanun metninden açık değildir. Fıkra, Anayasa Mahkemesinin 26/2/2026 tarihli kararıyla m. 362/1-a'nın “istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali” yönünden iptal edilmesinden sonra eklenmiştir.
5403 sayılı Kanun m. 8 tarım arazisinin bölünmesini hangi koşullarda yasaklar; asgari tarımsal arazi büyüklüğü ne kadardır?
5403 sayılı Kanun m. 8, tarım arazilerini mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi ve marjinal tarım arazisi olarak sınıflandırır; hangi arazinin hangi sınıfa girdiğini Bakanlık belirler. Asgari tarımsal arazi büyüklüğü de bölge ve yörenin özellikleri gözetilerek Bakanlık tarafından belirlenir ve bu büyüklüğe erişmiş tarımsal araziler bölünemez eşya niteliği kazanır (m. 8/2).
Kanun asgari büyüklüğün kendisini değil, altına inilemeyecek tabanı yazar: asgari tarımsal arazi büyüklüğü mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez; Bakanlık bu büyüklükleri günün koşullarına göre artırabilir (m. 8/3). Bir parselin bölünüp bölünemeyeceği bu nedenle yalnız kanundaki rakama bakılarak değil, Bakanlığın o yer için belirlediği büyüklüğe ve arazinin sınıfına göre anlaşılır.
Yasağın içeriği üç parçalıdır: tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında 1) ifraz edilemez, 2) hisselendirilemez, 3) Hazine taşınmazlarının satışı dışında pay ve paydaş adedi artırılamaz (m. 8/3). Kanun iki istisna tanır: tarım dışı kullanım izni verilen alanlarda ya da çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak ihtiyacı olan bitkilerin yetiştiği alanlarda Bakanlığın uygun görüşüyle daha küçük parseller oluşturulabilir; yatırım programındaki kamu yatırımı projeleri kapsamındaki zorunlu ifrazlarda Bakanlık onayı aranmaz.
Asgari büyüklüğün yanında ikinci bir ölçü vardır: yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü. İl ve ilçelerin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklükleri Kanuna ekli (1) sayılı listede belirlenmiştir ve tarımsal araziler bu büyüklüklerin altında ifraz edilemez, bölünemez; bu nitelik tapuya şerh konulmak üzere Bakanlıkça bildirilir (m. 8/A). Liste ilçe ilçe farklıdır; örneğin Hukuk Genel Kurulunun incelediği bir dosyada bilirkişi raporuna göre İpsala ilçesi için yeter gelirli büyüklük 50 dekar olarak belirlenmişti. (Yargıtay HGK, E. 2025/56)1
Hukuk Genel Kurulu, asgari büyüklüğe erişmiş tarım arazilerinin bölünemeyeceğine, hisselendirilemeyeceğine ve pay ve paydaş adedinin artırılamayacağına dair hükmün kamu düzenine ilişkin olduğunu ve mahkemelerce resen dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2023/273)2 Yargıtay 7. Hukuk Dairesi de vasiyetnamenin tenfizi davasında verilen bir hükme karşı aynı ölçütü uygulamıştır. (Yargıtay 7. HD, E. 2024/3589)3
Kanuna 11/6/2026 tarihli 7584 sayılı Kanunla eklenen son fıkraya göre 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa tabi kooperatifler, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarındaki tarımsal niteliği korunacak alanlar ile bu planlar dışında kalan ve 5403 sayılı Kanuna tabi alanlardaki taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinemez; tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin edinimi Bakanlığın iznine bağlıdır (m. 8/5).
Hisseli tarla satışı serbest mi; pay satışı ile metrekare satışı arasındaki fark nedir?
Bugünkü kuralın anlaşılması için 2014 öncesine bakmak gerekir. 5578 sayılı Kanunla değişik eski m. 8, bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinde birlikte mülkiyet varsa payların üçüncü kişilere satılamayacağını, devredilemeyeceğini ve rehnedilemeyeceğini öngörüyordu; Hukuk Genel Kurulu bu dönemde paydaşların tamamının birlikte katılımıyla üçüncü kişiye satışın ve paydaşların kendi aralarındaki devrin mümkün olduğunu kabul etmişti. (Yargıtay HGK, E. 2012/1471)4 Bu yasak bugün yürürlükte değildir.
30/4/2014 tarihli 6537 sayılı Kanunla m. 8'in yeniden düzenlenmesinden sonra Yargıtay, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki arazilerde de payın üçüncü kişilere satışının ve devrinin mümkün hâle geldiğini, bu durumun kanun değişikliğinden kaynaklandığı için usuli kazanılmış hak da oluşturmadığını belirtmiştir. (Yargıtay 7. HD, E. 2022/6745)5 Hukuk Genel Kurulu ve 7. Hukuk Dairesi kararlarında, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin üzerindeki tarım arazilerinin bu miktarların altında ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın hisseli olarak satılabileceği tekrarlanmıştır.2 (Yargıtay 7. HD, E. 2024/4704)6
Mevcut bir payın el değiştirmesi ile yeni pay yaratılması ayrı şeylerdir. Kanunun yasakladığı, tarım arazisinin Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında hisselendirilmesi ve pay ve paydaş adedinin artırılmasıdır (m. 8/3). Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, bölünemez büyüklüğün altında kalan tarım arazilerinde tam pay malik olunsa dahi paydaşın payının bir kısmını hisselendirerek satmasının mümkün olmadığını belirtmiş; tarla vasıflı bir taşınmazın belli bir metrekaresinin satışının vaat edildiği davada, İlçe Tarım Müdürlüğünün ifrazın mümkün olmadığını bildirmesi üzerine davanın reddini onamıştır. (Yargıtay 7. HD, E. 2021/2430)7
2020'de bir izin rejimi eklenmiştir. 28/10/2020 tarihli 7255 sayılı Kanunla m. 8/B'ye eklenen fıkraya göre tarım arazilerinde ifraz, hisselendirme, pay temliki, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi, elbirliği mülkiyetinin devri, paylı mülkiyet olarak intikal, taksim ve vasıf değişikliği işlemleri Bakanlığın izni ile yapılır (m. 8/B/3). Bu nedenle pay satışı kanunen yasak olmasa da tapuda Bakanlığın iznine bağlı bir işlemdir. 4/7/2019 tarihli 7181 sayılı Kanunun 5403 sayılı Kanuna eklediği hüküm ise geçici m. 6'dır; bu madde imar planları ve yerleşik alanlarla ilgilidir.
Aynı değişiklik paydaşlar arasındaki devri de kolaylaştırmıştır: tarım arazilerinde asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki payların paydaşlara aynen devri hâlinde paydaşlar bu devirle ilgili harçlardan, damga vergisinden ve tapu döner sermaye ücretlerinden muaftır (m. 8/I/4). Mirasçılar tarımsal arazinin devri konusunda mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde anlaşırsa devir işlemlerindeki harç ve damga vergisi muafiyeti de aynı maddededir (m. 8/I/3).
Yasağa aykırı satış vaadi, harici satış ve tescil kararlarının hukuki sonucu nedir?
Bölünemeyen bir tarım arazisinin bir kısmının satışını vaat eden sözleşme, tapu iptali ve tescil davasıyla ifa ettirilemez. Yargıtay'a göre satış vaadinden kaynaklanan davaların kabulü için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır ve 5403 sayılı Kanun m. 8'e aykırı şekilde taşınmaz satışı vaat edilmesi hâlinde ifa olanağından söz edilemez.7 Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2013'te, eski m. 8 döneminde, resmî şekle uygun satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğunu ama yasa hükmü nedeniyle ifa olanağı bulunmadığını belirterek davanın reddini gerekçesini değiştirerek onamıştır. (Yargıtay 14. HD, E. 2013/10360)8 Sözleşmenin geçersizliği ile ifasının imkânsızlığı bu kararda birbirinden ayrılmıştır.
Bir taşınmazın 4.034 metrekaresinin harici satışa dayanarak tescili istenen ve davalının “davayı kabul ettiğini beyan” ettiği davada6 İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün bir yazısında ifrazın mümkün olduğu, diğerinde mümkün olmadığı bildirilmişti. 7. Hukuk Dairesi aynı kuruma ait iki yazı cevabında çelişki oluştuğunu tespit etmiş, vasıf değişikliği yapılmasının mümkün olup olmadığı da araştırılarak çelişki giderildikten sonra hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesini bozma sebebi yapmıştır.6 Kararda, harici satışın tescile dayanak olup olamayacağı konusuna değinilmemiştir.
Tapu müdürlüğü yasağa aykırı tescil isteğini reddeder. Hukuk Genel Kurulu, eski m. 8 döneminde cebri ihaleyle satılan bir payın tapuda tescilinin bu gerekçeyle reddedildiği olayda, m. 8'in emredici olduğunu ve cebri satışları da kapsadığını, ihaleden önce taşınmazın tarımsal niteliğinin İl veya İlçe Müdürlüğünden sorulması gerektiğini, tescili mümkün olmayan payı satın alan kişinin taşınmazın esaslı niteliğinde hata nedeniyle ihalenin feshini isteyebileceğini kabul etmiştir; karar oy çokluğuyla verilmiştir.4
Bölünmezlik kuralı, tarafların anlaşarak açtığı davalarla da aşılamaz. Hukuk Genel Kurulu, altmış üç kişinin inanç sözleşmesine dayanarak tarla vasıflı bir taşınmazın 1/63'er payla adlarına tescilini istediği, davalının davayı üç gün sonra kabul ettiği ve hükmün temyizden feragatle kesinleştiği olayda, tarafların kanuna karşı hile yaparak tarım arazisinin bölünmesine sebebiyet verdiğini ve bu danışıklı durumu yasanın korumayacağını belirtmiş; idarenin kamu yararı adına yargılamanın yenilenmesini isteme hakkı bulunduğunu oy çokluğuyla kabul etmiştir.2 7. Hukuk Dairesi aynı ölçütü, zeytinli bağ vasıflı bir taşınmazın 2.000 metrekaresinin vasiyetnameyle bırakıldığı ve mirasçıların davayı kabul ettiği bir tenfiz davası için uygulamıştır.3
Ortaklığın giderilmesi davasında tarım arazisi hangi koşullarda aynen taksim edilir, hangi koşulda satılır?
Ortaklığın giderilmesinin genel usulü (arabuluculuk, aynen taksim, satış, muhdesat) ortaklığın giderilmesi davası rehberinde anlatılmıştır. Tarım arazisine özgü olan, TMK m. 699'daki aynen bölme seçeneğinin 5403 sayılı Kanun m. 8 ile sınırlanmasıdır: bölme sonucunda Bakanlıkça belirlenen büyüklüğün altında parsel oluşacaksa ya da yeni pay yaratılacaksa aynen taksim yapılamaz. Bölme, ilçenin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünün altında parsel de doğuramaz (m. 8/A); 2020'den beri taksim işlemi Bakanlığın iznine bağlıdır (m. 8/B/3).
Yargıtay'a göre malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı, tarım arazilerinin niteliği ve imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığı araştırılmalı; onay makamından olumsuz cevap gelirse ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmelidir. (Yargıtay 14. HD, E. 2015/15692)9
Araştırmanın sırası da kararlarla belirlenmiştir. 14. Hukuk Dairesi, 81.546 metrekarelik tarla vasıflı bir taşınmazda önce aynen taksimin 5403 sayılı Kanun hükümlerine göre mümkün olup olmadığının ilgili Müdürlükten sorulmasını, mümkün olduğu bildirilirse ifraz krokisinin hazırlatılıp belediye encümenine de sorulmasını, encümen de ifrazı mümkün görüp krokileri onaylarsa davanın kabulüne, aksi hâlde reddine karar verilmesini istemiş; bu araştırma yapılmadan verilen aynen taksim kararını bozmuştur. (Yargıtay 14. HD, E. 2015/5238)10 O dosyada davacı ortaklığın aynen taksim veya satış yoluyla giderilmesini istemişti; kararda “reddine” sözünün yalnız aynen taksim istemini mi kapsadığı açıklanmamıştır. Aynı Daire 2017'de onay makamından olumsuz cevap gelmesi hâlinde ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.9
5403 sayılı Kanun ortaklığın giderilmesi davasının kendisine engel değildir. Yargıtay, elbirliği hâlindeki on sekiz taşınmazda açılan davanın, payın doğrudan devredilebileceği gerekçesiyle reddedilmesini bozmuş; bu kanundaki sınırlamaların aynen taksim talebi değerlendirilirken esas alınacak hükümler olduğunu, taksim mümkün değilse ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 14. HD, E. 2018/4591)11
Paydaşın alacaklısı açısından sonuç farklıdır. Alacaklının İİK m. 121 uyarınca aldığı yetkiyle açtığı ortaklığın giderilmesi davasında Yargıtay, 2014 değişikliğinden sonra borçlunun paylı mülkiyetteki payının doğrudan icra yoluyla satılabileceğini, bu nedenle alacaklının ortaklığın giderilmesini istemekte hukuki yararı kalmadığını kabul etmiştir.5
Miras kalan tarım arazisi nasıl paylaşılır: 5403 sayılı Kanun m. 8/B, 8/C ve 8/D'deki süreler ve ehil mirasçı
Miras kalan tarımsal arazilerde kanunun ilkesi, arazinin mirasçılar arasında bölünmesi değil, mülkiyetin devridir (m. 8/B/1). Mirasçılar anlaşırsa devir işlemleri mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde tamamlanır (m. 8/B/2). Mirasçılar terekedeki tarımsal arazinin 1) bir mirasçıya ya da yeter gelirli büyüklüğü karşılıyorsa birden fazla mirasçıya, 2) kuracakları aile malları ortaklığına veya kazanç paylı aile malları ortaklığına, 3) tamamının miras payı oranında ortak olduğu bir limited şirkete ya da 4) üçüncü kişilere devrini kararlaştırabilir (m. 8/C/1). Mirasın genel paylaşım kuralları miras davaları rehberinde anlatılmıştır.
Anlaşma sağlanamazsa mirasçılardan her biri yetkili sulh hukuk mahkemesinde dava açabilir (m. 8/C/2). Hâkim araziyi kişisel yetenek ve durumlarına göre belirlenen ehil mirasçıya tarımsal gelir değeri üzerinden devreder; birden çok ehil mirasçı varsa öncelik asgari geçimini bu arazilerden sağlayana, o da yoksa en yüksek bedeli teklif edene verilir; ehil mirasçı yoksa devir en yüksek bedeli teklif eden mirasçıya yapılır. Devrini isteyen mirasçı bulunmazsa hâkim satışa karar verir ve satış geliri mirasçılara payları oranında paylaştırılır.
Devir kararından sonra bedel ödenmelidir. Sulh hukuk hâkimi devri uygun bulduğu mirasçıya diğer mirasçıların payının bedelini depo etmesi için altı aya kadar süre verir; mirasçı isterse altı ay ek süre verilebilir; bedel yatırılmaz ve istekli başka mirasçı da yoksa arazinin açık artırmayla satılmasına karar verilir (m. 8/D). Arazi devirden itibaren yirmi yıl içinde tarım dışı kullanım nedeniyle değer kazanırsa, aradaki farkı devralan mirasçı diğer mirasçılara payları oranında öder (m. 8/C).
Bir yıl içinde devir yapılmaz ve dava da açılmazsa m. 8/Ç devreye girer: durumu öğrenen kamu kurumları Bakanlığa bildirir, Bakanlık mirasçılara üç ay süre verir ve süre sonunda devir olmazsa sulh hukuk mahkemesinde kendisi dava açabilir. Mirasçıların veya Bakanlığın bu kapsamda açtığı davalar her türlü resim ve harçtan muaftır.
Bu hükümler her mirasa uygulanmaz. 6537 sayılı Kanunla eklenen geçici m. 5'e göre maddenin yayımı tarihinde mirasçılar arasında henüz paylaşımı yapılmamış tarımsal arazilerin devir işlemleri önceki hükümlere göre tamamlanır. Yargıtay bu nedenle murisi 02.05.2014'te, yani m. 8/C 15.05.2014'te yürürlüğe girmeden önce ölmüş mirasçıların ehil mirasçıya devir davasının reddi gerektiğini belirterek kabul kararını bozmuştur. (Yargıtay 14. HD, E. 2017/1289)12 7. Hukuk Dairesi de murisi Kanunun uygulama tarihinden önce ölen davalının ehil mirasçı sıfatını kazanamayacağını belirterek ortaklığın satış yoluyla giderilmesine ilişkin kararı onamıştır. (Yargıtay 7. HD, E. 2023/5639)13
Sınırdaş tarla sahibinin önalım hakkı kaldırıldı mı; açılmış davalarda ne oldu?
6537 sayılı Kanunla eklenen m. 8/İ'nin ikinci fıkrası, tarımsal arazinin satılması hâlinde sınırdaş tarımsal arazi maliklerine de önalım hakkı tanıyordu. Hukuk Genel Kurulunun belirttiği gibi bu fıkra 28.10.2020 tarihinde kabul edilen 7255 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ve değişiklik 04.11.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.1
Kaldırılmadan önce açılmış bir davada Hukuk Genel Kurulu, mülkiyet hakkını kısıtlayan hükümlerin mülkiyet hakkının özüne zarar vermeden yorumlanması gerektiğini, satılan arazinin asgari tarımsal arazi büyüklüğünün ve hatta yeter gelirli büyüklüğün çok üzerinde olduğu durumda önalım hakkının kullanılması için haklı bir sebep bulunmadığını oy çokluğuyla kabul etmiştir.1 Kararın ölçütü, önalım hakkının amacının küçük parsellerin komşu parsellerle birleştirilmesi olduğudur.
7255 sayılı Kanunla kaldırılan, m. 8/İ'nin ikinci fıkrasıdır; maddenin aile malları ortaklığında bir ortağın payını üçüncü kişiye satması hâlinde diğer ortaklara önalım hakkı tanıyan birinci fıkrası yürürlüktedir (m. 8/İ). Hukuk Genel Kurulu sınırdaş önalım hakkını paydaşların yasal önalım hakkından ayırmıştır: TMK'daki yasal önalım hakkı paylı mülkiyet ilişkisine, 5403 sayılı Kanundaki hak ise sınırdaşlık ilişkisine dayanır.1
İmar planı içindeki ya da belediye sınırındaki tarım arazisinde 5403 sayılı Kanun uygulanır mı?
Bir taşınmazın belediye sınırı içinde bulunması tek başına tarım arazisi niteliğini ortadan kaldırmaz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin aynı dosyada verdiği önceki bozma kararında bu ilke açıkça yazılmış; aynı dosya yeniden geldiğinde 14. Hukuk Dairesi, İlçe Müdürlüğünün taşınmazları tarım arazisi saydığı yazısıyla bilirkişi raporları çelişince Müdürlükten taşınmazın Kanun kapsamında tarım arazisi olup olmadığının ve çelişkinin nedeninin sorulmasını istemiştir. Önceki bozma kararı 2013 tarihli olan bu dosyada Daire, 5578 sayılı Kanunla değişik (eski) m. 8'i uygulamış ve taşınmazların tarım arazisi niteliğinde olduğu anlaşılırsa bu madde çerçevesinde aynen taksim mümkün bulunmadığından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesini istemiştir. (Yargıtay 14. HD, E. 2016/16411)14 Geçici m. 5'e göre 2014 değişikliğinden önce tarımsal arazilerin paylaşımına ilişkin olarak açılmış ve devam eden davalarda önceki kanun hükümleri uygulanır. Güncel m. 8/3'te ise sınır, arazinin Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilmemesi ve hisselendirilmemesidir; tarım arazisi olmak aynen taksimi tek başına engellemez.
İmar planı bilgisi de araştırmanın parçasıdır. Belediye sınırları içinde ve yerleşim alanında kalan taşınmazlarda bilirkişi kurulu, plansız alan kurallarına göre aynen taksimin mümkün olmadığını, planlı alan kurallarına göre ise mümkün olduğunu bildirmişti; Yargıtay, taşınmazların imar planı içinde olup olmadığının belediyeden sorulmamasını bozma sebebi yapmıştır.9
Kanun bazı yerleşim alanlarını ayrıca düzenler: 7181 sayılı Kanunla eklenen geçici m. 6'ya göre 19/7/2005 tarihinden önce onaylanmış 1/5000 veya 1/1000 ölçekli imar planları veya arsa vasfı kazanmış parseller ile maddenin yürürlüğünden önce belirlenen onaylı köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarı ile yerleşik alanlar izinli kabul edilir. Öte yandan m. 8/3'e göre tarım dışı kullanım izni verilen alanlarda daha küçük parsellerin oluşması gerekli olduğu takdirde Bakanlığın uygun görüşüyle asgari büyüklükten küçük parseller oluşturulabilir. Geçici m. 6'nın izinli kabul ettiği alanların bu istisnaya girip girmediğini ve m. 8'deki bölünme yasağını kaldırıp kaldırmadığını kanun açıkça söylemez; somut taşınmazın durumu bu nedenle Bakanlığın il veya ilçe müdürlüğünden sorulur.
Tarım arazisi davalarında ispat: arazinin niteliği, Müdürlük yazısı ve ehil mirasçılık nasıl ispatlanır?
Bu davalarda belirleyici delil, Tarım ve Orman Bakanlığı il veya ilçe müdürlüğünün taşınmazın niteliğine ve bölünüp bölünemeyeceğine ilişkin yazısıdır. Yargıtay kararlarında aynen taksim ve harici satış davalarında bu yazı alınmadan ya da çelişkili yazılar giderilmeden hüküm kurulması eksik inceleme sayılmış ve bozma sebebi yapılmıştır.10146 Hukuk Genel Kurulu da cebri satıştan önce taşınmazın tarımsal niteliğinin İl veya İlçe Müdürlüğünden sorulup görüşü alınması gerektiğini belirtmiştir.4
Taşınmazın fiilî durumu keşif ve bilirkişi raporuyla da tespit edilir. Hukuk Genel Kurulunun incelediği bir dosyada keşifte taşınmaz üzerinde briketten yapılmış evler ve konteyner bulunduğu, arazinin genel anlamda kuru tarım arazisi olduğu ve toplulaştırma ile imar uygulamasına tabi tutulmadığı belirlenmiş; Kurul bu dosyada bölünmezlik kuralının kamu düzenine ilişkin olduğunu esas almıştır.2 Satış vaadine dayanan davada 7. Hukuk Dairesi, İlçe Tarım Müdürlüğünün ifrazın mümkün olmadığını bildiren cevabını ret kararının dayanağı olarak kabul etmiştir.7
Mirasa ilişkin devir davasında hâkimin karar ölçütleri kanunda sayılıdır: devri isteyen mirasçının kişisel yeteneği ve durumu, birden çok ehil mirasçı varsa hangisinin asgari geçimini bu arazilerden sağladığı, o da yoksa teklif edilen bedel (m. 8/C/2-a). Ehil mirasçıya ait nitelikler Bakanlığın çıkaracağı yönetmelikle belirlenir. Murisin ölüm tarihi de ayrıca ispat konusudur; ölüm 15.05.2014'ten önceyse m. 8/C'ye dayanılamaz.1213
İlgili mevzuat
5403 sayılı Kanun m. 8 — Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi
Madde 8 - (Değişik: 31/1/2007-5578/2 md.)
Tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılır. Ayrıca Bakanlık tarım arazilerinin korunması, geliştirilmesi ve kullanımı ile ilgili farklı sınıflandırmalar yapabilir.
(Değişik fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.) Asgari tarımsal arazi büyüklüğü, bölge ve yörelerin toplumsal, ekonomik, ekolojik ve teknik özellikleri gözetilerek Bakanlık tarafından belirlenir. Belirlenen asgari büyüklüğe erişmiş tarımsal araziler, bölünemez eşya niteliği kazanmış olur.
(Değişik fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.) Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez. Bakanlık asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koşullarına göre artırabilir. Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz. Ancak, tarım dışı kullanım izni verilen alanlar veya çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak ihtiyaçları olan bitkilerin yetiştiği alanlarda arazi özellikleri nedeniyle belirlenen asgari tarımsal arazi büyüklüğünden daha küçük parsellerin oluşması gerekli olduğu takdirde, Bakanlığın uygun görüşü ile daha küçük parseller oluşturulabilir. (Ek cümle: 19/4/2018-7139/40 md.) Yatırım programında yer alan kamu yatırımı projeleri muhtevasında yapılan zorunlu ifraz işlemlerinde Bakanlık onayı aranmaz.
(Mülga fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.)
(Ek fıkra:11/6/2026-7584/23 md.) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa tabi kooperatifler, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarındaki tarımsal niteliği korunacak alanlar ile bu planlar dışında kalan ve bu Kanuna tabi alanlarda yer alan taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinemezler. Ancak tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin mezkûr alanlardaki taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinimi Bakanlığın iznine tabidir.
Kaynak: Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
5403 sayılı Kanun m. 8/A — Yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü
Madde 8/A - (Ek: 30/4/2014-6537/5 md.)
İl ve ilçelerin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklükleri bölge farklılıkları göz önünde bulundurularak bu Kanuna ekli (1) sayılı listede belirlenmiştir. Tarımsal araziler bu Kanuna ekli (1) sayılı listede belirlenen yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin altında ifraz edilemez, bölünemez. Tarımsal arazilerin bu niteliği şerh konulmak üzere Bakanlık tarafından ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir. Yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin hesaplanmasında, aynı kişiye ait ve Bakanlıkça aralarında ekonomik bütünlük bulunduğu tespit edilen tarım arazileri birlikte değerlendirilir. (Mülga cümle: 28/10/2020-7255/17 md.) Bilimsel gelişmeler ve günün koşullarına göre bu Kanuna ekli (1) sayılı listede Cumhurbaşkanı kararı ile değişiklik yapılabilir.
Kaynak: Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
5403 sayılı Kanun m. 8/B — Mirasa konu tarımsal araziler ile tarımsal arazilerin devri
Madde 8/B - (Ek: 30/4/2014-6537/5 md.)
Mirasa konu (…) tarımsal arazilerde mülkiyetin devri esastır.
Mirasçılar arasında anlaşma sağlanması hâlinde, mülkiyeti devir işlemleri mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde tamamlanır. Devir işlemlerinin bir yıl içinde tamamlanmaması ve 8/C maddesinin ikinci fıkrasına göre dava açılmaması hâlinde, bu Kanunun 8/Ç maddesi hükümleri uygulanır.
(Ek fıkra: 28/10/2020-7255/18 md.) Tarım arazilerinde; ifraz, hisselendirme, pay temliki, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi, elbirliği mülkiyetinin devri, paylı mülkiyet olarak intikal, taksim ve vasıf değişikliği işlemleri Bakanlığın izni ile yapılır.
Kaynak: Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1. Sınırdaş arazi sahibinin önalım hakkı ve 7255 sayılı Kanunla kaldırılmasıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/56 · K. 2026/8 ·
Sınırdaş arazi maliki, komşu tarlanın satışı üzerine mülga m. 8/İ'nin ikinci fıkrasına dayanarak önalım davası açmıştı. Hukuk Genel Kurulu, fıkranın dava açıldıktan sonra 7255 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırıldığını belirtti; satılan arazinin asgari tarımsal arazi büyüklüğünün ve yeter gelirli büyüklüğün çok üzerinde olması nedeniyle önalım hakkının kullanılması için haklı bir sebep bulunmadığını kabul ederek direnme kararını oy çokluğuyla bozdu.
Sonuç: Sınırdaş önalım hakkı 2020'de kaldırıldı; eski davalarda bile yeter büyüklükteki arazide bu hak haklı sebep olmadan kullanılamaz.
2. Bölünmezlik kuralı kamu düzenindendir; danışıklı tescil kararına karşı yargılamanın yenilenmesiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/273 · K. 2024/25 ·
Altmış üç kişi, inanç sözleşmesine dayanarak tarla vasıflı bir taşınmazın 1/63'er payla adlarına tescilini istemiş; davalı davayı kabul etmiş, hüküm temyizden feragatle kesinleşmişti. İdarenin yargılamanın yenilenmesi istemi bölge adliye mahkemesince aktif husumet yokluğundan reddedildi. Hukuk Genel Kurulu, bölünmezlik kuralının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve resen dikkate alınacağını, tarafların kanuna karşı hile yaparak tarım arazisinin bölünmesine sebebiyet verdiğini belirterek idarenin kamu yararı adına yargılamanın yenilenmesini isteyebileceğini kabul etti ve direnme kararını oy çokluğuyla bozdu.
Sonuç: Tarafların anlaşarak aldığı tescil kararı bölünmezlik kuralını aşmaz; idare bu karara karşı yargılamanın yenilenmesini isteyebilir.
3. Vasiyetle bırakılan metrekarenin tescili ve yargılamanın iadesiYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2024/3589 · K. 2025/1453 ·
Zeytinli bağ vasıflı 10.673,35 metrekarelik taşınmazın 2.000 metrekaresi düzenleme şeklindeki vasiyetnameyle bırakılmış, mirasçıların kabulü üzerine bu kısmın tapusunun iptaline ve tescile karar verilmişti. Bakanlığın yargılamanın iadesi istemi reddedildi. Daire, bölünmezlik kuralının kamu düzenine ilişkin olduğunu, tarafların kanun maddesini dolanarak tarım arazisinin bölünmesine sebebiyet verdiğini ve Bakanlığın kamu yararı adına yargılamanın yenilenmesini isteme hakkı bulunduğunu belirterek ilk derece kararını bozdu.
Sonuç: Vasiyetle tarım arazisinden belirli metrekare bırakılması ve mirasçıların kabulü, bölünmezlik kuralını aşmaya yetmez.
4. Eski m. 8 döneminde pay satışı yasağı, tescilin reddi ve ihalenin feshiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2012/1471 · K. 2013/629 ·
Marjinal tarım arazisindeki bir payı cebri ihalede satın alan şirketin tescil talebi, 5578 sayılı Kanunla değişik eski m. 8 gerekçesiyle tapu müdürlüğünce reddedilmişti. Hukuk Genel Kurulu, m. 8'in emredici olduğunu ve cebri satışları da kapsadığını, ihaleden önce taşınmazın niteliğinin İl veya İlçe Müdürlüğünden sorulması gerektiğini, tescili mümkün olmayan payı alanın esaslı hata nedeniyle ihalenin feshini isteyebileceğini kabul etti. Karar, 2014'te değiştirilen eski metne göre ve oy çokluğuyla verilmiştir.
Sonuç: Tapuya tescili kanunen mümkün olmayan payın cebri satışı, alıcı açısından ihalenin feshi sebebidir (eski m. 8 dönemi).
5. 2014 değişikliğinden sonra pay satışı ve alacaklının ortaklığın giderilmesi davasıYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2022/6745 · K. 2023/872 ·
Alacaklı, İİK m. 121 uyarınca aldığı yetkiyle borçlunun paydaşı olduğu taşınmazda ortaklığın giderilmesini istemiş, mahkeme bozmadan sonra davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmişti. Daire, 6537 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki arazilerde de payın üçüncü kişilere satışının ve devrinin mümkün hâle geldiğini, bunun usuli kazanılmış hak oluşturmadığını, borçlunun payı doğrudan icra yoluyla satılabileceğinden alacaklının hukuki yararı kalmadığını belirterek kararı onadı.
Sonuç: 2014'ten beri tarım arazisindeki mevcut pay üçüncü kişiye satılabilir; alacaklı payı doğrudan icra yoluyla sattırır. 2020'den beri pay temliki Bakanlığın iznine bağlıdır (m. 8/B).
6. Harici satışa dayanan tescilde vasıf değişikliği ve Müdürlük yazılarındaki çelişkiYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2024/4704 · K. 2025/3470 ·
Davacı, harici satışla aldığını ileri sürdüğü 4.034,35 metrekarenin ifraz edilerek ya da hisseli olarak adına tescilini istemiş, mahkeme taşınmazın hisselendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün bir yazısında ifrazın sera ve tarla vasfıyla mümkün olduğu, diğer yazısında mümkün olmadığı belirtildiğini, vasıf değişikliğinin mümkün olup olmadığı da araştırılarak çelişki giderilmeden karar verilmesinin eksik inceleme olduğunu belirterek ilk derece kararını bozdu.
Sonuç: Aynı kurumun çelişkili yazılarıyla ret kararı kurulamaz; vasıf değişikliği imkânı da araştırılır.
7. Tarım arazisinin bir kısmının satış vaadi ve ifa olanağıYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2021/2430 · K. 2022/942 ·
Muris, tam payla malik olduğu 21.440 metrekarelik tarlanın krokide gösterilen 6.511 metrekaresinin satışını noterde vaat etmişti. Bölge adliye mahkemesi tescil davasını reddetti. Daire, satış vaadinden kaynaklanan davaların kabulü için ifa olanağı bulunması gerektiğini, 5403 sayılı Kanun m. 8'e aykırı vaatte ifa olanağı olmadığını, İlçe Tarım Müdürlüğünün ifrazın mümkün olmadığını bildirdiğini ve bölünemez büyüklüğün altındaki arazide tam pay malik olunsa dahi payın bir kısmının hisselendirilerek satılamayacağını belirterek kararı onadı.
Sonuç: Tarım arazisinin belli bir metrekaresinin satış vaadi, ifraz mümkün değilse tescil davasıyla ifa ettirilemez.
8. Eski m. 8 döneminde satış vaadinin geçerliliği ve ifa imkânsızlığıYargıtay 14. Hukuk Dairesi · E. 2013/10360 · K. 2013/14938 ·
Davacılar, satış vaadine dayanarak elbirliği hâlindeki bir taşınmazın 775,42 metrekaresinin adlarına tescilini istemiş, mahkeme sözleşmenin geçersiz olduğu gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, resmî şekle uygun satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğunu, ancak 5578 sayılı Kanunla değişik m. 8 nedeniyle ifa olanağı bulunmadığını, tescil mümkün olmadığından ret sonucunun doğru olduğunu belirterek hükmü gerekçesini değiştirerek onadı. Karar 2014 öncesi metne göre verilmiştir.
Sonuç: Bölünme yasağına takılan satış vaadi geçersiz değil, ifası imkânsızdır; tescil istenemez.
9. Aynen taksim araştırmasında imar planı bilgisinin belediyeden sorulmasıYargıtay 14. Hukuk Dairesi · E. 2015/15692 · K. 2017/6153 ·
Dört taşınmazda ortaklığın aynen taksim yoluyla giderilmesine karar verilmişti. Daire, aynen taksim için yüzölçümü, nitelik, pay ve paydaş sayısı, tarım arazisi niteliği ve imar mevzuatına göre araştırma yapılması gerektiğini; bilirkişi kurulu plansız alan kurallarına göre taksimin mümkün olmadığını, planlı alan kurallarına göre mümkün olduğunu bildirdiği hâlde taşınmazların imar planı içinde olup olmadığının belediyeden sorulmadığını ve kura isteğinin gözetilmediğini belirterek hükmü bozdu.
Sonuç: Tarım arazisinde aynen taksim kararından önce taşınmazın imar planı içinde olup olmadığı belediyeden sorulur.
10. Aynen taksimden önce Müdürlük ve belediye encümeninden görüşYargıtay 14. Hukuk Dairesi · E. 2015/5238 · K. 2015/4052 ·
Mirasçılar arasındaki davada 81.546 metrekarelik tarla vasıflı taşınmazda ortaklığın aynen taksim yoluyla giderilmesine karar verilmişti. Daire, önce aynen taksimin 5403 sayılı Kanun hükümlerine göre mümkün olup olmadığının ilgili Müdürlükten sorulmasını, mümkünse ifraz krokisiyle belediye encümenine de sorulmasını, encümen onaylarsa davanın kabulüne aksi hâlde reddine karar verilmesini gerektiğini belirterek bu taşınmaz yönünden hükmü bozdu; diğer mallar yönünden onadı.
Sonuç: Tarım arazisinde aynen taksim, önce Müdürlük sonra belediye encümeni olumlu görüş vermeden yapılamaz.
11. 5403 sayılı Kanun ortaklığın giderilmesine engel değildir; taksim mümkün değilse satışYargıtay 14. Hukuk Dairesi · E. 2018/4591 · K. 2019/5655 ·
Elbirliği hâlindeki on sekiz taşınmazda ortaklığın giderilmesi istenmiş, mahkeme 2014 değişikliğinden sonra payın doğrudan devredilebileceği gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davayı reddetmişti. Daire, 5403 sayılı Kanundaki sınırlamaların aynen taksim talebi değerlendirilirken esas alınacak hükümler olduğunu, aynen taksim mümkün değilse ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozdu.
Sonuç: Tarım arazisinin bölünemez olması ortaklığın giderilmesini engellemez; ortaklık satış yoluyla giderilir.
12. Murisi m. 8/C yürürlüğe girmeden ölen mirasçılar ve ehil mirasçıya devirYargıtay 14. Hukuk Dairesi · E. 2017/1289 · K. 2021/226 ·
Bir mirasçı, ehil mirasçı olarak tespit edilip terekedeki tarım arazilerinin tarımsal gelir değeri üzerinden kendisine devrini istemiş, mahkeme davayı kabul etmişti. Daire, murisin 02.05.2014'te öldüğünü, m. 8/C ve geçici m. 5'in 15.05.2014'te yürürlüğe girdiğini, murisin ölüm tarihinde m. 8/C yürürlükte olmadığından bu maddeye dayanarak hüküm kurulamayacağını belirterek davanın reddi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozdu.
Sonuç: Murisi 15.05.2014'ten önce ölen mirasçılar arasında m. 8/C'ye dayanan ehil mirasçı davası açılamaz.
13. Geçici m. 5 ve ortaklığın giderilmesinde ehil mirasçılık itirazıYargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2023/5639 · K. 2024/38 ·
Tarım arazilerinde ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiş, davalı araziyi ekip biçtiğini ileri sürerek m. 8/C uyarınca ehil mirasçı olarak kendisine devredilmesi gerektiğini savunmuştu. Daire, temyiz eden davalının murisinin Kanunun uygulama tarihinden önce öldüğünü, geçici m. 5 gereği davalının ehil mirasçı sıfatını kazanamayacağını belirterek kararı onadı.
Sonuç: Murisin ölüm tarihi geçici m. 5 kapsamındaysa ortaklığın giderilmesinde ehil mirasçıya devir istenemez.
14. Belediye sınırı ve çelişkili kurum yazıları karşısında tarım arazisi niteliğinin araştırılmasıYargıtay 14. Hukuk Dairesi · E. 2016/16411 · K. 2017/6102 ·
Fındık bahçesi niteliğindeki dört parselde aynen taksim kararı verilmişti. Önceki bozma kararında belediye sınırları içinde olmanın tek başına tarımsal arazi niteliğini kaldırmayacağı belirtilmişti. Bozmadan sonra İlçe Müdürlüğü taşınmazları tarım arazisi saymış, bilirkişiler ise Kanun kapsamı dışında bulmuştu. Daire, çelişkinin nedeninin Müdürlükten sorulmasını, taşınmazlar tarım arazisi niteliğindeyse aynen taksim mümkün olmadığından satışa karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozdu. Karar 5578 sayılı Kanunla değişik eski m. 8'e göre verilmiştir.
Sonuç: Belediye sınırı içinde olmak tarım arazisi niteliğini kendiliğinden kaldırmaz; kurum yazısıyla bilirkişi raporu çelişirse çelişki giderilir.
Sık sorulan sorular
Tarım arazisi en az kaç dönüme kadar bölünebilir?
Kanun kesin bir rakam değil, alt sınır koyar: asgari tarımsal arazi büyüklüğü mutlak tarım, marjinal tarım ve özel ürün arazilerinde 2 hektardan, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektardan, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez. Bakanlık bu büyüklükleri artırabilir; arazi Bakanlıkça belirlenen büyüklüğün altında bölünemez (5403 sayılı Kanun m. 8). Ayrıca ilçeye göre değişen yeter gelirli büyüklüğün altında da bölünemez (m. 8/A).
Hisseli tarla almak ya da satmak yasak mı?
Kural olarak yasak değildir. 2014'teki değişiklikten sonra Yargıtay, asgari büyüklüğün altındaki arazilerde de mevcut payın üçüncü kişilere satılabileceğini kabul etmektedir. Yasak olan, araziyi Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında yeni paylara bölmek ve paydaş sayısını artırmaktır (m. 8). 2020'den beri pay temliki dahil bu işlemler tapuda Bakanlığın iznine bağlıdır (m. 8/B).
Tarlamın bir kısmını, örneğin beş dönümünü satabilir miyim?
Arazi Bakanlıkça belirlenen büyüklüğün altında parçalara ayrılacaksa satılamaz. Yargıtay, bölünemez büyüklüğün altında kalan arazide tam malik olunsa bile payın bir kısmının hisselendirilerek satılamayacağını, belirli bir metrekarenin satış vaadinin de tescil davasıyla ifa ettirilemeyeceğini kabul etmektedir.
Miras kalan tarlayı kardeşler aralarında bölüşebilir mi?
Kanunun ilkesi bölüşme değil, mülkiyetin devridir. Mirasçılar araziyi bir mirasçıya, kuracakları aile ortaklığına veya limited şirkete ya da üçüncü kişilere devretmeyi kararlaştırabilir ve bu devri mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde tamamlar (5403 sayılı Kanun m. 8/B, m. 8/C). Bu işlemler Bakanlığın iznine bağlıdır.
Mirasçılar tarım arazisinin kime kalacağında anlaşamazsa ne olur?
Mirasçılardan her biri sulh hukuk mahkemesinde dava açabilir. Hâkim araziyi kişisel yetenek ve durumuna göre belirlenen ehil mirasçıya tarımsal gelir değeri üzerinden devreder; ehil mirasçı yoksa en yüksek bedeli teklif eden mirasçıya, devir isteyen kimse yoksa satışa karar verir (m. 8/C). Bir yıl içinde devir de dava da olmazsa Bakanlık süre verir ve sonunda kendisi dava açabilir (m. 8/Ç).
Ehil mirasçıya devir kararından sonra diğer mirasçılara ne zaman ödeme yapılır?
Hâkim, devri uygun bulduğu mirasçıya diğer mirasçıların paylarının bedelini mahkeme veznesine yatırması için altı aya kadar süre verir; istenirse altı ay ek süre verilebilir. Bedel yatırılmaz ve istekli başka mirasçı da yoksa arazi açık artırmayla satılır (5403 sayılı Kanun m. 8/D).
Murisimiz 2014'ten önce öldüyse ehil mirasçı hükümleri uygulanır mı?
Geçici m. 5'e göre o tarihte henüz paylaşılmamış tarımsal arazilerin devri önceki hükümlere göre tamamlanır. Yargıtay, murisi 8/C maddesinin yürürlüğe girdiği 15.05.2014'ten önce ölen mirasçıların bu maddeye dayanarak ehil mirasçıya devir isteyemeyeceğini kabul etmektedir.
Tarım arazisinde ortaklığın giderilmesi davası açılabilir mi?
Açılabilir. Önce arabulucuya başvurmak zorunludur (6325 sayılı Kanun m. 18/B). Yargıtay'a göre 5403 sayılı Kanundaki sınırlamalar davayı engellemez, yalnız aynen taksimi sınırlar; bölme kanuna aykırı parsel ya da yeni pay doğuracaksa ortaklık satış yoluyla giderilir. Aynen taksimden önce ilgili Müdürlüğün ve belediyenin görüşü alınır.
Tapu müdürlüğü tarım arazisindeki satış veya tescil isteğini reddedebilir mi?
Evet. Bölünme yasağına aykırı ve Bakanlık izni bulunmayan işlemler tapuda yapılmaz (5403 sayılı Kanun m. 8, m. 8/B). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tescili bu nedenle reddedilen payı cebri ihalede alan kişinin ihalenin feshini isteyebileceğini, mahkemece verilen danışıklı tescil kararlarına karşı da idarenin yargılamanın yenilenmesini isteyebileceğini kabul etmiştir.
Komşu tarla satılınca önalım hakkı kullanılabilir mi?
Sınırdaş arazi sahiplerine önalım hakkı tanıyan hüküm 7255 sayılı Kanunla 2020'de yürürlükten kaldırılmıştır. Paylı mülkiyette paydaşların Türk Medeni Kanunu'ndan doğan önalım hakkı ise paylı mülkiyet ilişkisine dayanan ayrı bir haktır; kaldırılan hüküm sınırdaşlığa dayanan hakkı düzenliyordu.
Belediye sınırı veya imar planı içindeki tarla da bu yasağa tabi mi?
Belediye sınırı içinde bulunmak tek başına tarım arazisi niteliğini kaldırmaz. Taşınmazın tarım arazisi sayılıp sayılmadığı ve imar planı içinde olup olmadığı ilgili Müdürlükten ve belediyeden sorulur. 2005'ten önce onaylanmış bazı imar planı alanları ve yerleşik alanlar için kanunda ayrı bir geçici hüküm vardır (geçici m. 6).
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Muğla Gayrimenkul Avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası
Bu alandaki diğer rehberler
- Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davaları
- Reddi miras, tenkis, vasiyetnamenin iptali ve mirasçılık belgesi
- Ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu): aynen taksim, satış ve muhdesat
- Tahliye davası: kiracının hangi sebeplerle ve hangi sürede çıkarılabileceği
- Ecrimisil davası: haksız işgal tazminatının şartları, hesaplanması ve zamanaşımı
- İntifa hakkı ve irtifak hakkı: kurulması, sona ermesi ve mahkeme kararıyla kaldırılması
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.