Karşılıksız çek suçu (5941 sayılı Kanun m. 5)
Yayın tarihi:
Bu suçta hapis cezası yoktur; yaptırım her çek için ayrı ayrı hesaplanan bir adli para cezası ile çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağıdır. Buna karşılık ödenmeyen para cezası doğrudan hapse çevrilir, dava asliye ceza mahkemesinde değil icra ceza mahkemesinde görülür ve şikâyet süresi Türk Ceza Kanunu'nun genel altı aylık süresi değil, İcra ve İflas Kanunu'nun üç aylık süresidir. Bu rehber, 5941 sayılı Kanun'un 5. maddesinin kurduğu düzeni ve Yargıtay 7. Ceza Dairesinin bu düzeni nasıl uyguladığını anlatır.
Kısaca
Karşılıksız çek suçu, çekin üzerindeki düzenleme tarihine göre yasal ibraz süresi içinde bankaya götürülmesine rağmen karşılığının bulunmaması ve çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasıdır. Suç ancak çeki elinde bulunduran kişinin şikâyeti üzerine soruşturulur; şikâyet süresi öğrenmeden itibaren üç aydır. Dava icra ceza mahkemesinde görülür. Yaptırım hapis değil, her çek için binbeşyüz güne kadar adli para cezası ve çek düzenleme yasağıdır. Çek bedelinin karşılıksız kalan kısmı faiziyle ödenirse dava düşer. Ödenmeyen para cezası ise doğrudan hapse çevrilir.
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- 5941 sayılı Kanun m. 5 karşılıksız çeki nasıl suç sayıyor?
- Karşılıksız çek suçunun cezası nedir?
- Suçun faili kimdir; şirket çeklerinde kim sorumlu olur?
- Şikâyet, üç aylık süre ve şikâyet hakkının düşmesi
- Dava hangi mahkemede, hangi usulle görülür?
- Ödeme, etkin pişmanlık ve çek yasağının kaldırılması
- Karşılıksız çek suçu nasıl ispatlanır?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Evet. 5941 sayılı Kanun m. 5/1 cezaya ancak "hamilin şikâyeti üzerine" hükmedileceğini söyler; şikâyet olmadan soruşturma yürütülmez ve dava açılmaz.
Dayanak: 5941 sayılı Kanun m. 5/1
- Şikâyet süresi
Şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Türk Ceza Kanunu'nun genel altı aylık süresi burada uygulanmaz; 5941 sayılı Kanun m. 5/1 yargılama usulünü İcra ve İflas Kanunu'na bağladığı için süre o Kanunun 347. maddesinden okunur.
- Uzlaştırma
Hayır. 5941 sayılı Kanun m. 5/10, bu suç nedeniyle ön ödeme ve uzlaşmaya ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını açıkça düzenler.
Dayanak: 5941 sayılı Kanun m. 5/10
- Görevli mahkeme
İcra ceza mahkemesi. 5941 sayılı Kanun m. 5/1 bu suçtan açılan davaların icra mahkemesinde görüleceğini söyler; 5235 sayılı Kanun m. 11 de asliye ceza mahkemesinin görevini "kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere" tanımlar.
- Dava zamanaşımı
Olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır: suç adli para cezasını gerektirdiğinden TCK m. 66/1-e uygulanır ve Yargıtay da bu suçta sekiz yıllık süreyi uygulamaktadır. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre en fazla yarısına kadar uzar ve olağanüstü zamanaşımı on iki yıl olur. Uygulamada belirleyici olan süre ise çoğu zaman bu değil, üç aylık şikâyet süresidir.
Dayanak: TCK m. 66/1-e, m. 67/4
- Adli para cezası
Adli para cezası bu suçta seçenek değil, tek yaptırımdır: her bir çek için binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur ve ceza, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Ceza ödenmezse kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir; adli para cezası yerine çektirilen hapis üç yılı, birden fazla hükümle mahkûmiyette beş yılı geçemez.
Dayanak: 5941 sayılı Kanun m. 5/1, m. 5/11; 5275 sayılı Kanun m. 106/7
- HAGB ve erteleme
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmaz; 5941 sayılı Kanun m. 5/10 bunu açıkça yasaklar. Erteleme de gündeme gelmez, çünkü TCK m. 51/1 yalnız iki yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûmiyette uygulanır, bu suçta ise hapis cezası verilmez.
5941 sayılı Kanun m. 5 karşılıksız çeki nasıl suç sayıyor?
Uygulamadaki adı "karşılıksız çek" olsa da kanundaki tanım daha dardır. 5941 sayılı Kanun m. 5/1, çek yazmayı değil, "üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi"yi cezalandırır. Suçun maddi unsuru bir belge düzenlemek değil, çekin karşılığını hesapta bulundurmayarak bankanın karşılıksızdır işlemi yapmasına yol açmaktır.
Bu tanım üç koşulu birlikte arar: 1) çek, üzerindeki düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmiş olacak, 2) ibraz anında çekin karşılığı hesapta bulunmayacak, 3) bankaca karşılıksızdır işlemi yapılacak. Aynı Kanun'un m. 3/8 hükmü de ileri düzenleme tarihli çeklerde hukuki takip yapılabilmesini, çekin düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şartına bağlar.
Karşılıksızdır işlemi bir formalite değildir; kanun onu adım adım tarif eder. 5941 sayılı Kanun m. 3/4'e göre işlem hamilin talebi üzerine, çekin arka yüzüne ibraz tarihi, hesap durumu, bankanın ödediği miktar ve ibraz edenin adı soyadı yazılmak ve bu kişi ile banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılır; hamil imzalamaktan kaçınırsa karşılıksızdır işlemi yapılmaz. m. 3/2 ise işlemin, bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı yapılacağını söyler.
Suçun bugünkü hâli 2016'da kurulmuştur: 5/1. madde 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanun'un 63. maddesiyle yeniden düzenlenmiş ve 09.08.2016'da yürürlüğe girmiştir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 29.07.2016 tarihinde keşide edilen ve aynı gün ibraz edilen bir şirket çekinde, düzenlemenin yürürlüğünden önce eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediği ve suçun unsurlarının oluşmadığı yönündeki istemi yerinde görerek mahkûmiyeti kanun yararına bozmuş ve sanığın beraatine karar vermiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/8321)1
Suç her çek bakımından ayrı ayrı işlenir. Madde metnindeki "her bir çekle ilgili olarak" ibaresi, bir dosyada birden çok çek bulunsa bile her çek için ayrı ceza belirlenmesini ve ayrı hüküm kurulmasını gerektirir. Bunun şikâyet süresinden etkin pişmanlığa kadar bütün aşamalarda sonucu vardır: bir çek yönünden düşen dava, diğer çekler yönünden yürümeye devam eder.
Karşılıksız çek suçunun cezası nedir?
5941 sayılı Kanun m. 5/1'e göre yaptırım hapis değil, adli para cezasıdır: her bir çekle ilgili olarak binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ceza önce gün olarak belirlenir, sonra TCK m. 52 uyarınca bir gün karşılığı takdir edilen tutarla çarpılır; TCK m. 52/2 bu tutarı en az yüz, en fazla beşyüz Türk Lirası olarak sınırlar.
Maddenin ikinci cümlesi cezayı asıl belirleyen kuraldır: hükmedilecek adli para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Bu bir ekleme değil, yükseltmedir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, temel cezadan çıkan 10.000 TL'yi karşılıksız kalan 70.970 TL'ye ekleyerek 90.970 TL adli para cezasına hükmeden icra ceza mahkemesi kararını kanun yararına bozmuş ve tutarı 70.970 TL olarak düzeltmiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/14818)2
Karşılıksız kalan miktar da çek bedelinin tamamı değildir. 5941 sayılı Kanun m. 3/3 muhatap bankayı, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için belirli bir tutarı ödemekle yükümlü tutar; m. 3/4 uyarınca banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar çekin arkasına açıkça yazılır. Cezanın alt sınırı bu tutardır.
Bir gün karşılığı tutarın nasıl takdir edileceği, cezanın infazıyla birlikte düşünüldüğünde tartışma yaratmıştır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, bölge adliye mahkemesi ceza daireleri arasındaki karar uyuşmazlığını giderirken, TCK m. 52'deki düzenlemelerin maddi ceza hukukuna, 5275 sayılı Kanun m. 106'daki düzenlemelerin ise infaza ilişkin olduğunu; lehe kanun belirlenirken infaza ilişkin hükümlerin dikkate alınmayacağını ve infaz düzenlemeleri gözetilerek temel ceza belirlenmesinin hukuka uygun olmayacağını saptamıştır. (Yargıtay 7. CD, E. 2025/1)3
Ceza yanında bir de güvenlik tedbiri vardır: mahkeme çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına, yasak zaten varsa devamına hükmeder; yargılama sırasında da resen koruma tedbiri olarak bu yasağa karar verilir. Daire, 6728 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra yasağın çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi yanında "bu tüzel kişi adına çek keşide edenler" hakkında da uygulanacağını belirterek, hem şirket hem de şirketi temsile yetkili sanık hakkında yasağa hükmedilmesini hukuka uygun bulmuş ve aksi yöndeki kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2024/2619)4
Yasağın sonuçları para cezasından ağır olabilir: yasaklı kişi elindeki bütün çek yapraklarını bankalara iade etmek zorundadır, adına yeni çek hesabı açılamaz (m. 5/6) ve yasaklılık süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamaz (m. 5/2).
Hapis cezası verilmemesi, hapis riskinin bulunmadığı anlamına gelmez. 5941 sayılı Kanun m. 5/11 uyarınca birinci fıkra gereğince verilen adli para cezaları ödenmezse, 5275 sayılı Kanun m. 106/3'teki kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir. 5275 sayılı Kanun m. 106/7'ye göre adli para cezası yerine çektirilen hapis süresi üç yılı, birden fazla hükümle mahkûmiyet hâlinde beş yılı geçemez.
Suçun faili kimdir; şirket çeklerinde kim sorumlu olur?
5941 sayılı Kanun m. 5/2, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü kişiyi tanımlar: çek hesabı sahibi. Hesap sahibi tüzel kişi ise yükümlü, o tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesidir; böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilerdir. Uygulamada sorumluluğun kime ait olduğu, çoğu zaman şirket içinde böyle bir görevlendirme yapılıp yapılmadığına bakılarak çözülür.
Tüzel kişinin kendisi bu davada sanık olamaz. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, borçlu şirketin sanık sıfatıyla adli para cezasına mahkûm edildiği bir kararda, suçun failinin çek karşılığını bulundurmakla yükümlü gerçek kişiler olabileceği ve TCK m. 20/2 gereğince tüzel kişilere ceza yaptırımı uygulanamayacağı yönündeki istemi yerinde görerek kararı kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/7454)5 Aynı istemde, şikâyet dilekçesinde şirket yetkililerine hiç yer verilmemiş olmasının sonradan mahkemece tamamlanamayacağı da belirtilmiştir.
Gerçek kişi hesap sahipleri bakımından kanun bir yolu kapatmıştır: m. 5/3 uyarınca çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez; buna rağmen temsilci ya da vekil sıfatıyla çek düzenlenirse hukuki ve cezai sorumluluk yine hesap sahibine aittir.
Şirketin mali sıkıntıya girip konkordato talep etmesi, geçmişte karşılıksız kalan çeklerin cezai sonucunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Daire, mahkûmiyete konu dokuz çekin tamamının henüz ticaret mahkemesinde açılmış bir konkordato davası yokken karşılıksızdır işlemine tabi tutulduğu olayda, suçun işlenmesinden sonra açılacak konkordato davasının icra ceza mahkemesindeki davada bekletici sorun yapılması için maddi veya hukuki bir sebep bulunmadığı görüşünü benimseyerek kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2025/694)6
Şikâyet, üç aylık süre ve şikâyet hakkının düşmesi
Bu suç resen soruşturulmaz. 5941 sayılı Kanun m. 5/1, adli para cezasına "hamilin şikâyeti üzerine" hükmolunacağını söyler; şikâyet hakkı çeki elinde bulunduran yetkili hamile aittir. Şikâyet yoksa dosya açılmaz, açılmışsa yürümez.
Süre, ceza hukukunun alışılmış altı aylık şikâyet süresi değildir. m. 5/1, bu suçtan açılan davalarda İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerindeki yargılama usulünü uygulatır. 2004 sayılı Kanun m. 347'ye göre şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Üç aylık sürenin ne zaman başladığı çoğu dosyanın kaderini belirler. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, hamilin muhatap banka şubesine yazdığı 23.07.2020 tarihli dilekçeyle çeklerin karşılıksız olduğunu en geç o tarihte öğrendiğinin kabulü gerektiği ve 11.12.2020 tarihli şikâyetin süresinde sayılamayacağı yönündeki istemi yerinde görmüş; mahkûmiyeti kanun yararına bozarak şikâyet hakkının düşürülmesine ve hükmün tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar vermiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/15644)7
Süre her çek için ayrı işler. Birden çok çeki konu alan bir dosyada Daire, yalnız 22.07.2022 düzenleme tarihli tek bir çek yönünden şikâyetin süresinde yapılmadığını saptamış; kararı kanun yararına bozarak sadece o çek bakımından şikâyet hakkının düşürülmesine ve o çeke ilişkin mahkûmiyetin ortadan kaldırılmasına karar vermiş, diğer çeklere dokunmamıştır. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/17445)8
Şikâyet hakkının el değiştirip değiştiremeyeceği ayrı bir tartışmadır. Daire, bölge adliye mahkemeleri arasındaki içtihat farklılığını giderirken, şikâyet hakkının kural olarak şahsa sıkı sıkıya bağlı ve devredilemez olduğunu, ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 143/7'nin bu kurala kanunla istisna getirdiğini; alacağı temlik alan varlık yönetim şirketinin suçtan zarar gören sıfatını kazandığını ve bu sıfatın sonucu olarak şikâyet hakkını kullanabileceğini karara bağlamıştır. (Yargıtay 7. CD, E. 2022/3411)9
Şikâyetçinin davayı takip yükümlülüğü de vardır. 2004 sayılı Kanun m. 349, tarafların duruşmaya gelmek veya vekil göndermek zorunda olduğunu söyler ve şikâyetçi belirlenen zamanda gelmez, vekil de göndermezse şikâyet hakkının düşeceğini düzenler.
Dava hangi mahkemede, hangi usulle görülür?
Görevli mahkeme asliye ceza değildir. 5941 sayılı Kanun m. 5/1 açıkça "Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür" der; uygulamada bu mahkeme icra ceza mahkemesidir. 5235 sayılı Kanun m. 11 de asliye ceza mahkemesinin görevini "Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere" tanımlayarak bu özel görev kuralına yer bırakır.
Yetkili yer üç seçenek arasından belirlenir: çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği yer, çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri. İki icra ceza mahkemesi de yetkisizlik kararı verirse yargı yeri Yargıtayca belirlenir; Yargıtay 5. Ceza Dairesi böyle bir dosyada İzmir 7. İcra Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararını yerinde görmeyerek kaldırmıştır. (Yargıtay 5. CD, E. 2025/5232)10
Yargılama usulü de genel ceza muhakemesinden ayrılır. 2004 sayılı Kanun m. 349'a göre şikâyet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır; dilekçeyi alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin eder ve sanığa celpname gönderir. Sanık gelmez veya müdafi göndermezse zabıta marifetiyle getirilir; bu şekilde de bulundurulamazsa muhakeme gıyabında görülür.
Kanun yolu bakımından ikili bir düzen vardır. 2004 sayılı Kanun m. 353'ün ikinci fıkrası, icra mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan verdiği hükümler için Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanacağını söyler. Buna karşılık koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlarda, 5941 sayılı Kanun m. 5/1'in yollamasıyla m. 353'ün birinci fıkrasındaki iki haftalık itiraz usulü işler. Bu düzenin bir sonucu daha vardır: suç adli para cezasını gerektirdiğinden, CMK m. 286/2-e uyarınca ilk derece mahkemesinin hükmüne ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararı temyiz edilemez; yani istinaf kararı kesindir. Bu nedenle bu suçta Yargıtay denetimi büyük ölçüde kanun yararına bozma yoluyla gerçekleşir — aşağıdaki kararların çoğu da kanun yararına bozma kararıdır.
Aynı şikâyet dilekçesine dayanılarak aynı çek için ikinci bir dava açılamaz. Daire, iki ayrı dosyada aynı çeklerle ilgili aynı şikâyet dilekçesine istinaden yargılama yapıldığını saptamış; önceki dosyada hüküm kurulan iki çek yönünden CMK m. 223/7 uyarınca davanın reddine karar verirken, o dosyada hiç hüküm kurulmamış iki çek yönünden tebliğnamedeki görüşe iştirak etmemiş ve istemi reddetmiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/13778)11
Bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması yolu kapalıdır. 5941 sayılı Kanun m. 5/10, birinci fıkrada tanımlanan suç nedeniyle ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını düzenler. Erteleme de gündeme gelmez; TCK m. 51/1 yalnız iki yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûmiyette uygulanır, bu suçta ise hapis cezası verilmemektedir.
Ödeme, etkin pişmanlık ve çek yasağının kaldırılması
5941 sayılı Kanun m. 6/1 bu suçun en pratik hükmüdür: karşılıksız kalan çek bedelini, çekin düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'a göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında, yargılama aşamasında davanın düşmesine; mahkûmiyet hükmü kesinleşmişse hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.
Buradaki "faiziyle birlikte tamamen" ifadesi katıdır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesinin 2017 tarihli iptal kararının m. 5/1'deki cezanın alt sınırının belirlenmesine ilişkin olduğunu, buna karşılık etkin pişmanlık hükmünden yararlanabilmek için çekin karşılıksız kalan kısmının kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tamamen ödenmesi gerektiğini belirtmiş; karşılıksız kalan miktarın ödendiği ileri sürülen dosyada infazın durdurulması isteminin reddinde isabetsizlik görmeyerek kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/17427)12
Aynı sonuç ödeme olmadan da doğabilir: m. 6/2, şikâyetten vazgeçme hâlinde de birinci fıkra hükmünün uygulanacağını söyler. 2004 sayılı Kanun m. 354 de bu Bapta yazılı şikâyete bağlı suçlarda müştekinin feragati veya borcun itfa edildiğinin sabit olması hâlinde dava ve bütün neticeleriyle beraber cezanın düşeceğini düzenler.
Dava lehe sonuçlanırsa yasak ayrıca talep edilmeden kalkar. m. 5/9 uyarınca beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddi kararı verilmesi hâlinde, aynı kararda çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına da karar verilir.
Mahkûmiyet kesinleşmiş ve ödeme de yapılmamışsa yasak kendiliğinden sona ermez. m. 6/3, kişinin mahkûm olduğu cezanın tamamen infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl ve her hâlde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra hükmü veren mahkemeden yasağın kaldırılmasını isteyebileceğini, bu karara karşı itiraz edilebileceğini düzenler.
2020'de eklenen ve 2021'de değiştirilen geçici m. 5 ise sınırlı bir dönem için ayrı bir yol açmıştır: 30/4/2021 tarihine kadar işlenen suçtan mahkûm olanların cezalarının infazı durdurulmuş; çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birinin 30/6/2022 tarihine kadar, kalanın da bu tarihten itibaren ikişer ay arayla on beş eşit taksitle ödenmesi hâlinde mahkûmiyetin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Maddedeki ödeme takvimi dolduğundan bugün ödemeye bağlı tek yol m. 6/1'dir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, hükmün geçici maddenin yürürlüğünden sonra kesinleşmiş olmasının bu düzenlemeden yararlanmaya engel sayılmasının maddenin getiriliş amacına ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceğini belirterek, infazın durdurulmasına yönelik itirazın reddine dair kararı hukuka uygun bulmuş ve kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. (Yargıtay 1. CD, E. 2023/5165)13 Geçici madde hükümleri her bir suç için ancak bir kez uygulanır ve infazın durduğu sürede ceza zamanaşımı işlemez.
Karşılıksız çek suçu nasıl ispatlanır?
Dosyanın omurgası üç belgedir: çekin kendisi, üzerindeki karşılıksızdır şerhi ve şikâyet dilekçesi. 5941 sayılı Kanun m. 3/6, kısmî ödeme hâlinde çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisinin hamile ücretsiz verileceğini ve hamilin bu fotokopiyi icra mahkemesine şikâyette bulunurken dilekçesine ekleyebileceğini, icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabileceğini düzenler; mahkemenin istemesi hâlinde çekin aslı gönderilir.
İlk bakılan şey ibraz tarihidir. Çek, üzerindeki düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibraz edilmemişse suçun unsuru oluşmaz. Tarih ayrıca kanunun yürürlük tarihiyle de karşılaştırılır: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 6728 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 09.08.2016 tarihinden önce keşide edilip aynı gün ibraz edilen bir çekte fiilin o tarihte suç olarak düzenlenmediğini kabul ederek sanığın beraatine karar vermiştir.1
İkinci olarak karşılıksızdır işleminin usulüne uygunluğu denetlenir. m. 3/4, işlemin hamilin talebi üzerine, çekin arka yüzüne belirli bilgiler yazılmak ve hamil ile banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılacağını, hamilin imzalamaktan kaçınması hâlinde karşılıksızdır işlemi yapılmayacağını söyler. Bankanın çekin arkasına düştüğü her şerh bu koşulları taşımaz.
Üçüncü olarak şikâyet dilekçesinin içeriğine bakılır; icra ceza yargılamasında bu dilekçe dava açan belgedir. Daire, şikâyet dilekçesinde yalnız tüzel kişinin şüpheli gösterildiği, şirketin yetkili veya yetkililerine yer verilmediği ve bu eksikliğin sonradan mahkemece tamamlandığı dosyada, tüzel kişi hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki istemi yerinde görerek mahkûmiyeti bozmuştur.5
Dördüncü olarak hangi çek için hangi hükmün kurulduğu tek tek karşılaştırılır. Daire, aynı şikâyet dilekçesine dayanan iki dosyayı karşılaştırıp hangi çekler yönünden daha önce hüküm kurulduğunu tespit etmiş; yalnız o çekler bakımından davanın reddine karar vermiş, hüküm kurulmamış çekler yönünden ise bozma istemini reddetmiştir.11
Son olarak tutar hesabı belgeye bağlanır. Karşılıksız kalan miktar, bankanın kanunen ödemekle yükümlü olduğu tutar düşülerek bulunur ve cezanın alt sınırını oluşturur; Daire bu hesabı denetleyerek fazla tayin edilen cezayı düzeltmiştir.2 Ödeme iddiası ileri sürüldüğünde de aynı titizlik aranır: ödemenin karşılıksız kalan kısmı faiziyle birlikte tamamen karşılayıp karşılamadığı, dekont ve faiz hesabı üzerinden incelenir.12
İlgili mevzuat
Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı
MADDE 5 – (1) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…) az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına; bu yasağın bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder. Yargılama sırasında da resen mahkeme tarafından koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi, bu tüzel kişi adına çek keşide edenler ve karşılıksız çekin bir sermaye şirketi adına düzenlenmesi durumunda ayrıca yönetim organı ile ticaret siciline tescil edilen şirket yetkilileri hakkında uygulanır. Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararlarına karşı yapılan itirazlar bakımından 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Bu suçtan dolayı açılan davalar icra mahkemesinde görülür ve İcra ve İflas Kanununun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353 üncü maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür.
(2) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Yeniden düzenleme: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür. Birinci fıkra uyarınca hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilenler, yasaklılıkları süresince sermaye şirketlerinin yönetim organlarında görev alamazlar. Ancak, hakkında yasaklama kararı verilenlerin mevcut organ üyelikleri görev sürelerinin sonuna kadar devam eder.
(3) Çek hesabı sahibi gerçek kişi, kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi hâlinde, bu çekten dolayı hukukî ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.
(4) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.)
(5) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak, herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı sürece ilgilinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre derhal tebligat çıkarılır. Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terkedilmiş olması hâlinde de, tebligat yapılmış sayılır.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açılamaz.
(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde, düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlüdür.
(8) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkin bilgiler, güvenli elektronik imza ile imzalandıktan sonra, Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla MERSİS ile Risk Merkezine elektronik ortamda bildirilir. Hakkında çek hesabı açma yasağı kararı verilen kişiler, Risk Merkezi tarafından bankalara bildirilir. Bu bildirimler ile bankalara yapılacak duyurulara ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığının uygun görüşü alınarak Risk Merkezi tarafından belirlenir.
(9) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Yeniden düzenleme: 15/7/2016-6728/63 md.) Karşılıksız kalan bir çekle ilgili olarak yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarafından beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddine karar verilmesi hâlinde, aynı kararda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin kararların kesinleşmesi üzerine, bu kararlar, MERSİS ile Risk Merkezine sekizinci fıkradaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.
(10) (Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkrada tanımlanan suç nedeniyle, ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler uygulanmaz.
(11) (Mülga: 31/1/2012-6273/3 md.; Ek: 15/7/2016-6728/63 md.) Birinci fıkra uyarınca verilen adli para cezalarının ödenmemesi durumunda, bu ceza, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapis cezasına çevrilir.
Kaynak: Çek Kanunu (5941)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Etkin pişmanlık ve çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılması
MADDE 6 – (Başlığı ile Birlikte Değişik: 15/7/2016-6728/64 md.)
(1) Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında,
a) Yargılama aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine,
b) Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına,
karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırıldığı, MERSİS ile Risk Merkezine 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.
(2) Şikâyetten vazgeçme hâlinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kişi, mahkûm olduğu cezanın tamamen infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını isteyebilir; mahkemenin vereceği karara itiraz edebilir. Bu itiraz bakımından İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin karar kesinleştiğinde, yasağın kaldırıldığı, MERSİS ile Risk Merkezine 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.
Kaynak: Çek Kanunu (5941)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Şikayet süresi:
Madde 347 – (Değişik: 31/5/2005-5358/19 md.)
Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
İtiraz:
Madde 353 – (Değişik: 31/5/2005-5358/21 md.)
(Değişik birinci fıkra: 31/3/2011-6217/5 md.) İcra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, (…) tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. Mahkeme itirazı incelemesi için dosyayı o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye ceza mahkemesine, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir.
İcra mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.6728 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önceki çekte suçun unsurları oluşmazYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/8321 · K. 2025/4046 ·
Şirket çeki 29.07.2016 tarihinde keşide edilmiş ve aynı gün bankaya ibraz edilerek karşılıksız çıkmış, şirket yetkilisi sanık mahkûm edilmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinin bugünkü hâlini kuran 6728 sayılı Kanun'un 09.08.2016'da yürürlüğe girdiğini, bu tarihten önce eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediğini ve suçun unsurlarının oluşmadığını ileri sürdü. Daire istemi yerinde görerek kararı kanun yararına bozdu ve CMK m. 309/4-d uyarınca doğrudan sanığın beraatine, mahkûmiyet hükmünün tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verdi.
Sonuç: Suçun bugünkü hâli 09.08.2016'da yürürlüğe girmiştir; daha önceki ibrazlar bu maddeden cezalandırılamaz.
2.Ceza karşılıksız kalan miktara yükseltilir, o miktara eklenmezYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/14818 · K. 2025/5582 ·
73.000 TL bedelli çekin karşılıksız kalan kısmı 70.970 TL idi. İcra ceza mahkemesi önce 100 gün karşılığı adli para cezasını günlüğü 100 TL'den 10.000 TL olarak belirlemiş, sonra bu tutarı karşılıksız kalan miktara ekleyerek 90.970 TL adli para cezasına hükmetmişti. Başsavcılık, 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesindeki "çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz" kuralının cezayı o miktara yükseltmeyi gerektirdiğini, toplama yapılmasının fazla ceza tayini olduğunu ileri sürdü. Daire istemi yerinde görerek kararı bozdu ve hüküm fıkrasındaki tutarı 70.970 TL olarak düzeltti.
Sonuç: Gün hesabından çıkan tutar karşılıksız kalan miktarın altındaysa ceza o miktara yükseltilir; iki tutar toplanmaz.
3.Temel ceza belirlenirken infaz hükümleri hesaba katılamazYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2025/1 · K. 2025/1133 ·
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin dört ayrı ceza dairesi, karşılıksız çek suçunda bir gün karşılığı adli para cezasının hangi tutardan takdir edileceği konusunda farklı kararlar vermişti; tartışma, ödenmeyen cezanın 5275 sayılı Kanun m. 106/3 uyarınca hapse çevrilmesinde hangi tutarın daha lehe olduğu üzerinde yoğunlaşıyordu. Başkanlar Kurulunun başvurusu üzerine Daire, TCK m. 52'deki düzenlemelerin maddi ceza hukukuna, 5275 sayılı Kanun m. 106'daki düzenlemelerin ise infaza ilişkin olduğunu; lehe kanun belirlenirken infaza ilişkin düzenlemelerin dikkate alınmayacağını ve infaz hükümleri gözetilerek temel ceza belirlenmesinin hukuka uygun olmayacağını saptayarak uyuşmazlığı bu şekilde giderdi.
Sonuç: Sanığın cezayı ödemeyeceği varsayılarak lehe kanun ve temel ceza belirlenemez; infaz değerlendirmesi hükümden sonra yapılır.
4.Çek yasağı şirketin yanında onun adına çek keşide eden hakkında da uygulanırYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2024/2619 · K. 2024/7586 ·
Beş çekten mahkûm edilen sanık hakkında ayrıca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına hükmedilmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 5941 sayılı Kanun'un 6273 sayılı Kanun ile değişik hâline dayanarak yasağın yalnız çek hesabı sahibi hakkında verilebileceğini, sanığın ise hesap sahibi şirketi temsile yetkili kişi olduğunu ileri sürerek kanun yararına bozma istedi. Daire bu görüşe katılmadı: 6728 sayılı Kanun'un 63. maddesiyle yapılan değişiklikten sonra yasağın "bu tüzel kişi adına çek keşide edenler" hakkında da uygulanacağını belirterek hem tüzel kişi hem sanık hakkında yasağa hükmedilmesinde hukuka aykırılık görmedi ve istemi reddetti.
Sonuç: Yasak çek hesabı sahibiyle sınırlı değildir; şirket adına çeki imzalayan kişi de kapsam içindedir.
5.Tüzel kişi sanık olamaz; şikâyet dilekçesindeki eksiklik sonradan tamamlanamazYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/7454 · K. 2025/4045 ·
İcra ceza mahkemesi, borçlu şirketi sanık sayarak tüzel kişinin adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermişti. Başsavcılık, suçun failinin çek karşılığını bulundurmakla yükümlü gerçek kişiler olabileceğini, TCK m. 20/2 uyarınca tüzel kişilere ceza yaptırımı uygulanamayacağını; ayrıca şikâyet dilekçesinin dava açan belge olması nedeniyle şüphelilerin isimlerini içermesi gerektiğini ve bu eksikliğin mahkemece sonradan tamamlanamayacağını ileri sürdü. Daire istemi yerinde görerek kararı kanun yararına bozdu ve dosyanın kendi önceki kararı doğrultusunda ele alınması için mahkemesine gönderilmesine karar verdi.
Sonuç: Şirket adına düzenlenen çekte dava, şirkete değil sorumlu gerçek kişiye karşı ve dilekçede adı gösterilerek açılmalıdır.
6.Sonradan açılan konkordato davası ceza davasında bekletici sorun sayılmazYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2025/694 · K. 2025/6966 ·
Dokuz çekten mahkûm edilen sanık hakkında Başsavcılık iki nedenle kanun yararına bozma istemişti: çek yasağının şirket temsilcisi hakkında verilemeyeceği ve şirkete sonradan kesin konkordato mühleti verildiği için ceza sorumluluğunun devam edip etmediğinin bekletici mesele yapılması gerektiği. Daire her iki istemi de ayrı ayrı reddetti. İkinci nokta bakımından, mahkûmiyete konu dokuz çekin tamamının henüz ticaret mahkemesinde açılmış bir konkordato davası yokken karşılıksızdır işlemine tabi tutulduğunu saptadı ve suçun işlenmesinden sonra açılacak konkordato davasının bekletici sorun yapılması için maddi veya hukuki bir sebep bulunmadığı yolundaki kabulü benimsedi.
Sonuç: Karşılıksızdır işlemi konkordato başvurusundan önce yapılmışsa, sonradan açılan konkordato davası ceza yargılamasını durdurmaz.
7.Üç aylık şikâyet süresi öğrenme anından başlarYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/15644 · K. 2025/5270 ·
Şikâyetçi, çeklerin karşılıksız çıkması üzerine bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutarların ödenmesini 23.07.2020 tarihli dilekçeyle talep etmiş, şikâyetini ise 11.12.2020'de yapmıştı. Başsavcılık, 5941 sayılı Kanun'un yollamasıyla uygulanan İİK m. 347 uyarınca şikâyet süresinin üç ay olduğunu ve bu sürenin öğrenmeyle başladığını, hamilin en geç 23.07.2020'de öğrendiğinin kabulü gerektiğini ileri sürdü. Daire istemi yerinde görerek mahkûmiyeti kanun yararına bozdu ve CMK m. 309/4-d uyarınca şikâyet hakkının düşürülmesine, hükmün tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verdi.
Sonuç: Hamilin karşılıksızlığı öğrendiğini gösteren her belge üç aylık süreyi başlatabilir; süre şikâyet tarihinden geriye doğru hesaplanır.
8.Şikâyet süresi her çek için ayrı işlerYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/17445 · K. 2025/12697 ·
Birden çok çeki konu alan dosyada sanık, aralarında 22.07.2022 düzenleme tarihli 48.000 TL bedelli çekin de bulunduğu çeklerden mahkûm edilmişti. Başsavcılık, bu çek bakımından karşılıksız bırakma fiilinin 01.08.2022'de gerçekleştiğini, şikâyetin ise üç aylık süre geçtikten sonra 23.01.2023 tarihli dilekçeyle yapıldığını ileri sürdü. Daire istemi yerinde görerek kararı kanun yararına bozdu ve yalnız bu çek yönünden şikâyet hakkının düşürülmesine, o çeke ilişkin mahkûmiyet hükmünün tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verdi; dosyadaki diğer çeklere ilişkin hükümlere dokunmadı.
Sonuç: Bir çek yönünden süre kaçırılmış olması dosyanın tamamını düşürmez; her çek kendi süresine göre değerlendirilir.
9.Alacağı temlik alan varlık yönetim şirketi şikâyet hakkını kullanabilirYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2022/3411 · K. 2023/740 ·
Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri, yargılama sırasında çek alacağı bir varlık yönetim şirketine temlik edildiğinde şirketin şikâyet hakkını sürdürüp sürdüremeyeceği konusunda ikiye bölünmüştü. Daire, şikâyetin kural olarak şahsa sıkı sıkıya bağlı ve devredilemez bir hak olduğunu, 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde de bu hakkın yetkili hamile özgülendiğini kabul etti; ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 143/7. maddesinin bu kurala kanunla istisna getirdiğini, alacağı devralan varlık yönetim şirketinin suçtan zarar gören sıfatını kazandığını ve bu sıfatın sonucu olarak şikâyet ile davaya katılma haklarını kullanabileceğini karara bağladı.
Sonuç: Çek alacağı varlık yönetim şirketine devredilmişse şikâyetçi sıfatı da devredilmiş sayılır; dayanağı Bankacılık Kanunu'ndaki özel hükümdür.
10.İki icra ceza mahkemesi arasındaki olumsuz yetki uyuşmazlığında yargı yeri Yargıtayca belirlenirYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2025/5232 · K. 2025/9823 ·
Banaz İcra Ceza Mahkemesi ile İzmir 7. İcra Ceza Mahkemesi arasında, karşılıksız çek davasının hangi yerde görüleceği konusunda olumsuz yetki uyuşmazlığı doğmuş, yargı yerinin belirlenmesi için dosya Daireye gönderilmişti. Daire, dosya içeriğine, sanığa yüklenen suçun niteliğine, iddianamede olayın anlatılış biçimine ve Banaz İcra Ceza Mahkemesi kararındaki gerekçeye göre İzmir 7. İcra Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararını yerinde görmedi ve bu kararı kaldırdı.
Sonuç: Yetki, 5941 sayılı Kanun m. 5/1'deki üç seçenek arasından belirlenir; iki mahkeme de yetkisizlik kararı verirse yargı yeri Yargıtayca belirlenir.
11.Aynı şikâyetle aynı çek için ikinci dava açılamazYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/13778 · K. 2025/4043 ·
Aynı şikâyet dilekçesine dayanılarak aynı dört çekle ilgili iki ayrı dosyada yargılama yapılmış, ikisinde de hüküm kurulmuştu. Başsavcılık tüm çekler yönünden mükerrer davanın reddini istedi. Daire dosyaları karşılaştırdı: önceki dosyada yalnız iki çek yönünden hüküm kurulduğunu, diğer iki çek yönünden hiçbir hüküm bulunmadığını saptadı. Hüküm kurulmuş iki çek bakımından istemi kabul ederek kararı bozdu ve CMK m. 223/7 uyarınca davanın reddine karar verdi; hüküm kurulmamış iki çek bakımından ise tebliğnamedeki görüşe iştirak etmeyerek istemi reddetti.
Sonuç: Mükerrerlik denetimi dosya bazında değil çek bazında yapılır; hangi çek için hüküm kurulduğu tek tek karşılaştırılır.
12.Etkin pişmanlık için anapara yetmez, faiziyle tam ödeme gerekirYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/17427 · K. 2025/12342 ·
Mahkûmiyet kesinleştikten sonra sanıklar, karşılıksız kalan çek bedelini ödediklerini belirterek infazın durdurulmasını istemiş, istem ve buna yönelik itiraz reddedilmişti. Başsavcılık, Anayasa Mahkemesinin 2017 tarihli iptal kararına dayanarak ödemenin lehe sonuç doğurması gerektiğini ileri sürerek kanun yararına bozma istedi. Daire bu görüşe katılmadı: iptal edilen ibarenin cezanın alt sınırının belirlenmesine ilişkin olduğunu, etkin pişmanlığın ise 5941 sayılı Kanun'un 6/1. maddesinde düzenlendiğini ve bu hükümden yararlanmak için karşılıksız kalan kısmın kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tamamen ödenmesi gerektiğini belirterek istemi reddetti.
Sonuç: Anayasa Mahkemesinin iptali cezanın alt sınırını ilgilendirir; davanın düşmesi için faiz dahil tam ödeme aranmaya devam eder.
13.Geçici m. 5, hüküm sonradan kesinleşmiş olsa da uygulanabilirYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2023/5165 · K. 2024/999 ·
Suç tarihi 11.12.2018 olan dosyada mahkûmiyet hükmü, 5941 sayılı Kanun'a geçici 5. maddeyi ekleyen düzenlemenin yürürlüğe girdiği 26.03.2020 tarihinden sonra, 20.01.2021'de kesinleşmişti. İnfazın durdurulması kararına müşteki vekilince yapılan itirazın reddi üzerine Başsavcılık, hüküm geçici maddenin kapsadığı 24.03.2020 tarihinden önce kesinleşmediği için düzenlemeden yararlanılamayacağını ileri sürdü. Daire bu görüşe katılmadı: düzenlemenin yalnız yürürlük tarihinde infazı devam eden hükümlülerle sınırlı tutulmasının, maddenin getiriliş amacına ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceğini belirterek itirazın reddine dair kararda usul ve yasaya aykırılık görmedi ve kanun yararına bozma istemini reddetti.
Sonuç: Geçici m. 5'ten yararlanmak için hükmün maddenin yürürlüğünden önce kesinleşmiş olması aranmaz.
14.Karşılıksız çek suçunda olağan dava zamanaşımı TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıldırYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2020/4418 · K. 2020/2161 ·
Aynı dosyada tefecilik, resmi belgede sahtecilik, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık ve karşılıksız çek keşide etmek suçlarından kurulan hükümler temyiz edilmişti. Daire, karşılıksız çek keşide etmek suçu yönünden cezaların tür ve miktarına göre TCK m. 66/1-e'de yazılı sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresinin uygulandığını, zamanaşımını en son kesen sorgu ile temyiz incelemesi günü arasında bu sürenin dolduğunu ve zamanaşımını kesen başka bir sebep bulunmadığını belirleyerek hükmü bozdu ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verdi.
Sonuç: Suç adli para cezasını gerektirdiği için süre m. 66/1-e'den gelir; sekiz yıl dolduğunda dava düşer.
Sık sorulan sorular
Karşılıksız çek suçunun cezası hapis mi, para cezası mı?
5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi yalnızca adli para cezası öngörür: her bir çekle ilgili olarak binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur ve hükmedilecek ceza çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz. Mahkeme ayrıca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verir. Hapis cezası verilmez; ancak adli para cezası ödenmezse aynı maddenin 11. fıkrası uyarınca kamuya yararlı bir işte çalıştırma kararı verilmeksizin doğrudan hapse çevrilir.
Ödemezsem gerçekten hapse girer miyim?
Adli para cezası ödenmediğinde 5941 sayılı Kanun'un 5/11. maddesi devreye girer ve ceza, 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesindeki kamuya yararlı işte çalıştırma aşaması atlanarak doğrudan hapis cezasına çevrilir. 5275 sayılı Kanun'un 106/7. maddesine göre adli para cezası yerine çektirilen hapis süresi üç yılı, birden fazla hükümle adli para cezasına mahkûmiyet hâlinde beş yılı geçemez. Ödeme yapıldığında ise 106/8. madde uyarınca kişi hapisten çıkarılır.
Şikâyet süresi ne kadar; altı ay değil mi?
Hayır. 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi bu davalarda İcra ve İflas Kanunu'nun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerindeki yargılama usulünü uygulattığı için süre, Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesindeki altı ay değil, İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesindeki süredir: şikâyet hakkı fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, üç aylık sürenin öğrenmeyle başladığını kabul etmektedir.
Dava hangi mahkemede görülür?
5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi bu suçtan açılan davaların icra mahkemesinde görüleceğini söyler; uygulamada bu mahkeme icra ceza mahkemesidir. 5235 sayılı Kanun'un 11. maddesi de asliye ceza mahkemesinin görevini kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere tanımlar. Yetkili yer ise çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği yer, çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikâyetçinin yerleşim yeri mahkemesidir.
Çek bedelini ödersem dava düşer mi?
5941 sayılı Kanun'un 6/1. maddesine göre karşılıksız kalan çek bedelini, çekin düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında yargılama aşamasında davanın düşmesine, mahkûmiyet kesinleşmişse hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, yalnız anaparanın ödenmesini yeterli görmemekte, faizin de ödenmiş olmasını aramaktadır.
Şirket çekinde kim cezalandırılır?
5941 sayılı Kanun'un 5/2. maddesine göre çek karşılığını hesapta bulundurmakla yükümlü kişi çek hesabı sahibidir; hesap sahibi tüzel kişi ise bu yükümlülük, tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesine, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilere aittir. Türk Ceza Kanunu'nun 20/2. maddesi tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanmasını zaten yasaklar; Yargıtay 7. Ceza Dairesi de tüzel kişinin sanık sayıldığı ve şikâyet dilekçesinde şirket yetkililerine yer verilmediği bir dosyada, bu eksikliğin sonradan tamamlanamayacağı yönündeki istemi yerinde görerek mahkûmiyeti bozmuştur.
Bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya uzlaştırma mümkün mü?
Hayır. 5941 sayılı Kanun'un 5/10. maddesi, birinci fıkrada tanımlanan suç nedeniyle ön ödeme, uzlaşma ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağını açıkça düzenler. Cezanın ertelenmesi de gündeme gelmez, çünkü Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi yalnızca iki yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûmiyette uygulanır; bu suçta hapis cezası verilmemektedir.
Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı ne zaman kalkar?
Dava beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, düşme veya davanın reddiyle sonuçlanırsa 5941 sayılı Kanun'un 5/9. maddesi uyarınca aynı kararda yasağın kaldırılmasına da karar verilir. Karşılıksız kalan bedel faiziyle ödenirse 6/1. madde uyarınca yasak kalkar. Bunların dışında 6/3. madde bir süre koşulu getirir: kişi, mahkûm olduğu cezanın tamamen infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl ve her hâlde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra hükmü veren mahkemeden yasağın kaldırılmasını isteyebilir.
İleri tarihli çek erken ibraz edilirse ne olur?
5941 sayılı Kanun'un 3/8. maddesine göre üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce ibraz edilen çekin karşılığının Türk Ticaret Kanunu'nun 707. maddesi uyarınca kısmen veya tamamen ödenmemiş olması hâlinde o çekle ilgili hukukî takip yapılamaz. İleri düzenleme tarihli bir çekle ilgili hukukî takip yapılabilmesi için çekin, üzerindeki düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmesi ve karşılıksızdır işlemine tabi tutulması şarttır.
Bankanın çek arkasına yazdığı her şerh karşılıksızdır işlemi sayılır mı?
Kanun karşılıksızdır işlemini biçim koşullarına bağlamıştır. 5941 sayılı Kanun'un 3/4. maddesine göre işlem, hamilin talebi üzerine çekin arka yüzüne ibraz tarihi, hesap durumu, bankanın ödediği miktar ve ibraz eden kişinin adı soyadı yazılmak ve bu kişi ile banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılır; banka tarafından ödenen miktar düşüldükten sonra karşılıksız kalan tutar açıkça belirtilir. Hamilin imzalamaktan kaçınması hâlinde karşılıksızdır işlemi yapılmaz.
Bu suçta dava zamanaşımı kaç yıl?
Suç adli para cezasını gerektirdiği için Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesi uygulanır ve olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Zamanaşımını kesen bir işlem bulunması hâlinde 67/4. madde uyarınca süre en fazla yarısına kadar uzar; olağanüstü zamanaşımı on iki yıl olur. Pratikte davanın kaderini çoğu zaman bu süre değil, İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesindeki üç aylık şikâyet süresi belirler.
Çek alacağımı devrettim; şikâyet hakkım devam eder mi?
Şikâyet hakkı kural olarak şahsa sıkı sıkıya bağlıdır ve devredilemez. Yargıtay 7. Ceza Dairesi bu kuralı teyit etmiş, ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 143/7. maddesinin kanunla bir istisna getirdiğini belirtmiştir: alacağı devralan varlık yönetim şirketi, devir tarihinden itibaren suçtan zarar gören sıfatını kazanır ve bu sıfatın sonucu olarak şikâyet ile kamu davasına katılma haklarını kullanabilir. Bu istisna varlık yönetim şirketlerine özgüdür.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Kaçakçılık suçu (5607 sayılı Kanun m. 3)
- Sahte fatura düzenleme ve kullanma suçu (213 sayılı Kanun m. 359)
- Taahhüdü ihlal suçu (2004 sayılı Kanun m. 340)
- Bakaya ve firar suçları (1632 sayılı Kanun m. 63-66)
- Orman Kanunu suçları (6831 sayılı Kanun m. 91-93)
- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu suçları (2863 sayılı Kanun m. 65-74)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.