Taahhüdü ihlal suçu (2004 sayılı Kanun m. 340)
Yayın tarihi:
Taahhüdü ihlalin karşılığı bir hapis cezası değil, üç aya kadar tazyik hapsidir: borçluyu ödemeye zorlayan, borç ödendiğinde biten bir yaptırım. Bu rehber, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesinin hangi taahhüdü koruduğunu, Yargıtay'ın taahhüt tutanağında aradığı ölçütleri, icra ceza mahkemesindeki yargılamanın kendine özgü usulünü ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin güncel kararlarını anlatır.
Kısaca
İcra dairesinde kararlaştırılan borç ödeme şartını makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Bu, bir suç karşılığı verilen ceza değil, borcu ödemeye zorlayan bir yaptırımdır: adli sicile işlenmez, ertelenemez ve başka bir yaptırıma çevrilemez. Davaya icra ceza mahkemesi bakar. Şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Borç ödenir veya alacaklı feragat ederse dava ve ceza bütün neticeleriyle düşer.
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- 2004 sayılı Kanun m. 340 taahhüdü ihlali nasıl tanımlıyor?
- Tazyik hapsi bir hapis cezası mıdır?
- Taahhüdü ihlalin cezası nedir, süresi nasıl belirlenir?
- Taahhüt hangi hâlde geçerlidir? Yargıtay'ın taahhüt tutanağında aradıkları
- Taahhüdü ihlal suçu nasıl ispatlanır?
- İcra ceza mahkemesinde yargılama nasıl yürür?
- Şikâyet süresi ne zaman başlar, ne zaman düşer?
- Karara nasıl itiraz edilir, dosya Yargıtay'a gider mi?
- Borç ödenirse ya da alacaklı vazgeçerse ne olur?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Evet. 2004 sayılı Kanun m. 340 tazyik hapsine "alacaklının şikâyeti üzerine" karar verileceğini söyler; alacaklı şikâyet etmeden dosya açılmaz. İcra ceza muhakemesinde soruşturma evresi de yoktur: şikâyet doğrudan icra ceza mahkemesine yapılır ve dava onunla açılır.
Dayanak: 2004 sayılı Kanun m. 340, m. 349
- Şikâyet süresi
Fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl. Türk Ceza Kanunu m. 73'teki altı aylık süre değil, 2004 sayılı Kanun m. 347 uygulanır. Taksitli taahhütte fiil, taahhüt edilen ödeme gününün geçmesidir; her ödenmeyen taksit kendi tarihinden itibaren üç aylık süreyi başlatır.
Dayanak: 2004 sayılı Kanun m. 347
- Uzlaştırma
Hayır. Yargıtay, taahhüdü ihlal fiilinin 2004 sayılı Kanun m. 340 uyarınca tazyik hapsi ile yaptırım altına alındığını ve uzlaştırma kapsamında bulunmadığını kabul etmektedir; fiilin şikâyete bağlı olması sonucu değiştirmez. Kanunun bu fiil için öngördüğü çözüm uzlaştırma değil, m. 354'teki feragat ve ödemeyle düşmedir.
- Görevli mahkeme
İcra ceza mahkemesi. 2004 sayılı Kanun m. 346, bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesinin karar vereceğini ve bu Bapta yer alan suçlarla ilgili davalara icra mahkemesinde bakılacağını söyler; 5235 sayılı Kanun m. 11 de asliye ceza mahkemesinin görevini "kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere" tanımlar. Yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer değil icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir.
Dayanak: 2004 sayılı Kanun m. 346, m. 348
- Dava zamanaşımı
Bu fiilde Türk Ceza Kanunu m. 66'daki dava zamanaşımı süreleri değil, 2004 sayılı Kanun'un kendi süreleri işler. Şikâyet hakkı öğrenmeden itibaren üç ay, her hâlde fiilden itibaren bir yıl geçmekle düşer (m. 347). Verilen tazyik hapsi kararı ise kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez (m. 354).
Dayanak: 2004 sayılı Kanun m. 347, m. 354
- Adli para cezası
Hayır, seçenek değil. m. 340 yaptırım olarak yalnızca "üç aya kadar tazyik hapsi" öngörür; madde metninde adli para cezası yer almaz. Kısa süreli hapsin paraya çevrilmesi de söz konusu olmaz: CMK m. 2/1-l disiplin hapsini "seçenek yaptırımlara çevrilemeyen" hapis olarak tanımlar.
- HAGB ve erteleme
İkisi de uygulanmaz. CMK m. 2/1-l disiplin hapsini "ertelenemeyen" hapis olarak tanımlar; hükmün açıklanmasının geri bırakılması ise CMK m. 231/5 uyarınca "hükmolunan ceza"nın varlığını gerektirir, oysa Yargıtay tazyik hapsinin bir suç karşılığı ceza olmadığını kabul etmektedir. Bunların yerine kanun kendi çıkış kapısını koyar: hapsin tatbikine başlandıktan sonra borç ödenirse tahliye (m. 340), feragat veya borcun itfası hâlinde dava ve cezanın düşmesi (m. 354).
2004 sayılı Kanun m. 340 taahhüdü ihlali nasıl tanımlıyor?
Günlük dilde "icra taahhüdünü tutmamak" denen fiilin karşılığı 2004 sayılı Kanun m. 340'tır. Madde şunu söyler: 111 inci madde uyarınca ya da alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir.
Cümlenin dört unsuru vardır ve dördü birlikte aranır: 1) ortada geçerli bir ödeme taahhüdü bulunacak, 2) taahhüt icra dairesinde kararlaştırılmış olacak, 3) ihlal makbul bir sebebe dayanmayacak, 4) alacaklı şikâyet edecek. Uygulamada dosyaların büyük kısmı birinci unsurda, yani taahhüdün geçerliliğinde düğümlenir; bu rehberin dördüncü bölümü bütünüyle o konuya ayrılmıştır.
Taahhüdün ilk dayanağı m. 111'dir: borçlu, alacaklının satış talebinden önce borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve birinci taksiti derhal verirse icra muamelesi durur. Maddenin ikinci fıkrası bu yolun şartlarını sayar — borçlunun kâfi miktarda malı haczedilmiş olması, her taksitin borcun dörtte birinden aşağı olmaması, taksitlerin aydan aya verilmesi ve sürenin üç aydan fazla olmaması.
m. 340 buna ikinci bir yol ekler: alacaklının muvafakatiyle icra dairesinde kararlaştırılan ödeme şartı. İki yol arasındaki fark, m. 111'in kendi sınırlarına (haciz, taksit oranı, süre) tabi olması, ikinci yolun ise alacaklının rızasıyla serbestçe kurulmasıdır. Ortak nokta ikisinin de icra dairesinde kurulmuş olmasıdır.
Üçüncü unsur, yani "makbul sebep", maddede tanımlanmamıştır. Yargıtay bu boşluğu şöyle doldurmuştur: postaya gününden önce verilen taksitin icra dosyasına gecikerek girmesi ile hastalık, yangın, su baskını ve deprem gibi olağanüstü olaylar makbul sebep sayılmalıdır. (Yargıtay 19. CD, E. 2015/25207)1 Buna karşılık borçlunun ödeme gücünün yetmemesi makbul sebep değildir: aynı karara göre ekonomik durumu borcu ödemeye yetmediği hâlde taahhütte bulunup sonra ödeyememeyi makbul sebep saymak, maddenin düzenleniş amacına aykırı düşer — borçlu, ödeyebileceği bir borç için taahhütte bulunmalıdır.1
Makbul sebebin araştırılması da kendiliğinden yapılmaz. Borçlu borcun makbul bir sebeple ödenemediğini ileri sürmemişse mahkemeden bu konuyu resen araştırması beklenmez.1
Şikâyet hakkı alacaklıya aittir. Bunun iki pratik sonucu vardır: soruşturma resen yürütülmez ve alacaklı vazgeçerse ya da borç ödenirse dosya kapanır.
Tazyik hapsi bir hapis cezası mıdır?
Hayır — ve bu ayrım rehberin geri kalanını belirler. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2/1-l disiplin hapsini şöyle tanımlar: kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tazyik hapsini bu tanımın içine yerleştirir: disiplin hapsi veya tazyik hapsi bir suç karşılığı olmayıp, kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış bir fiil karşılığı uygulanan; seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen bir yaptırımdır. (Yargıtay 12. HD, E. 2023/1667)2
Ceza Genel Kurulu aynı ayrımı kanunun yapısında gösterir: 5358 sayılı Kanun, 2004 sayılı Kanun'un on altıncı babındaki fiilleri ikili bir ayrıma tabi tutmuş, bir kısmını suç olarak düzenleyip hapis ve adli para cezasına bağlamış, diğerlerini kabahat olarak düzenleyip disiplin veya tazyik hapsine bağlamıştır. (Yargıtay CGK, E. 2021/223)3 Taahhüdü ihlal ikinci gruptadır.
Bunun pratik karşılığı şudur: taahhüdü ihlalden verilen karar adli sicile geçmez, ertelenemez, tekerrüre esas olmaz ve seçenek yaptırımlara çevrilemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması da gündeme gelmez; CMK m. 231/5 bu kurumu "hükmolunan ceza"nın varlığına bağlar, oysa Yargıtay'a göre tazyik hapsi bir suç karşılığı ceza değildir.2
Aynı ayrımın bir sonucu da uzlaştırmadır. Yargıtay, taahhüdü ihlal fiilinin 2004 sayılı Kanun m. 340 uyarınca tazyik hapsi ile yaptırım altına alındığını ve uzlaştırma kapsamında bulunmadığını kabul etmiş; aksi yönde, dosyanın uzlaştırmaya gönderilmesi gerektiğinden hareketle itirazı kabul eden merci kararını bozmuştur. (Yargıtay 19. CD, E. 2018/6499)4
Buna karşılık kanun, cezada bulunmayan bir çıkış kapısı koyar: hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir (m. 340). Yaptırımın amacı cezalandırmak değil, ödemeyi sağlamaktır.
Taahhüdü ihlalin cezası nedir, süresi nasıl belirlenir?
Yaptırım üç aya kadar tazyik hapsidir (m. 340). Kanun alt sınır göstermez; karar "üç aya kadar" biçiminde kurulur, belli bir gün sayısı yazılmaz. Yükümlülük yerine getirildiğinde hapis sona ereceği için, baştan sabit bir süre belirlemek yaptırımın niteliğine aykırıdır.
Üç aylık üst sınır kişi başına değil, borç ilişkisi başınadır: maddenin son cümlesi bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresinin üç ayı geçemeyeceğini söyler. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bunu, aynı icra dosyasında ikinci bir taahhütname alınıp o taahhütteki taksit için ayrı şikâyet yapıldığı olayda uygulamış; aynı borç ilişkisi nedeniyle toplam tazyik hapsi miktarının üç ayı geçemeyeceğini belirterek mükerrer kararı bozmuş ve beraat hükmü kurmuştur. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/1286)5
Önceki tazyik hapsi tamamen infaz edilmişse dosya kapanır. Daire, ilk taahhüt ihlali nedeniyle verilen üç aylık tazyik hapsinin infazı tamamlanıp borçlunun tahliye edildiği bir olayda, aynı ödeme taahhüdü nedeniyle yapılan ikinci şikâyet üzerine kurulan mahkûmiyeti bozmuş ve beraate hükmetmiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/3626)6
Sınır "aynı borç"a bağlı olduğundan, farklı borçlar farklı sonuç doğurur. Aynı Daire, ayrı bonolardan doğan ve ayrı ayrı takibe konulan borçlar bakımından Başsavcılığın "bunlar tek borç sayılmalı" yönündeki bozma istemini reddetmiş; kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, senetlerin aynı borç ilişkisinden kaynaklandığına dair delil bulunmadığını belirterek her takip için ayrı ayrı cezalandırmanın mümkün olduğuna ve mükerrer cezalandırma bulunmadığına karar vermiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/8188)7
Bir de alt eşik vardır. m. 354'ün son fıkrası, nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonunca her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde disiplin ve tazyik hapsinin uygulanmayacağını söyler. Daire bu eşiği takip tarihindeki asıl alacak üzerinden ölçer: 2022'de takibe konulan 5.348,16 liralık asıl alacağı o yıl için belirlenen 5.004,00 liralık brüt asgari ücretle karşılaştırmış, koşulun gerçekleştiğini saptayarak kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2024/7788)8
Taahhüt hangi hâlde geçerlidir? Yargıtay'ın taahhüt tutanağında aradıkları
Bu bölüm, taahhüdü ihlal dosyalarının kaderini belirleyen yerdir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik ölçütü şudur: suçun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerekir.2 Kalemler ayrı ayrı gösterilmezse taahhütte belirsizlik doğar ve taahhüt geçerli olmaz.
Ölçüt kâğıt üzerinde kalmıyor. Yalnızca dosya borcunun toplam miktarının yazıldığı; vekâlet ücreti, icra harç ve giderleri ile takibin kesinleşmesinden taahhüt tarihine kadar işlemiş ve taahhütten ödemeye kadar işleyecek faizin gösterilmediği, alacaklının bu kalemlerden feragat beyanının da bulunmadığı bir tutanakta Daire taahhüdün geçersizliğine, suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraate hükmetmiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2026/2033)9
Belirsizlik kalem adının muğlaklığından da doğar. Tebligat gideri ile peşin harcın ayrı ayrı rakamsal olarak gösterilmediği, "diğer takip giderleri" başlığıyla yazılan giderin hangi masraf kalemini kapsadığının belirtilmediği bir ödeme taahhüdünde Daire aynı sonuca varmış ve beraat kararı kurmuştur. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/9306)10
İkinci ölçüt alacaklının kabulüdür. Taahhüt bir icaptır; karşı tarafın kabulü olmadan bağlayıcı hâle gelmez. Alacaklı vekilinin UYAP üzerinden kabul beyanında bulunduğu, ancak kabul muhtırasının borçluya ilk taksit tarihinden sonra tebliğ edildiği bir olayda Daire, taahhüdün geçerli olmadığını ve suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek beraat hükmü kurmuştur. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/3819)11
Üçüncü ölçüt taahhüdün yeridir. m. 340 taahhüdün icra dairesinde kararlaştırılmış olmasını arar; icra dairesi dışında, doğrudan alacaklıyla yapılan bir ödeme anlaşması bu maddenin konusu değildir.
Taahhüdü ihlal suçu nasıl ispatlanır?
İcra ceza muhakemesinde resen araştırma ilkesi geçerli değildir; şikâyetçi dilekçesinde veya beyanında gösterdiği delillerle bağlıdır ve delilleri somut olarak göstermek zorundadır.3 Bu nedenle ispat, büyük ölçüde icra dosyasındaki belgelerin denetlenmesinden ibarettir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin kararlarından çıkan denetim sırası şudur:
- 1) Taahhüt tutanağında toplam borç miktarı, işleyen ve işleyecek faiz, vekâlet ücreti ile icra harç ve giderleri birlikte belirlenmiş ve taahhüde esas miktar açıkça gösterilmiş midir; gösterilmemişse taahhüt geçersizdir ve beraat gerekir.9
- 2) Gösterilen gider kalemleri ayrı ayrı ve rakamsal mıdır; kapsamı belirtilmemiş bir "diğer takip giderleri" başlığı taahhüdü sakatlar.10
- 3) Alacaklı ya da vekili taahhüdü kabul etmiş midir; kabul beyanı tutanakta yer almıyorsa kabul muhtırası ilk taksit tarihinden önce borçluya tebliğ edilmiş midir.11
- 4) Takibe konulan asıl alacak, takip tarihinde geçerli aylık en yüksek brüt asgari ücretin üstünde midir.8
- 5) Aynı borç ilişkisi nedeniyle daha önce tazyik hapsine karar verilmiş midir; verilmişse o kararın infaz edilip edilmediği araştırılmalıdır.6
- 6) Şikâyet, ödenmeyen taksitin tarihinden itibaren üç aylık süre içinde yapılmış mıdır.2
- 7) Sanığa 2004 sayılı Kanun m. 349'a uygun meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiş, bildirdiği mazeret gerekçesiyle birlikte değerlendirilmiş midir. (Yargıtay 12. HD, E. 2023/4869)12
İcra ceza mahkemesinde yargılama nasıl yürür?
Görevli mahkeme icra ceza mahkemesidir. m. 346 iki cümlede söyler: bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir ve bu Bapta yer alan suçlarla ilgili davalara icra mahkemesinde bakılır. 5235 sayılı Kanun m. 11 asliye ceza mahkemesinin görevini "kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere" tanımladığı için, m. 346 tam da saklı tutulan hâllerden biridir. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer değil, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir.3
Usul kendine özgüdür. Ceza Genel Kuruluna göre icra ceza muhakemesinde soruşturma aşaması bulunmaz; dilekçe veya sözlü beyanla yapılan şikâyetle birlikte dava açılmış ve kovuşturma başlamış olur, iddianame düzenlenmez.3 Duruşmada Cumhuriyet savcısı hazır bulundurulmaz ve mahkeme, iki tarafın ifadelerini, bütün delillerini, iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra nihayet beş gün içinde kararını verir (m. 352). Karar, dava ve cezanın m. 354'te yazılı sebeplerle düşeceğini de göstermek zorundadır.
Taraflar için hazır bulunma yükü ağırdır. m. 349, iki tarafın tayin olunan gün ve saatte mahkemenin huzuruna gelmeye veya vekil göndermeye mecbur olduğunu söyler; şikâyetçi muayyen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikâyet hakkı düşer. Ceza Genel Kurulu bunu bir adım ileri taşır: şikâyete bağlı suçlarda şikâyetçi veya vekilinin duruşmada hazır bulunması zorunludur ve mazeretinin kabulüne karar verilse dahi sanığın mahkûmiyetine veya beraatine karar verilemez.3
Sanık bakımından m. 349, usulüne uygun tebligata rağmen gelmeyen ve müdafi de göndermeyen sanığın yokluğunda yargılamaya izin verir. Ancak bu izin, bildirilen mazeretin görmezden gelinmesini kapsamaz: aile hekimliklerinden aldıkları işgöremezlik belgeleriyle mazeretlerini duruşmadan önce bildiren sanıkların taleplerinin gerekçesiz reddedilmesini savunma hakkının kısıtlanması sayan Daire, sorgusu yapılıp savunması saptanmadan mahkûmiyet kurulamayacağını belirterek kararı bozmuştur.12
Bir usul kuralı daha var ve dosya birleştirme beklentisini boşa çıkarır: icra mahkemesinin görevine giren bu işler, diğer mahkemelerde görülen ceza davalarıyla birleştirilemez (m. 346).
Şikâyet süresi ne zaman başlar, ne zaman düşer?
Bu fiilde şikâyet süresi Türk Ceza Kanunu m. 73'ten değil, 2004 sayılı Kanun m. 347'den okunur: bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Ceza Genel Kurulu farkı açıkça kaydeder: genel ceza muhakemesinde şikâyet süresi altı ayken icra ceza muhakemesinde üç aydır.3
Asıl soru sürenin ne zaman başladığıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi başlangıcı ödenmeyen taksitin gününe bağlar: taksitlerin ödenmemesiyle suç oluşur ve alacaklı vekilinin suçu öğrendiği tarih, o taksitlerin ödenmediği tarihler olarak kabul edilir. Dairenin incelediği dosyada dört taksit bakımından şikâyet üç aylık süre geçtikten sonra yapılmıştı; Daire bu taksitler yönünden düşme kararı verilmesi gerektiğini saptamış, süresinde şikâyet edilen tek taksit yönünden ise taahhüdün geçersizliği nedeniyle bozma yapmıştır.2
Taksitli bir taahhütte bunun pratik sonucu şudur: her ödenmeyen taksit kendi tarihinden itibaren ayrı bir üç aylık süre başlatır. Alacaklının "nasılsa taahhüt duruyor" diyerek beklemesi, geçmiş taksitler bakımından şikâyet hakkını düşürür; geriye yalnızca son üç ay içindeki taksitler kalır.
Karara nasıl itiraz edilir, dosya Yargıtay'a gider mi?
İcra ceza mahkemesinin tazyik hapsine ilişkin kararına karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (m. 353). İtirazı inceleyecek merci maddede tek tek gösterilmiştir: o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesi varsa numara olarak kendisini izleyen daire, son numaralı daire için birinci daire; tek daire varsa asliye ceza mahkemesi; icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkimi aynı kişiyse en yakın asliye ceza mahkemesi. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir.
Bir uyarı: bazı Yargıtay kararları ve kaynaklar maddenin 31/3/2011 tarihli 6217 sayılı Kanun öncesi metnini ("tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün") alıntılar. Yürürlükteki süre iki haftadır; madde metnindeki değişiklik kaydı bunu gösterir.
Merci, itirazı yerinde görürse işi yarım bırakamaz. CMK m. 271/2 uyarınca itiraz yerinde görülürse merci aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. Geçerli bir taahhütname bulunmadığından bahisle itirazı kabul edip kararı kaldırmakla yetinen ve dosyayı "gereğinin mahkemesince değerlendirilmesi" için gönderen merci kararı, bu eksiklik nedeniyle bozulmuştur. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/3013)13
İtiraz üzerine verilen karar kesin olduğu için dosya olağan kanun yoluyla Yargıtay'a gitmez. Bu rehberdeki kararların neredeyse tamamının kanun yararına bozma olmasının sebebi budur: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı CMK m. 309 uyarınca başvurur ve dosya Yargıtay 12. Hukuk Dairesine gider. Daire istemi yerinde görürse kararı bozar; bozma nedeni cezanın kaldırılmasını gerektiriyorsa tazyik hapsini kaldırır, infaz sürüyorsa salıverilmeye ve doğrudan beraate hükmeder.9
Bu yolun pratik sonucu, kararın kesinleşmiş olmasının her şeyin bittiği anlamına gelmemesidir. Bu rehberdeki dosyaların bir kısmında Daire, bozmanın ardından yargılama giderini müştekiye yüklemiş ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine vekâlet ücretine hükmetmiştir.10
Borç ödenirse ya da alacaklı vazgeçerse ne olur?
Kanunun asıl çıkış kapısı budur. m. 340'a göre hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse hakkında yeniden tazyik hapsine karar verilir, ama toplam süre yine üç ayı geçemez.
Daha kalıcı sonuç m. 354'tedir: kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikâyete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer. Ceza Genel Kurulu bu düzenlemenin genel ceza hukukundan ayrıldığı noktayı vurgular: Türk Ceza Kanunu'nda hüküm kesinleştikten sonra şikâyetten vazgeçme cezanın infazına engel olmazken, icra ceza muhakemesinde feragat hâlinde dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer.3
Düşme kararı verildiğinde yargılama gideri ve vekâlet ücreti sanığa yüklenemez. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesi ceza daireleri arasındaki uyuşmazlığı gidererek, icra ceza mahkemesinde düşme kararı verilmesi hâlinde sanıktan tahsil edilmek üzere şikâyetçi lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğine karar vermiştir; gerekçe, CMK m. 325/1 uyarınca yargılama giderlerinin ancak cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûmiyet hâlinde sanığa yükletilebilmesidir. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/8165)14
İnfaz edilmemiş bir tazyik hapsi kararı da süresiz bekleyemez. m. 354, icra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemeyeceğini söyler. Daire, iki yıl dolmadan infaza başlanmışsa cezanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılamayacağını belirten istemi yerinde görerek aksi yöndeki merci kararını bozmuştur. (Yargıtay 12. HD, E. 2023/7746)15
İlgili mevzuat
Madde 340 – (Değişik: 31/5/2005-5358/11 md.)
111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 111 – Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur.
Şukadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 346 – (Değişik: 31/5/2005-5358/18 md.)
Bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir.
İcra mahkemesinin görevine giren bu işler, diğer mahkemelerde görülen ceza davaları ile birleştirilemez.
Bu Bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, icra mahkemesinde bakılır.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 347 – (Değişik: 31/5/2005-5358/19 md.)
Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 349 – Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celbolunur.
İki taraf tayin olunan gün ve saatte icra mahkemesinin huzuruna gelmeğe veya vekil göndermeğe mecburdurlar.
İcabında icra mahkemesi, tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir.
Maznun başka yerde ikamet ediyorsa istinabe yoliyle sorguya çekilir.
Maznun, şikayeti alan veya istinabe edilen icra mahkemesinin huzuruna gelmez veya müdafi göndermezse yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta marifetiyle getirilir. Bu suretle de bulundurulamazsa muhakeme gıyabında görülür.
Şikayetçi muayyen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikayet hakkı düşer.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 353 – (Değişik: 31/5/2005-5358/21 md.)
(Değişik birinci fıkra: 31/3/2011-6217/5 md.) İcra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, (…) tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. Mahkeme itirazı incelemesi için dosyayı o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye ceza mahkemesine, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 354 – Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer.
(Mülga ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)
(Ek fıkra: 31/5/2005-5358/22 md.) İcra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez.
(Ek fıkra: 31/3/2011-6217/6 md.) Nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde bu Kanunda öngörülen disiplin ve tazyik hapsi uygulanmaz.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Ödeme gücünün yetmemesi makbul sebep değildir; olağanüstü olaylar makbul sebeptirYargıtay 19. Ceza Dairesi · E. 2015/25207 · K. 2016/19733 ·
Başsavcılık, borçlunun ödeme gücünün ve borcu ödemekten kasten kaçınıp kaçınmadığının araştırılmadığını ileri sürerek kanun yararına bozma istedi. Daire istemi reddetti ve m. 340'taki "makbul sebep" ölçütünü kendi gerekçesiyle açtı: postaya gününden önce verilen taksitin icra dosyasına gecikerek girmesi ile hastalık, yangın, su baskını ve deprem gibi olağanüstü olaylar makbul sebep sayılmalıdır; buna karşılık ekonomik durumu borcu ödemeye yetmediği hâlde taahhütte bulunup ödeyememeyi makbul sebep saymak maddenin amacına aykırıdır, çünkü borçlu ödeyebileceği bir borç için taahhütte bulunmalıdır. Daire ayrıca borçlu ileri sürmedikçe mahkemenin bu konuyu resen araştırmasının beklenmeyeceğini belirtti.
Sonuç: Makbul sebep, borçlunun elinde olmayan olağanüstü bir engeldir; baştan ödenemeyecek bir borcu taahhüt etmiş olmak savunma değildir.
2.Tazyik hapsi bir suç karşılığı ceza değildir; şikâyet süresi her ödenmeyen taksitte yeniden işlerYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2023/1667 · K. 2023/1203 ·
Daire, gerekçesini numaralı tespitler hâlinde kurdu: tazyik hapsi bir suç karşılığı olmayıp kısmî bir düzeni korumak amacıyla getirilmiş, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicile geçirilmeyen bir yaptırımdır; suçun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç, işleyen ve işleyecek faiz, vekâlet ücreti ile icra harç ve giderleri birlikte belirlenmelidir. Somut olayda dört taksit bakımından şikâyetin, taksitlerin ödenmediği tarihlerden itibaren üç aylık süre geçtikten sonra yapıldığını saptayarak düşme kararı verilmesi gerektiğini; süresinde şikâyet edilen taksit yönünden ise icra gideri olmadığı hâlde baro pulu ücretinin gider gösterilmesi nedeniyle taahhüdün geçersiz olduğunu belirtti ve kararı kanun yararına bozdu.
Sonuç: Taksitli taahhütte her ödenmeyen taksit kendi üç aylık şikâyet süresini başlatır; geç kalınan taksitler yönünden düşme kararı verilir.
3.İcra ceza muhakemesi genel ceza muhakemesinden ayrı bir usuldürYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2021/223 · K. 2022/47 ·
Karara konu somut uyuşmazlık 2004 sayılı Kanun m. 333/a'ya ilişkindir; aşağıdaki tespitler Kurulun on altıncı babın tamamı bakımından yaptığı genel tespitlerdir. Ceza Genel Kurulu, 2004 sayılı Kanun'un on altıncı babındaki fiillerin 5358 sayılı Kanun'la ikili bir ayrıma tabi tutulduğunu — bir kısmının suç olarak hapis ve adli para cezasına, diğerlerinin kabahat olarak disiplin veya tazyik hapsine bağlandığını — belirledikten sonra icra ceza muhakemesinin kendine özgü kurallarını sıraladı: soruşturma evresi bulunmaz, şikâyetle doğrudan kovuşturma başlar ve iddianame düzenlenmez; yetkili mahkeme icra takibinin yapıldığı yerdedir; şikâyet süresi altı ay değil üç aydır; resen araştırma ilkesi geçerli değildir; duruşmada Cumhuriyet savcısı bulunmaz; şikâyetçi mazeretsiz gelmezse şikâyet hakkı düşer ve mazereti kabul edilse dahi mahkûmiyet ya da beraat kararı verilemez; feragat hâlinde dava ve bütün neticeleriyle ceza düşer. Somut uyuşmazlıkta eksik araştırma nedeniyle direnme hükmünü bozdu.
Sonuç: İcra ceza davası bir ceza davasıdır ama usulü Ceza Muhakemesi Kanunu'ndan değil, İcra ve İflas Kanunu'nun 346-354. maddelerinden okunur.
4.Taahhüdü ihlal uzlaştırma kapsamında değildirYargıtay 19. Ceza Dairesi · E. 2018/6499 · K. 2018/11902 ·
Merci, taahhüdü ihlalin şikâyete bağlı olduğundan ve 6763 sayılı Kanun'la CMK m. 253'ten "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılmasından hareketle dosyanın uzlaştırmaya gönderilmesi gerektiğini kabul edip itirazı kabul etmişti. Daire bunun aksi yönündeki istemi yerinde görerek kararı bozdu: 2004 sayılı Kanun'un on altıncı babındaki fiiller suç olarak hapis ve adli para cezasına bağlananlar ile disiplin veya tazyik hapsine bağlananlar şeklinde ikiye ayrılmıştır; tazyik hapsi bir suç karşılığı olmayıp CMK m. 223 anlamında hüküm niteliği de taşımaz ve bu kararlarda uzlaştırma hükümleri uygulanamaz. Somut olayda taahhüdü ihlal m. 340 uyarınca tazyik hapsiyle yaptırım altına alındığından uzlaştırma kapsamında değildir.
Sonuç: Fiilin şikâyete bağlı olması uzlaştırmayı gerektirmez; belirleyici olan yaptırımın tazyik hapsi olmasıdır.
5.Aynı borç ilişkisinde toplam tazyik hapsi üç ayı geçemez; yeni taahhüt yeni ceza hakkı doğurmazYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/1286 · K. 2025/1893 ·
Borçlu aynı icra dosyasında önce 2020 tarihli, sonra 2021 tarihli iki ayrı taahhütname vermiş; ilk taahhüdün ihlali nedeniyle verilen üç aylık tazyik hapsi infaz edilmişti. İkinci taahhütteki ödenmeyen taksit için yapılan ayrı şikâyet üzerine mahkeme yeniden üç aya kadar tazyik hapsine karar verdi. Daire, m. 340'ın son cümlesi ile Ceza Genel Kurulunun 2009 tarihli kararına dayanarak aynı borç ilişkisi nedeniyle toplam tazyik hapsi miktarının üç ayı geçemeyeceğini belirtti; mükerrer kararı bozarak suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraat hükmü kurdu.
Sonuç: Üç aylık sınır taahhüt başına değil borç başınadır; aynı dosyada ikinci bir taahhüt alınması sınırı sıfırlamaz.
6.Tazyik hapsi tamamen infaz edilmişse aynı taahhüt için ikinci kez ceza verilemezYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/3626 · K. 2025/4568 ·
Borçlunun 2022 tarihli taahhüdünü ihlal etmesi üzerine verilen üç aya kadar tazyik hapsi kesinleşmiş, infazı tamamlanmış ve borçlu tahliye edilmişti. Alacaklı aynı ödeme taahhüdüne dayanarak ikinci kez şikâyette bulundu ve mahkeme yeniden mahkûmiyet kurdu. Daire, ilk taksitin ödenmemesiyle suçun oluştuğunu, cezanın infazı sırasında taksitin ödenmesi hâlinde tahliye edileceğini, ancak üç aylık tazyik hapsinin tamamının infaz edilmesi hâlinde takip eden taksitlerin ödenmemesinin artık ayrıca yaptırım gerektirmeyeceğini belirten istemi yerinde görerek kararı bozdu ve beraate hükmetti.
Sonuç: Üç aylık tazyik hapsi baştan sona infaz edilmişse aynı taahhütten doğan sonraki ihlaller yaptırımsız kalır.
7.Farklı bonolardan doğan ayrı takiplerde ayrı ayrı tazyik hapsi verilebilirYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/8188 · K. 2025/7026 ·
Aynı alacaklıya verilen üç ayrı bono için aynı gün üç ayrı icra takibi başlatılmış, borçluya aynı tarihli üç taahhütname imzalatılmış ve her biri için ayrı ayrı üç aya kadar tazyik hapsine karar verilmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, borçların bir bütün olarak tek borç sayılması ve toplam sürenin üç ayı geçememesi gerektiğini ileri sürerek kanun yararına bozma istedi. Daire bu istemi kabul etmedi: kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, bonoların aynı borç ilişkisinden kaynaklandığına dair delil bulunmadığını ve sanığın aksini ispata yarar belge sunmadığını belirterek farklı takiplerde verilen farklı taahhütlerden dolayı ayrı ayrı cezalandırmanın mümkün olduğuna, mükerrer cezalandırma bulunmadığına karar verdi.
Sonuç: Üç aylık sınır ancak borçların aynı borç ilişkisinden geldiği ortaya konursa işler; bunu ispat yükü borçludadır.
8.Asıl alacak takip tarihindeki brüt asgari ücretin altındaysa tazyik hapsi uygulanmazYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2024/7788 · K. 2025/346 ·
Başsavcılık, şikâyete dayanak takipteki asıl alacağın 1.500 lira olduğunu ve o yılın brüt asgari ücretinin altında kaldığını ileri sürerek beraat gerektiğini savundu. Daire dosyayı inceleyince şikâyete dayanak takibin başka bir icra dosyası olduğunu, orada 2022'de takibe konulan asıl alacağın 5.348,16 lira, aynı yıl için belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücretin ise 5.004,00 lira olduğunu tespit etti. m. 354'ün son fıkrası uyarınca suçun oluşumu için takip tarihindeki asıl alacağın brüt asgari ücretin üstünde olması gerektiğini, somut olayda bu koşulun gerçekleştiğini belirterek kanun yararına bozma istemini reddetti.
Sonuç: Eşik, şikâyet tarihindeki değil takip tarihindeki asıl alacak üzerinden ve o yılın brüt asgari ücretiyle karşılaştırılarak ölçülür.
9.Taahhüt tutanağında yalnız toplam borç yazılıysa taahhüt geçersizdirYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2026/2033 · K. 2026/1458 ·
Taahhüt tutanağında yalnızca dosya borcunun toplam miktarı (455.000,00 TL) gösterilmiş; vekâlet ücreti, icra harç ve giderleri ile takibin kesinleşmesinden taahhüt tarihine kadar işlemiş ve taahhütten ödemeye kadar işleyecek faiz miktarları yazılmamış, alacaklının bu kalemlerden feragat beyanı da bulunmamıştı. Daire, taahhüde esas miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği yönündeki istemi yerinde görerek merci kararını bozdu, tazyik hapsini kaldırdı ve suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine hükmederek sanık lehine vekâlet ücretine karar verdi.
Sonuç: Tek bir toplam rakam taahhüdü ayakta tutmaz; kalemler ayrı ayrı gösterilmediğinde sonuç beraattir.
10."Diğer takip giderleri" gibi kapsamı belirsiz bir kalem taahhüdü sakatlarYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/9306 · K. 2025/8411 ·
Ödeme taahhüdünde tebligat gideri ile peşin harç ayrı ayrı rakamsal olarak gösterilmemiş, giderler "diğer takip giderleri" başlığı altında toplanmış ve bu başlığın hangi masraf kalemini kapsadığı belirtilmemişti. Daire, taahhüde esas miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği ölçütü karşısında taahhüdün geçerli olmadığını, suçun unsurlarının oluşmadığını kabul ederek merci kararını bozdu, tazyik hapsini kaldırdı ve beraat hükmü kurdu.
Sonuç: Gider kalemlerinin toplu bir başlık altında toplanması da belirsizlik sayılır ve taahhüdü geçersiz kılar.
11.Alacaklının kabul muhtırası ilk taksit tarihinden önce tebliğ edilmelidirYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/3819 · K. 2025/4794 ·
Borçlu taahhüt tutanağını alacaklının ve vekilinin yokluğunda imzalamış, alacaklı vekili kabul beyanını UYAP üzerinden sonradan bildirmişti. Taahhütteki ilk taksit tarihi 15.07.2023 iken kabul muhtırası borçluya 28.07.2023'te, yani ilk taksit tarihinden sonra tebliğ edilmişti. Daire, usulüne uygun şekilde alacaklı ya da vekilince ilk taksit tarihinden önce kabul edilmeyen taahhüdün geçerli olmayacağı yönündeki istemi yerinde görerek merci kararını bozdu ve suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraate hükmetti.
Sonuç: Alacaklının kabulü taahhüdün kurucu unsurudur; kabul geç tebliğ edilirse ortada bağlayıcı bir taahhüt yoktur.
12.Mazeretini belgeleyen sanığın talebi gerekçesiz reddedilerek mahkûmiyet kurulamazYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2023/4869 · K. 2023/5346 ·
Sanıklara m. 349 uyarınca meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiş, ancak sanıklar duruşmadan önce aile hekimliklerinden aldıkları işgöremezlik belgelerini dilekçe ekinde sunarak mazeretlerini bildirmişlerdi. Mahkeme mazeret taleplerini gerekçe göstermeden reddedip yokluklarında mahkûmiyet kurdu. Daire, CMK m. 193/2 karşısında sorgusu yapılıp savunması saptanmadan sanıkların mahkûmiyetine karar verilemeyeceğini, mazeret talepleri kabul edilerek yeni bir duruşma günü verilmesi gerektiğini ve savunma hakkının kısıtlandığını belirterek merci kararını bozdu.
Sonuç: Gıyapta yargılama imkânı, belgelenmiş bir mazereti gerekçesiz reddetme yetkisi vermez.
13.İtirazı kabul eden merci, itiraz konusu hakkında da karar vermek zorundadırYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/3013 · K. 2025/3870 ·
Merci, tazyik hapsi kararına yapılan itirazı geçerli bir taahhütname bulunmadığı gerekçesiyle kabul etmiş, kararı kaldırmış ve "gereğinin mahkemesince değerlendirilmesi" için dosyayı göndermekle yetinmişti. Daire, CMK m. 271/2'nin itiraz yerinde görüldüğünde merciin aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar vermesini emrettiğini belirterek merci kararını bozdu ve müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına hükmetti.
Sonuç: İtiraz mercii kararı kaldırmakla yetinemez; taahhüt geçersizse esas hakkındaki kararı kendisi vermelidir.
14.Düşme kararı verilirse şikâyetçi lehine vekâlet ücretine hükmedilemezYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/8165 · K. 2025/7295 ·
Uyuşmazlığa konu dosyalar 2004 sayılı Kanun m. 338'e ilişkindir; giderilen uyuşmazlık icra ceza mahkemelerinde verilen bütün düşme kararlarını kapsar. Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin iki ceza dairesi, icra ceza mahkemesinde takip borcunun ödenmesi üzerine düşme kararı verildiğinde şikâyetçi lehine vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği konusunda ters kararlar vermişti. Daire uyuşmazlığı giderirken CMK m. 325/1 uyarınca yargılama giderlerinin ancak cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûmiyet hâlinde sanığa yükletilebileceğini, düşme kararında böyle bir mahkûmiyet bulunmadığını, m. 327'nin istisnai hüküm olması nedeniyle kıyasla genişletilemeyeceğini belirterek sanık aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğine karar verdi.
Sonuç: Borcu ödeyip davayı düşüren borçlu, şikâyetçinin vekâlet ücretini ayrıca ödemek zorunda kalmaz.
15.İki yıl dolmadan infaza başlanmışsa tazyik hapsi zamanaşımıyla ortadan kaldırılamazYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2023/7746 · K. 2023/6863 ·
Tazyik hapsi kararı 26.02.2021'de kesinleşmiş, infaza 08.12.2022'de, yani iki yıllık sürenin dolmasından önce başlanmıştı. Buna rağmen merci, itiraz üzerine cezanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verdi. Daire, m. 354 uyarınca tazyik veya disiplin hapsine ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemeyeceğini, somut olayda ise iki yıllık süre dolmadan infaza başlanmış olduğunu belirten istemi yerinde görerek merci kararını bozdu.
Sonuç: Belirleyici olan iki yıl içinde infaza başlanmış olmasıdır; başlanmışsa süre dolduğu gerekçesiyle ceza ortadan kaldırılamaz.
Sık sorulan sorular
Taahhüdü ihlalin cezası nedir?
2004 sayılı Kanun m. 340'a göre icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Kanun alt sınır göstermez ve adli para cezasını seçenek olarak öngörmez. Bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi her hâlde üç ayı geçemez.
Tazyik hapsi adli sicile işler mi?
İşlemez. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2/1-l disiplin hapsini seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis olarak tanımlar. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tazyik hapsini de bu nitelikte kabul etmekte, onun bir suç karşılığı ceza olmadığını belirtmektedir.
Taahhüdü ihlal davasına hangi mahkeme bakar?
İcra ceza mahkemesi. 2004 sayılı Kanun m. 346, bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesinin karar vereceğini ve bu Bapta yer alan suçlarla ilgili davalara icra mahkemesinde bakılacağını söyler. Yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer değil icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir. Bu işler diğer mahkemelerde görülen ceza davalarıyla birleştirilemez.
Şikâyet süresi ne kadar ve ne zaman başlar?
2004 sayılı Kanun m. 347'ye göre şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Türk Ceza Kanunu'ndaki altı aylık süre burada uygulanmaz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesine göre taksitli taahhütte suç, taksitin ödenmediği tarihte oluşur ve alacaklının öğrenme tarihi de o tarihtir; dolayısıyla her ödenmeyen taksit kendi üç aylık süresini başlatır.
Taahhüt tutanağında nelerin yazılı olması gerekir?
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik ölçütüne göre taahhüt tutanağında toplam borç miktarı, işleyen ve işleyecek faiz, vekâlet ücreti ile icra harç ve giderleri birlikte belirlenmeli ve borçlunun taahhüdüne esas olan miktar açıkça gösterilmelidir. Kalemler ayrı ayrı gösterilmezse taahhütte belirsizlik doğar; Daire bu durumda taahhüdü geçersiz sayarak suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraate hükmetmektedir.
Alacaklı taahhüdü kabul etmemişse ne olur?
Taahhüt bağlayıcı hâle gelmez. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, alacaklının yalnızca tutanağı imzalamasının yeterli olmadığını, kabul beyanının tutanakta yer almadığı hâllerde kabul muhtırasının borçluya ilk taksit tarihinden önce tebliğ edilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Kabul muhtırasının ilk taksit tarihinden sonra tebliğ edildiği bir olayda taahhüdün geçerli olmadığına ve sanığın beraatine hükmedilmiştir.
Borcu ödersem tazyik hapsi kalkar mı?
Kalkar. 2004 sayılı Kanun m. 340, hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlunun borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı ödemesi hâlinde tahliye edileceğini söyler. Bundan daha kapsamlısı m. 354'tedir: müşteki feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer.
Karara nasıl itiraz edilir?
2004 sayılı Kanun m. 353'e göre icra mahkemesinin tazyik hapsine ilişkin kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. İtirazı inceleyecek merci maddede gösterilmiştir: aynı yerde birden fazla icra mahkemesi dairesi varsa numara olarak izleyen daire, tek daire varsa asliye ceza mahkemesi. İtiraz incelemesi sonunda verilen karar kesindir; dosya olağan kanun yoluyla Yargıtay'a gitmez.
Karar kesinleştiyse Yargıtay'a başvurulabilir mi?
Olağan kanun yolu kapalıdır; geriye kanun yararına bozma kalır. Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 309 uyarınca başvurur ve dosya Yargıtay 12. Hukuk Dairesine gider. Daire istemi yerinde görürse kararı bozar, tazyik hapsini kaldırır, infaz sürüyorsa salıverilmeye hükmeder ve bozma nedeni cezanın kaldırılmasını gerektiriyorsa doğrudan beraat kararı verir.
Alacak küçükse yine tazyik hapsi verilir mi?
Verilmez. 2004 sayılı Kanun m. 354, nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde disiplin ve tazyik hapsinin uygulanmayacağını söyler. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bu eşiği takip tarihindeki asıl alacak üzerinden ve o yıl için belirlenen brüt asgari ücretle karşılaştırarak ölçmektedir.
Duruşmaya gitmezsem ne olur?
Sonuç tarafa göre değişir. Şikâyetçi belirlenen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse m. 349 uyarınca şikâyet hakkı düşer; Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre şikâyetçinin veya vekilinin duruşmada hazır bulunması zorunludur. Sanık ise usulüne uygun tebligata rağmen gelmez ve müdafi göndermezse yargılama gıyabında görülebilir. Ancak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, belgelenmiş bir mazeretin gerekçesiz reddedilmesini savunma hakkının kısıtlanması saymaktadır.
Tazyik hapsi kararı ne kadar süreyle infaz edilebilir?
2004 sayılı Kanun m. 354'e göre icra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, iki yıl dolmadan infaza başlanmışsa cezanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılamayacağını belirtmiştir. Türk Ceza Kanunu'ndaki ceza zamanaşımını kesen hâllere ilişkin kurallar bu kararlarda uygulanmaz.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Bakaya ve firar suçları (1632 sayılı Kanun m. 63-66)
- Orman Kanunu suçları (6831 sayılı Kanun m. 91-93)
- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu suçları (2863 sayılı Kanun m. 65-74)
- Terörle Mücadele Kanunu suçları (3713 sayılı Kanun m. 7)
- Marka hakkına tecavüz suçu (6769 sayılı Kanun m. 30)
- Sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi kanununa muhalefet suçu (6222 sayılı Kanun m. 14-18)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.