Terörle Mücadele Kanunu suçları (3713 sayılı Kanun m. 7)
Yayın tarihi:
Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesi iki ayrı şeyi düzenler: birinci fıkra terör örgütü kurma, yönetme ve üyeliği Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesine bağlar; ikinci fıkra ise bağımsız bir suç olarak terör örgütü propagandasını cezalandırır. İkinci fıkra, maddenin bağımsız suç tanımlayan ve Yargıtay kararlarında çoğunlukla sosyal medya paylaşımları üzerinden tartışılan bölümüdür. Bu rehber maddenin kurduğu düzeni, Yargıtay'ın propaganda için aradığı eşiği ve dosyanın usul çerçevesini anlatır.
Kısaca
Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrası, terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapmayı suç sayar. Cezası bir yıldan beş yıla kadar hapistir; suç basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza yarı oranında artırılır. Kanun, haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağını ayrıca yazar. Yargıtay, her propagandanın değil yalnızca maddede sayılan niteliklere sahip propagandanın suç olduğunu kabul etmektedir. Davalara ağır ceza mahkemesi bakar.
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- 3713 sayılı Kanun m. 7 hangi fiilleri cezalandırıyor?
- Terör örgütü propagandası suçunun cezası nedir?
- Yargıtay propaganda için hangi eşiği arıyor?
- Sosyal medya paylaşımı ne zaman propaganda sayılır?
- Suç nasıl ispatlanır; hangi araştırmalar zorunludur?
- İfade özgürlüğü sınırı: hangi açıklamalar suç değildir?
- Örgüt üyeliği ile propaganda arasındaki sınır nerede?
- 3713 sayılı Kanun m. 6 ve m. 5 ne düzenliyor?
- Zincirleme suç, zamanaşımı ve yargılamanın seyri
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Hayır. 3713 sayılı Kanun m. 7 bu suçlar için şikâyet koşulu öngörmez; soruşturma resen yürütülür. Suçun mağduru belirli bir kişi olmadığı için davaya katılmak isteyen kurum veya kişinin de suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş olması aranır.
Dayanak: 3713 sayılı Kanun m. 7
- Şikâyet süresi
Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür. Türk Ceza Kanunu m. 73/1'deki altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için geçerlidir.
Dayanak: TCK m. 73/1
- Uzlaştırma
Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/2 uyarınca diğer kanunlarda yer alan suçlarda uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için kanunda açık hüküm bulunması gerekir; 3713 sayılı Kanun böyle bir hüküm içermez.
Dayanak: CMK m. 253/2
- Görevli mahkeme
Ağır ceza mahkemesi. 5235 sayılı Kanun m. 12, 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan açılan davaları ceza miktarına bakmaksızın ağır ceza mahkemesine verir. Eylem propaganda değil de Türk Ceza Kanunu'ndaki başka bir suç olarak nitelendirilirse görev genel kurala döner.
Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 12
- Dava zamanaşımı
Fıkraya göre değişir. 3713 sayılı Kanun m. 7/2'nin birinci cümlesinde üst sınır beş yıl olduğundan olağan dava zamanaşımı sekiz yıl, kesilme hâlinde olağanüstü süre on iki yıldır. Suç basın ve yayın yoluyla işlenmişse üst sınır yedi yıl altı aya çıkar; bu hâlde olağan süre on beş yıl, olağanüstü süre yirmi iki yıl altı aydır.
- Adli para cezası
Seçenek değil. 3713 sayılı Kanun m. 7/2 yaptırım olarak yalnızca hapis cezası öngörür. Hükmedilen ceza kısa süreli hapse inerse Türk Ceza Kanunu m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir; çevrilen cezanın hesabı m. 52'ye göre yapılır. Yayın sorumluları hakkındaki bin günden beş bin güne kadar adli para cezası ise ayrı bir yaptırımdır.
Dayanak: TCK m. 50/1-a, m. 52/1
- HAGB ve erteleme
İkisi de mümkündür. 3713 sayılı Kanun'un bu kurumları yasaklayan 13. maddesi mülgadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olması gerekir; kararı mahkeme verir ve denetim süresi beş yıldır. Erteleme de iki yıl veya daha az hapis cezaları için mümkündür; bu sınır fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerde üç yıldır.
Dayanak: 3713 sayılı Kanun m. 13, CMK m. 231/5 ve 231/8, TCK m. 51/1
3713 sayılı Kanun m. 7 hangi fiilleri cezalandırıyor?
Madde 7 tek bir suç değil, birbirinden ayrı birkaç düzenleme taşır. Birinci fıkra, cebir ve şiddet kullanılarak baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle Kanun'un 1. maddesinde belirtilen amaçlara yönelik suç işlemek üzere terör örgütü kuranlar, yönetenler ve bu örgüte üye olanlar bakımından bağımsız bir ceza koymaz; bu kişilerin Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesi hükümlerine göre cezalandırılacağını söyler. Aynı fıkra, örgütün faaliyetini düzenleyenlerin de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılacağını ekler. Bu yüzden örgüt kurma, yönetme ve üyelik dosyalarında ceza TCK m. 314'ten okunur: örgüt kuran veya yöneten kişi için on yıldan onbeş yıla kadar, örgüte üye olanlar için beş yıldan on yıla kadar hapis.
Maddenin bağımsız bir suç tanımlayan bölümü ikinci fıkradır. 3713 sayılı Kanun m. 7/2'ye göre terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi cezalandırılır. Fıkranın ikinci cümlesi suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesini nitelikli hâl sayar; üçüncü cümlesi suça iştirak etmemiş yayın sorumluları için ayrı bir adli para cezası öngörür; 2019'da eklenen dördüncü cümlesi ise haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağını yazar.
İkinci fıkranın son cümlesi bir liste açar: "Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır." Listedeki (a) bendi 2015'te yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükteki (b) bendi, toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde 1) örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınmasını, 2) slogan atılmasını, 3) ses cihazları ile yayın yapılmasını, 4) örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesini sayar.
Üçüncü fıkra ayrı bir suçtur ve ayrı bir ceza aralığı taşır: terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlar cezalandırılır. Dördüncü fıkra, ikinci fıkrada belirtilen suçların dernek, vakıf, siyasî parti, işçi ve meslek kuruluşlarına veya bunların yan kuruluşlarına ait bina, lokal, büro veya eklentilerinde ya da öğretim kurumlarında, öğrenci yurtlarında veya bunların eklentilerinde işlenmesi hâlinde cezayı ağırlaştırır.
Beşinci fıkra bir içtima kuralı koyar: terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ikinci fıkradaki suçu, 6. maddenin ikinci fıkrasındaki suçu ya da 2911 sayılı Kanun m. 28/1'deki kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma suçunu işleyenler hakkında, Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan suçtan dolayı ayrıca ceza verilmez. Bu yollamanın bugünkü karşılığı okunurken Türk Ceza Kanunu m. 314'ün üçüncü fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 tarihli kararıyla iptal edildiği gözden kaçırılmamalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, propaganda suçunun bu yapı içindeki yerini şöyle anlatmıştır: örgüt sempatizanlığı ceza hukuku yönünden bir sorumluluk doğurmadığına göre örgütün propagandasını yapmak terör suçlarına açılan ilk kapıdır ve bu nedenle propaganda suçunu düzenleyen normların, aşamanın hassasiyeti göz önünde tutularak stratejik bir titizlikle yorumlanması ve uygulanması gerekir. (Yargıtay CGK, E. 2023/131)1
Terör örgütü propagandası suçunun cezası nedir?
Temel ceza 3713 sayılı Kanun m. 7/2'nin birinci cümlesindedir: bir yıldan beş yıla kadar hapis. Kanun bu suçta adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngörmez; madde metninde yalnızca hapis cezası yazılıdır.
Tek nitelikli hâl aynı fıkranın ikinci cümlesindedir: suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu artırımın pratik önemi büyüktür, çünkü sosyal medya paylaşımları uygulamada bu kapsamda değerlendirilmektedir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, bir sosyal medya platformu üzerinden gerçekleştirilen eylemin basın ve yayın yolu ile işlendiğinin kabul edileceğini ve m. 7/2'nin ikinci cümlesindeki nitelikli hâle göre temel cezada yarı oranında artırım yapılması gerekeceğini, bu durumda üst sınırın yedi yıl altı ay olacağını belirtmiştir. (Yargıtay 3. CD, E. 2023/17063)2
Fıkranın üçüncü cümlesi failin değil, yayın organının sorumlularının cezasını düzenler: basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Bu, suça iştirak etmiş olmayı gerektirmeyen ayrı bir yaptırımdır.
İkinci fıkranın son cümlesindeki listeye giren davranışlar da "bu fıkra hükümlerine göre" cezalandırıldığı için aynı ceza aralığına tabidir. Buna karşılık üçüncü fıkra kendi aralığını taşır: propagandaya dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde kimliğini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlar üç yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılır; bu suçu işleyenlerin cebir ve şiddete başvurmaları ya da her türlü silah, molotof ve benzeri patlayıcı, yakıcı ya da yaralayıcı maddeler bulundurmaları veya kullanmaları hâlinde verilecek cezanın alt sınırı dört yıldan az olamaz. Bu bir artırım değil, kendi alt sınırı yükseltilmiş bağımsız bir aralıktır.
Dördüncü fıkra, ikinci fıkradaki suçların sayılan yerlerde işlenmesi hâlinde "bu fıkradaki cezanın iki katı" hükmolunacağını söyler. Sayılan yerler dernek, vakıf, siyasî parti, işçi ve meslek kuruluşlarına veya bunların yan kuruluşlarına ait bina, lokal, büro veya eklentiler ile öğretim kurumları, öğrenci yurtları ve bunların eklentileridir.
Bu artırımın nasıl yapılacağı uygulamada hataya yol açmaktadır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, hükmün ikinci fıkra uyarınca verilen cezanın iki katının hükmolunmasını gerektirdiğini belirtmiş; m. 7/2'den verilen bir yıl hapis cezasının iki katı olan iki yıl yerine, cezada iki kat oranında artırım yapılarak üç yıl belirlenmesini fazla ceza tayini sayarak hükmü bozmuştur. (Yargıtay 3. CD, E. 2021/5096)3
Cezanın miktarını belirleyen bir başka etken failin yaşıdır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunan bir fail hakkında Türk Ceza Kanunu m. 31/3 uyarınca üçte bir oranında indirim yapılmasının emredici olduğunu, indirim yapılmadan kurulan hükümde fazla ceza tayin edildiğini saptamış ve kesinleşmiş hükmü bu nedenle kanun yararına bozarak cezayı kendisi düzeltmiştir. (Yargıtay 3. CD, E. 2023/27072)4 Ayrıca 3713 sayılı Kanun m. 5'teki artırım hükümlerinin çocuklar hakkında uygulanmayacağı maddenin kendi son fıkrasında yazılıdır.
Cezanın hangi fıkra veya bende göre belirlendiğinin hükümde doğru gösterilmesi de bir hukuka aykırılık sebebidir. Daire, temel cezanın belirlendiği kanun maddesinin 3713 sayılı Kanun'un 7/2-b-2 maddesi yerine 7/2 maddesi olarak yazılmasını, kabul ve uygulamaya göre hukuka aykırı bulmuştur. (Yargıtay 3. CD, E. 2022/21866)5
Yargıtay propaganda için hangi eşiği arıyor?
Maddenin bugünkü hâli 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun'la kurulmuştur ve suçun unsurları bakımından en ciddi değişiklik odur. Yargıtay 3. Ceza Dairesi bu değişikliğin sonucunu tek cümleyle özetler: maddenin yeni hâliyle propagandanın yapılış şekline sınır getirilmiştir. (Yargıtay 3. CD, E. 2022/30143)6 Daire başka bir kararında da bu değişiklikten sonra fiilin ancak "terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma" durumunda suç teşkil edeceğini, böylece düzenlemenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konudaki kriterine uygun hâle getirilerek son hâlini aldığını belirtmiştir. (Yargıtay 3. CD, E. 2024/18431)7
Aynı kararda Daire propagandayı, belli bir görüşün veya ideolojinin toplum içinde yayılmasını ve fikir ile kanaatlerin kökleşmesini sağlamak için her türlü maddi ve manevi araca başvurarak telkin, teşvik ve etkide bulunmak olarak tanımlamıştır. Fakat tanımın kendisi suçu kurmaya yetmez: Daireye göre propaganda yapma fiilinden örgütün övülmesi, kişilerde örgüte sempati duyulmasını sağlayacak hareketler, örgüte karşı duyulan düşmanlığı ortadan kaldıran davranışlar anlaşılabilirse de bütün bu faaliyetlerin maddenin son hâli gereğince örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde olması gerekir. Daire bunu açık bir cümleyle bağlar: her türlü propaganda fiili bu suçun oluşması için yeterli olmayacak, ancak maddede sayılan alternatif niteliklere sahip olan propaganda fiilleri suç teşkil edecektir.6
Bu eşik iki yönlü çalışır. Bir yandan propagandanın biçimi serbesttir: Daireye göre örgütün propagandasının belirli bir şekilde yapılması şart değildir, yazılı ve sözlü fiillerle olabileceği gibi gösteri, protesto ve benzeri yollarla yapılması da mümkündür.6 Öte yandan içerik bakımından sınır dardır ve bu sınır aşılmadıkça fiil suç değildir.
Suçun manevi unsuru da dar tutulmuştur. Daire, bu suçun ancak kastla işlenebileceğini, taksirle işlenemeyeceğini; maddenin son hâlinden sonra olası kastla dahi işlenemeyeceğini, doğrudan kast gerektiğini belirtmiştir. Gerekçe olarak da failin propaganda yapmaktaki amacının örgütün iyi gösterilmesine, destek görmesine ve toplum nezdinde benimsetilmesine yönelik olması gerektiğini göstermiştir.6
Eşiğin somut sonucu beraattir. Daire, hükme esas alınan paylaşımların örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı bir dosyada suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmederek mahkûmiyeti bozmuştur.6 Başka bir dosyada da paylaşım içeriklerinin bu niteliği taşımaması nedeniyle suçun unsurlarının oluşmayacağını, delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir. (Yargıtay 3. CD, E. 2022/12220)8
Nitelendirmenin kime ait olduğu konusunda Daire nettir: propagandanın maddede aranan niteliklere sahip olup olmadığı her somut olayda hâkim tarafından değerlendirilecek bir husustur.6 Yani eşik soyut bir formül değil, dosyaya bakılarak kurulan bir yargıdır.
Sosyal medya paylaşımı ne zaman propaganda sayılır?
Bu maddeden açılan dosyaların büyük kısmı bir sosyal medya hesabındaki paylaşımlardan doğar. Yargıtay'ın burada aradığı ilk şey, paylaşımın içeriğinin maddedeki niteliği taşıyıp taşımadığıdır; ikincisi ise mahkemenin bunu gösterip göstermediğidir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanığın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı hangi paylaşımların suçun "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden" unsurlarını oluşturduğu açıkça gösterilip tartışılmadan, suça esas alınan veya alınmayan paylaşımların neler olduğu ve denetime olanak verecek biçimde tarihleri gösterilmeden hüküm kurulmasını gerekçesiz hüküm saymış ve bunu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/1, Anayasa m. 141/2 ile Ceza Muhakemesi Kanunu m. 34/1 ve m. 230/1-c'ye aykırılık olarak nitelendirmiştir.7 Uygulamadaki karşılığı şudur: "paylaşımları propaganda niteliğindedir" biçimindeki toplu bir kabul, denetlenebilir bir gerekçe değildir.
Aynı kararda Daire, cezada artırım öngören m. 7/2'nin ikinci cümlesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi için paylaşımların herkese açık şekilde yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir.7 Basın ve yayın yoluyla işleme nitelikli hâli, paylaşımın erişilebilirliğine bağlı bir tespittir; hesabın kapalı ya da açık olması dosyada araştırılması gereken bir olgudur.
İçerik eşiğinin altında kalan paylaşımlar için Daire, soruşturma aşamasında verilen kararları da denetler. Bir dosyada Cumhuriyet Başsavcılığı, paylaşımda kullanılan sözlerin örgütün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da teşvik eden niteliğe ulaşmadığı, ulusal güvenlik ve kamu düzeni üzerindeki potansiyel etkisinin sınırlı olduğu, ciddi bir tehlike yaratmadığı ve paylaşımın sempatizanlık düzeyinde kaldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, paylaşımın herkes tarafından görülebilecek olması da dikkate alındığında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğunu ileri sürerek kanun yararına bozma istemişti; Daire bu istemi paylaşmadı ve eylemin nitelendirilmesi açısından kovuşturmaya yer olmadığı kararında isabetsizlik görülmediğini belirterek istemi reddetti. (Yargıtay 3. CD, E. 2024/16716)9
Aynı kararda Daire, paylaşımın niteliği için işletilecek testi de yazmıştır: toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın, yazı veya sözlerle verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemi olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı varsa sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zaman gibi ölçütler açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmalıdır.9
Suç nasıl ispatlanır; hangi araştırmalar zorunludur?
İspat sorunu bu suçta iki katmanlıdır: paylaşımın gerçekten faile ait olup olmadığı ve içeriğinin maddedeki niteliği taşıyıp taşımadığı. Yargıtay her iki katman için de somut araştırma yükümlülüğü koyar.
Hesabın aidiyeti tartışmalıysa dosya eksik araştırmayla kapatılamaz. Sanığın aşamalarda hesabının çalındığını ve propaganda içeren paylaşımların kendisi tarafından yapılmadığını savunduğu bir dosyada Daire; hesabın başkaları tarafından açılıp kullanılıp kullanılmadığının tespitine yönelik olarak profile ekli kişilerin veya yakınlarının bilgisine başvurulmasını, suça konu paylaşımların gerçekleştirildiği tarih ve sonrasında hesaba sanık veya bir başkası tarafından şifre kullanmak suretiyle giriş yapılıp yapılmadığının ve girişte kullanılan IP bilgilerinin gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak belirlenmesini aramış, bunlar yapılmadan kurulan hükmü eksik araştırma nedeniyle bozmuştur.7
İkinci katmanda aranan şey, hangi paylaşımın hangi unsuru oluşturduğunun karar yerinde gösterilmesidir. Daire bu tespiti "açıkça gösterilip tartışılma" ölçüsüne bağlar ve paylaşımların tarihlerinin denetime olanak verecek biçimde gösterilmesini ister.7 Bu, hükmün Yargıtay tarafından denetlenebilmesinin ön şartıdır: hangi içerik esas alınmışsa onun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Nitelendirme yapılırken bakılacak ölçütleri Yargıtay Ceza Genel Kurulu ayrıntılandırmıştır. Kurul, müdahalenin demokratik toplum için zorunlu bir ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı tartışmasında 1) ifadeleri söyleyenin kim olduğu ve kitleleri etkileme potansiyeli, 2) kime karşı söylendiği ve muhatap kitle, 3) söylenen sözlerin içeriği ve bağlamı, 4) söylendiği yer ve zaman, 5) kullanılan vasıtaların etkinliği, 6) müdahalenin ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki oluşturup oluşturmadığı ölçütleri yanında 7) ifadenin güncel bir toplumsal tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı ve 8) kişinin kendini gerçekleştirmesine faydasının bulunup bulunmadığının da olaysal bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini belirtmiştir.1
Kurul ayrıca bir eşik cümlesi kurar: kasten işlenen tipik eylemin, korunan değerler açısından ciddi, yakın ve açık bir tehlike oluşturuyor olması aranmalı ve bu husus olgusal temellere dayanan ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konmalıdır.1 Yani tehlike, kararda gösterilmesi gereken bir olgudur; varsayılamaz.
Muhatap kitle ölçütünün somut bir sonucu da vardır. Ceza Genel Kurulu, gerek tanımları ve ontolojik anlamı gerekse uygulamada kazandığı görünüm şekilleri itibarıyla bir kişiye yapılan telkinin ya da zaten aynı görüşe mensup gruba karşı kapalı icra olunan davranışların propaganda olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.1 Kurul bu noktada Dairenin, ceza infaz kurumundaki bir kişiye gönderilmek üzere yazılan mektubun tek başına kitleleri etkileyecek nitelikte olmadığını belirten kararına da yer vermiştir.1
Nihayet, eylemin hangi suçu oluşturduğunun tespiti de bir nitelendirme sorunudur ve dosyanın hangi mahkemede görüleceğini belirler. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, gösteride atılan sloganların istikrar kazanmış uygulamaya göre Türk Ceza Kanunu m. 215 kapsamında değerlendirilebileceği bir dosyada, bu suç için öngörülen cezanın iki yıla kadar hapis olduğunu ve 5235 sayılı Kanun m. 12'de bu suça ilişkin istisnai bir düzenleme bulunmadığını saptamıştır. (Yargıtay 3. CD, E. 2023/3103)10
İfade özgürlüğü sınırı: hangi açıklamalar suç değildir?
3713 sayılı Kanun m. 7/2'nin dördüncü cümlesi 2019'da eklenmiştir ve doğrudan bir sınır çizer: haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, maddenin tarihi seyrini anlatırken bu eklemeyi de sayarak safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiğini belirtmektedir.7
Kanuni istisnanın yanında bir de genel hukuka uygunluk denetimi vardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 3713 sayılı Kanun m. 7/2'de düzenlenen tipik fiillerin gerçekleştirildiği her hâlde hukuka uygunluk sebebi bulunup bulunmadığı denetiminin yapılmasının suç teorisinin emrettiği bir zorunluluk olduğunu, fiilin ikinci fıkranın ilk ya da son cümlesine girmesinin bu sonuç bakımından bir farkı bulunmadığını belirtmiştir.1 Kurula göre fiil tipe uysa ve kasten işlense de düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında kalmakta ise hukuka uygun olması nedeniyle suç teşkil etmeyecektir.1 Dayanak Türk Ceza Kanunu m. 26/1'deki hakkın kullanılmasıdır.
İkinci fıkranın son cümlesindeki liste bakımından Kurul uzun süredir tartışılan soruyu da cevaplamıştır. Kurula göre bu liste kapsamında kalan fiil ve davranışların propaganda suçunu oluşturması için mutlaka cebir, şiddet veya tehdit içermesi gerekmez; ancak normla korunan hukuki değerlerden herhangi biri için ciddi tehlike oluşturulduğunda suç oluşabilir. Kurul bunu somutlaştırır: bu fiil ve davranışların toplumsal barışı ve kamu düzenini ciddi biçimde tehdit ettiği ya da terör suçlarının işlenmesini veya örgüte katılmayı doğrudan teşvik ettiği durumlarda suçun vücut bulabileceği açıktır.1
Bütün ölçütler arasında bir tanesi belirleyicidir. Kurul, ilke ve kriterler somut olaya uygulanırken temel belirleyici kriterin şiddete çağrı olduğunu ve değerlendirmelerde fiilin icra edildiği gösterilerin barışçıl olup olmadığının da gözetilmesi gerektiğini yazmıştır.1
Kurulun önündeki olay bu ölçütlerin nasıl işlediğini gösterir. Kaymakamlık izniyle düzenlenen bir kutlama sırasında pankart asma eyleminde Kurul; etkinliğin kolluk müdahalesi olmadan olaysız şekilde dağılmasına, kamu düzeninin bozulduğuna yönelik bir tespitin bulunmamasına ve pankart içeriğinin açıkça şiddete çağrı, terör suçlarının işlenmesine veya anlamsız nefret duygularının kışkırtılmasına sevk eden bir unsur barındırmamasına dayanarak eylemin Türk Ceza Kanunu m. 26/1 kapsamında ifade özgürlüğü hakkının kullanılması olarak değerlendirilmesi gerektiğine ve suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına karar vermiştir. Kurul, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının aksi yöndeki itirazını haklı nedene dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.1
Eşiğin altında kalan bir eylem her zaman cezasız kalmaz; başka bir suça girebilir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, bir gösteri sırasında atılan sloganların istikrar kazanmış uygulamaya göre Türk Ceza Kanunu m. 215'te düzenlenen "kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde suçu ve suçluyu övme" suçunu oluşturabileceğini belirtmiştir.10 Aynı yönde başka bir kararında Daire, bir etkinlik sırasında slogan atma eyleminin 3713 sayılı Kanun m. 7/2'deki suçun unsurlarını oluşturmadığını, Türk Ceza Kanunu m. 215'teki suçun unsurlarının ve cezalandırılma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken yasal olmayan gerekçeyle propaganda suçundan mahkûmiyet kararı verilmesini bozma sebebi saymıştır.5
Örgüt üyeliği ile propaganda arasındaki sınır nerede?
3713 sayılı Kanun m. 7/1 örgüt kurma, yönetme ve üyeliği Türk Ceza Kanunu m. 314'e bağladığı için, aynı kişinin hem üyelikten hem propagandadan yargılandığı dosyalarda iki suçun sınırı belirleyici olur. Aradaki ceza farkı da büyüktür: üyelikte aralık beş yıldan on yıla kadar hapis iken propagandada bir yıldan beş yıla kadar hapistir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyelik için önce bir tanım kurar: örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Daireye göre örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır ve organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. (Yargıtay 3. CD, E. 2024/22229)11
Bu tanımın ölçülebilir karşılığı, Dairenin istikrarlı biçimde tekrarladığı üç ölçüttür: silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır.11 Daire bu kurala bir istisna da tanır: niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibarıyla süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir.11
Sınırın alt ucunu Daire açıkça çizer: örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.11 Somut bir dosyada Daire, sanığın örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığını saptayarak beraat yerine verilen mahkûmiyet kararını bozmuştur.11
Üçüncü bir kategori de vardır: örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme. 3713 sayılı Kanun m. 7/5, terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına ikinci fıkradaki propaganda suçunu, 6. maddenin ikinci fıkrasındaki suçu veya 2911 sayılı Kanun m. 28/1'deki suçu işleyenler hakkında Türk Ceza Kanunu m. 314/3'te tanımlanan suçtan dolayı ayrıca ceza verilmeyeceğini düzenler. Bu hükmün bugün nasıl uygulanacağı, atıf yapılan fıkranın Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle dosyaya göre değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise iki suçu bir seyir içinde konumlandırır: örgüt propagandasına maruz kalınmasının da etkisiyle teşekkül etmiş sempatizanlık, propaganda yapmak, örgüte yardım etmek, örgüt adına suç işlemek, örgüte üye olmak ve nihayet terör eylemlerine katılmak.1 Bu sıralama bir ceza kuralı değildir; ama uygulamada iki nitelendirmenin neden aynı dosyada tartışıldığını açıklar.
3713 sayılı Kanun m. 6 ve m. 5 ne düzenliyor?
Propaganda dosyalarının yanında sıkça karşılaşılan ikinci hüküm 3713 sayılı Kanun m. 6'dır ve "Açıklama ve yayınlama" başlığını taşır. Maddenin birinci fıkrası iki ayrı fiili cezalandırır: isim ve kimlik belirterek veya belirtmeyerek kime yönelik olduğunun anlaşılmasını sağlayacak surette kişilere karşı terör örgütleri tarafından suç işleneceğini açıklamak veya yayınlamak; terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerinin hüviyetlerini açıklamak veya yayınlamak ya da bu yolla kişileri hedef göstermek. Ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.
Maddenin ikinci fıkrası propaganda suçuna komşudur ama ondan ayrıdır: terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri veya açıklamalarını basanlar veya yayınlayanlar cezalandırılır. Ceza yine bir yıldan üç yıla kadar hapistir. İçerik ölçütü m. 7/2 ile aynı sözcüklerle kurulmuştur; fark, fiilin başkasına ait bir bildiri veya açıklamanın basılması ya da yayınlanması olmasıdır.
Üçüncü fıkra, Kanun'un 14. maddesine aykırı olarak muhbirlerin hüviyetlerini açıklayanları veya yayınlayanları bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırır. Dördüncü fıkra ise yukarıdaki fıkralarda belirtilen fiillerin basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, basın ve yayın organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında bin günden beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunacağını düzenler.
3713 sayılı Kanun m. 5 ise bir artırım hükmüdür ve kapsamı sanıldığından dardır. Madde, artırımı yalnız "3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler" bakımından öngörür. 3. madde terör suçlarını Türk Ceza Kanunu'nun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320. maddeleri ile 310. maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar olarak sayar; 4. madde ise sayılan bir dizi suçun bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde terör suçu sayılacağını söyler. 3713 sayılı Kanun m. 7/2'deki propaganda suçu bu iki listede yer almadığı için m. 5'teki artırım propaganda cezasına uygulanmaz.
Artırımın kendisi de dikkat ister. Madde, m. 3 ve m. 4'teki suçlarda ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezalarının yarı oranında artırılarak hükmolunacağını, bu suretle tayin olunacak cezalarda gerek o fiil için gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırının aşılabileceğini, müebbet hapis cezası yerine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunacağını yazar. İkinci fıkra bir mükerrerlik yasağı koyar: suçun örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse sadece o madde hükmüne göre artırım yapılır, ancak yapılacak artırım cezanın üçte ikisinden az olamaz. Son fıkra ise maddenin çocuklar hakkında uygulanmayacağını belirtir.
Zincirleme suç, zamanaşımı ve yargılamanın seyri
Sosyal medya dosyalarında birden çok paylaşım söz konusu olduğu için zincirleme suç kuralı sık uygulanır. Türk Ceza Kanunu m. 43/1'e göre bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda bir cezaya hükmedilir, ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Aynı fıkranın son cümlesi, mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu hükmün uygulanacağını söyler; propaganda suçunda zincirleme suç kuralı bu cümle üzerinden işler.
Zincirin nerede kesildiği önemlidir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, propaganda suçundan verilip kesinleşmiş bir hükümden sonra, tarihleri itibarıyla ilk iddianameden önceye düşen ve zincirleme suç kapsamında değerlendirilmesi gereken başka paylaşımlar nedeniyle açılan ikinci davada, kesinleşmiş kararın bozulmasına gerek olmadığını belirtmiştir. Daireye göre bu durumda ikinci yargılamada koşulları oluştuğu takdirde m. 43/1 uyarınca kesinleşmiş önceki hükümdeki artırım oranının üzerinde bir artırım yapılması, sonra kesinleşen dosyada verilen cezanın sonraki yargılamada takdir edilecek cezadan mahsup edilmesi ve kalan cezanın sonuç ceza olarak belirlenmesi mümkündür. (Yargıtay 3. CD, E. 2023/3101)12 Daire, kanun yararına bozma istemini bu gerekçeyle reddetmiştir.
Zamanaşımı fıkraya göre değişir ve bu ayrım uygulamada hata kaynağıdır. 3713 sayılı Kanun m. 7/2'nin birinci cümlesinde üst sınır beş yıl olduğu için Türk Ceza Kanunu m. 66/1-e uyarınca olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır; m. 67/4 uyarınca kesilme hâlinde süre en fazla yarısına kadar uzayacağından olağanüstü süre on iki yıl olur. Suç basın ve yayın yoluyla işlenmişse tablo değişir: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, nitelikli hâl için öngörülen cezanın üst sınırının yedi yıl altı ay olacağını, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda olağan dava zamanaşımının on beş yıl olarak belirlendiğini ve somut olayda ne on beş yıllık olağan sürenin ne de yirmi iki yıl altı aylık olağanüstü sürenin dolduğunu saptayarak, olağan süreyi sekiz yıl kabul edip düşme kararı veren mahkeme hükmünü kanun yararına bozmuştur.2 Daire aynı kararda, zamanaşımı süresinin belirlenmesinde suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin de göz önünde bulundurulacağını hatırlatmıştır.2
Görevli mahkeme 5235 sayılı Kanun m. 12'den okunur. Madde, 3713 sayılı Kanun'un kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davaları ağır ceza mahkemesine verirken bir ceza sınırı aramaz; bu davalar cezanın üst sınırından bağımsız olarak ağır ceza mahkemesinde görülür. Eylemin nitelendirilmesi değişirse görev de değişir: Daire, gösteri sırasında atılan sloganların Türk Ceza Kanunu m. 215 kapsamında kalabileceği bir dosyada, bu suç için öngörülen cezanın iki yıla kadar hapis olduğunu ve m. 12'de bu suça ilişkin istisnai bir düzenleme bulunmadığını belirterek yargılama görevinin asliye ceza mahkemesine ait olduğunu tespit etmiştir.10 Aynı kararda Daire, görev uyuşmazlığı merci tayini yoluyla çözümlendikten sonra görev hususunun temyiz ve evleviyetle istinaf aşamasında yeniden değerlendirme konusu yapılamayacağını da belirtmiştir.10
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme bu suçta kapalı değildir. 3713 sayılı Kanun'un bu kurumları yasaklayan 13. maddesi 2012'de yürürlükten kaldırılmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/5'e göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; m. 231/8 uyarınca denetim süresi beş yıldır. Uygulamada propaganda suçundan verilen cezalarda bu karar verilmektedir: Daire önüne gelen bir dosyada, m. 7/2'nin ikinci cümlesi ile m. 43/1 uygulanarak belirlenen bir yıl altı ay yirmi iki günlük hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini ve kararın itiraz edilmeden kesinleştiğini tespit etmiştir.12 Hapis cezasının ertelenmesi ise Türk Ceza Kanunu m. 51/1'e göre iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişiler bakımından mümkündür; bu sınır fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişiler için üç yıldır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilirse mercinin incelemesi şekli denetimle sınırlı değildir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, itiraz merciinin Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231'deki koşulların bulunup bulunmadığına dair şekli denetim dışında esas bakımından da (suçun sübutu, nitelendirilmesi gibi konularda) değerlendirme yapması ve açıklanmayan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkları denetlemesi gerektiğini; bu kararların itiraz üzerine veya itiraz edilmeksizin kesinleşmeleri hâlinde kanun yararına bozma yoluna konu edilebileceğini belirtmiştir. (Yargıtay 3. CD, E. 2024/23139)13 Aynı kararda Daire, sanığın kabulü şartına ilişkin bir geçiş kuralına da işaret eder: 7499 sayılı Kanun'la Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/6'daki "Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." cümlesi metinden çıkarılmışsa da, aynı Kanun'un Geçici m. 6/2-d'si uyarınca 1 Haziran 2024'ten önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında sanığın kabul şartı aranmaya devam eder; propaganda suçundan verilen bir hükümde sanık kabul etmediği hâlde bu karar verildiği için Daire merci kararını kanun yararına bozmuştur.13
Adli para cezası bakımından durum şudur: 3713 sayılı Kanun m. 7/2 seçenek olarak adli para cezası öngörmez. Hükmedilen hapis cezası kısa süreli hapse inerse Türk Ceza Kanunu m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir ve çevrilen cezanın hesabı m. 52'ye göre yapılır. Nitekim Dairenin incelediği bir dosyada ilk derece mahkemesi, suça sürüklenen çocuk hakkında m. 7/2'den kurduğu hükümde Türk Ceza Kanunu m. 50/1-a ile m. 52/2 ve 52/4'ü uygulamıştır.5
İlgili mevzuat
Terör örgütleri
Madde 7 – (Değişik: 29/6/2006-5532/6 md.)
Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır.
(Değişik ikinci fıkra: 11/4/2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17/10/2019-7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:
a) (Mülga: 27/3/2015-6638/10 md.)
b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;
1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2. Slogan atılması,
3. Ses cihazları ile yayın yapılması,
4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.
(Ek fıkra: 27/3/2015-6638/10 md.) Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu suçu işleyenlerin cebir ve şiddete başvurmaları ya da her türlü silah, molotof ve benzeri patlayıcı, yakıcı ya da yaralayıcı maddeler bulundurmaları veya kullanmaları hâlinde verilecek cezanın alt sınırı dört yıldan az olamaz.
İkinci fıkrada belirtilen suçların; dernek, vakıf, siyasî parti, işçi ve meslek kuruluşlarına veya bunların yan kuruluşlarına ait bina, lokal, büro veya eklentilerinde veya öğretim kurumlarında veya öğrenci yurtlarında veya bunların eklentilerinde işlenmesi halinde bu fıkradaki cezanın iki katı hükmolunur.
(Ek fıkra: 11/4/2013-6459/8 md.) Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına;
a) İkinci fıkrada tanımlanan suçu,
b) 6 ncı maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan suçu,
c) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma suçunu,
işleyenler hakkında, 5237 sayılı Kanunun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında tanımlanan suçtan dolayı ayrıca ceza verilmez.
Kaynak: Terörle Mücadele Kanunu (3713)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Açıklama ve yayınlama
Madde 6 – İsim ve kimlik belirterek veya belirtmeyerek kime yönelik olduğunun anlaşılmasını sağlayacak surette kişilere karşı terör örgütleri tarafından suç işleneceğini veya terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerinin hüviyetlerini açıklayanlar veya yayınlayanlar veya bu yolla kişileri hedef gösterenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(Değişik ikinci fıkra: 11/4/2013-6459/7 md.) Terör örgütlerinin; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri veya açıklamalarını basanlar veya yayınlayanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu Kanunun 14 üncü maddesine aykırı olarak muhbirlerin hüviyetlerini açıklayanlar veya yayınlayanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(Değişik dördüncü fıkra: 29/6/2006-5532/5 md.) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen fiillerin basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, basın ve yayın organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan (…) yayın sorumluları hakkında da bin günden beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Mülga son cümle: 11/4/2013-6459/7 md.) (…)
(Ek fıkra: 29/6/2006-5532/5 md.; Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)
Kaynak: Terörle Mücadele Kanunu (3713)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Cezaların artırılması
Madde 5 – (Değişik: 29/6/2006-5532/4 md.)
3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece bu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanın üçte ikisinden az olamaz.
(Ek fıkra: 22/7/2010 - 6008/4 md.) Bu madde hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.
Kaynak: Terörle Mücadele Kanunu (3713)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Terör suçları
Madde 3 – (Değişik: 29/6/2006-5532/2 md.)
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır.
Kaynak: Terörle Mücadele Kanunu (3713)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Silâhlı örgüt
Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) (Ek:2/3/2024-7499/11 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/189 Sayılı Kararı ile)
(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Ağır ceza mahkemesinin görevi
Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.)
Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…) hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır.
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Propaganda suçu terör suçlarına açılan ilk kapıdır; barışçıl bir etkinlikteki eylem ifade özgürlüğü kapsamında kalırYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2023/131 · K. 2025/593 ·
İzinle düzenlenen bir kutlama sırasında pankart asma eyleminde ilk derece mahkemesi beraat kararı vermiş, Özel Daire hükmü onamıştı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı eylemin 3713 sayılı Kanun m. 7/2-b-1 kapsamında propaganda suçunu oluşturduğu görüşüyle itiraz etti. Kurul, m. 7/2'de düzenlenen tipik fiillerin gerçekleştirildiği her hâlde hukuka uygunluk denetimi yapılmasının zorunlu olduğunu, ikinci fıkranın son cümlesindeki fiillerin suç oluşturması için cebir, şiddet veya tehdit içermesinin şart olmadığını ancak korunan değerler için ciddi tehlike oluşması gerektiğini, temel belirleyici ölçütün şiddete çağrı olduğunu belirtti. Somut olayda etkinliğin olaysız dağılmasına, kamu düzeninin bozulduğuna dair tespit bulunmamasına ve içerikte şiddete çağrı unsuru olmamasına dayanarak eylemi TCK m. 26/1 kapsamında ifade özgürlüğünün kullanılması saydı ve itirazı reddetti.
Sonuç: Tipik fiil gerçekleşse bile ifade özgürlüğü denetimi yapılmadan mahkûmiyet kurulamaz; belirleyici ölçüt şiddete çağrıdır.
2.Sosyal medya paylaşımı basın ve yayın yoluyla işleme sayılır; zamanaşımı nitelikli hâle göre on beş yıldırYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2023/17063 · K. 2025/511 ·
Ağır ceza mahkemesi, propaganda suçunda olağan dava zamanaşımını sekiz yıl kabul ederek kamu davasının düşmesine karar vermişti. Daire, eylemin sosyal medya platformu üzerinden gerçekleştirilmesi nedeniyle basın ve yayın yolu ile işlendiğinin kabul edileceğini ve 3713 sayılı Kanun m. 7/2'nin ikinci cümlesindeki nitelikli hâle göre temel cezada yarı oranında artırım yapılacağını, bu durumda üst sınırın yedi yıl altı ay olacağını saptadı. Buna göre TCK m. 66 uyarınca olağan zamanaşımının on beş yıl, olağanüstü sürenin yirmi iki yıl altı ay olduğunu; zamanaşımını kesen son işlemin sanığın mahkeme huzurunda sorgusu olduğunu belirterek düşme kararını kanun yararına bozdu.
Sonuç: Zamanaşımı hesabında basın ve yayın nitelikli hâli göz önünde bulundurulur; sekiz yıl yalnız yalın hâlin süresidir.
3.Dördüncü fıkrada ceza iki katına çıkarılır, üzerine iki kat eklenmezYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2021/5096 · K. 2022/3483 ·
Sanık, terör örgütü propagandası suçundan 3713 sayılı Kanun m. 7/2 ve m. 7/4 uygulanarak cezalandırılmıştı. Mahkeme, m. 7/2'den belirlediği bir yıl hapis cezasına m. 7/4 uyarınca iki kat oranında artırım yapmış ve sonuç cezayı üç yıl hapis olarak belirlemişti. Daire, fıkranın verilen cezanın iki katının hükmolunmasını öngördüğünü, bu nedenle sonuç cezanın iki yıl olarak belirlenmesi gerektiğini saptadı ve fazla ceza tayini nedeniyle hükmü bozdu.
Sonuç: Dördüncü fıkra ikinci fıkranın cezasını ikiye katlar; cezanın üzerine ayrıca iki kat eklemek fazla ceza tayinidir.
4.15-18 yaş grubundaki fail için üçte bir indirim emredicidirYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2023/27072 · K. 2025/12830 ·
Sosyal medya paylaşımları nedeniyle zincirleme şekilde propaganda suçundan mahkûmiyet kurulmuş, hüküm istinaf edilmeden kesinleşmişti. İnfaz aşamasında failin suç tarihinde 15-18 yaş aralığında olduğu anlaşıldı. Daire, TCK m. 31/3'ün emredici biçimde düzenlendiğini, bu yaş grubundaki failler bakımından diğer cezaların üçte birinin indirileceğini belirterek indirim yapılmadan kurulan hükümde fazla ceza tayin edildiğini saptadı ve hukuka aykırılığı CMK m. 309/4-d uyarınca kendisi gidererek cezayı bir yıl üç ay hapse indirdi.
Sonuç: Suç tarihindeki yaş, kesinleşmiş hükümde bile kanun yararına bozma yoluyla düzeltilen bir hesap unsurudur.
5.Slogan atma eylemi propaganda suçunu oluşturmayabilir; temel cezanın hangi bentten belirlendiği hükümde doğru gösterilmelidirYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2022/21866 · K. 2024/7696 ·
Bir mitinge yönelik saldırı sonrası gerçekleşen protesto sırasında grup içinde slogan atan suça sürüklenen çocuk hakkında propaganda suçundan mahkûmiyet kurulmuş, istinaf başvurusu esastan reddedilmişti. Daire, suçun tipiklik unsurlarını sayarak eylemin 3713 sayılı Kanun m. 7/2'deki suçun unsurlarını oluşturmadığını; TCK m. 215'te düzenlenen suçu ve suçluyu övme suçunun unsurlarının ve cezalandırılma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken yasal olmayan gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesini hukuka aykırı buldu. Kabul ve uygulamaya göre de temel cezanın belirlendiği maddenin 7/2-b-2 yerine 7/2 olarak yazılmasını hukuka aykırı saydı.
Sonuç: Slogan eyleminde önce TCK m. 215 tartışılmalıdır; uygulanan bent hükümde doğru gösterilmelidir.
6.Her propaganda değil, yalnız maddede sayılan nitelikleri taşıyan propaganda suçtur; suç doğrudan kastla işlenirYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2022/30143 · K. 2025/21891 ·
İlk derece mahkemesi sosyal medya paylaşımları nedeniyle mahkûmiyet kurmuş, istinaf başvurusu esastan reddedilmişti. Tebliğnamede onama görüşü bildirilmişti. Daire, 6459 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra her türlü propaganda fiilinin suçun oluşması için yeterli olmayacağını, ancak maddede sayılan alternatif niteliklere sahip propaganda fiillerinin suç teşkil edeceğini; suçun taksirle ve hatta olası kastla işlenemeyeceğini, doğrudan kast gerektiğini belirtti. Somut olayda paylaşımların örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığını saptayarak beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesini kanuna aykırı buldu ve tebliğnameye aykırı olarak bozdu.
Sonuç: Propagandanın biçimi serbest, içeriği ise dar tanımlıdır; nitelik yoksa sonuç beraattir.
7.Hangi paylaşımın hangi unsuru oluşturduğu gösterilmeden kurulan hüküm gerekçesizdir; hesap aidiyeti araştırılmalıdırYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2024/18431 · K. 2025/18930 ·
Daire, sanığın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı hangi paylaşımların suçun unsurlarını oluşturduğu açıkça gösterilip tartışılmadan ve esas alınan veya alınmayan paylaşımların tarihleri denetime olanak verecek biçimde belirtilmeden hüküm kurulmasını, AİHS m. 6/1, Anayasa m. 141/2 ile CMK m. 34/1 ve m. 230/1-c'ye aykırı gerekçesiz hüküm saydı. Ayrıca sanığın hesabının çalındığı savunması karşısında profile ekli kişilerin bilgisine başvurulması, paylaşım tarihi ve sonrasında hesaba şifreyle giriş yapılıp yapılmadığının ve giriş IP bilgilerinin gerekirse bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi, cezada artırım öngören ikinci cümlenin uygulanıp uygulanmayacağı bakımından paylaşımların herkese açık yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini belirterek eksik araştırmayla kurulan hükmü bozdu.
Sonuç: Toplu bir propaganda kabulü gerekçe değildir; hesap aidiyeti ve erişilebilirlik ayrıca araştırılır.
8.Paylaşım içeriği maddedeki niteliği taşımıyorsa delil değerlendirmesindeki yanılgı bozma sebebidirYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2022/12220 · K. 2025/13111 ·
Sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımlar nedeniyle propaganda suçundan mahkûmiyet kurulmuş ve istinaf başvurusu esastan reddedilmişti. Daire, suçun unsurlarının oluşması için propagandanın örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, bu yöntemleri övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılmasının gerektiğini belirtti. Somut olayda paylaşım içeriklerinin bu niteliği taşımaması nedeniyle suçun unsurlarının oluşmayacağını, delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı neticesinde beraat yerine mahkûmiyete karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu saptayarak hükmü bozdu.
Sonuç: İçerik eşiği tutmuyorsa mahkûmiyet, delil değerlendirmesinde yanılgı sayılır.
9.Şiddete çağrı eşiğini aşmayan paylaşımda kovuşturmaya yer olmadığı kararı yerindedirYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2024/16716 · K. 2025/14297 ·
Cumhuriyet Başsavcılığı, paylaşımın örgütün yöntemlerini öven, meşru gösteren ya da teşvik eden niteliğe ulaşmadığı ve sempatizanlık düzeyinde kaldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, karara yapılan itiraz reddedilmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, paylaşımın herkes tarafından görülebilir olmasını da gerekçe göstererek kamu davası açılmasını gerektirdiği görüşüyle kanun yararına bozma istedi. Daire bu görüşe katılmadı; şiddete çağrı, tahrik, silahlı direnişe davet veya nefret söylemi bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve şiddete çağrı varsa açık ve yakın tehlike testinin işletilmesi gerektiğini belirterek paylaşımın suça vücut vermediğini saptadı ve istemi reddetti. Kararda ayrıca suçtan doğrudan zarar görmeyen müştekinin itiraz hakkının bulunmadığına da işaret edildi.
Sonuç: Erişilebilirlik tek başına suç kurmaz; içerik şiddete çağrı eşiğini aşmalıdır.
10.Eylem TCK m. 215 kapsamında kalıyorsa görev asliye ceza mahkemesindedir; merci tayini kararı bağlayıcıdırYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2023/3103 · K. 2025/5970 ·
Kanun yararına bozma isteminde, gösteride atılan sloganların propaganda suçunu oluşturabileceği ve dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesi gerektiği ileri sürülmüştü. Daire istemi iki ayrı gerekçeyle reddetti. Usul yönünden, 1942 tarihli içtihadı birleştirme kararı uyarınca görev uyuşmazlığı merci tayini yoluyla çözümlendikten sonra görev hususunun temyiz ve evleviyetle istinaf aşamasında yeniden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Esas yönünden ise istikrar kazanmış uygulamaya göre söz konusu sloganların TCK m. 215'teki suçu ve suçluyu övme suçunu oluşturabileceğini, bu suç için öngörülen cezanın iki yıla kadar hapis olduğunu ve 5235 sayılı Kanun m. 12'de bu suça ilişkin istisnai bir düzenleme bulunmadığını saptayarak görevin asliye ceza mahkemesine ait olduğunu tespit etti.
Sonuç: Nitelendirme değişince görev de değişir; merci tayini kararı sonraki aşamalarda tartışılamaz.
11.Örgüt üyeliği süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektirir; sempati ve yayın okumak yeterli değildirYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2024/22229 · K. 2026/214 ·
İlk derece mahkemesi bozma üzerine yeniden örgüt üyeliğinden mahkûmiyet kurmuştu. Daire, örgüt üyesini örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve iradesini örgüt iradesine terk eden kişi olarak tanımladı; organik bağın üyeliğin en önemli unsuru olduğunu, üyeliğin kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetler aradığını belirtti. Yalnız sempati duymanın, örgütün ideolojisini benimsemenin veya buna ilişkin yayınları okumanın üyelik için yeterli olmadığını vurguladı. Somut dosyada bu nitelikte eylem ve faaliyetlere ilişkin kesin ve yeterli delil bulunmadığını saptayarak beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesini kanuna aykırı buldu ve hükmü bozdu.
Sonuç: Üyelik ile propaganda arasındaki fark, organik bağ ile eylemlerin sürekliliği ve yoğunluğunda aranır.
12.Kesinleşmiş hükümden sonra ortaya çıkan zincir halkalarında çözüm mahsuptur, kesin hükmün bozulması değilYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2023/3101 · K. 2025/3548 ·
Propaganda suçundan zincirleme suç hükümleri uygulanarak kurulan mahkûmiyette hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve karar itiraz edilmeden kesinleşmişti. Sonradan, ilk iddianameden önceki tarihlere ait ve aynı zincire girebilecek paylaşımlar nedeniyle ikinci bir dava açıldı; mükerrer cezalandırmayı önlemek için kesinleşmiş kararın kanun yararına bozulması istendi. Daire, kesinleşmiş kararın verildiği tarih itibarıyla hukuka aykırı olduğu yönünde bir tespit bulunmadığını belirterek, ikinci yargılamada koşulları oluştuğu takdirde TCK m. 43/1 uyarınca önceki hükümdeki artırım oranının üzerinde bir artırım yapılması, kesinleşen dosyadaki cezanın sonraki yargılamada takdir edilecek cezadan mahsup edilmesi ve kalan cezanın sonuç ceza sayılması yolunu gösterdi; istemi reddetti.
Sonuç: Zincirin sonradan ortaya çıkan halkaları için kesin hüküm bozulmaz; ceza mahsup yöntemiyle denkleştirilir.
13.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazda merci esası da denetler; 1 Haziran 2024 öncesi kararlarda sanığın kabulü aranırYargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2024/23139 · K. 2025/15851 ·
Propaganda suçundan hükmedilen on ay hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, sanık müdafiinin itirazı merci tarafından reddedilmişti. Oysa sanık savunmasında bu kurumun uygulanmasını kabul etmediğini açıkça beyan etmişti. Daire, itiraz merciinin Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231'deki koşullara ilişkin şekli denetimle yetinemeyeceğini, suçun sübutu ve nitelendirilmesi gibi konularda esas bakımından da değerlendirme yapması gerektiğini belirtti. Esas yönünden ise 7499 sayılı Kanun'la sanığın kabulü şartı madde metninden çıkarılmış olsa da aynı Kanun'un Geçici m. 6/2-d'si uyarınca 1 Haziran 2024'ten önce verilen kararlarda bu şartın aranmaya devam edeceğini saptayarak merci kararını kanun yararına bozdu.
Sonuç: İtiraz mercii esası da denetler; eski tarihli kararlarda sanığın kabulü hâlâ bir geçerlilik şartıdır.
Sık sorulan sorular
Terör örgütü propagandası suçunun cezası nedir?
3713 sayılı Kanun m. 7/2'ye göre terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suç basın ve yayın yolu ile işlenmişse verilecek ceza yarı oranında artırılır. Kanun bu suçta adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngörmez.
Her paylaşım propaganda sayılır mı?
Hayır. Yargıtay 3. Ceza Dairesine göre 2013 yılında yapılan değişiklikten sonra her türlü propaganda fiili suçun oluşması için yeterli değildir; yalnızca maddede sayılan alternatif niteliklere sahip propaganda fiilleri suç teşkil eder. Paylaşımın örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olması gerekir. Daire, bu niteliği taşımayan paylaşımlar nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükümlerini bozarak beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Sosyal medya paylaşımı basın ve yayın yoluyla işleme sayılır mı?
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, eylemin bir sosyal medya platformu üzerinden gerçekleştirilmesi nedeniyle suçun basın ve yayın yolu ile işlendiğinin kabul edileceğini ve 3713 sayılı Kanun m. 7/2'nin ikinci cümlesindeki nitelikli hâle göre temel cezada yarı oranında artırım yapılacağını belirtmiştir. Bu kabulün sonucu cezanın üst sınırının yedi yıl altı aya çıkması ve zamanaşımı süresinin uzamasıdır. Daire ayrı bir kararında, artırımın uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi için paylaşımların herkese açık şekilde yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini de aramıştır.
Eleştiri veya haber amaçlı bir açıklama suç oluşturur mu?
3713 sayılı Kanun m. 7/2'ye 2019 yılında eklenen cümle, haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağını açıkça yazar. Bunun yanında Yargıtay Ceza Genel Kurulu, maddedeki tipik fiillerin gerçekleştiği her hâlde ayrıca hukuka uygunluk denetimi yapılması gerektiğini, fiil tipe uysa ve kasten işlense de düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında kalıyorsa suç teşkil etmeyeceğini belirtmektedir.
Slogan atmak veya pankart taşımak tek başına suç mudur?
3713 sayılı Kanun m. 7/2'nin son cümlesindeki liste, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde slogan atılmasını ve örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılmasını da aynı fıkra hükümlerine göre cezalandırır. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre bu fiillerin suç oluşturması için normla korunan hukuki değerlerden biri bakımından ciddi tehlike oluşması gerekir; temel belirleyici ölçüt şiddete çağrıdır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi de bazı sloganların propaganda suçunu değil, Türk Ceza Kanunu m. 215'teki suçu ve suçluyu övme suçunu oluşturabileceğini kabul etmektedir.
Hesabımın çalındığını söylüyorum; mahkeme bunu araştırmak zorunda mı?
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanığın hesabının çalındığını ve paylaşımların kendisi tarafından yapılmadığını savunduğu dosyada, hesabın başkaları tarafından açılıp kullanılıp kullanılmadığının tespiti için profile ekli kişilerin veya yakınlarının bilgisine başvurulmasını, paylaşım tarihinde ve sonrasında hesaba şifreyle giriş yapılıp yapılmadığının ve giriş IP bilgilerinin gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak belirlenmesini aramış, bunlar yapılmadan kurulan hükmü eksik araştırma nedeniyle bozmuştur.
Bu davaya hangi mahkeme bakar?
Ağır ceza mahkemesi. 5235 sayılı Kanun m. 12, 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davaları ağır ceza mahkemesine verirken bir ceza sınırı aramaz. Eylem propaganda değil de Türk Ceza Kanunu'ndaki başka bir suç olarak nitelendirilirse görev genel kurala döner; Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sloganların Türk Ceza Kanunu m. 215 kapsamında değerlendirilebileceği bir dosyada görevin asliye ceza mahkemesine ait olduğunu tespit etmiştir.
Bu suçta zamanaşımı kaç yıldır?
Fıkraya göre değişir. 3713 sayılı Kanun m. 7/2'nin birinci cümlesinde üst sınır beş yıl olduğu için olağan dava zamanaşımı sekiz yıl, kesilme hâlinde olağanüstü süre on iki yıldır. Suç basın ve yayın yoluyla işlenmişse üst sınır yedi yıl altı aya çıkar; Yargıtay 3. Ceza Dairesi bu hâlde olağan sürenin on beş yıl, olağanüstü sürenin yirmi iki yıl altı ay olduğunu belirtmiştir. Daire, olağan süreyi sekiz yıl kabul ederek düşme kararı veren bir hükmü bu nedenle kanun yararına bozmuştur.
Bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün mü?
Evet. 3713 sayılı Kanun'un bu kurumları yasaklayan 13. maddesi 2012 yılında yürürlükten kaldırılmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/5'e göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir; denetim süresi beş yıldır. Hapis cezasının ertelenmesi de Türk Ceza Kanunu m. 51/1 uyarınca iki yıl veya daha az süreyle hapis cezaları bakımından mümkündür. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin incelediği bir dosyada propaganda suçundan verilen bir yıl altı ay yirmi iki günlük ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmektedir.
Bu suçta uzlaştırma veya şikâyetten vazgeçme var mı?
Hayır. Suç şikâyete bağlı değildir; soruşturma resen yürütülür ve vazgeçilecek bir şikâyet bulunmaz. Uzlaştırma da mümkün değildir: Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/2 uyarınca diğer kanunlarda yer alan suçlarda uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için kanunda açık hüküm bulunması gerekir ve 3713 sayılı Kanun böyle bir hüküm içermez.
Aynı hesaptan yapılan birden çok paylaşım kaç suç sayılır?
Bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu m. 43/1 uyarınca tek cezaya hükmedilir ve bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Aynı fıkranın son cümlesi bu hükmün mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da uygulanacağını yazar. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, kesinleşmiş bir hükümden sonra ilk iddianameden önceki tarihlere ait ve aynı zincire girebilecek paylaşımlar nedeniyle açılan ikinci davada, kesinleşmiş kararın bozulmasına gerek olmadığını; ikinci yargılamada önceki hükümdeki artırım oranının üzerinde bir artırım yapılıp kesinleşen dosyadaki cezanın mahsup edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Suç tarihinde on sekiz yaşından küçüktüm; cezada indirim yapılır mı?
Türk Ceza Kanunu m. 31/3 emredicidir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunan bir fail hakkında bu hüküm uyarınca üçte bir oranında indirim yapılmadan kurulan hükümde fazla ceza tayin edildiğini saptamış ve kesinleşmiş kararı kanun yararına bozarak cezayı kendisi düzeltmiştir. Ayrıca 3713 sayılı Kanun m. 5'teki artırım hükümlerinin çocuklar hakkında uygulanmayacağı maddenin son fıkrasında yazılıdır.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Marka hakkına tecavüz suçu (6769 sayılı Kanun m. 30)
- Sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi kanununa muhalefet suçu (6222 sayılı Kanun m. 14-18)
- İzinsiz kenevir ekimi suçu (2313 sayılı Kanun m. 23)
- Ateşli silahlar ve bıçaklar hakkında kanuna muhalefet suçu (6136 sayılı Kanun m. 13)
- Karşılıksız çek suçu (5941 sayılı Kanun m. 5)
- Kaçakçılık suçu (5607 sayılı Kanun m. 3)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.