İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Marka hakkına tecavüz suçu (6769 sayılı Kanun m. 30)

Yayın tarihi:

Taklit ürün satan bir dükkânda yapılan aramayla başlayan dosyaların çoğu, marka metninin kendisinden çok usulde düğümlenir: şikâyeti kim yaptı, marka suç tarihinde tescilli miydi, arama kararı var mıydı. Bu rehber 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. maddesinin kurduğu suç tiplerini, cezalarını ve Yargıtay 7. Ceza Dairesinin bu dosyalarda aradığı ölçütleri anlatır.

Kısaca

Başkasına ait bir markayı taklit ederek mal üreten, satan, satışa sunan ya da ticari amaçla bulunduran kişi 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. maddesine göre cezalandırılır. Temel şekilde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır; ikisi birlikte verilir. Cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır. Suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır ve şikâyet hakkı marka sahibine aittir. Taklit malı satan kişi malı nereden aldığını bildirir ve bu bildirim hem üreticilerin bulunmasını hem de üretilmiş mallara el konulmasını sağlarsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

İlgili rehberler: Marka tescili ve patent uyuşmazlıkları: itiraz, hükümsüzlük, tecavüz ve dava süreleri

Bu sayfada

Süreler ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Şikâyete tabi mi?

Evet, üç fıkranın hepsinde. 6769 sayılı Kanun m. 30/6 bu maddede yer alan suçların soruşturulmasını ve kovuşturulmasını şikâyete bağlamıştır; şikâyet yoksa soruşturma yürütülemez.

Dayanak: 6769 sayılı Kanun m. 30/6

Şikâyet süresi

Altı ay. 6769 sayılı Kanun şikâyet için kendi süresini koymadığından TCK m. 73/1 uygulanır; süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar ve dava zamanaşımı süresini aşamaz.

Dayanak: TCK m. 73/1, m. 73/2

Uzlaştırma

Evet. Suç şikâyete bağlı olduğu için CMK m. 253/1-a uyarınca uzlaştırma girişiminde bulunulur. Özel kanunlardaki suçlar için aranan "kanunda açık hüküm" şartı, şikâyete bağlı suçlar bakımından işlemez; m. 253/3'teki istisnalar da bu suça uymaz.

Dayanak: CMK m. 253/1-a, m. 253/2

Görevli mahkeme

Fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi. Bu mahkemenin kurulmadığı yerlerde onun görev alanına giren dava ve işlere asliye ceza mahkemesi bakar.

Dayanak: 6769 sayılı Kanun m. 156/1

Dava zamanaşımı

Olağan dava zamanaşımı sekiz yıl. Cezanın üst sınırı m. 30/1 ve m. 30/2'de üç yıl, m. 30/3'te dört yıldır; her üçü de beş yılı aşmadığı için TCK m. 66/1-e uygulanır.

Dayanak: TCK m. 66/1-e, m. 66/4

Adli para cezası

Hayır, seçenek değil. Madde adli para cezasını hapsin alternatifi olarak değil, hapisle birlikte öngörür. Hükmolunan hapis kısa süreliyse TCK m. 50/1 uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilebilir; m. 50/2'deki çevirme yasağı yalnız seçimlik ceza öngören suçlar içindir.

Dayanak: 6769 sayılı Kanun m. 30/1

HAGB ve erteleme

İkisi de mümkündür. Alt sınır m. 30/1 ve m. 30/2'de bir yıl, m. 30/3'te iki yıl olduğundan hükmolunan ceza eşiklerin altına inebilir: hükmün açıklanmasının geri bırakılması için ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olmalı, karar mahkemece verilmeli ve denetim süresi beş yıl uygulanır; erteleme için ceza iki yıl veya daha az süreli hapis olmalıdır.

Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8

6769 sayılı Kanun m. 30 marka hakkına tecavüz suçunu nasıl tanımlıyor?

Madde üç ayrı suç tipi kurar. 6769 sayılı Kanun m. 30/1 asıl tipi düzenler: başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretmek veya hizmet sunmak, satışa arz etmek veya satmak, ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak. Bunlar seçimlik hareketlerdir; biri gerçekleşirse suç oluşur.

İktibas markanın olduğu gibi alınması, iltibas ise karıştırılmaya yol açacak biçimde benzerinin kullanılmasıdır. Hangi kullanımların marka hakkına tecavüz sayıldığı 6769 sayılı Kanun m. 29'da, marka sahibinin hangi kullanımları yasaklayabileceği ise m. 7'de sayılmıştır. m. 7/2-b halk tarafından karıştırılma ihtimali ölçütünü açıkça kullanır; m. 7/3 bu kullanımın hangi biçimlerde ortaya çıkabileceğini, mal veya ambalaj üzerine koymaktan alan adı ve anahtar sözcük kullanımına kadar tek tek gösterir.

Seçimlik hareketlerin bu genişliği yenidir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 6769 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle yalnızca üretmek, satışa arz etmek ve satmak fiillerini cezalandıran eski düzenlemeye ithal-ihraç, ticari amaçla satın alma, bulundurma, nakletme ve depolama fiillerinin eklendiğini, böylece suçun kapsamının genişletildiğini tespit etmiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/5558)1 Aynı kararda, ceza süresi bakımından sanık lehine bir değişiklik yapılmadığı için suç tarihinde hangi düzenleme yürürlükteyse onun uygulanacağı belirtilmiştir; 10 Ocak 2017'den önceki fiiller bakımından mülga düzenlemenin dar seçimlik hareket listesi geçerlidir ve o listeye girmeyen bir eylem suçta kanunilik ilkesi gereği cezalandırılamaz.1

Suçun faili yalnız üretici değildir. Daire, m. 30/1'in metnine dayanarak, taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satışa arz eden veya satan kişinin de suçun faili olabileceğini kabul etmiş; perakende satıcıların fail olamayacağı gerekçesiyle arama talebini reddeden kararı bu yönden kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 7. CD, E. 2025/6689)2

6769 sayılı Kanun m. 30/2 ayrı bir fiili cezalandırır: marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldırmak. m. 30/3 ise marka hakkı üzerinde yetkisiz tasarrufu düzenler — başkasına ait marka hakkını devretmek, lisans vermek veya rehnetmek. Bu üçüncü fıkra taklit ürün dosyalarından farklı bir alana, marka üzerindeki hukuki işlemlere bakar.

Suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde m. 30/4 uyarınca ayrıca tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Bu, tüzel kişinin cezalandırılması değildir; Türk ceza hukukunda tüzel kişiler hakkında ceza değil güvenlik tedbiri uygulanır.

Marka hakkına tecavüz suçunun cezası nedir?

6769 sayılı Kanun m. 30/1'de ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır. m. 30/2'de ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası, m. 30/3'te iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.

Üç fıkrada da hapis ve adli para cezası "ve" bağlacıyla bağlanmıştır. Bunun pratik sonucu şudur: adli para cezası hapsin alternatifi değildir, ikisine birlikte hükmedilir. Suç tanımında seçimlik ceza bulunmadığı için TCK m. 50/2'deki yasak da devreye girmez; o fıkra yalnız "suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde" hapsin adli para cezasına çevrilmesini engeller. Hükmolunan hapis kısa süreliyse TCK m. 50/1'e göre seçenek yaptırımlardan birine çevrilebilir.

Gün karşılığı adli para cezasının nasıl hesaplanacağını TCK m. 52 gösterir: belirlenen tam gün sayısı, bir gün karşılığı takdir edilen miktarla çarpılır. Bir gün karşılığı miktar en az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olmak üzere kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri gözetilerek takdir edilir. m. 30/1'deki yirmi bin günlük üst sınır, TCK m. 52/1'deki yediyüzotuz günlük genel üst sınırın "kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde" kaydına dayanan özel bir sınırdır.

Ceza miktarını belirleyen ölçütler genel hükümlerden gelir. Takdiri indirim TCK m. 62'ye göre cezayı altıda birine kadar indirebilir. Aynı markaya karşı değişik zamanlarda birden çok kez işlenen fiiller bakımından zincirleme suç hükümleri gündeme gelir; ilk derece mahkemeleri bu dosyalarda TCK m. 43'ü uygulayabilmektedir.

Cezanın üst sınırı, rehberin ilerleyen bölümlerinde görüleceği gibi yalnız yaptırımı değil, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından dava zamanaşımına kadar bir dizi kurumu da belirler.

Markanın Türkiye'de tescilli olması neden şart?

6769 sayılı Kanun m. 30/5 açıktır: bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır. Cezai koruma tescile bağlıdır. Marka koruması zaten m. 7/1 uyarınca tescil yoluyla elde edilir.

Bunun sonucu, tescilsiz kullanımla elde edilmiş bir tanınmışlığın ceza davasında yeterli olmamasıdır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, m. 30/5 ile aynı içerikteki mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m. 61/A-5 bakımından, suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği marka tanınmış olsa dahi cezai korumanın tescille sınırlı olması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/17546)3 Tescilsiz bir işaretin korunması gerektiği düşünülüyorsa yol ceza davası değil, haksız rekabet hükümlerine dayanan hukuk davasıdır.

Tescilin varlığı da yetmez; suç tarihinde geçerli olması ve suça konu ürünün emtia grubunu kapsaması gerekir. Aynı kararda Daire, bilirkişi raporunda tescilli markalara tecavüz edildiği belirtilmiş olsa bile, tescil belgelerinin Resmî Marka Gazetesinde yayımlanma tarihleri ile suç tarihinde geçerli olup olmadıklarının tespiti için emtia listesiyle birlikte onaylı ve renkli örnekleri getirtilmeden hüküm kurulmasını eksik kovuşturma saymış; Türk Patent ve Marka Kurumundan belgeler getirtildikten sonra yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını aramıştır.3

Aynı ölçüt soruşturma aşamasında da işler. Daire, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddini kanun yararına bozarken, tescil belgelerinin Kurumdan getirtilmesini, markaların suç tarihinde geçerli olup olmadığının ve tescil korumasının emtia grubunu kapsayıp kapsamadığının belirlenmesini, ancak bundan sonra uzman bilirkişi tayin edilmesini gerekli görmüştür. (Yargıtay 7. CD, E. 2025/2182)4

1) Tescil var mı, 2) suç tarihinde geçerli mi, 3) tescil hangi mal ve hizmet sınıfını kapsıyor — bu üç soru cevaplanmadan marka hakkına tecavüz suçunun maddi unsuru kurulmuş sayılmaz.

Marka hakkına tecavüz suçu nasıl ispatlanır?

İspatın çekirdeği, ele geçen ürün üzerindeki kullanımın tescilli markayla iktibas veya iltibas oluşturup oluşturmadığıdır. Bu, kural olarak bilirkişi incelemesiyle belirlenir; ancak bilirkişi raporu mahkemenin yerine geçmez. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, iş yeri tabelasındaki kullanımın genel görünümü ve bıraktığı izlenim bir bütün olarak değerlendirildiğinde ortalama tüketiciler yönünden iltibas oluşturmayacağını gözeterek, mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/7138)5 Ölçüt uzmanın değil, ortalama tüketicinin algısıdır.

Kullanımın hangi biçimde gerçekleştiği de önemlidir. Daire, tescilli markanın salt internet alan adı olarak kullanılmasının tek başına bu suçu oluşturmayacağını kabul etmiş; buna karşılık sitelerdeki iletişim bağlantıları tıklandığında markayı taşıyan ibarelerin yer aldığı haritalara ulaşıldığı ve markanın tescilli olduğu hizmet sınıfıyla aynı sektörde kullanıldığı tespit edildiği için mahkûmiyet hükmünü onamıştır. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/13921)6 Dosyada birbiriyle çelişen iki bilirkişi raporu bulunmakla birlikte Daire, sonuca ilk rapordaki tespitlere dayanarak varmıştır.6

Delilin nasıl elde edildiği, çoğu dosyada sonucu belirleyen asıl konudur. Taklit ürünler kural olarak iş yerinde yapılan aramayla ele geçirilir ve arama CMK m. 116 ile m. 119'un koşullarına tabidir: makul şüphe bulunmalı, arama hâkim kararına ya da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, savcıya ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emrine dayanmalıdır. Daire, savcılığın yalnızca "tespit" talimatına dayanılarak yapılan, sulh ceza mahkemesinden alınmış arama kararı da yazılı arama izni de bulunmayan aramayı kanuna aykırı saymış; usulsüz arama sonucu elde edilen eşya dışında mahkûmiyeti gerektirecek başka delil bulunmadığı için beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2024/4376)7

Aramanın reddedilmesi de denetime tabidir. Daire, taklit ürünlerin satıldığı iddia edilen şirketin iş yerinde arama yapılması talebinin reddine karşı yapılan itirazın reddedilmesini kanun yararına bozarken; ürünlerin satışa arz edilip edilmediğinin, defter ve belgeler ile irsaliye faturaları incelenerek ürünlerin nereden temin edildiğinin araştırılması gerektiğini belirtmiştir.2

Soruşturmanın hiç yapılmamış olması ayrı bir bozma sebebidir. Sosyal medya hesapları üzerinden satış iddiasında Daire, paylaşımların yapıldığı hesabın şüpheliye ait olup olmadığı ve paylaşımların şüpheli tarafından yapılıp yapılmadığı belirlenmeden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilemeyeceğini, soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini kabul etmiştir.4

"Ticari amaçla bulundurma" da ispat gerektiren bir unsurdur, ürünün taklit olması tek başına yetmez. Daire, iş yerinde ele geçen ürünlerin ticari amaçla bulundurulmadığı kabul edilerek verilen beraat kararını, arama tutanağı ve sanığın savunması karşısında yerinde görmüş ve katılan vekilinin temyiz sebeplerini reddederek hükmü onamıştır. (Yargıtay 7. CD, E. 2026/511)8

Şikâyet hakkı kime aittir ve nasıl kullanılır?

6769 sayılı Kanun m. 30/6 uyarınca bu maddedeki suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Şikâyetin kim tarafından yapıldığı bu dosyalarda en sık bozma sebebidir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi ölçütü şöyle koyar: şikâyet hakkı münhasıran marka sahibine aittir; şikâyet hakkını kullanacak marka sahibi, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan marka sicilinde adına markanın tescil edildiği gerçek veya tüzel kişidir. Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı olduğundan başkaları tarafından kullanılamaz. Hak sahibi, şikâyette bulunma yetkisini veren vekâletname bulunmak koşuluyla avukatı aracılığıyla da şikâyet edebilir. (Yargıtay 7. CD, E. 2023/14345)9 Aynı kararda Daire, vekâletnamedeki kısıtlama nedeniyle şikâyet tarihini kapsayan bir izin belgesi sunulamadığı için geçerli şikâyet bulunmadığını, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.9

Marka sahibi olmayan bir şirketin şikâyeti de aynı sonucu doğurur. Daire, şikâyetçi şirket ile marka hakkı sahibi şirket arasındaki sözleşmede marka hakkının şikâyetçi tarafından kullanılmasına yetki veren bir hüküm bulunmadığını saptayarak, şikâyet tarihi itibarıyla hukuken geçerli bir şikâyet bulunmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. (Yargıtay 7. CD, E. 2025/1875)10 Marka sahibiyle iş ilişkisi içinde olmak tek başına şikâyet yetkisi vermez; sözleşmenin bu yetkiyi açıkça tanıması aranır.

Şikâyetin geçersizliği yalnız davayı düşürmez, şikâyetçinin sıfatını da etkiler. Daire, geçerli şikâyeti bulunmayan şikâyetçi vekilinin CMK m. 237/1 uyarınca kamu davasına katılma hakkı ve m. 260/1 uyarınca hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığını belirterek temyiz istemini reddetmiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2024/1005)11

Şikâyet süresi 6769 sayılı Kanun'da düzenlenmediğinden genel hüküm uygulanır: TCK m. 73/1 uyarınca yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. m. 73/2'ye göre bu süre, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Süre suçun işlendiği günden değil, öğrenildiği günden işlemeye başlar.

Taklit malı satan kişi hangi hâlde cezadan kurtulur (6769 sayılı Kanun m. 30/7)?

Maddenin son fıkrası, ceza hukukunda etkin pişmanlığa benzeyen bir şahsi cezasızlık sebebi kurar. 6769 sayılı Kanun m. 30/7'ye göre, başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı satışa arz eden veya satan kişi 1) bu malı nereden temin ettiğini bildirir ve 2) bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlarsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

Hükmün iki sınırı vardır. Birincisi kişi bakımındandır: fıkra yalnız malı satışa arz eden veya satan kişiden söz eder; üreticiyi, ithalatçıyı ya da depolayanı kapsamaz. İkincisi sonuç bakımındandır: malın nereden alındığını söylemek tek başına yetmez, bu bildirimin üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlaması gerekir. Kanun burada bir çabayı değil, elde edilen sonucu ölçüt almıştır.

Fıkranın sonucu "ceza indirilir" değil, "cezaya hükmolunmaz" biçimindedir. Suç oluşmuştur ve fiil hukuka aykırıdır; kanun yalnızca o kişi hakkında cezaya hükmedilmesini engeller. Bu nedenle koşulları taşıyan kişi bakımından beraat değil, ceza verilmesine yer olmadığı sonucu doğar; el konulan mallar bakımından müsadere hükümleri ayrıca değerlendirilir.

Kararda bu konuya değinilmemiştir: taranan güncel Yargıtay 7. Ceza Dairesi kararları arasında m. 30/7'nin uygulanma koşullarını yorumlayan bir karar tespit edilememiştir. Bu bölümdeki açıklamalar madde metninin kendisine dayanmaktadır.

Hangi mahkeme bakar, uzlaştırma nasıl işler?

Görev kuralı 6769 sayılı Kanun m. 156/1'dedir ve genel hükümden ayrılır. Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde, Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere asliye ceza mahkemesince bakılır. Uygulamada dosyalar İstanbul, Bakırköy, İstanbul Anadolu gibi bu mahkemelerin kurulduğu yerlerde ihtisas mahkemesinde, diğer yerlerde asliye ceza mahkemesinde görülür.

Uzlaştırma bakımından çıkış noktası suçun şikâyete bağlı olmasıdır. CMK m. 253/1-a soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçları uzlaştırma kapsamına alır. m. 253/2 diğer kanunlarda yer alan suçlar için "kanunda açık hüküm" şartı arar, ancak bu şartı "soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere" kaydıyla koymuştur; şikâyete bağlı olan marka hakkına tecavüz suçu bu şartın dışındadır. m. 253/3'teki istisnalar (cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip, hakaret) bu suça uymaz.

Uzlaştırmanın kapsamı, dosyadaki hangi şikâyetçilerin geçerli şikâyet hakkına sahip olduğuna göre değişebilir. Daire, üç firma bakımından yürütülen uzlaştırma sonrasında iki firmanın geçerli şikâyetinin bulunmadığı anlaşıldığı olayda; CMK m. 253/18'deki "Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez" hükmüne rağmen, muhatap sayısının azalması ve teklifte değişiklik olma ihtimali dikkate alındığında uzlaştırma şartlarında esaslı değişiklik olabileceğini kabul ederek, uzlaştırmanın yalnız geçerli şikâyeti bulunan katılan nezdinde yeniden gerçekleştirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 7. CD, E. 2024/6978)12

Uzlaştırmanın gerçekleşmesi soruşturmayı bitirir. Uygulamada uzlaşma sağlanan dosyalarda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmekte, kovuşturma aşamasında ise dava düşmektedir. Daire, soruşturma aşamasında da tescil ve iltibas incelemesinin ardından suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir.4

Zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve müsadere

Dava zamanaşımı TCK m. 66'ya göre belirlenir ve ölçüt cezanın üst sınırıdır (m. 66/4). m. 30/1 ve m. 30/2'de üst sınır üç yıl, m. 30/3'te dört yıldır; üçü de beş yılı aşmadığından TCK m. 66/1-e uygulanır ve olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, marka hakkına tecavüz suçunda cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının TCK m. 66/1-e gereğince sekiz yıl olduğu gerekçesiyle, zamanaşımı dolduğu hâlde mahkûmiyet kurulmasına karşı yapılan itirazın reddedilmesini kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 7. CD, E. 2024/7646)13 Aynı karar, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş bir dosyada dahi zamanaşımı denetiminin yapıldığını gösterir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bu suçta uygulanabilir. CMK m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. m. 30/1'in alt sınırı bir yıl olduğundan takdiri indirimle birlikte somut cezanın bu eşiğin altında kalması mümkündür. Kararı veren makam savcılık değil mahkemedir; m. 231/6 sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olmasını, yeniden suç işlemeyeceği kanaatini ve zararın tamamen giderilmesini arar. Denetim süresi m. 231/8'e göre beş yıldır ve m. 231/7 uyarınca açıklanması geri bırakılan hükümde ceza ertelenemez, kısa süreliyse seçenek yaptırımlara çevrilemez.

Erteleme ayrı bir kurumdur. TCK m. 51/1'e göre işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir; bu sınır fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişiler bakımından üç yıldır. Erteleme için ayrıca daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak ve mahkemede tekrar suç işlenmeyeceği kanaatinin oluşması gerekir.

Taklit ürünler bakımından müsadere gündeme gelir ve müsadere kararı davanın esasından bağımsız olarak ayakta kalabilir. Daire, geçerli şikâyet bulunmadığı için davanın düşmesine ve suça konu eşyanın müsaderesine karar verilen dosyada sanık müdafiinin müsadereye yönelik temyiz istemini yerinde görmemiş ve hükmü onamıştır.11 Beraatle sonuçlanan bir dosyada da Daire, suç konusu taklit ürünlerin müsadere talebi hakkında mahallinde karar verilmesini mümkün görmüştür.8

Bu kurumların hepsi somut cezanın miktarına bağlıdır; miktar ise fıkranın alt sınırı, takdiri indirim ve varsa zincirleme suç artırımı birlikte hesaplandıktan sonra ortaya çıkar.

İlgili mevzuat

6769 sayılı Kanun m. 30 — Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler

Madde 30- (1) Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(3) Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(4) Bu maddede yer alan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(5) Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.

(6) Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

(7) Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz.

Kaynak: Sınai Mülkiyet Kanunu (6769)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

6769 sayılı Kanun m. 29 — Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller

Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:

a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.

b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.

c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.

ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.

(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.

Kaynak: Sınai Mülkiyet Kanunu (6769)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

6769 sayılı Kanun m. 156 — Görevli ve yetkili mahkeme

MADDE 156- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/61 md.) Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye hukuk mahkemesince; fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, asliye ceza mahkemesince bakılır. Bu dava ve işlere bakacak asliye hukuk ve asliye ceza mahkemeleri ile bu mahkemelerin yargı çevresi, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir.

Kaynak: Sınai Mülkiyet Kanunu (6769)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.6769 sayılı Kanun seçimlik hareketleri genişletti, ama geçmişe uygulanmazYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/5558 · K. 2025/11873 ·

    Gümrük sahasındaki otobüste taklit eşya ele geçirilmesiyle açılan davada Daire, mülga düzenlemenin yalnız mal veya hizmet üretmek, satışa arz etmek ve satmak fiillerini yaptırım altına aldığını; 6769 sayılı Kanun m. 30 ile ithal-ihraç, ticari amaçla satın alma, bulundurma, nakletme ve depolama fiillerinin seçimlik hareketlere eklenerek suçun kapsamının genişletildiğini tespit etti. Ceza süresi bakımından sanık lehine değişiklik yapılmadığından suç tarihinde yürürlükte olan düzenlemenin uygulanacağını, sanığın eylemi o tarihteki dar seçimlik hareket listesine girmediğinden kanunilik ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtti.

    Sonuç: Suç tarihi 10 Ocak 2017'den önceyse eylemin eski maddedeki dar listeye girmesi gerekir; girmiyorsa sonuç beraattir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Taklit ürünü satan perakendeci de suçun faili olabilirYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2025/6689 · K. 2026/1853 ·

    Sulh ceza hâkimliği, delillerin üretici firma nezdinde toplandığı ve perakende satıcıların suçun faili olamayacağı gerekçesiyle satıcı şirketin iş yerinde arama talebini reddetmiş, itirazlar da reddedilmişti. Daire, 6769 sayılı Kanun m. 30/1'in metnine dayanan kanun yararına bozma istemini yerinde görerek kararları bozdu: markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu ürünleri satışa arz eden veya satan kişi de suçun faili olabilir; ürünlerin satışa arz edilip edilmediği, defter ve belgeler ile irsaliye faturaları incelenerek araştırılmalıdır.

    Sonuç: Üretici belirlenmiş olsa bile satıcının iş yerinde arama talebi "fail olamaz" denilerek reddedilemez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Tescil belgesi ve emtia grubu getirtilmeden mahkûmiyet kurulamazYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/17546 · K. 2026/2234 ·

    İş yerinde ele geçen peluş oyuncaklar nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükmünü bozan Daire, suç tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m. 61/A-5 bakımından, suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği marka tanınmış olsa dahi cezai korumanın tescille sınırlı olması gerektiğini belirtti. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tescilli markalara tecavüz edildiği yazılı olsa da, tescil belgelerinin Resmî Marka Gazetesinde yayımlanma tarihleri ile suç tarihinde geçerli olup olmadıklarının tespiti için emtia listesiyle birlikte onaylı ve renkli örnekleri getirtilmemişti. Daire, belgeler Türk Patent ve Marka Kurumundan getirtildikten sonra yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını aradı.

    Sonuç: Tescilin varlığı yetmez; suç tarihinde geçerli olduğu ve ürünün emtia grubunu kapsadığı belgeyle kanıtlanmalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Sosyal medya hesabının kime ait olduğu araştırılmadan takipsizlik verilemezYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2025/2182 · K. 2025/6965 ·

    Mağaza tabelasında ve Instagram hesaplarında tescilli markanın kullanıldığı şikâyetinde savcılık, satışların başka bir şüpheliye ait olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş, itiraz da reddedilmişti. Daire, kanun yararına bozma istemini yerinde görerek kararı bozdu: paylaşımların yapıldığı hesabın şüpheliye ait olup olmadığı belirlenmeli, tescil belgeleri Kurumdan getirtilmeli, uzman bilirkişi tayin edilerek tabeladaki kullanımın iktibas veya iltibas oluşturup oluşturmadığı ve tescil korumasının emtia grubunu kapsayıp kapsamadığı saptanmalı, suçun uzlaştırma kapsamında olduğu da gözetilerek soruşturma genişletilmelidir.

    Sonuç: Marka dosyasında soruşturma yapılmadan verilen takipsizlik kararı, itiraz merciince kaldırılmak zorundadır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.İltibas ölçütü ortalama tüketicinin algısıdırYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/7138 · K. 2025/8953 ·

    İş yeri tabelasında katılan adına tescilli markaların taklit edildiği iddiasıyla açılan davada mahkeme mahkûmiyete hükmetmişti. Daire, sanığın savunması, dosyadaki fotoğraflar ve bilirkişi raporu ile tabeladaki kullanımın genel görünümü ve bıraktığı izlenim bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kullanımın ortalama tüketiciler yönünden iltibas oluşturmayacağını belirterek beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesini hukuka aykırı buldu.

    Sonuç: Benzerlik değerlendirmesi tek tek unsurlara değil, kullanımın bütününün ortalama tüketicide bıraktığı izlenime göre yapılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Salt alan adı kullanımı suç değildir, ama içerikteki marka kullanımı tecavüzdürYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/13921 · K. 2024/6632 ·

    Tescilli markanın internet sitelerinde kullanıldığı iddiasıyla açılan davada Daire, katılan adına tescilli markanın salt internet alan adı olarak kullanılmasının atılı suçu oluşturmayacağını belirtti. Buna karşılık ilk bilirkişi raporundaki tespitler uyarınca, tespit tarihinde erişime açık olan sitelerdeki iletişim bağlantıları tıklandığında markayı taşıyan ibareleri içeren haritalara ulaşıldığı ve markanın tescilli olduğu hizmet sınıfıyla aynı sektörde kullanıldığı anlaşıldığından mahkûmiyet hükmünü onadı.

    Sonuç: İnternette marka kullanımında ölçüt alan adının kendisi değil, sitede markanın fiilen nasıl göründüğüdür.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Arama kararı olmadan ele geçen taklit ürün hükme esas alınamazYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2024/4376 · K. 2025/6200 ·

    Cumhuriyet savcısının iş yerinde taklit ürün bulunup bulunmadığının tespiti yönündeki talimatı üzerine kolluk arama yapmış, ele geçen ürünler hükme esas alınmıştı. Daire, CMK m. 116 ve m. 119'a dayanarak sulh ceza mahkemesinden alınmış arama kararı da gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle verilmiş yazılı arama izni de bulunmadığını, bu koşullara uyulmadan yapılan aramanın kanuna aykırı olduğunu belirtti. Usulsüz arama sonucu elde edilen eşya dışında mahkûmiyeti gerektirecek başka delil de bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetti.

    Sonuç: Savcılığın "tespit" talimatı arama kararının yerine geçmez; tek delil usulsüz aramadan çıkmışsa sonuç beraattir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Taklit ürün ele geçse de ticari amaç ayrıca değerlendirilirYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2026/511 · K. 2026/4576 ·

    İstinaf mahkemesi bozmadan sonra sanığın CMK m. 223/2-e uyarınca beraatine karar vermişti. Katılan vekili, ürünlerin taklit olduğu sabit olduğu hâlde ticari amaçla bulundurulmadığı iddiasının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz etti. Daire, arama tutanağı, sanığın aşamalardaki savunması ve tüm dosya kapsamına göre istinaf kararını yerinde görerek temyiz sebeplerini reddetti ve hükmü onadı; suç konusu taklit ürünlerin müsadere talebi hakkında mahallinde karar verilmesini mümkün gördü.

    Sonuç: Ticari amaç ayrı bir unsurdur; beraat hâlinde bile müsadere talebi yerel mahkemede karara bağlanabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Şikâyet hakkı münhasıran sicilde kayıtlı marka sahibine aittirYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2023/14345 · K. 2025/3720 ·

    Daire, marka hakkına tecavüz suçlarında şikâyet hakkının münhasıran marka sahibine ait olduğunu; bu kişinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan sicilde adına markanın tescil edildiği gerçek veya tüzel kişi olduğunu, hakkın şahsa sıkı sıkıya bağlı bulunduğunu ve başkalarınca kullanılamayacağını belirtti. Hak sahibinin şikâyette bulunma yetkisi veren vekâletname bulunmak koşuluyla avukatı aracılığıyla şikâyet edebileceğini kabul etti. Somut olayda vekâletnamedeki kısıtlama nedeniyle şikâyet tarihini kapsayan izin belgesi sunulamadığından geçerli şikâyet bulunmadığını saptayarak, davanın düşmesi yerine hüküm kurulmasını hukuka aykırı buldu.

    Sonuç: Vekâletname şikâyet yetkisini kapsamıyorsa dosyada geçerli şikâyet yoktur ve dava düşer.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Sözleşmede yetki yoksa marka sahibi olmayan şirket şikâyet edemezYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2025/1875 · K. 2025/16933 ·

    Fikrî ve sınai haklar ceza mahkemesinde kurulan mahkûmiyet hükmünü inceleyen Daire, önce şikâyetin süresinde yapıldığını saptayarak Tebliğnamedeki bozma görüşüne katılmadı. Ardından, marka tescil belgelerine göre marka sahibinin başka bir şirket olduğunu; şikâyetçi şirket ile marka hakkı sahibi arasındaki sözleşmede marka hakkının şikâyetçi tarafından kullanılmasına yetki veren bir hüküm bulunmadığını ve böyle bir yetkiyi içeren başka bir sözleşmenin de dosyaya sunulmadığını tespit etti. Geçerli şikâyet bulunmadığından davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozdu.

    Sonuç: Dağıtıcılık veya iş ilişkisi yetmez; şikâyet yetkisinin sözleşmede açıkça tanınmış olması gerekir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Geçerli şikâyeti olmayan kişi davaya katılamaz ve hükmü temyiz edemezYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2024/1005 · K. 2025/6176 ·

    İstinaf mahkemesi davanın düşmesine ve suça konu eşyanın müsaderesine karar vermişti. Daire, vekâletnamedeki kısıtlamaya rağmen şikâyet tarihini kapsayan izin belgesi sunulamadığını saptayarak, şikâyetçi vekilinin CMK m. 237/1 uyarınca kamu davasına katılma hakkı ve m. 260/1 uyarınca hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmadığına ve temyiz isteminin reddine karar verdi. Sanık müdafiinin müsadereye ve bilirkişi raporuna yönelik temyiz sebeplerini ise yerinde görmeyerek hükmü onadı.

    Sonuç: Şikâyetin geçersizliği yalnız davayı düşürmez; şikâyetçinin katılma ve temyiz sıfatını da ortadan kaldırır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.Şikâyetçi sayısı azalırsa uzlaştırma yeniden yapılırYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2024/6978 · K. 2024/11920 ·

    Uzlaştırma işlemleri üç marka sahibi firmanın da dahil olduğu şekilde yürütülmüş ve sonuçsuz kalmıştı; sonradan iki firmanın vekâletnamelerindeki kısıtlamalar nedeniyle geçerli şikâyetlerinin bulunmadığı anlaşıldı. Daire, CMK m. 253/18'deki "Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez" hükmüne rağmen, uzlaştırmada yer alacak muhatap sayısının azalması ve teklifte değişiklik olma ihtimali karşısında uzlaştırma şartlarında esaslı değişiklik olabileceğini kabul ederek, işlemlerin yalnız geçerli şikâyeti bulunan katılan nezdinde yeniden gerçekleştirilmesi gerektiğine hükmetti.

    Sonuç: Uzlaştırmanın bir kez sonuçsuz kalması, muhatap çevresi değiştiğinde yeniden uzlaştırmaya engel değildir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.Sekiz yıllık zamanaşımı dolduysa HAGB kararı verilmiş olsa da düşme gerekirYargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2024/7646 · K. 2025/2546 ·

    Fikrî ve sınai haklar ceza mahkemesi mahkûmiyete hükmedip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiş, karara yapılan itiraz ağır ceza mahkemesince kesin olarak reddedilmişti. Daire, kanun yararına bozma isteminin birinci nedenini yerinde gördü: eyleme uyan suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımı TCK m. 66/1-e gereğince sekiz yıldır ve karar tarihi itibarıyla bu süre dolmuştur; zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken itirazın reddi hukuka aykırıdır. Uzlaştırmaya ilişkin ikinci neden yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.

    Sonuç: Zamanaşımı denetimi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında da yapılır ve süre dolmuşsa dava düşer.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Marka hakkına tecavüz suçunun cezası nedir?

6769 sayılı Kanun m. 30/1'de ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır. Marka koruması işaretini yetkisiz kaldırmada (m. 30/2) ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası, marka hakkı üzerinde yetkisiz tasarrufta (m. 30/3) iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Hapis ve adli para cezası birlikte verilir.

Şikâyet olmadan marka hakkına tecavüzden soruşturma yapılır mı?

Hayır. 6769 sayılı Kanun m. 30/6 bu maddedeki suçların soruşturulmasını ve kovuşturulmasını şikâyete bağlamıştır. Şikâyet hakkı marka sahibine aittir; Yargıtay 7. Ceza Dairesine göre bu kişi, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan sicilde adına markanın tescil edildiği gerçek veya tüzel kişidir.

Şikâyet süresi ne kadar ve ne zaman başlar?

6769 sayılı Kanun kendi süresini koymadığından TCK m. 73/1 uygulanır: yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. TCK m. 73/2'ye göre bu süre, dava zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.

Tescilsiz bir marka ceza davasına konu olur mu?

Olmaz. 6769 sayılı Kanun m. 30/5 uyarınca bu maddedeki suçlardan cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye'de tescilli olması şarttır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi de aynı içerikteki mülga 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m. 61/A-5 bakımından, suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği marka tanınmış olsa dahi cezai korumanın tescille sınırlı olduğunu belirtmektedir. Tescilin ayrıca suç tarihinde geçerli olması ve ürünün emtia grubunu kapsaması aranır.

Taklit ürün sattığım için hakkımda dava açıldı, malı kimden aldığımı söylersem ne olur?

6769 sayılı Kanun m. 30/7, taklit malı satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara el konulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmayacağını düzenler. Yalnızca kaynağı söylemek yeterli değildir; kanun bildirimin bu iki sonucu doğurmasını arar. Hüküm üreticiyi veya ithalatçıyı kapsamaz.

Bu davaya hangi mahkeme bakar?

6769 sayılı Kanun m. 156/1 uyarınca görevli mahkeme fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkeme tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesindedir; kurulmamış olan yerlerde onun görev alanına giren dava ve işlere asliye ceza mahkemesince bakılır.

Marka hakkına tecavüz suçunda uzlaştırma uygulanır mı?

Evet. Suç şikâyete bağlı olduğu için CMK m. 253/1-a kapsamında uzlaştırma girişiminde bulunulur. Diğer kanunlardaki suçlar için aranan kanunda açık hüküm bulunması şartı, m. 253/2'nin kendi metnindeki kayıt gereği şikâyete bağlı suçlar bakımından uygulanmaz. Uzlaşma sağlanırsa soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturmada davanın düşmesine karar verilir.

İş yerimde arama kararı olmadan yapılan aramada bulunan ürünler delil olur mu?

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, sulh ceza mahkemesinden alınmış arama kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle verilmiş yazılı arama izni bulunmadan yapılan aramayı kanuna aykırı saymakta, usulsüz arama sonucu elde edilen eşya dışında başka delil yoksa beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmektedir. Cumhuriyet savcısının yalnızca tespit yönündeki talimatı arama kararının yerine geçmez.

Ürünlerin taklit olduğunu bilmiyordum, bu savunma işe yarar mı?

6769 sayılı Kanun m. 29/1-c, taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu ürünleri satma ve ticari amaçla elde bulundurmadan söz eder; bilme ölçütü suçun unsurudur. Ayrıca ticari amaçla bulundurma da ayrı bir unsurdur. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, ürünlerin ticari amaçla bulundurulmadığı kabul edilerek verilen beraat kararını, arama tutanağı ve sanığın savunması karşısında yerinde görerek onamıştır.

Bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün mü?

İkisi de mümkündür. CMK m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir; denetim süresi m. 231/8'e göre beş yıldır. TCK m. 51/1'e göre iki yıl veya daha az süreli hapse mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. m. 30/1'in alt sınırı bir yıl olduğundan somut cezanın bu eşiklerin altında kalması mümkündür.

Marka hakkına tecavüz suçunda zamanaşımı kaç yıl?

Olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. TCK m. 66/4 uyarınca ölçüt cezanın üst sınırıdır; m. 30/1 ve m. 30/2'de üst sınır üç yıl, m. 30/3'te dört yıldır ve üçü de beş yılı aşmadığı için TCK m. 66/1-e uygulanır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, süre dolduğu hâlde mahkûmiyet kurulan bir dosyada zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Dava düşerse el konulan taklit ürünler bana iade edilir mi?

Zorunlu değildir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, geçerli şikâyet bulunmadığı için davanın düşmesine ve suça konu eşyanın müsaderesine karar verilen dosyada müsadereye yönelik temyiz sebeplerini yerinde görmeyerek hükmü onamıştır. Beraatle sonuçlanan bir dosyada da müsadere talebi hakkında mahallinde karar verilmesini mümkün görmüştür.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Ceza hukuku alanına dön

Rehberler

Diğer suç rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp