Sahte fatura düzenleme ve kullanma suçu (213 sayılı Kanun m. 359)
Yayın tarihi:
Vergi kaçakçılığı suçlarının en çok tartışılan biçimi budur: gerçekte hiç yapılmamış bir alışverişin faturasını kesmek ya da böyle bir faturayı kayıtlara almak. Bu rehber, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin bentlerini, sahte belge ile yanıltıcı belge arasındaki sınırı, dava açılmasını rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasına bağlayan 367. maddeyi, 2022 değişikliğiyle gelen etkin pişmanlık ve zincirleme suç düzenlemesini ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin aradığı ölçütleri anlatır.
Kısaca
Gerçek bir mal veya hizmet hareketi olmadığı hâlde varmış gibi düzenlenen fatura, Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde sahte belge sayılır. Böyle bir belgeyi düzenlemenin de bilerek kullanmanın da cezası üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir. Dava açılabilmesi için vergi idaresinin mütalaası şarttır; mütalaa yoksa mahkeme esas hakkında karar veremez, mütalaanın alınması bekleniyorsa durma, alınamayacağı anlaşılmışsa düşme kararı verir. Verginin, gecikme faizinin ve gecikme zammının ödenmesi hâlinde ceza indirilir; indirim oranı ödemenin soruşturma evresinde mi kovuşturma evresinde mi yapıldığına göre değişir. Davaya asliye ceza mahkemesi bakar.
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- 213 sayılı Kanun m. 359 sahte belgeyi nasıl tanımlıyor?
- Sahte fatura düzenleme ve kullanma suçunun cezası nedir?
- Sahte belge düzenleme ile sahte belge kullanma iki ayrı suç mudur?
- 213 sayılı Kanun m. 359'daki suçu kim işleyebilir?
- Sahte fatura suçu nasıl ispatlanır?
- Birden çok fatura ve birden çok yıl: zincirleme suç nasıl uygulanır?
- 213 sayılı Kanun m. 367'deki mütalaa olmadan dava açılabilir mi?
- Etkin pişmanlık ve pişmanlık: ödeme cezayı ne kadar indirir?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Hayır. 213 sayılı Kanun m. 359 şikâyet koşulu öngörmez; soruşturma resen yürütülür. Bunun yerine maddeye özgü bir dava şartı vardır: m. 367 uyarınca rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi zorunludur ve kamu davasının açılması inceleme neticesinin bildirilmesine bağlıdır.
Dayanak: 213 sayılı Kanun m. 359, m. 367
- Şikâyet süresi
Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür. Bu suçta süreyi belirleyen şey şikâyet değil, vergi incelemesidir: kamu davasının açılması, inceleme neticesinin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesine bırakılmıştır.
Dayanak: TCK m. 73/1, 213 sayılı Kanun m. 367
- Uzlaştırma
Hayır. Uzlaştırma listesi Türk Ceza Kanunu içinden sayılmıştır; 213 sayılı Kanun'daki suçlar orada yer almaz. Diğer kanunlardaki suçlarda uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için kanunda açık hüküm bulunması gerekir, 213 sayılı Kanun'da böyle bir hüküm yoktur.
Dayanak: CMK m. 253/2
- Görevli mahkeme
Asliye ceza mahkemesi. Görev belirlenirken suçun kanundaki cezasının üst sınırına bakılır; m. 359/b'de üst sınır sekiz yıldır ve ağır ceza mahkemesinin görev ölçütü olan on yılı aşmaz. Suç, m. 12'de adıyla sayılan suçlar arasında da bulunmaz.
- Dava zamanaşımı
m. 359/b'deki sahte belge düzenleme ve kullanma suçunda cezanın üst sınırı sekiz yıl olduğundan olağan dava zamanaşımı on beş yıldır. m. 359/a'daki fiillerde üst sınır beş yıl olduğu için süre sekiz yıldır. Süre, suçun kanunda yer alan cezasının üst sınırına göre belirlenir.
Dayanak: TCK m. 66/1-d, m. 66/1-e, m. 66/4
- Adli para cezası
Hayır, seçenek değil. m. 359'un hiçbir bendinde adlî para cezası seçenek yaptırım olarak öngörülmemiştir; yaptırım yalnızca hapis cezasıdır. Kısa süreli hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi ayrı bir kurumdur ve TCK m. 50/1 uyarınca değerlendirilir.
- HAGB ve erteleme
m. 359/b'de temel cezanın alt sınırı üç yıldır; takdiri indirim en çok altıda bir olduğundan ceza iki yıl altı aya iner ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ertelemenin iki yıllık eşiğinin üstünde kalır. Eşiğe ancak m. 359'daki etkin pişmanlık indirimiyle inilir: ödeme soruşturma evresinde yapılırsa ceza yarı oranında (bir yıl altı ay), kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar yapılırsa üçte bir oranında (iki yıl) indirilir. Bu hesap zincirleme suç hükümleri uygulanmayan dosyalar içindir; TCK m. 61/5 uyarınca zincirleme artırımı etkin pişmanlık indiriminden önce yapıldığından, artırım uygulanan dosyalarda ceza eşiğin üstünde kalır. Geri bırakma kararını mahkeme verir ve denetim süresi beş yıldır.
Dayanak: 213 sayılı Kanun m. 359, CMK m. 231/5, m. 231/8, TCK m. 51/1, m. 61/5, m. 62/1
213 sayılı Kanun m. 359 sahte belgeyi nasıl tanımlıyor?
Tanım maddenin kendi içindedir ve tek cümledir: gerçek bir muamele veya durum olmadığı hâlde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir (m. 359/b). Ölçüt belgenin görünüşü değil, arkasındaki ticari ilişkinin varlığıdır. Matbaada basılmış, seri numarası taşıyan, muhasebeye işlenmiş bir fatura da, karşılığında hiçbir mal veya hizmet hareketi yoksa sahtedir.
Maddenin bentleri birbirinden ayrı suçlardır ve farklı ceza taşır. m. 359/a defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hilesi yapmayı, defter ve belgeleri tahrif etmeyi veya gizlemeyi, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemeyi ya da kullanmayı kapsar; cezası on sekiz aydan beş yıla kadar hapistir. m. 359/b ise defter, kayıt ve belgeleri yok etmeyi, defter sahifelerini değiştirmeyi ve belgelerin asıl veya suretlerini tamamen ya da kısmen sahte olarak düzenlemeyi veya bu belgeleri kullanmayı kapsar; cezası üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir. Bu rehber ikinci bende odaklanır.
İki bent arasındaki sınır kanunun kendi tanımlarından çıkar. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muameleyi mahiyet veya miktar itibarıyla gerçeğe aykırı yansıtan belge, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgedir ve m. 359/a'ya girer. Yani 1) alışveriş gerçekten yapılmış ama fatura tutarı, tarihi ya da konusu yanlış gösterilmişse yanıltıcı belge, 2) alışveriş hiç yapılmamış ama yapılmış gibi belge düzenlenmişse sahte belge söz konusudur. Fark ceza bakımından üç yıla varan bir alt sınır farkı yaratır.
Aynı maddede iki bent daha vardır: m. 359/c Maliye Bakanlığı ile anlaşması olmadığı hâlde anlaşmalı matbaalara ait belgeleri basmayı veya bunları bilerek kullanmayı iki yıldan sekiz yıla kadar, m. 359/ç ödeme kaydedici cihazlara ve elektronik denetim sistemlerine müdahaleyi üç yıldan sekiz yıla kadar hapisle cezalandırır.
Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi de m. 359/a'da gizleme sayılır; ancak bu suçun oluşabilmesi için belgelerin vergi incelemesi amacıyla ibrazının istenmiş olması gerekir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, defter ve belge isteme yazısının dosyaya getirtilip belgelerin hangi amaçla istendiğinin belirlenmesi gerektiğini, bu yapılmadan gizleme suçundan hüküm kurulamayacağını belirtmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/3913)1
Sahte fatura düzenleme ve kullanma suçunun cezası nedir?
m. 359/b'ye göre belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler ya da bu belgeleri kullananlar üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kanun bu bentte adlî para cezasını seçenek olarak öngörmez; tek yaptırım hapistir.
Cezanın miktarını üç etken belirler. 1) Temel ceza, TCK m. 61 ölçütleriyle üç yıl ile sekiz yıl arasında belirlenir. 2) Fiil birden fazla kez işlenmişse TCK m. 43 uyarınca ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. 3) Takdiri indirim nedenleri varsa TCK m. 62 uyarınca ceza altıda birine kadar indirilir.
Dördüncü ve pratikte en belirleyici etken, 15 Nisan 2022'de yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun'la m. 359'a eklenen etkin pişmanlık fıkralarıdır. Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespitine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammı; soruşturma evresinde ödenirse ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenirse üçte bir oranında indirilir. Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı ceza hiç yoksa indirim yarı oranındadır.
Bu son ihtimalin nasıl işlediğini Daire somutlaştırmıştır: defter, kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi hâlinde ortada bir vergi ziyaı doğmadığı, tarh edilen vergi ve buna bağlı bir ceza bulunmadığı için, alt sınırdan belirlenen temel ceza üzerinden 1/2 oranında indirim yapılması gerekir; kesilen özel usulsüzlük cezası bu hükmün aradığı türden bir ceza değildir.1 Aynı Daire, re'sen tarh işleminin de tek başına vergi ziyaı sayılamayacağını belirtmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/4557)2
Hapis cezasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından hesap açıktır. m. 359/b'de alt sınır üç yıl olduğundan, yalnız takdiri indirim uygulandığında ceza en iyi ihtimalle iki yıl altı aya iner; bu, CMK m. 231/5 ile TCK m. 51/1'in aradığı iki yıllık eşiğin üstündedir. Eşiğe inmenin yolu etkin pişmanlık indirimidir: soruşturma evresinde ödeme yapılırsa ceza bir yıl altı aya, kovuşturma evresinde ödeme yapılırsa iki yıla düşer. Bu hesabın bir koşulu vardır: TCK m. 61/5 cezanın belirlenmesinde sırayı gösterir ve zincirleme suç artırımı, cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplerden — yani etkin pişmanlıktan — önce uygulanır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı bir dosyada temel ceza önce dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacağı için, sonuç ceza etkin pişmanlık indiriminden sonra da eşiğin üstünde kalır. Yargıtay da bu suçta temel ceza üzerinden TCK m. 61/5'teki sıraya uyulması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 11. CD, E. 2017/14303)3
Geri bırakma değerlendirmesinin hangi rakam üzerinden yapılacağı da tartışma konusu olmuştur. Daire, CMK m. 231/5'in yargılama sonunda hükmolunan cezayı esas aldığını; başka bir dosyadan mahsup yapıldıktan sonra kalan miktarın değil, hükmolunan cezanın esas alınması gerektiğini belirterek, dört yıl iki ay hapis cezasına hükmedilen bir dosyada mahsup sonrası kalan on ay üzerinden geri bırakma kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/6869)4
Sahte belge düzenleme ile sahte belge kullanma iki ayrı suç mudur?
m. 359/b iki fiili yan yana sayar: sahte belgeyi düzenlemek ve sahte belgeyi kullanmak. Bu iki fiilin tek suç mu yoksa iki ayrı suç mu oluşturduğu, bugün Yargıtay içinde çözülmüş bir mesele değildir; okurun önce bu çekişmeyi bilmesi gerekir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin güncel uygulamasına göre bunlar birbirinden ayrı ve bağımsız suçlardır ve birbirine dönüşmez. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/2355)5 Dairenin dayandığı ölçüt, failin amacının ve eyleminin farklı olması ile her iki suçun konusunu oluşturan belgelerin farklı olmasıdır: kullanılan belge başka bir düzenleyicinin hazırladığı belge, düzenlenen belge ise üçüncü kişilerin kullanması için tanzim edilen belgedir. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/5590)6
Buna karşılık Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2 Ekim 2024 tarihli kararında bunun tersini kabul etmiştir: m. 359/b'de sahte belge düzenlemek ile kullanmak "veya" bağlacıyla sayıldığından ortada seçimlik hareketli bir suç vardır ve seçimlik hareketlerden birkaçı ya da hepsi işlenmiş olsa dahi tek suç oluşur; iki hareketin birlikte gerçekleştirilmiş olması yalnızca TCK m. 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önünde tutulabilir. Kurul, kendi düzenlediği sahte belgelerin yanında başkasının düzenlediği sahte belgeleri de kullanan sanığın iki kez cezalandırılmasını bozmuş; Özel Dairenin iki fiili "birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar" sayan kabulünün seçimlik hareketli suçlar bakımından sorunlar barındırdığını belirtmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2024/280)7 Kurulun kararı da 12. Ceza Dairesinin sonraki kararı da oy çokluğuyla verilmiştir; iki çizgi arasındaki fark, aynı fiil için verilecek ceza bakımından yıllarla ölçülür.
Aşağıdaki üç sonuç, 12. Ceza Dairesinin iki ayrı suç kabulüne bağlıdır.
Bunun ilk pratik sonucu iddianame ile hüküm arasındaki bağdır. Hükmün konusu iddianamede gösterilen fiilden ibaret olduğu için, düzenleme suçundan açılan davada kullanma suçundan hüküm kurulamaz. Daire, sahte fatura düzenleme suçlarından dava açılmış bir dosyada sanık hakkında kullanma suçundan beraat hükümleri kurulmasını, iki suçun birbirine dönüşmeyeceği gerekçesiyle yasaya aykırı bulmuştur.5 Aynı şekilde, kullanma suçundan kurulan hükmün ardından Bölge Adliye Mahkemesince düzenleme suçuna yönelik hüküm kurulması da bozma sebebi sayılmıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/2419)8
İkinci sonuç iddianamenin kapsamıyla ilgilidir. Bir dosyada mütalaa ve dayanağı vergi suçu raporu yalnız kullanma suçuna ilişkinken, iddianame hem düzenleme hem kullanma suçunu içermiş; Bölge Adliye Mahkemesi düzenleme suçu yönünden usulüne uygun mütalaa bulunmadığı gerekçesiyle davanın düşmesine karar vermiştir. Daire bu kabule dokunmamış, iddianame içeriğinden sanık hakkında kullanma suçundan da kamu davası açıldığının ve bu suç hakkında karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/2360)9 Yani iddianamede yer alan her suç hakkında bir karar verilmesi zorunludur.
Üçüncü sonuç cezaların birbirine mahsup edilememesidir. Düzenleme suçundan verilen mahkûmiyet, kullanma suçundan verilen hükümden mahsup edilemez; iki suç ayrı olduğu için ortada mahsuba elverişli tek bir ceza yoktur.4
Çekişmenin nasıl sürdüğü 18 Kasım 2025 tarihli kararda görülür. Bölge Adliye Mahkemesi, Ceza Genel Kurulunun seçimlik hareket kabulüne dayanarak beraat kararı vermiş; 12. Ceza Dairesi bu hükmü oy çokluğuyla bozmuş ve Ceza Genel Kurulunun 18 Ekim 2022 tarihli daha eski kararına dayanarak iki fiilin ayrı suç olduğunu yinelemiştir.6 Bir dosyada hangi çizginin uygulanacağı, dosyanın hangi mahkemeden ve hangi daireden geçtiğine göre değişebilmektedir.
213 sayılı Kanun m. 359'daki suçu kim işleyebilir?
Cevap iki fiil için farklıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesine göre sahte belge düzenleme suçunun faili herkes olabilir; bu suçun işlenebilmesi için şirket temsilcisi olmak şart değildir.8 Buna karşılık sahte belge kullanma suçu herkes tarafından işlenemez: suç konusu belgeler ancak bir vergi mükellefiyeti kapsamında, vergisel bir işlemde kullanılabileceğinden bu suçun failleri ancak mükellef, vergi sorumlusu, tüzel kişilerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin idarecileri veya bunların temsilcileri olabilir; suça genel hükümlere göre iştirak edilebilir.6
Suçun bir şirket adına işlenmesi hâlinde cezanın kime verileceğini 213 sayılı Kanun m. 333 belirler. Maddenin son fıkrasına göre m. 359'da yazılı fiillerin işlenmesi hâlinde bu fiiller için öngörülen cezalar, fiilleri işleyenler hakkında hükmolunur. Yani ceza kendiliğinden kâğıt üzerindeki müdüre değil, fiili gerçekleştiren kişiye verilir. Vergi cezaları bakımından ise aynı maddenin ilk fıkrası tüzel kişi adına kesilmeyi öngörür; ceza sorumluluğu ile vergi cezası sorumluluğu birbirinden ayrılmıştır.
Bu ayrım savunmanın en çok kullanıldığı noktadır: kayıtlarda görünen kişi ile işi fiilen yürüten kişi çoğu dosyada farklıdır. Daire, sanığın mükelleften aldığı vekâletnameyle işleri kendisinin yürüttüğünü savunduğu bir dosyada, söz konusu vekâletnamenin dosya arasına getirtilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.4
Muhasebeci ve mali müşavirin durumu ayrıca incelenir. Kendisine sunulan faturaları kaydetmekle görevli mali müşavir bakımından Daire, tüm dosya kapsamından sanığın sahte belge düzenleme suçuna iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği sonucuna vararak beraat hükmünü yerinde bulmuş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen görüşüne katılmamıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2026/37)10 Meslek ilişkisinin varlığı tek başına iştirak delili sayılmamaktadır.
Sahte fatura suçu nasıl ispatlanır?
Dosyanın çekirdeğinde vergi tekniği raporu ile vergi suçu raporu bulunur. Bu raporlar mahkemeyi bağlamaz; Daire, iddianamenin iadesi kararlarını incelerken suçun hukuki nitelendirmesinin Cumhuriyet savcısına ait olduğunu, vergi tekniği raporu, vergi suçu raporu ve dava şartı olan mütalaa dosyada bulunduğunda kamu davası açılması için yeterli şüphenin gerçekleştiğini ve iade gerekçelerinin CMK m. 174/1-b anlamında suçun sübutuna doğrudan etki edecek nitelikte olmadığını belirtmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/4528)11
Kullanma suçunda araştırmanın omurgasını, faturanın gerçek bir alım satıma dayanıp dayanmadığı oluşturur. Daire bunun için şu delillerin toplanmasını arar: 1) faturaları düzenleyen mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığı ve açılmışsa o dosyaların getirtilmesi, 2) mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri ile teslim tesellüm belgeleri, 3) bedelin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun, kanıtlama yeteneği olan ödeme belgeleri ve paranın satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediği, 4) faturayı düzenleyen mükellefin yeterli üretimi, mal girişi veya stoğu bulunup bulunmadığı, 5) faturaları düzenleyen kişilerin ve muhasebecinin CMK m. 48 uyarınca çekinme hakkı hatırlatılarak tanık olarak dinlenmesi.6
Düzenleme suçunda araştırma belgenin kaynağına yönelir. Daire, fatura asıllarının sanığa gösterilerek üzerindeki imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulmasını, kabul edilmemesi hâlinde imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığına ilişkin bilirkişi raporu alınmasını ve faturaları kullanan mükelleflerin tanık sıfatıyla dinlenerek faturaları kimden, hangi ticari ilişki karşılığında aldıklarının sorulmasını istemektedir.8
Suç tarihinin belirlenmesi ayrı bir araştırma konusudur ve zamanaşımını doğrudan etkiler. Kullanma suçunda Daire, faturaların hangi tarihte ve hangi beyanname türünde kullanıldığının ilgili vergi dairesinden sorulmasını, suç tarihinin buna göre belirlenmesini istemiş;6 bir başka dosyada faturaların katma değer vergisi beyannamesinde kullanılmasından hareketle suç tarihini beyanname tarihi olarak kabul etmiştir.9 Düzenleme suçunda ise fatura tarihleri belli değilse vergi tekniği raporundaki tespitlerden, örneğin re'sen terk tarihi olarak belirlenen günden hareket edilmektedir.1
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi bu suçta da geçerlidir. Daire, iştirak iddiasının her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delille kanıtlanmasını aramakta; bu ölçüt karşılanmadığında beraat kararını yerinde bulmaktadır.10
Birden çok fatura ve birden çok yıl: zincirleme suç nasıl uygulanır?
2022 öncesinde her takvim yılı ayrı suç sayılıyor, sanık hakkında yıl sayısınca ayrı hüküm kuruluyordu. 7394 sayılı Kanun'la m. 359'a eklenen fıkra bunu değiştirdi: bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi hâlinde TCK m. 43 uygulanır. TCK m. 43/1 uyarınca tek cezaya hükmedilir ve bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu hükmü şöyle uyguluyor. Birden fazla takvim yılında işlenen fiiller için tek bir mahkûmiyet hükmü kurulur; her takvim yılı yönünden ayrı ayrı mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırıdır. Temel ceza belirlendikten sonra TCK m. 43 kapsamında bir kez artırım yapılır; suçun birden fazla takvim yılında ve her yıl içinde birden çok kez işlenmiş olması, temel cezanın tayininde veya zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında alt sınırdan uzaklaşma ve teşdit gerekçesi yapılabilir, ayrı ayrı ceza tayinini haklı kılmaz.2
Kural yalnız yıllar arasında değil, tek bir yıl içinde de işler. Daire, aynı vergilendirme dönemi içerisinde farklı tarihlerde birden fazla sahte belge düzenlenmesi hâlinde de zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini; uyarlama yargılamasında koşulların oluşmadığı gerekçesiyle TCK m. 43'ün uygulanmamasını kanuna aykırı bulmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/4393)12
Zincirin nerede kopacağı da belirlenmiştir. Daire, farklı mükellefiyet kayıtları bulunan şirketlere ait faturaların sahte olarak düzenlenmesi biçiminde gerçekleşen eylemlerin birbirinden bağımsız olduğunu ve şirket ya da mükellefiyet sayısınca suç oluşturacağını, bu nedenle farklı mükellefiyetlere ait eylemlerin zincirleme suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/4449)13 Yani ölçüt yıl değil, mükellefiyettir: aynı mükellefiyet altındaki fiiller zincir oluşturur, ayrı mükellefiyetler ayrı suçtur.
Bu düzenleme 2022 öncesinde kesinleşmiş dosyaları da ilgilendirir. TCK m. 7/2 uyarınca failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur; Daire, hükümden sonra yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun'un etkin pişmanlık ve zincirleme suç düzenlemeleri karşısında lehe kanunun tespit edilip uygulanmasını, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek biçimde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesini zorunlu görmektedir.8 Uyarlama yargılaması sonucu belirlenen cezanın kazanılmış hak oluşturmayacağı da kabul edilmiştir.12
213 sayılı Kanun m. 367'deki mütalaa olmadan dava açılabilir mi?
Hayır. m. 367'ye göre inceleme sırasında m. 359'daki suçların işlendiğini tespit eden vergi müfettişleri ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya, vergi incelemesine yetkili diğer memurlar ise komisyon mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık aracılığıyla keyfiyeti Cumhuriyet başsavcılığına bildirmek zorundadır. Aynı maddeye göre kamu davasının açılması, inceleme neticesinin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesine bırakılmıştır.
Bu, şikâyet değil dava şartıdır; aradaki fark önemlidir. Şikâyet mağdurun iradesine bağlı olup vazgeçmeyle sonuç doğurur; mütalaa ise idari bir makamın kanunla aranan bildirimidir, sanık ya da müştekinin iradesiyle ortadan kalkmaz. Şartın gerçekleşmemesinin sonucu her hâlde beraat değildir. CMK m. 223/8'e göre mahkeme, kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği anlaşılmışsa davanın düşmesine, şart henüz gerçekleşmemiş ama gerçekleşmesi bekleniyorsa gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararına hükmeder. Daire, mütalaa yokluğunda CMK m. 223/8 uyarınca davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken beraat hükmü kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/2476)14
Mütalaanın hangi suça ve hangi kişiye ilişkin olduğu ayrıca denetlenir. Daire, dosyaya yalnız başka bir sanık hakkındaki mütalaanın gönderildiği, yargılanan sanık hakkında mütalaa verilip verilmediğine dair açıklama bulunmadığı bir dosyada, bu eksiklik giderilmeden ve dava şartı olan mütalaa alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasını bozma sebebi saymıştır.4
Mütalaanın kim tarafından verilebileceği, suç tarihinde yürürlükte olan metne göre belirlenir. Daire, m. 367'nin 6009 sayılı Kanun'la değiştirilmeden önceki metnini uygulayarak, o dönemde doğrudan doğruya mütalaa vermeye yetkili olan görevlilerce düzenlenen vergi suçu raporuna istinaden yazılan suç duyurusu yazılarının dava şartı niteliğindeki mütalaa yerine geçtiğini kabul etmiş ve mütalaa yokluğundan verilen düşme kararını yasaya aykırı bulmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2025/2487)15
Mütalaanın bulunması hâlinde mahkemenin dosyayı geri çevirme alanı dardır. Daire, vergi tekniği raporu, vergi suçu raporu ve mütalaa dosyada bulunduğunda şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin gerçekleştiğini, imza incelemesi veya şirketin yönetimine fiilen katılmanın araştırılması gibi gerekçelerle iddianamenin iade edilemeyeceğini belirtmiştir.11
Etkin pişmanlık ve pişmanlık: ödeme cezayı ne kadar indirir?
213 sayılı Kanun'da ödemeye bağlı iki ayrı kurum vardır ve karıştırılmamalıdır. Birincisi m. 371'deki pişmanlık ve ıslahtır: beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükellefin kanuna aykırı hareketini kendiliğinden dilekçeyle ilgili makamlara haber vermesi hâlinde, maddede sayılan koşullarla vergi ziyaı cezası kesilmez. Koşullar arasında ihbar bulunmamış olması, dilekçenin vergi incelemesine başlanmasından ve kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce verilmiş olması, eksik beyanın on beş gün içinde tamamlanması ve ödenmemiş verginin gecikme zammı oranında bir zamla birlikte on beş gün içinde ödenmesi sayılmıştır.
m. 371'in ceza hukuku bakımından sonucu m. 359'un içindedir: m. 371'deki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler hakkında m. 359 hükmü uygulanmaz. Yani koşulları tam olarak sağlanmış bir pişmanlık, yalnız idari cezayı değil suçu da ortadan kaldırır. Koşullardan biri bile eksikse hüküm işlemez; özellikle fiilin tespitinden sonra verilen dilekçe bu sonucu doğurmaz.
İkincisi 7394 sayılı Kanun'la gelen etkin pişmanlıktır ve suç işlendikten sonra devreye girer. Tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammı ödenirse ceza indirilir: ödeme soruşturma evresinde yapılırsa indirim yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar yapılırsa üçte bir oranındadır. Ödemenin zamanı, indirim oranını doğrudan belirlediği için dosyanın en kritik tarihidir.
Kanun, değişiklikten önce hükme bağlanmış dosyalar için de bir yol açmıştır. Daire, 213 sayılı Kanun'a eklenen geçici 34. maddeyi aktararak, hüküm verilmiş olup dosyası infaz aşamasında olanların söz konusu tutarları kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Hazineye ödemeleri hâlinde soruşturma evresi için öngörülen etkin pişmanlık düzenlemesinden yararlanabileceklerini; bu hükmün, kanunun yayımı tarihinde soruşturma ve kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında da uygulanacağını belirtmiştir.2
Uygulamada mahkemelerin en sık düştüğü hata, ödemenin yapılıp yapılmadığını araştırmadan etkin pişmanlığı reddetmektir. Daire, sanığın dosyaya vadesi geçmiş borcu bulunmadığına dair vergi dairesi yazısını sunduğu bir dosyada, ilgili vergi dairesinden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden araştırma yapılması ve sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiğine hükmetmiştir.12 Kanun ayrıca zincirleme suça ilişkin koşulların belirlenmesinin duruşma açılmak suretiyle yapılmasını aramaktadır.
Son olarak, cezaya hükmedilmesi vergi cezalarını kaldırmaz. m. 359'un son fıkrasına göre kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında bu maddede yazılı cezaların uygulanması, m. 344'teki vergi ziyaı cezasının ayrıca uygulanmasına engel değildir; m. 367 de cezaya hükmedilmesinin vergi ziyaı veya usulsüzlük cezalarının ayrıca uygulanmasını engellemediğini söyler.
İlgili mevzuat
Kaçakçılık Suçları ve Cezaları
Madde 359 – (Değişik: 23/1/2008-5728/276 md.)
a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,
2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,
Hakkında on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.
b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.
c) Bu Kanun hükümlerine göre ancak Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basanlar veya bilerek kullananlar iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
ç) (Ek:29/4/2021-7318/4 md.) Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetkilendirilmediği halde, ödeme kaydedici cihaz mührünü kaldıran, donanım veya yazılımını değiştiren veya yetkilendirilmiş olsun ya da olmasın ödeme kaydedici cihazın hafıza birimlerine, elektronik devre elemanlarına veya harici donanım veya yazılımlarla olan bağlantı sistemine ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemlere fiziksel veya bilişim yoluyla müdahale ederek; gerçekleştirilen satışlara ait mali belge veya bilgilerin cihazda kayıt altına alınmasını engelleyen, cihazda kayıt altına alınan bilgileri değiştiren veya silen, ödeme kaydedici cihaz veya bağlantılı diğer donanım ve sistemler ya da kayıt dışı satışın önlenmesi için kurulan elektronik kontrol ve denetim sistemleri veya ilgili diğer sistemler tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığı veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına elektronik ortamda iletilmesi gereken belge, bilgi veya verilerin iletilmesini önleyen veya bunların gerçeğe uygun olmayan şekilde iletilmesine sebebiyet verenler üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
d) (Ek:30/11/2022-7423/1 md.) 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile düzenlenen piyasalarda, Hazine ve Maliye Bakanlığınca yetki verilip verilmediğine bakılmaksızın, mükerrer 257 nci maddenin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında vergi güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılmasına zorunluluk getirilen özel etiket ve işaretlerle ürünlerin etiketlenmesi veya işaretlenmesi ve etiketlenen veya işaretlenen ürün bilgilerinin kurulan veri merkezine aktarılmasını sağlayan sisteme fiziksel veya bilişim yoluyla müdahale ederek Hazine ve Maliye Bakanlığına elektronik ortamda iletilmesi gereken belge, bilgi veya verilerin iletilmesini önleyenler veya bunların gerçeğe uygun olmayan şekilde iletilmesine sebebiyet verenler üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
371 inci maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.
(Ek fıkra:8/4/2022-7394/4 md.) Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir.
(Ek fıkra:8/4/2022-7394/4 md.) Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(Ek fıkra:8/4/2022-7394/4 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 13/9/2023 tarihli ve E.: 2022/81, K.: 2023/153 sayılı Kararı ile.)
(Ek fıkra:8/4/2022-7394/4 md.) Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.
Kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında bu maddede yazılı cezaların uygulanması 344 üncü maddede yazılı vergi ziyaı cezasının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmez.
Kaynak: Vergi Usul Kanunu (213)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Bazı kaçakçılık suçlarının cezalandırılmasında usül:
Madde 367 – (Değişik: 23/1/2008-5728/280 md.)
(Değişik birinci fıkra: 23/7/2010-6009/13 md.) Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi mecburidir.
359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğine sair suretlerle ıttıla hasıl eden Cumhuriyet başsavcılığı hemen ilgili vergi dairesini haberdar ederek inceleme yapılmasını talep eder.
Kamu davasının açılması, inceleme neticesinin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesine talik olunur.
(Ek dördüncü fıkra:29/4/2021-7318/5 md.) 359 uncu maddenin (ç) ve (d) fıkralarında yazılı suçların işlendiğinin inceleme sırasında tespiti halinde incelemenin tamamlanması beklenmeksizin, sair suretlerle öğrenilmesi halinde ise incelemeye başlanmaksızın Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından bu tespitlere ilişkin rapor düzenlenir ve rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla birlikte keyfiyet Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Kamu davasının açılması için incelemenin tamamlanması şartı aranmaz.
(Ek beşinci fıkra:8/4/2022-7394/5 md.) 359 uncu maddede yazılı suçlara ilişkin yürütülmekte olan soruşturma veya kovuşturmalarda mütalaaya konu fiilin, başka bir kişi tarafından veya başka bir kişiyle birlikte gerçekleştirildiğinin ortaya çıkması durumunda, bu kişi bakımından kamu davası açılması için rapor düzenlenmesi ve mütalaa verilmesi şartı aranmaz.
359 uncu maddede yazılı suçlardan dolayı cezaya hükmedilmesi, vergi ziyaı cezası veya usulsüzlük cezalarının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmez.
(İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 4/11/2021 tarihli ve E.: 2019/4, K.: 2021/78 sayılı Kararı ile.)
Kaynak: Vergi Usul Kanunu (213)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Pişmanlık ve ıslah:
Madde 371 – (Değişik: 23/1/2008-5728/281 md.)
Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, haklarında aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.
1. Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından her hangi resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (Dilekçe veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.).
2. Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde haber verilen olayın ilgili olduğu vergi türüne ilişkin bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın ve ilgili olduğu vergi türünün takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (Kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması.
3. Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde tevdi olunması.
4. Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme tarihinden başlayarak onbeş gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi.
5. Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin, ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak onbeş gün içinde ödenmesi.
Bu madde hükümleri, emlak vergisi ile ilgili olarak uygulanmaz.
(Ek fıkra:14/10/2021-7338/42 md.) Hazine ve Maliye Bakanlığı maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
Kaynak: Vergi Usul Kanunu (213)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Tüzel kişilerin sorumluluğu:
Madde 333 – Tüzel kişilerin idare ve tasfiyesinde Vergi Kanununa aykırı hareketlerden tevellüt edecek vergi cezaları tüzel kişiler adına kesilir.
Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin vergi sorumluluğu hakkındaki bu kanunun 10 uncu maddesi hükmü vergi cezaları hakkında da uygulanır.
(Ek: 30/12/1980-2365/59 md.; Değişik: 22/7/1998-4369/81 md.) Bu Kanunun 359 uncu maddesinde yazılı fiillerin işlenmesi halinde bu fiiller için 359 ve 360 ıncı maddelerde öngörülen cezalar bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunur.
Kaynak: Vergi Usul Kanunu (213)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Zincirleme suç
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Defter ve belge ibraz edilmediğinde vergi ziyaı doğmaz; ceza yarı oranında indirilirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/3913 · K. 2025/7867 ·
Sahte belge düzenleme suçlarından kurulan hükümler zamanaşımı nedeniyle bozulup düşürüldü; kararda suç tarihinin, fatura tarihleri belli olmadığından vergi tekniği raporundaki re'sen terk tarihinden hareketle belirlendiği açıklandı. Defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçu yönünden Daire iki tespit yaptı: suçun oluşabilmesi için defter ve belgelerin vergi incelemesi amacıyla ibrazının istenmiş olması gerektiğinden isteme yazısının temin edilmesi ve belgelerin hangi amaçla istendiğinin belirlenmesi gerekir; kabule göre de ibraz edilmeme hâlinde vergi ziyaı doğmadığı, tarh edilen vergi ve buna bağlı bir ceza bulunmadığı için 7394 sayılı Kanun'la eklenen hüküm uyarınca temel ceza üzerinden 1/2 oranında indirim yapılmalıdır.
Sonuç: Ortada tarh edilen vergi yoksa etkin pişmanlık indirimi ödeme aranmaksızın yarı oranında uygulanır.
2.Birden fazla takvim yılında tek hüküm kurulur, artırım bir kez yapılırYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/4557 · K. 2026/3416 ·
Asliye ceza mahkemesi 2012, 2013 ve 2014 takvim yılları için ayrı ayrı üç kez ceza tayin etmişti. Daire, 7394 sayılı Kanun'la m. 359'a eklenen fıkra gereğince TCK m. 43/1'deki zincirleme suç hükümleri uygulanarak tek bir mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğini, her takvim yılı için ayrı mahkûmiyetin kanuna aykırı olduğunu belirtti; aleyhe istinaf bulunmadığından bozma öncesi belirlenen cezanın sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğunu da ekledi. Kararda ayrıca defter ve belgelerin ibraz edilmemesi neticesinde yapılan re'sen tarh işleminin vergi ziyaı sayılamayacağı ve bu suç yönünden temel ceza üzerinden 1/2 oranında indirim uygulanmasının değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Sonuç: Yıl sayısınca ceza verilmez; zincirleme suç artırımı tek cezaya bir kez uygulanır.
3.m. 359/b'de temel ceza üzerinden TCK m. 61/5'teki sıra izlenirYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2017/14303 · K. 2017/8626 ·
Asliye ceza mahkemesi, sanığı 2005 ve 2006 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarına iştirakten mahkûm etmiş, 2004 takvim yılı için dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermişti. Daire, düşme hükmünü onadı; mahkûmiyet hükümlerini ise faturaları kullanan kişiler dinlenmeden, faturalardaki imza ve yazıların sanığa aidiyeti araştırılmadan ve iştirak delilleri karar yerinde tartışılmadan hüküm kurulması nedeniyle eksik araştırmadan bozdu. Kabule göre verdiği ikinci bozma nedeninde, 213 sayılı Kanun'un 359/b-1 maddesi uyarınca belirlenen temel ceza üzerinden TCK m. 61/5 uyarınca sırasıyla iştirak ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtti.
Sonuç: Bu suçta da sonuç ceza, temel cezadan başlanarak TCK m. 61/5'teki sırayla belirlenir; sıra atlanamaz.
4.Geri bırakma, mahsuptan sonra kalan cezaya göre değerlendirilemezYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/6869 · K. 2025/8438 ·
İlk derece mahkemesi sanığa sahte fatura kullanma suçundan dört yıl iki ay hapis cezası vermiş, başka bir dosyadaki üç yıl dört aylık cezayı mahsup ederek kalan on ay üzerinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermişti. Daire, CMK m. 231/5'in yargılama sonunda hükmolunan cezayı esas aldığını belirterek mahsup edilen miktar üzerinden geri bırakma kararı verilmesini hukuka aykırı buldu. Kararda ayrıca yargılanan sanık hakkında dava şartı olan mütalaanın bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulması ve sanığın mükelleften aldığı vekâletnamenin dosyaya getirtilmemesi de bozma nedeni sayıldı.
Sonuç: Eşik, hükmolunan cezaya bakılarak uygulanır; mahsup sonrası kalan miktar geri bırakma kapısını açmaz.
5.Düzenleme ve kullanma suçları birbirine dönüşmezYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/2355 · K. 2026/609 ·
İddianame, mütalaa ve vergi suçu raporuna uygun olarak yalnız sahte fatura düzenleme suçlarından açılmışken mahkeme sahte fatura kullanma suçlarından beraat hükümleri kurmuştu. Daire, iki suçun birbirinden ayrı ve bağımsız olduğunu ve birbirine dönüşmeyeceğini belirterek bu hükümleri yasaya aykırı buldu; ancak zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğunu saptayarak hükümleri bozdu ve kamu davasının düşmesine karar verdi. Kararda, o dosyadaki suç tarihleri itibarıyla m. 359/b suçunun sekiz yıllık olağan, kesilme hâlinde en çok on iki yıllık zamanaşımına tabi olduğu belirtildi.
Sonuç: Düzenlemeden açılan davada kullanmadan, kullanmadan açılan davada düzenlemeden hüküm kurulamaz.
6.Sahte belge kullanma suçunu herkes işleyemez; gerçek alım satım araştırılırYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/5590 · K. 2025/7864 ·
Bölge Adliye Mahkemesi, iki fiili tek suçun seçimlik hareketleri sayan bir Ceza Genel Kurulu içtihadına dayanarak beraat kararı vermişti. Daire oy çokluğuyla bozdu: benimsediği Ceza Genel Kurulu kararına göre sahte belge düzenleme ve kullanma suçları birbirinden ayrı ve bağımsızdır, birbirine dönüşmez. Daire ayrıca kullanma suçunun herkes tarafından işlenemeyeceğini, faillerinin ancak mükellef, vergi sorumlusu, tüzel kişilerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin idarecileri veya bunların temsilcileri olabileceğini; faturaların gerçek alım satım karşılığı olup olmadığının sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, ödeme belgeleri, paranın satıcının kasasına veya banka hesabına girip girmediği ile düzenleyen mükellefin üretim, mal girişi ve stok durumu araştırılarak belirlenmesi gerektiğini saptadı.
Sonuç: Kullanma suçunun faili sınırlıdır; ispat, mal ve para akışının belgelerle izlenmesine dayanır.
7.Ceza Genel Kurulu: düzenleme ve kullanma tek suçun seçimlik hareketleridirYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/280 · K. 2024/279 ·
Yerel mahkeme, kendi düzenlediği sahte faturaların yanında başkasının düzenlediği sahte faturaları da kullanan sanığı düzenleme ve kullanma suçlarından ayrı ayrı cezalandırmış, Özel Daire hükmü onamıştı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Ceza Genel Kurulu, m. 359/b bendinde iki fiilin 'veya' bağlacıyla sayıldığını, bunun seçimlik hareketli bir suç düzenlemesi olduğunu, seçimlik hareketlerden birkaçı ya da hepsi icra edilse dahi tek suç oluşacağını ve bu durumun yalnız TCK m. 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önünde tutulabileceğini kabul etti. Kurul ayrıca Özel Dairenin iki fiili birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar sayan kabulünün seçimlik hareketli suçlar bakımından sorunlar barındırdığını belirtti ve hükmü oy çokluğuyla bozdu.
Sonuç: Ceza Genel Kuruluna göre sahte belge düzenlemek ile kullanmak tek suçtur; Yargıtay 12. Ceza Dairesi ise iki ayrı suç uygulamasını sürdürmektedir.
8.Sahte belge düzenleme suçunun faili herkes olabilirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/2419 · K. 2026/1760 ·
Daire, sahte belge düzenleme suçunun failinin herkes olabileceğini ve bu suçun işlenmesi için şirket temsilcisi olmanın şart olmadığını belirterek; fatura asıllarının sanıklara gösterilip imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulmasını, kabul edilmemesi hâlinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, faturaları kullanan mükelleflerin CMK m. 48 uyarınca çekinme hakkı hatırlatılarak tanık olarak dinlenmesini ve faturaları hangi ticari ilişki karşılığında aldıklarının sorulmasını istedi. Kararda ayrıca, düzenleme suçundan açılan davada kullanma suçundan hüküm kurulmasının ardından Bölge Adliye Mahkemesince düzenleme suçuna yönelik hüküm kurulması ve 7394 sayılı Kanun karşısında lehe kanunun tespit edilmemesi de bozma nedeni sayıldı.
Sonuç: Düzenleme suçunda fail sıfatı aranmaz; belgeyi kimin oluşturduğu imza ve tanık delilleriyle saptanır.
9.İddianamede yer alan her suç hakkında karar verilmelidirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/2360 · K. 2025/7544 ·
Dava şartı olan mütalaa ve dayanağı vergi suçu raporu sahte fatura kullanma suçuna ilişkinken, iddianamede hem düzenleme hem kullanma yer almış, ilk derece mahkemesi düzenleme suçundan hüküm kurmuştu. Bölge Adliye Mahkemesi düzenleme suçu bakımından usulüne uygun mütalaa bulunmadığından davanın düşmesine karar verdi. Daire, iddianame içeriğinden sanık hakkında kullanma suçundan da kamu davası açıldığının ve bu suç hakkında karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesini usul ve yasaya aykırı buldu. Kararda ayrıca, suça konu faturaların katma değer vergisi beyannamesinde kullanılması nedeniyle suç tarihinin beyanname tarihi olarak kabul edildiği belirtildi.
Sonuç: Mütalaa yalnız bir suça ilişkin olsa da iddianamedeki diğer suç hakkında karar verilmelidir; kullanma suçunda suç tarihi, faturanın beyannameye girdiği tarihtir.
10.Mali müşavirin iştiraki kesin delille kanıtlanmadıkça beraat verilirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2026/37 · K. 2026/4332 ·
İlk derece mahkemesi, sanığın diğer sanıklarla fikir ve irade birliği içinde hareket ettiği kabulüyle sahte belge düzenleme suçundan mahkûmiyetine karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise mali müşavir olan sanık yönünden beraat kararı vermişti. Daire, tüm dosya kapsamından sanığın sahte belge düzenleme suçuna iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen görüşüne katılmadı; katılan vekili ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarını reddetti ve hükmü yalnız vekâlet ücreti yönünden düzelterek onadı.
Sonuç: Meslek ilişkisi ve tanışıklık iştirak için yeterli değildir; kesin delil yoksa beraat kararı ayakta kalır.
11.Vergi tekniği raporu ve mütalaa varsa iddianame iade edilemezYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/4528 · K. 2025/7100 ·
Asliye ceza mahkemesi, şüphelilerin faturaları kendilerinin düzenlemediğini söylemesi üzerine imza incelemesi yapılmadığı ve şirket yönetimine fiilen katılıp katılmadıklarının araştırılmadığı gerekçesiyle iddianameyi iade etmiş, itiraz mercii de itirazı reddetmişti. Daire, dava açma görevinin ve suçun hukuki nitelendirmesinin Cumhuriyet savcısına ait olduğunu; 2019-2022 takvim yılları için sahte belge düzenleme ve defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçlarından vergi tekniği raporu ile vergi suçu raporu düzenlendiğini ve dosyada dava şartı olan mütalaanın bulunduğunu saptayarak kamu davası açılması için yeterli şüphenin gerçekleştiğini, iade gerekçelerinin CMK m. 174/1-b anlamında suçun sübutuna doğrudan etki edecek nitelikte olmadığını belirtti.
Sonuç: Rapor ve mütalaa dosyadaysa eksik araştırma gerekçesiyle iddianame iade edilemez; delil tartışması yargılamaya aittir.
12.Aynı vergilendirme dönemi içinde de zincirleme suç uygulanırYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/4393 · K. 2026/4066 ·
Uyarlama yargılamasında mahkeme, eylemin tek takvim yılı içinde işlendiği gerekçesiyle TCK m. 43'ün uygulanmasına yer olmadığına ve ödeme yapılmadığından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmayacağına karar vermişti. Daire, 7394 sayılı Kanun'la eklenen fıkraya göre aynı vergilendirme dönemi içerisinde farklı tarihlerde birden fazla sahte belge düzenlenmesi hâlinde de zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini; ayrıca sanığın sunduğu vadesi geçmiş borcu bulunmadığına dair vergi dairesi yazısı karşısında etkin pişmanlık yönünden ilgili vergi dairesinden araştırma yapılması gerektiğini belirtti. Kararda, uyarlama yargılaması sonucu tayin olunan cezanın kazanılmış hak oluşturmayacağı da vurgulandı.
Sonuç: Zincir tek yıl içinde de kurulur; ödeme iddiası araştırılmadan etkin pişmanlık reddedilemez.
13.Farklı mükellefiyetlere ait eylemler zincirleme suç sayılmazYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/4449 · K. 2026/4323 ·
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, hükümlünün iki ayrı şirket üzerinden düzenlediği sahte faturalar bakımından zincirleme suç hükümlerinin uygulanarak tek ceza belirlenmesini ve önceki cezanın mahsubunu istemişti. Daire istemi esastan reddetti: farklı mükellefiyet kayıtları bulunan şirketlere ait faturaların sahte olarak düzenlenmesi biçimindeki eylemler birbirinden bağımsızdır ve şirket ya da mükellefiyet sayısınca suç oluşturur; bu nedenle farklı mükellefiyetlere ait eylemler zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilemez.
Sonuç: Zincirleme suçun sınırı mükellefiyettir; ayrı şirketler üzerinden işlenen fiiller ayrı suçlardır.
14.Mütalaa yoksa beraat değil düşme kararı verilirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/2476 · K. 2026/2179 ·
Sahte fatura düzenleme iddiasıyla açılan davada mahkeme beraat kararı vermişti. Daire, 213 sayılı Kanun m. 367'ye göre dava şartı olan mütalaanın bulunmadığı hâlde CMK m. 223/8 uyarınca düşme kararı verilmesi gerekirken beraat hükmü kurulmasını hukuka aykırı buldu. Zamanaşımının kovuşturmaya engel olduğunu saptayan Daire, hükmü bozarak kamu davasının düşmesine karar verdi.
Sonuç: Dava şartı gerçekleşmeden esas hakkında karar verilmez; eksiklik beraatle değil düşmeyle sonuçlanır.
15.Mütalaayı kimin verebileceği suç tarihindeki metne göre belirlenirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2025/2487 · K. 2026/3800 ·
Mahkeme, sahte belge düzenleme ve defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçlarından açılan davada dava şartı olan mütalaanın bulunmadığı gerekçesiyle düşme kararı vermişti. Daire, 213 sayılı Kanun'un 367. maddesinin 6009 sayılı Kanun'la değiştirilmeden önceki metnini uygulayarak, o dönemde maliye müfettişleri, hesap uzmanları ve gelirler kontrolörlerinin doğrudan doğruya mütalaa vermeye yetkili olduklarını; vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporuna istinaden düzenlenen suç duyurusu yazılarının dava şartı niteliğindeki mütalaa olarak geçerli sayılması gerektiğini belirterek mütalaa yokluğundan düşme kararı verilmesini yasaya aykırı buldu. Hüküm, gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle bozuldu ve kamu davasının düşmesine karar verildi.
Sonuç: Mütalaanın geçerliliği, suç tarihinde yürürlükte olan m. 367 metnine göre değerlendirilir.
Sık sorulan sorular
Sahte fatura düzenleme ve kullanma suçunun cezası nedir?
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin (b) bendine göre belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler ya da bu belgeleri kullananlar üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kanun bu bentte adlî para cezasını seçenek yaptırım olarak öngörmez. Fiil birden fazla kez işlenmişse Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi uyarınca ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Sahte belge ile muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge arasındaki fark nedir?
Fark, arkasında gerçek bir işlem bulunup bulunmamasıdır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı hâlde bunlar varmış gibi düzenlenen belge sahte belgedir ve 213 sayılı Kanun'un 359. maddesinin (b) bendine girer; cezası üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muameleyi mahiyet veya miktar itibarıyla gerçeğe aykırı yansıtan belge ise muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgedir ve (a) bendine girer; cezası on sekiz aydan beş yıla kadar hapistir.
Vergi dairesinin mütalaası olmadan dava açılabilir mi?
Hayır. 213 sayılı Kanun'un 367. maddesi, 359. maddedeki suçların işlendiğinin tespiti hâlinde rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesini zorunlu tutar ve kamu davasının açılmasını inceleme neticesinin bildirilmesine bağlar. Bu bir şikâyet değil dava şartıdır. Mütalaa yoksa mahkeme esas hakkında karar veremez: Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 8. fıkrasına göre şartın gerçekleşmeyeceği anlaşılmışsa davanın düşmesine, şart henüz gerçekleşmemiş ama gerçekleşmesi bekleniyorsa durma kararına hükmedilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, mütalaa yokluğunda düşme kararı verilmesi gerekirken beraat hükmü kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Bu suç şikâyete tabi mi, şikâyetten vazgeçilebilir mi?
Suç şikâyete tabi değildir; soruşturma resen yürütülür ve vazgeçilecek bir şikâyet bulunmaz. Şikâyete bağlı olmadığı için Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesindeki altı aylık şikâyet süresi de işlemez. Bunun yerine 213 sayılı Kanun'un 367. maddesindeki mütalaa şartı vardır; bu şart idari bir makamın bildirimine bağlıdır ve tarafların iradesiyle ortadan kalkmaz.
Sahte fatura suçunda uzlaştırma mümkün mü?
Hayır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde uzlaştırma kapsamına giren suçlar Türk Ceza Kanunu içinden tek tek sayılmıştır; 213 sayılı Kanun'daki suçlar bu sayımda yer almaz. Diğer kanunlarda yer alan suçlarda uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için kanunda açık hüküm bulunması gerekir ve 213 sayılı Kanun'da böyle bir hüküm yoktur. Suç şikâyete bağlı olmadığı için maddenin birinci fıkrasının (a) bendi de uygulanmaz.
Davaya hangi mahkeme bakar ve zamanaşımı ne kadardır?
Davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Görev belirlenirken suçun kanunda yer alan cezasının üst sınırı esas alınır; 359. maddenin (b) bendinde üst sınır sekiz yıl olduğu için ağır ceza mahkemesinin on yıllık ölçütü aşılmaz ve suç 5235 sayılı Kanun'un 12. maddesinde adıyla sayılan suçlar arasında da yer almaz. Dava zamanaşımı, (b) bendindeki suçlar için on beş yıl, (a) bendindeki suçlar için sekiz yıldır.
Vergiyi ödersem ceza iner mi?
İner. 7394 sayılı Kanun'la 359. maddeye eklenen fıkraya göre tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammı soruşturma evresinde ödenirse ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenirse üçte bir oranında indirilir. Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen ceza bulunmayan durumlarda indirim yarı oranındadır. Ödemenin hangi evrede yapıldığı indirim oranını doğrudan belirler.
Bu suçta hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün mü?
359. maddenin (b) bendinde temel cezanın alt sınırı üç yıldır. Yalnız takdiri indirim uygulandığında ceza en fazla altıda bir oranında inebileceği için iki yıl altı ayda kalır ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ertelemenin iki yıllık eşiğinin üstündedir. Eşiğe ancak etkin pişmanlık indirimiyle inilir: ödeme soruşturma evresinde yapılırsa ceza bir yıl altı aya, kovuşturma evresinde yapılırsa iki yıla düşer. Bu hesap zincirleme suç hükümleri uygulanmayan dosyalar içindir; Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesinin 5. fıkrası uyarınca zincirleme suç artırımı etkin pişmanlık indiriminden önce yapıldığı için, artırım uygulanan dosyalarda sonuç ceza eşiğin üstünde kalır. Geri bırakma kararını mahkeme verir ve denetim süresi beş yıldır.
Her takvim yılı için ayrı ceza mı verilir?
Hayır. 7394 sayılı Kanun'la 359. maddeye eklenen fıkraya göre bu maddedeki suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi uygulanır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu hüküm uyarınca tek bir mahkûmiyet hükmü kurulmasını ve artırımın bir kez yapılmasını aramaktadır. Aynı Daireye göre farklı mükellefiyetlere ait eylemler ise birbirinden bağımsızdır ve ayrı suç oluşturur.
Şirket adına düzenlenen faturada ceza kime verilir?
213 sayılı Kanun'un 333. maddesinin son fıkrasına göre 359. maddede yazılı fiillerin işlenmesi hâlinde öngörülen cezalar, bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunur. Ceza kâğıt üzerindeki temsilciye kendiliğinden verilmez; fiili kimin gerçekleştirdiği araştırılır. Vergi cezaları bakımından ise aynı maddenin ilk fıkrası uyarınca ceza tüzel kişi adına kesilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, işleri vekâletle yürüttüğünü savunan sanık bakımından vekâletnamenin dosyaya getirtilmesini istemektedir.
Muhasebeci sahte faturadan sorumlu tutulur mu?
Kendiliğinden sorumlu tutulmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, mali müşavir olan sanık bakımından tüm dosya kapsamından sahte belge düzenleme suçuna iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğini belirterek beraat hükmünü yerinde bulmuştur. Meslek ilişkisinin ve tanışıklığın varlığı tek başına iştirak delili sayılmamakta; sanığın savunmasında adı geçen muhasebecinin çekinme hakkı hatırlatılarak tanık olarak dinlenmesi aranmaktadır.
Pişmanlık dilekçesi vermek suçu ortadan kaldırır mı?
Koşulları eksiksiz sağlanmışsa evet. 213 sayılı Kanun'un 359. maddesine göre 371. maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler hakkında 359. madde hükmü uygulanmaz. 371. madde bunun için ihbar bulunmamasını, dilekçenin vergi incelemesine başlanmasından ve kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce verilmiş olmasını, eksik beyanın on beş gün içinde tamamlanmasını ve ödenmemiş verginin gecikme zammı oranında bir zamla birlikte on beş gün içinde ödenmesini arar. Koşullardan biri eksikse hüküm uygulanmaz.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Taahhüdü ihlal suçu (2004 sayılı Kanun m. 340)
- Bakaya ve firar suçları (1632 sayılı Kanun m. 63-66)
- Orman Kanunu suçları (6831 sayılı Kanun m. 91-93)
- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu suçları (2863 sayılı Kanun m. 65-74)
- Terörle Mücadele Kanunu suçları (3713 sayılı Kanun m. 7)
- Marka hakkına tecavüz suçu (6769 sayılı Kanun m. 30)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.