Sebepsiz zenginleşme: şartlar, yanlış hesaba gönderilen para, ispat ve zamanaşımı
Yayın tarihi:
Bir kişinin malvarlığı, haklı bir sebep olmadan başka birinin malvarlığı aleyhine artmışsa Türk Borçlar Kanunu bu artışın geri verilmesini ister. Bu rehber, sebepsiz zenginleşme davasının şartlarını, sözleşme ilişkisiyle sınırını, yanlış IBAN'a veya başkasının hesabına gönderilen paranın kimden ve nasıl istenebileceğini, havale ve EFT'de ispat yükünü, iki ve on yıllık zamanaşımı sürelerini, iadenin kapsamını, faizi, görevli mahkemeyi ve kanun yolunu anlatır.
Kısaca
Haklı bir sebep olmadan başkasının malvarlığından zenginleşen kişi, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Yanlış hesaba gönderilen para, geçersiz bir sözleşme için yapılan ödeme ya da dayanağı sonradan ortadan kalkan ödeme bu kapsama girebilir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi varsa uyuşmazlık kural olarak sözleşme hükümlerine göre çözülür. Geri isteme hakkı kural olarak, hak sahibinin bunu öğrenmesinden başlayarak iki yılda, her hâlde zenginleşmeden başlayarak on yılda zamanaşımına uğrar. Geçersiz (harici) taşınmaz satışı veya satış vaadi için ödenen bedelin iadesinde ise Yargıtay, taraflar arasında geçersiz de olsa bir sözleşme bulunduğu için on yıllık zamanaşımını uygular. Dava kural olarak asliye hukuk mahkemesinde açılır.
İlgili rehberler: Satış vaadi sözleşmesi: noterde düzenleme şekli, tapuya şerh ve vaade dayalı tescil davası
Bu sayfada
- Kısaca
- Dava, süre ve usul
- Sebepsiz zenginleşme nedir, Türk Borçlar Kanunu m. 77 hangi durumları kapsar?
- Sebepsiz zenginleşme davasının şartları nelerdir?
- Taraflar arasında sözleşme varken sebepsiz zenginleşme davası açılabilir mi?
- Borç olmadığı hâlde yapılan ödeme hangi koşulla geri istenir (Türk Borçlar Kanunu m. 78)?
- Yanlış IBAN'a veya başkasının hesabına gönderilen para kimden geri istenir?
- Sebepsiz zenginleşme davasında ispat yükü kimdedir, havale ve EFT açıklaması neyi değiştirir?
- Sebepsiz zenginleşmede zamanaşımı ne zaman başlar (Türk Borçlar Kanunu m. 82)?
- Ne kadar geri verilir: iyiniyetli ve kötüniyetli zenginleşenin sorumluluğu ve faiz
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Dava, süre ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Görevli mahkeme
Kural olarak asliye hukuk mahkemesi. Sebepsiz zenginleşmenin kendine özgü bir görev kuralı yoktur; görev, zenginleşmenin doğduğu ilişkiye göre belirlenir. Uyuşmazlık TTK m. 4/1'e göre ticari dava sayılıyorsa (her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgiliyse ya da tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın maddede sayılan düzenlemelerden doğuyorsa) asliye ticaret mahkemesi, tüketici işlemi veya tüketiciye yönelik bir uygulamadan doğuyorsa tüketici mahkemesi, kira ilişkisinden doğuyorsa sulh hukuk mahkemesi görevlidir. İşçi ile işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemesi görevlidir. Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu, iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda da (ör. yersiz ödenen aylığın geri istenmesi) iş mahkemesi görevlidir; idari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar bunun dışındadır.
- Yetkili mahkeme
Davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi (genel yetki). Tüketici davaları tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir.
- Dava şartı
Kural olarak dava şartı arabuluculuk yoktur; sebepsiz zenginleşme, arabulucuya başvurmayı dava şartı yapan listelerde ayrıca sayılmaz ve arabulucuya başvurmak isteğe bağlıdır. İstisnalar: uyuşmazlık konusu bir miktar para olan ticari dava ise, tüketici mahkemesinde görülüyorsa (kanundaki istisnalar dışında), kira ilişkisinden, Kat Mülkiyeti Kanunundan veya komşu hakkından kaynaklanıyorsa ya da işçi veya işveren alacağı niteliğindeyse dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.
- Süre ve zamanaşımı
Hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl, her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yıl (zamanaşımı). Zenginleşme davalının bir alacak hakkı kazanması yoluyla gerçekleşmişse, istem hakkı zamanaşımına uğrasa bile bu borcun ifasından her zaman kaçınılabilir. Talep sözleşmeden doğuyorsa sözleşmenin tabi olduğu zamanaşımı uygulanır; kanunda aksine hüküm yoksa bu süre on yıldır. Geçersiz (harici) taşınmaz satışı veya satış vaadi nedeniyle ödenen bedelin iadesinde Yargıtay, taraflar arasında geçersiz de olsa bir sözleşme bulunduğu için on yıllık zamanaşımını uygular; bu süre, bedelin ödendiği tarihte değil, tapuda devir (ferağ) ümidinin kesildiği ya da devrin olanaksız hâle geldiği tarihte başlar. Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim onu kendiliğinden gözetemez.
Dayanak: TBK m. 82, m. 146, m. 161
- Yargılama usulü
Asliye hukuk mahkemesinde yazılı yargılama usulü; sebepsiz zenginleşme davası HMK m. 316'daki basit yargılama hâlleri arasında sayılmaz. Sulh hukuk mahkemesinin görevine giren (kira ilişkisinden doğan) davalar, tüketici mahkemesinde görülen davalar, iş mahkemesinde görülen davalar ve TTK m. 4/2'deki parasal sınırı geçmeyen ticari davalar basit yargılama usulüne tabidir.
Dayanak: HMK m. 316/1; 6502 sayılı Kanun m. 73/4; TTK m. 4/2; 7036 sayılı Kanun m. 7/1
- Harç
Nispi harç: dava konusu bir miktar para olduğundan karar ve ilam harcı değer üzerinden alınır; karar ve ilam harcının dörtte biri peşin, kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı davalar harçtan muaftır.
Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15, m. 28/a, (1) sayılı tarife (A) III-1/a; 6502 sayılı Kanun m. 73/2
- Kanun yolu
İlk derece kararına karşı istinaf; m. 341/2'deki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz; kural olarak m. 362/1-a'daki temyiz sınırını geçmeyen kararlar temyiz edilemez. Bu bent, istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâli yönünden Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiştir. 31/7/2026'dan beri m. 362/3'e göre istinaf başvurusu kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında karar verilmişse, kabul ya da reddedilen kısım m. 341/2'deki sınırı aşıyorsa karar temyiz edilebilir; m. 362/1-a'daki temyiz sınırının altında kalan bu kararlarda ilk derece kararıyla aradaki fark m. 341/2'deki sınırı geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Sınırlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır; davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.
Sebepsiz zenginleşme nedir, Türk Borçlar Kanunu m. 77 hangi durumları kapsar?
Sebepsiz zenginleşme, sözleşme ve haksız fiilin yanında borç kaynaklarından biridir; Hukuk Genel Kurulu borçların kaynağını sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ya da bir kanun hükmü olarak saymıştır. (Yargıtay HGK, E. 2020/338)1 TBK m. 77/1'e göre haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Maddenin ikinci fıkrası, yükümlülüğün özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan, gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğacağını söyler. Sebepsiz zenginleşme davası, bu geri verme borcunun mahkeme kararıyla istenmesidir.
Hukuk Genel Kurulu bu üç hâli ayrı ayrı açıklamıştır. İlk hâl, zenginleşmenin geçerli olmayan bir sebebe dayandığı hâldir; hukuki sebebin hiç bulunmaması ya da zenginleşmeye esas olan işlemin kurulamaması, eksik veya geçersiz kurulması bu gruptadır. İkinci hâlde bir edim, gelecekteki bir olayın gerçekleşme ihtimaline binaen ifa edilmiş ve bu olay gerçekleşmemiştir. Üçüncü hâlde kazandırma yapıldığında geçerli bir sebep bulunmasına rağmen bu sebep sonradan ortadan kalkmıştır; bu durumda da iade istenebilir. (Yargıtay HGK, E. 2017/157)2 Bu karar mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 61. maddesine göre verilmiştir; bugünkü karşılığı TBK m. 77'dir.
Kanun ayrıca özel bir hâli, borç olmayan bir edimin ifasını TBK m. 78'de düzenler. Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmesinden kaynaklanan zenginleşmeler ise geri istenemez (TBK m. 78/2). TBK m. 81'e göre hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey de geri istenemez; açılan davada hâkim bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir.
Rehberdeki kararlarda sebepsiz zenginleşme şu durumlarda gündeme gelmiştir: 1) başkasının hesabına gönderilen para,2 (Yargıtay 3. HD, E. 2021/3174)3 2) geçersiz bir sözleşme için yapılan ödemeler, (Yargıtay 3. HD, E. 2023/2784)4 3) dayanağı sonradan ortadan kalkan kazandırmalar, (Yargıtay 3. HD, E. 2024/1595)5 4) kurum veya kişilere yanlışlıkla yapılan fazla ödemeler. (Yargıtay 3. HD, E. 2026/2710)6 (Yargıtay HGK, E. 2015/536)7 Hukuk Genel Kurulu, borcun sözleşmeden mi yoksa sebepsiz zenginleşmeden mi doğduğunu uyuşmazlığın çözümünde ayırıcı unsur saymıştır; bu ayrım zamanaşımını ve faizin başlangıcını değiştirir.1 (Yargıtay HGK, E. 2017/868)8
Sebepsiz zenginleşme davasının şartları nelerdir?
Yargıtay kararlarında sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için 1) bir tarafın zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, 2) zenginleşme ile fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve 3) zenginleşmenin hukuken geçerli, haklı bir sebebe dayanmaması aranır.1 (Yargıtay 3. HD, E. 2024/370)9 Hukuk Genel Kurulu 2024 tarihli kararında bunları dördüncü bir koşulla birlikte saymıştır: çoğalmanın sebepsiz zenginleşme kuralları dışında özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır; böyle bir imkân varsa özel kurallar uygulanır. (Yargıtay HGK, E. 2022/1124)10 Bu karar oy çokluğuyla verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu, şartların içinde en önemlisinin zenginleşenin malvarlığındaki artışın haklı bir sebebe dayanmaması olduğunu birden fazla kararında tekrarlamıştır.2 (Yargıtay HGK, E. 2024/250)11 2025 tarihli kararda, sigorta sözleşmesinde tazminatın yabancı para üzerinden ödenmesi kararlaştırılmışken sigortalının döviz üzerinden talepte bulunmasının sebepsiz zenginleşme yaratacağı görüşü benimsenmemiştir; Kurula göre talep sözleşmeye uygun olduğundan sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez.11 Bu karar aşamalıdır: Kurul birinci uyuşmazlıkta direnmeyi yerinde bulmuş, bilirkişi raporuna ilişkin ikinci uyuşmazlıkta ise kararı bozmuştur.
Fakirleşme şartı da ayrıca aranır. Hukuk Genel Kurulu, tapuda eksik yüzölçümüyle kayıtlı bir taşınmazı aynı yüzölçümüyle devralıp aynı yüzölçümüyle satan davacının, yüzölçümü sonradan düzeltilse bile fakirleşmediğini kabul etmiştir; Kurula göre fakirleşen, taşınmazı gerçek miktarından küçük kayıtla ilk satan maliktir.10 Aynı karar, sebepsiz zenginleşmeye dayanan iade talebinin şahsi nitelikte olduğunu ve iktisapta bulunanın kusuruna ihtiyaç göstermediğini de belirtmiştir.10
3. Hukuk Dairesi, sebepsiz zenginleşme davası açılabilmesi için malvarlıkları arasında doğrudan bir ilişkinin, yani bir malvarlığı kaymasının bulunmasını da aramaktadır. Şirket çalışanlarının şirket hesabından kendi satın aldıkları araçların bedelini satıcıya gönderdiği olayda Daire, aracı teslim ederek edimini ifa eden satıcı ile şirket arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını, sebepsiz zenginleşmeden söz edilecekse bunun ancak şirket ile çalışanları arasında olabileceğini kabul etmiştir.3
Taraflar arasında sözleşme varken sebepsiz zenginleşme davası açılabilir mi?
Hukuk Genel Kurulu'na göre sebepsiz zenginleşme ikincil (tali) niteliktedir: malvarlığındaki azalmanın başka asli nitelikteki davalarla önlenmesi mümkünse sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Aynı olayda ayni haktan, zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri bir ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talep ileri sürülebiliyorsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanmaz.18 Kurul 2024 tarihli kararında da ayni haktan doğan bir iade talebi veya sözleşmeye dayanan bir ifa talebi varken sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir iade talebinin söz konusu olmayacağını tekrarlamıştır.10
Bu ayrımın somut sonucu zamanaşımında görülür. Danışmanlık hizmeti sözleşmesi ilişkisi içinde yapılan bir ödemenin geri istendiği dosyada Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasında sözleşme ilişkisi varken uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme kurallarına göre değil sözleşme hukuku çerçevesinde çözülmesi gerektiğini belirtmiş; sebepsiz zenginleşmenin kısa zamanaşımı yerine sözleşmeye dayalı on yıllık sürenin uygulanması gerektiğine karar vermiştir.1 Karar mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'na göre verilmiştir (m. 66'daki bir ve on yıllık süre, m. 125'teki on yıllık süre); bugünkü karşılıkları TBK m. 82 ve m. 146'dır.
Aynı ayrım faizin başlangıcını da değiştirir. Hakedişlerden yapılan kesintilerin geri istendiği dosyada Hukuk Genel Kurulu, kesintiler sözleşmelere dayandığından borcun kaynağının sebepsiz zenginleşme değil sözleşme olduğunu, bu nedenle ihtarla temerrüde düşürülmeyen davalıdan kesinti tarihlerinden takip tarihine kadar işlemiş faiz istenemeyeceğini kabul etmiştir.8 Bu karar da 818 sayılı Kanun döneminde verilmiştir (m. 101); bugünkü karşılığı TBK m. 117'dir.
Talilik, geçersiz bir sözleşme için yapılan ödemenin geri istenmesine engel değildir; burada geçerli bir sözleşme olmadığından iade sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanır. 3. Hukuk Dairesi'ne göre geçersiz sözleşme nedeniyle verilenlerin geri istenmesi TBK m. 77 ve devamı maddeleri çerçevesinde çözülür.4 Daire bu ölçütü, geçersiz bir taşınmaz satış sözleşmesi uyarınca ödendiği ileri sürülen bedellerin iadesi davasında uygulamıştır.4 İade sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayansa da bu davalarda zamanaşımı iki yıl değildir: 3. Hukuk Dairesi, taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme bulunduğu için harici taşınmaz satışında ödenen bedelin iadesi davasını on yıllık zamanaşımına tabi saymıştır. (Yargıtay 3. HD, E. 2025/1328)12 Satış vaadi sözleşmesine özgü yönler ise ayrı bir rehberin konusudur.
Borç olmadığı hâlde yapılan ödeme hangi koşulla geri istenir (Türk Borçlar Kanunu m. 78)?
TBK m. 78/1, borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimsenin bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceğini söyler. Hukuk Genel Kurulu bu hükmü üç unsura ayırmıştır: 1) borcun ifası amacıyla ödeme yapılması, 2) gerçekte ödenmesi gereken bir borcun bulunmaması, 3) ödemeyi yapanın yanılarak kendisini borçlu sanması. (Yargıtay HGK, E. 2017/1308)13 Yanılma ispatının yükü ödemeyi yapandadır; bu, kanunun kendi lafzından okunur.
Kanunun lafzına göre hüküm, borçlanılmamış edimin "kendi isteğiyle" yerine getirildiği hâllere ilişkindir. İmzası kendisine ait olmadığı anlaşılan bir kredi sözleşmesi nedeniyle bankaya ödeme yapan kişinin olayında Hukuk Genel Kurulu, ödemenin kullanılmak istenen kredi bedelinden tahsilat yapılmaması ve kamulaştırma bedeline bloke konulmaması amacıyla yapıldığını, ödeyenin kendisini borçlu sanarak ödeme yapmadığını kabul etmiş; bu somut olayda TBK m. 78/1'in uygulanma yeri bulunmadığına karar vermiş ve ödenen paranın bankadan tahsiline ilişkin kabul kararını onamıştır.13 Karar olayına bağlıdır ve genel bir kural koymaz.
TBK m. 78/3'e göre borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır.
Yanlış IBAN'a veya başkasının hesabına gönderilen para kimden geri istenir?
Yanlış hesaba gönderilen paranın geri istenmesinde ilk soru, paranın kimin malvarlığına geçtiğidir. Belgesi olmadan bir kamu kurumunun hesabına aidat yatıran avukatın iade istediği dosyada 3. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemini reddederken talebin muhatabının, ödemelerin gönderildiği hesabın sahibi olan Bakanlık olduğunu kabul etmiştir.6 Bu karar ilk derece mahkemesinin kesin kararını değiştirmemiştir. IBAN'ın yanlış yazıldığı ileri sürülerek paranın bankadan ve parayı hesabına alan kişiden istendiği bir tazminat davasında ilk derece mahkemesi, parayı alan davalıyı tutarın tamamından sorumlu tutmuştur. Kararı davacı ile banka temyiz etmiş; 11. Hukuk Dairesi bankanın sorumluluğunu kusur oranıyla sınırlamıştır. (Yargıtay 11. HD, E. 2020/797)14
Hesap sahibi parayı bir karşılık vererek almışsa durum değişir. Dolandırıcının yönlendirmesiyle bir döviz bürosunun hesabına para yatırıldığı ve büronun bu tutar kadar döviz sattığı olayda Hukuk Genel Kurulu, davalının ceza davasında dolandırıcılık eylemine katılmadığı ve dolandırıcıyla ilgisi tespit edilemediği gerekçesiyle beraat ettiğini de gözeterek, satış yaptığı dövizin karşılığını aldığını, malvarlığındaki artışın haklı bir sebebe dayandığını ve sebepsiz zenginleşmediğini kabul etmiştir.2 Bu karar 818 sayılı Kanun'un 61-62. maddelerine göre verilmiştir; bugünkü karşılıkları TBK m. 77-78'dir. 3. Hukuk Dairesi de başkasının hesabından ödenen bedel karşılığında aracı teslim eden satıcının zenginleşmediğini kabul etmiştir.9 Şirket hesabından ödenen araç bedelleri olayında da aynı sonuca varılmış; Daire, satıcının çalışanlarla suçta el ve işbirliği yaptığına dair bilgi ve belge bulunmadığını da belirtmiştir.3 Bu kararlara göre istem, parayı karşılığında edim vererek alan ve haksız eyleme katılmadığı anlaşılan hesap sahibine değil, gerçekten zenginleşen kişiye yöneltilmelidir.
Davacının iddiasına göre EFT talimatında alıcının adı doğru, IBAN'ı yanlış yazılmıştı. Bu dosyada bankanın sorumluluğu bankacılık işleminden doğan tazminat istemi olarak incelenmiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2015/666)15 11. Hukuk Dairesi, alıcı bankanın IBAN ile alıcı bilgilerini doğrulama zorunluluğu olup olmadığının ve IBAN'ı yanlış yazan gönderenin müterafik kusurunun bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiyle belirlenmesi gerektiğini, tüm kusurun bankaya verilemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur.15 Aynı dosyada bozmadan sonra verilen kararda Daire, bankanın zararın oluşmasında %50 kusurlu olduğu belirlendiğine göre parayı hesabına alan davalının ödemek zorunda olduğu tutarın %50'sinden müteselsilen sorumlu olması gerektiğini belirterek hükmü yeniden bozmuştur.14 İkinci karar oy çokluğuyla verilmiştir. Bu iki karar tek bir dosyanın aşamalarıdır; bankanın yanlış IBAN'daki sorumluluğu için yerleşik bir çizgi kurmaz.
Dolandırıcılık sonucu yapılan transferlerin ceza hukuku yönü bu rehberin konusu değildir. Hukuk yönünden belirleyici olan, paranın hangi malvarlığında haklı bir sebep olmadan kaldığıdır.23
Sebepsiz zenginleşme davasında ispat yükü kimdedir, havale ve EFT açıklaması neyi değiştirir?
HMK m. 190/1'e göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraftadır. Kanuni bir karineye dayanan taraf yalnız karinenin temelini oluşturan vakıayı ispatlar; karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir (HMK m. 190/2). HMK m. 190/1'deki genel kural uyarınca, sebepsiz zenginleşmenin şartlarına dayanarak iade isteyen davacı bu şartları oluşturan vakıaları kural olarak ispat eder; zenginleşenin, zenginleşmenin elinden çıktığını ispatlaması gibi kanunun yükü karşı tarafa verdiği hâller saklıdır (TBK m. 79/1).
Banka havalesi ve EFT ile gönderilen parada 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik ölçütü havale karinesidir: havale bir ödeme vasıtasıdır ve mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine vardır; havalenin borç ödemekten başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havaleci bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (Yargıtay 3. HD, E. 2023/2191)164 Açıklama yazılmadan gönderilen para için Daire, havalenin bir ödeme vasıtası olduğunu ve borcun ödendiğini gösterdiğini kabul etmektedir; karinenin aksini gönderen ispat etmelidir. (Yargıtay 3. HD, E. 2025/4738)17
Dekonttaki açıklama bu tabloyu etkileyebilir. "Ortaklık mukavelesi için gönderilen" açıklamasıyla yapılan havalede 3. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesi kararını onarken davalının para karşılığında şirket payının devredildiğini ileri sürmediğini gözeterek, ödenen bedelden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sorumlu olduğunu kabul etmiştir.16 Açıklamanın ispat yükünü karşı tarafa geçirdiği yönündeki genel cümle bölge adliye mahkemesi gerekçesindedir; Daire kararı bu olayın dekont açıklamasına dayanır.
Ödemenin bir hukuki işleme, örneğin bir satışa dayandığı ileri sürülüyorsa senetle ispat kuralı gündeme gelir: HMK m. 200/1'deki parasal sınırı aşan hukuki işlemler senetle ispat olunur; bu sınır HMK ek m. 1 uyarınca her yıl yeniden değerlenir. Senetle ispat zorunluluğu olan hâllerde delil başlangıcı varsa tanık dinlenebilir (HMK m. 202/1). Açıklamasız havaleyle yapılan ödemelerin bir taşınmaz satışı için gönderildiğinin ileri sürüldüğü dosyada 3. Hukuk Dairesi, davacının sunduğu mesajlaşmaların davalı tarafından gönderilip gönderilmediğinin tespit edilmesini, davalıdan geldiği anlaşılırsa bunların yazılı delil başlangıcı kabul edilerek tanıkların dinlenmesini istemiş ve kararı bozmuştur.17
Para sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişilerin hesabına gönderilmişse, paranın o sözleşme için gönderildiğini gönderen ispatlamak zorundadır. 3. Hukuk Dairesi, sözleşmede taraf olmayan davalılara satış bedelinin bakiyesinin ödendiği iddiasının ispat edilemediğini ve davacının yemin deliline açıkça dayanmadığını gözeterek bu davalılar yönünden davanın reddini onamıştır.4 TBK m. 78/1 hâlinde ise ödeyenin kendisini borçlu sanarak ödediğini ispatlaması gerekir.13
Sebepsiz zenginleşmede zamanaşımı ne zaman başlar (Türk Borçlar Kanunu m. 82)?
TBK m. 82/1'e göre sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. 3. Hukuk Dairesi bu iki süreyi, biri iki yıllık kısa, sübjektif ve nispi, diğeri on yıllık uzun, objektif ve mutlak süre olarak nitelendirmiştir. (Yargıtay 3. HD, E. 2025/4218)18
İki yıllık sürenin başlangıcı için 3. Hukuk Dairesi, hak sahibinin malvarlığındaki eksilmeye yol açan işlemi ve sebepsiz zenginleşeni tam olarak öğrendiği tarihi esas almaktadır.5 Aleyhine zenginleşilen bir tüzel kişiyse zamanaşımı, dava açmaya emir vermeye yetkili organın, yani o makamdaki kişinin ya da kurulun durumu öğrenmesiyle başlar; Daire, yetkili organın öğrenmesinden iki yıl geçtikten sonra açılan davanın reddini bu gerekçeyle onamıştır.5
Önce açtığı tapu iptali ve tescil davası reddedilen davacının sebepsiz zenginleşme davasında 3. Hukuk Dairesi, davacının zenginleşmeyi geri isteme hakkını kesin hüküm niteliğindeki bu kararla öğrendiğini ve davanın iki yıllık süre içinde açıldığını belirtmiş; bölge adliye mahkemesinin Kadastro Kanunu m. 12/3'teki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği yönündeki ret gerekçesini de yerinde bulmayarak kararı bozmuştur.18 Daire bu olayda iki yıllık sürenin başlangıcını önceki kararın kesinleşmesine bağlamıştır. On yıllık süre ise TBK m. 82/1'e göre her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten işler; Daire bu süreyi ayrıca tartışmamıştır.
Talep sözleşmeden doğuyorsa TBK m. 82'deki süre değil sözleşmenin tabi olduğu süre uygulanır; kanunda aksine hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Hukuk Genel Kurulu, sözleşme ilişkisi içinde yapılan bir ödemenin geri istenmesinde sebepsiz zenginleşmenin bir yıllık süresini uygulayan direnme kararını bozmuş ve on yıllık sürenin uygulanması gerektiğine karar vermiştir; karar mülga 818 sayılı Kanun'un 66. ve 125. maddelerine göre verilmiştir (bugün TBK m. 82 ve m. 146).1 Geçersiz bir taşınmaz satışında da kural aynıdır. Harici (adi yazılı) taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istendiği davada 3. Hukuk Dairesi, tarafların verdiklerini haksız iktisap kurallarına göre geri isteyebileceğini, ancak taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme bulunduğundan davanın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu belirtmiş ve aynı yöndeki 07.06.1939 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararını aktarmıştır.12 Daireye göre bu süre satış bedelinin ödendiği tarihte değil, tapuda ferağ ümidinin ortadan kalktığı veya ifanın imkânsız hâle geldiği tarihte başlar; zilyetlik devam ettiği sürece işlemeye başlamaz. Somut olayda Daire, davacının tapu kaydını incelemeye yetkili kişilerden olmadığını ve taşınmazın üçüncü kişiye satışından haberdar olduğunun ispat edilmediğini gözeterek süreyi dava tarihinden başlatmış ve zamanaşımı gerekçesiyle verilen ret kararını bozmuştur.12 Karar 818 sayılı Kanun'un 125. maddesine göre verilmiştir; bugünkü karşılığı TBK m. 146'dır. TBK m. 82/2'ye göre zenginleşme davalının bir alacak hakkı kazanması yoluyla gerçekleşmişse, diğer taraf istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile bu borcu ifadan her zaman kaçınabilir. Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim onu kendiliğinden göz önüne alamaz (TBK m. 161).
Ne kadar geri verilir: iyiniyetli ve kötüniyetli zenginleşenin sorumluluğu ve faiz
TBK m. 79/1'e göre sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür; elden çıkarmayı zenginleşen ispat eder. Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür (TBK m. 79/2).
Hukuk Genel Kurulu, 818 sayılı Kanun döneminde verdiği bir kararda, iyiniyetli zenginleşenin kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında geri vermekle yükümlü olmayacağını; zenginleşme anında veya sonrasında malvarlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını bilen veya bilmesi gereken zenginleşenin ise kötüniyetli sayılacağını açıklamıştır.7 Bu açıklama mülga 818 sayılı Kanun'un 63. maddesine ilişkindir; bugünkü karşılığı TBK m. 79'dur. Aynı kararda Kurul, Sosyal Güvenlik Kurumunun yersiz ödediği aylıkların geri alınmasında, geri verilecek miktarın belirlenmesi yönünden 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesini, iyiniyetli zenginleşenin elinden çıkanı geri vermeyeceğini söyleyen genel hükme göre uygulama önceliği olan özel hüküm saymıştır.7 Karar oy çokluğuyla verilmiştir.
Giderler TBK m. 80'e göre belirlenir: iyiniyetli zenginleşen yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri geri verme isteminde bulunandan isteyebilir; iyiniyetli olmayan zenginleşen zorunlu giderlerini ve yararlı giderlerinden yalnız geri verme zamanında mevcut olan değer artışını isteyebilir. Diğer giderler, iyiniyete bakılmaksızın istenemez.
İade borcunun doğumu ve kapsamı karşılıklı zenginleşme ve fakirleşme olgusuna bağlıdır. Hukuk Genel Kurulu'na göre geri alma hakkı bu zenginleşme ve fakirleşme sonucu doğar; bu olgu gerçekleşmeden geri alma söz konusu edilemeyeceği gibi iade borcunun kapsamı da hak ve borcun doğduğu tarihten önce belirlenemez.10
Faiz için TBK m. 117/2 özel bir kural koyar: sebepsiz zenginleşmede borçlu, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşmüş olur; ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. Borç aslında sözleşmeden doğuyorsa bu kural uygulanmaz; Hukuk Genel Kurulu, sözleşmeye dayanan kesintilerde davalı ihtarla temerrüde düşürülmedikçe kesinti tarihlerinden itibaren faiz istenemeyeceğini kabul etmiştir.8
İlgili mevzuat
MADDE 77- Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.
Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
MADDE 78- Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.
Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.
Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır.
Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 25 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
MADDE 79- Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür.
Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür.
Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
MADDE 80- Zenginleşen iyiniyetli ise, yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri, geri verme isteminde bulunandan isteyebilir.
Zenginleşen iyiniyetli değilse, zorunlu giderlerinin ve yararlı giderlerinden sadece geri verme zamanında mevcut olan değer artışının ödenmesini isteyebilir.
Zenginleşen, iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın, diğer giderlerinin ödenmesini isteyemez. Ancak, kendisine karşılık önerilmezse, o şey ile birleştirdiği ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri geri vermeden önce ayırıp alabilir.
Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
MADDE 81- Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. Ancak, açılan davada hâkim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir.
Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
MADDE 82- Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir.
Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Talilik: sözleşme ilişkisi varken sebepsiz zenginleşme zamanaşımı uygulanmazYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2020/338 · K. 2022/1194 ·
Danışmanlık hizmeti ilişkisi içinde yapılan bir ödemenin geri istendiği dosyada ilk derece mahkemesi sebepsiz zenginleşmenin bir yıllık süresini uygulayarak davayı reddetmişti. Hukuk Genel Kurulu, sebepsiz zenginleşmenin ikincil nitelikte olduğunu, sözleşme ilişkisi varken uyuşmazlığın sözleşme hukukuna göre çözülmesi gerektiğini belirterek on yıllık sürenin uygulanması gerektiğine karar verdi. Karar mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'na göre verildi (m. 61, 66, 125; bugün TBK m. 77, 82, 146).
Sonuç: Sözleşmeden doğan bir talep, sebepsiz zenginleşmenin kısa zamanaşımına tabi tutulamaz.
2.Üç hâl ve karşılığında edim veren hesap sahibiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/157 · K. 2021/672 ·
Dolandırıcının yönlendirmesiyle bir döviz bürosunun hesabına gönderilen paraya konulan bloke, banka sistemindeki bir hata nedeniyle kalktı ve büro parayı çekti; banka parayı sebepsiz zenginleşmeye dayanarak büro sahibinden istedi. Hukuk Genel Kurulu, sebepsiz zenginleşmenin geçerli olmayan, gerçekleşmemiş ve sona ermiş sebep hâllerini açıkladı; davalının bu tutar kadar döviz satıp karşılığını aldığını, zenginleşmesinin haklı bir sebebe dayandığını belirterek davanın reddi gerektiğine karar verdi. Karar 818 sayılı Kanun'un 61-62. maddelerine göre verildi (bugün TBK m. 77-78).
Sonuç: Hesabına gelen parayı bir edim karşılığında alan ve dolandırıcılık eylemine katılmayan kişi, paranın dolandırıcılık sonucu gönderilmiş olması nedeniyle sebepsiz zenginleşmiş sayılmaz.
3.Doğrudan malvarlığı kayması şartıYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2021/3174 · K. 2021/8195 ·
Şirket çalışanları, kendi satın aldıkları araçların bedelini şirket hesabından satıcıya gönderdi; şirket parayı satıcıdan istedi. Daire, sebepsiz zenginleşme davası için malvarlıkları arasında doğrudan bir ilişki, yani malvarlığı kayması bulunması gerektiğini; araçları teslim ederek edimini ifa eden satıcı ile şirket arasında böyle bir ilişki olmadığını, sebepsiz zenginleşme varsa bunun şirket ile çalışanları arasında olabileceğini belirterek kararı bozdu.
Sonuç: Başkasının hesabından gelen parayı kendi edimi karşılığında alan ve haksız eylemde işbirliği bulunmayan satıcıya karşı sebepsiz zenginleşme davası açılamaz.
4.Geçersiz sözleşme ve üçüncü kişi hesabına gönderilen paraYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2023/2784 · K. 2024/849 ·
Harici (geçersiz) taşınmaz satışı için satıcıya para gönderen ve sözleşmede şahit olarak imzası bulunan kişinin talimatıyla iki üçüncü kişinin hesabına da ödeme yaptığını ileri süren davacı, ödemelerin iadesini istedi. Daire, geçersiz sözleşme nedeniyle verilenlerin TBK m. 77 ve devamına göre geri isteneceğini, havalenin borç ödeme karinesi taşıdığını ve aksini havalecinin ispatlayacağını belirtti; sözleşmede taraf olmayan davalılara ödeme yapıldığı ispatlanamadığı ve yemin deliline açıkça dayanılmadığı için bu davalılar yönünden reddi onadı.
Sonuç: Geçersiz sözleşme için ödenen para sebepsiz zenginleşmeye göre istenir; sözleşme dışı kişilere gönderilen paranın bu sözleşme için gönderildiğini davacı ispatlar.
5.Zamanaşımının başlangıcı ve tüzel kişide öğrenmeYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/1595 · K. 2025/1036 ·
Deprem sonrası hak sahipliği iptal edilen davalının devrettiği konutun bedeli idare tarafından istendi. Daire, iki yıllık sürenin hak sahibinin malvarlığındaki eksilmeye yol açan işlemi ve zenginleşeni tam olarak öğrendiği tarihte başladığını, tüzel kişide ise dava açmaya emir vermeye yetkili organın bilgilenmesinin esas alınacağını belirtti; yetkili organın öğrenmesinden iki yıl sonra açılan davanın reddini onadı.
Sonuç: Tüzel kişi aleyhine zenginleşmede iki yıllık süre, dava açmaya yetkili organın durumu öğrenmesiyle başlar.
6.Kamu kurumu hesabına sehven ödeme: muhatap hesap sahibi kurumdurYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2026/2710 · K. 2026/2449 ·
Bir avukat, gerekli eğitim ve belgeye sahip olmadan sicil giriş ve yıllık aidatını Adalet Bakanlığı hesabına yatırdı ve iadesi için başlattığı takibe itirazın iptalini istedi; ilk derece mahkemesi davayı kesin olarak kabul etti. Bakanlık, uyuşmazlığın idari yargıda görülmesi ve muhatabın başka bir bakanlık olması gerektiğini ileri sürerek kanun yararına temyize başvurdu. Daire, uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığını ve idari yargının görev alanına girmediğini, talebin muhatabının ödemelerin gönderildiği hesabın sahibi olan Bakanlık olduğunu belirterek istemi reddetti.
Sonuç: Kamu kurumunun hesabına sehven yapılan ödemenin geri istenmesinde muhatap, paranın gönderildiği hesabın sahibi olan kurumdur.
7.İyiniyet, elden çıkarma ve özel kanun önceliğiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2015/536 · K. 2019/388 ·
Sosyal Güvenlik Kurumu, yersiz ödendiğini tespit ettiği yaşlılık aylıklarını geri istedi; yerel mahkeme aylığı iyiniyetle elden çıkaran davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermekle yükümlü olmadığını kabul etti. Hukuk Genel Kurulu, genel hükümdeki iyiniyet ve kötüniyet ayrımını açıkladıktan sonra, uyuşmazlıkta genel nitelikteki sebepsiz zenginleşme hükmüne göre uygulama önceliği olan 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesinin uygulanması gerektiğine karar verdi. Karar oy çokluğuyla ve 818 sayılı Kanun'un 63. maddesi karşısında verildi (bugün TBK m. 79).
Sonuç: Yersiz ödemenin geri alınmasında geri verme kapsamını özel bir kanun düzenliyorsa, iyiniyetli zenginleşenin elden çıkarma savunmasına ilişkin genel hüküm değil o kanun uygulanır.
8.Sözleşmeye dayanan kesintide faiz ve temerrütYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/868 · K. 2021/1646 ·
Hizmet alım sözleşmelerine göre ödenen hakedişlerden yapılan kesintilerin iadesi istendi; yerel mahkeme uyuşmazlığı sebepsiz zenginleşme sayarak kesinti tarihlerinden faize hükmetti. Hukuk Genel Kurulu, sebepsiz zenginleşmenin ikincil nitelikte olduğunu, kesintiler sözleşmelere dayandığından borcun kaynağının sözleşme olduğunu ve ihtarla temerrüde düşürülmeyen davalıdan takip tarihinden önceki dönem için faiz istenemeyeceğini belirterek direnme kararını bozdu. Karar 818 sayılı Kanun'a göre verildi (m. 61, 101; bugün TBK m. 77, 117).
Sonuç: Borç sözleşmeden doğuyorsa sebepsiz zenginleşmedeki faiz başlangıcı kuralı uygulanmaz; temerrüt için ihtar gerekir.
9.Karşılığında aracı teslim eden satıcı zenginleşmezYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/370 · K. 2024/1047 ·
Bir banka çalışanı, müşterinin hesabından onun bilgisi dışında bir araç bedelini satıcıya gönderdi; banka parayı satıcıdan ve aracı alan taraftan istedi. Daire sebepsiz zenginleşmenin şartlarını sıraladı; aracı alan davalı yönünden kararı onadı, aracı teslim eden satıcının ise zenginleşmediğini ve bankanın özen ve denetim görevini yerine getirmediği için çalışanının haksız eyleminden sorumlu olduğunu belirterek satıcı yönünden kararı bozdu.
Sonuç: Para başkasının hesabından gelse bile, karşılığında edimini ifa eden kişi zenginleşmiş sayılmaz; zenginleşen, edimi elde edendir.
10.Dört koşul, fakirleşme şartı ve iade talebinin nitelikleriYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2022/1124 · K. 2024/146 ·
Tapuda eksik yüzölçümüyle kayıtlı bir taşınmaz payını devralıp aynı kayıtla satan davacı, yüzölçümü sonradan düzeltilince alıcıdan sebepsiz zenginleşmeye, Hazineden tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluğa dayanarak bedel istedi. Hukuk Genel Kurulu sebepsiz zenginleşmenin dört koşulunu sıraladı, iade talebinin şahsi olduğunu ve kusur aramadığını belirtti; taşınmaz davacının elinden devraldığı miktarla çıktığından fakirleşme koşulunun gerçekleşmediğine karar verdi. Karar oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: Fakirleşmeyen kişi sebepsiz zenginleşme davası açamaz; özel bir iade yolu varsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanmaz.
11.En önemli şart: haklı sebebin yokluğuYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/250 · K. 2025/354 ·
Dövize endeksli bir sigorta poliçesinde sigortalı, Türk lirası olarak yaptığı ödemeyi sigortacıdan döviz olarak istedi; Özel Daire bunun sebepsiz zenginleşme yaratacağını söylemişti. Hukuk Genel Kurulu, sebepsiz zenginleşmenin en önemli şartının malvarlığındaki artışın haklı bir sebebe dayanmaması olduğunu, talep sözleşmeye uygun olduğundan sebepsiz zenginleşmeden söz edilemeyeceğini belirterek birinci uyuşmazlıkta direnmeyi yerinde buldu. Bilirkişi raporuna itirazla ilgili ikinci uyuşmazlıkta ise kararı bozdu.
Sonuç: Sözleşmeye uygun bir talep, karşı tarafın aleyhine sebepsiz zenginleşme sayılmaz.
12.Harici taşınmaz satışında ödenen bedelin iadesi: on yıllık zamanaşımıYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/1328 · K. 2025/4863 ·
Davacı, adi yazılı bir taşınmaz satış sözleşmesi uyarınca ödediği bedeli, taşınmaz kendisine devredilmeyince sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istedi; ilk derece mahkemesi, taşınmazın üçüncü kişiye devredildiği tarihten itibaren zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davayı reddetti. Daire, geçersiz sözleşmede tarafların verdiklerini haksız iktisap kurallarına göre geri isteyebileceğini, ancak taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme bulunduğundan davanın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, sürenin tapuda ferağ ümidinin ortadan kalktığı veya ifanın imkânsız hâle geldiği tarihte başladığını belirtti; davacının üçüncü kişiye satıştan haberdar olduğu ispatlanmadığından süreyi dava tarihinden başlattı. Daire ayrıca yabancı davacının teminattan muaf olup olmadığının araştırılmamasını da bozma sebebi yaptı. Karar 818 sayılı Kanun'un 125. maddesine göre verildi (bugün TBK m. 146).
Sonuç: Geçersiz taşınmaz satışında ödenen bedelin iadesi istemi sebepsiz zenginleşmeye dayansa da iki yıllık değil on yıllık zamanaşımına tabidir; süre ferağ ümidinin kesildiği tarihte başlar.
13.Borç olmayanın ödenmesi: TBK m. 78/1'in unsurlarıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1308 · K. 2018/1932 ·
Davacı, imzası kendisine ait olmayan bir kredi sözleşmesi nedeniyle, kredi kullanabilmek ve kamulaştırma bedeline bloke konulmasını önlemek için bankaya ödeme yaptı. Hukuk Genel Kurulu, TBK m. 78/1'in uygulanması için borcun ifası amacıyla ödeme, gerçekte borcun bulunmaması ve ödeyenin yanılarak kendisini borçlu sanması gerektiğini belirtti; davacının kendisini borçlu sanarak ödeme yapmadığını kabul ederek bu olayda m. 78/1'in uygulanma yeri olmadığına karar verdi. Hukuk Genel Kurulu davanın kabulüne ilişkin direnme kararını onadı.
Sonuç: Borcun ifası amacıyla ve yanılarak değil, başka bir amaçla yapılan ödemede Hukuk Genel Kurulu TBK m. 78/1'i uygulamamış; ödenen paranın geri verilmesine ilişkin karar onanmıştır.
14.Yanlış IBAN: bozmadan sonra bankanın müteselsil sorumluluğunun sınırıYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2020/797 · K. 2020/5376 ·
Aynı dosyada bozmaya uyularak alınan bilirkişi raporunda bankanın zararın oluşmasında yüzde elli kusurlu olduğu belirlendi. Daire, bu durumda bankanın, parayı hesabına alan davalının ödemek zorunda olduğu tutarın yüzde ellisinden müteselsilen sorumlu olması gerektiğini, bloke edilen tutarın hukuki durumunun yanlış değerlendirildiğini belirterek hükmü banka yararına yeniden bozdu. Karar oy çokluğuyla verildi.
Sonuç: Yanlış IBAN'da parayı alan kişi ile banka birlikte sorumlu tutulabilir; bankanın payı kusur oranıyla sınırlanır.
15.Yanlış IBAN: bankanın kusuru ve gönderenin müterafik kusuruYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2015/666 · K. 2015/5414 ·
Davacıya göre EFT talimatında alıcının adı doğru, IBAN'ı yanlış yazılmıştı ve para başka bir kişinin hesabına geçti; gönderen şirket alıcı bankadan ve parayı alan kişiden tazminat istedi. Daire, bankanın IBAN ile alıcı bilgilerini doğrulama zorunluluğu olup olmadığının ve gönderenin müterafik kusurunun bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiyle belirlenmesi gerektiğini, tüm kusurun bankaya verilemeyeceğini belirterek kararı banka yararına bozdu.
Sonuç: Yanlış IBAN'da bankanın sorumluluğu kusur ve gönderenin müterafik kusuru birlikte değerlendirilerek belirlenir.
16.Havale karinesi ve dekonttaki açıklamaYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2023/2191 · K. 2024/276 ·
Davacı, bir şirkete ortak olmak için "ortaklık mukavelesi için gönderilen" açıklamasıyla davalının hesabına para gönderdi; pay devri gerçekleşmedi. Daire, havalenin bir ödeme vasıtası olduğunu ve karinenin aksini havalecinin ispatlayacağını belirtti; dekont açıklamasını ve davalının para karşılığında pay devredildiğini ileri sürmediğini gözeterek davalının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sorumlu olduğuna ilişkin bölge adliye mahkemesi kararını onadı.
Sonuç: Açıklamasız havale borç ödemesi sayılır; dekontta yazılı amaç gerçekleşmemiş ve alıcı bu amaçtan haberdar olup karşılığında edim verildiğini ileri sürmemişse gönderilen para sebepsiz zenginleşmeye göre istenebilir.
17.Açıklamasız havale, yazılı delil başlangıcı ve tanıkYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/4738 · K. 2026/1524 ·
Davacı, adi yazılı bir protokolle anlaştığı taşınmaz satışı için kardeşinin hesabından açıklamasız havalelerle yapılan ödemelerin iadesini istedi. Daire, açıklamasız havalenin borcun ödendiğini gösterdiğini ve karinenin aksini gönderenin ispatlayacağını belirtti; ancak davacının sunduğu mesajlaşmaların davalıdan gelip gelmediği araştırılmadan, yazılı delil başlangıcı olup olmadığı değerlendirilmeden ve tanıklar dinlenmeden verilen kararı eksik inceleme nedeniyle bozdu.
Sonuç: Açıklamasız havalede ispat yükü gönderendedir; karşı taraftan gelen yazışmalar yazılı delil başlangıcı sayılırsa tanık dinlenir.
18.İki süre ve kesin hükümle öğrenmeYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/4218 · K. 2026/1802 ·
Önce açtığı tapu iptali ve tescil davası reddedilen davacı, taşınmazdaki payının bedelini sebepsiz zenginleşmeye dayanarak istedi. Daire, TBK m. 82'deki sürelerden birinin iki yıllık kısa, sübjektif ve nispi, diğerinin on yıllık uzun, objektif ve mutlak olduğunu; davacının geri isteme hakkını kesin hüküm niteliğindeki önceki kararla öğrendiğini, davanın iki yıl içinde açıldığını ve Kadastro Kanunu m. 12/3'teki on yıllık hak düşürücü sürenin de geçmediğini belirterek davayı reddeden bölge adliye mahkemesi kararını bozdu.
Sonuç: Daire bu olayda iki yıllık sürenin başlangıcını, geri isteme hakkının ortaya çıktığı önceki kararın kesinleşmesine bağlamıştır; on yıllık süre ise kanuna göre her hâlde zenginleşme tarihinden işler.
Sık sorulan sorular
Yanlış IBAN'a para gönderdim, parayı kimden geri isteyebilirim?
Kural olarak paranın geçtiği hesabın sahibinden, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istenir. Hesap sahibi parayı sattığı bir mal veya hizmetin karşılığı olarak almış ve paranın gönderilmesine yol açan haksız eyleme katılmamışsa zenginleşmiş sayılmayabilir; bu durumda istem gerçekten zenginleşen kişiye yöneltilir. Bankanın sorumluluğu bir dosyada bankacılık işleminden doğan tazminat olarak incelenmiş ve IBAN'ı yanlış yazan gönderenin kendi kusuru da değerlendirilmiştir.
Sebepsiz zenginleşme davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Kural olarak hayır; genel sebepsiz zenginleşme davasında arabuluculuk dava şartı değildir. Uyuşmazlık konusu bir miktar para olan ticari davaysa, tüketici mahkemesinde görülüyorsa, kira ilişkisinden, Kat Mülkiyeti Kanunundan veya komşu hakkından kaynaklanıyorsa ya da işçi ya da işveren alacağı niteliğindeyse dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur.
Sebepsiz zenginleşme davası ne kadar süre içinde açılmalı?
Geri isteme hakkı, hak sahibinin bu hakkı öğrendiği tarihten başlayarak iki yılda ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılda zamanaşımına uğrar. Talep bir sözleşmeden doğuyorsa sözleşmenin zamanaşımı uygulanır; kanunda aksine hüküm yoksa bu süre on yıldır. Geçersiz (harici) taşınmaz satışı veya satış vaadi için ödenen bedelin geri istenmesinde de Yargıtay, taraflar arasında geçersiz de olsa bir sözleşme bulunduğu için on yıllık süreyi uygular; bu süre, bedelin ödendiği tarihte değil, tapuda devir ümidinin kesildiği ya da devrin olanaksız hâle geldiği tarihte başlar. Zamanaşımını davalı ileri sürmezse mahkeme onu kendiliğinden dikkate almaz.
Havaleyle gönderdiğim paranın borç ödemesi olmadığını nasıl ispatlarım?
Havale kural olarak var olan bir borcun ödenmesi amacıyla yapılmış sayılır; paranın başka bir amaçla gönderildiğini gönderen ispatlamalıdır. Dekonttaki açıklama bu ispatta önem taşır. Kanundaki parasal sınırı aşan işlemler kural olarak yazılı belgeyle ispatlanır; karşı taraftan gelen yazışmalar delil başlangıcı sayılırsa tanık da dinlenebilir.
Karşı tarafla aramızda sözleşme varsa sebepsiz zenginleşme davası açabilir miyim?
Taraflar arasında sözleşme ilişkisi varsa uyuşmazlık sebepsiz zenginleşme kurallarına göre değil, sözleşme hükümlerine göre çözülür; sebepsiz zenginleşme ikincil bir yoldur. Bu, talebin reddedileceği anlamına gelmez; zamanaşımı ve faiz de sözleşmeye göre belirlenir. Sözleşme geçersizse, bu sözleşme için verilenler sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenir. Geçersiz taşınmaz satışında bu iade istemi için Yargıtay iki yıllık değil on yıllık zamanaşımı süresini uygular.
Borcum olmadığı hâlde yaptığım ödemeyi geri alabilir miyim?
Kanuna göre, borçlu olmadığınız bir edimi kendi isteğinizle ödediyseniz, bunu ancak kendinizi borçlu sanarak ödediğinizi ispat ederseniz geri isteyebilirsiniz. Ödeme yanılarak değil başka bir amaçla, örneğin kullanmak istediğiniz krediden tahsilat yapılmaması ya da bir bedele bloke konulmaması için yapılmışsa, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir olayda bu hükmü uygulamamış ve paranın geri verilmesine ilişkin kararı onamıştır. Zamanaşımına uğramış bir borcun ödenmesi veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi için yapılan ödemeler geri istenemez. Borç olmadan yapılan ödemenin geri istenmesini özel bir kanun hükmü düzenliyorsa o hüküm uygulanır.
Parayı alan kişi parayı harcadıysa yine geri vermek zorunda mı?
Zenginleşen kişi, geri istendiği sırada elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısım dışındakini geri vermekle yükümlüdür. Ancak parayı iyiniyetli olmadan elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, tamamını geri vermek zorundadır.
Sebepsiz zenginleşmede faiz hangi tarihten istenir?
Kanuna göre sebepsiz zenginleşmede borçlu, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşmüş olur ve faiz bu tarihten istenebilir. Zenginleşen iyiniyetliyse temerrüt için ayrıca bildirim yapılması gerekir. Borç aslında bir sözleşmeden doğuyorsa bu kural uygulanmaz; faiz için kural olarak ihtarla temerrüde düşürme gerekir.
Sebepsiz zenginleşme davası hangi mahkemede açılır?
Kural olarak davalının yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Uyuşmazlık ticari dava sayılıyorsa asliye ticaret mahkemesi, bir tüketici işleminden doğuyorsa tüketici mahkemesi, kira ilişkisinden doğuyorsa sulh hukuk mahkemesi görevlidir. İşçi ile işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemesi görevlidir. Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olduğu, sosyal güvenlik mevzuatından doğan uyuşmazlıklarda da (ör. yersiz ödenen aylığın geri istenmesi) iş mahkemesi görevlidir; idari para cezalarına itirazlar ve 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar bunun dışındadır. Tüketici davaları tüketicinin yerleşim yerinde de açılabilir.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Bu alandaki diğer rehberler
- İstihkak davası: haczedilen malın üçüncü kişiye ait olduğu iddiası, süreler ve ispat
- Muvazaa davası: muvazaalı işlem, ispat, süre ve iyiniyetli üçüncü kişi
- Trafik kazası tazminatı: yaralanma, maluliyet ve sigortaya başvuru
- İhalenin feshi: şikâyet hakkı, süre, fesih sebepleri ve para cezası
- İtirazın iptali davası: süre, arabuluculuk, ispat ve icra inkâr tazminatı
- Manevi tazminat davası: kişilik hakkı ihlali, miktar ve zamanaşımı
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.