İstihkak davası: haczedilen malın üçüncü kişiye ait olduğu iddiası, süreler ve ispat
Yayın tarihi:
Bir icra takibinde borçluya ait sanılarak haczedilen mal, gerçekte başka birine ait olabilir ya da üzerinde başkasının rehin hakkı bulunabilir. Bu rehber, İcra ve İflas Kanunu m. 96-99 ve m. 97/a çerçevesinde istihkak iddiasını ve istihkak davasını; malın kimin elinde haczedildiğine göre değişen dava açma ve ispat yükünü, süreleri, takibin ertelenmesini, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki organik bağın nasıl değerlendirildiğini, tazminat, harç ve kanun yolunu Yargıtay kararlarıyla birlikte anlatır.
Kısaca
Borçluya ait sanılarak haczedilen bir malın kendisine ait olduğunu ya da üzerinde rehin hakkı bulunduğunu ileri süren üçüncü kişi istihkak iddiasında bulunur ve malı hacizden kurtarmak için icra mahkemesinde istihkak davası açabilir. Mal yalnız üçüncü kişinin elinde haczedilmişse davayı açma yükü kural olarak alacaklıdadır. İddia ve dava için kanunda öngörülen süreler yedi gündür. Uyuşmazlığın çekirdeği, malın haciz sırasında kimin elinde bulunduğu ve buna göre kimin neyi kanıtlayacağıdır. Dava süratle ve diğer davalardan önce görülür.
Bu sayfada
- Kısaca
- Dava, süre ve usul
- İstihkak davası nedir; istihkak iddiasından ve şikâyetten farkı nedir (İcra ve İflas Kanunu m. 96, 97, 99)?
- İstihkak iddiasının ve istihkak davasının şartları nelerdir; hangi haklara dayanılabilir?
- İstihkak iddiası ve istihkak davası hangi sürelerde yapılmalıdır (İİK m. 96/3, 97/6, 97/9, 99)?
- Malın kimin elinde haczedildiği, davayı kimin açacağını nasıl belirler (İİK m. 97 ve m. 99)?
- İstihkak davası takibi durdurur mu; erteleme, teminat ve satış yasağı nasıl işler?
- Mülkiyet karinesi ve ispat yükü: istihkak davasında kim neyi ispat eder (İİK m. 97/a, TMK m. 985)?
- Aynı adres, aile bağı ve organik bağ: Yargıtay borçlu ile üçüncü kişi arasındaki bağı hangi ölçütlerle değerlendiriyor?
- İstihkak davasında tazminat, harç ve vekâlet ücreti nasıl belirlenir (İİK m. 97/13 ve m. 97/15)?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Dava, süre ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Görevli mahkeme
İcra mahkemesi. Mal borçlunun elinde haczedilmişse üçüncü kişi, istihkak iddiasına itiraz üzerine icra mahkemesinin verdiği karardan sonra davayı icra mahkemesinde açar; iddiada bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişi de davayı doğrudan icra mahkemesinde açabilir. Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse icra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya süre verir.
Dayanak: İİK m. 97/1, m. 97/6, m. 97/9, m. 99
- Yetkili mahkeme
İcra ve İflas Kanunu istihkak davası için ayrı bir yetki kuralı koymaz; istihkak davasına genel hükümler dairesinde bakılır. Genel yetkili mahkeme, davalının dava açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir; davalı birden fazlaysa dava bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda davalı yetki itirazını cevap dilekçesinde ileri sürmelidir; süresinde ve usulüne uygun itiraz edilmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.
- Dava şartı
Dava şartı olarak arabuluculuk yoktur. İcra ve İflas Kanunu istihkak davası için arabulucuya başvurmayı şart koşmaz; 6325 sayılı Kanun m. 18/A'daki hükümler yalnız ilgili kanunlarda arabulucuya başvurunun dava şartı olarak kabul edildiği hâllerde uygulanır. Dava şartı arabuluculuk öngören 6325 sayılı Kanun m. 18/B (kira, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti, komşu hakkı uyuşmazlıkları) ve Türk Ticaret Kanunu m. 5/A (konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları) istihkak davasını saymaz. Arabuluculuk kural olarak isteğe bağlıdır.
Dayanak: 6325 sayılı Kanun m. 3/1, m. 18/A/1, m. 18/B/1; TTK m. 5/A/1
- Süre ve zamanaşımı
Haczi öğrenen üçüncü kişi, öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmazsa aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybeder. Alacaklı ve borçlu iddiaya üç gün içinde itiraz edebilir; susarlarsa iddiayı kabul etmiş sayılırlar. İtiraz üzerine icra mahkemesi karar verirse üçüncü kişi, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde dava açmak zorundadır; açmazsa alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır. İddiada bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişi hacze ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açabilir. Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse icra müdürü alacaklıya yedi gün süre verir; bu sürede dava açılmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır.
- Yargılama usulü
Basit yargılama usulü. İstihkak davasına genel hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır; icra mahkemesine getirilen işler ivedi işlerden sayılır ve istihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce görülerek karara bağlanır.
Dayanak: İİK m. 97/11, m. 97/18, m. 18/1
- Harç
Harçlar Kanunu istihkak davası için ayrı bir hüküm veya tarife satırı içermez. Yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi, işlemin türü ve niteliğine göre maktu alınır; (1) sayılı tarife icra tetkik mercilerine başvuruda başvurma harcı öngörür. Konusu belli bir değerle ilgili davalarda esas hakkında karar verilirse karar ve ilam harcı hüküm altına alınan değer üzerinden nispi alınır. Davanın reddi kararında ise karar ve ilam harcı maktu alınır. Nispi harcın hangi değer üzerinden hesaplanacağı aşağıda Yargıtay kararlarıyla anlatılmıştır.
Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15; (1) sayılı tarife A-I-1, A-III-1/a, A-III-2/a
- Kanun yolu
İcra mahkemesinin kararına karşı, ait olduğu alacak, hak veya malın değer veya miktarı İİK m. 363/1'deki parasal sınırı geçiyorsa istinaf; süre tebliğden itibaren iki hafta. Bölge adliye mahkemesinin nihai kararına, miktar veya değeri İİK m. 364/1'deki sınırı geçiyorsa temyiz; süre tebliğden itibaren iki hafta, başvuru ve inceleme Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılır; davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. Takibin devamına dair icra mahkemesi kararı kesindir. İstinaf ve temyiz satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz.
Dayanak: İİK m. 363/1, m. 363/4, m. 364/1-3, ek m. 1, m. 97/5
İstihkak davası nedir; istihkak iddiasından ve şikâyetten farkı nedir (İcra ve İflas Kanunu m. 96, 97, 99)?
İcra ve İflas Kanunu m. 96/1'e göre borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterirse ya da üçüncü bir kişi o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia ederse, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve durumu iki tarafa bildirir. Kanun bu bildirimi istihkak iddiası olarak adlandırır; iddianın icra mahkemesinde çözüldüğü dava istihkak davasıdır. m. 97/6 ve m. 97/9 davanın üçüncü kişi tarafından, m. 99 ise mal üçüncü kişinin elinde haczedildiğinde alacaklı tarafından açılmasını düzenler.
Hukuk Genel Kurulu, borçlu elinde haczedilen malı hacizden kurtarmak amacıyla üçüncü kişinin alacaklıya karşı açtığı davayı “istihkak davası” (m. 96, 97/6), elinde haczedilen bir malda hak iddia eden üçüncü kişiye karşı alacaklının haczin kalkmasını önlemek için açtığı davayı ise “istihkak iddiasının reddi davası” (m. 99) olarak tanımlamaktadır. (Yargıtay HGK, E. 2022/625)1 Kurul'un bir başka kararına göre, haczedilen bir mal üzerinde alacaklı ve borçlu dışındaki bir üçüncü kişinin mülkiyet veya diğer bir ayni hak sahibi olduğunun ileri sürülmesi istihkak iddiasıdır; üçüncü kişinin o mal üzerinde rehin hakkı bulunduğunu ileri sürmesi de istihkak iddiasıdır. (Yargıtay HGK, E. 2018/93)2
İstihkak davası şikâyetle karıştırılmamalıdır. Hukuk Genel Kurulu, takip dosyasında taraf olmayan üçüncü kişinin taşınır haczinin kaldırılmasını şikâyet yoluyla isteyemeyeceğini, ancak istihkak iddiası ve prosedürüne göre isteyebileceğini belirtmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2023/439)3 Aynı kararda şikâyet hakkında verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığı, dava sonunda verilen kararların ise kesin hüküm oluşturduğu vurgulanmış; mülkiyet hakkına dayanarak haczin kaldırılmasını isteyen üçüncü kişinin şikâyet adıyla yaptığı başvurunun, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı (HMK m. 33) gereğince istihkak davası olarak görülüp sonuçlandırılması gerektiği kabul edilmiştir.3
Kanun alacaklıya da bir karşı yol tanır: m. 97/17'ye göre haczi yaptıran alacaklı, istihkak davasına karşı Kanunun 11 inci babı hükümlerine dayanarak ve geçici veya kesin aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın karşılık olarak iptal davası açabilir; dava ve karşılık davada tarafların gösterdikleri bütün delilleri hâkim serbestçe takdir eder. Borçlunun malı daha önce devretmesi bu rehberin değil, tasarrufun iptali rehberinin konusudur; bu rehber hacizde ileri sürülen mülkiyet ve rehin iddiasını anlatır.
m. 97/7'ye göre kiralanan taşınmaz veya gemilerdeki hapis hakkına tabi eşya ile ilgili istihkak davalarında, Borçlar Kanununun 268 inci maddesinin 1 inci fıkrasındaki hükümlere uygun olmadıkça takibin ertelenmesine karar verilemez. Bu atıf, maddenin 1965 tarihli değişiklikle yazılan metninden gelir. Fıkra 14/1/2011 tarihli ve 6103 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle değiştirilmiş, “Kiralanan yer veya sicile kayıtlı gemilerdeki” ibaresi “Kiralanan taşınmaz veya gemilerdeki” olmuştur; bu değişiklik Borçlar Kanununun 268 inci maddesine yapılan atfa dokunmamıştır. 818 sayılı Borçlar Kanunu Türk Borçlar Kanunu m. 647 ile yürürlükten kaldırılmıştır; kiraya verenin hapis hakkı bugün Türk Borçlar Kanunu m. 336'da düzenlenir.
İstihkak iddiasının ve istihkak davasının şartları nelerdir; hangi haklara dayanılabilir?
Kanun iddianın dayanağını iki maddede farklı sözcüklerle anar: m. 96/1 “mülkiyet veya rehin hakkı”, m. 99 ise “mülkiyet veya diğer bir ayni hak” der. Her iki hükümde de iddia haczedilmiş bir mal hakkındadır: m. 96/1 iddianın haciz ve icra tutanaklarına geçirilmesini, m. 99 haczedilen şeyin borçlunun elinde olmayıp üçüncü kişi nezdinde bulunmasını esas alır. İddia eden kişi takipte alacaklı ya da borçlu olmayan üçüncü kişidir; borçlu da elindeki malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterebilir (m. 96/1).
Yargıtay, “mülkiyet ve rehin hakları” sözcüklerinin sınırlayıcı anlam taşımadığını; sınırlı ayni haklara, tapuya şerh verilmiş kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine ve intifa hakkına dayanarak da istihkak davası açılabileceğini kabul etmektedir. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/7610)4 Aynı kararda Daire, hacze konu menkulleri kiraladığını beyan eden üçüncü kişinin mülkiyete dayalı bir iddiası bulunmadığını ve kiracılık sıfatına dayalı istihkak iddiasının geçerli olmadığını belirtmiş; bu haciz yönünden bölge adliye mahkemesinin aktif husumet ehliyeti yokluğundan verdiği usulden ret kararına yönelik itirazları reddetmiştir.4 Daire başka bir dosyada da kiracılık sıfatına dayalı istihkak iddiasının geçerli olmadığını ve bu menkuller yönünden davanın usulden reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2024/5375)5 Buna karşılık Hukuk Genel Kurulu, meyve ağaçlarının ürünlerinin kira sözleşmesi gereğince kendisine ait olduğunu ileri süren üçüncü kişinin dosyasında tarafların gösterdiği bütün delillerin toplanmasını istemiştir. (Yargıtay HGK, E. 2021/1008)6 Hukuk Genel Kurulu, borçlunun bankadaki mevduatı için haciz yazısı gönderildiğinde bankanın mevduat üzerinde rehin veya hapis hakkı bulunduğunu bildirmesini istihkak iddiası saymış; bu durumda icra müdürünün alacaklıya m. 99'a göre dava açması için yedi gün süre vermesi gerektiğini, bu prosedür izlenmeden hacizli paranın bankadan istenmesinin yasaya aykırı olduğunu açıklamıştır.2 Bu karar bir şikâyet üzerine, istinaf sisteminden önceki usule tabi bir dosyada, 5311 sayılı Kanunla İcra ve İflas Kanununa eklenen geçici m. 7 yollamasıyla İİK m. 366/III uyarınca ve karar düzeltme yolu açık olarak verilmiştir.
İstihkak iddiası ile istihkak davası ayrı kavramlardır. Hukuk Genel Kurulu'na göre istihkak iddiası, dava açılmadan önce haczedilen mal üzerinde bir hakkın ileri sürülmesidir, ancak dava açılması için ön koşul değildir; iddiada bulunulmadan doğrudan icra mahkemesinde dava açılabilir. (Yargıtay HGK, E. 2017/1506)7 Kanun da kendisine istihkak talebinde bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişiye, haczedilen şey hakkında ya da satılmış ve bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında doğrudan dava açma hakkı tanır (m. 97/9).
İcra memuruna bildirilen iddiada üçüncü kişi ile borçlunun anlaşması alacaklıya etkili değildir; üçüncü kişi iddiasını ispat etmek zorundadır. Borçlunun, malın üçüncü kişinin mülkü veya ona rehinli olduğunu kabul etmesi ise yalnız kendi aleyhine delil oluşturur ve borçlu ileride bu ikrara aykırı iddiada bulunamaz (m. 97/12).
İstihkak iddiası ve istihkak davası hangi sürelerde yapılmalıdır (İİK m. 96/3, 97/6, 97/9, 99)?
m. 96/3'e göre malın haczini öğrenen borçlu veya üçüncü kişi, öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmazsa aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybeder. Aynı fıkra, iddianın yapıldığı veya davanın açıldığı tarihte istihkak iddiasında bulunanla birlikte oturan kimselerin ve bunların iş ortaklarının haczi, iddianın yapıldığı ya da m. 97/9'a göre davanın açıldığı tarihte öğrenmiş sayılacağını öngörür. İddia üzerine icra dairesi alacaklı ve borçluya itirazlarını bildirmeleri için üç günlük süre verir; susarlarsa iddiayı kabul etmiş sayılırlar (m. 96/2).
Alacaklı veya borçlu itiraz ederse dosya icra mahkemesine gönderilir ve mahkeme takibin devamına veya ertelenmesine karar verir (m. 97/1). Üçüncü kişi bu kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmak zorundadır; bu sürede dava açmazsa alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır (m. 97/6). İddiada bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişinin dava süresi hacze ıttıla tarihinden itibaren yedi gündür; bu sürede dava açmazsa aynı takipte iddiayı ileri sürme hakkını kaybeder (m. 97/9). Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse icra müdürü alacaklıya yedi gün süre verir ve bu sürede dava açılmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır (m. 99).
Hukuk Genel Kurulu'na göre süresinde yapılan istihkak iddiası dava açma süresini keser.7 Kurul, haciz üçüncü kişinin yokluğunda yapılmışsa istihkak iddiasını icra dairesine bildirme veya icra mahkemesinde doğrudan dava açma süresinin yedi gün olduğunu, bu sürelerin hak düşürücü süre olup hâkim tarafından resen dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.7 Aynı kararda, üçüncü kişinin haczi bildirdiği tarihten önce öğrendiğine dair kanıt yoksa haczi en erken bu tarihte öğrenmiş sayılacağı ve daha önce öğrendiğini ispat yükünün TMK m. 6 ve HMK m. 190 uyarınca alacaklıya ait olduğu kabul edilmiştir.7 Karar HUMK m. 429 uyarınca verilmiş ve karar düzeltme yolu açık bırakılmıştır.
Malın kimin elinde haczedildiği, davayı kimin açacağını nasıl belirler (İİK m. 97 ve m. 99)?
Kanun iki durumu ayırır. Mal borçlunun elinde haczedilmişse istihkak iddiası üzerine alacaklı ve borçludan itirazları sorulur; itiraz edilirse icra mahkemesi takibin devamına veya ertelenmesine karar verir ve davayı açma yükü üçüncü kişidedir (m. 96, m. 97/1, m. 97/6). Haczedilen şey borçlunun elinde olmayıp üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde mal muhafaza altına alınmaz; icra müdürü üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir ve alacaklının süresinde açtığı dava sonuçlanıncaya kadar haczedilen malın satışı yapılamaz (m. 99). Haczin üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması hâlinde de aynı hüküm uygulanır.
Hukuk Genel Kurulu'nun 2023 tarihli iki kararına göre taşınır mal yalnız üçüncü kişinin elinde haczedilmişse kural olarak dava açma ve dolayısıyla ispat yükü m. 99 uyarınca alacaklıya düşer; mal borçlunun elinde ya da borçlu ile üçüncü kişinin müştereken elinde bulunduğu hâlde haczedilmişse m. 99 değil, m. 96 ve m. 97 uygulanır.16 m. 99'a göre bu hâlde süreyi icra müdürü verir ve dava açma külfeti alacaklıdadır; Hukuk Genel Kurulu'na göre elindeki mal haczedilen üçüncü kişinin, alacaklının dava açmasını beklemeden kendisinin icra mahkemesinde dava açmasına engel yoktur.2
Üçüncü kişinin davayı kendisinin açması ispat yükünü değiştirmez. Hukuk Genel Kurulu, istihkak davası m. 99'a dayalı olarak üçüncü kişi tarafından açılırsa ispat külfetinin yer değiştirmeyeceğini, bu durumda da davalı alacaklının malın borçlu elinde haczedildiğini ve borçluya ait olduğunu ispatlaması gerektiğini belirtmiştir.1 Alacaklının m. 99'a dayalı istihkak iddiasının reddi davasında da ölçüt aynıdır: 8. Hukuk Dairesi, takibe dayanak senet adresi, ödeme emri tebliğ adresi ve haciz adresinin birbirinden farklı olduğu ve haciz mahallinde borçluya ait evrak veya eşya bulunmadığı bir dosyada mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğunu ve alacaklının iddiasını ispatla yükümlü bulunduğunu kabul etmiştir. (Yargıtay 8. HD, E. 2016/1554)8 Bu karar, istinaf sisteminden önceki usule tabi bir dosyada, İİK m. 366 ve HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK m. 428 uyarınca ve karar düzeltme yolu açık olarak verilmiştir.
İstihkak davası takibi durdurur mu; erteleme, teminat ve satış yasağı nasıl işler?
İstihkak iddiasına itiraz edilirse icra mahkemesi, dosya üzerinden ya da gerekirse ilgilileri davet ederek duruşmayla yapacağı inceleme sonunda takibin devamına veya ertelenmesine karar verir (m. 97/1). Davanın sırf satışı geri bırakmak amacıyla kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddi sebepler varsa mahkeme erteleme talebini reddeder (m. 97/2). Erteleme kararı verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan m. 36'da gösterilen teminat alınır; teminatın cinsi ve miktarı mevcut delillerin niteliğine göre takdir edilir (m. 97/3-4). Takibin devamına dair icra mahkemesi kararı kesindir (m. 97/5).
Dava sürerken m. 106'daki satış isteme süreleri işlemez (m. 97/8). Dava sonuçlanmadan mahcuz mal paraya çevrilmişse icra hâkimi bedelin yargılama sonuna kadar ödenmemesine ya da teminat karşılığında veya duruma göre teminatsız olarak alacaklıya verilmesine ayrıca karar verir (m. 97/10). İddiada bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişinin doğrudan açtığı davada icra hâkimi, davacının talebi üzerine takibin ertelenip ertelenmeyeceğine acele karar vermek zorundadır; bu karar diğer taraf dinlenmeden de verilebilir (m. 97/9).
Malın muhafazası bakımından m. 97/a/1'e 7343 sayılı Kanunla eklenen cümlelere göre borçlu ile üçüncü kişinin taşınırı birlikte ellerinde bulundurdukları hâlde üçüncü kişi yedieminliği kabul ederse mal muhafaza altına alınmaz; ancak m. 97/1 uyarınca takibin devamına karar verilirse mal muhafaza altına alınabilir. Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse, üçüncü kişi yedieminliği kabul ettiğinde mal muhafaza altına alınmaz ve alacaklının süresinde açtığı dava sonuçlanıncaya kadar satış yapılamaz (m. 99).
Davanın reddine ilişkin karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran istihkak davacısı, icra dairesinden m. 36'ya göre süre isteyebilir (m. 97/14). İstihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce görülerek karara bağlanır (m. 97/18).
Mülkiyet karinesi ve ispat yükü: istihkak davasında kim neyi ispat eder (İİK m. 97/a, TMK m. 985)?
TMK m. 985/1'e göre taşınırın zilyedi onun maliki sayılır. İİK m. 97/a/1 bu kuralı istihkak davasına uyarlar: bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır; borçlu ile üçüncü kişilerin taşınırı birlikte ellerinde bulundurmaları hâlinde dahi mal borçlunun elinde kabul edilir. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan nitelikleri itibarıyla kadın, erkek ve çocuklara ait oldukları açıkça anlaşılanlar ya da örf ve âdet, sanat, meslek veya meşgale gereği olanlar bunlara ait sayılır. Karinenin aksini ispat yükü, iddia eden kişiye düşer. m. 97/a/2'ye göre istihkak davacısı malı nasıl edindiğini ve malın borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebepleri göstermek ve ispat etmekle yükümlüdür.
Hukuk Genel Kurulu, alacaklının istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi ile borçlu arasındaki ilişkilere yabancı olduğunu, alacaklı ispat bakımından korunmazsa istihkak davasının kötüniyetli borçlular tarafından alacaklılardan mal kaçırmak için bir araç olarak kullanılacağını belirtmektedir.16 Kurul'a göre m. 97/a'ya dayanarak dava açan üçüncü kişi, malı hangi hukuki sebebe dayanarak kazandığını, satın almaya dayanıyorsa satın aldığı tarihte malı satın alabilecek ekonomik güce sahip olduğunu ve malın ne sebeple borçlunun elinde bulunduğunu ispat etmek zorundadır; yasal karinenin aksi tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir, ancak sunulan kanıtlar inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak nitelikte olmalıdır.16 Kurul, alacaklı yararına mülkiyet karinesinden söz edebilmek için haciz uygulanan adresin borçlu ile ilişkisinin kesin bir biçimde saptanması gerektiğini de vurgulamıştır.1
Karinenin üçüncü kişi lehine işlediği dosyalarda ispat yükü alacaklıdadır. Hukuk Genel Kurulu, haczin üçüncü kişinin ticaret sicilindeki adresinde yapıldığı, borçluya bu adreste ödeme emri tebliğ edilmediği ve iki şirketin aynı adreste faaliyet göstermediği bir dosyada mülkiyet karinesini üçüncü kişi lehine kabul etmiş; davanın üçüncü kişi tarafından açılmasının ispat yükünü değiştirmeyeceğini ve karinenin aksinin alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiğini belirtmiştir.1 Bu karar oy çokluğuyla verilmiştir; görüşmelerde temel borç ilişkisindeki borcun doğum tarihinin TBK m. 133/2 uyarınca araştırılması gerektiği yönündeki görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.1 12. Hukuk Dairesi 2025 tarihli bir kararında aynı ölçütü, haczin üçüncü kişinin sicil adresinde yapıldığı, borçlunun haciz sırasında hazır olmadığı ve mahaldeki evrakın güncel olmadığı bir dosyada uygulamıştır. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/5789)9
Karine alacaklı lehine işliyorsa yük üçüncü kişiye geçer. 12. Hukuk Dairesi, haciz üçüncü kişi şirketin sicil adresinde yapılmış olsa da borçlunun haciz mahallinde hazır bulunduğu, borçlu ile eşinin şirketin kurucu ortakları olduğu ve borçlunun kuruluştan beri yetkili müdür olarak kaldığı bir dosyada m. 97/a'daki karinenin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu ve aksinin üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerektiğini kabul etmiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2022/11187)10 Bu dosyada bölge adliye mahkemesi, fatura ve usulüne uygun tasdikli defter kayıtlarını esas alarak alacaklının istinafını reddetmişti; Daire bu kararı kaldırıp ilk derece kararını bozmuştur.10
Karinenin kimden yana olduğu delillerin tamamı toplanmadan belirlenemez. Hukuk Genel Kurulu, üçüncü kişinin kira sözleşmesinin yapıldığı şirketin defterlerine, faturalarına ve ödeme belgelerine de dayandığı bir dosyada, toplanan delillerin yasal karinenin alacaklı lehine olup olmadığının tespiti için yeterli olmadığını ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak tarafların gösterdiği tüm delillerin toplanması gerektiğini belirtmiştir.6 Bu karar da oy çokluğuyla verilmiştir.
Aynı adres, aile bağı ve organik bağ: Yargıtay borçlu ile üçüncü kişi arasındaki bağı hangi ölçütlerle değerlendiriyor?
Kanun bu değerlendirmeye iki noktada zemin hazırlar: borçlu ile üçüncü kişinin taşınırı birlikte ellerinde bulundurmaları hâlinde mal borçlunun elinde sayılır (m. 97/a/1) ve istihkak iddiasında bulunanla birlikte oturanlar ile bunların iş ortakları haczi belirli bir tarihte öğrenmiş sayılır (m. 96/3). Yargıtay kararlarında borçlu ile üçüncü kişinin ortakları, yetkilileri ve iş kolları arasındaki bağ “organik bağ” olarak anılmakta, (Yargıtay 12. HD, E. 2025/6669)11 akrabalık ise bundan ayrıca anılmaktadır. (Yargıtay 12. HD, E. 2022/10460)129
Hukuk Genel Kurulu'na göre organik bağ borcun doğum tarihi itibarıyla değerlendirilir: üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan önce faaliyete geçtiği ve borçlu şirketin kurucu ortağının borcun doğumundan önce üçüncü kişi şirketteki hissesini devrederek ayrıldığı bir dosyada Kurul, borcun doğum tarihi itibarıyla organik bağ bulunmadığını ve şirketlerin benzer alanda faaliyette bulunmasının tek başına organik bağ için yeterli olmadığını belirtmiştir.1 12. Hukuk Dairesi de kredi sözleşmesinden kaynaklanan takiplerde borcun doğum tarihinin kredi hesabının kat edilme tarihi olduğunu; borçlu ile üçüncü kişi şirket ortakları arasındaki akrabalığın tek başına muvazaalı işlem yapıldığını göstermeyeceğini ve borcun doğumu öncesine ilişkin organik bağın bu sonuca götürmediğini kabul etmiştir.9
Bağın kurulduğu kabul edilen dosyalarda Daire olguları birlikte değerlendirmektedir. 12. Hukuk Dairesi, haczin borçlu şirketin borcun doğumundan sonra kapattığı şube adresinde yapıldığı, haciz mahallindeki çalışanın kendisini borçlu şirket ortağının işe aldığını beyan ettiği ve şirket ortakları arasında sıkı organik bağ ile akrabalık bağının bulunduğu bir dosyada borçlu ile üçüncü kişi arasında danışıklı işlemler yapıldığı sonucuna varmıştır.12 Daire 2025 tarihli bir kararında ise ticaret sicili kayıtları, haciz tutanakları ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarını birlikte değerlendirerek mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğunu ve borçlu ile üçüncü kişinin ortak ve yetkilileri ile iş kolları arasında sıkı bir organik bağ bulunduğunu kabul etmiştir; bu dosyada borcun doğum tarihi 2012, üçüncü kişi şirketin kuruluşu 2013'tür ve hisseler 2014'te borçlu şirket yetkilisinin oğluna devredilmiştir.11
12. Hukuk Dairesi, şirket ile aile bağının iç içe geçtiği bir dosyada tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine de başvurmuştur. Borçlu ile eşinin kurduğu, 2012'de borçlunun payının tamamını, eşin ise çoğunluk payını bir akrabalarına devrettiği, 4.10.2013 tarihli hacizden sonra 2015'te eşin yüzde 99, borçlunun yüzde 1 payla yeniden ortak olduğu ve borçlunun kuruluştan beri yetkili müdür olarak kaldığı bu şirkete ilişkin dosyada Daire, perdeyi aralama teorisiyle tüzel kişiliğin ayrılığı ilkesinin kötüye kullanıldığı durumlarda farklı tüzel kişilik savunmasının kabul edilmeyeceğini belirtmiş ve bu teori ile ticaret sicil kayıtlarını birlikte değerlendirerek danışıklı işlem yapıldığı sonucuna varmıştır.10
Aile bağı tek başına yeterli sayılmamaktadır.9 8. Hukuk Dairesi, borçlu ile üçüncü kişinin borcun doğum tarihinden sonra anlaşmalı olarak boşanmasının muvazaa ilişkisinin varlığını düşündürdüğünü, ancak yalnızca anlaşmalı boşanmış olmanın muvazaayı kanıtlamak için yeterli olmadığını belirtmiştir.8 Sonuç olaya bağlıdır: 12. Hukuk Dairesi 2025 yılında bir dosyada organik bağı kabul ederek alacaklı lehine,11 diğerinde bağın borcun doğumu öncesine ait olduğunu belirterek üçüncü kişi lehine bozma kararı vermiştir.9
İstihkak davasında tazminat, harç ve vekâlet ücreti nasıl belirlenir (İİK m. 97/13 ve m. 97/15)?
Kanun iki ayrı tazminat öngörür. m. 97/13'e göre istihkak davası üzerine takibin ertelenmesine karar verilip de sonunda dava reddedilirse, alacaklının alacağından bu dava nedeniyle tahsili gecikmiş miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmedilir. Fıkradaki “yüzde kırkından” ibaresi 6352 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle “yüzde yirmisinden” olarak değiştirilmiştir.
12. Hukuk Dairesi 2026 tarihli bir kararında, takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğundan m. 97/13 gereğince alacaklı yararına yüzde 20 tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/9621)13 Daire aynı kararda tazminatın matrahı için takip konusu alacak miktarı ile hacizli mal değerinden hangisi azsa o miktarın esas alınması gerektiğini açıklamış ve hacizli mal değeri üzerinden hesaplanan tazminatı alacak miktarına göre düzelterek onamıştır.13
m. 97/15'e göre istihkak davası kabul edilir ve istihkak iddiasına itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti anlaşılırsa, haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmedilir. 12. Hukuk Dairesi'ne göre bu tazminat için davanın kabulü yanında alacaklının kötüniyetinin gerçekleşmesi de zorunludur; kötüniyetten maksat, mahcuzun davacıya ait olduğu alacaklı tarafından bilindiği hâlde haczin talep edilmesidir ve alacaklı üçüncü kişi ile borçlu arasındaki işlemlere yabancı olduğundan istihkak iddiasına itiraz etmesi tek başına kötüniyet göstermez. (Yargıtay 12. HD, E. 2022/11759)14 Bu karar, istinaf sisteminden önceki usule tabi bir dosyada İİK m. 366 ve HUMK m. 438 uyarınca ve karar düzeltme yolu açık olarak verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.05.1974 tarihli, E. 1974/5, K. 1974/7 sayılı kararını aktararak m. 97/15'teki tazminatın icra hukukuna özgü götürü bir tazminat olduğunu ve haksız yere malı haczedilen üçüncü kişinin gerçek zararını genel hükümlere göre genel mahkemede ayrıca dava açarak isteyebileceğini belirtmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2020/585)15 Kurul, haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için haciz uygulayanın kötü niyet ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı zararın birlikte gerçekleşmesi gerektiğini de açıklamıştır.15 Bu karar oy çokluğuyla, 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde gerçekleşen bir olay hakkında ve HUMK m. 429 uyarınca verilmiştir; haksız fiil sorumluluğunun bugünkü karşılığı TBK m. 49'dur.
Harç ve vekâlet ücreti bakımından 12. Hukuk Dairesi, istihkak davalarında esasa ilişkin karar verildiğinde karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi azsa onun üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2022/3126)16 Daire aynı kararda davanın kabulü hâlinde karar ve ilam harcının da hacizli malların değeri ile alacak miktarından az olanı üzerinden nispi olarak hesaplanacağını açıklamıştır.16 Bu karar, istinaf sisteminden önceki usule tabi bir dosyada HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK m. 438/7 uyarınca ve karar düzeltme yolu açık olarak verilmiştir. Daire, bölge adliye mahkemesi kararını incelediği 2025 tarihli bir kararında da davanın kabulü hâlinde nispi karar ve ilam harcının hacizli malların değeri ile alacak miktarından az olanı üzerinden hesaplanacağını belirtmiş ve fazla hesaplanan harcı düzelterek kararı onamıştır. (Yargıtay 12. HD, E. 2024/7186)17 Mahcuz dava sırasında satılmışsa Daire'ye göre dava m. 97/10 uyarınca satış bedeline dönüşür ve vekâlet ücreti satış bedeli ile asıl alacaktan az olanı üzerinden hesaplanır; bu tespitler 2026 tarihli bir kararın ikincil (“kabule göre”) gerekçesinde yer alır, dosya ise taraf teşkili sağlanmadığı için bozulmuştur. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/8531)18 Harçlar Kanunu m. 15'e göre yargı harçları değer ölçüsüne göre nispi, işlemin türü ve niteliğine göre maktu alınır.
İlgili mevzuat
Madde 96 – (Değişik: 18/2/1965-538/53 md.) Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir. İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir. Sükütları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar. Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. İstihkak iddiasının yapıldığı veya istihkak davasının açıldığı tarihte istihkak müddeisi ile birlikte oturan kimseler yahut bu şahısların iş ortakları, iddianın yapıldığı tarihte veya istihkak davası 97 nci maddenin 9 uncu fıkrası gereğince açılmışsa davanın açıldığı tarihte malın haczine ıttıla kesbetmiş sayılırlar.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 97 – (Değişik: 18/2/1965-538/54 md.) İstihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından itiraz edilirse, icra memuru dosyayı hemen icra mahkemesine verir. İcra mahkemesi, dosya üzerinde veya lüzum görürse ilgilileri davet ederek mürafaa ile yapacağı inceleme neticesinde varacağı kanaate göre takibin devamına veya talikıne karar verir. İstihkak davasının sırf satışı geri bırakmak gayesiyle kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddi sebepler bulunduğu takdirde icra mahkemesi takibin talikı talebini reddeder. Takibin talikıne karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan 36 ncı maddede gösterilen teminat alınır. Teminatın cins ve miktarı mevcut delillerin mahiyetine göre takdir olunur. (Değişik beşinci fıkra: 2/3/2005-5311/9 md.) Takibin devamına dair verilen icra mahkemesi kararı kesindir. Üçüncü şahıs, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. Bu müddet zarfında dava edilmediği takdirde üçüncü şahıs alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır. Kiralanan taşınmaz veya gemilerdeki hapis hakkına tabi eşya ile ilgili istihkak davaları Borçlar Kanununun 268 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yazılı hükümlere uygun olmadıkça talik emri verilemez. Dava esnasında 106 ncı maddedeki müddetler cereyan etmez. Yukardaki hükümler dairesinde kendisine istihkak talebinde bulunmak imkanı verilmemiş olan üçüncü şahıs, haczedilen şey hakkında veya satılıp da bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında, hacze ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde, icra mahkemesinde istihkak davası açabilir. Aksi takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. Bu halde davacının talebi üzerine icra hakimi takibin talik edilip edilmemesi hakkında yukardaki hükümler dairesinde acele karar vermeye mecburdur. Bu karar diğer taraf dinlenmeksizin de verilebilir. İstihkak davası neticelenmeden mahcuz mal paraya çevrilmiş bulunursa icra hakimi işbu bedelin yargılama neticesine kadar ödenmemesi veya teminat karşılığında veya halin icabına göre teminatsız derhal alacaklıya verilmesi hususunda ayrıca karar verir. İstihkak davasına umumi hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır. Mahcuz eşya ile ilgili olarak icra memuruna dermeyan edilen iddiada üçüncü şahıs ve borçlunun birleşmeleri alacaklıya müessir değildir. Üçüncü şahsın bu iddiasını ispat etmesi lazımdır. Ancak üçüncü şahsın mahcuz eşyanın kendisinin mülkü veya kendisine merhun olduğu hakkındaki iddiasının borçlu tarafından kabulü kendi aleyhine delil teşkil eder ve ileride bu ikrara aykırı hiçbir iddiada bulunamaz. (Değişik: 9/11/1988-3494/11 md.) İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur. (Değişik ondördüncü fıkra: 2/3/2005-5311/9 md.) Davanın reddi hakkındaki karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran istihkak davacısı icra dairesinden 36 ncı maddeye göre mühlet isteyebilir. İstihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur. Koca aleyhine yapılmış bir hacizde karı şahsi malları üzerindeki haklarını Medeni Kanunun 160 ıncı maddesi hükmüne tabi olmaksızın kendisi takip edebilir. İstihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklı bu kanunun 11 inci babı hükümlerine dayanarak ve muvakkat veya kati aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın mütekabilen iptal davası açabilir. Dava ve mütekabil davada tarafların gösterecekleri bütün delilleri hakim serbestce takdir eder. İstihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce görülerek karara bağlanır.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 97/a – (Ek: 18/2/1965-538/55 Md.) Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. (Ek üçüncü ve dördüncü cümle:24/11/2021-7343/8 md.) Bu hâlde üçüncü şahıs yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. Ancak 97 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca takibin devamına karar verilmesi hâlinde mal muhafaza altına alınabilir. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer. İstihkak davacısı malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 99 – (Değişik: 2/7/2012-6352/20 md.) Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, haczedilen malın satışı yapılamaz. Haczin, üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır.
Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 985- Taşınırın zilyedi onun maliki sayılır. Önceki zilyetler de zilyetlikleri süresince o taşınırın maliki sayılırlar.
Kaynak: Türk Medeni Kanunu (4721)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 28 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Mülkiyet karinesi, ispat yükünün dağılımı ve borcun doğum tarihine göre organik bağYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2022/625 · K. 2023/914 ·
Haciz, üçüncü kişi şirketin ticaret sicilindeki adresinde yapılmış; borçluya bu adreste ödeme emri tebliğ edilmemişti. Bölge adliye mahkemesi borçlu ile üçüncü kişi arasında perdeleme iradesi bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, 8. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, istihkak davasında alacaklının ispat bakımından korunması gereğini, m. 97/a'ya dayanan üçüncü kişinin ispat yükünün içeriğini ve m. 99'un yalnız üçüncü kişinin elindeki malda uygulanacağını açıkladı; üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan önce faaliyete geçtiği ve ortak olan kişinin borcun doğumundan önce ayrıldığı dosyada organik bağ bulunmadığını, karinenin üçüncü kişi lehine olduğunu kabul ederek direnme kararını oy çokluğuyla bozdu.
Sonuç: Organik bağ borcun doğum tarihi itibarıyla aranır; benzer alanda faaliyet tek başına yetmez ve karine üçüncü kişi lehineyse alacaklı güçlü delillerle ispat etmelidir.
2.Bankanın mevduat üzerindeki rehin veya hapis bildirimi istihkak iddiasıdır; m. 99 prosedürüYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2018/93 · K. 2022/255 ·
Borçlunun banka mevduatı haciz yazısıyla haczedilmiş; banka, mevduat üzerinde rehin, hapis ve takas-mahsup hakkı bulunduğunu bildirmiş, icra müdürlüğü ise paranın gönderilmesini istemişti. Hukuk Genel Kurulu, bankanın bu bildiriminin istihkak iddiası niteliğinde olduğunu, icra müdürünün alacaklıya m. 99'a göre dava açması için yedi gün süre vermesi gerektiğini, bu hâlde dava açma külfetinin alacaklıda olduğunu ama üçüncü kişinin de beklemeden dava açabileceğini belirterek bankanın şikâyetinin kabulü gerektiğine karar verdi ve direnme kararını oybirliğiyle bozdu. Karar, 5311 sayılı Kanunla İcra ve İflas Kanununa eklenen geçici m. 7 yollamasıyla İİK m. 366/III uyarınca, karar düzeltme yolu açık olarak verilmiştir.
Sonuç: Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse süreyi icra müdürü verir ve dava açma yükü alacaklıdadır; üçüncü kişi de beklemeden dava açabilir.
3.Üçüncü kişi taşınır haczini şikâyetle kaldırtamaz; başvuru istihkak davası olarak görülürYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/439 · K. 2023/627 ·
Bir otel binasındaki menkuller borçlu şirket aleyhine haczedilmiş; taşınmazın maliki ve aynı zamanda ipotek alacaklısı olan banka, menkullerin taşınmazın eklentisi olduğunu ve kendisine ait bulunduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını icra mahkemesinden şikâyet yoluyla istemişti. Hukuk Genel Kurulu, malik ile ipotek alacaklısı sıfatları birleştiği ve ipoteğin hükümleri askıda olduğu için bankanın ipotek hakkına dayanarak m. 83/c'den yararlanamayacağını, takip dosyasında taraf olmayan üçüncü kişinin taşınır haczinin kaldırılmasını şikâyet yoluyla isteyemeyeceğini ve başvurunun, nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı gereğince istihkak davası olarak görülmesi gerektiğini belirterek direnme kararını oybirliğiyle bozdu.
Sonuç: Mülkiyet iddiasıyla haczin kaldırılmasını isteyen üçüncü kişinin başvurusu, adı şikâyet olsa da istihkak davası olarak incelenir.
4.Mülkiyet ve rehin sınırlayıcı değildir; kiracılık sıfatı istihkak iddiasına dayanak olmazYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/7610 · K. 2026/809 ·
Aynı takipte iki ayrı haciz yapılmış; üçüncü kişi bir hacizdeki menkulleri kiraladığını, diğerindeki bilgisayarların ise kendisine ait olduğunu ileri sürmüştü. Bölge adliye mahkemesi iki davayı da usulden reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi, mülkiyet ve rehin hakları sözcüklerinin sınırlayıcı olmadığını, sınırlı ayni haklara, şerhli kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine ve intifa hakkına dayanılarak da dava açılabileceğini belirtti; kiracılık sıfatına dayalı istihkak iddiasının geçerli olmadığını kabul ederek o haciz yönünden bölge adliye mahkemesinin aktif husumet ehliyeti yokluğundan verdiği usulden ret kararını yerinde bularak itirazları reddetti, mülkiyet iddiası gözden kaçırılan diğer haciz yönünden kararı oybirliğiyle bozdu.
Sonuç: İstihkak iddiası mülkiyet ve rehinle sınırlı değildir; ancak hacze konu taşınırları kiraladığını ileri süren üçüncü kişinin kiracılık sıfatı istihkak iddiasına dayanak olmamıştır.
5.Kiracılık sıfatına dayalı istihkak iddiası geçersizdir; bu menkuller yönünden dava usulden reddedilirYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2024/5375 · K. 2025/317 ·
Bir akaryakıt istasyonunda yapılan hacizlerde üçüncü kişi, bir kısım menkulleri alt kiracı olarak kullandığını ileri sürmüştü; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi, bu menkuller yönünden üçüncü kişinin mülkiyete dayalı istihkak iddiasında bulunmadığını ve kiracılık sıfatına dayalı istihkak iddiasının geçerli olmadığını, davanın bu menkuller yönünden usulden reddedilmesi gerektiğini belirtti; geçerli haciz bulunmayan mahcuzlar yönünden de usulden ret gerektiğini, kalan mahcuzlar yönünden danışıklı işlem yapıldığını kabul ederek kararları oybirliğiyle kaldırıp bozdu.
Sonuç: Hacze konu menkulleri kiracı olarak kullandığını ileri süren üçüncü kişinin davası, bu menkuller yönünden esastan değil usulden reddedilir.
6.Karinenin tespiti için tarafların gösterdiği bütün deliller toplanmalıdırYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2021/1008 · K. 2023/175 ·
Bir meyve bahçesindeki ürünler borçlu aleyhine haczedilmiş; üçüncü kişi ürünlerin kendisine ait olduğunu bahçenin sahibi şirketle yaptığı kira sözleşmesine dayandırmış, şirketin defterlerinin incelenmesini de istemişti. Bölge adliye mahkemesi karineyi alacaklı lehine değerlendirmiş ve 8. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, istihkak davasındaki ispat kurallarını açıkladıktan sonra toplanan delillerin yasal karinenin alacaklı lehine olup olmadığının tespiti için yeterli olmadığını, hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak tarafların gösterdiği tüm delillerin toplanması gerektiğini belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozdu.
Sonuç: Mülkiyet karinesinin kimden yana olduğu, tarafların dayandığı defter, fatura ve ödeme belgeleri toplanmadan belirlenemez.
7.İddia ve doğrudan dava için yedi günlük süreler hak düşürücüdür; öğrenme tarihinin ispatı alacaklıya düşerYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1506 · K. 2020/320 ·
İlk haciz düştükten sonra yediemin deposunda, üçüncü kişinin yokluğunda ikinci haciz yapılmış; icra mahkemesi üçüncü kişinin davasını süre yönünden reddetmişti. Hukuk Genel Kurulu, süresinde yapılan istihkak iddiasının dava açma süresini kestiğini, iddianın dava için ön koşul olmadığını, haciz üçüncü kişinin yokluğunda yapılmışsa bildirme ve dava açma süresinin yedi gün olduğunu, bu sürelerin hak düşürücü olup resen gözetileceğini ve üçüncü kişinin haczi daha önce öğrendiğini ispat yükünün alacaklıda bulunduğunu açıkladı; davanın süresinde açıldığını kabul ederek direnme kararını değişik gerekçeyle bozdu. Esasa ilişkin sonuç oybirliğiyle verilmiş, karar HUMK m. 429 uyarınca verilmiş ve karar düzeltme yolu açık bırakılmıştır.
Sonuç: Üçüncü kişinin haczi bildirdiği tarihten önce öğrendiği kanıtlanamazsa süre en erken o tarihten başlar; aksini alacaklı ispat eder.
8.Borcun doğumundan sonra anlaşmalı boşanma tek başına muvazaa kanıtı değildirYargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2016/1554 · K. 2018/17965 ·
Alacaklı, borçlunun eski eşinin istihkak iddiasının reddi için m. 99'a dayanarak dava açmış; icra mahkemesi borcun doğumundan sonra gerçekleşen anlaşmalı boşanmayı mal kaçırma amacına bağlayarak davayı kabul etmişti. 8. Hukuk Dairesi, anlaşmalı boşanmanın muvazaayı düşündürdüğünü ancak tek başına kanıtlamaya yetmediğini, senet adresi, ödeme emri tebliğ adresi ve haciz adresinin farklı olduğunu ve haciz mahallinde borçluya ait evrak veya eşya bulunmadığını belirterek karinenin üçüncü kişi lehine olduğunu, ispat yükünün alacaklıda bulunduğunu kabul etti ve kararı oybirliğiyle bozdu. Karar, istinaf sisteminden önceki usule tabi bir dosyada, İİK m. 366 ve HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK m. 428 uyarınca ve karar düzeltme yolu açık olarak verilmiştir.
Sonuç: Haciz adresinin borçluyla bağı kurulamıyorsa karine üçüncü kişi lehinedir; borç sonrası boşanma tek başına muvazaayı ispatlamaz.
9.Akrabalık tek başına yetmez; kredi takibinde borcun doğum tarihi kat tarihidirYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/5789 · K. 2025/7409 ·
Bölge adliye mahkemesi, şirket ortakları arasındaki yakın akrabalık ve aynı faaliyet alanı nedeniyle üçüncü kişinin davasını reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi, haczin üçüncü kişinin sicil adresinde yapıldığını, borçlunun orada faaliyet göstermediğini, ödeme emrinin bu adreste tebliğ edilmediğini ve evrakın güncel olmadığını belirterek karinenin üçüncü kişi lehine olduğunu kabul etti; kredi sözleşmesinden kaynaklanan takiplerde borcun doğum tarihinin hesabın kat tarihi olduğunu, üçüncü kişi şirketin bu tarihten önce kurulduğunu, akrabalığın tek başına muvazaalı işlem göstermediğini ve organik bağın borcun doğumu öncesine ait olduğunu belirterek kararı oybirliğiyle bozdu.
Sonuç: Borcun doğumundan önce kurulan şirkette, borcun doğumundan önceye ait organik bağ ve akrabalık, mal kaçırma amacıyla muvazaalı işlem yapıldığını göstermeye yetmemiştir.
10.Eşin şirketi, borçlunun haciz mahallinde bulunması ve tüzel kişilik perdesinin aralanmasıYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2022/11187 · K. 2023/1493 ·
Haciz üçüncü kişi şirketin sicil adresinde yapılmış, borçlu haciz sırasında orada hazır bulunmuştu. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi, karineyi alacaklı lehine görmekle birlikte faturaların tasdikli defterlere işlendiğini esas alarak alacaklının istinafını esastan reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi, borçlu ile eşinin şirketin kurucu ortakları olduğunu, hisse devirlerinden sonra eşin yüzde 99, borçlunun yüzde 1 payla yeniden ortak olduğunu ve borçlunun kuruluştan beri yetkili müdür kaldığını belirterek karinenin alacaklı yararına olduğunu kabul etti; tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ve sicil kayıtlarıyla danışıklı işlem yapıldığı sonucuna vararak kararları oybirliğiyle kaldırıp bozdu.
Sonuç: Borçlu ile eşinin kurduğu ve borçlunun yönettiği şirketin adresinde, borçlunun hazır bulunduğu hacizde karine alacaklı lehine kabul edilmiş ve perdeyi aralama teorisiyle danışıklı işlem sonucuna varılmıştır.
11.Sıkı organik bağ: sicil, haciz tutanakları ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarıYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/6669 · K. 2025/8044 ·
İlk derece ve bölge adliye mahkemesi, organik bağın her türlü şüpheden uzak biçimde belirlenemediği gerekçesiyle üçüncü kişinin davasını kabul etmişti. 12. Hukuk Dairesi, borcun 2012'de doğduğunu, üçüncü kişi şirketin 2013'te kurulduğunu ve hisselerinin 2014'te borçlu şirket yetkilisinin oğluna devredildiğini, haciz mahallinde üçüncü kişi şirketi temsile yetki veren bir vekâletname ile borçlu kısmında üçüncü kişi şirketin adı yazılı bir senet bulunduğunu ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre adresi müşterek kullanan dava dışı şirketin kurucularının borçlu şirketin sigortalı çalışanı olduğunu tespit etti; mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğunu ve sıkı bir organik bağ bulunduğunu kabul ederek kararları oybirliğiyle kaldırıp bozdu.
Sonuç: Borcun doğumundan sonra kurulup hisseleri borçlu şirket yetkilisinin oğluna devredilen şirkette, ortak ve yetkililer ile iş kolları arasındaki bağ sıkı organik bağ sayılmıştır.
12.Borcun doğumundan sonra kapatılan şube adresi, çalışan beyanı ve akrabalıkYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2022/10460 · K. 2023/1264 ·
Üçüncü kişi, haczedilen makineyi yurt dışından teşvikli olarak ithal ettiğini ve yalnızca muhafaza için bıraktığını ileri sürmüştü; bölge adliye mahkemesi davayı reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi kendi değerlendirmesinde, haczin borçlu şirketin borcun doğumundan sonra kapattığı şube adresinde yapıldığını, adresin üçüncü kişinin sicil adresi olmadığını, haciz mahallindeki çalışanın borçlu şirket ortağınca işe alındığını beyan ettiğini ve ortaklar arasında sıkı organik bağ ile akrabalık bulunduğunu belirterek danışıklı işlem yapıldığı sonucuna vardı ve kararı oybirliğiyle onadı.
Sonuç: Haciz adresinin borçluyla bağı, çalışan beyanı ve ortaklar arasındaki akrabalık birlikte danışıklı işlem sonucuna götürebilir.
13.Takibin durdurulduğu dosyada m. 97/13 tazminatının matrahı alacak ile mal değerinden az olanıdırYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/9621 · K. 2026/2354 ·
İlk derece mahkemesi üçüncü kişinin istihkak davasını reddetmiş ve menkullerin değeri üzerinden yüzde 20 tazminata hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi, takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğundan m. 97/13 uyarınca alacaklı yararına yüzde 20 tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ancak tazminatın matrahında takip konusu alacak miktarı ile hacizli mal değerinden hangisi azsa onun esas alınacağını belirtti; bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece kararını tazminatı alacak miktarı üzerinden hesaplayacak biçimde düzelterek oybirliğiyle onadı.
Sonuç: m. 97/13 tazminatı, takibin durdurulduğu dosyalarda takip alacağı ile hacizli mal değerinden az olanı üzerinden hesaplanır.
14.m. 97/15 kötü niyet tazminatının koşulu: bilerek haciz istemekYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2022/11759 · K. 2022/14338 ·
İcra mahkemesi üçüncü kişinin istihkak davasını kabul etmiş ve alacaklı aleyhine haczedilen malın değerinin yüzde 15'i oranında tazminata hükmetmişti. 12. Hukuk Dairesi, m. 97/15 tazminatı için davanın kabulü yanında alacaklının kötüniyetinin de gerçekleşmesi gerektiğini, kötüniyetin mahcuzun davacıya ait olduğunu bilerek haciz istemek anlamına geldiğini ve istihkak iddiasına itirazın tek başına kötüniyet göstermediğini belirtti; üçüncü kişi bunu ispatlayamadığından tazminat bendini hükümden çıkararak kararı oybirliğiyle düzelterek onadı. Karar, istinaf sisteminden önceki usule tabi bir dosyada İİK m. 366 ve HUMK m. 438 uyarınca ve karar düzeltme yolu açık olarak verilmiştir.
Sonuç: Alacaklının istihkak iddiasına itiraz etmesi tek başına kötü niyet sayılmaz; m. 97/15 tazminatı bilerek haciz istenmesini gerektirir.
15.İstihkak davası ile haksız haciz tazminatı: m. 97/15 götürü tazminattırYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2020/585 · K. 2022/907 ·
İstihkak davasını kazanan ve tezgâhlarını yıllarca kullanamayan üçüncü kişi, haczi yaptıran alacaklıya karşı asliye hukuk mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açmıştı; istihkak davasında m. 97/15 tazminatı Yargıtay tarafından kaldırılmıştı. Hukuk Genel Kurulu, 1974 tarihli içtihadı birleştirme kararını aktararak m. 97/15'teki tazminatın götürü nitelikte olduğunu ve gerçek zararın genel hükümlere göre ayrıca istenebileceğini, manevi tazminat için ise haciz uygulayanın kötü niyet ve ağır kusurunun gerektiğini belirtti; manevi tazminat yönünden ve maddi zararın belirlenme biçimi yönünden direnme kararını oy çokluğuyla bozdu. Karar 818 sayılı Borçlar Kanunu dönemindeki bir olay hakkında HUMK m. 429 uyarınca verilmiştir.
Sonuç: m. 97/15 tazminatının reddi, haksız haciz nedeniyle uğranılan gerçek zararın genel mahkemede istenmesine engel değildir.
16.Nispi harç ve vekâlet ücreti: hacizli mal değeri ile alacaktan az olanıYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2022/3126 · K. 2022/8020 ·
İcra mahkemesi, bozmaya uyarak üçüncü kişinin istihkak davasını kabul etmiş, ancak vekâlet ücretini ve karar harcını eksik hesaplamıştı. 12. Hukuk Dairesi, alacaklının temyiz itirazlarını reddetti; istihkak davalarında esasa ilişkin kararda hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi azsa onun üzerinden nispi vekâlet ücretine, davanın kabulünde de aynı değer üzerinden nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiğini belirterek hükmü oybirliğiyle düzelterek onadı. Karar, istinaf sisteminden önceki usule tabi bir dosyada HMK geçici m. 3 yollamasıyla HUMK m. 438/7 uyarınca ve karar düzeltme yolu açık olarak verilmiştir.
Sonuç: İstihkak davasında nispi harç ve vekâlet ücreti, hacizli mal değeri ile takip alacağından az olanı üzerinden hesaplanır.
17.Kabul kararında nispi karar ve ilam harcı: hacizli mal değeri ile alacaktan az olanıYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2024/7186 · K. 2025/1908 ·
İlk derece mahkemesi üçüncü kişinin davasını kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi maktu harç yerine nispi harç alınması gerektiği gerekçesiyle harç yönünden kararı düzeltmişti. 12. Hukuk Dairesi, davanın kabulü hâlinde nispi karar ve ilam harcının hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi azsa onun üzerinden hesaplanacağını belirtti; mahcuzun değeri alacaktan az olduğu hâlde fazla harca hükmedildiğini tespit ederek harç bendini düzeltti ve kararı oybirliğiyle onadı. Davacının vekâlet ücretine ilişkin temyiz başvurusunu ise kesinlik sınırı nedeniyle reddetti.
Sonuç: İstihkak davasının kabulünde nispi karar ve ilam harcı, hacizli mal değeri ile alacaktan az olanı üzerinden hesaplanır.
18.Mahcuz satılmışsa dava satış bedeline dönüşür; vekâlet ücreti satış bedeli ile alacaktan az olanı üzerindenYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/8531 · K. 2026/260 ·
Bir tarla üzerindeki ahırda bulunan bütünleyici parça, eklenti ve eşyaların haczine karşı açılan davada ilk derece mahkemesi, Dairenin önceki bozmasına uyarak davayı kısmen kabul etmişti; dava sürerken taşınmaz davacı tarafından devredilmişti. 12. Hukuk Dairesi, taşınmazı devralan kişi davaya dahil edilmeden, yani taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında karar verildiği gerekçesiyle kararı oybirliğiyle bozdu. Daire ikincil (“kabule göre”) gerekçesinde, mahcuzlar satılmışsa davanın m. 97/10 uyarınca satış bedeline dönüşeceğini ve vekâlet ücretinin satış bedeli ile asıl alacaktan az olanı üzerinden hesaplanacağını da belirtti.
Sonuç: Dava sırasında satılan mahcuz yönünden dava satış bedeline dönüşür; vekâlet ücretinin matrahı satış bedeli ile asıl alacaktan az olanıdır (ikincil gerekçe).
Sık sorulan sorular
İstihkak davası nedir?
Borçluya ait sanılarak haczedilen bir malın kendisine ait olduğunu ya da üzerinde rehin hakkı bulunduğunu ileri süren üçüncü kişinin, malı hacizden kurtarmak için icra mahkemesinde açtığı davadır. Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse alacaklı da haczin kalkmasını önlemek için üçüncü kişiye karşı icra mahkemesinde dava açabilir; buna istihkak iddiasının reddi davası da denir.
İstihkak davası hangi mahkemede açılır?
İcra mahkemesinde açılır. İcra ve İflas Kanunu m. 97 ve m. 99 davanın icra mahkemesinde açılacağını açıkça söyler. İcra ve İflas Kanununda istihkak davası için ayrı bir yetki kuralı bulunmadığından dava genel hükümlere göre görülür; Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir ve davalı birden fazlaysa birinin yerleşim yerinde dava açılabilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda davalı yetki itirazını cevap dilekçesinde ileri sürmelidir; süresinde ve usulüne uygun itiraz edilmezse davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.
İstihkak davası açma süresi ne kadardır?
Kanunda öngörülen süreler yedi gündür. Haczi öğrenen üçüncü kişi yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmalıdır. İtiraz üzerine icra mahkemesi karar verirse dava bu kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde açılır. İddiada bulunma imkânı verilmemiş üçüncü kişi hacze ıttıladan itibaren yedi gün içinde doğrudan dava açabilir. Mal üçüncü kişinin elindeyse icra müdürü alacaklıya yedi gün süre verir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, haczin üçüncü kişinin yokluğunda yapıldığı hâlde iddiayı bildirme ve doğrudan dava açma için öngörülen yedi günlük sürelerin hak düşürücü olduğunu ve resen gözetileceğini belirtmiştir.
Mal üçüncü kişinin elinde haczedilirse davayı kim açar?
Kural olarak alacaklı açar. İcra ve İflas Kanunu m. 99'a göre icra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde dava açması için alacaklıya yedi gün süre verir; bu sürede dava açılmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır ve süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar mal satılamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, üçüncü kişinin alacaklıyı beklemeden kendisinin de dava açabileceğini kabul etmektedir.
İstihkak davasında ispat yükü kimdedir?
Malın kimin elinde haczedildiğine bağlıdır. Taşınırı elinde bulunduran kişi malik sayılır; borçlu ile üçüncü kişi malı birlikte bulunduruyorsa mal borçlunun elinde kabul edilir ve karinenin aksini üçüncü kişi ispat eder. Mal yalnız üçüncü kişinin elinde haczedilmişse karine üçüncü kişi lehinedir ve Yargıtay'a göre dava üçüncü kişi tarafından açılsa bile karinenin aksini alacaklı ispat etmelidir.
Borçlu ile aynı adreste bulunmak ya da akraba olmak malın borçluya ait sayılması için yeterli mi?
Duruma göre değişir. Mal borçlu ile üçüncü kişinin birlikte elinde bulunuyorsa kanun gereği borçlunun elinde sayılır ve karinenin aksini üçüncü kişi ispat eder. Yargıtay, alacaklı lehine karine için haciz adresinin borçlu ile ilişkisinin kesin biçimde saptanmasını arar. Akrabalık, benzer alanda faaliyet veya borç sonrası boşanma ise Yargıtay kararlarında tek başına yeterli görülmemiş; ortaklık, yöneticilik, adres, çalışan ve sicil kayıtları birlikte değerlendirilmiştir.
İstihkak davası açılınca icra takibi durur mu?
Mal borçlunun elinde haczedilmişse kural olarak kendiliğinden durmaz. İcra mahkemesi takibin devamına veya ertelenmesine karar verir; erteleme kararı verilirse davacıdan teminat alınır ve takibin devamına dair karar kesindir. Mal üçüncü kişinin elinde haczedilmişse alacaklının süresinde açtığı dava sonuçlanıncaya kadar mal satılamaz. Dava sürerken satış isteme süreleri işlemez.
İstihkak davası kaybedilirse tazminat ödenir mi?
Takibin ertelenmesine karar verilmiş ve dava reddedilmişse davacı, alacağın gecikmiş kısmının yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Dava kabul edilir ve itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti anlaşılırsa bu kez itiraz eden, haczedilen malın değerinin yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere tazminat öder. Yargıtay'a göre istihkak iddiasına itiraz etmek tek başına kötü niyet sayılmaz.
İstihkak davası için arabulucuya başvurmak gerekir mi?
Gerekmez. İcra ve İflas Kanunu istihkak davası için arabulucuya başvurmayı dava şartı saymaz; dava şartı arabuluculuk öngören 6325 sayılı Kanun m. 18/B ve Türk Ticaret Kanunu m. 5/A'da sayılan uyuşmazlıklar arasında da istihkak davası yoktur. Arabuluculuk kural olarak isteğe bağlıdır.
İstihkak davasında verilen karara karşı istinaf ve temyiz yoluna gidilebilir mi?
Değer, İcra ve İflas Kanunu m. 363/1 ve m. 364/1'deki parasal sınırları geçiyorsa gidilebilir; her iki başvurunun süresi tebliğden itibaren iki haftadır. Bu sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. Takibin devamına dair icra mahkemesi kararı ise kesindir.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Bu alandaki diğer rehberler
- Muvazaa davası: muvazaalı işlem, ispat, süre ve iyiniyetli üçüncü kişi
- Trafik kazası tazminatı: yaralanma, maluliyet ve sigortaya başvuru
- İhalenin feshi: şikâyet hakkı, süre, fesih sebepleri ve para cezası
- İtirazın iptali davası: süre, arabuluculuk, ispat ve icra inkâr tazminatı
- Manevi tazminat davası: kişilik hakkı ihlali, miktar ve zamanaşımı
- Araç değer kaybı: sigortaya başvuru, hesaplama ve dava
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.