İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Trafik kazası tazminatı: yaralanma, maluliyet ve sigortaya başvuru

Yayın tarihi:

Trafik kazasında yaralanan kişi tedavi giderlerini, çalışamadığı dönemin kaybını ve kalıcı maluliyetten doğan zararını sorumlulardan isteyebilir. Bu rehber, Karayolları Trafik Kanunu m. 85, m. 97 ve m. 109 ile Türk Borçlar Kanunu m. 54 ve m. 55 çerçevesinde tazminatın kimden istenebileceğini, sigortaya başvuru ve Sigorta Tahkim Komisyonu yolunu, maluliyet raporunun nasıl alındığını, Yargıtay'ın tazminatı hangi yöntemle hesaplattığını ve davanın hangi mahkemede, hangi sürede açıldığını anlatır. Araçtaki hasar ve değer kaybı, ölüm hâlindeki destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminatın miktarı ayrı rehberlerin konusudur.

Kısaca

Trafik kazasında yaralanan kişi bedensel zararının tazminini isteyebilir; tedavi giderleri, kazanç kaybı ve çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar bunlardandır. Tazminat aracın sürücüsünden, işleteninden ve zorunlu trafik sigortacısından istenebilir. Hastane ve diğer sağlık kuruluşlarının sağlık hizmeti bedellerini ise kural olarak Sosyal Güvenlik Kurumu karşılar. Aracın sigortası yoksa veya sigortalı bulunamıyorsa Güvence Hesabına başvurulabilir. Sigorta şirketine dava açmadan önce yazılı başvuru zorunludur. Maluliyet oranı kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre belirlenir. Zamanaşımı kural olarak zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde kazadan itibaren on yıldır.

İlgili rehberler: Araç değer kaybı: sigortaya başvuru, hesaplama ve davaManevi tazminat davası: kişilik hakkı ihlali, miktar ve zamanaşımı

Bu sayfada

Dava, süre ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Görevli mahkeme

Asliye ticaret mahkemesi, dava sigorta şirketine (aracın zorunlu trafik sigortacısına ya da kasko poliçesindeki ihtiyari mali sorumluluk sigortacısına) karşı açılıyorsa: zarar görenin sigortacıya doğrudan dava hakkı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiştir ve bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan davalar ticari davadır. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde dava asliye hukuk mahkemesinde görülür. Yalnız sürücüye ve işletene karşı açılan davada, dava her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili değilse asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Aracın işleteni veya sahibi Devlet ya da bir kamu kuruluşu olsa da KTK'dan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür. Ancak otobüs veya minibüste yolcu olarak taşınırken yaralanan kişi, taşımayı yapan firmaya zorunlu trafik sigortacısıyla ve diğer zarar sorumlularıyla birlikte bedensel zararı için dava açıyorsa görevli mahkeme tüketici mahkemesidir: yolcu ile taşıyıcı firma arasındaki taşıma sözleşmesi tüketici işlemidir, tüketici işlemlerinden doğan davalara tüketici mahkemeleri bakar ve diğer kanunlarda düzenleme bulunması 6502 sayılı Kanun'un görev hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı bu yönde gidermiş, kararını taşımayı yapan firmanın davalılar arasında bulunduğu davalarla sınırlı tutmuştur.

Dayanak: TTK m. 4/1-a, m. 5/1, m. 5/4, m. 1478/1; HMK m. 2/1; KTK m. 110/1; 6502 m. 73/1, m. 83/2

Yetkili mahkeme

Sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesi ya da kazanın meydana geldiği yer mahkemesi. Kanun bu yerleri seçimlik olarak sayar; genel yetkili mahkeme de davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Sürücüye ve işletene karşı haksız fiil davasında zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.7, 1/4/2020'den sonra yapılan poliçelerde sigortacının merkezinin ve zarar görenin ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesini de sayar; bu tarihten önce yapılan poliçelere, poliçenin yapıldığı tarihte geçerli Genel Şartlar uygulanır. KTK m. 110/2'de daha önce yer alan "merkez" ibaresi ise Anayasa Mahkemesi'nin 14/3/2024 tarihli, E. 2023/79, K. 2024/80 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; iptal 18/4/2024'te yürürlüğe girdi. Tüketici mahkemesinde görülen dava, tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir.

Dayanak: KTK m. 110/2; HMK m. 6/1, m. 16/1; ZMSS Genel Şartları C.7, geçici m. 1; AYM E. 2023/79, K. 2024/80; 6502 m. 73/5

Dava şartı

Sigorta şirketine karşı davada: sigortaya yazılı başvuru. Zarar gören, dava açmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapmak zorundadır; şirket başvurudan itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermez veya cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir. Bu kural kasko poliçesindeki ihtiyari mali sorumluluk sigortasında da uygulanır. Özel kanun bu başvuruyu zorunlu tuttuğu için sigorta şirketine karşı davada dava şartı arabuluculuk hükümleri uygulanmaz. Sürücüye ve işletene karşı davada bu başvuru şartı yoktur; ancak dava her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir ticari davaysa konusu para olan tazminat davalarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, 6502 sayılı Kanun m. 73/A/1'de sayılan istisnalar (örneğin tüketici hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar) dışında dava şartıdır.

Dayanak: KTK m. 97, m. 100; 6325 sayılı Kanun m. 18/A/18; TTK m. 5/A/1; 6502 m. 73/A/1

Süre ve zamanaşımı

Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl, her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl. Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır. Zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da, sigortacıya karşı kesilirse tazminat yükümlüsüne karşı da kesilmiş olur.

Dayanak: KTK m. 109/1-3

Yargılama usulü

Dava ticari davaysa (aracın zorunlu trafik veya ihtiyari mali sorumluluk sigortacısına karşı dava; asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerde asliye hukuk mahkemesinde görülse de) miktar veya değer TTK m. 4/2'deki parasal sınırı geçmiyorsa basit, geçiyorsa yazılı yargılama usulü; bu sınır HMK ek m. 1'e göre artırılır. Ticari olmayan dava (yalnız sürücüye ve işletene karşı, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmayan dava) HMK m. 316/1'deki basit yargılama listesinde yer almadığından yazılı yargılama usulüne tabidir. Tüketici mahkemesinde görülen dava ise HMK'nın basit yargılama usulünü düzenleyen Altıncı Kısım hükümlerine göre yürütülür.

Dayanak: TTK m. 4/2, m. 5/4; HMK m. 316/1; 6502 m. 73/4

Harç

Nispi harç: yargı harcı değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden alınır. Karar ve ilam harcının kural olarak dörtte biri peşin alınır; ancak ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide birdir. Kalan harç kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı dava ise Harçlar Kanunu'nda düzenlenen harçlardan muaftır.

Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15, m. 28/a; 6502 m. 73/2

Kanun yolu

İlk derece mahkemesinin nihai kararına karşı istinaf; süre, ilamın tebliğinden itibaren iki hafta. Miktar veya değeri HMK m. 341/2'deki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarında karar kesindir; manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı ise miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz; m. 362/1-a'daki temyiz sınırını geçmeyen davalarda temyiz yolu kural olarak kapalıdır. Ancak bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul edip yeniden esas hakkında karar vermişse, kararın kabul edilen ya da reddedilen kısmı m. 341/2'deki parasal sınırın üzerindeyse karar temyiz edilebilir; m. 362/1'deki temyiz sınırının altında kalan bu kararlarda, ilk derece mahkemesi kararıyla aradaki fark m. 341/2'deki sınırı geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır (m. 362/3). Bu parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılır; davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. Sigorta Tahkim Komisyonu yolu seçilmişse hakem kararına itiraz ve temyiz, 5684 sayılı Kanun m. 30/12'deki sınırlara göre belirlenir; bu tutarlar m. 30/22 uyarınca artırılabilir.

Dayanak: HMK m. 341/2, m. 345, m. 361/1, m. 362/1-a, m. 362/3, ek m. 1; 5684 sayılı Kanun m. 30/12, m. 30/22

Trafik kazasında yaralanan kişi tazminatı kimden isteyebilir? KTK m. 85, m. 91 ve Güvence Hesabı

KTK m. 85/1'e göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebep olur ve araç bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında ya da bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilirse, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur. Kanun işletenin sorumluluğunu KTK m. 91/1'de "85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumlulukları" diye anar ve bu sorumluluğun karşılanması için mali sorumluluk sigortasını zorunlu tutar. KTK m. 85/5 uyarınca işleten, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Sürücü ise TBK m. 49/1'e göre kusurlu ve hukuka aykırı fiiliyle verdiği zarardan sorumludur. KTK m. 88/1'e göre bir motorlu aracın katıldığı bir kazada üçüncü kişinin uğradığı zarardan birden fazla kişi tazminatla yükümlüyse, bunlar müteselsilen sorumlu tutulur. Zarar gören kazaya katılan araçlardan birinin işleteniyse KTK m. 89/1 ayrı bir kural koyar: özel durumlar ve özellikle işletme tehlikeleri başka türlü paylaştırmayı haklı göstermedikçe, kazaya katılan araçların işletenleri kendilerine düşen kusur oranında zararı gidermekle yükümlüdür.

KTK m. 91/1 işletenlere, m. 85/1'deki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirir. Zarar gören, TTK m. 1478/1 uyarınca uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmını doğrudan sigortacıdan isteyebilir; sigortacıdan istenebilecek miktar böylece poliçedeki teminat tutarıyla sınırlıdır. KTK m. 90'a göre zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar KTK'da öngörülen usul ve esaslara tabidir; KTK'da düzenlenmeyen hususlarda TBK'nın haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Zorunlu trafik sigortası teminatının yetmediği durumda aracın kasko poliçesindeki ihtiyari mali sorumluluk teminatı gündeme gelir; KTK m. 100, sigortaya başvuruya ilişkin m. 97'yi ve zamanaşımına ilişkin m. 109'u bu sigortada da uygular.

Aracın sigortası yoksa ya da sigortalı tespit edilemiyorsa 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 14 ile kurulan Güvence Hesabına başvurulur. Kanun Hesaba başvurulabilecek hâlleri sayar; trafik kazasında yaralanan kişiyi ilgilendirenler şunlardır: 1) sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar, 2) rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar, 3) sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası hâlinde ödemekle yükümlü olduğu maddi ve bedensel zararlar, 4) çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada işletenin sorumlu tutulmadığı hâllerde kişiye gelen bedensel zararlar. Hesabın sorumluluğu, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadardır.

Hukuk Genel Kurulu, 2009 yılındaki bir olaya ilişkin kararında, kazaya neden olan motorlu aracın plakası belirsizse ve işleten sorumlu tutulamıyorsa Güvence Hesabının işletenin kusuru nispetinde sorumlu olduğunu belirtmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2025/353)1 Başka bir kararda Hukuk Genel Kurulu, uluslararası motorlu taşıt sigortası bulunmayan yabancı plakalı bir aracın sürücüsünün yayayı kasten ezdiği olayı KTK m. 3 anlamında trafik kazası saydı ve zararın teminat dışı kabul edilemeyeceğini belirterek Güvence Hesabının sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğini açıkladı. (Yargıtay HGK, E. 2024/246)2 Yargıtay, Güvence Hesabına yapılan tazminat başvurusunu da KTK m. 97'deki zorunlu başvuru şartının yerine getirilmesi olarak değerlendirmiştir. (Yargıtay 4. HD, E. 2021/21911)3

Trafik kazası tazminatının şartları: işletme, zarar, illiyet ve KTK m. 86'daki kurtuluş sebepleri

İşletenin sorumluluğu kusura bağlı değildir: Hukuk Genel Kurulu, KTK'yı tehlike sorumluluğu türü olarak düzenlenmiş özel bir kanun olarak nitelendirmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2023/899)4 Hukuk Genel Kurulu sorumluluk için aranan şartları şöyle saymıştır: 1) motorlu aracın işletilme hâlinde olması, 2) zarar verici fiil, 3) zarar, 4) uygun illiyet bağı.2 Bu rehberin konusu olan hâlde zarar, zarar görenin bedeninde meydana gelen zarardır. İşletilme hâlinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu kazada ise KTK m. 85/3 uyarınca zarar gören, işletenin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusurunu ya da araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmelidir.

İşleten, KTK m. 86/1'deki şartlar birlikte gerçekleşirse sorumluluktan kurtulur: kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten ya da zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat etmelidir. Sorumluluktan kurtulamayan işleten, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse hâkim, KTK m. 86/2 uyarınca durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Zarar görenin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri de KTK m. 92/g uyarınca zorunlu trafik sigortası kapsamı dışındadır.

Sürücünün kastı bu şartları ortadan kaldırmaz. Hukuk Genel Kurulu, sürücünün yayayı kasten ezdiği bir olayda kazanın KTK m. 86'da sayılan mücbir sebepten, zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığını; sürücünün kasıtlı eyleminin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında teminat dışı hâllerde değil rücu sebeplerinde düzenlendiğini ve bu nedenle işletenin ve sürücünün sorumluluğunun ortadan kalkmayacağını belirtmiştir.2 Bu karar 2010 yılındaki bir kazaya ve o tarihte geçerli Genel Şartlara ilişkindir.

Yaralanan kişi hatır için karşılıksız taşınıyorsa KTK m. 87/1'e göre işletenin sorumluluğu genel hükümlere tabidir. Yargıtay'a göre hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından bu taşımalarda TBK m. 51 uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması yerleşik içtihattır; hâkim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de bunun gerekçesini kararında tartışmalıdır. (Yargıtay 4. HD, E. 2021/9248)5 Yargıtay, sürücüyle arkadaş olan yolcunun taşınmasını hatır taşıması saymış;5 başka bir kararda, arkadaşının kamyonetine birlikte gezmek üzere binen yolcu için hakem heyetinin hatır taşıması kabulünü benimseyerek indirimin sonuca yansıtılmasını istemiştir. (Yargıtay 4. HD, E. 2023/5936)6

Bedensel zarar kalemleri nelerdir? Tedavi gideri, iş göremezlik, bakıcı gideri ve SGK ile ilişki (TBK m. 54, KTK m. 98)

TBK m. 54 bedensel zararları "özellikle" diyerek sayar: 1) tedavi giderleri, 2) kazanç kaybı, 3) çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, 4) ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. TBK m. 55/1'e göre bedensel zararlar TBK hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır; hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Uygulamada kazanın ardından çalışılamayan dönem için geçici iş göremezlik, kalıcı maluliyet için sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri ayrı kalemler olarak istenir. (Yargıtay 4. HD, E. 2023/5279)7 (Yargıtay 4. HD, E. 2024/5984)8

Tedavi giderlerinde KTK m. 98 belirleyicidir: trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır; Kurum protez ve ortezler için farklı birim fiyatı belirler. KTK m. 98/2'ye göre sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı bu teminat için belirlenen tutarı Kuruma aktarır ve aktarımla bu teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona erer. Hukuk Genel Kurulu, 6111 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 25/2/2011'den itibaren bu kapsamdaki tedavi giderlerine yönelik taleplerde pasif husumet sıfatının Kurumda olduğunu açıklamıştır.4

Ancak her tedavi gideri Kuruma yöneltilmez. Hukuk Genel Kurulu'na göre zarar görenin bir organını kaybetmesi hâlinde takılan organ veya protezler için yapılan masraflar da tedavi gideridir; trafik kazasındaki yaralanmadan kaynaklanan tedavi giderlerinden belgeye bağlanmış olanlardan Kurum sorumludur, henüz belgeye bağlanmamış olanlar için Kurumun sorumluluğundan söz edilemez. Kurul bu nedenle ileride yapılacak protez giderlerinden işletenin, sürücünün ve trafik sigortacısının sorumlu olduğuna karar vermiştir; ilk protez uygulaması için fatura edilmiş bedelin SGK'ca ödenip ödenmediğinin Kurumdan sorulmasını, ödenmediği tespit edilirse bu ilk protez giderinden de davalının sorumlu tutulmasını istemiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.4

Kaza aynı zamanda iş kazası niteliği taşıyorsa Sosyal Güvenlik Kurumunun yaptığı ödemeler hesaba girer. TBK m. 55/1'e göre kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri zarar veya tazminattan indirilemez. Buna karşılık 5510 sayılı Kanun m. 21/4, iş kazasının üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmesi hâlinde bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısının zarara sebep olan üçüncü kişilere rücu edileceğini düzenler. Yargıtay, işveren şirketin aracında görev yolunda yaralanan yolcunun zorunlu trafik sigortacısına açtığı davada, Kuruma ödeme yapılıp yapılmadığının, ödemenin niteliğinin ve rücuya tabi olup olmadığının sorulmasını, rücuya tabi ödeme varsa ilk peşin sermaye değerinin indirilerek tazminatın hesaplanmasını istemiştir.7 KTK m. 92'nin son fıkrasına göre sigortacının Kuruma karşı gelir kaybı ödemelerinden doğan sorumluluğu, kendi sigortalısının kusuru oranında devam eder. İşverene karşı açılacak dava bu rehberin konusu değildir.

Manevi tazminat zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışındadır (KTK m. 92/f). KTK m. 92/k'ye göre gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar da zorunlu trafik sigortası kapsamı dışındadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının sakatlanma teminatını düzenleyen A.5/c hükmü ise 4/12/2021 tarihli değişiklikten bu yana "Trafik kazası nedeniyle mağdurun geçici iş göremezliği ve sürekli sakatlığı bu teminattan karşılanır" der; bu değişiklik 4/12/2021'den sonra yapılan poliçelere uygulanır ve hüküm 12/6/2026 değişikliğinde de korunmuştur. TBK m. 56/1'e göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir; bu istem sürücüye ve işletene yöneltilir. KTK m. 90 da manevi tazminata ilişkin olarak KTK'da düzenlenmeyen hususlarda TBK'nın haksız fiil hükümlerini uygular. Manevi tazminatın miktarının nasıl belirlendiği manevi tazminat rehberinde anlatılır.

Trafik kazası tazminatında ispat: kaza, kusur ve maluliyet raporu

İspat yükü TMK m. 6 ve HMK m. 190/1'e göre belirlenir: kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraftadır. Hukuk Genel Kurulu, 2009 yılında plakası tespit edilemeyen bir aracın çarpmasıyla yaralandığını ileri süren yayanın açtığı davada, olayın trafik kazasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını ve Güvence Hesabının sorumlu olup olmadığını ispat yükünün davacıda olduğunu belirtti. Kurul aynı kararda, davacının olaydan hemen sonra hastanede ve kollukta olayın trafik kazası olduğunu beyan etmesini, hemşire gözlem tutanağında ve sağlık raporlarında olayın trafik kazası olarak kayda geçmesini ispat için yeterli buldu.1

Zarar görenin kusuruna isabet eden kısım tazminattan çıkarıldığı için kusur oranı sonucu doğrudan etkiler.6 Bir kararda hakem heyeti ceza dosyasında alınmış kusur raporuyla yetinmişti; Yargıtay, alanında uzman bilirkişiden olayın meydana geliş biçimi ve kaza tespit tutanağı irdelenerek, soruşturma belgeleri de incelenerek ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir kusur raporu alınmasını istedi. (Yargıtay 4. HD, E. 2021/17255)9 HMK m. 266/1'e göre mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.

Maluliyet oranı, Yargıtay kararlarında kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir. (Yargıtay 4. HD, E. 2021/23785)109 Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı giderirken bu dönemleri hüküm fıkrasına yazmıştır. (Yargıtay 4. HD, E. 2024/3323)11 Sayılan dönemler şöyledir: 11/10/2008'den önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü; 11/10/2008 ile 1/9/2013 arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği; 1/9/2013 ile 1/6/2015 arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği; 1/6/2015 ile 20/2/2019 arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik; 20/2/2019'dan sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik.1011 Kaza tarihinden önce yürürlükten kalkmış ya da kaza tarihinde henüz yürürlükte olmayan bir yönetmeliğe göre düzenlenmiş rapor hükme esas alınmamıştır.10 (Yargıtay 4. HD, E. 2023/8706)12

Kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan zarar gören için Yargıtay, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin sürekli sakatlık oranının tespitinde uygulanamayacağını, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir.12

Raporun doğru yönetmeliğe göre düzenlenmesi tek başına yetmez; içeriği de yönetmeliğe uygun olmalıdır. Yargıtay, skar izi için maluliyet belirlenirken yönetmelik ekindeki Alan Kılavuzunda izin vücut yüzeyinin %1-9'unu kaplaması şartının değerlendirilmesini ve heyette cildiye veya plastik cerrahi uzmanının bulunmasını istedi. (Yargıtay 4. HD, E. 2024/10020)1312 Başka bir kararda kemik kırıklarının güncel durumu için tıbbi görüntüleme yapılmadan, özel bir sağlık kuruluşunun filmlerine göre düzenlenen ve "sürekli" ibaresi taşımayan raporu hüküm kurmaya elverişli bulmadı; güncel film ve grafilerle yeniden muayene ve ortopedi uzmanı bulunan heyetten rapor alınmasını istedi. (Yargıtay 4. HD, E. 2024/13638)14 Travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik bir rahatsızlıkta ise bizzat muayene yapılarak, sürekliliği ve kazayla illiyet bağı tartışılarak, psikiyatri uzmanı bulunan kuruldan rapor alınması gerektiği belirtildi.10 Hukuk Genel Kurulu da bir yaralanmada gelişen durum bulunup bulunmadığını raporun yalnız sonuç kısmındaki bir ifadeye göre değil, raporun içeriğindeki tespit ve açıklamalara göre değerlendirmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2022/154)15

Trafik kazası tazminatı nasıl hesaplanır? Yaşam tablosu, progresif rant ve indirimlerin sırası

Yargıtay'a göre hâkim önce zarar görenin maluliyet oranına, yaşına, bakiye ömrüne ve gelirine göre zararını tespit eder, sonra indirimleri yapar.6 Yargıtay, maluliyet varsa tazminat hesabı için aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınmasını istemiştir;9 başka bir kararda Daire, hakem heyetinin esas aldığı raporun hesap yöntemini inceleyerek kararı bozmuştur.8 Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, gerçek zarar hesabının varsayımlara dayandığını, bu nedenle gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerektiğini belirterek bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun kullanılmasını uygun görmüştür.89 Davacının kendisi daha kısa ömür süresi veren PMF 1931 tablosunun uygulanmasını istediğinde Daire, talebe bağlılık gereği bu tablonun kullanılmasını istedi.9 Bu iki karar 2019 yılındaki kazalara ilişkindir. Daire, bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı giderirken de bakiye ömrün TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesine karar vermiştir.11 Hukuk Genel Kurulu ise 2010 yılındaki bir ölümlü kazada, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında zararın olay tarihindeki verilere göre hesaplanacağını belirterek bakiye ömrün olay tarihi itibarıyla PMF 1931 tablosuna göre belirlenmesini istemiştir; bu karar destekten yoksun kalma davasında ve oy çokluğuyla verilmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2024/643)16

Anayasa Mahkemesi'nin 17/7/2020 tarihli, E. 2019/40, K. 2020/40 sayılı kararıyla KTK m. 90'daki Genel Şartlara yapılan atıf iptal edilmiştir. Yargıtay'a göre bu iptalden sonra Genel Şartlar ve eki cetvellerle getirilen %1,8 teknik faiz ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulanamaz; tazminat, teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasıyla kabul edilen progresif rant formülüyle hesaplanır.89 Bu kararlar 2019 yılındaki kazalara ilişkindir. 7327 sayılı Kanunla 2021'de KTK m. 90'a, sürekli sakatlık tazminatının Genel Şartlarda yüzde 2'yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak hesaplanmasını öngören hükümler eklenmiştir;16 bu hükümler 19/6/2021'de yürürlüğe girmiş, Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarihli, E. 2021/82, K. 2022/167 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İptal 14/2/2023'te yürürlüğe girdi.

Tazminattan yapılacak indirimlerin sırası da Yargıtay uygulamasıyla belirlenmiştir. Buna göre 1) trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa bu oranda indirim yapılır, 2) koşulları varsa TBK m. 51 ve KTK m. 87 uyarınca hatır taşıması indirimi yapılır, 3) kalan kısımdan, zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla birlikte zararın oluşumunda veya artmasındaki müterafik kusuru varsa bu sebeple indirim yapılır, 4) en son sigorta şirketinin davadan önce yaptığı ödeme güncellenip mahsup edilir.6 Bu son aşama için 7589 sayılı Kanun yeni bir kural getirmiştir: TBK m. 55/4'e göre 31/7/2026'dan sonra meydana gelen kazalarda, çalışma gücü kaybı tazminatı için tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal olarak mahsup edilir. Aynı kararda hakem heyetleri, hesaplanan tazminat poliçenin sakatlık teminat limitinin üzerinde kaldığı için hatır indirimini sonuca etkisiz saymış ve müterafik kusur indirimi yapmamıştı; Yargıtay indirimlerin hesaplanan tazminat üzerinden yapılmasını ve ortaya çıkan sonucun limitle karşılaştırılmasını istedi.6

İndirim oranları kanunda yazılı değildir; TBK m. 51/1 hâkimin tazminatın kapsamını durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceğini, TBK m. 52/1 ise zarar görenin zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması hâlinde hâkimin tazminatı indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini söyler. Yargıtay'ın incelediği bir olayda sürücü belgesi bulunmayan 16 yaşındaki arkadaşının kullandığı kamyonete birlikte gezmek üzere binen yolcu için %20 hatır taşıması ve ehliyetsiz sürücünün aracına binmesi nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi öngörüldü; belgesiz tedavi gideri zararından da aynı oranlarda indirim yapılması istendi.6 Emniyet kemeri takmadığı kolluk ifadesiyle sabit olan yolcu için ise, uzman doktor raporu alınarak kemer takılı olsaydı maluliyet oluşup oluşmayacağının belirlenmesi ve sonucuna göre müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine karar verildi.5

Hesapta faizin başlangıcı için 7589 sayılı Kanun'la TBK m. 55'e eklenen üçüncü fıkra yeni bir kural koymuştur: çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplarda, zarar görenin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminat toplamına haksız fiilin meydana geldiği tarihten, kazancının bilinemediği döneme ilişkin tazminat toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. 7589 sayılı Kanun'un geçici m. 1/9'a göre TBK m. 55'teki bu değişiklik, yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller hakkında uygulanır; daha önceki olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümleri uygulanmaya devam eder. Değişiklik 31/7/2026'da yürürlüğe girmiştir.

Sigortaya başvuru şartı (KTK m. 97), Sigorta Tahkim Komisyonu ve arabuluculuk

KTK m. 97'ye göre zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmak zorundadır. Sigorta kuruluşu başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermezse veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olursa zarar gören dava açabilir ya da 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir. KTK m. 99/1 ise sigortacıların, hak sahibinin Genel Şartlarla belirlenen belgeleri iletmesinden itibaren sekiz iş günü içinde sigorta sınırları içinde kalan miktarları ödemek zorunda olduğunu düzenler. Yargıtay bu başvuruyu özel dava şartı olarak nitelendirir. (Yargıtay 4. HD, E. 2026/3130)173

Başvurunun eksik belgeyle yapılmış olması tek başına davanın usulden reddini gerektirmez.10 Yargıtay'a göre KTK m. 97 hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapmasını gerektirse de, başvurunun yapıldığı ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu hâllerde bu eksiklik tamamlanabilir; dava şartı eksiğinin giderilmesi mümkünse HMK m. 115/2 uyarınca kesin süre verilir.10 Daire, yerleşik uygulamasına göre başvuru hiç yapılmadan dava açılmasını da HMK m. 115/2 uyarınca tamamlanabilir bir dava şartı eksikliği saymaktadır; bu kararda ise başvuru yapılmış, uyuşmazlık başvuruya eklenen maluliyet raporundaki eksiklikten doğmuştu. (Yargıtay 4. HD, E. 2021/25865)18 Sigorta Tahkim Komisyonu hakem heyetlerinin, sigortaya usulüne uygun maluliyet raporuyla başvurulmadığı gerekçesiyle verdiği usulden ret kararları Yargıtay'ca bozulmuş ve yeni rapor alınarak esas hakkında karar verilmesi istenmiştir.121314 Sigorta şirketiyle yapılan arabuluculuk görüşmesinde düzenlenen anlaşmama tutanağı da sigortaya başvuru olarak kabul edilmiştir.17

Sigortaya başvuru zorunluluğu arabuluculuğun önündedir. 6325 sayılı Kanun m. 18/A/18'e göre özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğu olan hâllerde dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz. Yargıtay, zorunlu trafik sigortası bulunmayan araç nedeniyle Güvence Hesabına karşı açılan davayı arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle usulden reddeden kararı bu hüküm karşısında bozmuş; Güvence Hesabına yapılan başvurunun KTK m. 97'deki zorunlu başvuru şartını karşıladığını belirtmiştir.3 Sürücüye ve işletene karşı açılan dava ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir ticari davaysa TTK m. 5/A/1'deki arabuluculuk dava şartına tabidir.

Otobüs veya minibüste yolcu olarak taşınırken yaralanan kişinin durumu farklıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yolcunun taşımayı yapan firmaya, zorunlu mali sorumluluk sigortacısına ve diğer zarar sorumlularına karşı açtığı bedensel zarara ilişkin tazminat davasında görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğuna karar vererek bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı gidermiştir. Daire, yolcunun tüketici sayıldığını, taşıyıcı firmayla arasındaki taşıma sözleşmesinin tüketici işlemi olduğunu ve diğer kanunlarda hüküm bulunsa da 6502 sayılı Kanun'un görev ve yetki hükümlerinin uygulanacağını belirtmiştir. Davalılar arasında taşımayı yapan firmanın bulunmadığı bir bölge adliye mahkemesi kararı yönünden ise uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığına karar vermiştir. (Yargıtay 4. HD, E. 2025/5636)19 6502 sayılı Kanun m. 73/A/1'e göre tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, maddede sayılan istisnalar dışında dava şartıdır.

Tahkim yolunu 5684 sayılı Kanun m. 30 düzenler. Sigorta Tahkim Komisyonu, sigorta sözleşmesinden ve Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkları da çözer; zorunlu sigortalardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ilgili kuruluş tahkim sistemine üye olmasa bile hak sahipleri tahkim usulünden faydalanabilir. Komisyona gidebilmek için sigortacıya başvurulmuş ve talebin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığı belgelenmiş olmalıdır; sigortacının başvurudan itibaren onbeş iş günü içinde yazılı cevap vermemesi de yeterlidir (m. 30/13). Mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlık için Komisyona başvuru yapılamaz (m. 30/14). Hakemler görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermek zorundadır; aksi hâlde uyuşmazlık yetkili mahkemece çözülür (m. 30/16). Bu rehberde incelenen 4. Hukuk Dairesi kararlarının çoğu, Komisyonun İtiraz Hakem Heyeti kararlarının temyizi üzerine verilmiştir. (Yargıtay 4. HD, E. 2023/727)208

Trafik kazası tazminatında zamanaşımı ne zaman başlar? KTK m. 109, ceza zamanaşımı ve gelişen durum

KTK m. 109/1'e göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı öngörürse o süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir (m. 109/2). Zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır (m. 109/3).

Bedensel zararda "zararın öğrenilmesi" için Yargıtay, maluliyet raporunun tarihini değil tedavinin tamamlanmasını esas alır. Kararlara göre zararın öğrenilmesiyle kastedilen, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesidir; bu zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur ve yaralanmanın gerçekleşmesi ile bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanmasıyla zararın kapsamı belli olmuş kabul edilir.2015 Hukuk Genel Kurulu'nun bu yöndeki kararı oy çokluğuyla verilmiştir.

Zarar sonradan değişme eğilimi gösteriyorsa kural farklıdır. Hukuk Genel Kurulu'na göre zarar kendi özel yapısı içinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararın nitelik veya kapsamında bir değişiklik ortaya çıkıyorsa "gelişen durum" söz konusudur ve zamanaşımı bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle işlemeye başlar. Ancak Kurul, Adli Tıp Kurumu raporunun sonuç kısmında geçen "gelişen arıza" ifadesini, rapor içeriğinde gelişen veya değişen durumun varlığına ve ne şekilde ortaya çıktığına dair hiçbir tespit bulunmadığı için yeterli görmedi.15 Karar 2003 yılındaki bir kazaya ilişkindir ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu dönemine aittir; bugünkü karşılıkları TBK m. 72 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'dur.

Ceza zamanaşımı bütün sorumlular için uygulanır. Yargıtay'a göre KTK m. 109/2'deki "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesiyle kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (sürücü, işleten ve diğer sorumlular) fiil cezayı gerektiriyorsa uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir.20 Hukuk Genel Kurulu da ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin KTK'ya tabi trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında uygulanacağını belirtmiştir.15 Süre, fiilin oluşturduğu suça ve kaza tarihindeki ceza kanununa göre belirlenir: 2013 yılındaki bir yaralamalı kazada 8 yıl esas alındı ve süre kaza tarihinden hesaplandı; bu süreye Covid-19 nedeniyle duran 95 gün eklendi. Aynı kararda Daire, 6325 sayılı Kanun m. 18/A/15'e dayanarak arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının durduğunu kabul etti; bu, tek bir olaydaki değerlendirmedir.20 2003 yılındaki bir kazada ise 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçu için süre beş yıl olarak hesaplandı.15

KTK m. 109/1 "maddi zararlardan" söz eder; manevi tazminat bakımından m. 109/5 genel hükümlere yollar. TBK m. 72/1'e göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa o zamanaşımı uygulanır.

Zamanaşımının kesilmesi bakımından kısmi dava da önemlidir. HMK m. 109/1'e göre talep konusu niteliği itibarıyla bölünebilir olduğunda yalnız bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. 7589 sayılı Kanun'la eklenen HMK m. 109/4'e göre alacağın yalnız bir kısmı dava edilmişse talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107 aynı Kanun'la yürürlükten kaldırılmıştır; değişiklikler 31/7/2026'da yürürlüğe girmiştir. 7589 sayılı Kanun'un geçici m. 1/10'a göre m. 107, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam eder.

Sigortacının dava öncesi ödemesi ve ibraname: KTK m. 111 ve TBK m. 55/4

KTK m. 111/1'e göre KTK ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. KTK m. 111/2'ye göre tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir. Yargıtay'a göre bu 2 yıllık süre hak düşürücü süredir ve mahkemece re'sen dikkate alınır.9

Sigorta şirketinin dava öncesinde ödeme yapıp zarar görenden ibraname aldığı bir olayda Yargıtay, süresinde açılan davada ödeme tarihindeki verilere göre hesaplanan tazminat ile güncel verilere göre hesaplanan tazminat arasında KTK m. 111'de belirtildiği şekilde fahiş bir fark olup olmadığının değerlendirilmesini istedi. Fahiş fark saptanırsa ibraname makbuz hükmünde kabul edilir; sigortacının ödediği tazminatın hesap tarihine kadar işlemiş yasal faiziyle güncellenmiş bedeli, güncel verilere göre hesaplanan tazminattan düşülür.9 İndirimlerin sırasına ilişkin kararda da sigorta şirketinin davadan önce yaptığı ödemenin güncellenerek en son aşamada mahsup edileceği belirtilmiştir.6

7589 sayılı Kanun bu konuda da yeni bir kural getirmiştir. TBK m. 55/4'e göre çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. 7589 sayılı Kanun'un geçici m. 1/9'a göre bu kural, değişikliğin yürürlüğe girdiği 31/7/2026'dan sonra meydana gelen haksız fiiller hakkında uygulanır; daha önceki kazalar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. TBK m. 55/1'e göre ifa amacını taşımayan ödemeler ise zararın belirlenmesinde gözetilemez ve tazminattan indirilemez.

İlgili mevzuat

KTK m. 86 — İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması

Madde 86 – (Değişik: 17/10/1996-4199/29 md.)

İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir.

Kaynak: Karayolları Trafik Kanunu (2918)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

KTK m. 97 — Doğrudan doğruya talep ve dava hakkı

Madde 97 – (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.)

Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.

Kaynak: Karayolları Trafik Kanunu (2918)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

KTK m. 109 — Zamanaşımı

Madde 109 – Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.

Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.

Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.

Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.

Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.

Kaynak: Karayolları Trafik Kanunu (2918)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TBK m. 54 — Bedensel zarar

MADDE 54- Bedensel zararlar özellikle şunlardır:

1. Tedavi giderleri.

2. Kazanç kaybı.

3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.

Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TBK m. 55 — Belirlenmesi

MADDE 55- Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.

Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.

(Ek fıkra:16/7/2026-7589/18 md.) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.

(Ek fıkra:16/7/2026-7589/18 md.) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.

Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 26 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Güvence Hesabına karşı davada ispat yükü ve plakası belirsiz araçYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/353 · K. 2026/88 ·

    2009 yılında yaya olarak karşıdan karşıya geçerken plakası alınamayan bir servis aracının çarpmasıyla yaralandığını ileri süren davacı, Güvence Hesabına karşı dava açmıştı. İlk derece mahkemesi aracın plakasının ve sigortasızlığın ispat edilemediği gerekçesiyle davayı reddetmiş ve bozmaya direnmişti. Hukuk Genel Kurulu ispat yükünün davacıda olduğunu kabul etti; ancak davacının olaydan hemen sonra hastanede ve kollukta olayın trafik kazası olduğunu beyan etmesini, hemşire gözlem tutanağında ve sağlık raporlarında olayın trafik kazası olarak kayda geçmesini ispat için yeterli buldu. Plakası belirsiz araçta işleten sorumlu tutulamıyorsa Güvence Hesabının işletenin kusuru nispetinde sorumlu olduğunu belirterek direnme kararını değişik gerekçeyle, oybirliğiyle bozdu. Olay mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu dönemine aittir (bugünkü karşılığı TBK m. 49); Kurul'un ispat yüküne ve Güvence Hesabına ilişkin gerekçesi TMK m. 6, HMK m. 190 ve 5684 sayılı Kanun m. 14'e dayanır.

    Sonuç: Kazanın trafik kazası olduğunu davacı ispat eder; hastane ve kolluk kayıtları bunun için yeterli olabilir ve plakası belirsiz araçta Güvence Hesabı işletenin kusuru nispetinde sorumludur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Kasıtlı çarpma, trafik kazası niteliği ve Güvence HesabıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/246 · K. 2025/391 ·

    2010 yılında uluslararası motorlu taşıt sigortası bulunmayan yabancı plakalı bir aracın sürücüsü, yayayı kasten ezerek yaralamıştı. Bölge adliye mahkemesi aracın silah olarak kullanıldığını, olayın trafik kazası olmadığını kabul ederek Güvence Hesabına karşı davayı reddetmiş ve bozmaya direnmişti. Hukuk Genel Kurulu olayın KTK m. 3 anlamında trafik kazası olduğunu, KTK m. 86'daki kurtuluş sebeplerinin bulunmadığını; aracın işletilme hâli, zarar verici fiil, zarar ve uygun illiyet bağı şartlarının gerçekleştiğini; sürücünün kasıtlı eyleminin Genel Şartlarda teminat dışı hâllerde değil rücu sebeplerinde düzenlendiğini belirtti ve direnme kararını oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Sürücünün kastı zarar görene karşı sorumluluğu ortadan kaldırmaz; kaza tarihindeki (2010) Genel Şartlarda kasıt teminat dışı hâl değil rücu sebebidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Güvence Hesabına başvuru ve dava şartı arabuluculukYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/21911 · K. 2023/14297 ·

    2013 yılında zorunlu trafik sigortası bulunmayan bir aracın çarptığı bisiklet sürücüsü, sürücü ve işletenle birlikte Güvence Hesabına da dava açmıştı. İlk derece mahkemesi davanın ticari dava olduğunu ve arabulucuya başvurulmadığını kabul ederek Güvence Hesabı yönünden davayı usulden reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmişti. Daire, 6325 sayılı Kanun m. 18/A/18 uyarınca özel kanunda başka bir alternatif çözüm yoluna başvurma zorunluluğu varsa dava şartı arabuluculuk hükümlerinin uygulanmayacağını; davacının Güvence Hesabına yaptığı tazminat başvurusuyla KTK m. 97'deki zorunlu başvuru şartını yerine getirdiğini belirterek kararları oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Güvence Hesabına yapılan başvuru KTK m. 97 başvurusudur; bu davada ayrıca arabuluculuk dava şartı aranmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.İleride yapılacak protez giderleri ve SGK'nın sorumluluğuYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/899 · K. 2024/79 ·

    Trafik kazasında bacağını kaybeden davacı, takılan ilk protezin ve ömür boyu belli aralıklarla değişecek protezlerin bedelini zorunlu trafik sigortacısından istemişti. Bölge adliye mahkemesi bütün protez giderlerinin KTK m. 98 uyarınca SGK'nın sorumluluğunda olduğunu kabul ederek davayı husumet yokluğundan reddetmiş ve bozmaya direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, protez masraflarının tedavi gideri olduğunu; belgeye bağlanmış tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu ve bu taleplerde husumetin SGK'ya ait olduğunu, henüz belgeye bağlanmamış ileride yapılacak protez giderlerinden ise işletenin, sürücünün ve trafik sigortacısının sorumlu olduğunu belirtti; ilk protez bedelinin SGK'ca ödenip ödenmediğinin sorulmasını istedi. Karar oy çokluğuyla verildi.

    Sonuç: Belgeye bağlanmış sağlık hizmet bedelleri SGK'dan, ileride yapılacak protez gibi henüz belgelenmemiş giderler ve SGK'nın ödemediği ilk protez bedeli işletenden, sürücüden ve trafik sigortacısından istenir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Hatır taşıması ve emniyet kemeri takmamaYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/9248 · K. 2022/3263 ·

    2017 yılındaki kazada, sigortalı aracın sürücüsüyle arkadaş olan yolcu yaralanmış ve kollukta emniyet kemeri takmadığını beyan etmişti. Hakem heyetleri hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapmamıştı. Daire, hatır taşımalarında TBK m. 51 uyarınca uygun indirim yapılmasının yerleşik içtihat olduğunu, hâkim indirim yapmasa bile gerekçesini tartışması gerektiğini belirterek olayda %20 hatır indirimi yapılmasını istedi. Kemer takılmadığı sabit olduğundan, uzman doktor raporuyla kemer takılı olsaydı maluliyet oluşup oluşmayacağının belirlenmesi ve sonucuna göre müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Hatır taşımasında indirim yerleşik uygulamadır; kemer takmamada indirim, kemerin maluliyeti önleyip önlemeyeceğine dair doktor raporuna bağlıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.İndirimlerin sırası: kusur, hatır taşıması ve müterafik kusurYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2023/5936 · K. 2025/3688 ·

    Zorunlu trafik sigortası bulunmayan bir kamyonete, sürücü belgesi olmayan 16 yaşındaki arkadaşıyla gezmek üzere binen yolcu kazada yaralanmıştı. Hakem heyetleri tazminatın poliçe limitinin üzerinde kaldığı gerekçesiyle hatır indirimini sonuca etkisiz saymış, müterafik kusur indirimi de yapmamıştı. Daire indirimlerin sırasını belirledi: önce zarar görenin kaza kusuru, sonra hatır taşıması, sonra müterafik kusur indirimi yapılır, en son sigortacının dava öncesi ödemesi güncellenip mahsup edilir. Hesaplanan tazminat üzerinden %20 hatır ve ehliyetsiz sürücünün aracına binilmesi nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılması, belgesiz tedavi giderinden de aynı indirimlerin düşülmesi gerektiği gerekçesiyle kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: İndirimler hesaplanan tazminat üzerinden sırayla yapılır; sonuç poliçe limitiyle ancak bundan sonra karşılaştırılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.İş kazası niteliğindeki trafik kazasında SGK rücu ödemesiYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2023/5279 · K. 2025/14899 ·

    2016 yılında çalıştığı şirketin aracında görev yolunda giderken tek taraflı kazada yaralanan işçi, aracın zorunlu trafik sigortacısına dava açmış; geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemişti. SGK'ya iş kazası sürekli iş göremezlik geliri başvurusu da bulunuyordu. Daire, 5510 sayılı Kanun m. 21/4'ü aktararak, SGK'dan olayın iş kazası sayılıp sayılmadığının, ödeme yapılıp yapılmadığının, ödemenin miktarı ve niteliğinin, ilk peşin sermaye değerinin ve rücuya tabi olup olmadığının sorulmasını; rücuya tabi ödeme varsa ilk peşin sermaye değeri indirilerek tazminatın hesaplanmasını istedi ve kararları oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Kaza aynı zamanda iş kazasıysa SGK'nın rücuya tabi ödemelerinin ilk peşin sermaye değeri tazminattan indirilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Tazminat hesabı: TRH 2010 ve progresif rantYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2024/5984 · K. 2024/8160 ·

    2019 yılında sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir motosikletin çarptığı yaya, Güvence Hesabının yaptığı ödemeden sonra bakiye tazminat için tahkime başvurmuştu. Hakem heyetleri tazminatı %1,8 teknik faiz ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülüyle hesaplayan rapora dayanmıştı. Daire, bakiye ömrün TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesini yerinde buldu; Anayasa Mahkemesi'nin KTK m. 90'daki Genel Şartlara yapılan atfı iptal eden kararından sonra Genel Şartlar eki cetvellerdeki teknik faiz ve rant formülünün uygulanamayacağını, tazminatın progresif rant formülüyle ve önceki ödeme tenzil edilerek hesaplanması gerektiğini belirterek kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Daire bu 2019 kazasında sürekli iş göremezlik tazminatının TRH 2010 tablosu ve progresif rantla, %1,8 teknik faiz uygulanmadan hesaplanmasını istedi.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Kusur raporu, yönetmelik, hesap yöntemi ve ibranamenin iptaliYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/17255 · K. 2022/12768 ·

    2019 yılındaki kazada motosiklet sürücüsü olarak yaralanan davacıya sigortacı dava öncesinde ödeme yapmış ve ibraname almıştı. Daire dört yönden bozma yaptı: 1) kusur oranı ceza dosyasındaki raporla yetinilmeden uzman bilirkişiden ayrıntılı ve denetime elverişli raporla belirlenmelidir, 2) maluliyet raporu kaza tarihinde yürürlükteki yönetmeliğe göre alınmalıdır, 3) tazminat %1,8 teknik faiz uygulanmadan progresif rantla hesaplanmalı, davacı istediği için PMF 1931 tablosu kullanılmalıdır, 4) KTK m. 111'deki iki yıllık süre hak düşürücü süredir ve re'sen gözetilir; süresinde açılan davada fahiş fark varsa ibraname makbuz hükmündedir ve ödeme yasal faiziyle güncellenerek güncel tazminattan düşülür. Karar oybirliğiyle verildi.

    Sonuç: Sigortacının dava öncesi ödemesinde fahiş fark varsa ibraname makbuz sayılır; iptal için iki yıllık hak düşürücü süre re'sen gözetilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Sigortaya başvuruda eksik belge ve maluliyet yönetmeliğiYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/23785 · K. 2023/1460 ·

    2018 yılındaki tek taraflı kazada yaralanan yolcu, sigortaya kaza tarihinde henüz yürürlükte olmayan yönetmeliğe göre düzenlenmiş bir maluliyet raporuyla başvurmuştu. Hakem heyetleri usulüne uygun başvurunun dava şartı olduğunu ve tamamlanamayacağını kabul ederek başvuruyu usulden reddetmişti. Daire, KTK m. 97 uyarınca başvurunun yapıldığı ancak eksik ya da usule uygun olmayan belgeyle başvurulduğu hâllerde eksikliğin tamamlanabileceğini, bu durumda HMK m. 115/2 uyarınca kesin süre verileceğini belirtti. Maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre, travma sonrası stres bozukluğu için psikiyatri uzmanı bulunan kuruldan ve bizzat muayeneyle alınmasını isteyerek kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Sigortaya başvuru yapılmışsa eksik veya usule aykırı belge tamamlanabilir; bu gerekçeyle doğrudan usulden ret yapılmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Maluliyet yönetmeliğinin dönemleri ve TRH 2010: uyuşmazlığın giderilmesiYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2024/3323 · K. 2024/5474 ·

    Bir bölge adliye mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin KTK m. 90'daki Genel Şartlara yapılan atfı iptal eden kararından sonra Özürlülük Ölçütü ve Engellilik yönetmeliklerinin uygulanamayacağını, maluliyetin iş gücü kaybı mevzuatına, bakiye ömrün PMF 1931 tablosuna göre belirlenmesi gerektiğini kabul ederken, diğer bölge adliye mahkemeleri kaza tarihinde yürürlükteki yönetmeliği ve TRH 2010 tablosunu esas almıştı. Daire, haksız fiilden kaynaklanan zararın tespitinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuatın dikkate alındığını belirterek, sürekli iş göremezlik oranının kaza tarihine göre belirlenen tüzük veya yönetmeliğe göre tespitine ve bakiye ömrün TRH 2010 Yaşam Tablosu'yla belirlenmesine karar verdi. Uyuşmazlığı bu yönde oybirliğiyle giderdi.

    Sonuç: Daire bu uyuşmazlık giderme kararında sürekli iş göremezlik oranının kaza tarihindeki tüzük veya yönetmeliğe göre, bakiye ömrün TRH 2010 tablosuyla belirlenmesine karar verdi; Hukuk Genel Kurulu 2025'te 2010 yılındaki bir kazada olay tarihi itibarıyla PMF 1931 tablosunu istemiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.Çocuklarda maluliyet oranı hangi yönetmeliğe göre belirlenirYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2023/8706 · K. 2025/3176 ·

    2021 yılındaki kazada yaralanan 18 yaşından küçük yaya için alınan rapor, 20/2/2019'da yürürlükten kalkmış Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine göre düzenlenmişti; İtiraz Hakem Heyeti bu nedenle başvuruyu usulden reddetmişti. Daire, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin çocukların sürekli sakatlık oranının tespitinde uygulanamayacağını, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiğini belirtti. Skar izi için vücut yüzeyi şartının değerlendirilmediğini ve heyette nöroloji uzmanının bulunmadığını tespit ederek, davacının yeniden muayenesiyle ilgili uzmanları içeren heyetten rapor alınıp karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Çocukların sürekli sakatlık oranı da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre belirlenir; yanlış yönetmeliğe göre rapor yeni rapor alınmasını gerektirir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.Skar izi için maluliyet ve raporun yönetmeliğe uygunluğuYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2024/10020 · K. 2025/15625 ·

    2023 yılındaki kazada yolcu olarak yaralanan davacının başvurusu, sigortaya usulüne uygun sağlık kurulu raporuyla başvurulmadığı gerekçesiyle hakem heyetlerince usulden reddedilmişti. Daire, raporun doğru yönetmeliğe göre düzenlendiğini, ancak skar izi için Alan Kılavuzundaki vücut yüzeyinin %1-9'unu kaplama şartı değerlendirilmeden maluliyet belirlendiğini tespit etti. Davacının yeniden muayenesiyle, Adli Tıp Kurumundan veya üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalından cildiye veya plastik cerrahi uzmanı bulunan heyetten rapor alınarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Rapor doğru yönetmeliğe göre düzenlenmiş olsa da Alan Kılavuzundaki şartlar değerlendirilmemişse yeniden muayeneyle yeni rapor alınır; Daire bu gerekçeyle usulden ret kararını bozmuştur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 14.Güncel görüntüleme yapılmadan düzenlenen maluliyet raporuYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2024/13638 · K. 2026/4397 ·

    2023 yılındaki kazada motorlu bisiklet sürücüsü olarak yaralanan davacının başvurusu, sigortaya usule uygun raporla başvurulmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmişti. Daire, raporun kaza tarihinde yürürlükteki yönetmeliğe göre düzenlendiğini, ancak kemik kırıklarının güncel durumu için tıbbi görüntüleme yapılmadığını, özel bir sağlık kuruluşunun film ve grafilerine göre maluliyet belirlendiğini ve raporda "sürekli" ibaresinin bulunmadığını tespit etti. Güncel film ve grafilerle yeniden muayene yapılarak ortopedi ve travmatoloji uzmanı bulunan heyetten rapor alınıp karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Güncel görüntüleme yapılmadan ve "sürekli" ibaresi taşımadan düzenlenen maluliyet raporu hükme esas alınamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 15.Zamanaşımının başlangıcı ve gelişen durumYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2022/154 · K. 2024/123 ·

    2003 yılında yol kenarında otururken bir aracın çarpmasıyla yaralanan davacı 2007'de kısmi dava açmış, 2016'da Adli Tıp Kurumu raporundan sonra talebini ıslahla artırmıştı. İlk derece mahkemesi raporun sonuç kısmındaki "gelişen arıza" ifadesine dayanarak zamanaşımının dolmadığını kabul etmiş ve bozmaya direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, KTK m. 109'daki iki ve on yıllık sürelerin yanında ceza zamanaşımının da uygulanacağını, gelişen durum varsa zamanaşımının gelişmenin durduğunun öğrenilmesiyle başlayacağını; ancak rapor içeriğinde gelişen veya değişen bir duruma dair tespit bulunmadığından sonuç kısmındaki ifadenin yetmeyeceğini belirtti. Zarar tamamlandığından maluliyet oranının belirlendiği tarihin değil, tedavinin tamamlanmasının esas alınacağını açıkladı. Karar oy çokluğuyla verildi; olay mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 765 sayılı TCK dönemine aittir.

    Sonuç: Zamanaşımı maluliyet raporunun tarihinden değil tedavinin tamamlanmasından işler; raporda yalnız "gelişen arıza" yazması gelişen durumu göstermez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 16.Bakiye ömür: olay tarihindeki veriler ve PMF 1931Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/643 · K. 2025/264 ·

    2010 yılında traktörle seyir hâlindeyken kaza yaparak ölen kişinin desteğinden yoksun kalanlar, aracın zorunlu trafik sigortası bulunmadığını ileri sürerek maddi tazminat istemişti. İlk derece mahkemesi, tazminatı TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplayan rapora dayanarak davayı kabul etmiş ve bozmaya direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında zararın miktarı ve kapsamı belirlenirken olay tarihindeki verilere göre hesaplama yapılacağını belirterek, bakiye ömür süresinin olay tarihi itibarıyla PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant tekniğiyle belirlenmesi gerektiğini kabul etti ve direnme kararını oy çokluğuyla bozdu. Kurul aynı kararda, 7327 sayılı Kanunla KTK m. 90'a eklenen hesap hükümlerini de aktarmıştır.

    Sonuç: 2010 yılındaki bir ölümlü kazada Hukuk Genel Kurulu, bakiye ömrün olay tarihi itibarıyla PMF 1931 tablosuna göre belirlenmesini istedi; karar destekten yoksun kalma davasında ve oy çokluğuyla verildi.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 17.Arabuluculuk anlaşmama tutanağı KTK m. 97 başvurusu sayılırYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2026/3130 · K. 2026/4439 ·

    2023 yılındaki kazada yaralanan sürücünün zorunlu trafik sigortacısına karşı tahkim başvurusu, sigortaya başvuru sırasında maluliyet raporu sunulmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usulden reddedilmişti. Daire, davacı ile sigorta şirketi arasında düzenlenmiş bir arabuluculuk anlaşmama tutanağı bulunduğunu, bunun sigorta şirketine başvuru olarak kabul edilebileceğini ve özel dava şartı olarak düzenlenen KTK m. 97'deki zorunlu başvuru şartının yerine getirildiğini belirterek işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Sigorta şirketiyle yapılan arabuluculukta düzenlenen anlaşmama tutanağı sigortaya başvuru olarak kabul edilebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 18.Sigortaya başvuru şartı tamamlanabilir dava şartıdırYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/25865 · K. 2023/3030 ·

    2020 yılındaki kazada yaralanan sürücünün tahkim başvurusu, sigortaya sunulan maluliyet raporu yönetmelikteki 12 aylık iyileşme süresi beklenmeden düzenlendiği için dava şartı eksikliğinden usulden reddedilmişti. Daire, dava şartı eksiğinin giderilmesi mümkünse HMK m. 115/2 uyarınca kesin süre verilmesi gerektiğini; yerleşik uygulamasına göre KTK m. 97'deki başvuru hiç yapılmadan dava açılmasının dahi tamamlanabilir dava şartı olduğunu, başvuru yapılmış ama belgesi usule aykırıysa eksikliğin her hâlükârda tamamlanabileceğini belirtti. Yönetmeliğe uygun rapor için davacıya makul süre verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı oybirliğiyle bozdu. Olayda başvuru yapılmıştı; başvurusuz davaya ilişkin cümle Dairenin ilke aktarımıdır.

    Sonuç: Daire, sigortaya hiç başvurulmadan dava açılmasını da tamamlanabilir dava şartı eksikliği sayar; eksiklik için kesin süre verilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 19.Otobüs veya minibüs yolcusunun davasında görevli mahkemeYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2025/5636 · K. 2025/11567 ·

    Bölge adliye mahkemeleri, otobüs veya minibüs kazasında yolcunun ya da ölen yolcunun yakınlarının taşıyıcı firmaya ve zorunlu trafik sigortacısına karşı açtığı davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mi tüketici mahkemesi mi olduğu konusunda farklı kararlar vermişti. Daire, yaralanan yolcunun taşımayı yapan firmaya, zorunlu mali sorumluluk sigortacısına ve diğer zarar sorumlularına karşı açtığı bedensel zarara ilişkin davada görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğuna karar verdi: yolcu tüketicidir, taşıyıcıyla arasındaki taşıma sözleşmesi tüketici işlemidir ve 6502 sayılı Kanun m. 83/2 uyarınca diğer kanunlardaki düzenlemeler bu Kanunun görev hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Ölen yolcunun desteğinden yoksun kalanların davasında ise görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğuna karar verdi. Davalılar arasında taşıyıcı firmanın bulunmadığı bir bölge adliye mahkemesi kararı yönünden uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığına hükmetti. Karar oybirliğiyle verildi.

    Sonuç: Otobüs veya minibüs yolcusunun taşıyıcı firmaya ve trafik sigortacısına birlikte açtığı bedensel zarar davası tüketici mahkemesinde görülür.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 20.Zamanaşımı: ceza zamanaşımı, Covid-19 ve arabuluculuk süresiYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2023/727 · K. 2025/4029 ·

    2013 yılındaki kazada yolcu olarak yaralanan davacının zorunlu trafik sigortacısına karşı 2022'de yaptığı tahkim başvurusunu İtiraz Hakem Heyeti zamanaşımından reddetmişti. Daire, KTK m. 109/2'nin taraf ayrımı yapmaksızın sürücü, işleten ve diğer sorumlular için uzamış ceza zamanaşımını öngördüğünü; zararın öğrenilmesi için maluliyet oranının belirlendiği tarihin değil yaralanma ve tedavinin tamamlanmasının esas alınacağını belirtti. Olayda kaza tarihinden (04.10.2013) başlayan 8 yıllık ceza zamanaşımına Covid-19 nedeniyle duran 95 gün eklendiğinde süre dolmuş görünse de, 6325 sayılı Kanun m. 18/A/15 uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durduğundan başvuru tarihinde sürenin dolmadığını kabul ederek kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Uzamış ceza zamanaşımı taraf ayrımı yapılmadan (sürücü, işleten ve diğer sorumlular) uygulanır; bu davada zorunlu trafik sigortacısına karşı uygulandı ve 8 yıllık süre kaza tarihinden hesaplandı. İki yıllık sürede zararın öğrenilmesi için ise tedavinin tamamlanması esas alınır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Trafik kazasında yaralanan kişi hangi zararlarını isteyebilir?

Türk Borçlar Kanunu bedensel zararları örnek olarak sayar: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. Uygulamada geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri ayrı kalemler olarak istenir. Bunların yanında sürücüden ve işletenden manevi tazminat da istenebilir.

Trafik kazası tazminatı kimden istenir?

Aracın işleteni kural olarak zarardan sorumludur; mücbir sebep ya da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi kanunda sayılan hâllerde sorumluluktan kurtulabilir. Sürücü ise kusuru varsa sorumludur. Birden fazla sorumlu varsa bunlar müteselsilen sorumlu tutulur. Zarar gören, zararının sigorta bedeline kadar olan kısmını doğrudan aracın zorunlu trafik sigortacısından da isteyebilir. Aracın sigortası yoksa veya sigortalı tespit edilemiyorsa Güvence Hesabına başvurulur.

Sigorta şirketine dava açmadan önce başvurmak zorunlu mu?

Evet. Karayolları Trafik Kanunu m. 97'ye göre zarar gören, dava açmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapmak zorundadır. Şirket 15 gün içinde yazılı cevap vermezse ya da cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir. Yargıtay, başvuru yapılmış ama belgeleri eksik ya da usule aykırıysa eksikliğin tamamlanabileceğini kabul etmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, başvuru hiç yapılmadan dava açılmasını da tamamlanabilir bir dava şartı eksikliği saymaktadır.

Dava mahkemede mi açılır, Sigorta Tahkim Komisyonuna mı gidilir?

Sigortaya başvurudan sonra zarar gören iki yoldan birini seçebilir: mahkemede dava açmak ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmak. Zorunlu sigortalarda sigorta şirketi tahkim sistemine üye olmasa da tahkim yolu kullanılabilir. Mahkemeye intikal etmiş bir uyuşmazlık için ise Komisyona başvuru yapılamaz.

Otobüs veya minibüs kazasında yaralanan yolcu davayı hangi mahkemede açar?

Yolcu, taşımayı yapan firmaya, zorunlu trafik sigortacısına ve diğer zarar sorumlularına birlikte bedensel zararı için dava açıyorsa görevli mahkeme tüketici mahkemesidir; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı bu yönde gidermiştir. Tüketici davası tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. Tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı dava harçtan muaftır ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak, kanunda sayılan istisnalar dışında dava şartıdır.

Maluliyet raporu hangi yönetmeliğe göre alınır?

Yargıtay kararlarına göre maluliyet oranı kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir. 20 Şubat 2019'dan sonraki kazalarda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uygulanır; kaza tarihinde çocuk olan zarar gören için de bu yönetmelik esas alınır. Rapor, yönetmeliğin eklerindeki şartlar değerlendirilerek ve ilgili uzmanları içeren bir heyetçe düzenlenmelidir.

Trafik kazası tazminatında zamanaşımı ne kadardır?

Kural olarak zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kazadan itibaren on yıldır. Kaza aynı zamanda daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır. Yargıtay, iki yıllık sürenin başlangıcında kural olarak maluliyet raporunun tarihini değil tedavinin tamamlanmasını esas almaktadır. Zarar sonradan gelişmeye devam ediyorsa süre, gelişmenin durduğunun öğrenilmesiyle başlar.

Zorunlu trafik sigortasından manevi tazminat istenebilir mi?

Hayır. Manevi tazminata ilişkin talepler Karayolları Trafik Kanunu m. 92 uyarınca zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamı dışındadır. Manevi tazminat aracın sürücüsünden ve işleteninden istenir.

Hastane masrafları kimden istenir?

Trafik kazası sebebiyle resmî ve özel sağlık kuruluşlarının sunduğu sağlık hizmet bedellerini, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu karşılar. Hukuk Genel Kurulu'na göre belgeye bağlanmış bu giderler için kural olarak muhatap Sosyal Güvenlik Kurumudur; ileride yapılacak protez gibi henüz belgelenmemiş giderler ve Kurumun ödemediği ilk protez bedeli ise işletenden, sürücüden ve trafik sigortacısından istenebilir.

Hatır için taşınan yolcunun tazminatı azalır mı?

Azalabilir. Yaralanan kişi hatır için karşılıksız taşınıyorsa işletenin sorumluluğu genel hükümlere tabidir ve Yargıtay bu durumda tazminattan uygun bir indirim yapılmasını yerleşik içtihat olarak kabul eder. İndirim oranı kanunda yazılı değildir; hâkim indirim yapmasa da bunun gerekçesini kararında tartışmalıdır.

Sigortanın ödemesini kabul edip ibraname verdikten sonra fark istenebilir mi?

Tazminat miktarına ilişkin olup yetersiz olduğu açıkça belli olan anlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilir. Yargıtay bu süreyi hak düşürücü süre sayar. Süresinde açılan davada ödenen miktar ile gerçek tazminat arasında fahiş fark bulunursa ibraname makbuz hükmünde kabul edilir; 31 Temmuz 2026'ya kadar meydana gelen kazalarda ödenen miktar güncellenerek tazminattan düşülür. Bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda çalışma gücü kaybı tazminatı için tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal olarak mahsup edilir.

Karşı aracın plakası alınamadıysa tazminat istenebilir mi?

Sigortalının tespit edilemediği hâllerde kişiye gelen bedensel zararlar için Güvence Hesabına başvurulabilir. Hukuk Genel Kurulu'na göre olayın trafik kazası olduğunu davacı ispat eder; hastane ve kolluk kayıtları bunun için yeterli görülebilir. Plakası belirsiz araçta Güvence Hesabı, işletenin kusuru nispetinde sorumludur.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Borçlar Hukuku sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Borçlar Hukuku alanına dön

Rehberler

Bu alandaki diğer rehberler

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp