İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Tasarrufun iptali davası: şartlar, iptal sebepleri, süre ve sonuçları

Yayın tarihi:

Borçlu, alacaklısından mal kaçırmak için malını bir yakınına ya da başka birine devrederse alacaklı, İcra ve İflas Kanunu m. 277 ve devamındaki tasarrufun iptali davasıyla bu işlemi kendisine karşı hükümsüz kılabilir. Bu rehber davanın kim tarafından ve kime karşı açıldığını, Yargıtay'ın aradığı özel dava şartlarını, 7571 sayılı Kanunla 25/12/2025'te değişen İİK m. 278'i, aciz hâlindeki tasarrufları ve zarar verme kastını, ispat yükünü, beş yıllık hak düşürücü süreyi ve kabul kararının tapu iptali değil haciz ve satış yetkisi doğurduğunu anlatır.

Kısaca

Borçlu, alacaklısından mal kaçırmak için malını başkasına devrederse alacaklı tasarrufun iptali davası açabilir. Kural olarak davacının elinde, borçludan alacağını alamadığını gösteren aciz belgesi bulunmalıdır. Kabul kararı tapuyu borçluya geri çevirmez; kural olarak alacaklıya, alacağıyla sınırlı olarak o mal üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verir. Dava, iptali istenen işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmalıdır. Belirli süreler içindeki bağışlamalar, gerçek değerin çok altındaki satışlar ve alacaklılara zarar verme kastıyla yapılan işlemler kanundaki şartlarla iptal edilebilir.

İlgili rehberler: Tapu iptal davası: yolsuz tescil, iyi niyetli üçüncü kişi ve tapu iptal ve tescil davasının usulü

Bu sayfada

Dava, süre ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Görevli mahkeme

Kural olarak asliye hukuk mahkemesi. Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; İcra ve İflas Kanunu m. 281 bu davalar için yargılama usulünü düzenler, ayrı bir görevli mahkeme göstermez.

Dayanak: HMK m. 2/1; İİK m. 281/1

Yetkili mahkeme

Genel yetki kuralı uygulanır: davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi. Davalı birden fazlaysa (borçlu ile malı devralan kişi gibi) dava bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

Dayanak: HMK m. 6/1, m. 7/1

Dava şartı

Arabuluculuk dava şartı yoktur: dava 6325 sayılı Kanun m. 18/B'de sayılan uyuşmazlıklar arasında değildir; TTK m. 5/A ise yalnız ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarına uygulanır. Arabulucuya başvuru isteğe bağlıdır. Davaya özgü ön koşul: davacı alacaklının elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunmalıdır; haczedilebilir mal bulunmadığını ya da malların yetmediğini gösteren haciz tutanağı da aciz belgesi yerine geçer. Borçlu iflas etmişse davayı iflas idaresi, kanunda sayılan hâllerde alacaklılar açar.

Dayanak: İİK m. 277, m. 105; 6325 sayılı Kanun m. 3/1, m. 18/B/1; TTK m. 5/A/1

Süre ve zamanaşımı

İptal davası hakkı, iptali istenen tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer (hak düşürücü süre). Bu süre, iptal sebeplerinin kendi süreleriyle karıştırılmamalıdır: bağışlama ve ivazsız tasarruflarda aciz belgesinin, aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl; m. 279'daki tasarruflarda hacizden, acizden veya iflastan önceki bir sene; zarar verme kastında işlemden itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine takipte bulunulmuş olması aranır.

Dayanak: İİK m. 284, m. 278/1, m. 279/1, m. 280/1

Yargılama usulü

Basit yargılama usulü. Mahkeme bu davalara ilişkin uyuşmazlıkları hal ve şartları gözönünde tutarak serbestçe takdir eder.

Dayanak: İİK m. 281/1; HMK m. 316/1-g

Harç

Nispi karar ve ilam harcı: konusu belli bir değerle ilgili davalarda esas hakkında karar verilirse hüküm altına alınan değer üzerinden alınır. Davanın reddi kararında maktu harç alınır. Maktu harç tutarları her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırıldığı için burada rakam yazılmaz.

Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15, mükerrer m. 138; (1) sayılı tarife A-III-1-a, A-III-2-a

Kanun yolu

Nihai karara karşı istinaf; m. 341/2'deki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz; kural olarak m. 362/1-a'daki temyiz sınırını geçmeyen davalara ilişkin kararlar temyiz edilemez. Anayasa Mahkemesi bu bendi istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâli yönünden iptal etmiştir (21/5/2026'dan itibaren). 7589 sayılı Kanunla eklenen m. 362/3'e göre (31/7/2026'dan itibaren) bölge adliye mahkemesi istinafı kısmen veya tamamen kabul edip esas hakkında yeniden karar vermişse, kabul veya reddedilen kısım m. 341/2'deki sınırın üzerindeyse karar temyiz edilebilir; m. 362/1-a'daki sınırın altında kalan bu kararlarda ilk derece kararıyla aradaki fark m. 341/2'deki sınırı geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Sınırlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.

Dayanak: HMK m. 341, m. 362/1-a, m. 362/3, ek m. 1

Tasarrufun iptali davası nedir; İcra ve İflas Kanunu m. 277 ve m. 282'ye göre kim kime karşı açar?

İcra ve İflas Kanunu m. 277'ye göre iptal davasından maksat, m. 278, 279 ve 280'de yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Hukuk Genel Kurulu bu davayı kısaca, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak için yaptığı tasarruflarını alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüzleştirmeye yönelik bir dava olarak tanımlar. (Yargıtay HGK, E. 2023/1157)1

Davayı m. 277'ye göre 1) elinde geçici (muvakkat) veya kesin (kati) aciz vesikası bulunan her alacaklı ve 2) iflas idaresi ya da m. 245 ile m. 255/3'te yazılı hâllerde alacaklıların kendileri açabilir. Dava m. 282 uyarınca borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır; bunlardan başka kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de açılabilir, ancak iptal davası iyi niyetli üçüncü şahısların haklarını ihlal etmez.

Uygulamada borçluyla doğrudan işlem yapan kişiye üçüncü kişi, ondan malı devralan kişiye dördüncü kişi denir. 12. Hukuk Dairesine göre borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü veya sonraki kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır; bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi, borçlunun alacaklılara zarar verme kastıyla hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/4806)2

Dava malın aynına ilişkin değildir. Hukuk Genel Kurulu tasarrufun iptali davasını alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan ve tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmayan bir dava olarak nitelendirir; (Yargıtay HGK, E. 2023/900)3 başka bir kararında da davanın hukuki niteliği itibarıyla şahsi bir dava olduğunu vurgular.1 Bu rehber, takip alacaklısının İcra ve İflas Kanunu m. 277 ve devamı uyarınca açtığı davayı anlatır; sözleşme taraflarının kendi aralarındaki muvazaa ve hacizde üçüncü kişinin mülkiyet iddiası ayrı rehberlerin konusudur.

Tasarrufun iptali davasının şartları nelerdir: aciz belgesi, kesinleşmiş takip, gerçek alacak ve borcun doğumu

Kanun davacıdan aciz vesikası ister (m. 277/1). Haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağı m. 143'teki aciz vesikası hükmündedir; icraca takdir edilen kıymete göre haczedilebilir malların yetersizliği anlaşılırsa da tutanak geçici aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya m. 277'deki hakları verir (m. 105).

Yargıtay kararlarında bunun yanında başka özel dava şartları da aranır. 12. Hukuk Dairesi bu şartları geçici veya kesin aciz vesikasının varlığı, icra takibinin kesinleşmiş olması, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması ve gerçek bir alacağın varlığı olarak sayar; (Yargıtay 12. HD, E. 2025/7327)4 Hukuk Genel Kurulu da aynı dört şartı arar.1 Bazı kararlarda davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması da bu şartlar arasında sayılır. (Yargıtay 4. HD, E. 2023/12203)5 (Yargıtay 12. HD, E. 2025/4908)6 Bu ön koşullar bulunduğunda m. 278, 279 ve 280'deki iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılır.3

Aciz belgesi davanın görülebilme koşuludur; ancak dava açılmadan, dava açıldıktan sonra, temyiz aşamasında ve hatta hükmün onanmasından veya bozulmasından sonra bile sunulabilir. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/4875)7 Hukuk Genel Kurulu da belgenin davanın açılmasından önce alınmasının zorunlu olmadığını, temyiz aşamasında ve bozmadan sonra ibraz edilmesinin yeterli olduğunu kabul eder.1 Yargılama sonunda geçerli bir aciz vesikası yoksa dava reddedilir: 12. Hukuk Dairesi, takibi kesinleşmiş ama geçerli aciz vesikası ibraz edilmemiş bir dosyada davayı kabul eden kararı bu gerekçeyle bozmuştur.7

Takip borçlunun itirazıyla durmuşsa dava hemen reddedilmez. 4. Hukuk Dairesi, alacaklının açtığı itirazın iptali davası derdestken takip kesinleşmedi diye verilen ret kararını bozmuş; o davanın bekletici mesele yapılmasını, takibin devamına karar verilip bu karar kesinleşirse dava şartlarının yeniden incelenmesini istemiştir.5

Tasarruf borcun doğumundan önce yapılmışsa iptal edilemez. Yargıtay'a göre alacaklı, borçlanmanın gerçekleştiği tarihte borçlunun malvarlığına güvenerek işlem yaptığından borcun doğumundan önceki tasarruflar iptal davasının konusunu oluşturmaz; bu koşul mahkemece re'sen araştırılır ve borcun hangi tarihte doğduğu somut olayın özelliğine göre ayrıca incelenir.4 (Yargıtay HGK, E. 2023/1057)8 Borcun doğum tarihi takip ya da senet tarihiyle aynı olmayabilir: şirket borcuna sonradan kefil olan ortak yönünden borcun doğum tarihi, şirketin borçlandığı tarih kabul edilmiş ve temel ilişkinin, gerektiğinde şirketin ticari defteri incelenerek araştırılması istenmiştir. (Yargıtay 4. HD, E. 2022/1274)9

Gerçek alacak şartı üçüncü kişiyi korur. Hukuk Genel Kurulu'na göre aciz nedenine dayalı davada davalı üçüncü kişi, aciz belgesine dayanan alacağın gerçekte olmadığını iddia ve ispat edebilir; borcun gerçek olmadığı ve muvazaa bulunduğu yönündeki savunma mahkemece öncelikle araştırılır.1

İcra ve İflas Kanunu m. 278'e göre hangi tasarruflar bağışlama sayılır ve bedel farkı nasıl hesaplanır?

m. 278, 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla baştan değiştirildi; İcra ve İflas Kanunu'nun yürürlük tablosuna göre bu değişiklik 25/12/2025'te yürürlüğe girdi. Güncel metne göre alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir (m. 278/1).

Kanun üç tür tasarrufu bağışlama sayar (m. 278/2): 1) gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eş, evlat edinen ile evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar; 2) aksi ispatlanmadıkça, borçlunun kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre ivaz olarak pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler; 3) uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça borçlunun kendisine veya üçüncü bir kişi yararına kurduğu ömür boyu gelir ve intifa hakkı sözleşmeleri ile ölünceye kadar bakma sözleşmeleri. Üç bentte de karşı tarafa aksini ispat imkânı tanınmıştır.

Eski metinde yakın hısımlarla yapılan ivazlı tasarruflar bağışlama sayılıyordu; Hukuk Genel Kurulu'na göre bu hısımlarla eski m. 278'deki iki yıl içinde yapılan ivazlı tasarruflar mutlak surette iptale tabiydi ve alacaklıya zarar verme kastı aranmıyordu. (Yargıtay HGK, E. 2023/237)10 Anayasa Mahkemesi bu düzenlemenin bazı ibarelerini sırayla iptal etti; Hukuk Genel Kurulu, 2021 ve 2022 tarihli son iki iptal kararının 22.12.2022 ve 12.01.2023'te yürürlüğe girdiğini ve hükmün bundan sonra alt soy, evlatlık ve evlat edinen ile sınırlı kalacağını belirtmiştir.10 Anayasa Mahkemesi 9/5/2024 tarihli, E. 2023/200, K. 2024/103 sayılı kararıyla bu bentteki “evlat edinenle evlatlık” ibaresini de iptal etti; yürürlük tablosuna göre iptal 22/7/2025'te yürürlüğe girdi. Böylece bu tarihten 7571 sayılı Kanunun yürürlüğüne kadar eski bent yalnız füru (altsoy) ile yapılan ivazlı tasarrufları kapsıyordu.

7571 sayılı Kanun m. 278 değişikliği için bir geçiş hükmü öngörmemiştir; değişiklik Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir (7571 m. 39/b). Bu nedenle 25/12/2025'ten önce verilmiş kararlar eski metne göre okunmalıdır. Yeni metnin daha önce yapılmış tasarruflara ve görülmekte olan davalara nasıl uygulanacağı konusunda Yargıtay kararına ulaşılamamıştır. Hukuk Genel Kurulu yalnız, somut norm denetimiyle verilen Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının kesin hüküm hâlini almamış derdest dosyalarda uygulanmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir.10

Pek aşağı fiyat ölçütünü Yargıtay eski m. 278/III-2 döneminde sayıyla ifade etmiştir: edimler arasında aşırı oransızlıktan söz edebilmek için satış sözleşmesinde gösterilen bedel ile tasarruf tarihindeki gerçek değer arasında en az bir misli fark bulunmalıdır.6 (Yargıtay 12. HD, E. 2025/4815)11 Satış değeri, resmî sözleşmedeki bedele alıcı üçüncü kişinin ödediği ipotek ve haciz tutarı eklenerek bulunur; 12. Hukuk Dairesi bir kararında satışın ipotek ve haciz bedelinin tamamı üzerinden yapılmış sayılmasını bu bedelin alıcı üçüncü kişi tarafından ödenmesi koşuluna bağlamıştır.6 Başka kararlarda ise satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa alıcının taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağı ve satışın bunların tamamı üzerinden yapılmış kabul edileceği belirtilmiştir.11 (Yargıtay 12. HD, E. 2025/5659)12 12. Hukuk Dairesi, tapudaki bedele ipotek tutarı eklendiğinde misli aşan fark kalmadığı bir dosyada davanın reddi gerektiğine karar vermiştir.6

Eski metinde bu bentteki tasarruflar iyiniyet koşulu aranmaksızın iptale tabi sayılıyordu.11 Bir misli ölçütünün 7571 sayılı Kanunla değişen yeni (b) bendinde de aynen uygulanıp uygulanmayacağına dair Yargıtay kararına ulaşılamamıştır; yeni bent, gerçek değere göre pek aşağı fiyat karinesini aksi ispatlanabilir biçimde kurar.

Aciz hâlinde yapılan tasarruflar (İcra ve İflas Kanunu m. 279) hangileridir; alacak temliki iptal edilir mi?

m. 279'a göre borcunu ödemeyen borçlunun hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından önceki bir sene içinde yaptığı şu tasarruflar da batıldır: 1) borçlunun önceden teminat göstermeyi taahhüt etmiş olduğu hâller dışında mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler; 2) para veya mutat ödeme vasıtalarından başka bir yolla yapılan ödemeler; 3) vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler; 4) kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler. Bu tasarruflardan yararlanan kimse borçlunun durumunu bilmediğini ispat ederse iptal davası dinlenmez (m. 279/son).

Hukuk Genel Kurulu'na göre kanun, m. 279'daki tasarruflarda lehine tasarruf yapılan üçüncü kişinin borçlunun aciz hâlinde bulunduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini farz eder; borçlunun aciz hâlinde bulunduğunu bilmediğini ispat yükü üçüncü kişiye aittir.3

Alacak temliki ayrıca değerlendirilir. Hukuk Genel Kurulu'nun oy çokluğuyla verdiği bir karara göre borçlu, üçüncü bir kişideki alacağını borcunu ödemek amacıyla alacaklısına temlik etmişse bu mutat bir ödeme vasıtası sayıldığından iptale tabi değildir.3 Bunun için temlik alacaklısı ile temlik borçlusu arasında temlikten önce ve sonra devam eden ya da en azından temlikten önce başlayan bir ticari ilişki bulunması, temlik miktarının alacakla orantılı olması ve taraflar tacirse bunun ticari defterler veya banka hesap hareketleri gibi resmî belgelerle ispatlanması gerekir.3

Bu istisna ticari ilişki bulunmayan bir olayda uygulanmamıştır: Hukuk Genel Kurulu, borçlu oğulun mahkeme kararına bağlanmış alacağının yarısını babasına temlik ettiği dosyada temlik işleminin dava dışı şirketlerle yapılmadığını ve ticari örfe dayalı ödeme olgusunun uygulanmasının mümkün olmadığını belirtmiştir.10

Zarar verme kastıyla yapılan işlemler (İcra ve İflas Kanunu m. 280) hangi koşulla iptal edilir; yakın akrabaya devirde karine var mı?

m. 280/1'e göre malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun malî durumunun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu kadar ki işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.

Kanun iki karine koyar. Üçüncü kişi borçlunun eşi, usul veya füruu, üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun durumunu bildiği farz olunur; bunun aksini üçüncü kişi ancak m. 279'un son fıkrasına göre ispat edebilir (m. 280/3). Ticari işletmenin veya işyerindeki ticari emtianın tamamını ya da önemli bir kısmını devralan kişi yönünden de kastın bilindiği kabul edilir; bu karine, devirden en az üç ay önce alacaklıya yazılı bildirimde bulunulduğu ya da kanunda sayılan biçimde ilan yapıldığı ispatlanarak çürütülebilir (m. 280'in son fıkrası).

Eski m. 278'deki yakın hısım karinesi Anayasa Mahkemesince kısmen iptal edildikten sonra Yargıtay aynı ilişkileri m. 280/3 karinesiyle değerlendirmiştir. 4. Hukuk Dairesi, borçlunun taşınmazını kız kardeşine sattığı olayda, m. 278'in kardeşlere ilişkin kısmı iptal edilmiş olsa da kardeşin m. 280/1-3 gereği borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden farz edileceğini belirterek davanın kabulü gerektiğine karar vermiştir. (Yargıtay 4. HD, E. 2021/21353)13 Hukuk Genel Kurulu da oğlun babasına yaptığı temlikte tasarrufun bağışlama sayılamayacağını, ancak babanın m. 279 son fıkrası uyarınca borçlunun durumunu bilmediğini ispat edemediğini ve işlemin m. 280/1 ve 3 gereği iptale tabi olduğunu kabul etmiştir.10

Bilme unsuru somut emarelerden de çıkarılabilir. Borçlunun kızına yapılan devirde bile Hukuk Genel Kurulu, karinenin yanında emareleri de değerlendirmiş; kooperatif hissesini kızına devreden borçlunun tescilden sonra evin elektrik ve su aboneliklerini üzerine alarak oturmaya devam etmesini ve tahliye ihtarnamesinin takip başlatıldıktan ve dava açıldıktan sonra çekilmesini dikkate alarak kızı m. 280/1 kapsamında borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden saymıştır.1 Akrabalık bulunmayan bir olayda ise tanışıklık iddiasında devirden sonraki para transferleri devirden önceki tanışıklığı ispata elverişli sayılmamış, devirden önceki havalelerin hangi amaçla yapıldığının araştırılması istenmiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/4842)14

Hangi maddeye dayanıldığı hâkimi bağlamaz. Hukuk Genel Kurulu'na göre dava dilekçesinde m. 278, 279 ve 280'den hangisine dayanıldığının belirtilmesi zorunlu değildir; bunlardan biri gösterilmiş olsa bile mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine dayanarak iptal kararı verebilir.31

Tasarrufun iptali davasında ispat yükü kimdedir ve Yargıtay hangi delillere bakar?

İspat yükü iptal sebebine göre değişir. m. 280/1 işlemin diğer tarafınca bilindiğini veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunmasını arar; m. 279'daki tasarruflarda ve m. 280/3'teki yakınlık karinesinde ise borçlunun durumunu bilmediğini ispat etmek üçüncü kişiye düşer (m. 279/son, m. 280/3). Hukuk Genel Kurulu da m. 279 için ispat yükünü lehine tasarruf yapılan üçüncü kişiye yükler.3 m. 278'in güncel metni ise bağışlama sayılan tasarruflarda karşılığın ispatını karşı tarafa bırakır.

Dördüncü kişi yönünden yük davacıdadır: 12. Hukuk Dairesine göre dördüncü kişi hakkında iptal kararı verilebilmesi için onun borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken, yani kötü niyetli kişi olduğunun davacı tarafından ispat edilmiş olması gerekir.2 Dördüncü kişinin kötü niyetini değerlendirirken 12. Hukuk Dairesi, borçlunun farklı yerlerdeki taşınmazlarının aynı tarihlerde aynı silsileyle devredilmesini hayatın olağan akışına uygun bulmamıştır.2

Alacağın gerçekliği tartışılabilir. Üçüncü kişi alacağın gerçek olmadığını ileri sürerse mahkeme bunu öncelikle araştırır; aynı kararda Hukuk Genel Kurulu, satış sözleşmesi ve bononun huzurlarında düzenlendiğini doğrulayan tanık beyanları ile o gün bankadan satış bedelinin üstünde para çekildiğini gösteren dekont karşısında alacağın gerçek olduğunu kabul etmiştir.1

Tapudaki bedel dışında ödeme yapıldığını ileri süren üçüncü kişi bunu ispatlamalıdır; ispatlanırsa tapu dışı ödeme hesaba katılır.11 Aynı kararda adi yazılı protokol ve bonoların her zaman düzenlenmesi mümkün olduğu için, somut olayın özelliği de gözetilerek bunlara itibar edilmemiştir.11

Borcun doğum tarihi de ispat konusudur. Hukuk Genel Kurulu'na göre senetlere bağlı borcun senetlerin tanzim tarihinden önceki hukuki veya ticari ilişkiden doğduğunu ileri süren davacıya iddiasını ispat imkânı tanınmalıdır.8 Kefil ortak yönünden de temel ilişkiye ilişkin delillerin toplanması ve gerektiğinde şirketin ticari defterinin incelenmesi istenmiştir.9

Tasarrufun iptali davası hangi sürede açılır (İcra ve İflas Kanunu m. 284); arabuluculuğa başvurmak süreyi keser mi?

İptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer (m. 284). 12. Hukuk Dairesine göre bu süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re'sen dikkate alınır; taşınmazların 16.06.2016'da devredildiği, davanın ise 18.08.2021'de açıldığı dosyada esasa girilerek verilen kabul kararı bu nedenle bozulmuştur.12

6325 sayılı Kanun m. 16/2'ye göre arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz; dava açılmadan önce başvuruda süreç, tarafların ilk toplantıya davet edilip sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığının tutanakla belgelendirildiği tarihte başlar (m. 16/1). 4. Hukuk Dairesi ise bir dosyada, tasarrufun iptali davalarının ticari dava olmadığını ve arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olmadığını belirterek ihtiyari arabuluculuğa başvurmanın m. 284'teki beş yıllık hak düşürücü süreyi kesmeyeceğine hükmetmiş; 25/03/2014'te yapılan tasarrufa karşı 05/04/2019'da açılan davanın süreden reddi gerektiğine karar vermiştir. (Yargıtay 4. HD, E. 2021/15338)15 Bölge adliye mahkemesi aynı dosyada arabuluculukta geçen süreyi bu hüküm uyarınca hesaba katmayarak davayı süresinde saymıştı; Daire bu kararı bozmuş, gerekçesinde Arabuluculuk Kanunundaki süre hükmüne ayrıca değinmemiştir.15 İki kural arasındaki ilişkiyi açıklayan başka bir Yargıtay kararına ulaşılamamıştır.

m. 284'teki dava açma süresi, iptal sebeplerinin kendi içindeki sürelerle karıştırılmamalıdır: 1) m. 278/1'deki bir yıl, aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten geriye doğru sayılır; 2) m. 279'daki bir sene, hacizden, acizden veya iflasın açılmasından geriye doğru sayılır; 3) m. 280/1'de ise işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olması gerekir.

Tasarrufun iptali kararı hangi sonucu doğurur; tapu iptal edilir mi, mal elden çıkmışsa ne olur (İcra ve İflas Kanunu m. 283)?

Davacı, iptal davası sabit olursa dava konusu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisini elde eder; dava konusu taşınmazsa, üçüncü kişi adına olan kaydın düzeltilmesine gerek olmadan taşınmazın haczini ve satışını isteyebilir (m. 283/1). 4. Hukuk Dairesi, tapu kaydının iptaline ve tesciline hükmeden bir kararı, davacının hakkının ayni değil şahsi sonuç doğurduğu gerekçesiyle, alacak ve fer'ileriyle sınırlı cebri icra yetkisi verilecek şekilde düzelterek onamıştır. (Yargıtay 4. HD, E. 2021/1820)16 Hukuk Genel Kurulu da dava konusu malın devralanın malvarlığından çıkarılıp borçlunun malvarlığına iade edilmediğini, alacaklıya yalnız malın bedelinden alacağını alma imkânı sağlandığını belirtir.1

Kabul kararı alacakla sınırlıdır. Hukuk Genel Kurulu, kooperatif hissesinin devredildiği tarih itibarıyla taşınmazın değeri belirlenerek bu miktarla ve davacının alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.1

Üçüncü kişi malı elinden çıkarmışsa dava malın yerine geçen değere yönelir ve üçüncü kişi bu değer nispetinde, davacının alacağından fazla olmamak üzere nakden tazmine mahkûm edilir (m. 283/2). Yargıtay kararlarında üçüncü kişinin sorumlu olduğu miktar, malın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değerdir.214 Kapatılan 17. Hukuk Dairesi, dördüncü kişi davaya dahil edilmemiş veya iyi niyetli çıkmışsa üçüncü kişinin bu değerle sorumlu tutulacağını; taşınmaz borçlunun borcundan dolayı ipotek veya haciz nedeniyle cebri icra yoluyla satılmışsa üçüncü kişinin elinde kalan bedelle sorumlu olacağını belirtmiş ve ihaleden sonra bakiye kalıp kalmadığının araştırılmasını istemiştir. (Yargıtay 17. HD, E. 2017/1274)17

Bedele dönüşen davada da şartlar aranır. Hukuk Genel Kurulu'na göre nakden tazmine karar verilebilmesi için genel ve özel dava şartları ile iptal sebeplerine ilişkin koşulların üçüncü kişi bakımından gerçekleştiğine kanaat getirilmesi gerekir.8

Davalılardan herhangi biri davacının alacağını öderse dava reddolunur; hâkim bu durumda masrafı durumuna göre birine yükler veya aralarında paylaştırır (m. 281/3). Hâkim, alacaklının talebi üzerine iptale tabi tasarrufların konusu mallar hakkında ihtiyati haciz kararı verebilir; dava elden çıkarılmış malların yerine geçen değere ilişkinse teminat gösterilmeden ihtiyati haciz kararı verilemez (m. 281/2). Davayı kaybeden üçüncü kişi karşılığı borçludan veya iflas masasından geri isteyebilir; kendisine bağış yapılan iyi niyetli kişi ise yalnız dava zamanında elinde bulunanı geri vermekle yükümlüdür (m. 283).

Tasarrufun iptali davasında görevli mahkeme, dava değeri ve harç nasıl belirlenir?

İcra ve İflas Kanunu m. 281 iptal davalarının basit yargılama usulüyle görüleceğini düzenler; görevli mahkemeyi ayrıca göstermez. Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (HMK m. 2/1). 4. Hukuk Dairesi, tasarrufun iptali davalarının ticari davalardan olmadığını belirtmiş; bu davaların asliye hukuk mahkemesi yerine ticaret mahkemesinde açılması hâlinde ticaret mahkemesince resen görevsizlik kararı verilmesi gerekeceğini ifade etmiştir.15

12. Hukuk Dairesine göre tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takibe konu alacak miktarı ile iptali istenen tasarrufun tasarruf tarihindeki gerçek değerinden hangisi az ise o değer oluşturur.4 Daire aynı kararda duruşma isteminin reddini, bu yolla bulunan değerin temyiz duruşma sınırının altında kalmasına dayandırmıştır.4

Yargı harçları (1) sayılı tarifedeki işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin türü ve niteliğine göre maktu esas üzerinden alınır (Harçlar Kanunu m. 15). Konusu belli bir değerle ilgili davalarda esas hakkında karar verilirse karar ve ilam harcı hüküm altına alınan değer üzerinden nispi olarak alınır; davanın reddi kararında maktu harç alınır ((1) sayılı tarife A-III-1-a ve A-III-2-a).

İlgili mevzuat

İİK m. 277 — İptal davası ve davacılar

Madde 277 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)

İptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler:

1 – Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı,

2 – İflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

İİK m. 278 — İvazsız tasarrufların butlanı

Madde 278 – (Değişik:24/12/2025-7571/2 md.)

Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.

Aşağıdaki tasarruflar bağışlama sayılır:

a) Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık, ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar.

b) Aksi ispatlanmadıkça, sözleşmenin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler.

c) Uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisine veya üçüncü bir kişi yararına ömür boyu gelir sözleşmesi ya da intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler yahut ölünceye kadar bakma sözleşmeleri.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

İİK m. 279 — Acizden dolayı butlan

Madde 279 – Aşağıdaki tasarruflar borcunu ödemiyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebile acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa yine batıldır:

1 – Borçlunun teminat göstermeği evvelce taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin için yapılan rehinler;

2 – Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler;

3 – Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler.

4. (Ek : 9/11/1988-3494/54 md.) Kişisel hakların kuvvetlendirilmesi için tapuya verilen şerhler.

Bu tasarruflardan istifade eden kimse borçlunun hal ve vaziyetini bilmediğini ispat eylerse iptal davası dinlenmez.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

İİK m. 280 — Zarar verme kastından dolayı iptal

Madde 280 – (Değişik: 18/2/1965-538/115 md.)

(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/66 md.) Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.

(Mülga ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)

(Değişik: 9/11/1988-3494/55 md.) Üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur. Bunun hilafını üçüncü şahıs, ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre isbat edebilir.

Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

İİK m. 281 — İptal davalarında yargılama usulü

Madde 281 – (Değişik: 18/2/1965-538/116 md.)

Mahkeme, iptal davalarını basit yargılama usulü ile görüp hükme bağlar ve bu davalara mütaallik ihtilafları hal ve şartları gözönünde tutarak serbestçe takdir ve halleder.

Hakim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminatın lüzum ve miktarı mahkemece takdir ve tayin olunur. Şu kadar ki, davanın elden çıkarılmış mallar yerine kaim olan kıymete taalluku halinde, teminat göstermeksizin ihtiyati haciz kararı verilemez.

Davalılardan herhangi biri davacının alacağını ödediği takdirde, dava reddolunur. Bu halde hakim, duruma göre herbirini masrafla ilzam veya bu masrafı aralarında takdir ettiği surette taksim eder.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

İİK m. 282 — İptal davasında davalı

Madde 282 – (Değişik: 18/2/1965-538/117 md.)

İcra ve iflas Kanununun 11 inci babındaki iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Bunlardan başka, kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir. İptal davası iyi niyetli üçüncü şahısların haklarını ihlal etmez.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

İİK m. 283 — İadenin şümulü

Madde 283 – (Değişik: 18/2/1965-538/118 md.)

Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan o taşınmazın haciz ve satışını istiyebilir.

İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taallük ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (Davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahküm edilir.

İptal davası üzerine üçüncü şahıs da, mamelekinde hasıl olacak eksikliğin borçludan tahsilini aynı davada istiyebilir. Bu talep, iptal davasının tefrik edilerek daha önce hükme bağlanmasına mani değildir.

İptal davasını kaybeden üçüncü şahıs, karşılık olarak şeyi veya bedelini borçludan veya iflas masasından geri istiyebilir.

Batıl bir tasarruf neticesinde kendisine ödenilen şeyi geri veren alacaklı eski haklarını muhafaza eder.

Kendisine bağış yapılan iyi niyetli ise yalnız dava zamanında elinde bulunan miktarı geri vermeye mecburdur.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

İİK m. 284 — Hak düşürücü müddet

Madde 284 – (Değişik: 18/2/1965-538/119 md.)

İptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Alacağın gerçekliği ve borçlunun kızına devir (m. 280/1)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/1157 · K. 2025/72 ·

    Borçlu, bonoya dayalı takipten önce kooperatif hissesini kızına devretmiş, taşınmaz kızı adına tescil edildikten sonra da evde oturmaya devam etmişti. Bölge adliye mahkemesi, davacının alacağının danışıklı olduğu gerekçesiyle davayı ön koşul yokluğundan reddetmiş ve 4. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, davanın şahsi nitelikte olduğunu ve üçüncü kişinin aciz belgesine dayanan alacağın gerçekte olmadığını ileri sürüp ispat edebileceğini kabul etti; ancak sözleşme tanıkları ve bono tarihinde bankadan para çekildiğini gösteren dekont karşısında alacağın gerçek olduğuna, kızın m. 280/1 kapsamında borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğuna karar verdi. Taşınmazın değerinin tasarruf tarihine göre belirlenip davanın alacak ve fer'ileriyle sınırlı kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararını oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Üçüncü kişi alacağın gerçek olmadığını ispat edebilir ve mahkeme bunu öncelikle araştırır. Devirden sonra borçlunun malı kullanmayı sürdürmesi, bilme unsurunun emaresi sayılabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Dördüncü kişinin kötü niyeti ve ispatı (m. 282)Yargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/4806 · K. 2026/342 ·

    Borçlu şirket, imalathane niteliğindeki bağımsız bölümünü kurucuları akraba olan bir şirkete, o şirket de kısa süre sonra başka bir şirkete devretmişti. Bölge adliye mahkemesi üçüncü kişiyi malı elden çıkardığı tarihteki değer üzerinden tazminatla sorumlu tutmuş, dördüncü kişi yönünden kötü niyet ispatlanmadığı için davayı reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi, dördüncü kişi hakkında iptal kararı verilebilmesinin onun borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun davacı tarafından ispatına bağlı olduğunu belirtti; ancak borçlunun farklı yerlerdeki üç taşınmazının aynı silsileyle aynı kişilere devredilmesi ve birinde şirket yetkilisinin annesinin oturmaya devam etmesi değerlendirilmeden dördüncü kişinin iyi niyetli kabul edilmesini oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Dördüncü kişinin kötü niyetini davacı ispatlar; aynı silsileyle yapılan çoklu devirler ve borçlu yakınının malı kullanmayı sürdürmesi bu ispatta değerlendirilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Alacak temliki mutat ödeme vasıtası sayılır mı (m. 279/2, m. 280/1)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/900 · K. 2025/295 ·

    Kredi borcunu ödemeyen borçlu şirket, üçüncü bir kişiden olan alacağını aynı iş kolundaki bir şirkete temlik etmişti. Bölge adliye mahkemesi temliki m. 280/1 uyarınca iptal etmiş, 4. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, m. 279'daki tasarruflardan yararlanan üçüncü kişinin borçlunun aciz hâlini bilmediğini ispat yükü altında olduğunu, ancak gerçek bir alacağı bulunan alacaklıya borçlunun başka birindeki para alacağını temlik etmesinin mutat bir ödeme vasıtası sayıldığını belirtti. Bilirkişi raporlarıyla temlikten önce başlayıp sonra da süren ticari ilişki ve temlik tutarını aşan alacak ispatlandığından ne m. 279/2'nin ne de m. 280/1'in şartlarının oluştuğuna karar vererek direnme kararını oy çokluğuyla bozdu.

    Sonuç: Temlik alanın temlikten önce başlayan ticari ilişkisi ve temlikle orantılı gerçek alacağı belgelerle ispatlanırsa alacak temliki iptale tabi olmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Özel dava şartları ve tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmasıYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/7327 · K. 2026/1655 ·

    Alacaklı, kambiyo senetlerine özgü takipteki borçlunun sanayi sitesindeki dükkânını kısa süre içinde başkalarına devrettiğini ileri sürerek tasarrufun iptalini istemişti. Kapatılan 17. Hukuk Dairesinin bozmasından sonra ilk derece mahkemesi davayı dava şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi, davanın özel dava şartlarını geçici veya kesin aciz vesikası, kesinleşmiş takip, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılması ve gerçek alacak olarak saydı; borcun doğumundan önceki tasarrufların iptal edilemeyeceğini ve bu koşulun re'sen araştırılacağını belirterek, borçlu ile eşinin kolluk beyanlarında geçen paranın bankadan çekilip çekilmediği araştırılmadan verilen ret kararını oybirliğiyle bozdu. Kararın ön inceleme bölümünde dava değeri, takip alacağı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki gerçek değerinden az olanı olarak belirlenmiştir.

    Sonuç: Tasarruf borcun doğumundan önce yapılmışsa iptal edilemez. Borcun ne zaman doğduğu mahkemece re'sen ve somut olayın özelliğine göre araştırılır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Takip durdurulmuşsa itirazın iptali davasının bekletici mesele yapılmasıYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2023/12203 · K. 2024/10045 ·

    Alacaklının kambiyo senedine dayalı takibi, borçlunun borca itirazı üzerine bölge adliye mahkemesi kararıyla durdurulmuş; alacaklı asliye ticaret mahkemesinde itirazın iptali davası açmıştı. İlk derece mahkemesi takip kesinleşmediği için tasarrufun iptali davasını reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmişti. 4. Hukuk Dairesi, davanın dinlenebilmesi için gerçek alacak, kesinleşmiş takip, takip konusu borçtan sonra yapılmış tasarruf, aciz belgesi ve beş yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılması gerektiğini belirtti. İtirazın iptali davasının bekletici mesele yapılması ve takibin devamına ilişkin karar kesinleşirse dava şartlarının yeniden incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece kararını oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Takip itiraz nedeniyle durmuş ve itirazın iptali davası sürüyorsa tasarrufun iptali davası hemen reddedilmez; o davanın sonucu beklenir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Bir misli fark ölçütü ve ipotek bedelinin satış değerine eklenmesiYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/4908 · K. 2026/700 ·

    Alacaklı, borçlunun iki taşınmazını 2016'da diğer davalıya muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürmüştü; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi, eski m. 278/III-2'deki edimler arası aşırı oransızlık için Yargıtay uygulamasında satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değer arasında en az bir misli fark arandığını ve satış değerinin resmî sözleşmedeki bedele alıcının ödediği ipotek ve haciz tutarı eklenerek bulunduğunu belirtti. Tapudaki bedele taşınmaz üzerindeki ipotek eklendiğinde misli aşan fark bulunmadığı, ikinci taşınmazın da gerçek değerinin üzerinde satıldığı gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece kararını oybirliğiyle bozdu. Karar, 7571 sayılı Kanunla değişmeden önceki m. 278 metnine göre verilmiştir.

    Sonuç: Bedel farkı hesaplanırken tapudaki bedele alıcının ödediği ipotek ve haciz tutarı eklenir; fark bir misli aşmıyorsa bu bent uygulanmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Geçerli aciz vesikası yoksa davanın reddiYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/4875 · K. 2026/1620 ·

    Borçlunun taşınmazını 2017'de bir kişiye, o kişinin de 2018'de başka birine devrettiği olayda ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi, elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklının dava açabileceğini, bunun davanın görülebilme koşulu olduğunu ve belgenin dava açıldıktan sonra, temyiz aşamasında, hatta hükmün onanmasından veya bozulmasından sonra bile sunulabileceğini belirtti. Takip kesinleşmiş olmakla birlikte geçerli bir aciz vesikası ibraz edilmediğinden bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece kararını, davanın reddi gerektiği gerekçesiyle oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Aciz belgesi sonradan da sunulabilir; ancak yargılama sonunda geçerli bir aciz belgesi yoksa dava dava şartı yokluğundan reddedilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Nakden tazmine dönüşen davada şartlar ve borcun doğumunun ispatıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/1057 · K. 2024/508 ·

    Davacı, taşeron olarak hak ettiği bağımsız bölümleri senet karşılığı borçluya sattığını, borçlunun bunları kısa aralıklarla bir şirkete devrettiğini ileri sürmüş; bir bağımsız bölüm elden çıkınca istemini m. 283/2 uyarınca nakden tazmine çevirmişti. Bölge adliye mahkemesi bu istemi kabul etmiş, 4. Hukuk Dairesinin eksik inceleme bozmasına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olmasının ön koşul olduğunu ve re'sen araştırılacağını, bedele dönüşen davada da genel ve özel dava şartları ile iptal sebeplerine ilişkin koşulların üçüncü kişi bakımından gerçekleşmesi gerektiğini belirtti. Senetlerden önceki ilişkiden borç doğduğunu ileri süren davacıya ispat imkânı tanınması ve tanık beyanıyla oluşan çelişkinin giderilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararını oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Dava nakden tazmine dönüşse de dava şartları ve iptal sebepleri üçüncü kişi bakımından ayrıca kanıtlanmalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Şirket borcuna kefil olan ortakta borcun doğum tarihiYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2022/1274 · K. 2024/9719 ·

    Alacaklı cari hesaptan doğan alacağı için şirkete takip başlatmış; haciz sırasında 2018'de şirket yetkilisi borca kefil olmuş ve onun hakkındaki takip de kesinleşmişti. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, borcun kefalet tarihinde doğduğunu ve 2015'teki tasarrufun borçtan önce yapıldığını kabul ederek davayı reddetmişti. 4. Hukuk Dairesi, bu davalı yönünden borcun doğum tarihinin ortağı ve kefili olduğu şirketin borçlandığı tarih olarak kabulü gerektiğini belirtti; temel ilişkiye ilişkin deliller toplanıp gerektiğinde şirketin ticari defteri incelenerek borcun tasarruftan önce doğup doğmadığının ve borçlunun aciz hâlinin araştırılması gerektiği gerekçesiyle kararları oybirliğiyle kaldırıp bozdu.

    Sonuç: Şirket borcuna sonradan kefil olan ortak yönünden borcun doğum tarihi, şirketin borçlandığı tarihtir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının derdest davalara etkisi; babaya temlikYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/237 · K. 2023/477 ·

    Borçlu oğul, mahkeme kararına bağlanmış alacağının yarısını babasına temlik etmişti. İlk derece mahkemesi, usul ve füru arasındaki tasarrufun eski m. 278/III-1 gereği bağışlama sayılacağı gerekçesiyle kapatılan 17. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, Anayasa Mahkemesinin eski m. 278/III-1'deki bazı ibareleri iptal ettiğini, somut norm denetimiyle verilen iptal kararlarının kesin hüküm hâlini almamış derdest dosyalarda uygulanmasının zorunlu olduğunu ve bu nedenle tasarrufun bağışlama hükmünde kabul edilemeyeceğini belirtti. Ancak babanın m. 280/1 ve 3 uyarınca oğlunun alacaklılara zarar verme kastını bilen ve bilebilecek kişilerden olduğu ve m. 279 son fıkrasına göre aksini ispat edemediği gerekçesiyle direnme kararını değişik gerekçeyle oybirliğiyle onadı. Karar, 6100 sayılı Kanunun geçici m. 3 atfıyla 1086 sayılı Kanunun m. 440'ı uyarınca karar düzeltme yolu açık olarak verilmiştir; m. 278'in bugünkü metni 7571 sayılı Kanunla değişmiştir.

    Sonuç: Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kesinleşmemiş davalarda uygulanır. Yakın hısım karinesi düşse bile işlem m. 280/1 ve 3'e göre iptal edilebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Tapu dışı ödeme iddiası ve adi protokole itibar edilmemesiYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/4815 · K. 2025/7977 ·

    Borçlu, takibe konu bononun düzenlenmesinden sonra ipotekli dairesini tapuda 137.500 TL bedelle devretmişti; üçüncü kişi, kalan bedel için bono düzenlediğini ve ipotek kalktıktan sonra ödediğini savunmuştu. Mahkemeler davayı reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi, eski m. 278/3-2'deki tasarrufların iyiniyet koşulu aranmaksızın iptale tabi olduğunu, yerleşik içtihatta en az bir misli fark arandığını ve tapu dışı ödemenin ancak ispatlanırsa hesaba katılacağını belirtti. Adi protokol ve bononun her zaman düzenlenebilir olması, bono bedelinin dava açıldıktan sonra üçüncü bir kişiye ödenmesi ve borçluya ödeme yapıldığının ispatlanamaması karşısında, tapudaki bedelle bilirkişinin belirlediği gerçek değer arasında misli aşan fark bulunduğuna karar vererek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece kararını oybirliğiyle bozdu. Karar, 7571 sayılı Kanunla değişmeden önceki m. 278 metnine göre verilmiştir.

    Sonuç: Tapudaki bedelin dışında ödeme yapıldığını ileri süren üçüncü kişi bunu ispatlamalıdır; sonradan düzenlenebilecek adi belgeler tek başına yeterli sayılmayabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.Beş yıllık hak düşürücü süre ve re'sen gözetilmesi (m. 284)Yargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/5659 · K. 2026/1088 ·

    Borçlunun taşınmaz hisselerini 16.06.2016'da diğer davalıya devrettiği olayda dava 18.08.2021'de açılmış; ilk derece mahkemesi esasa girerek davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmişti. 12. Hukuk Dairesi, m. 284'teki beş yıllık sürenin hak düşürücü nitelikte olduğunu ve mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiğini belirtti; dava bu süre geçtikten sonra açıldığından hak düşürücü süreden reddi gerekirken esasa girilerek kabul kararı verilmesini oybirliğiyle bozdu. Karar ayrıca, satılan taşınmaz üzerindeki ipotek ve haciz kayıtlarının oransızlık hesabında gözetileceğini hatırlatır.

    Sonuç: Tasarruftan itibaren beş yıl geçtikten sonra açılan dava, taraflar ileri sürmese bile hak düşürücü süreden reddedilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.Anayasa Mahkemesi iptalinden sonra kardeşe satış ve m. 280/3 karinesiYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/21353 · K. 2024/2710 ·

    Borçlu, 2014'te taşınmazını kız kardeşine tapuda 60.000 TL'ye satmış; keşifte tasarruf tarihindeki rayiç değer 188.000 TL bulunmuştu. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi kardeşlere ilişkin karinenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği ve kardeşin borçlunun durumunu bildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. 4. Hukuk Dairesi, Anayasa Mahkemesinin 11.07.2018 tarihli, 2018/9 E., 2018/84 K. sayılı kararıyla eski m. 278'deki ilgili ibarenin iptal edildiğini ve kararın 15.08.2019'da yürürlüğe girdiğini belirtti; buna rağmen kardeşin m. 280/1-3 gereği borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden farz edileceğini kabul ederek davanın reddine ilişkin kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Eski m. 278'deki yakın hısım karinesinin iptali, m. 280/3'teki bilme karinesini ortadan kaldırmaz; kardeş borçlunun durumunu biliyor sayılır, aksini kendisi ispatlar.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 14.Tanışıklık iddiası ve devirden sonraki para transferleri (m. 280)Yargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/4842 · K. 2026/467 ·

    Borçlu, taşınmaz hissesini 2015'te tapuda düşük bedelle devretmiş, devralan kişi hisseyi yaklaşık dört ay sonra başka birine satmıştı. Bölge adliye mahkemesi aynı ilçe nüfusuna kayıtlı olmayı ve para transferlerini tanışıklık sayıp davayı kabul etmiş, üçüncü kişiyi m. 283/2 uyarınca malın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değer üzerinden sorumlu tutmuştu. 12. Hukuk Dairesi, devirden sonraki para transferlerinin devirden önceki tanışıklığı ispata elverişli olmadığını belirtti; devirden yaklaşık bir ay önceki havalelerin amacı araştırılarak tarafların tanışıklığı ve üçüncü kişinin borçlunun malî durumunu bilen veya bilmesi gereken yakınlıkta olup olmadığı belirlenmeden verilen kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Tanışıklık iddiasında devirden önceki ilişkiye bakılır; devirden sonra yapılan para transferleri devirden önceki tanışıklığı ispatlamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 15.Arabuluculuk dava şartı değildir; ihtiyari arabuluculuk ve beş yıllık süreYargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/15338 · K. 2022/937 ·

    Borçlu 25.03.2014'te taşınmazı üzerine eşi lehine ipotek kurmuştu; alacaklı 19.03.2019'da arabulucuya başvurmuş, davayı 05.04.2019'da açmıştı. Bölge adliye mahkemesi, arabuluculukta geçen sürenin hak düşürücü sürenin hesabında dikkate alınmayacağını kabul ederek istinaf başvurularını reddetmişti. 4. Hukuk Dairesi, tasarrufun iptali davalarının ticari dava olmadığını, arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olmadığını, ihtiyari arabuluculuğa başvurmanın ise m. 284'teki beş yıllık hak düşürücü süreyi kesmeyeceğini belirtti ve davanın süreden reddi gerektiği gerekçesiyle hükmü oybirliğiyle bozdu; süre hükmüne gerekçede ayrıca değinmedi.

    Sonuç: 4. Hukuk Dairesi, arabuluculukta geçen süreyi hesaptan düşen bölge adliye mahkemesi kararını bozarak ihtiyari arabuluculuğun beş yıllık süreyi kesmediğine karar verdi; süre hükmüne gerekçede ayrıca değinmedi.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 16.Tapu iptali ve tescil değil, haciz ve satış yetkisi (m. 283/1)Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/1820 · K. 2021/4717 ·

    İlk derece mahkemesi tasarrufun iptaline karar verirken dava konusu taşınmaz hisselerinin tapu kaydının iptaline ve tesciline de hükmetmişti. 4. Hukuk Dairesi, davacının amacının icra takibindeki alacağını tahsil edebilmek için yapılan satışın kendisi yönünden geçersizliğini sağlamak olduğunu, bu hakkın ayni değil şahsi sonuç doğurduğunu ve m. 283/1 uyarınca iptal ve tescil olmaksızın haciz ve satış yetkisi verilmesi gerektiğini belirtti. Hükmü, alacak ve fer'ileriyle sınırlı cebri icra yetkisi verilecek biçimde oybirliğiyle düzelterek onadı. Karar 6100 sayılı Kanunun geçici m. 3/2 delaletiyle 1086 sayılı Kanunun m. 438/7'sine göre verilmiştir.

    Sonuç: Tasarrufun iptali kararı tapuyu değiştirmez; alacaklıya alacağıyla sınırlı haciz ve satış yetkisi verir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 17.İcra yoluyla satılan taşınmaz ve üçüncü kişinin bedelle sorumluluğu (m. 283/2)Yargıtay 17. Hukuk Dairesi · E. 2017/1274 · K. 2020/4830 ·

    Bankanın alacağı için borçlunun eşine yaptığı taşınmaz satışlarının iptali istenmişti; taşınmazlardan bazıları dava sürerken başka takiplerde ihale yoluyla satılmıştı. Kapatılan 17. Hukuk Dairesi, üçüncü kişinin malı elinden çıkarması ve dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da iyi niyetli çıkması hâlinde m. 283/2 uyarınca malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değer oranında bedelle sorumlu tutulacağını; mal borçlunun borcundan dolayı ipotek veya haciz nedeniyle cebri icra yoluyla satılmışsa üçüncü kişinin elinde kalan bedelle sorumlu olacağını belirtti. İhalede alacaklıların alacaklarını alıp almadığı ve bakiye kalıp kalmadığı araştırılmadan satılmış taşınmazlar hakkında karar kurulmasını oybirliğiyle bozma sebebi saydı.

    Sonuç: Tasarruf konusu mal icra yoluyla satılmışsa bakiye bedel araştırılır; bakiye varsa tazminata, yoksa konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Tasarrufun iptali davası kaç yıl içinde açılmalıdır?

İptali istenen işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür ve mahkeme taraflar ileri sürmese de kendiliğinden dikkate alır; süre geçtikten sonra açılan dava süreden reddedilir. Arabuluculuk Kanunu, arabuluculuk sürecinde geçen sürenin hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmayacağını düzenler; Yargıtay ise, bu hükmü uygulayarak davayı süresinde sayan bölge adliye mahkemesi kararını bozduğu bir dosyada, isteğe bağlı arabulucuya başvurmanın beş yıllık süreyi kesmediğine karar vermiştir.

Tasarrufun iptali davası açmak için aciz belgesi şart mı?

Kural olarak evet. Kanun davayı elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklıya tanır; haczedilecek mal bulunamadığını ya da malların borca yetmediğini gösteren haciz tutanağı da bu belge yerine geçer. Yargıtay'a göre belge dava açıldıktan sonra da sunulabilir, ancak yargılama sonunda geçerli bir aciz belgesi yoksa dava reddedilir. Borçlu iflas etmişse davayı iflas idaresi açar; kanunda sayılan hâllerde alacaklılar da açabilir.

Tasarrufun iptali kararıyla tapu borçluya geri döner mi?

Hayır. Kabul kararı tapu kaydını değiştirmez ve malı borçlunun malvarlığına geri getirmez. Alacaklıya, alacağı ve fer'ileriyle sınırlı olarak o mal üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verir; taşınmaz üçüncü kişinin adına kayıtlı kalırken icra yoluyla satılabilir.

Borçlu malını bir akrabasına devrettiyse ne olur?

25/12/2025'ten beri yürürlükte olan kanun metnine göre aciz belgesinin, aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlenmesinden ya da iflastan önceki bir yıl içinde altsoy, üstsoy, üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımları, eş, evlat edinen ile evlatlık ve ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar, gerçek değerine uygun karşılık ödendiği ispatlanmadıkça bağışlama sayılır. Bu kuralın 25/12/2025'ten önce yapılan devirlere uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin bir geçiş hükmü bulunmamakta, bu konuda bir Yargıtay kararına da ulaşılamamıştır; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından sonra Yargıtay, kardeşe ve babaya yapılan önceki devirleri zarar verme kastı hükmündeki karineyle değerlendirmiştir. Ayrıca zarar verme kastına dayanan iptalde eş, usul, füru ve üçüncü dereceye kadar hısımların borçlunun durumunu bildiği varsayılır; aksini onların ispat etmesi gerekir.

Borçlu malını değerinin altında sattıysa satış iptal edilir mi?

Kanun, aciz belgesinin, aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlenmesinden ya da iflastan önceki bir yıl içinde yapılan ve borçlunun verdiği şeyin gerçek değerine göre pek aşağı bir fiyat kabul ettiği sözleşmeleri, aksi ispatlanmadıkça bağışlama sayar. Yargıtay eski metin döneminde satış bedeli ile gerçek değer arasında en az bir misli fark aramış ve tapudaki bedele alıcının ödediği ipotek ve haciz tutarını eklemiştir. Fark bu ölçüye ulaşmadığında bu sebeple iptal kararı verilmemiştir; zarar verme kastına dayanan iptal ayrıca incelenebilir.

Mal başka birine satıldıysa dava ne olur?

Borçludan malı alan üçüncü kişi malı elden çıkarmışsa alacaklı ondan malın yerine geçen değeri isteyebilir; Yargıtay bu değeri kural olarak malın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değer olarak kabul eder ve sorumluluk alacakla sınırlıdır; mal borçlunun borcu nedeniyle icra yoluyla satılmışsa üçüncü kişi elinde kalan bedelle sorumlu tutulur. Malı sonradan satın alan dördüncü kişi hakkında ise iptal kararı verilebilmesi, onun borçlunun alacaklılara zarar verme amacını bildiğinin veya bilmesi gerektiğinin davacı tarafından ispatlanmasına bağlıdır.

Tasarrufun iptali davası için arabulucuya başvurmak zorunlu mu?

Hayır. Bu dava, Arabuluculuk Kanununda dava şartı olarak arabuluculuk öngörülen uyuşmazlıklar arasında sayılmamıştır; Yargıtay da tasarrufun iptali davalarını ticari dava saymamış ve arabuluculuğun bu davalarda dava şartı olmadığını belirtmiştir. İsteğe bağlı başvuru mümkündür; ancak Yargıtay, Arabuluculuk Kanunundaki süre hükmünü uygulayarak davayı süresinde sayan bölge adliye mahkemesi kararını bozduğu bir dosyada, bu başvurunun beş yıllık dava açma süresini kesmediğine karar vermiştir.

Tasarrufun iptali davası hangi mahkemede açılır?

Kural olarak asliye hukuk mahkemesinde açılır; Yargıtay bu davaları ticari dava saymaz. Yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir; borçlu ile malı devralan kişi birlikte dava edildiğinde dava bunlardan birinin yerleşim yerinde açılabilir. Dava basit yargılama usulüyle görülür.

İşlem borçtan önce yapıldıysa tasarrufun iptali istenebilir mi?

Hayır. Yargıtay'a göre alacaklı, borç ilişkisine girerken borçlunun o andaki malvarlığına güvendiği için borcun doğumundan önce yapılan işlemler iptal davasının konusu olamaz; mahkeme bu koşulu kendiliğinden araştırır. Borcun doğum tarihi senet ya da takip tarihiyle aynı olmayabilir; örneğin şirket borcuna sonradan kefil olan ortak için şirketin borçlandığı tarih esas alınmıştır.

Borç ödenirse tasarrufun iptali davası ne olur?

Davalılardan herhangi biri davacının alacağını öderse dava reddolunur. Hâkim bu durumda yargılama masraflarını durumun gereğine göre davalılardan birine yükler ya da aralarında paylaştırır.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Borçlar Hukuku sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Borçlar Hukuku alanına dön

Rehberler

Bu alandaki diğer rehberler

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp