İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Menfi tespit davası ve istirdat davası: şartlar, ispat yükü, tedbir ve süre

Yayın tarihi:

Borçlu olmadığı bir borç için icra takibiyle karşılaşan ya da karşılaşabilecek kişi, genel mahkemede borçlu olmadığının tespitini isteyebilir; takip nedeniyle ödemek zorunda kaldığı parayı da geri isteyebilir. Bu rehber İcra ve İflas Kanunu m. 72'deki menfi tespit ve istirdat davalarını anlatır: davanın şartları ve hukuki yarar, takibin durdurulması için ihtiyati tedbir ve teminat, ispat yükü ve kambiyo senedinde yük değişimi, teminat senedi ve aval iddiaları, itirazın iptali davasıyla ilişki, istirdat davasının bir yıllık süresi, kötü niyet tazminatı, görevli ve yetkili mahkeme ile arabuluculuk.

Kısaca

Menfi tespit davası, icra takibiyle karşılaşan ya da karşılaşabilecek kişinin borçlu olmadığının belirlenmesi için açtığı davadır. Takipten önce veya takip sırasında açılabilir; takibi kendiliğinden durdurmaz. Mahkeme teminat karşılığında, takipten önce açılan davada takibin durdurulmasına, takipten sonra açılan davada icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine tedbir kararı verebilir. Tedbir kararı yokken borç ödenirse dava istirdat davası olarak devam eder. Takibe itiraz etmediği ya da itirazı kaldırıldığı için borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan kişi, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde istirdat davası açabilir. Ticari nitelikteki bu davalarda önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır.

İlgili rehberler: İtirazın iptali davası: süre, arabuluculuk, ispat ve icra inkâr tazminatıKambiyo senetlerine dayalı takip: çek ve bonoda itiraz, süreler ve zamanaşımı

Bu sayfada

Dava, süre ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Görevli mahkeme

Kanunda menfi tespit ve istirdat davasına özgü bir görev kuralı yoktur; görev takibe konu borcun doğduğu ilişkiye göre belirlenir: kural olarak asliye hukuk mahkemesi; ticari davalarda asliye ticaret mahkemesi; tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi; kira ilişkisinden ve Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi; işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemesi. Takip bono veya çeke dayanıyorsa, bu senetler Türk Ticaret Kanununda düzenlendiği için dava kural olarak tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. Senet bir tüketici işlemi nedeniyle verilmişse 6502 sayılı Kanun m. 83/2'ye göre işlemin başka kanunlarda da düzenlenmiş olması, onun tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Yargıtay'da bu konuda görüş ayrılığı vardır: 13. Hukuk Dairesi 2018 tarihli bir kararında konut satışı için verilen bonolara dayalı menfi tespit davasında tüketici mahkemesini görevli saymış; 11. Hukuk Dairesi ise oy çokluğuyla verdiği 2022 tarihli bir kararında, tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülen bonoya dayalı menfi tespit davasına TTK m. 4/1-a uyarınca ticaret mahkemesince bakılmasını usul ve yasaya uygun bulmuştur.

Dayanak: HMK m. 2/1, m. 4/1-a, m. 4/1-ç; 634 sayılı Kanun ek m. 1; TTK m. 4/1-a, m. 5/1, m. 776, m. 780; 6502 sayılı Kanun m. 73/1, m. 83/2; 7036 sayılı Kanun m. 5/1-a

Yetkili mahkeme

Seçimlik yetki: dava, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Tüketici davaları tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. İş mahkemesinde görülen davalarda işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.

Dayanak: İİK m. 72/8; HMK m. 6/1; 6502 sayılı Kanun m. 73/5; 7036 sayılı Kanun m. 6/1

Dava şartı

Ticari davalarda arabuluculuk dava şartıdır; kanun menfi tespit ve istirdat davalarını adıyla sayar ve bu hüküm 1/9/2023 tarihinde ve sonrasında açılan davalara uygulanır. Kambiyo senedine dayalı takipten doğan menfi tespit ve istirdat davaları kural olarak ticari dava niteliğinde olduğundan bu şart onlar için de geçerlidir. Kanundaki istisnalar dışında tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda ve işçi veya işveren alacağı ve tazminatıyla ilgili menfi tespit ve istirdat davalarında (iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminatla ilgili davalar hariç) da arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Kira ilişkisinden, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasından ve ortaklığın giderilmesinden, Kat Mülkiyeti Kanunundan ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda da arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Parasal sınırın altındaki tüketici uyuşmazlıklarında kanun, tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı kalmak kaydıyla tüketici hakem heyetine başvuruyu zorunlu tutar. Başka bir kanunda dava şartı olarak öngörülmedikçe arabulucuya başvurmak isteğe bağlıdır.

Dayanak: TTK m. 4/1-a, m. 5/A; 7445 sayılı Kanun geçici m. 1; 6502 sayılı Kanun m. 68/1, m. 73/A; 7036 sayılı Kanun m. 3/1, m. 3/3; 6325 sayılı Kanun m. 3/1, m. 18/A-1, m. 18/B-1

Süre ve zamanaşımı

Menfi tespit davası için kanunda ayrı bir dava açma süresi yoktur; borçlu takipten önce veya takip sırasında dava açabilir. Takibe itiraz etmediği veya itirazı kaldırıldığı için borçlu olmadığı parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişi, ödeme tarihinden itibaren bir sene içinde istirdat davası açar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesine göre bu süre hak düşürücüdür. Dava şartı arabuluculukta, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü süre işlemez.

Dayanak: İİK m. 72/1, m. 72/7; 6325 sayılı Kanun m. 18/A-1, m. 18/A-15; 7036 sayılı Kanun m. 3/17

Yargılama usulü

Asliye hukuk mahkemesinde görülen menfi tespit ve istirdat davaları HMK m. 316'da sayılmadığı için yazılı yargılama usulüne tabidir. Sulh hukuk ve tüketici mahkemesinde görülen davalar, iş mahkemesindeki davalar ve miktar veya değeri TTK m. 4/2'deki sınırı (her yıl güncellenir) geçmeyen ticari davalar basit yargılama usulüyle görülür. İhtiyati tedbir talepleri de basit usule tabidir.

Dayanak: HMK m. 316/1; TTK m. 4/2; 6502 sayılı Kanun m. 73/4; 7036 sayılı Kanun m. 7/1

Harç

Konusu belli bir para borcu olan davada nispi karar ve ilam harcı alınır; harç, esas hakkında karar verildiğinde hüküm altına alınan değer üzerinden hesaplanır. Davanın reddi hâlinde maktu karar ve ilam harcı alınır. Tüketicinin tüketici mahkemesinde açtığı dava harçtan muaftır.

Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15; (1) sayılı tarife A-III-1-a, A-III-2-a; 6502 sayılı Kanun m. 73/2

Kanun yolu

Nihai karara karşı istinaf; m. 341/2'deki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. İhtiyati tedbir talebinin reddi kararlarına ve m. 341/1-b'de sayılan diğer tedbir kararlarına karşı da istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz; kural olarak m. 362/1-a'daki temyiz sınırını geçmeyen davalara ilişkin kararlar temyiz edilemez. Anayasa Mahkemesi bu bendi istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâli yönünden iptal etmiştir (21/5/2026'dan itibaren). 7589 sayılı Kanunla eklenen m. 362/3'e göre (31/7/2026'dan itibaren) bölge adliye mahkemesi istinafı kısmen veya tamamen kabul edip esas hakkında yeniden karar vermişse, kabul veya reddedilen kısım m. 341/2'deki sınırın üzerindeyse karar temyiz edilebilir; m. 362/1-a'daki sınırın altında kalan bu kararlarda ilk derece kararıyla aradaki fark m. 341/2'deki sınırı geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Geçici hukuki korumalar hakkında verilen bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Sulh hukuk mahkemesinin görevine giren davalarda m. 362/1-b ayrıca uygulanır: kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olan diğer kira davaları dışında kalan bu davalara ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez; Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin davalar da bu yasağın dışındadır. Sınırlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.

Dayanak: HMK m. 341, m. 362/1-a, m. 362/1-b, m. 362/1-f, m. 362/3, ek m. 1

Menfi tespit davası nedir ve İcra ve İflas Kanunu m. 72 bu davayı ne zaman mümkün kılar?

Menfi tespit davası, borçlu olarak gösterilen kişinin borçlu olmadığının mahkemece belirlenmesi için açtığı davadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 106/1'e göre tespit davası yoluyla mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun belirlenmesi istenir; Hukuk Genel Kurulu menfi tespit davasını tespit davalarının bir türü olarak ele alır. (Yargıtay HGK, E. 2021/479)1 İcra ve İflas Kanunu m. 72/1 ise icra takibiyle bağlantılı özel hükmü koyar: borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.

Hukuk Genel Kurulu'na göre borçlu bu davayı icra takibinden önce, takip sırasında ya da takipten sonra açabilir; dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. (Yargıtay HGK, E. 2022/221)2 Kendisine karşı icra takibi yapılan borçlu, ödeme emrine itiraz etmediği ya da itirazı yerinde görülmediği için takip kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir.2 Kurul aynı ilkeleri 2025 tarihli bir kararında da tekrarlamıştır. (Yargıtay HGK, E. 2024/177)3

Menfi tespit davası borçlunun elindeki yollardan yalnız biridir. Hukuk Genel Kurulu'na göre borçlu, alacaklının takip yapmasını veya dava açmasını bekleyebilir: aleyhine başlatılan ilamsız takibe itiraz eder, itiraz üzerine takip durur ve alacaklının itirazın iptali veya kaldırılması talebi üzerine savunmalarını genel mahkemede veya icra mahkemesinde ileri sürer. (Yargıtay HGK, E. 2019/472)4 Diğer yol, alacaklının harekete geçmesini beklemeden genel mahkemede borçlu olmadığının tespitini istemektir.4

Senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri süren kişinin açtığı dava da bu niteliktedir. Hukuk Genel Kurulu'na göre adi senette borçlu görünen ve takip kesinleştikten sonra sahtelik davası açan kişinin davası, hukuki niteliği itibarıyla İcra ve İflas Kanunu m. 72'de düzenlenen menfi tespit davasıdır. (Yargıtay HGK, E. 2025/344)5

Menfi tespit davasının şartları nelerdir ve hukuki yarar ne zaman ortadan kalkar?

Davanın temel şartı hukuki yarardır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 106/2'ye göre tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır; maddi vakıalar tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz (m. 106/3). Hukuk Genel Kurulu'na göre borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır.1 Kurul, icra takibinin taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığını, bu yüzden takip kesinleştikten sonra da borçlunun borçlu olmadığının tespitini isteyebileceğini belirtir. (Yargıtay HGK, E. 2017/892)6

Hukuk Genel Kurulu, tespit davasında hukuki yararın varlığı için üç koşulun birlikte aranacağını belirtir: 1) davacının hakkı veya hukuki durumu güncel bir tehlikeyle tehdit edilmiş olmalı; 2) bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu durum ona zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; 3) yalnız kesin hüküm etkisi olan ve icraya konulamayan tespit hükmü bu tehlikeyi gidermeye elverişli olmalıdır.1 Kurul'a göre bu koşullar tespit davasının özel bir türü olan menfi tespit davası için de geçerlidir.1

Hukuki yarar dava sürerken ortadan kalkabilir. Hukuk Genel Kurulu, önce açılmış bir menfi tespit davasından sonra alacaklının açtığı itirazın iptali davasında alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ret kararı verildiği olayda, zamanaşımı nedeniyle takip veya dava yoluyla istenemeyecek bir borç yüzünden hukuki durumu tehlike altında olmayan kişinin menfi tespit talebinde hukuki yararının bulunduğunun söylenemeyeceğini belirtmiştir.1 Kurul, o kararın kesinleşip kesinleşmediği belirlenerek menfi tespit davasına etkisinin değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.1

Ödeme de davanın niteliğini değiştirir. Hukuk Genel Kurulu'na göre borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra artık menfi tespit davası açamaz, çünkü sırf borçlu olmadığının tespitinde hukuki bir yararı yoktur; bu aşamada ödediği paranın geri alınması için açacağı dava istirdat davasıdır.6 Aynı ilke Kurul'un 2022 tarihli bir kararında da yer alır.4 11. Hukuk Dairesi ise 2024 tarihli bir kararında, borç dava açılmadan önce ödenmiş ve davacı dava dilekçesinde davaya m. 72 gereği istirdat davası olarak bakılmasını istemişse, davanın m. 72/7 dikkate alınarak ödenen paranın istirdatı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, hukuki yarar yokluğundan verilen usulden ret kararının doğru olmadığını belirtmiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2023/268)7 Kanun menfi tespit davası için ayrı bir dava açma süresi öngörmez; m. 72/1 yalnız davanın icra takibinden önce veya takip sırasında açılabileceğini söyler.

Menfi tespit davası icra takibini durdurur mu: İcra ve İflas Kanunu m. 72'de ihtiyati tedbir ve teminat

Dava açılması takibi kendiliğinden durdurmaz; durdurma ihtiyati tedbire bağlıdır ve kanun, davanın takipten önce mi sonra mı açıldığına göre iki ayrı kural koyar: 1) İcra takibinden önce açılan davada mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir (m. 72/2). 2) İcra takibinden sonra açılan davada ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez; borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir (m. 72/3).

Davanın sonucu tedbirin akıbetini belirler. Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa ihtiyati tedbir kararı kalkar; hüküm kesinleşince alacaklı, tedbir yüzünden alacağını geç almaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır ve bu zarar yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez (m. 72/4). Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur; ilamın kesinleşmesi üzerine ayrıca hükme gerek kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir (m. 72/5).

Arabuluculuk süreci için özel bir kural vardır. 6325 sayılı Kanun m. 18/A-16'ya göre arabuluculuk bürosuna başvurulduktan sonra başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili icra takibi yapılırsa ve başvuran taraf son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde menfi tespit davası açıp talep ederse, takipten önce açılan davaya ilişkin m. 72/2 hükmü uygulanır.

Menfi tespit davasında ispat yükü kimdedir ve kambiyo senedinde nasıl değişir?

Genel kural Türk Medeni Kanunu m. 6 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190/1'dedir: kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür; ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Hukuk Genel Kurulu'na göre bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir; tarafların sıfatı değişik olsa da ispat yükü bakımından bir değişiklik yoktur. (Yargıtay HGK, E. 2017/969)8

Hukuk Genel Kurulu kararlarında yük şöyle dağıtılır: menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer; davacı borçlu, alacaklının iddia ettiği borcun hiç doğmadığını ileri sürüyorsa borcun varlığını alacaklı ispatlar.2 Buna karşılık alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ve alacağın ödeme, ibra, takas gibi bir nedenle sona erdiğini ispat yükü davacı borçluya düşer.3 Kurul başka bir kararında, borçlunun bir hukuki ilişkinin varlığını kabul edip bu ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmesi hâlinde de ispat yükünün borçluya düştüğünü belirtmiştir.8

Kambiyo senedine dayanan takiplerde kural tersine döner. 11. Hukuk Dairesi'ne göre menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıda ise de alacak dayanağı kambiyo senedi olduğunda ispat yükü, senede karşı senetle ispat kuralı gereği yer değiştirerek davacıya geçer. (Yargıtay 11. HD, E. 2021/7172)9 Senede karşı iddialar bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 201 belirleyicidir: senede bağlı iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemler, maddede yazılı tutardan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.

Bu dönüşün de bir istisnası vardır. 11. Hukuk Dairesi'ne göre lehtar senetteki ihdas nedenini değiştirir şekilde talilde bulunursa ispat yükünü üzerine alır. (Yargıtay 11. HD, E. 2020/4224)10 Bu kararda bono üzerinde düzenleme nedeni teminat olarak gösterilmişken alacaklı senedin araç alım satımından doğan borcun ödenmesi için düzenlendiğini savunmuş; Daire bu savunmayı talil sayarak ispat yükünü alacaklıya vermiş ve aksi yönde kurulan kararı bozmuştur.10 Hukuk Genel Kurulu da alacaklının senedin veriliş nedenini değiştirmesi hâlinde kanıt yükünün alacaklıya düştüğünü belirtir.8

Yazılı delil zorunluluğunun sonucu 11. Hukuk Dairesi'nin 2024 tarihli bir bozma kararında görülür. Daire, bononun teminat senedi olduğunu ispat yükünün davacıda olduğunu ve senedin miktarı itibarıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200/1 uyarınca bu iddianın yazılı delille ispatı gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2023/5529)11 Aynı kararda ceza yargılamasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kesin bir mahkûmiyet kararı olmadığı için Türk Borçlar Kanunu m. 74 uyarınca hukuk hâkimini bağlayıcı sayılmamış; tanık dinlenmesi de mümkün olmadığından teminat iddiasının ispatlanamadığı ve davanın reddedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.11

Teminat senedi, hatır senedi ve aval iddialarında Yargıtay hangi ölçütleri uygular?

Hukuk Genel Kurulu'na göre borçlu, menfi tespit davasına konu senedin teminat veya hatır senedi olduğunu ya da alacaklıya avans olarak verildiğini ileri sürerek dava açabilir; bu şekilde açılan davada kanıt yükü borçludadır.8 Borçlu teminat iddiasını ispatlayamasa da alacaklı senedin teminat amacıyla verildiğini kabul ederse sonuç değişir: Kurul, bu durumda alacaklıya senetle teminat altına alınan alacağın doğduğunu ve miktarını yasal delillerle ispat etme olanağı tanınması gerektiğine karar vermiştir.8

11. Hukuk Dairesi, hamilin ceza soruşturmasındaki ifadesinde teminat terimini kullanmasına karşın yaptığı işe istinaden tahakkuk eden borca karşılık senedi aldığını anlatmasını senede teminat niteliği kazandıran bir açıklama saymamış; bu açıklamanın yalnızca borcun senet vade tarihinde ifa edileceği şeklinde anlaşılması gerektiğini belirterek davanın kabulüne ilişkin kararı bozmuştur.9

Bonoyu avalist olarak imzalayan kişinin durumu farklıdır. Hukuk Genel Kurulu'na göre aval verenin borcu bağımsız bir borçtur; aval veren, Türk Ticaret Kanunu m. 702/2 gereğince yalnız kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir.2 Bononun teminat senedi olduğunun ileri sürülmesi şahsi def'i niteliğinde olduğundan davacı avalist bu def'iyi ileri süremez.2 Kurul 2025 tarihli bir kararında ise limited şirket müdürünün kendi şahsi borcu için şirketi avalist göstermesini temsil yetkisinin kötüye kullanılması saymış; alacaklı lehtarın bu durumu bilebilecek olması nedeniyle iyiniyetten söz edilemeyeceğini ve avalin şirketi bağlamayacağını kabul etmiştir.3

İmza inkârında icra mahkemesindeki inceleme ile genel mahkemedeki inceleme arasındaki ilişkiyi Hukuk Genel Kurulu 2026 tarihli, oy çokluğuyla verdiği bir kararında ele almıştır. Kurul'a göre imza itirazı üzerine icra mahkemesinin verdiği karar kesin hüküm oluşturmaz ve genel mahkemedeki imza inkârı incelemesinde kesin delil de sayılmaz.5 Ancak değer taşıyan, incelemenin hangi mahkemede yapıldığı değil, alınan bilirkişi raporunun imzanın borçluya ait olup olmadığı konusunda genel mahkemece yeterli görülüp görülmeyeceğidir; hâkim hangi rapora neden itibar etmediğini denetime elverişli biçimde göstermelidir.5 Somut olayda icra mahkemesinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporlarda muğlaklık ya da tereddüt bulunmadığından yeniden rapor alınmasına gerek olmaksızın karar verilebileceği kabul edilmiştir.5

Menfi tespit davası ile itirazın iptali davası ve icra mahkemesi kararları arasındaki ilişki nedir?

Aynı takip hem borçlunun menfi tespit davasına hem alacaklının itirazın iptali davasına konu olabilir. Hukuk Genel Kurulu'na göre itirazın iptali davası menfi tespit davasından daha geniş talepli bir dava olduğu için iki dava arasında derdestlik anlamında bir ilişki yoktur.6 Ancak iki davada aynı vakıa tartışılacağından, farklı sonuçlar çıkmaması için davalar birleştirilmeli, birleştirme mümkün değilse duruma göre davalardan biri bekletici mesele yapılmalıdır.1

Hukuk Genel Kurulu'na göre menfi tespit davasının reddiyle oluşan kesin hüküm, itirazın iptali davası açılmaksızın icra takibinin devamını sağlamaz; menfi tespit davasından sonra itirazın iptali karşılık dava veya ayrı bir dava olarak açılabilir.6 Kurul bu kararında ilk derece mahkemesinden, aynı takibe ilişkin itirazın iptali dosyasının sonucunu değerlendirerek karar vermesini istemiştir.6

Hukuk Genel Kurulu'na göre borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def'ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez.6 İcra ve İflas Kanunu da bu ilişkiyi tazminat yönünden düzenler: itirazın kaldırılması yargılamasında hükmedilen tazminatın tahsili, borçlu menfi tespit ve istirdat davası açarsa dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için daha önce hükmedilmiş tazminat kalkar (m. 68/son).

İstirdat davası nedir, şartları nelerdir ve bir yıllık süre ne zaman başlar?

İstirdat davası, icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan kişinin bu parayı geri istemek için açtığı davadır. İcra ve İflas Kanunu m. 72/7'ye göre takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan kişi, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde genel hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geri alınmasını isteyebilir.

Hukuk Genel Kurulu oy çokluğuyla verdiği bir kararında istirdat davasını esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olarak nitelendirmiş; davanın şartının icra hukukuna dayandığını, bunun da borçlunun borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması olduğunu belirtmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2022/80)12 Aynı kararda icra dosyasının borçlusu olmayan ve dava dışı borçlu hakkındaki takipte kendi adresine hacze gelinmesi üzerine dosya borcunu ihtirazi kayıtla ödeyen şirketin davası istirdat davası sayılmamıştır; Kurul, davacının dosyanın borçlusu konumunda bulunmamasını ayırıcı saymış, davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayandığını ve muhatabının parayı alan alacaklı olduğunu kabul etmiştir.12

Menfi tespit davası sürerken ödeme yapılırsa ayrı bir dava gerekmez: borçlu menfi tespit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa davaya istirdat davası olarak devam edilir (m. 72/6). Hukuk Genel Kurulu'na göre bunun için borçlunun ayrıca talepte bulunmasına gerek yoktur; borcun ödendiğini öğrenen mahkeme davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam etmelidir.8 Kurul başka bir kararında bu durumda bedele dönüşen istemin temelinin menfi tespit davası olduğunu belirtmiştir.2

Bir yıllık sürenin niteliğini ve başlangıcını 11. Hukuk Dairesi iki kararında ele almıştır. 11. Hukuk Dairesi'ne göre m. 72/7'deki bir yıllık süre hak düşürücü süredir ve taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen dikkate alınır; sürenin başlangıcı, borç olmayan paranın doğrudan doğruya icra dairesine ödendiği ya da haczedilen malların değerinin icra dairesine ödendiği tarihtir. (Yargıtay 11. HD, E. 2015/6096)13 Daire bu kararda 13.06.2008'de yapılan ödeme için 06.05.2014'te açılan istirdat davasının kabulünü bozmuştur.13 Daire 2024 tarihli bir onama kararında ise kendi gerekçesiyle, icra dosyasındaki borç tahsil harcı dahil tüm ferileriyle birlikte tamamen kapatılmadıkça hak düşürücü sürenin işlemeye başlamayacağını belirtmiş ve takibin hâlâ devam ettiği bir dosyada süre itirazını yerinde görmemiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2024/3034)14 Arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğu hâllerde, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü süre işlemez (6325 sayılı Kanun m. 18/A-1 ve m. 18/A-15; iş uyuşmazlıklarında 7036 sayılı Kanun m. 3/17).

İstirdat davasında davacının ispat yükü daralır: davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur (m. 72/8). Sebepsiz zenginleşmenin genel kuralı ise Türk Borçlar Kanunu m. 78/1'dedir: borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır.

Kötü niyet tazminatı hangi koşullarda istenir ve oranı nedir?

İcra ve İflas Kanunu m. 72/5'e göre borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir; takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Bu oran 6352 sayılı Kanunla yüzde kırktan yüzde yirmiye indirilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu tazminatın koşullarını şöyle sayar: 1) bu yönde bir talep olması, 2) borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması, 3) takibin haksız ve kötü niyetli olması.4 Takibin haksız olması tek başına yetmez, kötü niyetin de bulunması gerekir ve ispat yükü takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacıdadır.4 Alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde icra takibine girişen alacaklı kötü niyetli kabul edilir; Kurul'a göre bu tazminat bakımından alacağın likit olup olmaması belirleyici değildir.4

Hukuk Genel Kurulu, ancak yargılamayla belirlenebilecek bir kira alacağını takibe koyan kiraya vereni kötü niyetli saymamıştır.4 11. Hukuk Dairesi de oy çokluğuyla verdiği 2024 tarihli bir kararda, bono üzerindeki avalist imzasının davacıya ait olmadığı anlaşılmış olsa da avalistin bonoyu düzenleyen keşidecinin eşi olduğunu gözeterek alacaklının imzanın davacıya ait olmadığını bile bile takip başlattığının ispatlanamadığını belirtmiş ve kötü niyet tazminatına ilişkin hükmü bozmuştur. (Yargıtay 11. HD, E. 2022/5580)15

Menfi tespit ve istirdat davası hangi mahkemede açılır ve arabulucuya başvurmak zorunlu mudur?

İcra ve İflas Kanunu m. 72 yetkiyi düzenler, görevli mahkemeyi ayrıca belirlemez; görev takibe konu borcun doğduğu ilişkiye göre genel kurallardan bulunur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/1'e göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Türk Ticaret Kanunu m. 4'te sayılan ticari davalarda m. 5/1 uyarınca asliye ticaret mahkemesi, tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun m. 73/1 uyarınca tüketici mahkemesi görevlidir. Kira ilişkisinden doğan alacak davaları dahil tüm kira uyuşmazlıkları ile bu davalara karşı açılan davalar Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 4/1-a uyarınca sulh hukuk mahkemesinde görülür; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık da sulh mahkemelerinde çözümlenir (634 sayılı Kanun ek m. 1; Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 4/1-ç). Takip bono veya çeke dayanıyorsa durum farklıdır: Türk Ticaret Kanunu m. 4/1-a'ya göre bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır ve bono m. 776 vd., çek m. 780 vd. maddelerde düzenlenmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, bonoya dayalı menfi tespit davasında asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin ayrı ayrı görevsizlik kararı vermesi üzerine, senedin kambiyo senedi vasfında olduğunu ve üzerinde açıkça teminat senedi olduğuna dair ibare bulunmadığını belirterek uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olduğunu ve ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini kabul etmiş, asliye ticaret mahkemesini yargı yeri olarak belirlemiştir. (Yargıtay 20. HD, E. 2020/568)16 Hukuk Genel Kurulu ise 6762 sayılı eski Türk Ticaret Kanunu ve 4077 sayılı Kanun döneminde oy çokluğuyla verdiği bir kararda, uyuşmazlığın mutlak ticari işlerden olan bonodan kaynaklanmasına karşın taraflar arasındaki temel ilişki tüketici işlemi olduğu için tüketici mahkemesinin görevli olduğunu kabul etmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2017/1626)17 Bugün yürürlükte olan 6502 sayılı Kanun m. 83/2'ye göre taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Yargıtay'ın 6502 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu dönemindeki kararları bu konuda ayrışmaktadır. 13. Hukuk Dairesi, konut satış sözleşmesinin sona erdirilmesi nedeniyle satış bedeli karşılığı verilen bonolara dayalı menfi tespit davasında davacının tüketici, taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olduğunu belirterek tüketici mahkemesini görevli saymış ve ticaret mahkemesine görevsizlik kararını oy birliğiyle bozmuştur. (Yargıtay 13. HD, E. 2016/19443)18 11. Hukuk Dairesi ise davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle istenen kanun yararına bozma talebini oy çokluğuyla reddetmiştir; bononun Türk Ticaret Kanununda aranan tüm şekil şartlarını taşıdığını ve uyuşmazlığın bu Kanun hükümlerinden kaynaklandığını belirterek TTK m. 4/1-a gereğince davaya ticaret mahkemesince bakılmasını usul ve yasaya uygun bulmuştur. (Yargıtay 11. HD, E. 2021/6135)19

Yetki m. 72/8'dedir: menfi tespit ve istirdat davaları takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Genel yetkili mahkeme de davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6/1). Tüketici davaları ayrıca tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde açılabilir (6502 sayılı Kanun m. 73/5).

Türk Ticaret Kanunu m. 5/A-1'e göre ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; arabulucu başvuruyu altı hafta içinde sonuçlandırır, bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (m. 5/A-2). Kambiyo senedine dayalı takipten doğan menfi tespit ve istirdat davaları kural olarak ticari dava niteliğinde olduğundan bu şart onlar için de geçerlidir. Menfi tespit ve istirdat davalarını bu fıkraya ve 7036 sayılı Kanun m. 3/1'e ekleyen hüküm, 7445 sayılı Kanunun geçici 1. maddesine göre 1/9/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalara uygulanır. 7036 sayılı Kanun m. 3/1'e göre işçi veya işveren alacağı ve tazminatıyla ilgili menfi tespit ve istirdat davalarında da arabuluculuk dava şartıdır.

Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar ve hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar gibi 6502 sayılı Kanun m. 73/A-1'de sayılan hâller bunun dışındadır. 6325 sayılı Kanun m. 18/B-1 ise kira ilişkisinden, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasından ve ortaklığın giderilmesinden, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurmayı dava şartı sayar. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir (6325 sayılı Kanun m. 18/A-2). 6325 sayılı Kanun m. 3/1'e göre taraflar arabulucuya başvurmakta serbesttir; şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin m. 18/A hükmü saklıdır.

İlgili mevzuat

İİK m. 72 — Menfi tesbit ve istirdat davaları

Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.)

Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.

İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.

İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.

(Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.

(Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.

Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.

Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.

Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 25 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

HMK m. 106 — Tespit davası

MADDE 106- (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.

(2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.

(3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.

Kaynak: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 25 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

HMK m. 201 — Senede karşı tanıkla ispat yasağı

MADDE 201- (1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.

Kaynak: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TBK m. 78 — Borçlanılmamış edimin ifası

MADDE 78- Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir.

Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.

Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır.

Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 25 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TTK m. 5/A — Dava şartı olarak arabuluculuk

MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.)

(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.

Kaynak: Türk Ticaret Kanunu (6102)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Hukuki yarar ve itirazın iptali davasıyla ilişkiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2021/479 · K. 2023/492 ·

    Davacı cari hesap borcu nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş, bu davadan sonra davalının aynı borç için açtığı itirazın iptali davası zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş ve bu ret kararı Özel Dairece onanmıştı. Asliye ticaret mahkemesi, 11. Hukuk Dairesinin bozmasına karşı direndi. Hukuk Genel Kurulu menfi tespit davası için hukuki yararın şart olduğunu ve tespit davasında hukuki yararın üç koşulunu açıkladı. İki dava arasında derdestlik bulunmadığını, davaların birleştirilmesi ya da birinin bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtti. Zamanaşımı nedeniyle takip veya dava yoluyla istenemeyen bir borç bakımından menfi tespit talebinde hukuki yarar bulunmadığını, itirazın iptali kararının kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi gerektiğini kabul ederek direnme kararını oy birliğiyle bozdu. Direnme incelemesi HUMK m. 429'a göre yapılmıştır.

    Sonuç: Menfi tespit davası hukuki yarara bağlıdır. Aynı borç için itirazın iptali davasında zamanaşımı tespiti kesinleşirse menfi tespit davasında hukuki yarar ortadan kalkar.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Menfi tespitte ispat yükü ve avalistin teminat senedi def'iYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2022/221 · K. 2023/134 ·

    Davacı, bankanın kredi alan şirketin borcu nedeniyle kendisi aleyhine başlattığı kambiyo takibine konu bononun teminat senedi olduğunu ve teminata konu kredilerin ödendiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemişti. İlk derece mahkemesi davayı kabul etti ve 11. Hukuk Dairesinin bozmasına karşı direndi. Hukuk Genel Kurulu, menfi tespit davasının genel hükümlere dayalı normal bir hukuk davası olduğunu, ispat yükünün kural olarak alacaklıda olduğunu, ancak senedin karşılıksızlığını ve borcun ödeme, ibra, takas gibi nedenlerle sona erdiğini borçlunun ispatlayacağını açıkladı. Bonoyu avalist olarak imzalayan davacının yalnız zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebileceğini, teminat senedi iddiasının şahsi def'i olduğunu belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Menfi tespitte borcun varlığını kural olarak alacaklı ispatlar; senedin karşılıksızlığını ve ödemeyi borçlu ispatlar. Avalist, bononun teminat senedi olduğunu ileri süremez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Şirketi temsilcinin şahsi borcu için avalist göstermesiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/177 · K. 2025/257 ·

    Davacı limited şirket, o dönem şirketi temsile yetkili olan dava dışı müdürün kendi borcu için düzenlediği bonoya şirket adına aval verdiğini ve bu bonoyla başlatılan kambiyo takibi nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürmüştü. Bölge adliye mahkemesi, 11. Hukuk Dairesinin bozmasına karşı direndi. Hukuk Genel Kurulu menfi tespit davasının takipten önce, takip sırasında veya takipten sonra açılabileceğini ve ispat yükünün dağılımını açıkladıktan sonra, temsilcinin şahsi borcu için şirketi avalist göstermesini özen ve bağlılık yükümlülüğüyle bağdaşmayan, temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını gösteren bir işlem saydı. Alacaklı lehtarın bunu bilebilecek durumda olduğunu, TTK m. 371/2 uyarınca iyiniyetten söz edilemeyeceğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Menfi tespitte ispat yükü dağılımı HGK kararlarında aynı ölçütle kurulur. Temsilcinin kendi borcu için şirket adına verdiği aval, bunu bilebilecek alacaklıya karşı şirketi bağlamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Kötü niyet tazminatının koşulları ve ödemeden sonra menfi tespitYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2019/472 · K. 2022/386 ·

    Kiracı ve kefil, işyeri kirasına ilişkin takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini ve kötü niyet tazminatını istemişti. Sulh hukuk mahkemesi davayı kabul edip tazminata hükmetti ve kapatılan 6. Hukuk Dairesinin bozmasına karşı direndi. Hukuk Genel Kurulu, kiracının anahtarın notere teslimine ilişkin ihtarnamenin tebliğine kadar kira borcundan sorumlu olduğunu belirledi. Menfi tespit davasının takipten önce ve takip kesinleştikten sonra da açılabileceğini, ancak borç icra dairesine ödendikten sonra hukuki yarar kalmadığından istirdat davası açılacağını açıkladı. Kötü niyet tazminatının koşullarını talep, takip yapılmış olması ve takibin haksız ve kötü niyetli olması olarak saydı; ancak yargılamayla belirlenebilecek kira alacağını takibe koyanı kötü niyetli saymadı ve direnme kararını oy birliğiyle bozdu. Kira ilişkisi 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6570 sayılı Kanun döneminde kurulmuştur.

    Sonuç: Kötü niyet tazminatı için takibin haksız olması yetmez; alacaklının alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği davacı borçlu tarafından ispatlanmalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.İcra mahkemesinin imza incelemesinin genel mahkemedeki değeriYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/344 · K. 2026/118 ·

    Davacı, kendisi aleyhine kambiyo takibine konu edilen bonolardaki imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürerek menfi tespit ve istirdat istemişti. İkinci takipteki yedi bono için icra mahkemesinde alınan Adli Tıp Kurumu raporları imzanın davacıya ait olmadığını belirtmişti. İlk takipteki bono yönünden ise icra mahkemesi imza itirazını reddetmiş ve Özel Daire bu kısımdaki temyiz itirazlarını reddetmişti. İlk derece mahkemesi kendi aldırdığı raporlara dayanarak davayı reddetmiş ve yedi bono yönünden verilen 11. Hukuk Dairesi bozmasına karşı direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, icra mahkemesinin imza itirazı üzerine verdiği kararın genel mahkemede kesin hüküm ve kesin delil olmadığını, ancak her iki mahkemenin de imza incelemesini aynı usul hükümlerine göre yaptığını belirtti. Değer taşıyan şeyin raporun genel mahkemece yeterli görülüp görülmeyeceği olduğunu, somut olayda icra mahkemesindeki raporlarda tereddüt bulunmadığını kabul ederek direnme kararını oy çokluğuyla bozdu.

    Sonuç: İcra mahkemesindeki imza incelemesi genel mahkemeyi bağlamaz; ancak oradaki tereddütsüz raporlara neden itibar edilmediği denetime elverişli biçimde gösterilmelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.İtirazın kaldırılması kararının etkisi ve derdestlikYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/892 · K. 2020/305 ·

    Davacı kooperatif, tek imzayla ve yetkisiz kişi tarafından düzenlendiğini ileri sürdüğü çeke dayalı takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemişti; davadan sonra alacaklı aynı takip için itirazın iptali davası açmış ve bu dava kabul edilmişti. Asliye ticaret mahkemesi, kapatılan 19. Hukuk Dairesinin bozmasına karşı direndi. Hukuk Genel Kurulu, menfi tespit davasının takipten önce ve takip kesinleştikten sonra da açılabileceğini, borç ödendikten sonra ise açılamayacağını, itirazın kaldırılması kararının menfi tespit davasında kesin hüküm oluşturmadığını açıkladı. İtirazın iptali ile menfi tespit arasında derdestlik bulunmadığını, davaların birleştirilmesi ya da bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, itirazın iptali dosyasının sonucunun değerlendirilmesi için direnme kararını değişik gerekçeyle ve oy çokluğuyla bozdu.

    Sonuç: İcra mahkemesinin itirazın kaldırılması kararı menfi tespit davasında kesin hüküm değildir. Aynı takibe ilişkin itirazın iptali davası derdestlik oluşturmaz, fakat sonucu değerlendirilmelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Davadan önce ödenen borçta menfi tespit isteminin istirdat olarak değerlendirilmesiYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2023/268 · K. 2024/3968 ·

    Davacılar, rehin açığı belgesine dayalı takip nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini ve ipotek takibinde yapılan ödemenin istirdadını istemişti. Takip dosyasındaki borç dava açılmadan önce ödenmiş ve dosya infaz edilmişti. İlk derece mahkemesi, infaz edilmiş takip nedeniyle menfi tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetti; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti. 11. Hukuk Dairesi, davacıların dava dilekçesinde borcun ödendiğini ve davaya İİK m. 72 gereği istirdat davası olarak bakılacağını belirttiğini, bu nedenle m. 72/7 dikkate alınarak davanın ödenen paranın istirdatı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Borç davadan önce ödenmiş ve davacı dilekçesinde davanın istirdat davası olarak görülmesini istemişse, hukuki yarar yokluğundan usulden ret doğru değildir; dava ödenen paranın istirdatı olarak değerlendirilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.İspat yükü, talil ve teminat senedi iddiasıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/969 · K. 2021/866 ·

    Araç kiralayan davacı, kira sözleşmesinin boş imzalatılan bölümünün sonradan senede dönüştürüldüğünü ve kira bedelini ödediğini ileri sürerek takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş, yargılama sırasında haciz yoluyla ödenen tutarın iadesini de talep etmişti. Sulh hukuk mahkemesi, kapatılan 6. Hukuk Dairesinin bozmasına karşı direndi. Hukuk Genel Kurulu, tedbir yokken ödeme olursa mahkemenin davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam edeceğini, ispat yükü kurallarının menfi tespitte de geçerli olduğunu, teminat veya hatır senedi iddiasında kanıt yükünün borçluda olduğunu açıkladı. Davalı alacaklı senedin teminat amacıyla verildiğini kabul ettiğinden alacaklıya teminat altına alınan alacağı ve miktarını ispat olanağı tanınması gerektiğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozdu. Direnme incelemesi HUMK m. 429'a göre yapılmıştır.

    Sonuç: Teminat veya hatır senedi iddiasını borçlu ispatlar. Alacaklı teminat amacını kabul ederse, teminat altına alınan alacağın doğduğunu ve miktarını alacaklı ispatlamalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Kambiyo senedinde ispat yükü ve teminat niteliğiYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2021/7172 · K. 2023/2840 ·

    Davacı şirket, bonoya dayalı takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemişti; asliye ticaret mahkemesi senedin teminat bonosu olduğu kabulüyle davayı kabul etti. 11. Hukuk Dairesi, menfi tespitte ispat yükünün kural olarak alacaklıda olduğunu, ancak alacak dayanağı kambiyo senedi olduğunda senede karşı senetle ispat kuralı gereği davacıya geçtiğini belirtti. Hamilin ceza soruşturmasındaki ifadesinde teminat sözcüğünü kullanmasına karşın yaptığı işe karşılık tahakkuk eden borç için senedi aldığını anlatmasının senede teminat niteliği kazandırmadığını, bu açıklamanın yalnız borcun vade tarihinde ifa edileceği anlamına geldiğini kabul etti ve kararı oy birliğiyle bozdu. Dava istinaf öncesi açıldığından karar doğrudan temyiz üzerine verilmiştir.

    Sonuç: Kambiyo senedine karşı borçsuzluk iddiasını borçlu ispatlar. Alacaklının teminat sözcüğünü kullanması, senedin bir borca karşılık verildiği anlaşılıyorsa senedi teminat senedi yapmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Kambiyo senedinde ispat yükü ve talilYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2020/4224 · K. 2021/6365 ·

    Davacı, ticari ilişki nedeniyle teminat olarak verdiği bononun icra takibine konulduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemiş, yargılama sırasında icra tehdidi altında ödeme yaptığını belirterek davaya istirdat olarak devam edilmesini talep etmişti. Asliye ticaret mahkemesi teminat iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetti. 11. Hukuk Dairesi, menfi tespitte ispat yükünün kural olarak alacaklıda olduğunu, alacak kambiyo senedine dayanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği borçluya geçtiğini, ancak lehtarın senetteki ihdas nedenini değiştirmesi hâlinde yükü üzerine aldığını açıkladı. Bonoda düzenleme nedeni teminat yazılıyken alacaklının araç satışından doğan borç için verildiğini savunmasını talil saydı ve kararı oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Kambiyo senedine dayalı menfi tespitte ispat yükü borçluya geçer; alacaklı senetteki veriliş nedenini değiştirirse yük yeniden alacaklıya döner.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Teminat senedi iddiasının yazılı delille ispatı ve HAGB kararıYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2023/5529 · K. 2024/3022 ·

    Davacı, traktör alım satımı nedeniyle teminat olarak verdiği bononun takibe konulduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemişti. Asliye hukuk mahkemesi, bozmaya uyduktan sonra ceza mahkemesinin senedin bedelsiz kaldığı yönündeki kabulüne dayanarak davayı kabul etti. 11. Hukuk Dairesi, bononun teminat senedi olduğunu ispat yükünün davacıda olduğunu ve senedin miktarı itibarıyla HMK m. 200/1 uyarınca yazılı delil gerektiğini belirtti. Ceza yargılamasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesin bir mahkûmiyet olmadığını, TBK m. 74 uyarınca hukuk hâkimini bağlamadığını kabul etti; tanık da dinlenemeyeceğinden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle kararı oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Teminat senedi iddiasının ispat yükü borçludadır; senedin miktarı itibarıyla HMK m. 200/1 uyarınca yazılı delil gerekir; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı hukuk hâkimini bağlamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.İstirdat davasının şartı ve takip borçlusu olmayan kişinin ödemesiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2022/80 · K. 2022/107 ·

    Davacı şirket, dava dışı bir şirket hakkındaki takipte kendi adresine hacze gelinmesi üzerine dosya borcunu haciz tehdidi altında ve ihtirazi kayıtla ödediğini ileri sürerek parayı alan alacaklıdan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istemişti. Asliye ticaret mahkemesi davayı sıfat yokluğundan reddederek 3. Hukuk Dairesinin bozmasına karşı direndi. Hukuk Genel Kurulu, istirdat davasının şartının borçlunun borcu bulunmadığı parayı kesinleşen takip nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalması olduğunu açıkladı. Davacının takip dosyasının borçlusu olmamasını ayırıcı sayarak davanın istirdat değil sebepsiz zenginleşme davası olduğunu ve muhatabının parayı alan alacaklı olduğunu kabul etti; direnme kararını oy çokluğuyla bozdu. Olay 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde geçmiştir.

    Sonuç: İstirdat davası, takip borçlusunun cebri icra tehdidi altında ödediği parayı geri istemesidir. Takip borçlusu olmayan kişinin ödemesi sebepsiz zenginleşme davasıyla geri istenir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.İstirdat davasında bir yıllık hak düşürücü süreYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2015/6096 · K. 2015/13559 ·

    Kredi borcuna kefil olan davacı, kefaletinin sona erdiğini ve icra tehdidi altında ödeme yaptığını ileri sürerek ödediği paranın bir kısmını asıl davada, kalanını birleşen davada istemişti. Asliye ticaret mahkemesi bozmaya uyarak her iki davayı kabul etti. 11. Hukuk Dairesi asıl dava yönünden temyiz itirazlarını yerinde görmedi. Birleşen dava yönünden İİK m. 72/7'deki bir yıllık sürenin hak düşürücü olduğunu, taraflarca ileri sürülmese de resen dikkate alınacağını ve sürenin paranın icra dairesine ödendiği tarihte başladığını belirtti; 13.06.2008'deki ödeme için 06.05.2014'te açılan birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle kararı oy birliğiyle bozdu. Karar istinaf öncesi temyiz düzeninde verilmiştir.

    Sonuç: İstirdat davasının bir yıllık süresi hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir; süre ödemenin icra dairesine yapıldığı tarihte başlar.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 14.Dosya borcu tamamen kapanmadan bir yıllık süre işlemezYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2024/3034 · K. 2024/4924 ·

    Davacılar, imzalarının kendilerine ait olmadığını ileri sürdükleri bonoya dayalı kambiyo takibinde haciz baskısı altında yapılan ödemenin iadesini istemişti. İlk derece mahkemesi, taşınmazlar üzerindeki ipotek limitini aşan kısım yönünden davayı kısmen kabul etti; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetti. 11. Hukuk Dairesi, davalının hak düşürücü süre itirazını kendi gerekçesiyle inceledi: kapatılan 19. Hukuk Dairesinin kararlarına da atıfla, icra dosyasındaki borç tahsil harcı dahil tüm ferileriyle birlikte tamamen kapatılmadıkça İİK m. 72/7'deki sürenin işlemeye başlamayacağını, takibin hâlâ devam ettiğini belirtti. Diğer temyiz itirazlarını da yerinde görmeyerek bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle onadı.

    Sonuç: Daire bu onama kararında kendi gerekçesiyle, icra dosyasındaki borç tahsil harcı dahil tüm ferileriyle kapatılmadıkça bir yıllık sürenin işlemeye başlamayacağını belirtti.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 15.Kötü niyet tazminatının somut olayda reddi (avalist keşidecinin eşi)Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2022/5580 · K. 2024/4656 ·

    Davacı, kambiyo takibine konu bono üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatını istemişti. İlk derece mahkemesi imzanın davacıya ait olmadığını belirleyerek davayı kabul etti ve takip tutarının yüzde yirmisi oranında kötü niyet tazminatına hükmetti; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti. 11. Hukuk Dairesi, diğer temyiz itirazlarını reddetti; ancak alacaklının haksız olduğu anlaşılsa da avalistin bonoyu düzenleyen keşidecinin eşi olduğu gözetildiğinde imzanın davacıya ait olmadığını bile bile takip başlattığının ispatlanamadığını belirterek tazminata ilişkin hükmü oy çokluğuyla bozdu.

    Sonuç: Takibin haksız çıkması kötü niyet tazminatı için tek başına yetmez. Bu olayda Daire, avalistin keşidecinin eşi olmasını gözeterek alacaklının imzanın davacıya ait olmadığını bile bile takip başlattığının ispatlanamadığını kabul etti.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 16.Bonoya dayalı menfi tespitte görevli mahkemeYargıtay 20. Hukuk Dairesi · E. 2020/568 · K. 2020/1073 ·

    Davacı, bonoya dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemişti. Asliye ticaret mahkemesi tarafların tacir olmadığı ve davanın mutlak ticari dava olmadığı gerekçesiyle, asliye hukuk mahkemesi ise kambiyo senedine ilişkin menfi tespitin ticari dava olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi. 20. Hukuk Dairesi, TTK m. 4/1-a'ya göre bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan davaların ticari dava sayıldığını ve bononun TTK m. 776 vd. maddelerde düzenlendiğini belirtti. Senedin kambiyo senedi vasfında olduğunu ve üzerinde açıkça teminat senedi olduğuna dair ibare bulunmadığını gözeterek uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olduğunu kabul etti ve asliye ticaret mahkemesini oy birliğiyle yargı yeri olarak belirledi.

    Sonuç: Kambiyo senedi vasfındaki bonoya dayalı menfi tespit davası, senette teminat ibaresi bulunmadığında ticari dava niteliğindedir ve asliye ticaret mahkemesinde görülür.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 17.Temel ilişki tüketici işlemi olan bonoda görevli mahkemeYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1626 · K. 2021/1199 ·

    Davacı site yönetimi, davalı şirketten aldığı kömür için verdiği bonolara dayalı takip nedeniyle, bono bedellerini ödediğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemişti. Asliye ticaret mahkemesi uyuşmazlığın tüketici işleminden doğduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi ve kapatılan 19. Hukuk Dairesinin bozmasına karşı direndi. Hukuk Genel Kurulu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4'e göre bononun mutlak ticari işlerden olduğunu, ancak taraflar arasında kömür alım satımına ilişkin temel ilişki bulunduğunu belirtti. Ticari veya mesleki amaçla hareket etmeyen site yönetiminin tüketici, alım satımın 4077 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi olduğunu kabul ederek görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğuna ve direnme kararının oy çokluğuyla onanmasına karar verdi. Uyuşmazlık 6762 sayılı Kanun ve 4077 sayılı Kanun döneminde geçmiştir.

    Sonuç: Bu kararda Kurul, bonoya dayalı menfi tespit davasında temel ilişki tüketici işlemi olduğu için tüketici mahkemesini görevli saydı. Karar oy çokluğuyla ve 6762 ile 4077 sayılı Kanunlar döneminde verilmiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 18.Konut satışı için verilen bonoya dayalı menfi tespitte tüketici mahkemesiYargıtay 13. Hukuk Dairesi · E. 2016/19443 · K. 2018/2823 ·

    Davacı, yüklenici şirketten daire satın aldığını, satış bedeli için iki bono verdiğini, sözleşmenin sona erdirilmesine rağmen bonoların bankaya ciro edildiğini ve banka tarafından aleyhine icra takibi başlatıldığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini istemişti. Mahkeme, uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verdi. 13. Hukuk Dairesi, 6502 sayılı Kanun m. 3'teki tüketici ve tüketici işlemi tanımlarını ve m. 73'ü hatırlattı; uyuşmazlık konut satış sözleşmesinden kaynaklandığı için davacının tüketici, ilişkinin tüketici işlemi olduğunu ve davaya bakmaya tüketici mahkemesinin görevli olduğunu belirterek kararı oy birliğiyle bozdu.

    Sonuç: Bonolar konut satışı gibi bir tüketici işlemi için verilmişse, bu bonolara dayalı menfi tespit davasında 13. Hukuk Dairesine göre tüketici mahkemesi görevlidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 19.Bonoya dayalı menfi tespitte ticaret mahkemesinin göreviYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2021/6135 · K. 2022/570 ·

    Davacı, hile ile alındığını ileri sürdüğü bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemişti. Asliye ticaret mahkemesi, senede karşı iddianın senetle ispatı gerektiği gerekçesiyle davayı reddetti ve karar kesinleşti. Adalet Bakanlığı, davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiğini ve tanık dinlenmeden karar verildiğini ileri sürerek kanun yararına bozma istedi. 11. Hukuk Dairesi, bonoların üzerinde malen kaydı bulunduğunu, imzası inkâr edilmeyen bononun Türk Ticaret Kanununda aranan tüm şekil şartlarını taşıdığını ve uyuşmazlığın bu Kanun hükümlerinden kaynaklandığını belirterek TTK m. 4/1-a gereğince davaya ticaret mahkemesince bakılmasını usul ve yasaya uygun buldu; açığa atılan imzanın sözleşmeye aykırı doldurulduğu iddiasının senetle ispatı gerektiğini de belirterek talebi oy çokluğuyla reddetti.

    Sonuç: 11. Hukuk Dairesi bu kararda bonoya dayalı menfi tespit davasında TTK m. 4/1-a'yı esas alarak ticaret mahkemesinin görevini kabul etti. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Menfi tespit davası ne zaman açılabilir?

Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir (İcra ve İflas Kanunu m. 72). Yargıtay kararlarına göre takip kesinleştikten sonra da dava açılabilir; ancak her durumda borçlunun borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararı bulunmalıdır.

Menfi tespit davası açmak icra takibini durdurur mu?

Kendiliğinden durdurmaz. Takipten önce açılan davada mahkeme, alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulması için tedbir kararı verebilir. Takipten sonra açılan davada takip durdurulamaz; borçlu aynı oranda teminat göstererek yalnız icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.

Borç ödendikten sonra menfi tespit davası açılabilir mi?

Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre borç icra dairesine ödendikten sonra borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararı kalmaz; ödenen paranın geri istenmesi için istirdat davası açılır. 11. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli bir kararında ise borç davadan önce ödenmiş ve davacı dilekçesinde davanın istirdat davası olarak görülmesini istemişse, davanın ödenen paranın istirdatı olarak değerlendirilmesi gerektiği, hukuki yarar yokluğundan verilen usulden ret kararının doğru olmadığı belirtilmiştir. Dava sürerken tedbir kararı yokken ödeme yapılırsa dava istirdat davası olarak devam eder.

İstirdat davası ne kadar sürede açılmalıdır?

Takibe itiraz etmediği veya itirazı kaldırıldığı için borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kalan kişi, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde dava açabilir (İcra ve İflas Kanunu m. 72). Yargıtay 11. Hukuk Dairesine göre bu süre hak düşürücüdür ve mahkemece kendiliğinden gözetilir. Daire 2015 tarihli bir kararında sürenin paranın icra dairesine ödendiği tarihte başladığını belirtmiş, 2024 tarihli bir onama kararında ise icra dosyasındaki borç tüm ferileriyle tamamen kapatılmadıkça sürenin işlemeye başlamayacağını kabul etmiştir.

Menfi tespit davasında ispat yükü kimdedir?

Kural olarak borcun varlığını alacaklı ispat eder. Borçlu, senedin karşılıksız olduğunu ya da borcun ödeme, ibra veya takas gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa bunu kendisi ispatlar. Takip bir kambiyo senedine dayanıyorsa ispat yükü kural olarak borçluya geçer; alacaklı senetteki veriliş nedenini değiştirirse yük yeniden alacaklıya döner.

Senedin teminat senedi olduğu tanıkla ispat edilebilir mi?

Kural olarak hayır. Senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemler tanıkla ispat edilemez (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 201). Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bir kararında, teminat senedi iddiasının ispat yükünün davacı borçluda olduğu ve senedin miktarı itibarıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200/1 uyarınca bu iddianın yazılı delille ispatı gerektiği belirtilmiştir.

Kötü niyet tazminatı nedir ve oranı ne kadardır?

Dava borçlu lehine sonuçlanır ve takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine dava nedeniyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verilir; bu tutar takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olamaz (İcra ve İflas Kanunu m. 72). Yargıtay kararlarına göre takibin haksız olması yetmez, alacaklının kötü niyeti de ispatlanmalıdır.

Menfi tespit davasını kaybeden borçlu tazminat öder mi?

Borçlu dava sırasında ihtiyati tedbir kararı aldırmışsa ve dava alacaklı lehine sonuçlanırsa tedbir kalkar; hüküm kesinleşince alacaklı, tedbir yüzünden alacağını geç almaktan doğan zararını gösterilen teminattan alır. Bu zarar yüzde yirmiden aşağı belirlenemez (İcra ve İflas Kanunu m. 72).

Menfi tespit davası için arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Ticari nitelikteki menfi tespit ve istirdat davalarında, 1 Eylül 2023 ve sonrasında açılan davalar için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (Türk Ticaret Kanunu m. 5/A). Bono veya çeke dayalı takiplerde taraflar tacir olmasa da dava kural olarak ticari dava sayıldığı için bu kural uygulanır. İşçi veya işveren alacağıyla ilgili davalarda (iş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminatla ilgili davalar hariç), kanundaki istisnalar dışında tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda ve kira ilişkisinden, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesinden, Kat Mülkiyeti Kanunundan ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda da arabuluculuk dava şartıdır. Başka bir kanunda dava şartı olarak öngörülmedikçe arabuluculuk isteğe bağlıdır.

Menfi tespit davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme borcun kaynağına göre belirlenir: kural olarak asliye hukuk, ticari davalarda asliye ticaret, tüketici işlemlerinde tüketici, kira ilişkisinden ve Kat Mülkiyeti Kanununun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda sulh hukuk, iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemesi. Takip bono veya çeke dayanıyorsa dava, taraflar tacir olmasa da kural olarak ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesinde görülür. Senet bir tüketici işlemi nedeniyle verilmişse 6502 sayılı Kanun m. 83/2'ye göre işlemin başka kanunlarda da düzenlenmiş olması, tüketici mahkemesinin görevine ilişkin hükümlerin uygulanmasını engellemez; ancak Yargıtay'da görüş ayrılığı vardır ve 11. Hukuk Dairesi oy çokluğuyla verdiği 2022 tarihli bir kararında, tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülen bonoya dayalı menfi tespit davasına ticaret mahkemesince bakılmasını usul ve yasaya uygun bulmuştur. Dava, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir (İcra ve İflas Kanunu m. 72).

İcra mahkemesinde itirazı reddedilen borçlu menfi tespit davası açabilir mi?

Evet. Hukuk Genel Kurulu'na göre itirazın kaldırılması kararı menfi tespit davasında kesin hüküm oluşturmaz; borçlu icra mahkemesinde ispat edemediği itiraz ve savunmalarını menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir. Kurul'a göre imza itirazı üzerine icra mahkemesinin verdiği karar da genel mahkemede kesin delil sayılmaz.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Borçlar Hukuku sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Borçlar Hukuku alanına dön

Rehberler

Bu alandaki diğer rehberler

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp