İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

İtirazın iptali davası: süre, arabuluculuk, ispat ve icra inkâr tazminatı

Yayın tarihi:

İlamsız icra takibinde borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip durur. Bu rehber, duran takibin devamı için alacaklının açtığı itirazın iptali davasını İcra ve İflas Kanunu m. 67 çerçevesinde anlatır: davanın şartları, bir yıllık sürenin ne zaman başladığı, itirazın kaldırılmasından farkı, hangi davalarda arabulucuya başvurmanın zorunlu olduğu, görevli ve yetkili mahkeme, ispat yükü ve icra inkâr tazminatında Yargıtay'ın likitlik ölçütü.

Kısaca

Borçlu, ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz ederse takip durur. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemede dava açıp alacağının varlığını ispat ederse itiraz iptal edilir ve takip devam eder. Ticari para alacaklarında, kanundaki istisnalar dışında tüketici uyuşmazlıklarında, işçilik alacaklarında ve kira ile kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. İtirazı haksız bulunan borçlu, talep üzerine hükmedilen tutarın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Bir yıllık süreyi kaçıran alacaklı, alacağını genel hükümlere göre ayrıca dava edebilir.

İlgili rehberler: İcra takibine itiraz ve itirazın kaldırılması: süre, belge, ispat ve tazminatYıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve diğer işçilik alacakları (4857 sayılı Kanun m. 41, m. 53, m. 59)Kat Mülkiyeti Kanunu: apartman ve site yönetiminde kurul kararları, aidat ve ortak yerler

Bu sayfada

Dava, süre ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Görevli mahkeme

Takibe konu alacağın doğduğu ilişkiye göre: kural olarak asliye hukuk mahkemesi; ticari davalarda asliye ticaret mahkemesi; tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi; iş ilişkisinden doğan alacaklarda iş mahkemesi; kira alacaklarında sulh hukuk mahkemesi.

Dayanak: HMK m. 2, m. 4; TTK m. 5; 6502 sayılı Kanun m. 73; 7036 sayılı Kanun m. 5

Yetkili mahkeme

Genel yetki kuralları uygulanır: davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi; sözleşmeden doğan alacakta sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Aksine anlaşma yoksa para borcu alacaklının yerleşim yerinde ifa edilir. Takibe esas olan akdin yapıldığı yer icra dairesi de takibe yetkilidir; icra dairesinin yetkisine itiraz, esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır ve yetki meselesi önce incelenir.

Dayanak: HMK m. 6, m. 10; TBK m. 89; İİK m. 50

Dava şartı

Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk vardır. Kanundaki istisnalar dışında tüketici mahkemesinin görevindeki uyuşmazlıklarda, işçilik alacaklarında, kira ilişkisinden, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıklarda da arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Bunların dışında, ilgili kanun öngörmedikçe dava şartı arabuluculuk yoktur.

Dayanak: TTK m. 5/A; 6502 sayılı Kanun m. 73/A; 7036 sayılı Kanun m. 3; 6325 sayılı Kanun m. 18/A, m. 18/B

Süre ve zamanaşımı

İtirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren bir yıl. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar hak düşürücü süre işlemez. Süreyi geçiren alacaklının genel hükümlere göre alacak davası açma hakkı saklıdır.

Dayanak: İİK m. 67/1, m. 67/5; 6325 sayılı Kanun m. 18/A-15

Yargılama usulü

Basit yargılama usulü şu davalarda uygulanır: miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını (her yıl güncellenen sınır) geçmeyen ticari davalar, sulh hukuk mahkemesinin görevindeki davalar, tüketici mahkemesinde görülen davalar ve iş mahkemesinde görülen davalar. Bunların dışındaki itirazın iptali davaları, örneğin asliye hukuk mahkemesindeki davalar ve bir milyon lirayı aşan ticari davalar, yazılı yargılama usulüyle görülür.

Dayanak: HMK m. 316; TTK m. 4/2; 6502 sayılı Kanun m. 73/4; 7036 sayılı Kanun m. 7/1

Harç

Nispi karar ve ilam harcı: konusu belli bir değerle ilgili davalarda hüküm altına alınan değer üzerinden binde 68,31 (tarifede uygulanan oran); dörtte biri dava açılırken peşin ödenir.

Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15, m. 28; (1) sayılı tarife A-III-1-a

Kanun yolu

Nihai karara karşı istinaf; miktar veya değeri üç bin Türk lirasını geçmeyen davalarda karar kesindir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz; miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını geçmeyen davalarda temyiz yolu kapalıdır. Anayasa Mahkemesi'nin 26/2/2026 tarihli kararıyla bu sınır, istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâli yönünden iptal edilmiştir (21/5/2026'dan itibaren). 7589 sayılı Kanunla eklenen m. 362/3'e göre (31/7/2026'dan itibaren) bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kabul edip esas hakkında yeniden karar vermişse, kararın kabul veya ret edilen kısmı istinaf kesinlik sınırını aşıyorsa karar temyiz edilebilir; kırk bin lira sınırının altında kalan bu kararlarda ilk derece kararıyla aradaki fark istinaf sınırını geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.

Dayanak: HMK m. 341, m. 362/1-a, m. 362/3, ek m. 1

İtirazın iptali davasının şartları nelerdir (İcra ve İflas Kanunu m. 67)?

İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz edilmesiyle duran takibin devamı için alacaklının mahkemede açtığı davadır. İcra ve İflas Kanunu m. 67/1'e göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

Hukuk Genel Kurulu bu davayı, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir alacak (eda) davası olarak nitelendirir; davacı takip alacaklısı, davalı ise süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş takip borçlusudur. (Yargıtay HGK, E. 2017/949)1 Bir yıl içinde açılan dava kazanılırsa borçlunun itirazı iptal edilir ve alacaklı, itirazla durmuş olan takibe devam edilmesini isteyebilir.1

Davanın kendisi için m. 67/1'den üç unsur çıkar: takip talebine itiraz edilmiş olması, itirazın alacaklıya tebliği ve tebliğden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurulması. Hukuk Genel Kurulu'na göre icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için ise 1) usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, 2) borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmesi, 3) alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve 4) davasında haklı çıkarak tazminat talep etmiş olması gerekir; borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması aranmaz. (Yargıtay HGK, E. 2014/444)2

Takibin geçerliliği davanın ön koşuludur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesine göre itirazın iptali davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır; ortada geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda davanın görülmesine usulen olanak yoktur. (Yargıtay 3. HD, E. 2012/20405)3 Takip hukukundan doğan bu davada belirlenecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında takip tarihi itibarıyla haklı olup olmadığıdır. (Yargıtay HGK, E. 2010/376)4

İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması (İcra ve İflas Kanunu m. 68) arasındaki fark nedir?

Alacaklının takibi imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede ya da resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye dayanıyorsa alacaklı, itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir; bu süre içinde istenmezse yeniden ilamsız takip yapılamaz (m. 68/1). Talebi icra mahkemesi inceler: borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir (m. 68/2).

İki yol arasındaki fark inceleme alanındadır: 1) itirazın kaldırılmasında inceleme belgeye dayalıdır ve itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz (m. 68/4); 2) itirazın iptali ise alacağın varlığının genel hükümler dairesinde ispat edildiği bir davadır (m. 67/1). İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulünde borçlu, aynı nedenlerle reddinde alacaklı, karşı tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir; alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir (m. 68/son).

Hukuk Genel Kurulu'na göre alacaklı, itirazın iptali veya kaldırılması yoluna başvurabilmek için itirazın kendisine tebliğini beklemek zorunda değildir; ancak bir yıllık itirazın iptali davası açma süresi ve altı aylık icra mahkemesine başvurma süresi, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.1 11. Hukuk Dairesi, itiraz kendisine tebliğ edilmeden icra hukuk mahkemesine itirazın kaldırılması için başvuran alacaklının başvuru tarihi itibarıyla itirazı tam olarak öğrendiğinin ve itirazın iptali davası açma süresinin de bu tarihte başlayacağının Dairenin yerleşik içtihatlarıyla kabul edildiğini belirtmiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2024/3074)5

Bir yıllık süreyi kaçıran alacaklı alacağını kaybetmez: m. 67/5'e göre itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Hukuk Genel Kurulu bu davanın sonucunu açıklamıştır: alacaklı böyle bir dava sonunda alacağı ilamla eski (düşmüş olan) ilamsız takibe devam edilmesini isteyemez, yalnız ilamlı icra takibi yapabilir; icra inkâr tazminatına da yalnız bir yıl içinde açılmış itirazın iptali davasında hükmedilebilir.1

Bir yıllık dava açma süresi ne zaman başlar ve arabuluculuk bu süreyi nasıl etkiler?

Süre, m. 67/1'de itirazın tebliği tarihine bağlanmıştır. Hukuk Genel Kurulu bu sürenin hak düşürücü süre olduğunu ve hak düşürücü sürelerin hâkim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması gerektiğini belirtmiştir.1 Aynı kararda, ödeme emrine itiraz 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmezse bir yıllık sürenin başlamayacağı ve alacaklının icra dosyasında işlem yapmış olmasının itirazın tebliği anlamına gelmeyeceği kabul edilmiştir.1

11. Hukuk Dairesi de aynı çizgidedir. Borçlunun itirazı alacaklıya tebliğ edilmediği hâlde, alacaklının icra dosyasında çok sayıda işlem yaptığı gerekçesiyle itirazdan haberdar olduğu varsayılıp davanın süreden reddedilmesi doğru bulunmamış ve karar bozulmuştur. (Yargıtay 11. HD, E. 2024/6039)6 Başka bir kararda Daire, tebliğ edilmesi gerekenin itiraz dilekçesi olduğunu, çünkü alacaklının takibe hangi gerekçelerle itiraz edildiğini bilmesi gerektiğini belirtmiş; itiraz dilekçesi tebliğ edilmeden yalnız takibin durdurulmasına ilişkin kararın tebliğinin bir yıllık süreyi başlatmayacağına karar vermiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2022/617)7

Arabuluculuk dönemi için iki kural birlikte uygulanır. 6325 sayılı Kanun m. 18/A-15'e göre arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. 11. Hukuk Dairesi ise bölge adliye mahkemeleri arasındaki görüş ayrılığını giderirken, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği bir durumda zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olsa bile bir yıllık sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden değil, itirazın davacı alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlayacağına karar vermiştir.5 Daireye göre hak düşürücü nitelikteki bu sürenin başlangıcını genişletici yorumla alacaklı aleyhine anlaşamama tutanağının imzalandığı tarih olarak tespit etmek isabetli değildir.5

İtirazın iptali davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir ve icra dairesinin yetkisine itiraz nasıl incelenir?

Görevli mahkeme, takibe konu alacağın doğduğu ilişkiye göre değişir: 1) Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/1'e göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevlidir. 2) Türk Ticaret Kanunu m. 4'te sayılan ticari davalarda m. 5/1 uyarınca asliye ticaret mahkemesi görevlidir; asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir (m. 5/3). 3) Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda 6502 sayılı Kanun m. 73/1 uyarınca tüketici mahkemeleri görevlidir. 4) İşçi ile işveren arasında iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda 7036 sayılı Kanun m. 5/1 uyarınca iş mahkemeleri görevlidir. 5) Kira ilişkisinden doğan alacak davaları dahil kira uyuşmazlıklarında Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 4/1-a uyarınca sulh hukuk mahkemesi görevlidir.

Yetki bakımından İcra ve İflas Kanunu m. 50/1'e göre para veya teminat borcu için takipte usul kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanır; takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Genel yetkili mahkeme davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6/1); sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (m. 10). Aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir (Türk Borçlar Kanunu m. 89/1). Tüketici davaları tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (6502 sayılı Kanun m. 73/5).

Borçlu, icra takibinde icra dairesinin yetkisine de itiraz edebilir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır ve icra mahkemesince önce yetki meselesi incelenip kesin olarak karara bağlanır (İcra ve İflas Kanunu m. 50/2). Yargıtay 3. Hukuk Dairesine göre itirazın iptali davasında mahkemenin kendi yetkisine itiraz edilmiş olsun ya da olmasın, mahkeme öncelikle tetkik merciinin yerine geçerek icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyip kesin olarak sonuçlandırmalıdır.3 Daire, icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadıkça geçerli bir takibin bulunmayacağını belirterek bu incelemeyi yapmadan hüküm kuran kararı bozmuştur.3 Hukuk Genel Kurulu da Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davasını gören mahkemenin icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerektiğini, bu incelemeyle mahkemenin kendi yetkisini de belirlemiş olacağını yinelemiştir. (Yargıtay HGK, E. 2024/176)8 3. Hukuk Dairesinin kararında da itirazın iptali davasını görme yetkisinin takibin yapıldığı yer mahkemesine ait olduğu ve icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesiyle mahkemenin kendi yetkisini de belirlemiş olacağı açıklanmıştır.3

Dava şartı arabuluculuk hangi itirazın iptali davalarında zorunludur?

Arabuluculuk her itirazın iptali davası için genel bir dava şartı değildir. 6325 sayılı Kanun m. 18/A-1'deki usul, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmişse uygulanır. İtirazın iptali davası bakımından bu hükümler şunlardır: 1) Türk Ticaret Kanunu m. 5/A-1: ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 2) 6502 sayılı Kanun m. 73/A-1: tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır; tüketici hakem heyetinin görevi kapsamındaki uyuşmazlıklar, hakem heyeti kararlarına itirazlar ve tüketici işlemi niteliğindeki taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar gibi sayılan hâller bunun dışındadır. 3) 7036 sayılı Kanun m. 3/1: işçi veya işveren alacağı ve tazminatıyla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında da arabuluculuk dava şartıdır. 4) 6325 sayılı Kanun m. 18/B-1: kira ilişkisinden, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasından, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.

Bu hükümler farklı tarihlerde kanunlara eklenmiştir: Türk Ticaret Kanunu m. 5/A 6/12/2018 tarihli 7155 sayılı Kanunla, 6502 sayılı Kanun m. 73/A 22/7/2020 tarihli 7251 sayılı Kanunla, 6325 sayılı Kanun m. 18/B ile 7036 sayılı Kanun m. 3/1'deki itirazın iptaline ilişkin cümle 28/3/2023 tarihli 7445 sayılı Kanunla.

Ticari davalarda arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (Türk Ticaret Kanunu m. 5/A-2). Davacı son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır; eklemezse bir haftalık kesin süre verilir, arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir (6325 sayılı Kanun m. 18/A-2). Geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur ve lehine vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir (m. 18/A-11); bu hüküm tüketici aleyhine uygulanmaz (6502 sayılı Kanun m. 73/A-2).

İtirazın iptali davasında ispat yükü kimdedir ve dava takip konusuyla nasıl sınırlıdır?

İcra ve İflas Kanunu m. 67/1, alacaklının itirazın iptalini genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle isteyebileceğini söyler. Genel kural Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190/1'dedir: ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf ise yalnız karinenin temelini oluşturan vakıayı ispat etmekle yükümlüdür (m. 190/2).

Davanın sınırı takip dosyasıdır. 11. Hukuk Dairesine göre itirazın iptali davaları niteliği itibarıyla icra dosyasına ve bu dosyada sunulan takip dayanağı belgeler ile ödeme emrine sıkı sıkıya bağlıdır. (Yargıtay 11. HD, E. 2020/7376)9 Faturalara dayanan bir takipte mahkemenin taraflar arasındaki cari hesap ilişkisini esas alan bilirkişi raporuyla hüküm kurması bu nedenle bozulmuş; uyuşmazlığın takip dayanağı faturalar ile iade faturaları esas alınarak, faturaların tebliğ edilip edilmediği ve tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı tespit edilerek çözülmesi gerektiği belirtilmiştir.9 Hukuk Genel Kurulu da davanın icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve bu bağlılığın yalnız alacağın miktarı bakımından değil, kaynağı bakımından da geçerli olduğunu belirtmiş; takipte dayanılmayan bir sözleşmenin esas alınarak değerlendirme yapılamayacağını kabul etmiştir.8

Ticari uyuşmazlıklarda ispatın başlıca aracı ticari defterlerdir. 11. Hukuk Dairesi, usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın defterlerini ibraz etmemesi veya defter kayıtlarının aksinin senet ya da diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiğini hatırlatmıştır. (Yargıtay 11. HD, E. 2022/3199)10 Karşı tarafın usulüne uygun tutulan defterleri ilgili hususta hiç kayıt içermiyorsa ticari defterler sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.10 Aynı kararda, davalıya defterlerini ibraz etmemesinin sonuçlarını bildiren usulüne uygun bir kesin süre verilmeden ve eksik incelemeyle karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır.10

İcra inkâr tazminatının koşulları nelerdir ve alacak ne zaman likit sayılır?

İcra ve İflas Kanunu m. 67/2'ye göre davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır (m. 67/3). Tazminatın tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır (m. 67/son). Eski tarihli Yargıtay kararlarında aynı fıkra, hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere tazminat öngören önceki metniyle aktarılmıştır.4 Oran 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunla yüzde kırktan yüzde yirmiye indirilmiştir; değişiklikten önce başlatılan takiplerde eski hükümler uygulanmaya devam eder (İcra ve İflas Kanunu geçici m. 10).

Hukuk Genel Kurulu'na göre tazminata hükmedilebilmesi için yasal koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur.2 Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmesi, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir; bunun için alacak ve borçlusu birlikte değerlendirilir.2 Kurul tazminatın amacını, borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya tayin edebilecek durumdaki borçlunun ödeme emri üzerine borcunu inkâr etmesini önlemek olarak açıklar.4 Kurul sonraki bir kararında, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin alacağın likit olup olmadığı konusunda başlı başına bir ölçüt olmadığını, likit olan bir alacağın sırf bilirkişi incelemesi yapıldığı gerekçesiyle likit sayılmamasının doğru olmayacağını belirtmiş; faturalara dayalı ve ticari kayıtlarla hesaplanabilen bir alacağın bilirkişiye hesaplatılmasının likitliğini değiştirmediğini kabul etmiştir. (Yargıtay HGK, E. 2022/1019)11

Uygulamadan örnekler: 1) Kooperatiften ayrılan ortağın ödediği aidatların iadesinde, ödenecek meblağlar genel kurullarda belirlendiğinden kooperatifin borç miktarını bilmek durumunda olduğu ve alacağın likit olduğu kabul edilmiştir. (Yargıtay 11. HD, E. 2009/4110)12 2) Davalıya tebliğ edilen ve süresi içinde itiraz edilmeyen faturalara dayanan hizmet bedeli alacağı, miktarı bu faturalara göre belirlendiği için likit sayılmış; alacağın tespitinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle tazminat talebini reddeden karar bozulmuştur. (Yargıtay 11. HD, E. 2015/14997)13 3) Hizmet alım sözleşmesindeki hakedişten yapılan kesintiye ilişkin alacakta, davalının çıkardığı uyuşmazlık alacağın likit olma vasfını ortadan kaldırmamış; sözleşme hükümlerine göre davalının da kolayca hesaplayabileceği bir para borcu bulunduğu kabul edilmiştir.2 4) Buna karşılık, iadesi istenen kullanılmış bilgisayarların bedelinden düşülecek yıpranma payının teknik bir inceleme ve yargılama sonunda belirlenebilecek olması alacağı likit olmaktan çıkarmış ve tazminat istemi reddedilmiştir.4

Tazminatın hesaplandığı tutar da denetlenir. 11. Hukuk Dairesi, takipten önce temerrüt oluşmadığı tespit edilip işlemiş faiz talebi reddedildiği hâlde icra inkâr tazminatının asıl alacak ile işlemiş faizin toplamı üzerinden hesaplanmasını isabetsiz bulmuş, tazminatı yalnız asıl alacak üzerinden hesaplayarak kararı düzelterek onamıştır. (Yargıtay 11. HD, E. 2020/8256)14 Aynı dosyada takip öncesi işlemiş faiz istemi, temerrüde düşürmeye ilişkin ihtarnamenin takibe konu borca ilişkin olduğu kanıtlanamadığı için reddedilmiştir.14

İlgili mevzuat

İİK m. 67 — İtirazın iptali

Madde 67 – (Değişik: 18/2/1965-538/37 md.)

(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

(Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.

İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.

(Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)

Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.

(Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

İİK m. 68 — İtirazın kesin olarak kaldırılması

Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.)

(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.

Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.

İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur.

Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz.

(Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar.

Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır.

(Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TTK m. 5/A — Dava şartı olarak arabuluculuk

MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.)

(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.

Kaynak: Türk Ticaret Kanunu (6102)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Bir yıllık sürenin itirazın tebliğiyle başlamasıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/949 · K. 2020/621 ·

    Kefil borçlunun ödeme emrine itirazı alacaklı bankaya tebliğ edilmemişti; yerel mahkeme, alacaklının icra dosyasında verdiği dilekçeyle itirazı öğrendiğini kabul ederek bir yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetti ve direndi. Hukuk Genel Kurulu itirazın iptali davasının niteliğini, bir yıllık sürenin hak düşürücü olduğunu ve süreyi geçiren alacaklının genel hükümlere göre dava hakkını açıkladı; itiraz Tebligat Kanunu'na uygun tebliğ edilmedikçe sürenin başlamayacağını belirterek direnme kararını bozdu.

    Sonuç: İtirazın iptali davasının bir yıllık süresi itirazın alacaklıya usulüne uygun tebliğiyle başlar; alacaklının icra dosyasında işlem yapması tebliğ yerine geçmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Likit alacak kavramı ve icra inkâr tazminatının koşullarıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2014/444 · K. 2016/120 ·

    Hizmet alım sözleşmesine göre ödenmesi gereken hakedişten yapılan kesintinin tahsili için başlatılan takibe itiraz edilmişti. Yerel mahkeme alacağın yargılamayla tespit edildiği gerekçesiyle icra inkâr tazminatı istemini reddetti ve Özel Dairenin bozma kararına direndi. Hukuk Genel Kurulu tazminatın koşullarını ve likit alacak kavramını açıkladı; hakedişin sözleşme hükümlerine göre davalı tarafından kolayca hesaplanabilecek bir para borcu olduğunu, çıkarılan uyuşmazlığın alacağın likitliğini ortadan kaldırmadığını belirterek direnme kararını bozdu.

    Sonuç: Borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebileceği alacak likittir; borçlunun çıkardığı uyuşmazlık bu niteliği tek başına ortadan kaldırmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.İcra dairesinin yetkisine itirazın öncelikle incelenmesiYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2012/20405 · K. 2012/24998 ·

    Borçlu icra dairesine yaptığı itirazda icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş, davada ise mahkemenin yetkisine itiraz etmemişti; mahkeme bu itirazı incelemeden davayı reddetti. Daire, itirazın iptali davasını gören mahkemenin tetkik merciinin yerine geçerek icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle ve kesin olarak sonuçlandırması gerektiğini, bu itiraz sonuçlandırılmadıkça geçerli bir takip bulunmayacağını belirterek kararı bozdu.

    Sonuç: İcra dairesinin yetkisine itiraz varsa itirazın iptali davasını gören mahkeme önce bu itirazı inceleyip kesin olarak karara bağlar.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.Yıpranma payının teknik incelemeyle belirlenmesi ve likitlikYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2010/376 · K. 2010/397 ·

    Banka, yatırım müşterisine kullanım amacıyla teslim ettiği bilgisayarların iadesi veya bedeli için takip başlatmış, yerel mahkeme bedelden yıpranma payı düşerek itirazı kısmen iptal etmiş ve icra inkâr tazminatı istemini reddetmişti. Hukuk Genel Kurulu, itirazın iptali davasının amacını ve likit alacak ölçütünü açıkladı; yıpranma değerinin teknik bir inceleme ve yargılama sonunda belirlenebileceğini, davalının bunu bilmesinin mümkün olmadığını kabul ederek tazminat isteminin reddine ilişkin direnme kararını oyçokluğuyla onadı.

    Sonuç: Alacak miktarı ancak teknik inceleme ve yargılama sonunda ortaya çıkabiliyorsa alacak likit değildir ve icra inkâr tazminatına hükmedilmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Arabuluculuğun bir yıllık süreyi başlatmamasıYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2024/3074 · K. 2024/6421 ·

    Bölge adliye mahkemesi daireleri, itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği dosyalarda zorunlu arabuluculuğa başvurulmasının bir yıllık süreyi başlatıp başlatmadığı konusunda farklı kesin kararlar vermişti. Daire, sürenin hak düşürücü niteliğini ve başlangıcının kanunda itirazın tebliğine bağlandığını belirtti; sürenin arabuluculuk anlaşamama tutanağının imza tarihinden değil, itirazın davacı alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlayacağına karar vererek uyuşmazlığı giderdi.

    Sonuç: Zorunlu arabuluculuğa başvurmak itirazın tebliği yerine geçmez; bir yıllık süre itirazın alacaklıya tebliğiyle başlar.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Haricen öğrenmenin süreyi başlatmamasıYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2024/6039 · K. 2025/1034 ·

    Borçlunun itiraz dilekçesi alacaklıya tebliğ edilmemişti; ilk derece mahkemesi, alacaklının takip dosyasında defalarca işlem yaptığı için itirazdan haberdar olduğunu kabul ederek davayı bir yıllık süre geçtiği gerekçesiyle reddetti. Daire, sürenin hâkim tarafından kendiliğinden gözetileceğini ancak itirazın alacaklıya tebliğiyle işlemeye başlayacağını belirtti; haricen öğrenme varsayımıyla verilen ret kararını bozarak işin esasına girilmesini istedi.

    Sonuç: Alacaklının itirazı haricen öğrenmiş olması, tebliğ yapılmadıkça bir yıllık süreyi başlatmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Tebliğ edilmesi gereken belge: itiraz dilekçesiYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2022/617 · K. 2023/3521 ·

    İcra müdürlüğü alacaklı vekiline yalnız takibin durdurulmasına ilişkin kararı tebliğ etmiş, itiraz dilekçesini tebliğ etmemişti. İlk derece ve bölge adliye mahkemeleri bir yıllık sürenin bu tebliğle başladığını kabul ederek davayı reddetti. Daire, alacaklının takibe hangi gerekçelerle itiraz edildiğini bilmesi gerektiğini, kanunda kastedilenin itiraz dilekçesinin tebliği olduğunu belirterek her iki kararı da bozdu.

    Sonuç: Yalnız takibin durdurulması kararının tebliği bir yıllık süreyi başlatmaz; itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliği gerekir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Yetki itirazının öncelikle incelenmesi ve davanın takibe bağlılığıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2024/176 · K. 2025/618 ·

    Hisse devrine ilişkin sözleşmedeki cezai şart alacağı için başlatılan takipte borçlu, sözleşmede yabancı bir mahkemenin yetkili kılındığını ileri sürerek yetkiye itiraz etmişti; ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri yetkili icra dairesinde geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti. Hukuk Genel Kurulu, itirazın iptali davasını gören mahkemenin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle inceleyeceğini, davanın takibe ve takipte dayanılan sözleşmeye sıkı sıkıya bağlı olduğunu belirtti; takibe dayanak sözleşmedeki milletlerarası yetki anlaşması ve yetki itirazı üzerinde durularak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararını oyçokluğuyla bozdu.

    Sonuç: İtirazın iptali davasında icra dairesinin yetkisine itiraz öncelikle incelenir; uyuşmazlık takipte dayanılan sözleşme çerçevesinde çözülür.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Davanın takip dayanağı belgelere bağlılığıYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2020/7376 · K. 2022/2537 ·

    Yaş sebze ve meyve satışından doğan faturalara dayalı takipte borçlu, bir kısım faturaların tebliğ edilmediğini, bir kısmının iade edildiğini ve bedellerin ödendiğini savunmuştu. Mahkeme, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisini esas alan bilirkişi raporuna göre itirazı kısmen iptal etti. Daire, itirazın iptali davasının icra dosyasına, takip dayanağı belgelere ve ödeme emrine sıkı sıkıya bağlı olduğunu belirterek faturalar ve iade faturaları esas alınarak inceleme yapılması için kararı bozdu.

    Sonuç: İtirazın iptali davası icra dosyasına, takip dayanağı belgelere ve ödeme emrine sıkı sıkıya bağlıdır; uyuşmazlık takibe konu belgeler üzerinden çözülür.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Ticari defterlerin ibrazı ve kesin süre ihtarıYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2022/3199 · K. 2023/7125 ·

    Kapalı olarak düzenlenen faturaya dayalı takipte davacı, bedelin ödenmediğini her iki tarafın ticari defterleri dahil delillerle ispat etmek istemiş; davalı defterlerini sunmamış ve dava reddedilmişti. Daire, ticari defterlerin sahibi lehine delil olma şartlarını ve defterlerin ibraz edilmemesinin sonuçlarını açıkladı; davalıya ibraz etmemenin sonuçlarını bildiren usulüne uygun kesin süre verilmeden karar verilmesini eksik inceleme sayarak kararı bozdu.

    Sonuç: Ticari defterler ancak kanuni şartlarla sahibi lehine delil olur; karşı tarafa defter ibrazı için sonuçları bildirilerek usulüne uygun kesin süre verilmelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Bilirkişi incelemesi yapılmış olmasının likitliğe etkisiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2022/1019 · K. 2023/267 ·

    Sözleşmeye dayalı mal satışından doğan fatura alacağı için başlatılan takipte ilk derece mahkemesi itirazı kısmen iptal edip icra inkâr tazminatına hükmetmiş; bölge adliye mahkemesi ise alacağın bilirkişi raporuyla belirlendiği gerekçesiyle tazminat istemini reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, bilirkişi incelemesine gidilmesinin alacağın likit olup olmadığı konusunda başlı başına bir ölçüt olmadığını belirtti; faturalara dayalı, borçlunun tutarını bildiği ve ticari kayıtlarla hesaplanabilen alacağın likit olduğunu kabul ederek direnme kararını oyçokluğuyla bozdu.

    Sonuç: Borçlunun kendi başına hesaplayabileceği bir alacağın bilirkişiye hesaplatılmış olması onu likit olmaktan çıkarmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.Kooperatif aidatlarının iadesinde likit alacakYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2009/4110 · K. 2010/10511 ·

    Kooperatif üyeliğinden istifa eden davacı, ödediği aidatların iadesi için takip başlatmış; mahkeme itirazı kısmen iptal etmekle birlikte icra inkâr tazminatı istemini reddetmişti. Daire, ortakların ödeyecekleri meblağların genel kurullarda belirlendiğini, kooperatifin borç miktarını bilmek durumunda olduğunu ve alacağın hesap edilebilir nitelikte olduğunu belirterek kararı davacı yararına bozdu.

    Sonuç: Borçlunun kendi kayıt ve kararlarından hesaplayabileceği alacak likittir; bu durumda icra inkâr tazminatına hükmedilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.İtiraz edilmeyen faturalara dayalı alacağın likitliğiYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2015/14997 · K. 2016/6600 ·

    Gübre tahliye hizmeti bedeli için kesilen faturalar davalıya tebliğ edilmiş ve süresinde itiraz edilmemişti. Mahkeme itirazın iptaline karar vermiş, ancak alacağın varlığı ve tespiti yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle icra inkâr tazminatı istemini reddetmişti. Daire, takibe konu alacağın itiraz edilmeyen faturalara dayandığını ve miktarının bu faturalara göre belirlendiğini, bu nedenle alacağın likit olduğunu belirterek kararı davacı yararına bozdu.

    Sonuç: Tebliğ edilip süresinde itiraz edilmeyen faturalara göre belirlenen alacak likittir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 14.İcra inkâr tazminatının yalnız asıl alacak üzerinden hesaplanmasıYargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2020/8256 · K. 2022/1364 ·

    Acentelik sözleşmesinden doğan alacak için başlatılan takipte borçlu yetkiye ve işlemiş faize itiraz etmişti. Mahkeme, temerrüde düşürmeye ilişkin ihtarnamenin takibe konu borca ilişkin olduğu kanıtlanamadığı için takip öncesi işlemiş faiz istemini reddetti, ancak icra inkâr tazminatını asıl alacak ile faizin toplamı üzerinden hesapladı. Daire, temerrüt oluşmadığına göre tazminatın yalnız asıl alacak üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek hükmü düzelterek onadı. Takip 2006 yılında başlatılmıştır; kararda icra inkâr tazminatı yüzde kırk oranı üzerinden hesaplanmıştır.

    Sonuç: İşlemiş faiz istemi reddedilmişse icra inkâr tazminatı yalnız asıl alacak üzerinden hesaplanır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılmalıdır?

Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde dava açabilir (İcra ve İflas Kanunu m. 67). Yargıtay kararlarına göre bu süre hak düşürücüdür ve mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilir.

Borçlunun itirazı bana hiç tebliğ edilmediyse süre işler mi?

Yargıtay kararlarına göre bir yıllık süre itiraz dilekçesinin alacaklıya usulüne uygun tebliğiyle başlar. Alacaklının itirazı haricen öğrenmesi, icra dosyasında işlem yapması, yalnız takibin durdurulması kararının tebliğ edilmesi veya arabulucuya başvurması süreyi başlatmaz. Ancak itiraz kendisine tebliğ edilmeden icra mahkemesine itirazın kaldırılması için başvuran alacaklının itirazı bu başvuru tarihinde öğrendiği kabul edilir ve bir yıllık süre o tarihte başlar.

Bir yıllık süre geçerse alacak tamamen kaybedilir mi?

Hayır. İtirazın iptali süresini geçiren alacaklının genel hükümlere göre alacağını dava etmek hakkı saklıdır (İcra ve İflas Kanunu m. 67). Ancak bu davada kazanılan ilamla düşmüş olan eski takibe devam edilemez, yeni bir ilamlı takip yapılır ve icra inkâr tazminatı istenemez.

İtirazın iptali ile itirazın kaldırılması arasındaki fark nedir?

İtirazın kaldırılması, takip imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe onaylanmış borç ikrarı içeren bir senede veya resmî bir belgeye dayanıyorsa icra mahkemesinden istenir ve itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde başvurulur (İcra ve İflas Kanunu m. 68). İtirazın iptali ise genel mahkemede açılan ve alacağın varlığının genel hükümlere göre ispat edildiği bir davadır.

İtirazın iptali davası hangi mahkemede açılır?

Alacağın doğduğu ilişkiye göre değişir: kural olarak asliye hukuk mahkemesi, ticari davalarda asliye ticaret mahkemesi, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi, iş ilişkisinden doğan alacaklarda iş mahkemesi, kira alacaklarında sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Yetkide genel kurallar uygulanır; sözleşmeden doğan alacaklarda ifa yeri mahkemesi de yetkilidir.

İtirazın iptali davasından önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Ticari davalardan konusu bir miktar para olan itirazın iptali davalarında arabulucuya başvurmak dava şartıdır (Türk Ticaret Kanunu m. 5/A). Kanunda sayılan istisnalar dışında tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda, işçilik alacaklarında, kira ilişkisinden, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıklarda da zorunludur. Başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir.

İcra inkâr tazminatı ne kadardır?

İtirazı haksız bulunan borçlu, alacaklının talebi üzerine hükmolunan tutarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir (İcra ve İflas Kanunu m. 67). Yargıtay kararlarına göre takip öncesi işlemiş faiz istemi reddedilmişse tazminat yalnız asıl alacak üzerinden hesaplanır.

Hangi durumda icra inkâr tazminatına hükmedilmez?

Yargıtay kararlarına göre alacak likit değilse, yani borçlu ne kadar borçlu olduğunu kendi başına belirleyemiyorsa tazminat verilmez. Örneğin iadesi istenen malın yıpranma payı gibi, borçlunun kendisinin bilemeyeceği ve ancak teknik inceleme ve yargılamayla belirlenebilecek bir tutar söz konusuysa alacak likit sayılmaz; itiraz yine de iptal edilebilir. Buna karşılık faturalar ve ticari kayıtlardan hesaplanabilen bir alacağın bilirkişiye hesaplatılmış olması onu likit olmaktan çıkarmaz.

İtirazın iptali davasında ispat yükü kimdedir?

Alacaklı, alacağının varlığını genel hükümlere göre ispat etmek zorundadır (İcra ve İflas Kanunu m. 67). Genel kurala göre ispat yükü, iddia ettiği vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraftadır (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190). Yargıtay kararlarına göre dava, takip konusu alacakla, takip dayanağı belgelerle ve ödeme emriyle sıkı sıkıya bağlıdır; mahkeme takipte dayanılmayan bir sözleşmeye veya hesap ilişkisine göre hüküm kuramaz.

İtirazın iptali kararına karşı kanun yolu var mı?

İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir; miktar veya değeri üç bin Türk lirasını geçmeyen davalarda karar kesindir. Bölge adliye mahkemesi kararı, miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını geçmeyen davalarda kural olarak temyiz edilemez. Ancak bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu kabul edip esas hakkında yeniden karar vermişse, kararın kabul veya ret edilen kısmı istinaf kesinlik sınırını aşıyorsa temyiz yolu açıktır; ilk derece kararıyla aradaki fark bu sınırı geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz edilemez. Bu sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılır (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 341, m. 362, ek m. 1).

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Borçlar Hukuku sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Borçlar Hukuku alanına dön

Rehberler

Bu alandaki diğer rehberler

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp