İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

İcra takibine itiraz ve itirazın kaldırılması: süre, belge, ispat ve tazminat

Yayın tarihi:

Genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibinde borçlu ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurabilir. Bu rehber, İcra ve İflas Kanunu m. 62-70 çerçevesinde icra takibine itirazın süresini ve şeklini, borca itiraz ile imzaya itiraz arasındaki farkı, süresi kaçırılan itirazı, alacaklının icra mahkemesinden itirazın kesin veya geçici kaldırılmasını hangi belgelerle isteyebileceğini, icra mahkemesinin incelemesinin sınırını, tazminatı ve kanun yolunu Yargıtay kararlarıyla birlikte anlatır.

Kısaca

Genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine dilekçeyle veya sözlü olarak itiraz edebilir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Senetteki imza kabul edilmiyorsa bu itirazda ayrıca ve açıkça belirtilmelidir; aksi hâlde imza o takip yönünden kabul edilmiş sayılır. Takibi kanunda sayılan belgelerden birine dayanan alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulünde borçlu, aynı nedenlerle reddinde alacaklı, karşı tarafın talebiyle yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.

Bu sayfada

Dava, süre ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Görevli mahkeme

Borçlunun itirazı takibi yapan icra dairesine yapılır. Alacaklının itirazın kaldırılması istemini ve borçlunun gecikmiş itirazını icra mahkemesi inceler; icra dairelerinin işlemlerine karşı şikâyet ve itirazlar da icra mahkemesinin görevindedir.

Dayanak: İİK m. 62/1, m. 4/1, m. 65, m. 68

Yetkili mahkeme

İtiraz takibi yapan icra dairesine yapılır; başka bir icra dairesine yapılırsa o daire masrafı alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir. Para veya teminat borcu için takipte İİK m. 50/1 mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetki hükümlerine yollar; bu yollama HMK m. 447/2 uyarınca Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun karşılık hükümlerine yapılmış sayılır. Takibe esas akdin yapıldığı yer icra dairesi de yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır ve icra mahkemesi önce yetkiyi karara bağlar. İcra dairesinin işlemlerine yönelik şikâyet ve itirazları, o dairenin bağlı olduğu icra mahkemesi inceler; borçtan kurtulma davası ise takibin yapıldığı yer veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Dayanak: İİK m. 62/1, m. 50, m. 4/1, m. 69/2; HMK m. 447/2

Dava şartı

Kanunda itirazın kaldırılması için zorunlu arabuluculuk öngörülmemiştir. Alacaklı mahkemede itirazın iptali davası açacaksa, alacağın türüne göre arabuluculuk dava şartı olabilir: TTK m. 5/A/1 konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları, 7036 m. 3/1 işçi veya işveren alacağı ve tazminatıyla ilgili itirazın iptali davaları, 6325 m. 18/B/1 kira ilişkisinden, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar ile taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, 6502 m. 73/A/1 ise kanundaki istisnalar dışında tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklar için arabulucuya başvuruyu dava şartı yapar. Alacaklının icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilmesi için takibin İİK m. 68/1'deki belgelerden birine dayanması gerekir: imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren senet ya da resmî dairelerin veya yetkili makamların usulüne göre verdikleri makbuz veya belge (kredi ilişkilerinde m. 68/b/3'teki belgeler de bu belgelerden sayılır). Takip imzası borçluca reddedilen adi senede dayanıyorsa alacaklı itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir (m. 68/a/1).

Dayanak: İİK m. 68/1, m. 68/a/1, m. 68/b/3; TTK m. 5/A/1; 7036 m. 3/1; 6325 m. 18/B/1; 6502 m. 73/A/1

Süre ve zamanaşımı

Borçlunun itirazı: ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün. Kusuru olmaksızın süreyi kaçıran borçlu, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde ve paraya çevirme işlemi bitinceye kadar gecikmiş itiraz yapabilir. Alacaklının itirazın kesin veya geçici kaldırılması istemi: itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay; bu süre içinde istenmezse yeniden ilamsız takip yapılamaz. İtirazın iptali davası için süre itirazın tebliğinden itibaren bir sene. Kambiyo senetlerine dayalı özel takipte ise borca ve yetkiye itiraz ile imza itirazı beş gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle yapılır.

Dayanak: İİK m. 62/1, m. 65, m. 68/1, m. 68/a, m. 67/1, m. 168/1-4 ve 5

Yargılama usulü

Basit yargılama usulü; icra mahkemesine getirilen işler ivedi işlerdendir. İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması talebi üzerine iki tarafı davet eder ve kararını bu usule göre verir.

Dayanak: İİK m. 18/1, m. 70

Harç

İcra mahkemesine başvuruda maktu başvurma harcı alınır. Karar ve ilam harcında tarife iki hâl öngörür: konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi hâlinde hüküm altına alınan değer üzerinden nispi harç; icra tetkik mercilerinin bu fıkra dışında kalan kararlarında maktu harç.

Dayanak: Harçlar Kanunu (1) sayılı tarife A-I-1, A-III-1-a, A-III-2-a

Kanun yolu

İcra mahkemesi kararına karşı, ait olduğu alacak, hak veya malın değeri İİK m. 363/1'deki parasal sınırı geçiyorsa istinaf; süre kararın tebliğinden itibaren iki hafta. Bölge adliye mahkemesinin nihai kararına, değeri İİK m. 364/1'deki sınırı geçiyorsa temyiz; süre tebliğden itibaren iki hafta, başvuru ve inceleme Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre yapılır. Bu parasal sınırlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır; şikâyet başvurusunun yapıldığı veya davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. İstinaf ve temyiz, satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz.

Dayanak: İİK m. 363/1, m. 364, ek m. 1

İcra takibine itiraz nasıl ve hangi sürede yapılır (İcra ve İflas Kanunu m. 62 ve m. 66)?

İcra ve İflas Kanunu m. 62/1'e göre itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır. İtiraz takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapılırsa, o daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur. Kambiyo senetlerine (bono, çek, poliçe) dayalı özel takipte ise borca ve yetkiye itiraz ile imza itirazı, beş gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle yapılır (İİK m. 168/1-4 ve 5).

Takibe itiraz edildiği, alacaklının yatırdığı avanstan karşılanarak üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir (m. 62/2). Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır; adresini değiştirip yeni adres bildirmeyen ve yeni adresi tespit edilemeyen borçluya takip talebindeki adrese çıkarılan tebligat kendisine yapılmış sayılır. Borcun yalnız bir kısmına itiraz eden borçlu, o kısmın cihetini ve miktarını açıkça göstermelidir; aksi hâlde itiraz edilmemiş sayılır. Borçluya itiraz ettiğine dair ücretsiz bir belge verilir.

İtirazın sonucu m. 66/1'dedir: süresi içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz süresinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip işlemlerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu borcun yalnız bir kısmına itiraz etmişse takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesine göre ödeme emrinin tebliğ edilmemiş olması, alacaklının takibi sürdürme iradesi bulunduğu sürece borçlunun itiraz etmesine engel değildir. (Yargıtay 12. HD, E. 2021/7314)1 Daire, kendi sonradan oluşan ve usul ekonomisine uygun uygulamasına göre, borçlunun takipten haricen haberdar olup yedi gün içinde itirazını icra dairesine bildirdiği ve alacaklının da anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesinin bulunduğu durumda, ödeme emri tebliğ edilemese bile borçlunun itirazının geçerli olduğunu ve alacaklının itirazın kaldırılmasını istemekte hukuki yararı bulunduğunu kabul etmiştir.1 Aynı kararda Daire, bölge adliye mahkemesinin hukuki yarar yokluğundan verdiği ret kararını bozmuş ve alacaklının isteminin bu borçlu yönünden de esastan incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.1

Borca itiraz ile imzaya itiraz arasındaki fark nedir?

İcra ve İflas Kanunu m. 62'nin imzaya ilişkin fıkrasına göre borçlu, takibin dayanağı olan senet altındaki imzayı reddediyorsa bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir; aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Borçlu itirazında imzayı reddetmişse alacaklı derhal icra dairesinden karşılaştırmaya yarayacak imzaların getirtilmesini isteyebilir (m. 66/2).

Yargıtay 12. Hukuk Dairesine göre yalnız borca itiraz eden ve böylece adi senetteki imzayı ikrar etmiş sayılan borçlu, artık icra mahkemesinde imzayı inkâr edemez ve icra mahkemesi böyle bir imza inkârı üzerine imza incelemesi yapamaz. (Yargıtay 12. HD, E. 2022/13773)2 Aynı kararda murisin, kendisine karşı başlatılan önceki takipte senet altındaki imzayı ikrar ettiği; maddi vakıaya ilişkin bu ikrarın mirasçılar açısından da bağlayıcı olduğu ve mirasçılar hakkında sonradan başlatılan takipte senedin imzası ikrar edilmiş senet niteliği kazandığı, mirasçıların itirazının bir hükmü bulunmadığı kabul edilmiştir.2

Senet belli bir miktar para borcunun kayıtsız şartsız ikrarını da içeriyorsa, imzaya itiraz edilmemesiyle m. 68/1 anlamında itirazın kaldırılmasını sağlayan belgeye dönüşür. (Yargıtay HGK, E. 2021/992)3 Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, genel haciz yoluyla takibe konu edilen, ciro silsilesi düzgün ve alacaklının yetkili hamil olduğu çekte, borçluların icra dairesine verdikleri itiraz dilekçelerinde imzaya itiraz etmemeleri nedeniyle çekin imzası ikrar edilmiş belge niteliği taşıdığını ve itirazın kaldırılması isteminin kabulü gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2019/7449)4 Hukuk Genel Kurulu da borçlunun itirazında imzayı inkâr ettiğini ayrıca ve açıkça bildirmezse o icra takibi yönünden adi senetteki imzayı ikrar etmiş sayılacağını açıklamıştır. (Yargıtay HGK, E. 2020/75)5

Borçlu imzaya itiraz etmişse alacaklının icra mahkemesindeki yolu itirazın geçici olarak kaldırılmasıdır (m. 68/a); bu yol aşağıda ayrı bir bölümde anlatılmıştır.

Alacaklının itirazın kesin olarak kaldırılmasını isteyebilmesinin şartları nelerdir (İcra ve İflas Kanunu m. 68/1)?

İcra ve İflas Kanunu m. 68/1'e göre alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede ya da resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye dayanıyorsa, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içinde itirazın kaldırılması istenmezse yeniden ilamsız takip yapılamaz.

Hukuk Genel Kurulu bu yolun amacını şöyle açıklar: itirazın kaldırılması, borçlunun itirazıyla duran ilamsız takibe ilamsız icra prosedürü içinde devam edilmesini sağlayan bir yoldur; borçlunun savunma imkânının tehlikeye sokulmaması için ancak borçlunun gerçekten borçlu olduğu hakkında güçlü deliller bulunduğunda istenebilir ve alacağı m. 68-68/a'da sayılan belgelerden birine bağlı olmayan alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyemez, yalnız itirazın iptali davası açabilir.5 İtirazın iptali davası ise mahkemede, itirazın tebliğinden itibaren bir sene içinde ve alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatıyla görülür (m. 67/1).

Hukuk Genel Kurulu'na göre alacaklının itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilmek için göstermesi gereken belgeler üç çeşittir: 1) imzası ikrar edilmiş adi senet, 2) imzası noterlikçe onaylı senet, 3) resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri belgeler.3 Resmî belgelerde borçlunun imzası bulunmadığından imzanın ikrar veya onaylanmış olması şartı aranmaz; ancak bu belgelerin itirazın kaldırılmasını sağlayabilmesi için borçlunun belli bir para borcunu kayıtsız şartsız ödemek zorunda olduğunu göstermesi gerekir.3

Belgenin içeriği bakımından ölçüt, belli bir miktar para borcunun kayıtsız şartsız ikrarıdır. Hukuk Genel Kurulu'na göre senette borçlunun borçlu olduğunu kabul ettiği miktar açıkça gösterilmelidir; borç miktarını göstermeyen ve yalnız borçlu olunduğunu bildiren belge m. 68/1 anlamında belge değildir.5 Borç ikrarının sebebi, alacaklının kendi borcunu tamamen yerine getirmiş olduğu, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme de olabilir.5 Aynı kararda alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat başlıklı sözleşmenin herhangi bir koşul içermediği, temlik edilen miktar ile borçlunun ödeyeceği taksitlerin miktarları ve vadelerinin açık ve net olduğu, alacağın varlığı, miktarı ve tahsilinin genel mahkemede yargılamayı gerektirmediği belirtilerek belge m. 68 kapsamında sayılmıştır; karar oy çokluğuyla verilmiştir.5 Hukuk Genel Kurulu 2026 tarihli bir kararında, borçlunun banka dekontu üzerine tutarı belirli bir tarihte ödenmek üzere borç olarak aldığını yazıp imzaladığı belgede kesin vade belirlendiği ve bu nedenle borçluya temerrüt ihtarı gerekmediği için işlemiş faize itirazın kaldırılmasına karar verilmesini usul ve yasaya uygun bulmuş, direnme kararını oy çokluğuyla onamıştır. (Yargıtay HGK, E. 2025/404)6

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de kayıtsız şartsız belirli bir para borcu ikrarını içeren ve altındaki imzası açıkça inkâr edilmemiş belgeleri m. 68 kapsamında saymıştır. (Yargıtay 12. HD, E. 2018/9959)7 (Yargıtay 12. HD, E. 2025/4618)8 Hukuk Genel Kurulu'nun sonradan benimsediği bozma kararında bu nitelik, alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat başlıklı sözleşme için kabul edilmiştir.7 2025 tarihli bir kararda aynı sonuca “Borç İkrarı ve Ödeme Taahhüdü Belgesi” başlıklı belge için ulaşılmıştır.8 Borcun konusunu, borçlunun ödeyeceği tutarı ve ödeme günlerini açıkça gösteren, taraflarca imzalanan ve borçlunun imzasına itiraz etmediği sözleşme de karşılıklı edim yüklemeyen, imzası ikrar edilmiş kayıtsız şartsız borç ikrarı sayılmıştır. (Yargıtay 12. HD, E. 2019/9055)9

Karşı yönde, Daire'nin yerleşik içtihatlarına göre borçlunun borç doğuran hukuki ilişkiyi kabul etmesi borcu kabul anlamına gelmez; alacaklı alacağını m. 68/1'de belirtilen belgelerle ispat etmelidir. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/3742)10 Kira alacağı için genel haciz yoluyla başlatılan takipte ise Hukuk Genel Kurulu, borçlunun imzasını açık ve kesin olarak reddetmediği yazılı kira sözleşmesi ve ek protokolün borçlu tarafından kabul edildiği sonucuna varmış; borçlunun itirazlarını İİK m. 269/c'deki belgelerle ispatlaması gerektiğini oy çokluğuyla kabul etmiştir; Kurul bu sonuca kira sözleşmesine itirazı düzenleyen m. 269'un ikinci fıkrasından ulaşmıştır.3

Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen krediler için ayrıca m. 68/b hükmü vardır. Krediyi kullandıran taraf, sözleşmedeki dönemleri takip eden on beş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığıyla göndermek zorundadır; süresi içinde gönderilen hesap özetinin içeriğine alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebilir. Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar m. 68/1'deki belgelerden sayılır. Krediyi kullanan taraf, itiraz etmediği hesap özetinin dayandığı belgelerde kendisine atfedilen imzayı kabul etmiş sayılır.

İtirazın kaldırılması duruşmasında ispat nasıl yapılır, icra mahkemesi neyi inceler?

İcra mahkemesi itirazın kaldırılması talebi üzerine iki tarafı davet eder ve m. 18'e göre karar verir (m. 70); icra mahkemesine getirilen işler ivedi işlerdendir ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır (m. 18/1). İnceleme belgeye dayalıdır: borçlu itirazını haklı gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir; itiraz m. 68/1'de gösterilen senet, makbuz veya belgeye dayanıyorsa itirazın kaldırılması talebi reddedilir (m. 68/2-3).

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bu ölçüyü, alacaklının takibe konu alacağı m. 68/1'de sayılan belgelerden biriyle kanıtladığı, borçlunun ise borca itirazını aynı nitelikte bir belgeyle ispat edemediği durumda borca itirazın kesin kaldırılması gerektiği şeklinde uygulamıştır.9

Borçlu itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez (m. 63). Daire bu kuralın alacaklı için de geçerli olduğunu kabul eder: alacaklı takip konusu yapmadığı ve takip dosyasına sunmadığı bir belgeyi itirazın kaldırılması aşamasında ileri süremez. (Yargıtay 12. HD, E. 2021/2658)11 2021 tarihli bu kararda takip açılırken dosyaya hiçbir belge sunulmadığı, senedin ilk kez icra mahkemesindeki yargılamada sunulduğu gerekçesiyle istemin reddi yerinde bulunmuştur.11 2025 tarihli bir kararda aynı ilke yinelenmiş; alacağın varlığı ve miktarı m. 68/1'deki belgelerle ispatlanamadığında borca itirazın kaldırılması isteminin, talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.10

Belge varsa icra mahkemesi incelemeden kaçınamaz. Daire, takibe dayanak belge m. 68 kapsamında olduğu hâlde alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle istemi reddeden kararı bozmuş ve işin esasının incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.7 Kira alacağı için başlatılan takipte Hukuk Genel Kurulu da borçlunun itirazlarını m. 269/c'de belirtilen belgelerle ispat edip edemeyeceğini incelemenin ve sonuca varmanın icra mahkemesinin yetkisi ve görevi içinde olduğunu, bu durumda alacaklının itirazın kaldırılmasını istemesinde yargılamayı gerektirir bir durum bulunmadığını açıklamıştır.3 Kanun da terekenin borca batık olduğu iddiası dışında, itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmaların bekletici mesele yapılamayacağını öngörür (m. 68/4).

Borçlunun gösterdiği belge altındaki imzayı alacaklı inkâr eder ve icra mahkemesi m. 68/a'daki usulle yaptığı inceleme sonunda imzanın alacaklıya ait olduğu kanaatine varırsa, alacaklının talebini reddeder ve alacaklıyı belgenin ilgili olduğu değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder (m. 68/5).

İtirazın geçici olarak kaldırılması (İcra ve İflas Kanunu m. 68/a ve m. 69) hangi hâllerde istenir?

Takibin dayandığı senet hususi (adi) olup imza itiraz sırasında borçlu tarafından reddedilmişse alacaklı, itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir (m. 68/a/1). İcra mahkemesi, karşılaştırmaya yarayacak imza varsa bununla, yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak karşılaştırma ve incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden reddedilen imzanın borçluya ait olduğu kanaatine varırsa itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verir; gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırabilir.

Senet altındaki imzayı reddeden borçlu, takibi yapan icra dairesinin yetki çevresi içindeyse, mazeretini önceden bildirip belgelemedikçe duruşmada bizzat bulunmak zorundadır. Mazeretsiz gelmezse başka bir husus incelenmeksizin itirazın muvakkaten kaldırılmasına ve takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına karar verilir; bunun için keyfiyetin davetiyeye yazılması şarttır. İmzanın borçluya ait olduğuna karar verilirse de borçlu aynı oranda para cezasına mahkûm edilir. Borçlu inkâr ettiği imzayı itirazın kaldırılması duruşmasında ve en geç alacaklının senedin aslını ibraz ettiği celsede kabul ederse, hakkında para cezasına hükmolunmaz ve kendisine yargılama giderleri yüklenmez; ancak kötü niyetle takibe sebebiyet veren borçlu yargılama giderlerini öder. Senedin aslı takip talebiyle birlikte icra dairesine verilmişse, icra dairesinin yetki çevresi içinde ödeme emri tebliğ edilen borçlu bu imkândan yararlanamaz (m. 68/a/7).

Yargıtay 12. Hukuk Dairesine göre bonoya dayalı genel haciz yoluyla takipte borçlular bono altındaki imzalara itiraz etmişse, alacaklı talebini itirazın kaldırılması olarak nitelese bile başvurunun m. 68/a kapsamında itirazın geçici kaldırılması olarak nitelendirilmesi gerekir; bilirkişi incelemesiyle imzanın borçluların eli ürünü olduğu belirlenmişse verilecek karar itirazın muvakkaten kaldırılmasıdır, itirazın kaldırılması yönünde hüküm kurulması isabetsizdir. (Yargıtay 12. HD, E. 2022/2240)12 Aynı kararda, alacaklının dilekçesinde açıkça kabul ettiği kısmi ödeme gözetilmeden alacağın tamamı hakkında itirazın kaldırılmasına karar verilmesi de isabetsiz bulunmuştur.12

Geçici kaldırma kararının sonuçları m. 69'dadır: ödeme emrindeki süre geçmişse alacaklının talebiyle borçlunun malları üzerine muvakkat haciz konur. Borçlu kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde, takibin yapıldığı yer veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde borçtan kurtulma davası açabilir. Bu davanın dinlenebilmesi için borçlunun dava konusu alacağın yüzde 15'ini ilk duruşma gününe kadar mahkeme veznesine nakden depo etmesi veya mahkemece kabul edilecek aynı değerde esham ve tahvilat ya da banka teminat mektubu vermesi şarttır; aksi hâlde dava reddolunur. Borçlu süresinde dava açmaz veya davası reddolunursa itirazın kaldırılması kararı ve varsa muvakkat haciz kesinleşir.

Süresi kaçırılan itiraz: gecikmiş itiraz (İcra ve İflas Kanunu m. 65) hangi koşullarda kabul edilir?

İcra ve İflas Kanunu m. 65/1'e göre borçlu kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresi içinde itiraz edememişse, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar itiraz edebilir. Ancak borçlu, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazeretini gösteren delillerle birlikte itirazını, sebeplerini ve dayanaklarını bildirmek ve duruşma için gereken harç ve masrafları ödemek zorundadır (m. 65/2).

Gecikmiş itirazı icra mahkemesi inceler; incelemeyi evrak üzerinde yapar, gerekirse iki tarafı hemen davet ederek mazeretin kabule değer olup olmadığına karar verir (m. 65/3). Mazeret kabul edilirse icra takibi durur; alacaklı aynı celsede itirazın kaldırılmasını sözlü olarak da isteyebilir (m. 65/4). Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa, alacaklı mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazın kaldırılmasını istemez veya m. 67'ye göre mahkemeye başvurmazsa haciz kalkar (m. 65/5).

Yargıtay 12. Hukuk Dairesine göre bu hükmün uygulanabilmesi için borçluya tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması, ancak muhatabın kendisinden kaynaklanmayan bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması gerekir; gecikmiş itirazın ön koşulu usulüne uygun bir tebligatın varlığıdır. (Yargıtay 12. HD, E. 2022/317)13 Tebligat usulüne uygun değilse, hukuki nitelendirme hâkime ait olduğundan borçlunun dilekçesinde gecikmiş itiraz istemesiyle bağlı kalınmaksızın tebligatın usulsüzlüğü ve Tebligat Kanunu m. 32 uyarınca tebliğ tarihinin belirlenmesi yoluna gidilir; tebligat usulüne uygunsa icra mahkemesi borçlunun bildirdiği mazeretin haklı olup olmadığını inceler, mazeret kabul edilirse takip durur ve alacaklı itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna gidebilir.13

Aynı ölçü 2024 tarihli bir kararda da uygulanmıştır. Tebliğden önce yurt dışına çıkan ve başvuru tarihinde de dönmemiş olan borçlunun mazeretinin, “işte” şerhi taşıyan tebligatın usulsüzlüğü olarak yorumlanamayacağı; borçlu m. 65'ten söz ederek gecikmiş itirazını ve yetki itirazını icra mahkemesine yaptığından talebin gecikmiş itiraz olarak nitelendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2024/137)14

Takip yapılan icra dairesinin yetkisine nasıl itiraz edilir (İcra ve İflas Kanunu m. 50)?

İcra ve İflas Kanunu m. 50/1, para veya teminat borcu için takipte mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağını öngörür; bu yollama HMK m. 447/2 uyarınca Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun karşılık hükümlerine yapılmış sayılır. Takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır; icra mahkemesi borca itirazdan önce yetki meselesini inceler ve karara bağlar (m. 50/2).

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerinin para ve teminat alacaklarına dayalı takiplerde kıyasen uygulandığını ve bu alacaklarda yetkinin genel yetki kuralına göre çözümlendiğini belirtir. (Yargıtay 12. HD, E. 2020/7021)15 Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 17'ye göre yetki sözleşmesini yalnız tacirler veya kamu tüzel kişileri yapabilir. Daireye göre burada aranan, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır.15 Aynı kararda, somut olayda, kredi sözleşmesini kefil olarak imzalayan ve şirketin münferiden yetkili temsilcisi olan ortağın TTK m. 12/1 gereği tacir olduğu ve sözleşmedeki yetki şartının onu da bağladığı kabul edilerek yetki itirazının kaldırılması isteminin kabulü gerektiği belirtilmiştir.15

Yetkinin önce incelenmesi kuralının sonucu olarak Daire, alacaklının yetkiye itirazın kaldırılması istemi reddedildiği hâlde borca itirazın kaldırılması isteminin esasının incelenmesini ve reddine karar verilmesini doğru bulmamıştır.9

İtirazın kaldırılmasında icra inkâr tazminatı hangi koşullarda verilir?

İcra ve İflas Kanunu m. 68'in son fıkrasına göre itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa ya da alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir ve davayı kazanan taraf için daha önce hükmedilmiş tazminat kalkar. Aynı oran itirazın geçici kaldırılmasında da geçerlidir (m. 68/a son fıkra) ve borçtan kurtulma davasında haksız çıkan taraf da dava veya hükmolunan şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir (m. 69 son fıkra).

Tazminat için talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü veya reddi aranır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan ilamsız takipte dayanak sözleşmenin m. 68/1'de belirtilen belgelerden olmaması nedeniyle itirazın kaldırılması talebi reddedildiğinde, borçlu yararına tazminat için aranan “talebin esasa ilişkin nedenlerle reddi” koşulunun oluşmadığını belirterek alacaklı aleyhine hükmedilen tazminatı hükümden çıkarmış ve kararı düzelterek onamıştır. (Yargıtay 12. HD, E. 2022/7192)16

Tazminatın hesaplandığı tutar konusunda Daire, kira alacağına ilişkin ilamsız takipte m. 269/d yollamasıyla m. 68/son'u uygulayarak, tazminata asıl alacak yerine takip miktarı (toplam alacak miktarı) üzerinden hükmedilmesini isabetsiz bulmuş ve kararı asıl alacak üzerinden düzeltmiştir. (Yargıtay 12. HD, E. 2025/7866)17 İİK m. 67'nin son fıkrasına göre bu Kanunda öngörülen icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talep esas alınır; Daire'nin kararı bu fıkraya değinmemiştir.

İtirazın kaldırılması kararı kesin hüküm oluşturur mu, kanun yolu nedir?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesine göre icra mahkemesince verilen kararlar, istihkak davalarında verilen kararlar, ihalenin feshi isteminin reddi kararları ve m. 89/4 uyarınca açılan tazminat davalarında verilen kararlar dışında, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz; bu nedenle bu kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamaz. (Yargıtay 12. HD, E. 2016/19368)18 Daire, kesinleşmiş itirazın kaldırılması kararı hakkında yargılamanın yenilenmesi istemini kabul eden kararı bu gerekçeyle bozmuştur.18 Kanun da genel mahkeme yolunu açık tutar: borçlu menfi tespit veya istirdat davası, alacaklı genel mahkemede dava açabilir (m. 68 son fıkra).

İcra mahkemesinin itirazın kaldırılmasına ilişkin kararları, İcra ve İflas Kanunu m. 363/1'de sayılan istisnalar arasında yer almaz; bu kararlara karşı, ait olduğu alacak, hak veya malın değer veya miktarı maddede yazılı parasal sınırı geçiyorsa istinaf yoluna başvurulabilir ve istinaf süresi kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır. Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin, miktar veya değeri m. 364/1'deki sınırı geçen nihai kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir; başvuru ve inceleme Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır (m. 364/2).

Bu parasal sınırlar İİK ek m. 1 uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılır; m. 363 ve m. 364'teki sınırların uygulanmasında şikâyet başvurusunun yapıldığı veya davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. Bu nedenle maddelerde yazılı tutarlar güncel sınırı göstermez. İstinaf ve temyiz yoluna başvurma, satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz (m. 363 son fıkra, m. 364 son fıkra).

İlgili mevzuat

İİK m. 62 — İtiraz — süresi ve şekli

Madde 62 – (Değişik: 18/2/1965-538/33 md.)

İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (Değişik ikinci cümle: 17/7/2003-4949/13 md.) İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur.

(Değişik fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir.

(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/13 md.) Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır.

Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkca göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır.

(Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)

Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır.

Borçluya, itiraz eylediğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

İİK m. 63 — İtiraz sebepleri

Madde 63 – (Değişik: 17/7/2003-4949/14 md.)

İtiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

İİK m. 66 — İtirazın hükmü

Madde 66 – (Değişik: 18/2/1965-538/36 md.)

Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur.

Borçlu itirazında imzayı reddetmişse alacaklı derhal icra dairesinden tatbika medar imzaların celbini istiyebilir.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

İİK m. 68 — İtirazın kesin olarak kaldırılması

Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.)

(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.

Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.

İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur.

Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz.

(Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar.

Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır.

(Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.

Kaynak: İcra ve İflas Kanunu (2004)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 22 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.Ödeme emri tebliğ edilmeden yapılan itirazın geçerliliğiYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2021/7314 · K. 2022/376 ·

    Borçlulardan birine gönderilen ödeme emri adresten taşındığı gerekçesiyle iade edilmiş, bu borçlu da diğerleriyle birlikte icra dairesine yetkiye ve borca itiraz etmiş, takip durdurulmuştu. Bölge adliye mahkemesi, ödeme emri tebliğ edilmediği için itirazın sonuç doğurmayacağını ve alacaklının hukuki yararı bulunmadığını kabul etmişti. Daire, kendi sonradan oluşan ve usul ekonomisine uygun uygulamasına göre borçlu takipten haricen haberdar olup yedi gün içinde itiraz ettiyse ve alacaklının takibi sürdürme iradesi varsa itirazın geçerli olduğunu ve itirazın kaldırılmasını istemekte hukuki yarar bulunduğunu belirterek kararı bozdu.

    Sonuç: Ödeme emri tebliğ edilmemiş borçlunun süresinde yaptığı itiraz geçerlidir; alacaklı bu itirazın kaldırılmasını isteyebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.Borca itiraz eden imzayı sonradan inkâr edemez; murisin ikrarı mirasçıları bağlarYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2022/13773 · K. 2024/2616 ·

    Muris, bonoya dayalı önceki takipte yetkiye ve borca itiraz etmiş, senet altındaki imzayı ise ikrar etmişti; bu takip iptal edildikten sonra mirasçılar hakkında aynı senede dayanılarak yeni takip başlatılmış, mirasçılar imzaya itiraz etmişti. Bölge adliye mahkemesi mirasçıların yeni takipte yeniden itiraz hakkı kazandığını kabul etmişti. Daire, yalnız borca itiraz ederek imzayı ikrar etmiş sayılan borçlunun icra mahkemesinde imzayı inkâr edemeyeceğini, maddi vakıaya ilişkin ikrarın mirasçıları da bağladığını ve senedin mirasçılar açısından imzası ikrar edilmiş senet niteliği kazandığını belirterek kararı bozdu.

    Sonuç: İmzaya ayrıca ve açıkça itiraz etmeyen borçlu imzayı ikrar etmiş sayılır ve bunu icra mahkemesinde geri alamaz; murisin imza ikrarı mirasçıları da bağlar.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3.Üç belge türü ve icra mahkemesinin belgeli savunmayı inceleme göreviYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2021/992 · K. 2023/515 ·

    Kira alacağı için genel haciz yoluyla başlatılan takipte borçlu, kira sözleşmesindeki imzaya itiraz etmeden borca itiraz etmişti. Bölge adliye mahkemesi karşılıklı edim içeren kira sözleşmesinin m. 68 belgesi olmadığını ve alacağın yargılamayı gerektirdiğini kabul ederek Özel Dairenin bozmasına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, itirazın kesin kaldırılmasını sağlayan belgelerin üç çeşidini açıkladı; imzası açık ve kesin olarak reddedilmeyen kira sözleşmesiyle kira ilişkisinin kesinleştiğini, borçlunun itirazlarını İİK m. 269/c'deki belgelerle ispatlaması gerektiğini ve bunu incelemenin icra mahkemesinin görevi olduğunu belirterek direnme kararını genişletilmiş gerekçeyle, oy çokluğuyla bozdu.

    Sonuç: Kira alacağı takibinde kira sözleşmesindeki imza açıkça reddedilmemişse, borçlunun itirazlarını m. 269/c'deki belgelerle ispat edip edemediğini incelemek icra mahkemesinin görevidir; bu durumda talep “yargılamayı gerektirir” denilerek reddedilemez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4.İmzasına itiraz edilmeyen çek genel haciz yolunda m. 68 belgesiYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2019/7449 · K. 2019/9685 ·

    Alacaklı çeke dayanarak genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatmış, icra mahkemesi alacaklının yetkili hamil olmadığı ve belgenin m. 68 belgesi sayılamayacağı gerekçesiyle itirazın kaldırılması istemini reddetmişti. Daire, son cironun alacaklıya ait olduğunu ve ciro silsilesinin düzgün olduğunu, borçluların icra dairesine verdikleri itiraz dilekçelerinde imzaya itiraz etmediklerini belirterek çekin imzası ikrar edilmiş belge niteliği taşıdığını ve istemin kabulü gerektiğini kabul etti. Karar, istinaf öncesi temyiz usulüyle (İİK m. 366 ve HUMK m. 428 yollamasıyla) verilmiştir.

    Sonuç: Genel haciz yoluyla takibe konu edilen çekte borçlu imzaya itiraz etmezse çek, itirazın kaldırılmasını sağlayan imzası ikrar edilmiş belge olur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.İtirazın kaldırılmasının amacı ve m. 68/1 belgesinin ölçütleriYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2020/75 · K. 2022/1408 ·

    Alacaklı, alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat başlıklı sözleşmeye dayanarak genel haciz yoluyla takip başlatmış, borçlunun borca itirazı üzerine itirazın kaldırılmasını istemişti. İlk derece mahkemesi belgenin kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği gerekçesiyle istemi reddetmiş ve Özel Dairenin bozma kararına direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, itirazın kaldırılmasının ancak güçlü delillere dayanan alacaklıya tanındığını, belgede borç miktarının açıkça gösterilmesi gerektiğini ve borç ikrarının sebebinin alacaklının edimini yerine getirdiği iki taraflı bir sözleşme de olabileceğini açıkladı; sözleşmede ödenecek taksitler ve vadeler açık ve net olduğundan belgeyi m. 68 kapsamında sayarak direnme kararını oy çokluğuyla bozdu. Karar, İİK geçici m. 7 yollamasıyla istinaf öncesi temyiz usulüne göre verilmiştir.

    Sonuç: Belli bir miktar para borcunu kayıtsız şartsız gösteren ve imzası inkâr edilmeyen belge itirazın kesin kaldırılmasını sağlar. Alacaklı kendi edimini tamamen yerine getirmişse iki taraflı bir sözleşme de bu nitelikte olabilir. Miktar göstermeyen belge sağlamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Kesin vadeli borç ikrarında işlemiş faize itirazın kaldırılmasıYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2025/404 · K. 2026/254 ·

    Alacaklı, borçlunun banka dekontunun üzerine tutarı belirli bir tarihte ödenmek üzere borç olarak aldığını yazıp imzaladığı belgeye dayanarak genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatmış, vade tarihinden itibaren işlemiş faiz de istemişti. Borçlu borca, faize ve faiz oranına itiraz etti; ilk derece mahkemesi itirazı kesin olarak kaldırdı, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetti. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, dekontta vade bulunmadığı ve borçlunun temerrüde düşürüldüğüne dair belge olmadığı gerekçesiyle takip öncesi işlemiş faize yönelik istemin reddi gerektiğini belirterek kararı bozdu; ilk derece mahkemesi belgede ödeme tarihinin açıkça yazıldığı gerekçesiyle direndi. Hukuk Genel Kurulu, takibe dayanak belgede kesin vade belirlendiğini ve bu nedenle borçluya temerrüt ihtarı gerekmediğini kabul ederek direnme kararını oy çokluğuyla onadı.

    Sonuç: Takibe dayanak borç ikrarında kesin vade belirlenmişse borçluya temerrüt ihtarı gerekmez; işlemiş faize yönelik itirazın da kaldırılmasına karar verilebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Temlik, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi borç ikrarı belgesiYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2018/9959 · K. 2019/1785 ·

    Borçlunun yetkiye ve borca itirazı üzerine alacaklı itirazın kaldırılmasını istemiş, icra mahkemesi alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle istemi reddetmişti. Daire, takibin dayanağı olan alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat başlıklı belgenin kayıtsız şartsız belirli bir para borcu ikrarını içerdiğini ve imzası açıkça inkâr edilmediğinden m. 68 kapsamında olduğunu belirterek kararı bozdu. Hukuk Genel Kurulu, ilk derece mahkemesinin direnmesi üzerine bu bozmayı 2022'de benimsedi. Karar, istinaf öncesi temyiz usulüyle (İİK m. 366 ve HUMK m. 428 yollamasıyla) verilmiştir.

    Sonuç: Takip belgesi m. 68 kapsamındaysa icra mahkemesi işin esasını incelemek zorundadır; alacağın yargılamayı gerektirdiğinden söz ederek istemi reddedemez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Borç ikrarı ve ödeme taahhüdü belgesiYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/4618 · K. 2025/6922 ·

    İlk derece mahkemesi, borçluların adi belgedeki imzaya itiraz etmeyip yalnız borca itiraz ettiği gerekçesiyle itirazın kaldırılmasına ve icra inkâr tazminatına karar vermiş; bölge adliye mahkemesi belgenin kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği gerekçesiyle kararı kaldırmıştı. Daire, “Borç İkrarı ve Ödeme Taahhüdü Belgesi” başlıklı belgenin kayıtsız şartsız belirli bir para borcu ikrarını içerdiğini ve altındaki imzalar açıkça inkâr edilmediğinden m. 68 kapsamında olduğunu belirterek bölge adliye mahkemesi kararını bozdu.

    Sonuç: Belirli bir para borcunu kayıtsız şartsız ikrar eden ve imzası açıkça inkâr edilmeyen adi belge, itirazın kaldırılmasını sağlar.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Belgeye karşı belgeyle ispat; yetki itirazı reddedilince borca girilmemesiYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2019/9055 · K. 2019/12602 ·

    Borçlulardan biri yalnız borca itiraz etmiş, icra mahkemesi takip dayanağı sözleşmenin m. 68 belgesi olmadığı gerekçesiyle itirazın kaldırılması istemini reddetmişti. Daire, borcun konusunu, ödenecek tutarı ve ödeme günlerini açıkça gösteren, imzasına itiraz edilmeyen sözleşmenin karşılıklı edim yüklemeyen, kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren belge olduğunu; alacaklının alacağını bu belgeyle kanıtladığını, borçlunun ise itirazını aynı nitelikte bir belgeyle ispat edemediğini belirtti. Diğer borçlu yönünden yetkiye itirazın kaldırılması istemi reddedildiği hâlde borca itirazın esasının incelenmesini de doğru bulmayarak kararı bozdu. Karar, istinaf öncesi temyiz usulüyle (İİK m. 366 ve HUMK m. 428 yollamasıyla) verilmiştir.

    Sonuç: Alacaklı m. 68/1 belgesine dayanıyorsa borçlu itirazını aynı nitelikte bir belgeyle ispat etmelidir; yetki itirazının kaldırılması reddedilmişse borca itirazın esasına girilmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Hukuki ilişkiyi kabul borcu kabul değildir; takipte sunulmayan belgeYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/3742 · K. 2025/4965 ·

    Takip talebinde borcun sebebi bir protokol ödemesi olarak gösterilmiş, takip dosyasına belge sunulmamıştı; alacaklı bir belgeyi ilk kez icra mahkemesine başvuru dilekçesiyle sunmuş, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri bu belgeyi m. 68 belgesi sayarak istemi kısmen kabul etmişti. Daire, yerleşik içtihadına göre borç doğuran hukuki ilişkinin kabulünün borcun kabulü anlamına gelmediğini, alacaklının takipte sunmadığı belgeye itirazın kaldırılması aşamasında dayanamayacağını belirtti; alacağın varlığı ve miktarı m. 68/1 belgeleriyle ispatlanamadığından istemin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini kabul ederek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı, ilk derece kararını bozdu.

    Sonuç: Alacaklı, takip dosyasına sunmadığı bir belgeye itirazın kaldırılması aşamasında dayanamaz; borç ilişkisinin kabulü borcun kabulü sayılmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11.Alacaklı da takipte sunmadığı belgeye dayanamaz (m. 63)Yargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2021/2658 · K. 2021/7162 ·

    Alacaklı takip açarken dosyaya hiçbir belge sunmamış, senet suretini ilk kez icra mahkemesindeki yargılamada vermişti. İlk derece mahkemesi istemi reddetmiş, bölge adliye mahkemesi ise senedi kayıtsız şartsız borç ikrarı sayarak itirazın kaldırılmasına ve borçlu aleyhine tazminata hükmetmişti. Daire, m. 63'te borçlu için öngörülen itiraz sebeplerini değiştirme ve genişletme yasağının alacaklı yönünden de geçerli olduğunu, alacaklının takipte sunmadığı belgeye itirazın kaldırılması aşamasında dayanamayacağını belirterek bölge adliye mahkemesi kararını bozdu.

    Sonuç: İtirazın kaldırılması, takip talebinde dayanılan ve takip dosyasına sunulan belgeyle istenebilir; sonradan sunulan belge m. 68 incelemesine esas alınmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.İmzaya itiraz edilen senette itirazın geçici kaldırılmasıYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2022/2240 · K. 2022/5299 ·

    Bonoya dayalı genel haciz yoluyla takipte borçlular bono altındaki imzalara itiraz etmiş, icra mahkemesi bilirkişi incelemesinden sonra itirazın kaldırılmasına ve tazminata karar vermiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmişti. Daire, imzaya itiraz edilen takipte başvurunun m. 68/a kapsamında itirazın geçici kaldırılması olarak nitelendirilmesi ve imzanın borçlulara ait olduğu belirlendiğinde itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini; ayrıca alacaklının kabul ettiği kısmi ödeme gözetilmeden alacağın tamamı hakkında karar verilemeyeceğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece kararını bozdu.

    Sonuç: Borçlu senetteki imzaya itiraz etmişse alacaklının talebi, adı ne olursa olsun itirazın geçici kaldırılması olarak incelenir ve karar buna göre kurulur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.Gecikmiş itirazın ön koşulu usulüne uygun tebligatYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2022/317 · K. 2022/7720 ·

    Borçlu, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihte yurt dışında olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine başvurmuş; ilk derece mahkemesi başvuruyu tebligat usulsüzlüğü şikâyeti olarak değerlendirip tebliğ tarihini düzeltmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı reddetmişti. Daire, gecikmiş itirazın ön koşulunun usulüne uygun bir tebligat olduğunu, tebligat usulüne uygun yapıldığı hâlde yurt dışında bulunma nedeniyle itiraz edilemediğinin ileri sürülmesinin m. 65 kapsamında gecikmiş itiraz olduğunu belirterek bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece kararını bozdu.

    Sonuç: Tebligat usulsüzse yol tebliğ tarihinin düzeltilmesidir; tebligat usulüne uygun olup borçlu kusuru olmadan itiraz edememişse başvuru gecikmiş itiraz olarak incelenir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 14.Yurt dışında bulunma mazereti ve gecikmiş itirazın nitelendirilmesiYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2024/137 · K. 2024/5196 ·

    Borçlu, tebliğden önce yurt dışına çıktığını ve takipten sonradan haberdar olduğunu ileri sürerek icra mahkemesine gecikmiş itiraz ve yetki itirazında bulunmuştu. Bölge adliye mahkemesi başvuruyu usulsüz tebliğ şikâyeti sayıp tebliğ tarihini düzeltmiş ve genel haciz yolunda itirazın icra dairesine yapılması gerektiği gerekçesiyle borca ve yetkiye itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermişti. Daire, ödeme emrinin şeklen usulüne uygun olduğunu, yurt dışında bulunma mazeretinin tebligatın usulsüzlüğü olarak yorumlanamayacağını ve borçlunun m. 65'e dayanarak icra mahkemesine yaptığı başvurunun gecikmiş itiraz olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.

    Sonuç: Usulüne uygun tebligattan sonra yurt dışında bulunma mazeretine dayanan başvuru gecikmiş itirazdır ve bu kapsamda incelenir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 15.Yetki itirazının kaldırılması: HMK m. 17 ve tacir kefilYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2020/7021 · K. 2021/2570 ·

    Genel kredi sözleşmesine dayalı takipte, sözleşmeyi şirket ortağı sıfatıyla kefil olarak imzalayan borçlular icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş; icra mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, kefillerin tacir olmadığı gerekçesiyle yetki itirazının kaldırılması istemini reddetmişti. Daire, İİK m. 50/1 uyarınca HMK'nın yetki kurallarının kıyasen uygulandığını, HMK m. 17'deki yetki sözleşmesini yalnız tacirlerin veya kamu tüzel kişilerinin yapabileceğini ve burada işin ticari niteliğinin değil tarafların sıfatının arandığını belirtti; şirketin münferiden yetkili temsilcisi olan ortağın TTK m. 12/1 gereği tacir olduğunu kabul ederek bu borçlu yönünden bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece kararını bozdu.

    Sonuç: Yetki sözleşmesi yalnız tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında geçerlidir; Daire somut olayda şirketi münferiden temsil eden ortağı tacir saymış ve kefil olarak imzaladığı sözleşmedeki yetki şartıyla bağlı tutmuştur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 16.Belge niteliği yüzünden ret esasa ilişkin değildir: borçlu yararına tazminat yokYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2022/7192 · K. 2023/83 ·

    İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte borçlu yalnız işlemiş faize itiraz etmişti. Bölge adliye mahkemesi, dayanak sözleşmenin m. 68 belgesi olmadığı gerekçesiyle itirazın kaldırılması talebini reddetmiş ve işlemiş faiz üzerinden alacaklı aleyhine yüzde yirmi oranında tazminata hükmetmişti. Daire, talebin belgenin m. 68/1'de sayılan belgelerden olmaması nedeniyle reddedildiğini, bu durumda borçlu yararına tazminat için aranan talebin esasa ilişkin nedenlerle reddi koşulunun oluşmadığını belirterek tazminata ilişkin bendi hükümden çıkardı ve kararı düzelterek onadı.

    Sonuç: İtirazın kaldırılması talebi belgenin m. 68/1 niteliğinde olmaması yüzünden reddedilirse bu ret esasa ilişkin sayılmaz ve alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 17.Tazminatın matrahı asıl alacaktırYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2025/7866 · K. 2026/267 ·

    Adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin ilamsız takipte ilk derece mahkemesi itirazın kaldırılmasına ve takip konusu toplam alacağın yüzde yirmisi oranında icra inkâr tazminatına karar vermiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmişti. Daire, İİK m. 269/d yollamasıyla uygulanan m. 68/son uyarınca tazminata hükmedilmesini yerinde bulmakla birlikte tazminatın asıl alacak yerine takip miktarı üzerinden hesaplanmasını isabetsiz saydı; bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece kararını asıl alacak üzerinden düzelterek onadı.

    Sonuç: Kira alacağına ilişkin ilamsız takipte Daire, itirazın kaldırılmasında tazminatın takip miktarı (toplam alacak) üzerinden değil asıl alacak üzerinden hesaplanması gerektiğini kabul etmiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 18.İtirazın kaldırılması kararına karşı yargılamanın yenilenmesi istenemezYargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2016/19368 · K. 2017/11588 ·

    Borçlu, genel haciz yoluyla ilamsız takipte kesinleşen itirazın kaldırılması kararına karşı icra mahkemesinden yargılamanın yenilenmesini istemiş, mahkeme istemi kabul etmişti. Daire, icra mahkemesi kararlarının istihkak, ihalenin feshi isteminin reddi ve m. 89/4 tazminat davalarındaki kararlar dışında kural olarak maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığını, HMK m. 375'e göre yargılamanın iadesinin ancak m. 303 anlamında kesin hüküm niteliğindeki kararlar için istenebileceğini belirterek başvurunun reddi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu. Karar, istinaf öncesi temyiz usulüyle (İİK m. 366 ve HUMK m. 428 yollamasıyla) verilmiştir.

    Sonuç: İtirazın kaldırılması kararı maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığından bu karara karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

İcra takibine itiraz süresi kaç gündür?

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içinde itiraz etmelidir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur; süresinde yapılmayan itirazda alacaklının talebiyle takibe devam edilir. Kambiyo senetlerine (bono, çek, poliçe) dayalı özel takipte ise borca ve yetkiye itiraz ile imza itirazı, beş gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle yapılır.

İcra takibine itiraz nereye yapılır?

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte itiraz, dilekçeyle veya sözlü olarak takibi yapan icra dairesine yapılır. İtiraz başka bir icra dairesine yapılırsa o daire masrafı alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir. Borçlu itirazla birlikte yurt içinde bir adres de bildirmelidir. Kambiyo senetlerine dayalı özel takipte ise itiraz icra dairesine değil, beş gün içinde icra mahkemesine dilekçeyle yapılır.

Borcun yalnız bir kısmına itiraz edilebilir mi?

Evet. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlu, itiraz ettiği kısmın cihetini ve miktarını açıkça göstermelidir; göstermezse itiraz edilmemiş sayılır. Bu durumda takibe, borçlunun kabul ettiği miktar için devam edilir.

Senetteki imzaya itiraz etmezsem ne olur?

Borçlu senetteki imzayı reddediyorsa bunu itirazında ayrıca ve açıkça belirtmelidir; belirtmezse icra takibi yönünden imzayı kabul etmiş sayılır. Yargıtay'a göre yalnız borca itiraz eden borçlu sonradan icra mahkemesinde imzayı inkâr edemez ve senet, itirazın kaldırılmasını sağlayan imzası ikrar edilmiş belgeye dönüşebilir.

Alacaklı itirazın kaldırılmasını hangi sürede istemelidir?

Takibi kanunda sayılan belgelere dayanan alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içinde istemezse aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapamaz.

Alacaklı itirazın kaldırılmasını hangi belgelerle isteyebilir?

Kanuna göre imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe onaylanmış borç ikrarı içeren bir senet ya da resmî dairelerin veya yetkili makamların usulüne göre verdikleri makbuz veya belge gerekir. Yargıtay, belgenin belli bir miktar para borcunun kayıtsız şartsız ikrarını içermesini arar. Borçlu cari hesap veya vadeli kredi ilişkilerinde kredi sözleşmesi ile noter aracılığıyla gönderilip alındığından itibaren bir ay içinde itiraz edilmemiş hesap özetleri de bu belgelerden sayılır. Takibin dayandığı adi senetteki imza borçlu tarafından itiraz sırasında reddedilmişse alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir.

İtiraz süresini kaçırdım; gecikmiş itiraz mümkün mü?

Borçlu kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edemediyse, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar icra mahkemesine gecikmiş itirazda bulunabilir. Bunun için engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazeretini gösteren delillerle birlikte itirazını bildirmesi gerekir. Yargıtay'a göre gecikmiş itirazın ön koşulu usulüne uygun bir tebligattır; tebligat usulsüzse tebliğ tarihinin düzeltilmesi yoluna gidilir.

Ödeme emri bana tebliğ edilmeden itiraz edebilir miyim?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin uygulamasına göre borçlu takipten haricen haberdar olup yedi gün içinde icra dairesine itiraz ettiyse ve alacaklının takibi sürdürme iradesi varsa, ödeme emri tebliğ edilmemiş olsa bile itiraz geçerlidir ve alacaklı bu itirazın kaldırılmasını isteyebilir.

İtirazın kaldırılmasında tazminat ne kadardır?

Talep esasa ilişkin nedenlerle kabul edilirse borçlu, aynı nedenlerle reddedilirse alacaklı, karşı tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Yargıtay'a göre talep belgenin kanundaki nitelikte olmaması yüzünden reddedilirse bu ret esasa ilişkin sayılmaz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, kira alacağına ilişkin bir takipte tazminatın toplam takip miktarı üzerinden değil asıl alacak üzerinden hesaplanması gerektiğine karar vermiştir.

İtirazın kaldırılması kararına karşı kanun yolu ve süresi nedir?

Karara konu değer İcra ve İflas Kanunu'ndaki parasal sınırı geçiyorsa kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesinin kararına karşı da kanundaki temyiz sınırını geçen işlerde tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna gidilebilir. Sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılır; uygulanacak tutar kanun yoluna başvurma tarihindeki değil, şikâyet başvurusunun yapıldığı veya davanın açıldığı tarihteki tutardır.

İtirazın kaldırılması için arabulucuya başvurmak gerekir mi?

Kanunda icra mahkemesinde istenen itirazın kaldırılması için zorunlu arabuluculuk öngörülmemiştir. Alacaklı itirazın iptali davası açacaksa, alacağın türüne göre arabuluculuk dava şartı olabilir: ticari para alacağı (TTK m. 5/A/1), işçi-işveren alacağı (7036 m. 3/1), kira, kat mülkiyeti, ortaklığın giderilmesi ve komşu hakkı uyuşmazlıkları (6325 m. 18/B/1), tüketici mahkemesi uyuşmazlıkları (6502 m. 73/A/1).

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Borçlar Hukuku sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Borçlar Hukuku alanına dön

Rehberler

Bu alandaki diğer rehberler

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp