İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Alacak davası: borç verilen paranın geri istenmesi, ispat, zamanaşımı ve faiz

Yayın tarihi:

Borç olarak verilen para geri ödenmediğinde alacaklı, icra takibine gerek olmadan genel mahkemede alacak davası açabilir. Bu rehber, sözleşmeden ve özellikle tüketim ödüncünden doğan para alacağının dava yoluyla istenmesini anlatır: ödüncün geri istenebilmesi için gereken ilk istem ve altı haftalık süre, elden verilen paranın senetle ispatı ve bunun istisnaları, havale ve EFT açıklamasının ispat yüküne etkisi, zamanaşımı, faizin başlangıcı, görevli ve yetkili mahkeme ile kanun yolu.

Kısaca

Borç verilen para geri ödenmezse alacaklı, genel mahkemede alacak davası açabilir. Paranın borç olarak verildiğini kural olarak davacı ispat eder; kanundaki sınırı aşan tutarlarda ispat kural olarak yazılı belgeyle yapılır. Karşı tarafın gönderdiği, borcu muhtemel gösteren bir mesaj ya da yazı varsa, karşı taraf tanık dinlenmesine açıkça muvafakat ederse veya taraflar yakın akrabaysa tanık da dinlenebilir. Açıklamasız banka havalesi kural olarak bir borcun ödenmesi sayılır. Geri ödeme zamanı hiç kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden itibaren altı hafta geçmedikçe geri vermekle yükümlü değildir. Alacak, kanunda aksine hüküm yoksa on yıllık zamanaşımına tabidir.

Bu sayfada

Dava, süre ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Görevli mahkeme

Kural olarak asliye hukuk mahkemesi. Uyuşmazlık ticari davaysa (her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlar ya da TTK m. 4/1'de sayılan hâller, örneğin alacak bono veya çek gibi TTK'da düzenlenen bir kambiyo senedine dayanıyorsa) asliye ticaret mahkemesi, tüketici işleminden doğuyorsa tüketici mahkemesi görevlidir.

Dayanak: HMK m. 2/1; TTK m. 4/1, m. 5/1, m. 776, m. 780; 6502 sayılı Kanun m. 73/1

Yetkili mahkeme

Davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi (genel yetki). Alacak sözleşmeden doğduğu için sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de dava açılabilir; aksine anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Tüketici davaları tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir.

Dayanak: HMK m. 6/1, m. 10; TBK m. 89/1; 6502 sayılı Kanun m. 73/5

Dava şartı

Genel alacak davasında, örneğin tacir olmayan iki kişi arasındaki ve kambiyo senedine dayanmayan borç para uyuşmazlığında, dava şartı arabuluculuk yoktur; arabulucuya başvurmak isteğe bağlıdır. İstisnalar: konusu bir miktar para olan ticari davalarda (taraflar tacir olmasa da bono veya çek gibi TTK'da düzenlenen bir kambiyo senedine dayanan alacaklar dahil), kanundaki istisnalar dışında tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda, işçi veya işveren alacaklarında ve kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Geri verme için belirli bir gün, bildirim süresi ya da istendiği anda ödeneceği kararlaştırılmamış ödünçte ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe geri vermekle yükümlü değildir; dava açmakta hukuki yarar ayrıca dava şartıdır.

Dayanak: 6325 sayılı Kanun m. 3/1, m. 18/B; TTK m. 4/1-a, m. 5/A; 6502 sayılı Kanun m. 73/A; 7036 sayılı Kanun m. 3; TBK m. 392; HMK m. 114/1-h

Süre ve zamanaşımı

Kanunda aksine hüküm yoksa on yıl; anapara faizleri gibi dönemsel edimlerde beş yıl. Zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla, muacceliyet bir bildirime bağlıysa bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Geri verme günü kararlaştırılmamış ödünçte ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe geri vermekle yükümlü değildir. TBK m. 389'daki altı aylık süre ödüncün teslimi ve teslim alınması istemlerine ilişkindir.

Dayanak: TBK m. 146, m. 147 (bent 1), m. 149, m. 389, m. 392

Yargılama usulü

Asliye hukuk mahkemesinde yazılı yargılama usulü; genel alacak davası HMK m. 316'daki basit yargılama hâlleri arasında sayılmaz. Tüketici mahkemesinde görülen davalar ve TTK m. 4/2'deki parasal sınırı geçmeyen ticari davalar basit yargılama usulüne tabidir.

Dayanak: HMK m. 316/1; 6502 sayılı Kanun m. 73/4; TTK m. 4/2

Harç

Nispi harç: konusu belli bir değerle ilgili davalarda karar ve ilam harcı hüküm altına alınan değer üzerinden alınır; karar ve ilam harcının dörtte biri peşin, kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Tüketici mahkemesinde tüketicinin açtığı davalar harçtan muaftır.

Dayanak: Harçlar Kanunu m. 15, m. 28/a; (1) sayılı tarife A-III-1-a; 6502 sayılı Kanun m. 73/2

Kanun yolu

İlk derece kararına karşı istinaf; m. 341/2'deki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir, kısmi davada bu sınır alacağın tamamına göre belirlenir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz; kural olarak m. 362/1-a'daki temyiz sınırını geçmeyen kararlar temyiz edilemez. Bu bent, istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hâli yönünden Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiştir. 31/7/2026'dan beri m. 362/3'e göre istinaf başvurusu kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında karar verilmişse, kabul ya da reddedilen kısım m. 341/2'deki sınırı aşıyorsa karar temyiz edilebilir; m. 362/1-a'daki temyiz sınırının altında kalan bu kararlarda ilk derece kararıyla aradaki fark m. 341/2'deki sınırı geçmiyorsa ya da karar yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz yolu kapalıdır. Sınırlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır; davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.

Dayanak: HMK m. 341, m. 362/1-a, m. 362/3, ek m. 1

Alacak davası nedir, itirazın iptali davasından farkı nedir?

Alacak davası, alacaklının borçludan bir miktar paranın ödenmesini doğrudan mahkeme kararıyla istediği eda davasıdır. Bu rehberin konusu, sözleşmeden ve özellikle tüketim ödüncünden doğan para alacağıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 386'ya göre tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Günlük dilde "borç para" denen ilişki budur.

Malvarlığına ilişkin bu davalarda, değer ve miktara bakılmaksızın ve aksine bir düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesi görevlidir (HMK m. 2/1). Alacaklının dava açmadan önce icra takibi yapması gerekmez. Takip yapılmış ve borçlu itiraz etmişse alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren bir sene içinde itirazın iptalini dava edebilir; bu süreyi geçiren alacaklının genel hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkı saklıdır (İcra ve İflas Kanunu m. 67/1 ve m. 67/5).

Hukuk Genel Kurulu, itirazın iptali davasını icra takibine sıkı sıkıya bağlı, ancak maddi hukuk ilişkisini inceleyerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir dava olarak tanımlar; davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı yanında kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK, E. 2022/1269)1 Aynı karara göre ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır; ancak iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılık gösterir.1 Bu nedenle aşağıda anılan ispat ölçütlerinin önemli bir kısmı itirazın iptali davalarında verilmiş kararlardan gelir; uyuşmazlığın özü, yani paranın borç olarak verilip verilmediği, iki davada aynıdır.

İki dava arasındaki bir fark da muacceliyetin arandığı andır. Hukuk Genel Kurulu'na göre kural olarak hukuki yararın davanın açıldığı anda mevcut olması gerekir; itirazın iptali davalarında ise davacının takip tarihinde de hukuki yararının bulunması aranır.1 Aynı karara göre itirazın iptali davasında alacaklı, takip anında alacağının varlığını ve muaccel, istenebilir durumda olduğunu ispatla yükümlüdür; muaccel olmayan bir borç için takip başlatan alacaklının korunmaya değer bir menfaati yoktur ve mahkeme bunu kendiliğinden gözeterek davayı usulden reddeder.1 Bu karar oy çokluğuyla verilmiştir.

Ödünç verilen paranın geri istenebilmesinin şartları nelerdir (Türk Borçlar Kanunu m. 392)?

Alacak davasının kazanılması için 1) taraflar arasında bir ödünç ilişkisinin (ya da başka bir sözleşmenin) bulunması, 2) paranın ödünç alana gerçekten verilmiş olması ve 3) geri verme borcunun muaccel, yani istenebilir hâle gelmiş olması gerekir. TBK m. 90'a göre ifa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur. Ödünçte ise özel bir kural vardır: TBK m. 392'ye göre geri verme konusunda belirli bir gün, bildirim süresi ya da istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.

3. Hukuk Dairesi'nin güncel çizgisinde bu süre bir dava şartıdır. Daireye göre m. 392'deki ibareden, alacaklının dava açması ya da takip başlatması için ilk istemden başlayarak altı hafta beklemesi gerektiği, alacağın bu süre sonunda muaccel olacağı sabittir; muaccel olmayan bir alacak için açılan davada HMK m. 114/1-h kapsamında hukuki yarar yoktur. (Yargıtay 3. HD, E. 2024/3306)2 Daire bu görüşü 2025'te de tekrarlamış, ilk önce istemde bulunmanın muacceliyet şartı olduğunu ve bu yöndeki uygulamasını 25.03.2024 tarihli kararına dayandırdığını belirtmiştir. (Yargıtay 3. HD, E. 2025/548)3 Sonuç olarak vadesiz ödünçte istem yapılmadan veya istemden sonra altı hafta beklenmeden açılan dava, esasa girilmeden hukuki yarar yokluğundan reddedilebilir.

Bu çizgi 2023'teki bir karardan farklıdır. Daire 11.04.2023 tarihli kararında aynı ibareden, dava açmak ya da takip başlatmak için önce istemde bulunup altı hafta beklemek gerektiğinin anlaşılmadığını, ibarenin yalnız temerrüdün oluşması ve faiz istenebilmesi için altı hafta geçmesi gerektiğini vurguladığını söylemişti. (Yargıtay 3. HD, E. 2022/4305)4 Sonraki kararlar bu görüşü benimsememiştir; güncel uygulama "muacceliyet şartı" görüşüdür.23 Daire bu görüşünü 2025'te iki uyuşmazlık giderme başvurusunda da tekrarlamıştır; ancak birinde talebi incelediği bölge adliye mahkemesi kararları arasında çelişki bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiş, ötekinde önceki ilke kararına atıf yaparak karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Aynı kararlara yansıyan tespite göre bazı bölge adliye mahkemesi daireleri altı haftayı yalnız temerrüt için aranan bir süre olarak kabul etmektedir ve bu dairelerin kesin nitelikteki kararlarında sonuç bölgeye göre değişebilir. Daire, ticari ödünç ilişkisinden kaynaklanan kararları ise kendi görev alanı dışında sayarak incelemeye almamıştır.

TBK m. 392 ilk istem için bir şekil öngörmez. Daire, davacının ödünç verdiği paraları iki tarafın da kabul ettiği WhatsApp yazışmalarıyla ilk olarak istediği tarihten icra takibine kadar altı haftalık sürenin dolduğunu ve istem koşulunun oluştuğunu kabul etmiştir.3 Kardeşler arasındaki bir ödünç ilişkisinde ise istemin yapılıp yapılmadığı tanıkla araştırılmadan dava reddedildiği için karar bozulmuştur; Daire, taraflar kardeş olduğundan HMK m. 203/1-a uyarınca tanık dinlenebileceğini ve alacağın muaccel olup olmadığının tanıklar dinlendikten sonra değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.2

Geri ödeme günü kararlaştırılmışsa altı haftalık bekleme söz konusu olmaz. Daire, davalının bir ay sonra ödeme vaadiyle ödünç aldığının ispatlandığı bir dosyada alacağın takipten önce muaccel hâle geldiğini kabul etmiştir. (Yargıtay 3. HD, E. 2025/1970)5 Buna karşılık "bir-bir buçuk yıl sonra", "imkânlar dâhilinde taksitlerle" gibi belirsiz ifadelerle ödeme zamanı borçlunun inisiyatifine bırakılmış ve takipten önce ihtar da yapılmamışsa Hukuk Genel Kurulu borcun takip tarihinde muaccel olduğunu kabul etmemiştir.1

Elden verilen borç nasıl ispat edilir: senetle ispat kuralı ve istisnaları (HMK m. 200-203)

İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK m. 190/1). Parayı borç olarak verdiğini ileri süren davacı, kural olarak bu iddiasını ispatlar. HMK m. 200/1'e göre bir hakkın doğumu, ikrarı ve itfası gibi amaçlarla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri maddedeki parasal sınırı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu sınır HMK ek m. 1/1 uyarınca her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır ve ek m. 1/2'ye göre m. 200 ve 201'deki sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı tarihteki miktar esas alınır. Madde metnindeki tutar bugünkü sınır olarak okunmamalıdır.

Senetle ispat kuralının üç kapısı vardır. 1) Karşı taraf açıkça muvafakat ederse tanık dinlenebilir; bunun için birinci fıkradaki düzenlemenin hatırlatılması gerekir (m. 200/2). 2) Delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir (m. 202/1); delil başlangıcı, işlemi tamamen ispata yetmese de onu muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kişi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir (m. 202/2). Belge kavramına elektronik ortamdaki veriler de girer (m. 199). 3) m. 203/1'deki istisnalarda, örneğin altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde tanık dinlenebilir.

Yargıtay kararlarında bu kapılar uygulanmaktadır. Daire, davacıların sunduğu yazışmaların paraların borç olarak gönderildiğine dair delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, buna göre dinlenen tanık beyanlarıyla iddianın ispatlandığını kabul etmiş ve senetle ispat zorunluluğuna dayanan temyiz itirazını reddederek kararı onamıştır. (Yargıtay 3. HD, E. 2025/1361)6 Kardeşler arasındaki bir ödünç ilişkisinde Daire, m. 203'teki işlemlerin miktar ve değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebileceğini belirtmiş; tanık beyanları, yurt dışında çekilen kredinin banka kayıtları ve havale dekontuyla borç para gönderildiğinin ispatlandığını kabul etmiştir. (Yargıtay 3. HD, E. 2024/2360)7 Davacının damadına verdiği bir ödünçte ise Daire, altın ve döviz ödüncünün tüm dosya kapsamı, davalının kısmi ikrarı ve tanık beyanlarıyla ispatlandığını kabul etmiştir; kararda tanığın hangi istisnaya göre dinlendiği ayrıca tartışılmamıştır. (Yargıtay 3. HD, E. 2025/3022)8

Bu kapıların hiçbirinin açılmadığı bir dosyada Daire, dekontlarda ödünç açıklaması bulunmadığı, yazışmanın borç kabulü içermediği, miktar itibarıyla tanıkla ispatın mümkün olmadığı ve yemin deliline dayanılmadığı bir dosyada, paranın borç olarak verildiğinin ispatlanamadığını kabul etmiştir. (Yargıtay 3. HD, E. 2025/4302)9 Bu karar, borçlu olmadığının tespiti için açılıp istirdat davasına dönüşen bir davada verilmiştir; ancak Dairenin cevapladığı soru, bu rehberdeki soruyla aynıdır: havaleyle gönderilen paranın borç olarak verildiğinin ispatı.

Havale ve EFT ile gönderilen paranın borç olarak verildiği nasıl ispat edilir?

Yargıtay'ın yerleşik görüşüne göre havale kural olarak bir ödeme vasıtasıdır. Hukuk Genel Kurulu, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığının karineten kabul edildiğini ve bu karinenin tersini ileri süren havalecinin iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu belirtir. (Yargıtay HGK, E. 2022/1076)10 3. Hukuk Dairesi de 2026'da aynı ölçütü, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine bulunduğu şeklinde tekrarlamıştır.9 Buna göre hiçbir açıklama taşımayan havale ya da EFT, tek başına paranın ödünç verildiğini göstermez.

Havale eden bu karineyi dekonta açıklama yazarak çürütebilir. Hukuk Genel Kurulu, banka havalelerinde havale edenin paranın gönderiliş nedenine dair bir açıklama ekleyerek bunun bir borç ödemesi olmadığını vurgulayabileceğini; böyle bir açıklamaya rağmen uyuşmazlık çıkarsa ispat yükünün, özellikle havale alıcısının açıklamalı gönderi üzerine davranışı dikkate alınarak hâkim tarafından belirleneceğini kabul etmiştir.10 Aynı kararda "şirket ortaklığı için borç" ve "borç bedeli" açıklamalı iki havale davalı tarafından çekince ileri sürülmeksizin kabul edildiği için davacının bu tutar yönünden ispat yükünden kurtulduğu ve ispat yükünün davalıya geçtiği sonucuna varılmıştır.10 Yalnız "yatırılan" açıklamalı üçüncü havalede ise karinenin davalı lehine işlediği ve ispat yükünün davacıda kaldığı kabul edilmiştir.10 Karar oy çokluğuyla verilmiştir; azınlık, sürecin bir bütün olarak değerlendirilmesini savunmuş, bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir.

Daire kararları bu ölçütü uygulamaktadır. "Borç olarak veriyorum" ve "borç olarak yatırılan" açıklamalı havalelerde Daire, borçlu olunmadığını ya da borcu ödediğini ispat yükünün davalıda olduğunu kabul etmiştir. (Yargıtay 3. HD, E. 2026/143)11 "Elden borç" açıklamasıyla EFT yoluyla gönderilen ve sonradan mesajlarla geri istenen paraların ödünç olarak verildiğinin ispatlandığı sonucuna varılmıştır.3 "Emanet" açıklamasıyla gönderilen para için de Daire, davacının paranın borç olarak gönderildiğini ispatladığını kabul etmiş; davalının savunmasını, davacının paranın gönderilmesinden önce düzenlediği ibraname gibi dosyadaki diğer belgelerle birlikte değerlendirmiştir.4 2025 tarihli bir başka kararda da "emanet" açıklamalı havalede ilk derece mahkemesi havaleyi delil başlangıcı sayıp tanık dinlemiş; Daire, davalının icra takibinden önce davacıya yaptığı ödemeleri de dikkate alarak ödüncün ispatlandığını kabul etmiştir.5

Bir kararda Daire, bölge adliye mahkemesinin dekonttaki açıklamayı yetersiz bulduğu bir dosyada, davalının sonradan yaptığı ve açıklama taşımayan kısmi geri ödemelerin alınan borcun ödemesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, taraflar arasında başka bir ilişkinin varlığı da iddia ve ispat edilmediğinden alacağın kabulünde isabetsizlik bulunmadığını belirterek, davayı yazılı delil yokluğundan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur. (Yargıtay 3. HD, E. 2022/3981)12 Hukuk Genel Kurulu ise 2023'te, hiçbir açıklama taşımayan havale yönünden taraflar arasındaki para alışverişinin bir bütün olarak değerlendirilmesi görüşünü çoğunlukla benimsememiş ve bu havale yönünden ispat yükünün davacıda kaldığını kabul etmiştir.10

Davalı parayı aldığını kabul edip başka bir sebep gösterirse ispat yükü kime geçer?

Davalı çoğu zaman paranın kendisine geldiğini inkâr etmez; parayı aldığını kabul eder, ama bunun borç olmadığını, kendisine olan bir borcun ödemesi ya da başka bir amaçla verilmiş para olduğunu savunur. Daire bu savunmayı gerekçeli inkâr (vasıflı ikrar) olarak nitelendirir: davalı, havale ile para gönderildiği vakıasını kabul etmekle birlikte hukuki niteliğinin başka olduğunu bildirmiştir ve vasıflı ikrar bölünemeyen ikrarlardan olduğundan ispat yükü davacıdadır.1211

Aynı ayrım 2026 tarihli bir kararda iki farklı sonuç doğurmuştur. Daire, açıklamasında borç verildiği yazılı havaleler yönünden ispat yükünün davalıda olduğunu kabul ederken, "30.000 USD aldım" yazılı ancak borç ibaresi içermeyen bir belge yönünden farklı sonuca varmıştır: davalı parayı aldığını kabul edip bunun başka birine teslim edilmek üzere alındığını savunduğu için, paranın borç olarak verildiğini ispat yükü hâlâ davacıdadır; aksi yöndeki kabul bozma sebebi sayılmıştır.11

Davacı paranın borç olarak verildiğini ispatladıktan sonra borcun ödendiğini ispat etmek davalıya düşer. Hukuk Genel Kurulu, ispat yükünün yer değiştirdiği hâllerden birinin davalının ödeme savunmasında bulunması olduğunu belirtir.1 Daire de "emanet" açıklamalı havalede davacının paranın borç olarak gönderildiğini ispatladığını, davalının ise borcun ödendiğini ispatlayamadığını kabul etmiştir.4

İkrar başka bir yargılamada da yapılmış olabilir. Daire, davalının eski eşiyle arasında görülen başka bir davada vekilinin dilekçesiyle davacıdan borç para aldığını bildirip bu borcun katılma alacağının tespitinde pasif değer olarak dikkate alınmasını istemesini ikrar niteliğinde saymış ve alacağı bu nedenle kabul eden kararı onamıştır.8

Alacak davasında zamanaşımı kaç yıldır ve ne zaman başlar (Türk Borçlar Kanunu m. 146 ve m. 149)?

TBK m. 146'ya göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. TBK'nın tüketim ödüncüne ilişkin hükümleri (m. 386-392) ödüncün geri verilmesi istemi için ayrı bir zamanaşımı süresi öngörmez. TBK m. 389'daki altı aylık süre ödünç alanın ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemlerine ilişkindir; verilmiş paranın geri istenmesine ilişkin değildir. Daire de ödünç ilişkisinin tabi olduğu 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolmadığını belirterek kararı onamıştır.5 Anapara faizleri gibi dönemsel edimler ise beş yıllık zamanaşımına tabidir (m. 147/1).

Zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar; muacceliyet bir bildirime bağlıysa zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işler (m. 149). Vadesiz ödünçte bunun sonucu önemlidir: Daire, alacaklının paranın verildiği tarihten itibaren her zaman ödeme için haber verme olanağına sahip olduğunu, zamanaşımının bu tarihten başlayacağını kabul etmiştir. (Yargıtay 3. HD, E. 2025/288)13 Daire bu sonuca, zamanaşımının başlangıç tarihinin borcun verildiği tarihe 6 hafta eklenerek tespiti gerektiğini söyleyen 1975 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararını aktararak varmıştır; o karar mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 312 dönemine aittir, bugünkü karşılığı TBK m. 392'dir.13 Kararda 2008'de verilen altınlar için 2023'te açılan dava zamanaşımından reddedilmiştir.

Bu iki kural birlikte okunur: dava açabilmek için ilk istem ve altı haftalık süre gerekir,3 ama zamanaşımı istemin fiilen yapılmasını beklemeden işlemeye başlar.13

Zamanaşımı, borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da alacaklı dava açmış veya icra takibinde bulunmuşsa kesilir (TBK m. 154). Kısmi davada 31/7/2026'dan beri yeni bir kural vardır: alacağın yalnız bir kısmı dava edilmişse talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır (HMK m. 109/4). Aynı tarihte belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107 yürürlükten kaldırılmıştır; 7589 sayılı Kanun'un geçiş hükmüne göre m. 107, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam eder.

Borç verilen paraya hangi tarihten faiz istenir (Türk Borçlar Kanunu m. 117)?

Faizin başlangıcı borçlunun temerrüdüne bağlıdır. TBK m. 117/1'e göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; m. 117/2'ye göre borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmişse bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur. Hukuk Genel Kurulu, alacağın muaccel hâle gelmesi ile borçlunun temerrüde düşmesinin farklı kavramlar olduğunu vurgular.1

Belirli vade varsa ihtar gerekmez. Daire, "2017 yılının 8. ayının son gününe kadar" ifadesiyle belirli bir vade kararlaştırıldığını, bu günün geçmesiyle davalının temerrüde düştüğünü ve faizin dava tarihinden değil vade tarihinden işletilmesi gerektiğini belirterek hükmü düzeltip onamıştır. (Yargıtay 3. HD, E. 2024/1898)14 Daireye göre gün, ay ve yıl ile belirtilen bir günde veya sözleşmenin imzalanmasından belli bir süre içinde ödenmesi kararlaştırılmışsa vade belirlidir.14

Vadesiz ödünçte temerrüt bir kararda istemden sonra altı haftanın geçmesine bağlanmıştır. Daire 2023 tarihli kararında ödeme emrinin tebliğinden altı hafta sonra davalının temerrüde düştüğünü ve faizin ancak bu tarihten işletilebileceğini kabul etmiştir.4 Aynı kararın m. 392'nin dava şartı olmadığına ilişkin görüşü ise, yukarıda anlatıldığı gibi, Dairenin sonraki kararlarında benimsenmemiştir; bu nedenle istem yapılmadan başlatılan takipte faiz hesabından önce takibin kendisi tartışmalı hâle gelir.3

Faizin türü ayrıca belirlenir. Ticari olmayan tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça faiz istenemez; ticari tüketim ödüncünde kararlaştırılmamış olsa bile faiz istenebilir (TBK m. 387). Temerrüt faizi ise ayrıca düzenlenmiştir: bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşmeyle aksi kararlaştırılmadıkça temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür (3095 sayılı Kanun m. 2/1); oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir (TBK m. 120/1). Kanuni faizin hesap yöntemi 7589 sayılı Kanun'la değiştirilmiştir (3095 sayılı Kanun m. 1); oran her dönem ayrıca belirlendiği için rakam olarak yazılmaz.

Yabancı para ve altın ödüncünde hüküm para birimi ayrı bir sorundur. TBK m. 99/3'e göre yabancı para borcu ödeme gününde ödenmezse alacaklı, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade yoksa, alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk lirasıyla ödenmesini isteyebilir. Bir kararda icra takibinde seçimlik hakkını Türk lirasından yana kullanan alacaklının bu tercihinden dönemeyeceği yönündeki bölge adliye mahkemesi gerekçesi yabancı para alacağı yönünden yerinde bulunmuş; altın alacağı yönünden ise Daire, 1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararındaki esasları ve taleple bağlılık ilkesini gözeterek, altının piyasadan aynen temini mümkün misli eşya olduğunu, bu nedenle takip tarihindeki değerine değil karar tarihindeki değerine hükmedilmesi gerektiğini belirterek bu kısmı bozmuştur.8

İlgili mevzuat

TBK m. 386 — Tüketim ödüncü — tanımı

MADDE 386- Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.

Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TBK m. 392 — Geri verme zamanı

MADDE 392- Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.

Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

TBK m. 389 — Tüketim ödüncünde zamanaşımı

MADDE 389- Ödünç alanın, ödünç konusunun teslimine ve ödünç verenin de bu şeyin teslim alınmasına ilişkin istemleri, diğer tarafın bu konuda temerrüde düşmesinden başlayarak altı ayın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Kaynak: Türk Borçlar Kanunu (6098)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

HMK m. 200 — Senetle ispat zorunluluğu

MADDE 200- (1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.

(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.

Kaynak: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

HMK m. 202 — Delil başlangıcı

MADDE 202- (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.

(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.

Kaynak: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

HMK m. 203 — Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları

MADDE 203- (1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir:

a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.

b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler.

c) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler.

ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları.

d) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları.

e) Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli.

Kaynak: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 23 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1.İtirazın iptali ile alacak davası farkı ve takip tarihinde muacceliyetYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2022/1269 · K. 2023/1106 ·

    Ortaklıktan vazgeçilmesi üzerine iade edilecek paranın dövizle ve taksitlerle ödenmesinde anlaşılmış, bakiye için başlatılan takibe itiraz edilmişti. Hukuk Genel Kurulu, tarafların ilişkisinin bir ödünç sözleşmesine dönüştüğünü, itirazın iptali davasında ispat külfetinin normal bir alacak davasındaki ile aynı olduğunu ve alacaklının takip anında alacağın muaccel olduğunu ispatla yükümlü bulunduğunu belirtti. "Bir-bir buçuk yıl sonra", "imkânlar dâhilinde taksitlerle" gibi belirsiz ifadelerle ödeme zamanı borçluya bırakıldığı ve takipten önce ihtar yapılmadığı için borcun takip tarihinde muaccel olmadığına karar verdi. Direnme kararı oy çokluğuyla bozuldu.

    Sonuç: Belirsiz vadeli ödünçte ihtar yapılmadan başlatılan takip ve buna dayanan itirazın iptali davası hukuki yarar yokluğundan reddedilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2.İlk istem ve altı hafta: hukuki yarar ve istemin tanıkla ispatıYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/3306 · K. 2025/2243 ·

    Davacı, yıllarca maaşlarını kardeşine borç olarak gönderdiğini ileri sürerek alacak davası açtı; bölge adliye mahkemesi, geri istemden sonra altı hafta beklenmeden dava açıldığı gerekçesiyle davayı hukuki yarar yokluğundan usulden reddetti. Daire, TBK m. 392'den alacaklının dava açmak için ilk istemden başlayarak altı hafta beklemesi gerektiğini ve muaccel olmayan alacak için açılan davada hukuki yarar bulunmadığını kabul etti; ancak taraflar kardeş olduğundan HMK m. 203/1-a uyarınca tanık dinlenebileceğini, istemin yapılıp yapılmadığının tanıklar dinlendikten sonra değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.

    Sonuç: Vadesiz ödünçte ilk istem ve altı hafta dava şartıdır; istemin yapıldığı kardeşler arasında tanıkla ispatlanabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3."Elden borç" açıklamalı EFT ve WhatsApp ile yapılan istemYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/548 · K. 2025/3955 ·

    Duygusal ilişki döneminde "elden borç" açıklamasıyla EFT yoluyla gönderilen paralar için takip başlatılmış, bölge adliye mahkemesi takipten önce istem yapılmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmişti. Daire, paraların ödünç olarak verildiğinin davacı tarafından ispatlandığını kabul etti; TBK m. 392 uyarınca ilk istemin muacceliyet şartı olduğunu tekrarladı, ancak paraların WhatsApp yazışmalarıyla ilk kez istendiği tarihten takip tarihine kadar altı haftalık sürenin dolduğunu ve istem koşulunun oluştuğunu belirterek kararı bozdu.

    Sonuç: İki tarafın da kabul ettiği WhatsApp yazışmasıyla yapılan geri istem, altı haftalık süreyi başlatmış sayılmıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4."Emanet" açıklamalı havale ve faiz başlangıcı (2023 görüşü)Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2022/4305 · K. 2023/1080 ·

    Bir şirket, "emanet" açıklamasıyla gönderdiği 200.000 TL'nin ödünç olduğunu ileri sürdü. Daire, davacının paranın borç olarak gönderildiğini ispatladığını, davalının ise borcun ödendiğini ispatlayamadığını kabul etti. TBK m. 392'deki ibarenin dava açmak için önce istemde bulunup altı hafta beklemeyi gerektirmediğini, yalnız temerrüt ve faiz için altı hafta geçmesi gerektiğini vurguladığını belirterek faizi ödeme emrinin tebliğinden altı hafta sonraki tarihten başlatacak şekilde hükmü düzeltip onadı. m. 392'nin dava şartı olmadığı yönündeki bu görüş Dairenin 2024-2025 kararlarında terk edilmiştir.

    Sonuç: 2023 tarihli bu kararda faiz, ödeme emrinin tebliğinden altı hafta sonrasından başlatılmıştır; kararın m. 392'nin dava şartı olmadığı yönündeki dayanağı sonraki kararlarda benimsenmemiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5.Belirli vadede altı hafta beklenmemesi ve on yıllık zamanaşımıYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/1970 · K. 2025/5962 ·

    Davacı, "emanet" açıklamasıyla gönderdiği 1.000.000 TL'nin bir ay sonra ödenmek üzere ödünç verildiğini ileri sürdü; davalı, alacağın muaccel olmadığını ve TBK m. 389 uyarınca zamanaşımına uğradığını savundu. Daire, vade kararlaştırılmamışsa ilk istemden başlayarak altı hafta sonra alacağın muaccel olacağını hatırlattı; davalının takipten önce yaptığı ödemeler dikkate alınarak bir ay sonra ödeme vaadiyle ödünç alındığının ispatlandığını, alacağın takipten önce muaccel hâle geldiğini ve ödünç ilişkisinin tabi olduğu on yıllık genel zamanaşımı süresinin dolmadığını belirterek kararı onadı.

    Sonuç: Geri ödeme için belirli bir süre kararlaştırılmışsa altı hafta beklenmez; ödünç alacağı on yıllık zamanaşımına tabidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6.Yazışmaların delil başlangıcı sayılmasıYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/1361 · K. 2025/4581 ·

    Davacılar, davalıya Türk lirası ve Euro olarak borç para verdiklerini ileri sürdü; davalı, HMK m. 200 uyarınca bu miktar için senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, tanıkla ispatın mümkün olmadığını savundu. Daire, davacıların sunduğu yazışmaların paraların borç olarak gönderildiğine dair delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, buna göre dinlenen tanık beyanlarıyla iddianın ispatlandığını ve davalının borcu ödediğine dair belge sunmadığını belirterek kararı onadı.

    Sonuç: Borçlunun gönderdiği yazışmalar delil başlangıcı sayılırsa senetle ispat gereken tutarda da tanık dinlenebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7.Kardeşler arasında ödüncün tanıkla ispatıYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/2360 · K. 2025/1667 ·

    Yurt dışında çalışan davacı, kız kardeşinin ev alması için kredi çekip 25.000 Euro göndermiş; davalı, paranın karşılıksız yardım olduğunu ve tanıkla ispatın mümkün olmadığını savunmuştu. Daire, HMK m. 203'e göre kardeşler arasındaki işlemlerin miktar ve değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebileceğini belirtti; tanık beyanları, kredi dekontu, banka kayıtları ve havale dekontuyla borç para gönderildiğinin ve davalının borcu ödediğini ispatlayamadığının anlaşıldığını kabul ederek kararı onadı.

    Sonuç: Kardeşler arasındaki ödünçte senetle ispat zorunluluğu yoktur; tanık ve banka kayıtlarıyla ispat mümkündür.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8.Yabancı para ve altın ödüncünde hüküm para birimi; başka davadaki ikrarYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/3022 · K. 2026/2946 ·

    Davacı, eski damadına altın ve 12.500 USD, ayrıca 10.000 Euro ödünç verdiğini ileri sürdü. Daire, altın ve dolar ödüncünün davalının kısmi ikrarı ve tanık beyanlarıyla ispatlandığını; 10.000 Euro yönünden davalının başka bir davada vekilinin dilekçesiyle borç para aldığını bildirmesinin ikrar niteliğinde olduğunu kabul etti. TBK m. 99'u aktararak takipte Türk lirasını seçen alacaklının bu tercihinden dönemeyeceği yönündeki gerekçeyi yabancı para yönünden yerinde buldu; 1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararındaki esasları ve taleple bağlılık ilkesini gözeterek altının misli eşya olduğunu ve karar tarihindeki değerine hükmedilmesi gerektiğini belirterek altın alacağı yönünden kararı bozdu, diğer yönlerden onadı.

    Sonuç: Başka davada vekil dilekçesiyle kabul edilen borç ikrar sayılmıştır; altın alacağında Daire, somut talep ve 1947 tarihli İBK'yı gözeterek karar tarihindeki değere hükmedilmesini istemiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9.Açıklamasız havale, tanıkla ispat yasağı ve yeminYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/4302 · K. 2026/1832 ·

    Havaleyle gönderilen paraların borç olduğu iddiasıyla başlatılan takip üzerine borçlu, borçlu olmadığının tespitini istedi; ödeme yapınca dava istirdat davasına dönüştü. Daire, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine bulunduğunu belirtti; dekontlarda ödünç açıklaması olmadığı, yazışmanın borç kabulü içermediği, miktar itibarıyla tanıkla ispatın mümkün olmadığı ve yemin deliline dayanılmadığı için paranın borç olarak verildiğinin ispatlanamadığını kabul ederek kararı onadı.

    Sonuç: Açıklamasız havale borç ödemesi sayılır; senetle ispat gereken tutarda yazılı delil ve yemin yoksa ödünç iddiası ispatlanamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10.Havale karinesi ve dekont açıklamasının ispat yüküne etkisiYargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2022/1076 · K. 2023/494 ·

    Davacı, üç ayrı havaleyle gönderdiği paranın ödünç olduğunu ileri sürerek başlattığı takibe itirazın iptalini istedi. Hukuk Genel Kurulu, havalenin kural olarak bir ödeme vasıtası olduğunu ve karinenin aksini havalecinin ispatlayacağını belirtti; "şirket ortaklığı için borç" ve "borç bedeli" açıklamalı iki havale davalı tarafından çekincesiz kabul edildiği için bu tutar yönünden ispat yükünün davalıya geçtiğini, yalnız "yatırılan" açıklamalı havalede ise ispat yükünün davacıda kaldığını kabul etti. Direnme kararı değişik gerekçeyle, oy çokluğuyla bozuldu. Hukuk Genel Kurulu somut olayda 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 457 vd.'nı uygulamış ve TBK m. 555'teki düzenlemenin buna paralel olduğunu belirtmiştir.

    Sonuç: Borç olduğunu belirten açıklamalı havale çekincesiz kabul edilirse ispat yükü alıcıya geçer; açıklamasız havalede karine alıcı lehinedir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11."Borç olarak veriyorum" açıklaması ve "aldım" belgesiYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2026/143 · K. 2026/3427 ·

    Davacı, "borç olarak veriyorum" ve "borç olarak yatırılan" açıklamalı iki havale ile davalının imzaladığı "30.000 USD aldım" belgesine dayanarak iki takip başlattı. Daire, açıklamalı havaleler yönünden borçlu olunmadığını ya da borcun ödendiğini ispat yükünün davalıda olduğunu ve davalının bunu ispatlayamadığını kabul etti. Belge yönünden ise borç ibaresi bulunmadığını, davalının parayı aldığını kabul edip başka birine teslim edilmek üzere aldığını savunarak vasıflı ikrarda bulunduğunu, bu durumda ispat yükünün davacıda kaldığını belirterek birleşen dava yönünden kararı bozdu.

    Sonuç: "Borç" açıklamalı havalede ödemeyi davalı ispatlar; borç ibaresi taşımayan "aldım" belgesinde ödünç iddiası davacıda kalır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12.Vasıflı ikrar ve açıklamasız geri ödemelerin anlamıYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2022/3981 · K. 2022/6014 ·

    Davacı, banka yoluyla gönderdiği 100.000 USD'nin borç olduğunu, davalının 50.000 USD'sini geri ödediğini ileri sürerek bakiyeyi istedi; davalı, paranın kendisine olan bir borcun ödemesi olduğunu savundu. Daire, davalının gerekçeli inkârda (vasıflı ikrar) bulunduğunu ve bu durumda ispat yükünün davacıda olduğunu belirtti; ancak davalının sonradan yaptığı açıklamasız kısmi ödemelerin alınan borcun ödemesi sayılması gerektiğini, taraflar arasında başka bir ilişki de ispatlanmadığından alacağın kabulünün isabetli olduğunu kabul ederek davayı reddeden bölge adliye mahkemesi kararını bozdu.

    Sonuç: Parayı aldığını kabul edip başka sebep gösteren davalı karşısında ispat yükü davacıdadır; davalının açıklamasız geri ödemeleri bu dosyada ödünç ilişkisinin kanıtı sayılmıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13.Vadesiz ödünçte zamanaşımının başlangıcıYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/288 · K. 2025/4526 ·

    Davacı, 2008'de ödünç verdiği altınların iadesini 2023'te çektiği ihtarname ve açtığı davayla istedi; zamanaşımının ihtardan sonra altı haftanın geçmesiyle başlayacağını savundu. Daire, sözleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımının on yıl olduğunu, 1975 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararına göre ihbar esasına bağlı borçlarda zamanaşımının ihbarın yapılabileceği, yani paranın verildiği tarihten başlayacağını aktararak, altınların verildiği tarihten itibaren altı hafta ve on yıllık sürenin dolduğunu kabul etti ve ret kararını onadı.

    Sonuç: Vadesiz ödünçte zamanaşımı, istemin fiilen yapıldığı günden değil, ödüncün verildiği tarihe altı hafta eklenerek bulunan günden işler.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 14.Belirli vadede faizin vade gününden başlamasıYargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/1898 · K. 2025/838 ·

    Adi yazılı senetle 70.000 USD ödünç verilmiş ve borçlu parayı "2017 yılının 8. ayının sonuna kadar" ödemeyi taahhüt etmişti. İlk derece mahkemesi faizi dava tarihinden başlattı. Daire, TBK m. 117 uyarınca belirli vade söz konusuysa vadenin geçmesiyle ihtara gerek kalmadan borçlunun temerrüde düşeceğini, sözleşmedeki ifadenin belirli bir vade olduğunu belirterek faizin vade günü olan 31.08.2017'den işletilmesi gerektiğine karar verdi ve hükmü düzelterek onadı.

    Sonuç: Ödeme günü belirli olan ödünçte borçlu, vadenin geçmesiyle ihtarsız temerrüde düşer; faiz vadeden işler.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Elden verdiğim borç parayı senet olmadan geri isteyebilir miyim?

İsteyebilirsiniz, ancak paranın borç olarak verildiğini ispatlamanız gerekir. Kanundaki parasal sınırı aşan tutarlarda ispat kural olarak yazılı belgeyle yapılır. Karşı tarafın gönderdiği mesaj veya yazı gibi işlemi muhtemel gösteren bir belge varsa, karşı taraf tanık dinlenmesine açıkça muvafakat ederse ya da taraflar yakın akrabaysa tanık da dinlenebilir.

Senetle ispat sınırı hangi yılın tutarına göre belirlenir?

Sınır her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılır. Hangi tutarın uygulanacağı, hukuki işlemin, yani ödüncün verildiği tarihteki miktara göre belirlenir; davanın açıldığı yılın tutarı esas alınmaz.

Kardeşime, anneme veya damadıma verdiğim borcu tanıkla ispatlayabilir miyim?

Evet. Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde senetle ispat zorunluluğu uygulanmaz ve tanık dinlenebilir. Yargıtay bir kararında bu işlemlerin miktar ve değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebileceğini belirtmiştir; tanık beyanları banka kayıtları gibi diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Açıklama yazmadan havale veya EFT ile gönderdiğim para borç sayılır mı?

Kural olarak sayılmaz. Açıklamasız havale, Yargıtay'ın yerleşik görüşüne göre mevcut bir borcun ödenmesi kabul edilir ve paranın borç olarak verildiğini gönderen ispatlar. Açıklamaya "borç" yazılmışsa ve alıcı buna itiraz etmeden parayı kabul etmişse ispat yükü alıcıya geçebilir.

Borç verdiğim parayı istedikten sonra ne kadar beklemem gerekir?

Geri ödeme için belirli bir gün, bildirim süresi ya da istendiği anda ödeneceği kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden itibaren altı hafta geçmedikçe parayı geri vermekle yükümlü değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin güncel kararlarına göre bu süre dolmadan açılan dava hukuki yarar yokluğundan reddedilebilir. Belirli bir ödeme günü, bildirim süresi ya da istendiği anda ödeme kararlaştırılmışsa altı haftalık bekleme süresi uygulanmaz.

Parayı geri istediğimi nasıl göstermeliyim, ihtarname şart mı?

Kanun geri isteme için belirli bir şekil öngörmez. Yargıtay, iki tarafın da kabul ettiği WhatsApp yazışmalarıyla yapılan geri istemi yeterli saymıştır. Yakın akrabalar arasında istemin yapıldığı tanıkla da ispatlanabilir. İhtarname ise istemin tarihini belgelemenin yollarından biridir.

Borç para alacağı kaç yılda zamanaşımına uğrar?

Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça on yılda. Tüketim ödüncündeki altı aylık süre yalnız ödüncün teslimi ve teslim alınması istemlerine ilişkindir, verilen paranın geri istenmesine uygulanmaz. Geri ödeme için belirli bir gün, bildirim süresi ya da istendiği anda ödeneceği kararlaştırılmamışsa Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bir kararında, 1975 tarihli bir Hukuk Genel Kurulu kararını aktararak, zamanaşımını istemin yapıldığı günden değil, paranın verildiği tarihe altı hafta eklenerek bulunan tarihten başlatmıştır.

Borç para için dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

Kural olarak zorunlu değildir: tacir olmayan iki kişi arasındaki, kambiyo senedine dayanmayan borç para uyuşmazlığında isteğe bağlıdır. Alacak bono veya çek gibi bir kambiyo senedine dayanıyorsa dava ticari dava sayılır ve arabulucuya başvurmak zorunludur. Uyuşmazlık başka bir sebeple ticari dava niteliğindeyse, tüketici mahkemesinde görülecekse, işçi-işveren alacağıysa ya da kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti veya komşu hakkından doğuyorsa kanundaki istisnalar saklı kalmak üzere dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur.

Alacak davasını hangi mahkemede ve hangi şehirde açmalıyım?

Kural olarak asliye hukuk mahkemesinde; ticari davalarda asliye ticaret, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesinde. Dava davalının yerleşim yerinde açılabilir; sözleşmeden doğan alacakta sözleşmenin ifa edileceği yerde de açılabilir. Aksine anlaşma yoksa para borcu alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir.

Borç verdiğim paraya hangi tarihten faiz isteyebilirim?

Ödeme günü belirliyse o günün geçmesiyle borçlu ihtara gerek olmadan temerrüde düşer ve faiz o tarihten istenebilir. Ödeme günü belirli değilse borçlunun temerrüdü için ihtar gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin güncel kararlarına göre vadesiz ödünçte dava açmadan veya takip başlatmadan önce parayı geri istemek ve altı hafta beklemek gerekir; bu yapılmazsa takip ya da dava hukuki yarar yokluğundan reddedilebilir. Ticari olmayan ödünçte kararlaştırılmamışsa faiz istenemez; bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu ise sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Borçlar Hukuku sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Borçlar Hukuku alanına dön

Rehberler

Bu alandaki diğer rehberler

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.

AraWhatsApp