İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Sit alanı: dereceler, tescil ve koruma kurulu kararına itiraz (2863 sayılı Kanun m. 7, 17, 61)

Yayın tarihi:

Bu sayfada

Kısaca

  • Sit alanı, geçmiş uygarlıkların izlerini, tarihi kent dokusunu ya da korunması gereken doğal özellikleri taşıyan ve kurul kararıyla tescil edilen alandır.
  • Tescil kararı, tapu siciline şerh düşülmek üzere tapu müdürlüğüne bildirilir.
  • Bir alanın sit olarak ilanı, oradaki imar planlarının uygulanmasını durdurur.
  • Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar kurulun belirlediği geçiş dönemi koşulları uygulanır.
  • Sit kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir ve dava açma süresi kural olarak altmış gündür.
  • Danıştay, bu davalarda alanın uzman bilirkişilerce yerinde incelenmesini arar.

Bir taşınmazın sit alanında kalması, üzerinde ne yapılabileceğini koruma bölge kurulunun kararlarına bağlar. Bu rehber, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun sit alanını ve tescilli yapıyı nasıl tanımladığını, sit derecelerinin Danıştay kararlarında nasıl aktarıldığını, tescil kararının bildirimini ve tapuya şerhini, sit ilanının imar planı ve yapılaşma üzerindeki etkisini, koruma kurulu kararına itirazı ve idare mahkemesinde açılan iptal davasını Danıştay kararlarıyla birlikte anlatır.

İlgili rehberler: Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu suçları (2863 sayılı Kanun m. 65-74)Yıkım kararı ve yıkım kararına itiraz (3194 sayılı İmar Kanunu m. 32)

Dava, süre ve usul

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Görevli mahkeme

İdare mahkemesi. Koruma bölge kurulunun tescil, sit derecesi, geçiş dönemi koruma esasları ya da tescil kaydının kaldırılması isteminin reddi gibi kararlarına karşı açılan dava, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırılığı ileri sürülerek açılan iptal davasıdır (İYUK m. 2/1-a). İdare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal davalarını çözümler (2576 sayılı Kanun m. 5/1). Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılan iptal davalarına Danıştay ilk derece mahkemesi olarak bakar (2575 sayılı Kanun m. 24/1-a); doğal sit alanının kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilanına ilişkin Cumhurbaşkanı kararı bu kapsamdadır. İdari yargı yetkisi hukuka uygunluk denetimiyle sınırlıdır; mahkeme yerindelik denetimi yapamaz (İYUK m. 2/2).

Dayanak: İYUK m. 2; 2576 sayılı Kanun m. 5; 2575 sayılı Kanun m. 24

Yetkili mahkeme

İmar, kamulaştırma, yıkım, ruhsat gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasına veya bunlara bağlı her türlü haklara ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesidir (m. 34/1). Kanunda veya özel kanunda yetkili mahkeme gösterilmemişse genel kural, işlemi yapan idari merciin bulunduğu yer idare mahkemesidir (m. 32/1). İdari yargıda yetki kamu düzenindendir (m. 32/2). Madde 34/1'deki sayım örnek niteliğindedir; sit ve tescil kararlarını ayrıca anmaz.

Dayanak: İYUK m. 34/1, m. 32

Dava şartı

Kanunda dava açmadan önce zorunlu bir idari başvuru öngörülmemiştir. 2863 sayılı Kanun m. 61/2 koruma bölge kurulu kararlarına itirazı düzenler: itiraz Bakanlıkça değerlendirilir ve gerekli görülürse Koruma Yüksek Kurulu gündemine alınır; Yüksek Kurul itirazı en geç üç ay içinde karara bağlar. İYUK m. 11'e göre dava açmadan önce işlemin kaldırılması veya değiştirilmesi ayrıca istenebilir; bu başvuru işlemeye başlamış dava süresini durdurur, otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve ret ya da zımni ret hâlinde dava açma süresi, başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılarak yeniden işlemeye başlar.

Dayanak: 2863 sayılı Kanun m. 61; İYUK m. 11

Süre ve zamanaşımı

Dava açma süresi altmış gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar (İYUK m. 7/1-2). Tek yapı ölçeğindeki tescil kararları ile korunma alanına ilişkin kararlar maliklere Tebligat Kanunu uyarınca tebliğ edilir; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilenler de dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazların tescil kararları Resmî Gazete'de yayımlanır ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay duyurulur (2863 sayılı Kanun m. 7). Adresleri belli olmayanlara özel kanuna göre ilan yoluyla bildirim yapılmışsa süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar (İYUK m. 7/3); bu kural adresleri belli olmayanlar için yazılmıştır.

Dayanak: İYUK m. 7; 2863 sayılı Kanun m. 7

Yargılama usulü

Yazılı yargılama usulü; inceleme evrak üzerinde yapılır (İYUK m. 1/2). Dava açılması kurul kararının yürütülmesini durdurmaz. Yürütmenin durdurulması, işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesine bağlıdır (m. 27/1-2).

Dayanak: İYUK m. 1, m. 27

Harç

Maktu harç. Harçlar Kanunu (1) sayılı tarife idare mahkemelerinde maktu başvurma harcı öngörür (A-I-2); belli bir değerle ilgili olmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlar ile davanın reddi kararlarında karar ve ilam harcı da maktudur (A-III-2-a). Maktu harçlar her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırıldığı için tutar burada yazılmamıştır (mükerrer m. 138).

Dayanak: Harçlar Kanunu (1) sayılı tarife A-I-2, A-III-2-a; mükerrer m. 138

Kanun yolu

İdare mahkemesi kararına karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde bölge idare mahkemesinde istinaf; konusu m. 45/1'deki parasal sınırı geçmeyen iptal davalarındaki kararlar kesindir (m. 45/1; sınır her yıl yeniden değerlenir, ek m. 1). Bölge idare mahkemesinin kararı otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilir: Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar (m. 46/1-h), imar planlarından kaynaklanan davalar (m. 46/1-g) ve düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları (m. 46/1-a) bu kapsamdadır. Madde 46/1-h itiraz üzerine verilen kararları sayar; itiraz edilmeden doğrudan koruma bölge kurulu kararına karşı açılan dava bu bentte sayılmamıştır. Birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararlar temyiz edilebilir; idare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar bunun dışındadır (m. 46/2).

Dayanak: İYUK m. 45, m. 46, ek m. 1

2863 sayılı Kanun m. 3'e göre sit alanı nedir; doğal sit, korunma alanı ve tescilli yapı nasıl ayrılır?

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu m. 3/a-3 siti, tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu, sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlar olarak tanımlar. Aynı madde doğal (tabii) siti ayrıca tanımlar: jeolojik devirlere ait olup ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip, yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlar (m. 3/a-13).

Sit alanı tek tek yapılardan farklıdır. Kanun m. 6, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını sayar: 19. yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, bu tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar ve sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları bunlar arasındadır. Günlük dilde tescilli yapı denen, bu varlıklardan biri olarak koruma bölge kurulu kararıyla tescil edilen taşınmazdır (m. 7). Korunma alanı ise taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının muhafazaları veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan, korunması zorunlu alandır (m. 3/a-5); bu alanların tespiti ve içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi koruma kurullarınındır (m. 8).

Kararı veren kurum alanın türüne göre değişir. Kültür varlıklarında Bakanlık, Kültür ve Turizm Bakanlığıdır (m. 3/b-1); korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarıyla ilgili hizmetler için Bakanlığa bağlı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ile Bakanlıkça belirlenecek bölgelerde koruma bölge kurulları kurulur (m. 51) ve tescili koruma bölge kurulu yapar (m. 57/a). Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları için görevli ve yetkili bakanlık ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır; bu alanlarda koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Bakanlığın onayıyla yürürlüğe konulur (Ek m. 4). Danıştay 4. Dairesinin 2025 tarihli bir kararında bu Bakanlık, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adıyla anılmıştır. (Danıştay 4. Daire, E. 2023/11498)1 Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, aykırılık incelemesinden ayırdığı bir dosyayı anlatırken, hem doğal sit hem de arkeolojik sit alanında kalan bir taşınmazdaki yapıya ilişkin Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu işlemine karşı açılan o davada husumetin Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini parantez içinde belirtmiştir; bu konuda ayrıca bir hüküm kurmamıştır. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/7)2

Sit dereceleri: 1., 2. ve 3. derece arkeolojik sit ile doğal sit kategorileri Danıştay kararlarında nasıl tanımlanır?

Sit derecelerini kanun saymaz; dereceler Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararlarında ve yönetmeliklerde yer alır. Kanuna göre Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları Resmî Gazetede yayımlanır (m. 61/1) ve koruma bölge kurulları m. 57'deki işleri bu ilke kararları çerçevesinde yapar. Bu rehber ilke kararlarını, Danıştay kararlarında aktarıldığı kadarıyla anlatır.

Danıştay 4. Dairesinin 2025 tarihli bir kararında aktarıldığı üzere 05/11/1999 günlü, 658 sayılı Koruma Yüksek Kurulu kararı arkeolojik siti üç dereceye ayırır: 1) I. derece arkeolojik sit, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak arkeolojik alanlardır; 2) II. derece arkeolojik sit, korunması gereken, ancak koruma ve kullanma koşulları koruma kurullarınca belirlenecek, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanlarıdır; 3) III. derece arkeolojik sit, koruma-kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlardır. (Danıştay 4. Daire, E. 2024/3514)3

Derecenin asıl sonucu yapılaşma rejimidir. Danıştay 6. Dairesinin bir kararında aktarılan ilke kararı metnine göre I. derece arkeolojik sitte hiçbir yapılaşmaya izin verilmez, alan imar planlarında aynen korunacak sit alanı olarak belirlenir ve bilimsel amaçlı kazılar dışında kazı yapılamaz; yeni tarımsal alan açılmaz, yalnızca sınırlı mevsimlik tarımsal faaliyetler devam edebilir. Aynı metin bu yasağa sınırlı istisnalar da tanır: zorunlu durumlarda yapılacak altyapı uygulamaları müze müdürlüğünün ve varsa kazı başkanının görüşüyle koruma kurulunda değerlendirilir; koruma kurullarınca uygun görülürse seracılığa devam edilebilir; ören yerlerinde gezi yolu düzenlemesi, açık otopark, WC, bilet gişesi, bekçi kulübesi gibi üniteler ile taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) koruma kurulundan izin alınarak yapılabilir. III. derece arkeolojik sitte ise geçiş dönemi yapılanma koşulları belirlenir, öneri yapı yoğunluğu mevcut imar planıyla belirlenmiş yoğunluğu aşamaz ve belediye veya valilik inşaat izni vermeden önce müze müdürlüğü uzmanlarınca sondaj kazısı yapılır; sonuçlar koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçilir. (Danıştay 6. Daire, E. 2022/7438)4 Aynı Daire başka bir kararında I. derece arkeolojik site ilişkin bu metni 5.11.1999 tarihli, 658 sayılı ilke kararı olarak aktarmıştır. (Danıştay 6. Daire, E. 2021/8041)5

Bir alanın hangi dereceye gireceğinin ölçütlerini Danıştay, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinden aktarmaktadır: I. derecede taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntıların ve buluntuların yoğun olarak yer alması; II. derecede I. derece kadar yoğun kalıntı ve buluntuya sahip olmayan veya kısmen modern yerleşme birimleriyle doku bozulmaları görülen alanlar; III. derecede ender rastlanan buluntular ya da bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ve bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı bulunma olasılığı olan alanlar veya I. ve II. derece sitlerle etkileşim içinde olup korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı bulunan alanlar. (Danıştay 4. Daire, E. 2024/1368)64

Doğal sitte derecelendirme ayrı bir yol izlemiştir. Danıştay kararlarında aktarılan 19.06.2007 günlü, 728 sayılı ilke kararı I. derece doğal siti, bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması gerekli olan, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlar olarak tanımlar. (Danıştay 6. Daire, E. 2019/9450)7 (Danıştay 14. Daire, E. 2011/5290)8 Danıştay 4. Dairesinin aktardığı Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik ise doğal sit alanlarını kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayırır.1 Kentsel sitin derecelendirilmesine bu rehberde incelenen Danıştay kararlarında değinilmemiştir.

Sit alanı nasıl tespit ve tescil edilir; karar malike tebliğ edilir mi, tapuya şerh düşülür mü (2863 sayılı Kanun m. 7)?

Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde, ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır (m. 7/1). Tespitlerde varlıkların tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır; Devletin imkânları gözetilerek örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir (m. 7/2). Yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararıyla tescil olunur (m. 7/3).

Tescil kararları, tescil olunan taşınmazın kadastral bilgileriyle birlikte tapu siciline şerh düşülmek üzere ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir. Tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararları 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilir; korunma alanlarına dair kurul kararlarının maliklere tebliği m. 8'de de tekrarlanır. Madde 7'nin son fıkralarından birine göre ise sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilenler de dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazların tescil kararları Resmî Gazete'de yayımlanır ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulur. Maliklere tebliği açıkça öngören cümle, tek yapı ölçeğindeki varlıklar ile korunma alanlarına ilişkin kararlar için yazılmıştır.

Uygulamada malik sit kararını çoğu zaman tapudaki şerhten öğrenir. Danıştay 4. Dairesinin incelediği bir dosyada taşınmazın beyanlar hanesine 28/04/2022 tarihinde I. derece arkeolojik sit şerhi konulmuş, malikler bunun üzerine koruma bölge kurulu müdürlüğüne başvurmuş ve kurul kararına itiraz etmişlerdi; Daire uyuşmazlığın esasını incelemiştir.3

Şerhin bir sonucu Kanunun başka bir maddesinde görülür. Kesin inşaat yasağı getirilen parsellerin Hazine taşınmazlarıyla değiştirilmesine ilişkin m. 15/f'ye göre sit alanı ilan edildiği tapu kütüğüne şerh edilen taşınmazları, miras ve ölüme bağlı tasarruflar dışında, sonradan edinenlerin talepleri değerlendirilmez.

Sit ilanı imar planını ve yapılaşmayı nasıl etkiler: geçiş dönemi koruma esasları ve koruma amaçlı imar planı (m. 9, 16, 17)

Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plan uygulamasını durdurur (m. 17/a). Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar koruma bölge kurulu üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarını belirler; belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp kurula vermek zorundadır. Zorunlu nedenlerle plan yapılamazsa kurul bu süreyi gerekçeli olarak uzatabilir ve uzatılan sürede geçiş dönemi esasları uygulanır. Koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar.

Plan süreci de süreye bağlıdır. Kurulda uygun görülen plan ilgili idarelere gönderilir; idareler planı en geç iki ay içinde görüşür, değişmesini istedikleri hususları kurula bildirir ve kurulun uygun gördüğü şekliyle altmış gün içinde onaylamak zorundadır; bu süre içinde görüşülmeyen ya da onaylanmayan planlar kesinleşerek yürürlüğe girer (m. 17/a). Koruma bölge kurulu, belgeler tam olarak ibraz edildiği tarihten itibaren koruma amaçlı imar planlarını en geç altı ay, uygulamaya yönelik projeleri en geç üç ay içinde karara bağlar (m. 57).

Danıştay 6. Dairesi ilk derece mahkemesi olarak baktığı bir davada, kısmen I. derece arkeolojik sit alanında kalan bir taşınmazda yapılan imar planı değişikliklerini, koruma bölge kurulunun daha önce verdiği uygun görüşü alanın bütüncül olarak planlanması gerektiği gerekçesiyle iptal etmiş olması karşısında, koruma kurulunun uygun görüşü alınmaksızın alanda planlama yapılamayacağı gerekçesiyle iptal etmiştir. (Danıştay 6. Daire, E. 2021/2096)9 Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, davalı idarelerin temyiz istemlerini reddederek bu kararı esasta oybirliği, gerekçede oy çokluğuyla onamıştır. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/908)1010

Sit ilanından önce alınmış ruhsatlar için Kanun bir ayrım yapar: ilandan önce imar mevzuatına ve onanlı imar planlarına uygun olarak alınmış yapı ruhsatı ve eklerine göre subasman seviyesi tamamlanmış yapıların inşasına devam edilebilir; subasman seviyesi tamamlanmamış yapıların ruhsatları iptal edilir; kesin yapılanma yasağı bulunan sit alanlarında bu hükümlerden faydalanılamaz (m. 17/a). Danıştay 6. Dairesi, kesin yapılaşma yasağı bulunan 1. derece sit alanlarında sit ilanından önce var olan yapılar yönünden böyle bir muafiyet bulunmadığını belirtmiş; ruhsatın koruma bölge kurulundan izin alınmadan düzenlendiği ve tescilden sonra yapı kullanma izinleri verildiği bir dosyada yapıların kazı başkanlığı denetiminde kaldırılmasına ilişkin kurul kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığını kabul ederek iptal kararını bozmuştur.5 Aynı kararda bütün kamu kurum ve kuruluşlarının, belediyelerin, gerçek ve tüzel kişilerin koruma kurullarının kararlarına uymak zorunda olduğu vurgulanmıştır.5

Kanun m. 9, koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasını, buraların yeniden kullanıma açılmasını veya kullanımlarının değiştirilmesini yasaklar; esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı ve benzeri işler inşai ve fiziki müdahale sayılır. Sitlerde sit şartlarına aykırı olarak inşa edilen yapılar hakkında imar mevzuatına göre işlem yapılır (m. 16). Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, korunan yerlerde koruma bölge kurulundan izin alınmadan inşa edilen yapılar hakkında imar barışı kapsamında yapı kayıt belgesi düzenlenemeyeceğini, düzenlenmişse bu belgenin ilgililere herhangi bir hak bahşetmeyeceğini ve 2863 sayılı Kanun uyarınca tesis edilen idari işlemleri hukuka aykırı hâle getirmeyeceğini oy çokluğuyla kabul etmiştir.2

İzinsiz müdahalenin cezai sonucu bu rehberin konusu değildir; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu suçları rehberinde anlatılmıştır. İmar mevzuatına göre verilen yıkım kararı ve kaçak yapıya uygulanan imar para cezası da kendi rehberlerinde ele alınır.

Koruma bölge kurulu kararına itiraz ve iptal davasının şartları: hangi kararlar dava konusu olur, süre ne zaman başlar?

Koruma bölge kurullarınca alınan kararlara kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir; itirazlar Bakanlıkça değerlendirilerek gerekli görüldüğü takdirde Koruma Yüksek Kurulu gündemine alınır, Yüksek Kurulca incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır (m. 61/2-3). Korunma alanına ilişkin kurul kararları için m. 8 aynı itiraz yolunu ayrıca gösterir. Doğal sit alanları ve tabiat varlıklarında Kanunda Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır (Ek m. 4).

İtirazın süresi kanunda değil yönetmelikte yazılıdır. Danıştay 4. Dairesinin aktardığı, 19/04/2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliği m. 18'e göre koruma bölge kurulu kararlarına, kararın tebliğ veya ilanından itibaren altmış gün içinde Koruma Yüksek Kuruluna itiraz edilebilir. Daire, her itirazın Yüksek Kurul gündemine alınmayabileceğini, gündeme alınarak değerlendirilen itiraz üzerine verilen kararın yeni bir işlem niteliğinde olduğunu ve bu kararın tebliği veya öğrenilmesi üzerine 60 günlük dava açma süresi içinde dava açılabileceğini belirtmiş; itirazı İYUK m. 11 kapsamında sayarak davayı süre aşımından reddeden kararı oy çokluğuyla bozmuştur; Daire, benzer bir uyuşmazlıkta Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/01/2016 tarihli, E:2014/3142, K:2016/16 sayılı kararının da bu yönde olduğunu belirtmiştir. (Danıştay 4. Daire, E. 2023/12129)11 Bu karar uyuşmazlığın esasına girmemiş, dava açma süresine ilişkin bir bozmadır ve yorum, itirazın Yüksek Kurulca gündeme alınıp karara bağlandığı duruma ilişkindir.

İtiraz Yüksek Kurulca karara bağlanmadığında sonuç farklı olmuştur. Aynı Daire, ilk derece mahkemesi olarak baktığı ve oybirliğiyle karara bağladığı bir davada, I. derece arkeolojik sit kararına yapılan itirazın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kurullar Daire Başkanlığının yazısıyla cevaplandığı durumda itirazı İYUK m. 11 uyarınca yapılmış bir başvuru olarak değerlendirmiştir: dava açma süresi itirazla durmuş, otuz gün içinde cevap verilmeyince istemin zımnen reddi üzerine izleyen gün yeniden işlemeye başlamış; zımni retten sonra verilen ret cevabının dava açma süresini canlandırmayacağı belirtilerek dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir. (Danıştay 4. Daire, E. 2024/1329)12 Bu karar da esasa girmemiş bir süre kararıdır ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olarak verilmiştir; Dairenin gerekçesinde Yönetmelik m. 18/1'deki altmış günlük itiraz usulüne ve Dairenin 02/06/2025 tarihli bozma kararına değinilmemiştir.12 İYUK m. 11'e göre bu yolda dava açma süresi, başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılarak yeniden işler. 02/06/2025 tarihli kararın konusu olan dosyada ilk derece mahkemesi, bölge kurulu kararının tebliği ile itiraz arasında 56 günlük dava açma süresinin işlediğini hesaplayarak davayı süre aşımından reddetmiş; Daire bu kararı, tebliğden itibaren altmış gün içinde yapılan itirazın Yüksek Kurulca gündeme alınıp karara bağlandığı için bozmuştur.11 Bakanlık itirazı gerekli görürse Yüksek Kurul gündemine aldığından (m. 61/2), itirazın gündeme alınıp alınmayacağı itiraz edildiği anda bilinmez.

2863 sayılı Kanunda dava açma süresine ilişkin özel bir hüküm bulunmadığından süre İYUK m. 7'deki altmış gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hâllerde süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar (m. 7/3). Danıştay 4. Dairesinin ilk derece olarak baktığı bir davada idare, sit ölçeğindeki tescil kararının Resmî Gazete'de yayımlandığını ve davanın yayım tarihinden itibaren altmış gün içinde açılması gerektiğini savunmuş; Daire ise dava açma süresini, davacının sit kararını en geç öğrendiği tarih olarak kabul ettiği itiraz dilekçesinin tarihinden başlatmıştır.12 Daire, Resmî Gazete yayımının süreyi başlatıp başlatmadığı konusunda ayrıca bir değerlendirme yapmamış; davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.12 İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre ilan tarihini izleyen günden başlar; bu işlemlerin uygulanması üzerine düzenleyici işlem, uygulama işlemi ya da ikisi birden dava edilebilir (m. 7/4). İlgili, dava açmadan önce işlemin kaldırılmasını veya değiştirilmesini üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapan makamdan isteyebilir; bu başvuru işlemeye başlamış dava süresini durdurur ve otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır (İYUK m. 11).

Danıştay kararlarında iptal davasına konu edilen kurul işlemleri şunlardır: bir taşınmazın I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescili ve bu kararın kaldırılması isteminin reddi,3 I. ve III. derece arkeolojik sit tescili ile buna yapılan itirazın reddi,4 1. derece doğal sit alanından çıkarılma başvurusunun reddi, (Danıştay 14. Daire, E. 2012/4335)138 bir yapının tescil kaydının kaldırılması isteminin reddi, (Danıştay 4. Daire, E. 2023/11544)14 (Danıştay 4. Daire, E. 2024/2537)15 yapıların kaldırılmasına ilişkin kurul kararı5 ve sit alanını etkileyen imar planı değişikliği.9 Doğal sit alanının kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilanına ilişkin Cumhurbaşkanı kararına karşı açılan davaya ise Danıştay 4. Dairesi ilk derece mahkemesi olarak bakmış ve davayı esastan reddetmiştir.1

Dava açma ehliyeti yalnız malike tanınmış değildir. Danıştay 6. Dairesi, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda sübjektif ehliyet koşulunun bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğini belirtmiş ve komşu taşınmaz maliklerinin sit alanını etkileyen imar planı değişikliğine karşı dava açmakta kişisel, meşru ve güncel menfaatlerinin bulunduğunu kabul etmiştir.9

Dava açılması kurul kararının yürütülmesini durdurmaz. Yürütmenin durdurulması, işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesine bağlıdır (İYUK m. 27/2).

Sit davasında ispat: Danıştay keşif, bilirkişi heyeti ve bilimsel gerekçe konusunda neyi arar?

Kanun, koruma bölge kurulu kararlarının bu Kanun ve ilke kararlarındaki dayanakları ile bilimsel gerekçeleri belirtilerek yazılmasını ister (m. 57). Bu gerekçenin denetimi teknik bilgi gerektirir. Danıştay, arkeolojik sit alanlarının tespitine ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın yazılı bilgi, sathi kalıntılar, bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler, bilimsel tahmin ve topografik yapı yönlerinden yeterli niteliklere sahip olup olmadığının konusunda uzman bilirkişi kurulu oluşturularak yaptırılacak incelemeyle belirlenmesi gerektiğini belirtmektedir.3

Bilirkişinin uzmanlığı alanın türüne uygun olmalıdır. Danıştay 6. Dairesi, 1. derece doğal sit kararına ilişkin davada bir peyzaj mimarı ve iki şehir plancısından oluşan heyetin uzmanlık alanları itibarıyla tek başına yeterli olmadığını belirtmiş; ziraat mühendisi, peyzaj mimarı ve biyoloğun da bulunduğu bir bilirkişi kurulu ile yeniden inceleme yapılmasını istemiştir.7 Arkeolojik sitte Daire, bilirkişi raporuna ilişkin tereddüt doğmuş bir dosyada bir sanat tarihçisi ve iki arkeologdan oluşan yeni bir heyetle keşif yaptırılmasını, (Danıştay 6. Daire, E. 2021/8238)16 tescilli yapıda 4. Daire sanat tarihçisi, mimar ve inşaat mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulunun incelemesini aramıştır.14 Doğal sitin kesin korunacak hassas alan olarak belirlenmesine ilişkin davada 4. Dairenin ilk derece olarak yaptırdığı inceleme biyolog, hidrobiyolog, peyzaj mimarı ve hidrojeoloji mühendisinden oluşan kurulla yapılmıştır.1

Danıştay sit kararlarını parsel parsel değil, alanın bütünü içinde değerlendirir. 14. Daire, sit kararlarının doğal çevrenin kamu yararına korunması amacıyla alınmış kararlar olması nedeniyle dava konusu parselin tek başına değil, bir bütünün parçası olarak çevresiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve sit niteliğinin yapay etkenlerle kaybedildiğinin kabulünün mümkün olmadığını belirtmiştir.8 Aynı Daire, 1994'ten beri 1. derece doğal sit alanı olan bir bölgede yapılaşma olmasının taşınmazın sit alanı özelliğini yitirmesi sonucunu doğurmayacağını, tescilden önce yapılan ya da tescilden sonra koruma kurulundan izin alınmadan inşa edilen yapılar nedeniyle kazanılmış bir hakkın varlığından söz edilemeyeceğini kabul etmiştir.13

Bilirkişi raporu tartışılan parsel bakımından somut olmalıdır. 4. Daire, raporda tümülüslere ait alanlarla kurulun tespit ettiği alanların örtüşüp örtüşmediği netleştirilmeden ve taşınmazın tamamının I. derece arkeolojik sit tanımına uygun olup olmadığı, bir kısmının sit dışına çıkarılmasının sit bütünlüğünü nasıl etkileyeceği incelenmeden verilen ret kararını bozmuştur.3 6. Daire de raporun sonucunda kurul kararıyla uyum bildirilmesine karşın bazı parseller için sondaj kazısıyla kesin veri sağlanabileceğinin belirtildiği ve bir parselin höyüğe temas edip etmediğinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde tespit edilmediği durumda ek bilirkişi raporu alınmasını istemiştir.4

Kazı ve sondaj tescilin ön şartı değildir. 4. Daire, arkeolojik sit alanlarının tespit ve tescili için çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlara dayanma ve topoğrafik açıdan yeterli olma şartlarının yeterli olduğunu, kazı ve sondaj çalışması yapılmasının mevzuatın aradığı bir gereklilik olmadığını belirtmiş; I. derece arkeolojik sit alanıyla etkileşim içindeki alanların III. derece arkeolojik sit olarak tescil edilerek korunmasında kamu yararı bulunduğunu kabul ederek aksi yöndeki bölge idare mahkemesi kararını oy çokluğuyla bozmuştur.6

Tescilli yapı: tek yapı tescili ve tescil kaydının kaldırılması istemi nasıl değerlendirilir?

Koruma kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazlar korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmaz (m. 6). Korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarından özelliklerini kaybetmiş olanların tescil kaydını kaldırmak koruma bölge kurulunun görevidir (m. 57/f). Malik bu nedenle tescil kaydının kaldırılmasını kuruldan isteyebilir; istemin reddi dava konusu edilebilen bir işlemdir.

19. yüzyıl sonrasında yapılmış yapılarda Danıştay tescil ölçütlerini yönetmeliklerden aktarır. 4. Daire, 1955 yılında kesme taş ve betonarme olarak inşa edilmiş ve 2. grup kültür varlığı olarak tescilli bir yapının tescil kaydının kaldırılması isteminin reddine ilişkin davada, bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin soyut olduğunu ve rapora esas alınan ölçütlerin açıklanmadığını belirtmiş; sanat tarihçisi, mimar ve inşaat mühendisinden oluşacak bilirkişi kuruluna mahallinde yeniden keşif ve inceleme yaptırılmasını istemiştir.14

Aynı Daire 2025'te, kentsel sit sınırları içindeki ve üzerinde 1962 yılının yazılı olduğu iki katlı bir yapı hakkında, bilirkişi yapının tescile değer olduğunu bildirmiş olsa da, m. 7 uyarınca örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eserin korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenmesinin esas olduğunu, yapının önem ve özellikleri itibarıyla mevzuatın aradığı koşulları taşımadığını ve kültür varlığı olarak korunmasının gerekli bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı bozmuştur.15 Kararda yapının bölgenin geleneksel mimarisini ortaya koyan ayırt edici, önemli bir mimari özelliğinin bulunmadığı ve bu hâliyle belge niteliği taşımadığı belirtilmiştir.15

Sit alanındaki taşınmaz için kamulaştırma, takas ve yapılanma hakkı aktarımı mümkün mü (m. 15, m. 17/b-c)?

Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetine geçmiş korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılır (m. 15/a). Bedel takdirinde taşınmaz kültür varlıklarının eskilik, enderlik ve sanat değeri dikkate alınmaz (m. 15/d); kamulaştırma işlemleri bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır (m. 15/e).

Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, başka Hazine arsa veya arazileriyle müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir (m. 15/f). Bakanlık izniyle kazı yapılan alanlardaki parsellerde 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planı şartı aranmaz; bu parsellerin üzerinde bina veya tesis varsa malikin başvurusu üzerine rayiç bedeli 2942 sayılı Kanunun 11. maddesine göre belirlenerek ödenir.

Koruma amaçlı imar planlarıyla kesin yapılanma yasağı getirilen sit alanlarındaki gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlar, malikin başvurusu üzerine belediye ve il özel idaresine ait taşınmazlarla takas edilebilir (m. 17/b). Yapılanma hakları kısıtlanan taşınmazların kısıtlanmış haklarını, imar planlarında aktarım alanı olarak ayrılmış alanlara aktarmaya belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde belediyeler, bunların dışında valilikler yetkilidir; aktarımda rayiç değer denkleştirmesi esastır ve yapılanma hakkı tamamen aktarılırsa taşınmaz ilgili idare adına tescil edilir (m. 17/c).

Bu başvurulara ilişkin bir Danıştay kararı bu rehberde incelenmemiştir. İdareye yapılan başvuruya otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve ilgili bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açabilir (İYUK m. 10/2).

İlgili mevzuat

2863 sayılı Kanun m. 7 — Tespit ve tescil

Tespit ve tescil:

Madde 7 – (Değişik: 17/6/1987 - 3386/2 md.)

(Değişik birinci fıkra : 26/5/2004-5177/26 md.) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır.

Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.

Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur.

(Mülga: 8/10/2013-6498/1 md.)

Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde veya denetiminde bulunan mazbut ve mülhak vakıflara ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları, gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan cami, türbe, kervansaray, medrese han, hamam, mescit, zaviye, sebil, mevlevihane, çeşme ve benzeri korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespiti, envanterlenmesi Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılır.

(Ek: 8/10/2013-6498/1 md.) Tescil kararları, tescil olunan taşınmazın kadastral bilgileri ile birlikte, tapu siciline şerh düşülmek üzere ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir.

(Ek: 8/10/2013-6498/1 md.) Tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararları, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edilir.

(Ek: 8/10/2013-6498/1 md.) Sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazların tescil kararları, Resmî Gazete’de yayımlanır ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulur.

(Değişik: 8/10/2013-6498/1 md.) Tespit ve tescil ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

Kaynak: Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (2863)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

2863 sayılı Kanun m. 17 — Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı imar plânı

Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı imar plânı:

Madde 17 – (Değişik: 14/7/2004 - 5226/8 md.)

a) Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır.

(Değişik ikinci paragraf: 8/8/2011-KHK-648/42 md.) Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır.

(Değişik üçüncü paragraf: 8/8/2011-KHK-648/42 md.) Sit alanlarına ilişkin tüm ölçeklerde yapılmış; koruma bölge kurullarının uygun görüşü alınarak yürürlüğe giren planların yargı kararları ile uygulamasının durdurulması veya iptal edilmesi halinde ilgili koruma bölge kurulunca geçiş dönemi yapılanma şartları yeniden belirlenir.

Koruma bölge kurulunda görüşülen ve uygun görülen koruma plânları onaylanmak üzere ilgili idarelere gönderilir.

(Değişik beşinci paragraf: 8/8/2011-KHK-648/42 md.) İlgili idareler, koruma amaçlı imar planını en geç iki ay içinde görüşür ve varsa değişmesini istediği hususları koruma bölge kuruluna bildirir. Koruma bölge kurulunda bu hususlar değerlendirilir ve kurul tarafından uygun görülen haliyle planlar ilgili idarelere onaylanmak üzere gönderilir. Planlar koruma bölge kurulunun uygun gördüğü şekliyle ilgili idarelerce altmış gün içinde onaylanmak zorundadır. Bu süre içinde görüşülmeyen ya da onaylanmayan planlar kesinleşerek yürürlüğe girer. Koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar.

Ören yerlerinde çevre düzenleme projesi yapımı ve değişiklikleri, ilgili koruma bölge kurulunun uygun görüşü doğrultusunda Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır.

Koruma amaçlı imar plânları ve çevre düzenleme projelerinde yapılacak değişiklikler yukarıdaki usullere tabidir.

(Değişik sekizinci paragraf: 8/8/2011-KHK-648/42 md.) Koruma amaçlı imar planları, müellifi şehir plancısı olmak üzere alanın konumu, sit statüsü ve özellikleri gözönünde bulundurularak ilgili meslek gruplarından Bakanlıkça belirlenecek uzmanlar tarafından hazırlanır.

(Değişik dokuzuncu paragraf: 8/8/2011-KHK-648/42 md.) Koruma amaçlı imar planları ve çevre düzenleme projelerinin hazırlanması, gösterimi, uygulanması, denetimi, koruma amaçlı imar planı değişiklikleri, plan müellifleri ile planlama ekibinin niteliği ve yeterliliği ile görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar, Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.

Koruma amaçlı imar plânlarının yapımı için belediyelere aktarılmak üzere İller Bankası Genel Müdürlüğü Bütçesine yeteri kadar ödenek konur. İl özel idareleri ise bütçelerinde koruma amaçlı imar plânlarının yapımı için ödenek ayırırlar.

Koruma bölge kurulunca sit alanı olarak ilan edilen yerlerde; bu kararın ilanından önce imar mevzuatına ve onanlı imar plânlarına uygun olarak alınmış yapı ruhsatı ve eklerine göre subasman seviyesi tamamlanmış yapıların inşasına devam edilebilir, ancak bu maddenin (c) bendi uyarınca yapılanma hakkı aktarımını re’sen uygulamaya da ilgili idareler yetkilidir. Subasman seviyesi tamamlanmamış yapıların yapı ruhsatları iptal edilir. Kesin yapılanma yasağı bulunan sit alanlarında bu madde hükümlerinden faydalanılamaz.

b) Koruma amaçlı imar plânlarıyla kesin yapılanma yasağı getirilen sit alanlarında bulunan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar malikin başvurusu üzerine, belediye ve il özel idaresine ait taşınmazlarla takas edilebilir.

c) Yapılanma hakları kısıtlanmış tescilli taşınmaz kültür varlıklarına veya bunların koruma alanlarında bulunan ya da koruma amaçlı imar plânlarıyla yapılanma hakları kısıtlanan taşınmazlara ait mülkiyet veya yapılanma haklarının kısıtlanmış bölümünü, imar plânlarıyla yapılanmaya açık aktarım alanı olarak ayrılmış, mülkiyetlerindeki veya üçüncü şahıslara ait alanlara, aktarımdan yararlanacak öncelikli hakları belirleyerek bir program dahilinde aktarmaya, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde belediyeler, bunların dışında valilikler yetkilidir.

Atarım işleminde Sermaye Piyasası Kurulunca onaylı gayrimenkul değerleme şirketlerince yapılacak rayiç değer denkleştirmesi esastır. Ancak aktarıma konu hak tescilli taşınmaz kültür varlığına ilişkin ise yapı değeri dikkate alınmaz.

Bu taşınmazlar için, kısıtlanmış yapılanma haklarının, imar plânlarıyla aktarım alanı olarak ayrılmış yapılanmaya açık diğer alanlarda kullanılmasını sağlayacak ve bu hakkı hamiline yazılı menkul kıymete dönüştürecek belgeler düzenlemeye, bu belgeleri yapılanma hakları kısıtlanmış alan olarak gösterilen ve tapuda bu konuda şerh düşülen alanlardaki taşınmaz sahiplerinden hak sahibi olanlara vermeye, imar plânında aktarım alanı olarak ayrılmış ve tapuda bu konuda şerh düşülen alanlarda ise ruhsat vermek için toplamaya ilgili idareler yetkilidir. Menkul kıymetlerin basılması, saklanması, el değiştirme işlemlerinin onaylanması ve veri tabanının oluşturulması ve denetlenmesi İller Bankasınca yapılır.

Bu alanlarda kesin yapılanma yasağı gelmesi nedeniyle yapılanma hakkının tamamen aktarılması halinde, yapılanma hakkı kısıtlanan taşınmaz, mütemmimi ile birlikte ilgili idare mülkiyetine geçer ve parseller ilgili idare adına tescil edilir ve hiçbir koşulda satışa konu edilemez.

Aktarıma konu parselde malikin korunabilir yapılanma hakkı kalması halinde ise yapılanma hakkı kısmen aktarılır. Bu durumda, malikin yapılanma hakkı kısıtlanmış alandaki mülkiyeti devam eder.

Ancak, aktarıma konu hak, tescilli taşınmaz kültür varlığı üzerinde ise, malikin bu varlığın korunması ve yaşatılması için gerekli bakım, onarım ve restorasyon çalışmasını, ilgili idare ile imzalanacak protokole uygun olarak menkul kıymetleri teslim almasını müteakip başlatarak tamamlaması zorunludur. Aksi halde, ilgili idare teslim edilen menkul kıymet bedelini faiziyle birlikte malikten tahsile yetkilidir. Bu hususlar ve protokol menkul kıymet tesliminden önce ilgili idarece tapuya her türlü harçtan ve damga vergisinden muaf olarak şerh edilir.

Kısıtlanmış hakların bulunduğu belediye sınırları içerisinde, aktarım alanı tespit edilmesinin mümkün olamaması halinde, ilgili idareler ortak program yürütmeye yetkilidir.

Yukarıdaki fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Bakanlıkça hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir.

Kaynak: Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (2863)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

2863 sayılı Kanun m. 61 — Kararlara uyma zorunluluğu

Kararlara uyma zorunluluğu:

Madde 61 – (Mülga: 17/6/1987 - 3386/18 md.; Yeniden düzenleme: 14/7/2004 – 5226/13 md.)

Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler, Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurullarının kararlarına uymak zorundadır. Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları Resmî Gazetede yayımlanır.

(Değişik fıkra: 8/8/2011-KHK-648/50 md.) Koruma bölge kurullarınca alınan kararlara kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılan itirazlar, Bakanlıkça değerlendirilerek gerekli görüldüğü takdirde Koruma Yüksek Kurulu gündemine alınır.

(Değişik fıkra: 8/8/2011-KHK-648/50 md.) Bu itirazlar, Koruma Yüksek Kurulunca incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Koruma Yüksek Kurulunda görüşülen itiraz konuları ayrıca koruma bölge kurulu gündemine alınmaz. Koruma Yüksek Kuruluna yapılacak itirazlarla ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.

Kaynak: Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (2863)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

2863 sayılı Kanun m. 9 — İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı

İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı:

Madde 9 – (Değişik: 14/7/2004 - 5226/3 md.)

Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez. Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.

Kaynak: Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (2863)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

2863 sayılı Kanun m. 15 — Kamulaştırma

Kamulaştırma:

Madde 15 – Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır:

a) Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerle mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur.

(Ek: 17/6/1987 - 3386/5 md.; Değişik:14/7/2004 – 5226/7 md.) Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idareleri ve mahallî idare birlikleri tescilli taşınmaz kültür varlıklarını, koruma bölge kurullarının belirlediği fonksiyonda kullanılmak kaydıyla kamulaştırabilirler.

b) Menşei vakıf olup da çeşitli sebeplerle kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetine geçen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve bunların korunma alanlarının kamulaştırılmaları, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılır. Bu maksat için Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesine yeteri kadar ödenek konur.

c) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunma alanları, imar planında yola, otoparka, yeşil sahaya rastlıyorsa bunların belediyelerce; sair kamu kurum ve kuruluşlarının bakım ve onarım ile görevli oldukları veya kullandıkları bu gibi kültür varlıklarının korunma olanlarının ise, bu kurum ve kuruluşlarca, kamulaştırılması esastır.

d) Kamulaştırmalarda bedel takdirinde, taşınmaz kültür varlıklarının eskilik, enderlik ve sanat değeri dikkate alınmaz.

e) (Değişik: 17/6/1987 - 3386/5 md.) Kamulaştırma işlemleri, bu Kanun hükümleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerine göre yapılır.

f) (Ek: 17/6/1987 - 3386/5 md.; Değişik: 25/6/2009-5917/24 md.) Sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, (…) başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilir. Sit alanı ilan edildiği tapu kütüğüne şerh edilen taşınmazları, miras ve ölüme bağlı tasarruflar dışında, sonradan edinenlerin talepleri değerlendirilmez. Ancak, Bakanlık izniyle gerçekleştirilen kazıların yapıldığı alanlarda bulunan parsellerde, maliklerin başvurusu ve kabulüne ilişkin koşul parsele yönelik uygulanır ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planı şartı aranmaz. Bu parsellerin üzerinde bina veya tesis varsa malikinin başvurusu üzerine rayiç bedeli, 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesi hükümlerine göre belirlenerek ödenir. Bu bentle ilgili usul ve esaslar Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

Bu hükümle ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Kaynak: Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (2863)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

Danıştay kararları

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1. Doğal sit kategorileri ve kesin korunacak hassas alan ilanıDanıştay 4. Daire · E. 2023/11498 · K. 2025/2830 ·

    Malik, taşınmazını kapsayan alanın doğal sit statüsünün yeniden değerlendirilmesi sonucunda kesin korunacak hassas alan olarak tescil ve ilan edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı olarak tescil istemini reddeden işlemin iptalini istemişti. Daire ilk derece olarak biyolog, hidrobiyolog, peyzaj mimarı ve hidrojeoloji mühendisinden oluşan kurulla keşif yaptırmış; alanın kıyı tuz bataklığı ve kumul habitatları nedeniyle kesin korunacak hassas alan niteliği taşıdığı sonucuna vararak davayı reddetmiştir. Karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olarak verilmiştir; temyiz sonucu bu rehberin incelediği kaynaklarda bulunamamıştır.

    Sonuç: Doğal sit kategorisine itirazda belirleyici olan, alanın ekolojik özelliklerinin uzman kurulca yerinde değerlendirilmesidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2. Kurul izni olmadan yapılan yapıya imar barışı belgesi hak sağlamazDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulu · E. 2023/7 · K. 2023/8 ·

    Bölge idare mahkemeleri, III. derece arkeolojik sit alanında koruma bölge kurulundan izin alınmadan inşa edilen yapılara imar barışı kapsamında verilen yapı kayıt belgelerinin, kurulun yapıların kaldırılmasına ilişkin kararlarını hukuka aykırı hâle getirip getirmeyeceği konusunda farklı kararlar vermişti. Kurul, korunan yerlerde kuruldan izin alınmadan inşa edilen yapılar için yapı kayıt belgesi düzenlenemeyeceğini, düzenlenmişse ilgililere hak bahşetmeyeceğini ve 2863 sayılı Kanun uyarınca tesis edilen işlemleri hukuka aykırı hâle getirmeyeceğini belirterek aykırılığı ret kararları doğrultusunda oy çokluğuyla gidermiştir.

    Sonuç: Sit alanında kurul izni olmadan yapılmış yapı için alınan yapı kayıt belgesi, kurulun kaldırma kararına karşı koruma sağlamaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3. 658 sayılı ilke kararındaki arkeolojik sit dereceleri; bilirkişi raporunun alanla örtüşmesiDanıştay 4. Daire · E. 2024/3514 · K. 2025/6503 ·

    Malikler, taşınmazlarının I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine dair koruma bölge kurulu kararının ve kaldırılması istemini reddeden Koruma Yüksek Kurulu kararının iptalini istemişti; ilk derece mahkemesi iki tümülüs ve yüzeydeki seramik parçalarını tespit eden bilirkişi raporuna dayanarak davayı reddetmişti. Daire, 658 sayılı ilke kararındaki dereceleri aktarmış; tümülüs alanlarıyla kurulun tespit ettiği alanların örtüşüp örtüşmediği netleştirilmeden, taşınmazın tamamının I. derece tanımına uyup uymadığı incelenmeden karar verildiğini belirterek uzman bilirkişilerle yeniden keşif yapılması için bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur.

    Sonuç: Sit derecesine itirazda bilirkişi raporu, kurulun çizdiği sınırın taşınmazın tamamı bakımından derece tanımına uyup uymadığını somut olarak göstermelidir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4. I. ve III. derece arkeolojik sitte yapılaşma koşulları; ek bilirkişi raporuDanıştay 6. Daire · E. 2022/7438 · K. 2023/4851 ·

    Bir höyüğün çevresindeki fabrika ve tarım arazisi niteliğindeki parseller I. ve III. derece arkeolojik sit olarak tescil edilmiş, itiraz reddedilmişti. Daire, ilke kararındaki I. ve III. derece koruma ve kullanma koşullarını ve yönetmelikteki derece ölçütlerini aktarmış; bir kısım parseller yönünden davanın reddini onamış, diğer parseller yönünden bilirkişi raporunun sondaj gereğine işaret etmesine ve bir parselin höyüğe temas edip etmediğini açıklamamasına karşın hükme esas alındığını belirterek ek bilirkişi raporu alınması için kararı bozmuştur.

    Sonuç: Raporun sonucu kurul kararıyla uyumlu olsa da, tartışılan parsel bakımından tereddüt bırakıyorsa ek rapor alınmadan karar verilemez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5. Kesin yapılaşma yasağı olan 1. derece sitte subasman istisnası uygulanmazDanıştay 6. Daire · E. 2021/8041 · K. 2021/14565 ·

    1. derece arkeolojik sit alanındaki bir parselde belediyece verilen inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izinlerinin iptal edilerek yapıların kazı başkanlığı denetiminde kaldırılmasına ilişkin kurul kararları bölge idare mahkemesince iptal edilmişti. Daire, kurul kararlarına herkesin uymak zorunda olduğunu, subasman seviyesi istisnasının kesin yapılaşma yasağı bulunan 1. derece sit alanlarında uygulanmadığını, ruhsatın kuruldan izin alınmadan verildiğini belirterek kurul kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.

    Sonuç: 1. derece sitte kurul izni olmadan alınmış ruhsat ve kullanma izni, yapıların kaldırılmasına ilişkin kurul kararını hukuka aykırı kılmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6. III. derece arkeolojik sit için kazı ve sondaj şart değil; etkileşim alanıDanıştay 4. Daire · E. 2024/1368 · K. 2024/4845 ·

    Taş ocaklarının bulunduğu dağlık bir alanda Roma dönemine tarihlendirilen mezar yapılarının tespiti üzerine alan I. ve III. derece arkeolojik sit olarak tescil edilmiş, bölge idare mahkemesi III. derece tescili iptal etmişti. Daire, Tespit ve Tescil Yönetmeliğindeki derece ölçütlerini aktarmış; tescil için çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlara dayanmanın ve topoğrafik yeterliliğin yeterli olduğunu, kazı ve sondajın mevzuatın aradığı bir gereklilik olmadığını, I. derece alanla etkileşim içindeki alanların III. derece olarak korunmasında kamu yararı bulunduğunu belirterek iptale ilişkin kısmı oy çokluğuyla bozmuştur.

    Sonuç: Kültür varlığı bulunma olasılığı ya da I. derece alanla etkileşim, kazı yapılmadan da III. derece arkeolojik sit tesciline yetebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7. I. derece doğal sitte bilirkişi kurulunun uzmanlığıDanıştay 6. Daire · E. 2019/9450 · K. 2020/8311 ·

    Özel çevre koruma bölgesindeki taşınmazların 1. derece doğal sit alanı olarak belirlenmesine ilişkin kurul kararı ilk derece mahkemesince bilirkişi raporuna dayanılarak iptal edilmişti. Daire, 728 sayılı ilke kararındaki I. derece doğal sit tanımını aktarmış; raporu hazırlayan peyzaj mimarı ve şehir plancılarından oluşan heyetin uzmanlık alanları itibarıyla yeterli olmadığını, ziraat mühendisi, peyzaj mimarı ve biyoloğun da bulunduğu bir kurulla sonraki kurul kararları da gözetilerek inceleme yapılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

    Sonuç: Doğal sit davasında bilirkişi kurulu alanın niteliğine uygun uzmanlardan, en azından ziraat mühendisi, peyzaj mimarı ve biyologdan oluşmalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8. Doğal sit kararında parsel çevresiyle birlikte değerlendirilirDanıştay 14. Daire · E. 2011/5290 · K. 2011/266 ·

    Uluslararası sözleşmelerle korunan bir delta sulak alanında kalan parselin 1. derece doğal sit sınırları dışına çıkarılması başvurusunun reddi, parseldeki eski sanayi yapılarına dayanan bilirkişi raporuyla iptal edilmişti. Daire, sit kararlarının doğal çevrenin kamu yararına korunması amacıyla alındığını, parselin tek başına değil bütünün parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve sit niteliğinin yapay etkenlerle kaybedildiğinin kabul edilemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur.

    Sonuç: Parsel üzerindeki yapılar ya da tahribat, doğal sit niteliğinin kaybedildiğini göstermez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9. Sit alanını etkileyen imar planı koruma kurulu uygun görüşü olmadan yapılamazDanıştay 6. Daire · E. 2021/2096 · K. 2022/10704 ·

    Kısmen I. derece arkeolojik sit alanında kalan bir taşınmaza ilişkin Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan imar planı değişikliklerine karşı komşu taşınmaz malikleri dava açmıştı. Daire, komşu maliklerin dava açma ehliyetini kabul etmiş; koruma bölge kurulunun plan için verdiği uygun görüşü alanın bütüncül olarak planlanması gerektiği gerekçesiyle iptal ettiğini, kurulun uygun görüşü alınmaksızın alanda planlama yapılamayacağını belirterek plan değişikliklerini iptal etmiştir. Karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olarak verilmiş; Kurul temyiz istemlerini reddederek kararı onamıştır.

    Sonuç: Sit alanını etkileyen plan, koruma kurulunun geçerli bir uygun görüşü olmadan hukuka uygun olmaz; komşu malikler bu planı dava edebilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10. Sit alanını etkileyen imar planı iptalinin temyizde onanmasıDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulu · E. 2023/908 · K. 2023/938 ·

    Davalı idareler, kısmen I. derece arkeolojik sit alanında kalan taşınmaza ilişkin imar planı değişikliklerini koruma kurulunun uygun görüşü bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden Danıştay 6. Dairesi kararını, sit alanında kalan kısmın plan onama sınırı dışında bırakıldığını ileri sürerek temyiz etmişti. Kurul, temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğunu, temyiz dilekçesindeki iddiaların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğini belirterek temyiz istemlerini reddetmiş ve Daire kararını kesin olarak onamıştır. Karar esasta oybirliği, gerekçede oy çokluğuyla verilmiştir.

    Sonuç: Sit alanını etkileyen planın koruma kurulunun uygun görüşü olmadan iptal edilmesine ilişkin Daire kararı temyizde onanmıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 11. Koruma Yüksek Kurulunun itiraz üzerine verdiği karar ve dava açma süresiDanıştay 4. Daire · E. 2023/12129 · K. 2025/3612 ·

    Esasa girmemiş, dava açma süresine ilişkin bir bozma kararıdır. Alanın 1. derece arkeolojik sit olarak tescili ve madencilik talebinin reddi kararına tebliğden sonra yapılan itiraz Koruma Yüksek Kurulunca reddedilmiş; açılan dava ilk derece mahkemesince itirazın İYUK m. 11 kapsamında sayılmasıyla süre aşımından reddedilmiş, bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmişti. Daire, yönetmelikte bölge kurulu kararlarına tebliğ veya ilandan itibaren altmış gün içinde itiraz için özel bir usul öngörüldüğünü, gündeme alınarak değerlendirilen itiraz üzerine verilen Yüksek Kurul kararının yeni bir işlem olduğunu ve tebliğinden itibaren altmış gün içinde açılan davanın süresinde olduğunu belirterek bölge idare mahkemesi kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Daire, benzer bir uyuşmazlıkta Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/01/2016 tarih ve E:2014/3142, K:2016/16 sayılı kararının da bu yönde olduğunu belirtmiştir.

    Sonuç: Koruma Yüksek Kurulunun itirazı gündeme alıp verdiği karar yeni bir işlemdir; dava süresi bu kararın tebliğinden başlar. Bu kural, Yönetmelikteki altmış günlük sürede yapılan itirazın Yüksek Kurulca gündeme alınıp karara bağlandığı hâle ilişkindir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 12. Yüksek Kurulca karara bağlanmayan itiraz: İYUK m. 11 ve süre aşımıDanıştay 4. Daire · E. 2024/1329 · K. 2025/6500 ·

    Esasa girmemiş, dava açma süresine ilişkin bir ilk derece kararıdır. Malik, taşınmazının I. derece arkeolojik sit alanı olarak tesciline ilişkin bölge kurulu kararına itiraz etmiş; itiraza Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kurullar Daire Başkanlığı yazıyla cevap vermişti. Daire, dava açma süresinin davacının kararı en geç öğrendiği itiraz tarihinde başladığını, aynı tarihte İYUK m. 11 uyarınca yapılan itirazla durduğunu, otuz gün içinde cevap verilmeyince istemin zımnen reddi üzerine izleyen gün yeniden işlemeye başladığını, zımni retten sonra verilen ret cevabının dava açma süresini canlandırmayacağını belirterek davayı süre aşımı nedeniyle oybirliğiyle reddetmiştir. Dava, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinin 18. maddesinin 4. fıkrasının iptali istemini de kapsıyordu; Daire bu istemi de süre aşımı nedeniyle incelememiştir. Karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olarak verilmiştir.

    Sonuç: İtiraz Yüksek Kurulca karara bağlanmayıp idarece yazıyla cevaplandığında, Daire süreyi İYUK m. 11'e göre hesaplamış ve zımni retten sonra gelen cevabı süreyi yeniden başlatan bir işlem saymamıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 13. Doğal sitte sonradan yapılaşma sit niteliğini kaldırmaz; kazanılmış hak yokDanıştay 14. Daire · E. 2012/4335 · K. 2012/6049 ·

    Taşınmazın 1. derece doğal sit alanından çıkarılması başvurusunun reddi, çevredeki yoğun yapılaşma nedeniyle parselin sit özelliğini kaybettiğini bildiren bilirkişi raporuna dayanılarak iptal edilmişti. Daire, yörenin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, 1994'ten beri sit alanı olan bölgede yapılaşma olmasının sit özelliğini yitirme sonucunu doğurmayacağını, tescilden önce yapılan veya izinsiz inşa edilen yapılar nedeniyle kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur.

    Sonuç: Çevredeki yapılaşma, tek başına bir parselin doğal sit alanından çıkarılmasını gerektirmez.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 14. Tescilli yapının tescil kaydının kaldırılması isteminde soyut bilirkişi raporuDanıştay 4. Daire · E. 2023/11544 · K. 2023/6135 ·

    1955'te inşa edilmiş, 2. grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescilli bir yapının tescil kaydının kaldırılması istemi reddedilmiş, dava bilirkişi raporuna dayanılarak reddedilmişti. Daire, tescil ölçütlerini yönetmeliklerden aktarmış; raporun değerlendirmelerinin soyut olduğunu, esas alınan ölçütlerin somut olarak açıklanmadığını belirterek sanat tarihçisi, mimar ve inşaat mühendisinden oluşacak bilirkişi kuruluna yeniden keşif yaptırılması için kararı bozmuştur.

    Sonuç: Tescil kaydının kaldırılması davasında rapor, yapının hangi somut özellik nedeniyle korunması gerektiğini açıklamalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 15. Yeteri kadar örnek eser ilkesi: korunma koşullarını taşımayan yapıDanıştay 4. Daire · E. 2024/2537 · K. 2025/6532 ·

    Kentsel sit sınırları içindeki, II. grup yapı olarak tescilli iki katlı bir yapının tescil kaydının kaldırılması talebinin uygun bulunmamasına ilişkin işleme yapılan itiraz reddedilmiş, dava bilirkişi raporuna dayanılarak reddedilmişti. Daire, m. 7 uyarınca örnek durumda olan ve devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eserin korunmasının esas olduğunu, yapının ayırt edici bir mimari özelliği ve belge niteliği bulunmadığını, kültür varlığı olarak korunmasının gerekli olmadığını belirterek istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı bozmuştur.

    Sonuç: Bilirkişi tescile değer dese de, yapı m. 7'deki örnek eser ölçütünü karşılamıyorsa tescil kaydının kaldırılmaması hukuka aykırıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 16. Arkeolojik sit tescilinde bilirkişi heyetinin bileşimi ve yeni keşifDanıştay 6. Daire · E. 2021/8238 · K. 2022/1427 ·

    Mezar ve duvar kalıntıları bulunan bir parselin I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescili dava konusu edilmişti. Bilirkişi heyetinin raporunun bir bölümünün başka bir çalışmadan alındığı anlaşılınca rapor kısaltılarak yeniden sunulmuştu. Daire, karar düzeltme istemini kabul ederek davanın reddine ilişkin kararı, ortaya çıkan şüphenin giderilmesi için bir sanat tarihçisi ve iki arkeologdan oluşan yeni bir heyetle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği gerekçesiyle bozmuştur.

    Sonuç: Hükme esas alınan bilirkişi raporunun güvenilirliği sarsılmışsa yeni bir heyetle keşif yapılması gerekir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Sit alanı ne demek?

2863 sayılı Kanun'a göre sit, geçmiş medeniyetlerin sosyal, ekonomik ve mimari özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu ya da önemli tarihi olayların geçtiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleriyle korunması gereken alanlardır. Kanun ayrıca doğal siti tanımlar. Kültür varlıklarında tescili koruma bölge kurulu yapar; doğal sitlerde görevli bakanlık Kanunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak geçer, Danıştay'ın 2025 tarihli bir kararında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adıyla anılmıştır.

1. derece sit alanında ev yapılabilir mi?

Danıştay kararlarında aktarılan 658 sayılı ilke kararına göre I. derece arkeolojik sit, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alandır ve bu alanlarda hiçbir yapılaşmaya izin verilmez. İlke kararı, ören yerlerindeki gezi yolu, bilet gişesi, bekçi kulübesi gibi üniteler ile tevhit ve ifraz için koruma kurulundan izin alınması koşuluyla sınırlı istisnalar tanır. Kanun, kesin yapılanma yasağı bulunan sit alanlarında sit ilanından önce alınmış ruhsata dayanan subasman istisnasından da yararlanılamayacağını söyler (2863 sayılı Kanun m. 17).

3. derece sit alanında inşaat yapılabilir mi?

III. derece arkeolojik sit, koruma-kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek alandır. Danıştay kararlarında aktarılan ilke kararına göre burada geçiş dönemi yapılanma koşulları belirlenir ve belediye veya valilik inşaat izni vermeden önce müze müdürlüğü uzmanlarınca sondaj kazısı yapılır; uygulamaya koruma kurulunun kararından sonra geçilir.

Taşınmazımın sit alanında kaldığını nereden öğrenirim?

Tescil kararları, tapu siciline şerh düşülmek üzere tapu müdürlüğüne bildirilir. Tek yapı ölçeğindeki tescil kararları ile korunma alanı kararları maliklere tebliğ edilir; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazların tescil kararları için Kanun Resmî Gazete'de yayımı ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay duyuruyu öngörür (2863 sayılı Kanun m. 7). Danıştay bir davada dava açma süresini malikin sit kararını en geç öğrendiği tarihten başlatmış ve davayı süre aşımından reddetmiştir; Resmî Gazete yayımının süreyi başlatıp başlatmadığı konusunda ayrıca bir değerlendirme yapmamıştır.

Koruma bölge kurulu kararına itiraz nereye ve ne kadar sürede yapılır?

İtiraz Koruma Yüksek Kuruluna yapılır; Bakanlık itirazı değerlendirip gerekli görürse Yüksek Kurul gündemine alır ve Yüksek Kurul en geç üç ay içinde karar verir (2863 sayılı Kanun m. 61). Doğal sit alanları ve tabiat varlıklarında Kanundaki Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulu atıfları Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır (Ek m. 4). İtiraz süresi kanunda değil yönetmelikte yazılıdır; Danıştay'ın 2025 tarihli bir kararında aktarılan yönetmelik hükmüne göre kararın tebliğ veya ilanından itibaren altmış gündür. İtirazın Yüksek Kurul gündemine alınması Bakanlığın değerlendirmesine bağlıdır; Danıştay, Yüksek Kurulca karara bağlanmayıp idarece yazıyla cevaplanan bir itirazı İYUK m. 11 başvurusu saymış, dava süresini itirazla durmuş ve otuz günlük cevap süresinin bitiminden sonra kaldığı yerden işlemiş kabul ederek davayı süre aşımından reddetmiştir.

Sit kararına karşı dava nerede ve ne kadar sürede açılır?

Dava idare mahkemesinde iptal davası olarak açılır; taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin davalarda yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesidir (İYUK m. 34). Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılan davalara ise Danıştay ilk derece mahkemesi olarak bakar (2575 sayılı Kanun m. 24/1-a). Süre, yazılı bildirimi izleyen günden itibaren altmış gündür (İYUK m. 7). Altmış gün içinde yapılan itirazı Koruma Yüksek Kurulu gündeme alıp karar verdiğinde Danıştay bu kararı yeni bir işlem saymış ve süreyi onun tebliğinden başlatmıştır. İtiraz Yüksek Kurulca karara bağlanmayıp idarece yazıyla cevaplandığında ise itirazı İYUK m. 11 başvurusu sayarak süreyi itirazdan önce işlemiş süreyle birlikte hesaplamış ve zımni retten sonra gelen cevabın süreyi yeniden başlatmadığını kabul etmiştir.

Sit kararına karşı dava kime açılır?

Kültür varlıklarında koruma kurulları Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlıdır (2863 sayılı Kanun m. 3, m. 51). Doğal sit alanları ve tabiat varlıklarında görevli ve yetkili bakanlık Kanunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak geçer (Ek m. 4); Danıştay'ın 2025 tarihli bir kararında bu Bakanlık Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adıyla anılmıştır. Doğal sit alanının Cumhurbaşkanı kararıyla kesin korunacak hassas alan olarak ilan edildiği bir davaya Danıştay ilk derece olarak bakmıştır.

Danıştay sit davasında neye bakar?

Danıştay, kurul kararının bilimsel dayanağını uzman bilirkişi incelemesiyle denetler. Parseli tek başına değil alanın bütünü içinde değerlendirir; sonradan yapılan yapıların ya da tahribatın sit niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmadığını kabul eder. Bilirkişi raporunun taşınmazın tamamının derece tanımına uyup uymadığını somut olarak göstermesini ister.

Sit davasında bilirkişi incelemesi zorunlu mu?

Kanun bunu ayrıca yazmaz; ancak Danıştay, teknik bilgi gerektiren sit uyuşmazlıklarının konusunda uzman bilirkişi kurulu incelemesiyle çözülmesi gerektiğini belirtir. Uzmanlığı alana uymayan, soyut kalan ya da tereddüt bırakan raporla verilen kararları bozmuştur. Kazı ve sondaj ise tescilin ön şartı sayılmamıştır.

Tescilli yapının tescili kaldırılabilir mi?

Özelliklerini kaybetmiş taşınmaz kültür varlıklarının tescil kaydını kaldırmak koruma bölge kurulunun görevidir (2863 sayılı Kanun m. 57). Malik bunu kuruldan isteyebilir; ret kararına karşı dava açılabilir. Danıştay, yapının önem ve özellikleri itibarıyla korunma koşullarını taşımadığı bir dosyada tescil kaydının kaldırılmaması işlemini hukuka aykırı bulmuştur.

Sit alanındaki arsam için kamulaştırma veya takas isteyebilir miyim?

Kanun kamulaştırmayı Bakanlığın programına bağlar (m. 15/a). Koruma amaçlı imar planında kesin inşaat ya da yapılanma yasağı getirilen parsellerde, koşulları varsa Hazine taşınmazlarıyla değiştirme (m. 15/f) ya da malikin başvurusu üzerine belediye ve il özel idaresi taşınmazlarıyla takas (m. 17/b) mümkündür. Sit alanı ilan edildiği tapu kütüğüne şerh edilen taşınmazları, miras ve ölüme bağlı tasarruflar dışında, sonradan edinenlerin talepleri değerlendirilmez (m. 15/f).

İmar barışıyla alınan yapı kayıt belgesi sit alanında geçerli mi?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, koruma bölge kurulundan izin alınmadan inşa edilen yapılar için yapı kayıt belgesi düzenlenemeyeceğini, düzenlenmişse bu belgenin hak sağlamayacağını ve 2863 sayılı Kanuna göre verilen kaldırma kararlarını hukuka aykırı hâle getirmeyeceğini kabul etmiştir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla İdare Hukuku Avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Bu alandaki diğer rehberler

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.