İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Adli kontrolde imza yükümlülüğü (CMK m. 109)

Yayın tarihi:

Bu sayfada

Kısaca

  • Adli kontrolde imza yükümlülüğü, şüpheli veya sanığın tutuklanmak yerine hâkimin belirlediği yere, belirlenen aralıklarla düzenli olarak başvurmasıdır (CMK m. 109/3-b).
  • Yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeyen kişi hakkında yetkili yargı mercii tutuklama kararı verebilir (CMK m. 112).
  • Devamının gerekip gerekmediği en geç dört ayda bir değerlendirilir; kişi kaldırılmasını isteyebilir ve karara itiraz edebilir.
  • Adli kontrolde geçen süre, imza bakımından cezadan düşülmez.
  • İmza tedbiri için tazminat konusunda Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararları aynı yönde değildir.

İmza yükümlülüğü tutuklama yerine uygulanan bir adli kontrol yükümlülüğüdür: şüpheli veya sanık, hâkimin belirlediği yere, belirlenen aralıklarla düzenli olarak başvurur. Bu rehber, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109/3-b'deki yükümlülüğü, kararın kim tarafından verildiğini ve nasıl bildirildiğini, imzaya gidilmediğinde CMK m. 112'ye göre ne olabileceğini, kaldırma ve değiştirme istemini (CMK m. 110, 111), imzada geçen sürenin cezadan düşülüp düşülmediğini (CMK m. 109/6, TCK m. 63) ve imza tedbiri için tazminat konusunda birbirinden ayrılan Yargıtay kararlarını Anayasa Mahkemesi kararlarıyla birlikte anlatır.

Temel bilgiler

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Yükümlülüğün dayanağı

Adli kontrol, şüpheli veya sanığın hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmasını içerebilir; imza yükümlülüğü bu benttir.

Dayanak: CMK m. 109/3-b

Kararı kim verir

Soruşturmada Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturmada görevli ve yetkili yargı mercii karar verir; hâkim yükümlülükleri kaldırabilir, değiştirebilir ya da kişiyi geçici olarak muaf tutabilir.

Dayanak: CMK m. 110

Devamın incelenmesi

Yükümlülüğün sürmesinin gerekip gerekmediğine en geç dört aylık aralıklarla karar verilir: soruşturmada savcının istemiyle sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme resen.

Dayanak: CMK m. 110/4

Kaldırma istemi

Şüpheli veya sanık kaldırılmasını isteyebilir; hâkim ya da mahkeme savcının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir. Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.

Dayanak: CMK m. 111

İmzaya gitmemenin sonucu

Yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.

Dayanak: CMK m. 112/1

Cezadan mahsup

Adli kontrol altında geçen süre cezadan mahsup edilemez; istisnalar yalnız tedavi-muayene ve konutu terk etmeme bentleridir. İmza yükümlülüğü bu istisnalar arasında yer almaz.

Dayanak: CMK m. 109/6

CMK m. 109/3-b'ye göre adli kontrolde imza yükümlülüğü nedir?

CMK m. 109/1 uyarınca bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, CMK m. 100'de belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. CMK m. 109/3'e göre adli kontrol, şüphelinin bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir. Bunlardan (b) bendindeki yükümlülük, "hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak"tır. Kanun bu bentte "imza" sözcüğünü kullanmaz; bu sayfadaki kararlarda bentteki başvuru, kolluk biriminde imza atma ya da imza verme biçiminde uygulanmış ve "imza atma şeklinde adli kontrol" diye anılmıştır.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 55/1 adli kontrolü, şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutularak toplum içinde denetimini öngören bir koruma tedbiri olarak tanımlar. Aynı Yönetmeliğin m. 56/1-a hükmü bu yükümlülüğü, şüpheli veya sanığın kararda belirlenen yerlere, belirtilen aralıklarla düzenli olarak başvurması diye açıklar. Kanun ve Yönetmelik belirli bir sıklık ya da yer saymaz; ikisini de karar belirler.

Kararlarda görülen biçimler birbirinden çok farklıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin incelediği bir olayda sulh ceza mahkemesi, şüphelinin Cumhuriyet Başsavcılığının coğrafi sınırlarını terk etmediğini belgelendirmek amacıyla yerleşim yerine en yakın semt karakoluna her gün 18:00-22:00 saatleri arasında başvurmasına karar vermiş, tedbir 3 yıl 6 ay 18 gün sürmüştü. (Yargıtay 12. CD, E. 2014/13444)1 Anayasa Mahkemesinin incelediği olaylarda yükümlülük pazartesi ve cuma günleri ikamete en yakın polis merkezine imza vermek (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2023/97960)2 ve her ayın 1. ve 15. günleri 08.00-22.00 saatleri arasında kolluk birimine müracaat ederek imza vermek (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2019/36711)3 biçimindeydi. Yargıtay'ın başka bir kararındaki olayda ise haftanın bir günü imza atma yükümlülüğü söz konusuydu. (Yargıtay 12. CD, E. 2020/10925)4

İmzanın hangi mercide atılmasının zorunlu olduğuna bu sayfadaki kararlarda değinilmemiştir. Kararların olay anlatımında karakol, polis merkezi, kolluk birimi ve jandarma karakol komutanlığı geçer; bunlar olaydaki kararın içeriğidir, genel bir kural değildir.

İmza kararını kim verir, kişiye nasıl bildirilir? (CMK m. 110, Yönetmelik m. 57)

CMK m. 110/1'e göre şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararıyla soruşturma evresinin her aşamasında adli kontrol altına alınabilir. CMK m. 110/3 uyarınca CMK m. 109 ile m. 110/1-2 hükümleri, gerekli görüldüğünde görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından kovuşturma evresinin her aşamasında da uygulanır. CMK m. 109/7, kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında da adli kontrole ilişkin hükümlerin uygulanabileceğini söyler.

Anayasa Mahkemesinin incelediği bir olayda sulh ceza hâkimliği tutuklama talebini reddederken başvurucunun yurt dışına çıkamama ve haftanın iki günü imza atma şeklinde adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2020/22207)5 Başka bir olayda tutuklu yargılanan sanığın duruşmada tahliyesine karar verilirken yurt dışına çıkamama ve imza yükümlülüğü birlikte getirilmiştir.3

Yönetmelik m. 57/1'e göre adli kontrol kararı kaydedildikten sonra infaz işlemlerinin başlatılması için doğrudan vaka sorumlusuna gönderilir. Şüpheli veya sanığa gönderilen tebligatta tedbirin türü, ne şekilde ve ne zaman yerine getirileceği, uyulması gereken kurallar, tedbire uymamanın sonuçları ve tedbirin gereklerinin derhal yerine getirilmesi gerektiği açıklanır. Anayasa Mahkemesinin incelediği bir olayda denetimli serbestlik müdürlüğünce tebliğ edilen çağrı yazısında, yükümlülüklere uymadığı takdirde tutuklanabileceği başvurucuya bildirilmişti.2

Yönetmelik m. 57/4 uyarınca adli kontrol tedbirlerinin yerine getirilmesinde şüpheli veya sanık hakkında risk ve ihtiyaç değerlendirmesi yapılmaz, denetim planı hazırlanmaz; suça sürüklenen çocuklar hakkında ise ihtiyaçlarına uygun eğitim ve iyileştirme çalışmaları planlanır. Yönetmelik m. 57/5'e göre m. 56/1'in (a), (ç), (d) ve (e) bentlerindeki tedbirlere, yani imza yükümlülüğüne de karar verilen kişilerin toplum içinde izlenmesi, denetim ve takibi elektronik cihazlar kullanılarak yerine getirilebilir.

İmzaya gidilmezse ne olur? (CMK m. 112, Yönetmelik m. 57/2 ve 44/6)

CMK m. 112/1'e göre adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Kanun bu yetkiyi "verebilir" diye düzenler. Mahkûmiyet hükmü verilmiş ve hükme karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuşsa, hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir. CMK m. 112/2 uyarınca aynı hüküm, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrolün ihlalinde de uygulanabilir; bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

Yönetmelik m. 57/2'ye göre tebligata rağmen mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak tedbirin gereklerini yerine getirmeyen, infaza başlandıktan sonra devam etmeyen veya tedbiri ihlal eden şüpheli ya da sanık uyarılmaz; hakkında karar verilmesi için dosya Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla ilgili yargı merciine gönderilir ve yargı merciinden karar gelene kadar tedbirin infazına devam edilir. Yönetmelik m. 44/6 da adli kontrol tedbirlerinin infazında tedbir kararını mazeretsiz ve kasıtlı olarak ihlal eden kişinin uyarılmayacağını, varsa mazeretinin komisyon tarafından değerlendirileceğini söyler. Hükmün denetimli serbestlikle infazındaki uyarı düzeni (Yönetmelik m. 44/1-4) bu bakımdan adli kontrolden ayrılır.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, adli kontrol tedbirine uyulmaması gerekçesiyle CMK m. 112 kapsamında verilen tutuklamanın suç isnadına bağlı bir tutma değil, bir mahkeme kararının gereği olarak tutma niteliğinde olduğunu; bununla birlikte bu tutuklama kararının CMK m. 141/1-a kapsamında tazminat talebine konu edilebileceğinin açık olduğunu belirtmiştir.2 O olayda ilk derece mahkemesi tutuklamayı, yurt dışına çıkmama yükümlülüğü bulunan sanığın kaçma girişiminde bulunduğuna dair kuvvetli şüpheye dayandırmıştı; tutuklamayla birlikte yurt dışı çıkış yasağı ve imza tedbirleri kaldırılmıştı.2

CMK m. 112/1'deki "isteyerek" ölçütünün, örneğin hastalık, iş ya da yolculuk nedeniyle imzaya gidilememesi hâlinde nasıl uygulanacağı bu sayfadaki kararlarda tartışılmamıştır. Yönetmelik yalnız, adli kontrolde varsa mazeretin komisyon tarafından değerlendirileceğini düzenler (m. 44/6).

İmza yükümlülüğü değiştirilebilir ya da kaldırılabilir mi? (CMK m. 110, 111)

CMK m. 110/2'ye göre hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle şüpheliyi yeni yükümlülükler altına koyabilir, yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir ya da kişiyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. CMK m. 111/1 uyarınca şüpheli veya sanığın istemi üzerine hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir; CMK m. 111/2'ye göre adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir. CMK m. 110/4 ise yükümlülüğün devamının gerekip gerekmediğine en geç dört aylık aralıklarla karar verilmesini öngörür: soruşturmada Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturmada resen mahkeme karar verir.

Yönetmelik m. 43/7'ye göre hakkında adli kontrol tedbiri verilen şüpheli veya sanıkların izin ya da başka denetimli serbestlik müdürlüğüne nakil talepleri, değerlendirilmesi için ilgili yargı merciine gönderilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına iletilir.

Anayasa Mahkemesinin incelediği bir olayda mahkeme, yurt dışına çıkamama tedbirinin yeterli ve ölçülü olacağı gerekçesiyle imza yükümlülüğünü kaldırmıştır. Aynı dosyada daha sonraki bir aşamada, adli kontrol tedbirlerinin COVID-19 sebebiyle kaldırılması talebi üzerine bölge adliye mahkemesi imza atma şeklindeki tedbiri kaldırmış, yurt dışı çıkış yasağının hükmün infazı başlayana kadar devamına karar vermiştir.3

Yargıtay 12. Ceza Dairesi iki kararında, kanunda adli kontrol için bir üst sınır belirtilmemiş olsa da bir koruma tedbiri olduğu için adli kontrolün de geçici olduğunu ve onu haklı kılan şartlar ortadan kalkınca kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.1 (Yargıtay 12. CD, E. 2022/6529)6 Daire, kaldırma itirazlarına rağmen tedbire devam edilip edilemeyeceği, yükümlülüklerden sonuç alınıp alınmadığı, tedbirin değiştirilip değiştirilmeyeceği ya da daha hafif bir tedbirle amaca ulaşılıp ulaşılamayacağı konusunda etkin bir değerlendirme yapılmamasını tedbirin ölçüsüz hâle geldiği sonucuna dayanak yapmıştır.1

Bu iki karardaki "üst sınır yok" tespiti, CMK m. 110/A eklenmeden önceki dönemde uygulanan tedbirlere ilişkindir: olaylardaki tedbirler 2009-2012 ve 2016-2018 yıllarında uygulanmıştı.16 7331 sayılı Kanunla eklenen CMK m. 110/A'ya göre adli kontrol süresi ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıldır ve zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir; ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde adli kontrol süresi en çok üç yıldır; bu süre de zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir. Uzatma süresi toplam üç yılı, TCK'nın İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. Bu süreler çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.

Adli kontrol imzası ile denetimli serbestlik müracaatı aynı yükümlülük mü?

Adli kontrol, CMK m. 109/1'e göre tutuklama yerine başvurulan bir tedbirdir; Yönetmelik m. 55/1 de onu bir koruma tedbiri olarak tanımlar. Hapis cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazı ise 5275 sayılı Kanun m. 105/A'ya dayanan ayrı bir infaz kararıdır ve kendi müracaat yükümlülüğünü taşır. (Yargıtay 1. CD, E. 2025/2315)7

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin incelediği olayda cezasının bir kısmını denetimli serbestlik tedbiriyle çekmesine karar verilen hükümlü, ceza infaz kurumundan çıktıktan sonra kendisine tanınan 5 günlük süre içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmamış ve açık ceza infaz kurumuna gönderilmişti. Hükümlü vekili, başka bir dosyadaki adli kontrol kararı gereği imza atmak için karakola gittiğini ve iki kararı birbirinden ayırt edemediğini ileri sürdü. Daire, hükümlünün adli kontrol imzası için jandarma karakoluna 09.09.2024 tarihinde başvurduğunu, denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gereken son günün ise 02.09.2024 olduğunu, yani adli kontrol başvurusunun bu son günden 7 gün sonra yapıldığını saptadı; savunmadaki mazereti geçerli ve yasal bulmadı ve kanun yararına bozma istemini reddetti.7

Daire, iki yükümlülüğün aynı binada yerine getirilip getirilmediğinin araştırılmamasını da bu olayın koşullarında bir eksiklik saymamıştır.7 Kararın değerlendirmesi tarihlerin örtüşmediği somut olaya dayanır; bir dosyadaki imzanın başka bir dosyadaki müracaatın yerine geçip geçmeyeceği konusunda genel bir ölçüt koymaz.

İmza yükümlülüğü hangi özgürlüğü sınırlar? (Anayasa m. 19 ve m. 23)

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına (Anayasa m. 19) yönelik sınırlamalar ile seyahat özgürlüğüne (Anayasa m. 23) yönelik sınırlamalar arasındaki ayrımın derece ve yoğunluk farkı olduğunu; değerlendirmede tedbirin türü, süresi, etkileri ve uygulanma tarzı ile bireyin gündelik hayatının ne ölçüde denetim altında tutulduğunun dikkate alınacağını belirtmiştir. Kişinin imza atmak üzere karakola gitmek zorunda bırakılmasının serbestçe dolaşma özgürlüğüne bir müdahale oluşturduğunu, ancak olaydaki imza tedbirinin kişi hürriyetine müdahale düzeyinde olmadığını kabul etmiş; başvurucunun gün boyunca evden çıkma özgürlüğünün kısıtlanmadığını ve imza yükümlülüğünün, kararın değerlendirme bölümündeki ifadeyle haftanın iki günü 08.00-21.00 saatleri arasında yerine getirilebildiğini gözetmiştir (kararın olay anlatımında yükümlülük her ayın 1. ve 15. günleri 08.00-22.00 olarak geçer).3

Aynı kararda Anayasa Mahkemesi, Türkiye Sözleşme'ye ek 4 numaralı Protokol'e taraf olmadığından Anayasa m. 23'teki seyahat özgürlüğüne yönelik başvuruların bireysel başvuru kapsamında olmadığını hatırlatmış ve başvuruyu konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.3

Yargıtay 12. Ceza Dairesi ise uzun süre uygulanan iki adli kontrolde, tedbirin bir aşamadan sonra seyahat özgürlüğünü kısıtlama tedbirini aştığını ve davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığını kabul etmiştir. Olaylardan birinde tedbir 3 yıl 6 ay 18 gün süren, her gün akşam saatlerinde karakolda imza yükümlülüğüydü;1 ötekinde 637 gün süren yurt dışı çıkış yasağı ile haftada iki gün imza birlikte uygulanmıştı.6 Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi kendi olayındaki imza saatlerine ve gündelik hayatın denetim altında tutulma ölçüsüne, Yargıtay'ınki ise tedbirin uzun süre devam etmesine ve ölçülülüğün aşılmasına dayanır.

Ceza Genel Kurulu, konutu terk etmeme yükümlülüğünü kişinin hürriyetinden yoksun kalmasına yol açan bir "tutulma" hâli saymış ve bu yükümlülüğün hem özgürlük ve güvenlik hakkına hem de seyahat özgürlüğüne dokunduğunu belirtmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2024/72)8 Bu nitelendirme konutu terk etmeme için yapılmıştır; imza yükümlülüğü hakkında bir sonuç içermez.

İmzada geçen süre cezadan düşülür mü? (CMK m. 109/6, TCK m. 63)

TCK m. 63/1'e göre hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. CMK m. 109/6 ise adli kontrol altında geçen sürenin şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemeyeceğini söyler. Bu kuralın istisnaları aynı fıkradadır: kural (e) bendindeki tedavi veya muayene tedbirlerinde ve (j) bendindeki konutu terk etmeme yükümlülüğünde uygulanmaz; 7331 sayılı Kanunla eklenen cümleye göre konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

İmza yükümlülüğü CMK m. 109/3'ün (b) bendindedir ve m. 109/6'daki istisnalar arasında sayılmaz; bu nedenle imza yükümlülüğü altında geçen süre CMK m. 109/6'nın birinci cümlesi uyarınca cezadan mahsup edilmez. Ceza Genel Kurulu, 7331 sayılı Kanunla m. 109/6'ya eklenen cümleyle konutu terk etmeme yükümlülüğünün şahsi hürriyeti sınırlama sebebi olduğunun da kabul edildiğini belirtmiştir.8 İmza süresinin mahsubu bu sayfadaki kararlarda ayrıca tartışılmamıştır.

İmza tedbiri için tazminat istenebilir mi? (CMK m. 141)

CMK m. 141/1, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında tazminat istenebilecek hâlleri bentler hâlinde sayar. (k) bendi yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan kişileri kapsar; bu bentteki "adli kontrol" ibaresi 7499 sayılı Kanunla eklenmiştir.8 7499 sayılı Kanunla eklenen (l) bendi ise konutunu terk etmemek ya da tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişileri sayar; imza yükümlülüğü (l) bendinde yer almaz. CMK m. 141/3'e göre birinci fıkradaki hâller dışında, hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023 tarihli bir kararında, CMK m. 141/1'de tazminat istenebilecek hâllerin sınırlı sayıldığını ve adli kontrol kararlarının bu koruma tedbirleri arasında yer almadığını belirterek adli kontrolün ölçüsüz olduğuna ilişkin temyiz sebebini reddetmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2021/5909)9 Daire 2026 tarihli bir kararında da imza atmak şeklindeki adli kontrol için bölge adliye mahkemesinin hükmettiği maddi tazminatı hukuka aykırı bulmuştur: tedbirin uygulandığı tarihte yürürlükte bulunan CMK m. 141 kapsamında tazminat istenebilecek hâller arasında yer almadığını, ölçülülük ilkesinin aşılmadığını ve tedbirin uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığını saptamış; ancak hükmü yalnız davacı temyiz ettiği için bu hususu bozma nedeni yapmamış ve hükmü onamıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2022/6657)10

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, daha önceki Yahya Çevik kararında CMK m. 141'de imza atmak suretiyle adli kontrol altında kalma nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararlara karşılık açık bir yasal dayanak bulunmadığının belirtildiğini aktarmış, somut başvuruda bu sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum görmemiş ve şikâyeti adil yargılanma hakkı yönünden konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.5 Bu sonuç bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkindir.

Buna karşılık Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015 ve 2026 tarihli iki kararında, adli kontrol nedeniyle oluşan zararın CMK m. 141/1'de açıkça sayılmadığını kabul etmekle birlikte CMK m. 141/3'teki hükmü dikkate almış; uzun süre uygulanan ve ölçüsüz hâle gelen adli kontrol nedeniyle davacı yararına makul tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar vererek hükümleri bozmuştur.16 2015 kararındaki olayda tedbir yalnız imzadan oluşuyordu ve Daire, ilk kararın verildiği 15.04.2010 tarihinden sonra uygulanmaya devam eden tedbir için makul maddi ve manevi tazminat gerektiğini belirtti.1 2026 kararındaki olayda imza yurt dışı çıkış yasağıyla birlikte uygulanmıştı ve bozma manevi tazminata ilişkindi.6

Gözaltından sonra imza yükümlülüğüyle serbest bırakılan ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişi bakımından Daire, tazminatı gözaltıya dayandırmıştır: CMK m. 141/1-e'deki "kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen" kişilerin tazminat isteyebileceğini gözeterek makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiş ve ret hükmünü bozmuştur.4 Bu karar, imza tedbirinin kendisi için tazminat gerekip gerekmediğini değerlendirmez.

Ceza Genel Kurulu, konutu terk etmeme yükümlülüğü sebebiyle de CMK m. 141 ve devamı maddeleri uyarınca tazminat isteme hakkının bulunduğunu kabul etmiş ve tazmin olanağını CMK m. 141/1'de sınırlı olarak sayılan tedbirlerle sınırlayan önceki içtihadından rücu etmiştir; karar oy çokluğuyla verilmiştir.8 Olay, (l) bendi eklenmeden önce, 2017 yılında uygulanan ev hapsine ilişkindi ve kararın sonucu konutu terk etmeme yükümlülüğü hakkındadır; imza yükümlülüğü için bir sonuç kurmaz.

Bu nedenle imza tedbiri için tazminat konusunda Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararları aynı yönde değildir: Daire 2023 tarihli bir kararında adli kontrolü, CMK m. 141/1'deki sayımın sınırlı olduğu gerekçesiyle tazminat hâlleri dışında saymış;9 Ceza Genel Kurulu ise 2025'te konutu terk etmeme yükümlülüğü bakımından bu sınırlı sayım içtihadından dönmüştür.8 Daire 2026 tarihli bir başka kararında imza tedbirinde ölçülülüğün aşılmadığını ve tazminatın hukuka aykırı olduğunu belirtmiş,10 uzun süren ve ölçüsüz hâle gelen tedbirlerde ise tazminat gerektiğine karar vermiştir.16 Tazminat gerektiği sonucuna varılan iki kararda Daire, tedbirin uzun süre uygulanmasını ve ölçülülük ilkesinin ihlal edilmesini gerekçeye dayanak yapmış;16 bunlardan birinde kaldırma itirazlarına rağmen etkin bir değerlendirme yapılmamasını da saymıştır.1

İlgili mevzuat

CMK m. 109 — Adlî kontrol

Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:

a) Yurt dışına çıkamamak.

b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.

c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.

d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.

e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.

f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.

g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.

h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.

i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.

j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.

k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.

l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.) (Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.

(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.

(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 112 — Tedbirlere uymama

Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.

(2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 110 — Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler

Madde 110 – (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.

(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.

(3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.

(4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 111 — Adlî kontrol kararının kaldırılması

Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.

(2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 63 — Mahsup

Madde 63- (1) Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

Kararlar

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1. 3 yıl 6 ay 18 gün her gün karakolda imza: ölçüsüz hâle gelen adli kontrol için tazminatYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2014/13444 · K. 2015/2705 ·

    Sulh ceza mahkemesi şüphelinin her gün 18:00-22:00 saatleri arasında yerleşim yerine en yakın semt karakoluna başvurarak imza vermesine karar vermiş, tedbir 3 yıl 6 ay 18 gün sürmüş ve davacı beraat etmişti; tazminat davası reddedildi. Daire, adli kontrolün CMK m. 141/1'de açıkça sayılmadığını kabul etmekle birlikte m. 141/3'ü dikkate aldı; adli kontrolün de geçici olduğunu, kaldırma itirazlarına rağmen tedbirin devamı konusunda etkin bir değerlendirme yapılmadığını, tedbirin seyahat özgürlüğünü kısıtlamayı aşarak davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığını ve ölçüsüz hâle geldiğini belirterek oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Daireye göre uzun süren ve ölçüsüz hâle gelen imza tedbiri nedeniyle makul maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2. Adli kontrole uymama üzerine CMK m. 112 tutuklamasının niteliği ve tazminat yoluAnayasa Mahkemesi · B. No. 2023/97960 ·

    Başvurucu soruşturmada yurt dışına çıkış yasağı ile pazartesi ve cuma günleri polis merkezine imza vermek şeklinde adli kontrole tabi tutulmuş, denetimli serbestlik müdürlüğünün çağrı yazısında uymazsa tutuklanabileceği bildirilmişti. Mahkûmiyetten sonra yurt dışına çıkış yasağı sürerken mahkeme, kaçma girişimi şüphesiyle CMK m. 100 ve 112 uyarınca tutuklamaya karar verdi ve adli kontrol tedbirlerini kaldırdı. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu bu tutuklamanın suç isnadına bağlı değil, bir mahkeme kararının gereği olarak tutma niteliğinde olduğunu, yine de CMK m. 141/1-a kapsamında tazminat talebine konu edilebileceğini belirterek tutuklamaya ilişkin şikâyeti başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez buldu.

    Sonuç: Adli kontrole uymama nedeniyle CMK m. 112'ye göre verilen tutuklama da CMK m. 141/1-a'daki tazminat yoluna konu olabilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3. İmza yükümlülüğü seyahat özgürlüğüne mi, kişi hürriyetine mi müdahaledir?Anayasa Mahkemesi · B. No. 2019/36711 ·

    Tahliye edilen başvurucu hakkında yurt dışına çıkamama ve kolluk birimine imza vermek şeklinde adli kontrol uygulanmış; imza yükümlülüğü bir kez yurt dışı yasağının yeterli ve ölçülü olacağı gerekçesiyle, daha sonra da COVID-19 gerekçeli talep üzerine bölge adliye mahkemesince kaldırılmıştı. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kişi hürriyeti ile seyahat özgürlüğü arasındaki ayrımın derece ve yoğunluk farkı olduğunu; imza için karakola gitmek zorunda bırakılmanın serbestçe dolaşma özgürlüğüne müdahale oluşturduğunu, ancak olaydaki tedbirin kişi hürriyetine müdahale düzeyinde olmadığını belirtti. Seyahat özgürlüğüne ilişkin başvurular bireysel başvuru kapsamında olmadığından başvuru konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulundu.

    Sonuç: Anayasa Mahkemesi olaydaki imza yükümlülüğünü kişi hürriyeti değil seyahat özgürlüğü kapsamında gördü.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4. Gözaltından sonra imza ile serbest bırakılan kişide tazminatın dayanağı CMK m. 141/1-eYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2020/10925 · K. 2022/1657 ·

    Davacı gözaltına alınmış, aynı gün sulh ceza hâkimliğince haftanın bir günü imza atma yükümlülüğü şeklinde adli kontrol uygulanarak serbest bırakılmış, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Yerel mahkeme gözaltı süresini ve adli kontrolü makul bularak davayı reddetti. Daire, davacının gözaltına alındıktan sonra adli kontrolle serbest bırakıldığının sabit olduğunu, CMK m. 141/1-e uyarınca kanuna uygun yakalandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişinin tazminat isteyebileceğini belirterek makul bir manevi tazminata hükmedilmemesini bozma nedeni yaptı ve oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: İmza yükümlülüğüyle serbest bırakılmak, önceki gözaltı için CMK m. 141/1-e'deki tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5. İmza adli kontrolü için tazminat şikâyeti: Anayasa Mahkemesinde konu bakımından yetkisizlikAnayasa Mahkemesi · B. No. 2020/22207 ·

    Gözaltından sonra yurt dışına çıkamama ve haftanın iki günü imza atma şeklinde adli kontrol altına alınan başvurucu, tazminat davasında adli kontrol konusunda değerlendirme yapılmadığını ileri sürdü. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Yahya Çevik kararında CMK m. 141'de imza atmak suretiyle adli kontrol altında kalma nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararlar için açık bir yasal dayanak bulunmadığının belirtildiğini aktardı ve bu sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum görmeyerek şikâyetin bu kısmını konu bakımından yetkisizlik nedeniyle oybirliğiyle kabul edilemez buldu. Kararın gözaltı tazminatına ilişkin kısmında ise ihlal kararı verildi.

    Sonuç: Anayasa Mahkemesi imza adli kontrolüne dayanan tazminat şikâyetini adil yargılanma hakkı yönünden incelemedi.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6. 637 gün yurt dışı yasağı ve haftada iki gün imza: manevi tazminat gerekirYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2022/6529 · K. 2026/3111 ·

    Davacı gözaltından sonra 637 gün yurt dışı çıkış yasağı ve haftada iki gün imza şeklinde adli kontrol altında kalmış, beraat etmişti; davası kısmen kabul edildi, bölge adliye mahkemesi maddi tazminatı 7 günlük gözaltı süresine göre düzeltti. Daire, adli kontrolün CMK m. 141/1'de açıkça sayılmadığını, ancak m. 141/3'ün dikkate alınması gerektiğini; tedbirin geçici olduğunu, ölçülülük ilkesinin adli kontrol yükümlerinde de geçerli olduğunu, olayda tedbirin seyahat özgürlüğünü kısıtlamayı aşarak ölçüsüz hâle geldiğini belirtti. Adli kontrol nedeniyle makul manevi tazminata hükmedilmemesini ve manevi tazminatın eksik belirlenmesini bozma nedeni yaparak hükmü Tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Daire, uzun süre uygulanıp ölçüsüz hâle gelen yurt dışı yasağı ve imza tedbiri için makul manevi tazminat gerektiğine karar verdi.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7. Adli kontrol imzası ile denetimli serbestlik müracaatını karıştırma mazeretiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2025/2315 · K. 2025/3752 ·

    Cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmı denetimli serbestlikle infaz edilecek hükümlü, 5 günlük sürede denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmadığı için açık ceza infaz kurumuna gönderildi. Vekili, hükümlünün başka dosyadaki adli kontrol imzası için karakola gittiğini ve iki kararı ayırt edemediğini ileri sürdü. Daire, adli kontrol imzası için yapılan başvurunun 09.09.2024 tarihinde, yani denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurulması gereken son günden 7 gün sonra olduğunu saptadı; mazereti geçerli ve yasal bulmadı, iki yükümlülüğün aynı binada yerine getirilip getirilmediğinin araştırılmamasını da eksiklik saymadı ve kanun yararına bozma istemini oybirliğiyle reddetti.

    Sonuç: Somut olayda adli kontrol imzası, denetimli serbestlik müracaatının kaçırılmasına geçerli mazeret sayılmadı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8. Konutu terk etmeme için tazminat: Ceza Genel Kurulunun içtihattan dönmesiYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/72 · K. 2025/424 ·

    Kasten öldürme suçundan yargılanan davacı 2017'de ev hapsi adli kontrolü altında kalmış, beraat etmişti; 12. Ceza Dairesi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştu. Ceza Genel Kurulu, tazmin olanağını CMK m. 141/1'de sınırlı sayılan tedbirlerle sınırlayan önceki içtihadından rücu etti; konutu terk etmemeyi kişinin hürriyetinden yoksun kalmasına yol açan bir tutulma hâli saydı, 7331 sayılı Kanunla m. 109/6'ya eklenen mahsup cümlesine de değindi ve konutu terk etmeme yükümlülüğü sebebiyle de tazminat isteme hakkı bulunduğunu kabul ederek Başsavcılık itirazını oy çokluğuyla kabul etti.

    Sonuç: Konutu terk etmeme yükümlülüğü için CMK m. 141 vd. uyarınca tazminat istenebilir; karar imza yükümlülüğü hakkında sonuç kurmaz.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9. Adli kontrolün ölçüsüzlüğü temyiz sebebi: CMK m. 141/1 sınırlı sayımYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2021/5909 · K. 2023/1490 ·

    Koruma tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davasında davacı vekili, manevi tazminatın azlığı ve avukatlık ücretinin yanında adli kontrol tedbirinin ölçüsüz olduğunu da temyiz sebebi yaptı. Daire, CMK m. 141/1'de tazminat istenebilecek hâllerin tahdidi olarak sayıldığını, adli kontrol kararlarının ise tazminat istenebilecek koruma tedbirleri arasında yer almadığını belirterek bu temyiz sebebini reddetti ve hükmü oybirliğiyle onadı. Kararda olaydaki adli kontrolün türü belirtilmemiştir.

    Sonuç: Bu kararda Daire, adli kontrolü CMK m. 141/1'deki sınırlı tazminat hâlleri dışında saydı. Karar 2023 tarihlidir; Ceza Genel Kurulu 2025'te konutu terk etmeme yükümlülüğü bakımından bu sınırlı sayım içtihadından dönmüştür.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 10. Haftada iki gün imza için verilen maddi tazminat: ölçülülük aşılmamış, aleyhe bozma yokYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2022/6657 · K. 2026/1313 ·

    Gözaltından sonra kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen davacı için bölge adliye mahkemesi, yaklaşık dört ay haftada iki gün kolluk birimine imza verme yükümlülüğü nedeniyle 600 TL maddi tazminata hükmetmişti. Yalnız davacının temyizi üzerine Daire, imza atmak şeklindeki adli kontrolün tedbirin uygulandığı tarihte yürürlükteki CMK m. 141 kapsamında tazminat istenebilecek hâller arasında olmadığını, ölçülülük ilkesinin aşılmadığını ve tedbirde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek maddi tazminatı hukuka aykırı buldu; ancak bunu temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapmadı ve hükmü oybirliğiyle onadı.

    Sonuç: Daire bu olayda imza tedbirinde ölçülülüğün aşılmadığını ve imza için verilen tazminatın hukuka aykırı olduğunu belirtti.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Adli kontrolde imza yükümlülüğü nedir?

CMK m. 109/3-b'deki, hâkim tarafından belirlenen yerlere belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurma yükümlülüğüdür. Kanun bu bentte imza sözcüğünü kullanmaz; kararlarda bu başvuru kolluk biriminde imza atılarak yerine getirilmiş ve imza atma şeklinde adli kontrol diye anılmıştır. Adli kontrol, CMK m. 109/1'e göre tutuklama sebepleri varken tutuklama yerine uygulanan bir tedbirdir.

İmza nerede ve hangi sıklıkla atılır?

Kanun belirli bir yer ya da sıklık saymaz; ikisini de adli kontrol kararı belirler (CMK m. 109/3-b). Kararlarda her gün akşam saatlerinde karakolda imza, haftanın bir ya da iki günü imza, pazartesi ve cuma günleri polis merkezinde imza ve ayın iki gününde kolluk biriminde imza gibi farklı biçimler görülmüştür.

İmza kararını kim verir?

CMK m. 110/1'e göre soruşturmada Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi karar verir. CMK m. 110/3 uyarınca kovuşturma evresinde görevli ve yetkili diğer yargı mercileri de adli kontrol kararı verebilir.

İmzaya gitmezsem ne olur?

CMK m. 112/1'e göre adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 57/2'ye göre mazeretsiz ve kasıtlı ihlalde kişi uyarılmaz; dosya Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla yargı merciine gönderilir.

Hastalık ya da iş nedeniyle imzaya gidemezsem ne olur?

CMK m. 112/1 tutuklama yetkisini yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeme hâline bağlar. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 44/6'ya göre adli kontrolde varsa mazeret komisyon tarafından değerlendirilir; izin talepleri ise m. 43/7 uyarınca yargı merciine iletilir. Hastalık ya da iş mazeretinin nasıl değerlendirileceğine bu sayfadaki kararlarda değinilmemiştir.

İmza yükümlülüğü kaldırılabilir ya da değiştirilebilir mi?

Evet. CMK m. 110/2'ye göre hâkim yükümlülükleri kaldırabilir, değiştirebilir veya kişiyi geçici olarak muaf tutabilir. CMK m. 111/1 uyarınca şüpheli veya sanığın istemi üzerine hâkim ya da mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir; m. 111/2'ye göre adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.

İmza yükümlülüğü ne kadar sürer?

CMK m. 110/4'e göre yükümlülüğün devamının gerekip gerekmediğine en geç dört aylık aralıklarla karar verilir. CMK m. 110/A'ya göre adli kontrol süresi ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıldır ve zorunlu hâllerde bir yıl daha uzatılabilir; ağır ceza işlerinde en çok üç yıldır ve zorunlu hâllerde uzatılabilir; uzatma toplam üç yılı, bazı suçlarda dört yılı geçemez. Çocuklarda bu süreler yarı oranında uygulanır.

İmzada geçen süre cezadan düşülür mü?

Hayır. CMK m. 109/6'ya göre adli kontrol altında geçen süre şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu kuralın istisnaları tedavi veya muayene tedbirleri ile konutu terk etmeme yükümlülüğüdür; konutu terk etmemede her iki gün cezanın mahsubunda bir gün sayılır. İmza yükümlülüğü bu istisnalar arasında değildir.

İmza tedbiri için tazminat istenebilir mi?

Kesin bir cevap yoktur; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararları aynı yönde değildir. Daire 2023 tarihli bir kararında adli kontrolü CMK m. 141/1'deki sınırlı tazminat hâlleri dışında saymış (Ceza Genel Kurulu 2025'te konutu terk etmeme yükümlülüğü bakımından bu sınırlı sayım içtihadından dönmüştür), 2026 tarihli bir kararında da imza tedbirinde ölçülülüğün aşılmadığını belirtmiştir. 2015 ve 2026 tarihli iki kararında ise uzun süre uygulanıp ölçüsüz hâle gelen adli kontrol için CMK m. 141/3'ü dikkate alarak makul tazminat gerektiğine karar vermiştir. İmza yükümlülüğü, 7499 sayılı Kanunla eklenen CMK m. 141/1-l'de sayılmaz.

Adli kontrol imzası ile denetimli serbestlik imzası aynı şey mi?

Hayır. Adli kontrol, soruşturma ve kovuşturma sırasında tutuklama yerine uygulanan bir tedbirdir (CMK m. 109/1, m. 110). Kesinleşmiş cezanın denetimli serbestlik tedbiriyle infazı ise 5275 sayılı Kanun m. 105/A'ya dayanan ayrı bir karardır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, adli kontrol imzası için karakola gittiğini ve iki kararı karıştırdığını ileri süren hükümlünün mazeretini, tarihlerin örtüşmediği olayda geçerli saymamıştır.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Diğer ceza usulü rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.