Adli kontrol (CMK m. 109)
Yayın tarihi:
Bu sayfada
- Başa dön
- Kısaca
- Temel bilgiler
- CMK m. 109'a göre adli kontrol nedir ve hangi hâllerde verilir?
- CMK m. 109/3'e göre adli kontrolde hangi yükümlülükler konabilir?
- Adli kontrol kararını kim verir? (CMK m. 110/1, 110/3 ve 103)
- Adli kontrol ne kadar sürer? (CMK m. 110/4 ve 110/A)
- Adli kontrol nasıl kaldırılır veya değiştirilir? (CMK m. 110/2 ve 111/1)
- Adli kontrol kararına nasıl itiraz edilir? (CMK m. 111/2, 267, 268 ve 271)
- Adli kontrol yükümlülüğüne uyulmazsa ne olur? (CMK m. 112)
- Adli kontrolde güvence nedir ve ne zaman geri verilir? (CMK m. 109/3-f, 113-115)
- Adli kontrolde geçen süre cezadan düşülür mü, tazminat istenebilir mi? (TCK m. 63, CMK m. 109/6, 141 ve 142)
- İlgili mevzuat
- Kararlar
- Sık sorulan sorular
Kısaca
- Adli kontrol, tutuklama sebepleri bulunan bir şüpheli veya sanığın tutuklanmak yerine yurt dışına çıkamamak, belirli yerlere düzenli olarak başvurmak ya da konutunu terk etmemek gibi yükümlülüklere bağlanmasıdır.
- Soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme karar verir.
- Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol en çok iki yıl sürer ve bir yıl uzatılabilir; ağır ceza işlerinde süre en çok üç yıldır ve zorunlu hâllerde uzatılabilir, uzatma toplam üç yılı, kanunda sayılan bazı suçlarda dört yılı geçemez.
- Şüpheli veya sanık kaldırılmasını isteyebilir; karara kural olarak iki hafta içinde itiraz edilebilir.
Adli kontrol, tutuklama sebepleri bulunan şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine yurt dışına çıkamamak, belirli yerlere düzenli olarak başvurmak ya da konutunu terk etmemek gibi bir veya birden fazla yükümlülüğe bağlanmasıdır. Bu rehber, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109-115'teki yükümlülükleri, kararı veren mercileri, dört aylık değerlendirmeyi ve azami süreyi, kaldırma talebini, itirazı, yükümlülüğe uymamanın sonucunu, güvenceyi, cezadan mahsubu ve tazminatı Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla anlatır.
Temel bilgiler
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Ne zaman verilir?
Tutuklama sebepleri varsa şüpheli tutuklanması yerine adli kontrol altına alınabilir; kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrol uygulanabilir.
Dayanak: CMK m. 109/1-2
- Kim karar verir?
Soruşturmada Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturmada görevli ve yetkili yargı mercii karar verir; yükümlülükleri sonradan ekleyebilir, kaldırabilir veya değiştirebilir.
Dayanak: CMK m. 110/1-3
- Azami süre
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıl, zorunlu hâlde bir yıl uzatma; ağır ceza işlerinde en çok üç yıl, uzatma toplam üç yılı, bazı suçlarda dört yılı geçemez; çocuklarda süreler yarı oranında uygulanır.
Dayanak: CMK m. 110/A
- Periyodik değerlendirme
Adli kontrolün devamının gerekip gerekmediğine en geç dört aylık aralıklarla karar verilir: soruşturmada savcının istemiyle sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme resen karar verir.
Dayanak: CMK m. 110/4
- Kaldırma talebi
Şüpheli veya sanığın istemi üzerine hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir.
Dayanak: CMK m. 111/1
- İtiraz
Kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde itiraz edilir; sulh ceza hâkimliğinin adli kontrol kararına itirazı yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler.
Dayanak: CMK m. 268/1 ve 268/3-b
- Cezadan mahsup
Adli kontrolde geçen süre kural olarak cezadan mahsup edilmez; tedavi tedbiri ile konutunu terk etmeme bu kuralın dışındadır ve konutunu terk etmemede geçen her iki gün bir gün sayılır.
Dayanak: CMK m. 109/6
CMK m. 109'a göre adli kontrol nedir ve hangi hâllerde verilir?
CMK m. 109/1 uyarınca bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, CMK m. 100'de belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. CMK m. 100/1 tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delilleri ve bir tutuklama nedenini arar. CMK m. 109/3'e göre adli kontrol, şüphelinin maddede sayılan bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir.
Adli kontrol tutuklamanın mümkün olduğu hâllerle sınırlı değildir. CMK m. 109/2 uyarınca kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir; örneğin CMK m. 100/4 sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilmesini yasaklar. CMK m. 109/7'ye göre kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında da adli kontrol uygulanabilir.
CMK m. 109/4 iki özel durumu ayrıca düzenler: 1) ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 5275 sayılı Kanun m. 16/3 uyarınca tespit edilen şüpheli ile 2) gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Aynı fıkraya göre mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükme karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuşsa, hükmü veren ilk derece mahkemesi de adli kontrol kararı verebilir.
Anayasa Mahkemesine göre adli kontrol tedbirlerinde amaç, tutuklamadan beklenen sonuçlara daha hafif tedbirler yoluyla ulaşmak ve kişinin belirlenen yükümlere uymak kaydıyla toplumsal ve bireysel yaşamını olağan şekilde sürdürmesine imkân sağlamaktır; kişinin toplumsal veya bireysel hayatını olağan şekilde sürdürmesini engelleyecek tedbirler öngörülürse tedbirin ölçülü olduğundan söz edilemez. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2017/33469)1 Yargıtay 12. Ceza Dairesi de ölçülülük ilkesinin adli kontrol kapsamındaki yükümler açısından da geçerli olduğunu; şüpheli veya sanığın birey hak ve özgürlüklerine en az müdahaleyi gerektiren ve suçun niteliğine uygun düşen tedbirlere tabi kılınması gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 12. CD, E. 2021/4879)2
CMK m. 109/3'e göre adli kontrolde hangi yükümlülükler konabilir?
CMK m. 109/3 adli kontrolün içerebileceği yükümlülükleri (a)-(l) bentlerinde sayar; liste bu bölümün sonundadır. Hâkim bunlardan bir veya birden fazlasını seçebilir. Konutunu terk etmemek, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek ve belirlenen yer veya bölgelere gitmemek yükümlülükleri ((j), (k) ve (l) bentleri) 6352 sayılı Kanunla 2012'de eklenmiştir. CMK m. 109/5 uyarınca hâkim veya Cumhuriyet savcısı, taşıt kullanamama yükümlülüğünün uygulanmasında şüphelinin meslekî uğraşlarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
Anayasa Mahkemesine göre özellikle yurt dışına çıkış yasağına ve bu yasağın devamına karar verilirken kişinin yurt dışındaki ailevi, kişisel ve mesleki bağları ile isnat edilen suçun niteliği, delil durumu ve mahkûmiyet hâlinde alacağı cezanın ağırlığı birlikte değerlendirilmeli; tedbirden beklenen kamusal menfaat ile kişinin menfaatleri arasında adil bir denge kurulmalı ve bu durum yeterli gerekçeyle açıklanmalıdır.1 Mahkeme, yurt dışına çıkış yasağı belirsiz bir süre uzar ve uzun süre uygulanırsa özel hayata ve aile hayatına etkilerinin zamanla ağırlaşacağını da vurgulamıştır.1
Yükümlülükler birlikte de uygulanabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2026'da incelediği bir tazminat davasında davacı hakkında 637 gün süreyle yurt dışı çıkış yasağı ile haftada iki gün imza atma yükümlülüğü birlikte uygulanmıştı. (Yargıtay 12. CD, E. 2022/6529)3
CMK m. 109/3'teki bentler şunlardır:
- (a) Yurt dışına çıkamamak.
- (b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
- (c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ya da eğitime devama ilişkin kontrol tedbirlerine uymak.
- (d) Her türlü taşıtı veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde sürücü belgesini makbuz karşılığında kaleme teslim etmek.
- (e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak ve bunları kabul etmek.
- (f) Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce, şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
- (g) Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek.
- (h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkimin belirleyeceği parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
- (i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
- (j) Konutunu terk etmemek.
- (k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
- (l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.
Adli kontrol kararını kim verir? (CMK m. 110/1, 110/3 ve 103)
CMK m. 110/1 uyarınca şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adli kontrol altına alınabilir. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı istemde bulunur, kararı sulh ceza hâkimi verir.
CMK m. 110/3'e göre CMK m. 109 ile m. 110'un birinci ve ikinci fıkraları, gerekli görüldüğünde görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır. Kovuşturma evresinde adli kontrol kararı mahkûmiyet hükmüyle birlikte de verilebilir; Yargıtay 9. Ceza Dairesinin ve Ceza Genel Kurulunun incelediği dosyalarda yurt dışına çıkamama yükümlülüğü hükümle birlikte konulmuştu. (Yargıtay 9. CD, E. 2014/1494)4 (Yargıtay CGK, E. 2019/248)5
Tutuklu şüpheli bakımından CMK m. 103/1 ayrı bir yol açar: Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir; hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilir. CMK m. 103/2'ye göre soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adli kontrolün artık gereksiz olduğu kanısına varırsa şüpheliyi resen serbest bırakır; kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.
Adli kontrol ne kadar sürer? (CMK m. 110/4 ve 110/A)
CMK m. 110/A adli kontrolün azami süresini düzenler: 1) ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır; bu süre zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir; 2) ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok üç yıldır; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir, ancak uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanunu İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez; 3) bu süreler çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.
CMK m. 110/A ile m. 110/4 7331 sayılı Kanunla eklenmiş ve 1/1/2022'de yürürlüğe girmiştir. CMK m. 110/4 ayrıca dönemsel bir değerlendirme öngörür: şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla karar verilir. Soruşturma evresinde bu kararı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise mahkeme resen verir; değerlendirmede CMK m. 109 hükümleri göz önünde bulundurulur.
Anayasa Mahkemesi tüm koruma tedbirlerinin geçici olduğunu, herhangi bir tedbirin ilanihaye veya herhangi bir kriterden bağımsız olarak sürekli biçimde uygulanmasının mümkün olmadığını belirtir.1 Yargıtay 12. Ceza Dairesi de iki ayrı kararında adli kontrolün bir koruma tedbiri olarak geçici olduğunu ve onu haklı kılan şartlar ortadan kalkınca kaldırılması gerektiğini yinelemiştir.23
Anayasa Mahkemesine göre mahkemeler süregelen koruma tedbirlerinin devamına ilişkin kararlarında da tedbirin devamını haklı kılan gerekçeleri göstermek zorundadır.1 10/8/2017'de konulan ve 19/1/2021'de kaldırılan bir yurt dışına çıkış yasağında, kişinin yurt dışındaki ailevi ve kişisel bağlarına dayanan itirazları tartışılmamış; talepleri tekrar içeren, genel ve soyut gerekçelerle ve tedbirden beklenen yararın daha az etki doğuracak alternatif adli kontrol tedbirleriyle elde edilip edilemeyeceği değerlendirilmeden reddedilmişti. Anayasa Mahkemesi bu olayda tedbirden beklenen kamusal menfaat ile başvurucunun menfaatleri arasında adil bir denge kurulduğunun söylenemeyeceği sonucuna varmıştır.1
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023'te bir mahkûmiyet hükmünü yasal ve yeterli gerekçe içermediği için bozarken, hükümle birlikte CMK m. 109/3-a uyarınca verilen yurt dışına çıkmama tedbirinin CMK m. 110/A'da yazılı süre de gözetilerek kaldırılmasına hüküm fıkrasında karar vermiştir.5
Adli kontrol nasıl kaldırılır veya değiştirilir? (CMK m. 110/2 ve 111/1)
CMK m. 110/2 uyarınca hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir ya da şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. CMK m. 110/3'e göre bu yetki kovuşturma evresinde görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da kullanılır.
Kaldırma ve değiştirme şüpheli veya sanığın talebiyle de gündeme gelir. CMK m. 111/1'e göre şüpheli veya sanığın istemi üzerine hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra m. 110/2'ye göre beş gün içinde karar verebilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesine göre bu talep kovuşturma evresinin her aşamasında ileri sürülebilir; talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeli ve bu karardan sonra yasal süreye bağlı yeni bir itiraz yolu başlar.4
Yargıtay'ın kanun yararına bozma kararlarında, kovuşturma hükmün kesinleşmesiyle sona erince yurt dışına çıkamama tedbirinin kendiliğinden sona erdiği kabul edilmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2016'da, kovuşturma aşamasının hükmün onanarak kesinleşmesiyle sona erdiğini ve yurt dışına çıkamama tedbirinin kendiliğinden nihayete erdiğini; hükümlünün infaz aşamasında denetimli serbestlik şartıyla salıverildiğini ve ayrıca yurt dışına çıkış yasağı konulmadığını da gözeterek tedbirin devamında hukuki yarar bulunmadığını belirtmiş, kaldırma talebini reddeden kararı bozmuştur. (Yargıtay 1. CD, E. 2016/3193)6
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023'te ve 4. Ceza Dairesi 2025'te, CMK m. 110/A'daki azami süre düzenlemesini, hükmün kesinleşmesini ve hükümlünün şartla tahliye edilmiş olmasını birlikte dikkate alarak yargılama sırasında verilen yurt dışına çıkamama tedbirinin kendiliğinden sona erdiğine ve devamında hukuki yarar bulunmadığına karar vermiş; kaldırma talebinin reddine yapılan itirazı reddeden merciin kararlarını kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 1. CD, E. 2023/5005)7 (Yargıtay 4. CD, E. 2024/9285)8
Adli kontrol kararına nasıl itiraz edilir? (CMK m. 111/2, 267, 268 ve 271)
CMK m. 111/2'ye göre adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir; CMK m. 267 de hâkim kararlarına karşı itiraz yolunu açar. Hüküm adli kontrol altına alma kararıyla sınırlı değildir: Yargıtay 9. Ceza Dairesine göre kaldırma veya değiştirme talebi hakkında verilen karara karşı da yeni bir itiraz yolu başlar.4
CMK m. 268/1 uyarınca itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde, ilgililerin kararı CMK m. 35'e göre öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde, kararı veren mercie verilecek bir dilekçeyle ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılır. CMK geçici m. 6/1-c'ye göre 7499 sayılı Kanunla m. 268'de kanun yollarına başvuru süresine ilişkin yapılan değişiklikler 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır; bu tarihten önce verilen kararlarda değişiklikten önceki hükümler uygulanmaya devam eder.
CMK m. 268/2'ye göre kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir.
İtirazı inceleyecek merci CMK m. 268/3'te gösterilmiştir: 1) sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına yapılan itirazı yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler; sulh ceza hâkimliği işleri asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanınındır (m. 268/3-b); 2) asliye ceza mahkemesi hâkiminin kararlarına itirazı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi inceler; ağır ceza mahkemesinin kararlarına itirazı o yerde birden çok daire varsa numara olarak kendisini izleyen daire, son numaralı daire için birinci daire, tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi inceler (m. 268/3-c). (b) bendi 7331 sayılı Kanunla değiştirilmiş, değişiklik 1/1/2022'de yürürlüğe girmiştir.
CMK m. 271 uyarınca itiraz hakkında, kanunda yazılı hâller saklı kalmak üzere duruşma yapılmaksızın karar verilir; gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. İtiraz yerinde görülürse merci itiraz konusu hakkında da karar verir; karar mümkün olan en kısa sürede verilir. CMK m. 271/4'e göre merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
İtiraz süresinin geçirilmesi kaldırma talebine engel değildir. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin incelediği dosyada sanık, mahkûmiyet hükmüyle birlikte verilen adli kontrol kararına süresinde itiraz etmemişti; sonradan verilen dilekçe itiraz sayılarak süre yönünden reddedilmişti. Daire dilekçenin esas itibarıyla itiraz mahiyetinde olmadığını, adli kontrol kararının kaldırılması veya değiştirilmesi talebini içerdiğini belirterek bunun gözetilmeden CMK m. 110 ve 111'e aykırı biçimde karar verilmesini isabetsiz bulmuş ve itirazı reddeden merciin kararını kanun yararına bozmuştur.4
Adli kontrol yükümlülüğüne uyulmazsa ne olur? (CMK m. 112)
CMK m. 112/1 uyarınca adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Hüküm yükümlülüğün "isteyerek" yerine getirilmemesini arar ve tutuklamayı merciin takdirine bırakır ("verebilir"). Aynı fıkraya göre mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükme karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuşsa, hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.
CMK m. 112/2 uyarınca bu kural, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir; ancak bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.
Adli kontrolde güvence nedir ve ne zaman geri verilir? (CMK m. 109/3-f, 113-115)
CMK m. 109/3-f uyarınca şüpheli, parasal durumu göz önünde bulundurularak miktarı ve bir defada veya taksitlerle ödeme süreleri Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvenceyi yatırmakla yükümlü tutulabilir. (h) bendi ise miktarı ve ödeme süresi hâkimce belirlenecek paranın suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlanmasını düzenler.
CMK m. 113/1'e göre güvence iki şeyi sağlar: 1) şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunmasını; 2) kanunda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılmasını: önce katılanın yaptığı masraflar ile suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme gibi kalemler, sonra kamusal giderler, en son para cezaları. CMK m. 113/2 uyarınca güvence göstermeyi zorunlu kılan kararda güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.
CMK m. 114/1'e göre hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya sanığın rızasıyla güvencenin mağdurun haklarını karşılayan kısmının, mağdur isterse kendisine verilmesini emredebilir. CMK m. 114/2 uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın konusunu oluşturan olaylar nedeniyle mağdur lehine bir yargı kararı verilmişse, rıza olmasa da ödemenin yapılması emredilebilir.
CMK m. 115 güvencenin geri verilmesini düzenler: 1) hükümlü, m. 113/1-a'daki bütün yükümlülükleri yerine getirmişse güvencenin bu kısmı kendisine geri verilir; 2) güvencenin suç mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan ikinci kısmı, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verildiğinde de şüpheli veya sanığa geri verilir; aksi hâlde, geçerli mazereti dışında, güvence Devlet Hazinesine gelir yazılır; 3) hükümlülük hâlinde güvence m. 113/1-b'deki sıraya göre kullanılır, fazlası geri verilir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, tahliye sırasında nakdi kefalet olarak yatırılan paranın yatırılma ve iade tarihleri arasındaki yasal faizinin maddi tazminat olarak hesaplandığı bir davada, ödeme ve iade makbuzlarının dosyaya alınmasını ve bu dönemde paranın nemalandırılıp nemalandırılmadığının araştırılmasını istemiştir.2
Adli kontrolde geçen süre cezadan düşülür mü, tazminat istenebilir mi? (TCK m. 63, CMK m. 109/6, 141 ve 142)
TCK m. 63/1 uyarınca hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. CMK m. 109/6 ise adli kontrol altında geçen sürenin şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemeyeceğini öngörür. Bu yasak iki yükümlülükte uygulanmaz: 1) (e) bendindeki tedavi veya muayene tedbiri ve 2) (j) bendindeki konutunu terk etmeme yükümlülüğü. 7331 sayılı Kanunla eklenen cümleye göre konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 7331 sayılı Kanunla m. 109/6'ya eklenen bu cümleyle konutunu terk etmeme yükümlülüğünün şahsi hürriyeti sınırlama sebebi olduğunun da kabul edildiğini belirtmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2024/72)9
Tazminat bakımından CMK m. 141/1 iki bentte adli kontrolü anar: 1) yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan kişiler ((k) bendi) ve 2) konutunu terk etmemek veya bağımlılıktan arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler ((l) bendi) maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilir. (l) bendi 7499 sayılı Kanunla 2024'te eklenmiştir. CMK m. 141/2 uyarınca (l) bendindeki kararları veren merciler ilgiliye tazminat hakkı bulunduğunu bildirir ve bu husus karara geçirilir.
CMK m. 142/1'e göre tazminat istemi, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılabilir. CMK m. 142/2 uyarınca istem kural olarak zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır; ancak m. 141/1'in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemlerde 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.
(l) bendinin eklenmesinden önceki döneme ilişkin bir davada Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025'te, oy çokluğuyla, tazmin olanağını CMK m. 141/1'de sayılan tedbirlerle sınırlı gören önceki Genel Kurul içtihadından rücu etmiş; beraat eden davacının konutu terk etmemek yükümlülüğü sebebiyle de CMK m. 141 ve devamı maddeleri uyarınca tazminat isteme hakkı bulunduğunu kabul etmiştir.9
Yurt dışına çıkış yasağı CMK m. 141/1'de ayrı bir tazminat sebebi olarak sayılmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi beraatle sonuçlanan iki dosyada, uzun süre uygulanan adli kontrolün bir aşamadan sonra seyahat özgürlüğünü kısıtlamayı aşarak davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığını ve ölçüsüz hâle geldiğini kabul etmiş; CMK m. 141/3'ü de gözeterek makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir. 2022 tarihli kararda 3331 gün süren yurt dışı çıkış yasağı, 2026 tarihli kararda 637 gün süren yurt dışı çıkış yasağı ile haftada iki gün imza yükümlülüğü söz konusudur.23 Dairenin gerekçesi tedbirin somut olayda ölçüsüz hâle gelmesine dayanır; bu kararlar her adli kontrolün tazminat doğurduğu anlamına gelmez.
İlgili mevzuat
CMK m. 109 — Adlî kontrol
Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.
k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.
(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.) (Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 110 ve 110/A — Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler; adli kontrol altında geçecek süre
Madde 110 – (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.
(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.
(3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.
(4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.
Adli kontrol altında geçecek süre
MADDE 110/A – (Ek:8/7/2021-7331/17 md.)
(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez.
(3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 111 — Adlî kontrol kararının kaldırılması
Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.
(2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 112 — Tedbirlere uymama
Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.
(2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
CMK m. 268 — İtiraz usulü ve inceleme mercileri
Madde 268 – (1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.
(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.
b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.
c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.
d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.
e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
TCK m. 63 — Mahsup
Madde 63- (1) Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Kararlar
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1. Yurt dışına çıkış yasağının devamında gerekçe, alternatif tedbir ve adil dengeAnayasa Mahkemesi · B. No. 2017/33469 ·
Başvurucu hakkında 10/8/2017'de yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verilmiş, tedbir 19/1/2021'de kaldırılmıştı. Anayasa Mahkemesi tüm koruma tedbirlerinin geçici olduğunu, adli kontrolde amacın tutuklamadan beklenen sonuçlara daha hafif tedbirler yoluyla ulaşmak olduğunu ve mahkemelerin tedbirin devamına ilişkin kararlarda da devamı haklı kılan gerekçeleri göstermesi gerektiğini belirtti. Somut olayda başvurucunun yurt dışındaki ailevi ve kişisel bağlarına dayanan itirazları tartışılmamış; talepleri tekrar içeren, genel ve soyut gerekçelerle ve alternatif adli kontrol tedbirleri değerlendirilmeden reddedilmişti. Mahkeme tedbirden beklenen kamusal menfaat ile başvurucunun menfaatleri arasında adil bir denge kurulduğunun söylenemeyeceği sonucuna vardı.
Sonuç: Yurt dışına çıkış yasağının devamına karar verilirken kişinin yurt dışındaki bağları tartışılmalı ve daha hafif bir tedbirin yetip yetmeyeceği değerlendirilmelidir.
2. Dokuz yılı aşan yurt dışı çıkış yasağında ölçülülük ve manevi tazminatYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2021/4879 · K. 2022/9807 ·
Beraat eden davacı hakkında 3331 gün yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanmıştı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi adli kontrolün de geçici olduğunu ve onu haklı kılan şartlar ortadan kalkınca kaldırılması gerektiğini, ölçülülük ilkesinin adli kontrol yükümleri açısından da geçerli olduğunu belirtti. Daire, uzun süre uygulanan tedbirin bir aşamadan sonra seyahat özgürlüğünü kısıtlamayı aşarak davacıyı özgürlükten yoksun bıraktığını ve ölçüsüz hâle geldiğini kabul etti; CMK m. 141/3'ü de gözeterek ilk kararın verildiği tarihten sonra uygulanmaya devam eden adli kontrol nedeniyle makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü oy birliğiyle bozdu. Aynı kararda nakdi kefalete ilişkin faizin hesabı için ek araştırma da istendi.
Sonuç: Yargıtay 12. Ceza Dairesine göre uzun süre uygulanıp ölçüsüz hâle gelen yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle makul bir manevi tazminat verilmelidir.
3. 637 gün yurt dışı çıkış yasağı ve imza yükümlülüğünde manevi tazminatYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2022/6529 · K. 2026/3111 ·
Beraat eden davacı hakkında 637 gün yurt dışı çıkış yasağı ve haftada iki gün imza atma şeklinde adli kontrol uygulanmıştı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Tebliğnamedeki onama görüşüne aykırı olarak, adli kontrolün geçici olduğunu, ölçülülük ilkesinin adli kontrol yükümleri bakımından da geçerli olduğunu ve somut olayda tedbirin seyahat özgürlüğünü kısıtlamayı aşarak ölçüsüz hâle geldiğini belirtti. CMK m. 141/3 gözetilerek adli kontrol nedeniyle makul oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesini ve gözaltı için verilen manevi tazminatın eksikliğini hukuka aykırı bularak hükmü oy birliğiyle bozdu.
Sonuç: Yurt dışı çıkış yasağı ile imza yükümlülüğü birlikte ölçüsüz hâle gelmişse Yargıtay 12. Ceza Dairesine göre manevi tazminat verilmelidir.
4. Süresinde itiraz edilmeyen adli kontrolde kaldırma talebi ve yeni itiraz yoluYargıtay 9. Ceza Dairesi · E. 2014/1494 · K. 2014/2310 ·
Sanık, mahkûmiyet hükmüyle birlikte verilen yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol kararına süresinde itiraz etmemişti; müdafiin sonradan verdiği dilekçe itiraz sayılarak süre yönünden reddedilmiş, bu karara itiraz da reddedilmişti. Yargıtay 9. Ceza Dairesi dilekçenin esas itibarıyla itiraz mahiyetinde olmadığını, adli kontrol kararının kaldırılması veya değiştirilmesi talebini içerdiğini; kovuşturma evresinin her aşamasında ileri sürülebilecek bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiğini ve bu karardan sonra yasal süreye bağlı yeni bir itiraz yolunun başlayacağını belirtti. Bu gözetilmeden CMK m. 110 ve 111'e aykırı biçimde verilen kararı isabetsiz bularak itiraz merciinin kararını oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: İtiraz süresi geçse de adli kontrolün kaldırılması istenebilir; talep hakkında verilen karara karşı yeniden itiraz yolu açılır.
5. Bozma kararıyla birlikte CMK m. 110/A süresi gözetilerek yurt dışı yasağının kaldırılmasıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2019/248 · K. 2023/334 ·
Uyuşmazlık, mahkûmiyet hükmünün yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğiydi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek Özel Dairenin onama kararını kaldırdı ve hükmü gerekçe yokluğu nedeniyle, diğer yönleri incelenmeksizin bozdu. Hüküm fıkrasında ayrıca, sanık hakkında mahkûmiyet hükmüyle CMK m. 109/3-a uyarınca verilen yurt dışına çıkmama şeklindeki adli kontrol kararının, 7331 sayılı Kanunla değişik CMK m. 110/A'da yazılı süre de gözetilerek kaldırılmasına oy birliğiyle karar verdi.
Sonuç: Ceza Genel Kurulu, hükmü bozarken hükümle verilen yurt dışı yasağını CMK m. 110/A'daki süreyi de gözeterek kaldırmıştır.
6. Hükmün kesinleşmesiyle yurt dışına çıkamama tedbirinin kendiliğinden sona ermesiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2016/3193 · K. 2016/2613 ·
Hükmün Yargıtay'ca onanarak kesinleşmesinden sonra hükümlünün yurt dışına çıkamama yükümlülüğünün kaldırılması talebi reddedilmiş, bu karara itiraz da reddedilmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi kovuşturma aşamasının hükmün kesinleşmesiyle sona erdiğini ve yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirinin kendiliğinden nihayete erdiğini; hükümlünün infaz aşamasında denetimli serbestlik şartıyla salıverildiğini ve ayrıca yurt dışına çıkış yasağı konulmadığını belirterek tedbirin devamında hukuki yarar bulunmadığına karar verdi ve kaldırma talebini reddeden kararı oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: Hüküm kesinleşince yargılama sırasında verilen yurt dışına çıkamama tedbiri kendiliğinden sona erer.
7. CMK m. 110/A, kesinleşme ve şartla tahliye karşısında yurt dışı yasağının sona ermesiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2023/5005 · K. 2023/7173 ·
Hükümlü, cezasının infazı sırasında 1996'da şartla tahliye edilmişti; yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması istemi 2017'de reddedilmiş, bu karara itiraz da reddedilmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, CMK m. 110/A'daki azami süre düzenlemesini, hükmün kesinleşmesini ve şartla tahliye kararını birlikte dikkate alarak yargılama sırasında verilen yurt dışına çıkamama tedbirinin kendiliğinden sona erdiğini ve devamında hukuki yarar bulunmadığını kabul etti; itirazı reddeden merciin kararını oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: Hüküm kesinleşip hükümlü şartla tahliye edilmişse yargılamada verilen yurt dışı yasağının devamında hukuki yarar yoktur.
8. Aynı ilke 2025'te: kesinleşme ve şartla tahliyeden sonra yurt dışı yasağıYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2024/9285 · K. 2025/2304 ·
Mahkûmiyet hükmünün infazı sırasında, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde uygulanan adli kontrolün kaldırılması istemi reddedilmiş, bu karara itiraz da reddedilmişti. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, CMK m. 110/A'daki azami süre düzenlemesini, hükmün kesinleşmesini ve hükümlünün 26.09.2023 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesini dikkate alarak tedbirin kendiliğinden sona erdiğini ve devamında hukuki yarar bulunmadığını kabul etti; itirazı reddeden kararı oy birliğiyle kanun yararına bozdu.
Sonuç: Yargıtay 4. Ceza Dairesi de kesinleşme ve şartla tahliyeden sonra yurt dışı yasağının sürdürülmesini kanuna aykırı bulmuştur.
9. Konutu terk etmeme yükümlülüğü nedeniyle tazminat ve mahsup hükmünün anlamıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/72 · K. 2025/424 ·
Beraat eden davacı, 22.08.2017 - 29.09.2017 tarihleri arasında uygulanan konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol nedeniyle tazminat istemişti; Yargıtay 12. Ceza Dairesi tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, tazmin olanağını CMK m. 141/1'de sayılan tedbirlerle sınırlı gören 01.03.2023 tarihli Genel Kurul içtihadından rücu etti. Konutu terk etmemenin kişinin hürriyetinden yoksun kalması nedeniyle bir tutulma hâli olduğunu ve 7331 sayılı Kanunla m. 109/6'ya eklenen mahsup hükmüyle şahsi hürriyeti sınırlama sebebi olarak kabul edildiğini belirtti. Davacının CMK m. 141 ve devamı maddeleri uyarınca tazminat isteme hakkı bulunduğuna karar vererek Özel Daire bozmasını oy çokluğuyla kaldırdı.
Sonuç: Ceza Genel Kuruluna göre beraat eden kişi, CMK m. 141/1-l eklenmeden önceki dönemde uygulanan konutu terk etmeme yükümlülüğü nedeniyle de tazminat isteyebilir.
Sık sorulan sorular
Adli kontrol nedir?
Adli kontrol, tutuklama sebepleri bulunan şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine CMK m. 109/3'te sayılan bir veya birden fazla yükümlülüğe bağlanmasıdır. Yurt dışına çıkamamak, hâkimin belirlediği yerlere düzenli olarak başvurmak, konutunu terk etmemek ve belirlenen yerlere gitmemek bu yükümlülüklerdendir. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrol uygulanabilir (CMK m. 109/2).
Adli kontrol kararını kim verir?
Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi karar verir (CMK m. 110/1). Kovuşturma evresinde adli kontrol hükümleri görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da uygulanır (CMK m. 110/3); adli kontrol mahkûmiyet hükmüyle birlikte de verilebilir.
Adli kontrol en fazla ne kadar sürer?
CMK m. 110/A'ya göre ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol en çok iki yıl sürer ve zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok üç yıldır; uzatma toplam üç yılı, kanunda sayılan bazı suçlarda dört yılı geçemez. Çocuklar bakımından bu süreler yarı oranında uygulanır.
Adli kontrolün devamı ne sıklıkla değerlendirilir?
CMK m. 110/4 uyarınca adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceğine en geç dört aylık aralıklarla karar verilir. Soruşturmada Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme resen karar verir. Anayasa Mahkemesine göre tedbirin devamına ilişkin kararlarda da devamı haklı kılan gerekçeler gösterilmelidir.
Adli kontrolün kaldırılması nasıl istenir?
Şüpheli veya sanık adli kontrolün kaldırılmasını ya da değiştirilmesini isteyebilir; hâkim veya mahkeme Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir (CMK m. 111/1). Yargıtay 9. Ceza Dairesine göre bu talep kovuşturma evresinin her aşamasında ileri sürülebilir ve talep hakkında verilen karara karşı yeni bir itiraz yolu başlar.
Adli kontrol kararına itiraz süresi ne kadardır?
Kanunda ayrıca hüküm bulunmayan hâllerde itiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde, kararı veren mercie dilekçe verilerek ya da zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılır (CMK m. 268/1). CMK geçici m. 6'ya göre bu maddedeki süre değişikliği 1/6/2024 ve sonrasında verilen kararlara uygulanır; daha önce verilen kararlarda değişiklikten önceki hükümler uygulanır.
Sulh ceza hâkimliğinin adli kontrol kararına itirazı kim inceler?
CMK m. 268/3-b uyarınca sulh ceza hâkimliğinin adli kontrole ilişkin kararlarına yapılan itirazı, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Sulh ceza hâkimliği işlerini asliye ceza hâkimi görüyorsa itirazı ağır ceza mahkemesi başkanı inceler. Merciin itiraz üzerine verdiği karar kesindir; merci itiraz üzerine ilk kez tutuklama kararı verirse buna itiraz edilebilir (CMK m. 271/4).
Hüküm kesinleşince yurt dışı çıkış yasağı kendiliğinden kalkar mı?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi ve 4. Ceza Dairesi, kanun yararına bozma yoluyla incelediği dosyalarda, hükmün kesinleşmesiyle yargılama sırasında verilen yurt dışına çıkamama tedbirinin kendiliğinden sona erdiğini ve devamında hukuki yarar bulunmadığını kabul etmiştir. Bu kararlarda hükümlünün infaz aşamasında şartla tahliye edilmiş ya da denetimli serbestlik şartıyla salıverilmiş olması da dikkate alınmıştır.
Adli kontrol yükümlülüğüne uyulmazsa ne olur?
CMK m. 112/1 uyarınca adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Azami tutukluluk süresi dolduğu için verilen adli kontrolün ihlalinde bu yolla verilen tutuklama ağır ceza işlerinde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz (CMK m. 112/2).
Adli kontrolde geçen süre cezadan düşülür mü?
Kural olarak hayır: CMK m. 109/6 adli kontrol altında geçen sürenin cezadan mahsup edilemeyeceğini öngörür. Bu yasak tedavi veya muayene tedbirinde ve konutunu terk etmeme yükümlülüğünde uygulanmaz; konutunu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
Adli kontrol nedeniyle tazminat istenebilir mi?
CMK m. 141/1, adli kontrol işlemine karşı kanundaki başvuru imkânlarından yararlandırılmayanlara ve konutunu terk etmeme ya da tedavi tedbiri uygulandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilenlere tazminat hakkı tanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025'te, bu bendin eklenmesinden önceki dönem için de konutu terk etmeme yükümlülüğü sebebiyle tazminat istenebileceğini kabul etmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi iki kararında, uzun süre uygulanıp ölçüsüz hâle gelen yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle manevi tazminat verilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer ceza usulü rehberleri
- Adli kontrolde imza yükümlülüğü (CMK m. 109)
- Ev hapsi: konutu terk etmeme yükümlülüğü (CMK m. 109)
- Elektronik kelepçe (CMK m. 109): adli kontrol, 6284 ve infazda elektronik izleme
- Adli para cezası: ödeme, taksit ve ödenmezse ne olur (TCK m. 52)
- Gerekçeli karar ve tebliğinin kanun yolu süresine etkisi (CMK m. 232)
- Hapis cezasının ertelenmesi (TCK m. 51)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.