İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Ev hapsi: konutu terk etmeme yükümlülüğü (CMK m. 109)

Yayın tarihi:

Bu sayfada

Kısaca

  • Ev hapsi, şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine konutunu terk etmeme yükümlülüğüne bağlanmasıdır ve Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109'daki adli kontrol yükümlülüklerinden biridir.
  • Soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme karar verir.
  • Konutunu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün sayılır. 1 Haziran 2024'ten sonra kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararlarında kişi ev hapsinden doğan zararını Devletten isteyebilir; Tazminat Komisyonuna müracaat, kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılır.
  • Hükümlünün cezasını konutunda çekmesi ayrı bir kurumdur ve ona infaz hâkimi karar verir.

Ev hapsi, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109/3-j'de “konutunu terk etmemek” diye geçen adli kontrol yükümlülüğünün yaygın adıdır. Bu rehber, ev hapsine hangi şartla ve kimin karar verdiğini, Anayasa Mahkemesinin gerekçe, sorgu, tebliğ ve itiraz konusunda aradığı güvenceleri, sürenin gözden geçirilmesini, elektronik kelepçeyi, ev hapsinde geçen sürenin cezadan mahsubunu, yükümlülüğe uyulmamasının sonucunu, kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararından sonra tazminat yolunu ve hapis cezasının konutta çektirilmesinden (5275 sayılı Kanun m. 110) farkını anlatır.

Temel bilgiler

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Kanundaki adı

Ev hapsi kanunda konutunu terk etmemek diye geçer; adli kontrolün yükümlülüklerinden biridir ve tek başına ya da başka yükümlülüklerle birlikte verilebilir.

Dayanak: CMK m. 109/3-j

Ön şart

CMK m. 100'deki tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde, tutuklama yerine verilebilir.

Dayanak: CMK m. 109/1

Karar veren

Soruşturmada Cumhuriyet savcısının istemiyle sulh ceza hâkimi; kovuşturmada görevli ve yetkili yargı mercii.

Dayanak: CMK m. 110

Gözden geçirme

Devamının gerekip gerekmediğine en geç dört aylık aralıklarla karar verilir.

Dayanak: CMK m. 110/4

Cezadan mahsup

Konutunu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

Dayanak: CMK m. 109/6

Uyulmazsa

Yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeyen hakkında, hükmedilebilecek cezanın süresi ne olursa olsun, hemen tutuklama kararı verilebilir.

Dayanak: CMK m. 112/1

Ceza ile ilişkisi

Hüküm kesinleşmeden önce şahsi hürriyeti sınırlayan bütün hâllerde geçen süreler hükmolunan hapis cezasından indirilir.

Dayanak: TCK m. 63

CMK m. 109/3-j'ye göre ev hapsi nedir, tutuklamadan farkı nedir?

“Ev hapsi” ifadesi Ceza Muhakemesi Kanununda geçmez; CMK m. 109/3'te sayılan adli kontrol yükümlülüklerinden (j) bendindeki “konutunu terk etmemek” yükümlülüğünün yaygın adıdır. Bu bent CMK'ya 2/7/2012 tarihli 6352 sayılı Kanunla eklenmiştir. CMK m. 109/1 uyarınca soruşturmada, CMK m. 100'de belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Adli kontrol, şüphelinin bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerdiği için konutu terk etmeme tek başına ya da yurt dışına çıkamamak gibi başka yükümlülüklerle birlikte verilebilir (CMK m. 109/3).

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre konutu terk etmemek, tutuklama sebepleri varken kişinin kaçmasını, delilleri karartmasını ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunmasını engellemek amacıyla, tutuklamanın olumsuz sonuçlarını bertaraf etmek üzere ceza infaz kurumunda değil şüpheli ya da sanığın konutunda uygulanan bir tedbirdir. (Yargıtay CGK, E. 2024/72)1 Genel Kurul, tutuklamaya göre daha hafif olduğu söylenebilen bu tedbirin kişinin hürriyetinden yoksun kalması sonucunu doğurduğu için bir “tutulma” hâli olduğunu, hem kişi özgürlüğüne (Anayasa m. 19) hem seyahat özgürlüğüne (Anayasa m. 23) dokunduğunu kabul etmiştir.1

Anayasa Mahkemesi de konutu terk etmeme tedbirinin hareket serbestîsi üzerindeki sınırlayıcı etkisinin seyahat özgürlüğüne göre oldukça ileri bir boyutta olduğunu, bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale oluşturduğunu ve hukukiliğinin tutuklamaya benzer şekilde inceleneceğini belirtir. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2022/102376)2 Öte yandan Mahkeme, tedbirin tutuklamaya göre temel hak ve özgürlükler üzerinde daha hafif bir etki oluşturduğunu kabul eder: konutta kesintisiz bulunmak zorunlu olsa da kişi konutta yaşayan ya da konuta gelen kişilerle sosyal hayatını sürdürebilir, iletişim araçlarını kullanabilir ve kimi durumlarda izinli sayılarak konutundan çıkabilir. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2021/11303)3

CMK m. 109'un iki fıkrası adli kontrole başka hangi durumlarda başvurulabileceğini ayrıca gösterir. Ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş kadın şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol kararı verilebilir (CMK m. 109/4). Kanunda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında da adli kontrol hükümleri uygulanabilir (CMK m. 109/7).

Ev hapsine kim karar verir ve kararın gerekçesinde ne bulunmalıdır? (CMK m. 110, Anayasa m. 19)

CMK m. 110/1 uyarınca şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararıyla soruşturma evresinin her aşamasında adli kontrol altına alınabilir. CMK m. 109 ile m. 110'un birinci ve ikinci fıkraları, gerekli görüldüğünde görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından kovuşturma evresinin her aşamasında da uygulanır (CMK m. 110/3). Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle şüpheliyi yeni bir yükümlülük altına koyabilir, yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir ya da şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir (CMK m. 110/2). Şüpheli veya sanık da bu yönde istemde bulunabilir; hâkim veya mahkeme Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir (CMK m. 111/1).

Anayasa Mahkemesi konutu terk etmeme yükümlülüğünün hukukiliğini, tutuklamada olduğu gibi dört soruyla inceler: 1) tedbir kanunda öngörülmüş mü, 2) isnat edilen suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe var mı, 3) Anayasa'da belirtilen haklı sebeplerden birine dayanılmış mı, 4) tedbir ulaşılmak istenen amaç bakımından ölçülü mü. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2021/16165)4 Mahkemeye göre adli kontrol kapsamındaki başka yükümlülükler ulaşılmak istenen meşru amaç bakımından yeterliyse kişi konutu terk etmeme yükümlülüğüne tabi tutulmamalıdır.4 Tedbir tutuklamaya alternatif olduğu için yalnız Anayasa'da öngörülen amaçlarla, yani kaçmayı ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek için verilebilir; Mahkemenin ifadesiyle adli kontrol, tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde ve ancak tutuklamanın ölçülü olmayacağı hâllerde başvurulabilen bir tedbirdir.4

Somut olgulara dayanmayan gerekçe yetmez. Anayasa Mahkemesi, sulh ceza hâkimliğinin suçun vasfına, alt ve üst sınırlarına, mevcut delil durumuna ve tutuklama ile umulan faydanın adli kontrol tedbirleriyle sağlanabileceğine dayanarak verdiği konutu terk etmeme kararında, kuvvetli suç belirtisine ilişkin somut olgulara dayalı bir gerekçe ve tedbirin meşru amacını gösteren bir açıklama bulunmadığını tespit etmiş; gerekçeyi yetersiz bularak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar vermiştir.4 Başka bir başvuruda Mahkeme, hâkimliğin kuvvetli suç şüphesini belirttiği hâlde kaçma şüphesi ile delillerin yok edilmesinin veya tanık ve mağdur üzerinde baskının önlenmesi amaçları yönünden hiçbir değerlendirme yapmadığını saptayarak tedbirin meşru bir amacının bulunmadığı sonucuna varmıştır.2

Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, Yargıtay bozmasından sonra süren bir yargılamada ağır ceza mahkemesinin, kişinin tutuklulukta geçirdiği süreyi dikkate alarak ve daha orantılı olacağı gerekçesiyle tutuklama yerine konutu terk etmeme yükümlülüğüne ve bunun elektronik kelepçeyle yerine getirilmesine karar vermesini keyfî ve temelsiz bulmamış, başvurunun bu kısmını açıkça dayanaktan yoksun saymıştır.3 Mahkeme bu sonuca ulaşırken isnat edilen suçun en ağır cezai yaptırım öngörülen suç tipleri arasında olmasını kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biri saymıştır.3

Hâkim kişiyi dinlemeden ev hapsine karar verebilir mi; karar tebliğ edilir mi, itiraz ne kadar sürede incelenir?

Anayasa Mahkemesine göre yakalanıp gözaltına alınan kişinin serbest bırakılmazsa hâkim önüne çıkarılmasını emreden Anayasa m. 19/5'teki “hâkim önüne çıkarılır” ifadesi, tutuklanması veya konutunu terk etmeme yükümlülüğüne tabi tutulması istenen kişinin sorgusunun hâkimlikçe yapılmasını ve hazırsa müdafiinin dinlenmesini gerektirir.2 Mahkeme, Cumhuriyet başsavcılığının mevcutlu olarak sevk ettiği kişiyi iş yoğunluğu gerekçesiyle huzura almadan dosya üzerinden konutu terk etmeme kararı veren hâkimliğin derhâl hâkim önüne çıkarılma güvencesine uymadığını ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğini kabul etmiştir.2

Aynı kararda Anayasa Mahkemesi, tutuklanan kişiler için Anayasa m. 19'da var olan güvencelerin konutu terk etmeme yükümlülüğüne tabi tutulanlar için de geçerli olduğunu belirtmiştir: kişi, tedbir kararının kendisine tebliğ edilmesi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesi ve tedbir hukuka aykırıysa hemen serbest bırakılmasını sağlamak için yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.2 Somut olayda kararın tebliğ edilmemesi ve otuz gün süreli bir tedbire karşı yapılan itirazın beş günde karara bağlanması, kişinin bir an önce karar verilmesi talebinin makul sebebi de gözetilerek Anayasa m. 19/8'deki kısa sürede karar verme zorunluluğuna aykırı bulunmuştur.2

CMK m. 111/2'ye göre adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir; hâkim kararlarına karşı itiraz yolu ayrıca CMK m. 267'de düzenlenir. İtiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie yapılır (CMK m. 268/1). Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına karşı yapılan itirazları yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m. 268/3-b); itiraz hakkında karar mümkün olan en kısa sürede verilir (CMK m. 271/3).

Ev hapsi ne kadar sürer? CMK m. 110/4'e göre gözden geçirme ve m. 110/A'ya göre azami süre

8/7/2021 tarihli 7331 sayılı Kanunla eklenen CMK m. 110/4 uyarınca şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmediğine en geç dört aylık aralıklarla karar verilir. Soruşturma evresinde bu kararı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise mahkeme resen verir; karar CMK m. 109 hükümleri göz önünde bulundurularak verilir.

Aynı Kanunla eklenen CMK m. 110/A adli kontrol süresine üst sınır koyar:

  • 1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir (CMK m. 110/A/1).
  • 2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok üç yıldır; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir, ancak uzatma süresi toplam üç yılı, TCK'nın İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez (CMK m. 110/A/2).
  • 3) Bu süreler çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır (CMK m. 110/A/3).

Elektronik kelepçe ev hapsinin bir parçası mıdır?

Anayasa Mahkemesi elektronik kelepçe uygulamasını adli kontrol tedbirinin icrası niteliğinde görür ve bunun da ayrıca kanuni bir dayanağının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini belirtir; daha önceki bir kararında 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu m. 15/A'nın ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 57/5'in adli kontrolün infazında elektronik kelepçe uygulanmasının kanuni dayanağı olduğunu tespit ettiğini hatırlatır.3 Mahkemeye göre elektronik kelepçe kişinin konutundan ayrılıp ayrılmadığının takip edilmesini ve dolayısıyla tedbirin icrasını sağladığından, adli kontrol için geçerli olan meşru amaç kelepçe için de geçerlidir.3

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin incelediği bir dosyada konutu terk etmeme yükümlülüğünün infazı, denetimli serbestlik müdürlüğünde elektronik kelepçe takılarak başlamış; tedbirin daha önce kaldırılmış olduğu anlaşılınca aynı gün denetimli serbestlik yetkilileri gelerek kelepçeyi çıkarmıştı. (Yargıtay 12. CD, E. 2019/13827)5

Ev hapsinde geçen süre cezadan düşülür mü? (CMK m. 109/6, TCK m. 63)

Adli kontrolde kural, geçen sürenin şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilememesidir; CMK m. 109/6 bu kuralın (e) bendindeki tedavi ve muayene yükümlülüğünde ve (j) bendindeki konutu terk etmeme yükümlülüğünde uygulanmayacağını söyler. 8/7/2021 tarihli 7331 sayılı Kanunla aynı fıkraya eklenen son cümleye göre konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır. TCK m. 63/1 de hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş sürelerin hükmolunan hapis cezasından indirileceğini düzenler.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 7331 sayılı Kanunla CMK m. 109/6'da yapılan bu değişiklikle konutunu terk etmeme yükümlülüğünün şahsi hürriyeti sınırlama sebebi olduğunun da kabul edildiğini belirtmiştir.1

Mahsubun nasıl isteneceği konusunda Anayasa Mahkemesi, daha önceki bir kararına dayanarak, CMK m. 109/6'daki düzenleme doğrultusunda infaz hâkimliğine başvurulabileceğini, infaz hâkimliğince verilecek kararlara karşı ağır ceza mahkemesine itiraz edilebileceğini ve böylece etkili bir hukuk yolunun devreye girdiğini belirtmiştir; konutu terk etmemede geçen sürenin mahkûmiyet hükmündeki süreden mahsup edilmediği şikâyetini bu yol tüketilmediği için kabul edilemez bulmuştur.3

Yargıtay 1. Ceza Dairesi ise 2024 tarihli bir kararında, sanık müdafiinin “konutu terk etmeme” adli kontrolünde geçen sürenin cezadan mahsup edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebini, adli kontrol altında geçirilen sürelerin cezadan mahsubuna ilişkin TCK m. 63'te yasal bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle yerinde görmemiş ve mahkûmiyet hükmünü onamıştır. (Yargıtay 1. CD, E. 2023/8104)6 Kararda CMK m. 109/6'ya değinilmemiştir; ev hapsinin tarihleri, süresi ve mahsubun infaz aşamasında yapılıp yapılmayacağı da kararda yer almaz.

Ev hapsine uyulmazsa ne olur? (CMK m. 112)

CMK m. 112/1 uyarınca adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Kanun “isteyerek” yerine getirmemeyi arar ve tutuklamayı mercie bırakılmış bir sonuç olarak düzenler (“verebilir”).

Adli kontrol, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilmişse ihlal hâlinde de aynı hüküm uygulanabilir; ancak bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz (CMK m. 112/2).

Beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararından sonra ev hapsi için tazminat istenebilir mi? (CMK m. 141/1-l, 142/2, geçici m. 6)

2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanunla CMK m. 141/1'e eklenen (l) bendine göre konutunu terk etmemek veya hastaneye yatmak dâhil tedavi ya da muayene tedbirlerine tâbi olmak şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişi, maddi ve manevi her türlü zararını Devletten isteyebilir. Bu kararları veren merciler ilgiliye tazminat hakkı bulunduğunu bildirir ve bu husus karara geçirilir (CMK m. 141/2). (l) bendi kapsamındaki istemlerde 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır; ağır ceza mahkemesine yapılan böyle bir istem Komisyona gönderilir ve ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır (CMK m. 142/2). Bu istemlerde Komisyona müracaat, kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılır (6384 sayılı Kanun m. 5/B/1).

Geçiş hükmü iki ayrı tarih ölçütü koyar: 7499 sayılı Kanunla m. 141'de yapılan düzenlemeler 1/6/2024 tarihinden sonra kesinleşen karar veya hükümler bakımından uygulanır (CMK geçici m. 6/3); m. 142'deki değişiklikler ise 1/6/2024 tarihinde ve sonrasında yapılan istemlere uygulanır (CMK geçici m. 6/4).

Bu değişiklikten önce Anayasa Mahkemesi, CMK m. 141 ve devamı maddelerinde adli kontrolün tazminat istenebilecek koruma tedbirleri arasında sayılmadığını ve konutu terk etmeme tedbiri bakımından etkili bir tazminat yolunun bulunmadığını tespit etmişti.4

Önce süreye bakılır: tazminat istemi, kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılabilir (CMK m. 142/1). 1/6/2024'ten önce kesinleşen bir kararda bu bir yıllık süre 1/6/2025'ten önce dolmuştur; aşağıdaki ayrışma süresi içinde açılmış davalar bakımından önem taşır. 7499 sayılı Kanundan önce uygulanan ev hapsi bakımından, süresi içinde açılmış tazminat davalarında Yargıtay'da iki farklı yaklaşım vardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 22/10/2025 tarihli kararında, 22.08.2017-29.09.2017 tarihleri arasında ev hapsinde kalıp 23.03.2018'de beraat eden davacının konutu terk etmeme yükümlülüğü sebebiyle de CMK m. 141 ve devamı maddeleri uyarınca tazminat isteme hakkı bulunduğunu kabul etmiş, 12. Ceza Dairesinin tazminatın reddi gerektiği yönündeki bozmasını kaldırmıştır; karar oy çokluğuyla verilmiştir.1 Genel Kurul bunu yaparken, tazmin olanağını CMK m. 141/1'de tahdidi olarak sayılan tedbirlerle sınırlı gören 01.03.2023 tarihli kendi içtihadından dönmüştür.1 Genel Kurul kararında CMK geçici m. 6/3'e ve m. 144/1-b'ye değinilmemiştir. Gerekçede, konutu terk etmemenin 2012'de CMK m. 109'a eklendiği hâlde m. 141'in değiştirilmediği ve iki madde arasındaki uyumun bozulduğu; bu tedbirin hukuka aykırı uygulanmasının İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m. 5 kapsamında olduğu ve Anayasa m. 90/5 karşısında kişilerin zararının karşılanmasının anayasal bir mecburiyet olduğu belirtilmiştir.1 Aynı dosyada 12. Ceza Dairesi Genel Kurul kararını kendisi açısından bağlayıcı sayarak incelemeyi sürdürmüş; gözaltı evrakının araştırılmaması ve eksik manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle bölge adliye mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur. (Yargıtay 12. CD, E. 2026/3714)7 Daire, manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, olayın cereyan tarzı ve benzeri hususlar gözetilerek hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak belirlenmesi gerektiğini hatırlatmıştır.7

Buna karşılık 12. Ceza Dairesi, Genel Kurul kararından sonra verdiği 22/4/2026 tarihli başka bir kararında, 14.10.2016'da başlayıp 24.05.2017'de kaldırılan konutu terk etmeme yükümlülüğünden sonra kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen kişinin ev hapsi nedeniyle tazminat istemini reddeden bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Daire, CMK geçici m. 6/3'e göre m. 141'deki düzenlemelerin 1/6/2024'ten sonra kesinleşen kararlara uygulanacağını, 7499 sayılı Kanunun 14. maddesiyle CMK m. 144/1'e “adli kontrol altına alınan” ibaresinin eklendiğini ve CMK m. 144/1-b'nin, tazminata hak kazanmadığı hâlde sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenlerin tazminat isteyemeyeceğini öngördüğünü belirtmiş; konutu terk etmeme tedbirinin yasal düzenlemenin yürürlük tarihinden önce uygulandığını tespit ederek Tebliğnamedeki bozma görüşüne katılmamıştır. (Yargıtay 12. CD, E. 2022/7959)8 Bu kararda Ceza Genel Kurulunun 22/10/2025 tarihli kararına değinilmemiştir. İki yaklaşım arasındaki farkın nasıl giderileceğine bu kararların hiçbirinde değinilmemiştir.

Ayrı bir durum, kaldırılmış bir ev hapsi kararının uygulanmaya devam etmesidir. Sulh ceza hâkimliğinin 06.10.2016'da kaldırdığı konutu terk etmeme kararı ilgili kurumlara bildirilmediği için tedbir 10.03.2017'ye kadar uygulanmaya devam etmişti. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu zararın CMK m. 141/1'de açıkça lafzi olarak belirtilmediğini, ancak hâkimlerin ve Cumhuriyet savcılarının kararları veya işlemleri nedeniyle tazminat davalarının ancak Devlet aleyhine açılabileceğini düzenleyen CMK m. 141/3 gözetildiğinde davacı yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığını kabul etmiş ve temyizi esastan reddetmiştir.5

Ev hapsi ile hapis cezasının konutta çektirilmesi (5275 sayılı Kanun m. 110) arasındaki fark nedir?

Konutu terk etmeme yükümlülüğü ile hapis cezasının konutunda çektirilmesi ayrı kurumlardır. İlki ceza muhakemesinde, hakkında tutuklama sebebi bulunan şüpheli veya sanık için tutuklamanın yerine uygulanan bir adli kontrol yükümlülüğüdür (CMK m. 109). İkincisi ise mahkûm olunan hapis cezasının infaz şeklidir ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun “Özel infaz usulleri” başlıklı 110. maddesinde düzenlenir. İki kurum arasındaki ayrım madde metinlerinden şöyle okunur:

  • 1) Karar veren: ev hapsine soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada görevli ve yetkili yargı mercii karar verir (CMK m. 110); cezanın konutta çektirilmesine infaz hâkimi karar verir (5275 sayılı Kanun m. 110/2-4).
  • 2) Kimler için: 5275 sayılı Kanun m. 110/2 uyarınca kadın, çocuk veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam üç yıl, yetmiş yaşını bitirmişlerin dört yıl, yetmiş beş yaşını bitirmişlerin beş yıl, seksen yaşını bitirmişlerin altı yıl veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine karar verilebilir.
  • 3) Hastalık ve doğum: ağır hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen hükümlüler (m. 110/3) ile doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm kadınlar (m. 110/4) için de konutta infaz mümkündür; ikincisinde talep, doğumdan itibaren bir yıl altı ay geçmeden yapılmalıdır.
  • 4) Uygulanmayacak hâller: üçüncü ve dördüncü fıkralar hariç, madde terör suçları, örgüt suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve maddede sayılan diğer bazı hâllerde uygulanmaz (5275 sayılı Kanun m. 110/9).
  • 5) Süre: konutta infazda özel infaz usulüne göre geçirilen süre infaz aşamasında mahsup edilir (5275 sayılı Kanun m. 110/7); ev hapsinde ise konutu terk etmeme altında geçen her iki gün cezanın mahsubunda bir gün sayılır (CMK m. 109/6).
  • 6) Kanun yolu: 5275 sayılı Kanun m. 110'a göre verilen kararlara itiraz yolu açıktır (m. 110/8).

İlgili mevzuat

CMK m. 109 — Adlî kontrol

Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:

a) Yurt dışına çıkamamak.

b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.

c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.

d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.

e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.

f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.

g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.

h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.

i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.

j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.

k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.

l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.) (Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.

(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.

(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 110 ve 110/A — Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler; adli kontrol altında geçecek süre

Madde 110 – (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.

(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.

(3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.

(4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.

Adli kontrol altında geçecek süre

MADDE 110/A – (Ek:8/7/2021-7331/17 md.)

(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.

(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez.

(3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 112 — Tedbirlere uymama

Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.

(2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 63 — Mahsup

Madde 63- (1) Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün beşyüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 142 — Tazminat isteminin koşulları

Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Ancak, 141 inci maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu fıkra uyarınca 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza mahkemesine yapılan istemler, Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona gönderir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.

(3) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir.

(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunur.

(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirmesini ister.

(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.

(7) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.

(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Karar yerinde görülmezse bölge adliye mahkemesince işin esası hakkında karar verilir. Bölge adliye mahkemelerince bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir.

(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.

(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139 md.) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

5275 sayılı Kanun m. 110 — Özel infaz usulleri

Madde 110- (Değişik:14/4/2020-7242/50 md.)

(1) İnfaz hâkimi, hükümlünün talebi üzerine kasten işlenen suçlarda toplam üç yıl, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasının;

a) Her hafta cuma günleri saat 19.00’da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,

b) Hafta sonları hariç, her gün saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri,

Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilir. (Ek cümle:4/6/2025-7550/15 md.) (a) bendinde belirtilen infaz usulü, hükümlünün iş yaşamı ve ailevi durumu ile ceza infaz kurumlarının düzen ve işleyişine göre ceza infaz kurumu tarafından, süresi aynı olmak koşuluyla hafta içi günlerde de uygulanabilir.

(2) Mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak üzere;

a) Kadın, çocuk veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam üç yıl,

b) Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam dört yıl,

c) Yetmişbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam beş yıl,

d) (Ek:4/6/2025-7550/15 md.) Seksen yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları toplam altı yıl,

veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.

(3) (Değişik:4/6/2025-7550/15 md.) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere hapis cezasına mahkûm olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilenlerin cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Mahkûmun durumu, Cumhuriyet başsavcılığınca birer yıllık dönemlere göre 16 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen usule göre incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre hükümlünün iyileştiğinin tespit edilmesi halinde infaz hâkimi, cezanın konutta çektirilmesine dair kararı kaldırır. Mahkûm, denetimli serbestlik müdürlüğü ve bulunduğu yer kolluk makamlarınca izlenir. Toplam cezası on yıldan fazla olan hükümlülerin elektronik cihazların kullanılması suretiyle takibi zorunludur. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde cezanın konutunda çektirilmesine dair karar infaz hâkimliğince kaldırılır.

(4) Doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. Bu fıkra uyarınca talepte bulunulabilmesi için kadının doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş olması gerekir. Konutta infaza karar verdikten sonra çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa infaz hâkimi konutta infaz uygulamasına ilişkin kararını kaldırır.

(5) (Değişik:4/6/2025-7550/15 md.) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında tabi oldukları infaz rejimine göre koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı hükümleri uygulanır.

(6) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir.

(7) İnfaz hâkimi talep üzerine, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi sırasında bu usulün uygulanmasına son verebilir. Özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması hâlinde ise bu usulün uygulanmasına son verilir ve bu hâlde infaza genel hükümlere göre ceza infaz kurumlarında devam edilir. Özel infaz usulüne göre geçirilen süre, infaz aşamasında mahsup edilir. Bu fıkranın uygulandığı hâllerde 105/A maddesi hükümleri uygulanmaz.

(8) Bu madde hükümlerine göre verilen kararlara itiraz yolu açıktır.

(9) Üçüncü ve dördüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri;

a) Terör suçları ile örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçlarından ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkûm olanlar,

b) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar,

c) Adlî para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler,

d) Koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler,

e) (Ek:4/6/2025-7550/15 md.) 105/A maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca açık ceza infaz kurumuna gönderilenler,

hakkında uygulanmaz.

(10) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

Kararlar

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1. Ceza Genel Kuruluna göre ev hapsi bir “tutulma” hâlidir ve 7499 sayılı Kanundan önce uygulanan ev hapsi için de tazminat istenebilir (içtihattan dönme)Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/72 · K. 2025/424 ·

    Kasten öldürme suçundan yargılanan davacı 22.08.2017-29.09.2017 tarihleri arasında ev hapsinde kalmış, 23.03.2018'de beraat etmişti. İlk derece mahkemesinin kısmen kabul ettiği tazminat davasında 12. Ceza Dairesi, konutu terk etmeme yükümlülüğü nedeniyle tazminat isteminin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı vermiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etmişti. Ceza Genel Kurulu, tazmin olanağını CMK m. 141/1'de sayılan tedbirlerle sınırlı gören 01.03.2023 tarihli içtihadından döndü. Konutu terk etmemeyi tutuklamanın ikamesi olarak kişinin konutunda uygulanan ve kişinin hürriyetinden yoksun kalması nedeniyle bir tutulma hâli sayan Genel Kurul; konutu terk etmemenin 2012'de CMK m. 109'a eklendiği hâlde m. 141'in değiştirilmediğini, İHAS m. 5 ve Anayasa m. 90/5 karşısında zararın karşılanmasının anayasal bir mecburiyet olduğunu ve 7331 sayılı Kanunla CMK m. 109/6'da yapılan değişikliğin bu yükümlülüğü şahsi hürriyeti sınırlama sebebi saydığını belirtti. İtirazı kabul edip Daire bozmasını kaldırdı. Karar oy çokluğuyla verildi. Genel Kurul kararında CMK geçici m. 6/3'e ve m. 144/1-b'ye değinilmemiştir.

    Sonuç: Ceza Genel Kuruluna göre 7499 sayılı Kanundan önce uygulanan ev hapsi nedeniyle de beraat eden kişi CMK m. 141 ve devamı uyarınca tazminat isteyebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 22/4/2026 tarihli başka bir kararında, 7499 sayılı Kanundan önce uygulanan ev hapsi için tazminat istemini reddeden kararı onamıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2. Dinlemeden dosya üzerinden verilen ev hapsi, meşru amaç gösterilmemesi, tebliğ ve itirazın hızıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2022/102376 ·

    Başsavcılığın mevcutlu olarak sevk ettiği başvurucu, iş yoğunluğu gerekçesiyle huzura alınmadan dosya üzerinden konutu terk etmeme yükümlülüğüne tabi tutulmuştu; karar kendisine tebliğ edilmemiş, otuz gün süreli tedbire yaptığı itiraz beş günde reddedilmişti. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kararda kaçma şüphesi ile delillerin karartılmasının veya tanık ve mağdur üzerinde baskının önlenmesi amaçları yönünden değerlendirme bulunmadığını, tedbirin meşru bir amacının olmadığını; hâkim önüne çıkarılmanın kişinin sorgusunun yapılmasını ve hazırsa müdafiinin dinlenmesini gerektirdiğini; tutuklananlar için Anayasa m. 19'daki güvencelerin konutu terk etmeme yükümlülüğüne tabi tutulanlar için de geçerli olduğunu belirtti. Anayasa m. 19'un üçüncü, beşinci ve sekizinci fıkralarının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi.

    Sonuç: Anayasa Mahkemesine göre gözaltından mevcutlu sevk edilip ev hapsi istenen kişi hâkimce sorgulanmalı (Anayasa m. 19/5); karar meşru amacı göstermeli, kişiye tebliğ edilmeli ve itiraz kısa sürede karara bağlanmalıdır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3. Elektronik kelepçe tedbirin icrasıdır; ev hapsinde geçen sürenin mahsubu için infaz hâkimliği yoluAnayasa Mahkemesi · B. No. 2021/11303 ·

    Yargıtay bozmasından sonra süren yargılamada başvurucu hakkında tutuklama yerine konutu terk etmeme yükümlülüğüne karar verilmiş ve tedbir elektronik kelepçeyle yerine getirilmişti. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, elektronik kelepçeyi adli kontrol tedbirinin icrası niteliğinde gördü ve tedbir için geçerli meşru amacın kelepçe için de geçerli olduğunu belirtti. Konutu terk etmemenin tutuklamaya göre daha hafif bir etki oluşturduğunu, kişinin sosyal hayatını ve iletişimini sürdürebildiğini ve kimi durumlarda izinli sayılarak konutundan çıkabildiğini kabul ederek ağır ceza mahkemesinin ölçülülük değerlendirmesini keyfî bulmadı. Ev hapsinde geçen sürenin cezadan mahsup edilmediği şikâyetinde ise CMK m. 109/6 doğrultusunda infaz hâkimliğine, onun kararına karşı ağır ceza mahkemesine başvurulabileceğini belirterek başvuru yollarının tüketilmediğine karar verdi. Başvurunun hükümde sayılan kısımları kabul edilemez bulundu; karar oybirliğiyle verildi.

    Sonuç: Anayasa Mahkemesine göre ev hapsinde geçen sürenin mahsup edilmediği şikâyeti için infaz hâkimliğine, onun kararına karşı ağır ceza mahkemesine başvuru yolu vardır ve bu yol etkili bir hukuk yoludur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4. Somut olgulara dayanmayan gerekçeyle verilen ev hapsi; başka yükümlülük yetiyorsa konutu terk etmeme verilmezAnayasa Mahkemesi · B. No. 2021/16165 ·

    Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşe katılarak ihtara rağmen dağılmama isnadıyla yürütülen soruşturmada sulh ceza hâkimliği; suçun vasfına, alt ve üst sınırlarına, delil durumuna ve tutuklamayla umulan faydanın adli kontrolle sağlanabileceğine dayanarak konutu terk etmeme kararı vermiş, tedbir 1 ay 21 gün sürmüştü. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, konutu terk etmeme yükümlülüğünün hukukiliğinin tutuklamadaki ölçütlerle incelendiğini, başka yükümlülükler yeterliyse kişinin bu yükümlülüğe tabi tutulmaması gerektiğini ve adli kontrolün tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde ve ancak tutuklamanın ölçülü olmayacağı hâllerde başvurulabilen bir tedbir olduğunu belirtti. Kararda kuvvetli suç belirtisine ve tedbirin meşru amacına ilişkin gerekçe bulunmadığından kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine oy çokluğuyla karar verdi. Kararda, 7499 sayılı Kanundan önceki CMK m. 141 bakımından konutu terk etmeme tedbiri için etkili bir tazminat yolu bulunmadığı tespiti de hatırlatıldı.

    Sonuç: Anayasa Mahkemesine göre ev hapsi kararı kuvvetli suç belirtisini ve tedbirin meşru amacını somut olarak göstermezse kişi hürriyeti ihlal edilmiş olur.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5. Kaldırıldığı bildirilmediği için süren ev hapsinde CMK m. 141/3 yoluyla tazminatYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2019/13827 · K. 2021/1802 ·

    Davacı hakkındaki konutu terk etmeme kararı sulh ceza hâkimliğince 06.10.2016'da kaldırılmış, ancak karar ilgili kurumlara bildirilmediği için elektronik kelepçeyle yürütülen tedbir 10.03.2017'ye kadar sürmüş; durum fark edilince denetimli serbestlik yetkilileri aynı gün kelepçeyi çıkarmıştı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu zararın CMK m. 141/1'de açıkça lafzi olarak belirtilmediğini, ancak hâkim ve Cumhuriyet savcılarının kararları veya işlemleri nedeniyle tazminat davalarının ancak Devlet aleyhine açılabileceğini düzenleyen CMK m. 141/3 gözetildiğinde kaldırılmış olmasına rağmen uygulanmaya devam edilen tedbir nedeniyle davacı yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığını belirtti. Davacının temyizini oybirliğiyle esastan reddetti.

    Sonuç: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kaldırılmış olmasına rağmen uygulanmaya devam edilen ev hapsi nedeniyle CMK m. 141/3 gözetilerek Devlet aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini isabetsiz bulmamıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6. Ev hapsinde geçen sürenin mahsubu temyiz sebebi TCK m. 63 gerekçesiyle reddedildiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2023/8104 · K. 2024/7991 ·

    Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan mahkûm edilen sanığın müdafii, sanığın konutu terk etmeme adli kontrolünde geçirdiği sürelerin cezasından mahsup edilmesi gerektiğini temyiz sebebi yapmıştı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığın adli kontrol altında geçirdiği sürelerin cezasından mahsup edilmesine ilişkin TCK m. 63'te yasal bir düzenleme bulunmadığını belirterek hükümde hukuka aykırılık görmedi ve bu hüküm yönünden temyiz istemlerini esastan reddederek onadı; olası kastla yaralama hükmü yönünden ise kesinlik nedeniyle temyiz istemini reddetti. Kararda CMK m. 109/6'ya değinilmemiştir.

    Sonuç: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, ev hapsinde geçen sürenin hükümde cezadan mahsup edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebini TCK m. 63'e dayanarak yerinde görmemiş; CMK m. 109/6'ya ve mahsubun infaz aşamasında yapılıp yapılmayacağına değinmemiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7. Ceza Genel Kurulu kararından sonra aynı dosyada uygulama: bağlayıcılık ve manevi tazminat ölçütleriYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2026/3714 · K. 2026/5035 ·

    Ceza Genel Kurulunun 22.10.2025 tarihli kararıyla Daire bozması kaldırılan dosya, uygulamanın denetlenmesi için 12. Ceza Dairesine dönmüştü. Daire, Genel Kurul kararının kendisi açısından bağlayıcı olduğunu gözeterek inceleme yaptı. Davacının yakalanıp gözaltında kalıp kalmadığının soruşturma evrakı getirtilerek araştırılmaması ve yakalama ile gözaltından doğan zararın talep edilebileceğinin gözetilmemesini eksik inceleme saydı. Manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, atılı suçun niteliği, olayın cereyan tarzı ve benzeri hususlar gözetilerek hak ve nesafete uygun makul bir miktar olarak belirlenmesi gerektiğini belirtip eksik manevi tazminata hükmedilmesini de bozma nedeni yaptı. Bölge adliye mahkemesi kararını Tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: 12. Ceza Dairesi, Ceza Genel Kurulunun ev hapsi tazminatı kararını aynı dosyada bağlayıcı saymış ve eksik manevi tazminatı bozma nedeni yapmıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8. 7499 öncesi uygulanan ev hapsi için tazminatın reddi: geçici m. 6/3 ve CMK m. 144/1-bYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2022/7959 · K. 2026/4182 ·

    Davacı 2016'da gözaltına alınmış, ardından konutu terk etmeme yükümlülüğüne tabi tutulmuş, yükümlülük 24.05.2017'de kaldırılmış ve 22.03.2019'da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Bölge adliye mahkemesi, konutu terk etmeme nedeniyle tazminat isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle yalnız gözaltı nedeniyle tazminata hükmetmişti. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, CMK geçici m. 6/3'e göre 7499 sayılı Kanunla m. 141'de yapılan düzenlemelerin 01.06.2024'ten sonra kesinleşen karar veya hükümlere uygulanacağını ve CMK m. 144/1-b'nin tazminata hak kazanmadığı hâlde sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenlerin tazminat talebinde bulunamayacağını öngördüğünü belirtti; konutu terk etmeme tedbirinin yasal düzenlemenin yürürlük tarihinden önce uygulandığını tespit ederek Tebliğnamedeki bozma görüşüne katılmadı ve hükmü oybirliğiyle onadı. Kararda Ceza Genel Kurulunun 22.10.2025 tarihli kararına değinilmemiştir.

    Sonuç: 12. Ceza Dairesi bu kararda, 7499 sayılı Kanundan önce uygulanıp sona eren ev hapsi için tazminat istemini reddeden bölge adliye mahkemesi kararını geçiş hükmüne ve CMK m. 144/1-b'ye dayanarak onamış, Ceza Genel Kurulunun 2025 tarihli kararına değinmemiştir. Ceza Genel Kurulunun kararında da bu iki hükme değinilmemiştir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Ev hapsi nedir?

Ev hapsi, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109/3-j'deki konutunu terk etmeme yükümlülüğünün yaygın adıdır. CMK m. 109/1'e göre tutuklama sebeplerinin bulunduğu durumda şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir; konutu terk etmeme bu adli kontrol yükümlülüklerinden biridir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu tedbiri, tutuklamaya göre daha hafif olsa da kişinin hürriyetinden yoksun kalması sonucunu doğuran bir tutulma hâli olarak nitelendirmiştir.

Ev hapsine kim karar verir?

Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi karar verir (CMK m. 110/1). Kovuşturma evresinde aynı hükümleri görevli ve yetkili diğer yargı mercileri uygular (CMK m. 110/3). Anayasa Mahkemesine göre gözaltından hâkimliğe mevcutlu olarak sevk edilen ve konutu terk etmeme yükümlülüğüne tabi tutulması istenen kişinin sorgusu hâkimlikçe yapılmalı ve hazırsa müdafii dinlenmelidir (Anayasa m. 19/5).

Ev hapsindeyken evden çıkılabilir mi?

Kural olarak hayır; yükümlülüğün kendisi konutu terk etmemektir. CMK m. 110/2'ye göre hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle yükümlülükleri değiştirebilir, kaldırabilir veya kişiyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. Şüpheli veya sanık da bunu isteyebilir; hâkim veya mahkeme savcının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir (CMK m. 111/1). Anayasa Mahkemesi de kimi durumlarda kişilerin izinli sayılarak konutunu terk etmesine izin verilebildiğini belirtmiştir. Yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeyen hakkında tutuklama kararı verilebilir (CMK m. 112/1).

Ev hapsi ne kadar sürer?

Devamının gerekip gerekmediğine en geç dört aylık aralıklarla karar verilir (CMK m. 110/4). CMK m. 110/A adli kontrol süresine üst sınır koyar: ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıl, zorunlu hâllerde bir yıl daha; ağır ceza işlerinde en çok üç yıl, uzatma süresi toplam üç yılı, maddede sayılan suçlarda dört yılı geçemez. Bu süreler çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.

Ev hapsi kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. CMK m. 111/2'ye göre adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir; hâkim kararlarına karşı itiraz yolu ayrıca CMK m. 267'de düzenlenir. İtiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie yapılır (CMK m. 268/1). Sulh ceza hâkimliğinin adli kontrole ilişkin kararına yapılan itirazı yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m. 268/3-b). Anayasa Mahkemesi, otuz gün süreli bir ev hapsine karşı yapılan itirazın beş günde karara bağlanmasını kısa sürede karar verme zorunluluğuna aykırı bulmuştur.

Ev hapsinde geçen süre cezadan düşülür mü?

CMK m. 109/6'ya göre konutunu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır; bu cümle 7331 sayılı Kanunla eklenmiştir. Anayasa Mahkemesi, mahsup yapılmadığı şikâyeti için infaz hâkimliğine, onun kararına karşı ağır ceza mahkemesine başvurulabileceğini belirtmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi ise 2024 tarihli bir kararında, ev hapsinde geçen sürenin hükümde cezadan mahsup edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebini TCK m. 63'te düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle yerinde görmemiştir. Kararda CMK m. 109/6'ya ve mahsubun infaz aşamasında yapılıp yapılmayacağına değinilmemiştir.

Ev hapsine uyulmazsa ne olur?

CMK m. 112/1'e göre adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Adli kontrol azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilmişse bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz (CMK m. 112/2).

Beraat ettim; ev hapsinde geçen süre için tazminat isteyebilir miyim?

7499 sayılı Kanunla eklenen CMK m. 141/1-l'ye göre konutunu terk etmeme yükümlülüğü uygulandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişi maddi ve manevi zararını Devletten isteyebilir. Bu bent, CMK geçici m. 6/3 uyarınca 1/6/2024 tarihinden sonra kesinleşen karar veya hükümler bakımından uygulanır. Bu istemlerde CMK m. 142/2 uyarınca 6384 sayılı Kanun hükümleri uygulanır ve ağır ceza mahkemesine yapılan istem Tazminat Komisyonuna gönderilir. Komisyona müracaat, kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılır (6384 sayılı Kanun m. 5/B/1); CMK m. 142/1 de aynı süreyi koyar.

Ev hapsi 1 Haziran 2024'ten önce uygulandıysa ve dosya o tarihten önce kesinleştiyse tazminat istenebilir mi?

Önce süreye bakılır: CMK m. 142/1'e göre tazminat istemi, kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılabilir. 1 Haziran 2024'ten önce kesinleşen bir kararda bu bir yıllık süre 1 Haziran 2025'ten önce dolmuştur; aşağıdaki ayrışma süresi içinde açılmış davalar bakımından önem taşır. Bu davalarda Yargıtay'da iki farklı karar vardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 22 Ekim 2025 tarihli kararında, 2017'de ev hapsinde kalıp beraat eden kişinin CMK m. 141 ve devamı uyarınca tazminat isteme hakkı bulunduğunu oy çokluğuyla kabul etmiş ve önceki içtihadından dönmüştür; bu kararda CMK geçici m. 6/3'e ve m. 144/1-b'ye değinilmemiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi ise 22 Nisan 2026 tarihli başka bir kararında, CMK geçici m. 6/3 ile m. 144/1-b'ye dayanarak ve tedbirin yasal düzenlemenin yürürlük tarihinden önce uygulandığını tespit ederek, 2016-2017'de uygulanan ev hapsi için tazminat istemini reddeden kararı onamıştır; bu kararda da Genel Kurul kararına değinilmemiştir. İki kararda da aradaki farkın nasıl giderileceğine değinilmemiştir.

Ev hapsi ile cezanın evde çekilmesi aynı şey mi?

Hayır. Ev hapsi, soruşturma veya kovuşturma sırasında tutuklama yerine uygulanabilen bir adli kontrol yükümlülüğüdür (CMK m. 109/3-j) ve ona sulh ceza hâkimi ya da mahkeme karar verir. Hapis cezasının konutta çektirilmesi ise 5275 sayılı Kanun m. 110'daki özel infaz usulüdür; kadın, çocuk, altmış beş yaşını bitirmiş kişiler gibi maddede sayılan hükümlüler için belirli süreye kadar olan hapis cezalarında infaz hâkimi karar verir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Diğer ceza usulü rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.