İçeriğe geç
Av. Deniz TurgutEN

Elektronik kelepçe (CMK m. 109): adli kontrol, 6284 ve infazda elektronik izleme

Yayın tarihi:

Bu sayfada

Kısaca

  • Elektronik kelepçe, kanunda elektronik cihazlarla takip olarak düzenlenen izleme yöntemidir (5402 sayılı Kanun m. 15/A).
  • Kendi başına bir yükümlülük değildir; bu kararların uygulanmasında kullanılır: adli kontrolde konutu terk etmeme gibi yükümlülüklerde, 6284 sayılı Kanuna göre verilen tedbirlerde hâkim kararıyla ve infazda denetimli serbestlik tedbirinde ya da cezanın konutta çektirilmesinde (5275 sayılı Kanun m. 110/3).
  • Adli kontrol yükümlülüğünü isteyerek yerine getirmemek tutuklamaya, 6284 tedbirine aykırılık zorlama hapsine, infazda yükümlülüklere uymamakta ısrar açık ceza infaz kurumuna gönderilmeye yol açabilir.
  • Denetimli serbestlik müdürlüğünün işlemlerine karşı infaz hâkimliğine şikâyet yolu vardır.

Elektronik kelepçe, şüpheli, sanık veya hükümlünün belirli bir yerde bulunup bulunmadığını ya da belirli yerlere girip girmediğini elektronik cihazla izleme yöntemidir. Bu rehber, adli kontrol yükümlülüklerini sayan Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109'u, izlemenin dayanağı olan 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu m. 15/A'yı ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğini, 6284 sayılı Kanunun teknik takip hükmünü ve infazda denetimli serbestliği birlikte ele alır; izlemeye kimin karar verdiğini, ihlalin sonuçlarını, başvuru yollarını ve kelepçeye zarar vermenin nasıl nitelendirildiğini Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla gösterir.

Temel bilgiler

Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.

Adli kontrolde dayanak

Adli kontrol yükümlülüklerini CMK m. 109/3 sayar; düzenli başvurma, konutunu terk etmeme, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmeme ve belirlenen yer veya bölgelere gitmeme bunlar arasındadır. Elektronik cihazla takip listede ayrı bir yükümlülük olarak yer almaz.

Dayanak: CMK m. 109/3

Adli kontrolde ihlal

Adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.

Dayanak: CMK m. 112/1

Yükümlülüğü değiştirme

Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle adli kontrol yükümlülüklerini bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir ya da geçici olarak muaf tutabilir; kovuşturmada bu yetkiyi görevli yargı mercii kullanır.

Dayanak: CMK m. 110/2-3

6284'te teknik takip

6284 sayılı Kanuna göre verilen tedbir kararlarının uygulanmasında hâkim kararıyla teknik araç ve yöntemler kullanılabilir; bu yolla kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz.

Dayanak: 6284 sayılı Kanun m. 12/1

6284'te aykırılık

Tedbir kararına aykırılıkta hâkim kararıyla üç günden on güne kadar, her tekrarında on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi uygulanır; toplam süre altı ayı geçemez.

Dayanak: 6284 sayılı Kanun m. 13

İnfazda ihlal

Denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymamakta ısrar eden hükümlü, müdürlüğün talebiyle infaz hâkiminin kararı üzerine koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezası için açık ceza infaz kurumuna gönderilir.

Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 105/A/6

Zorunlu elektronik takip

Ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle cezası konutunda çektirilen hükümlülerden toplam cezası on yıldan fazla olanların elektronik cihazlarla takibi zorunludur.

Dayanak: 5275 sayılı Kanun m. 110/3

5402 sayılı Kanun m. 15/A'ya göre elektronik kelepçe nedir ve CMK m. 109 ile ilişkisi nedir?

Elektronik kelepçe kanunda geçen bir terim değildir. 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu m. 15/A/1 uyarınca şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik cihazların kullanılması suretiyle de yerine getirilebilir; maddenin başlığı da "Elektronik cihazların kullanılması suretiyle takip"tir. İzleme, gözetim ve denetime ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir (m. 15/A/2). Anayasa Mahkemesi de kelepçenin dayanağını incelerken m. 15/A'daki bu yetkiye ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin (aşağıda Yönetmelik) hükümlerine birlikte dayanmıştır. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2018/25505)1

Elektronik kelepçe kendi başına bir yükümlülük değildir; mevcut bir kararın nasıl uygulandığını gösterir. Adli kontrol yükümlülüklerini CMK m. 109/3 sayar: yurt dışına çıkamamak, hâkimin belirlediği yerlere belirtilen sürelerde düzenli olarak başvurmak, konutunu terk etmemek, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek, belirlenen yer veya bölgelere gitmemek bunlar arasındadır. Listede elektronik cihazla takip ayrı bir bent olarak yer almaz. Anayasa Mahkemesi, konutu terk etmeme tedbirinin kanuni dayanağını tespit ettikten sonra "bu adli kontrol tedbirinin icrası niteliğindeki elektronik kelepçe uygulamasının" da kanuni dayanağının ayrıca incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.1

Aynı izleme imkânı üç ayrı hukuki çerçevede kullanılır ve bu sayfa bu ayrım üzerine kuruludur: 1) adli kontrol — tutuklama yerine adli kontrol altına alınan şüpheli veya sanığın yükümlülüklerinin takibi (CMK m. 109, 5402 sayılı Kanun m. 12 ve 13); 2) 6284 sayılı Kanun — bu Kanuna göre verilen tedbir kararlarının hâkim kararıyla teknik araçlarla uygulanması (6284 m. 12); 3) infaz — hükümlünün cezasının bir kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazı (5275 sayılı Kanun m. 105/A) ya da cezanın konutta çektirilmesi (m. 110). Kararı veren merci, ihlalin sonucu ve başvuru yolu her birinde ayrı hükümlere bağlıdır.

Adli kontrolde elektronik izleme hangi yükümlülüklerde kullanılır? (CMK m. 109/3, 5402 sayılı Kanun m. 12-13, Yönetmelik m. 57/5)

5402 sayılı Kanun m. 12 ve 13'e göre denetimli serbestlik müdürlüğü, CMK m. 109/3'ün (b), (c), (e), (j), (k) ve (l) bentlerine göre adli kontrol altına alınan şüpheli ve sanıklarla ilgili olarak kararda belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin çalışmaları yürütür; m. 12 soruşturma, m. 13 kovuşturma evresini düzenler. Bu bentler düzenli başvurma, merci veya kişilerin çağrılarına uyma, tedavi veya muayene, konutunu terk etmeme, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmeme ve belirlenen yer veya bölgelere gitmeme yükümlülükleridir.

Yönetmelik m. 57/5, bunlardan dördünün elektronik cihazla takip edilebileceğini söyler: Yönetmelik m. 56/1'in (a), (ç), (d) ve (e) bentlerinde sayılan düzenli başvurma, konutunu terk etmeme, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmeme ve belirlenen yer veya bölgelere gitmeme tedbirlerine karar verilen şüpheli veya sanıkların toplum içinde izlenmesi, denetim ve takibi elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle yerine getirilebilir. Yönetmelik m. 100/1 de belirli yerlere gitmekten yasaklama, belirlenen konut, yer veya bölgeden çıkmama ve belirlenen kişilere yaklaşmama kararlarının elektronik cihazla yerine getirilebileceğini belirtir. Yönetmelik m. 46/5'e göre ise yükümlünün topluma veya mağdura zarar verme durumu ile tekrar suç işleme riski açısından yoğun denetim altında tutulması söz konusuysa denetim ve takibinde elektronik cihazlar kullanılabilir.

Anayasa Mahkemesi, kanunda ağır yaptırım öngörülen bir suçtan yürütülen soruşturmada konutu terk etmeme adli kontrolüne tabi tutulan ve bu tedbir elektronik kelepçeyle uygulanan başvurucunun şikâyetini üç aşamada inceledi. Kanunilik bakımından 5402 sayılı Kanun m. 12, 13 ve 15/A ile Yönetmelik hükümlerini sayarak, başvurucu yönünden bu mevzuat çerçevesinde uygulama yapıldığı için kelepçe uygulamasının da kanuni dayanağı bulunduğu sonucuna vardı.1 Meşru amaç bakımından, kelepçe kişinin konutundan ayrılıp ayrılmadığının takip edilmesini ve dolayısıyla tedbirin icrasını sağladığından, adli kontrol için geçerli meşru amacın kelepçe yönünden de geçerli olduğunu belirtti.1 Ölçülülük bakımından konutu terk etmeme tedbirinin tutuklamaya göre temel hak ve özgürlükler üzerinde daha hafif etki oluşturduğunu, eylemlerin ağırlığı ve mağdurun durumu karşısında tedbire karar verilmesinin ve bunun elektronik kelepçeyle yerine getirilmesinin keyfî ve temelsiz olduğunun söylenemeyeceğini kabul etti; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasını açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez saydı.1

Kararın andığı Yönetmelik hükümleri, 5/3/2013 tarihli Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğine aittir; bu Yönetmelik bugünkü Yönetmeliğin m. 129/1'iyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bugünkü Yönetmelikte yoğun denetimde elektronik cihaz kullanımı m. 46/5'te, adli kontrolde elektronik izleme m. 57/5'te düzenlidir.

Kelepçeyle uygulanan konutu terk etmeme yükümlülüğünden sonra tazminat sorusu adli kontrolün kendi hükümlerine bağlıdır. CMK m. 141/1-l, 7499 sayılı Kanunla eklenen bentle, konutunu terk etmemek şeklindeki adli kontrol yükümlülüğü uygulandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilenlerin maddi ve manevi zararlarını Devletten isteyebileceğini düzenler; CMK geçici m. 6/3'e göre 141. maddedeki bu düzenlemeler 1/6/2024 tarihinden sonra kesinleşen karar veya hükümler bakımından uygulanır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2016-2017 yıllarında uygulanan konutu terk etmeme yükümlülüğü için açılan bir davada, tedbirin yasal düzenlemenin yürürlük tarihinden önce uygulandığını tespit ederek bu yönde bozma isteyen Tebliğname görüşüne katılmadı ve hükmü onadı. Davacı vekili temyizde müvekkilinin ayağındaki elektronik kelepçe nedeniyle evden çıkamadığını ileri sürmüştü; Daire kelepçeye ayrıca değinmedi. (Yargıtay 12. CD, E. 2022/7959)2 Bu kararda Ceza Genel Kurulunun 22/10/2025 tarihli kararına değinilmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise o kararında, 22.08.2017-29.09.2017 tarihleri arasında ev hapsinde kalıp 23.03.2018'de beraat eden davacının konutu terk etmeme yükümlülüğü sebebiyle de CMK m. 141 ve devamı maddeleri uyarınca tazminat isteme hakkı bulunduğunu kabul etmiş, 12. Ceza Dairesinin bozmasını kaldırmış ve tazmin olanağını m. 141/1'de sayılan tedbirlerle sınırlı gören 01.03.2023 tarihli içtihadından dönmüştür; karar oy çokluğuyla verilmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2024/72)3 Genel Kurul kararında CMK geçici m. 6/3'e, m. 144/1-b'ye ve elektronik kelepçeye değinilmemiştir. Tazminat istemi, kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılabilir (CMK m. 142/1). m. 141/1-l kapsamındaki istemlerde 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır; ağır ceza mahkemesine yapılan böyle bir istem Komisyona gönderilir ve ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır (CMK m. 142/2). Komisyona müracaat da aynı sürelerde yapılır (6384 sayılı Kanun m. 5/B/1). 1/6/2024'ten önce kesinleşen bir kararda bu bir yıllık süre 1/6/2025'ten önce dolmuştur. 7499 sayılı Kanundan önce uygulanan konutu terk etmeme yükümlülüğü bakımından Yargıtay'da iki farklı yaklaşım vardır; aradaki farkın nasıl giderileceğine bu kararlarda değinilmemiştir.

Yönetmelik m. 100-101'e göre elektronik izlemeye kim karar verir, yükümlü neye uymak zorundadır?

Yönetmelik m. 100'e göre elektronik cihazla takip iki aşamada belirlenir: 1) komisyon, vaka sorumlusunun talebi üzerine mevcut risk durumunu, tedbir, yükümlülük ve denetimin gereklerini, mağdurun veya toplumun korunma ihtiyacını dikkate alarak yükümlünün elektronik cihazla takibini Daire Başkanlığına önerir (m. 100/2); 2) şube müdürlüğü, izleme merkezinin kapasitesini, yükümlünün durumunu, yargı mercii kararının niteliğini ve infaz kabiliyetini teknik yönden değerlendirerek yükümlünün elektronik cihazla izlenip izlenmeyeceğine karar verir (m. 100/3). Anayasa Mahkemesinin incelediği dosyada konutu terk etmeme tedbirine sulh ceza hâkimliği karar vermişti. Mahkeme elektronik kelepçe uygulamasını bu tedbirin icrası niteliğinde gördü; buna ilişkin usulün karar tarihinde yürürlükte olan 5/3/2013 tarihli Yönetmeliğin 101 ila 106. maddelerinde düzenlendiğini ve başvurucu yönünden bu mevzuat çerçevesinde uygulama yapıldığını belirterek kelepçe uygulamasının kanuni dayanağı bulunduğunu kabul etti.1

İzlenmesine karar verilen yükümlü, görevli denetimli serbestlik personeli tarafından bilgilendirilir; cihazın özelliğine göre müdürlüğe davet edilerek ya da evine gidilerek elektronik izleme ünitesi kurulur ve devreye sokulur (m. 101/1). Yükümlü cihazların kullanımı, uyulması gereken kurallar ve uymamanın sonuçları konusunda yazılı olarak bilgilendirilir (m. 101/2). Yönetmelik m. 101/3'e göre yükümlü; cihaz takılmasına ve ünitenin kurulmasına rıza göstermek, cihazları kullanılır durumda bulundurmak, kararın infazı için gerekli kısıtlamalara ve kullanım kurallarına uygun hareket etmek zorundadır; bu kurallara aykırı davranış yükümlülüğün ihlali sayılır.

İzleme merkezi yükümlünün kurallara aykırı davrandığını belirlerse müdahale ekibi derhal haberdar edilir; şube müdürlüğü durumu denetimli serbestlik müdürlüğüne yazılı olarak da bildirir; vaka sorumlusu davranışı yükümlülüğün ihlali olarak değerlendirirse durum komisyona iletilir (m. 101/4). Adli kontrolde ayrıca Yönetmelik m. 57/2 uygulanır: tebligata rağmen mazereti olmaksızın ve kasıtlı olarak tedbirin gereklerini yerine getirmeyen, infaza başlandıktan sonra devam etmeyen veya tedbiri ihlal eden şüpheli veya sanık uyarılmaksızın, hakkında karar verilmesi için dosya Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla ilgili yargı merciine gönderilir; karar gelene kadar tedbirin infazına devam edilir.

Yargı merciinin yetkisi CMK m. 112/1'dedir: adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Hüküm "verebilir" der; tutuklama zorunlu değildir. Bu sayfadaki kararlarda kelepçe ihlalinin tutuklamaya dönüşüp dönüşmediğine ilişkin bir değerlendirme yoktur.

Kişinin kendi cihazıyla izleme ve biyometrik imza nasıl işler? (5402 sayılı Kanun m. 15/A/1, Yönetmelik m. 103)

7242 sayılı Kanunla m. 15/A/1'e eklenen cümleye göre izleme, rızası alınmak koşuluyla şüpheli, sanık ve hükümlüye ait elektronik cihazlar kullanılmak suretiyle de yapılabilir. Yönetmelik m. 103/2'ye göre yükümlünün bu izlemeden yararlanabilmesi için sisteme uyumlu elektronik cihaz, GSM hattı, internet ve gerektiğinde program aboneliği gibi izleme için gerekli diğer ihtiyaçları karşılaması gerekir.

Yönetmelik m. 103/3 bu yöntemi soruşturma, kovuşturma ve infazın bütün aşamalarında, niteliği itibarıyla elektronik izlemeye uygun bütün tedbir ve yükümlülüklere açar ve uygulamayı tek tek sayar: 1) konutu terk etmeme, bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulma ve hapis cezasının konutta çektirilmesi kararlarında konutun çevresi sistem haritasında kısıtlı alan hâline getirilir, yükümlünün kararda belirtilen zaman diliminde konutunda bulunup bulunmadığı izlenir (a bendi); 2) adli kontrol kararları dâhil belirlenen yerlere düzenli başvurma yükümlülüğünde kararı veren yargı merciinin ya da denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu il sınırları — yükümlü o yargı çevresi dışında oturuyorsa ikametinin bulunduğu il sınırları — kısıtlı alan yapılır ve yükümlü başvuru zaman diliminde bu bölgeden coğrafi konumu alınarak biyometrik imza yöntemiyle kararda belirtilen sayıda imza atar (b bendi); 3) belirli yerlere gitmeme ve belirlenen yer veya bölgeden çıkmama yükümlülüklerinde ilgili yer kısıtlı alan yapılır (c bendi); 4) belirlenen kişilere yaklaşmama tedbirinde konut veya iş yeri gibi bir bölge kısıtlı alan yapılır; tedbir belirli bir mesafeden fazla yaklaşılmaması biçimindeyse, yaklaşılmaması gereken kişinin rızasıyla yazılım onun cihazına da kurulur ve iki cihaz arasındaki mesafe tespit edilir (ç bendi); 5) eğitim, kamu yararına çalışma, iş sözleşmesine dayanarak çalışma gibi yükümlünün belirli zamanlarda belirli bölgelerde bulunmasının zorunlu olduğu hâllerde o bölgeler kısıtlı alan yapılır (d bendi).

Bu sayfadaki kararlar arasında kişinin kendi cihazıyla izlemeyi ya da biyometrik imzayı uygulayan veya yorumlayan bir karar yoktur; anlatım yalnız madde metnine dayanır.

6284 sayılı Kanunda teknik araçlarla takip adli kontrolden nasıl ayrılır? (6284 m. 12-13)

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 12/1'e göre bu Kanun hükümlerine göre verilen tedbir kararlarının uygulanmasında hâkim kararı ile teknik araç ve yöntemler kullanılabilir; ancak bu suretle kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz. Madde cihazın adını vermez; teknik araç ve yöntemlerle takibe ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir (m. 12/2).

Bu takip CMK'daki adli kontrolün değil, 6284 sayılı Kanuna göre verilen tedbir kararının uygulanma biçimidir; bu nedenle aykırılığın sonucu da farklıdır. Hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, kararın gereklerine aykırı hareket ederse, fiili ayrıca bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur (6284 m. 13/1). Aykırılığın her tekrarında süre on beş günden otuz güne kadardır ve zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez (m. 13/2). Zorlama hapsine ilişkin kararları Cumhuriyet başsavcılığı yerine getirir (m. 13/3). Adli kontrolde ise yaptırım CMK m. 112'deki tutuklama imkânıdır.

Anayasa Mahkemesi, 6284 sayılı Kanun uyarınca verilen teknik yöntemlerle takip kararına yönelik esaslı iddiaların itiraz mercii tarafından karşılanmadığı bir başvuruda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verdi. (Anayasa Mahkemesi, B. No. 2022/36692)4 Mahkeme daha önceki kararlarına dayanarak, gerekçeli karar hakkı gereği itiraz merciinin başvurucunun beyan ve delillerini etkili bir şekilde incelemesi ve karşılaması gerektiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin hakkı ihlal ettiğini belirtti.4 Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile diğer iddiaları bu ihlal sonucu nedeniyle ayrıca incelemedi; kararın bir örneği yeniden yargılama yapılmak üzere aile mahkemelerine gönderildi.4

Bu kararda teknik takibin koşulları, süresi ve zorlama hapsiyle ilişkisi incelenmemiştir; Anayasa Mahkemesinin ölçütü itiraz merciinin gerekçe yükümlülüğüyle sınırlıdır.

İnfazda denetimli serbestlik: elektronik kelepçe ihlali ne zaman mazeret sayılır? (5275 sayılı Kanun m. 105/A)

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 105/A/1'e göre açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazına infaz hâkimi karar verebilir; bunun için hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini, beş günden az olmamak üzere, kurumda geçirmiş olması gerekir (m. 105/A/1, 7550 sayılı Kanunla eklenen cümle). 7550 sayılı Kanunla m. 105/A/1'de yapılan bu düzenleme, geçici m. 11'in yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen suçlara uygulanmaz (5275 sayılı Kanun geçici m. 11/1). 30/3/2020 tarihine kadar işlenen suçlarda, geçici m. 6/1'de sayılan suçlar hariç, bir yıllık süre üç yıl olarak uygulanır; bu hüküm iyi hâlli olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler hakkında da uygulanır (geçici m. 6/3). Ayrıca 31/7/2023 tarihi ve öncesinde işlenmiş suçlar nedeniyle açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler, geçici m. 10/6'da sayılan suçlar hariç, talepleri hâlinde en az üç ay açık ceza infaz kurumunda kalmış olmak şartıyla denetimli serbestlik tedbiri altında infaz uygulamasından üç yıl erken yararlandırılır (5275 sayılı Kanun geçici m. 10/6). Bazı hükümlü grupları için m. 105/A/3 daha uzun süreler öngörür. Hükümlünün hangi yükümlülüğe tabi tutulacağına denetimli serbestlik müdürlüğü karar verir; bunlardan biri bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulmadır (m. 105/A/5-b). Yönetmelik m. 100/1 ve m. 103/3-a, bu tür kararların elektronik cihazla nasıl yerine getirileceğini gösterir.

Kanunun elektronik takibi zorunlu kıldığı bir hâl de vardır: ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilen hükümlünün cezasının konutunda çektirilmesine karar verildiğinde, toplam cezası on yıldan fazla olan hükümlülerin elektronik cihazların kullanılması suretiyle takibi zorunludur (5275 sayılı Kanun m. 110/3).

Hükümlü yükümlülüklere, denetim ve iyileştirme programına, görevlilerin uyarı ve önerilerine ve denetim planına uymamakta ısrar ederse, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezanın infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verir (m. 105/A/6-b). Müdürlüğe müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmesine karşın müracaat etmeyen ve ceza infaz kurumuna iade kararına rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında TCK m. 292 ve 293 uygulanır (m. 105/A/8).

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kanun yararına bozma yoluyla incelediği dosyada, Bakanlık isteminde aktarıldığına göre, konutta denetim ve gözetim altında bulundurma yükümlülüğü elektronik kelepçeyle takip edilen hükümlünün takip cihazını, hükümlü ikametinde bulunmadığı sırada oğlu kırmıştı; infaz hâkimliği hükümlünün yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle denetimli serbestlik kararını kaldırıp m. 105/A/6 uyarınca kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar vermişti. (Yargıtay 1. CD, E. 2020/133)5 Adalet Bakanlığının isteminde hükümlünün yükümlülük ihlalinde kendisinden kaynaklanan bir ihmalinin bulunmadığı ve durumun geçerli bir mazeret olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmişti; Daire tebliğnamedeki bozma isteğini yerinde görerek infaz hâkimliği kararını kanun yararına bozdu.5 Mazeret gerekçesi Bakanlık istemindedir; Daire bu gerekçeyi ayrıca açmadan benimsemiştir.

İnfaz hâkimliğinin 2019 tarihli kararı kapalı ceza infaz kurumuna göndermeye ilişkindi; m. 105/A/6'nın bugünkü metni açık ceza infaz kurumuna gönderilmeyi öngörür.

Denetimli serbestlik müdürlüğünün kararına karşı nereye başvurulur? (Yönetmelik m. 48, CMK m. 110/2)

Yönetmelik m. 48/1'e göre yükümlüler ve kanuni temsilcileri, müdürlükçe hazırlanan denetim planları ve raporları ile müdürlükçe yapılan uyarılar gibi işlem ve eylemlerin mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle müdürlüğe itirazda ya da infaz hâkimliğine şikâyette bulunabilir. Yükümlü, işlem ve eylemleri öğrendiği tarihten itibaren on beş gün, her hâlde yapıldıkları tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurabilir (m. 48/2). Şikâyet dilekçeyle doğrudan infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi Cumhuriyet başsavcılığı veya denetimli serbestlik müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir; sözlü şikâyet tutanağa bağlanır (m. 48/3).

Şikâyet işlemin yerine getirilmesini durdurmaz; infaz hâkimi ancak giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşulları birlikte gerçekleşirse erteleme veya durdurma kararı verebilir (m. 48/4). Müdürlük işlemlerine yapılan itirazları komisyon inceler; bu kararlara karşı infaz hâkimliğine şikâyette bulunulabilir (m. 48/5). Yükümlüye ilişkin yazışma ve belgelerde şikâyet ve itiraz hakkı ile süresi açıkça belirtilir (m. 48/6).

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2017 tarihli kanun yararına bozma kararındaki dosyada bu zincir görülür: denetimli serbestlik tedbiriyle infazı süren hükümlünün müdafii elektronik kelepçe uygulamasının kaldırılmasını ve imza yükümlülüğünün azaltılmasını istemiş, denetimli serbestlik müdürlüğü talebi reddetmiş, bu karara yapılan şikâyeti infaz hâkimliği reddetmiş, itiraz mercii ağır ceza mahkemesi ise itirazı kısmen kabul ederek hükümlünün çocuğuyla kişisel iletişim kurduğu tarihlerle sınırlı olarak kelepçe tedbirini durdurmuş ve imza yükümlülüğünü azaltmıştı. (Yargıtay 1. CD, E. 2017/1163)6 Adalet Bakanlığı, kararın yüksek riskli hükümlü için o dönemki Yönetmelikte öngörülen imza sıklığına aykırı olduğu gerekçesiyle kanun yararına bozma istedi; Daire istemi yerinde görerek itiraz mercii kararını bozdu.6 Bozma gerekçesi imza sıklığına ilişkindir; Daire kelepçenin durdurulması kısmı hakkında ayrı bir değerlendirme yapmamıştır.

Bu yol, adli kontrol kararının kendisini değiştirmekten farklıdır. CMK m. 110/2'ye göre hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle adli kontrol uygulamasında yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir; kovuşturma evresinde bu hükümleri görevli ve yetkili diğer yargı mercileri uygular (m. 110/3). Şüpheli veya sanığın istemi üzerine de hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra beş gün içinde karar verebilir (CMK m. 111/1); adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir (m. 111/2). 6284 sayılı Kanuna göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz üzerine verilen kararlar kesindir (6284 sayılı Kanun m. 9/1, 9/3). Teknik takip kararına itirazda Anayasa Mahkemesinin vurguladığı gibi itiraz mercii esaslı iddiaları karşılamak zorundadır.4

Elektronik kelepçeye zarar vermek ve kelepçeyi kırıp kaçmak hangi suçu oluşturur? (TCK m. 152 ve 292)

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, elektronik kelepçeyi tarlada düşürdüğünü, kırmadığını savunan sanık hakkında kurulan beraat hükmünü bozdu: Daire, TCK m. 151/1'deki mala zarar verme tanımını aktardıktan sonra, sanığın bir şekilde elektronik kelepçeyi yok ettiğinin anlaşılması karşısında üzerine atılı kamu malına zarar verme suçunu işlediğinin sabit olduğunu kabul etti. (Yargıtay 6. CD, E. 2021/16982)7

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, ceza infaz kurumundan denetimli serbestlik tedbiriyle tahliye olup kendisine takılan elektronik kelepçeyi kırarak firar eden sanığın eylemlerini TCK m. 152/1-a'daki kamu malına zarar verme ve m. 292/1'deki hükümlü veya tutuklunun kaçması suçları olarak nitelendirdi; bu suçlar için öngörülen cezaların üst sınırına göre sekiz yıllık dava zamanaşımının (TCK m. 66/1-e) mahkûmiyet tarihi ile inceleme tarihi arasında geçtiğini belirterek hükümleri bozdu ve davaları zamanaşımı nedeniyle düşürdü. (Yargıtay 2. CD, E. 2022/783)8 Kararda bu nitelendirme zamanaşımı hesabının parçasıdır; delillerin değerlendirilmesine ilişkin bir gerekçe yoktur. Aynı dosyada suçtan zarar gören Adalet Bakanlığı duruşmadan usulüne uygun haberdar edilmediği için temyiz üzerine davaya katılmasına karar verildi.8

TCK m. 152/1-a, mala zarar verme suçunun kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında işlenmesini nitelikli hâl sayar ve bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörür. TCK m. 292/1, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlüye altı aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörür; kaçma sırasında eşyaya zarar verilmesi hâlinde ayrıca o suça ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur (m. 292/4).

Bu kararlarda cihazın kime ait olduğu tartışılmamış, TCK m. 151 ile m. 152 arasındaki ayrım ayrıca gerekçelendirilmemiştir: 6. Ceza Dairesi m. 151/1'deki tanımı anarak kamu malına zarar verme demiş, 2. Ceza Dairesi m. 152/1-a'yı göstermiştir. 2. Ceza Dairesi denetimli serbestlikteki hükümlünün kelepçeyi kırıp firarını m. 292/1 kapsamında nitelendirmiş, bunun gerekçesini açıklamamıştır; Kanunun denetimli serbestlik tedbiri için TCK m. 292 ve 293'e açıkça yollama yaptığı hâller m. 105/A/8'dedir.

Elektronik izleme kaydı ceza davasında ne gösterir? (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2026)

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kasten öldürmeye teşebbüse iştirak iddiasını incelediği bir dosyada, olay ve olgular arasında elektronik kelepçe yüklenici firmasının izleme raporu da vardı: rapora göre sanık suçun işlendiği zaman diliminde konutunda bulunmuyordu. (Yargıtay CGK, E. 2024/255)9 Sanık ise kendisine elektronik kelepçe takıldığını, onunla dışarı çıkmasının mümkün olmadığını savunmuştu.

Ceza Genel Kurulu, denetimli serbestlik çerçevesinde takılan elektronik kelepçe sebebiyle evinde bulunması gereken sanığın kimliği belirlenemeyen biriyle birlikte olay yerine geldiği yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kabulünü esas aldı; ancak sanığın eylemi önceden bildiğinin kanıtlanamadığını ve işlenişine herhangi bir katkısının tespit edilemediğini belirterek şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetti ve mahkûmiyeti bozdu; karar oy çokluğuyla verildi.9

Bu kararda izleme raporu sanığın konutunda olmadığını gösteren bir olgu olarak aktarılmıştır. Ceza Genel Kurulu raporun güvenilirliğini ya da delil değerini ayrıca tartışmamış, beraati iştirakin ispatlanamamasına dayandırmıştır; izleme kaydının delil değerine ilişkin genel bir ölçüt koymamıştır.

İlgili mevzuat

CMK m. 109 — Adlî kontrol

Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:

a) Yurt dışına çıkamamak.

b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.

c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.

d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.

e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.

f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.

g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.

h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.

i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.

j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.

k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.

l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.

(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.) (Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.

(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.

(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

CMK m. 112 — Tedbirlere uymama

Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.

(2) (Ek: 24/11/2016-6763/24 md.) Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.

Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

6284 sayılı Kanun m. 12 — Teknik yöntemlerle takip

MADDE 12 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen tedbir kararlarının uygulanmasında hâkim kararı ile teknik araç ve yöntemler kullanılabilir. Ancak, bu suretle, kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz.

(2) Teknik araç ve yöntemlerle takibe ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

Kaynak: Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun (6284)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

6284 sayılı Kanun m. 13 — Tedbir kararlarına aykırılık

MADDE 13 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.

(2) Tedbir kararının gereklerine aykırılığın her tekrarında, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsinin süresi onbeş günden otuz güne kadardır. Ancak zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.

(3) Zorlama hapsine ilişkin kararlar, Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Bu kararlar Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir.

Kaynak: Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun (6284)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

5275 sayılı Kanun m. 105/A — Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı

Madde 105/A – (Ek: 5/4/2012-6291/1 md.)

(1) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. (Ek cümle:4/6/2025-7550/13 md.) Hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir.

(2) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler.

(3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;

a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler,

b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler,

diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir.

(4) (Değişik: 18/6/2014-6545/80 md.) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar.

(5) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar;

a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması,

b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması,

c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi,

d) Belirlenen programlara katılması,

yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına, denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilir. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/25 md.) Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hükümlü olanlar ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğüne tabi tutulur.

(6) Hükümlünün;

a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmemesi,

b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi,

c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi,

hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilir.

(7) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir.

(8) Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile (…) ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.

(9) Yükümlülüklerin gereklerine ve denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, 107 nci ve 108 inci maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir.

(10) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezaların infazına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.

Kaynak: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (5275)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 16 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 152 — Mala zarar vermenin nitelikli halleri

Madde 152- (1) Mala zarar verme suçunun;

a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında,

b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında,

c) Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,

d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında,

e) Grev veya lokavt hallerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,

f) Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,

g) Sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Mala zarar verme suçunun;

a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak,

b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle,

c) Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak,

işlenmesi halinde, verilecek ceza bir katına kadar artırılır.

(3) (Ek: 18/6/2014-6545/65 md.) Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

TCK m. 292 — Hükümlü veya tutuklunun kaçması

Madde 292- (1) Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Bu suçun, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Bu suçun, silahlı olarak ya da birden çok tutuklu veya hükümlü tarafından birlikte işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir katına kadar artırılır.

(4) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin veya kasten öldürme suçunun gerçekleşmesi ya da eşyaya zarar verilmesi durumunda, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.

(5) Bu maddede yazılı hükümler, ceza infaz kurumu dışında çalıştırılan hükümlüler ile hapis cezası adlî para cezasından çevrilmiş olanlar hakkında da uygulanır.

(6) (Mülga: 29/6/2005 – 5377/33 md.)

Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)

Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 24 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.

Kararlar

Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.

  • 1. Adli kontrolde elektronik kelepçenin kanuni dayanağı, meşru amacı ve ölçülülüğüAnayasa Mahkemesi · B. No. 2018/25505 ·

    Başvurucu soruşturmada konutu terk etmeme adli kontrolüne tabi tutulmuş, tedbir elektronik kelepçe takılarak uygulanmıştı. Anayasa Mahkemesi önce tedbirin, sonra onun icrası niteliğindeki kelepçe uygulamasının kanuni dayanağını ayrı ayrı inceledi ve 5402 sayılı Kanun m. 12, 13, 15/A ile Yönetmelik hükümleri çerçevesinde uygulama yapıldığı için kelepçenin de kanuni dayanağı bulunduğunu kabul etti. Kelepçe kişinin konutundan ayrılıp ayrılmadığının takibini sağladığından tedbirin meşru amacının kelepçe için de geçerli olduğunu, tedbire karar verilmesinin ve kelepçeyle yerine getirilmesinin keyfî ve temelsiz olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin iddiayı oybirliğiyle açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez saydı.

    Sonuç: Anayasa Mahkemesine göre elektronik kelepçe adli kontrol tedbirinin icrasıdır; kanuni dayanağı ve meşru amacı ayrıca incelenir, somut olayda ikisi de bulundu.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 2. Kelepçeli konutu terk etmeme yükümlülüğü için tazminat ve 7499 sayılı Kanunun yürürlüğüYargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2022/7959 · K. 2026/4182 ·

    Davacı gözaltı ve 2016-2017'de uygulanan konutu terk etmeme adli kontrolü nedeniyle tazminat istemiş, Bölge Adliye Mahkemesi adli kontrol yönünden istemi reddedip yalnız gözaltı için tazminata hükmetmişti. Davacı vekili temyizde müvekkilinin ayağındaki elektronik kelepçe nedeniyle evden çıkamadığını ileri sürdü. Daire, 7499 sayılı Kanunla CMK m. 141'de yapılan düzenlemelerin geçici m. 6/3 uyarınca 01.06.2024'ten sonra kesinleşen karar veya hükümler bakımından uygulanacağını, CMK m. 144/1-b uyarınca sonradan yürürlüğe giren lehe kanunla tazminat istemeye uygun hâle gelenlerin talepte bulunamayacağını belirtti; tedbirin yürürlük tarihinden önce uygulandığını tespit ederek bozma isteyen Tebliğname görüşüne katılmadı ve hükmü oybirliğiyle onadı. Kelepçeye ayrıca değinmedi. Kararda Ceza Genel Kurulunun 22.10.2025 tarihli kararına değinilmemiştir.

    Sonuç: 12. Ceza Dairesi 7499 sayılı Kanundan önce uygulanan konutu terk etmeme yükümlülüğü için tazminat istemini reddeden kararı onadı; Ceza Genel Kurulunun 22/10/2025 tarihli aksi yöndeki kararına değinmedi, kelepçe iddiasını ayrıca tartışmadı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 3. Ceza Genel Kuruluna göre 7499 sayılı Kanundan önce uygulanan konutu terk etmeme yükümlülüğü için de tazminat istenebilir (içtihattan dönme)Yargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/72 · K. 2025/424 ·

    Kasten öldürme suçundan yargılanan davacı 22.08.2017-29.09.2017 tarihleri arasında ev hapsinde kalmış, 23.03.2018'de beraat etmişti. İlk derece mahkemesinin konutu terk etmeme yükümlülüğü nedeniyle kısmen kabul ettiği tazminat davasında 12. Ceza Dairesi, tazminat isteminin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı vermiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etmişti. Ceza Genel Kurulu, tazmin olanağını CMK m. 141/1'de sayılan tedbirlerle sınırlı gören 01.03.2023 tarihli içtihadından döndü; konutu terk etmemenin 2012'de CMK m. 109'a eklendiği hâlde m. 141'in değiştirilmediğini, bu tedbirin hukuka aykırı uygulanmasının İHAS m. 5 kapsamında olduğunu ve Anayasa m. 90/5 karşısında zararın karşılanmasının anayasal bir mecburiyet olduğunu belirtti. Davacının konutu terk etmeme yükümlülüğü sebebiyle de CMK m. 141 ve devamı uyarınca tazminat isteme hakkı bulunduğunu kabul ederek itirazı kabul etti ve Daire bozmasını kaldırdı. Karar oy çokluğuyla verildi. Kararda CMK geçici m. 6/3'e, m. 144/1-b'ye ve elektronik kelepçeye değinilmemiştir.

    Sonuç: Ceza Genel Kuruluna göre 7499 sayılı Kanundan önce uygulanan konutu terk etmeme yükümlülüğü nedeniyle de beraat eden kişi CMK m. 141 ve devamı uyarınca tazminat isteyebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 22/4/2026 tarihli başka bir kararında, bu dönemde uygulanan yükümlülük için tazminat istemini reddeden kararı onamıştır.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 4. 6284 sayılı Kanuna göre teknik takip kararına itirazda gerekçeli karar hakkıAnayasa Mahkemesi · B. No. 2022/36692 ·

    Başvuru, 6284 sayılı Kanun uyarınca verilen teknik yöntemlerle takip kararına yönelik esaslı iddiaların itiraz mercii tarafından karşılanmamasına ilişkindir. Anayasa Mahkemesi, daha önceki kararlarında gerekçeli karar hakkı gereği itiraz merciinin başvurucunun beyan ve delillerini etkili bir şekilde inceleyip karşılaması gerektiğini belirttiğini hatırlattı ve somut başvuruda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulmadı; Anayasa m. 36'daki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı dahil diğer iddiaları incelemeye gerek görmedi ve kararın bir örneğini yeniden yargılama için aile mahkemelerine gönderdi.

    Sonuç: 6284 sayılı Kanuna göre verilen teknik takip kararına itirazda itiraz mercii esaslı iddiaları karşılamazsa gerekçeli karar hakkı ihlal edilir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 5. Denetimli serbestlikte kelepçe cihazını başkasının kırması: geçerli mazeretYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2020/133 · K. 2020/1763 ·

    Cezası denetimli serbestlik tedbiriyle infaz edilen ve konutta denetim ve gözetim altında bulundurma yükümlülüğü elektronik kelepçeyle takip edilen hükümlünün takip cihazını, Bakanlık isteminde aktarıldığına göre, hükümlü ikametinde yokken oğlu kırmış, oğlu hakkında kamu malına zarar verme suçundan mahkûmiyet kararı verilmişti. İnfaz hâkimliği yükümlülüklere uymamakta ısrar gerekçesiyle hükümlünün m. 105/A/6 uyarınca kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar vermişti. Adalet Bakanlığı, hükümlünün ihlalde kendisinden kaynaklanan bir ihmali bulunmadığını ve durumun geçerli mazeret sayılması gerektiğini belirterek kanun yararına bozma istedi; Daire tebliğnamedeki bozma isteğini yerinde görerek kararı oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Kelepçe ihlalinde hükümlünün kendisinden kaynaklanan bir ihmal yoksa, yükümlülüğe uymamakta ısrar gerekçesiyle denetimli serbestliğin kaldırılması kanun yararına bozuldu.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 6. Kelepçenin kaldırılması talebi: müdürlük kararı, infaz hâkimliği ve itiraz merciiYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2017/1163 · K. 2017/1266 ·

    Hükümlü müdafiinin elektronik kelepçe uygulamasının kaldırılması ve imza yükümlülüğünün azaltılması talebini denetimli serbestlik müdürlüğü reddetmiş, şikâyeti infaz hâkimliği reddetmişti. İtiraz mercii ağır ceza mahkemesi itirazı kısmen kabul ederek hükümlünün çocuğuyla kişisel iletişim kurduğu tarihlerle sınırlı olarak kelepçe tedbirini durdurmuş ve imza yükümlülüğünü azaltmıştı. Adalet Bakanlığı, yüksek riskli hükümlü için o dönemki Yönetmelikte öngörülen imza sıklığına aykırı olarak mevzuatta öngörülmeyen bir yükümlülük belirlendiği gerekçesiyle kanun yararına bozma istedi; Daire istemi yerinde görerek itiraz mercii kararını oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: Müdürlük kararı, infaz hâkimliğine şikâyet ve itiraz zinciri bu dosyada işledi; bozmanın nedeni kelepçe değil, imza sıklığının mevzuata aykırı belirlenmesiydi.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 7. Elektronik kelepçeyi yok etmek: kamu malına zarar vermeYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2021/16982 · K. 2022/12111 ·

    Sanık elektronik kelepçeyi tarlada düşürdüğünü, kırmadığını savunmuş ve beraat etmişti. Daire önce davaya katılma hakkı bulunan suçtan zarar görenin davadan haberdar edilmediğini, temyiz talebiyle katılmanın kabulü gerektiğini belirtti. Ardından TCK m. 151/1'deki mala zarar verme tanımını aktararak sanığın bir şekilde elektronik kelepçeyi yok ettiğinin anlaşılması karşısında kamu malına zarar verme suçunun sabit olduğunu, mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesinin hatalı olduğunu kabul etti ve hükmü tebliğnameye uygun olarak oybirliğiyle bozdu.

    Sonuç: 6. Ceza Dairesine göre elektronik kelepçeyi bir şekilde yok eden sanık hakkında kamu malına zarar verme suçu sabittir.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 8. Kelepçeyi kırıp firar: TCK m. 152/1-a ve 292/1 nitelendirmesi, zamanaşımıYargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2022/783 · K. 2024/771 ·

    Sanık ceza infaz kurumundan denetimli serbestlik tedbiriyle tahliye olmuş, kendisine takılan elektronik kelepçeyi kırıp firar etmişti. Daire, duruşmadan haberdar edilmeyen Adalet Bakanlığının temyiz üzerine davaya katılmasına karar verdi; sanığın eylemlerini TCK m. 152/1-a'daki kamu malına zarar verme ve m. 292/1'deki hükümlü veya tutuklunun kaçması suçları olarak nitelendirdi ve bu suçların cezalarının üst sınırına göre TCK m. 66/1-e'deki sekiz yıllık zamanaşımının mahkûmiyet tarihi ile inceleme tarihi arasında dolduğunu belirterek hükümleri bozup kamu davalarını oybirliğiyle düşürdü.

    Sonuç: 2. Ceza Dairesi kelepçeyi kırıp firar eden hükümlünün eylemini kamu malına zarar verme ve hükümlünün kaçması olarak nitelendirdi; dava zamanaşımı nedeniyle düştü.

    Kararın kaynaktaki sayfası

  • 9. Elektronik kelepçe izleme raporu ve iştirakin ispatıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/255 · K. 2026/179 ·

    Dosyadaki elektronik kelepçe yüklenici firma izleme raporuna göre denetimli serbestlik kapsamında kelepçe takılı olan sanık, suçun işlendiği zaman diliminde konutunda bulunmuyordu; sanık kelepçeyle dışarı çıkmasının mümkün olmadığını savunmuştu. Ceza Genel Kurulu, sanığın olay yerine kimliği belirlenemeyen biriyle birlikte geldiği yönündeki kabulü esas aldı; ancak eylemi önceden bildiğinin kanıtlanamadığını ve işlenişine herhangi bir katkısının tespit edilemediğini belirterek şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul edip Daire onamasını kaldırdı ve mahkûmiyeti oy çokluğuyla bozdu.

    Sonuç: İzleme raporu sanığın evde olmadığını gösterse de Ceza Genel Kurulu iştirak kanıtlanamadığı için beraat gerektiğine karar verdi; raporun delil değerini ayrıca tartışmadı.

    Kararın kaynaktaki sayfası

Sık sorulan sorular

Elektronik kelepçe kanunda nerede düzenlenir?

Elektronik kelepçe ifadesi kanunda geçmez. 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu m. 15/A, şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetiminin elektronik cihazlar kullanılarak da yerine getirilebileceğini söyler; esas ve usuller Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinde düzenlenir. Kelepçe kendi başına bir yükümlülük değildir: adli kontrolde CMK m. 109/3'teki yükümlülüklerin, 6284 sayılı Kanunda tedbir kararlarının, infazda denetimli serbestlik yükümlülüklerinin ve cezanın konutta çektirilmesinin takip biçimidir (5275 sayılı Kanun m. 110/3).

Adli kontrolde hangi yükümlülükler elektronik kelepçeyle takip edilebilir?

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 57/5'e göre belirlenen yere düzenli olarak başvurma, konutunu terk etmeme, belirli bir yerleşim bölgesini terk etmeme ve belirlenen yer veya bölgelere gitmeme tedbirlerine karar verilen şüpheli veya sanıkların izlenmesi, denetim ve takibi elektronik cihazlarla yerine getirilebilir. Bu yükümlülüklerin kendisi CMK m. 109/3'te sayılır.

Elektronik izlemeye kim karar verir?

Adli kontrol yükümlülüğüne yargı mercii (CMK m. 110), infazda denetimli serbestlik yükümlülüğüne denetimli serbestlik müdürlüğü (5275 sayılı Kanun m. 105/A/5) karar verir; Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 100'e göre yükümlünün elektronik cihazla izlenip izlenmeyeceği ise ayrıca belirlenir. Komisyon, vaka sorumlusunun talebi üzerine risk durumunu ve mağdurun veya toplumun korunma ihtiyacını dikkate alarak takibi Daire Başkanlığına önerir; şube müdürlüğü izleme merkezinin kapasitesini, yükümlünün durumunu, yargı mercii kararının niteliğini ve infaz kabiliyetini değerlendirerek karar verir. Anayasa Mahkemesinin incelediği bir dosyada konutu terk etmeme tedbirine sulh ceza hâkimliği karar vermişti; Mahkeme kelepçe uygulamasını bu tedbirin icrası saydı ve uygulamanın karar tarihinde yürürlükte olan Yönetmeliğin usul hükümleri çerçevesinde yapıldığını kabul etti.

Elektronik izleme kişinin kendi cihazıyla yapılabilir mi?

Evet. 5402 sayılı Kanun m. 15/A/1'e göre izleme, rızası alınmak koşuluyla şüpheli, sanık ve hükümlüye ait elektronik cihazlarla da yapılabilir. Yönetmelik m. 103/2'ye göre bunun için yükümlünün sisteme uyumlu cihaz, GSM hattı, internet ve gerektiğinde program aboneliği gibi ihtiyaçları karşılaması gerekir; düzenli başvurma yükümlülüğü bu yöntemde il sınırları içinde biyometrik imza ile yerine getirilir (m. 103/3-b).

Adli kontrolde elektronik kelepçe kurallarına uymamanın sonucu nedir?

Yönetmelik m. 101/3'e göre cihazları kullanılır durumda bulundurmamak ve kullanım kurallarına aykırı davranmak yükümlülüğün ihlali sayılır. Adli kontrolde tedbiri ihlal eden şüpheli veya sanık uyarılmaksızın, dosya Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla yargı merciine gönderilir (Yönetmelik m. 57/2). CMK m. 112/1'e göre adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen kişi hakkında yetkili yargı mercii, hükmedilebilecek cezanın süresi ne olursa olsun tutuklama kararı verebilir; tutuklama zorunlu değildir.

6284 sayılı Kanuna göre elektronik takip kararını kim verir, ihlalin sonucu nedir?

6284 sayılı Kanun m. 12/1'e göre bu Kanuna göre verilen tedbir kararlarının uygulanmasında teknik araç ve yöntemler hâkim kararıyla kullanılır; kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz. Tedbir kararına aykırılıkta m. 13'e göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar, her tekrarında on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi uygulanır; toplam süre altı ayı geçemez. Bu yaptırım, adli kontroldeki tutuklama imkânından ayrıdır.

Denetimli serbestlikte kelepçe ihlali hükümlünün kusuru olmadan gerçekleşirse ne olur?

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2020 tarihli kanun yararına bozma kararındaki dosyada takip cihazını hükümlünün oğlu kırmıştı; infaz hâkimliği yükümlülüklere uymamakta ısrar gerekçesiyle hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar vermişti. Adalet Bakanlığı, hükümlünün kendisinden kaynaklanan bir ihmali olmadığını ve durumun geçerli mazeret sayılması gerektiğini belirterek bozma istedi; Daire istemi yerinde görerek kararı bozdu. Bugünkü 5275 sayılı Kanun m. 105/A/6, uymamakta ısrar hâlinde açık ceza infaz kurumuna gönderilmeyi öngörür.

Denetimli serbestlik müdürlüğünün işlemlerine nasıl itiraz edilir?

Yükümlünün elektronik cihazla izlenip izlenmeyeceğine Yönetmelik m. 100/3'e göre şube müdürlüğü karar verir. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 48'e göre yükümlü, müdürlüğün işlem ve eylemlerine karşı müdürlüğe itiraz edebilir ya da infaz hâkimliğine şikâyette bulunabilir. Şikâyet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, her hâlde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde yapılır; dilekçe doğrudan infaz hâkimliğine ya da Cumhuriyet başsavcılığı veya müdürlük aracılığıyla verilebilir. Şikâyet işlemi kendiliğinden durdurmaz. Adli kontrol yükümlülüğünün kendisini kaldırma veya değiştirme yetkisi ise hâkimdedir (CMK m. 110/2); şüpheli veya sanık da bunu isteyebilir (m. 111/1) ve adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir (m. 111/2).

Elektronik kelepçeyi kırmak suç mudur?

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, elektronik kelepçeyi bir şekilde yok eden sanık hakkında kamu malına zarar verme suçunun sabit olduğunu kabul ederek beraat hükmünü bozdu. Yargıtay 2. Ceza Dairesi de denetimli serbestlikle tahliye olup kelepçeyi kırarak firar eden sanığın eylemini TCK m. 152/1-a'daki kamu malına zarar verme ve m. 292/1'deki hükümlünün kaçması suçları olarak nitelendirdi. TCK m. 152/1 bu nitelikli hâl için bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörür. Kararlarda cihazın kime ait olduğu tartışılmamıştır.

Elektronik kelepçe kaydı ceza davasında mahkûmiyet için yeterli midir?

Bu konuda bu sayfadaki kararlarda genel bir ölçüt yoktur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2026 tarihli kararında izleme raporu, sanığın suç saatinde konutunda olmadığını gösteriyordu; Genel Kurul yine de sanığın eylemi önceden bildiğinin ve işlenişine katkısının kanıtlanamadığını belirterek beraat gerektiğine karar verdi. Genel Kurul raporun güvenilirliğini ya da delil değerini ayrıca tartışmadı.

Kelepçeyle uygulanan konutu terk etmeme yükümlülüğü için tazminat istenebilir mi?

CMK m. 141/1-l'ye göre konutunu terk etmeme yükümlülüğü uygulandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişi maddi ve manevi zararlarını Devletten isteyebilir; CMK geçici m. 6/3'e göre bu düzenleme 1/6/2024'ten sonra kesinleşen karar veya hükümler bakımından uygulanır. Tazminat istemi, kararın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılabilir (CMK m. 142/1); bu istemlerde CMK m. 142/2 uyarınca 6384 sayılı Kanun hükümleri uygulanır ve ağır ceza mahkemesine yapılan istem Tazminat Komisyonuna gönderilir; Komisyona müracaat da aynı sürelerde yapılır (6384 sayılı Kanun m. 5/B/1); 1/6/2024'ten önce kesinleşen bir kararda bu bir yıllık süre 1/6/2025'ten önce dolmuştur. Bu konuda Yargıtay'da iki farklı karar vardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 22/10/2025 tarihli kararında, 2017'de ev hapsinde kalıp beraat eden kişinin CMK m. 141 ve devamı uyarınca tazminat isteme hakkı bulunduğunu oy çokluğuyla kabul etmiş ve önceki içtihadından dönmüştür; bu kararda kelepçeye değinilmemiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi ise 22/4/2026 tarihli kararında, 2016-2017'de uygulanan yükümlülük için düzenlemenin yürürlüğünden önce uygulandığı gerekçesiyle adli kontrol yönünden tazminat istemini reddeden hükmü onamış, Genel Kurul kararına değinmemiş ve kelepçe iddiasına ayrıca girmemiştir.

Dosyanız nerede olursa olsun

Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.

Muğla ceza avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası

Diğer ceza usulü rehberleri

Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.