Kıyı kenar çizgisi ve Kıyı Kanunu: tespit, iptal davası, yapı yasağı ve yaptırımlar
Yayın tarihi:
Bu sayfada
- Başa dön
- Kısaca
- Dava, süre ve usul
- Kıyı, kıyı kenar çizgisi ve sahil şeridi nedir; sahil şeridi kaç metredir (3621 sayılı Kanun m. 4 ve m. 5)?
- Kıyı kenar çizgisini kim tespit eder, kim onaylar; ilan ve itiraz nasıl işler (m. 9)?
- Kıyı kenar çizgisine karşı iptal davasının şartları: hangi işleme, kim, hangi sürede dava açar?
- Danıştay kıyı kenar çizgisini hangi ölçütlerle denetler?
- Kıyı kenar çizgisi davasında ispat: keşif, bilirkişi heyeti ve gözlem çukurları
- Tapulu taşınmaz kıyı kenar çizgisinin içinde kalırsa ne olur?
- Kıyıda ve sahil şeridinde hangi yapılar yapılabilir; kazanılmış hak ne zaman korunur (m. 6, m. 8)?
- Kıyıda izinsiz yapı ve engel: Kıyı Kanunu m. 14 ve m. 15 hangi yaptırımları öngörür?
- Kıyıdan herkes yararlanabilir mi; plaj girişi ve şezlong alanı ücretli olabilir mi?
- İlgili mevzuat
- Danıştay kararları
- Sık sorulan sorular
Kısaca
- Kıyı kenar çizgisi, deniz, göl ve akarsularda su hareketlerinin oluşturduğu kumluk, çakıllık, kayalık ve sazlık gibi alanların kara tarafındaki doğal sınırıdır.
- Bu çizgi ile suyun karaya değdiği çizgi arasındaki alan kıyıdır; kıyıya hiçbir yapı yapılamaz ve kıyı herkesin kullanımına açıktır.
- Çizgiyi valiliğin kurduğu en az beş kişilik uzman komisyon belirler, Bakanlık onaylar.
- Onaylanan çizgiye karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.
- Kıyıda kalan tapulu yerin tapusu, adli yargıda açılacak davayla iptal edilir.
Kıyı kenar çizgisi, denizin ya da gölün etkisindeki doğal alanın kara tarafındaki sınırıdır; bu çizginin deniz tarafı kıyıdır, kara tarafındaki en az yüz metre de sahil şerididir. Çizginin nereden geçtiği, bir taşınmazın tapusunun, üzerine yapı yapılıp yapılamayacağının ve idarenin uygulayacağı yaptırımın belirleyicisidir. Bu rehber, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4, 5, 6, 8, 9, 14 ve 15. maddelerini, kıyı kenar çizgisine karşı iptal davasını, Danıştay'ın bu davalarda aradığı bilimsel ölçütleri ve kıyıda izinsiz yapıya uygulanan Kıyı Kanunu'na özgü yaptırımları Danıştay kararlarıyla anlatır.
İlgili rehberler: Kaçak yapı cezası: yapı tatil tutanağı ve imar para cezası (3194 sayılı İmar Kanunu m. 32, 42)Yıkım kararı ve yıkım kararına itiraz (3194 sayılı İmar Kanunu m. 32)
Dava, süre ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Görevli mahkeme
İdare mahkemesi: kıyı kenar çizgisinin onayına, ona yapılan başvurunun reddine, kıyıdaki yapı için verilen yıkım ve imar para cezası kararlarına karşı açılan dava, idari işlemin hukuka aykırılığı nedeniyle menfaati ihlal edilenin açtığı iptal davasıdır. Kıyı Kanunu m. 15'teki idari yaptırımlara mahalli mülki amir karar verir ve Kanun bu cezaya karşı ayrı bir başvuru yolu göstermez; Kabahatler Kanunu'nun başvuru yolu hükümleri uygulanır. m. 15/1'deki engel cezası, Kanun gereği engelin beş günü geçmeyen sürede kaldırılması kararıyla birlikte verilir. İdari yaptırım kararının verildiği işlemde aynı kişi hakkında idari yargının görev alanına giren kararlar da verilmişse, cezaya ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali istemiyle birlikte idari yargıda görülür (Kabahatler Kanunu m. 27/8). Yalnız idari para cezası verilmişse başvuru sulh ceza hâkimliğine (kanun metninde "sulh ceza mahkemesi") yapılır (m. 27/1).
Dayanak: İYUK m. 2/1-a; 3621 sayılı Kanun m. 15/1, m. 15/6; Kabahatler Kanunu m. 3, m. 27/1, m. 27/8
- Yetkili mahkeme
İmar, yıkım, işgal, tahsis ve ruhsat gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasına ve kamu mallarına ilişkin idari davalarda taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir. Bu Kanunda ya da özel kanunda yetkili mahkeme gösterilmemişse genel kural, işlemi yapan idari merciin bulunduğu yer idare mahkemesidir. İdari yargıda yetki kamu düzenindendir.
Dayanak: İYUK m. 34/1, m. 32
- Dava şartı
Dava açmadan önce zorunlu bir idari başvuru yoktur. Kıyı Kanunu m. 9 kıyı kenar çizgisine itiraz için ayrı bir yol düzenlemez. İlgili, dava açma süresi içinde işlemin kaldırılmasını veya değiştirilmesini üst makamdan, yoksa işlemi yapan makamdan isteyebilir; bu başvuru işlemeye başlamış süreyi durdurur ve otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
Dayanak: İYUK m. 11; 3621 sayılı Kanun m. 9
- Süre ve zamanaşımı
Kıyı Kanunu kıyı kenar çizgisine karşı dava için özel bir süre öngörmez; genel kural uygulanır: idare mahkemesinde dava açma süresi altmış gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre ilan tarihini izleyen günden başlar; bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer düzenleyici işlem, uygulanan işlem ya da her ikisi aleyhine dava açabilir. Kıyı Kanunu m. 15'e göre verilen ceza, engelin kaldırılması kararı gibi idari yargının görev alanına giren bir kararla aynı işlemde verilmişse işlemin iptali için idari yargıda geçerli süre, yani İYUK m. 7'deki altmış gün uygulanır. Yalnız idari para cezasına karşı sulh ceza hâkimliğine başvuru süresi, kararın tebliğ veya tefhiminden itibaren en geç on beş gündür.
- Yargılama usulü
Yazılı yargılama usulü; inceleme evrak üzerinde yapılır. Dava açılması işlemin yürütülmesini durdurmaz; mahkeme, işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte gerçekleşirse yürütmenin durdurulmasına karar verebilir.
Dayanak: İYUK m. 1/2, m. 27/1-2
- Harç
İdare mahkemesinde dava açılırken maktu başvurma harcı alınır. Konusu belli bir değerle ilgili olmayan iptal davasında esas hakkında verilen karar ve davanın reddi kararı için maktu karar ve ilam harcı öngörülmüştür. Bölge idare mahkemesine istinaf ve Danıştay'a temyiz başvurusu için tarifede ayrı harç vardır.
Dayanak: Harçlar Kanunu (1) sayılı tarife A-I-2, A-III-2-a, A-IV-c, A-IV-d
- Kanun yolu
İdare mahkemesi kararına karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde bölge idare mahkemesine istinaf; konusu İYUK m. 45/1'deki parasal sınırı geçmeyen iptal davalarında karar kesindir. Bölge idare mahkemesi kararına karşı Danıştay'da temyiz, m. 46/1'de sayılan davalarla sınırlıdır; imar planları ve parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar bu listededir, kıyı kenar çizgisine karşı dava listede ayrıca sayılmaz. Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan idari işlemler hakkında açılan davalar da listededir (m. 46/1-b). 7589 sayılı Kanunla eklenen m. 46/2'ye göre listede olmayan davalarda bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırıp yeniden verdiği karar otuz gün içinde temyiz edilebilir; ancak idare mahkemesinde tek hâkimle görülen davalarda ve m. 46/2'de sayılan diğer hâllerde, kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilmiş olsa da temyiz yoluna başvurulamaz (m. 46/2-a). Bu değişiklik, yürürlüğünden sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlara uygulanır. Parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılır ve davanın açıldığı tarihteki sınır esas alınır.
Dayanak: İYUK m. 45/1, m. 46/1-b, m. 46/1-g, m. 46/2, Ek m. 1; 7589 sayılı Kanun geçici m. 1/3
Kıyı, kıyı kenar çizgisi ve sahil şeridi nedir; sahil şeridi kaç metredir (3621 sayılı Kanun m. 4 ve m. 5)?
3621 sayılı Kıyı Kanunu m. 4 üç çizgiyi ve iki alanı birbirinden ayırır. Kıyı çizgisi, taşkın durumları dışında suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgidir. Kıyı kenar çizgisi, kıyı çizgisinden sonra kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırıdır. Bu iki çizgi arasındaki alan kıyıdır. Kıyı kenar çizgisinin kıyı çizgisiyle çakıştığı yere kanun dar kıyı der.
Sahil şeridi, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alandır (m. 4). Sahil şeridinin derinliği bu mesafeden az olmamak üzere, şeritteki ve gerisindeki kullanımlar ile doğal eşikler dikkate alınarak belirlenir; sahil şeridinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir ve yaklaşma mesafesi ile çizgi arasındaki alan ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreatif amaçla düzenlenebilir (m. 5).
Kanunun bu ikili yapısını Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ayrıntılandırır. Danıştay 6. Daire'nin 10.12.2012 onay tarihli bir nazım imar planına ilişkin 2022 tarihli kararında Yönetmelik m. 4 şöyle aktarılmıştır: sahil şeridinin birinci bölümü kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 50 metre genişliğinde, yalnız yeşil alan, çocuk bahçesi, gezinti, dinlenme ve rekreatif alanlardan ve yaya yollarından oluşan alan; ikinci bölümü ise bunun gerisinde en az 50 metre genişliğinde, yalnız toplumun yararlanmasına açık günübirlik turizm yapı ve tesisleri, taşıt yolları, açık otoparklar ve arıtma tesislerinin yer alabileceği alan olarak tanımlanmıştı. (Danıştay 6. Daire, E. 2022/7580)1 Bu aktarım, kararın incelediği işlem tarihindeki metne ilişkindir; Yönetmeliğin bugünkü metni bu rehber için incelenen Danıştay kararlarında aktarılmamıştır. Danıştay 6. Daire, sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmının hiçbir şekilde yapılaşmaya açılamayacağını belirtmiştir.1 (Danıştay 6. Daire, E. 2020/9099)2 Bu sonuç, sahil şeridindeki yapıların kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabileceğini öngören Kanun m. 5 ile de uyumludur.
Ölçümler yataydır. Danıştay 6. Daire, falez ya da şevle son bulan dar-yüksek kıyılarda kıyı kenar çizgisinin şev veya falezin üst sınırından geçirileceğini öngören Yönetmelik hükmünü Kanuna uygun bulmuş; falezin üst sınırının izdüşümü alt sınırıyla çakıştığından bu yerlerde kıyı kenar çizgisinin kıyı çizgisiyle aynı noktada birleştiğini ve kıyıya ilişkin ölçümlerin dikey değil yatay olduğunu belirtmiştir. (Danıştay 6. Daire, E. 1997/1684)3 Aynı kararda, su hareketlerine maruz kalan falezin dikey yüzeyinin kıyı tanımı içinde düşünülmesinin zorunlu olduğu da vurgulanmıştır.3
Kıyı kenar çizgisini kim tespit eder, kim onaylar; ilan ve itiraz nasıl işler (m. 9)?
Kıyı kenar çizgisi, valiliklerce kamu görevlilerinden oluşturulan en az 5 kişilik bir komisyonca tespit edilir. Komisyonda jeoloji mühendisi, jeolog veya jeomorfolog, harita ve kadastro mühendisi, ziraat mühendisi, mimar ve şehir plancısı ile inşaat mühendisi bulunur. Komisyonun belirlediği ve valiliğin uygun görüşüyle gönderilen çizgi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girer; komisyonun çalışma usulü yönetmelikle belirlenir (m. 9).
Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Çizginin tespit edilmediği bölgelerde talep olursa, talep tarihini izleyen üç ay içinde tespit yapılması zorunludur (m. 5).
İlan ve itiraz usulü Kanunda değil Yönetmelik m. 9'dadır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun aktardığı metne göre yürürlüğe giren kıyı kenar çizgisi, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyelerce, dışında valiliklerce belirlenen yerlerde bir ay süreyle ilan edilir; ilan süresi içinde kamu kurumları ve ilgililer valiliğe itiraz edebilir, itiraz komisyonca on beş gün içinde incelenir ve Bakanlık komisyon raporunu da dikkate alarak itirazı karara bağlar. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/1337)4 Kurul, bu usulle kesinleşen onaylı kıyı kenar çizgilerinin hangi hâllerde değiştirilebileceğinin aynı maddede tahdidi olarak sayıldığını belirtmiştir.4
2022'de Yönetmelik m. 9'a, meskûn olmayan ve henüz tapu iptal davası açılmamış Hazine taşınmazlarının bulunduğu kıyı alanlarında ve turizm belgeli tesislerin bulunduğu kıyı alanlarında onaylı çizgiye yapılan itiraz üzerine yeni tespit yapılmasına imkân veren bir bent eklenmişti. Danıştay 4. Daire bu değişikliği iptal etmiş, İdari Dava Daireleri Kurulu da iptal kararını oy çokluğuyla onamıştır.4
Kıyı kenar çizgisine karşı iptal davasının şartları: hangi işleme, kim, hangi sürede dava açar?
İptal davası, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriyle hukuka aykırı olduğu iddiasıyla menfaati ihlal edilen kişi tarafından açılır (İYUK m. 2/1-a). Kıyı kenar çizgisi davalarında dava konusu edilen işlemler birden fazla olabilir: Danıştay kararlarında çizginin taşınmaza isabet eden kısmının yeniden değerlendirilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddi ile çizginin o taşınmaza ilişkin kısmı birlikte dava konusu edilmiş; (Danıştay 6. Daire, E. 2019/11319)5 başka bir dosyada çizginin tespiti, onayı, halihazır haritaya aktarılması ve bu işlemlere karşı yapılan itirazın reddi birlikte iptal istemine konu olmuştur. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/1181)6
Kıyı Kanunu dava için özel bir süre öngörmez. İYUK m. 7'ye göre dava açma süresi idare mahkemelerinde altmış gündür; süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde ise ilan tarihini izleyen günden başlar. Düzenleyici işlemin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem, uygulama işlemi ya da her ikisi aleyhine dava açabilir (m. 7/4). Kıyı kenar çizgisinin bu anlamda bir düzenleyici işlem sayılıp sayılmadığını ve dava süresinin ilanla mı bildirimle mi başladığını, bu rehber için incelenen Danıştay kararları ayrıca karara bağlamamıştır.
Dava açmadan önce zorunlu bir idari başvuru yoktur. İlgili, dava açma süresi içinde işlemin kaldırılmasını veya değiştirilmesini isteyebilir; bu başvuru işleyen süreyi durdurur ve otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır (İYUK m. 11). Yönetmelikteki bir aylık ilan süresi içinde valiliğe yapılan itiraz ise Bakanlıkça karara bağlanır.4
Taşınmaz maliki için, kendi taşınmazına ilişkin işlemlerde ilan veya bildirimle başlayan süre geçmiş olsa da başvuru yolu kapanmaz. İYUK m. 10'a göre ilgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlemin yapılması için idari makamlara başvurabilir; otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. Danıştay 14. Daire, ilan edilmiş bir kıyı kenar çizgisinin düzeltilmesi istemiyle valiliğe yapılan başvurunun reddine karşı açılan davada, mülkiyet hakkını ilgilendiren konularda gerekli işlemin yapılması isteminin reddi hâlinde aynı konuda m. 10 uyarınca idareye tekrar başvurulabileceğini ve her yeni başvuru üzerine kurulan işleme karşı altmış gün içinde dava açılabileceğini belirterek süre aşımından ret kararını bozmuştur. (Danıştay 14. Daire, E. 2015/4044)7 Bu karar uyuşmazlığın esasına girmemiş, yalnız dava açma süresine ilişkin bir karardır. Danıştay 6. Daire de ilgililerin taşınmazları ile ilgili olarak mülkiyet hakkı kapsamında her zaman plan değişikliği isteminde bulunabileceklerini belirtmiş; ancak komşu parsellerdeki yapılaşmaya ilişkin, davacının mülkiyet hakkıyla doğrudan ilişki kurulamayan başvuruyu m. 10 kapsamında kabul etmemiş ve davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle ret kararını onamıştır. (Danıştay 6. Daire, E. 2018/8716)8 Bu karar imar planına ilişkindir ve esasa girmemiştir.
Kıyı kenar çizgisinin dayanak alındığı sonraki işlemler de çizgiye bağlıdır. Danıştay 6. Daire, kıyıdaki yapıların yıkımına bağlı tazminat davasında, dava konusu edilmiş olmakla birlikte yürürlükte bulunan kıyı kenar çizgisini esas almış ve yıkılan yapıların kıyı içinde kaldığını kabul etmiştir. (Danıştay 6. Daire, E. 2020/11349)9
Danıştay kıyı kenar çizgisini hangi ölçütlerle denetler?
Danıştay kararlarındaki temel ölçüt, kıyı kenar çizgisinin zemindeki mülkiyet ve yapılaşmalara bakılmaksızın doğal verilere göre bilimsel olarak tespit edilmesidir.56 İdari Dava Daireleri Kurulu bu ölçütün sonucunu açıkça yazmıştır: tamamen doğal unsurlar ölçüt alınarak belirlenmesi gereken çizgilerin üzerindeki yapılar nedeniyle yeniden belirlenmesine imkân tanınırsa, kıyıdaki yapı nedeniyle ölçüt alınan doğal unsurların ve çizginin değişmesi kaçınılmaz olur.4
Bu nedenle çizgi, kıyıdaki yapılar ya da tapudaki durum gerekçe gösterilerek kara tarafına çekilemez. Kurul, kıyıda kalan taşınmazın tapusunun iptalini sağlamakla görevli idarenin bu görevini yerine getirmemesinin kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenmesine sebep oluşturamayacağını belirtmiştir.4
Denetim, çizginin geçtiği noktadaki zeminin denizel mi karasal mı olduğu sorusuna indirgenir. Danıştay 6. Daire, çizginin hem deniz hem kara tarafında sondaj çukurları açılarak zeminin denizel etki altında bulunup bulunmadığının, yani taşınmazın karasal veya denizel özelliğinin belirlenmesini ve çizginin mevzuata uygunluğunun bu yolla bilirkişilerce tespit edilmesini aramıştır.5 İdari Dava Daireleri Kurulu aynı ölçütü tekrar etmiştir.6
Kıyının türü de ölçütü değiştirir. Falez ya da şevle son bulan dar-yüksek kıyılarda çizgi falezin üst sınırından geçer;3 alçak-basık kıyılarda ise Yönetmelik m. 4'teki tanıma göre kumsal ve kıyı kumullarından oluşan alanların doğal sınırı aranır.6 İdari Dava Daireleri Kurulunun incelediği bir dosyada bilirkişi raporu, çizginin birkaç noktada 90 derece kırılma yaptığını ve bu kırılmayı gerektirecek bir falez ya da benzeri jeolojik oluşum bulunmadığını tespit etmişti.6
Kıyı kenar çizgisi davasında ispat: keşif, bilirkişi heyeti ve gözlem çukurları
Bu davalarda belirleyici delil, yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesidir. Danıştay 6. Daire, bilirkişi heyeti oluşturulurken Kıyı Kanunu m. 9 ve Yönetmelik m. 6'daki komisyon yapısının ve seçilecek bilirkişilerin davalı idarenin personeli olmaması gerektiğinin gözetilmesini istemiş; heyetin üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek öğretim üyelerinden oluşturulmasını bozma gerekçesine bağlamıştır.5
Gözlem çukurlarının derinliği ve yeri de tartışma konusudur. Aynı dosyada davalı idareler, komisyonun 2 metre derinliğinde dört araştırma kuyusu açtığını, oysa bilirkişi incelemesinin 0,5 metre derinliğinde üç gözlem kuyusuyla yapıldığını ve bu yolla yalnız karasal malzemeyle yapılmış dolgu alanlarının incelendiğini ileri sürmüş; Daire, bu iddiaların ve heyette idare personeli bulunmasının değerlendirilmesi için yeniden keşif yapılmasını istemiştir.5
Raporlar çelişirse mahkeme çelişkiyi gidermek zorundadır. İdari Dava Daireleri Kurulu, aynı bölgede birbirine çok yakın koordinatlarda açılan gözlem çukurları hakkında iki bilirkişi heyetinin farklı sonuçlara ulaştığını, mahkemenin ilk rapora neden itibar etmediğini açıkça ortaya koymadan ikinci rapora dayandığını tespit etmiş; aralarında ziraat mühendisinin de bulunduğu ve üniversitelerden seçilecek üçüncü bir bilirkişi kurulu oluşturularak yeniden inceleme yaptırılması gerektiğini belirterek ısrar kararını oy çokluğuyla bozmuştur.6
Sahil şeridindeki bir yapının kazanılmış hak kapsamında olup olmadığı da teknik inceleme gerektirir. Danıştay 6. Daire, sahil şeridinde kalan taşınmaza verilen yapı ruhsatının kıyı mevzuatına uygunluğunun çözümünün teknik ve hukuki bilgi gerektirdiğini belirterek uzman bilirkişi heyetiyle keşif yapılmasını istemiştir. (Danıştay 6. Daire, E. 2019/15902)10
Tapulu taşınmaz kıyı kenar çizgisinin içinde kalırsa ne olur?
Kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır (m. 5). İdari Dava Daireleri Kurulu bundan şu sonucu çıkarmıştır: kıyı kenar çizgisi kesinleştikten sonra çizgi ile kıyı çizgisi arasında kalan taşınmazlar Devletin hüküm ve tasarrufu altına girer ve kamunun eşit şekilde yararlanmasına açıktır; tapu iptal davası henüz açılmadığı için tapudaki tescilin devam etmesi yalnız şekli bir anlam ifade eder.4
Tapunun iptali idari yargının değil adli yargının işidir. Kurul, kıyıda kalan tescilli taşınmazların tapularının adli yargıda açılacak tapu iptal davasıyla sicilden terkin edilmesi gerektiğini belirtmiş; Yönetmelik m. 10'a göre kıyıda kalan bölümlerin kadastro müdürlüğünce belirlenip şerh için tapu sicil müdürlüğüne gönderildiğini ve tapu iptal işlemlerinin defterdarlıkça yürütüldüğünü aktarmıştır.4 Tapu iptali davasının genel kuralları, gayrimenkul alanındaki tapu iptali ve tescil davası rehberinde anlatılmıştır.
Kıyı kenar çizgisinin doğru belirlenip belirlenmediği ise idare mahkemesinde açılacak iptal davasında tartışılır. Danıştay 6. Daire'ye göre çizgi, zemindeki mülkiyet ve yapılaşmalara bakılmaksızın doğal verilere göre çekilir.5
Kıyıda kaldığı için tapusu iptal edilen taşınmazın kendisi için tazminat istenip istenemeyeceği ve bu davanın yargı yeri, bu rehber için incelenen Danıştay kararlarında esastan ele alınmamıştır.
Kıyıda ve sahil şeridinde hangi yapılar yapılabilir; kazanılmış hak ne zaman korunur (m. 6, m. 8)?
Kıyı herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açıktır; kıyıda hiçbir yapı yapılamaz, duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz; kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz, kum ve çakıl alınamaz (m. 6). Kanun, ancak imar planı kararıyla yapılabilecek yapıları sınırlı olarak sayar: iskele, liman, barınak, rıhtım, dalgakıran gibi kıyının kamu yararına kullanımına ve korunmasına yönelik altyapı; tersane ve su ürünleri tesisleri gibi kıyıdan başka yerde yapılamayan tesisler; kruvaziyer ve yat limanları; belirli spor ve sağlık tesisleri; enerji iletim hatları ve millet bahçeleri. Bu yapılar yapım amaçları dışında kullanılamaz. Kamu yararının gerektirdiği hâllerde uygulama imar planı kararıyla deniz, göl ve akarsularda doldurma ve kurutma yoluyla arazi de elde edilebilir; bu araziler Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve özel mülkiyet konusu olamaz (m. 7). Kanunun Ek m. 7'sinde de krokisi Kanuna ekli bir alan için ayrık hüküm vardır: 7566 sayılı Kanunla eklenen Ek m. 7'ye göre Orta Karadeniz Serbest Bölgesi alanında sınai, ticari ve hizmetle ilgili faaliyetler için yapı ve tesisler inşa edilebilir. Kumluk veya çakıllık kıyıda rekreatif amaçlı iskele yapılamaz; zorunlu hâllerde genişliği üç metreyi geçmeyen ve platform niteliği taşımayan iskele yapılabilir (m. 6).
Uygulama imar planı bulunmayan sahil şeritlerinde m. 4'te belirtilen mesafeler içinde hiçbir yapı ve tesis yapılamaz. Uygulama imar planı bulunan yerlerde engel oluşturulamaz; plan kararıyla m. 6 ve m. 7'deki yapı ve tesislerle birlikte, toplum yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günübirlik turizm yapı ve tesisleri yapılabilir (m. 8).
Kıyıdaki yapı yasağı Danıştay kararlarında mutlak olarak nitelenir. Danıştay 6. Daire, yürürlükteki kıyı kenar çizgisine göre kıyı içinde kalan ve ruhsata bağlanma imkânı bulunmayan yapıların yıkımında hukuka aykırılık olmadığını, idarenin hukuka uygun yıkım nedeniyle tazmin yükümlülüğü bulunmadığını belirterek tazminata hükmeden kararı bozmuştur.9
Kanundan önce doğmuş haklar sınırlı biçimde korunur. Kanunun geçici maddesine göre Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuata uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleriyle ilgili hükümleri geçerlidir; ancak m. 8'in ikinci fıkrası saklıdır. Danıştay 6. Daire'ye göre geçerli bir kıyı kenar çizgisi esas alınarak 11.07.1992 tarihinden önce onaylanmış imar planlarına göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleştiği hâllerde taşınmazın hukuki statüsü kazanılmış hak kapsamında korunur; yapı ruhsatının kıyı mevzuatına uygunluğu da bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak belirlenir.10 Daire, mevzi imar planlarında kısmi yapılaşmanın imar adası bazında, yapılı parsellerin sayısının veya taban alanının yüzde ellisini aşmasına göre değerlendirildiğini aktarmıştır.10
Kazanılmış hak, yapının mevcut hâliyle korunmasından ibarettir. Danıştay 6. Daire, kısmi yapılaşma nedeniyle korunan yapıların ekonomik ömürleri sürdükçe varlıklarını sürdüreceğini, ancak sonrasında yeni plan hükümlerine tabi olacağını; 100 metrelik sahil şeridinin imar planıyla kamunun yararlanmasına açılmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir.21 Aynı Daire, sahil şeridi içinde kalan taşınmaz kısmına genel yeşil alan işlevi getiren plan değişikliğini, kısmi yapılaşma bulunmasına rağmen hukuka uygun bulmuştur.1
Köy ve kırsal yerleşme alanlarındaki eski yapılar için ayrı bir hüküm vardır. Ek m. 3'e göre 11/7/1992 tarihinden önce yapıldığı tarihteki mevzuatına uygun olarak yapılan yapılardan, büyükşehir belediye sınırları içinde köyden mahalleye dönüşen ve ilgili idaresince kırsal yerleşik alan kabul edilen yerleşme alanlarının ya da belediye sınırları içinde olanlar dâhil köy statüsünü koruyan köy yerleşme alanlarının sahil şeridinde kalanlar mevcut hâliyle korunur. Bu yapılar, kat mülkiyeti tesis edilmemek, herhangi bir müktesep hak teşkil etmemek ve mevcut kontur ve gabari aşılmamak kaydıyla yöreye uygun cephe değişikliği ve onarımı ile can ve mal güvenliği için güçlendirme yapılarak kullanılabilir; bu nitelikteki köy yerleşme alanlarının sahil şeridinde kalan kısımlarında yeni yapı yapılamaz.
Kıyıda izinsiz yapı ve engel: Kıyı Kanunu m. 14 ve m. 15 hangi yaptırımları öngörür?
Kıyı Kanunu kapsamındaki alanlarda ruhsatsız ya da ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanır (m. 14). Yapı tatil tutanağı, bir aylık süre, yıkım kararı ve imar para cezasının genel kuralları kaçak yapı ve imar para cezası rehberinde ve yıkım kararı rehberinde anlatılır; burada yalnız Kıyı Kanunu'na özgü olan anlatılır.
Kıyıdaki imalat yapı niteliğindeyse idare İmar Kanunu'nun usulünü izlemek zorundadır. Danıştay 6. Daire, kıyı kenar çizgisi içindeki futbol sahası, yürüyüş yolu, tenis kortu, restoran ve bar gibi alanların yapı niteliğinde olduğunu, bunlar için Kıyı Kanunu m. 14'ün gönderme yaptığı İmar Kanunu m. 32'deki usule göre işlem kurulması gerekirken bu usule uyulmadan verilen tahliye işleminin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. (Danıştay 6. Daire, E. 2022/5860)11 Yapı niteliği taşımayan imalat ise İmar Kanunu'na göre cezalandırılamaz: Daire, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafına yapılan 6.432,56 m² toprak dolgunun yapı sayılamayacağını, bu nedenle İmar Kanunu m. 42/2 uyarınca para cezası verilemeyeceğini ve sahil şeridine dolgu yapılmasının Kıyı Kanunu m. 15 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir. (Danıştay 6. Daire, E. 2022/7479)12
Kıyı Kanunu m. 15'in kendi yaptırımları şunlardır: 1) kıyıda ve uygulama imar planı bulunan sahil şeritlerinde duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engel oluşturana ikibin Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir; engelin beş günü geçmeyen sürede kaldırılmasına karar verilir; kaldırılmazsa masrafı yüzde yirmi zammıyla kamu alacaklarının tahsili usulüne göre tahsil edilmek üzere kamu gücüyle derhâl kaldırılır; kabahatin tekrarında ceza üst sınırdan verilir (m. 15/1). 2) Bu yerlerden kum ve çakıl alana üçbin Türk Lirasından onbeşbin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir (m. 15/2). 3) Bu yerlerde ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapana Türk Ceza Kanunu veya İmar Kanunu'na göre verilecek ceza bir kat artırılır (m. 15/5). Bu maddedeki idari yaptırımlara, ilgili kanunlardaki makamların yetkisi saklı kalmak üzere mahalli mülki amir karar verir (m. 15/6).
Bu tutarlar, maddenin 23/1/2008 tarihli 5728 sayılı Kanunla değiştirilen metnindeki tutarlardır. Kabahatler Kanunu m. 17/7'ye göre idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır; bu fıkra nispi nitelikteki idari para cezalarına uygulanmaz. Uygulanacak alt ve üst sınır bu nedenle kanun metnindeki rakam değil, o yıl için artırılmış tutardır. Kanunlarında ödeme süresi düzenlenmemiş idari para cezaları tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir ve bu sürede ödenirse cezadan %25 indirim yapılır; ödeme, karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez (Kabahatler Kanunu m. 17/6).
Engel cezasına karşı yargı yeri, cezanın tek başına mı yoksa engelin kaldırılması kararıyla birlikte mi verildiğine göre değişir. Danıştay 14. Daire, kıyıya tel örgü çekilerek engel oluşturulması nedeniyle verilen cezada, idari para cezasının yanında engellerin beş gün içinde kaldırılması gerektiği, aksi hâlde belediyece kamu gücü kullanılarak kaldırılacağı da belirtildiğinden işlemde idari yargının görev alanına giren bir karar da bulunduğunu ve uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğini belirterek idare mahkemesinin görev yönünden ret kararını bozmuştur. (Danıştay 14. Daire, E. 2011/10527)13 Bu karar uyuşmazlığın esasına girmemiş, yalnız görevli yargı yerine ilişkin bir karardır.
Bir kat artırım Danıştay kararlarında geniş yorumlanmıştır. Danıştay 6. Daire'ye göre m. 15/5 ruhsatsız yapının kıyıda yapılması fiilini artırımlı cezalandırmayı amaçlar ve artırım için başkaca bir şart aranmaz; Devletin hüküm ve tasarrufundaki kıyıda yapıldığı açık olan yapı için İmar Kanunu'na göre verilen para cezası bir kat artırılarak uygulanır. (Danıştay 6. Daire, E. 2021/8772)14 Daire ayrıca artırımın İmar Kanunu'na göre verilecek her türlü cezaya uygulandığını, İmar Kanunu m. 42/3'teki cezaya artırım uygulanmasının mükerrer cezalandırma sayılmayacağını oy çokluğuyla kabul etmiştir. (Danıştay 6. Daire, E. 2019/6607)15
Kıyıya moloz, toprak, cüruf ve çöp dökenler, maddenin niteliğine ve çevreye etkisine göre Türk Ceza Kanunu, Kabahatler Kanunu veya Çevre Kanunu'na göre cezalandırılır; sayılan fiiller kıyının doğal yapısını bozacak bir etki doğurursa, daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür (m. 15/3-4). Bu suç hükmünün yargılaması ceza mahkemesinin işidir ve bu rehberin konusu değildir.
Kıyıdan herkes yararlanabilir mi; plaj girişi ve şezlong alanı ücretli olabilir mi?
Kanunun ilkesi açıktır: kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır; kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir (m. 5). Kıyıda duvar, çit, parmaklık, telörgü ve benzeri engeller oluşturulamaz (m. 6) ve bu yasağa aykırılık m. 15/1'deki idari para cezası ile engelin kaldırılması yaptırımına bağlanmıştır. Kanunun bu maddelerinde plaj girişine özgü ayrı bir hüküm yoktur.
Eşit ve serbest yararlanma, her noktadan ücretsiz yararlanma anlamına gelmez. Danıştay 6. Daire'ye göre bu ilkeyle kastedilen, herkesin kıyıların her noktasından istediği an ücretsiz yararlanabilmesi değildir; kamu yararı gereği kıyının bazı bölümleri belli amaçlara tahsis edilebilir ve hizmetten yararlanmak isteyenler arasında ayrım yapılmadan gerektiğinde ücret karşılığı hizmet sunulması eşit ve serbest yararlanma ilkesine aykırı değildir. (Danıştay 6. Daire, E. 2020/4453)16 Daire bu gerekçeyle, kıyıdaki büfe ile şemsiye ve şezlong alanlarının büyükşehir belediyesince işletilmesine ilişkin protokolü ve bir otelin müşterilerine ayrılan şezlongların kaldırılması yönündeki işlemi hukuka uygun bulmuştur.16
Kanun, toplumun yararlanmasına açık yapıyı da ücretle bağdaştırır: mevzuata göre belirlenmiş kural ve ücret tarifelerine uygun biçimde, belirli kişi veya topluluklara ayrıcalıklı kullanım hakkı tanımadan herkese eşit ve serbest olarak açık tutulan ve konut dokunulmazlığı olmayan yapı (m. 4). Ölçüt, ücretin varlığı değil ayrıcalıklı kullanımın bulunup bulunmadığıdır; Danıştay 6. Daire de sahil şeridinin ikinci bölümündeki yapı ve tesislerde belirli kişi ya da toplulukların ayrıcalıklı kullanım hakkı olmayacağını aktarmıştır.16
Kıyı alanındaki uygulamaların kontrolü belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye, dışında valiliğe aittir (m. 13). Kıyıdaki işgal nedeniyle tahliye istendiğinde ise, işgal edilen alandaki imalatlar yapı niteliğindeyse İmar Kanunu'nun usulü uygulanır.11
İlgili mevzuat
3621 sayılı Kanun m. 4 — Tanımlar
Madde 4 – Bu Kanunda geçen deyimlerden;
Kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgiyi,
Kıyı Kenar çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırını,
Kıyı: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alanı,
(Değişik:RG-1/7/1992-3830/1 md.) Sahil şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alanı,
Dar Kıyı: Kıyı kenar çizgisinin, kıyı çizgisi ile çakışmasını,
Toplumun yararlanmasına açık yapı: Mevzuata göre tespit ya da tasdik edilmiş kural ve ücret tarifelerine uygun biçimde, getirdiği kullanımdan belirli kişi ya da topluluklara ayrıcalıklı kullanım hakkı tanımaksızın yararlanmak isteyen herkese eşit ve serbest olarak açık bulundurulan ve konut dokunulmazlığı olmayan yapıları,
İfade eder.
(İptal son fıkra: Anayasa Mahkemesinin 18/9/1991 tarih ve E.: 1990/23, K.: 1991/29 sayılı kararı ile.)
Kaynak: Kıyı Kanunu (3621)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
3621 sayılı Kanun m. 9 — Kıyı Kenar Çizgisinin Tespiti
Madde 9 – Kıyı kenar çizgisi, valiliklerce, kamu görevlilerinden oluşturulacak en az 5 kişilik bir komisyonca tespit edilir.
Bu komisyon; jeoloji mühendisi, jeolog veya jeomorfolog, harita ve kadastro mühendisi, ziraat mühendisi, mimar ve şehir plancısı, inşaat mühendisinden oluşur.
Komisyonca tespit edilip valiliğin uygun görüşü ile birlikte gönderilen kıyı kenar çizgisi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girer.
Komisyonun çalışma usul ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan yönetmelik ile belirlenir.
Kaynak: Kıyı Kanunu (3621)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
3621 sayılı Kanun m. 5 — Genel Esaslar
Madde 5 – Kıyılar ile ilgili genel esaslar aşağıda belirtilmiştir:
Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır,
Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.
Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.
Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir.
Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebilir.
Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeritlerinin derinliği, 4 üncü maddede belirtilen mesafeden az olmamak üzere, sahil şeridindeki ve sahil şeridi gerisindeki kullanımlar ve doğal eşikler de dikkate alınarak belirlenir.
Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Taşıt yolları, sahil şeridinin kara yönünde yapı yaklaşma sınırı gerisinde kalan alanda düzenlenebilir.
Ek : (1/7/1992 - 3830/2 md.) Sahil şeridinde yapılacak yapıların kullanım amacına bağlı olarak yapım koşulları yönetmelikte belirlenir.
Kaynak: Kıyı Kanunu (3621)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
3621 sayılı Kanun m. 6 — Kıyının Korunması, Yapı Yasağı, Kıyı ve Su Alanlarında Yapılacak Yapılar
Madde 6 – Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.
Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez.
Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez.
(Ek fıkra:14/2/2020-7221/21 md.) Kıyının kumluk veya çakıllık olduğu alanlarda denize girme, güneşlenme, amatör su sporları gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesine yönelik rekreatif amaçlı iskele yapılamaz. Ancak, kıyının kayalık karakter gösterdiği ya da kıyının kumluk veya çakıllık olmasına rağmen niteliği gereği su alanından başka türlü faydalanmanın mümkün olmadığı zorunlu hallerde genişliği üç metreyi geçmeyen ve platform niteliği taşımayan rekreatif amaçlı iskeleler yapılabilir. Buna ilişkin usul ve esaslar; 2634 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından müştereken, diğer alanlarda ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenir.
Kıyıda imar planı kararı ile;
a) İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı ve tesisler, Sahil Güvenlik Komutanlığının faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi/bot karakolları ve destek birimi binaları,
b) Faaliyetlerinin özellikleri gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan tersane, gemi söküm yeri ve su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri gibi, özelliği olan yapı ve tesisler,
c) (Ek: 3/7/2005-5398/13 md.) Organize turlar ile seyahat eden kişilerin taşındığı yolcu gemilerinin (kruvaziyer gemilerin) bağlandığı, günün teknolojisine uygun yolcu gemisine hizmet vermek amacıyla liman hizmetlerinin (elektrik, jeneratör, su, telefon, internet ve benzeri teknik bağlantı noktaları ve hatlarının) sağlandığı, yolcularla ilgili gümrüklü alan hizmetlerinin görüldüğü, ülke tanıtımı ve imajını üst seviyeye çıkaracak turizm amaçlı (yeme-içme tesisleri, alışveriş merkezleri, haberleşme ve ulaştırmaya yönelik üniteler, danışma, enformasyon ve banka hizmetleri, konaklama üniteleri, ofis binalar) fonksiyonlara sahip olup, kruvaziyer gemilerin yanaşmasına ve yolcuları indirmeye müsait deniz yapıları ve yan tesislerinin yer aldığı kruvaziyer ve yat limanları,
d) (Ek: 31/7/2008-5801/3 md.) Uluslararası spor otoritelerinin, Türkiye’de spor faaliyetlerinin düzenleneceğine dair kararı gereğince Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu spordan sorumlu Bakanlığın izni doğrultusunda, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun (I) sayılı Cetvelinde düzenlenen genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, aynı Kanunun (II) sayılı Cetvelinde düzenlenen özel bütçeli idareler, belediyeler ile il özel idareleri tarafından her türlü spor aktiviteleri ve organizasyonların yapılmasına/yaptırılmasına yönelik spor tesisleri ve zorunluluk arz eden durumlarda bunların tamamlayıcı konaklama tesisleri,
e) (Ek: 18/6/2017-7033/33 md.) Trabzon, Rize ve Zonguldak illerinde 24/5/1933 tarihli ve 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu kapsamında kalan sağlık tesisleri hariç olmak üzere, Cumhurbaşkanınca alınacak kamu yararı kararı doğrultusunda kurulacak sağlık tesisleri ve alternatif alan bulunmaması durumunda 9/1/2002 tarihli ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununa göre kurulan, işletilen ve mevcut en iyi teknikleri kullanan endüstri bölgeleri,
f) (Ek: 29/11/2018-7153/18 md.) Enerji iletim hatları,
g) (Ek:14/2/2020-7221/21 md.) Millet bahçeleri,
Yapılabilir.
(Ek fıkra: 29/11/2018-7153/18 md.) (Değişik fıkra:2/5/2024-7501/4 md.) İçme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar ve sulak alanlar ile bu Kanun kapsamında kalan kıyı ve sahil şeritleri hariç olmak üzere denizler, baraj gölleri, suni göller ve tabii göllerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yenilenebilir enerji kaynak alanı olarak ilan edilen alanlarında imar planı yapılmaksızın yenilenebilir enerji üretim santralleri kurulabilir.
(Ek fıkra:2/5/2024-7501/4 md.) İçme-kullanma suyu temin edilen rezervuarlar ve sulak alanlar ile bu Kanun kapsamında kalan kıyı ve sahil şeritleri hariç olmak üzere baraj gölleri, suni göller ve tabii göllerde imar planı yapılmaksızın 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa göre hidrolik kaynaklara dayalı önlisans veya üretim lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından yenilenebilir enerji kaynağına dayalı birden çok kaynaklı üretim tesisi kurulabilir. Söz konusu alanlarda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne veya sulama birliklerine ait tarımsal sulama amaçlı tesislerin elektrik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü veya Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün izniyle sulama birlikleri tarafından yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi kurulabilir. Ayrıca belediye sınırları içerisinde yer alan söz konusu alanlarda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün izni ile ilgili belediyeler ve bağlı kuruluşları tarafından yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız elektrik üretim tesisi kurulabilir.
(Ek fıkra: 3/7/2005 - 5398/13 md.) Özelleştirme kapsam ve programına alınan ve sahil şeridi belirlenen veya belirlenecek olan alanlar ile kıyı ve dolgu alanlarında yapılacak yat ve kruvaziyer limanlarının ihtiyacı olan yönetim birimleri, destek birimleri, bakım ve onarım birimleri, teknik ve sosyal altyapı ve konaklama birimleri ile ilgili kullanım kararları ve yapılanma şartları imar plânı ile belirlenir.
Bu yapı ve tesisler yapım amaçları dışında kullanılamazlar.
Kaynak: Kıyı Kanunu (3621)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
3621 sayılı Kanun m. 8 — Sahil Şeridinde Yapılabilecek Yapılar
Madde 8 – Uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil şeritlerinde, 4 üncü maddede belirtilen mesafeler içinde hiç bir yapı ve tesis yapılamaz.
Uygulama imar planı bulunan yerlerde duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici ve çevreyi bozucu etkisi olan atık ve artıklar dökülemez, kazı yapılamaz.
Ancak bu alanlarda; uygulama imar planı kararıyla altı ve yedinci maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günü birlik turizm yapı ve tesisleri yapılabilir.
Kaynak: Kıyı Kanunu (3621)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
3621 sayılı Kanun m. 14 — İmar Mevzuatına Aykırı Yapı
Madde 14 – Bu Kanun kapsamında kalan alanlarda ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında 3l94 sayılı İmar Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
Kaynak: Kıyı Kanunu (3621)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
3621 sayılı Kanun m. 15 — Ceza Hükümleri
Madde 15 – (Değişik: 23/1/2008 – 5728/466 md.)
Kıyıda ve uygulama imar planı bulunan sahil şeritlerinde duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engelleri oluşturanlara ikibin Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. Ayrıca oluşturulan engellerin beş günden fazla olmamak üzere belirlenen süre zarfında kaldırılmasına karar verilir. Bu süre zarfında engellerin ilgililer tarafından kaldırılmaması halinde, masrafı yüzde yirmi zammıyla birlikte kendilerinden kamu alacaklarının tahsili usulüne göre tahsil edilmek üzere kamu gücü kullanılmak suretiyle derhal kaldırılır. Kabahatin tekrarı halinde, ceza üst sınırdan verilir.
Birinci fıkrada sayılan yerlerden kum, çakıl alanlara üçbin Türk Lirasından onbeşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
Birinci fıkrada sayılan yerlere moloz, toprak, cüruf, çöp gibi atık ve artıkları dökenler, atılan veya dökülen maddenin niteliğine, çevreyi kirletici ve bozucu etkisine göre Türk Ceza Kanunu, Kabahatler Kanunu veya Çevre Kanunu hükümlerine göre cezalandırılır.
Yukarıdaki fıkralarda sayılan fiillerin kıyının doğal yapısını bozacak bir etki meydana getirmesi halinde, daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, failleri hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Birinci fıkrada sayılan yerlerde ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapı yapan kişilere Türk Ceza Kanunu veya İmar Kanunu hükümlerine göre verilecek ceza bir kat artırılır.
İlgili kanunlarda belirtilen makamların yetkileri saklı kalmak üzere, bu maddede belirtilen idarî yaptırımlara karar vermeye mahalli mülki amir yetkilidir.
Kaynak: Kıyı Kanunu (3621)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 20 Ekim 2026 tarihinde alınmıştır.
Danıştay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1. Sahil şeridinin ilk 50 metresi ve kısmi yapılaşmada kazanılmış hakkın sınırıDanıştay 6. Daire · E. 2022/7580 · K. 2022/12051 ·
Silivri'de bir taşınmazın sahil şeridinde kalan kısmına nazım imar planıyla genel yeşil alan işlevi getirilmişti. Daire, sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmının hiçbir şekilde yapılaşmaya açılamayacağını, kısmi yapılaşma durumunda kazanılmış hakkın yapıların mevcut hâliyle korunmasından ibaret olduğunu ve 100 metrelik sahil şeridinin imar planıyla kamunun yararlanmasına açılmasının zorunlu olduğunu belirtmiş; kısmi yapılaşma bulunmasına rağmen yeşil alan kararını hukuka uygun bularak bu kısım yönünden konusuz kalma kararını bozmuştur.
Sonuç: Kısmi yapılaşma, sahil şeridinin sonraki planlarda kamuya açılmasına engel değildir; korunan, yalnız mevcut yapıdır.
2. Kazanılmış hakkın süresi: kısmi yapılaşmayla korunan yapılar ve yeni planDanıştay 6. Daire · E. 2020/9099 · K. 2021/13344 ·
Bodrum'da 1992 öncesi ruhsatlı otelin bulunduğu ve sahil şeridinde kalan taşınmaza koruma amaçlı uygulama imar planıyla yeşil alan ve günübirlik tesis alanı kullanımı getirilmişti. Daire, kısmi yapılaşma hakkıyla tamamlanmış binaların ekonomik ömürleri boyunca varlıklarını sürdüreceğini, sonra yeni plan hükümlerine tabi olacağını ve 100 metrelik sahil şeridinin kamunun yararlanmasına açılmasının zorunlu olduğunu belirtmiş; taşınmazın en son geçerli kıyı kenar çizgisine göre ilk 100 metrede kalıp kalmadığının ve yapının kazanılmış hak kapsamında korunup korunamayacağının keşifle araştırılması için davanın reddine ilişkin kararı bozmuştur.
Sonuç: Kıyı Kanunu'ndan önce doğan hak, yapıya sürekli yapılaşma hakkı tanımaz; yapı ekonomik ömrü boyunca korunur.
3. Dar-yüksek kıyıda kıyı kenar çizgisi: falezin üst sınırıDanıştay 6. Daire · E. 1997/1684 · K. 1998/493 ·
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte 1994'te yapılan, dar-yüksek kıyıyı tanımlayan ve bu kıyılarda kıyı kenar çizgisinin şev ya da falezin üst sınırından geçirileceğini öngören değişikliğin iptali istenmişti. Daire, falezin üst sınırının izdüşümü alt sınırıyla çakıştığından bu yerlerde kıyı kenar çizgisinin kıyı çizgisiyle birleştiğini, kıyıya ilişkin ölçümlerin yatay olduğunu ve su hareketlerine maruz falez yüzeyinin kıyı tanımı içinde düşünülmesinin zorunlu olduğunu belirterek hükmü Kanuna uygun bulmuş ve davayı reddetmiştir.
Sonuç: Falez ya da şevle biten dar-yüksek kıyıda kıyı kenar çizgisi falezin üst sınırından geçer.
4. Kıyıda kalan taşınmazın tapusu, Devletin hüküm ve tasarrufu ve çizginin değiştirilememesiDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulu · E. 2024/1337 · K. 2024/3139 ·
Dava, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 9'a 2022'de eklenen ve Hazine taşınmazlarının bulunduğu meskûn olmayan kıyı alanları ile turizm belgeli tesislerin bulunduğu kıyı alanlarında onaylı çizgiye itiraz üzerine yeni tespit yapılmasına imkân veren bende karşı açılmıştı. Danıştay 4. Daire değişikliği iptal etmişti. Kurul; kıyı kenar çizgisi kesinleştikten sonra kıyıda kalan taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altına girdiğini, tescilli olanların tapularının adli yargıda açılacak tapu iptal davasıyla terkin edilmesi gerektiğini, idarenin bu davayı açmamasının çizginin yeniden belirlenmesine sebep olamayacağını ve doğal unsurlara göre belirlenen çizginin üzerindeki yapılar nedeniyle değiştirilemeyeceğini belirterek iptal kararını oy çokluğuyla onamıştır.
Sonuç: Kıyı kenar çizgisi kesinleşince kıyıda kalan tapulu yer Devletin hüküm ve tasarrufuna girer; tapu, adli yargıda açılacak davayla iptal edilir.
5. Kıyı kenar çizgisinin doğal ve bilimsel ölçütle belirlenmesi; bilirkişi heyetinin oluşumu ve gözlem çukurlarıDanıştay 6. Daire · E. 2019/11319 · K. 2020/10958 ·
Muğla'da onaylanan kıyı kenar çizgisinin bir taşınmaza isabet eden kısmının yeniden değerlendirilmesi istemi reddedilmiş, idare mahkemesi bilirkişi raporuna dayanarak işlemi iptal etmişti. Daire, kıyı kenar çizgisinin zemindeki mülkiyet ve yapılaşmalara bakılmaksızın doğal verilere göre bilimsel olarak tespit edilmesi gerektiğini; bilirkişi heyetinin Kanun m. 9'daki komisyon yapısı gözetilerek ve davalı idare personeli olmayan kişilerden oluşturulmasını, çizginin deniz ve kara tarafında sondaj çukurları açılarak zeminin denizel ya da karasal özelliğinin belirlenmesini istemiş; üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak heyetle yeniden keşif yapılması için kararı bozmuştur.
Sonuç: Kıyı kenar çizgisi davasında bilirkişi heyeti idareden bağımsız olmalı ve zeminin denizel mi karasal mı olduğunu çukurlar açarak belirlemelidir.
6. Çelişkili bilirkişi raporları ve üçüncü bilirkişi kuruluDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulu · E. 2021/1181 · K. 2022/1003 ·
Antalya'da önceki çizginin yargı kararıyla iptali üzerine yeniden belirlenen kıyı kenar çizgisine, onayına, halihazır haritaya aktarılmasına ve itirazın reddine karşı dava açılmıştı. İki bilirkişi heyeti birbirine çok yakın koordinatlardaki gözlem çukurları için farklı sonuçlara ulaşmış, idare mahkemesi ilk rapora neden itibar etmediğini açıklamadan ikinci rapora dayanarak davayı reddetmiş ve bozmaya karşı ısrar etmişti. Kurul, çizginin doğal verilere göre bilimsel olarak tespit edilmesi gerektiğini tekrarlayarak, aralarında ziraat mühendisinin de bulunduğu ve üniversitelerden seçilecek üçüncü bir bilirkişi kuruluyla yeniden inceleme yaptırılması için ısrar kararını oy çokluğuyla bozmuştur.
Sonuç: Raporlar arasındaki çelişki giderilmeden kıyı kenar çizgisi davası karara bağlanamaz.
7. İlan edilmiş çizginin düzeltilmesi için yeniden başvuru ve dava açma süresi (süre kararı)Danıştay 14. Daire · E. 2015/4044 · K. 2016/707 ·
İzmir'de 2010'da askıya çıkarılarak ilan edilen kıyı kenar çizgisinin bir parsele isabet eden kısmının düzeltilmesi için 2012'de valiliğe başvurulmuş, başvuru reddedilmiş, idare mahkemesi davayı süre aşımı nedeniyle reddetmişti. Daire, mülkiyet hakkını ilgilendiren konularda gerekli işlemin yapılması isteminin reddi hâlinde aynı konuda İYUK m. 10 uyarınca idareye tekrar başvurulabileceğini ve her yeni başvuru üzerine kurulan işleme karşı 60 günlük süre içinde dava açılabileceğini belirterek süre aşımından ret kararını bozmuştur. Karar uyuşmazlığın esasına girmemiştir; yalnız dava açma süresine ilişkindir.
Sonuç: Malikin kendi taşınmazına isabet eden çizginin düzeltilmesi için yaptığı yeni başvurunun reddine karşı, ilan süresi geçmiş olsa da süresinde dava açılabilir.
8. İmar planına karşı süre aşımı ve İYUK m. 10 başvurusunun sınırı (süre kararı)Danıştay 6. Daire · E. 2018/8716 · K. 2022/9475 ·
Trabzon'da bir parsele ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenmişti; davacılar komşu parsellerin maliki olup 2012'de idareye, komşu parsellerdeki yapılaşmanın imar mevzuatına ve Kıyı Kanununa aykırı olduğunu belirten bir başvuru yapmıştı. Daire, ilgililerin taşınmazları ile ilgili olarak mülkiyet hakkı kapsamında her zaman plan değişikliği isteminde bulunabileceklerini ve ret üzerine dava açabileceklerini belirtmiş; ancak bu başvuruyu davacının mülkiyet hakkıyla doğrudan ilişki kurulamadığı için İYUK m. 10 kapsamında kabul etmemiş, davanın süresinde açılmadığı sonucuna varmıştır. Karar, imar planına ilişkin bir süre kararıdır; uyuşmazlığın esasına girmemiştir.
Sonuç: İYUK m. 10 yoluyla yeniden başvuru, başvurucunun kendi mülkiyet hakkıyla doğrudan ilişkili olmalıdır.
9. Kıyıdaki yapının hukuka uygun yıkımı tazminat doğurmazDanıştay 6. Daire · E. 2020/11349 · K. 2021/4352 ·
Manavgat'ta bir kamu kurumuna tahsis edilmiş kıyı alanındaki tesiste belediyenin yaptığı yıkım nedeniyle tazminat istenmiş, idare mahkemesi davayı kabul etmişti. Daire, dava konusu edilmiş olmakla birlikte yürürlükte bulunan kıyı kenar çizgisine göre yıkılan yapıların kıyı içinde, mutlak yapılaşma yasağı bulunan alanda kaldığını, ruhsata bağlanma imkânı bulunmayan yapıların yıkımında hukuka aykırılık olmadığını ve idarenin tazmin yükümlülüğü bulunmadığını belirterek kabul kararını bozmuştur.
Sonuç: Kıyıda ruhsata bağlanamayacak yapının yıkımı hukuka uygundur ve idarenin tazmin yükümlülüğünü doğurmaz.
10. 1992 öncesi plan ve kısmi yapılaşma: sahil şeridinde yapı ruhsatıDanıştay 6. Daire · E. 2019/15902 · K. 2022/11619 ·
Karaburun'da sahil şeridinde kalan ve önceki yapısı yargı kararıyla yıktırılan parsele yeniden konut ruhsatı verilmiş, komşu parsel maliki ruhsatın iptalini istemişti. Daire, geçerli bir kıyı kenar çizgisi esas alınarak 11.07.1992'den önce onaylanmış imar planlarına göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleştiği hâllerde kazanılmış hakkın korunduğunu, kısmi yapılaşmanın imar adası ya da plan bazında yüzde elli ölçütüyle değerlendirildiğini belirterek, ruhsatın kıyı mevzuatına uygunluğunun uzman bilirkişi heyetiyle keşif yapılarak araştırılması için iptal kararını bozmuştur.
Sonuç: Sahil şeridinde ruhsat, 11.07.1992 öncesi plan ve kısmi yapılaşma koşulları keşifle araştırılmadan değerlendirilemez.
11. Kıyıdaki yapılara karşı İmar Kanunu m. 32 usulüDanıştay 6. Daire · E. 2022/5860 · K. 2023/4500 ·
Antalya'da bir otelin kıyı kenar çizgisi içindeki 15.280 m² alanı şemsiye, şezlong, futbol sahası, tenis kortu, restoran ve bar olarak kullandığı gerekçesiyle belediye zabıtası on beş gün içinde tahliye ihtarı göndermişti. Daire, bu imalatların bir kısmının İmar Kanunu anlamında yapı olduğunu, bunlar için Kıyı Kanunu m. 14'ün gönderme yaptığı İmar Kanunu m. 32'deki usule göre işlem kurulması gerekirken dosyada bu usule ilişkin bir tutanak bulunmadığını belirterek davanın reddine ilişkin kararı bozmuştur.
Sonuç: Kıyıdaki yapı niteliğindeki imalatlara karşı idare, İmar Kanunu m. 32'deki tutanak ve süre usulünü izlemek zorundadır.
12. Kıyıya toprak dolgu: yapı değil, Kıyı Kanunu m. 15 kapsamındaDanıştay 6. Daire · E. 2022/7479 · K. 2025/3757 ·
Bodrum'da taşınmazların önünde, deniz cephesinde Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alana 6.432,56 m² dolgu yapıldığı tespit edilmiş, İmar Kanunu m. 42/2 ve Kıyı Kanunu m. 15 uyarınca para cezası verilmişti. Daire, İmar Kanunu'ndaki yaptırımların uygulanabilmesi için kanundaki yapı tanımına giren bir imalat bulunması gerektiğini, toprak dolgunun yapı sayılamayacağını ve sahil şeridine dolgu yapılmasının Kıyı Kanunu m. 15 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek para cezasının iptaline ilişkin kararı onamıştır.
Sonuç: Kıyıya toprak dolgu yapı değildir; İmar Kanunu'na göre para cezasına değil Kıyı Kanunu m. 15'e tabidir.
13. Kıyıdaki engel cezasına karşı görevli yargı yeri (görev kararı)Danıştay 14. Daire · E. 2011/10527 · K. 2011/312 ·
Kıyıda kalan taşınmaza gölgelik, masa ve sandalye konulup tel örgü çekilerek engel oluşturulduğu gerekçesiyle kaymakamlık idari para cezası vermiş ve engellerin beş gün içinde kaldırılmasına karar vermişti. Sulh ceza mahkemesi ve ardından idare mahkemesi görevsizlik kararı vermişti. Daire, idari yaptırım kararında para cezasının yanında engellerin beş gün içinde kaldırılması gerektiği, aksi hâlde belediyece kamu gücüyle kaldırılacağı belirtildiğinden işlemde idari yargının görev alanına giren bir karar da bulunduğunu belirterek, uyuşmazlığın esasının idare mahkemesince incelenmesi için kararı bozmuştur. Karar uyuşmazlığın esasına girmemiştir; yalnız görevli yargı yeri sorusuna ilişkindir.
Sonuç: Engelin kaldırılması kararıyla birlikte verilen Kıyı Kanunu cezasına karşı yol idari yargıdır.
14. Kıyıda ruhsatsız yapı: imar para cezasının bir kat artırılmasıDanıştay 6. Daire · E. 2021/8772 · K. 2022/2378 ·
Mudanya'da kıyı kenar çizgisi içinde ruhsatsız 108,3 m² kapalı alan yapılması üzerine yıkım ve İmar Kanunu m. 42/2'ye göre hesaplanıp Kıyı Kanunu m. 15 uyarınca bir kat artırılan para cezası kararı alınmıştı. İdare mahkemesi artırımı iptal etmişti. Daire, Kanun hükmünün ruhsatsız yapının kıyıda yapılması fiilini artırımlı cezalandırmayı amaçladığını ve artırım için başkaca bir şart öngörülmediğini belirterek kararın artırımı iptal eden kısmını bozmuş, diğer kısımlarını onamıştır.
Sonuç: Kıyıda yapıldığı açık olan ruhsatsız yapının imar para cezası, ek bir şart aranmadan bir kat artırılır.
15. Bir kat artırım İmar Kanunu m. 42/3 cezasına da uygulanırDanıştay 6. Daire · E. 2019/6607 · K. 2019/14459 ·
Kıyıda yapılan ruhsatsız imalatlar verilen bir aylık sürede ruhsata bağlanmayınca ve yıkılmayınca İmar Kanunu m. 42/3'e göre para cezası verilmiş ve bu ceza Kıyı Kanunu m. 15 uyarınca bir kat artırılmıştı. İdare mahkemesi artırımı mükerrer ceza sayarak iptal etmişti. Daire, Kanunun ayrım yapmaksızın İmar Kanunu'na göre verilecek her türlü cezanın artırılmasını öngördüğünü, iki kanundaki cezaların amaç ve sonuçlarının farklı olduğunu ve mükerrer cezalandırmadan söz edilemeyeceğini belirterek kararı oy çokluğuyla bozmuştur.
Sonuç: Kıyı Kanunu m. 15'teki bir kat artırım, İmar Kanunu'na göre verilen her türlü para cezasına uygulanır.
16. Eşit ve serbest yararlanma ücretsiz yararlanma değildir: kıyıda şezlong ve büfe protokolüDanıştay 6. Daire · E. 2020/4453 · K. 2020/11195 ·
Antalya Konyaaltı sahilinde Hazine ile büyükşehir belediyesi arasında büfe, şemsiye ve şezlong alanlarının belediyece işletilmesine ilişkin protokol yapılmış; bir otelin müşterilerine ait şezlongların kaldırılması istenmişti. Bölge idare mahkemesi işlemleri iptal etmişti. Daire, eşit ve serbest yararlanmanın herkesin kıyının her noktasından istediği an ücretsiz yararlanması anlamına gelmediğini, kıyının bazı bölümlerinin kamu yararı gereği belli amaçlara tahsis edilebileceğini ve ayrım yapılmadan ücret karşılığı hizmet sunulmasının bu ilkeye aykırı olmadığını belirterek iptal kararını bozmuştur.
Sonuç: Kıyıda ayrım gözetmeden ücretli hizmet sunulması, eşit ve serbest yararlanma ilkesine aykırı değildir.
Sık sorulan sorular
Kıyı kenar çizgisi nedir?
Kıyı Kanunu'na göre kıyı kenar çizgisi, deniz, göl ve akarsularda suyun karaya değdiği çizgiden sonra, kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırıdır. Bu çizgi ile suyun karaya değdiği çizgi arasındaki alana kıyı denir.
Sahil şeridi kaç metredir?
Sahil şeridi, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alandır. Sahil şeridinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir; aradaki alan yalnız yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreatif amaçla düzenlenebilir.
Kıyı kenar çizgisini kim belirler?
Çizgiyi valiliğin kamu görevlilerinden kurduğu en az beş kişilik komisyon belirler. Komisyonda jeoloji mühendisi, jeolog veya jeomorfolog, harita ve kadastro mühendisi, ziraat mühendisi, mimar ve şehir plancısı ile inşaat mühendisi bulunur. Valiliğin uygun görüşüyle gönderilen çizgi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girer.
Kıyı kenar çizgisine nasıl itiraz edilir?
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğe göre yürürlüğe giren çizgi bir ay süreyle ilan edilir ve ilgililer bu süre içinde valiliğe itiraz edebilir; itirazı Bakanlık karara bağlar. Onaylanan çizgiye ya da itirazın reddine karşı ayrıca idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.
Kıyı kenar çizgisine karşı dava açma süresi ne kadardır?
Kıyı Kanunu özel bir süre öngörmediği için İdari Yargılama Usulü Kanunu'ndaki genel süre uygulanır: idare mahkemesinde dava açma süresi altmış gündür ve yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde süre ilan tarihini izleyen günden başlar. Hangi başlangıcın uygulanacağı somut işlemin niteliğine göre değerlendirilir. Süre geçmişse malik, kendi taşınmazına isabet eden çizginin düzeltilmesi için idareye yeniden başvurabilir; Danıştay kararlarına göre bu başvurunun reddine karşı altmış gün içinde dava açılabilir.
Tapulu arsam kıyı kenar çizgisinin içinde kaldı; ne olur?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na göre çizgi kesinleşince kıyıda kalan taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altına girer ve tapudaki kayıt yalnız şekli bir anlam taşır. Tapu, adli yargıda açılacak tapu iptal davasıyla sicilden terkin edilir. Çizginin yanlış çekildiği düşünülüyorsa bunun yeri idare mahkemesindeki iptal davasıdır. Tapusu iptal edilen taşınmazın kendisi için tazminat istenip istenemeyeceği, bu rehber için incelenen Danıştay kararlarında esastan ele alınmamıştır.
Kıyıya ev, duvar veya çit yapılabilir mi?
Hayır. Kıyıda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek ve kazık gibi engeller de oluşturulamaz. Kanun, imar planı kararıyla iskele, liman, barınak gibi kıyının kamu yararına kullanımına yönelik yapılar ile sınırlı sayıdaki tesislerin yapılmasına, kamu yararının gerektirdiği hâllerde doldurma ve kurutma yoluyla arazi elde edilmesine ve Ek m. 7'de krokisi gösterilen Orta Karadeniz Serbest Bölgesi alanındaki yapı ve tesislere izin verir.
Kıyıda kaçak yapıya ceza ne kadar artırılır?
Kıyıda ve uygulama imar planı bulunan sahil şeritlerinde ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı yapana Türk Ceza Kanunu veya İmar Kanunu'na göre verilecek ceza bir kat artırılır. Danıştay kararlarına göre bu artırım için ayrıca bir şart aranmaz ve İmar Kanunu'na göre verilen her türlü para cezasına uygulanır.
Kıyıya tel örgü veya çit çekmenin cezası nedir?
Kıyıda ve uygulama imar planı bulunan sahil şeritlerinde duvar, çit, parmaklık, tel örgü ve benzeri engel oluşturana ikibin Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Engel en çok beş günlük sürede kaldırılmazsa idare onu kaldırır ve masrafı yüzde yirmi zammıyla tahsil eder. Kabahatin tekrarında ceza üst sınırdan verilir. Cezaya mahalli mülki amir karar verir. Bu tutarlar Kanunun 2008'de değiştirilen metnindedir; Kabahatler Kanunu'na göre idari para cezaları her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulandığından uygulanacak sınırlar o yıl için artırılmış tutarlardır. Ceza engelin kaldırılması kararıyla aynı işlemde verildiğinde, cezaya ilişkin iddialar bu işlemin iptali istemiyle birlikte idari yargıda görülür.
Plaja giriş ücretli olabilir mi?
Kıyı Kanunu kıyıların herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açık olduğunu söyler, ancak plaj girişine özgü ayrı bir hüküm içermez. Danıştay 6. Daire, eşit ve serbest yararlanmanın kıyının her noktasından ücretsiz yararlanma anlamına gelmediğini, ayrım yapılmadan ücret karşılığı hizmet sunulmasının bu ilkeye aykırı olmadığını kabul etmiştir. Kıyıda duvar, çit veya benzeri engelle geçişin kapatılması ise yasaktır.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde görülen davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Muğla İdare Hukuku Avukatı sayfasıİletişimFethiye avukat sayfası
Bu alandaki diğer rehberler
- Sit alanı: dereceler, tescil ve koruma kurulu kararına itiraz (2863 sayılı Kanun m. 7, 17, 61)
- Tarlaya ev yapılır mı? Tarım dışı kullanım izni ve cezası (5403 sayılı Kanun m. 13, 21)
- Zeytin ağacı kesme cezası ve zeytinliğe yapı yasağı (3573 sayılı Kanun m. 20)
- Ecrimisil ihbarnamesi: Hazine arazisi işgali, itiraz, zamanaşımı ve iptal davası
- Kaçak yapı cezası: yapı tatil tutanağı ve imar para cezası (3194 sayılı İmar Kanunu m. 32, 42)
- Orman izni: Devlet ormanında maden, enerji ve altyapı izni (6831 sayılı Orman Kanunu m. 16 ve m. 17)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.