Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu (TCK m. 191)
Yayın tarihi:
Bu suçun cezası kâğıt üzerinde iki yıldan beş yıla kadar hapis, ama dosyaların çoğu hiç mahkemeye gitmez. Bu rehber, Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin kurduğu erteleme ve denetimli serbestlik düzenini, o düzenin hangi anda bozulup dava açıldığını, ticaretle arasındaki sınırı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin aradığı ölçütleri anlatır.
Kısaca
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da bu maddeyi kullanmak Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde suç sayılmıştır ve cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Ancak kanun, soruşturmada kural olarak doğrudan dava açılmasını değil, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesini öngörür. Bu süre içinde kişiye en az bir yıl denetimli serbestlik uygulanır. Yükümlülükler ihlal edilmezse süre sonunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- Türk Ceza Kanunu m. 191 hangi fiilleri cezalandırıyor?
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun cezası nedir?
- Kamu davasının açılmasının ertelenmesi nasıl işliyor?
- Erteleme süresi içinde ne olursa dava açılır?
- Kullanmak için bulundurma ile uyuşturucu ticareti arasındaki sınır nerede?
- Arama hukuka aykırıysa ne olur?
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nasıl ispatlanır?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Hayır. Kanun bu suç için şikâyet koşulu öngörmez; soruşturma resen yürütülür ve savcılık kural olarak doğrudan dava açmak yerine kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir.
Dayanak: TCK m. 191/1, m. 191/2
- Şikâyet süresi
Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez. Bu suçta süreyi belirleyen şey şikâyet değil, erteleme rejimidir: kamu davasının açılması beş yıl süreyle ertelenir ve bu süre içinde en az bir yıl denetimli serbestlik uygulanır.
Dayanak: TCK m. 191/2, m. 191/3
- Uzlaştırma
Hayır. Kanun uzlaştırma kapsamına giren suçları Türk Ceza Kanunu içinden tek tek sayarak belirlemiştir; TCK m. 191 bu sayımda yer almaz.
Dayanak: CMK m. 253/1-b
- Görevli mahkeme
Asliye ceza mahkemesi. Sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen dava ve işlere asliye ceza mahkemeleri bakar.
Dayanak: 5235 sayılı Kanun m. 11
- Dava zamanaşımı
Olağan dava zamanaşımı sekiz yıl; cezanın üst sınırı beş yıldır. Zamanaşımını kesen işlem varsa süre yarı oranında uzar ve olağanüstü zamanaşımı on iki yıl olur.
Dayanak: TCK m. 66/1-e, m. 66/4, m. 191/1
- Adli para cezası
Hayır, seçenek değil. TCK m. 191/1 yaptırım olarak yalnızca hapis cezası öngörür; kanun bu suçta adli para cezasını seçenek olarak düzenlememiştir.
Dayanak: TCK m. 191/1
- HAGB ve erteleme
Bu suça özgü bir rejim işler. Soruşturmada CMK m. 171'deki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir — bu bir takdir değil, zorunluluktur. TCK m. 188 veya m. 190'dan yürütülen kovuşturmada fiilin münhasıran bu madde kapsamına girdiği anlaşılırsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Aksine düzenleme bulunmayan hâllerde CMK m. 171 ve m. 231 uygulanır.
Dayanak: TCK m. 191/2, m. 191/8, m. 191/9
Türk Ceza Kanunu m. 191 hangi fiilleri cezalandırıyor?
TCK m. 191/1 dört seçimlik hareket sayar: kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak. Bunlardan herhangi birinin gerçekleşmesi suçun oluşması için yeterlidir.
Maddenin adı uzun ama mantığı basittir: amaç kullanmaktır. Aynı maddeyi satmak, başkasına vermek ya da ticari amaçla bulundurmak bu maddeye değil, uyuşturucu madde imal ve ticaretini düzenleyen TCK m. 188'e girer. Rehberin ilerleyen bölümünde görüleceği gibi iki suç arasındaki sınır, uygulamada en çok tartışılan konudur.
Suçun mağduru belirli bir kişi değildir; kanun bu suçu kamunun sağlığına karşı işlenen suçlar arasında düzenlemiştir. Bunun pratik sonucu, şikâyetten vazgeçme gibi bir yolun bulunmamasıdır.
Uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin ne olduğu kanunda tek tek sayılmaz; bu belirleme, ele geçen maddenin kimyasal analiziyle yapılır ve dosyada uzman raporuna bağlanır.
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun cezası nedir?
TCK m. 191/1'e göre ceza iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Kanun bu suçta adli para cezasını seçenek olarak öngörmez.
Tek artırım sebebi maddenin son fıkrasındadır. TCK m. 191/10 uyarınca fiil; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmişse ceza yarı oranında artırılır.
Bu artırımın iki ayrı koşulu vardır ve ikisi birden gerçekleşmelidir: mesafe ve yerin niteliği. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, bir ilkokula 130 metre mesafede olsa bile fiilin park hâlindeki özel araç içinde işlendiği bir olayda, özel araçların "umumi veya umuma açık yerler" olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek m. 191/10'un uygulanma koşullarının bulunmadığına karar vermiş ve artırımı kanun yararına bozmuştur. (Yargıtay 10. CD, E. 2023/16474)1
Cezanın kâğıt üzerindeki ağırlığına rağmen dosyaların büyük kısmı mahkûmiyetle sonuçlanmaz; çünkü kanun bu suç için önce bir erteleme rejimi kurmuştur.
Zamanaşımı bakımından Daire, m. 191/1 uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre sekiz yıllık olağan, on iki yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü; olağan sürenin dolmasıyla kamu davasının düşeceğini belirtmiştir. (Yargıtay 10. CD, E. 2021/5929)2
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi nasıl işliyor?
Bu suçun asıl mekanizması budur. TCK m. 191/2'ye göre soruşturmada, CMK m. 171'deki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Fiil cümlesi "verilebilir" değil "verilir"; savcının bu konuda takdir yetkisi yoktur.
Cumhuriyet savcısı şüpheliyi, erteleme süresi içinde yükümlülüklere uymadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde ortaya çıkacak sonuçlar konusunda uyarır. 2023 değişikliğiyle erteleme kararının kolluk birimlerine de bildirilmesi zorunlu hâle gelmiştir.
Erteleme süresi içinde şüpheli hakkında en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır (TCK m. 191/3). Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya savcının kendiliğinden vereceği kararla altışar aylık dilimlerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Gerek görülürse kişi bu süre içinde tedaviye tabi tutulabilir ve savcı, madde kullanılıp kullanılmadığını tespit için yılda en az iki kez şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.
Kararın tebliği bu rejimin en kırılgan noktasıdır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, erteleme kararının ve buna bağlı denetimli serbestlik kararının itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiğini; itiraz hakkı tanınmadan ve tebliğ edilmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağını belirtmiştir. (Yargıtay 10. CD, E. 2025/10410)3
Aynı kararda Daire, kanun yolu süresinin "iki hafta" yerine "yedi gün" gösterilerek şüphelinin yanıltılması hâlinde erteleme kararının usulüne uygun kesinleşmiş sayılamayacağını, bu durumda mahkemenin kovuşturma şartı gerçekleşmediği için durma kararı vermesi gerektiğini saptamıştır.3
Erteleme süresi içinde ne olursa dava açılır?
TCK m. 191/4 üç ihlal hâli sayar: 1) yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmek, 2) tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek ya da bulundurmak, 3) uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak. Bu hâllerde kişi hakkında kamu davası açılır.
Maddenin en çok gözden kaçan hükmü beşinci fıkradır: erteleme süresi içinde tekrar madde alınması, kabul edilmesi, bulundurulması ya da kullanılması ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz. Yani ikinci eylem yeni bir dava doğurmaz; yalnızca ilk dosyanın ertelemesini bozar.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi bunun sonucunu açıkça koyuyor: sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmişse, ikinci suçtan açılan davanın kovuşturma şartı ortadan kalkar ve davanın düşmesine karar verilir. (Yargıtay 10. CD, E. 2024/5260)4
Bu yüzden Daire, mahkemelerden dosyayı kapatmadan önce bir araştırma yapmasını istiyor: sanık hakkında aynı suçtan daha önce açılmış başka bir dava bulunup bulunmadığı, varsa bu suçun o dosyadaki tedbirin infazı sırasında işlenip işlenmediği UYAP kayıtlarından, Cumhuriyet başsavcılıklarından ve denetimli serbestlik müdürlüklerinden araştırılmalıdır.4
Erteleme kararı usulüne uygun kesinleşmemişse zincir baştan kopar. Daire, kesinleşmeyen bir erteleme kararında beş yıllık sürenin hiç işlemeye başlamadığını, dolayısıyla sonraki eylemin "erteleme süresi içinde işlendiğinden" söz edilemeyeceğini ve bu durumda erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç sayılacağını belirtmiştir.3
Süreç sorunsuz tamamlanırsa sonuç TCK m. 191/7'dedir: şüpheli erteleme süresi içinde yükümlülüklere aykırı davranmamış ve yasakları ihlal etmemişse hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. TCK m. 191/6 ise bir kez ihlal edip dava açıldıktan sonra aynı suç için yeniden erteleme kararı verilemeyeceğini söyler.
Kullanmak için bulundurma ile uyuşturucu ticareti arasındaki sınır nerede?
Aynı madde, aynı kişide bulunabilir; ayrımı yapan şey amaçtır. Bu sınır dosyanın kaderini belirler: TCK m. 191'de erteleme rejimi işlerken, TCK m. 188'de uzun süreli hapis cezaları söz konusudur.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin kullandığı ölçütler şunlardır:
- 1) Ele geçen maddenin miktarı. Miktar kullanım sınırlarında kalıyorsa, maddeyi satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaçla bulundurduğuna dair kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil aranır; yoksa eylem kullanmak için bulundurma sayılır. (Yargıtay 10. CD, E. 2025/4399)5
- 2) Sanığın istikrarlı beyanı. Tüm aşamalarda kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanık bakımından, aksini gösteren delil yoksa nitelendirme m. 191 yönünde yapılır. (Yargıtay 10. CD, E. 2021/12285)6
- 3) Kişisel kullanım sınırındaki bir paket madde bakımından, satma veya başkasına verme amacına ilişkin savunmanın aksine her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmalıdır. (Yargıtay 10. CD, E. 2025/5647)7
- 4) Eylem ikiye bölünemez. Daire, ticaretten beraat edip kullanma yönünden ayrıca dava açılmasını ya da suç duyurusunda bulunulmasını doğru bulmamakta; fiilin bir bütün olarak nitelendirilmesini aramaktadır.2
- 5) Kovuşturma m. 188 veya m. 190'dan yürütülüyor ve fiilin münhasıran m. 191 kapsamına girdiği anlaşılıyorsa, mahkeme suç duyurusunda bulunmakla yetinemez; TCK m. 191/8 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermelidir. (Yargıtay 10. CD, E. 2021/11063)8
Arama hukuka aykırıysa ne olur?
Bu suçun tek maddi delili çoğu zaman ele geçen maddedir. Delil hukuka aykırı yolla elde edilmişse geriye dayanak kalmaz; bu yüzden arama, dosyanın en belirleyici usul konusudur.
Temel kural nettir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, olay yerini ve saati kapsayan adli arama kararı, yazılı adli arama emri veya önleme arama kararı bulunmaksızın yapılan aramanın hukuka aykırı olduğunu; bu arama sonucu ele geçirilen maddelerin "suçun maddi konusu" ve "suçun delili" olarak hükme esas alınamayacağını belirterek mahkûmiyet yerine beraat verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 10. CD, E. 2026/4688)9
Kararın türü de önemlidir. Daire, adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak yapılan aramanın hukuka aykırı olduğunu; böyle bir arama sonucu elde edilen delillerin Anayasa m. 38 ile CMK m. 206/2-a, 217/2, 230/1-b ve 289/1-i uyarınca hükme esas alınamayacağını belirtmektedir. (Yargıtay 10. CD, E. 2019/7115)10
Aynı kararda iki ek ölçüt var. Birincisi, kolluğun suç baskısı altında eve alınarak maddelerin teslim edilmesi gerçek anlamda "rızaen teslim" sayılmaz. İkincisi, hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş bir delilden yola çıkılarak elde edilen deliller de hükme esas alınamaz.10
Karar varsa bile aramanın icrası hukuka aykırı olabilir. CMK m. 119/4, Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulmasını arar. Daire, bu kişilerin aramanın başından sonuna kadar hazır bulundurulmasının zorunlu olduğunu, bulundurulmadan yapılan aramanın icrası bakımından hukuka aykırı olduğunu ve ele geçirilen delillerin hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş sayılacağını belirtmiştir.5
Daire bu çizgiyi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının aksi yöndeki itirazına karşı da korumuş; usulüne uygun arama kararı bulunsa dahi iş yerinde hazirun bulundurulmadan ve tutanakta bulundurmama nedeni gösterilmeden yapılan aramada ele geçen maddelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu belirterek itirazı reddetmiştir.7
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nasıl ispatlanır?
İspat burada iki ayrı düzlemde yürür: maddenin hukuka uygun biçimde ele geçirilmiş olması ve amacın kullanma olduğunun ortaya konması. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin kararlarından çıkan ölçütler şunlar:
- 1) Aramanın dayandığı karar veya emir dosyada bulunmalı, olay yerini ve arama saatini kapsamalıdır; kapsamayan ya da hiç bulunmayan bir aramada ele geçen madde hükme esas alınamaz.9
- 2) Konut, iş yeri ve kapalı yerlerde yapılan aramada CMK m. 119/4'teki iki kişinin hazır bulundurulup bulundurulmadığı ve bulundurulmadıysa nedeninin tutanakta gösterilip gösterilmediği denetlenir.5
- 3) Ele geçen maddenin miktarı ile sanığın aşamalardaki beyanları birlikte değerlendirilir; miktar kullanım sınırındaysa ve aksine delil yoksa nitelendirme kullanmak için bulundurma yönünde yapılır.6
- 4) Sanık hakkında aynı suçtan daha önce açılmış dava bulunup bulunmadığı, varsa bu suçun önceki dosyadaki tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlenip işlenmediği UYAP kayıtları, Cumhuriyet başsavcılıkları ve denetimli serbestlik müdürlükleri üzerinden araştırılmalıdır.4
- 5) Erteleme kararının şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve kanun yolunun doğru gösterilip gösterilmediği incelenmelidir; bu yapılmadan tedbirin infazına başlanamaz ve erteleme süresi işlemez.3
- 6) Kullanmak için bulundurma suçundan ayrıca işlem yapılıp yapılmadığı araştırılmadan karar verilemez; eylem bölünerek bir kısmı hakkında suç duyurusuyla yetinilemez.6
İlgili mevzuat
Madde 191- (Değişik: 18/6/2014 – 6545/68 md.)
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir.
(3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir.
(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,
hâlinde, hakkında kamu davası açılır.
(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
(8) Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma,
suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.
(10) (Ek: 27/3/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 119 – (1) (Değişik : 25/5/2005 – 5353/15 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.
(2) Arama karar veya emrinde;
a) Aramanın nedenini oluşturan fiil,
b) Aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya,
c) Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi,
Açıkça gösterilir.
(3) Arama tutanağına işlemi yapanların açık kimlikleri yazılır.
(4) Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.
Kaynak: Ceza Muhakemesi Kanunu (5271)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Özel araç "umuma açık yer" değildir: m. 191/10 artırımıYargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2023/16474 · K. 2025/1519 ·
Mahkeme, sanığın eyleminin bir ilkokula 130 metre mesafede gerçekleştiği gerekçesiyle TCK m. 191/10 uyarınca cezada yarı oranında artırım yapmıştı. Daire, olay tarihinde sanığın park hâlindeki özel araç içinde yakalandığını, özel araçların "umumi veya umuma açık yerler" olarak nitelendirilemeyeceğini, bu nedenle suçun umuma açık bir yerde işlendiğinin kabul edilemeyeceğini belirterek m. 191/10'un uygulanma koşullarının bulunmadığını saptadı ve kararı kanun yararına bozdu.
Sonuç: İki yüz metre koşulu tek başına yetmez; fiilin ayrıca umumi veya umuma açık bir yerde işlenmiş olması gerekir.
2.Eylem ikiye bölünemez; m. 191'de zamanaşımı süreleriYargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2021/5929 · K. 2025/6366 ·
Tebliğnamede, ticaret suçundan verilen beraatin onanması ve kullanmak için bulundurma suçu hakkında ayrıca zamanaşımı içinde karar verilmesi önerilmişti. Daire bu görüşe katılmadı: ele geçen madde miktarı ve savunmalar karşısında ticaret suçunun sabit olmadığını, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunu belirtti. TCK m. 191/1 uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre sekiz yıllık olağan, on iki yıllık olağanüstü dava zamanaşımı öngörüldüğünü, olağan sürenin dolduğunu saptayarak hükmü bozdu ve kamu davasının düşmesine karar verdi.
Sonuç: Aynı fiil ticaret ve kullanma diye ikiye bölünemez; m. 191'de olağan zamanaşımı sekiz, olağanüstü zamanaşımı on iki yıldır.
3.Erteleme kararı tebliğ edilmeden denetimli serbestlik infazına başlanamazYargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2025/10410 · K. 2026/4384 ·
Savcılık beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl denetimli serbestliğe karar vermiş, kararda itiraz süresi "iki hafta" yerine "yedi gün" olarak gösterilmişti. Şüpheli daha sonra erteleme süresi içinde yeni bir eylemde bulununca erteleme kaldırılıp mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, kanun yolu süresinin yanlış gösterilmesiyle şüphelinin yanıltıldığını, bu nedenle erteleme kararının usulüne uygun kesinleşmediğini, kesinleşmeyen karar nedeniyle beş yıllık sürenin hiç işlemeye başlamadığını ve sonraki eylemin ihlal sayılamayacağını belirterek kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiğini saptadı.
Sonuç: Erteleme kararındaki kanun yolu hatası bütün zinciri geçersiz kılar; süre işlemez, ihlal doğmaz.
4.Denetimli serbestlik sırasında işlenen ikinci eylem ayrı dava konusu yapılamazYargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2024/5260 · K. 2025/11728 ·
Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet kurulmuş, ancak bu suçu daha önceki bir dosyadan verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği araştırılmamıştı. Daire, TCK m. 191/5 uyarınca erteleme süresi içindeki yeni eylemin ihlal nedeni sayılıp ayrı soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağını hatırlattı; önceki dosyanın durumunun UYAP, Cumhuriyet başsavcılıkları ve denetimli serbestlik müdürlükleri üzerinden araştırılmasını, ihlal koşulları varsa ikinci davanın kovuşturma şartı ortadan kalktığı için düşmesine karar verilmesini isteyerek hükmü bozdu.
Sonuç: Denetimli serbestlik sürerken yakalanmak yeni bir dava değil, mevcut ertelemenin ihlali sayılır.
5.Aramada iki kişi bulundurulmaması ve kullanım sınırındaki miktarYargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2025/4399 · K. 2025/10764 ·
Sanığın evinde yapılan aramada CMK m. 119/4'teki ihtiyar heyeti üyeleri ya da komşulardan iki kişi hazır bulundurulmamıştı. Daire, Ceza Genel Kurulunun kararına dayanarak arama tanığı bulundurma zorunluluğunun delillerin görevlilerce yerleştirildiği iddialarının önüne geçmek ve aramanın güvenilirliğini sağlamak amacını taşıdığını açıkladı; bu kişiler bulundurulmadan yapılan aramanın icrası bakımından hukuka aykırı olduğunu ve ele geçen maddelerin hükme esas alınamayacağını belirtti. Ayrıca ele geçen miktarın kullanım sınırlarında kalması karşısında eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunu saptayarak ticaret suçundan kurulan hükmü bozdu.
Sonuç: Arama tanığı eksikliği delili düşürür; kullanım sınırındaki miktar ise ticaret değil kullanma sayılır.
6.Kullanım miktarı ve istikrarlı beyan karşısında nitelendirmeYargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2021/12285 · K. 2025/4569 ·
Sanık, üzerinde ele geçen maddeyi kullanmak için bulundurduğunu tüm aşamalarda istikrarlı biçimde beyan etmiş, ticaret suçuna iştirak ettiğine dair delil elde edilememişti. Mahkeme sanığın beraatine karar vermişti. Daire, ele geçen maddenin miktarı ve istikrarlı beyan karşısında eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunu belirterek, bu suçtan işlem yapılıp yapılmadığı araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğini saptadı ve beraat hükmünü bozdu.
Sonuç: Ticaret ispatlanamıyorsa dosya beraatle kapanmaz; kullanma yönünden işlem yapılıp yapılmadığı araştırılır.
7.Başsavcılık itirazına rağmen korunan çizgi: iş yerinde hazirunsuz aramaYargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2025/5647 · K. 2025/9753 ·
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, CMK m. 119/4'teki işlem tanığı eksikliğinin mutlak hukuka aykırılık sayılmaması gerektiğini ileri sürerek Dairenin bozma kararına itiraz etmişti. Daire çoğunluğu itirazı yerinde bulmadı: usulüne uygun arama kararı bulunsa dahi Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın kapalı yer olan iş yerinde yapılan aramada hazirun bulundurulmadığını ve tutanakta bulundurmama nedeninin gösterilmediğini saptayarak ele geçen maddelerin hukuka aykırı delil olduğunu, kişisel kullanım sınırındaki maddenin ise m. 191 kapsamında kaldığını belirtti ve dosyayı Ceza Genel Kuruluna gönderdi.
Sonuç: Daire, arama tanığı eksikliğinin delili düşürdüğü yönündeki çizgisini savcılık itirazı karşısında da sürdürmektedir.
8.Ticaretten kovuşturmada fiil m. 191 kapsamındaysa suç duyurusu yetmezYargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2021/11063 · K. 2025/9545 ·
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan davada mahkeme, sanığın ticaret suçundan beraatine, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ise suç duyurusunda bulunulmasına karar vermişti. Daire, CMK m. 225/2 uyarınca fiili nitelendirme görevinin mahkemeye ait olduğunu, suçun niteliğinin değiştiği kanısına varıldığında m. 226 da dikkate alınarak hüküm kurulması ve kullanmak için bulundurma suçundan TCK m. 191/8 uyarınca karar verilmesi gerektiğini belirterek hükümleri bozdu.
Sonuç: Ticaret davasında fiil kullanmaya dönüşürse mahkeme dosyayı savcılığa havale edemez, m. 191/8'i kendisi uygular.
9.Arama kararı yoksa ele geçen madde hükme esas alınamazYargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2026/4688 · K. 2026/6734 ·
İhbar üzerine ticari takside yapılan kontrolde uyuşturucu madde ele geçirilmiş, ancak olay yerini ve arama saatini kapsayan bir adli arama kararı, yazılı arama emri veya önleme arama kararı bulunmuyordu. Daire, böyle bir aramanın hukuka aykırı olduğunu; hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen maddelerin "suçun maddi konusu" ve "suçun delili" olarak hükme esas alınamayacağını belirterek sanıkların beraati yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesini hukuka aykırı buldu ve tutuklu sanığın tahliyesine hükmetti.
Sonuç: Arama kararı yoksa geriye delil kalmaz; bu suçta usulsüz arama doğrudan beraatle sonuçlanır.
10.Önleme araması, rızaen teslim ve hukuka aykırı delilin zinciriYargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2019/7115 · K. 2025/3268 ·
İhbar üzerine fiziki takibe alınan sanığın aracında önleme arama kararına dayanılarak yapılan aramada uyuşturucu madde ele geçirilmiş; mahkeme bu delili hukuka aykırı saymış, ancak sanığın "gönül rızasıyla" evinden teslim ettiği maddeleri hükme esas almıştı. Daire, adli arama gerektiren bir olayda önleme arama kararına dayanılmasının hukuka aykırı olduğunu; suç baskısı altında kolluğun eve alınarak kilitli odadaki maddelerin teslim edilmesinin gerçek anlamda rızaen teslim sayılamayacağını; hukuka aykırı delilden yola çıkılarak elde edilen delillerin de hükme esas alınamayacağını belirterek mahkûmiyeti bozdu.
Sonuç: Hukuka aykırı aramanın ardından gelen "rızaen teslim" de kurtarmaz; sakatlık zincirin devamına geçer.
Sık sorulan sorular
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun cezası nedir?
TCK m. 191/1'e göre kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da bu maddeyi kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Kanun bu suçta adli para cezasını seçenek olarak öngörmez. Fiil okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi yerlerin sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafedeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmişse ceza yarı oranında artırılır.
İlk kez yakalandım, hapis cezası alır mıyım?
TCK m. 191/2, bu suçtan başlatılan soruşturmada CMK m. 171'deki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceğini söyler. Cümle "verilebilir" değil "verilir" biçimindedir; savcının bu konuda takdir yetkisi bulunmaz. Erteleme süresi içinde yükümlülüklere uyulur ve yasaklar ihlal edilmezse m. 191/7 uyarınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
Denetimli serbestlik ne kadar sürer?
TCK m. 191/3'e göre erteleme süresi içinde şüpheli hakkında en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre, denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya Cumhuriyet savcısının kendiliğinden vereceği kararla altışar aylık dilimlerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Gerek görülürse kişi bu süre içinde tedaviye tabi tutulabilir; savcı ayrıca madde kullanılıp kullanılmadığını tespit için yılda en az iki kez ilgili kuruma sevk kararı verir.
Denetimli serbestlik sürerken tekrar yakalanırsam ne olur?
Yeni bir dava açılmaz. TCK m. 191/5, erteleme süresi içinde tekrar madde satın alınması, kabul edilmesi, bulundurulması ya da kullanılmasının ihlal nedeni sayılacağını ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayacağını düzenler. Yargıtay 10. Ceza Dairesi de bu durumda ikinci suçtan açılan davanın kovuşturma şartının ortadan kalktığını ve davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir. Sonuç, ilk dosyadaki ertelemenin kalkması ve o dosyadan kamu davası açılmasıdır.
Erteleme kararı bana tebliğ edilmediyse ne olur?
Yargıtay 10. Ceza Dairesine göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile buna bağlı denetimli serbestlik kararının itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerekir. İtiraz hakkı tanınmadan ve tebliğ edilmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresi de işlemeye başlamaz. Kararda kanun yolu süresi yanlış gösterilerek kişi yanıltılmışsa karar usulüne uygun kesinleşmiş sayılmaz.
Kullanmak için bulundurma ile uyuşturucu ticareti arasındaki fark nedir?
Fark amaçtadır ve sonuç bakımından belirleyicidir: TCK m. 191'de erteleme rejimi işlerken TCK m. 188'de uzun süreli hapis cezaları söz konusudur. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, ele geçen miktar kullanım sınırlarında kalıyorsa ve maddeyi satma ya da başkasına verme gibi bir amaçla bulundurduğuna dair kuşku sınırlarını aşan kesin delil yoksa eylemin kullanmak için bulundurma suçunu oluşturduğunu kabul etmektedir. Sanığın tüm aşamalarda istikrarlı biçimde kullanmak için bulundurduğunu beyan etmesi de bu değerlendirmede dikkate alınır.
Arama kararı olmadan yapılan aramada bulunan madde delil sayılır mı?
Hayır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, olay yerini ve arama saatini kapsayan adli arama kararı, yazılı arama emri veya önleme arama kararı bulunmaksızın yapılan aramanın hukuka aykırı olduğunu; bu arama sonucu ele geçirilen maddelerin "suçun maddi konusu" ve "suçun delili" olarak hükme esas alınamayacağını belirtmektedir. Böyle bir dosyada başka delil de yoksa sonuç beraattir.
Evimde arama yapılırken komşu veya muhtar bulunması şart mı?
CMK m. 119/4, Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulmasını arar. Yargıtay 10. Ceza Dairesi bu kişilerin aramanın başından sonuna kadar hazır bulundurulmasını zorunlu görmekte, bulundurulmadan yapılan aramayı icrası bakımından hukuka aykırı saymakta ve ele geçen delilleri hükme esas almamaktadır.
Polise kendim teslim edersem lehime olur mu?
Her teslim rızaen teslim sayılmaz. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, hukuka aykırı bir aramanın ardından suç baskısı altında kolluk görevlilerinin eve alınarak kilitli odadaki maddelerin teslim edilmesini gerçek anlamda rızaen teslim olarak değerlendirmemiş; ayrıca hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş bir delilden yola çıkılarak elde edilen delillerin de hükme esas alınamayacağını belirtmiştir.
Okulun yakınında yakalanırsam ceza artar mı?
TCK m. 191/10 iki koşulu birlikte arar: fiilin sayılan yerlerin sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafede işlenmiş olması ve işlendiği yerin umumi veya umuma açık bir yer olması. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, bir ilkokula 130 metre mesafede olsa bile fiilin park hâlindeki özel araç içinde işlendiği olayda, özel araçların umumi veya umuma açık yer sayılamayacağını belirterek artırımın uygulanamayacağına karar vermiştir.
Bu suçta uzlaştırma veya şikâyetten vazgeçme var mı?
Hayır. Suç şikâyete bağlı değildir; soruşturma resen yürütülür ve vazgeçilecek bir şikâyet bulunmaz. Uzlaştırma da mümkün değildir: kanun uzlaştırma kapsamına giren suçları Türk Ceza Kanunu içinden tek tek sayarak belirlemiştir ve TCK m. 191 bu sayımda yer almaz.
Bu suçta zamanaşımı ne kadar?
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, TCK m. 191/1 uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre sekiz yıllık olağan, on iki yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğünü belirtmektedir. Olağan zamanaşımını kesen son işlemden itibaren sekiz yıl geçmişse kamu davasının düşmesine karar verilir.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Mühür bozma suçu (TCK m. 203)
- Resmî belgede sahtecilik suçu (TCK m. 204)
- Özel belgede sahtecilik suçu (TCK m. 207)
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK m. 220)
- Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu (TCK m. 245)
- Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu (TCK m. 170)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.