Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK m. 220)
Yayın tarihi:
Bu suçun konusu tek bir eylem değil, bir yapıdır: kanunun suç saydığı fiilleri işlemek üzere kurulmuş, en az üç kişilik, hiyerarşisi ve sürekliliği olan bir örgütlenme. Bu rehber, Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin aradığı unsurları, örgüt ile iştirakin nerede ayrıldığını, kurucu, yönetici ve üyenin sorumluluklarının nasıl farklılaştığını, etkin pişmanlığın koşullarını ve Yargıtay'ın bu konularda benimsediği ölçütleri anlatır.
Kısaca
Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kurmak veya yönetmek Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinde suç sayılmıştır ve cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir. Örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması, yapının amaç suçları işlemeye elverişli bulunması gerekir. Kurulmuş bir örgüte üye olmanın cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Örgütün faaliyeti çerçevesinde bir suç işlenirse o suçtan ayrıca ceza verilir. Belirli bir suçu birlikte işlemek üzere bir araya gelmek örgüt değil, iştirak sayılır.
Bu sayfada
- Kısaca
- Süreler ve usul
- Türk Ceza Kanunu m. 220 suç örgütünü nasıl tanımlıyor?
- Suç örgütü ile iştirak arasındaki sınır nerede?
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun cezası nedir?
- Örgüt kurucusu, yöneticisi ve üyesi nasıl ayrılıyor?
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan kim sorumlu olur? (TCK m. 220/4 ve m. 220/5)
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nasıl ispatlanır?
- TCK m. 221 etkin pişmanlık hükümleri ne zaman uygulanır?
- Örgüt suçlarında yargılama, katılma ve infaz nasıl işler?
- İlgili mevzuat
- Yargıtay kararları
- Sık sorulan sorular
Süreler ve usul
Aşağıdaki satırların her biri kanunun ilgili maddesine dayanır; yanlarındaki bağlantı, maddenin yer aldığı kanunun mevzuat.adalet.gov.tr'deki tam metnini açar.
- Şikâyete tabi mi?
Hayır. TCK m. 220'nin hiçbir fıkrası soruşturma veya kovuşturma için şikâyet koşulu öngörmez; suçun korunan değeri kamu barışı olduğundan soruşturma resen yürütülür.
Dayanak: TCK m. 220/1, m. 220/2
- Şikâyet süresi
Şikâyete bağlı olmadığı için şikâyet süresi işlemez; soruşturma resen yürütülür. TCK m. 73/1'deki altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar için işler.
Dayanak: TCK m. 73/1
- Uzlaştırma
Hayır. Uzlaştırma kapsamına giren suçlar ya şikâyete bağlı olanlardır ya da CMK m. 253/1-b'de Türk Ceza Kanunu içinden tek tek sayılanlardır; TCK m. 220 ne şikâyete bağlıdır ne de bu sayımda yer alır.
Dayanak: CMK m. 253/1-a, m. 253/1-b
- Görevli mahkeme
Asliye ceza mahkemesi. TCK m. 220 kamu barışına karşı suçlar arasında yer alır ve 5235 sayılı Kanun m. 12'nin cezadan bağımsız olarak ağır cezaya verdiği suçlar listesinde bulunmaz. Görev belirlenirken ağırlaştırıcı nedenler gözetilmeksizin kanundaki üst sınıra bakılır; m. 220/1'in üst sınırı on yıl olduğundan "on yıldan fazla" ölçütü gerçekleşmez. Buna karşılık örgüt suçu, ağır ceza mahkemesinin görevine giren bir suçla (örneğin yağma) bağlantılı olarak açılmışsa CMK m. 9 uyarınca davalar birleştirilerek yüksek görevli mahkemede, yani ağır ceza mahkemesinde görülür; uygulamada örgüt dosyalarının çoğu bu yoldan ağır cezaya gider.
- Dava zamanaşımı
Örgüt kurma ve yönetmede (m. 220/1) olağan dava zamanaşımı on beş yıl; üst sınır on yıldır. Örgüte üye olmada (m. 220/2), örgüte yardımda (m. 220/7) ve propagandada (m. 220/8) olağan süre sekiz yıldır. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre en fazla yarısına kadar uzar; üyelikte bu on iki yıl eder. TCK m. 66/3 uyarınca bu hesapta suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de gözetilir: örgütün silahlı olduğu dosyalarda (m. 220/3) üyeliğin üst sınırı yedi yıl altı aya çıktığından olağan süre on beş yıla yükselir.
- Adli para cezası
Hayır, seçenek değil. TCK m. 220'nin sekiz fıkrasının hiçbirinde "veya adlî para cezası" ifadesi geçmez; kurma, yönetme, üyelik, yardım ve propaganda için öngörülen tek yaptırım hapis cezasıdır. Çevirme ise büsbütün kapalı değildir: TCK m. 49/2 uyarınca hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis kısa süreli hapis sayılır ve TCK m. 50/1-a uyarınca adlî para cezasına çevrilebilir. Alt sınırı bir yıl olan propagandada (m. 220/8) sonuç ceza bu sınıra inebilir. Alt sınırları beş yıl ve iki yıl olan m. 220/1 ile m. 220/2'de inemez; örgüte yardım eden kişi de m. 220/7 uyarınca örgüt üyesi olarak cezalandırıldığından, yardımın niteliğine göre yapılabilecek üçte bir oranındaki indirim uygulansa bile sonuç ceza bu sınırın altına düşmez.
Dayanak: TCK m. 220/1, m. 220/2, m. 220/7, m. 220/8; TCK m. 49/2, m. 50/1-a
- HAGB ve erteleme
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında eşik, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis olmasıdır ve kararı mahkeme verir; denetim süresi beş yıldır. Alt sınırı iki yıl olan üyelikte (m. 220/2) ve alt sınırı bir yıl olan propagandada (m. 220/8) bu eşiğe inilebilir; alt sınırı beş yıl olan kurma ve yönetmede (m. 220/1) inilemez. Erteleme de aynı iki yıl sınırına tabidir.
Dayanak: CMK m. 231/5, m. 231/8; TCK m. 51/1
Türk Ceza Kanunu m. 220 suç örgütünü nasıl tanımlıyor?
TCK m. 220/1, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranları veya yönetenleri cezalandırır. Ancak maddenin cezalandırdığı şey bir eylem değil bir yapıdır: hüküm, örgütün yapısının, sahip bulunduğu üye sayısının, araç ve gerecinin amaç suçları işlemeye elverişli olmasını arar. Maddenin ikinci cümlesi tek sayısal ölçütü koyar: örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu maddeyi beş unsura ayırır: 1) üye sayısının en az üç kişi olması, 2) üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunması, 3) suç işlemek amacı etrafında fiilî bir birleşmenin bulunması, 4) örgütün niteliği gereği devamlılık göstermesi, 5) amaçlanan suçları işlemeye elverişli üye, araç ve gerece sahip olunması. (Yargıtay CGK, E. 2022/554)1
Bu unsurlardan ikisi uygulamada belirleyicidir. Birincisi hiyerarşidir: Kurul, örgütün soyut bir birleşme olmadığını, bünyesinde hiyerarşik bir ilişki barındırdığını, bu ilişkinin bazı yapılanmalarda gevşek olabileceğini ancak bu sayede örgütün mensupları üzerinde hâkimiyet kuran bir güç kaynağına dönüştüğünü belirtir.1 İkincisi sürekliliktir: örgüt niteliği itibarıyla devamlılık gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek için bir araya gelmesi hâlinde örgütten değil iştirak iradesinden söz edilebilir.1
Suçun işlenmiş olması şart değildir. Ceza Genel Kuruluna göre suç işlemek amacı etrafında fiilî bir birleşme yeterlidir; örgütün varlığının kabulü için suç işlenmesine gerek bulunmadığı gibi, işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur bakımından somutlaştırılması da zorunlu değildir.1 Kanun koyucunun amacı gelecekte işlenebilecek suçları engellemektir; bu yüzden hazırlık hareketi niteliğindeki bu fiiller ayrı ve bağımsız suçlar olarak tanımlanmıştır.1
Yargıtay 4. Ceza Dairesi aynı tanımı, örgütün amaçladığı suçların belirsiz sayıda olması ölçütünü öne çıkararak kurar: örgütün varlığının kabul edilebilmesi için hiyerarşik ilişki içinde en az üç kişiden teşekkül etmesi, yapının üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan belirsiz sayıda suçları işlemeye elverişli bulunması, suç işlemek amacı etrafında fiilî bir birleşme ile işbirliği ve eylemli paylaşım anlayışı içinde hareket edilmesi ve bu doğrultuda devamlılık gösterilmesi gerekir. (Yargıtay 4. CD, E. 2025/2075)2
Suçun mağduru belirli bir kişi değildir. Ceza Genel Kuruluna göre bu suçla korunan hukuki yarar kamu güvenliği ve barışıdır; suçun mağduru öncelikle kamu güvenliği ve barışını sağlamakla yükümlü olan devlet ve toplumu oluşturan bireylerdir.1 Bunun usul hukukundaki sonuçları rehberin son bölümünde ele alınmaktadır.
Suç örgütü ile iştirak arasındaki sınır nerede?
Bu ayrım, TCK m. 220 dosyalarının en çok tartışılan konusudur; çünkü aynı olayda birden fazla kişinin birlikte hareket etmesi tek başına örgüt anlamına gelmez. Ceza Genel Kurulu sınırı tek cümleyle çizer: kişilerin belirli bir suçu veya suçları işlemek için bir araya gelmesi hâlinde örgüt değil, iştirak ilişkisinden söz etmek gerekir.1 Örgüt kurma suçunun iştirakten temel farkı, örgütün devamlılığı ve belirlenmemiş sayıda suç işlemek amacıyla bir birleşmenin söz konusu olmasıdır.1
Yargıtay 4. Ceza Dairesi de aynı ayrımı yapar ve devamlılığı belirleyici sayar: örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek amacı için bir araya gelmesi hâlinde örgütten değil iştirak iradesinden söz edilebilecektir.2 TCK m. 37 ve devamındaki iştirak hükümleri ile m. 220 arasındaki tercih, olayın bu ölçüte göre nitelendirilmesiyle yapılır.
Sınırın nasıl işlediğini gösteren somut bir örnek, göçmen kaçakçılığı dosyasında görülür. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, dosya kapsamına göre sanıklar arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişki saptanamadığını belirterek suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığına karar vermiş ve mahkûmiyeti bozmuştur. (Yargıtay 5. CD, E. 2021/5323)3 Aynı kararda Daire, örgüt kurma suçu sabit olmayınca ve üyelik davaları düştüğünde eylemlerin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmediğinin kabulü gerektiğini, bu nedenle göçmen kaçakçılığı cezalarında örgüt kapsamında işlenmeye bağlı artırım yapılmasının fazla ceza tayini anlamına geldiğini saptamıştır.3
Yargıtay 5. Ceza Dairesi başka bir dosyada, sanıkların bir kısmının birbirleriyle akraba ve arkadaş, bir kısmının arada iş ilişkisi bulunan kişiler olduğu bir olayda, bu kişilerin devamlılık gösterecek şekilde planlı bir ortaklık, işbölümü ve paylaşım anlayışı içinde bir araya geldiklerine, aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bir bağ bulunduğuna ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğunun gerekçeli olarak tartışılması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. (Yargıtay 5. CD, E. 2021/11740)4 Akrabalık, hemşehrilik ve mesleki beraberlik gibi ilişkiler, örgütsel ilişkinin yerine geçmez.
Ayrım yalnızca m. 220 ile iştirak arasında değildir. TCK m. 314'teki silahlı örgüt, bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları, yani devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçları işlemek amacıyla kurulan örgütü cezalandırır ve cezası kurma-yönetme için on yıldan onbeş yıla kadar hapistir. Ceza Genel Kurulunun ifadesiyle terör örgütleri siyasi bir amaca yönelik kurulurken suç örgütleri maddi çıkar elde etme amacıyla kurulur.1 TCK m. 314/4 uyarınca örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler silahlı örgüt suçu açısından da aynen uygulanır.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun cezası nedir?
TCK m. 220/1'e göre örgüt kuran veya yönetenlerin cezası beş yıldan on yıla kadar hapistir. TCK m. 220/2'ye göre kurulmuş olan örgüte üye olanların cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Kanun bu fıkralarda adli para cezasını seçenek olarak öngörmez.
Tek genel artırım sebebi maddenin üçüncü fıkrasındadır: TCK m. 220/3 uyarınca örgütün silahlı olması hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısı oranında artırılır. Bu artırım hem kurucu ve yöneticiye hem üyeye uygulanır.
TCK m. 220/5'e 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanun'la eklenen cümle ikinci bir artırım getirmiştir: örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması hâlinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır. Bu artırım yalnızca yöneticiler bakımından öngörülmüştür.
Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, TCK m. 220/7 uyarınca örgüt üyesi olarak cezalandırılır; yani cezası m. 220/2'deki aralıktan belirlenir. Aynı fıkra, örgüt üyeliğinden dolayı verilecek cezanın yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebileceğini söyler.
TCK m. 220/8, örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi için bir yıldan üç yıla kadar hapis öngörür; suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır.
Bu aralıklar suç tarihine göre değişebilir. TCK m. 220/1'in ceza aralığı geçmişte bugünkünden farklıydı; TCK m. 7/2 uyarınca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır. Bu nedenle eski tarihli fiillere ilişkin Yargıtay kararlarında bu fıkra için başka aralıklar görülür.
Maddenin altıncı fıkrası bugün yürürlükte değildir. Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyenleri cezalandıran TCK m. 220/6, 2/3/2024 tarihli 7499 sayılı Kanun'la yeniden düzenlendikten sonra Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 tarihli, E. 2024/81, K. 2024/189 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle 2024 öncesindeki tarihli kararlarda m. 220/6'ya dayanılarak kurulmuş hükümlere rastlanır; o hükümler suç tarihinde yürürlükte olan metne göre verilmiştir ve bugünkü hukuki durumu göstermez.
Örgüt faaliyeti çerçevesinde bir suç işlenmişse TCK m. 220/4 uyarınca ayrıca o suçtan da cezaya hükmolunur. Yani örgüt suçu ile amaç suç arasında içtima yoktur; iki ceza yan yana verilir. Aynı fıkralar bir dosyada birlikte uygulandığında sonuç ceza hızla yükselir: örgüt yöneticisi hem m. 220/1'den hem de örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen her suçtan ayrıca cezalandırılabilir.
Örgüt mensubu olmanın cezanın infazına da etkisi vardır. Ceza Genel Kurulunun aktardığı biçimiyle TCK m. 58/9, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedileceğini söyler; TCK m. 6/1-j uyarınca örgüt mensubu suçlu, bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına suç işleyen kişidir.1 Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığın atılı suçları örgüt kapsamında işlediği anlaşıldığında m. 58/9'un uygulanmasıyla yetinilmesi, ayrıca adli sicildeki tekerrüre esas ilamların gösterilmemesi gerektiğini, aksi hâlin infazda karışıklığa yol açacağını belirtmiştir. (Yargıtay 1. CD, E. 2023/1671)5
Örgüt kurucusu, yöneticisi ve üyesi nasıl ayrılıyor?
Kanun kurucu ve yöneticiyi m. 220/1'de, üyeyi m. 220/2'de ayrı cezalara bağladığı için bu nitelendirme doğrudan ceza miktarını belirler. Yargıtay 4. Ceza Dairesi ölçütü basit koyar: failler örgütteki konumlarına göre yönetici veya üye olarak nitelendirilir; örgütü sevk ve idare eden fail yönetici, örgütün amaçları doğrultusunda hiyerarşik yapısına dahil olan fail ise doğrudan örgüt üyesi olarak kabul edilir.2
Yönetici sıfatının tespitinde belirleyici olan unvan değildir. Ceza Genel Kuruluna göre failin örgüt yöneticisi olup olmadığı, örgütün organizasyon yapısı, hiyerarşisi ve kişilere verilen görevlerin önemi esas alınarak belirlenir; bu tespitte belirleyici olan failin örgüt hiyerarşisi içindeki sıfatı değil, yönetip yönlendirdiği faaliyetlerin örgütün amaç ve etkinliği bakımından önemidir.1
Üyelik ise organik bağ üzerinden tanımlanır. Ceza Genel Kuruluna göre örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir; organik bağ canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur.1 Üyeyi yardım edenden ayıran fark, üyenin hiyerarşi içinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın yerine getirmeye hazır olmasıdır.1
Üyelik için suç işlemiş olmak gerekmez, ama somut bir katkı gerekir. Ceza Genel Kurulu, örgüt üyesinin bu suçtan cezalandırılması için örgüt faaliyeti kapsamında bir suç işlemesinin şart olmadığını, ancak örgütün varlığına veya güçlendirilmesine nedensel bir bağ taşıyan maddi ya da manevi somut bir katkısının bulunması gerektiğini; üyelik mütemadi bir suç olduğundan eylemlerde bir süre devam eden yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arandığını belirtmiştir.1
Bu nitelendirmenin gerekçesiz bırakılması bozma sebebidir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, sanıkların örgüt şeması içindeki yönetici konumlarının ileri sürülen savunma ve deliller karşısında gerekçelendirilmemesini, delillerle sonuç arasında bağ kurulmamasını ve cezanın şahsileştirilmemesini CMK m. 289/1-g kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli saymıştır. (Yargıtay 6. CD, E. 2025/549)6
Kanun, kurucu ve yönetici için ayrı bir ceza aralığı öngörmez; ikisi de m. 220/1'deki beş yıldan on yıla kadar hapisle cezalandırılır. Fark, m. 220/5'in yalnızca yöneticilere yüklediği ek sorumlulukta ve çocukların araç olarak kullanılması hâlinde yine yalnızca yöneticilere uygulanan artırımda ortaya çıkar.
Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan kim sorumlu olur? (TCK m. 220/4 ve m. 220/5)
TCK m. 220/4, örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunacağını söyler. TCK m. 220/5 ise buna bir özel faillik kuralı ekler: örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.
Ceza Genel Kurulu bu hükmü ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine getirilmiş bir istisna olarak okur: m. 220/5 ile TCK m. 20'deki ceza sorumluluğunun şahsiliği ve faillik bakımından fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurma ilkelerine istisna getirilmiştir; örgüt yöneticileri fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmasalar da örgüt üzerindeki mutlak hâkimiyetleri nedeniyle faildirler.1
Bu istisna yöneticiyle sınırlıdır. Ceza Genel Kurulu, örgütlü suçlarda nihai amaçta birleşme nedeniyle birlikte suç işleme kararının varlığı kabul edilse dahi fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurulmadığından, örgüt yöneticileri dışında kalan örgüt mensuplarının örgüt faaliyeti kapsamında işlenen her suçta müşterek fail olarak sorumlu tutulamayacağında tereddüt bulunmadığını belirtmiştir.1 Yani üye, kendi katıldığı suçtan sorumludur; örgütün işlediği her suçtan değil.
Yönetici bakımından da sorumluluk sınırsız değildir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, ilgili madde ve gerekçesi nedeniyle adeta kusursuz sorumluluk gibi sadece örgüt yöneticisi olmanın mahkûmiyet için yeterli kabul edilemeyeceğini; sorumluluk için yöneticinin somut olayda örgüt üyesi ve işlenecek amaç suç üzerinde hâkimiyet, kontrol, bilgi ve yönlendirme güç ve yetkisinin bulunması gerektiğini belirtmiştir.6 Aynı kararda Daire, yöneticinin sorumlu tutulabilmesi için en azından asgari düzeyde eylemden bilgisinin olması gerektiğini, eylemden haberdar olmaması hâlinde sırf örgüt yöneticisi olması sebebiyle kendisine kusursuz sorumluluk yüklenemeyeceğini saptamıştır.6
Daire ayrıca m. 220/5'in ne zaman devreye girmeyeceğini de açıklar: örgüt yöneticisi bizzat veya bir başka örgüt mensubu ile müşterek fail olarak suç işlediğinde ya da bir örgüt mensubunu azmettirdiğinde TCK m. 37 veya m. 38'e göre ceza alacaktır; bu durumda m. 220/5'in uygulama alanı bulunmayacaktır, çünkü bir suçtan iki defa ceza verilmesi mümkün değildir.6
Uygulamada m. 220/4 ile m. 220/5 aynı dosyada birlikte işler. Bir dosyada ilk derece mahkemesi, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürmeye teşebbüs ve nitelikli yağma suçlarında üyeler hakkında m. 220/4, yönetici hakkında m. 220/5 delaletiyle hüküm kurmuş; Yargıtay 1. Ceza Dairesi örgüt yöneticiliğinden kurulan hükmü esastan yerinde bulmuştur.5 Ceza Genel Kurulu da bir başka dosyada, örgüt yöneticisinin talimatı doğrultusunda hareket edildiği saptanan nitelikli yağmanın örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğini ve örgüt liderinin bu suçtan m. 220/5 uyarınca sorumlu tutulması gerektiğini kabul etmiştir. (Yargıtay CGK, E. 2024/28)7
Bağın kopması ters yönde de sonuç doğurur. Örgütün varlığı sabit görülmediğinde, eylemlerin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği kabul edilemez ve amaç suçta örgüte bağlı artırımlar uygulanamaz.3
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nasıl ispatlanır?
Örgüt dosyalarının delili çoğunlukla iletişimin denetlenmesi kayıtları, fiziki takip tutanakları ve beyanlardır. Yargıtay bu delillerin tek başına örgütü ispatlamaya yetmediği konusunda açık davranmaktadır. Dairelerin kararlarından çıkan ölçütler şunlardır:
- 1) Hiyerarşi somut delille gösterilmelidir. Bir suç örgütünün varlığı için hiyerarşik yapılanmanın amaç suçları işlemede devamlılığını gösteren somut deliller ile emir-komuta zincirini ortaya koyan temel yapılanmaya ulaşılması gerekir.3
- 2) Lakap kullanmak, üstü kapalı konuşmak ve sık görüşmek örgüt kurmaz. Daireye göre birkaç kişinin telefon konuşmalarında lakap kullanması, üstü kapalı veya yüz yüze konuşma ve buluşma istekleri, örgüt şemaları, sadece iletişim tespit bilgileri ve kimin kimi ne kadar süre ve sıklıkla aradığı gibi tespitler tek başına hiyerarşik yapıyı ortaya koymaz.3
- 3) Kanun metnini tekrarlamak gerekçe yerine geçmez. Sadece yasal düzenlemelerin tekrarı ve yorumu ile suç örgütünün varlığı kabul edilemez; kavramın klişe, basmakalıp ve soyut cümlelerle belirlenip her eylemde uygulanması hukuki olmaz.4
- 4) Kurucu, yönetici ve üyeler tek tek belirlenmelidir. Örgütün kurucusu, yöneticisi ve üyelerinin kesin ve tartışmasız olarak belirlenip, her birinin yapılanmanın içinde ne şekilde yer aldığının soyut değil somut biçimde saptanması gerekir.3
- 5) Telefon kayıtları başka delillerle doğrulanmalıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, telefon görüşme kayıtlarının başka deliller ile doğrulanmadıkça faillerin cezalandırılması açısından tek başına yeterli delil niteliğinde olmadığını belirtmiştir.2
- 6) Dinleme kararının hangi suç için alındığı denetlenir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, ihaleye fesat karıştırma suçundan alınan dinleme kararının icrası sırasında elde edilen kayıtlar bakımından, örgüt kurma ve yönetme suçundan usulünce alınmış ayrı bir dinleme kararı bulunup bulunmadığının ve bu görüşmelerin savcılığa ne zaman bildirildiğinin araştırılması gerektiğini saptamıştır.4
- 7) Tesadüfi delil ancak katalog suçlarda kullanılır. Ceza Genel Kuruluna göre iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen delilin kullanılabilmesi için ortaya çıkardığı suçun da CMK m. 135'teki katalogda yer alması gerekir; katalogda olmayan suçun ispatında bu delil hükme esas alınamaz.7 Katalogun bugünkü metninde (CMK m. 135/8-a-9) bu suç bakımından yalnızca TCK m. 220/3, yani örgütün silahlı olması hâli sayılmıştır; maddenin diğer fıkraları katalog dışındadır. Kararlarda alıntılanan daha geniş katalog listeleri, o dosyalarda tedbirin uygulandığı suç tarihinde yürürlükte olan metindir.
- 8) Dinlemenin dayanağı olan örgüt suçundan beraat, kayıtları da düşürür. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, yağma suçundan yürüyen bir dosyada, dinleme kararlarına esas olan örgüt kurma ve örgüt üyeliği suçlarından daha önce beraat kararı verildiğini saptayarak elde edilen dinleme kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu ve yağma suçunda hükme esas alınamayacağını belirtmiştir. (Yargıtay 6. CD, E. 2023/17981)8
- 9) Gerekçe denetime elverişli olmalıdır. Hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, delillerin tartışılması, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekir; bu yapılmazsa hüküm CMK m. 289/1-g kapsamında hukuka kesin aykırı olur.6
- 10) Şüphe sanık lehine yorumlanır. Ceza Genel Kuruluna göre gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz; ceza mahkûmiyeti herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalıdır.7
TCK m. 221 etkin pişmanlık hükümleri ne zaman uygulanır?
TCK m. 221, örgüt suçlarında dosyanın seyrini tümüyle değiştirebilecek beş ayrı hâl düzenler. Fıkralar farklı kişilere ve farklı zamanlara bağlıdır; hangisinin uygulanacağı kişinin örgütteki konumuna ve pişmanlığın gösterildiği ana göre belirlenir.
1) TCK m. 221/1, kurucu ve yöneticiler içindir: soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz. İki koşul birlikte aranır: soruşturma başlamamış olmalı ve amaç suç işlenmemiş olmalıdır.
2) TCK m. 221/2, örgüt üyesi içindir: örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildiren üye hakkında cezaya hükmolunmaz.
3) TCK m. 221/3, yakalanmış üye içindir: örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesi, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi verirse hakkında cezaya hükmolunmaz.
4) TCK m. 221/4, en geniş kapsamlı fıkradır ve kurucu, yönetici, üye ile örgüte yardım edeni birlikte kapsar. Kişi gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verirse, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan cezaya hükmolunmaz. Bu bilgiler yakalandıktan sonra verilirse ceza verilmesinden vazgeçilmez, ancak cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.
5) TCK m. 221/5 sonucu tamamlar: etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur ve bu süre üç yıla kadar uzatılabilir. TCK m. 221/6 uyarınca bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri aynı kişi hakkında birden fazla uygulanmaz.
Fıkralar arasındaki en önemli ayrım, amaç suça iştirak edilip edilmediğidir. İkinci ve üçüncü fıkralar yalnızca örgüt faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş üye için işler; iştirak etmiş kişinin başvurabileceği yol dördüncü fıkradır ve orada da ceza verilmemesi teslim olmanın gönüllü olmasına bağlıdır. Etkin pişmanlık hükümleri örgüt suçundan verilecek cezayı etkiler; örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş ayrı suçlar bakımından ise m. 220/4'e göre kurulan hükümler yerinde durur.
Örgüt suçlarında yargılama, katılma ve infaz nasıl işler?
Görevli mahkeme çoğu zaman yanlış varsayılır. 5235 sayılı Kanun m. 12, bazı suçları cezadan bağımsız olarak ağır ceza mahkemesine verir; bu listede Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmındaki dört, beş, altı ve yedinci bölümler sayılmıştır. TCK m. 220 ise Üçüncü Kısımdaki kamu barışına karşı suçlar arasındadır ve bu sayımın dışında kalır. 5235 sayılı Kanun m. 14 uyarınca görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırına bakılır; m. 220/1'in üst sınırı on yıl olduğundan m. 12'deki "on yıldan fazla" ölçütü gerçekleşmez ve dava, m. 11 uyarınca asliye ceza mahkemesinde görülür. Bu, örgüt dosyalarının fiilen asliye cezada görüldüğü anlamına gelmez: örgüt suçu çoğu zaman yağma gibi ağır cezalık bir suçla birlikte açılır ve CMK m. 9 uyarınca bağlantılı davalar birleştirilerek yüksek görevli mahkemede, yani ağır ceza mahkemesinde görülür.
Suçun mağduru kamu olduğu için katılma hakkı da dardır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, suç örgütü kurma ve örgüte üye olma suçlarından açılan davalarda katılanların CMK m. 237/1 uyarınca kamu davasına katılma haklarının ve m. 260/1 gereği bu suçtan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığını belirterek temyiz istemlerini reddetmiştir. (Yargıtay 11. CD, E. 2022/3976)9 Yargıtay 5. Ceza Dairesi aynı ölçütü kurumlar bakımından uygular: "suçtan zarar görme" kavramı "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılmalıdır, dolaylı veya muhtemel zararlar davaya katılma hakkı vermez; bu nedenle Hazine ve ilgili bakanlığın örgüt kurma ve örgüte üye olma suçlarından katılma ve temyiz hakkı yoktur. (Yargıtay 5. CD, E. 2022/2180)10 Daire, mahkemece usulsüz verilen katılma kararlarının da temyiz hakkı vermeyeceğini eklemiştir.10
Zamanaşımı fıkraya göre değişir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi ve Yargıtay 4. Ceza Dairesi, m. 220/2'deki örgüte üye olma suçunun cezasının üst sınırı itibarıyla TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıllık olağan, m. 67/4 uyarınca on iki yıllık olağanüstü dava zamanaşımına tabi olduğunu belirtmiştir.32 Aynı süreler Yargıtay 5. Ceza Dairesince m. 220/7'deki örgüte yardım etme suçu bakımından da uygulanmıştır. (Yargıtay 5. CD, E. 2021/5837)11 Kurma ve yönetmede üst sınır on yıl olduğundan TCK m. 66/1-d devreye girer ve olağan süre on beş yıla çıkar.
Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği iddia edilen suçun nitelendirilmesi ayrıca denetlenir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, örgüt merkezi olarak kullanılan bir mekânda oluşan kumar borcunun telefonla tehdit edilerek istenmesinden ibaret eylemler bakımından yağma suçunun unsurlarının oluşmadığını, eylemin tehdit suçunu oluşturduğunu saptamıştır.5 Aynı Daire, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar hukuken ortadan kalkmadıkça veya aleyhe yeni delil ortaya konulmadıkça aynı fiil için kamu davası açılamayacağını da hatırlatmaktadır.5
Mahkûmiyetin infaz aşamasındaki sonucu, örgüt mensubu suçlu sıfatıdır. TCK m. 58/9 uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri, tekerrürün koşulları oluşmasa dahi örgüt mensubu suçlu hakkında uygulanır; Ceza Genel Kurulu bunun sebebini bu kişilerin diğer suç faillerine göre suça eğilimlerinin yüksek kabul edilmesi olarak açıklamaktadır.1
İlgili mevzuat
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısı oranında artırılır.
(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.
(5) (Ek cümle:24/12/2025-7571/20 md.) Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır. Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.
(6) (Değişik:2/3/2024-7499/10 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/189 Sayılı Kararı ile)
(7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.
(8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Etkin pişmanlık
Madde 221- (1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.
(5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.
(6) (Ek: 6/12/2006 – 5560/8 md.) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Silâhlı örgüt
Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) (Ek:2/3/2024-7499/11 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 5/11/2024 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/189 Sayılı Kararı ile)
(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.
Kaynak: Türk Ceza Kanunu (5237)
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Ağır ceza mahkemesinin görevi
Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.)
Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), (…) hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yargılayacağı kişilere ilişkin hükümler, askerî mahkemelerin görevlerine ilişkin hükümler ile çocuklara özgü kovuşturma hükümleri saklıdır.
Metin mevzuat.adalet.gov.tr'den 8 Eylül 2026 tarihinde alınmıştır.
Yargıtay kararları
Aşağıdaki özetler kararların kendi metnine dayanır; her kararın kaynaktaki sayfasına bağlantı verilmiştir.
1.Örgütün varlığı için aranan beş unsur ve iştirakten ayrımıYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2022/554 · K. 2025/331 ·
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, çek senet tahsilatı ve haraç toplama eylemleri nedeniyle örgüt kurma, yönetme ve üyelik suçlarından kurulan mahkûmiyetlerin yasal unsurlarının oluşmadığını ileri sürerek itiraz etmişti. Ceza Genel Kurulu itirazı reddederken TCK m. 220 anlamında örgütün unsurlarını beş başlıkta toplamış; en az üç kişi, gevşek de olsa hiyerarşik bağ, suç işlemek amacı etrafında fiilî birleşme, devamlılık ve amaç suçları işlemeye elverişli üye, araç ve gereç ölçütlerini saymıştır. Kurul ayrıca örgüt üyeliğini organik bağ üzerinden tanımlamış, örgüt yöneticilerinin m. 220/5 uyarınca sorumluluğunun ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine getirilmiş bir istisna olduğunu ve bu istisnanın yönetici dışındaki mensuplara uzatılamayacağını belirtmiştir.
Sonuç: Belirli bir suçu birlikte işlemek üzere bir araya gelmek iştiraktir; örgüt, devamlılık ve belirlenmemiş sayıda suç amacı gerektirir.
2.Yönetici ile üye ayrımı ve telefon kayıtlarının tek başına yetmemesiYargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2025/2075 · K. 2025/9188 ·
Asliye ceza mahkemesinde görülen göçmen kaçakçılığı ve örgüte üye olma dosyasında Daire, önce m. 220/2'nin cezasının üst sınırına göre sekiz yıllık olağan ve on iki yıllık olağanüstü zamanaşımının dolduğunu saptayarak üyelik davalarını düşürdü. Ardından, göçmen kaçakçılığı cezalarında örgüt kapsamında işlenmeye bağlı artırımın uygulanıp uygulanmayacağını belirlemek için örgütün varlığının araştırılması gerektiğini belirtti ve örgütün unsurlarını hiyerarşik ilişki içinde en az üç kişi, belirsiz sayıda suçu işlemeye elverişli yapı, fiilî birleşme ve devamlılık olarak sıraladı. Daire, örgütü sevk ve idare edenin yönetici, hiyerarşik yapıya dahil olanın üye sayılacağını; telefon görüşme kayıtlarının başka delillerle doğrulanmadıkça tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak hükümleri bozdu.
Sonuç: Nitelendirme örgütteki konuma göre yapılır; tape kayıtları başka delille desteklenmedikçe mahkûmiyete yetmez.
3.Gevşek de olsa hiyerarşi saptanamıyorsa örgüt suçu oluşmazYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2021/5323 · K. 2025/15613 ·
Göçmen kaçakçılığı ve rüşvet suçlarıyla birlikte yürütülen dosyada sanıklardan biri hakkında örgüt kurma, diğerleri hakkında örgüte üye olma suçlarından mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, bir suç örgütünün varlığı için hiyerarşik yapılanmanın devamlılığını gösteren somut deliller ile emir-komuta zincirini ortaya koyan temel yapılanmaya ulaşılması gerektiğini; lakap kullanımı, üstü kapalı konuşmalar, örgüt şemaları ve salt iletişim tespit bilgilerinin tek başına hiyerarşiyi ortaya koymayacağını belirtti. Dosya kapsamına göre sanıklar arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişki saptanamadığından örgüt kurma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığını saptayarak hükmü bozdu; üyelik davalarını ise m. 220/2 için öngörülen sekiz yıllık olağan ve on iki yıllık ilaveli zamanaşımı dolduğundan düşürdü.
Sonuç: Örgüt iddiasının çekirdeği hiyerarşidir; somut delille gösterilemiyorsa geriye iştirak ilişkisi kalır.
4.Akrabalık, arkadaşlık ve iş ilişkisi tek başına örgütsel bağ sayılmazYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2021/11740 · K. 2026/1888 ·
İhaleye fesat karıştırma soruşturması kapsamında alınan dinleme kararlarının icrası sırasında elde edilen kayıtlara dayanılarak sanıklar hakkında ayrıca örgüt kurma ve yönetme suçundan mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, örgüt kurma suçundan usulünce alınmış ayrı bir dinleme kararı bulunup bulunmadığının ve bu görüşmelerin savcılığa ne zaman bildirildiğinin araştırılması gerektiğini belirtti. Esas bakımından ise, bir kısmı akraba ve arkadaş olan, bir kısmı arasında iş ilişkisi bulunan sanıkların devamlılık gösterecek biçimde planlı bir ortaklık ve işbölümü içinde bir araya geldiklerine, aralarında sıkı veya gevşek hiyerarşik bağ bulunduğuna ilişkin kanıtların gerekçeli olarak tartışılmadığını saptayarak hükümleri bozdu.
Sonuç: Aralarında akrabalık veya ticari ilişki bulunan kişilerin birlikte hareketi, hiyerarşi gösterilmedikçe örgüt sayılmaz.
5.Örgüt mensubu suçluda m. 58/9 ile tekerrür ilamları birlikte gösterilemezYargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2023/1671 · K. 2025/1321 ·
İlk derece mahkemesi, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiğini kabul ettiği kasten öldürmeye teşebbüs ve nitelikli yağma suçlarında üyeler hakkında TCK m. 220/4, yönetici hakkında m. 220/5 delaletiyle hüküm kurmuştu. Daire örgüt yöneticiliğinden kurulan hükmü esasen yerinde buldu; ancak sanığın suçları örgüt kapsamında işlediği anlaşıldığından m. 58/9'un uygulanmasıyla yetinilmesi, ayrıca adli sicildeki tekerrüre esas ilamların gösterilmemesi gerektiğini, aksi hâlin infazda karışıklığa yol açacağını belirterek hükmü düzelterek onadı. Aynı kararda Daire, kumar borcunun telefonla tehdit edilerek istenmesinden ibaret eylemlerde yağma suçunun unsurlarının oluşmadığını, eylemin tehdit suçunu oluşturduğunu saptayarak ilgili hükümleri bozdu.
Sonuç: Örgüt mensubu suçlu sıfatı mükerrirlere özgü infaz rejimini zaten getirir; ayrıca tekerrür uygulanması infazı karıştırır.
6.Örgüt yöneticisine kusursuz sorumluluk yüklenemez: m. 220/5 için asgari bilgi aranırYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2025/549 · K. 2025/4683 ·
İlk derece mahkemesi, örgüt kurucusu ve yöneticisi kabul ettiği sanıkları TCK m. 220/4-5 uyarınca örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği kabul edilen her suçtan ayrı ayrı sorumlu tutmuştu. Daire, m. 220/5'in adeta kusursuz sorumluluk gibi uygulanamayacağını; yöneticinin sorumlu tutulabilmesi için somut olayda amaç suç üzerinde hâkimiyet, kontrol, bilgi ve yönlendirme yetkisinin bulunması, en azından asgari düzeyde eylemden bilgisinin olması gerektiğini belirtti. Yöneticinin bizzat fail veya azmettiren olduğu hâllerde m. 37 ve m. 38 uygulanacağından m. 220/5'in devreye girmeyeceğini de vurguladı ve sanıkların hiyerarşik yapı içinde eyleme katıldığına dair somut delillerin tartışılmamasını hukuka aykırı bularak hükümleri bozdu.
Sonuç: Yönetici sıfatı tek başına yetmez; her suç için hâkimiyet ve en azından bilgi ortaya konmalıdır.
7.Tesadüfi delil, ortaya çıkardığı suç da katalogda değilse kullanılamazYargıtay Ceza Genel Kurulu · E. 2024/28 · K. 2025/40 ·
Örgüt kurma ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından alınan dinleme kararının icrası sırasında, sanığın nitelikli yağma suçunu işlediği şüphesini uyandıran kayıtlar elde edilmişti. Ceza Genel Kurulu, tesadüfen elde edilen delilin hukuka uygun sayılabilmesi için yalnızca tedbire konu suçun değil, delilin ortaya çıkardığı suçun da CMK m. 135'teki katalogda bulunması gerektiğini belirterek, suç tarihi itibarıyla katalogda yer almayan yağma suçunun ispatında bu kayıtların hükme esas alınamayacağına karar verdi. Kurul aynı kararda, örgüt yöneticisinin talimatı doğrultusunda hareket edildiği saptanan yağma eyleminin örgüt faaliyeti kapsamında işlendiğini ve örgüt liderinin m. 220/5 uyarınca sorumlu tutulması gerektiğini kabul ederek Başsavcılık itirazını reddetti.
Sonuç: Dinleme örgüt suçundan alınmış olsa da, ortaya çıkan suç katalogda değilse o suçta delil olarak kullanılamaz.
8.Yağma dosyasında dinlemenin dayanağı örgüt suçlarından beraat edilmişse kayıtlar hukuka aykırıdırYargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2023/17981 · K. 2025/1605 ·
Nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde, dinleme kayıtları delil olarak kullanılmıştı. Daire, suç tarihi itibarıyla yağma suçunun CMK m. 135'teki katalogda bulunmadığını, yağmayı dinleme kapsamına alan 2014 tarihli değişikliğin aleyhe geçmişe yürümeyeceğini; dinleme kararlarına esas olan örgüt kurma ve örgüt üyeliği suçlarından ise dava konusu iddianame öncesinde beraat kararı verildiğini saptadı. Bu nedenle kayıtların hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu ve yağma suçunda hükme esas alınamayacağını; ayrıca mağdurun beyanındaki tehdit unsurunun tartışılmadığını belirterek hükmü bozdu. Bu dosyada örgüt suçlarından kurulmuş bir hüküm temyiz incelemesine konu değildir; Dairenin tespiti, başka bir dosyada verilmiş örgüt beraatının dinleme kayıtları üzerindeki etkisine ilişkindir.
Sonuç: Dinlemenin dayanağı olan örgüt suçundan beraat edilmişse, o dinlemeyle elde edilen kayıtlar başka suçta da kullanılamaz.
9.Dolandırıcılık mağduru, aynı dosyadaki örgüt hükmünü temyiz edemezYargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2022/3976 · K. 2026/1444 ·
Asliye ceza mahkemesinde görülen ve suç örgütü kurmak, çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak ile dolandırıcılık suçlarını kapsayan davada bölge adliye mahkemesi sanıkların beraatine karar vermiş, dolandırıcılık mağdurları bu hükümleri temyiz etmişti. Daire, örgüt suçları yönünden katılanların CMK m. 237/1 uyarınca kamu davasına katılma haklarının ve m. 260/1 gereği bu suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığını belirterek temyiz istemlerini reddetti. Dolandırıcılık suçu yönünden ise olağan dava zamanaşımının dolduğunu saptayarak hükümleri bozdu ve kamu davalarının düşmesine karar verdi.
Sonuç: Örgüt suçunun mağduru kamudur; dolandırılan kişi bile örgüt hükmünü temyiz edemez.
10.Hazine ve bakanlıklar örgüt suçundan doğrudan zarar görmez, davaya katılamazYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2022/2180 · K. 2025/11957 ·
Örgüt kurma, örgüte üye olma, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlarını kapsayan dosyada Hazine ile bir bakanlık katılan sıfatıyla beraat hükümlerini temyiz etmişti. Daire, Ceza Genel Kurulu kararlarına dayanarak "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiğini, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceğini belirtti; örgüt suçları bakımından bu kurumların doğrudan zarar görmediğini saptayarak temyiz istemlerini reddetti ve usulsüz verilen katılma kararlarının da temyiz hakkı vermeyeceğini ekledi. Esasa ilişkin olarak da m. 220/2'deki üyelik suçunun sekiz yıllık olağan zamanaşımının dolduğunu saptadı.
Sonuç: Örgüt suçunda katılma hakkı doğrudan zarar görene aittir; kamu kurumlarının dolaylı zararı yeterli değildir.
11.Örgüte yardım etme suçunda zamanaşımı sekiz yıl, olağanüstü süre on iki yıldırYargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2021/5837 · K. 2025/13595 ·
Tefecilik faaliyeti yürüttüğü iddia edilen bir yapıya ilişkin dosyada sanıklar hakkında örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme ile örgüt adına suç işleme suçlarından mahkûmiyet kurulmuştu. Daire, bu suçların TCK m. 220/6-7'de öngörülen cezalarının üst sınırı itibarıyla m. 66/1-e ve m. 67/4 uyarınca sekiz yıllık asli ve on iki yıllık ilaveli dava zamanaşımına tabi olduğunu belirleyerek hükümleri bozdu ve kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verdi. Daire ayrıca hükümde kanun yolu süresinin bir hafta yerine on beş gün gösterilmesiyle tarafların yanıltıldığını, bu nedenle sonradan yapılan temyizin süresinde sayılması gerektiğini kabul etti.
Sonuç: Örgüte yardım eden örgüt üyesi gibi cezalandırıldığından zamanaşımı da üyelikteki gibi sekiz yıldır.
Sık sorulan sorular
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun cezası nedir?
TCK m. 220/1'e göre kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuran veya yönetenler beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Kurulmuş olan örgüte üye olmanın cezası m. 220/2 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Örgütün silahlı olması hâlinde m. 220/3 uyarınca bu cezalar yarısı oranında artırılır. Kanun bu suçta adli para cezasını seçenek olarak öngörmez; ancak sonuç ceza bir yıl veya daha az süreli hapse inerse TCK m. 50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Ceza aralıkları suç tarihine göre değişebilir; TCK m. 7/2 uyarınca failin lehine olan kanun uygulanır.
Kaç kişi bir araya gelirse suç örgütü kurulmuş sayılır?
TCK m. 220/1'in son cümlesine göre örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. Ancak sayı tek başına yeterli değildir. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre bu üç kişi arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunmalı, suç işlemek amacı etrafında fiilî bir birleşme olmalı, yapı devamlılık göstermeli ve amaçlanan suçları işlemeye elverişli üye, araç ve gerece sahip olunmalıdır.
Birlikte suç işlemek örgüt kurmak sayılır mı?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre kişilerin belirli bir suçu veya suçları işlemek için bir araya gelmesi hâlinde örgütten değil iştirak ilişkisinden söz edilir. Örgütü iştirakten ayıran şey, yapının devamlılık göstermesi ve belirlenmemiş sayıda suç işlemek amacıyla kurulmuş olmasıdır. Bu nedenle iki kişinin ya da üç kişinin tek bir suçu birlikte işlemesi TCK m. 220 kapsamına girmez.
Suç örgütü ile terör örgütü arasındaki fark nedir?
Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre terör örgütleri siyasi bir amaca yönelik kurulurken suç örgütleri maddi çıkar elde etme amacıyla kurulur. Hukuki karşılığı da farklıdır: TCK m. 220 kamu barışına karşı suçlar arasındadır, TCK m. 314'teki silahlı örgüt ise devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçları işlemek amacıyla kurulan örgütü cezalandırır ve cezası çok daha ağırdır. TCK m. 314/4 uyarınca örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler silahlı örgüt suçunda da aynen uygulanır.
Örgüte üye olmadan yardım eden kişi nasıl cezalandırılır?
TCK m. 220/7'ye göre örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Yani ceza m. 220/2'deki iki yıldan beş yıla kadar hapis aralığından belirlenir. Aynı fıkra, örgüt üyeliğinden verilecek cezanın yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebileceğini söyler.
Örgüt üyesi olmadan örgüt adına suç işlemek hâlâ suç mu?
Bu hâli düzenleyen TCK m. 220/6 bugün yürürlükte değildir. Fıkra 2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun'la yeniden düzenlendikten sonra Anayasa Mahkemesinin 5 Kasım 2024 tarihli, E. 2024/81, K. 2024/189 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle daha eski tarihli Yargıtay kararlarında m. 220/6'ya dayanan hükümlere rastlanır; bunlar suç tarihinde yürürlükte olan metne göre verilmiştir.
Örgüt yöneticisi, örgütün işlediği bütün suçlardan sorumlu olur mu?
TCK m. 220/5 örgüt yöneticilerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılacağını söyler. Ancak Yargıtay 6. Ceza Dairesi bunun kusursuz sorumluluk gibi uygulanamayacağını, yöneticinin sorumlu tutulabilmesi için somut olayda amaç suç üzerinde hâkimiyet ve yönlendirme yetkisinin bulunması, en azından asgari düzeyde eylemden bilgisinin olması gerektiğini belirtmektedir. Yönetici dışındaki üyeler ise örgütün her suçundan değil, kendi katıldıkları suçtan sorumludur.
Örgütten ayrılan kişi cezadan kurtulabilir mi?
TCK m. 221 bunu düzenler. Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildiren üye hakkında cezaya hükmolunmaz. Gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti hakkında bilgi veren kurucu, yönetici, üye veya yardım eden hakkında da örgüt suçundan ceza verilmez; bilgiler yakalandıktan sonra verilmişse cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır. Etkin pişmanlıktan yararlanan kişi hakkında bir yıl denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur.
Suç örgütü davasına hangi mahkeme bakar?
Kural olarak asliye ceza mahkemesi. TCK m. 220 kamu barışına karşı suçlar arasında yer alır ve 5235 sayılı Kanun m. 12'nin cezadan bağımsız olarak ağır cezaya verdiği suçlar listesinde bulunmaz. Aynı Kanun'un 14. maddesi uyarınca görev belirlenirken ağırlaştırıcı nedenler gözetilmeksizin kanundaki üst sınıra bakılır ve m. 220/1'in üst sınırı on yıldır. Uygulamada örgüt davaları çoğu zaman yağma gibi ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla birlikte açılır; bu durumda CMK m. 9 uyarınca davalar birleştirilerek ağır ceza mahkemesinde görülür.
Örgüt suçlarında dava zamanaşımı kaç yıldır?
Fıkraya göre değişir. Örgüt kurma ve yönetmede cezanın üst sınırı on yıl olduğundan TCK m. 66/1-d uyarınca olağan dava zamanaşımı on beş yıldır. Örgüte üye olmada, örgüte yardım etmede ve propagandada üst sınır beş yılı aşmadığından m. 66/1-e uyarınca süre sekiz yıldır. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa süre m. 67/4 gereği en fazla yarısına kadar uzar; Yargıtay kararlarında üyelik için bu süre on iki yıl olarak uygulanmaktadır. Örgütün silahlı olduğu dosyalarda ise TCK m. 66/3 gereği nitelikli hâl de hesaba katılır ve üyelikte olağan süre on beş yıla çıkar.
Örgüt suçundan zarar gören kişi davaya katılabilir mi?
Yargıtay 11. Ceza Dairesine göre örgüt kurma ve örgüte üye olma suçlarından açılan davalarda katılanların CMK m. 237/1 uyarınca katılma hakkı ve m. 260/1 gereği bu suçtan kurulan hükümleri temyiz yetkisi bulunmaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi de suçtan zarar görmenin doğrudan doğruya zarar görme anlamına geldiğini, dolaylı zararların katılma hakkı vermediğini belirterek Hazine ve bakanlıkların örgüt suçlarına katılamayacağına karar vermiştir. Bunun nedeni bu suçun mağdurunun kamu barışı olmasıdır.
Örgüt suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün mü?
Hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis olması gerekir ve kararı mahkeme verir; denetim süresi beş yıldır. Alt sınırı iki yıl olan örgüte üye olma ile alt sınırı bir yıl olan propaganda suçunda bu eşiğe inilebilir. Alt sınırı beş yıl olan örgüt kurma ve yönetme suçunda ise verilecek ceza eşiğin üstünde kalacağından mümkün değildir. Cezanın ertelenmesi de aynı iki yıllık sınıra tabidir.
Dosyanız nerede olursa olsun
Muğla Adliyesi ile Bodrum, Marmaris ve Milas gibi ilçe adliyelerindeki dosyalarda Menteşe'den, Fethiye Adliyesi ile Seydikemer, Dalaman ve Ortaca'daki dosyalarda Fethiye'den bizzat müdafilik ve vekillik üstleniyoruz. Türkiye'nin başka bir ilinde yürüyen soruşturma ve davalarda da dosya takibi ve hukuki danışmanlık veriyoruz.
Diğer suç rehberleri
- Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu (TCK m. 245)
- Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu (TCK m. 170)
- Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu (TCK m. 179)
- Uyuşturucu madde imal ve ticareti suçu (TCK m. 188)
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu (TCK m. 191)
- Mühür bozma suçu (TCK m. 203)
Bu site mesleki faaliyet hakkında bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.